Etiket: fahrettin koca

  • Yangının bilançosu açıklandı: 5 ölü, 44 yaralı

    Yangının bilançosu açıklandı: 5 ölü, 44 yaralı

    PİRHA-Diyarbakır ve Mardin arasında çıkan yangına dair açıklama yapan Sağlık Bakanı Koca, 5 kişinin yaşamını yitirdiğini, 10’u ağır 44 kişinin de yaralandığını belirtti.

    Diyarbakır’ın Çınar ve Mardin’in Mazıdağ ilçeleri arasında elektrik tellerinden çıkan kıvılcımların sebep olduğu yangına dair Sağlık Bakanı Fahrettin Koca açıklama yaptı.

    Yangında 5 kişinin hayatını kaybettiğini belirten Koca, “10’u ağır 44 kişi yangından etkilendi. Diyarbakır’da 3, Mardin’de 2 can kaybımız var. Olay sebebi ile 35 Ambulans ve 7 UMKE Timi görevlendirildi” ifadelerini kullandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Onaylı Randevu Dönemi 13 Mayıs Pazartesi günü başlıyor

    Onaylı Randevu Dönemi 13 Mayıs Pazartesi günü başlıyor

    PİRHA- Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, ‘Onaylı Randevu Sistemi’ ismi verilen yeni randevu sisteminin 13 Mayıs pazartesi günü başlayacağını açıkladı. Koca, “Ertesi gün randevusu olan her hastamız, akşam saat 20.00’ye kadar randevusuna onay verecek veya gelemeyeceğini bildirecek. Yeni dönemde ayrıcalıklı iki hasta grubumuz var, 65 yaş üstü hastalarla kanser hastaları” dedi. 

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Bakanlıkta düzenlediği “Ulusal Sağlık Değerlendirme ve Koordinasyon Toplantısı”nda açıklamalarda bulundu.

    Randevu krizine ilişkin veriler paylaşan Koca, “Geçen yıl 23 milyon kişi, aldığı randevulardan en az birine gelmedi. Nüfusun yaklaşık 4’te biri demek. Gelinmeyen toplam randevu sayısı 81 milyon. Üç-dört saat kala iptal edilen randevu sayısı ise 21 milyon. Bu gibi sebeplerle randevu kapasitesinin yüzde 30’u kullanılamadı” ifadelerini kullandı.

    “ONAYLI RANDEVU DÖNEMİ”

    MHRS’nin, telefon ve internet erişiminin olduğu her yerde yepyeni bir özellik kazandığını, modifiye edildiğini aktaran Koca, yeni randevu sistemini şöyle anlattı:

    “Ertesi gün randevusu olan her hastamız, akşam saat 20.00’ye kadar randevusuna onay verecek veya gelemeyeceğini bildirecek. Bu sisteme Onaylı Randevu Sistemi, MHRS’de başlatılan bu yeni döneme de Onaylı Randevu Dönemi diyoruz. Uygulama pazartesi günü başlıyor. Onaylı Randevu Dönemi hayırlı olsun.”

    “65 YAŞ ÜSTÜ VE KANSER HASTALARI AYRICALIKLI”

    “Yeni dönemde ayrıcalıklı iki hasta grubumuz var, 65 yaş üstü hastalarla kanser hastaları” diyen Koca, şunları kaydetti:

    “Bu gruptaki hastalar, onay işlemlerinden istisnadır. Onaylı Randevu Sistemi, hastanelerimize, hekimlerimize zamanı verimli kullanma imkanı sağlayacak. Hasta, gelemeyeceği randevuyu iptal edecek. Böylece, randevu sadakatsizliği sebebiyle, şu an boş kalan kapasitemizi hizmet bekleyen hastalar için kullanabileceğiz. Boş kalan her bir randevuda, sistemden randevu alamayıp, talep bırakmış hastalarımıza ulaşacağız. Öncelik, talep bırakan hastalarda olacak.”

    Onaylı Randevu Sistemi sayesinde, birçok branşta hastanın talebine 24 saat içinde cevap verebileceği belirten Koca, “Bu yeni sistemden, beklenen sonucu alacağımıza inanıyoruz. Taleplerin etkin şekilde karşılanabilmesi içinse Randevu Koordinasyon Merkezini devreye alıyoruz. Bu merkezin faaliyetlerini şahsen takip edeceğim” diye konuştu.

    ÜCRETSİZ HPV AŞISI

    “Ücretsiz HPV aşısı ne zaman uygulanmaya konulacak?” şeklindeki bir soruya ise Bakan Koca, “HPV aşısını biz yerlileştirmek istiyoruz. Bu ayrı yürüyen bir süreç. Tarih versem ilgili firma ile muhatap olurum. Karşımızda 3 firma var” cevabını verdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Milletvekili Gergerlioğlu, Maraş depreminde kaybolan 142 kişinin akıbetini sordu!

    Milletvekili Gergerlioğlu, Maraş depreminde kaybolan 142 kişinin akıbetini sordu!

    PİRHA – Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Maraş depremi sonrası akıbeti bilinemeyen yurttaşların durumunun araştırılmasına ilişkin Meclis araştırma teklifi verdi. Gergerlioğlu ayrıca deprem sonrasında İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edilen ve sonrasında kaybolan Fikriye Aybüke Körük’ün akıbetine ilişkin Bakan Koca’ya soru önergesi yöneltti.

    6 Şubat depremlerinin ardından kaybolan yurttaşlar konusunda tartışmalar sürüyor. DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu da deprem sonrası kaybolan yurttaşların durumunun araştırılmasına ilişkin Meclis araştırması talebinde bulundu.

    Milletvekili Gergerlioğlu, Meclis’te 142 yurttaşın bulunması için 23 Ocak 2023’te verilen deprem önergesinin reddedildiğini hatırlatarak, depremzede ailelerin bu duruma tepkili olduklarını da hatırlattı.

    KAYIPLAR ARASINDA 3 AYLIK BEBEK DE VAR!

    Ömer Faruk Gergerlioğlu, 11 ilde 142 depremzedenin kayıp olduğunu belirtti. Deprem sonrası kurulan DEMAK’ın verilerine işaret eden Gergerlioğlu, “Yakınları, 342 gündür haber alamadıkları akrabalarının hayatta ise yerlerini, değilse hayatta olmadıkları bilgisini istiyor. Kayıp olanlar arasında 3 aylık bebeklerden 70 yaşındaki yaşlılara kadar çeşitli yaş grupları bulunuyor. DEMAK Başkanı, devletin daha ciddi bir şekilde kayıp arama ve ailelere destek olma çabası göstermesi gerektiğini belirtti ve her türlü işbirliğine hazır olduklarını ifade ediyor” dedi.

    AYNI AİLEDEN 3 KİŞİ KAYIP!

    Milletvekili Gergerlioğlu, “Birinci elden tanıklıklar, felaketin boyutlarını gözler önüne seriyor” diyerek açıklamasına şöyle devam etti:

    “Fatih Karaca, deprem olduğunda gece vardiyasındaydı. Ailesinin yaşadığı Gaziantep’in Islahiye ilçesindeki Gözde Apartmanı’na gittiğinde, binanın yıkıldığını gördü. Henüz 12 yaşındaki kızı İrem Karaca ise bulunamadı. Ayrıca Salahattin Kılıç halen, Antakya İlke Apartmanı’nda enkaz altında kalan oğlu Mustafa Kılıç’ı (31), gelini Hasret Kılıç’ı (29) ve torunu Asel Kılıç’ı arıyor.

    Fadime Gökçe’nin kızını bulma çabası, kayıpların akıbetini öğrenme isteği yürekleri dağlıyor. Hastaneye giriş kaydı olanların kaybolması, karanlık bir gerçekliği gözler önüne seriyor. Belin Doğanay’ın çabaları, bir kemik parçası ya da saç telinden bile olsa cenazelerin bulunmasını talep ediyor. Ancak iktidarın sessizliği, mağduriyeti derinleştiriyor. Mağdurların çığlıkları, siyasi kulislerde boğuluyor. Fadime Gökçe’nin çaresizliği, tüm insanlığın yarası haline geliyor. Acılarına tercüman olmak için her yolu deniyorlar ancak cevapsız kalıyorlar. Siyasi gündem, insani trajedilerin gölgesinde kayboluyor.

    Önergenin kabul edilmemesi, umutları kırıyor. Herkesin yaşayabileceği bir felaketin ardından, kayıpların bulunmaması adalet duygusunu zedeliyor. Fadime Gökçe’nin sesi, milyonların vicdanında yankılanıyor. İktidarın sessizliği, halkın gözünde adalet duygusunu sorgulatıyor.

    38 KAYIP ÇOCUK!

    Milletvekili Gergerlioğlu, kayıpların bulunamaması nedeniyle “büyük bir insanlık dramı” yaşandığını söyledi. Gergerlioğlu, kayıplardan 38’inin çocuk olmasını “büyük bir trajedi” sözleriyle açıklayarak Meclis Araştırması talebi için şu ifadeleri kullandı:

    “23 Ocak 2023’te Meclis’te deprem mağdurlarının sorunlarını ele alacak bir önergenin AK Parti-MHP tarafından reddedilmesi büyük tepkilere yol açtı. Mağdurların aileleri ve yakınları, cenazelerin bulunması için çeşitli çabalar sarf ediyor ancak tatmin edici sonuçlar elde edilemiyor.

    Mağdur aileler, kayıp sevdiklerinin bulunması için devletten daha fazla çaba göstermesini ve bu konuya daha fazla önem vermesini talep ediyor. Bu durumun insani bir trajedi olduğunu ve çözüm için acil bir eylem gerektiğini vurguluyorlar.”

    FİKRİYE AYBÜKE KÖRÜK’E İLİŞKİN SORU ÖNERGESİ

    Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Maraş depreminde enkazdan yaralı olarak kurtarılan Fikriye Aybüke Körük’ten 12 aydır haber alınamaması nedeniyle Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya da soru önergesi yöneltti.

    Aybüke Körük’ün, Maraş’ta Ebrar Sitesi’nde depreme yakalandığını belirten Gergerlioğlu, şu bilgileri paylaştı:

    “Eşi Barış Körük depremde hayatını kaybetti, Fikriye Aybüke Körük ise yaralı olarak enkazdan kurtarıldı. Sonrasında İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildiği belirtildi. Ailesi 12 aydır Körük’ten haber alamıyor. Anne Fadime Gökçe, kızını ölü ya da diri bulmak istiyor. Körük’ün ailesi, İzmir’e gittiklerinde hastanede olmadığını öğrendiler. DNA testi de yaptıran aileyle uyuşan bir doku bulunamadı.”

    Gergerlioğlu, Bakan Koca’ya şu soruları yöneltti:

    “Yukarıda bahsi geçen iddialar doğru mudur?

    Eğer bu iddialar doğruysa Fikriye Aybüke Körük hastaneden nereye sevk edilmiştir?

    Fikriye Aybüke Körük’ün kaybolmasıyla ilgili bakanlığınız tarafından herhangi bir çalışma başlatılmış mıdır?

    Kayıp kişilerin bulunması için bakanlığınız tarafından hangi adımlar atılmaktadır?

    Körük’ün ailesine bu süreçte herhangi bir destek sağlanmış mıdır?

    Fikriye Aybüke Körük isimli yurttaşın hastane kaydının daha sonra silindiği iddiası doğru mudur? Eğer bu iddia doğruysa Fikriye Aybüke Körük isimli yurttaşın hastane kaydının silinmesinin gerekçesi nedir?

    Fikriye Aybüke Körük isimli yurttaşın akıbeti ne durumdadır?

    Fikriye Aybüke Körük isimli yurttaşın kaydı kim tarafından yapılmıştır?

    Fikriye Aybüke Körük isimli yurttaşın annesi Fadime Gökçe’den alınan DNA örneğinin akıbeti ne durumdadır?

    6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremden sonra DNA örnekleri alınan kaç ailenin cesedi bulunmuştur?”

    PİRHA/ANKARA

  • Hatay’daki anmada Lütfü Savaş’a ıslıklı protesto: Lütfü istifa- VİDEO

    Hatay’daki anmada Lütfü Savaş’a ıslıklı protesto: Lütfü istifa- VİDEO

    PİRHA – CHP’nin yeniden aday gösterdiği Hatay Büyükşehir Belediyesi Başkanı Lütfü Savaş bölge halkı tarafından anmalar esnasında protesto edildi. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e de depremzedeler tepki gösterdi.

    Hatay Antakya’da 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen Maraş merkezli depremlerin 1. yıl dönümünde hayatını kaybedenler Hatay’da anıldı.
    Depremin meydana geldiği saat olan 04:17’de Yunus Emre Parkı’nda bir araya gelen depremzedeler karanfiller bırakarak ve saygı duruşunda bulunarak depremde hayatını kaybedenleri andı.

    CHP’de 10 yıldır Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı olan ve 6 Şubat depremleri olduğunda da görevde olan Lütfü Savaş, alanda büyük bir protesto ile karşılandı. Depremzedeler Savaş’ı yuhalarken “İstifa” sloganları da attı. O anları gazeteci Kazım Kızıl kaydetti.

    Öte yandan BirGün’den gazeteci Uğur Şahin’in de aktardığına göre alanda Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e de depremzedeler tepki gösterdi.

     

    (HABER MERKEZİ)

  • TTB’den Bakan Koca’nın sosyal medya paylaşımına itiraz!

    TTB’den Bakan Koca’nın sosyal medya paylaşımına itiraz!

    PİRHA – TTB, Sağlık Bakanı’nın yönetmeliğe aykırı biçimde sağlık hizmeti tanıtımı içeren sosyal medya paylaşımı yaptığını belirterek denetim başvurusunda bulundu.

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Ankara Etlik Şehir Hastanesi Jinekolojik Onkoloji Kliniği’nde görevli bir uzman eşliğinde rahim iç duvarı kanseri ameliyatlarında robotik cerrahi tekniğinin kullanımı ve hastalardaki olumlu etkileri üzerine bir tanıtım videosu paylaşmıştı.

    Bakan Koca’nın 29 Ağustos 2023 tarihinde sosyal medya hesaplarından ilgili videoyu paylaşıp yorumlaması ardından Türk Tabipleri Birliği (TTB) harekete geçti.

    TTB, paylaşımın sağlık hizmetlerinde tanıtım ve bilgilendirme faaliyetlerine ilişkin temel ilke ve ölçütlere aykırı olduğu gerekçesiyle Sağlıkta Bilgilendirme Tanıtım Faaliyetleri İl Değerlendirme Komisyonu’na başvurdu.

    Sağlık Hizmetlerinde Tanıtım ve Bilgilendirme Faaliyetleri Yönetmeliği’nin “Tanıtım ve Görsel İçerik Kullanımı” başlıklı 7. maddesi ile “Sağlık Alanında Tanıtım ve Bilgilendirmede Temel İlkeler” başlıklı 5. maddesine aykırılık olduğuna dikkat çekilen başvuruda, paylaşımın bir sağlık kuruluşunun daha iyi ve üstün olduğu izlenimi verildiği, bu nedenle denetlenmesi gerektiği belirtildi.

    PİRHA/ANKARA

     

  • Prof. Dr. Fincancı: Çalışmalardan geri durmamız söz konusu değil, hep beraber buradayız – VİDEO

    Prof. Dr. Fincancı: Çalışmalardan geri durmamız söz konusu değil, hep beraber buradayız – VİDEO

    PİRHA – Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, TTB Merkez Konseyi’nin mahkeme kararı ile görevden alınması ardından gelinen süreci anlattı. Fincancı, 40 yıldır TTB’de emek verdiğinin altını çizerek “Görevimizi bundan sonra da sürdüreceğiz. Buradayız ve çalışmaya da devam edeceğiz. Burada bir değişiklik olmayacak” diye belirtti.

     31. Asliye Ceza Mahkemesi, “amaç dışı faaliyet” gerekçesiyle Türk tabipleri Birliği Merkez Konseyi’nin yeniden belirlenmesi için 30 Kasım’da kararını açıkladı. Ancak mahkemenin gerekçeli kararı henüz TTB’ye ulaşmadı.

    TTB Merkez konseyi başkanı Şebnem Korur Fincancı, mahkeme kararı sonrasında nasıl yol alınacağı konusunu PİRHA‘ya değerlendirdi.

    “BİZ BURADAYIZ VE ÇALIŞMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, gerekçeli kararın kendilerine ulaşması sonrasında İstinaf yolunun açık olduğunu belirtti. Fincancı, mahkemeden çıkan karara karşılık TTB’deki görevlerinin başında olacaklarına vurgu yaparak şunları söyledi:

    “Karar kesinleşene kadar biz çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Merkez konseyde olan arkadaşlarımız, Türk Tabipleri Birliği meslek örgütümüzün her biriminde görev yapan insanlardır. Kollarımızda, çalışma gruplarında 40 yıldır bu meslek örgütünün pek çok biriminde emek vermiş birisiyim. Dolayısıyla biz bu görevimizi zaten sürdürüyoruz, bundan sonra da sürdüreceğiz. Hakim bir yandan da yönetimin belirlenmesi için görevlendirmeyi yaptı. Geçici kuruldaki tabip odalarımızın başkanı 5 meslektaşımız, görevlendirme ile gelebilir. Ancak biz buradayız ve çalışmaya da devam edeceğiz. Burada bir değişiklik olmayacak. Yıllardır ne yapıyorsak onları yapmaya, meslek örgütünün, hekimlerin emeklerinin değersizleştirilmesine, mesleğin itibarsızlaştırılmasına karşı yürüttüğümüz mücadeleye, hem de toplumun sağlığı için yaptığımız çalışmalara devam etmekten geri durmamız söz konusu değil. O nedenle hep beraber buradayız.

    “BÖYLE ÇALIŞMA ORTAMI İSTEMİYORUZ!”

    Ayrıca sadece biz burada değiliz, tabii ki bu meslek örgütünün inanılmaz üretim yapan pek çok üyesi ile hep beraber buradayız. Emek ve demokrasi güçleri de yanımızda, birlikte mücadele ediyoruz. İki gün önce Şanlıurfa Eğitim Ve Araştırma Hastanesi polikliniklerdeki meslektaşlarımızı ziyaret ettik. Hem dayanışma duygularını ilettiler hem de çalışma koşullarının ağırlığı nedeniyle yanımızda olamadıklarını, duruşmaya gelemedikleri için üzüntülerini de ifade ettiler. Biz gittiğimizde saat 14:00’ü biraz geçmişti ve bir meslektaşımız 138. hastasına bakıyordu. Bu tabii ki utanç verici bir durum. Çünkü meslektaşımız bu kadar hastayla yeterince ilgilenemediği için üzüntü duyuyordu. Biz böyle bir çalışma ortamı istemediğimizi yıllardır söylüyoruz.”

    “TEHDİT NİTELİĞİNDE KARAR!”

    Şebnem Korur Fincancı, mahkemenin vermiş olduğu kararın emek ve demokrasi güçlerine yönelik bir tür tehdit niteliğinde olduğunun altını çizdi. Fincancı, AKP-MHP hükümetinin diğer iktidarlara kıyasla çok daha baskıcı olduğunu söyleyerek şöyle devam etti:

    “Bu karara şaşırmak iyidir. Çünkü şaşırdığınız durumda alışmıyorsunuz demektir. Bu yapılan hukuksuzluğa karşı da mücadeleyi sürdüreceğiniz anlamına gelir. O yüzden tabii ki herkes şaşırmalı. Ancak biz bu kapasiteye sahip olduklarını da biliyoruz. Bu denli baskı uygulayabileceklerini de biliyoruz. Bugüne kadar görevden alma ile ilgili girişimler oldu, pek çok yargılama girişimiyle karşı karşıya kaldık ama Türkiye’de yargı hiç bu kadar araçsallaştırılmamıştı. Yargı, bu kadar iktidarın dedikleri üzerinden yürüyen kararlarla karşımıza çıkmamıştı. Dolayısıyla bu dönemin geçmiş dönemlerden farklı olduğunu söylemek mümkün. Kuvvetler ayrılığı ilkemiz vardı, bunları çoktan teslim ettik. Dolayısıyla bu karar şaşırtıcı değil. Bu karar, Türk Tabipleri Birliği’ne yönelik bir karar değil aslında. Onların, ne karar verirlerse versinler bizi mücadeleden geri döndüremeyeceklerini bildiklerine adım gibi eminim. Aslında bu karar Türkiye’de emek ve demokrasi güçlerine parmak sallama, tehdit niteliğindedir. Bu tehdidi, mücadele ile karşılık vererek tabii ki bertaraf edebiliriz. O yüzden tüm toplumu, TTB ile birlikte mücadeleye çağırıyorum.”

    “HALK SAĞLIĞI KONUSUNDA MÜCADELEDEN GERİ DURMAYACAĞIZ”

    Prof. Dr. Fincancı, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın. “Hekim hakları ve saygınlığı için verilecek mücadelenin yeri sendikalar değil, asıl, tabip odaları olmalıdır. Tabip odalarının amacı ise, sadece Hekim hakları ve Hekim saygınlığını korumak olmalıdır. Bütün hekim arkadaşlarımı, amacı sadece hekim hakları ve saygınlığını korumak olması gereken tabip odalarını desteklemeye davet ediyorum” şeklindeki açıklamalarına da cevap verdi. TTB Merkez Konsey Başkanı Fincancı, Bakan Koca’ya cevaben şunları söyledi:

    “Özlük hakları mücadelesi tabii ki de sendikalar üzerinden yürür. Aslında kendisi bu konuda bilgi sahibi olsa gerek! Bu bir dil sürçmesi mi bilemem ama tabii ki sendikalarda mücadele edecekler, ancak TTB de mesleğimizin geliştirilmesi, değerlerimizin güçlendirilmesi ve korunması için mücadeleye devam edecek. Ama bizim tek görevimiz bu değil; ‘amaç dışı faaliyet’ diye tanımladıkları şey bizim halk sağlığıyla, yani toplumun sağlığını koruma ile ilgili yaptığımız çalışmalardır. Çünkü bundan rahatsızlık duyuyorlar. Bunu nereden biliyoruz; bundan 12 yıl önce TTB’nin 6023 sayılı yasasında değişiklik yaparak bu ilgili cümleyi çıkartmaya teşebbüs ettiler ama Anayasa Mahkemesi bu düzenlemeyi bozdu ve tekrar bize toplum sağlığını koruma görevini teslim etti. Dolayısıyla biz evet meslektaşlarımızın hakları için mücadele ettiğimiz gibi bunu tek başımıza yapmıyoruz, emek örgütleri, meslektaşlarımızın sendikalarıyla bunları yapmaya çalışıyoruz. Ama biz toplumun sağlığını da korumaya çalışıyoruz. Bu toplumun sağlığını bozan her türlü etken; buna nükleer girişimleri, maden sahalarında yapılan kirletmeler, temiz içme suyuna erişimimizi engelleyen zehirli atıklar ya da enkazların uygun şekilde kaldırılmamasını nedeniyle hava kirliliği ile zehirli maddelere toplumu maruz bırakan uygulamalar da dahil bunlara karşı da elbette mücadele etmekten de geri durmayacağız.

    Unutulmaması gereken bir yan daha var; Türk Tabipleri Birliği’nde temsili görevlerde kimin olduğunun hiçbir önemi yoktur. Biz aslında tüm üyeleri ile birlikte çalışmalar yürüten bir meslek örgütüyüz. Bugün burada ben görev üstlendim ama yarın başka bir meslektaşım temsil edecektir. Biz gene asıl olarak o üretilenleri çoğaltmak için çaba sarf etmekten de geri durmayacağız.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Hekim örgütlerinden hükümete: Susmuyoruz, korkmuyoruz, hiçbir yere gitmiyoruz!

    Hekim örgütlerinden hükümete: Susmuyoruz, korkmuyoruz, hiçbir yere gitmiyoruz!

    PİRHA – TTB ve Tabip Odaları, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın hekim göçünün nedenine ilişkin ifade ve hareketine tepki gösterdi. Yapılan açıklamada Bakan Koca’ya, ‘utanç verici’ eleştirisi yöneltildi.

    Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve tabip odalarının temsilcileri, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın Meclis’teki bütçe görüşmeleri sırasında hekim göçüne dair kullandığı ifade ve yaptığı hareketi kınadı.

    TTB Genel Merkezinde yapılan basın açıklamasına TTB Merkez Konseyi üyeleri ile tabip odalarının temsilcileri katıldı.

    Basın açıklaması öncesinde konuşan TTB Merkez Konseyi üyesi Dr. Kazım Doğan Eroğulları, “Ülkemiz adına utanç verici günlerden geçiyoruz. Hukukun, Anayasa’nın askıya alındığı, her türlü muhalif senin kısıldığı, basının ve tüm aykırı seslerin üzerinde yoğun bir baskının hissedildiği bu günlerde TTB olarak yurdun dört bir yanından gelen tabip odası temsilcilerimizle, aktivistlerimizle buradayız ve susmuyoruz. TTB hiçbir zaman susmadı, susmayacak” ifadelerini kullandı.

    “O KOLTUĞU BIRAKIN GİDİN”

    Eroğulları, TTB’ye yönelik görevden alma davasına da değinerek “Bu hukuksuz dava ile bizlerin sesini kısmak istiyorlar ama TTB 70 yıldır susmadı, doğru bildiklerini söyledi ve bugün de burada bu doğruları tekrar söylemek için toplandık. Halkın sağlığa ulaşamadığı, hekimlerin de gittikçe yoksullaştığı bugünlerde Sayın Sağlık Bakanı, Meclis’te yaptığı hareketlerle hepimizi, halkın gözünde bizi paragöz olmakla suçlamış ve bizleri meslek adına, insanlık adına utandırmıştır. Sayın Bakan’ın hayatının merkezinde para olabilir, kar olabilir. Buradaki hekimlerin hayatının merkezide halkın sağlığı, hekimlerin hakları ve mücadele var. Buradan Sağlık Bakanı’na sesleniyoruz: Bizleri utandırmayın artık ve o koltuğu bırakın gidin” dedi.

    TTB ve tabip odaları adına basın açıklamasını ise TTB Merkez Konseyi üyesi Dr. Adalet Çıbık okudu. Sağlık Bakanı Koca’nın bütçe görüşmelerinde kullandığı ifadeler ve yaptığı el hareketiyle izledikleri politikaları aklamaya, hekimleri ise paragözlükle suçlayarak toplumun gözünde hedef haline getirmeye çalıştığını söyleyen Çıbık, “Sağlıkta şiddetin ve hekim intiharlarının tırmandığı, umutsuzluğun ve geleceksizliğin derinleştiği, fakültelerde tıp kitaplarının yerini yabancı dil kitaplarının aldığı ülkemizde hekim göçünün Bakan tarafından indirgendiği yer utanç vericidir” dedi.

    “SUSMUYORUZ, KORKMUYORUZ, HİÇBİR YERE GİTMİYORUZ”

    Yapılan basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

    Ülkemizde evrensel hukuk ilkelerinin ve adaletin zerresinin de iktidar çevreleri tarafından bitirilmeye çalışıldığı bir dönemdeyiz. Kısa bir süre önce Yargıtay eliyle yapılan hukuk darbesi ile anayasasızlaştırma sürecine yeniden hız kazandırılmıştır.

    Tekrarlıyoruz: Her bir kurum ve birey için hayati olan anayasal hakların ilga edilmesi er ya da geç, öyle ya da böyle herkese kaybettirecektir.

    Anayasa’yı tanımadığını açıkça ilan eden ve hukukun üstünlüğü ilkesini rafa kaldırmış olan iktidar çevrelerine ve bu karara karşı güçlü bir iradeyi birlikte kurmak için bu duruma karşı sesimizi yükseltmek ve dayanışmayı artırmak bir zorunluluktur.

    Sağlık Bakanlığı yaşadığımız sorunlara karşı bu sorunları anlamaktan ve çözüm üretmekten uzaktır, günü kurtarmaya çalışan söylem ve uygulamalarla yaşadığımız sorunları derinleştiren bir tutum izlemektedir.

    Piyasacı, halk sağlığını ve hekimleri/sağlık emekçilerini yok sayan, değersizleştiren sağlık politikalarının şiddeti daha çok artıracağını söyledik ve ne yazık ki bir tüketim nesnesine dönüştürülmemiz sonucunda sağlıkta şiddet nedeniyle birçok meslektaşımızı kaybettik, birçok meslektaşımız fiziksel, sözel ve psikolojik şiddete maruz kaldı.

    Niteliksel bir sağlık hizmetinden çekilen iktidar, sağlığı sadece rakamlara indirgemiş durumda. 3-5 dakikada bir hasta bakmamızı istiyor. Onlar için övünülecek olan her yıl artan hasta sayısı, poliklinik sayısı, tetkik sayısı, BT sayısı, MR sayısı, kısaca sadece sayılar onlar için önemli olan…

    “TIP KİTAPLARININ YERİNİ YABANCI DİL KİTAPLARI ALDI”

    Geçtiğimiz gün Meclis’teki Sağlık Bakanlığı bütçesi görüşmelerinde Sağlık Bakanı yurtdışına hekim göçü konusunda ellerindeki verilerin TTB verileri ile uyuşmadığını ve bu konuda TTB’den veri paylaşımı talebinde bulunduklarını belirtti. Sağlık Bakanlığı tarafından TTB’den konuya dair istenmiş bir bilgi mevcut değildir. Ayrıca TTB olarak her ay ve her yıl elimizdeki verileri şeffaflıkla kamuoyu ile paylaşıyoruz.

    Sayın Bakan bununla da kalmadı, bütçe görüşmelerinde kullandığı ifadeler ve yaptığı el hareketiyle izledikleri politikaları aklamaya, hekimleri ise paragözlükle suçlayarak toplumun gözünde hedef haline getirmeye çalıştı. Sağlıkta şiddetin ve hekim intiharlarının tırmandığı, umutsuzluğun ve geleceksizliğin derinleştiği, fakültelerde tıp kitaplarının yerini yabancı dil kitaplarının aldığı ülkemizde hekim göçünün bakan tarafından indirgendiği yer utanç vericidir.

    Tüm bunlara karşı;

    Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın derhal terk edilmesini istiyoruz.

    Tüm sağlık birimlerinde şiddete karşı güvenli çalışma alanları istiyoruz.

    Hekim-hasta arasındaki ilişkileri bozacak söylemlerden, hekim ve sağlık çalışanlarına yönelik şiddet içeren dilden vazgeçilmesini istiyoruz.

    Toplumu hastalıklardan koruyabildiğimiz; tüketim nesnesi değil, hak öznesi olduğumuz bir hekimliği var etmenin koşullarını istiyoruz.

    İdarecilerin liyakat temelli olmasını ve emekçiler tarafından demokratik olarak seçilmesini istiyoruz.

    Şehir hastanelerine aktarılan kaynakların koruyucu sağlık birimlerine aktarılmasını istiyoruz.

    İnsanca hekimlik yapabileceğimiz bir sağlık ortamını hep birlikte inşa edebilmek için tüm meslektaşlarımızı ortak mücadeleye davet ediyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Sağlık Bakanı’ndan ‘Eris’ varyantı açıklaması: Hasta sayısı artıyor

    Sağlık Bakanı’ndan ‘Eris’ varyantı açıklaması: Hasta sayısı artıyor

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, “Eris” varyantına yakalananların sayısında artış olduğunu belirterek, “Hastaneye yatış oranları oldukça düşük yeni bir tedbir gerekmiyor” dedi.

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, “Eris” varyantına da gazetecilerin sorularını yanıtladı.

    Koca, “Eris varyantının virülansı, yani hasta etme gücü daha düşük fakat bulaşıcılığı daha fazla. Bu dönemde hasta sayısının arttığını söyleyebiliriz. Fakat hastaneye yatış oranları oldukça düşük. Ağır hastalık yapmıyor. Daha hafif seyrediyor” dedi.

    Bakan Koca, yeni varyanta ilişkin bir tedbirin gerekmediğini ifade etti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Gökçek ‘Siz de mi LGBT’sin?’ tweetini atınca Hastanesi’nin renklerini kaldırdılar!-VİDEO

    Gökçek ‘Siz de mi LGBT’sin?’ tweetini atınca Hastanesi’nin renklerini kaldırdılar!-VİDEO

    PİRHA – Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Melih Gökçek’in bir tweeti sonrası Kocaeli Şehir Hastanesi’nin gökkuşağı renklerinin kaldırılmasını eleştirdi. Gergerlioğlu, Fahrettin Koca’ya “Memleketin başka meselesi mi yok sayın Sağlık Bakanı?” sorusunu yöneltti.

    Yeşil Sol Parti Kocaeli Milletvekili Dr. Ömer Faruk Gergerlioğlu, Ankara Büyükşehir Belediyesi eski başkanı Melih Gökçek’in nefret suçu içeren tweetini eleştirdi.

    Melih Gökçek, attığı tweette “Ey Kocaeli Şehir Hastanesi sen de mi LGBT’sin?” ifadelerini kullanmıştı.

    Tweet sonrası Kocaeli Şehir Hastanesi’nin gökkuşağı renklerinin branda ile kapatılması üzerine Milletvekili Gergerlioğlu, ilgili hastaneye giderek incelemede bulundu.

    “MEMLEKETİN BAŞKA MESELESİ Mİ YOK?”

    Ömer Faruk Gergerlioğlu, mavi branda ile örtülen hastanenin önüne giderek şu eleştiride bulundu:

    “Niye örtülmüş? Çünkü burada sarı, kırmızı, yeşil renkler; gökkuşağı renkleri vardı ve Melih Gökçek bir tweet attı, ‘Ey Kocaeli Şehir Hastanesi sen de mi LGBT’sin?’ dedi ve yetkililerin paçası tutuştu! Ne yapacaklarını bilemediler ve buradaki sarı, kırmızı, yeşil renkleri, gökkuşağı renklerini kaldırdılar! Maşallah, bravo, üstün bir başarı elde ettiler!

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya buradan sesleniyorum: Memleketin başka meselesi mi yok sayın Sağlık Bakanı?

    Memleket çok büyük bir sorunu halletti! Buraya bu renklerle güzel bir görünüm verilmişti. Hastaneler kasvetli yerlerdir, hastaların içi açılsın diye güzel renkler yapmışlardı ama Melih Gökçek’in tek tweeti yetti, bir sürü masraf yapılmıştı, bir sürü masraf yapılarak da renkler kaldırıldı, yerine böyle bir mavi branda… Renkleri kaldırmışlar, bir şey kalmamış, operasyon başarı ile bitmiş, maşallah! Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya buradan sesleniyorum; el insaf diyorum! Memleketin başka meselesi mi yok Sn. Sağlık Bakanı? Kocaeli Şehir Hastanesi’nin bir sürü sorunu var. Buradan tüm Kocaeli halkı adına bu gülünç durumu ifşa ediyoruz, başarmışlar, renkleri kaldırmışlar renksiz bir ortam oluşturmuşlar!

    Bakın Kocaeli Şehir Hastanesi’nin daha taksi durağı ile ilgili önemli sorunları var. İçeride haşarat ile ilgili önemli sorunlar var ve daha sağlık hizmetlerinin aksadığı ile ilgili önemli şikayetler geliyor. Siz işi gücü bırakmışsınız maşallah böyle gökkuşağı renklerini kaldırmışısınız. Başınız göğe ermiş maşallah diyorum ve bu acayip işi bir Kocaeli Milletvekili olarak Meclis Sağlık Komisyonu üyesi olarak kınıyorum! Buradan tüm Kocaeli halkı adına bu gülünç durumu ifşa ediyoruz, başarmışlar, renkleri kaldırmışlar renksiz bir ortam oluşturmuşlar, üstünü de utanmışlar herhalde mavi branda ile kapatmışlar!”

    (HABER MERKEZİ)

  • CHP’li Emir’den, Bakan Koca’ya: Hangi cemaatlerle hangi protokoller imzalandı?

    CHP’li Emir’den, Bakan Koca’ya: Hangi cemaatlerle hangi protokoller imzalandı?

    PİRHA – Milletvekili Murat Emir, Diyanet İşleri Başkanlığının 2022 yılında 155 bin hastaya manevi hizmet verildiğini açıklaması üzerine Sağlık Bakanlığı’nın, hangi cemaatlerle hangi protokollerin yapıldığını gündeme getirdi.

    CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, Diyanet İşleri Başkanlığının 2022 yılında 155 bin hastaya manevi hizmet verdiğini gündeme getirerek “gizli protokollere” dikkat çekti. Emir, Sağlık Bakanlığı’nın, cemaatlerle hangi protokolleri yaptığını gizli tuttuğunu belirterek, Bakan Fahrettin Koca’ya “Sağlık müdürlükleri, hangi cemaatlerle hangi protokolleri imzaladı?” sorusunu yöneltti. Emir, psikiyatrist, psikolog gibi binlerce uzmanın atama beklerken bu tür hizmetlerin din görevlileri tarafından verilmeye çalışılmasını da eleştirdi.

    SAĞLIK MÜDÜRLÜKLERİ GİZLİ PROTOKOLLER Mİ İMZALIYOR?

    Diyanet İşleri Başkanlığının 2022 yılı faaliyet raporunu gündeme getiren Murat Emir, Sağlık Bakanlığı’nın ‘Sağlıklı Yaş Alma Merkezleri’ genelgesi kapsamında evlere manevi destek personeli gönderdiğine de vurgu yaptı. Emir, Sağlıklı Yaş Alma Merkezleri ile evde sağlık hizmetleri kapsamında verilen manevi desteğe ilişkin verilerin ise tam olarak açıklanmadığına dikkat çekti. Sağlık Müdürlüklerinin, illerde cemaatlerle bazı protokoller yaptıklarını ancak bunların da kamuoyuna açıklanmadığını kaydeden Emir, yazılı soru önergesinde şu ifadeleri kullandı:

    “Söz konusu hizmetler Sağlıklı Yaş Alma projesi ve evde sağlık hizmetleri ile daha da genişletilmektedir. Söz konusu çalışmalar ise sağlık müdürlükleri aracılığı ile yürütülmekte bu doğrultuda sağlık müdürlükleri, çeşitli cemaat ve vakıflarla protokoller imzalamaktadır. Ancak, bu protokollere ilişkin verilen hizmetlerle ilgili veriler ne Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından ne de Sağlık Bakanlığı tarafından kamuoyuna net olarak açıklanmaktadır.

    Evde sağlık hizmetleri kapsamında cemaat ve vakıfların evlere kontrolsüz bir şekilde girmeleri ve bu şekilde hizmet vermeleri hiçbir şekilde yasa ve yönetmeliklere uygunluk taşımamaktadır. Psikolog, psikiyatrist ve sosyal hizmet uzmanlığı dalında binlerce profesyonel kamuda atama beklerken bu tür hizmetlerin uzmanlar tarafından değil de ağırlıklı olarak cemaatler aracılığı ile din görevlileri tarafından verilmeye çalışılması da Türkiye’nin gittikçe bilimsellikten uzaklaşmasına sebep olacaktır. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, derhal bugüne kadar sağlık müdürlüklerinin hangi cemaat ve vakıflarla ne tür protokoller yaptıklarını kamuoyuna açıklamak zorundadır.”

    PİRHA/ANKARA

  • Emir: TÜİK verileri ‘iki yılda 150 bin kişi COVID’den öldü’ iddiamızı doğruladı

    Emir: TÜİK verileri ‘iki yılda 150 bin kişi COVID’den öldü’ iddiamızı doğruladı

    PİRHA- Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), COVID-19 salgınının ardından iki yıldır yayımlamadığı ölüm ve ölüm nedeni istatistiklerini açıkladı. Paylaşılan verilerle, salgın kaynaklı ölüm sayılarının gizlendiğine dair iddialarının doğrulandığını kaydeden Milletvekili Murat Emir, “TÜİK’e göre iki yılda ölüm sayısı bir anda 200 bin artmış ama COVID kaynaklı ölüm sayısı yalnızca 87 binde kalmış. Bu veri bile Sağlık Bakanı’nın halka yalan söylediğinin kanıtı” dedi. 

    CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, TÜİK’in 2020 ve 2021 yıllarına yönelik ölüm ve ölüm nedeni istatistiklerini değerlendirdi. 2020 yılında gerçekleşen ölümlerin geçmiş yıllardan 70 bin, 2021 yılında gerçekleşen ölümlerin ise geçmiş yıllardan 130 bin daha fazla olduğuna dikkat çekti.

    ÖLÜM SAYISINDAKİ 200 BİN ARTIŞIN SEBEBİ NEDİR?

    Murat Emir, açıklanan verilere dair “Sağlık Bakanlığı’nın COVID-19 salgını sürecinde salgından kaynaklı ölüm sayılarını gizlediğine yönelik iddialarımızın doğruluğunu net bir şekilde ortaya koyuyor” diyerek şunları söyledi.

    “TÜİK 2020-2021 verilerine göre, son 10 yıla baktığımızda yılda ortalama 400 bin civarı ölüm gerçekleştiğini görüyoruz. Salgının başladığı 2020’de bir anda 400 binlerden 500 bini geçen sayıya ulaşmış. 2021’de ise ölüm sayısı 565 bin 594 olmuş. Ölüm sayıları iki yılda toplam 200 bin civarında artarken, salgın kaynaklı ölüm sayısı ise 87 bin olarak belirtilmiş. Göz göre göre bir artış söz konusuyken TÜİK, burada bile salgın kaynaklı ölümlerin sayısını gizleme derdine düşmüş. Biz o zaman salgından kaynaklı en az 150 bin kişi ölüyor derken abarttığımızı söyleyen Sağlık Bakanı şimdi nerede? Bu verilere ne diyecek?”

     SALGINDAN DA SİYASİ RANT ELDE ETME GAYRETİNE DÜŞTÜLER” 

    “Gerçek vaka sayılarının da üstünün örtüldüğünü söylemişti. ‘Başarı hikayesi’ yazma peşinde olan Sağlık Bakanı, bu iddialarımızı inkar etmiş ancak sonra biz gerçek vaka sayılarının belgesini bulunca bu kez de hiçbir tıbbi literatüre sığmayan ‘hasta’, ‘vaka’ ayrımı yalanına sığınmıştı. İktidar, pandemi sürecinde becerisizliğini, halkımızdan inatla saklamaya çalıştı. Pembe tablo çizmek, ‘Başarısızlıklarını’ kapatmaya çalışmak işlerine geldi. Her şeyde olduğu gibi salgından da siyasi rant elde etme gayretine düştüler. Verileri şeffaf şekilde ortaya koymadılar, büyük bir gayret ve özveri ile işlerini yapan sağlık emekçilerini de zor duruma düşürdüler.”

    “AÇIKLADIKLARI HER VERİ TUTARSIZLIK İÇERİYOR” 

    “Dünya Sağlık Örgünün, salgına ilişkin gerçek sayılara yönelik tahminler içeren çalışmasında, Türkiye’de hayatını kaybedenlerin gerçek sayısının 264 bin olarak ifade edildiğinin altını çizen CHP’li Emir, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Türk Tabipleri Birliği de salgın kaynaklı ölüm tahminini 264 bin 41 olarak açıklamıştı. Ancak tüm ısrarlarımıza rağmen Sağlık Bakanlığı, 2020 ve 2021 için salgına bağlı ölüm sayısını 82 bin 361 olarak açıkladı ve bu sayıdan geri adım atmadı. Şimdi de TÜİK bu sayıyı 87 bin olarak açıklıyor. Burada bile tutarsızlık var.
    Tekrar ediyoruz, Covid-19 kaynaklı ölüm sayılarını halktan gizlediniz. Halka yalan söylediniz. İşte TÜİK verileri ortada. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’dan bir açıklama bekliyoruz. Ya 2020 ve 2021 yıllarındaki ölüm sayılarındaki artışın nedenini açıklayacak ya da çıkıp, ‘Ben sizlere yalan söyledim, gerçeği gizledim’ diyecek.”

    PİRHA/ANKARA

  • Enkazdan çıkarılıp hastaneye götürülen Mahmut Gözükara’nın akıbeti meclis gündeminde

    Enkazdan çıkarılıp hastaneye götürülen Mahmut Gözükara’nın akıbeti meclis gündeminde

    PİRHA- Maraş’ın Dulkadiroğlu ilçesinin Öksüzlü Köyü’nde depremin ardından enkazdan çıkarılarak Maraş Necip Fazıl Hastanesi’ne ambulansla götürülen Mahmut Gözükara’dan haber alınamıyor. HDP Milletvekili Zeynel Özen Gözükara’nın akıbetini Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a  ve Sağlık Bakanı Koca’ya sordu. 

    10 ili etkileyen Maraş merkezli depremlerin ardından Dulkadiroğlu ilçesinin Öksüzlü Köyü’nde enkazdan çıkarılarak Maraş Necip Fazıl Hastanesi’ne ambulansla götürülen Mahmut Gözükara’dan haber alınamıyor. Hastaneye götürülürken bilinci açık olan 88 yaşındaki Gözükara, yakınları tarafından hala aranıyor.

    İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, Mahmut Gözükara’nın kaybolmasını meclise taşıdı. Özen, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın yazılı olarak yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi.

    Milletvekili Özen soru önergesinin gerekçesinde şunları kaydetti:

    “6 Şubat tarihinde Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından yıkılan binlerce binada, on binlerce yurttaşımız enkaz altında kalarak yaşamını yitirdi, on binlercesi yaralandı. Bu süreçte enkaz altından çıkarılan birçok yurttaşa ulaşılamamaktadır. Kahramanmaraş Dulkadiroğlu ilçesinin Öksüzlü köyünde köyün muhtarı Hasan Gözükara’nın 88 yaşındaki babası Mahmut Gözükara bilinci açık bir şekilde enkazdan sağ olarak çıkartılıp, Kahramanmaraş Necip Fazıl Hastanesi’nde tedavi olmak üzere bir ambülansla gönderilmesinin akabinde kendisinden haber alınamamıştır.
    Sağlık Bakanlığı’nın herhangi bir sisteminde kayıtlarda bulunmayan 88 yaşındaki Mahmut Gözükara’nın yakınları, birçok şehirdeki hastaneleri gezerek kendi imkanlarıyla aramaya devam etmektedir. Sağlık Bakanlığı’na ait bir ambulansla hastaneye taşınan Mahmut Gözükara’dan herhangi bir haber alınmaması yakınlarını endişelendirmektedir.

    Bu bağlamda, Zeynel Özen, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın yazılı olarak yanıtlaması için şu soruları yöneltti.

    1-Deprem sonrası enkaz altında çıkarılıp hastaneye götürmek amacıyla ambulansa bindirilen Mahmut Gözükara 16 gündür nerede ve ne durumda olduğunun bilinmediğinden haberdar mısınız?

    2-Sağlık Bakanlığı’na ait bir ambulansa bindirilen Mahmut Gözükara neden Sağlık Bakanlığı kayıtlarında yer almamaktadır? 

    3-Enkaz altında sağ çıkarıldıktan sonra çeşitli hastanelere sevk edilen ve aile yakınlarının ulaşamadığı depremzede sayısı kaçtır? 

    4-Farklı illerde hastanelere sevk edilen ama ailesine ulaşmayan çocuk ve yetişkin depremzedelere yönelik ne tür çalışmalar yapmaktasınız?

    5-6 Şubat depremleri sonrası depremden en çok etkilenen 10 ilde kaybolan toplam kişi sayısı kaçtır?

    Milletvekili Zeynel Özen, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya da şu soruları yöneltti:

    1-6 Şubat Depremlerinde Kahramanmaraş Dulkadiroğlu ilçesine bağlı Öksüzlü köyünde enkaz altında çıkarılıp hastaneye götürmek amacıyla ambulansa bindirilen Mahmut Gözükara 16 gündür nerede ve ne durumda olduğunun bilinmediğinden haberdar mısınız?

    2-Sağlık Bakanlığına ait bir ambulansa bindirilen Mahmut Gözükara neden Sağlık Bakanlığı kayıtlarında yer almamaktadır? 

    3-Enkaz altında sağ çıkarıldıktan sonra çeşitli hastanelere sevk edilen ve aile yakınlarının ulaşamadığı depremzede sayısı kaçtır? 

    4-Farklı illerde hastanelere sevk edilen ama ailesine ulaşmayan çocuk ve yetişkin depremzedelere yönelik ne tür çalışmalar yapmaktasınız?

    5-6 Şubat depremleri sonrası depremden en çok etkilenen 10 ilde kaybolan toplam kişi sayısı kaçtır?

    PİRHA/ANKARA

  • CHP’li Yüceer, kayıp 42.3 milyar TL’nin akıbetini Sağlık Bakanı’na sordu

    CHP’li Yüceer, kayıp 42.3 milyar TL’nin akıbetini Sağlık Bakanı’na sordu

    PİRHA – Milletvekili Dr. Candan Yüceer, Sağlık Bakanlığı’nın, hastaların tedavisi için SGK’dan fazladan aldığı 42 milyar 302 milyon TL’nin akıbetini Bakan Fahrettin Koca’ya sordu.

    CHP Tekirdağ Milletvekili Dr. Candan Yüceer, Sağlık Bakanlığı’nın, hastaların tedavisi için SGK’dan fazladan aldığı 42 milyar 302 milyon TL’nin akıbetini TBMM gündemine taşıdı.

    Sayıştay’ın hazırladığı, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) denetim raporunda çarpıcı bir tespit yer aldığını belirten Dr. Candan Yüceer, “Bu tespite göre, SGK, bakanlığa bağlı hastanelerde ayakta ve yatarak tedavi gören hastaların sağlık hizmeti giderleri için Sağlık Bakanlığı’na götürü bedel olarak 81 milyar 160 milyon TL ödeme yapmıştır. Ancak bakanlık tarafından 2021 yılında Medula’ya girilen sağlık hizmetlerinin toplam tutarının 38 milyar 858 milyon TL olduğu tespit edilmiştir. Sağlık Bakanlığı’nın hastaların tedavisi için SGK’dan fazladan aldığı 42 milyar 302 milyon TL’yi nereye harcadığı ise belirlenememiştir” dedi.

    81 MİLYARIN HANGİ KRİTERLERE GÖRE BELİRLENDİĞİ BELLİ DEĞİL

    Dr. Yüceer, “Sayıştay raporunda, SGK tarafından Sağlık Bakanlığı’na 2021 yılında ödenen 81 milyar 160 milyon TL’nin hangi kriterlere göre belirlendiğinin belirtilmemesine dikkat çekilmiştir” diye konuştu.

    CHP’li Dr. Yüceer, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın yanıtlaması istemiyle şu soruları yöneltti:

    -Sağlık Bakanlığı olarak hastaların tedavisi için Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan alınmış olan 42 milyar 302 milyon TL hangi amaçla kullanılmıştır?

    -Kanun maddesindeki ‘bu sözleşme kapsamında verdikleri tedavi hizmetlerine ilişkin toplam tahakkuk tutarının götürü bedel sözleşme tutarından düşük olması durumunda, aradaki fark terkin edilir’ hükmü, kamu üniversite sağlık hizmet sunucularına uygulanırken Sağlık Bakanlığı bünyesinde yer alan sağlık kurum ve kuruluşları için neden uygulanmamıştır?

    -Sayıştay’ın çarpıcı tespiti sonrası Sağlık Bakanlığı’na fazladan ödenen 42 milyar 302 Milyon TL terkin edilecek midir ve Sosyal Güvenlik Kurumu’na iade edilecek midir?

    -Konuyla ilgili Bakanlığınız tarafından bir soruşturma başlatılmış mıdır? Başlatıldıysa sonuçları nelerdir?

    PİRHA/ANKARA

  • ATO ve TTB: Halkın sırtına 25 yıl yük olacak bir hastane daha açıldı!-VİDEO

    ATO ve TTB: Halkın sırtına 25 yıl yük olacak bir hastane daha açıldı!-VİDEO

    PİRHA – Ankara Tabip Odası (ATO) ve Türk Tabipleri Birliği (TTB), faaliyete giren Etlik Şehir Hastanesi’ne ilişkin yaptığı basın açıklamasında “Kaos sürüyor” diyerek sağlık hizmetlerinin yönetilemediğini duyurdu.

    Bilkent Şehir Hastanesinin ardından 28 Eylül’de faaliyete giren Etlik Şehir Hastanesine de hekimlerden itiraz geldi. Zübeyde Hanım Kadın Doğum Hastanesi’nin yerine inşa edilen Etlik Şehir Hastanesi için Ankara Tabip Odası’nda basın açıklaması yapıldı.

    “Etlik Şehir Hastanesi bitmeyen kaos” yazılı pankart açan hekimler, yaptıkları açıklamada Türkiye’nin 14. Kamu Özel Ortaklığı (KÖO ) ile yapılan Etlik Şehir Hastanesi’nin henüz tamamlanmadan açıldığına vurgu yaptı.

    “TAM BİR BELİRSİZLİK VE KAOS ORTAMI”

    ATO ve TTB adına ortak yapılan basın açıklamasını ATO Genel Sekreteri Dr. Mine Coşkun yaptı. Halkın sırtına 25 yıl yük olacak bir hastane açıldığını ifade eden Mine Coşkun, şunları söyledi:

    “Etlik Şehir Hastanesi’nin açılmasıyla uzun süredir gündemde olan beş hastane kapatılacak/taşınacaktı. Sağlık Bakanı Sayın Fahrettin Koca 21 Eylül 2022 tarihinde yine Twitter’dan bir paylaşımda bulunarak, ‘hastanelerin kapatılacağına yönelik iddiaların asılsız olduğunu, hiçbir hastanenin kapatılmayacağını ve gurur duyulacak yeni bir hastanemiz olduğunu’ ifade etti. Akabinde aynı gün SB Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü bir genelge yayınladı. Genelgede, ‘günümüz değişen sağlık ihtiyaçları ve pandemi sürecinin devam etmesi hususları dikkate alınarak yapılan yeniden değerlendirme neticesinde sağlık hizmet sunumu planlamalarında revizyona gidilmiştir’ denilerek kapatılması planlanan beş hastaneye ilişkin yeni bir tasarrufta bulundu.

    Bundan sonra yaşananlar ise tam bir belirsizlik ve kaos ortamı oluşturmuştur.

    Kapatılmayacak denilen Onkoloji Hastanesi’nden 75’i hekim olmak üzere çok sayıda çalışanın Etlik Şehir Hastanesi’ne geçici görevi çıkarılmış, kimi malzemeler götürülmüş, ancak bir gün sonra (açılış sonrası) Onkoloji Hastanesinden giden bütün personelin geçici görevi iptal edilerek tekrar hastanelerine dönmüştür. Şehir Hastanesinde yalnızca Dışkapı Yıldırım Beyazıt Hastanesi’nden giden üç uzman ve iki hemşire kalmıştır.

    Ulucanlar Göz Hastanesi hekim ve sağlık çalışanları Etlik Şehir Hastanesi’ne nakledilmiş, Ulucanlar’a Ankara Eğitim Araştırma Hastanesi’nden göz uzmanları ve sağlık çalışanları görevlendirilmiştir. Bugün edindiğimiz bilgi ise Ulucanlar personelinin bir kısmının tekrar eski görev yerlerine gidecekleri ve hastanenin kapatılmasından vazgeçildiği yönünde.

    Bu arada Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yeni göreve başlayan 10 pratisyen hekimin statüsü düşürülen Sami Ulus Hastanesi acil servisine görevlendirilmesi söz konusu. Son bilgi ise Eğitim ve Araştırma Statüsünün tekrar verileceği yönünde.

    Zübeyde Hanım Kadın Hastalıkları Hastanesi’nin Eğitici kadrosunun ve asistanlarının durumu ise tam bir belirsizlik halindedir.

    Dışkapı EAH hekim ve sağlık çalışanları ise Etlik ve Dışkapı arasında mekik dokumaktalar.

    “SAĞLIK HİZMETİNİN CİDDİ ŞEKİLDE AKSAMASINA NEDEN OLMAKTADIR”

    Biz bu açıklamayı yazarken yeni bir genelge yayınlandı;

    Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü tarafından son yayınlanan 27 Eylül 2022 tarihli yazı ile de bu kez, Ulucanlar Göz Hastanesi’ne tekrar müstakil hastane statüsünün verildiği, Ulucanlar Göz Hastanesi, Etlik Zübeyde Hanım, Dışkapı Yıldırım Beyazıt ve Sami Ulus hastanelerinin kısmen Etlik Şehir Hastanesi’ne taşınacağı ve Eğitim ve Araştırma Hastanesi vasıflarının devam edeceği belirtiliyor.

    Şehir hastaneleri konusunda Türk Tabipleri Birliği’nin ülke genelinde yıllardır yürüttüğü mücadele, Ankara’da ise Ankara Tabip Odası’nın da bileşeni olduğu Hastanemi Açın Platformu (HAP ) ile Onkoloji Hastanesi Kapatılmasın Platformu’nun uzun süredir sürdürdükleri mücadele ses getirmiş, hastane kapatmalarının yarattığı sağlık hakkına yönelik sıkıntı kamuoyunda karşılık bulmuş ve çok önemli hastanelerimiz yara almakla beraber, şimdilik kaydıyla kapatılmaktan kurtulmuştur.

    Günlük değişen kararlar, hekimlerin ve sağlık çalışanlarının olduğu kadar hastaların da başını döndürmekte, sağlık hizmetinin ciddi şekilde aksamasına, ameliyatların durmasına neden olmaktadır.

    Ankara’da bir değer ve gelenek oluşturan, kendi alanlarında özellikli ve nitelikli hizmet veren, sadece Ankara’nın değil bölgenin referans hastaneleri olan, yoksul halkın rahatça ulaşabildiği hastanelerin kapatılması yerine güçlendirmesi, yatırım yapılması gerekmektedir.

    Sağlık Bakanlığı hekimleri, sağlık çalışanlarını, vatandaşları ilgilendiren konularda açık ve şeffaf olmalıdır. Alınan kararlara ve planlamalara hekimler, sağlık çalışanları ve başta Türk Tabipleri Birliği, Ankara Tabip Odası olmak üzere Ankara’daki alanında uzman meslek örgütleri ve sağlık çalışanlarının sendikaları dahil edilmelidir.

    Bir kez daha ifade ediyor ve uyarıyoruz;

    Hastanelerimizi kapattırmayacağız, hekimlerimizin, sağlık çalışanlarımızın vatandaşlarımızın mağdur olmasına izin vermeyeceğiz!”

    PİRHA/ANKARA

  • TTB, topladığı 100 bin imzayı Sağlık Bakanlığı’na iletti

    TTB, topladığı 100 bin imzayı Sağlık Bakanlığı’na iletti

    PİRHA- TTB üyeleri, ‘Sağlığımız İçin Hekimlere Kulak Verin’ sloganıyla başlattıkları kampanya kapsamında topladıkları 100 bin imzayı Sağlık Bakanlığı’na iletti. Bakanlık önünde konuşan TTB Merkez Konseyi Başkanı Profesör Doktor Şebnem Korur Fincancı, “Etkili sağlıkta şiddet yasasına ihtiyacımız var” dedi.

    Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi, 19 Nisan’da başlattığı ‘Sağlığımız İçin Hekimlere Kulak Verin’ kampanyası kapsamında bir kez daha Sağlık Bakanlığı önünde bir araya gelerek, taleplerini yineledi.

    Bakanlık önünde açıklama yapmak isteyen doktorlara polis izin vermedi. Bakanlığın yanında bulunan Ankara Şehir Hastanesi önüne geçen doktorlar açıklamalarını burada yaptı.

    Yapılan açıklamaya TTB Merkez Konseyi Başkanı Profesör Doktor Şebnem Korur Fincancı ve sağlık emekçilerinin yanı sıra Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kocaeli Milletvekili Dr. Ömer Faruk Gergerlioğlu da katıldı.

    “SİYASİ OTORİTE SAĞLIKÇILARI DÜŞMANLAŞTIRIYOR”

    Doktorlar adına hastane önünde açıklama yapan TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, toplumun sağlık hakkı için mücadele ettiklerini ve nitelikli sağlık hizmeti vermek istediklerini dile getirdi.

    Fincancı, konuşmasının devamında şunları söyledi:

    “Güvenli ortamlarda, güvenceli koşullarda çalışmak istiyoruz dedik. Yıllardır yürüttüğümüz mücadelenin karşılığını göremeden, mücadelemizi ötekileştirme ve düşmanlaştırma davranışı gösteren siyasi otoriteyle sürdürmek zorunda kaldık. Sağlık ortamında yaşanan sorunlardan sanki sağlık emekçileri sorunluymuş gibi algılanmasının önüne geçmeye çalışıyoruz. 5 dakikada sağlık hizmeti vermek mümkün değil. Bu mutsuzluğu, yetememe halini iki tarafta yaşıyor. Asıl sorumluları işaret etmek gerekiyor. Sağlık otoritesine, siyasi otoriteye bu sağlık politikalarıyla devam edilemeyeceğini hatırlatmak gerekiyor. Şehir şirket hastaneleri modelinden vazgeçmek gerekiyor. Bütçenin önemli bir kısmı bu binanın kirasına ayrılıyor.”

    “SUÇLU OLDUKLARINI HATIRLATACAĞIZ”

    Mücadeleden vazgeçmeyeceklerini vurgulayan Fincancı, “Etkili sağlıkta şiddet yasasına ihtiyacımız var. Salgında yitirdiğimiz tüm meslektaşlarımız için Kovid 19’un meslek hastalığı sayılması gerekiyor. Bu uygunsuz koşullarda hekimleri sağlık emekçilerini çalışmaya zorlamak için uygulanan baskılara son verilmesi gerekiyor. Mobbingle, Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile arşiv taraması adı altında aslında yapılan güvenlik soruşturmalarıyla baskıcı uygulamaların son bulması gerekiyor. Sağlık Bakanlığı’na, yeterli düzenlemeleri yapmadıkları, toplumun sağlık hakkını ihlal ettikleri için suçlu olduklarını hatırlatacağız” dedi.

    “İKTİDAR SAĞLIK ALANINDA İFLAS ETTİ”

    Fincancı’nın ardından konuşan HDP Milletvekili Gergerlioğlu ise, “Aylar önce meslektaşımız kadın doğum asistanı Rümeysa Berin Şen, ağır ve yorucu bir nöbetten sonra trafik kazasında hayatını kaybetti. Kamuoyunun gündemine geldi. Koca’ya bunu hatırlattık ve kamuoyu baskısıyla sağlık çalışanları haklıdır diyerek bir yasa çıkarıldı. Cumhurbaşkanının azarlamasıyla yasa iptal edildi. Konya şehir hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Ekrem Karakaya bir cani tarafından vurularak öldürüldü yine gündeme geldi, yine unutulmaya yüz tuttu. Geçtiğimiz sene bin 500 hekim yurtdışına gitti. Bu sene sonuna kadar 3 bin 300’ü bulan hekimin gideceği tahmin ediliyor. Hekimin yetişmesi için milyarlar harcanan bu ülkede, büyük emeğin ve birikimin yurtdışına iktidar eliyle gönderilmesi demektir. Halkın sağlık hakkına yönelik iktidarın ihlali demektir. Sağlıkta kısır döngü ve şiddet devam edecektir. Önlemlerin alınması gerekiyor,  hastanelerde X RAY cihazları olması lazım. Beyaz kod vakalarının bu kadar arttığı hastanelerde yeterli önlemlerin alınmamasıyla gerçekleşen yeni şiddet olaylarının faili Sağlık Bakanlığı olacaktır. Sağlığın siyasetin üstünde bir mesele olduğunu hatırlatıyorum” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/ANKARA

  • Bakan Koca, sağlıkta şiddete karşı formülünü açıkladı!

    Bakan Koca, sağlıkta şiddete karşı formülünü açıkladı!

    PİRHA – Hasta yakını tarafından öldürülen doktor Ekrem Karakaya’nın ardından sağlıkta şiddetin önlenmesi için Bakan Koca’dan açıklama geldi. 

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin engellenmesi için formülünü açıkladı. Sağlık emekçileri, yeni yasalar geliştirilmesi gerektiği konusunda ısrarcı olurken Bakan Koca, yeni güvenlik uygulamasına geçildiğini belirterek kapı güvenlik sistemlerinin kurulduğunu duyurdu.

    Bakan Koca, günden güne artan sağlıkta şiddet vakalarının önüne geçebilmek adına sosyal medya hesabından ‘kapı güvenlik sistemleri’ ile ilgili şu paylaşımı yaptı:

    “GÜVENLİK GÖREVLİLERİMİZİN başında bulunduğu Kapı Güvenlik Sistemleri, sağlık çalışanları adına halkımızca memnuniyetle karşılanıyor. Ülke geneline yayılacak sistemle şiddete bir engel koyuyoruz. Bir değişim de hizmet alırkenki davranışta olmalı. Daha fazla anlayış da bir katkı.”

    PİRHA/ANKARA

  • Sağlık emekçileri, bakanlık önündeydi: Fahrettin Koca istifa et!

    Sağlık emekçileri, bakanlık önündeydi: Fahrettin Koca istifa et!

    PİRHA- Kardiyoloji uzmanı Doktor Ekrem Karakaya’nın öldürülmesinin ardından sağlık emekçileri, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’yı bakanlık önünde protesto ederek, istifaya çağırdı. Bakanlık önüne bırakılmak istenen siyah çelenge ise polis tarafından el konuldu.

    Konya’da kardiyoloji uzmanı Ekrem Karakaya, görev yaptığı Şehir Hastanesi’nde Hacı Mehmet Akçay tarafından öldürüldü. Karakaya’nın görev yaptığı sırada öldürülmesinin ardından sağlık emekçileri Türkiye genelinde 7-8 Temmuz’da iş bırakma kararı aldı.

    Sağlık emekçileri birçok ilde olduğu gibi Ankara’da da Doktor Ekrem Karakaya’nın katledilmesinin ardından greve gitti.

    Dün Hacettepe Üniversitesi Hastanesi önünde eylem yapan sağlık emekçileri bugün Ankara Tabip Odası’nın (ATO) çağrısıyla Sağlık Bakanlığı’nın önüne gitti.

    BAKANLIK ÖNÜNE BIRAKILMAK İSTENEN SİYAH ÇELENGE, POLİS EL KOYDU

    Bakanlığın önünde bir araya gelen sağlık emekçileri sık sık, “Susmuyoruz, korkmuyoruz, hiçbir yere gitmiyoruz’, ‘Zafer direnen emekçinin olacak’ sloganları attı.

    ATO tarafından, Sağlık Bakanlığı’nın önüne siyah çelenk bırakılmak istendi. Sadece açıklama yapıp dağılmalarını isteyen polis, siyah çelenge el koydu.

    ‘BAKANIN İSTİFA ETMESİ İÇİN DAHA NE GEREKİR?’

    Polisin engellemesine tepki gösteren sağlık emekçileri, bakanlık önünde oturma eylemi yaptı. Oturma eyleminin gerçekleştiği bakanlık önünde konuşan ATO Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Muharrem Baytemür, “Bir bakanın istifa etmesi için daha ne gerekiyor? Pandemiyi yönetemediniz istifa etmediniz. Şiddet olayları yaşandı, yaşanıyor istifa etmiyorsunuz. Gerekli önlemleri alın yoksa biz alacağız. Bu böyle gitmez. Işıkları söndürülmesine rağmen Hekimlik Andını okuyan Selçuk Üniversitesi’ndeki genç meslektaşlarımızı sevgiyle kucaklıyorum. Koruyamadınız… Hekimlik andınızı yerine getirmediğiniz için bakanlıktan istifa edin!” dedi.

    ATO YK Üyesi Dr. Onur Erden ise, “Bakanlığın, Emniyetin bizi koruması için daha kaç kişi ölmemiz lazım? Daha kaç can kaybetmemiz lazım?” diye sordu. Erden konuşmasının devamında, “Buraya üzerimize çöken sağlık sistemini, canımıza kast eden sağlık sistemini protesto etmeye gelmiştik. Görevi bizleri korumak olan emniyet bunu yapmak yerine çelengimize el koydu. Dün İstanbul’da saldırıldı, şimdi bize saldırılıyor. Ama biz sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    Sağlık emekçileri sloganlarla eylemlerini sonlandırdı.

    PİRHA/ANKARA

  • Sağlık Bakanlığı, güncel koronavirüs verilerini paylaştı

    Sağlık Bakanlığı, güncel koronavirüs verilerini paylaştı

    PİRHA – Sağlık Bakanlığı, 22 Mayıs 2022 tarihine ait koronavirüs verilerini açıkladı. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca “Uzun süredir beklediğimiz gün geldi… Daha düşük sayıların haberini vermek dileğiyle” açıklamasını yaptı.

    Türkiye Günlük Koronavirüs Tablosu’nun güncel verileri paylaşıldı. Bakanlığın açıkladığı son koronavirüs tablosuna göre 24 saatte 5 kişi daha hayatını kaybetti. Yeni vaka sayısında ise düne göre düşüş yaşandı, 905 kişi Covid-19’a yakalandı. Tedavi gören 1019 kişinin testi ise negatife döndü.

    Sağlık bakanı Fahrettin Koca sosyal medya hesabından “Uzun süredir beklediğimiz gün geldi. Vaka sayısı 1.000’in altına düştü. Vefat sayımız ise 5. Vaka sayısı üç gün üst üste binin altında gerçekleştiğinde, maske kullanımı toplu taşımada da zorunlu değil serbest olacak. Daha düşük sayıların haberini vermek dileğiyle!” açıklamasında bulundu.

    PİRHA/ANKARA

  • Koronavirüs tablosu paylaşıldı: 64 bin 275 yeni vaka!

    Koronavirüs tablosu paylaşıldı: 64 bin 275 yeni vaka!

    PİRHA-Sağlık Bakanlığı, son 24 saate 64 bin 275 kişinin testinin pozitif çıktığını belirterek 213 kişinin ise yaşamını yitirdiğini duyurdu.

    Sağlık Bakanlığı, korona virüs salgınına ilişkin günlük verileri açıkladı. Paylaşılan bilgilere göre son 24 saate 64 bin 275 kişinin testi pozitif çıktı, 213 kişi vefat etti.

    İyileşenlerin sayısının 76 bin 832 olduğu açıklanırken son 24 saatte 410 bin 435 Covid-19 testinin yapıldığı da aktarıldı.

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, yaptığı paylaşımda “İyi Haber: Omicron varyantının ilk görüldüğü şehirlerde vakalar hızlı bir artış göstermiş, izleyen haftalarda sayılar düşmüştü. Şimdi aynı durumu ülke genelinde yaşıyoruz. Uyarı: Salgın gündemden düşmeye başlasa da virüs varlığını koruyor. Aşı konusunda ihmalkâr olmamalıyız” dedi.

    Günlük vaka sayısı dün 49 bin 792, vefat sayısı ise 206 olmuştu.

    PİRHA/ANKARA

  • Covid-19 salgını: 206 ölüm, 49 bin 792 yeni vaka

    Covid-19 salgını: 206 ölüm, 49 bin 792 yeni vaka

    PİRHA-Güncel koronavirüs verilerine göre son 24 saatte 206 kişi yaşamını yitirirken, 49 bin 792 yeni vaka tespit edildi. 

    Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı güncel koronavirüs verilerine göre son 24 saatte 394 bin 263 Covid-19 testi yapılırken, 49 bin 792 yeni vaka tespit edildi. 206 kişi salgın nedeniyle hayatını kaybederken, 69 bin 845 kişinin sağlığına kavuştukları belirtildi.

    Twitter hesabından paylaşım yapan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, “Vaka sayılarındaki düşüş trendi sonucunda, risk grubunda olup hastalığa yakalananların ve buna bağlı vefatların sayısı azalıyor. Dünya salgına karşı mücadeleyi artık aşıyla veriyor. Hatırlatma dozlarını hepimiz yaptırmalı, risk grubundaysak kendimizi iyi korumalıyız” ifadelerini kullandı.

    (HABER MERKEZİ)