PİRHA-İliç’te meydana gelen maden ocağı faciasında toprak altında kalan son işçinin de cenazesine ulaşıldı.
Erzincan’ın İliç ilçesindeki maden ocağında 13 Şubat’ta Anagold Madencilik tarafından işletilen Çöpler Altın Madeni’nde liç yığının kayması sonucu 9 işçi toprak altında kaldı.
İki işçinin 5 Nisan ve 19 Nisan’da, iki işçinin de 4 Mayıs’ta, 4 Haziran’da da bir işçinin daha cenazesine ulaşıldı. Liç kaymasından 116 gün sonra ise 3 işçinin daha cansız bedenine ulaşıldı. Dün yapılan çalışma sonucunda toprak altında kalan son işçinin de cansız bedenine ulaşıldı.
İşçilerin kimliğinin DNA testi sonucunda belirleneceği öğrenildi.
Erzincan’ın İliç ilçesindeki altın madeninde yaşanan facia nedeniyle açılan soruşturma kapsamında iki mühendis tutuklandı.
Erzincan’ın İliç ilçesinde Anagold Madencilik’e ait altın madeni ocağında tonlarca siyanürlü liçin kayması ve dokuz işçinin göçük altında kalmasına dair Cumhuriyet Başsavcılığı’nca başlatılan soruşturma sürüyor.
Bu kapsamda maden ocağını işleten şirkette idareci pozisyonunda çalışan mühendis İ.T. ve K.M.A. ifade işlemleri için adliyeye sevk edildi. Savcılık sorgusu sonrası nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen İ.T. ve K.MA. tutuklandı.
TUTUKLU SAYISI 8’E ÇIKTI
Soruşturma kapsamında daha önce altın madeni ocağını işleten Anagold’un Kanadalı yöneticisi J.R.G’nin de aralarında bulunduğu 6’sı tutuklanmıştı, üç kişi ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.
PİRHA- Dersim Kent Konseyi, Erzincan İliç’te meydana gelen çevreyi ve canlıları etkileyen felakete dair yaptığı açıklamada, yetkilileri uyardıklarını, davalar açtıklarını ancak uyarıların dikkate alınmadığını vurgulayarak, “İliç’te yaşanan felaketin tüm sorumluları yargı karşısında hesap vermeli” çağrısında bulundu.
Erzincan İliç’te siyanürlü toprak havuzunun patlaması sonucu meydana gelen faciada toprak altında kalan 9 işçiye ulaşılamazken, iktidar yetkilileri, yapılan tetkikler sonucunda suyun temiz çıktığını iddia etti.
Kamuoyu, maden sahasının genişletilemesine ve “ÇED gerekli değildir” kararını verenlerin yargılanması isterken, şu ana kadar 6 maden çalışanı tutuklandı.
Dersim Kent Konseyi, Erzincan İliç’te meydana gelen çevreyi ve canlıları etkileyen felakete dair yürüyüş ve açıklama yaptı.
Dersim Sanat Sokağı’nda bir araya gelen kurum yöneticileri ve yurttaşlar, Yeraltı Çarşısı’na kadar yürüyüş yaptı.
Dersim Kent Konseyi adına açıklamayı Dersim Baro Başkanı Fatma Kalsen okudu.
Kalsen, “Faaliyete girdiği 2008 yılından itibaren birbiri ardına ortaya çıkan çevresel felaketlerle sıklıkla gündeme gelen Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret AŞ tarafından işletilen Çöpler Kompleks Maden İşletmesi’nde gerçekleştirilen sömürge madenciliği ile yalnızca doğamız ve kaynaklarımız değil, aynı zamanda yaşamlarımız da yok ediyor” dedi.
“UYARILARIMIZ DİKKATE ALINMADI, FELAKET GÖZ GÖRE GÖRE GELDİ”
Çöpler Kompleks Maden İşletmesi’nin yarattığı tahribat ve oluşturduğu tehlikeye dikkat çekmek için Dersim Kent Konseyi olarak hem bir çok eylem ve etkinlik yaptıklarını hem de ilgili kurumları uyardıklarını hatırlatan Kalsen, “Ne bakanlık ne yerel idare ne de mahkemelerce uyarılarımız dikkate alındı ve tüm bu ilgisizlik bugün yaşanan felakete yol açmıştır. TMMOB tarafından Erzincan Bölge İdare Mahkemesi’ne, şirketin kapasite artırımına karşı açmış olduğu dava, idari mahkeme tarafından ret edilmiş, devamında Danıştay 6. Daire’nin, idari mahkemenin vermiş olduğu kararı TMMOB ve kamu lehine bozmasına karşın, bilirkişi raporu düzenlenip hazırlanmadan ve hukuki süreç beklenmeden ilgili şirket kapasite artışına gitmiştir” bilgisini paylaştı.
“BÜYÜK ÇEVRE KATLİAMLARINDAN BİRİDİR”
“Bugün ciddi bir felaket ile karşı karşıyayız” diyen Kalsen, şunları ifade etti:
“Öncelikli olarak, iş güvenliği anlamında gerekli tedbirlerin alınmadığı bu maden sahasında dokuz emekçi kardeşimiz, zehirli kimyasalla yıkanmış toprağın altında kalmıştır.
İliç’te yaşanan, ülkemizin görmüş olduğu büyük çevre katliamlarından biridir. Bu facia ülkemizi oldukça kötü noktalara götürecek, bölge halkını, Fırat Nehrini ve ekolojik sistemleri, biyo-çeşitliliği, ülke ekonomisini, toplum ve halk sağlığını çok yönlü ve olumsuz şekilde etkileyecektir. Yetkililer tarafından facianın boyutu gizlenmeye çalışılıyor, Fırat Nehrine atıkların karışmadığı bilgisi verilerek buradan korkulacak herhangi bir şey olmadığı ifade ediliyor. Ancak bu algı oyunudur, yanıltmadır ve hiçbir şekilde gerçeği ifade etmemektedir. Facia zaten yaşanmış durumdadır.
İliç’te yaşanılan birçok bölgeyi etkileyen bu çevre felaketi sonucu atık havuzlarından sızıntı, başlangıçta yüksek siyanür derişimleri bozuluncaya kadar, akarsu ve göllerde balıkların, kuşların ve diğer canlıların ölümlerine neden olacaktır. Ayrıca, yayılarak hem yeraltı hem de yerüstü su kaynaklarını kirleten ağır metal bileşikleri de tarım ve hayvancılık yolu ile besin zincirine girerek insanlara ulaşmakta ve zaman içinde ortaya çıkan sağlık sorunlarına neden olacaktır. Ağır metaller düşük derişimlerde bile toksik etki gösterebilen elementlerdir. Ağır metaller insanlar tarafından ağız, solunum ve deri yolu ile alınır ve çoğu boşaltım yolları ile (böbrek, karaciğer, barsak, akciğer, deri) atılamazlar. Bu nedenle ağır metallerin büyük bir bölümü, organizmada birikir. Birikim sonucu, yoğunlaşan bu metaller, etkili dozlara ulaştıklarında; endokrin hastalıklar, nörolojik hastalıklar, kanserler, otizm gibi ciddi hastalıklara neden olabilirler.”
“TÜM SORUMLULAR YARGI KARŞISINDA HESAP VERMELİ”
Yaşanılan afetin sorumlusunun, ivedilikle sonuçlandırılması yasa ile zorunlu tutulan davaları sürüncemede bırakıp uzamasına neden olan, üzerinden yıllar geçmesine rağmen yürütmenin durdurulması talebini dahi karara bağlamayanlar olduğuna dikkat çeken Kalsen, “Yaşanılan afetin sorumlusu, yıkıcı maden faaliyeti yürütenler kadar yürütülmesine olanak sağlayan, izin veren, doğamızın ve kaynaklarının bir grup yabancı sermaye tarafından yağmalanmasına göz yuman siyasal iktidardır” diye konuştu.
Madenlerin ulusal ve uluslararası sermaye gruplarının yağma alanı olmaktan çıkarılması çağrısında bulunanDersim Baro Başkanı Fatma Kalsen “İliç’te yaşanan felaketin tüm sorumluları yargı karşısında hesap vermeli, tüm ÇED olumlu kararları iptal edilmeli ve işletme derhal kapatılmalıdır” dedi.
PİRHA- Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Adayları Perihan Koca ve Esra Ergüzeloğlu Çernobil Faciasının yıldönümüne dair yaptığı açıklamada, iktidarın Çernobil faciasının yıl dönümünde ‘Akkuyu Nükleer Santrali’ne yakıt getireceğiz’ diyerek, bu memlekete yeniden yıkım ve ölüm vaat ettiğine dikkat çekerek, “Nükleer santrallere geçit vermeyeceğiz” dedi.
26 Nisan 1986’da meydana gelen ve tarihin en büyük nükleer faciası olan Çernobil’in üzerinden 37 yıl geçti. İktidar ise dünyanın vazgeçtiği nükleer santrallerde ısrar etmeye devam ediyor.
Rus şirket tarafından Mersin’de yapımına devam edilen Akkuyu Nükleer Santral’e ilk yakıt teslim töreni 27 Nisan’da (yarın) yapılacak. Kamuoyu tarafından tepkiyle karşılanan ve kapatılması istenen nükleer santrale dair Yeşil Sol Parti Mersin milletvekili adayları açıklama yaptı.
“YIKIM VE ÖLÜM VAAT EDİYORLAR”
Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Adayı Perihan Koca, “Çernobil faciasının etkileri hala devam ederken bu katliamın yıl dönümünde ‘Akkuyu Nükleer Santrali’ne yakıt getireceğiz’ diyerek, bu memlekete yeniden yıkım ve ölüm vaat ediyorlar. Nükleer santrallere geçit vermeyeceğiz.”
“HALKIN YÜZDE 85’İ NÜKLEER SANTRAL İSTEMİYOR”
Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Adayı Esra Ergüzeloğlu da, Çernobil faciasının yıl dönümünde hükümet, nükleer yakıt getirerek Akkuyu’da nükleer santrali açıyormuş gibi bir gösteri sürecine girdiğini belirterek, şunları söyledi:
“Bizler biliyoruz ki nükleer santraller, yaşamın, doğanın, gelecek nesillerin katilidir. İnsan aklının tasarlayamadığı, bilmediği sonuçlar sonuçları yaşatır bizlere. Ki bunu biz depremde çok can yakıcı bir şekilde hep birlikte yaşadık. Bir avuç sermayedarın bir avuç devlet görevlisinin bir avuç nükleer lobisinin kararına bırakılacak bir karar değildir. Burada halkın yüzde 85 nükleer santral istemiyor, biz de istemiyoruz.”
Nükleer Karşıtı Platform da (NKP) saat 17.30’da Özgecan Aslan Meydanı’nda basın açıklaması yapacak.
Amasra Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında adliyeye getirilen TTK Amasra Müessese sorumlusu 8 kişi tutuklandı.
Soruşturma kapsamında gözaltına alınan Müessese Müdürü Cihat Özdemir, TTK Amasra Müessese Müdür Yardımcısı Salih Atmaca, işletme müdürü Selçuk Ekmekçi ile kartiyelerden (Birkaç üretim ünitesinden oluşan ocak) sorumlu maden mühendisleri Levent Aydın ve İbrahim Hakan Mengeş, TTK Amasra Müessese İşletme Baş Mühendisi Mehmet Tural, iş güvenliği şube müdür vekili Volkan Soylu ve emniyet mühendisi Şahan Kahraman, savcılıktaki sorgularının ardından tutuklama talebiyle nöbetçi hakimliğe sevk edildi.
Nöbetçi hakimlik, sekiz şüphelinin “bilinçli taksirle birden fazla insanın ölümüne ve yaralanmasına neden olmak” suçundan tutuklanmasına karar verdi.
Ayrıca Amasra maden faciasına ilişkin açıklanan bilirkişi ön raporu tamamlandı. Maden, jeoloji, jeofizik, elektrik ve makine mühendisleriyle iş güvenliği uzmanından oluşan 7 kişilik bilirkişi heyetinin hazırladığı 28 sayfalık ön inceleme raporu, Amasra Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildi.
Raporda “İş kazası, -320 Kalın Damar Tavan Yolu’ndaki patlatma çalışması kaynaklı olarak meydana gelmiş, grizu ve kömür tozu patlamasını içeren bir patlamadır. Metan drenajı uygulaması hayata geçirilmiş olsaydı kaza önlenebilirdi” ifadeleri yer aldı.
Maden faciasının yaşandığı Amasra’ya girişler Bartın Valiliği tarafından yasaklandı.
Bartın Valiliği, 14 Ekim Cuma günü Amasra ilçesindeki Taşkömürü Müessese Müdürlüğü’ne ait maden ocağında meydana gelen maden faciası nedeniyle farklı kentlerden gelecek kişilerin eylem yapacağını iddia eden valilik kente girişleri yasakladı.
Açıklamada, çeşitli eylem ve etkinliklere katılmak üzere Bartın’a geldiği değerlendirilen şahısların, bireysel veya toplu bir şekilde muhtelif araçlarla Amasra ilçesi mülki sınırları içerisine girişlerinin 22 Ekim Cumartesi günü saat 00.01’den 24 Ekim Pazartesi günü saat 23.59’a kadar yasaklandığı ifade edildi.
Amasra’da 41 işçinin yaşamını yitirdiği maden katliamına ilişkin sahada incelemelerde bulunan Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) ise, mühendislerin patlamayı işçilerin hatası olarak göstermeye çalıştığını ve bilgisine başvurulanların çelişkili beyanlarda bulunduklarına dikkat çekti.
PİRHA- Bartın’da yaşanan ve 41 işçinin hayatını kaybettiği, onlarcasının da yaralandığı maden faciasına ilişkin açıklama yapan Dersim Emek Ve Demokrasi Platformu, yaşananın kaza, kader değil, bir katliam olduğuna dikkat çekti. Açıklamada, “Amasra’daki işçi katliamının sorumluları hesap verene kadar sesimizi yükseltmeye ve mücadele etmeye devam edeceğiz” denildi.
Dersim Emek Ve Demokrasi Platformu, Bartın’da yaşanan ve 41 işçinin hayatını kaybettiği, onlarcasının da yaralandığı maden faciasına ilişkin Sanat Sokağı’nda açıklama yaptı.
“KİM BU SORUMLULAR?”
Açıklamayı platform adına EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin okudu. Tekin, yaşananın kaza, birilerinin ısrarla tekrar ettiği gibi kader değil, katliam olduğunun altını çizerek, “İşçilerin sağlığını ve hayatını hiçe sayan patronların ve onların emrinde olan iktidarın kâr hırsı, rant düzeni, denetimsizliği, kasti ihmalleri yüzünden göz göre göre yaşanan iş cinayetlerinin, işçi katliamlarının hesabını soran, bu katliamlar bir daha yaşanmasın, sorumlular cezalandırılsın, işçilerin sağlığı ve güvenliği için gereken önlemler alınsın diyenler provokatörlükle suçlanıyor. Kim tarafından? Bu katliamın sorumluları tarafından! Peki kim bu sorumlular? Maden ocaklarını denetlemeyen, işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini hiçe sayan, patronların sömürü çarkı dönsün diye yerin altını, üstünü işçilere mezar eden rejimin ta kendisidir!” dedi.
Amasra’da meydana gelen patlama için iş kazası, facia, kader diyenler veya bu toplu katliamın kurbanı olan işçileri ‘maden şehidi’ gibi uyduruk ifadelerle ananlar, bu olayı basitleştirmeye çalışarak asıl sorumluları ve iktidarın iş sağlığı ve güvenliği politikasını, yani resmî kurumları aklama çabası içinde olanlar olduğuna dikkat çeken Tekin, yaşanan katliama kaza denilerek, asıl sorumluların cezasız bırakılmak istendiğini belirtti.
İŞÇİ KATLİAMLARININ BAŞ SORUMLUSUAKP-MHP İKTİDARIDIR
“İşçi ölümlerinin asıl sorumlusu AKP-MHP iktidarının yarattığı bu rant rejimidir!” diyen Tekin, şunları ifade ettti:
“Bartın’da işçiler, en başta iktidarın denetimsizlik, ihmaller, daha önce yaşanan katliamlardaki cezasızlık ve sorumluları koruma politikası yüzünden ölmüştür. Soma’nın üzerinden 8 yıl geçti. Şu an tutuklu sanık bulunmuyor. Yargıtay “olası kast”tan patronlara yüzlerce yıl ceza verdi. Birileri devreye girdi. Patronları kurtarmak için yargıtay üyelerini değiştirdiler. Suçu “bilinçli taksir”e çevirip patron Can Gürkan’ı kurtardılar. Ama Soma’nın avukatları Can Atalay ve Selçuk Kozağaçlı cezaevinde.
İşçi katliamlarının baş sorumlusu olan AKP-MHP iktidarı yargı sopasıyla gerçeklerin üstünü örtmek ve toplumu sessizliğe gömmek istese de, hakikatler açığa çıkmaya ve bizler tarafından dillendirilmeye devam edecektir.
Başta maden işçileri olmak üzere, örgütlenmedikçe, sorumlulardan hesap sorma bilincini geliştirmedikçe, insanca yaşanabilir iş yerlerini sokaklarda talep etmedikçe, işçilerin öz örgütlenmeleri olan sendikalarda örgütlenip birlik olunmadıkça, başka bir Bartın Katliamı’nın yaşanması kaçınılmazdır. Çalışırken iş cinayetine kurban olmamak için, insana ve insan sağlığına yakışır iş yerleri için sınıf bilinciyle örgütlenmekten başka çaremiz yoktur.
Dersim Emek ve Demokrasi Platformu olarak, Bartın’da hayatını kaybeden işçi kardeşlerimiz için bir kez daha Türkiye işçi sınıfına ve halklarımıza baş sağlığı diliyoruz. Bizler, maden ocaklarında ortaya çıkan denetimsizlik, dizginlenmeyen kar hırsı ve işçi sağlığı ile iş güvenliği hususlarındaki keyfiyet sonucunda ortaya çıkan Amasra’daki işçi katliamının sorumluları hesap verene kadar sesimizi yükseltmeye ve mücadele etmeye devam edeceğiz.”
PİRHA- Çernobil Nükleer felaketinin yıl dönümüne ilişkin açıklama yapan Nükleer Karşıtı Platform (NKP), nükleer santrallerin çözüm değil, çaresizlik getirdiğinin altı çizildi.
Video gelecek…
Çernobil Nükleer Santrali’nde meydana gelen patlamanın üzerinden tam 35 yıl geçti.
Faciaya dönüşen kaza sonrası kaybedilen hayatlar, yok edilen çevre, insanlığa unutulmaz bir ders vermiş, kapitalizmin kar hırsıyla inşa ettiği santralların ne kadar tehlikeli olabileceği bizzat görüldü. Aradan geçen onca yıla rağmen radyasyon kaynaklı ölümlerin önüne hala geçilemedi, çevreyle ilgili yıkım tüm hızıyla devam ediyor.
Çernobil Nükleer felaketinin yıl dönümüne ilişkin Nükleer Karşıtı Platform (NKP) açıklama yaptı. Dönem Sözcüsü Aycan Özkan tarafından okunan açıklamada, Hiroşima atom bombasının tam 10 katı etkiye neden olan patlama binlerce canlının ölümüne, milyonlarcasının da etkilenmesine neden olan nükleer felaketin 14 ülkede fazlasıyla kendini hissettirdiğine işaret etti.
Nükleer santrallerin çözüm değil, çaresizlik getirdiğinin altını çizen Özkan, “Siyasi iktidarın izlediği, bilimsel gerçeklerden uzak enerji politikaları, ülke çıkarları ile bağdaşmamakta, toplum beklentileri ve çözüm bekleyen sorunlara yanıt olamamaktadır” diye konuştu.
“MÜCADELEMİZ SÜRECEK”
Hangi gerekçeyle olursa olsun kalkınma anahtarı gibi sunulan hiçbir yatırımın, canlı yaşamından daha değerli olmadığını hatırlatan Özkan, şunları ifade etti:
“Çernobil’in 35. yıldönümünde nükleer santrallar, nükleer silahlar ve Kanal İstanbul Projesi gibi kamuya yüksek ve önceliği olmayan maliyetler yükleyecek, yaşam ve çevre felaketi yaratacak projelerin derhal durdurulmasını istiyoruz. Bizler, çocuklarımıza nükleer santral ve silahların olmadığı, barış ve huzur içinde kendilerine armağan edilen bayramlarda, aydınlık yarınları düşleyerek çizdikleri resimleri paylaşacakları bir ülke düşlüyoruz. Nükleer santraller nükleer silahlar yaşantımızdan çıkartılana kadar mücadelemizin daha da büyüyerek, daha da güçlenerek devam edeceğini ilan ediyor, siyasi iktidarı ülke çıkarlarına, bilimsel gerçeklere ve toplumun bu konudaki isteklerine uygun davranmaya çağırıyoruz.”