Etiket: Faik Deli

  • Baba Faik Deli: Öfkemiz de inadımız da büyüyor; bu ülkeye barışı getireceğiz!-VİDEO

    Baba Faik Deli: Öfkemiz de inadımız da büyüyor; bu ülkeye barışı getireceğiz!-VİDEO

    PİRHA – 10 Ekim Gar Katliamı’nda kızı Dicle Deli’yi kaybeden Faik Deli, “Kamuda sorumluluğu olan insanlar var! Onlar gelip hukuka hesap vermediği sürece bu dava kapanmaz” diye vurguladı. Baba Faik Bulut, toplumsal barışın önemine de değinerek “Öfkemiz de inadımız da büyüyor. Bu ülkeye barışı getireceğimize olan inancımızla mücadelemize devam ediyoruz” dedi.

    IŞİD’li iki bombacının, 10 Ekim 2015’te Ankara’da yapılan Barış Mitingi’ne yönelik düzenledikleri intihar saldırısı sonucu 104 yurttaş yaşamını yitirirken, yaklaşık 500 kişi de yaralandı.

    Katliamdan 9 ay sonra oluşturulan iddianame ardından yargılama süreci tam 9 yıl sürdü. Hiçbir kamu görevlisinin yargılanmadığı dava sonucunda 16 kişi hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları verildi.

    Cumhuriyet tarihindeki en ölümcül katliam olan 10 Ekim Gar saldırısında yaşamını yitiren iki çocuktan birisi de Dicle Deli’ydi. Henüz 17 yaşındayken hayattan kopartılan Dicle Deli’nin babası Faik Deli ile on yıllık süreci konuştuk.

    ÖFKEMİZ DE İNADIMIZ DA BÜYÜYOR”

    Baba Faik Deli, 9 yıl süren davanın sonucunun hiçbir aileyi tatmin etmediğini belirterek sözlerine başladı. Olası bir hükümet değişikliğinde ‘devr-i sabık’ döneminin başlatılması gerektiğini söyleyen Faik Deli, duygularını şu sözlerle aktardı:

    “Keşke içimizi ısıtan, hakkın, hukukun yerini bulduğu bir süreci konuşuyor olabilseydik ama maalesef 10 senenin sonunda bizi gerçekten tatmin eden, kamuoyunun vicdanını rahatlatacak bir sonuç elde edemedik. Biz gerekli mücadelemizi yaptık. Yani bu sonucun alınamamasının sorumlusu tabii ki bizler değiliz. 10 sene! 120 ay! Yaşamını yitiren 104 insan. Halen hastanelerde aldığı yaralardan dolayı tedavi altında olan insanlarımız var. Cihan Andiç bunun bir örneği. Yaşamları boyunca bedeninde katliamın izlerini taşıyacak olan insanlar var.

    Peki bu 10 senenin sonunda olduğumuz nokta neresi? 16 DAİŞ’li katilin çeşitli cezalara çarptırıldığı bir durum var. Türkiye tarihinde bir ilk olacaktı; içlerinden bir tanesi ‘insanlığa karşı suç’ kapsamında yargılanıyordu. Ama maalesef o kişi de işlenen suç kapsamından çıkarıldı ve Türkiye’deki yargı sistemi o şansı da eliyle tepmiş oldu! Eğer insanlığa karşı suç kapsamında bir dava sürdürülebilseydi, geçmişte yaşanan Madımak Oteli Katliamı, Roboski ve Suruç katliamları gibi olayların davaları da belki bu çerçevede ele alınırdı. Demek ki bu tür davaların işleyişi, bir anlamda talimatlara bağlı oluyor.”

    Bir suçun ‘İnsanlığa karşı suç’ kapsamında olabilmesi için 104 değil de 504 insanın mı ölmesi gerekiyordu? Geldiğimiz sonuç, maalesef 16 DAİŞ’linin çeşitli cezalara çarptırılması… Ama kamudakilerin sorumluluğu? Devleti yürüten erk de birebir bunun hesabını vermeliydi. Dünyanın gelişmiş ülkelerinde en ufak bir şey olduğu zaman sorumluluk makamındaki kişi istifa ediyor. Ama 104 insan hayatını kaybetmiş, katiller alana ellerini kollarını sallayarak gelmişler ve ülkeyi idare eden siyasal erk, bundan hiçbir sorumluluk payını kendine çıkarmamış!

    Mısır tarlasına dahi kargaların dadanmaması için korkuluklar yapılıyor. Peki siz, bir ülkeyi yönetiyorsunuz ve ülkenin bütün sınırları kalbura çevrilmiş. DAİŞ’in katilleri, ellerini kollarını sallayarak ülkenin başkentine geliyor ve orada canlı bombaları patlatıyor. Şimdi bunu sormak bizim hakkımız değil mi? Siz bostan korkuluğu kadar bile bir varlık gösterememişsiniz demek. Yani bunun hesabını sormayalım mı?

    Özetle söylemek gerekirse ölenler, öldükleriyle kalmadılar. Onların mücadeleleri tabi ki bize emanettir. Öfkemiz de inadımız da büyüyor. Bu ülkeye barışı da getireceğimize olan inancımızla mücadelemize devam ediyoruz. Bu ülkede belki de bir ilk; devr-i sabık olacak. Roboski’nin, Madımak’ın, Çorum’un, Maraş’ın hesabı sorulmadı. Ama bundan sonra benzer katliamların yaşandığı dönemlerin yöneticileri mutlaka hukukun önünde hesap vermeliler. Yüzleşmek durumundayız.”

    BARIŞTAN KORKMAYIN!”

    Baba Faik Deli, Barış ve Demokratik Toplum süreciyle birlikte gerekli adımların atılması için hükümete çağrı yaptı. “döneminizde işlenen suçların tümü ile yüzleşin” diyen Faik Deli, şunları aktardı:

    Ödediğimiz bedellerin, yaşadığımız bu katliamların temel sorunu neydi? Bizim barış istememiz! Muktedirlerin kendi saltanatlarını ve iktidarlarını sürdürebilmeleri için böylesi şeylere giriştiler. Evet, yaşanan süreç bizce çok önemli. Barıştan korkulmaması lazım. Atılması gereken o adımların atılması lazım. Ama mevcut iktidardan bir adım maalesef ki göremiyoruz. Aşağı yukarı bir sene geçti, haksız olarak bugün cezaevlerinde tutulan siyasi rehineler; bunların başında da Selahattin Demirtaş, Selçuk Mızraklı, Figen Yüksekdağ geliyor. Şimdi bunlara ilişkin bir somut adımın atılması gerekmiyor mu? Hatta 30 yılın üstünde yatan insanlar var! Böyle bir keyfiyet var.

    Barıştan korkulmaması gerektiğini söylüyoruz. Bu sürecin iyi değerlendirilmesi halinde ülkedeki kaotik ortamın da biraz daha düzeleceğine inanıyor ve buradan onun çağrısını da yapıyoruz; barıştan korkmayın. Yakın tarihinizde işlemiş olduğunuz veya döneminizde işlenen suçların tümü ile yüzleşin. Bu topluma dönüp, ‘Evet biz hata yaptık, eksik kaldık. Görevimizi layıkıyla yapamadık ama bundan sonra da o olumsuzlukların olmaması için biz elimizden gelen çabayı sarf ediyoruz’ diyebilin. Barışın gelebilmesi için somut bir takım adımlar atılmalı. En başta cezaevlerini doldurulan siyasi tutsaklar, rehineler serbest bırakılmalı.”

    “KOMİSYONDA BİZLER DE DİNLENELİM İSTERDİK”

    “Cumhuriyet tarihinin en kanlı eylemi olarak kayıtlara geçen 10 Ekim Gar Katliamı’nın, Suruç Katliamı’nın, Roboski Katliamı’nda yaşamını yitiren insanların ailelerinin de Meclise çağrılıp dinlenilmesini isterdik. Maalesef böyle bir şey yapılmadı. Bir katliam anıtı dahi yaklaşık 8 yılın sonrasında yapılabildi!

    O Gar önünde bir katliam, vahşet yaşandı. O günün Ankara Valisi, Emniyet Genel Müdürü, istihbaratı; bunların tümünün, konudan bilgisiz olması düşünülemez. Sonraki kayıtlardan öğreniyoruz ki iki katil sürekli takiptelermiş. Devlet güçleri, onları takip etmiş. Hatta Adana’da gözaltına alınmışlar! Üstlerinde uyuşturucu çıkmasına rağmen yine serbest bırakılıyorlar! Kaldıkları otele kadar hepsi kayıt altında. 104 insan! Çocuğumu, yoldaşlarımı o alanda kaybettim. Patlamadan sonra kolluk kuvvetlerinin tutumu, ölen insanların üzerine sıkılan biber gazı ve plastik mermilerle daha da vahim bir hâl aldı. Olay yerinde verilen talimat ise netti: ‘Süpürün!’ Patlamanın etkisiyle nabzı düşen, nefes almakta zorlanan insanlar, bu müdahalelere de maruz kalınca kanaatimizce pek çoğu da bu nedenle hayatını kaybetti. Biz ısrarla söylüyoruz: Kamuda sorumluluğu olan kişiler var! Onlar gelip hukukun karşısına çıkıp hesap vermediği sürece, bu dava kapanmış sayılmaz.”

    Eren GÜVEN/İSTANBUL

  • Baba Faik Deli: Kızım Dicle, Gar Katliamı’nda barışa kurban oldu!-VİDEO

    Baba Faik Deli: Kızım Dicle, Gar Katliamı’nda barışa kurban oldu!-VİDEO

    PİRHA – IŞİD çetelerinin yaptığı 10 Ekim Gar Katliamı’nda kızı Dicle Deli’yi kaybeden Faik Deli, hükümetin ilan ettiği 3 günlük yas kararını hatırlatarak “Peki siz devleti idare eden siyasi erk olarak, hayatını kaybeden bu insanlara, kaçırılan dosyalara, tecelli etmeyen adalete ne söylediniz? Davaya müdahil olabildiniz mi?” sorularını yöneltti. Baba Faik Deli, “Umut ederim ki bu ülkenin barışına, adaletine, geleceği için onların şehadeti vesile olsun” dedi. 

    DİSK, KESK, TTB, TMMOB, HDP ve pek çok sivil toplum örgütünün katılımıyla 10 Ekim 2015’te Barış Mitingi düzenlenmesi planlanıyordu. Ankara Garı kavşağında toplanan kitleye yönelik IŞİD’li iki bombacı, intihar saldırısı düzenledi. Saldırı sonucu 104 kişi yaşamını yitirdi, yaklaşık 500 kişi yaralandı.

    Katliamdan 9 ay sonra tamamlanabilen iddianamenin kabul edilmesiyle birlikte yargılama süreci başladı. Kamu görevlilerinin yargılanmadığı davada 35 sanık hakkında 101 kez ağırlaştırılmış müebbet cezası istendi. Sanıkların büyük kısmı yakalanamadığı için duruşmada 15’i tutuklu, 4’ü tutuksuz 19 kişi hazır bulundu. Yılları bulan yargılamalar sonucunda 16 kişi hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları verildi.

    Cumhuriyet tarihindeki en ölümcül katliam olan 10 Ekim Gar saldırısında yaşamını yitiren iki çocuktan birisi de Dicle Deli’ydi. Baba Faik Deli, kızı Dicle ile birlikte barış talebini dile getirmek için Ankara’ya gitmişti. Ancak 10 Ekim’de saatler 10:04’ü gösterdiğinde 2 canlı bombanın eylemi ile meydan adeta kana büründü.

    Katliamının üzerinden 9 yıl geçti fakat yargılamalarda ailelerin hiçbir talebi karşılık bulmadı. Hatta ailelerin itirazları mahkeme tarafından suç olarak görülüp cezalar dahi verildi.

    Yapılan katliamı ‘insanlığa karşı suç’ olarak yorumlayan aileler, sanıkların bu temelde yargılanmasını istedi. Ancak bu talep de kabul edilmedi.

    “DEVLET, DOSYALARI SÜREKLİ BİZDEN KAÇIRDI”

    Katliamın ardından geçen dokuz yılı baba Faik Deli ile konuştuk. “Dokuz senede gelebildiğimiz nokta, elde var sıfır” diyen baba Faik Deli, asıl sorumluların dönemin hükümet yöneticileri olduğunu vurguladı. Faik Deli, dava dosyasının zaman aşımına uğratılabileceğini söyleyerek şunları söyledi:

    “Cumhuriyet tarihinin en kanlı eylemi olarak tarihe geçen bir eylemde, ülkenin başkentinde yaşanan bir katliamda maalesef ki bu devleti idare eden siyasi erk, bugüne kadar kendisiyle ilgili herhangi bir adım atmadı. Bununla birlikte dosyaları sürekli bizden kaçırdı. Bugüne kadar mahkemeye intikal eden evrakların %99’unu hukuk komisyonumuz ve ailelerin girişimiyle getirilebildik. Bizler, başından beri hep devlette kusuru olan makamların mahkemeye gelip kendilerini anlatmalarını talep ettik ama maalesef ne İçişleri ne Adalet ne Sağlık Bakanlığı’ndan bir yanıt alamadık. Ankara Emniyet Müdürlüğü’nün de buna ilişkin hiçbir adımı olmadı. Dokuz senenin içerisinde yapılan bütün duruşmalarda, özellikle kamuda sorumluluğu olanların gelip, bildiklerini mahkemede paylaşmalarını istedik fakat hiçbir şekilde sorumluluğu olan kimseyi mahkemenin karşısına çıkaramadık. Dolayısıyla 9 sene süren bir mahkemede mutlaka devletin bazı kurumlarının birebir gelip bildiklerini mahkemeye anlatmaları gerekiyordu. En son olarak Ahmet Davutoğlu, yani dönemin başbakanı, katliamı kastederek ‘Biz bildiklerimizi ve gördüklerimizi anlatırsak bazılarının insan içine çıkacak yüzü kalmaz’ demişti. Burada yapılması gereken savcıların, dönemin başbakanını ifadeye çağırıp ‘gelin bildiklerinizi, gördüklerinizi paylaşın’ demesi gerekirdi.

    Bunlarla birlikte mahkeme günleri yapılacak basın açıklamaları nedeniyle sürekli ailelere polis müdahale etti. Bütün kamuoyunun bildiği üzere bu davada bir kişinin, ‘insanlığa karşı suç’ kapsamında yargılanması devam ediyordu fakat son duruşmada o katili de ‘insanlığa karşı suç değildir’ hükmü ile ayrı tuttular. Kanaatimiz odur ki zaman içerisinde biraz daha kamuoyunun gündeminden düşürmek, unutturmak isteniyor. Bu ülkedeki katliamların zaman aşımına uğratıldığı gibi 10 Ekim Gar Katliamı da maalesef ki zaman aşımına uğratılmak isteniyor. Fakat bu ülkede yaşayan demokrasi güçlerinin, vicdan sahibi insanların, bu davayı asla gündemden düşürmeyeceğini düşünüyorum. Aileler olarak biz bu davanın peşini bırakmayacağız.”

    “ÇAĞRIMIZ BÜTÜN KURUMLARA!”

    Faik Deli, 10 Ekim Gar Katliamı’nın 9. yıl dönümünde Ankara’da yapılacak anma töreni için katılım çağrısı da yaptı. Faik Deli, katliamın belleklerden silinmemesi için kamuoyu desteğine ihtiyaç duyduklarını vurgulayarak şöyle devam etti:

    “Mahkeme heyeti, kendi açısından bu davayı bitirdi. Bundan sonraki mahkeme süreçleri bizim kanaatimize göre usülen yapılacak olan duruşmalar olacak. Fakat bu ülkenin vicdan sahibi insanlarının bu meseleyi gündemden düşürmeyeceği yönünde bizlerin beklentileri var. Katliamın yaşandığı yerde her ayın 10’unda anma yapılıyor, bir de yıllık anmalar söz konusu. Özellikle çağrımız, Ankara’daki demokrasi güçlerinin, o alanı 9. yılında tıka basa doldurmaları gerekiyor. Aynı zamanda 10 Ekim’de İstanbul Kadıköy’de saat 19:00’da her sene olduğu gibi yine anma yapılacak. Bu davanın gündemden düşmemesi için ancak kamuoyunun sahiplenmesi ile bu katliam bellekte kalır. Çağrımız bütün kurumlaradır. 10 Ekim, bu ülkenin yaşanmış en büyük kara günlerinden bir tanesidir. Kamuoyunun bunu sahipleneceğini umuyoruz. Zaman zaman Ankara ve diğer anmalarda çeşitli saldırılar oldu ama bu sene bir saldırının olabileceğinin beklentisi içerisinde değiliz. Yoldaşlarını, eşlerini, çocuklarını kaybeden insanların, o alana gidip hatıralarını yaşatmak için anma yapması kimseye zarar getirmez. Katılımın en üst seviyede olmasını bekliyoruz, çağrımızı da bu yönde yapıyoruz.”

    “SİYASİ ERK OLARAK HAYATINI KAYBEDEN İNSANLARA, TECELLİ ETMEYEN ADALETE NE SÖYLEDİNİZ?” 

    Faik Deli, katliam dosyasının henüz tam anlamıyla aydınlatılamaması konusunda ana muhalefete de eleştiri yöneltti.

    Deli, “Hatırlarsanız katliamın yaşandığı dönemde ülkede 3 günlük yas ilan edilmişti. Şimdi buradan sayın cumhurbaşkanına ve o cenahta olan siyasi partilerin yetkililerini samimiyete ve vicdana çağırıyoruz. Olması gereken 3 günlük yası ilan ettiniz fakat ondan sonraki süreçte siz devleti idare eden siyasi erk olarak, hayatını kaybeden bu insanlara, kaçırılan dosyalara, tecelli etmeyen adalete ne söylediniz? Müdahil olabildiniz mi? Ülkenin 3 gün yas ilan etmesinden sonra bugün gerek AKP, gerekse MHP’nin bu konuya ilişkin herhangi bir girişimleri olmamış. Eğer o ilan ettikleri 3 günlük yasla ilgili ufak bir samimiyetleri varsa bu sene yapılacak anmalara gelsinler. Ama biz kararlıyız. Bizler bu ülkeye hem barışı hem kardeşliği hem de demokrasiyi getirinceye kadar mücadelemiz devam edecek. Bu konuda asla taviz vermeyeceğiz. Bizler yakınlarımızı kaybettik, bedel ödedik. Bundan sonra da bedeller ödenmesi gerekiyorsa o bedelleri de karşılayacağız” diye konuştu.

    “ONLARIN ŞEHADETİ BARIŞA VESİLE OLSUN”

    Faik Deli, kızı Dicle’nin kaybından sonra ailenin yaşadıklarına da dikkat çekti. “Kızımın boşluğu hiçbir şekilde doldurulamaz” diyen baba Faik Deli şunları kaydetti:

    “Dicle yaşıyor olsaydı bugün 27 yaşında bir genç kız olacaktı. Katliamın yaşandığı yerde hayatını kaybeden iki çocuktan biriydi Dicle. Dicle, daha 17 yaşındaydı, ondan daha küçük bir de Mehmet Veysel Atılgan vardı. Dicle’ye olan özlemimiz asla bitmeyecek, acısı da bitmiyor. İster istemez biz canımızdan bir parçayı kaybetmişiz, daha büyük bir acı olamaz. Bizler, katliamdan önceki ruh haline hiç dönemedik. Özlüyoruz… Dicle gerçekten çok yürekli bir çocuktu. Çok arkadaş canlısı ve hayatı son derece seven birisiydi. Güzel sesiyle türküler söylerdi ve daha 17 yaşında olmasına rağmen bu ülkenin sorunlarına kafa yoracak kadar da gelişkin bir çocuktu. Ankara’ya Dicle ile beraber gitmiştik. Alanda Dicle ile beraberdim. Dicle’nin cenazesi henüz yerdeyken o zaman basından birileri bazı sorular sormuştu ve biz de aile olarak Dicle’nin ‘Barışa kurban olduğunu’ söylemiştik. Baba olarak o zaman ağzımdan dökülen bir cümleydi bu. Umut ederim ki bu ülkenin barışına, adaletine, geleceği için onların şehadeti vesile olsun. Dicle’yi tekrar özlemle, rahmetle yad ediyorum. Fakat çok özlüyoruz çok.”

    Eren GÜVEN/İSTANBUL

  • Gar Katliamı’nda yaşamını yitiren 104 yurttaş İstanbul’da anıldı-VİDEO

    Gar Katliamı’nda yaşamını yitiren 104 yurttaş İstanbul’da anıldı-VİDEO

    PİRHA – 10 Ekim 2015’te Ankara Gar Meydanı’nda iki IŞİDlinin kendini patlatması sonucu yaşamını yitiren 104 yurttaş, İstabul Barış Emek ve Demokrasi Platformu tarafından Kadıköy İskele Meydanı’nda anıldı.

    AKP’nin barış sürecini bitirme çabaları üstüne 10 Ekim 2015’te büyük bir toplumsal kesim hiçbir örgütleme çalışmasına ihtiyaç duymadan ‘Barış Mitingi’ için Ankara Gar Meydanı’nda buluşmuştu. Bugüne dek toplumda en çok karşılığını bulan barış talebi, iki İŞİD’linin mitinge sızıp kendi patlatmasıyla kana bulandı. 104 yurttaş yaşamını yitirirken yüzlerce yurttaş yaralandı. Türkiye tarihinin en kanlı saldırısı tam da amaçladığı gibi toplumdaki birliktelik ve sokağa çıkma duygusunu yerle bir etti. 10 Ekim Gar Katliamı’nın 8. yıldönümünde yaşamını yitiren yurttaşlar unutulmadı. Kadıköy İskele Meydanı’nda bir araya gelenler yoldaşlarını, dostlarını andı.

    Anmaya Yeşil Sol Parti Milletvekilleri Celal Fırat, Keziban Konukçu, TMMOB, KESK, DİSK, TTB ve çok sayıda demokratik kitle örgütü katılım gösterdi.

    “KATLİAM ADIM ADIM GELMİŞ”

    Anma, yitirilen 104 can anısına durulan saygına duruşu ve isimlerinin anılmasıyla başladı. Ardından 10 Ekim Barış Derneği adına yapılan açıklamayı katliamda yaşamını yitiren Dicle Deli’nin babası Faik Deli okudu. Deli’nin okuduğu açıklamada şu ifadeler yer aldı:
    “8 yıldır adalet peșindeyiz. Barış istiyoruz. Bugün, pek çok șehirde 10 Ekim 2015 Gar Katliamı anması yapılıyor. Kaybettiklerimiz anılıyor. Adalet ve barış talebimiz tekrarlanıyor. 8 sene önce İŞİD’li 2 canlı bomba bütün kontrollerden geçerek, ellerini kollarını sallayarak başkentin göbeğine kadar gelip kendilerini patlattı. 104 canımız hayatını kaybetti. 500 den fazla kişi yaralandı. Yargılama sürecinde ortaya çıktı ki, Marquez’in Kanlı Pazartesi kitabında anlatıldığı gibi, devletin güvenlikle ilgili bütün kurumlarının bilgisi olduğu katliam adım adım gelmiş. Bir devlet düşünün ki, kendi insanına karşı yapılan katliama sessiz kalsın. Sessiz kalmayı bırakın katillere yol versin, sırtlarını sıvazlasın.

    “MADIMAK KATLİAMI SUÇLULARININ AFFEDİLMESİ BİZE BİR İHTARDIR”

    “Madımak Katliamı suçlularının türlü gerekçelerle affedilmeleri, davanın zamanaşımı gerekçesiyle düşürülmesi aynı zamanda bize de bir ihtardır. Soma’da madenci yakınına atılan tekme aynı zamanda bize de atılmıştır. İş cinayetlerine dönüşen iş kazaları sesimiz kısılsın diyedir. Bu toprakların bütün zenginliğini yağmaya açanlar, bir avuç şirkete, sermaye grubuna peşkeş çekenler, talan edenler, eko kırım yapanlar adalet arayışımıza, barış isteğimize kulak asmayanlardır. Bütün bunlar bize gösteriyor ki, 10 Ekim 2015 Gar Katliamı bitmedi devam ediyor. Yargılama süreciyle devam ediyor. Anıt Meydan için projelerimize izin vermemekle devam ediyor. Her yıldönümü anmasında bize çıkarılan zorluk ve engellerle devam ediyor. Bizi zulümle, baskıyla, hatta ölümle korkutmak, terbiye etmek isteyenler bilsinler ki, bizim yaşadığımız hayat, Soma’da katledilen madenci kardeşlerimizden kalan ömürdür. Madımak’ta yakılan Koray Kaya’dan kalan ömürdür. Şenyașar ailesinin katledilen fertlerinden kalan ömürdür. 33 Düș Yolcusundan kalan ömürdür. Katledilen kardeşlerimiz, anne, babalarımız, çocuklarımız, yoldaşlarımız bu ömürlerini bize borç olarak bıraktılar. Bu borç adalet mücadelemizle, barış mücadelemizle, eșitlik, kardeşlik mücadelemizle ödenebilecek bir borçtur. Bu borcu ödemekte kararlıyız. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Bu meydan barış meydanı oluncaya kadar, bu meydana bu katliamı hatırlatacak anıt yapılana kadar buradayız. Burada olacağız”

    “ GÖZ RENGİMİZ NE OLURSA OLSUN GÖZYAŞIMIZ AYNI RENKTİ”

    DİSK, KESK, TMMOB ve TTB tarafından yapılan ortak açıklamada şu ifadelere yer verildi:
    “Bundan 8 yıl önce, baskı ve sindirme politikaları üzerine kurulu saltanatlarını sürdürmek isteyen siyasi iktidar ve çevresi, Diyarbakır ve Suruç’un ardından 10 Ekim 2015’te Ankara’da DİSK, KESK, TMMOB ve TTB tarafından düzenlenen “Emek, Barış ve Demokrasi” mitingini kana buladılar. 104 canımız, yoldaşımız, arkadaşımız, eşimiz, dostumuz, çocuğumuz, her yaştan onlarca insan vahşice, hunharca, acımasızca katledildi. 8 yıl önce ülkemizin kuzeyinden güneyine, doğusundan batısına her köşesine acı düştü. Yıllarca unutamayacağımız bir acı. Göz rengimiz ne olursa olsun gözyaşlarımız aynı renkti ve ağıtlarımız hangi dilde yakılırsa yakılsın aynı acıyı anlattı. 10 Ekim’de yitirdiğimiz güvercinlerimizi anarken şunu bir kez daha hatırlatalım ki; barış içinde, kardeşçe, özgürce, insanca yaşanan bir ülke için mücadeleyi sürdürmek, 10 Ekim’de yitirdiğimiz barış güvercinlerimize borcumuzdur”

    Devrim FINDIK-Dilan ŞİMŞEK/İSTANBUL

  • AKP’li vekil şikayet etti, Ankara Katliamı’nda kızını kaybeden babaya soruşturma açıldı

    AKP’li vekil şikayet etti, Ankara Katliamı’nda kızını kaybeden babaya soruşturma açıldı

    İçişleri Bakanlığı Müfettişliği, AKP’li Serkan Bayram’ın şikayeti üzerine Ankara Katliamı’nda kızını kaybeden Faik Deli hakkında  soruşturma başlattı.

    IŞİD’in düzenlediği ve 103 kişinin hayatını kaybettiği 10 Ekim Ankara Katliamı’nda yaşamını yitiren Dicle Deli’nin babası Faik Deli hakkında AKP’li Milletvekili Serkan Bayram’ın şikayeti üzerine İçişleri Bakanlığı Müfettişliği tarafından soruşturma başlatıldı.

    Faik Deli’nin Meclis’e ziyarete gittiği bir gün Dicle Deli’ye “terörist” diyen AKP İstanbul Milletvekili Serkan Bayram’a “rahatsız edici sözler” söylediği öne sürüldü. Cumhuriyet’ten Seyhan Avşar’ın haberine göre baba Faik Deli’nin avukatı Nesrullah Oğuz, “Esas rahatsız edici olan Türkiye tarihinde meydana gelen en büyük katliamda yaşamını yitiren gencecik bir insanın cenazesini ‘terörist cenazesi’ olarak adlandırmaktır” dedi.

    AKP’Lİ VEKİL, İMAMOĞLU’NUN ‘TERÖRİST CENAZESİNE GİTTİĞİNİ’ SÖYLEMİŞTİ

    AKP Milletvekili Serkan Bayram, Dicle Deli’nin cenazesine giden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun “terörist” cenazesine gittiğini söylemişti. Faik Deli, bu ifadelerin ardından AKP’li Bayrak hakkında suç duyurusunda bulunmuştu.

    Bakırköy Belediyesi’nde memur olarak çalışan Faik Deli, 9 Temmuz 2019 günü TBMM’ye bazı milletvekillerini ziyarete gitti. İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişleri baba Faik Deli’nin Meclis’in ana binası kapısında yanında bulunan 4 kişi ile beraber AKP’li vekil Serkan Bayram hakkında “rahatsız edici şekilde” konuştuğunu öne sürerek, Deli’nin savunmasının alınmasını istedi.

    Söz konusu evrakta “rahatsız edici sözlerin” ne olduğu ise belirtilmedi.