Etiket: fail

  • ‘Maraş Katliamı failler yargılanmadığı gibi ödüllendirildi’

    ‘Maraş Katliamı failler yargılanmadığı gibi ödüllendirildi’

    PİRHA – Alevi Vakıflar Federasyonu (AVF) Başkanı Remzi Akbulut, Maraş Katliamı’nın 40’ıncı yıldönümüne ilişkin açıklama yaptı. Akbulut, katliamın üzerinden 40 yıl geçmesine rağmen, acıları halen yüreğimizde dün gibi tazeliğini korumaktadır. Her Aralık ayında sanki annelerimizin karınları eşiliyor, göğüsleri kesiliyor, yaşlı dedelerimize ninelerimize baltayla saldırılıyor, bedenlerine kurşun sıkılıyor gibi hissetmekteyiz” dedi.

    Maraş Katliamı’nın 40’ıncı yıldönümüne ilişkin açıklama yapan Maraş AVF Başkanı Remzi Akbulut, “1978 yılında 19/26 Aralık tarihleri arasında derin Devletin Maraş’ta gerçekleştirdiği bir katliamdır. Katliamın üzerinden 40 yıl geçmesine rağmen, acıları halen yüreğimizde dün gibi tazeliğini korumaktadır. Her Aralık ayında sanki annelerimizin karınları eşiliyor, göğüsleri kesiliyor, yaşlı dedelerimiz, ninelerimize baltayla saldırılıyor, bedenlerine kurşun sıkılıyor gibi hissetmekteyiz” diye konuştu.

    “ALEVİ TOPLUMU HER TÜR DARBE VE KATLİAMA KARŞIDIR”

    “Biz Aleviler kaç yıl geçerse geçsin Maraş’ta, Çorum’da, Sivas’ta, Başbağlar’da katledilen canlar için, bu karanlık aydınlanıncaya kadar çaba harcayacağız” diyen Akbulut şunları kaydetti:

    “Canlarımız için adalet arayacağız. Alevi toplumu her türlü darbe ve katliamlara karşıdır! Onun içindir ki 40.yılında, Maraş katliamını lanetliyoruz. Çünkü bu bir insanlık suçudur! Bizler istiyoruz ki bizimle beraber tüm Maraş halkı ve tüm Sünni kardeşlerimiz bu günü şiddetle kınamalıdır. Çünkü acının, kanın, gözyaşının, dili, dini, ırkı, rengi, mezhebi olmaz. Annelerin gözlerinin rengi farklı olabilir fakat akan gözyaşları hep aynıdır.”

    “ALEVİLER BU ÜLKEDE YOK SAYILDI”

    Gelinen noktada Alevilerin bu ülkede yine yok sayıldığına dikkat çeken Akbulut, “Bunun en bariz örneği de AİHM de Aleviler lehine kazanılan davalardır. Türkiye’de Danıştay, Yargıtay ve yerel mahkemelerin Aleviler lehine verdikleri kararlar halen uygulanmamaktadır. Daha da ötesi bu ülkede sadece Sünni İslam kesimine hizmet eden Diyanet işleri Başkanlığının, Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığının üç misli olan bütçesi 2019 yılında onaylanmıştır” dedi.

    “FAİLLER ÖDÜLLENDİRİLDİ”

    Maraş Katlimı’nda faillerin yargılanmayarak ödüllenriliğini dile getiren AVF Başkanı Remzi Akbulut şunları ifade etti:

    “Ne var ki onların 40 yıl önce Maraş’ta 111 canın vahşice cinayete kurban gittiği,100’ün üzerinde kişinin yaralandığı katliam da 200’ün üzerinde ev, 70’e yakın iş yerinin yandığını ancak faillerin yargılanmadığı gibi önemli görevlere getirilerek ödüllendirildiler. Dilerim, önümüzde ki yıllarda geçtiğimiz 40 yılın aksine bu coğrafya da hiç bir cana kıyılmaz, karıncalar incitilmez. Kaybettiğimiz 111 canı saygıyla anıyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Ağrı Baro Başkanı: Leyla’nın cinayetinde fail tek kişi değil

    Ağrı Baro Başkanı: Leyla’nın cinayetinde fail tek kişi değil

    4 yaşındaki küçük Leyla kaybolduktan 18 gün sonra ölü olarak bulunmuştu.

    Ağrı Baro Başkanı Ali Artuk, 4 yaşındaki küçük Leyla’nın ölümünün organize olduğunu düşündüğünü ifade ederken, failin tek kişi olmayabileceğini dile getirdi.

    Ağrı Baro Başkanı Ali Artuk, Leyla Aydemir cinayetiyle ilgili olarak, “Ben edindiğim tecrübe üzerinde değerlendirmemi yapıyorum. 18 gün boyunca bir yerden bir yere kapatılıp o kızın alıkonulduğu, sonra açlıktan ve susuzluktan öldüğü, daha sonra o yerden alınıp köyün 2-3 kilometre ötesine götürülüp bir dere kenarına bırakıldığı, 300 metre uzaklıkta kıyafetlerinin delilleri karartmak üzere çıkartıldığı hadisesi bir kişiye mal edilemez. Ortada organizasyon olduğu kanaatindeyim” dedi.

    Ağrı kent merkezinde yaşayan Şükran-Nihat Aydemir çiftinin 7 çocuğundan 6’ncısı olan Leyla, Ramazan Bayramı’nın ilk günü merkeze 15 kilometre uzaklıktaki dedesinin yaşadığı Bezirhane köyünde kayboldu. Günlerce aranan Leyla Aydemir’in cansız bedeni, 18 gün sonra köye 3 kilometre uzaklıktaki Kurudere mevkiinde yüzüstü su içerisinde bulundu.

    Üzerinde sadece ‘nazar boncuklu’ kolyesi kalan minik Leyla’nın kıyafetleri de yine daha önce defalarca aranan cesedinin bulunduğu yerde bir hafta sonra tarla biçmeye giden köylüler tarafından bulundu. Erzurum Adli Tıp Kurumu’nda yapılan otopside, Leyla Aydemir’in açlıktan öldüğü belirlendi. Leyla’nın öldürülmesiyle ilgili başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan baba Nihat Aydemir’in amcasının oğlu Mehmet Aydemir, 18 Temmuz’da ‘kasten öldürme’ suçundan tutuklandı.

    “TUTUKLAMA İLE İLGİLİ SOMUT OLGU VAR”

    Leyla Aydemir cinayetinin çözülmesi için dosyaya müdahil olan Ağrı Baro Başkanı Ali Artuk, küçük kızın kaybolmasından, cesedinin bulunduğu güne kadar tüm süreci yakından takip ettiklerini söyledi. Leyla’nın otopsi işlemine katıldığını aktaran Artuk, şunları söyledi:

    “Otopsi işleminin yapılmasını dışarıda beklerken, köylüler kendi aralarında konuşuyorlardı. Canlıların yaşadığı evler dâhil olmak üzere bu evlerde bir arama yapılmadığını gördük. Dosyaya müdahil olduk ve taleplerimizde aramaların yapılmasını istedik. Biz dilekçemizde ‘elbiseleri bir an önce bulun’ dedik, elbiseler bulundu. Biz oradaki potansiyel şüpheli olabilecek yetişkin insanların derhal ifadelerinin alınmasını istedik, 11 kişi gözaltına alındı. Bunlardan 7 kişi kollukta ifadesi alınıp serbest bırakıldı. 4’ünün savcı ifadesini almak istedi ve adliyeye sevk edildi. 3’ü adli kontrol kararı ile bir kişi ise tutuklama talebiyle Sulh Ceza Hâkimliği’ne gönderildi. Adli kontrol de şahsın doğrudan serbest bırakılması anlamına gelmiyor. Sulh Ceza Hâkimliği, bir kişi ile ilgili ‘çocuğu kasten adam öldürme’ nitelemesi yapılarak ve tutukluluk koşullarının varlığına işaret ederek tutuklama kararı verdi. Yasamızda, ‘bir soruşturmada kuvvetli suç şüphesinin varlığına ilişkin somut olgular ve bir tutuklama nedeni varsa, kişi hakkında mahkemeler tutuklama kararı verebilir’ deniliyor. Dolayısıyla Ağrı Sulh Ceza Hâkimliği, Leyla Aydemir cinayeti ile ilgili yürütülen soruşturma kapsamında kuvvetli olgu değerlendirmesi yapmıştır. Muhtemelen delillerin de henüz toplanmamış olması ve kaçma ihtimalini göz önünde bulundurarak bir tutuklama kararı vermiştir. Bir kişi hakkında tutuklama tedbirine başvuruyorsanız, bazı somut olgulara işaret etmeniz gerekiyor. Somut olgu var mı, yok mu, hangi veriler somut olgu olarak değerlendirilmiş, dosyada gizlilik kararı olduğu için onu bilemiyorum. İnsanların lekelenmeme hakkı var, masumiyet karinesi var.”

    “TERÖR SUÇLAMASI İLE ALGI YÖNETİMİ YAPILDI”

    Mehmet Aydemir’in ‘terör’ suçlamasına ilişkin tutuklandığı yönündeki karmaşayı da değerlendiren Artuk, “Büyük bir algı yönetimi var. Birileri soruşturmayı belli merkezlere kanalize ederek mecrasından saptırma gibi bir anlayışla hareket edilmiş olabilir. Ancak terör örgütü üyeliği ya da propagandası yönünde verilmiş bir tutuklama kararı yoktur. Sulh Ceza Hâkimliği’nin kararı çok açık ve net. Çocuğun kasten öldürülmesi ile ilgili bir tutuklama kararı var. Dolayısıyla bir algı yönetimiydi, muhtemelen olayı farklı noktalara çekerek bir amaç peşinde koşan belli merkezler olabilir. Ancak ben ilk açıklamamda da net bir şekilde ifade ettim. 3713 sayılı terör yasası temelinde bir soruşturma ve tutuklama yok” dedi.

    “ORGANİZASYON OLDUĞU KANAATİNDEYİM”

    Meslek hayatından edindiği tecrübeler doğrultusunda Leyla cinayetinin tek kişi tarafından işlenmediğini düşünen Artuk, “Edindiğim tecrübe üzerinde değerlendirmemi yapıyorum. 18 gün boyunca bir yerden bir yere kapatılıp o kızın alıkonulduğu, sonra açlıktan ve susuzluktan öldüğü, daha sonra o yerden alınıp köyün 2-3 kilometre ötesine götürülüp bir dere kenarına bırakıldığı, 300 metre uzaklıkta kıyafetlerinin delilleri karartmak üzere çıkartıldığı hadisesini bir kişiye mal edilemeyeceği, dolayısıyla ortada organizasyon olduğu kanaatindeyim. Birçok failin olabileceği, asli fail mi, fer’i fail mi bunu yargılama makamı tespit etmesi durumunda ilerleyen süreçte kendisi değerlendirecektir. Ancak ben bir kişiyle sınırlı bir olay olmadığını düşünüyorum” diye konuştu.