Etiket: faşistler

  • İHD Adana Şubesi, faşistler tarafından hedef gösterildi; İHD’den yetkililere çağrı

    İHD Adana Şubesi, faşistler tarafından hedef gösterildi; İHD’den yetkililere çağrı

    PİRHA- İHD Adana Şubesi faşist bir grup tarafından hedef gösterildi. Bunun üzerine yetkililere çağrı yapan İHD genel merkezi, “Geçmişten bugüne İHD birçok kez saldırılara uğrasa da insan hakları savunucuları susmadı, susmayacak. Bu saldırı karşısında devletin ilgili birimlerini ve Adana Valiliği’ni gerekli adli ve idari önlemleri almaya çağırıyoruz” dedi.

    “Sansasyonel Turan Birliği” adlı telegram grubunda adı pek çok faili meçhul cinayetle anılan Abdullah Çatlı’nın ismi zikredilerek İnsan Hakları Derneği (İHD) Adana şubesinin adres ve konumu paylaşılarak, üye ve yöneticiler hedef gösterildi.

    Konuya ilişkin yazılı açıklama yapan İHD Genel Merkezi, kuruldukları günden bu yana 23 üye ve yöneticilerini faili meçhul cinayetlerde kaybettiklerini hatırlatarak, şu ifadelere yer verdi:

    “İHD kurulduğu günden beri 23 üye ve yöneticisini faili meçhul cinayetlerde kaybetmiştir. İki kez derneğin genel başkanları dernek genel merkezinde silahlı saldırıya uğramıştır. Halen de bu saldırılar devam etmektedir. Halen de bu saldırılar devam etmektedir.

    Devletin ilgili birimlerini ve Adana Valiliğini söz konusu telegram grubunu incelemeye, yapılan yazışmaların kimler tarafından yapıldığı ile ilgili gerekli adli ve idari önlemleri almaya, üye ve yöneticilerimizin can güvenliğini sağlamaya ve Adana şubemiz ve çevresinde olası saldırı durumunda tedbir almaya çağırıyoruz.

    İnsan Hakları Derneği dün olduğu gibi bugün de insan hakları değerlerini savunmaya devam edecektir. Hiçbir karanlık odak insan haklarını savunmaktan bizi alıkoyamayacaktır.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Çorum’da Alevileri katleden faşistler lanetlendi; Arşivlerin açılması istendi-VİDEO

    Çorum’da Alevileri katleden faşistler lanetlendi; Arşivlerin açılması istendi-VİDEO

    PİRHA-1980 yılında faşistler tarafından yapılan Çorum Katliamı’nın 44. yıldönümü nedeniyle Çorum Emek ve Demokrasi Platformu bir yürüyüş düzenledi. Alevi kurumlarının öncülüğünde yapılan anmada arşivlerin açılıp, sorumluların yargılanması, Kadeş Meydanı’na bir barış anıtı dikilmesi istendi. 

    Çorum Emek ve Demokrasi Platformu, 1980 yılında faşistler tarafından yapılan Çorum Katliamı’nın 44. yıldönümü nedeniyle bir yürüyüş düzenledi.

    Yürüyüşe; Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez, Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Mustafa Aslan, Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, Alevi Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç, Veli Solmaz Dedenin kızı Nayman Ana, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Kurucu Başkanı Turgut Öker, HDP Eş Genel Başkanı Sultan Özcan, Eş Genel Başkan Yardımcıları Yüksel Mutlu, Mahfuz Güleryüz, DEM Parti Milletvekili Celal Fırat, Çorum İl Örgütü ve yöneticileri, CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, CHP İl Başkanı Mehmet Tahtasız, CHP Merkez İlçe Başkanı Ulaş Tokgöz, CHP İl Genel Meclis Üyeleri, Belediye Meclis Üyeleri, Gençlik ve Kadın Kolları temsilcileri, İl-İlçe yöneticileri, Emek Partisi yöneticileri, bazı sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, platform bileşenleri ile vatandaşlar katıldı.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Çorum Şubesi önünde toplanan kitle, “29 Mayıs – 4 Temmuz 1980, Unutmadık, unutturmayacağız” pankartıyla Kadeş Barış Meydanı’na doğru yürüyüşe geçti.

    “Çorum’u unutmadık. Herkes için adalet” dövizlerinin yanı sıra katliamda yaşamını yitirenlerin de fotoğrafları taşındı.

    Yapılan yürüyüşün ardından Çorum Emek ve Demokrasi Platformu adına yapılan ortak açıklamayı Ahmet Özden okudu. Ardından Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Başkanı Ercan Geçmez bir konuşma yaptı. Yapılan konuşmalarda, Çorum Katliamı’nın insanlığa karşı suç olduğu belirtilerek, sorumluların açığa çıkarılarak yargılanması istendi. Etkinlikte ayrıca Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı semahçıları semah döndü.

    “BUGÜN GAZZE’DE YAŞANAN NEYSE 44 YIL ÖNCE ÇORUM’DA YAŞANAN DA ODUR”

    Çorum Katliamı’nın 44’üncü yıl dönümünde 1980 yılında, yakılarak öldürülen Veli Dede’yi, Ahmet Doğan’ı, işkence yapılarak öldürülen Gökşen Kartal’ı, sokak ortasında vurulan Süleyman Atlas’ı ve diğer tüm yurttaşları anarak konuşmasına başlayan Ahmet Özden, “Bugün Filistin’de, Gazze’de yaşanan neyse, 44 yıl önce Çorum’da yaşanan odur. Nasıl bugün Gazze’de İsrail tarafından yapılan soykırımı lanetliyorsak, Çorum Katliamı’nı da lanetlememiz gerekir” dedi.

    “ESKİ YARALARI KAŞIMAYALIM DİYENLER SUÇ ORTAĞIDIR”

    Hangi kişi, hangi siyasi parti ‘unutalım, eski yaraları kaşımayalım, olmamış gibi davranalım ve birlikte yaşamaya devam edelim’ diyorsa o kişinin katliamda ortaklığı olduğunu, bu yarayı kanatmayın diyenlerin, iktidara yamanıp insanlığını kaybedenler olduğunun altını çizen Özden, “Katliamı, katliamları unutmayalım, unutturmayalım çünkü toplumlar bazı olay ve olguları unutmamalıdır. Geçmişi unutmamak bugünü ve geleceği anlamamızı ve bir daha katliamların yaşanmamasını sağlar” değerlendirmesinde bulundu.

    “80 DARBESİNE ZEMİN HAZIRLAMAK İÇİN ÇATIŞMA ORTAMI YARATILDI”

    “Eğer Maraş Katliamı’nın yargılaması yapılsa gerçek katiller bulunsaydı Çorum Katliamı olmazdı, Çorum Katliamı’nın hesabı görülseydi Sivas Katliamı olmazdı” diyen Özden konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “12 Eylül 1980 Darbesine zemin hazırlamak için halklar arasındaki mezhep ve inanç farkı kullanılarak çatışma ortamı yaratılmış ise bugün de aynısı yapılmaktadır. 24 Ocak 1980 yılında alınan ekonomik kararları uygulamak için askeri darbe yapılmıştır. Yüzlerce insan çatışmalarda bunun için ölmüş, öldürülmüş ve yaralanmıştır. Binlerce insan cezaevlerine girmiş, memleketinden ve ülkesinden göç etmiştir.

    Bugün ülkemizde yaşanan ekonomik kriz ve yine bir çatışma ve şiddet ortamı yaratılmaya çalışılıyor. Bu ülkede göçmen sorununu kim yarattı? sınırlarımızı göçmenlere kim açtı? Milyonlarca göçmeni para karşılığında kim bu ülkede neden tutuyor? bu soruları sormadan, sırf yurdundan, vatanından buralara gelmiş insanları suçlu görürsek, 12 Eylül darbesinden ders almamışız demektir.

    “ARŞİVLER AÇILMALI SORUMLULAR YARGILANMALIDIR”

    Çorum Emek ve Demokrasi Platformu olarak, Çorum anmalarında iki temel talebimiz bulunmaktadır. Bu taleplerden birincisi, Çorum Katliamı insanlığa karşı suçtur ve zaman aşımı işlemez. O nedenle tüm devlet arşivleri açılmalı ve gerçek sorumlular yargılanmalıdır. Çünkü “Çorum Katliamı” dava dosyalarının tamamı; adi bir olay olarak görülmüş, tetiği çekenler bulunmuş gibi yapılarak göstermelik yargılamalar yapılmıştır. Oysa bu yargılamalar sonunda asıl faili bulması gerekir. Kim bu tetikçi katilleri kullandı? Kim bu çatışmaları körükledi? Kim bu silahların yurda sokulmasına izin verdi? Kim bu katliamın planını yaptı?

    Örneğin, Çorum’da katliam başlamadan önce, bir kısım polis şeflerinin Çorum ataması neden yapıldı? (Nail Bozkurt gibi) ya da Vali olarak Rafet Üçelli Çorum iline neden atanmıştır? Ya da ABD elçilik temsilcilikleri neden Çorum’u ziyaret etmiştir? TRT, inşaat halinde olan ve hiç kimse tarafından yakılmamış olan caminin yakıldığını neden saatlerce haber yapmıştır?

    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 12 Eylül darbe iddianamesinde, Çorum Katliamı’nın, darbeye zemin hazırlamak için kullanıldığını açıkça yazmaktadır.

    “KADEŞ MEYDANI’NA BARIŞ ANITI DİKİLSİN”

    Çorum Emek ve Demokrasi Platformu olarak ikinci temel talebimiz ise Kadeş Barış Meydanı’na bir barış anıtı dikilmesini talep ediyoruz.

    Eğer bu şehir barışın ve kardeşliğin şehri olacaksa geçmişi ile yüzleşmelidir. Bu şehirdeki mezhep farklılığı, kültür ve inanç farklılığı çatışmanın bir nedeni olarak kullanılmıştır. Yüzlerce yıl barış içinde aynı köyde, aynı mahallede, aynı sokakta yaşayan insanlar tetikçiler kullanılarak; fırınlarda yakılarak, işkence edilerek öldürülmüştür, binlerce insan tutuklanmış, binlerce insan yerinden yurdundan edilmiştir.

    Bu kentte bu nedenle bir barış ve kardeşlik anıtı olmalıdır. Bu nedenle bir anıt dikilmesini talep ediyoruz.

    “BARIŞ VE KARDEŞLİK MAHALLEDEN BAŞLAR”

    Bu kentte Alevi- Bektaşi inancından olmanın baskı ve ötekileşmeye neden olduğunu bilmeyen yoktur. Göstermelik eşitlik nutuklarının altında, alttan alta bir ötekileştirme ve nefret söyleminin kullanıldığını da bilmeyen yoktur. Eğitimdeki yeni düzenleme ile egemen mezhebin ve tarikatların din anlayışının zorla Alevi- Bektaşi inancına sahip kişilerin çocuklarına öğretildiği bu baskı ve ötekileştirmenin en güzel örneğidir.

    Bizler kardeşliğin, barışın mahalleden, sokaktan başladığına inanan insanlarız, fakat devletinin kurum ve kuruluşlarının vatandaşlara eşit davranması gerektiği yani eşit yurttaşlık talebimizin bulunduğunun da bilinmesi gerekir. Bu nedenle farklılıklarımızı kabul ederek eşitlik, özgürlük, kardeşlik ve insan hakları demokratik bir ülkede tüm hak ve özgürlüklere sahip bir vatandaş olarak barış içerisinde yaşamak istiyoruz. Bu nedenle barış ve kardeşlik anıtının Kadeş Meydanı’na dikilmesini istiyoruz.”

    Ardından söz alan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Başkanı Ercan Geçmez ise adalet vurgusu yaparak şunları belirtti:

    “44 yıldır hala sesleri kulaklarımızda olan canlarımız için adalet istiyoruz. Kaybedilen bedenlerinin hiç olmazsa bir mezarları olsun diye adalet istiyoruz. Bu katliamı yapanlardan hesap sorulsun diye adalet istiyoruz. Bu ülkeye eşitlik ve demokrasi gelsin diye adalet istiyoruz. Irkçılık ve faşizm yok olsun diye adalet istiyoruz. Eğitim laik ve demokratik olsun diye adalet istiyoruz. Bir toplumsal yüzleşme olsun diye adalet istiyoruz.”

    NE OLMUŞTU?

    28 Mayıs 1980 günü faşist saldırılarla başlayan Çorum Katliamı 10 Temmuz 1980’e kadar devam etti. Saldırılarda 57 Alevi yurttaş yaşamını yitirirken 300’e yakın yurttaş da yaralandı. 300’e yakın ev ve işyeri ise tahrip edildi.

    27 Mayıs 1980 günü MHP’li bakanlardan Gün Sazak’ın öldürülmesinin ardından Çorum’da ırkçılar saldırıların fitilini ateşledi. Ancak, Maraş Katliamı’nın etkisiyle halkın sokaklara barikatlar kurarak kendilerini savunmaları sonucunda o gün saldırganlar istedikleri sonucu alamadı.

    4 Temmuz Cuma günü saldırgan güruh, Çorum’da sokağa çıkma yasağı kaldırıldıktan sonra uzun menzilli silahlar ve bombalarla topyekün saldırıya geçti.

    Cuma günü olaylar, TRT’nin Milönü Mahallesi’nde bulunan Alaaddin Camisinin bombalandığı ve kurşunlandığı şeklinde yalan haberleri yaymasıyla doruk noktasına çıktı. TRT Çorum muhabiri bu haberi kendisinin yapmadığını söylese de, TRT polis kaynaklı olduğunu söylediği haberde ısrar etti.

    Çorum’da saldırılarda 57 Alevi yurttaş katledildi, 300’e yakın yurttaş ise yaralandı. 300’e yakın ev ve işyeri de tahrip edilerek yıkıldı.

    PİRHA/ÇORUM

    İLGİLİ HABERLER

    Çorum’da 44 yıl önce faşistlerin katlettiği 57 Alevi yurttaş için semah dönüldü-VİDEO

  • Çorum Katliamı’nın 44. yılı: Faşistler 57 Aleviyi katletti, 300 kişiyi de yaraladı

    Çorum Katliamı’nın 44. yılı: Faşistler 57 Aleviyi katletti, 300 kişiyi de yaraladı

    PİRHA- Çorum’da 44 yıl önce faşistlerin saldırısında 57 Alevi yurttaş yaşamını yitirirken, 300’e yakın kişi de yaralandı.

    28 Mayıs 1980 günü faşist saldırılarla başlayan Çorum Katliamı 10 Temmuz 1980’e kadar devam etti. Saldırılarda 57 Alevi yurttaş yaşamını yitirirken 300’e yakın yurttaş da yaralandı. 300’e yakın ev ve işyeri ise tahrip edildi.

    27 Mayıs 1980 günü MHP’li bakanlardan Gün Sazak’ın öldürülmesinin ardından Çorum’da ırkçılar saldırıların fitilini ateşledi. Ancak, Maraş Katliamı’nın etkisiyle halkın sokaklara barikatlar kurarak kendilerini savunmaları sonucunda o gün saldırganlar istedikleri sonucu alamadı.

    ALEVİLERİN VE SOLCULARIN EVLERİNE SALDIRILAR

    1 Temmuz 1980 Çorum’da ırkçıların yeniden saldırılara başlaması sonucunda yer yer çatışmalar yaşandı. Alevi ve sol görüşlü yurttaşların evlerine yapılan saldırılarda 4 kişi yaşamını yitirdi. 2 Temmuz sabah saat 06.00’da başlamak üzere Çorum’da yeniden sokağa çıkma yasağı ilan edildi.

    IRKÇILAR ÇOK SAYIDA İŞYERİNİ ATEŞE VERDİLER

    2-3 Temmuz günleri sokağa çıkma yasağına rağmen, saldırganlar bombalı ve silahlı saldırılarını sürdürdüler. Olaylarda 3 kişi daha öldü ve 5 kişi yaralandı. Irkçılar çok sayıda işyerini ateşe verdiler. Her yerde arama yapılmasına rağmen, faşistlerin saldırı üssü olarak kullanıldığı mahallelerde güvenlik kuvvetleri hiçbir arama yapmadılar.

    KÖYLÜLERDEN PROTESTO EYLEMİ

    Öte yandan 2-3 Temmuz günlerinde Çorum’un Alaca ilçesinde de bin kişilik bir grup saldırıya geçerek 50 işyerini tahrip etti ve 8 kişiyi yaraladı. Mecitözü’ndeki olaylarda da Hisarkavak köyünden bir kişi tabancayla vurularak öldürüldü, 3 kişi yaralandı. Hisarkavaklılar ilçeye gelerek protesto gösterilerinde bulundular.

    FAŞİSTLERİN UZUN MENZİLLİ SİLAHLARLA TOPYEKÜN SALDIRISI

    4 Temmuz Cuma günü saldırgan güruh, Çorum’da sokağa çıkma yasağı kaldırıldıktan sonra uzun menzilli silahlar ve bombalarla topyekün bir saldırıya geçtiler; ikinci bir Maraş katliamı yaratmayı amaçladılar. Önceden planladıkları saldırılarla Çorum bir savaş alanı oldu.

    “CAMİ BOMBALANDI” YALANI

    Cuma günü olaylar, TRT’nin Milönü Mahallesi’nde bulunan Alaaddin Camisinin bombalandığı ve kurşunlandığı şeklinde yalan haberleri yaymasıyla doruk noktasına çıktı. TRT Çorum muhabiri bu haberi kendisinin yapmadığını söylese de, TRT polis kaynaklı olduğunu söylediği haberde ısrar etti. Aynı anda bütün camilerde benzer propagandalar yapıldı. Camilerden boşalan vatandaşların büyük bir kısmı haberin yalan olduğunu anlayınca faşistlerin peşinden gitmedi. Ancak, “Komünistler camileri yakıp yıkıyor” söylentileri şehirde yoğun bir şekilde işlendi ve bir kısım yurttaş tahrik edildi. Sigortaevleri, Terlemezevler semtlerinde başlayan olaylarda bazı polisler de kalabalık faşist topluluklara öncülük ettiler. Gösteri ve saldırılar daha sonra sol görüşlü kişilerin oturduğu mahallelere yayıldı ve yüzlerce ev çıkarılan yangınlar sonucu hasar gördü. Saldırıların yöneldiği semtlerde, faşistlerle halk arasında yoğun çatışmalar oldu. Çorum’da olaylar süresince, 57 Alevi katledilmiş, 300’e yakın yurttaş ise yaralanmıştı. 300’e yakın ev ve işyeri de tahrip edilerek yıkılmıştı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Maraş’ta faşist saldırılarda katledilen Aleviler anıldı; yüzleşme çağrısı yapıldı- VİDEO

    Maraş’ta faşist saldırılarda katledilen Aleviler anıldı; yüzleşme çağrısı yapıldı- VİDEO

    PİRHA- Alevi kurum başkanları, Maraş Katliamı’nın 45’inci yılında katliamın yapıldığı Yörükselim Mahallesi’nde açıklama yaptı. Devletin Maraş Katliamıyla yüzleşmesi için çağrı yapan Aleviler, “Bu katliam da tıpkı diğer Alevi katliamları gibi devletin gözetiminde gerçekleşmiştir. Aradan geçen bunca zamana karşın hiçbir şey değişmemiştir” dedi. 

    Maraş Katliamı’nın 45’inci yılında Alevi kurumları öncülüğünde Aleviler, katliamı lanetlemek için Maraş Yörükselim Mahallesi’nde toplandı.

    Maraş Valiliği’nin hemen her yıl ‘Kamu düzeni’ gerekçesiyle getirdiği yasağa rağmen toplanan yurttaşlar, katliamın gerçekleştiği Yörükselim Mahallesi’nden Erenler Cemevi’ne yürüyüş yaptı. Katliamda yaşamını yitirenlerin fotoğraflarının yer aldığı pankartın taşındığı yürüyüşte sık sık “Maraş’ı unutma unutturma”, “Aleviler vardır, Alevilik haktır”, “Maraş’ın hesabı sorulacak” sloganları atıldı.

    Yürüyüşün ardından Erenler Cemevinde yapılan anmada ülkücüler tarafından katledilen Aleviler için saygı duruşunda bulunuldu. Anmanın açılış gülbengini, Alevi Bektaşi Federasyonu İnanç Kurulu Başkanı/Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz okudu.

    “45 YIL ÖNCE ALEVİLERE KARŞI İNSANLIK SUÇU İŞLENDİ”

    Alevi kurumları adına ortak açıklamayı okuyan Erenler Cemevi Başkanı Müslüm İbili, Alevilere karşı insanlık suçu işlendiğine vurgu yaparak, şu ifadelere yer verdi:

    “Bu katliam da tıpkı diğer Alevi katliamları gibi devletin gözetiminde gerçekleşmiş, şehirdeki kolluk kuvvetleri herhangi bir müdahalede bulunmayarak katliama ortak olmuştur. Maraş’ta yaşlı, genç, çocuk yüzlerce insan sadece Alevi oldukları için hunharca katledildi. Evler yakılırken canını kurtarmaya çalışan insanlar baltalarla öldürüldü.

    Aradan geçen bunca zamana karşın hiçbir şey değişmemiş, tam tersi bu 45 yılın 21 yılında iktidar olan AKP de Alevi düşmanlığının odağı haline gelmiştir. Bugün ülkede bir tek bakan Alevi değilken, ordu komutanı yokken Alevi güzellemesi yapılması tam da AKP pişkinliği ve yüzsüzlüğüdür. Tarih boyunca Alevileri katledenler, bugün dedelere maaş, cemevlerine ise “kültür merkezi” gömleğini giydirerek Alevileri katletme ve asimile etme peşindeler. Bu vesileyle belirtelim ki, devletten maaş alan ya da alacak olan dedeler, Kerbela’da Ali Askeri, Maraş’ta Ali Traş’ı, Madımakta Koray Kaya’yı katledenlerle el sıkışmış sayılacaktır.

    “FAŞİZM İKTİDARINI KORUMAK İÇİN HER DÖNEM ALEVİLERİ HEDEF ALDI”

    Faşizm, iktidarını korumak için her dönemde Alevileri hedef almıştır. Çünkü tekçi, ırkçı ve siyasal İslamcıların korkulu rüyası 73 millete bir nazarla bakan Alevilerdir. Bu bağlamda Malatya, Maraş ve  Çorum’da Alevi katliamları yaparak 12 Eylül faşist darbesini gerçekleştirmiştir. Biz Aleviler, her türden tekçiliğe ve ırkçılığa karşı 73 millete bir nazarla bakmaya devam edeceğiz. Başta Alevi katliamları olmak üzere hiçbir katliamı unutmadık, unutturmayacağız.”

    “KATİLLERİ KORUYAN BİR ZİHNİYETLE KARŞI KARŞIYAYIZ”

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan da, konuşmasına katliamda yaşamını yitirenleri anarak başladı. 45 yıl geçmesine rağmen Maraş Katliamı’nın faillerinin yargılanmadığına dikkat çeken Aslan, “45 yıl önce bu topraklarda katliamı yaşatanlar bugün bu ülkede hala iktidarlarını sürdürmeye devam ediyorlar. Katilleri sürekli koruyan bir anlayışla karşı karşıyayız” dedi. Dinselleşen eğitime de değinen Aslan, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in tarikat ve cemaatlerle eğitim alanında işbirliği yapma konusundaki açıklamalarına işaret ederek, “Bugün bu ülkenin Milli Eğitim Bakanı, tarikatlarla iş birliği yapacağını Meclis’te söyleyip meydan okuyor. Laik, bilimsel eğitime meydan okuyan o bakanın koltukta oturmaması için cevap vermemiz gerekiyor. Eğitimin tümü medreselere dönüştü. Bilin ki 45 yıl önce Maraş’ta katliam yapanlarla aynı zihniyeti taşıyorlar” diye konuştu. Aslan sözlerini, barış ve örgütlenme çağrısıyla sonlandırdı.

    ERCAN GEÇMEZ: DEVLET KATLİAMLARLA YÜZLEŞMELİ

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez, Türkiye’de çok sayıda katliamın yapıldığını ve devletin tüm bu katliamların üstünü örttüğünü belirtti.

    Alevi halkının en temel taleplerinden birinin katliamlarla yüzleşilmesi olduğunu söyleyen Geçmez, “Yaşanan tüm katliamlarla yüzleşmek gerekir. Anayasada böyle bir madde olsun. Bunları görmediğimiz sürece katliamlar, anmalar bitmeyecek. Birlikte yaşamak istiyorsak hepimizin çeşitliliğinin kıymetli olduğunu bilmeliyiz. Türkiye bir anmalar ülkesi noktasına geldi. Aleviler toplumsal yüzleşme talep ediyor” sözlerini kullandı.

    “BUNLARIN OYUNLARINA DİZ ÇÖKMEYECEĞİZ”

    Almanya Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Genel Başkanı Hüseyin Mat, Maraş’ta yapılan katliam ve asimilasyonun uzantısının günümüzde devam ettiğine dikkat çekerek şunları söyledi:

    “Maraş’ta yapmak istediklerini yapamayanlar şimdi Alevilerin içine fesat koymaya çalışıyor. Alevi kurumlarını karşı karşıya getirmek için resmi devlet ideolojisi adım atmaya başladı. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, devletin Aleviler üzerindeki operasyondur. Ancak biz devletin Alevisi olmayacağız. Bunların oyunlarına diz çökmeyeceğiz.”

    “TÜRKİYE’DE KATLİAMLAR SİLSİLESİ YAŞANIYOR”

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mardin Milletvekili Saliha Aydeniz ise Maraş Katliamı’nın Alevi ve Kürtlere yönelik bir soykırım olduğuna vurgu yaparak, “Maraş, Türkiye’deki katliamlar silsilesinin bir devamıdır. Koçgiri, Çorum, Maraş’tan sonraki katliamların hiçbiriyle yüzleşilmedi. Ancak burayı Alevisizleştirmek isteyenlere inat kendi topraklarımızda yaşamı yeniden inşa edelim. Bir araya gelerek, toplumsal örgütlülüğümüzü büyütelim” dedi.

    “GENELKURMAY ARŞİVLERİ AÇILMALI”

    CHP Maraş Milletvekili Ali Öztunç da, katliama ilişkin Genel Kurmay arşivlerinin açılmasını ve gerçek faillerin bulunmasını talep etti.

    “MARAŞ’TA İNSANLIĞA KARŞI SUÇ İŞLENDİ”

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan ise Maraş’ta insanlığa karşı suç işlendiğini kaydederek, “Devlet failleri ortaya çıkarmadı. Hatta faillerin bir kısmını alıp milletvekili yaptı. Bu zihniyet kendisine göre bir Alevi tarifi yapıp o çerçeve içerisine koymak istiyor. Buna karşı mücadele edip bütün sorunlarımızı demokrasi çerçevesinde çözmeliyiz” şeklinde konuştu.

    Konuşmaların ardından semah dönüldü, katliamda yaşamını yitiren Aleviler için karanfil bırakıldı.

    PİRHA/ MARAŞ

     

  • Faşistlerin Alevileri öldürdüğü Maraş Katliamı’nın 45. yılı: Hala failler yargılanmadı!

    Faşistlerin Alevileri öldürdüğü Maraş Katliamı’nın 45. yılı: Hala failler yargılanmadı!

    PİRHA- Maraş Katliamı’nın üzerinden 45 yıl geçti, 19 Aralık 1978’de başlayıp, bir hafta süren faşist saldırılarda 111 kişi Alevi oldukları için öldürüldü. 100’ün üzerinde kişinin yaralandığı katliamda, 200’ün üzerinde ev, 70’e yakın iş yeri yakıldı, yağmalandı. Katliamın failleri hala ortaya çıkarılmadı. 

    Maraş’taki gerici-faşist grupların 19 Aralık 1978’de Çiçek Sineması’na yerleştirdiği bir bomba katliama giden sürecin başlamasına neden oldu.

    Türkoğlu ilçesinden gelen bir grup faşist, “Kanımız aksa da zafer İslam’ın” ve “Müslüman Türkiye” sloganlarıyla kitleyi Cumhuriyet Halk Partisi ve TÖB-DER binalarına saldırttı.

    Bombanın patlamasından hemen sonra, Ülkücü Gençlik Derneği Maraş Şube Başkanı Mehmet Leblebici ve 2. Başkan Mustafa Kanlıdere’nin talimatlarıyla bombayı attığı iddia edilen Ökkeş Kenger Ankara’ya ÜGD’ye telefon ederek “yardım” talebinde bulundu.

    Ertesi gün Alevilerin oturduğu bir kıraathane bombalandı.

    21 Aralık’ta iki Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği (Töb-Der) üyesi öğretmenler öldürüldü.

    22 Aralık’ta bu iki öğretmenin cenazesini taşıyanlara, faşistler “Komünistlerin, Alevilerin cenaze namazı kılınmaz” diyerek saldırdı.

    Bağlarbaşı Cami İmamı Mustafa Yıldız, cuma vaazında şu cümleleri sarf etti:

    “Oruç tutmak namaz kılmakla hacı olunmaz, bir Alevi öldüren beş sefer Hacca gitmiş gibi sevap kazanır; bütün din kardeşlerimiz hükümete ve komünistlere, dinsizlere karşı ayaklanmalıdır; çevremizde bulunan Alevileri ve CHP’li Sünni imansızları temizleyeceğiz.”

    Kalabalık dağılıp cenazeler ortada kalırken; güvenlik güçlerinin müdahalesiyle karşılaşmayan saldırgan kalabalık, kent çarşısına yürüyerek Alevilere ve CHP’lilere ait işyerlerini tahrip etti. Saldırılarda 3 insan öldürüldü.

    22 Aralık gecesi faşistler, Sünni mahallelerinde Alevilerin silahlı saldırı yapacağı iddiasıyla propagandaya girişti.

    23 Aralık’ta Maraş’taki olaylar solculara ve Alevilere dönük bir kıyama dönüştü.

    BELEDİYE HOPARLÖRÜNDEN KATLİAM ÇAĞRISI

    23 Aralık sabahına Maraşlılar belediye hoparlöründen yapılan şu anonslarla uyandılar:

    “Alevi komünistler suya zehir kattılar, Aleviler Yörük Selim Mahallesi’nde din kardeşlerimizi katlediyor, yetişin ey Ümmet-i Muhammet, Allah’ını seven Müslümanlar Alevilere karşı din kardeşlerinin yardımına koşsun.”

    Bu anonslar katliamın da çağrısıydı. Aralıksız dört gün süren katliamda saldırganlar önceden işaretledikleri Alevi evlerine baltalar, satırlar, sopalar ve ateşli silahlarla saldırıya geçti. Yaşlı, genç, çocuk demeden toplu kıyıma başlandı. Hamile kadınların karınları deşildi. Kadınlar, eşleri ve çocuklarının gözleri önünde tecavüze uğradı. Katliam olurken güvenlik güçleri ortada yoktu.

    24 Aralık’ta sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Ancak kentte hiçbir güvenlik gücü yoktu. Bu koşullarda 24 Aralık günü, faşistlerin çevre köy ve ilçelerden getirdiği silahlı grupların takviyesiyle, kıyım insanlık dışı boyutlar kazandı.

    111 KİŞİ KATLEDİLDİ, SORUMLULAR HALA YARGILANMADI!

    25 Aralık akşamı tamamen yatışan saldırılarda, resmen saptanabilen resmi olarak katledilen insan sayısı 111’di. Katliamın ardından, binlerce Alevi Maraş’ı kaçarcasına terk etti. 210 ev ve 70 işyeri yakılıp yıkılmıştı.

    Hükümet aylarca direndiği sıkıyönetimi ilan etmek zorunda kaldı. Maraş Katliamı davası 1991 yılına kadar sürdü. Davanın 1 No’lu sanığı sonradan Şendiller soyadını alan ve milletvekili olan Ökkeş Kenger’di. Mahkum olanlar yıllar süren yargılamadan sonra indirimlerden yararlandı ve serbest kaldılar.

    ECEVİT’İN ARŞİVİNDE AYRINTILAR; KATLİAMDA MİT’İN PARMAĞI

    Olayların yaşandığı tarihte iktidarda bulunan CHP’nin Genel Başkanı ve dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’in arşivinde yer alan ve katliamdan sonra kendisine yakın kaynakların ulaştırdığı rapor, Maraş Katliamı’nda MİT’in parmağı olduğunu gösteriyordu. Ecevit’in arşivindeki 3 Ocak 1979 tarihli raporda, MHP-MİT ilişkileri ve Maraş Katliamı ile ilgili şu ayrıntılar yer alıyor:

    “CHP iktidarı devraldıktan sonra vuku bulan büyük olaylar (Malatya, Sivas ve Maraş) çıkacağına dair 1-2 ay evvelinden haber verilmediğinden yüzlerce vatandaşımızın can ve mal kaybına sebebiyet vermişlerdir. Önceden haber vermek bir tarafa, olayın yaratılmasında en etkin rolü oynamışlardır. Nitekim Maraş olayı MİT’ten…. müşterek planlamaları ile çıkartılmıştır. Türkeş, oraya ….’in tavassutuyla ….’u tayin ettirerek Güney bölgesini ele geçirmiş ve Maraş olaylarını tertip ettirmiştir, MİT olayın içinde olmasaydı Maraş’tan her türlü istihbaratı aylar evvel alır ve olayın zuhur etmesine meydan vermezdi.”

    Katliamdan bir ay sonra yazılan MİT raporunda; ülkücülerin, solcularla onları destekleyen Alevilere ‘bir ders vermeye’ karar verdiği bildirildi.

    Raporda kararın, MHP il örgütü yöneticileriyle Ülkücü Gençlik Derneği üyeleri ve derneğin bir genel merkez yöneticisinin katıldığı toplantıda alındığı belirtildi. Başka bir MİT belgesinde ise bir sinemaya bomba atılması olayını ÜGD üyesi Ökkeş Kenger’in (Şendiller) düzenlediği, patlamanın ardından da solcular tarafından yapıldığı söylentisi yayıldığı raporda yer aldı. MİT, askeri de günlerce harekete geçmemekle suçladı.

    Maraş Katliamı’nı başlatan Çiçek Sineması’na bomba atılması olayının faili ve sonradan açılan davanın bir numaralı sanığı Ökkeş Şendiller ise, devlet televizyonu TRT’nin 12 Eylül’ü konu alan “Şahların Labirenti” adlı belgeselinin Maraş Katliamı’ndan bahsedilen bölümüne, dönemin ülkü ocakları başkanı, BBP’nin helikopter kazasında ölen Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ile birlikte katılmış ve ikisi de ‘tanık’ olarak adlandırılmıştı. İkili, Maraş Katliamı’nı, ‘aralarında Hrant Dink’in de bulunduğu komünist militanların gerçekleştirdiğini’ iddia etme cüreti sergileyebilmişlerdi.

    MARAŞ DOSYALARI KARA KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI’NDA, AVUKATA VERİLMİYOR

    Maraş Katliamı dosyası sessizce kapatıldı. Maraş Katliamı dava dosyasının müdafi sıfatıyla inceleme talebi Kara Kuvvetleri Komutanlığı tarafından ‘devlet sırrı’ gerekçesiyle reddedildi.

    (HABER MERKEZİ)

    İLGİLİ HABERLER

    > KKK vermiyor; Maraş Katliamı dosyaları için bugün Aleviler mahkemedeydi-VİDEO

    > Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın gizlediği ‘Maraş Katliamı dosyaları’ Meclis gündeminde!

  • Maraş’ta faşistler oğlu Ali’yi vahşice katletmişti: Oğlumu ancak dişinden tanıyabilmiştim-VİDEO

    Maraş’ta faşistler oğlu Ali’yi vahşice katletmişti: Oğlumu ancak dişinden tanıyabilmiştim-VİDEO

    PİRHA- Maraş Katliamı’nda diri diri yakılarak katledilen 14 yaşındaki Ali Tıraş’ın annesi Döne Tıraş yaşanan vahşeti anlattı. Tıraş, “Hamile bir kadını öldürmüşler ve karnını deşerek çıkarttıkları bebeğini annesinin göğsüne çivilemişlerdi. Bir kadına ise kestikleri çocuklarının etini yedirmek istemişlerdi” dedi. 

    Maraş Katliamı’nın acısı dinmiyor. Katliamın üzerinden 44 yıl geçti ancak failler hala ortaya çıkarılmadı. 19 Aralık 1978’de başlayıp, bir hafta süren faşist saldırılarda 111 kişi Alevi oldukları için öldürüldü. 100’ün üzerinde kişinin yaralandığı katliamda, 200’ün üzerinde ev, 70’e yakın iş yeri yakıldı, yağmalandı.

    Katledildikten sonra bedeni yakılarak, cenazesi bir kazan içinde ailesine teslim edilen 14 yaşındaki Ali Tıraş’ın annesi Döne Tıraş (92) o dönem yaşanan vahşeti CAN TV’de Rohat Emekçi’nin sunduğu  Jin û Jiyan programında anlattı.

    “EVİMİZ İŞARETLENDİ, ALİ’Yİ KATLETMİŞLERDİ”

    Döne Tıraş, 1978 yılının Ağustos ayında Maraş’a bağlı Bağlarbaşı Mahallesi’ne taşındıklarını ve 4 ay sonra katliamın gerçekleştiğini söyledi. Tıraş, ilk olarak evlerine çarpı işareti atıldığı bilgisini paylaşarak, “Katliamın olduğu sene Maraş’a göçtük. Ali orada okula başladı. Öğretmeni Ali’ye namaz kılmasını söylemiş, Ali de namaz kılmayacağını söylemiş. Elbistan’a dönerek orada okumak istediğini söylüyordu. Katliamın olduğu zaman evimize çarpı işareti attılar. Ali’yi aramaya çıktım ama bulamadım. Katliamı yapanları gördüğümde ‘Ali’yi verin evimin tapusunu size vereceğim’ dedim. Onlar ise ‘Sen ne zırlıyorsun biz Ali’yi Karaoğlan’a kurban ettik’ dediler. Ali’yi öldürdüklerini biliyordum ve geri dönerek Karamaraş’ta saklandık. Arabayla aşağı giderken muhtar olan bir adamla karşılaştık. 4 kişi yukarıdan bizi taramaya başladılar ve o adam yaralandı. Benden eşarbımı istedi. Eteğimden bir parça kopararak yarasına bağladı ve kanı durdurmaya çalıştı. Beni de öldüreceklerdi ama bir komşumuz beni kurtardı. Kara Maraş’a giderek bir devlet binasına sığındık, bir çocuk orada camları kırarak bizleri kaçırdı ve Pazarcık köylerine dağıttılar. Yine bizim Kürt ve Alevi toplumu Elbistan’ın Köyü olan Çiftlik köyüne gittiler” diye konuştu.

    “KIZININ BACAĞINI KESİP ANNESİNE YEDİRMEK İSTEMİŞLER”

    Tıraş, bir kadının kızının bacaklarının kesilerek annesine yedirilmek istendiğine olan şahitliğini, “Ali, Ali diye ağıt yakıp oğlumu arıyordum. Çokyaşar Mahallesi’ne de gittim. Orada bir asker vardı. Ali Doğan adında biri bana dedi ki, ‘Döne, bu rütbeli ve Tuncelili bir askerdir. Bununla beraber git.’ Askere, ‘oğlumu arıyorum’ dedim. Hastaneye gittik. O dönem yaralı olanları Adana’daki bir hastaneye gönderiyorlardı. Gidip Ali’nin ismi olup olmadığına baktım. Orada bir kadın gelip ‘Abla sen Kürt müsün?’ diye sordu. Çocuklarını öldürüp kızlarının bacaklarının koparıldığını söyledi. Kadının eli ayağı yüzü kanlar içerisindeydi. Meğerse çocuklarının etini yedirmek istemişler. Ellerinde kızının kesilen bacağından et parçaları vardı” diye konuştu.

    “KADININ KARNINI DEŞİP BEBEĞİ GÖĞSÜNE ÇİVİLEMİŞLERDİ”

    Hamile bir kadının karnının deşilerek bebeğinin çıkartıldığını ve göğsüne çivilendiğini belirten Tıraş, “Maraş doğum hastanesi var oraya da gittim. Bir kadını öldürmüşler tel ile direğe bağlamışlar ve bebeğini karnından çıkartıp göğsüne çivilemişlerdi. Kadının her yeri kanlar içerisindeydi. Orada bağırdım; ‘Yezitler, vicdansızlar bizler size ne yaptık’ dedim. Orada bir kişi çıkıp bu kadını Elazığ’a gönderin dediler. Beni değil faşistleri Elazığ’a gönderin dedim” şeklinde konuştu.

    “CENNET ŞİMAL’N GÖZÜNÜ TORNAVİDA İLE ÇIKARDILAR”

    Pazarcık’ta tanından Elif Ana’nın ablası olan Cennet Şimal’ın gözlerinin tornavida ile oyulduğuna şahit olan Tıraş, “Daha sonra beni buzhaneye yani Morga götürdüler. Ali Ali diyerek feryat ediyordum ve oğlumu arıyordum morgta bir sürü cenaze gördüm. Bir kadının göğsünü kesmişler, kestikleri göğsünü de çocuğunun ağzına koymuşlardı. Orada Cennet Şimal’ı da gördüm. Cennet Şimal Elif Ana’nın ablasıdır. O dönem bizim yaptığımız evin inşaatına kum getiren demirci Cuma, Cennet Şimal’ın sağ gözünü tornavida ile çıkarttı. ’90 yaşındaki kadının gözünü niye çıkartıyorsunuz Allah’tan korkmuyor musunuz?’ diye sordum. ‘Bir Alevi öldürürsek biz cennetlik oluruz, kitabımızda yazıyor’ dedi” ifadelerini kullandı.

    “ALİ’Yİ DİRİ DİRİ YAKMIŞLARDI, DİŞİNDEN TANIDIM”

    Döne Tıraş, oğlu Ali Tıraş’ın diri diri yakıldığını ve cenazesinin bir kazan içerisinde getirilip bir bodrumda bırakıldığını söyleyerek o günü şöyle anlattı:

    “O dönem Kayseri’den gelen askerlerle birlikte sıkı yönetim ilan edildi. Oğlu ve kızları öldürülen Ayşe ismindeki kadın ve ben artık ağıt yakıyorduk. O dönem gelen askerlerden oğlumun bulunmasını istedim. Yanıma birkaç asker ve polis vererek Karamaraş’a gittik başlarındaki komutan ‘Ali neredeyse ölü ve sağ gidip getirin’ dedi. Ali’yi bizim oradaki bir evin bodrumuna atmışlardı. Ali’nin dişlerini sökmüşlerdi, cenazesi tanınmayacak haldeydi. Ali’nin ölüsünü bir kazanın içine koyarak getiriyorlar, komşunun kilerine bırakıyorlar. Ali’nin cenazesi tanınmıyordu. ‘Oğlumu dişlerinden tanırım’ dedim, bir dişini çekip getirdiler, ondan tanıdım. Dişi hala bendedir. Ali’yi başka türlü o haliyle kimse tanıyamazdı.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Ali İsmail Korkmaz’ın katledilmesinin üzerinden 9 yıl geçti

    Ali İsmail Korkmaz’ın katledilmesinin üzerinden 9 yıl geçti

    PİRHA-Anadolu Üniversitesi öğrencisi Ali İsmail Korkmaz, Eskişehir’deki Gezi eylemleri sırasında sivil faşistler ve polisler tarafından dövülerek katledilmişti. Ali İsmail Korkmaz, ölümünün yıl dönümünde birçok yerde eylem ve etkinliklerle anılacak. Korkmaz, hayatta olsaydı bugün 28 yaşında olacaktı.

    19 yaşındaki Anadolu Üniversitesi öğrencisi Ali İsmail Korkmaz, Eskişehir’deki Gezi eylemleri sırasında sivil faşistler ve polisler tarafından girdiği sokakta sıkıştırılmış ve dövülmüştü. Polis tarafından darp edildikten sonra eli sopalı faşistler tarafından iki defa daha darp edilmişti.

    Darp edildikten sonra gittiği hastanede tedavi görememiş, ilk tıbbi müdahaleyi ancak 20 saat sonra alabilmişti. Beyin kanaması geçirdiği anlaşılan 19 yaşındaki Korkmaz 38 gün komada kaldıktan sonra 10 Temmuz 2013’te hayatını kaybetti. Ali İsmail Korkmaz, yaşasaydı bugün 28 yaşında olacaktı.

    KATİLLERİ CEZASIZ KALDI

    Ali İsmail Korkmaz’ın ölümü ile ilgili olarak 5’i tutuklu 8 sanık hakkında ‘suç kastıyla kasten adam öldürmek’ suçundan ömür boyu hapis cezası istendi. 21 Ocak 2015 tarihinde görülen davada; polis memuru Mevlüt Saldoğan ‘kasten ölüme sebebiyet vermek’ suçundan 13 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Cezası ‘sanığın geleceğine etkisi’ göz önüne alınarak 10 yıl 10 aya indirilerek tutukluluk halinin devamına karar verildi. Tutuksuz sanık polis Yalçın Akbulut 12 yıl hapis cezasına çarptırıldı, aynı gerekçeyle 10 yıl hapisle birlikte tutuklamasına karar verilerek ceza evine gönderildi.

    O sokakta fırıncılık yapan sivil faşistler İsmail, Ramazan Koyuncu ve Muhammet Vatansever ise yaralama suçundan 8’er yıl hapis cezasına çarptırıldılar. Cezaları suça yardım düzeyinde kaldığı için 3 yıl 4 aya indirildi. Diğer polis memurları Şaban Gökpınar ve Hüseyin Engin delil yetersizliğinden beraat ettiler.

    Eskişehir 2. İdare Mahkemesi, İçişleri Bakanlığı’nı Ali İsmail Korkmaz’ın ailesine 57 bin 180 lirası maddi, 650 bin lirası da manevi olmak üzere toplam 707 bin 180 lira tazminat ödemeye mahkûm etti.

    Dava sürecinde duruşmalar ‘güvenlik’ gerekçesiyle Eskişehir’den Kayseri’ye alındı. Her duruşmaya Korkmaz’ın ailesi başta olmak üzere onlarca kişi katılarak sahiplendi. Dava sonucunda sanıkların bir kısmının beraat etmesi bir kısmının ise çok az cezalar alması tepkilere neden oldu. Korkmaz’ın ailesi ‘Bu ülkede adalet yok’ diyerek verilen karara isyan etti.

    ALİ İSMAİL’İN ADI BİRÇOK YERDE YAŞATILIYOR

    Korkmaz’ın ölümü sonrasında Fikir Kulüpleri Federasyonu’nun (FKF) katkılarıyla Eskişehir’de bir meydana Ali İsmail Korkmaz’ın heykeli dikildi. Fenerbahçe taraftarları ‘Ali İsmail Korkmaz’ marşını besteleyerek çeşitli maçlarda bu marşı söylediler.

    Kadıköy Belediyesi tarafından Rasimpaşa Mahallesi, İskele Sokak’ta bulunan eski bir otopark alanı, parka dönüştürülerek Ali İsmail Korkmaz’ın adı verildi.

    1907 ÜNİFEB Çukurova Üniversitesi örgütlenmesi tarafından Niğde Kemerhisar’da Ali İsmail Korkmaz Hatıra Ormanı yapıldı.

    Hatay Samandağ Belediyesi tarafından ilçe girişinde bulunan bir köprüye Ali İsmail Korkmaz adı verildi.

    Korkmaz ailesi, kurdukları Ali İsmail Korkmaz Vakfı ile öğrencilere, yaşlılara, doğaya, hayvanlara, sanatçılara, esnaflara ulaşan etkinlikler yapıyor ve öğrencilere burs sağlıyor.

    (HABER MERKEZİ)