Etiket: f oturumu

  • Vücudunun dörtte üçü yanan hasta mahpus, 10 yıldır tek kişilik hücrede tutuluyor- VİDEO

    Vücudunun dörtte üçü yanan hasta mahpus, 10 yıldır tek kişilik hücrede tutuluyor- VİDEO

    PİRHA – 653. F Oturması’nda vücudunun dörtte üçü yanmış olan ve 10 yıldır tek kişilik hücrede tutuklu olan hasta mahpus Zerdeşt Oduncu’nun serbest bırakılması istendi. Yapılan eylemde “Zerdeşt Oduncu, 10 yıldır tek kişilik hücrede tutulmakta, yetersiz tedavi, yetersiz beslenme ve yetersiz bakım nedeniyle sağlık durumu her geçen gün daha da ağırlaşmaktadır” denildi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu’nun düzenlediği F oturumunun 653. haftasında hasta tutukluların durumu anlatılmaya devam edildi.

    “Tedavi haktır engellenemez”, “Zerdeşt Oduncu serbest bırakılsın” pankartlarının açıldığı eylemde, Antalya S Tipi Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuklu olan ve vücudunun dörtte üçü yanan hasta mahpus Zerdeşt Oduncu’nun sağlık durumu paylaşıldı.

    “YETKİLİLERİN, İNSAN HAKLARINI SAVUNUR OLMASINI BEKLİYORUZ”

    Açıklama öncesi konuşan İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu üyesi Hatice Onaran, hapishanelerde yaşanan hak ihlalleri başta olmak üzere, çığlıkları duyulmayan hasta mahpusların sesleri olmaya çalıştıklarını belirtti. Onaran, geçen hafta hapishanelerde hasta mahpuslarla ilgili yaşanan hak ihlallerini de sıralayarak “Geçtiğimiz hafta insan haklarının çöpe atıldığını gördük. Her kim olursa olsun herkesin adil ve hak ettiği şekilde yargılanmaya hakkı vardır. Tüm yetkililerin insan haklarını savunur olmasını bekliyoruz. Bu da çağrımızdır” dedi.

    “ENFEKSİYON NEDENİYLE SAĞLIĞI DAHA DA BOZULDU”

    Basın açıklamasını komisyon adına, Siyasetçi Musa Piroğlu okudu. Piroğlu, hasta mahpus Zerdeşt Oduncu’nun, uzun süreli açlık grevleri nedeniyle akciğerlerinde hasar oluştuğunu ve hala iyileşmediğine dikkat çekerek, “Tekirdağ F tipi Hapishanesindeki bir olayda vücudunun dörtte üçünde oluşan ağır yanık yaraları da halen iyileşmemiş, yakın zamanda gelişen enfeksiyon nedeniyle sağlığı daha da bozulmuştur” dedi.

    10 YILDIR TEK KİŞİLİK HÜCREDE TUTULUYOR

    Oduncu’nun yakınlarının anlatımlarını da paylaşan Piroğlu, şunları kaydetti:

    “Rahatsızlıkları nedeniyle günlük yaşamını sürdürürken başkasının yardımına ihtiyaç duyar hale gelen Zerdeşt Oduncu, 10 yıldır tek kişilik hücrede tutulmakta, yetersiz tedavi, yetersiz beslenme ve yetersiz bakım nedeniyle sağlık durumu her geçen gün daha da ağırlaşmaktadır.

    Komisyonumuza verdiği bilgide annesi de; “Yanık yaraları iyileşmedi, tam tedavi olmadığı için yaraları yeniden açıldı, hatta iltihap kaptı. Bu durum oğlum için ölümcül sonuçlara yol açabilir deniyor, ama tedavisi yapılmıyor. Bu bir işkence. Avukatlarının cezaevi idaresi ile yaptıkları görüşmeler de sonuç vermedi. Oğlumun yanındaki hücrelerde biri kalp hastası olan iki hasta tutuklu var ve hiçbirisi tedavi için doktora götürülmüyor. Cezaevi idaresinin tutumu nedeniyle yetersiz beslenme sorunu yaşanıyor. Ailesi olarak tedavisini yapsınlar yapmıyorlarsa, cezasını ertelesinler biz tedavisini yaptıralım” demiştir.”

    Açıklama, “Hasta Mahpuslar Serbest Bırakılsın”, “Zerdeşt Oduncu Serbest Bırakılsın”, “Tedavi Haktır Engellenemez”, “Tecrit Öldürür Dayanışma Yaşatır” sloganlarıyla son buldu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • 72 Yaşındaki ağır hasta mahpus, çıplak aramaya da maruz bırakıldı-VİDEO

    72 Yaşındaki ağır hasta mahpus, çıplak aramaya da maruz bırakıldı-VİDEO

    PİRHA – 652. F Oturması’nda Beşiri T Tipi Kapalı Hapishanesi’nde tutulan 72 yaşındaki hasta mahpus Mehmet Emin Çam’ın sağlık durumuna dikkat çekildi. Yapılan açıklamada Çam’ın hastalıkları ile ilgili bilgiler paylaşılarak; beyin tümörü, böbrek kisti, sol tarafını tutan felçten dolayı da yürüme güçlüğü çektiği ve ileri derecede unutkanlık yaşadığı vurgulandı.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu’nun düzenlediği F Oturumu’nun 652. haftasında hapishanelerdeki hasta tutukluların durumuna bir kez daha dikkat çekildi.

    “Tedavi haktır engellenemez”, “Mehmet Emin Çam serbest bırakılsın” pankartlarının açıldığı eylemde, ağır hasta mahpus Mehmet Emin Çam’ın sağlık durumu aktarıldı.

    KURŞUN: ÖLÜMLER BİÇİM DEĞİŞTİRSE BİLE DEVAM EDİYOR

    19 Aralık Cezaevi Katliamı tanığı Muharrem Kurşun, açıklama öncesi söz aldı. Kurşun, eylül ayının hapishane tarihçesinde ‘katliamlar ayı’ olduğunu belirterek, “Ölümleri unutmamak gerekiyor. Ölümler biçim değiştirse bile hala devam ediyor. Hasta mahpuslar için yapılacak eylemlere güç vermek gerekiyor. Yapılan katliamları unutmamak gerekiyor” diye konuştu.

    “BAŞKALARININ YARDIMI İLE AYAKTA DURABİLİYOR”

    F Oturma eyleminde basın açıklamasını Mukaddes Şamiloğlu okudu. Şamiloğlu, 72 yaşındaki ağır hasta mahpus Mehmet Emin Çam’ın, beyin tümörü, yüksek tansiyon, böbrek kisti ve prostat hastası olduğunu, el ve ayaklarında uyuşma, sol tarafını tutan felç nedeniyle de yürüme güçlüğü çektiğini, her iki kulakta cihaz gerektirir boyutta duyma kaybı ve ileri derecede unutkanlık yaşadığını belirtti. Şamiloğlu, ayrıca Çam’ın, başkalarının yardımı ile ayakta durabildiğini ve kişisel bakımını başkalarının yardımı ile gerçekleştirebildiğini söyledi.

    “SEVK TALEBİ KABUL EDİLMEDİ”

    Şamiloğlu, açıklamanın devamında şu bilgileri paylaştı:

    “Ailesinden alınan bilgiye göre; Mehmet Emin Çam, 2012 yılında açılan ve tutuksuz yargılandığı davada verilen 9 yıllık hapis cezasının kesinleşmesi üzerine 14 Mart 2022 günü tutuklandığında, geçirdiği kalp krizi, beynindeki ur ve böbreğindeki kist nedeniyle tedavi görüyordu. Dışarıda sağlanan bakım ve tedavi tutuklanınca aksadı. Uzun süre hastaneye götürülmedi ve ilaçları düzenli verilmedi. Geçtiğimiz ağustos ayında, kullanması gereken ilaçlar dahi haftalarca kendisine verilmedi. Hapishane koşullarının zorluğu yanında, tedavisinin aksaması nedeniyle hastalıkları hızla ilerledi ve listeye yeni hastalıklar eklendi. Daha fazla bakıma muhtaç hale geldi. Ama sevk sırasında yaşanan sorunlar, çıplak arama ve ağız içi araması nedeniyle artık hastaneye dahi gitmek istemiyor. Bu süreçte ileri derecede unutkanlık gelişti. Telefon hakkı olduğunu, ailesini arayabileceğini bile unutuyor. Başkalarının yardımı olmadan yaşaması mümkün değil. Tedavisinin dışarıda sürdürülmesi maksadı ile defalarca infaz ertelemesi ve Adli Tıp Kurumu’na sevk istendiği halde bu talep kabul edilmedi.

    “HALAY ÇEKTİĞİ GEREKÇESİYLE DAVA AÇILDI”

    Ailesi serbest bırakılmasını beklerken, ayakta dahi duramayan ve halay çekildiği saatte avluda olmadığı kamera kaydıyla ispatlanmasına rağmen Mehmet Emin Çam hakkında koğuşta halay çektiği gerekçesiyle dava açıldı. İfade için gardiyanların yardımı ile getirildiği SEGBİS odasında hakimin sorularına unutkanlığı nedeniyle cevap bile veremeyen Mehmet Emin Çam’a hücre cezası verildi ve ayrıca ceza davası açıldı. Bu durum karşısında endişe ve şaşkınlık yaşayan kızı komisyonumuza ilettiği son mesajında ‘tüm yaşananlardan ve bize yaşatılanlardan çok yorulduk. Bu hasta insanlar ancak ölünce oradan çıkabiliyor, bu haksızlık.’ demiştir.”

    Basın açıklaması, “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın”, “Mehmet Emin çam serbest bırakılsın”, “Tedavi haktır engellenemez”, “Tecrit öldürür dayanışma yaşatır”, “Çıplak arama işkencesine son” sloganlarıyla son buldu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • 646. F Oturması: Ağır hasta mahpus Devrim Ayık serbest bırakılsın-VİDEO

    646. F Oturması: Ağır hasta mahpus Devrim Ayık serbest bırakılsın-VİDEO

    PİRHA – İHD Hapishane Komisyonu 646. F Oturması’nda halen Eskişehir H Tipi Hapishanesi’nde tutulan yüzde 76 engelli ağır hasta mahpus Devrim Ayık’ın serbest bırakılması gerektiğini söyleyerek yetkilileri göreve, kamuoyunu duyarlılığa çağırdı.

    İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu’nun hasta mahpuslara dikkat çekmek amacıyla düzenlediği F Oturması’nın 646. Haftasında ağır hasta mahpus Devrim Ayık’ın sağlık durumu paylaşıldı. Açıklamada, “Devrim Ayık serbest bırakılsın”, “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın”, “Tedavi haktır engellenemez” sloganları atıldı.

    Basın açıklamasını komisyon adına Nimet Tanrıkulu okudu.

    “AYIK’IN YAŞAMI TEHLİKEYE ATILMAKTADIR”

    646. F Oturmasında halen Eskişehir H Tipi Hapishanesi’nde tutulan ağır hasta ve engelli mahpus Devrim Ayık’ın
    2006 yılında geçirdiği kaza sonucu bir gözünü tamamen kaybettiği ve diğer gözünde sadece yüzde 10 görme yetisi kaldığını söyleyen Tanrıkulu, devamında şunlara yer verdi:

    “Toplamda yüzde 76 engelli ağır hasta mahpus Devrim Ayık, ileri derecede Crohn hastası olup, sağ kulağında %40, sol kulağında %50 işitme kaybı vardır. İyileşmesi mümkün olmayan CROHN hastalığı nedeniyle sürekli ishal, karın ağrısı, halsizlik ve kilo kaybı yaşamakta, ağrılarını dindirmek için yeşil reçeteli ağrı kesiciler verilmektedir. Serbest bırakılarak hastanede tedavi edilmesi gerekmesine rağmen bu engellenmekte ve yaşamı tehlikeye atılmaktadır.

    “CROHN HASTALIĞI SEBEBİYLE İKİ KEZ AMELİYAT GEÇİRDİ”

    2015 yılında tutuklanan ve hapishane koşullarına bağlı olarak hızla ilerleyen Crohn hastalığı nedeniyle iki kez ameliyat geçiren ve bağırsaklarının bir bölümü çıkarılan Devrim Ayık, hastalığının tedavisi hapishane koşullarında sağlanamadığından, tutuklu bulunduğu Antalya L Tipi Hapishanesi’nden 2019 yılı Ekim ayında tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmış, ancak henüz tedavisi devam ederken, 4 Aralık 2019 günü yeniden tutuklanmıştır. Hastalığının daha da ilerlemesi üzerine 17 Mart 2020 tarihinde yeniden tahliye edilmiş, ancak tedavisi tamamlanmadan Ocak 2021’de yine tutuklanarak Edirne F Tipi Hapishanesi’ne götürülmüştür.

    “BÜTÜN BAŞVURULAR SONUÇSUZ KALDI”

    2 Nisan 2021 tarihinde yapılan kolonoskopiden sonra; hastalığın daha da ağırlaştığı, acilen tedavi ve uygun beslenmenin sağlanması gerektiği söylenmiş olmasına rağmen, götürüldüğü doktorlar tedavi yönteminde anlaşamadığından, Devrim Ayık yeterli tedavi ve bakımdan mahrum halde halen hapishanede tutulmaktadır. Devrim Ayık’ın, hastalığının ilk teşhisi, ameliyatı ve tedavisinin yapıldığı Antalya Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde tedavisine devam edebilmesi için Antalya’daki bir cezaevine sevk edilmesi istenmiş ancak yapılan bütün başvurular sonuçsuz kalmıştır.”

    AYIK’IN ANNESİ: BU ZULÜMDEN VAZGEÇMELERİNİ TALEP EDİYORUZ

    Ayık’ın annesi komisyona şu açıklamayı yaptı:

    ‘‘Devrim uzun zamandır cezaevinde haksız bir şekilde tutuluyor. Avukatları, Yargıtay sürecinde, verilen cezaya itirazla birlikte, tedavisine dışarıda devam edebilmesi için yaptıkları başvuruya halen bir sonuç alamadı. Devrim’in özel diyet yemekleriyle beslenmesi, temiz, hijyenik bir ortamda olması ve tam teşekküllü bir hastanede kesintisiz bir tedavi sürdürmesi gerekiyor. Ancak cezaevlerinin sağlıksız koşulları buna imkan vermiyor ve bu nedenle endişelerimiz kat be kat artmış durumda. Hastane sevkleri doğru düzgün yapılmıyor, onur kırıcı aramalar dayatılıyor, itiraz dilekçeleri işleme konulmuyor, keyfi disiplin cezaları veriliyor. Devrim ve Devrim gibi hasta tutsakların biran önce tedavi yollarının açılması için tahliye edilmeleri gerekiyor. Hiçbir annenin yüreği yanmadan bu zulümden vazgeçmelerini talep ediyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • İHD: Risk grubundaki tüm mahpuslar acil tahliye edilmeli

    İHD: Risk grubundaki tüm mahpuslar acil tahliye edilmeli

    İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu üyeleri, koronavirüs salgını nedeniyle sosyal medya hesapları üzerinden yaptıkları 417’nci F Oturumu eylemlerinde risk grubundaki tüm mahpusların acil olarak tahliye edilmesini istedi.

    Cumartesi Anneleri’nin ardından İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu üyeleri de koronavirüsü (Kovid-19) salgını nedeniyle daha önce dernek binası önünde yaptıkları F Oturumu eylemlerini 417’nci haftasında sosyal medya hesapları üzerinden canlı yayınla gerçekleştirdi.

    Komisyonu Üyesi Hatice Onaran tarafından yapılan açıklamada, risk grubunda olan tüm mahpusların acil olarak tahliye edilmesi gerektiği ifade edildi.

     KAPASİTENİN ÜSTÜNDE 66 BİN MAHPUS VAR

    Adalet Bakanlığı’nın açıklamalarına göre; Ocak 2020 itibariyle 355 hapishanede 294 bin tutuklu ve hükümlü mahpusun tutulduğunu belirten Onaran, “Bunlar arasında 11 bin civarında kadın mahpus, 3 bin 100 çocuk mahpus, 780 çocuğun da annesiyle birlikte kaldığı belirtilmiştir. Bu durumda artırılmış kapasitenin üstünde yaklaşık 66 bin mahpusun bulunduğu dikkate alınırsa hapishanelerin fiziksel koşullarının daha da kötüleşmesine ve hak mahrumiyetlerinde ciddi bir artışa yol açması söz konusudur” diyerek uyarıda bulundu.

    “HASTA MAHPUSLAR AĞIR YAŞAM HAKKI İHLALİNE MARUZ”

    Hapishanelerde 2019 yılında tespit ettikleri 457’si ağır olmak üzere 1333 hasta mahpus bulunduğunu hatırlatan Onaran, “Kaldı ki mevcut hasta mahpus sayısı bu rakamın çok üzerindedir. Yaşamını tek başına idame ettiremeyen, sağlıklı koşullarda tedavisi yapılmayan hasta mahpuslar, ağır yaşam hakkı ihlaline maruz kalmaktadırlar” dedi.

    “HAPİSHANELERDE KAPASİTENİN ÜSTÜNDE”

    Türkiye’de hapishanelerin mevcut kapasitelerinin çok üstünde insan nüfusu barındırdığı üzerinde duran Onaran, bu durumun fiziksel koşulların daha da ağırlaşmasına ve sağlık açısından ciddi riskler oluşturmasına sebebiyet verdiğini vurguladı. Onaran, “Kapalı alanlardan biri olan hapishanelerde virüsün yayılması neticesinde, ne kadar ciddi problemler yaratabileceği İran ve İtalya’daki hapishanelerde görülmüştür” diye konuştu.

    “ENDİŞELERİMİZ GİDEREK ARTMAKTADIR”

    Basından takip ettikleri kadarıyla Adalet Bakanlığı’nın açıkladığı önlemlerin yetersiz olduğunu gördüklerini ifade eden Onaran, “Yine geçtiğimiz hafta mahpus yakınlarından aldığımız bilgiler doğrultusunda endişelerimiz giderek artmaktadır. Hapishanelerde hali hazırda ortam hijyeni mahpusların kendi olanaklarına terk edilmiş, temizlik ve hijyen açısından pek bir adım atılmamıştır. Yine oda ve hücrelerde kalan mahpus sayısı kapasitesinin çok üzerinde, hasta ve durumu daha iyi olanlarla bir arada tutulmakta ve yeterli gerekli temizlik maddeleri dahi kısıtlı verilmektedir” diye belirtti.

    Onara, taleplerini ise şöyle sıraladı:

    • “Ciddi risk grubunda bulunan, ağır hasta mahpusların, 60 yaş üzerindeki mahpusların ve kendine bakamayacak durumda olan engelli mahpusların, çocuk tutukluların,  çocuklarıyla birlikte kalan ve hamile kadın mahpusların serbest bırakılmalıdır.
    • Risk grubunda ve kişisel hijyenlerini sağlamakta yetersiz olan kronik hasta, engelli, yaşlı, çocuklu, hamile mahpusların serbest bırakılana kadar kalabalık koğuşlar yerine kapasitesi ve hijyen koşulları uygun ortamlarda tutulmalıdır.
    • Hapishanelerdeki banyo, tuvalet gibi ortak alanların her gün dezenfekte edilmelidir.
    • Mahpusların yeterli, dengeli ve sağlıklı beslenmesinin sağlanması için yeterli miktar ve kaloride yemek verilmeli ve ücretsiz vitamin takviyesi yapılmalıdır.
    • Hapishane içine girecek kişilerin salgını önlemek için uyması gereken hijyen kuralları ve alması gereken önlemler konusunda bilgilendirilmesi, mahpuslarla temasın söz konusu olduğu durumlarda bu önlemlerin yanı sıra uygun ortam ve koruyucu malzemeler sağlanması gerekir.
    • Mahpusların tedavi edildiği hastanelerde uygun ve yeterli sağlık hizmeti verilebilmesi için gerekli önlemlerin alınması, böylece tedavi ve kontrolleri devam eden mahpusların daha fazla mağdur edilmemesini istiyoruz.
    • Mahpusların sağlık kurumlarına ve hastanelere ring araçlarıyla değil; daha hijyenik ve sağlığa uygun araçlarla taşınması gerekir.
    • Hapishanelerde virüs salgını ile ilgili alınan veya alınacak olan önlemler, karantina uygulamaları, mahpusların sağlık durumları konusunda ailelerine, avukatlarına ve kamuoyuna bilgi verilmelidir.
    • Sağlık gerekçesiyle alınacak önlemlerin mahpusların temel haklarını ihlal etmeyecek şekilde uygulanmasına özen gösterilmelidir.”
  • ‘Bin 333 hasta tutuklu koşulsuz serbest bırakılsın’ – VİDEO

    ‘Bin 333 hasta tutuklu koşulsuz serbest bırakılsın’ – VİDEO

    PİRHA- F Oturması’nın 400’üncü haftasında, cezaevlerinde bulunan 457’si ağır bin 333 ağır hasta tutuklunun koşulsuz bırakılması istendi. 

    Haberin Videosu

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu’nun hasta tutukluların serbest bırakılması talebiyle Galatasaray Meydanı’nda yapmak istediği ‘F Oturması’nın 400’üncü haftası da polis tarafından engellendi. Bunun üzerine açıklama İHD’nin Taksim’de bulunan binası önünde yapıldı. Hasta tutukluların fotoğraflarının taşındığı eylemde, ‘Tecrit öldürür dayanışma yaşatır’ve ‘Ağır hasta mahpuslar serbest bırakılsın’ pankartları açıldı. Sık sık, ‘Susma suça ortak olma’ ve ‘İnsanlık onuru işkenceyi yenecek’ sloganları atıldı.

    457’Sİ AĞIR BİN 333 AĞIR HASTA TUTUKLU BULUNUYOR

    İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu Üyesi Hatice Onaran, ağır hasta tutukların geldiği aşamalara değinerek, tutukluların durumlarına duyarlı olmanın insani bir görev olduğunu söyledi. Ellerindeki hasta tutuklu listesinin dikkate alınması gerektiğinin altını çizen Onaran, 457’si ağır olmak üzere cezaevlerinde bin 333 hasta tutuklunun olduğunu söyledi.

    Onaran, yatağa bağımlı ve kendi ihtiyacını karşılamayacak olanlar 10, felçli, ayak, kol veya vücudunun belli bölümünü kullanamayacak durumda olan 11, kanser hastası 28, kalp hastası 122, epilepsi hastası 20, vücut bütünlüğünü kısmen yitirmiş engelli olan 55, Wernicke Korsakoff 12, şizofren 35, vücudunun çeşitli bölgelerinde platin bulunan 12, vücudunun çeşitli uzuvlarında kist olanlar 20, her türlü kas hastalığı 17, bel-boyun fıtık rahatsızlığı 53, diyaliz ve ciddi böbrek rahatsızlığı olan 42,diyabet 27, Hepatit-B 31, ülser kolit 19, karaciğere bağlı rahatsızlıklar 9, mide rahatsızlığı 33, bağırsak rahatsızlığı 24, behçet hastası 6, çölyak hastalığı 8, sedef, behçet 6, kronik astım, bronşit hastası 58, akciğer ve solunum rahatsızlıkları 30, migren 10, guatr 2, varis 7, yüksek tansiyon 33, prostat 23, kolestrol 10, vertigo 5 ve sünizit 6 tutuklunun durumlarının ciddiyetine dikkati çekti.

    “AĞIR HASTA TUTUKLULAR KOŞULSUZ SERBEST BIRAKILMALIDIR”

    41 farklı hastalık tespit ettiklerini açıklayan Onaran, “Mahpuslarının pek çoğunda bu hastalıkların tamamına yakınını görmek mümkündür. Tüm mahpuslarda olduğu gibi hasta mahpusların hastane, revir gibi sağlığa erişim hakları engellendiği; bin bir güçlükle gittikleri muayenelerde kelepçeleri çıkartılmayarak muayene ve tedavileri gerçekleşmediği için sağlık durumları her geçen gün ağırlaşmaktadır” diye konuştu.

    Onaran, ağır hasta tutukların koşulsuz serbest bırakılmaları gerektiğini vurguladı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Ramazan Durmaz serbest bırakılsın’- VİDEO

    ‘Ramazan Durmaz serbest bırakılsın’- VİDEO

    PİRHA – F Oturuması’nın 357. haftasında Böbrek yetmezliği hastası olan ve Metris R Tipi Hapishanesi’ne sevk edilen Ramazan Durmaz’ın sağlık durumuna dikkat çekildi. Açıklamada, Durmaz’ın biran önce ameliyat olması ve böbrek rahatsızlığından dolayı hijyenik bir yerde bakımının yapılması içim serbest bırakılması istendi. 

    F Oturmasının 357. haftasında Leyla Güven’in de açlık grevine dikkat çekilerek hapishanelerde 334 siyasi tutuklunun açlık grevinde olduğu belirtildi. F Oturmasının 357. haftasının basın açıklamasını insan hakları savunucusu Hatice Onaran okudu.

    Birçok hapishanede açlık grevi yapan tutuklulara hapishane idaresi tarafından cezalandırıcı uygulamaların söz konusu olduğunu kaydeden Hatice Onaran, “Hücre cezası, rutin sağlık kontrollerinin yapılmaması, revire çıkmaya zorlanmaları başta olmak üzere açlık grevine giden hemen tüm mahpuslara disiplin soruşturması açıldığı ve ceza verildiği bilgileri kaygı vericidir” dedi.

    “HER SÜRGÜN EDİLDİĞİ HAPİSHANEDE DİYALİZ İÇİN YAZIŞMA YAPMAK ZORUNDA KALIYOR”

    357. F Oturmasında 30 yaşındaki hasta tutuklu Ramazan Durmaz’ın durumuna dikkat çekildi. Ramazan Durmaz’ın Dicle Üniversitesi’nde okurken 2009 yılında kafasına isabet eden gaz bombası nedeniyle ağır yaralandığını ve kafatasının sol üst arka kısmının paramparça hale geldiğini belirten Onaran, Durmaz’ın ağır bir ameliyat geçirdikten sonra tedavisi sürerken Ocak 2010’da tutuklanarak Diyarbakır D Tipi Hapishanesi’ne götürüldüğünü, vücudunun sağ tarafının uzun süre felçli kaldığı daha sonra düzeldiğini ancak kolundaki güç kaybını bir daha kazanamadığını vurguladı.

    Yıllardır yapılması gereken ameliyatın yapılmadığını kaydeden Onaran, Durmaz’ın Diyarbakır’dan sonra Şanlıurfa, Adıyaman, Gaziantep, Osmaniye, Tekirdağ Hapishanelerine sevk edildiğini, Kasım 2018’de Silivri 5 No’lu L Tipi Hapishanesi’ne birkaç gün önce de Metris R Tipi Hapishanesine sevk edildiğini kaydetti.

    “DURMAZ, TEDAVİSİ İÇİN SERBEST BIRAKILMALI”

    Durmaz’ın kronik böbrek yetmezliği nedeniyle yaklaşık üç yıldır haftada üç gün diyalize gitmek zorunda kaldığını vurgulayan Onaran, Durmaz’ın sürgün edildiği her hapishanede diyalize gitmek için bir sürü yazışma yapmak zorunda kaldığına dikkat çekti.

    Durmaz’ın hem kafasındaki hem de böbreklerindeki rahatsızlıktan kaynaklı öz bakımını ve ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığını kaydeden Onaran, Durmaz’ın gerekli ve yeterli tedaviye ulaşması, temiz ve hijyenik bir ortamda yaşamını sürdürebilmesi için serbest bırakılmasını istedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Wernicke-Korsakoff hastalarının serbest bırakılması istendi-VİDEO

    Wernicke-Korsakoff hastalarının serbest bırakılması istendi-VİDEO

    PİRHA- F Oturması’nın 352’nci haftasında 19 Aralık 2000’de cezaevlerine yapılan müdahale sonucu Wernicke-Korsakoff sendromuna yakalanan tutuklulardan Kemal Gömi, Mehmet Ali Çelebi, Kemal Özelmalı ve Aslıhan Gençay’ın serbest bırakılması istendi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu tarafından hasta tutukluların serbest bırakılması talebiyle Galatasaray Meydanı’nda yapılmak istenen “F Oturması’nın  352’nci haftası da polis tarafından engellendi. İnsan hakları savunucuları bunun üzerine İHD binası önünde açıklama yaptı. Eylemde hasta tutukluların fotoğrafları taşınarak, “Tecrit öldürür dayanışma yaşatır” pankartı açıldı.

    Bu haftaki eylemde, 19 Aralık 2000’de cezaevleri yapılan müdahalenin tanıkları ve aynı zamanda halen cezaevlerinde yaşam mücadelesi veren Wernicke-korsakoff haftası tutuklulardan Kemal Gömi, Mehmet Ali Çelebi, Kemal Özelmalı ve Aslıhan Gençay’ın serbest bırakılması istendi.

    Açıklamayı okuyan İHD Hapis Komisyonu üyesi Hatice Onaran, “Hayata Dönüş” adı verilen ve Türkiye tarihinde kara bir leke olarak yer edinen 19-22 Aralık’ın yıl dönümü olduğunu hatırlatarak, “Uzun süreli açlık grevi ve zorla müdahale sonrasında, Türkiye genelinde 500’e yakın mahpus hafıza ve denge problemi ile kendini gösteren Wernicke-Korsakoff sendromuna yakalandı. Tespit edebildiğimiz kadarıyla bu hastalığa yakalanarak bedensel bütünlüğünü kaybetmiş 34 mahpus halen hapiste tutulmaktadır” dedi.

    11 KEZ HASTANEDE KALAMAZ RAPORU VERİLDİ

    47 Yaşındaki Kemal Gömi’nin müebbet tutuklu olarak 1992 yılından bu yana cezaevinde olduğunu ve 2000 yılında Kandıra Cezaevinde 270 gün ölüm orucunda kaldığını belirten Onaran, “Bunun sonucunda Wernicke-Korsakoff sendromuna yakalanmış ve sinir sistemleri bozularak ağır şizofreni hasta haline gelmiştir. Ziyaretine giden aile üyelerini bile tanıyamayan ve hastaneden 11 kez hapishanede kalamaz raporu alan Kemal Gömi şimdilerde yaşamını Bolu F Tipi Hapishanesi’nde tek kişilik bir hücrede geçirmektedir.” diye ifade etti.

    TAHLİYEYE ‘GÜVENLİK’ ENGELİ

    Mehmet Ali Çelebi’nin de 1996 yılında yaptığı ölüm orucu eylemi sonrasında Wwernicke-korsakoff sendromuna yakalandığını ve aynı zamanda şizofreni tanısı da konularak tahliye edildiğini dile getiren Onaran şunları ifade etti: “Ancak Mehmet Ali Çelebi, 2012 yılında Yargıtay’da dosyasının müebbet hapis cezası olarak onanmasının ardından yeniden tutuklanmıştır. Wernicke-Korsakoff ve şizofreni hastası Çelebi, ilerleyen hastalığı sebebiyle herkesi ajan, provakatör ve polis olarak görüyor. Günlük yaşantısında toz ve mikrop takıntısı var. Hava tozlu olur diye havalandırmaya çıkmıyor, çamaşırlarını dışarıya asmıyor, başkalarının eşyalarına dokunmuyor. Kullandığı her eşyanın sağlığına zararlı olduğunu düşünüyor. Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Hapishanesi’nde tutulan ve 20 yaşından sonrasını hatırlamayan ve konulan rahatsızlık tanılarına rağmen cezası ortadan kaldırılmayan Çelebi’nin infazının ertelenmesi için 19 Şubat 2013’te savcılığa dilekçe verilmesine rağmen savcının ‘Cezasının infazının ertelenmesi toplum güvenliği bakımından tehlikeli’ denilerek tahliye edilmemiştir.”

    ‘HASTANEDE KALAMAZ RAPORUNA RAĞMEN’

    54 yaşındaki Kemal Özelmalı’nın 2000 yılında 300 gün sürdürdüğü ölüm orucu sonrasında Wernicke -Korsakoff sendromuna yakalandığını kaydeden Onaran,”Sendrom nedeniyle tek başına kişisel ihtiyaçlarını karşılayamayan ve hapishanede olduğunun bile farkında olmayan Kemal Özelmalı geçtiğimiz aylarda ATK’ye sevk edilmek için 2 aya yakın açlık grevi yapmış, 7 Aralık’ta bilincinin kapanması üzerine hastaneye kaldırılmıştı. Hapishanede kalamaz raporu olan Özelmalı hastaneden çıkarılarak, yeniden Adana Kürkçüler F Tipi Hapishanesi’ne getirildi. Wernicke-Korsakoff sendromunun yanı sıra hareket etmede ve nefes almada zorluk yaşayan Kemal Özelmalı son süreçte açlık grevine girdiğini bile hatırlamamıştır” ifadesini kullandı.

    “MAHPUSLARIN DURUMU ENDİŞE VERİCİDİR”

    44 Yaşındaki Aslıhan Gençay’ın 2000 yılında Uşak Cezaevi’nde 240 gün ölüm orucunda kaldığını, sonrasında Wernicke-Korsakoff sendromuna yakalandığını ifade eden Onaran şöyle devam etti: “2001 yılında cezasının 6 ay ertelenmesi sonucu tahliye edilir. Nisan 2016 tarihinde Yargıtay’da ki davasının sonuçlanmasının ardından tekrar tutuklanan Aslıhan Gençay’ın, Wernicke-Korsakoff sendromu dışında, majör ve manik depresif duygu bozukluğu, migren, boyun ve sırt ağrıları, kronik bronşit, astım, bacaklarda dizden aşağıda sinir ölümü ve dolaşım bozukluğu bulunmaktadır. Rahminde tespit edilen kitlenin ağrı yaptığını ve kanamaya neden olduğunu belirten Gençay halen Tarsus Kampüs Kadın Hapishanesi’nde tutulmaktadır.”
    Wernicke-korsakoff sendromuna yakalanan tutukluların durumlarının endişe verici olduğunu söyleyen Onaran, “Bizler insan hakları savunucuları olarak Adli Tıp Kurumu’nun hastane raporlarını dikkate alarak sorumlu davranmasını; Kemal Gömi, Mehmet Ali Çelebi, Kemal Özelmalı, Aslıhan Gençay ve Wernicke Korsakoff sendromuna yakalanmış tüm ağır hasta mahpusların serbest bırakılması için gerekli adımların atılmasını istiyoruz” diye konuştu.

    Açıklama, sloganlarla sona erdi. (HABER MERKEZİ)

     

  • 70 yaşında felçli Akbaba’nın serbest bırakılması istendi-VİDEO

    70 yaşında felçli Akbaba’nın serbest bırakılması istendi-VİDEO

    PİRHA- İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, hasta tutukluların durumuna dikkat çekmek için düzenledikleri F Oturumu’nda, geçirdiği felç nedeniyle ellerini kullanamayan 70 yaşındaki hasta tutuklu İbrahim Akbaba’nın serbest bırakılmasını istedi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, tarafından hasta tutukluların serbest bırakılması talebiyle Galatasaray Meydanı’nda yapılmak istenen “F Oturumu” eyleminin, 349’uncusu polis tarafından engellendi. Bunun üzerine İHD Şube binası önünde yapılan açıklamada,  “Tedavi haktır engellenemez” pankartının açıldığı eylemde hasta tutukluların fotoğrafları taşınarak “İbrahim Akbaba serbest bırakılsın” ve “insan haklarıyla insandır” sloganları atıldı.

    Açıklamaya, Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekilleri Meral Danış Beştaş ve Zeynel Özen destek verdi.

    Bu hafta ileri derecede diyabet, kalp ve katarakt hastalıklarının yanı sıra 2015’te geçirdiği felç nedeniyle ellerini kullanamayan 70 yaşındaki hasta tutuklu İbrahim Akbaba’nın durumuna dikkat çekildi.

    HAK İHLALERİ 

    Basın açıklamasını İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu üyesi Mehmet Acettin yaptı. Cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerinin artığına dikkat çeken Acettin, “Ağırlaşan koşullar nedeniyle ağır hasta mahpuslar ölüme terk edilirken, sağlığa erişim hakları engellenmektedir. Ayrıca ailelerinden uzak illerdeki hapishanelerde olmaları bu durumu daha da zorlaştırıcı olmaktadır. Hapishanelerdeki yönetmelikler ve uygulamalar tek tipleştirme saldırılarının bir parçası olurken; çıplak arama, ayakta nizam usulü sayım dayatmaları ve hücre tipi ring araçlarıyla hastane, mahkeme ve başka hapishanelere sevk hak ihlallerindendir” dedi.

    “2 GÜNLÜK YOLCULUK İŞKENCEYE DÖNÜŞMÜŞTÜR”

    Akbaba’nın Edirne F Tipi Kapalı Cezaevinde tutulduğunu söyleyen Acettin, “10 çocuğu ve 22 torunu var. 1 yıl 4 aydır tutukludur. Tutuklandıktan sonra Mardin hapishanesine konulan Akbaba,  9 ay sonra mahkemeye çıkarıldı. Akbaba, mahkemeye çıkarılmadan ise sürgün sevk ile 6 Kasım 2017’de ring aracı ile 8 Kasım 2017 tarihinde Edirne F tipi hapishanesine getirilmiştir. 2 günlük yolculuk; İleri derecede diyabet, kalp ve katarakt hastası olan ve açık kalp ameliyatı geçirmiş olan İbrahim Akbaba için işkenceye dönüşmüştür. Ayrıca 2015 yılında felç geçirmiş olmasından dolayı halen ellerini yeterince kullanamamakta, diğer taraftan şeker hastalığı nedeniyle bacağı kesilmiş ve protez kullanmaktadır” diye belirtti.

    RAPORU 3 AYDIR BEKLETİLİYOR

    İHD İstanbul Şubesinin de içinde yer aldığı ve Akbaba ile bir heyetin görüştüğünü belirten Acettin, Akbaba’nın anlatımlarını şöyle aktardı: “Mardin 3 Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Adli Tıp Kurumuna ( ATK) sevki için yazı yazıldığını ancak, 3 aydır bekletildiğini ifade etti. Yine jandarma yok denilerek sevkinin geciktirildiğini, hastalıkları nedeniyle düzenli ilaç kullanması gerektiği halde bazı hapishane doktorlarının bu ilaçları yazarken, bazılarının da yazmadığını ve bu nedenle zaman zaman tedavisinin aksadığını söyledi. Ağır tecrit uygulandığını, 4 aydır sohbet, spor hakkının kullandırılmadığını, ilk geldiğinde bir kez çıkarıldığını ancak sonrasında engellendiğini ve nedeni hakkında tatmin edici bir açıklama yapılmadığını belirtmiştir.” Acettin, Akbaba’nın hastaneye götürülüp getirilirken ince aramadan geçildiğini söylediğini aktararak, “Ellerini kullanamadığı ve felcin etkileri nedeniyle çok zor anlar yaşadığını, bu nedenle odasından olabildiğince az çıkmaya gayret ettiğini söylemiştir.”

    “25 KİLO KAYBETMİŞ”

    Akbaba’nın görüşe gidiş gelişlerinde elindeki bastonunun kendisinden alındığını ifade ederek, bu nedenle yürümekte de zorlandığını söyledi.  Akbaba’nın bakıma ihtiyacı olduğu için oğlunun da tutuklu olduğu Diyarbakır F Tipi Cezaevine sevk ve oğluyla birlikte kalmayı istediğini ifade eden Acettin, ancak sevkin yapılmadığı bilgisini paylaştı.

    Akbaba’nın bir ay önce kriz geçirdiğini ve bu nedenle hastaneye götürüldüğünü dile getiren Acettin, ancak doktorun Akbaba’ya ilaç verip geri gönderdiğini ifade etti. Akbaba’nın protez yapılalı 5 yıl olduğundan da bahseden Acettin, bacağı zayıfladığı için protezin değişmesi gerektiğini belirtti.  Acettin, “İbrahim Akbaba; ‘Bağkur Emeklisi’ olmasına rağmen masrafın karşılanmadığını, doktor tarafından, tutuklular için devletin protez parası ödemediğini söylendi. ‘Sen verirsen yaptırırız’ dedikleri ve hastaneye sevklerde kullanılan ring araçlarının çok sıkıntılı olduğunu, hasta taşımaya uygun olmadığını söyledi” diyerek Akbaba’nın cezaevinde kaldığı süre içinde 25 kilo kaybettiğini  ve sağlık durumunun gün geçtikçe ağırlaştığı bilgisini verdi. Acettin, başta Akbaba olmak üzere bütün hasta tutukluların serbest bırakılmasını istedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Hasta mahpus Hayati Kaytan’ın serbest bırakılması istendi-VİDEO

    Hasta mahpus Hayati Kaytan’ın serbest bırakılması istendi-VİDEO

    PİRHA- İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi tarafında yapılan 347. F Oturumu’nda hasta mahpus Hayati Kaytan’ın serbest bırakılması istendi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu tarafından hasta tutukluların serbest bırakılması talebiyle Galatasaray Meydanı’nda yapılmak istenen “F Oturumu”nun, 347’nci haftası da polis tarafından engellendi. Bunun üzerine açıklama yine İHD binası önünde yapıldı. Derneğin penceresine İngilizce ve Türkçe olarak “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın” pankartı asılırken, eylemciler hasta tutukluların fotoğraflarını açtı.

    Bu haftaki eylemde müebbet hapis cezasına çarptırılan hasta tutuklu Hayati Kaytan’ın durumuna dikkat çekildi. Eylemde konuşan İHD üyesi Emine Küçükbumin, devletin kendine muhalif olan her kesimi düzmece iddianamelerle F tipi betonlara gömdüğünü ve F tipi cezaevlerinin de kişiliği yok etmenin aracı haline getirdiğini söyledi.

    KAYTAN 3 KİŞİLİK HÜCREDE TUTULUYOR

    Küçükbumin, Kaytan’ın durumuna ilişkin şu bilgileri paylaştı: “15 yıldır hapishanede olan Kaytan sağ elini kullanamıyor, kan donmasından dolayı sol ve sağ ayağının tüm parmakları kesilmiş durumdadır. Beyninin sağ frontal bölgesinde kitle tespit edilen Kaytan, 2009 yılında ameliyat edilir ve beynindeki ur alınır. İşkenceyi aratmayan hastane sevkleri sırasında bel fıtığı hastalığı gelişir. Bel fıtığı hastalığını 7-8 ay sonra boyun fıtığı hastalığı takip eder. Bu arada avukatı beyin tümöründen dolayı ilk hastalandığı dönemde cezasının ertelenmesi için Adli Tıp Kurumu’na başvuruda bulunsa da hiçbir sonuç alınmaz. Halen Bolu F Tipi Hapishanesi’nde kalan Kaytan 3 kişilik hücrede tutulmaktadır.”

    CEZAEVİNDE AĞIR TECRİT KOŞULLARI UYGULANIYOR

    Kaytan’ın geçirdiği beyin ameliyatı sonrası epileptik nöbet ataklarının devam ettiğine dikkat çeken Küçükbumin, “Kaytan, yaşadığı ağır tecrit koşulları nedeniyle tek başına ihtiyaçlarını karşılayamamaktadır. Havalandırma hakkının bile 24 saat olarak uygulandığı, hücre arkadaşları dışında kimseyle görüştürülmeyen Kaytan’a bakan hücre arkadaşları da hasta mahpuslardır. Bir yandan yaşam mücadelesi veren mahpuslar, diğer yandan idarenin keyfi hücre baskınlarına maruz kalıyorlar. Ailesi ise, nörolojik rahatsızlıkları olmasına rağmen Kaytan’ın hastaneye götürülmediğini, ‘senin bir şeyin yok’ denilerek MR çektirilmediğini, hapishane idaresi tarafından telefonda bile tekmil vermeye zorlandıklarını ve tekmil vermedikleri için Kaytan’la 2 yıldır görüştürülmediklerini söylüyor.” diye belirtti.

    Adalet Bakanlığı başta olmak üzere yetkililerin keyfi tutumlarına son vermesini talep eden Küçükbumin, “Kaytan ile birlikte tüm hasta mahpuslara uygulanan tecrit işkencesi kabul edilemez bir tutumdur.” diye konuştu.

    Küçükbumin, bir kez daha Kaytan’ın serbest bırakılmasını talep etti.

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Hasta tutuklu Kemal Özelmalı artık ihtiyaçlarını karşılayamıyor’- VİDEO

    ‘Hasta tutuklu Kemal Özelmalı artık ihtiyaçlarını karşılayamıyor’- VİDEO

    PİRHA- Hasta mahpusların durumuna dikkat çekmek isteyen İHD Hapishane Komisyonu’nu eylemi bu hafta da polis engeline takıldı. Galatasaray Meydanı’nda yapılmasına izin verilmeyen eylemde, mahpus Kemal Özelmalı’nın serbest bırakılması talep edildi. 

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu tarafından hasta tutukluların serbest bırakılması talebiyle Galatasaray Meydanı’nda yapılmak istenen F Oturumu’nun 344’üncü haftası da polis tarafından engellendi. Polisin engeli üzerine açıklama, İHD şube binası önünde yapıldı. İHD’nin penceresine İngilizce ve Türkçe olarak “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın” pankartı asılırken, eylemde, “Hasta mahpus Kemal Özelmalı serbest bırakılsın” pankartı açıldı. Bu haftaki açıklamayı İHD Hapishane Komisyonu üyesi Mehmet Acetin yaptı.

    “ÖZELMALI İHTİYAÇLARINI KARŞILAYAMIYOR”

    344’üncü “F Oturumu”nda Wernicke Korsakof hastası olan ve Adana Kürkçüler F Tipi Cezaevi’nde tutulan Kemal Özelmalı’nın durumuna ilişkin Acetin, şu bilgileri paylaştı: “Tek başına tahliye talebiyle açlık grevine gidilmesi anlaşılmaz görünebilir. Ancak Kemal Özelmalı’nın 30 yıla yaklaşan hapishane sürecine bakıldığında bu talep anlaşılır oluyor. 12 Eylül 1980 darbesi sonrası 7 yıl hapiste kalan Özelmalı, 90’lı yıllarda tekrar hapse girdi.  Özelmalı ’96 ölüm orucu ve süresiz açlık grevi eyleminden sonra 2000’de ölüm orucuna girdi; ölüm orucu sonrasında Wernicke Korsakof rahatsızlığına yakalandı. Hafızanın tahribata uğraması nedeniyle Korsakof rahatsızlığından kaynaklı hapishanede olduğunun farkında bile olmayan Kemal Özelmalı, Wernicke rahatsızlığından kaynaklı tek başına kendi ihtiyaçlarını karşılayamayacak durumdadır.”

    Sol ayağı yaralanmadan kaynaklı engelli olan Özelmalı’nın ayrıca kol, boyun ve bacaklarında sürekli kramp oluştuğunu aktaran Acetin, “Bunlarla birlikte bağırsak, prostat, idrar tutamama, görme ve duymada azalma, denge bozukluğu var. Buna rağmen Özelmalı’nın Adli Tıp Kurumu’na sevki için Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapılan başvurudan bir sonuç çıkmadı. Adli Tıp Kurumuna sevk talebinde bulunan Özelmalı devlet hastanesinden verilen ‘hapiste kalabilir’ raporuna dayanılarak hapiste tutuluyor” dedi.

    “ORTADA BİR DÜŞMANLIK VE HUKUKSUZLUK VAR”

    Acetin, durumu ağır olan hasta tutukluların durumlarının göz önüne alınmadığına dikkat çekerek, “Başka örneklerde gördüğümüz; devlet hastanelerinin ‘hapiste kalamaz’ raporu verdiğinde görmezden gelinerek Adli Tıp Kurumuna sevk eden savcılık, ‘hapiste kalabilir’ raporu verilince hiçbir görüşe ihtiyaç duymadan bu raporu esas alıyor. Ortada bir düşmanlık ve hukuksuzluk olduğu çok açık” sözleri ile tepki gösterdi.

    TAHLİYE EDİLMESİ TALEP EDİLDİ

    Özelmalı’nın durumuna ilişkin son bilgileri de paylaşan Acetin, şunları söyledi:

    “Özelmalı’yı 23 Eylül ve 23 Ekim tarihlerinde ziyaret eden İnsan Hakları Derneği Adana Şubesi avukatı Zelal Demiray ile yaptığımız telefon görüşmesinde son durumunu şöyle belirtmektedir. ‘Kemal Özelmalı hem ATK’ya sevki için, hem de hapiste kaldığı sürenin tahliye tarihini geçtiğini düşündüğü için açlık grevine girmiştir. Ancak infaz tarihi ile ilgili net bilgimiz henüz yoktur. Wernice Korsakoff rahatsızlığı nedeniyle zaten var olan sağlık sorunları daha da ağırlaşmıştır. Gözle görülür kilo kaybı, hareket etmede zorluk çekme, birine tutunmadan yürüyememe hatta ayakta duramama ve nefes sorunu yaşamaktadır. Ayrıca hastane sevklerine tekerlekli sandalye ile götürülmektedir’.  Kemal Özelmalı, bir aydan fazla bir zamandır açlık grevinde. Kemal Özelmalı’nın açlık grevi talebi esasında hukuksuzluğa karşı bir talep oluyor. Üstelik yaklaşık 30 yıldır içeride olan, defalarca açlık grevi eylemine ve iki kere ölüm orucuna girmekten kaynaklı Wernicke Korsakof rahatsızlığı için şimdi yaptığı açlık grevinin vücudunda çok daha fazla tahribata yol açacağı da açıktır.” Acetin, Özelamlı’nın biran önce tahliye edilmesini istedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Bir cumartesi klasiği- VİDEO

    Bir cumartesi klasiği- VİDEO

    PİRHA- Cumartesi günlerinin klasiği haline gelen baskı ve abluka altında anma ve adalet arama eylemleri bu kez de psikolojik baskıyla engellenmeye çalışılıyor. İHD’nin bulunduğu daracık sokağa hapsedilen eylemler ve eylemciler ile basının arasına şimdi de Taksim’in yoğun trafiği giriyor. Basın, eylemcilerden çok yoldan geçen arabaları çekmek zorunda bırakılıyor.

    Cumartesi Anneleri’nin 700. hafta eyleminden sonra Galatasaray’da herhangi bir basın açıklaması veya eylem yapılması yasaklandı. 700. haftadan bu yana Cumartesi Anneleri ve F oturumu eylemleri İnsan Hakları Derneği’nin bulunduğu sokak olan Çukurlu Çeşme Sokağı’nda yapılıyor.

    Sokağın giriş çıkışları birkaç sokak ötelerden başlanarak polis tarafından tutuluyor. Sokağa girenler sanki yasa dışı bir şey yapıyormuş, azılı suçlularmış gibi bir hisse kapılıyorlar. Cumartesi günleri yolu Çukurlu Çeşme Sokağı’na düşenler sokaktan aceleyle çıkmaya çalışıyorlar.

    İHD’nin içine ve önündeki kaldırıma sıkıştırılan eylemciler de daracık bir alanda pankart bile açamıyorlar. Bunun çözümünü ise pankart ve resimleri pencere demirlerinde asmakta buluyorlar. Bu da aslında durumu en net özetleyen fotoğraflardan biri.

    Basın ise eylem başlar başlamaz polisin etten duvar ördüğü alandan haber kaynaklarına ulaşmaya çalışıyor. Kimi zaman darp edilen gazetecilerin habere ulaşma çabaları ise suç gibi yansıtılıyor. Tüm bunlara rağmen basın itiş kakış içerisinde görüntü almaya çalışıyor.

    Polisle haber kaynakları arasında etten duvar örülen dışarıdakilerin yetişemediği görüntüleri İHD binasındaki demir parmaklıkların ardından diğer gazeteciler tamamlıyor.

    Bu da yetmiyor Cumartesi günleri Taksim’in bütün trafiği sanki Çukurluçeşme Sokağı’ndan akıyor. Eylemciler ve basın karşılıklı iki kaldırıma sıralanıyor. Cumartesi Anneleri eyleminde kolluk kuvvetleri lütfederse sokağın başından trafik kesiliyor.

    Ancak F Oturumu eyleminde bu bile yapılmıyor. Karşılıklı iki kaldırıma sıralanan eylemciler ve basının arasına sokaktan geçen arabalar giriyor. Öyle ki eylem bitene kadar arkada eylemcilerin konuşmasına aradan geçen arabalar eşlik ediyor her defasında. Muhabirlerin kamerasında ise eylemcilerin sesi var ama görünen şey sadece arabalar.

    Böylelikle daracık alana sıkıştırılan eylemcilerin basına ulaşmaları da kısmi olarak engellenmiş oluyor. Artık bir Cumartesi klasiği haline gelen bu can sıkıcı durum gazetecilerin habere ulaşma, yurttaşların da haber alma haklarını engelliyor.

    Suay ABAK/İSTANBUL

     

  • Hasta mahpus Atlı’ya özgürlük istendi-VİDEO

    Hasta mahpus Atlı’ya özgürlük istendi-VİDEO

    PİRHA- Polis tarafından bu hafta da engellenen F oturumunun 343’üncüsünde beyin kanaması riskiyle karşı karşıya olan hasta tutuklu Mehmet Selim Atlı’nın serbest bırakılması istendi.  

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, hasta tutukluların serbest bırakılması talebiyle Galatasaray Meydanı’nda yapılmak istenen F Oturumu’nun 343’üncüsü de engellendi. Polisin engeli üzerine açıklama, İHD şube binası önünde yapıldı. İHD’nin penceresine İngilizce ve Türkçe olarak “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın” pankartı asılırken, eylemde “Hasta mahpus Mehmet Selim Atlı serbest bırakılsın” pankartı açıldı.

    Bu haftaki açıklamayı İnsan Hakları Derneği (İHD) Üyesi Taylan Bekin yaptı.

    OHAL kaldırılmasına rağmen OHAL koşullarını aratmayan uygulamaların devam ettiğini belirten Bekin, hasta tutukluların sağlığa erişmesinin ve tedavi edilmesinin engellendiğini söyledi. Onlarca ağır hasta tutuklunun ailesiyle veda hakkını dahi kullanamadan yaşama veda ettiğine dikkat çeken Bekin, “Hapishanelerde tutulmakta olan tüm ağır hasta mahpuslar için yaşam ve ailesine veda etme hakkı meşru bir insan hakkıdır. Ayrıca Birleşmiş Milletler resmi belgesi olan ve üye ülkelerce de kabul edilen İstanbul Protokolü gereği, tutuklu ve hükümlü konumda da olsa her hastanın kendi doktorunu seçme ve raporlarının bağımsız bilirkişilerce hazırlanmasını isteme hakkı vardır. İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu olarak her hafta gündeme getirdiğimiz ve getirmeye devam ettiğimiz hasta mahpusların durumunu kamuoyu ve basınla paylaşıyoruz. Bir nebze de olsa olumlu gelişmeler başta aileleri olmak üzere bizleri, insan hakları savunucularını mutlu ediyor. Tersi durum ise bizleri kaygılandırıyor ve üzüyor” diye konuştu.

    “ATLI HAFIZA KAYBI YAŞAMAKTADIR”

    Eylemde, hasta tutuklu Mehmet Selim Atlı’nın durumuna dikkat çeken Bekin, şunları dile getirdi: “Mehmet Selim Atlı 62 yaşında Batman doğumludur. Yargılandığı iki suçtan dolayı hapis cezası almıştır. İlk yargılandığı davadan 4 yıl 8 ay, ikinci davadan ise 33 ay hükümlüdür. Hapishaneye girmeden önce beyin kanaması geçirmiştir. Kaldırıldığı Özel Batman Yaşam Hastanesinde Şubat 2018’te tutuklanarak Batman hapishanesine oradan da Siverek hapishanesine sevk edilmiştir. Doktor raporları olmasına rağmen hapishane idaresi Atlı’yı İstanbul Adlı Tıp Kurumuna göndermiş. Burada yapılan tetkikler sonucunda kendisine sağlam raporu verilmiştir. Siverek hapishanesine geri gönderilen Atlı, ikinci defa beyin kanaması geçirmiştir. Atlı, sık sık hafıza kaybı yaşamaktadır. Urfa Mehmet Akif İnan Araştırma Hastanesinin yoğun bakım ünitesinde tedavi için bir süreliğine kalan Atlı daha sonra hapishaneye geri gönderilmiştir. Siverek T Tipi Hapishanesi’nde ağır hasta bir şekilde kalan Atlı, yeni bir beyin kanaması riskiyle karşı karşıyadır.”

    İnsan hakları savunucuları ve Hapishane Komisyonu olarak cezaevlerinde ölümlerin olmamasını istediklerini ifade eden Bekin, “Özellikle ağır hasta mahpusların yakınlarının yanında tedavilerine devam edebilmesini ve mahpusların veda hakkına dahi erişemeden yaşamlarını yitirmemesi gerektiğini söylüyoruz. Bütün ağır hasta mahpuslar için yaşam hakkı istiyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Hasta tutuklu Akbaş’ın serbest bırakılması istendi-VİDEO

    Hasta tutuklu Akbaş’ın serbest bırakılması istendi-VİDEO

    PİRHA- İHD Hapishane Komisyonu, sağ böbreği hiç çalışmayan, sol böbreği ise yüzde 75 çalışan hasta tutuklu Fikret Akbaş’ın serbest bırakılmasını istedi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, hasta tutukluların serbest bırakılması talebiyle Galatasaray Meydanı’nda yapılmak istenen F Oturumu’nun 342’ncisi de engellendi. Polisin engeli üzerine açıklama İHD şube binası önünde yapıldı. “Hasta mahpus Fikret Akbaş serbest bırakılsın” pankartlarının açıldığı eylemde, basın açıklamasını İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu Üyesi Mehmet Acettin yaptı.

    Bu haftaki açıklamada hasta tutuklu Fikret Akbaş’ın serbest bırakılması istendi.

    “DUYMAK İSTEMEYENLERE İNAT”

    Cezaevlerinin ülkenin gerçek yüzünü gösteren yerler olduğunu belirten Acettin, cezaevlerinde insan hak ve özgürlüklerinin olmadığı bir yaşamın dayatıldığını söyledi. İnsani ve vicdani olan her şeyin sistemin baskısı altında olduğuna dikkat çeken Acettin, “Dayanışma ve yardımlaşma bu sisteme ve bu sistemin anlayışına hizmet etmiyorsa, ona bir çıkar sağlamıyorsa ortadan kaldırılması veya engellenmesi için her yol denenmektedir. Sürekli hasta mahpusların sorunlarını gündeme getirmemize rağmen, bizlerin ve hasta mahpusların sesini duydukları halde, duymak istemeyenlere inat her hafta olduğu gibi bu haftada onlara seslenmeye devam edeceğiz” diye belirtti.

    “AKBAŞ’IN SAĞLIĞI GİDEREK KÖTÜLEŞMEKTE”

    Bu haftaki oturumda hasta tutuklu Fikret Akbaş’ın durumunu aktaran Acettin, “Akbaş, Silopi’de 8 yıl önce katıldığı Newroz’dan sonra gözaltına alınıp bırakılır. 2016 yılında davanın sonuçlanmasının ardından 5 yıl 5 ay hapis cezası alır ve tutuklanır. 10 ay Şırnak T Tipi Cezaevi’nde kalır.  2017 yılının Ekim ayında Kayseri Bünyan 2 No’lu T Tipi Cezaevi’ne sevk edilir, hala bu hapishanede kalmaktadır. Akbaş’ın sağ böbreği hiç çalışmamaktadır. Sol böbreği ise yüzde 75 çalışmaktadır. ‘Sağlığı askerlik yapmaya uygun değildir’ raporu bulunmaktadır. Akbaş’ın tedavisi hapishane de yapılmamaktadır. Sürekli doktor kontrolünde olması gerekmesine rağmen hastaneye götürülmemekte, götürülse bile tedavi edilmemektedir.  Kardeşi Serbest Akbaş’ın Fikret’in durumu ile bize gönderdiği bilgide; ‘Ağabeyimin hapishaneye girdikten sonra tedavisinin aksatılması nedeniyle sağlığı giderek kötüleşti. Uzun süre hastaneye götürülmemesi hastalığı açısından çok kötü sonuçlar doğurmaktadır. En son gelinen durumda hastalığının artması bir böbreğinin çalışmaması bir diğer böbreğinin giderek durmaya doğru gitmesi bizi çok tedirgin etmektedir. Ağabeyim bizim ziyaretine gidemeyeceğimiz uzaklıktaki hapishanede bulunmaktadır. Daha kolay ziyaretine gidebileceğimiz, ikametimize yakın bir hapishaneye sevk talebimiz ise reddedilmektedir’ diye aktardı” ifadelerini kullandı.

    Akbaş ve bütün ağır hasta tutukluların bir an önce serbest bırakılması talebinde bulunan Acettin, her türlü baskı, işkence ve tecride karşı insanlığın, insan haklarının kazanması için mücadele edeceklerini söyledi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • 3 kez kalp krizi geçiren hasta mahpus Aslankılıç’ın serbest bırakılması istendi-VİDEO

    3 kez kalp krizi geçiren hasta mahpus Aslankılıç’ın serbest bırakılması istendi-VİDEO

    PİRHA- İHD, İstanbul’da F Oturumu’nun 341’inci haftasında yüzde 65 engelli raporu olan, 3 kez kalp krizi geçiren hasta tutuklu Nesip Aslankılıç’ın serbest bırakılmasını istedi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu tarafından hasta tutukluların serbest bırakılması talebiyle Galatasaray Meydanı’nda yapılmak istenen F Oturumu’nun 341’incisi de engellendi. Polisin engeli üzerine insan hakları savunucuları açıklamayı İHD şube binası önünde yaptı. “Hasta mahpus Nesip Aslankılıç serbest bırakılsın” pankartlarının açıldığı eylemde basın açıklamasını, İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu Üyesi Hatice Onaran yaptı.

    Bu haftaki açıklamada ağır hasta tutuklu Nesip Aslankılıç’ın serbest bırakılması istendi.

    “KALDIRILDIĞI SÖYLENEN OHAL YAŞAMIN HER ALANINI ETKİLİYOR”

    Genel af tartışmalarına değinen Onaran, “Devlet yeni bir ‘Rahşan affı’ faciası olabilecek bir tasarı ile uğraşıyor. Bu tasarının yasalaşmasıyla birlikte kamuoyunda, hapishanelerin boşaltılacağı ve yerlerine muhalif kesimlerin konulacağı endişesi hakimdir. Çıkarılması düşünülen bu af ile yapılması planlanan yeni hapishanelerle hak savunucularına yasaklanan meydanlarla, tutuklama ve gözaltı furyasıyla birlikte, kaldırıldığı söylenen OHAL tüm kurumlarıyla devam ederek gündelik yaşantımızın her alanını etkilemektedir” dedi.

    3 KEZ KALP KRİZİ GEÇİRDİ 

    Bu haftaki oturumda ağır hasta mahpus Nesip Aslankılıç‘ın durumunu gündeme getiren Onaran, 2014’te tutuklanan 70 yaşındaki Aslankılıç’ın, 2 ay önce tutulduğu Bolu F Tipi Kapalı Cezaevi’nden, Ağrı Patnos L Tipi Kapalı Cezaevi’ne sevk edildiğini söyledi. Onaran, 2008’de açık kalp ameliyatı olduktan sonra 3 kez kalp krizi geçiren Aslankılıç’ın tam teşekküllü bir hastanede yatılı olarak tedavi görmesi gerektiğini belirtti. Ağrı’daki tam teşekküllü bir hastaneden yüzde 65 engelli raporu alan Aslankılıç’a Adli Tıp Kurumu’ndan “hapishanede kalabilir” raporu verildiğini anlatan Onaran, aynı zamanda prostat ve tansiyon hastası olan Aslankılıç’ın hapishane idaresinden talep etmesine rağmen hastalıklarına dair raporların kendisine verilmediği bilgisini verdi.

    Onaran son olarak Aslankılıç’ın serbest bırakılmasını talep etti.

    PİRHA/İSTANBUL

  • F Oturumu’nda polis ablukası altında Refik Sünkür’ün serbest bırakılması istendi – VİDEO

    F Oturumu’nda polis ablukası altında Refik Sünkür’ün serbest bırakılması istendi – VİDEO

    PİRHA – Hasta tutukluların durumuna dikkat çekmek için İHD İstanbul Şubesi önünde polis ablukası altında açıklama yapan hapishane komisyonu, “Hasta mahpusların sesi olmaya devam ediyoruz!” dedi. 

    Cumartesi Anneleri eyleminin 700. haftasında gelen baskılarla birlikte hasta tutukluların sesini duyurmaya çalışan  F Oturması da engellendi. Galatasaray Meydanı’nda her hafta yaptıkları açıklamanın 340. haftasını da İHD İstanbul Şubesi önünde gerçekleştirdi. Basın açıklamasını Mehmet Acettin okudu. 340. F oturmasında Bolu Hapishanesi’nde tutulan hasta tutuklu Refik Sünkür’in durumununa dikkat çekildi.

    “TEDAVİ HAKKI GASP EDİLDİ”

    1975 doğumlu Refik Sünkür, Ağustos/1995’de gözaltına alınarak tutuklandığını belirten Acettin, Sünkür’ün müebbet hükümlü olduğunu belirterek durumunu şöyle açıkladı;

    “Sünkür, tutuklanmadan önce kolundan yaralıydı. İstanbul/Ümraniye Kapalı Hapishanesinde gerekli tedavi hakkı gasp edilmesinden kaynaklı sol kol dirseğinde 15 santimetrelik bir kemik kaybı oluşmuştur. İki kez platin takılmış ancak düzenli kontrolleri yapılmadığı için kangren olma riski nedeniyle platin çıkartılmıştır. Dirseğini açıp kapatamadığından dolayı kolunu kullanamamakta ve ihtiyaçlarını yeterince karşılayamamaktadır. Ümraniye’den sonra Bayrampaşa, Diyarbakır D Tipi, Kocaeli/Gebze ve Kocaeli/Kandıra F Tipi’ne götürülen Refik Sünkür şuan Bolu F Tipi Hapishanesindedir.

    Göğüs ağrısı, çarpıntı şikâyetlerinin artması nedeniyle; 2015 yılında, götürüldüğü Abant İzzet Baysal Üniversitesi Hastanesinde anjiyo yapılarak kalbine pil takılır. Kalbinde Triküspit yetmezliği teşhisi konulan Refik Sünkür, kalp pili taşıyor olmasından dolayı altı (6) ayda bir mutlaka kontrole götürülmesi gerekiyor. Ancak, Bolu’da pil kontrolü yapılamıyor ve İstanbul’dan görevlilerin gelmesi gerekiyor. Görevliler geldiği zaman —gün- asker olmadığı söylenerek kontrolü aksatılmakta olup en son Haziran 2017’de kontrolü yapılmıştır. Bu sıkıntılardan dolayı tedavi amaçlı İstanbul hapishanelerine sevkini istemesi üzerine Adalet Bakanlığı Köroğlu Devlet Hastanesinin düzenlemiş olduğu “Pil kontrolü Bolu ilinde yapılabilir” bilgisini içeren kurul raporuna dayandırarak ret yanıtını vermiştir. Oysa aynı hastane daha öncesinde, karar verecek durumları olmadığını ve ancak üniversite hastanesinin rapor verebileceğini söylemiştir.”

    “KALP, MİDE VE TROİD HASTALIKLARI VAR”

    Acettin, Refik Sünkür’ün ailesiyle yapılan görüşmede kolunu kullanamadığı için günlük yaşamını idame ettirmede zorlanmakta, kalp rahatsızlığının yanı sıra bel-boyun fıtığı, mide ülseri ve reflü’den kaynaklı çok fazla ağrı, yanma şikâyeti ve mide alt kapakçığının işlevsiz hale gelmesiyle oluşan troid hastalıklarının olduğunu belirttiğini söyledi.

    340. F Oturumu’nda gerekli tedavinin yapılması için hasta tutuklu  Refik Sünkür’ün serbest bırakılması istendi.  (PİRHA – İSTANBUL)

  • ‘Kolon kanseri hasta mahpus Muhsin Kızılkan serbest bırakılsın’ -VİDEO

    ‘Kolon kanseri hasta mahpus Muhsin Kızılkan serbest bırakılsın’ -VİDEO

    PİRHA- İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, F Oturumu’nda kolon kanseri hastası tutuklu Muhsin Kızılkan’ın ailesine haber verilmeden kalın bağırsaklarının ameliyatla alındığını belirtti. 

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, hasta tutukluların serbest bırakılması talebiyle gerçekleştirdiği “F Oturumu”nun 339’uncu haftasında kolon kanseri olan hasta tutuklu Muhsin Kızılkan’ın serbest bırakılmasını istedi.

    Polis tarafından Galatasaray Meydanı’nda yapılması engellenen eylem, İHD İstanbul Şube binasının önünde yapıldı. “Hasta mahpus Muhsin Kızılkan serbest bırakılsın” pankartı ve fotoğrafı İHD İstanbul Şubesi’nin penceresine asıldı. Eylemde, basın metnini İHD Hapishane Komisyonu Üyesi Hatice Onaran okudu.

    SAĞLIK SORUNLARI CEZAEVİNDE BAŞLAMIŞ 

    Onaran, hasta tutuklu Muhsin Kızılkan’ın 1993 yılında İzmir’den gözaltına alınarak tutuklandığını belirterek, şöyle devam etti: “Müebbet hükümlüsü Muhsin Kızılkan, önce İzmir Hapishanesi’nde tutulur, daha sonra Mersin/Silifke, Konya, Bartın, İskenderun gibi birçok hapishaneye sürgün edilir. Hapishaneye girmeden önce herhangi bir sağlık sorunu olmamasına karşın içeride bulunduğu süre içinde çeşitli hastalıklara yakalanır, psikolojik sıkıntıları baş gösterir.”

    AİLESİNDEN HABERSİZ AMELİYAT EDİLDİ

    Kızılkan’a, Aralık 2016 tarihinde kolon kanseri teşhisi konulduğunu aktaran Onaran, “Kısa bir süre sonra hastaneye yatırılarak, kalın bağırsakları ameliyatla alınır. Hayati riski olan bu ameliyatın ne öncesi ne de sonrasında ailesine haber verilmez. Aile, bu ameliyat haberine kendi imkânlarıyla ulaşmıştır. Muhsin Kızılkan; ameliyatın ardından Adli Tıp Kurumu’nun verdiği 6 aylık bir raporla tahliye edilir. Raporun süresi bittikten sonra tutuklanarak yeniden hapishaneye götürülen Muhsin Kızılkan, şu an İskenderun T Tipi Hapishanesi’nde tutulmaktadır. Gerekli ve yeterli tedavinin yapılmayacağından kuşku duyduklarını belirten ailesi yaşamından ve sağlığından sürekli endişe ettiklerini belirtmişlerdir” dedi.

    “TÜM HASTA TUTUKLULAR SERBEST BIRAKILSIN”

    İçinde bulunulan süreçte hem içeride hem de dışarıda hak ihlalleriyle karşı karşıya olduklarını ifade eden Onaran, “İnsan olma, onur ve erdemliğin yok edilmeye çalışıldığı bu sürecin en ağır neticeleri ise hapishanelerde görülmektedir. İnsan haklarının ayaklar altına alındığı hapishanelerde, mahpusların her türlü ihtiyaç talebi görmezden gelinmekte, tedavi hakkı olabildiğince engellenerek mahpuslar ölüme terk edilmektedir” ifadelerini kullandı.
    İnsan hakları savunucuları olarak bütün hasta tutukluların ve alilerin kaygılarına ortak olduklarını söyleyen Onaran, “Muhsin Kızılkan ve tüm ağır hasta mahpusların gerekli tedavilerinin sağlanması içini serbest bırakılmalarını istiyoruz” diye konuştu. (HABER MERKEZİ)
  • F Oturumu’nda Aziz Bayın’ın serbest bırakılması istendi-VİDEO

    F Oturumu’nda Aziz Bayın’ın serbest bırakılması istendi-VİDEO

    PİRHA- İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, “F Oturumu”nun 337’nci haftasında hasta tutuklu Aziz Bayın’ın durumuna dikkat çekti.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, hasta tutukluların serbest bırakılması talebiyle gerçekleştirdiği “F Oturumu”nun 337’nci haftasında hasta tutuklu Aziz Bayın’ın serbest bırakılmasını istedi. Galatasaray Meydanı’nın engellenmesinden kaynaklı eylem İHD İstanbul Şubesi önünde yapıldı. Sık sık “Hasta tutsaklar serbest bırakılsın”, “Aziz Bayın serbest bırakılsın” sloganının atıldığı eylemde “Tedavi haktır engellenemez”, “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın” pankartları açıldı.

    Eylemde basın metnini İHD Hapishane Komisyonu üyesi Hatice Onaran okudu. Hapishanelerde hak ihlallerinin devam ettiğini söyleyen Onaran, kanser, kalp, şizofren hastalarının tek başlarına yaşamlarını sürdürmek zorunda bırakılmalarının ikinci bir ceza biçimine dönülmüş durumda olduğunu söyledi.

    Şizofren hastası Aziz Bayın’ın durumu anlatan Onaran, “Aziz Bayın 8 yıldır hapishanelerde tutulmaktadır. Siyasi bir dosyadan dolayı 2010-2011 yıllarında Diyarbakır 4. Ağır Cezadan 12,5 yıl ve 5. Ağır Cezadan 2 yıl olmak üzere toplam 14 yıl ceza almıştır. Diyarbakır D tipi Hapishanesindeyken Edirne E tipi Hapishanesine gönderilen Bayın burada bir yıl kaldıktan psikolojisinin bozulması ve şizofren tanısıyla İstanbul Metris T tipine sevk edilmiştir. Bayın son olarak İstanbul Maltepe 1 Nolu L Tipi Hapishanesine sevk edild” dedi.

    TAKİPSİZLİK KARARI VERİLDİ

    Ailenin çocukları Aziz Bayın’ın Edirne ve Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde aldığı raporlarının olduğunu aktardığını belirten Onaran, ailesinin Bayın’ın Diyarbakır D Tipi Cezaevine sevk edilmesini istediğini ifade etti. Onaran, ardından Bayın’ın cezaevinden gönderdiği mektubu okudu.

    Bayın’ın mektubu şöyle: “Ben anti-sosyal kişilik bozukluğu, şizofren ve psikiyatri tedavisi görüyorum. Ağustos ayında 2 kez hapishanenin kampüs hastanesine giderken asker tarafından ellerim arkadan canımı yakacak şekilde kelepçelendi ve doktorun yanına bu şekilde çıkarıldım. Doktor da ellerimin açılmasını istemedi. Asker ardından ‘sen teröristsin’ dedi ve beni hücreye koydu. Bu durumları Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulundum ancak takipsizlik kararları geldi.

    “SEVK TALEBİM ÇÖZÜLSÜN”

    Ayrıca kızım lösemi hastası ve görüşüme gelemiyor. Aileme yakın bir hapishaneye gitmek istiyorum. Kızım bu yıl okula başlayacak ve morale ihtiyacı var. Kendisini her an kaybetme korkusu yaşıyorum. Sevk talebim çözülsün.”

    Onaran son olarak, hapishane komisyonu olarak hasta tutukluların bir an önce serbest bırakılmalarını talep ettiklerini vurguladı. (HABER MERKEZİ)
  • ‘F Oturumu’ eylemi de yapılamadı

    ‘F Oturumu’ eylemi de yapılamadı

    PİRHA- Galatasaray Meydanı’na dönük alınan açıklama yasağı kararı nedeniyle hasta tutuklulara ilişkin yapılan “F Oturumu” eylemi de yapılamadı.

    Cumartesi Anneleri’nin 701’inci haftasında Galatasaray Meydanı’nda yapmak istedikleri oturma eylemlerinin yasaklanması dolayısıyla aynı meydanda insan hakları savunucuları tarafından hasta tutsakların durumuna dikkat çekmek için yapılamak istenen açıklamaya da izin verilmedi.

     “F Oturumu” adı altında yapılıp, 336’ıncı haftasına ulaşan eyleme izin verilmemesi üzerine İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi önünde açıklama yapılmak zorunda kalındı.

    İHD Hapishane Komisyonu üyesi Hatice Onaran, burada yaptığı açıklamada tüm ağır mahpus hastaların serbest bırakılması için F Oturumu’nun devam etmesi gerektiğini söyledi.

    ‘KOÇER ÖZDAL’A VİCDAN BORCUMUZ VAR’

    Hafta içerisinde yaşamını yitiren hasta tutuklu Koçer Özdal’ın durumuna değinen Onaran, şunları söyledi: “Biz onun ailesiyle vedalaşması için bir kez daha veda hakkını dillendirecektik. Maalesef alana giremedik. Bu haftada Koçer Özdal’a veda hakkı verilmeden elleri kelepçeli ayakları bağlı yaşamını yitirdi. Bunun arkasından da yine cenazesine izin verilmedi. Kamuoyundaki duyarlı insanların cenazesine katılması engellendi ve aileye acısı yaşatılmadı. Bu durumdayız, bu haldeyiz. Koçer Özdal’a vicdan borcumuz gerçekten çok fazla”

    “F OTURUMU DEVAM ETMELİ”

    Hasta mahpusların tedavi haklarını kullanmaları ve serbest bırakılmalarıyla ilgili 7 yıldır eylem yapan tek komisyon olduklarını aktaran Onaran, “Bizim hasta tutsaklar konusunda kararlı bir duruşumuz vardı. Bunu devam ettirmemiz gerektiğine inanıyoruz. Çünkü gerçekten hasta mahpuslar gerek sistemin yöneticileri tarafından gerekse kamuoyu tarafından neredeyse unutulmuş durumda” diye belirtti. (HABER MERKEZİ)
  • F oturumu eylemi yapılmayacak

    F oturumu eylemi yapılmayacak

    PİRHA- Cumartesi Annelerinin 700’üncü hafta etkinliğinin yasaklanmasına tepki gösteren İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, “F Oturumu”nun 334’üncüsünü gerçekleştirmeyecek. 

    Kayıpların akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle her hafta Galatasaray Meydanı’nda toplanan Cumartesi Annelerinin 700’üncü hafta etkinliği İçişleri Bakanlığı tarafından yasaklandı. İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu da, her hafta aynı meydanda saat 13.30’da hasta tutukluların durumuna dikkat çekmek için “F Oturumu”nu düzenliyordu.

    Komisyon bu haftaki 334’üncü oturumu polis müdahalelerine tepki göstermek amacıyla gerçekleştirmeyecek. (HABER MERKEZE)

  • F Oturumu’nda kanser hastası Hasan Subaşı’na özgürlük istendi-VİDEO

    F Oturumu’nda kanser hastası Hasan Subaşı’na özgürlük istendi-VİDEO

    PİRHA -Cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine ve hasta tutukluların durumlarına dikkat çekmek amacıyla düzenlenen F Oturumu’nda basın metnini okuyan İbrahim Demirel, “Mahpusun temel haklarını korumakla görevli olan devlet, hapishanelerde yaşanan aşağılayıcı, onur kırıcı, insanlık dışı muameleyi ve her türlü hak ihlallerini durdurmak bir yana, resmi politikası haline getirmiştir” dedi. 

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu’nun cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine ve hasta tutukluların durumlarına dikkat çekmek amacıyla her hafta Cumartesi günü düzenlediği F Oturumu eylemi bugün 333. haftasında. Bu hafta da Galatasaray Meydanı’nda buluşan insan hakları savunucuları Silivri 6 Nolu L Tipi Cezaevinde bulunan kanser hastası Hasan Subaşı‘na özgürlük istedi.

    “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın”, “Hasan Subaşı serbest bırakılsın”, “Tecrit öldürür dayanışma yaşatır” pankartlarının açıldığı eylemde “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın”, “Hasan Subaşı serbest bırakılsın”, “Tecrit öldürür dayanışma yaşatır”, “Tedavi haktır engellenemez”, “İnsan haklarıyla insandır”, “Onursuz arama işkencesine son”, “Tek tip elbiseye hayır” sloganları atıldı.

    “TUTUKLANMASAYDIM AMELİYAT OLACAKTIM”

    Basın metnini okuyan insan hakları savunucusu İbrahim Demirel, 1988 doğumlu Hasan Subaşı’nın daha önce 2008 yılında tutuklanarak 5 yıl cezaevinde kaldıktan sonra tahliye edildiğini aktaran Demirel, Subaşı’nın hapishanede yaptığı açlık grevleri nedenyile bağırsaklarında kuruma ve kist oluştuğunu belirtti. Adana THİV’de yapılan sağlık kontrollerinde bu kistlerin zamanla büyüme yaptığını ve kolon kanseri olduğunu söyleyen Demirel, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Yapılan ameliyatla kalın bağırsağı tamamen, sol böbreğinin bir bölümü alınmıştır. Kemoterapi görmüştür. Sonrasında hastalığı sol akciğerine de sıçramıştır. Hasan Subaşı dışarıdaki durumunu şöyle aktarıyor; İki yıl önce kanser nedeniyle ameliyat oldum, kemoterapi aldım fakat hastalık daha kötü yayılma yapmış bu lanet hastalık yakamı bir türlü bırakmadı. Bakırköy hastanesinden doktorlar durumumun iyi olmadığını acil ameliyat olmam gerektiğini Bakırköy hastanesinde bu ameliyatı yapamayacaklarını o yüzden beni Bağcılara sevk edeceklerini söylediler, eğer tutuklanmasaydım ameliyat olacaktım.”

    HASTALIĞININ 3. AŞAMASINDA

    Demirel, bir yıldır hapishanede olan Hasan Subaşı’nın eşi Sonay Subaşı‘nın İHD’ye yaptığı başvuruda söylediklerini ise şöyle aktardı: “Eşim Hasan Subaşı 2015 yılında kalın bağırsak kanseri nedeniyle ameliyat edildi ve tüm bağırsakları alınarak ince bağırsağa bağlandı. Ancak kanser yayıldı şu an 3.evresinde olduğu akciğerde de leke olduğu söylenmiştir. Bu sorunlar yaşanırken 2017 yılının Ağustos ayının sonlarında gözaltına alınıp tutuklandı. Adliyede kendini gördüğümde darp edildiğini belirtmişti ve çok kötü haldeydi. En son 4 Ekimde ziyaretine gittim, sağlık sorunları için yeniden hastaneye götüreceklerini tetkik edileceğini söyledi: Hapishane koşullarında hastaneye gidip gelmenin zor olduğunu eşimin hastalığının 3. aşamada olması nedeniyle zaman kaybetmeden tahliye edilmesi gerektiğine inanıyorum diyor.”

    “TEDAVİSİ YAPILMIYOR”

    En son Temmuz ayında Hasan Subaşı’nın annesi Hacer Kuzu Güden‘in İHD’ye başvurduğunu söyleyen Demirel, anne Hacer Kuzu Güden’in aktardıklarını şöyle ifade etti: “Oğlum bir yıl önce tutuklandı. Dışarıdayken kolon kanseri nedeniyle ameliyat oldu ve ilaç tedavisine başlandı. Sonrasında tutuklandı O günden bu yana tedavisi yapılmıyor. Hastaneye götürülmüyor. Göğsünde kemoterapi için takılı olan aletin ayda bir özel solüsyonla dezenfekte edilmesi gerekirken bunun yapılmadığını, bu nedenle kanserin ilerleyip bütün vücuduna yayılma riskinin bulunduğunu, aynı zamanda kalp damarlarının tıkanmasından kaynaklı kalp krizi geçirme riski olduğunu, oğlunun bu koşullarda yaşamasının ve tedavisinin mümkün olmadığını ayrıca psikolojik durumunun da çok kötü olduğunu belirtiyor.”

    İnsan hakları savunucuları olarak hapishanelerin insan haklarına, hukuka ve tutuklu haklarına uygun hale getirilmesi ve sağlığa erişim haklarının sağlanmasını istediklerini kaydeden Demirel, Hasan Subaşı’nın koşulsuz salıverilmesini istediklerini belirtti.

    PİRHA/İSTANBUL