Etiket: failler

  • İzmir’de Madımak için ‘Adalet Nöbeti’ tutuldu-VİDEO

    İzmir’de Madımak için ‘Adalet Nöbeti’ tutuldu-VİDEO

    PİRHA- Madımak Katliamı faillerinin tahliye edilmesini protesto etmek için başlatılan ‘Adalet Nöbeti’ne İzmir’de de başlatıldı. PSAKD Bornova Şubesi Cemevinde başlatılan nöbette Alevilere ve diğer halklara yönelik katliamlardaki cezasızlık ve ödüllendirme denkleminin şimdi ise Suriye’de kurgulandığına işaret edildi.

    Anayasa Mahkemesi’nin Madımak Katliamı faillerine (17 kişi) yönelik verdiği tahliye kararı sonrasında Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi’nin başlattığı ‘Adalet Nöbeti’ne destek olarak İzmir’de de nöbet başlatıldı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Bornova Şubesi Cemevinde gerçekleşen ‘Adalet Nöbeti’nde, Madımak Katliamında yaşamını yitirenlerin fotoğraflarının olduğu pankart asıldı. Adalet Nöbeti Madımak Katliamı’nda yaşamını yitiren Gülsüm Karababa’ya adandı.

    “ALEVİLER OLARAK SÜRECE DAHİL OLMALIYIZ”

    Nöbette ilk sözü alan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Bornova Şube Başkanı Barış Çelik, Madımak Katliamı faillerinin tahliye edilmesine tepki göstererek, “İnsanlığa karşı suçlanmış davaların faillerinin bırakılması, davanın zaman aşımına uğratılması çok acıdır. Bizler birçok katliama maruz kaldık ama direndik boyun eğmedik. Sivas’ın hesabı sorulsaydı Gazi, Roboski, Ankara katliamları olmayacaktı. Sivas’ın hesabını sorarken yanı başımızda büyük bir Alevi katliamı yaşanıyor. Bunların sesini duyurmamız gerekiyor. Bir olup hareket edip bunların hesabını soralım. Ülkemizde başlayan bir savaş süreci var ve eşit yurttaşlık talebinde bulunan biz Aleviler bu sürece dahil olmalıyız. Umarız Suriye’de yapılan anlaşma da Alevi katliamlarını durdurur” dedi.

    “CEZASIZLIK VE ÖDÜLLEDİRME DENKLEMİ SURİYE’DE KURGULADILAR”

    Alevi katliamlarındaki cezasızlık ve ödüllendirme denkleminin Suriye’deki Aleviler ve ötekiler üzerinde devreye alındığını belirten Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Sekreteri Asil Benler, “Alevi katliamlarında ciddi bir insanlık vahşeti olmasıyla birlikte bir cezasızlık ve ödül denklemi kurulmakta. Madımak’ta insan yakanlar hem cezasızlık hukukuyla meşru bir yerden görülmeye başlandı hem de bu ülkede devlet erkanlarında farklı temsiliyetle bürokrasi de yer edinebildi. Mahkemenin 17 kişiyi serbest bırakması da cezasızlık ve ödül denkleminden çıkarmanın, demokratik bir ülke olmanın ne kadar gerekli olduğunu arz ettiren bir yerden tekrardan önümüzde duruyor. Günümüzde de Suriye’de binlerce Alevinin katledilmesinde eli kanlı olan, yine binlerce Kürdün katledilmesinde ferman çıkaran insanlar Türkiye faktöründe gelişen cezasızlık ve ödül denklemini Ortadoğu siyasetinde kurguladılar ve bu zihniyeti iktidara taşıdılar. Bunu kabul etmiyoruz, Suriye’deki canlarımızla dayanışmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

    “ALEVİLERİ ENGEL GÖRÜYORLAR”

    Katliamın olduğu dönemde Madımak’ta bulunan Tüm Emekliler Sendikası’ndan İsmail Dönmez, “Suriye’de katliamlar yapılıyor. Bu katliamları kınıyoruz. Bu sorunu kendimiz örgütlenir isek ancak aşabiliriz. Bu katliamlar bugün Alevilere yarın başkalarına olur. Ülkenin her kesimi bu katliamlara karşı olmalıdır” ifadelerini kullandı.

    78’liler Derneği adına konuşan Servet Çınar ise, “Tek tipleştiremedikleri, asimile edemedikleri herkes bu sistemin düşmanı. Suriye’nin yeniden yapılandırılmasında da Alevileri bir engel görüyorlar. Biz bu katliamı kınıyoruz” şeklinde konuştu.

    “ALEVİ ÖRGÜTLERİ SURİYE’DEKİ KATLİAMA KARŞI ÖNEMLİ TAVIR SERGİLEDİ”

    Narlıdere Cemevi Yönetici Gülay Serin, Alevilere yönelik sistematik katliamları hatırlatarak, “Bu sistemin bu katliamlarla yüzleşip, belki de vicdanlarına yenilip yok saydıkları Alevilerden, Kürtlerden özür dileyip yüzleşirse belki bir nebze rahatlarız. Fıtramızda olan o iyilik yönümüzü, doğada herksin yaşam hakkına saygı duyan inancımızı yitirmeyeceğiz ve mücadele edeceğiz” diye belirtti.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkan Yardımcısı Hasan Gülüm de Alevi örgütlerinin Suriye’deki Alevi katliamına dair önemli bir tavır sergilediğine değinerek, “Suriye’deki Alevi katliamında örgütlerimiz iyi bir tavır sergilediler ve katliamı Türkiye’nin gündemine soktular. Bu önemlidir ve örgütlülüğümüzün önemini ifade ediyor. Suriye’de yaşanan katliamda Türkiye’deki gibi bir arka plan vardır. Suriye’den sonra ülkemizde de ve İran’da da Alevilere yönelik yeni katliamların adımları atılıyor. Her dönem bizim payımıza ölüm düşmesin. Bize mücadelede kazanacağımız aydınlıklar lazım” ifadelerini kullandı.

    “KATLİAMCILARI ÇIKARMAYI SİYASİ BAŞARI GÖRÜYORLAR”

    Son olarak söz Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki ise şöyle konuştu:

    “Laikliğin olmadığı yerde adalete ve hukuka denk gelemiyorsunuz. Suriye’de yaşananlar bunun göstergesi. Suriye’de olan aslında sonuç değil, devam ettirilmek bir süreç. Sivas örgütlü bir saldırı ve katliamdır. Katliamcıları çıkartıp topluma katmak bir siyasi başarı gibi gösteriliyor. Türkiye’de Ortadoğu ülkesi gibi refleks veren bir ülke olduğu için bu tip saldırılara ve provokasyonlara açık. Demokrasi ve hukuka inanan insanların bir arada güçlü durması ve mücadele etmesi lazım.”

    PİRHA/İZMİR

     

     

     

     

     

  • CHP’den, Madımak Adalet Nöbeti’nin 10. gününe ziyaret -VİDEO

    CHP’den, Madımak Adalet Nöbeti’nin 10. gününe ziyaret -VİDEO

    PİRHA- Madımak Katliamı faillerinin tahliye edilmesinin ardından başlatılan ‘Adalet Nöbeti’nde konuşan CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, “Bu iktidarın kendi hukukunu uyguladığı, zalimleri ödüllendirdiği, mazlumları cezalandırdığı bu adaletsiz tutumu kınıyoruz ve reddediyoruz” dedi.

    Anayasa Mahkemesi’nin Madımak faili 17 kişiye tahliye kararı vermesi üzerine Pir Sultan Kültür Derneği (PSAKD), 33 gün sürecek adalet nöbeti 10. gününde PSAKD Ankara Şubesi’nde devam etti. 10. gün nöbeti Madımak Oteli’nde katledilen Erdal Ayrancı’ya atfedildi.

    Nöbeti bugün CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal ve CHP Genel Başkan Yardımcısı Zeliha Aksaç Şahbaz ziyaret etti.

    ŞAHBAZ: KARAR, KATLİAMI AKLAMAKTIR

    Nöbet eyleminde ilk sözü alan CHP Genel Başkan Yardımcısı Zeliha Aksaç Şahbaz, faillerin serbest bırakılmasına tepki göstererek, “Sivas’ta kaybettiğimiz 33 insanın acısını hala iliklerimize kadar yaşıyoruz. Böyle vahşice kaybettiğimiz insanların acısın o günden beri hep yaşıyoruz. Bugün bu acılarımız daha da katlandı. Önce zamanaşımı koydular sonra da serbest bıraktılar. Bu yaşanan insanlık suçunu, inançtan ötürü yapılan bu saldırıyı bir yerde aklamaktır, bu saldırıya sahip çıkmaktır.  Bir insanlık suçunun bu şekilde yok sayılması, iktidar tarafından sahiplenilmesi ve katillerin serbest bırakılması kabul edilemez” dedi. 

    Şahbaz, Suriye’de Alevilere yönelik katliama da değinerek, “Dün Sivas’ta yaşanan bu katliamdan sonra devam eden başka katliamlarla yüz yüze kalıyoruz. Suriye’de Alevilere ve başka etnik kimlikte insanlara yapılan katliamı kabul etmiyoruz. Bunun durdurulması için Türkiye’ye, dünyaya sizler aracılığıyla bir kez daha çağrı yapıyoruz. Bu insanlık dramını durdurmak tüm insanlığın görevidir ve bu bir an önce durdurulmalıdır” diye konuştu.

    SARIBAL: ZALİMİ ÖDÜLLENDİREN BU TUTUMU KINIYORUZ

    CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal ise Madımak faillerinin ödüllendirildiği ifade ederek, “Bu iktidarın kendi hukukunu uyguladığı, zalimleri ödüllendirdiği, mazlumları cezalandırdığı bu adaletsiz tutumu kınıyoruz ve ret ediyoruz. 12 yıl boyunca bir insanlık suçu talebini görüşmeyen Anayasa Mahkemesi ve bütünüyle adaleti değil adaletsizliği bir zincir halkası gibi hayata geçiren, sarayın kendi hukukunu uyguladığı ve katillerin şu an ellerini kollarını sallayarak gezdiği bir tutumu, bir uygulamayı ret ediyoruz ve kınıyoruz. Sivas’ın ateşi yüreğimizi ve içimizi hala yakmaktadır. O ateşi ısrarla yakmaya devam eden bir iktidar bir siyasal tutumla karşı karşıyayız. İnsanlık suçu kapsamı içine alınmamış ve katliam zanlılarını bırakmak olsa olsa gerici ve faşizan bir tutumla olur” diye belirtti. 

    PİRHA/ANKARA

  • Avustralya Alevi Federasyonu ‘Adalet Nöbeti’ tutacak

    Avustralya Alevi Federasyonu ‘Adalet Nöbeti’ tutacak

    PİRHA- Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu, Sivas Madımak’ta katledilen 33 sanatçı, aydın ve yazarın faillerinin tahliye edilmesini protesto amaçlı ‘Adalet Nöbeti’ tutacak. ‘Adalet Nöbeti’ Mart ayının sonuna kadar olan her Perşembe günü  saat 19.30-22.00 saatlerinde olacak. 

    Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu (AFA), 2 Temmuz 1993’te Sivas Madımak’ta gerçekleştirilen ve 33 sanatçı, aydın ve yazarın yakılarak katledildiği katliamda müebbet hapis cezası alan 17 kişinin tahliye edilmesini protesto etmek amacıyla açıklama yaptı.

    Açıklamada Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin aldığı 33 günlük ‘Adalet Nöbeti’ eylemine destek olmak amaçlı Mart ayının sonuna kadar olan her Perşembe günü Hallac-ı Mansur Cemevinde saat 19.30-22.00 saatleri arasından ‘Adalet Nöbeti’ tutulacağı belirtildi.

    “ADALET YERİNİ BULUNA KADAR MÜCADELE DEVAM EDECEK”

    Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu’nun açıklaması şöyle:

    “Bildiğiniz gibi, 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta Madımak Oteli’nde diri diri yakılan 33 canımızın failleri, yıllarca korunduktan sonra nihayetinde son sanıklarda serbest bırakıldı. Bu karar, yalnızca adalet duygusunu değil, vicdanları da derinden yaralamış, toplumsal hafızamızda derin bir yara açmıştır. Bu affın, hukukun ve insan haklarının açıkça çiğnenmesi anlamına geldiğini bir kez daha hatırlatıyoruz.

    Bu büyük adaletsizliğe karşı Türkiye’de Alevi Bektaşi Federasyonu ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneğinin öncülüğünde, PSAKD Genel Merkezi’nde bir nöbet başlatılarak, her gün bir canımız anılarak hakikat unutulmamakta ve unutturulmamaktadır. Bizler de Avusturalya Alevi Bektaşi Federasyonu olarak; bu haklı mücadeleye destek olmak ve Türkiye’deki canlarımızın yanında olduğumuzu göstermek amacıyla, Hallac-ı Mansur Cemevimizde (28-32 Williams Rd. Coburg North) ay sonuna kadar her Perşembe akşamı 19.30-22.00 saatleri arasında aynı nöbeti başlatıyoruz.

    Gelin, hep birlikte Sivas’ı, Madımak’ta katledilen canlarımızı unutmadığımızı ve unutmayacağımızı bir kez daha gösterirken, hepinizi bu anlamlı dayanışmaya katılmaya ve çevrenizde duyurmaya davet ediyoruz. Adalet yerini bulana kadar, bu mücadele devam edecek! Adalet için, hakikat için, insanlık için bir araya gelelim! İnsanlığa karşı işlenen suçlar affedilemez!”

    PİRHA/AVUSTRALYA

  • Cumartesi Anneleri ‘Dargeçit Kayıpları’nın akıbetini sordu-VİDEO

    Cumartesi Anneleri ‘Dargeçit Kayıpları’nın akıbetini sordu-VİDEO

    PİRHA- Cumartesi Anneleri 867. Hafta eyleminde Dargeçit Kayıpları’nın akıbetini sordu. Mardin Jandarma Komutanı Hurşit İmren ile Dargeçit Jandarma Komutanı Mehmet Tire’nin de içinde olduğu 18 kişi hakkında, “birden fazla kişiyi taammüden öldürme” suçlamasıyla açılan dava dosyasında çok sayıda tanık beyanı ve bu beyanları destekleyen deliller yer almasına rağmen yargılama ortamının sağlanmadığı kaydedildi.

    Cumartesi Annelerinin, faili meçhul olaylara dikkat çekmek amacıyla bir kez daha basın açıklaması yaptı. 867. Hafta eylemi, pandemi koşulları sebebiyle online gerçekleşti.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon ve Cumartesi Anneleri sosyal medya hesabından gerçekleştirdikleri açıklamada ilk sözü Sebla Arcan aldı.

    “KATİLLER CEZALANDIRILANA KADAR PEŞLERİNDEYİZ”

    İHD İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon Üyesi Sebla Arcan, “26 yıl önce Mardin Dargeçit’te gözaltına alınarak kaybedilen 3’ü çocuk 7 Dargeçit’li ve uzman çavuş Bilal Batırır için adalet istiyoruz” ifadelerini kullandı.

    Ardından aynı operasyon kapsamında 11 yaşındayken gözaltına alınan Hazni Doğan söz alarak 1995 yılında yaşanan polis-asker-korucu baskınını ve sonraki süreci anlatarak, çok sayıda tanık ve delil olmasına rağmen kimsenin tutuklu yargılanmadığını belirtti.

    12 yaşında iken gözaltında kaybedilen Davut Altınkaynak’ın annesi ve babası, “Katillerin peşini bırakmayacağız. Ölünceye kadar vazgeçmeyeceğiz. Katiller cezalandırılana kadar peşindeyiz” diye konuştu. Dosyanın avukatı Erdal Kuzu “Mahkemeler karar vermek istemiyor. Delillerin karartılmasına göz yumuyorlar” diyerek dava sürecini aktardı.

    “ÜST MAKAMA AKTARIR DENİLEREK UZMAN ÇAVUŞ BATIRIR’DA KAYBEDİLDİ”

    Cumartesi Anneleri adına basın açıklamasını okuyan İHD Mardin Şubesi Eş Başkanı Av. Gülistan Duran, Dargeçit Kayıpları’na ilişkin şunları hatırlattı:

    “29 Ekim – 8 Kasım 1995 tarihleri arasında Mardin/ Dargeçit’te ağır silahlı askerler ve korucular tarafından yapılan ev baskınlarında çok sayıda kişi gözaltına alındı. Dört çocuk, iki lise öğrencisi ve iki kadının da aralarında olduğu bu kişiler  Dargeçit Jandarma Taburuna götürüldü. Gözaltında tutulanlardan bazıları bir süre sonra serbest bırakıldı. Ancak 12 yaşındaki Davut Altunkaynak, 13 yaşındaki Seyhan Doğan, 16 yaşındaki Nedim Akyön, 19 yaşındaki Mehmet Emin Aslan, 20 yaşındaki Abdurrahman Olcay, 21 yaşındaki Abdurrahman Coşkun ve 57 yaşındaki Süleyman Seyhan için “Sorgu sonrası serbest bırakıldılar, dağa gitmişler” cevabı verildi.  Olaydan 4 ay sonra 6 Mart 1996 tarihinde, Süleyman Seyhan’ın kafası olmayan yakılmış bedeni bir kuyuda bulundu. Seyhan’ın bulunmasından iki gün sonra da onun bulunduğu yer hakkında ailesine bilgi verdiği ve taburda yaşananları üst makamlara aktarma potansiyeli taşıdığı gerekçesiyle Dargeçit Jandarma Taburunda görevli uzman çavuş Bilal Batırır da kaybedildi.”

    “DELİL VE TANIKLARA RAĞMEN YARGILAMA ORTAMI SAĞLANMADI”

    Duran, savcılığın yürüttüğü soruşturma kapsamında Dargeçit kayıplarının gözaltında öldürülerek kuyulara gömüldüğü vurgulayarak, yargılanma sürecini ilişkin şunları belirtti:

    “Ailelerin, İnsan Hakları Derneği’nin yoğun çabası sonucunda olaydan 14 yıl sonra Dargeçit Cumhuriyet Başsavcılığı dosyayı yeniden açtı. Savcılığın yürüttüğü soruşturma kapsamında Dargeçit kayıplarının gözaltında öldürülerek kuyulara gömüldüğü, uzman çavuş Bilal Batırır’ın taburun kazanında yakıldığı ortaya çıktı. 2012–2013 ve 2015 tarihleri arasında tanık beyanlarına dayanarak yapılan kazılar sonucunda, gözaltına alınan kişilerin ağır işkence izleri taşıyan kemiklerine ulaşıldı. Savcılığın hazırladığı 30/10/2014 tarihli iddianame mahkeme tarafından kabul edildi ve 2015 yılında Mardin Jandarma Komutanı Hurşit İmren ile Dargeçit Jandarma Komutanı Mehmet Tire’nin de içinde olduğu 18 kişi hakkında, “birden fazla kişiyi taammüden öldürme” suçlamasıyla dava açıldı. Yedi Dargeçitlinin ve uzman çavuş Bilal Batırır’ın nasıl ve kimler tarafından kaybedildikleri tüm detaylarıyla mahkeme kayıtlarına geçti. Dava dosyasında sanıkların sorumluluğuna işaret eden birbiriyle tutarlı çok sayıda tanık beyanı ve bu beyanları destekleyen deliller yer aldı. Ancak bugüne kadar 16 duruşması yapılan ve karar aşamasına gelen bu önemli davada  beş kez  mahkeme heyeti değişti. Duruşmalar boyunca davacıların ve halkın güvenini kazanacak bir yargılama ortamı sağlanmadı.”

    Cumartesi Anneleri, “168 haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekanımız Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz” diyerek açıklamalarını sonlandırdı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Zübeyde Tepe oğlunun faillerini sordu: Failler değil anneler yargılanıyor-VİDEO

    Zübeyde Tepe oğlunun faillerini sordu: Failler değil anneler yargılanıyor-VİDEO

    PİRHA- Cumartesi Anneleri kayıplar için gerçekleştirdikleri 854. hafta eyleminde 28 yıl önce kaçırılarak, gözaltında katledilen Özgür Gündem gazetesi muhabiri Ferhat Tepe’nin faillerini sorarak, “Ferhat Tepe için adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz!” dedi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon ve Cumartesi Anneleri sosyal medyadan gerçekleştirdikleri 854. hafta eyleminde “Ferhat Tepe için adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz!” dedi.

    Açıklamada Fehmi Tosun’un kızı Jiyan Tosun’un sunumuyla Ferhat Tepe’nin annesi Zübeyde Tepe, babası İsak Tepe, kardeşi Ayşe Tepe konuştu. Konuşmalarda Ferhat Tepe için adalet aramaktan ve Galatasaray’dan vazgeçmeyeceklerini vurgulandı.

    “ADALET YOK”

    Açıklamada söz alan Ferhat Tepe’nin annesi Zübeyde Tepe, 28 yıldır oğlunun katillerinin yargılanması için mücadele ettiğini belirterek, “Eğer adalet olsaydı katiller bulunmuştu. Oğlumun suçu neydi? Artık bunu soracağım onlara. Niye öldürdüler benim çocuğumu? Bunu sonuna kadar soracağım. Bugün Galatasaray Meydanı’nda mücadele eden anneler yargılanıyor da neden failler yargılanmıyor? Biz Cumartesi Anneleri olarak her zaman çocuklarımızın yanındayız.  Çocuklarımızın katilleri bulunsun, yargılansın” dedi.

    “ÇOCUĞUMU HEDEF GÖSTEREN TUGAY KOMUTANIYDI”

    Baba İsak Tepe ise oğlunun katledildiği günden bu yana ayakta olduklarını ve mücadele ettiklerini dile getirerek şöyle konuştu:

    “O katiller devlet desteğiyle bunu yaptılar. Oğlumu aramaya gittiğimde bana dediler ki; ‘Bize bir milyar para ver, partiden istifa et, partiyi kapat biz de çocuğunu sana teslim ederiz.’ Oysa bana bunu söylediklerinde zaten oğlumu katletmişlerdi. Biz 1994 yılında tüm delilleri, öğrendiğimiz her şeyi Adalet Bakanlığı’na ilettik. Benim çocuğumu hedef gösteren o günün Tugay komutanıydı. O bölgede onlarca insanı öldürttü. İnsanları hedef gösterip öldürtüyordu. Biz o günden beri katiller yargılansın diye eylemelere başladık fakat hiç biri yargılanmadı, bir dava bile açılmadı.  20 yıl geçti dava düşürüldü. Biz davamızdan vazgeçmeyeceğiz. Bunu yapmayanlar utansınlar.”

    “GAZETEYE GİTMEK ÜZERE ÇIKTI VE BİR DAHA DÖNMEDİ”

    Basın metnini Cumartesi İnsanı Zeynep Ceren Boztoprak okudu. Boztoprak Ferhat Tepe hakkında şunları ifade etti:

    “19 yaşındaki Ferhat Tepe, Özgür Gündem Gazetesi’nin Bitlis muhabiriydi. Gazetesi, güç sahiplerinin görünmesini, gösterilmesini istemediği olayları görünür kılmayı hedefleyen bir gazetecilik anlayışını savunuyordu. Bu yüzden gazete ve çalışanları ağır baskı ve tehditle karşı karşıyaydı.

    Girdiği üniversite sınavının sonuçlarını bekleyen Ferhat, 28 Temmuz 1993 tarihinde şehir merkezindeki evinden gazeteye gitmek üzere çıktı ve bir daha geri dönemedi. Görgü tanıkları onun silahlı, telsizli üç kişi tarafından kaçırıldığını söyledi.

    “KATLETTİKLERİ FERHAT TEPE İÇİN FİDYE İSTEDİLER”

    Boztoprak açıklamanın devamında İsak Tepe’yi telefonla arayan bir kişi, oğlunu Türk İntikam Tugayı adına kaçırdıklarını söylediklerini Ferhat’ın serbest bırakılması için de DEP İl Örgütünün kapatılmasını ve 1 milyar TL para istediklerini belirtti. Tepe’nin telefondaki kişinin sesini, dönemin Tatvan 6. Zırhlı Tugay Komutanı Tuğgeneral Korkmaz Tağma’ya benzettiğini vurguladı.

    Boztoprak resmi iddianın ise Ferhat’ın yüzlerce km uzaklıktaki Hazar Gölü’ne yüzmeye gittiği ama yüzme bilmediği için de boğulduğu şeklinde olduğunu belirtti.

    “ZAMAN AŞIMI CEZASIZLIK ZIRHININ TEMEL PARÇASI”

    Ailenin yaptığı tüm başvurular sonuçsuz bırakıldığını belirten Boztoprak ,Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı delilleri toplamadan, tanıkları dinlemeden, olayı aydınlatacak hiçbir girişimde bulunmadan soruşturmayı kasten zaman aşımına uğratarak kapattığını ifade etti. AİHM ve Anayasa Mahkemesi’nin Ferhat Tepe için ailenin yaptığı başvuruları ailenin lehine sonuçlandırmasına karşın Türkiye’de bir yargılamanın yapılmadığını anlatan Boztoprak son olarak şu ifadeleri kullandı:

    “Kaç yıl geçerse geçsin; Ferhat Tepe için, tüm kayıplarımız için, adalet istemekten, devletin hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan, 155 haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekânımız Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz.”

    (HABER MERKEZİ)

     

     

     

  • Almanya’da Sivas Katliamı failleri hakkında suç duyurusu

    Almanya’da Sivas Katliamı failleri hakkında suç duyurusu

    Sivas Katliamı’nın Almanya’da yaşayan 8 faili hakkında insanlığa karşı işlenen suçlar ve kasten öldürmeden soruşturma başlatılması için suç duyurusunda bulunuldu.

    Sivas Katliamı’nın Almanya’da yaşayan faillerinin yargılanması için Yeşiller Partisi Berlin Eyaleti milletvekilleri Fadime Topaç ile Benedikt Lux tarafından Federal Başsavcılığa suç duyurusunda bulunuldu.

    Başvuruda Sivas Katliamı’nın faillerinden olan ve Almanya’da yaşayan 8 kişi hakkında ‘kasten öldürme’ ve ‘insanlığa karşı suçlardan’ soruşturma başlatılması talep edildi.

    DW Türkçe‘ye konuşan Yeşiller Partisi milletvekili Fadime Topaç, 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta 35 kişinin öldürüldüğü Madımak Katliamı’ndan 26 yıl sonra neden Almanya’da suç duyurusunda bulundukları sorusuna yanıt verdi.

    Topaç “Almanya’ya geldiği bilinen 9 kişi vardı. Biri vefat etmiş. Dolasıyla bir kişi eksildi. Şimdi bizim beklentimiz 8 kişi hakkında soruşturma başlatılması, yargılanmaları ve adaletin sağlanması” dedi.

    “HEPSİNE İLTİCA HAKKI TANINDI, BİRİ ALMAN VATANDAŞI OLDU”

    Söz konusu kişiler için Almanya’da yeniden yargılama yapılmasının mümkün olduğunu söyleyen Topaç şunları söyledi:

    “Temmuz ayında Almanya’daki Sivas Katliamı failleri ile ilgili olarak Federal Meclis’in Anayasa ve Kamu Yönetimi birimi uzmanları tarafından hazırlanan bilirkişi raporu bir dönüm noktası teşkil ediyor. Uzmanlar, Türkiye’de hüküm giymiş Sivas Katliamı faillerinin Türkiye’ye iade edilebileceği gibi, faillerin evrensel yargı yetkisi kapsamında Almanya’da yargılanarak cezalandırılabileceği görüşünü ortaya koydu. Bu görüş bizim hukuki dayanağımızı oluşturuyor. Sivas Katliamı insanlığa karşı işlenmiş bir suç teşkil etmesi nedeniyle başsavcılık harekete geçmek zorunda. Bu suç dünyanın neresinde işlenirse işlensin Alman yargısı şayet failler Almanya’daysa bunları yargılamakla yükümlü. Adam öldürme zamanaşımına tabii değil. Ayrıca bu 8 kişiden biri de zaten Alman vatandaşı. Ve yine katliamda eşi Hasret Gültekin’i kaybetmiş olan Yeter Gültekin de Almanya’da yaşıyor.”

    Ağır cezalara çarptırılan Sivas faillerinin Almanya’da serbestçe dolaşmaları, Türkiye’ye iade edilmemeleri ve Türkiye’nin de bu konuda ısrarcı olmamasıyla ilgili soruya ise Topaç şöyle yanıt verdi:

    “Almanya’da 8’ine oturma müsadesi, iltica hakkı tanındı, hatta birine de Alman vatandaşlığını verdiler. İnsanların yaşam hakkını ellerinden alan, kırmızı bültenle aranan bu kişilere sağlanan bu olanaklar akıl almaz. Üzerinden kaç yıl geçse de, adalet sağlanmadığı müddetçe Sivas yarası kapanmayacak. Bizler canlı yayında, insanları nasıl diri diri yaktıklarını seyrettik. Sonra bir de buraya gelip katliamdan ceza almadan kurtulmalarına tanıklık etmek çok korkunç bir acı. Topluma, geride kalan insanlara, verilen mesaj nedir?”

    VAHİT K. BERLİN’DE DÜKKAN İŞLETİYOR

    Bu faillerin Almanya’da rahat içinde yaşamasını “aklının almadığını” söyleyen Topaç “Normal koşullarda Almanya’da her şeyiniz didik didik, en ufak ayrıntıya kadar incelenir. Üstelik burada söz konusu olan öyle basit bir suç, basit bir ceza değil ki, insanlık suçu ve adam öldürmeden söz ediyoruz” dedi.

    Faillerden Vahit K.’nın Sivas davasında idama mahkum edildiğinin, daha sonra cezası ağırlaştırılmış müebbete çevrildiğinin ve Türkiye’den kaçarak Almanya’ya giden bu kişinin Berlin’de dükkan işlettiği, çok rahat bir hayat sürdürdüğünün basında yazıldığı hatırlatılan Topaç şöyle konuştu:

    MUHBİR OLARAK KULLANILDIKLARI İDDİASI

    “Evet Vahit K.’nın iş ve para durumu çok iyiymiş… Bu kişilerin yasal oturumları var, ne yaptıkları Alman makamları için sır değil, nerede oldukları da. Bunlar sadece bize sır. Çok sıkça dile getirilen iddia Alman iç istihbarat örgütü, Anayasa’yı Koruma Teşkilatı’nın bunları muhbir olarak kullanıyor olabileceği… Bu bir iddia. Gerçi hükümet konu hakkında verilen soru önergesine, ‘muhbir olarak kullanılmıyor’ yanıtını verdi.”

    DW Türkçe’nin “Muhbir olarak kullanıyor olsalar, ‘Evet, bu kişileri muhbirimiz’ derler miydi?” sorusunu ise Topaç “Demezlerdi tabii… Ama işte ilk adımı attık, suç duyurusunda bulunduk. Bu sorulara da yanıt aranması için yargı yolunun açılmasını istiyoruz” diye yanıtladı.

     

     

  • Dersim İnşa Kongresi: Failler dün olduğu gibi bugün de belli

    Dersim İnşa Kongresi: Failler dün olduğu gibi bugün de belli

    PİRHA- Sivas ve Çorum Katliamı’nda yaşamını yitirenler için yazılı bir açıklama yapan Dersim İnşa Kongresi, “Madımak’ta vahşice katledilen demokrasi şehitlerimizin şahsında hak mücadelesi veren bütün canlarımızı, seyitlerimizi, pirlerimizi ve yoldaşlarımızı bir kez daha saygı ile anıyor, soykırımcıları ve katliamcıları nefretle lanetliyoruz.” dedi. 

    Dersim İnşa Kongresi (DİK), Sivas ve Çorum Katliamı’nda yaşamını yitirenler için yazılı bir açıklama yaptı.

    “Sivas ve Çorum katliamlarını unutmadık” diye başlayan açıklamanın devamında “Soykırımları ve Katliamcıları Koçgiri’den, Dersim’den ve Maraş’tan tanıyoruz” denilerek şu ifadelere yer verildi:

    “FAİLLER DÜN OLDUĞU GİBİ BUGÜN DE BELLİDİR”

    Sivas’ta Madımak Oteli’nde yakılarak katledilenler demokrasi şehitlerimizdir. Bizce bu katliamların failleri dün olduğu gibi bugün de bellidir. Çünkü 26 yıl önce 2 Temmuz 1993’te Madımak’ı yakarak Alevileri, aydın ve sanatçıları hedef alanlar bugün de iş başındadırlar.

    Diğer yandan Koçgiri, Dersim ve Maraş’ta Kürt-Alevi-Kızılbaşları hedef alarak soykırım uygulayan zihniyet Sivas-Madımak Katliamı’ndan sonrada boş durmadı ve Roboski’de bir katliam gerçekleştirdi.

    Tekçi ve ırkçı, inkarcı ve katliamcı politikalarını sürdüren; demokrasi, kardeşlik ve barışa karşı düşmanca bir tavır içinde olan zalimler, Suruç’ta öğrencileri toplu halde kıyımdan geçirirken işbirlikçi ve barbar İŞİD çeteleri ile birlikte 10 Ekim’de Ankara-Gar Katliamı’nı da yapanlardır.

    “SOYKIRIM POLİTİKALARI HALA DEVREDE”

    Ermeni halkına yapılan soykırım, Dersim’de 37-38’de devreye konulduğu ve günümüzde ise hala bu soykırım politikalarının devrede olduğu görülmektedir. Dersim İnşa Kongresi olarak Sivas-Nadımak ve Çorum’da katledilen Alevileri ve demokrasi şehitlerimizi saygı ile anıyor, katliamcıları ise nefretle kınıyoruz.

    26 yıldır Madımak’ın hala yandığı ve adeta devlet koruması altına alınan katillerin, canilerin bir türlü hesap vermediğini üzüntü ile karşılıyoruz.

    ‘Yak ula yak’ diye bağıranların siyasetçi(!) olduğu, yakanların korunup-kollandığı ve gerici-yobaz, ırkçı ve faşist canilerin avukatlığını üstlenen AKP’nin yönettiği ‘Yeni Türkiye’de başta Kürt halkı ve Aleviler olmak üzere, aydınlar, sanatçılar, akademisyenler, emekçiler, kadınlar ve bir bütün olarak ‘ötekiler’in, olağanüstü ve ‘orantısız’ bir faşist baskı ile karşı karşıya kaldığı görülmektedir.

    Soykırımdan çok çekmiş ve halada buna karşı mücadele eden Dersim İnşa Kongresi olarak; bu kuşatmayı geri püskürtmek ve zalimlere karşı mazlumlar cephesinin dahada güçlendirilmesinin öneminin bu vesile ile bir kez ortaya çıkmış olduğunu görmekteyiz.

    Sonuç olarak; Koçgiri, Dersim, Maraş, Sivas, Gazi, Gezi, Suruç, Ankara, Roboski, Şengal ve Afrin dahil olmak üzere bizce bu olayların failinin ‘Devlet’ olduğu apaçık ortadadır.

    OMUZ OMUZA MÜCADELE ÇAĞRISI

    Bu anlamda halklarımızın ve inançlarımızın özgürleşmesi, bir daha Dersimlerin, Sivas ve Çorumların yaşanmaması için; birlik ve beraberlik içinde barış, kardeşlik, özgürlük için görev ve sorumluluklarımızın bilinci ile omuz omuza mücadele çağrısını bir kez daha yineliyoruz.

    Bu vesile ile Madımak’ta vahşice katledilen demokrasi şehitlerimizin şahsında hak mücadelesi veren bütün canlarımızı, seyitlerimizi, pirlerimizi ve yoldaşlarımızı bir kez daha saygı ile anıyor, soykırımcıları ve katliamcıları nefretle lanetliyoruz.” (HABER MERKEZİ)