PİRHA- IŞİD’in 3 Ağustos 2014’te Şengal’de yaptığı Ezidi Katliamı’nın 11. yıl dönümü dolayısıyla yazılı açıklama yapan FEDA ve DAKB, “Êzidîlerin direnişi sadece kendi halklarını değil, insanlık onurunu da savunmuştur. Bu barbarlığa karşı sessiz kalanlar da katliamın suç ortağıdır, tarih önünde sorumludur” dedi.
3 Ağustos 2014’te DAİŞ çeteleri tarafından gerçekleştirilen Şengal saldırısının üzerinden 11 yıl geçti. Binlerce Êzidî’nin katledildiği, kadın ve çocukların kaçırılarak köleleştirildiği bu vahşetin izleri hala silinmedi.
Katliamın yıl dönümünde Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) ve Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB) yazılı açıklama yayımladı.
“EZİDİ KADINLAR HEDEF ALINDI”
Yapılan açıklamada Êzidî kadınlarının hedef alınarak kadınların köleleştirildiğine ve çocukların savaş aracı haline getirildiğine vurgu yapıldı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Bin yıllardır inançlarını onurla yaşatan, her türlü baskıya, dışlanmaya ve zulme karşı baş eğmeyen tarihin en kadim halklarından olan Ezidiler, tarihin en büyük direnişiyle bu soykırıma karşı direndiler. Çünkü onlar yalnızca bir halk ya da inanç değil, insanlık onurunun ve direnişin simgesi olmuşlardır.
Bu soykırım saldırısını yapan DAİŞ çeteleri özellikle Ezidi kadınlarına yoğun bir baskı yapmışlardır. Çünkü Êzidîler de kadınlar hayatın taşıyıcısı, hafızası, kökü ve kültürüdür. Kadın ile erkek, bir bütünün eşit parçalarıdır. Kadınlara saldıran DAİŞ çetesi böylece Ezidi’lerin bütün değerlerini parçalamak istemiştir. Bu vahşet, dünyanın gözleri önünde yaşandı.
DEVLETLERİN SESSİZ KALIŞINA TEPKİ
Üç maymunu ustalıkla oynayan devletlerin sessizliği, bu insanlık suçuna ortaklık anlamına geldi. Êzidî halkı, Şengal Dağı’na sığınarak öz savunmasını kurdu. Rojava’da özgürlük mücadelesi veren YPG savaşçılarıyla birlikte, tarihî bir direniş sergiledi. Bu direniş sadece bir halkın varlığını korumadı, tüm mazlum halklara umut aşıladı.
Biz Alevîler de tarih boyunca benzeri acıları yaşadık. Bugün Suriye’deki Alevîler ve Dürzîler, DAİŞ artığı çetelerin saldırılarıyla bir soykırım yaşamaktadırlar. Bu nedenle Êzidî halkının yaşadığı acı, bizim de acımızdır; onların direnişi, bizim de onurumuzdur.
FEDA ve DAKB olarak, Êzidî halkının yanında olduğumuzu bir kez daha ilan ediyoruz. 74. Ferman’ı ve kaybettiklerimizi unutmadık, unutturmayacağız! Êzidî kadınlarının izini sürmeye, hakikatlerini dile getirmeye ve onların sesi olmaya devam edeceğiz. Direnişin öncüsü YPG savaşçılarına saygılarımızı sunuyor, bu barbarlığa karşı direnen tüm halkların mücadelesini selamlıyoruz. Bugün ne Alevîler Hak’tan döndü ne de Êzidîler Laleş’ten vazgeçti.”
PİRHA-IŞİD’in 3 Ağustos 2014’te Şengal’de yaptığı Ezidi Katliamı’nın 11. yıl dönümü dolayısıyla yazılı açıklama yapan DAD Kadın Meclisi, “Bizler Alevi inancının ve kadın iradesinin taşıyıcılar olarak biliyoruz ki; her katliam bir hatırlama sorumluluğudur. Êzidî kadınlarının başlattığı örgütlenme, özsavunma ve direniş mücadelesi bizim de yolumuzu aydınlatmaktadır” dedi.
3 Ağustos 2014’te IŞİD çeteleri tarafından Şengal’de 5 binden fazla Ezidi katledilmiş, çoğu kadın ve çocuk olmak üzere binlerce Ezidi kaçırılmıştır. Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Kadın Meclisi, Ezidi halkına yönelik gerçekleştirilen saldırıya ilişkin açıklaması yaptı.
“ÊZİDÎ KADINLAR HALA ÖZGÜRLÜK VE ADALET MÜCADELESİNDE”
Êzidî halkının yaşadıklarının 21. yüzyılın en ağır insanlık suçlarında biri olarak hafızalara kazındığını belirten DAD Kadın Meclisi, şunları söyledi:
“Şengal hâlâ yaralı. Êzidî kadınlar hala özgürlük ve adalet mücadelesinde. Kadim bir halkın, bir inancın, yaşadığı onlarca katliama bir yenisi daha eklendi. Bir kez daha DAİŞ çeteleri eliyle bir soykırım yaşandı. Binlerce erkek katledildi, binlerce kadın ve çocuk kaçırıldı, köle pazarları kurulup satıldı, tecavüze uğradı. Zorla din değiştirmeye zorlandı. Êzidî halkının yaşadığı bu vahşet 21 yüzyılın en ağır insanlık suçlarında biri olarak hafızalara kazındı.
“HESABI VERİLMEMİŞ HER SOYKIRIM GİRİŞİMİ BİR SONRAKİNİN HABERCİSİ OLMUŞTUR”
Yapılan açıklamada katliamda kaybedilenler saygıyla anılırken, “Direnişlerini selamlıyoruz. Suriye’de yaşanan Arap Alevi soykırımını, Dürzi soykırımını kınıyoruz. Biliyoruz ki yüzleşilmemiş, hesabı verilmemiş her soykırım girişimi bir sonrakinin habercisi olmuştur. Her gün tehditle yüz yüze kalan Rojava’daki Kürt, Arap, Süryani, Ermeni, Hristiyan kadınlarının, çocuklarının, halkların demokratik, özgür, eşit ortak yaşam direnişini destekliyoruz” denildi.
“ÊZİDÎ KADINLARININ BAŞLATTIĞI MÜCADELE BİZİM DE YOLUMUZU AYDINLATMAKTADIR”
Katliamın faillerinin gerçek anlamda yargılanmadığını belirten DAD Kadın Meclisi, şu ifadelere yer verdi:
“Şengal’de yaşanan Êzidî soykırımı; kapitalist modernitenin Ortadoğu’daki politikalarıyla, ulus devletlerin sessizliğiyle ve erkek egemen savaş düzeninin kadın karşıtı yüzü ile birleşerek gerçekleşti. Katliamın failleri gerçek anlamda yargılanmadı.
Bizler Alevi inancının ve kadın iradesinin taşıyıcılar olarak biliyoruz ki; her katliam bir hatırlama sorumluluğudur. Êzidî kadınlarının başlattığı örgütlenme, özsavunma ve direniş mücadelesi bizim de yolumuzu aydınlatmaktadır. Onların kurduğu kadın meclisleri, akademiler,t oplumsal yapıların yanında durmak, dayanışmayı büyütmek bizim için bir inanç ve vicdan borcudur.”
PİRHA-DEM Parti, KDP politikaları nedeniyle Êzidîlerin yeni bir katliamla karşı karşıya olduğunu açıkladı. Konuya ilişkin açıklamada “IŞİD’in Êzidî halkına yönelik katliamlarına seyirci kalanlar, yeni bir soykırıma göz yumarsa bu suça ortak olacaktır. Timsah gözyaşları vicdanları temizlemez” denildi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Merkez Yürütme Kurulu, maruz kaldıkları tehditler nedeniyle KDP kamplarından kaçan Êzidîlerin durumuna ilişkin yazılı açıklama yaptı.
“ÊZİDÎ HALKI, YOK EDİLME RİSKİYLE KARŞI KARŞIYA BIRAKILIYOR”
DEM Parti, Êzidî halkının tarih boyunca 73 kez katliama uğradığını, bugün yeniden KDP’nin organize ettiği vahim bir katliam tehdidiyle karşı karşıya bulunduğunun altını çizdi. Yapılan açıklamada, “Bu kadim halk, bir kez daha sahte algılar ve tehlikeli söylemlerle yok edilme riskiyle karşı karşıya bırakılıyor. IŞİD’in kanlı saldırılarıyla hedef alınan, katledilen, köleleştirilmeye çalışılan Êzidîler, şimdi de eski bir peşmerge olan Kasım Şeşo’nun açıklamalarıyla radikal unsurların hedefi haline getirilmektedir. Barzani yönetiminin eliyle başlatılan bu tehdit, sistematik bir etnik ve inançsal temizliğe zemin sunuyor. Şengal’in 73. Fermanı sonrası uygulamaya konulan Êzidîleri yurtlarından koparma ve soykırımı tamamlama projesi, bugün yeniden hayata geçirilmek isteniyor” denildi.
“KDP, DOĞACAK YENİ BİR KATLİAMIN BAŞ SORUMLUSU OLACAKTIR”
“On yılı aşkın süredir kapanmayan ferman yarası, yeni bir ferman, zorunlu göç ve pogromla derinleştiriliyor” diyen DEM Parti açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Şengal Katliamında binlerce kişi hayatını kaybetmiş ve yüz binlerce kişi yurdundan sürülmüştür. Katliamdan kurtulan 150 bine yakın Ezidî ise Federe Kürdistan Bölgesi’nde insanlık dışı koşullarda yaşamakta ve çadır kentlerde mahsur bırakılmaktadır. Erbil’deki yönetim, Ezidîleri zor koşullarla terbiye ederek onları yurt dışına kaçmaya zorluyor. Bu süreçte 100 binden fazla Êzidî, Batı ülkelerine sığınmak zorunda kalmıştır. Geri kalanlar ise son günlerde Zaxo’da camilerde verilen fetvalarla yeni bir katliam fermanının hedefi haline getirilmektedir. KDP’nin kontrolündeki kamplarda kalan binlerce Êzidî, tehditler nedeniyle çaresizlik içinde Şengal’e geri dönmeye çalışmaktadır.
Êzidîler, her saldırıda topraklarından koparılmış, dünyanın dört bir yanında yasaklı bir halk haline getirilmiştir. Gerçek dışı iddiaların aksine, Êzidîler yüzyıllardır Kürdistan ve Ortadoğu’da barışa inanmış, inanç ve kültürlerini yaşatmaktan başka bir amaç gütmemiştir. Ancak buna rağmen, bu kadim etno-inanç her dönemde soykırım tehdidiyle yüz yüze kalmıştır. Öte yandan Şengal’e yönelik artan operasyon tehditleri yeni bir fermanın kapısını aralamaktadır. IŞİD’in katliamları sırasında Êzidî halkını kaderine terk eden ve savunmalarını engelleyen KDP, doğacak yeni bir katliamın baş sorumlusu olacaktır.”
“BU ZULME KARŞI SESSİZ KALMAYALIM!”
KDP ve Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ni uyaran DEM Parti, “Bu tehlikeli oyunu derhal durdurun. Kürt halkı, geçmişte olduğu gibi bugün de Êzidîlerin kendi topraklarında güven ve barış içinde yaşama hakkını savunacaktır” dedi.
DEM Parti, ayrıca uluslararası topluma da çağrı yaparak, “IŞİD’in Êzidî halkına yönelik katliamlarına seyirci kalanlar, yeni bir soykırıma göz yumarsa bu suça ortak olacaktır. Timsah gözyaşları vicdanları temizlemez. Özellikle halkımızı bu tehditlere karşı duyarlı olmaya çağırıyoruz. Partimiz, Êzidî halkının yaşam hakkını, topraklarında özgürce yaşama ve kendini yönetme hakkını savunmaya kararlılıkla devam edecektir. Bu zulme karşı sessiz kalmayalım. Hep birlikte sesimizi yükseltelim ve bu insanlık suçuna dur diyelim” ifadelerini kullandı.
PİRHA-“Ezidi Soykırımını ve Kadınlara Yönelik Katliamları Unutmadık, Unutmayacağız” diyerek bir araya gelen DEM Parti Kadın Meclisi açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, “Ezidi kadınlar IŞİD çeteleri tarafından savaş ganimet olarak görüldü. Kadınlara yönelik cins kırımının tekrarlanmaması için mücadelenin yükseltilmesi gerektiğini belirtiyoruz. 3 Ağustos günü, ‘Kadın Kırımı ve Soykırıma Karşı Uluslararası Eylem Günü’ ilan edilmesi için çağrımızı tekrarlıyoruz” denildi.
3 Ağustos 2014’te IŞİD çeteleri tarafından Şengal’de 5 binden fazla Ezidi katledilmiş, çoğu kadın ve çocuk olmak üzere binlerce Ezidi kaçırılmıştır. DEM Parti Kadın Meclisi, Ezidi halkına yönelik gerçekleştirilen saldırıya ilişkin basın açıklaması yaptı.
“Ezidi Soykırımını Ve Kadınlara Yönelik Katliamları Unutmadık, Unutmayacağız” diyerek bir araya gelen kadınlar ” Savaşa hayır, barış hemen şimdi”,”Kadınlar barışta ısrar ediyor”,”Jin, jiyan, azadi” sloganları attı.
Sakarya Caddesi’nde yapılan açıklamada, basın metnini DEM Parti Ankara İl Eş Başkanı Tatlıgül Gül okudu.
“DAHA ÖNCEKİLERDE OLDUĞU GİBİ 74. FERMANDA DA İLK HEDEF KADINLAR OLDU”
Soykırımda binlerce Ezidî kadın çocuk katledilirken yine binlerce kadının cinsel şiddet ve işkencenin her türlüsüne maruz kaldığını belirten Tatlıgül Gül, “Kadınlar köle pazarlarında satıldı. Ve yine 2 bin 700 Êzidî kadının akıbeti ise hala bilenmemektedir. IŞİD çeteleri eliyle 3 Ağustos 2014 tarihinde Ezidi halkına yönelik gerçekleştirilen soykırım geçmişte gerçekleştirilen kırımları tamamlamak üzerinden yapılmıştır. Sadece Ezidi halklar, kadınlar katledilmedi. Evler talan edildi, kutsal yerler hedef alındı, mezarlar tahrip edildi ve bir bütün toplum katledildi. Katliamdan sağ kurtulanları ise zorla göçertilerek buranın insansızlaştırılması amaçlanmıştı. Daha öncekilerde olduğu gibi 74. Fermanda da ilk hedef kadınlar oldu. Êzidî kadınlar IŞİD çeteleri tarafından savaş ganimet olarak görüldü” dedi.
“ÇETELER, BAŞTA TÜRKİYE OLMAK ÜZERE FARKLI ÜLKELERE ÊZİDÎ KADINLARI VE ÇOCUKLARI KAÇIRDI”
Siyasi iktidarların bu çeteleri durdurmaya yönelik tek bir girişimde bulunmadığının altını çizen Gül, şunları söyledi:
“Çeteler, başta Türkiye olmak üzere farklı ülkelere Ezidi kadınları ve çocukları kaçırdı. Kamuoyuna yansıyan bilgiler, hukuki süreçler bunun en açık göstergesidir. Son olarak hala Ankara’da IŞİD’li bir ailenin Ezidi bir kız çocuğunun alıkoyması davası hala devam etmektedir. Yine bu çeteler Amed’de, Ankara’da, Suruç’ta, Antep’te birçok katliam gerçekleştirmiş onlarca canımızı almışken bu katliamın arkasındaki karanlık güçler açığa çıkarılmamış, katliamların yaşanmaması için yeterli tedbirleri almayan siyasi sorumlular hiçbir şekilde hesap vermemiştir. Tam tersine IŞİD’in katliam gerçekleştirdiği bu kentlerde yaşayan halklarla dayanışma gösterenler, Kobanî’de yaşanan katliama karşı mücadele eden kadınlar Kobanî Kumpas Davalara ile cezalandırmak istemiştir.
Ülkedeki erkek egemen siyasi iktidarının politikaları geçmişte olduğu gibi bugünde Kürt halkına ve kadınlara düşmanlık üzerinden devam etmektedir. Şengal’de, Rojava’da bugün bombalar yağdırması da bunun en büyük kanıtıdır. Yine ‘güvenlik’ adı altında Federe Kürdistan bölgesine bağlı Kürt halkının yaşadığı köylerin zorla boşaltılması ve buraların insansızlaştırılmasının temelinde de yine bu düşmanlık vardır. Rojava’da, Şengal’de kadınlar öncülüğünde örülen yeni eşit ve özgür yaşama tahammülsüzlük vardır.”
Birleşmiş Milletlerin alt kurumları dahil 15’e yakın ülke ve Avrupa Partlementosunun bu katliamı soykırım olarak tanıdığını belirten Tatlıgül Gül, 3 Ağustos 2014 tarihinde Şengal de IŞİD çeteleri eliyle gerçekleştirilen bu katliamın Türkiye tarafından da soykırım olarak tanısı gerektiğini belirtti. Gül, şunları ekledi:
“Savaştan beslenen kapitalist erkek egemen iktidarların ulus-devlet mantığına karşı bugün Şengal’de Rojava’da kadınlar öncülüğünde inşa edilen yeni yaşam tüm halklara alternatif bir model sunmuştur. Bugün Şengalli, Rojavalı kadınlarla dayanışmayı büyütmek eşitlik ve özgürlükleri esas alarak örülen yeni yaşamı savunmak hepimizin sorumluluğundadır. Şengal’de örülen bu yaşamı savunmak kadın özgürlük mücadelesini savunmaktır. Kürt halkına ve onun değerlerine saldıranlara karşı eşit ve özgür bir yaşamda ısrar etmektir. Savaş baronlarına karşı savaş karşıtı en geniş kadın cephesinde buluşmaktır.
Ortadoğu’da yükselen kadın özgürlük mücadelesi karanlık güçler, işbirlikçi çeteler eliyle yürütülen bu savaş siyaseti ile soykırım politikalarıyla sindirilemeyecek kadar büyük bir mücadeledir. Êzidî kadınların direnişi bunun en büyük kanıtıdır. Kadınlara yönelik cins kırımının tekrarlanmaması için mücadelenin yükseltilmesi gerektiğini belirtiyoruz. 3 Ağustos günü, ‘Kadın Kırımı ve Soykırıma Karşı Uluslararası Eylem Günü’ ilan edilmesi için çağrımızı tekrarlıyoruz.”
“BUNCA KAYIP ÇOCUĞUN, KADININ AKİBETİ NE OLACAK?”
DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan ise “Yalnızca 74’le sınırlı olmayan, Ezidi Kürtlerin yaşadığı yüzlerce katliamla karşı karşıya gelmiş, buna mağruz bırakılmış ve buna karşı da oluşması gereken uluslararası destek ve dayanışmanın oluşmadığı bir günün yıldönümündeyiz. Üzerinden 10 yıl geçti bırakın yüzleşmeyi, Türkiye’de hala IŞİD tarafından rehin tutulan, köle pazarlarında satılanlar var. Çok ciddi iddialar var, öncelikle bu iddiaların neden ortaya atıldığı, bunların neden özellikle Ankara’da yapıldığı ve neden Ankara’nın böyle bir şüphe ile yaşamak istediği gibi soruların yanıtlanması gerek. Tam da bugün bir kez daha hatırlatıyoruz; bugün evet bir kadın kırımının yıldönümü, evet bir cins kırımının yıldönümü ama bunu tanınması, kabul edilmesi gerek. Ama bunu sadece soykırım olarak tanımlamak da yetmez. Hala kayıp binlerce Ezidi çocuktan bahsediyoruz, hala kayıp binlerce Ezidi kadından bahsediyoruz. Hala kendi topraklarına nasıl dönecekleri, nasıl yaşayacakları meçhul binlerce Ezidi’den bahsediyoruz. Bunca kayıp çocuğun, kadının akibeti ne olacak?
“BİZ KADINLAR BU KATLİAMI UNUTTURMAYACAĞIZ!”
Onların kaybolmasına neden olanlar, bu suça bir şekilde iştirak edenler, bu soykırımı görmezden gelenler bilsinler ki biz bunu unutturmayacağız. Biz kadınlar bunu unutturmayacağız. Şengal çok uzak bir cografya olarak geliyor olabilir ama öyle değil. Ezidi kadınlar ve Ezidi kadınların yaşadıkları, kadın kırımına, cins kırımına ve soykırıma karşı mücadele eden herkesin ortak mücadele etmesi gereken çok önemli bir soykırım. Eğer tarihte bu yaşananlar ile ilgili ortak mücadele hattını genişletmez ve burada sesleri çoğaltmazsak, bunları unutturmak isteyenleri yalnızca sessizliğimiz ile güçlendirmiş oluruz. Onları güçlendirmemek, bu katliamların hesabını sormak, kayıp Ezidi kadınları bulmak, bu çocukların akibetlerine ilişkin ortak bir mücadele de buluşmak bugün kadın kırımı ve ve cins kırımı mücadelesi açısından çok değerli bir anlam taşıyor” diye konuştu.
PİRHA – Şengal’de Ezidilere yönelik IŞİD çetelerinin yaptığı katliamın 3 Ağustos’ta 9. yılı. Ezidi Sosyolog Azad Barış, “Bizim için bu coğrafya bir cehennem! Bize neden bu kadar düşmansınız?” diye sordu. Barış, “Bu soykırımın üzerinden 9 yıl geçti. Bu katliamın, soykırımın Türkiye parlamentosunda bir jerosit (soykırım) olarak kabul edilmesi için girişimlerde bulunacağız” dedi.
IŞİD çeteleri tarafından Ezidilere yönelik yapılan katliamın 9. yılı. IŞİD, 3 Ağustos 2014’te Ezidilerin ana yurdu olan Şengal’e saldırdı. Saldırılarda 2 bin 213 Ezidi katledildi, 390 binden fazlası yerinden edildi, 7 bini kaçırıldı.
Ezidi Sosyolog Azad Barış, Şengal’de Ezidilere yönelik IŞİD katliamının 9. yıl dönümü dolayısıyla PİRHA’ya konuştu.
Ezidi soykırımının iktidar yanlısı gruplara cesaret verdiğini belirten Barış, Ezidiler’in hem katliama uğrayıp hem de korucular tarafından evlerine el konulması gibi birçok zulüm ile karşı karşıya kaldıklarını da kaydetti. Barış, Ezidi halkına yönelik hava saldırıları konusunda açılan ilk dava olma özelliği taşıyan Türkiye’nin Irak’ta bir hastaneye düzenlediği hava saldırısının BM’ye şikayet edilmesi davası üzerine de konuştu.
“BU BİR SOYKIRIMDIR”
Azad Barış, 2014 yılında Şengal’de Ezidilere yönelik IŞİD katliamının sıradan bir saldırı olmadığını, örgütlü olduğunu dile getirerek, “Bir soykırımdır ve soy-kütüksel olarak bizleri ortadan kaldırmak için yapılan bir kurgudur. Türkiye başta olmak üzere İran’ından, Suudilerine, Katar’ına kadar herkes bu işin içindedir. Çünkü tek tipleştirmek istiyorlar. Biz de bunu reddediyoruz. İşte bugünü böyle anlıyor, böyle hatırlıyoruz. Bir daha olmasın diye kendimizi öz gücümüzle savunacağız” dedi.
Ezidilerin mallarına, mülklerine el koyma girişimlerinin, maruz kaldıkları bunca katliamın bir devamı aynı zamanda bir dışa vurumu olduğunu ifade eden Barış, “Eğer Ezidiler’in tarihi olarak geçen ferman ve sürgünlerin önüne geçilmiş, bir yüzleşme olmuş olsaydı ve inançsal olarak da toplumlar arasında bir helalleşme olmuş olsaydı en azından bu zebanilerin bu tür girişimlerini engelleyebilirdik” ifadelerini kullandı.
“Bu sürekli devam ettiği ve normal bir süreçmiş gibi karşılandığından dolayı sadece Şengal’de, Irak’ta, Rojava’da, Afrin’de olanlarla sınırlı kalmıyor. Bu dalga dalga her yere yayılıyor. Onun için de cihatçıların bu girişiminden, bu soykırımından destek alınarak bizim geride kalmış olan mallarımıza, mülklerimize el konuluyor. Ve bu sözüm ona uluslararası protokollere, anlaşmalara imza atmış bir hukuk devleti olan Türkiye’de oluyor. Yani Türkiye, cihatçıların bir lojistik merkezi haline geldi. Şengal’de alıkonulmuş kadınların, çocukların birçoğu hala Türkiye’de. Davalar var istiyoruz, peşine düşüyoruz ancak vermiyorlar.”
“BİZİM İÇİN BU COĞRAFYA BİR CEHENNEMDİR”
Anadolu ve Mezopotamya’nın Ezidiler için bir cehennem olduğunu söyleyen Barış, Türkiye’ye kendi tarihiyle yüzleşme çağrısında bulundu. Barış şunları kaydetti:
“Buradaki hukuka güvenmiyoruz. Buradaki komşulara güvenmiyoruz. Topraklarımızı gittiğimizde kirvelerimize verdik. Geri geldiğimizde bütün kirvelerimiz yılan gibi oldu, soktu bizi. Şengal’de de öyleydi. Bize ilk bıçağı sokan kirvelerdi. Bin yıldır bir Mezopotamya, Akdeniz, Anadolu dayanışmacılığıyla, ruhuyla, mozaiğiyle, kardeşliği yaşamıştık. Ne yazık ki öyle olmadığını gördük. Yani bu Anadolu, Mezopotamya sanıldığı gibi halkların ya da tarihin beşiği değil. Halkların bahçesi değil, halkların mezarıdır. Halkların tabutudur. Bizim için bu coğrafya bir cehennemdir. Onlara çağrımız kendi tarihleriyle yüzleşmeleridir. Eğer yapmazlarsa bizim ellerimiz yakalarında olacak.”
“NEDEN BİZE BU KADAR DÜŞMANSINIZ”
Dünyanın birçok parlamentosunda Şengal Katliamı’nın bir soykırım olarak kabul gördüğünü, 1980’lere kadar 50 bin Ezidi vatandaşı olan Türkiye’nin ise bunun karşısında üç maymunu oynadığını söyleyen Barış, “Üstelik Türkiye sürekli bombalıyor. Gerekçe ise Ezidileri kendi tanımıyla terörizmle ilişkilendirmeleri. Bu kadar mazlum bir halk resmen kasaplar korosuyla bıçaklar bilenerek kesilmiş. Neden bu kadar bize düşmansınız? Lobimiz olmadığı için mi, finans kapımız güçlü olmadığı için mi? Dolayısıyla Türkiye burada suç işlemiştir ve yaşanan trajedinin içinde de payı vardır. Ve kendisiyle yüzleşip süreci yeniden değerlendirmesi gerekiyor” dedi.
“KÜRESEL OLARAK TÜRKİYE SAVUNMA YAPMAK ZORUNDA”
Türkiye’nin Irak’ta bir hastaneye düzenlediği hava saldırısının BM’ye şikayet edildiğinin hatırlatılması üzerine Ezidi halkına yönelik hava saldırıları konusunda açılan ilk dava hakkında da konuşan Azad Barış, şunları dile getirdi:
“Şimdi bu davanın da BM’ye intikal etmesiyle beraber küresel olarak da Türkiye artık savunma yapmak zorundadır. Çünkü suçludur. Bizim bütün amacımız bu katliamların tekrarlanmamasıdır. Bütün devletlere Ezidiler’in inançlarına, kültürlerine, kendini savunma haklarına saygı duyun ve yaşananlarla yüzleşin çağrımız vardır. En azından bu soykırımın üzerinden 9 yıl geçmiş olmasına rağmen Türkiye parlamentosunda kabul edilmesini talep ediyorum. Bu katliamın, soykırımın Türkiye parlamentosunda bir jerosit (soykırım) olarak kabul edilmesi için de girişimlerde bulunacağız.”
PİRHA – Alman Federal Meclisi, Êzidîlere yönelik soykırımı kabul eden yasa tasarısını kabul etti.
IŞİD’in Ezidilere yönelik işlediği katliamların soykırım olarak tanınması için hükümet partileri Sosyal Demokrat Parti (SPD), Yeşiller ve Hür Demokrat Parti (FDP), ana muhalefet partisi Hıristiyan Birlik Partileri’nin (CDU/CSU) ortaklaşa hazırladığı karar tasarısı için Federal Meclis’te özel oturum gerçekleşti.
Êzidî temsilcileri ve dini önderlerinin katıldığı oturumu yöneten Federal Meclis Başkan Yardımcısı Katrin Göring-Eckardt, Meclisteki Êzidîleri selamladı. Daha sonra teker teker söz alan Federal Meclis’te grubu bulunan partilerin temsilcileri, tasarıya desteklerini belirterek, “Böyle bir karar için Meclis geç bile kaldı” görüşünü belirtti. Sol Parti Grubu ise Êzidîleri kurtaran YPG’ye tasarıda yer verilmemesini eleştirdi ve Türk devletinin Şengal’e yönelik saldırılarının son bulmasını istedi.
“ÊZİDÎLERLE EMPATİ KURACAĞIZ”
Yeşiller Partisi Parlamenteri Max Lucks, Şengal’in güvenliği olmadığı için Êzidîlerin topraklarına dönemediğini belirterek Türkiye ile İran’ın bölgeye yönelik saldırılarını işaret etti. Lucks, “Bu karar tasarımız Şengal’in güvenliğinin sağlanması açısından da önemli” diye konuştu. CDU/CSU Grubu adına konuşan Michael Brand “Bugünkü kararımızla soykırım tehdidi altında bulunan Êzidîlerle empati kuracağız” dedi.
IŞİD çetelerinin 2 Ağustos 2014’te Êzidîlere yönelik başlattığı soykırımın hâlâ hafızalarda olduğunu belirten SPD Grubu adına konuşan Derya Türk-Nachbaur ise geçtiğimiz günlerde bir heyetle Irak’a yaptığı ziyaretteki izlenimlerini aktardı. Soykırımın üzerinden 8 yıl geçmesine rağmen Êzidîlerin kamplarda tutulduğuna ve topraklarına dönemediğine dikkat çeken Türk-Nachbaur, Irak hükümetinin, Êzidîlerin yaşadığı sorunlara acil çözüm bulmasını istedi.
İnsanlık suçlarının cezasız kalmaması gerektiğini ifade eden Türk-Nachbaur, “Az da olsa bugünkü kararımızla adaletin yerine gelmesini sağlayacağız. Gerçek bir adalet ise suçluların cezalandırılması, Êzidîlerin topraklarına dönerek özgürce yaşamasıyla gerçekleşecek. Bundan dolayı bugün alacağımız karar bir kilometre taşı olacak” dedi.
“DAİŞ ÇETELERİ CEZALANDIRILMALI”
AfD Grubu adına söz alan Martin Sichert ise Almanya’ya gelip iltica talebinde bulunan IŞİD çetelerine yönelik yeterince soruşturma ve takibin gerçekleşmediğini ifade etti. Yeşiller Partisi’nin 2014’te DAİŞ çetelerinin destekleyen Türk devletine destek verdiğini belirten AfD’li Sichert, “Êzidîler 74 kez soykırımdan geçirildi, bizim yapmamız gereken onları 75. soykırımdan kurtarmaktır” dedi.
FDP Grubu adına konuşan Peter Heidt ise Federal Meclis’in bugün gündemine aldığı kararla, Êzidîlere yönelik gerçekleşen soykırım karşısında yıllardır sergilenen sessizliğe son verildiğini ifade etti. Parlamenter Heidt, Almanya’ya sığınan Êzidîlerin dışlanıp ötekileştirilmemesi için çalışmalar yürütülmesi gerektiğini belirtti.
“FEDERAL MECLİS İÇİN TARİHİ BİR GÜN”
Sol Parti Grubu adına söz alan Sevim Dağdelen ise “Bugün Federal Meclis için tarihi bir gündür. Bizler Sol Parti grubu olarak yıllardır Êzidîlere yönelik soykırımın tanınması için mücadele ettik. Fakat ne yazık ki hükümet partileri bizi tasarının dışında tuttu” diye konuştu. Irak ve Suriye’de insanlık suçu işleyen DAİŞ’in Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye tarafından desteklendiğini hatırlatan Dağdelen, devamla “Bu ülkelerin DAİŞ’e verdiği silahlar Almanya’dan gitti. Bundan dolayı bu katliamda Almanya da suç ortağı” dedi.
Hükümet partilerinin hazırladığı taslakta Êzidîleri soykırımdan kurtaran ve Şengal dağına ulaştırarak korumaya alan YPG’nin adının anılmamasına tepki gösteren Sol Partili Dağdelen, “Peşmergeler Êzidîlerin silahlarını toplayıp Şengal’den kaçarken YPG Şengal’e ulaşarak Êzidîleri soykırımdan kurtardı. Ancak bu gerçeğe rağmen YPG’nin taslakta geçmemesi kabul edilemez. Sayın Baerbock, Şengal ve Êzidîlerin korunmasını istiyorsanız bir an önce Türk devletinin uluslararası hukuka aykırı olan saldırılarına dur demeniz gerekir” dedi.
Parti temsilcilerinin konuşmalarının ardından tasarı için oylamaya geçildi. Federal Meclis’te bulunan bütün parlamenterlerin destek verdiği tasarı oy birliğiyle kabul edildi.
PİRHA- 3 Ağustos 2014’de IŞİD tarafından Ezidilere yönelik yapılan katliamın 8. yılı dolayısıyla yazılı bir açıklama yapan Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), “Yeni katliam ve fermanlar yaşanmaması için Êzidîler öz savunma güçlerini kurmuş, demokratik özerk yaşamı inşa etmiş, bu sayede dillerini, kültürlerini ve inançlarını yaşatmanın meşru koşullarına erişmişlerdir” dedi.
3 Ağustos 2014’de IŞİD tarafından Ezidilere yönelik yapılan katliamın 8. yılı. IŞİD’in Şengal’e yaptığı saldırılarda 2 bin 213 Ezidi katledildi, 390 binden fazlası yerinden edildi, 7 bini kaçırıldı.
Yaşanan katliama ilişkin yazılı bir açıklama yapan Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), soykırıma maruz kalan Ezidi halkının yanında olduklarını vurgulayarak, Ezidi halkının bu soykırımdan sonra kendi öz yönetimini kurmasının çok önemli ve anlamlı olduğunu belirtti.
74. Êzidî Soykırımı’nın 8. yıl dönümünde Ezidi halkının hala soykırımla karşı karşıya olduğunu ifade edilen açıklamada şu sözlere yer verildi:
“Êzidîlerin 74. fermandan çıkardıkları en temel ders kendi kendilerini yönetmesi gerektiğinin dersidir. Barbar DAİŞ çeteleri, Şengal’e 3 Ağustos 2014’te saldırarak 74. Êzidî Fermanı’nı gerçekleştirdiler. Êzidî Kürtlere karşı işlenen bu soykırım, 21. yüzyılda insanlığın en büyük ayıbı olarak tarihteki yerini almış bulunuyor. Bu insanlık suçuna dünyanın sessiz kalması, DAİŞ çetelerinin saldırılarına zemin sunmuş, fermanı kolaylayan olmuştur.
“DİRENİŞ SAYESİNDE ÊZİDİ HALKI YOK OLMAKTAN KURTULMUŞTUR”
Soykırımda kaçırılan, katledilen ve köle pazarlarında satılan Êzidî kadınları, çocukları ve halkına yaşatılan bu ağır siyasal ve kültürel soykırıma karşı hala onurlu bir karşı koyuş gerçekleştirilememiş, başta BM olmak üzere uluslararası meşru kurumlar sessiz kalmayı tercih etmişlerdir. Êzidî soykırımına karşı Kürtlerin ve dostlarının direnişi, özveri ve fedakârlıkları sayesinde Êzidî halkını topyekûn ortadan kaldırma girişimleri boşa çıkarılmıştır.
“TÜRKİYE VE BÖLGEDEKİ DEVLETLER ÊZİDİLERİN ÖZ YÖNETİMİNİ DAĞITMAK İSTİYOR”
Bu temelde yeni katliam ve fermanlar yaşanmaması için Êzidîler öz savunma güçlerini kurmuş, demokratik özerk yaşamı inşa etmiş, bu sayede dillerini, kültürlerini ve inançlarını yaşatmanın meşru koşullarına erişmişlerdir. Êzidîler yeni katliam ve soykırımları yaşamamak için inşa ettikleri kendi özyönetim sistemini belli güçler kriminalize etmekte, müdahale ve saldırılarla dağıtmak istemektedirler. Bu anlamda Êzidî soykırımına hala ön alınmış değildir.
“ÊZİDÎLERE YÜKSEK DAYANIŞMA DUYGULARIMIZI İLETİYORUZ”
Dünyanın gözü önünde vahşi ve barbar çetelerin Êzidî Kürt halkına yaşattığı soykırımı lanetliyoruz. Başta BM olmak üzere tüm insanlığı bu jenosidi tanımaya çağırıyoruz. Her sürekten Aleviler olarak Mezopotamya’nın kadim halkı Êzidîlere yüksek dayanışma duygularımızı iletiyor, Şengal’in özerk statüsünün yanında olduğumuzu belirtiyoruz. Tarih boyunca devlet ve iktidar dışı olan inanç mensupları olarak dönemin hakikati olan ortak yaşamda tüm insanlıkla barış içinde bir arada yaşama irade beyanında bulunuyoruz.
FEDA olarak 3 Ağustos 2014 fermanında yaşamını yitirenleri saygı ve minnetle anarken, bulunduğumuz ülke ve bölgelerde birlikte yaşadığımız farklı dinden ve inançtan din insanlarıyla birlikte anma etkinliklerinde olacak, yeni katliam ve soykırımların yaşanmaması için herkesi kendi dilinden, kendi inançsal özgünlükleri esasıyla dua etmeye, dayanışmaya çağırıyoruz. Şengal’de halkımıza yapılan bu barbar katliamı ve jenosidi kınıyor, özgür ve ortak yaşam talebimizi yineliyoruz.
Êzidî Soykırımına Hesap Soralım! Ortak Yaşamda Buluşalım!”
PİRHA-Dersim Kadın Platformu, IŞİD’in 3 Ağustos 2014’te Şengal’de yaptığı Ezidi Katliamı’nın 7. yıldönümü, Antalya’da katledilen Azra Gülendam Haytaoğlu ve Maraş’ta katledilen Emine Gökkız için Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “İktidar, bizim için hayati öneme sahip İstanbul Sözleşmesinden imzayı çekerek kadın katliamlarına zemin hazırlamıştır” denildi.
Dersim Kadın Platformu, IŞİD’in 3 Ağustos 2014’te Şengal’de yaptığı Ezidi Katliamı’nın 7. yıldönümü, Antalya’da katledilen Azra Gülendam Haytaoğlu ve Maraş’ta katledilen Emine Gökkız için Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamasında ‘Şengal’de, Antalya’da, Maraş’ta katledilen kadınlar isyanımızdır’ pankartı açıldı.
Dersim Kadın Platformu adına basın açıklamasını Handan Kahraman Şanlı okudu.
Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri, kadına ve çocuğa yönelik cinsel istismar vakaları artarak devam ettiğini belirten Şanlı, “Her gün yeni bir kadın cinayetine uyanıyoruz. Antalya’da, vahşice Boğularak öldürülen Azra Gülendam Haytaoğlu beş parçaya ayrılıp, valizle ormana gömüldü. İzmir’de öğretmen olarak görev yapan Emine Gökkız tatil için gittiği Maraş’ta dolaşmaya çıkmış ve geçtiğimiz günlerde ormanlık alanda cesedi bulunmuştur. Yine dün ilimizde havuzlu bir kafede 16 yaşında bir çocuk askeri bir personelin tacizine maruz kalmıştır” dedi.
Cinayetlere engel olması gerekenlerin kadını şiddete karşı koruyan yasaları iptal ederek yeni cinayetlere zemin hazırlandığını dile getiren Şanlı, “Her bir cümleleri kadınlara, LGBT+’lara şiddet olarak dönüyor. Erkek şiddetine karşı önlem alınması çağrılarımıza kulak tıkayan iktidar, bizim için hayati öneme sahip İstanbul Sözleşmesinden imzayı çekerek kadın katliamlarına zemin hazırlamıştır. Biz kadınların uzun yıllar mücadelesinin bir kazanımı olan İstanbul Sözleşmesi, kadına yönelik şiddetle mücadelede en etkin yasa iken bunu uygulamayıp kaldırmışlardır. Oysa İstanbul Sözleşmesi, hukuki güvencemizdi. İstanbul Sözleşmesini hedef alıp Sözleşmeden çekilenler kadına yönelik şiddeti teşvik etmişlerdir” dedi.
“TÜM KADINLARI HAKLARIMIZI KORUMAK İÇİN MÜCADELEYE ÇAĞIRIYORUZ”
Bugün IŞİD çetelerinin, Şengal’e saldırısı sonucu binlerce Êzidî’yi soykırıma maruz bırakmasının 7’inci yıldönümü olduğunu hatırlatan Handan Kahraman Şanlı, şunları kaydetti:
“3 Ağustos 2014 tarihinde IŞİD çetelerinin, Şengal’e saldırısı sonucu binlerce Êzidî, soykırıma uğramış, o gün 6000 kadın ve çocuk esir alınmış, 400 bin Êzidî zorla göçertilmiştir. Esir alınan kadın ve çocuklara cinsel işkence uygulanmış, köle pazarlarında para karşılığında satılmış, zorla din değiştirmeye maruz bırakılmıştır. IŞİD çetelerinin özellikle Êzidî kadınlara uyguladığı bu yöntemler, Êzidî kadınların şahsında kadın iradesini teslim alma ve biat ettirme politikasının bir devamıdır. Eşitlik içinde ve şiddetsiz bir yaşam kurma gücünü ellerinde taşıyan tüm kadınları, sözleşmeyi ve mücadeleyle kazanılmış tüm haklarımızı korumak için birlikte mücadeleye çağırıyoruz. Haklarımızdan, hayatlarımızdan ve İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz.”
PİRHA-Demokratik Alevi Dernekleri Kadın Meclisi, IŞİD tarafından yapılan Ezidî Katliamının 7. yılında açıklama yaparak “Ezidi’lere yönelik yapılan katliam, soykırım olarak tanınmalı ve 3 Ağustos, ‘Kadın Kırımı ve Soykırımı Uluslararası Eylem Günü’ olarak tanınmalıdır” çağrısında bulundu.
Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Kadın Meclisi, 3 Ağustos 2014’te yapılan Ezidi Katliamı’nın yıldönümü sebebiyle yazılı açıklama yaptı.
“Güneşten önce uyanıp güneşi doğuran ezidi kadınlara…” başlığı ile paylaşılan basın açıklamasında, “21. Yüzyılın en büyük ve vahşi soykırımı, bundan 7 yıl önce Irak’ın Musul Kenti yakınlarındaki Şengal’de barbar IŞİD tarafından Ezidilere yapıldı” denildi.
“TAVUS KUŞUNUN ÇIĞLIKLARI YANKILANDI!”
DAD Kadın Meclisi, İŞİD’in aynı zamanda büyük bir kadın soykırımı yaptığının altını çizerek şu ifadeleri kullandı:
“3 Ağustos 2014 de gerçekleştirilen ve 73. Ferman olarak adlandırılan bu soykırımda, emperyalist güçlerin de katkısıyla IŞİD, binlerce Ezidi’yi katletti. Aradan 7 yıl geçmesine rağmen yaralar hala sarılmadı.
Kadınlar tecavüze uğradı, köle pazarlarında satıldı, işkence gördü ve hala şu gün olmuş İŞİD’in elinde esir bulunan kadın ve çocukların akıbeti bilinmiyor.
İŞİD, savaş ganimeti olarak köle pazarında satılmayı reddeden 19 Ezidi kadını, demir kafeslere koyup yaktı. 7000 Ezidi kaçırılıp köleleştirildi. 10.000 Ezidi, Müslüman olmayı reddettiği için öldürüldü, hala 3000 Ezidi kayıp.
Çölün ortasında tavus kuşunun çığlıkları yankılandı!
Dağ taş çatladı Ezidi kadın ve çocukların çığlığında ama gözler kör oldu, kulaklar duymadı bu çığlığı. Lakin İŞİD’in karanlığına, barbarlığına yenilmedi bu kadim halk. Ezidi Kürt kadınların büyük bir direniş sergilediği katliamda, saç örgüsünü yarinin mezarına bırakarak öz savunmayı seçti ve özgür yaşamdan yana dillere destan bir direniş sergiledi.
Tüm dünyanın gözü önünde gerçekleşen katliamda, ne yazık ki birçok ülke bunun bir soykırım olduğunu kabul etmedi. Ezidi Kürt halkına yapılan katliamı 7. yılında bir kez daha lanetlerken katledilen canları saygıyla anıyoruz. Ezidi’lere yönelik yapılan katliam, soykırım olarak tanınmalı ve 3 Ağustos, Kadın Kırımı ve Soykırımı Uluslararası Eylem Günü olarak tanınmalıdır.
Şengal’de yaşanan katliamı asla unutmayacak ve unutturmayacağız. Şengal’i unutmak, Kürt halkının yaşadığı acıları unutmak, görmezden gelmektir. Şengal’in kadınlarını ve çocuklarını unutmak, tarihte yaşanan katliamları inkâr etmek demektir. Jin Jiyan Azadi”
PİRHA-HDP Halklar ve İnançlar Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Tülay Hatimoğulları, 3 Ağustos 2014’te gerçekleştirilen Şengal Katliamı’nın yıldönümü nedeniyle açıklama yaptı. Hatimoğulları, Türkiye’nin Ezidi Soykırımı’nı tanıması gerektiğini ifade etti.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Halklar ve İnançlar Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Tülay Hatimoğulları, Êzidî Soykırımının 7’nci yıldönümü sebebiyle yazılı açıklama yaptı.
“Êzidî Soykırımını unutmuyoruz, lanetliyoruz!” denilen metinde, aralarında kadın, çocuk ve yaşlıların da olduğu 5 binden fazla Êzidî Kürt’ün katledildiğine dikkat çekildi. Açıklamada ayrıca binlerce yurttaşın rehin alındığı, yüzbinlerce Êzidînin kadim topraklarını terk etmek zorunda kaldığı, binlerce çocuk ve kadının ise kaçırıldığına vurgu yapıldı.
“EZİDİ HALKININ YANINDAYIZ”
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“IŞİD tarafından gerçekleştirilen bu barbarca saldırı, Êzidîlerin katliamlar ve fermanlarla yazılmış tarihinde ve kolektif belleğinde yeni bir kara sayfa, 74. ferman olarak yer aldı. Mezopotamya’da Êzidîler, tarih boyunca bölgeyi işgal eden güçler tarafından baskılara maruz kalarak, katliamlara uğratıldı. 15 Haziran 2016 tarihinde, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi, IŞİD’in Êzidîlere yönelik soykırım işlediğini deklare etti.
Katliam ve ferman silsilesine karşın, direnerek kendi inançlarını, kültürlerini, varlıklarını koruyan Êzidîler bu toprakların kadim halklarındandır. Türkiye, Êzidî katliamını soykırım olarak tanımalıdır. Şengal’e dönük tehditkâr ve saldırgan politikalardan vazgeçmelidir. Türkiye, katliamın ardından Türkiye’ye göç etmek zorunda kalan Êzidîlerin güven içerisinde yaşamlarını sürdürmeleri sağlamalı, Êzidî kimliğini ve inancını koruyucu önlem ve tedbirler almalıdır. Halen IŞİD’in elinde esir tutulan Ezîdî kadın ve çocukların özgürleşmesi için ciddi adımlar atılmalıdır, bu utanca seyirci kalmaya devam edilmemelidir.
3 Ağustos Şengal Katliamı’nın 7’nci yıldönümünde tarihleri boyunca baskı, zulüm ve soykırım uygulamalarına maruz kalan Êzidî halkının yanında olduğumuzu bu vesile ile tekrar ifade ediyor, IŞİD tarafından hunharca katledilen Êzidîleri saygı ile anıyoruz. Soykırımlara, katliamlara ve insanlık dışı uygulamalara karşı bütün insanlığı mücadele etmeye çağırıyoruz.”
PİRHA-IŞİD’in 3 Ağustos 2014’te Şengal’de yaptığı Ezidi Katliamı’nın 7. yıl dönümü dolayısıyla yazılı açıklama yapan FEDA, “Mezopotamya’nın kadim halkları tarih boyunca devletçi ve iktidarca sistem tarafından katliam ve soykırımlarla ortadan kaldırılmak istenmişlerdir” dedi. Açıklamada, Ezidi ve Alevi inancının doğada bulunan canlı cansız tüm varlıkları bir ve eşit gören anlayışıyla hareket edilmiş olunsaydı, yeryüzünde savaşlar yerine barış egemen olurdu” denildi.
Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), IŞİD’in 3 Ağustos 2014’te Şengal’de yaşayan Ezidi halkına yönelik gerçekleştirdiği saldırıya ilişkin yazılı açıklama yaptı.
Ortadoğu’da ulus devletlerin inşa sürecinde coğrafyanın kadim halklarından Ermeni, Süryani Keldani, Ezidi, Alevi ve Kürtler tüm dünyanın gözü önünde soykırımdan geçirildiği vurgulanan açıklamada, “Kürt, Ezidi ve Aleviler üzerinde katliam ve soykırım kesintisizce sürdürülmüş, bugün de bu kadim inanç sahiplerine soykırım yaşatılıyor. En son 3 Ağustos 2014‘te IŞİD barbarları Sincar’da, Edizi halkına vahşice saldırmış çocuk, kadın, yaşlı ve genç ayrımı yapmaksızın binlerce Ezidi’yi katletmiş, on binlercesini kutsal mekânlarından göçertmiştir. IŞİD, beş bin kadını ve genç kızı, Irak ve Suriye’de denetimlerinde tuttukları bölgelerde oluşturdukları köle pazarlarında kadın tüccarlarına satmış, kutsal mekânlarını ve ibadethanelerini bombalayıp, yakıp yıkmıştır” denildi.
“EZİDİLERİN FARKLI İNANÇ SAHİBİ OLMALARI SOYKIRIMA UĞRAMALARINA NEDEN OLMUŞTUR”
Barbar, vahşi cihadistlerin fail olduğu, devletçi ve iktidarcı sistemin göz yumduğu Ezidi Soykırımı’nın lanetlendiği açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“3 Ağustos 2014 Ezidi toplumunun tarihine 73. Ferman(jenosid) olarak yazılır. Hâlbuki 73 kez jenoside uğrayan Ezidiler, ibadetleri gereğince her sabah Güneş’e dönerlerken 72 millete bir nazarda bakarak tüm insanlık için dua ederler. Tarih boyunca hiç kimseye zararı dokunmayan Ezidiler, kutsal topraklarında kendi inançlarını özgürce yaşamayı istemekle kalmazlar, cümle varlıklarla ortak yaşamı esas almışlardır. Ezidilerde, diğer kadim halklar gibi kutsal mekânlarında ibadetlerini, örf ve adetlerini özgürce yaşamanın meşru ve demokratik istekleri nedeni ile nasıl ki daha önceleri jenoside uğramışlarsa, son radikal cihadist-DEAS(IŞİD) saldırısının nedeni de onların tarihi inançlarını yaşamak ve yaşatmak istemeleridir. Ezidilerin farklı inanç sahibi olmaları ve kendi dinlerinde kalma ısrarları 73 kez soykırıma uğramalarına neden olmuştur. Ezidiler 21. Yüzyılda kendilerine dayatılan İslam dinini kabul etmedikleri için son fermanı yaşamışlardır.”
“EZİDİ VE ALEVİ İNANCIYLA HAREKET EDİLMİŞ OLSAYDI YERYÜZÜNDE BARIŞ EGEMEN OLURDU”
21. yüzyılda bilimsel ve teknolojik gelişmeler çağında, insanlık daha iyi ve daha güzel yaşam arayışı içinde olacağına, kendisine empoze edilen milliyetçilik, dincilik ve cinsiyetçilik nedeni ile öteki ve farklı olana savaş halinde olduğu vurgulanan açıklamada, “Ezidi ve Alevi inancının doğada bulunan canlı cansız tüm varlıkları bir ve eşit gören anlayışıyla hareket edilmiş olunsaydı, yeryüzünde savaşlar yerine barış egemen olurdu. Doğa inancının kendine has kimi farklılıklarına rağmen Ezidi ve Aleviler çokluk içinde birliği esas aldıklarından, farklılıkları bütüne ulaşmanın zorunlu parçaları gördüklerinden yok etmeyi, öldürmeyi değil yaşamayı ve yaşatmayı esas alırlar. Canlı cansız tüm varlıklarla ikrarlı olan Ezidiler, dünyanın gözleri önünde karanlıktan beslenen radikal cihadist barbarlar tarafından soykırıma uğramış, binlerce yıllık insanlık tarihinin hazinesi ve dünya kültür mirası olan kutsal mekânlarını bombalayıp yerle bir etmişlerdir. Barbar ve insanlık düşmanı IŞİD soykırımında kurtulan Ezidiler, hala o korkunç olayın etkisinde, derin siyasal ve sosyal travmalar yaşamaktadırlar. Hiçbir şekilde kendilerini güvende hissetmeyen Ezidiler, yeniden güven içinde kutsal topraklarında meşru statü sahibi olacakları özgür günlerin beklentisi içindedirler” ifadeleri kullanıldı.
PİRHA – Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA)Şengal Katliamı’nın yıl dönümü dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada, katliamı lanetleyerek, DAİŞ tarafından kaçırılan Ezidi Kürt kadınların bir an önce kurtarılması çağrısında bulundu.
Ezidilere yönelik gerçekleştirilen katliamın üzerinden 6 yıl geçti. Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) yaptığı yazılı açıklamayla katliamı lanetledi.
“Şengal’de Êzidî Kürt halkına, özellikle de kadınlarına yapılan bu zulüm çağımızın Kerbelası’dır” denilen açıklamada, Êzidîlerin hep es geçilen bir toplumsal grup olduğu, Ortadoğu’nun tarumar edildiği bugünkü konjonktürde örgütsüz, zayıf, nicelik olarak az ve siyasal manada ‘sahipsiz’ olan birçok toplumsal grup yok olmakla karşı karşıya kaldığına dikkat çekildi.
Açıklamada şunlar belirtildi:
“Êzidîler, Kakailer ve Şebekler bunların başında geliyor. Maalesef yakın tarihte de bu böyle olmuştur. Örneğin; 1915 Ermeni soykırımı olarak tarihe mal olmuştur. Doğrudur Ermeniler bu soykırımdan en büyük zararı gören toplumsal gruptur ancak dikkatli incelendiğinde 1915 aynı zamanda bir Êzidî soykırımıdır.
Yine Dersim Soykırımı’na dair canlı tanıkların anlatılanları ve DAİŞ’in propaganda videolarında gördüğümüz toplu infaz görüntüleri tüyler ürpertecek kadar benzer. Bu katliamları yapanların aynı tekçi na hak zihniyetin ardılları olduklarını görmek gerekir. Karşısındakini insan olarak görmeyen, onları dehümanize eden, yani insanlıkdışılaştıran kendisinden olmayana ölümü reva gören tekçi bir profil var karşımızda.
Anadolu ve Mezopotamya’da din eksenli Müslümanlaştırmaya dayalı bir homojenleştirme/ tekçileştirme siyaseti 19. yüzyılın son çeyreğinden itibaren birçok katliam, pogrom ve soykırım pratiğiyle bugüne kadar gelmiştir. Bu anlamda 1915’de gerçekleştirilen soykırımla 1937/38′ Dersim’de gerçekleştirilen katliamın 2014’de DAİŞ’in gerçekleştirdiği soykırım zincirinin halkaları, aynı zihniyetin ürünü olarak görülmelidir.
DAİŞ terörü ve katliamına rağmen musaip Êzidî toplumu tekçi na hak zihniyetle mücadele etmekten, kadim kimliğini koruma çabasından asla vazgeçmemiştir.
“MÜCADELE DEVAM EDİYOR”
Kaçırılan, o köle pazarlarında satılan ve halihazırda akıbeti bilinmeyen yüzlerce Êzidî Kürt kadının, fermanlarla katliam emirleri çıkartılan, Avrupa yollarında bin bir eziyete reva görülen Êzidî halkının özgürlük mücadelesi yine Êzidî Kürt kadınları öncülüğünde oluşturulan öz savunma güçlerinin büyük direnişi ve mücadelesi ile devam etmektedir. Bu mücadelenin sonucunda Şengal DAİŞ çetelerinden temizlenmiştir.
Ancak Ortadoğu halkları üzerinden katliam politikalarını yürüten na hak zihniyetler Şengal’le ilgili saldırgan politikalarının farklı şekillerde sürdürmektedir. Ne yazık ki son dönemde AKP-MHP ittifakının Şengal işgalini hesaplamaları bu politikaların devamı niteliğindedir.
Kadim coğrafyamızda biz Alevi toplumumun musahip olarak gördüğü Êzidî halkının kendi toplumsal, tarihsel belleğiyle iradesine sahip çıkarak Rızalık Şehri olarak tanımladığımız demokratik, eşitlikçi ve özgürlükçü yaşamı yeniden inşaa edeceğine inanıyoruz…
Êzidî halkının Şengal’de yaşadığı trajedinin baş sorumlusunun da bu tekçi na hak zihniyet olduğunun altını bir kez daha çiziyor ve Dersim katliamını hala hafızalarında diri tutan Alevi kadınları başta olmak üzere tüm devrimci, demokrat, aydın ve mazlumdan yana olanları yapılacak Şengal anmalarına katılmaya çağırıyoruz.
“KAÇIRILAN EZİDİ KÜRT KADINLARI BİR AN ÖNCE KURTARILMALIDIR”
Şengal’de kaçırılan binlerce Kürt kadınının akıbetinden, aradan dört yıl geçmesine rağmen hala haber alınamaması, bunların özgürlüklerine kavuşturulmaması insanlığın bir utancı ve kara lekesi olarak durmaktadır. DAİŞ çetelerine karşı mücadele ettiklerini söyleyen uluslararası ve bölgesel güçler ve tüm demokratik kurum ve kuruluşlar bu ayıbın temizlenmesi ve kaçırılan Êzidî Kürt kadınlarının bir an önce kurtarılmaları için seferber olmalıdırlar.
Halkımız ve onun bütün kurumları başta olmak üzere bütün insanlığın, Êzidî halkımızla dayanışma içerisinde olması, onları yeni fermanlarla yüz yüze bırakmamak için yaşamın her alanında ortak mücadele içinde olması tarihi bir insanlık görevi ve sorumluluğudur. Bu vesileyle Biz Demokratik Alevi Federasyonu olarak; Şengal katliamının 6. yıl dönümünde Êzidî Kürt kadınlarına yapılan insanlık dışı zulmü şiddetle kınıyor, musaip Êzidî toplumu ile tarihsel köklerimizden bugüne gelen ortak bağlarımızla birlikte na hak zihniyete karşı mücadele birliği içerisinde olduğumuzu yineliyoruz…”
PİRHA- IŞİD çetelerinin Ezidi Katliamı yapmasının 6. yılı dolayısıyla Alevi temsilciler de katliama tepki göstererek, 3 Ağustos’un Ezidi Soykırım Günü olmasını istediler. Mesajlarda, Ezidilerin acısının Alevilerin de acısı olduğu vurgulandı.
Ezidiler, İslamiyet’i kabul etmedikleri için yüzyıllardır katliamlara uğruyorlar.
Şengal’de Ezidilere yönelik gerçekleşen 73’üncü fermanın 6’ncı yıldönümü nedeniyle Alevi kurum temsilcileri de sosyal medyadan mesaj yayınladı.
“3 AĞUSTOS ‘EZİDİ SOYKIRIM GÜNÜ’ OLARAK KABUL EDİLSİN”
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Onursal Başkanı Turgut Öker, “Barbarlık hangi halka yapılırsa yapılsın karşısında yer almak insanlık görevidir.
6 yıl önce Şengal’deki soykırımdan kurtulup Diyarbakır ‘a yerleşen Ezidi canların yanında olmuştuk. 3 Ağustos Ezidi Soykırım Günü olarak kabül edilmelidir” dedi.
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Başkanı Hüseyin Mat ise, “Ağustos 2014 yılında IŞİD binlerce Ezidiyi öldürdü, binlerce kadın ve çocuğu ise esir olarak götürdü. Bunların bir kısmı IŞİD’liler tarafından çeşitli Arap ülkelerinde köle pazarlarında satıldı, bir kısmı öldürüldü, bir kısmı da tecavüze uğradı. Halen IŞİD’in elinde yüzlerce Ezidi kadının olduğu söyleniyor. Bu zulmü yapan barbarları şiddetle kınıyorum. Katledilenleri saygıyla anıyorum” ifadelerini kullandı.
“EZİDİLERİN ACILARI BİZİM DE ACIMIZDIR”
Hacı Bektaş Veli Anadolu kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez de şunları yazdı:
“3 Ağustos birilerin islamın yaramaz çocukları dediği IŞİD katil sürüsünün Ezidi halkına katliam yaptığı gündür. Toprağa düşen canları saygı ıle anıyorum. Acıları bizim de acılarımızdır. Utancı ise sesiz kalan bütün herkesindir.”
Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat ise, “Bu acıyı bu mazlum halklara yaşatanlar er ya da geç halka hesap verecekler” dedi.
PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri Ankara Şubesi, Şengal Katliamı’nın 6. yılı dolayısıyla bir açıklama yapıldı. “Ezidiler 21. yüzyılın en korkunç vahşi soykırımına uğramakla kalmadı, binlerce kadın ve çocuk İŞİD tarafından kaçırıldı, köle pazarlarında satıldı” diyen DAD Ankara Şube, Ezidi kadınların susmadığını, direnişi ve özgürlük için mücadeleyi seçtiklerini kaydetti.
Ezidi halkına yönelik gerçekleştirilen soykırımın 6. yıldönümünde Demokratik Alevi Dernekleri Ankara Şubesi bir mesajı yayınladı. Açıklama Ankara Şube Eş Başkanı Meral Gökokuş tarafından yapıldı.
Açıklamada, “Bugün Ezidi halkına dönük gerçekleştirilen 3 Ağustos soykırımının 6. dönümündeyiz. On binlerce yıllık tarihine 73 fermanı sığdıran Ezidiler 21. yüzyılın en korkunç vahşi soykırımına uğramakla kalmadı, binlerce kadın ve çocuk İŞİD tarafından kaçırıldı, köle pazarlarında satıldı ve halen sayıları 3 bin civarında olduğunu bildiğimiz kadın ve çocukların akıbeti ise bilinmiyor” denildi.
Açıklamada şunlar dile getirildi:
“İŞİD ve türevleri bugün başta Kürtlerin yaşadığı coğrafyada olmak üzere halkların varlığına, inançlarına, kültürlerine ve yaşam haklarına dönük tehdit olarak devamlılığını değişik tarzda sürdürmektedir. Kötü olanın önünde durulmazsa yaşam kirlenir. Ezidi halkı bu inançla 73 ferman gördü. Hakk olan kötülüğü bitirmekti. Ama insan nefsi kötülükle de yoğrulmuştu kadim halkın evlatları bunu iyi biliyordu.
3 Ağustos 2014 tarihi soykırımın en korkunç vahşetini hiç kuşkusuz Ezidi kadınları ve kız çocuklar yaşadı. İŞİD tarafından savaş ganimeti olarak başta Arap ülkelerindeki Şeyhlere Türkiye vb. gibi ülkelere satılması, cinsel saldırıya maruz bırakılmaları, öldürülerek toplu mezarlara gömülmeleri büyük bir trajedi insanlık ayıbı olarak yaşanırken, diğer yandan Ezidi kadınları şahsında vahşi bir kadın kırımına yol açmıştı.
“SOYKIRIM KARŞISINDA EZİDİ KADINLAR SUSMADILAR”
Bu soykırım tüm dünyanın gözü önünde ve sessizlik içinde izlenerek gerçekleşmiştir. Yaşanan bu soykırım karşısında özellikle Ezidi kadınlar susmadılar, sessizde gömülmediler, yaşananların kader olarak görmediler. Kendilerini ölüme yatırmak yerine, direnişi, özgürlük için mücadeleyi seçtiler.
Yaşamlarını örgütlü olarak oluşturdukları meclislerle inşa etmeye başladılar. Soykırımı yapanlara ve izleyenlere inat gösterdikleri direnişle adeta küllerinden yeniden doğdular.
Ezidi halkına yapılan katliam geçmişte Ermeni, Kürt ve Alevi haklarına da yapılmıştır. Bu manada Ezidi halkının özgürlük mücadelesini mücadelemiz olarak görüyor, soykırımın 6.yılında İŞİD tarafından katledilen Ezidileri saygıyla anıyoruz.”
PİRHA – HDK Halklar ve İnançlar Meclisi, Şengal Katliamı’nın yıl dönümü dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada, “IŞİD tarafından hunharca katledilen Êzidîleri saygı ile anıyoruz. Soykırımlara, katliamlara ve insanlık dışı uygulamalara karşı bütün insanlığı mücadele etmeye çağırıyoruz” dedi.
Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Halklar ve İnançlar Meclisi, IŞİD’in 3 Ağustos 2014’te Şengal’de yaşayan Êzidî halkına yönelik gerçekleştirdiği saldırıya ilişkin yazılı açıklama yaptı.
“73. Ferman’ın İzleri Hala Silinmedi” başlığıyla yayınlanan açıklamada 3 Ağustos 2014’te kadim toprakların geçmişine yeni bir kara sayfa eklendiğine ve bölge ülkeleri ve küresel bazı ülkeler tarafından himaye edilen IŞİD çetelerinin Şengal’de aralarında kadın, çocuk ve yaşlıların da olduğu 5 bini aşkın Êzidîyi katlettiğine dikkat çekildi.
Açıklamada, binlercesinin rehin aldığı, yüz binlercesinin ana yurdunu terk etmeye zorladığı katliamda, yaşanan katliamdan sonra binlerce kadının kaçırıldığı ve pazarlarda satıldı ve köleleştirildiği belirtildi.
“EZİDİ TOPLUMUNUN YARALARI HENÜZ SARILMADI”
“IŞİD tarafından gerçekleştirilen bu barbarca saldırı, büyük bir insani dram, vicdani tahribat ve yıkım ile neticelendi” denilen açıklamada, Êzidîlerin katliamlar ve fermanlarla yazılmış tarihinde 73. Ferman olarak yer aldığına dikkat çekildi.
Mezopotamya’da kadim ve meskun bir topluluk olan Êzidîler’in tarih boyunca bölgeyi işgal eden güçler tarafından baskılara ve katliamlara maruz bırakıldıklarının altı çizilen açıklamaya şöyle devam dildi:
“Katliam ve ferman silsilesine karşın, Êzidîler direnerek inançlarını, kültürlerini, varlıklarını korudular. 3 Ağustos 2014’teki saldırıların üzerinden 6 yıl geçmesine rağmen Şengal’deki Êzidî toplumunun yaraları henüz sarılmadı. Êzidîler yaşadıkları kadim topraklardan bugün de sürülmek istenmekte, bölge Êzidîsizleştirilmeye/Kürtsüzleştirilmeye çalışılmaktadır. Bugün de benzer şekilde Êzidîler katliam tehlikesiyle karşı karşıyadır. Fermanın bir devamı olarak bölgeyi işgal etmeye dönük düşmanca politikalar bugün de bölge devletleri tarafından icra edilmektedir. Êzidîlerin varlığına yönelik bu tehditlere karşı uluslararası toplulukların üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmesi gerekir. Şengal’in Êzidîsizleştirilmesine, bu kadim toprakların kadim inancına karşı saldırılara müsaade edilemez. Şengal’de insani yaşam koşullarının oluşturulması, yerinden-yurdundan kaçmak zorunda bırakılmış Şengalli Êzidîlerin geri dönüş imkânlarının yaratılması ve güvenlik endişelerinin giderilmesi gerekir. Katliamın altıncı yıldönümünde tarihleri boyunca baskı, zulüm ve soykırıma maruz bırakılmış kadim Êzidî toplumunun yanında olduğumuzu belirtiyoruz. IŞİD tarafından hunharca katledilen Êzidîleri saygı ile anıyoruz. Soykırımlara, katliamlara ve insanlık dışı uygulamalara karşı bütün insanlığı mücadele etmeye çağırıyoruz.”