Etiket: fatih polat

  • Gazeteci Fatih Polat: Pek çok taşın yerinden oynadığı bir yıl oldu!-VİDEO

    Gazeteci Fatih Polat: Pek çok taşın yerinden oynadığı bir yıl oldu!-VİDEO

    PİRHA – Gazeteci Fatih Polat, 2025 yılını değerlendirirken, hem Türkiye’de hem de bölgede “pek çok taşın yerinden oynadığı” bir dönemin geride kaldığını söyledi. Ekonomik yoksullaşmadan emek hareketine, medya üzerindeki baskılardan Kürt sorunu ve barış sürecine kadar geniş bir çerçevede değerlendirmelerde bulunan Polat, sendika bürokrasisinin sınıf hareketindeki rolüne dikkat çekti; 2025’in aynı anda hem baskıların hem de kitlesel mücadelelerin yılı olduğunu vurguladı.

    Gazeteci Fatih Polat, 2025 yılını değerlendirdi.

    AKP–MHP iktidarının iç ve dış politikaları doğrultusunda Türkiye’nin 2025’te daha da kritik bir sürece girdiğini belirten Polat, uygulanan ekonomi programlarının işçi, memur ve emeklileri derin bir yoksulluğa sürüklediğini ifade etti. 2026 yılı için belirlenen asgari ücretin açlık sınırının altında kalmasının, krizin daha da derinleşeceğinin göstergesi olduğunu söyledi.

    Bir önceki yıla kıyasla 2025’in sokak hareketlerinin arttığı bir yıl olduğuna işaret eden Polat, “yeni anayasa” ve “barış” taleplerinin daha geniş kesimler tarafından dillendirildiğini kaydetti. Bu süreçte itirazların sokağa taşmasıyla birlikte halk hareketlerinin yanı sıra basın emekçilerinin de hedef haline geldiğini belirten Polat, televizyonlara kayyım atanmasını, muhalif gazetecilere dönük soruşturma ve operasyonları hatırlattı.

    Muhalefetin bütünüyle susturulmak istendiği bir yıl yaşandığını söyleyen Polat, buna karşın toplumsal barış açısından da yeni bir döneme girildiğini vurguladı. 27 Şubat’ta Abdullah Öcalan tarafından yapılan “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı”nın, hem iktidar hem de muhalefet cephesinde yankı bulduğunu ifade etti.

    “SİLAH TEKELLERİNİN KAZANDIĞI BİR YIL”

    2025’i küresel ölçekte değerlendiren Fatih Polat, dünyada sağ siyasetin güç kazandığı bir dönemden geçildiğini, Ortadoğu’da ise ABD öncülüğünde tarihsel bir kırılmanın yaşandığını dile getirdi. Gazze saldırılarıyla birlikte İsrail’in çevresindeki ülkelerin “ordusuzlaştırma operasyonlarına” dahil edildiğini belirten Polat, şunları söyledi:

    “60 binden fazla Filistinlinin katledildiği bir yakın coğrafyadan bahsediyoruz. Ardından bir ‘Amerikan barışı’ geldi ve sonuç olarak yine Amerika’nın çıkarları garanti altına alındı. Gazze’yi yeniden yapılandırma ve bir tatil bölgesine dönüştürme söylemi de bu sürecin parçasıydı.

    Bu dönemde, başta ABD olmak üzere emperyalist güçlerin silah teknolojilerinin yeni ürünleri, insanların canı ve kanı pahasına Ortadoğu sahasında test edildi. 2025, aynı zamanda ekonomik kriz emarelerinin konuşulduğu bir dönemde silah tekellerinin borsada kârlarını katladığı bir yıl oldu.”

    “YOKSULLAŞMA DERİNLEŞTİ EMEK HAREKETİ İNİŞLİ ÇIKIŞLI SEYRETTİ”

    Ekonomik yoksullaşmanın Mehmet Şimşek programıyla birlikte daha da derinleştiğini söyleyen Polat, emek hareketinin yıl içindeki pratiklerine de dikkat çekti. Türkiye’nin yılı, ilk kez açlık sınırının altında belirlenen bir asgari ücretle kapattığını hatırlatan Polat, şu değerlendirmede bulundu:

    “Türk-İş’in açıkladığı açlık sınırının 30 bine dayandığı bir dönemde 28 binli rakamlarda bir asgari ücret belirlendi. Asgari ücret yalnızca bir kesimi değil, tüm emekçileri ilgilendiren bir standarttır. Toplu sözleşmelerin tamamında ölçü alınan bir referanstır bu. Bu programın uygulanmasında emperyalist kurumların baskılarının da etkili olduğu bir süreç yaşandı.”

    Emek mücadelesinin yıl boyunca inişli çıkışlı seyrettiğini belirten Polat, Tokat’ta Şık Makas işçilerinin direnişini örnek gösterdi. DİSK’in Ankara yürüyüşünü hatırlatan Polat, sendikal yapıların tutumuna ilişkin ise şu eleştiriyi yaptı:

    “HAK-İŞ’i iktidara yedeklenmiş bir konfederasyon olarak saymıyorum bile. Türk-İş açısından ise belki de en kötü dönemlerinden biri yaşanıyor. Türk-İş başkanının masada olmamayı bir tür ‘suç ortaklığından kurtulma’ gibi sunması kabul edilemez. Oysa Türk-İş masada ve sahada olsaydı, Türkiye’nin en büyük konfederasyonu olarak bu tablo ortaya çıkmazdı. Sınıf hareketindeki sendika bürokrasisinin pozisyonu, emekçilerin ezilmesinde pay sahibidir.”

    Polat, yılın sonuna doğru düşük ücretli otellerde kalmak zorunda kalan emeklilerin, otogarlarda yaşayan ailelerin haber olduğunu hatırlatarak, “Türkiye sokakta yaşayan insan sayısının arttığı bir yöne girdi. Yoksullaşma çok daha derinleşti” dedi.

    “HEM BASKI HEM MÜCADELE YILI”

    2025’e damga vuran siyasal gelişmelerden birinin Ekrem İmamoğlu ve CHP’li belediyelere yönelik operasyonlar olduğunu söyleyen Polat, İmamoğlu’nun diplomasının iptal edilmesi ve ardından tutuklanmasını hatırlattı. Ancak bu sürecin yalnızca bir baskı dönemi olarak okunamayacağını vurguladı:

    “İstanbul Üniversitesi öğrencilerinin barikatları yıkarak başlattığı mücadele, Gezi’den sonra Türkiye’nin dört bir yanında kitlesel protestolara yol açtı. Maltepe’de yaklaşık 2 milyon kişinin katıldığı eylem, İBB’ye kayyım atanması planını durdurdu. Bir yanda gözaltılar ve tutuklamalar var ama diğer yanda iktidarın her istediğini yapamadığı bir tablo da var. Türkiye, mücadele nüveleriyle yeni bir yıla giriyor.”

    “ÖCALAN YENİ BİR DÖNEMİN KAPISINI AÇTI”

    2025’in en önemli siyasal başlıklarından birinin Barış ve Demokratik Toplum Süreci olduğunu belirten Polat, Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat’taki çağrısının ardından yaşanan gelişmeleri şöyle değerlendirdi:

    “PKK, çağrı doğrultusunda fesih kongresi gerçekleştirdi. 11 Temmuz’da Meclis’te bir komisyon kuruldu, toplantılar yapıldı, raporlar hazırlandı. DEM Parti, Emek Partisi ve TİP’in raporları Kürt meselesinin kök nedenlerine eğilen bir yerde duruyor. CHP’nin raporu ise ürkek ve beklentileri karşılamaktan uzak. İmralı konusundaki tavrı da doğru değildi. Oysa bu komisyon Öcalan’ın talebiyle kuruldu.”

    AKP’nin süreci iktidarını pekiştirme ve muhalefeti bölme aracı olarak değerlendirmek isteyebileceğini söyleyen Polat, buna rağmen demokratik güçlerin sürece edilgen değil, müdahil bir aktör olarak yaklaşması gerektiğini vurguladı.

    “MEDYADA DA PEK ÇOK TAŞ YERİNDEN OYNADI”

    Medya alanındaki gelişmeleri de değerlendiren Polat, AKP döneminde gazetecilere yönelik baskıların yeni bir evreye geçtiğini söyledi. Daha önce ağırlıklı olarak Kürt basını ve muhalif medya hedef alınırken, artık iktidara yakın isimlerin de bu baskıdan payını aldığını belirtti.

    “Fatih Altaylı’nın tutuklanması, medya içindeki yapıların, iktidar–sermaye ilişkilerinin ve Erdoğan sonrası tartışmaların bir yansımasıdır. 2025, Bilal Erdoğan’ın yeniden sahneye çıktığı, çeşitli açılışlarda boy gösterdiği bir yıl oldu. Tüm bu arka planla birlikte 2025, gerçekten de pek çok taşın yerinden oynadığı bir yıl oldu. Türkiye 2026’ya böyle giriyor.”

    Eren GÜVEN/İSTANBUL

  • Evrensel Genel Yayın Yönetmeni Polat’tan çağrı: Dayanışmaya ihtiyacımız var

    Evrensel Genel Yayın Yönetmeni Polat’tan çağrı: Dayanışmaya ihtiyacımız var

    PİRHA-Basın İlan Kurumu (BİK), Evrensel’in resmi ilan ve reklam yayımlama hakkını tümüyle iptal etti. Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat, “Yapılanlar seçim süreciyle de alakalı bir durum, bize yönelik susturma operasyonu muhalefete yönelik susturma girişimleriyle beraber düşünülmeli” dedi. Polat, Evrensel ile dayanışma çağrısında bulundu. 

    Basın İlan Kurumu (BİK), Evrensel gazetesinin resmi ilan ve reklam yayımlama hakkını tümüyle iptal etti. Eylül 2019’da alınan resmi ilan ve reklam durdurma kararı sebebiyle Evrensel’e 3 yıldır hukuksuz şekilde ilan verilmiyordu. Alınan son kararla, askıda tutulan bu hak tümüyle iptal edilmiş oldu.

    BİK Genel Müdürlüğü tarafından Evrensel’e iletilen tebligatta, gazetenin okurlarının bayilerden birden fazla gazete satın alması, kurum abonelikleri ve kayıt defterlerinin düzenli tutulmadığı iddiası iptal kararına gerekçe gösterildi.

    “BASIN İLAN KURUMU’NUN KADROSU AKP POLİTİKALARINA GÖRE ŞEKİLLENİYOR”

    Basın İlan Kurumu’nun 2018 yılında Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’na bağlandıktan sonra AKP politikalarına göre kadro yapısının şekillendiğini belirten Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat, “Basın İlan Kurumu kuruluş gerekçesi fikir farklılığı gözetmeksizin bütün basının ilanlarla desteklenmesiyle tarafsız olması gerekirken, AKP’lileşmeyle birlikte varlık gerekçeleri inkâr edildi. Basın İlan Kurumu, 2019 yılının Eylül ayında okur dayanışmasını gerekçe göstererek Evrensel Gazetesi’ne ilan akışını durdurma kararı aldı. Türkiye’de iktidar gazetelerinin gerçek tirajlarıyla ilan almak için gösterilen tirajlar arasında devasa farklar var. Basın İlan Kurumu, bu konuda asla bir denetim yapmıyor. Pandemi döneminde bayilerin denetlenemediği sürecin ardından normalleşmeye geçilmesiyle birlikte bayi denetimleri başladı ve temmuz ayında son denetim oldu” dedi.

    “DAHA FAZLA DAYANIŞMAYA İHTİYACIMIZ VAR”

    17 Ağustos’ta Basın İlan Kurumu kararını kendilerine ilettiğini söyleyen Polat, şunları ifade etti:

    “Alınan karar bizim elimize 22 Ağustos’ta ulaştı. İletilen kararda ilan hakkımızın iptal edildiği belirtiliyor. Tamamen düzmece gerekçeler var, sendikaların, partilerin ve belediyelerin toplu gazete alması gerekçe gösteriliyor. Herkes üyelerine dağıtmak için gazete alır örneğin Türk Hava Yolları seçtiği gazeteleri alıp yolcularına dağıtıyor. Böyle bir suçlama olamaz, bu tamamen aslında bir gazeteyi boğmak için gerçekleştirilmiş olan bir şey. Anayasa Mahkemesi’nin Evrensel, Birgün, Cumhuriyet ve Sözcü gazetelerine ilan kesme cezalarıyla ilgili hak ihlali kararının ardından verilen bu karar, Anayasa Mahkemesi’nin Basın İlan Kurumu’yla ilgili yapısal bir sorun var tespitini doğruluyor. Basın İlan Kurumu bu kararıyla AKP iktidarı sürdükçe Evrensel Gazetesi’ni boğma girişimlerinde kararlı olduklarını gösteriyor. Yapılanlar seçim süreciyle de alakalı bir durum. Bize yönelik susturma operasyonu, muhalefete yönelik susturma girişimleriyle beraber düşünülmeli. İktidar kendi önünü açmak için muhalefetin sesine yer veren gazetelerin sesini olabildiğince engellemek istiyor. Evrensel Gazetesi bugüne kadar okurlarının desteğiyle ayakta durmuş bir gazete, o yüzden bu süreci de aşacağız. Bu dönemde okurların gazeteye sahip çıkması son derece önemli, o yüzden daha fazla dayanışmaya ihtiyacımız var” diye konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Gazateci Metin Göktepe, katledilişinin 26’ıncı yılında mezarı başında anıldı-VİDEO

    Gazateci Metin Göktepe, katledilişinin 26’ıncı yılında mezarı başında anıldı-VİDEO

    PİRHA-Gazateci Metin Göktepe, katledilişinin 26’ıncı yılında mezarı başında anıldı. Metin Göktepe’nin ablası Meryem Göktepe yaptığı konuşmada “26 yıl önce şu saatlerde Metin öldürülmüş tutsakların cenazesini izlemek üzere hala yaşıyordu. Ne yazık ki gözaltına alınıp katledildi. Bugün burada olmanız çok kıymetli. Metin’i unutmayacağız, unutturmayacağız” dedi.

    Haber takibi yaptığı sırada gözaltına alınan ve dövülerek öldürülen Evrensel Gazetesi muhabiri Metin Göktepe, katledilişinin 26’ıncı yılında İstanbul Esenler’deki Kemer Mezarlığı’ndaki kabri başında anıldı. Anmaya Göktepe’nin ablası Meryem Göktepe, Türkiye İşçi Partisi Milletvekili Ahmet Şık, Emek Partisi Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, İnsan Hakları Derneği İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri ile Berkin Elvan’ı annesi Gülsüm Elvan da katıldı.

    Göktepe’nin öldürülme ve dava sürecini hatırlatan Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat, gazeteci öldürülmelerinde failin, ceza aldığı ilk dava olduğunu belirtti.

    Metin Göktepe’nin ablası Meryem Göktepe ise “Bugün yine Metin ile buluşmaya geldik. 26 yıl önce şu saatlerde Metin öldürülmüş tutsakların cenazesini izlemek üzere hala yaşıyordu. Ne yazık ki gözaltına alınıp katledildi. Ancak sadece gazeteciler değil bütün ülke halkının, sendikaların ve başta annem olmak üzere bu davanın katillerinin yargılanmadan bitmeyeceğinin mesajını verdi. Bugün burada olmanız çok kıymetli. Metin’i unutmayacağız, unutturmayacağız” diye konuştu.

    EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz de ülkenin bir bütün olarak kriz içinde olduğunu belirterek, birlikte mücadele çağrısı yaptı.

    Türkiye İşçi Partisi İstanbul Milletvekili Ahmet Şık ise her türlü baskılara rağmen gazetecilik yapmaya devam edileceğini kaydetti.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Gazeteci Metin Göktepe katledilişinin 23. yılında mezarı başında anıldı

    Gazeteci Metin Göktepe katledilişinin 23. yılında mezarı başında anıldı

    Görevi başındayken polislerce gözaltına alınan ve dövülerek öldürülen Evrensel Muhabiri Gazeteci Metin Göktepe, katledilişinin 23. yılında mezarı başında anıldı. 

    Haber takibi yaptığı sırada gözaltına alındıktan sonra dövülerek öldürülen Evrensel Gazetesi Muhabiri Metin Göktepe, katledilişinin 23’üncü yılında mezarı başında anıldı. Esenler’de bulunan Kemer Mezarlığı’ndaki kabri başında yapılan anmaya Göktepe’nin çalışma arkadaşları, ailesi, meslektaşları, ve çok sayıda siyasi parti temsilcisi ile basın meslek örgütleri katıldı.

    “Metinler ölmez evrensel susmaz”, “Özgür basın susturulamaz” sloganlarının atıldığı anmada “Tutuklu Gazeteciler Serbest Bırakılsın”, “Metin’in Katili Çete Devlet” dövizleri taşındı. Göktepe’nin mezarına Evrensel gazetesi ile karanfiller bırakıldı.

    “METİN’İN KALEMİ YERDE KALMAYACAK”

    Anmada ilk olarak konuşan Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat, dün öldürülen gazetecilerin bugün de öldürülmek istendiğinin altını çizerek, “Dün Karşı Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Eren Erdem hakkında tahliye kararı verildi. Aynı gün yakalama kararı çıktı. Küçük oğlu babasının tahliye sevincini yaşayamadı. Bu da ayrı bir üzüntü kaynağı gazeteciler açısından” dedi. Göktepe şahsında halkın haber alma hakkına, basın özgürlüğü mücadelesine sahip çıktıklarını sözlerine ekleyen Polat, “Metin’in ve kaybettiğimiz bütün meslektaşlarımızın kaleminin yerde kalmayacağı sözünü bir kere daha veriyoruz” diye ifade etti.

     “O GÜN GAZETECİLER BUGÜN GERÇEKLER ÖLDÜRÜLÜYOR”

    Ardından söz alan Göktepe’nin ablası Meryem Göktepe, “Bizim için 23 yıldır burada olmak Metinle buluşmaktır. Ülkenin ve o günden bugüne gazeteciliğin geldiği nokta demokrasinin nerede olduğuna ışık tutmaktır. Metin gerçeğin peşinde koşan genç bir gazeteciyken, takip ettiği haber sırasında gözaltına alınmış, adını haykırarak belki de kendi haberini yapmış, gerçek bir gazetecidir. O günlerde gazeteciler öldürülüyor bugünlerde de gerçekler öldürülmek isteniyor. Gazetecilerin gazeteciliği öldürülüyor. Ya hapiste atılıyor ya da para cezaları veriliyor. O günden bugüne değişen bir şey yok” dedi.

    “BASKILARA KARŞI DEMOKRASİYİ VE ÖZGÜRLÜĞÜ SAVUNACAĞIZ”

    Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Selma Gürkan da, Göktepe’nin katledildiği siyasal koşullarının karanlığının bugün yeniden yaşandığını ifade ederek, “Bugün tek adam ve tek parti yönetimine dayanan siyasal rejim, yeniden şekillendirilmeye çalışılıyor. Bu şekillendirme baskı üzerinde, yasaklar üzerinden, şiddet kutuplaştırma ve savaş üzerinden yapılmaya çalışıyor. Biz Ocak ayında elbette Metin Göktepe’yi anıyoruz ama onun nezdinde iktidarların baskı rejimine otoriterliğine karşı mücadele eden ve bütün kaybettiklerimizi anıyoruz. Baskılara karşı demokrasiyi özgürlükleri savunmaya devam edeceğiz” dedi.

    “ÖLÜMLERİN KATLİAMLARIN TAKVİME SIĞMADIĞI BİR TARİH YAŞIYORUZ”

    “Ölümlerin, katliamların takvim sayfalarına sığmadığı bir tarihi yaşıyoruz” diyen Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ise “Her gün bir ölümü, katliamı anıyoruz. Bugün gazeteciliğin Türkiye’de hangi bedellerle yapıldığını görüyoruz. Onlarca yüzlerce basın şehidimiz var. Bugünde Metin Göktepe’yi anıyoruz. Katilleri yakalandı ve yargılandı ama faili meçhul onlarca gazeteci var. Gazeteciler bugün yargı eliyle yargısız infaz ediliyorlar. Böyle bir dönemden geçiyoruz. Bugünler elbette bitecek basının özgür olduğu günleri göreceğiz. Metin’in anısı önünde saygı ile eğiliyorum” ifadesinde bulundu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Gazeteci Metin Göktepe mezarı başında anıldı

    Gazeteci Metin Göktepe mezarı başında anıldı

    Evrensel Gazetesi muhabiri Metin Göktepe, katledilişinin 22’nci yılında mezarı başında anıldı. Anmaya katılanlar, Göktepe’nin mezarına Evrensel Gazetesi ile karanfiller bırakarak mezarı başında, “İnadına hepimiz birer Metin’iz” diye haykırdı.

    “Mutlaka ben izlemeliyim arkadaşlar” diyerek gittiği haberde, gözaltına alınıp ve polislerce dövülerek öldürülen Evrensel Gazetesi muhabiri Metin Göktepe, katledilişinin 22’nci yılında Esenler Kemer Mezarlığı’nda bulunan kabri başında anıldı. Anmaya Göktepe’nin ailesi, Evrensel Gazetesi çalışanları, CHP milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu ile Barış Yarkadaş, ÖHP’li avukatlar, Emek Partisi (EMEP) Genel Başkan Yardımcısı ve eski milletvekili Levent Tüzel, Cumartesi Anneleri, DİSK Basın İş Genel Başkanı Faruk Eren, TGS temsilcileri, HDP temsilcileri ve çok sayıda kişi katıldı.

    Göktepe’nin mezarına Evrensel Gazetesi ile karanfiller bırakıldı. Göktepe şahsında yaşamını yitiren gazeteciler için bir dakikalık saygı duruşunda bulunulan anmada, “İnadına hepimiz birer Metin’iz” sloganı atıldı.

    “METİN’İN GAZETECİLİĞİ KARARLI BİR GAZETECİLİĞİN SERÜVENİDİR”

    Anmada ilk olarak Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat konuştu. Göktepe’nin katledilmesinin üzerinden 22 yıl geçtiğini hatırlatan Polat, Göktepe’nin katledilme hikayesini anlattı.

    Göktepe’nin kararlı bir gazeteci olduğunu söyleyen Polat, “Metin mesleğini coşku ve heyecanlı yapan biridir. Metin gözaltına alındığında yanında Ahmet Şık vardı. Ahmet, Metin davasını ilk takip edenlerdendir. Metin Göktepe cinayeti aslında devlet görevlileri tarafından işlenmiş ve ceza almış bir cinayet olarak tarihe geçti. Gazeteciler davayı kararlı bir şekilde takip ettiler ve ilk kez bir sonuç alındı” dedi.

    Ahmet Şık ve diğer bütün tutuklu gazetecilerin serbest bırakılmasını isteyen Polat, tutuklu gazeteciler serbest bırakılıncaya kadar mücadele edeceklerini vurguladı. Polat, konuşmasını “Metin’in gazeteciliği, bir kuşağın kararlı gazetecilik sürüvenidir. Bugün pek çok genç gazeteci bunu takip ediyor. Türkiye’de eğer bugün 150’inin üzerinde gazeteci tutuklu ise, bu aslında güçlü bir gazeteciliğin olduğunun kanıtıdır” sözleriyle sonlandırdı.

    “BARIŞ VE ADALET İSTİYORUM”

    Anne Fadime Göktepe ise, oğlunun mezarı başında kendilerini yalnız bırakmayan herkese teşekkür etti.

    “Ben barış ve adalet istiyorum. Cezaevinden çocuklarımız çıksın istiyorum. İyi bir devlet istiyorum. Çocuklar ölmesin, anneler ağlamasın, cezaevine girmesinler. Grevdekiler ölmesin istiyorum” diyen anne Göktepe, anmaya katılanlara “Hepiniz birer Metin’siniz” diyerek duygularını dile getirdi.

     “BU DÖNEMİ METİN OLARAK AŞACAĞIZ”

    Konuşmasında 22 yıldır acılarının halen taze olduğunu ifade eden DİSK Basın İş Başkanı Faruk Eren de, “Metin katledilen tek gazeteci değildi. Ondan sonra da gazetecileri ve insan hakları savunucularını kaybettik. Bugün yaşadığımız durum, o dönemden çok farklı değil. Yine gazeteciler ölüm ile tehdit ediliyor, öldürülüyor. Hapishanelere atılıyor. Karanlık bir dönemdeyiz. Ama bu dönemi daha çok Metin olarak aşacağız. Daha çok Metin olacağız. Hepimiz birer Metin’iz” dedi.

    ” YÜZLERCE GAZETECİ CEZAEVİNDE”

    Daha lisede okurken Göktepe’nin öldürüldüğünü söyleyen aynı zamanda TGS İstanbul Şube yöneticisi olan Evrensel gazetesi çalışanı Vural Nasuhbeyoğlu da duygularını şu sözlerle dile getirdi: “O zaman bu gazetede olacağımı bilmiyordum, ama bugün onun gazetesindeyim. Gerçekleri yazmak istediği için ve sesi duyurulmayanların sesi olmak istediği için katledildi. Bugün belki bu denklaşörlere basan gazetecilerin çoğu doğmamıştı. Ama hala gerçekleri yazmak için kalemini oynatan, denklaşörüne basan gazeteciler var. Yüzlerce gazeteci cezaevinde olmasına rağmen, demek ki gerçeklerin peşini bırakmayacağımızın bir simgesi Metin Göktepe.”

    “BİLEREK VE İSTEYEREK ÖLDÜRDÜLER”

    Emek Partisi (EMEP) Genel Başkan Yardımcısı ve eski milletvekili Levent Tüzel de, konuşmasında devletin şiddetinin mazlum haklar ve gazeteciler üzerinde sürdüğünü söyledi.

    Göktepe’nin ölüm haberini şaşkınlık ile karşıladığını dile getiren Tüzel, “Sonra morgda onun dövülerek öldürülen cenazesini gördüm. Çok konuşuyorsun denilerek gözaltına alındı. Sopalarla dövülerek öldürüldü. ‘Gazeteciyim’ demesine rağmen, ‘bu gazeteci’ denilerek öldürdüler. Bilerek ve isteyerek öldürdüler” dedi.

    Göktepe’nin ilk öldürülen gazeteci olmadığını sözlerine ekleyen Tüzel, “O dönem 25 gazetecinin devlet eli ile katledildiği söyleniyordu. Faşizm baskılarını gazeteciler üzerinden eksik etmedi. Faili meçhuller, baskılar hep devam etti. 22 yıl sonra KHK’lerle kendine itiraz eden bütün muhaliflere benzer müdahalelerde bulunuluyor” diye ifade etti.

    ” MÜCADELE BİZİM TEK ÇIKIŞ NOKTAMIZ”

    Anne Göktepe’nin “iyi bir devlet istiyorum” sözlerine de değinen Tüzel, “İyi bir devlet insanların işkence ile öldürülmediği, kadınların ezilmediği, hor görülmediği, hak arayan gazeteci akademisyenlerin tutuklanmadığı, demokratik, bağımsız ve özgür bir ülke demektir” diye belirtti. Tüzel, konuşmasını “OHAL ve KHK rejimine karşı direneceğiz, demokratik bir ülkeyi Fadime ana gibi bütün anneler adına ve gazeteciler adına başaracağız. Mücadele bizim tek çıkış noktamız bunu başaracağız” diyerek tamamladı.

    “METİN GÖKTEPE GİBİ GAZETECİLERE İHTİYACIMIZ VAR”

    CHP Milletvekili Barış Yarkadaş ise, Göktepe’nin katledildiği yıl, profesyonel olarak gazeteciliğe başladığını paylaştı.

    Göktepe’yi tek bir kelime ile anlatmanın mümkün olduğunu dile getiren Yarkadaş, “Metin Göktepe gerçeğin peşinde olmanın adıdır. Habercilikte ısrarın adıdır. Gerçeği aramanın ısrarın hakikatidir. 8 Ocak 1996 tarihinde katledilen iki tutuklunun cenazesini takip eden ve o haberin peşinde koşan, o katliamın unutulmasına izin vermeyen bir gazetecidir. Bugün bizim Metin Göktepe gibi gazetecilere ihtiyacımız var” dedi.

    Yarkadaş son olarak, Göktepe’nin arkadaşlarının uydurma suçlarla cezaevinde olduğunu söyleyerek, “Metin bugün yaşıyor olsaydı, o da Ahmet ile birlikte aynı hücrede olurdu. Gazetecilerin kaderi o günden bugüne değişmedi” ifadelerini kullandı.

    “GAZETECİLERİN KADERİ MEZAR VE CEZAEVİ OLMAMAMLI”

    CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da “Gazetecilerin kaderi mezar ya da cezaevleri olmamalıdır. Mutlaka bu durumdan çıkacağız” diye konuştu.

     

    Konuşmaların ardından anma sona erdi.

  • Suriyeli kadınların başarı hikayesini anlatan ‘Eşik’ belgeselinin galası gerçekleşti – VİDEO

    Suriyeli kadınların başarı hikayesini anlatan ‘Eşik’ belgeselinin galası gerçekleşti – VİDEO

    PİRHA – Gazeteci Dilek Gül Suriye’de yaşanan savaştan dolayı Türkiye’ye göç etmek zorunda kalan ve yaşadıkları birçok zorluğa rağmen başarıya ulaşan Suriyeli kadınları anlattığı ‘Eşik’ belgeselinin galası yoğun bir katılım ile dün akşam gerçekleşti.

    HABERİN VİDEOSU

    Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan İMC TV muhabiri Dilek Gül Suriye’de yaşanan savaştan dolayı Türkiye’ye göç etmek zorunda kalan Suruyeli göçmen kadınların başarı öyküsünü anlattığı ‘Eşik’ belgeseli dün akşam Fransız Kültür Merkezin’de galası gerçekleşti. Yoğun katılımın gerçekleştiği galaya CHP Milletvekili Barış Yarkadaş, Evrensel Genel Yayın yönetmeni Fatih Polat, Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı Göhan Durmuş, İnsan Hakları Aktivisti Eren Keskin, birçok sivil toplum örgütü ve gazeteci katıldı.

    Belgesel bitiminde gerçekleşen söyleyişi de söz alan İnsan Hakları Aktivisti Eren Keskin, “OHAL gerekçe gösterilerek bir devlet operasyonu ile kapatılan İMC TV çalışanları işsiz kaldılar. Ama yine vazgeçmediler. Ortadoğu halklarının yaşadığı savaşı, mağduriyetleri, özellikle kadınların yaşadıkları mağduriyetleri anlatmak isteyen bir film yaptılar” dedi.

    “HER ZAMAN DİRENENLER KAZANACAK”

    Bu filmde aslında savaş nedeni ile mağdur edilen, iyi durumda olan ve başarı göstermiş kadınların yaşam hikayelerinin anlatıldığını belirten Keskin, “Göç etmek zorunda kalan kadınların göç ettikleri coğrafyalarda olduğu gibi bizim coğrafyada da devletin baskıları ile nasıl mücadele ettiklerinin tanığıyız. Malasef özellikle Ortadoğu’yu dünya egemenleri belirliyorlar. Ancak şunu biliyoruz ki her zaman direnenler kazanacak. Kürt halkı, Orta Doğu Halkı ve kadınlar direniyor. Bu filimde bunun bir göstergesidir” şeklinde konuştu.

    Belgeselin galası belgeselde başarı hikayeleri anlatılan kadınların söyledikleri şarkının ardından soru cevap ile son buldu. (HABER MERKEZİ)

  • Gar Katliamı’ndaki ihmali yazan gazetecilere 1,5 yıl sonra dava

    Gar Katliamı’ndaki ihmali yazan gazetecilere 1,5 yıl sonra dava

    101 kişinin hayatını kaybettiği 10 Ekim Gar Katliamı’na ilişkin müfettişlerin ihmalle suçladığı polislere değil, müfettiş raporunu haberleştiren gazetecilere dava açıldı. 

    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 10 Ekim Gar katliamından önce bazı polis müdürlerinin katliamı önceden haber veren istihbarat raporlarını dikkate almadığına dair müfettiş raporuna ilişkin haberler nedeniyle Cumhuriyet muhabiri Kemal Göktaş, eski Cumhuriyet Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar, Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat ile Evrensel muhabirleri Cem Gurbetoğlu ve Tamer Arda Erşin hakkında 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açtı.

    Suçlama konusu haberlerin yayımlanmasının üzerinden 1.5 yıl geçtikten sonra düzenlenen iddianamede, 101 kişinin hayatını kaybettiği ve IŞİD’in üstlendiği katliam için “patlama olayı” denilmesi dikkat çekti. Savcılık ayrıca haberlerin müfettiş raporlarına dayanılarak yazıldığından da bahsetmedi.

    KANUNDAKİ 4 AYLIK DAVA AÇMA SÜRESİ AŞILDI

    Basın Kanunu’ndaki 4 aylık dava açma süresinin geçmesine rağmen açılan davada, sorumlu yazıişleri müdürleri yerine iki gazetenin genel yayın yönetmenine dava açılması ise “bilgileri dışında haber yayımlanamaz” denilerek savunuldu. Gazetecilere 3 yıla kadar hapis cezasının istenmesine karşılık, sorumlulukları polis müfettişleri tarafından ortaya konulan polis müdürlerinin yargılanmasına izin verilmemişti.

    HABERCİLİK FAALİYETİ SUÇ SAYILDI

    İddianamede, Ankara Garı önünde 10 Ekim 2015’te “yaşanan patlama olayı sonrasında” 13 – 14 Nisan 2016 tarihli evrensel.net internet sitesinde ve Cumhuriyet gazetesinde “Bu olay yaşanmadan önce Ankara’da bu tip canlı bomba eyleminin yaşanabileceğine ilişkin istihbarat bilgilerinin Ankara İl Emniyet Müdürlüğü ile paylaşıldığı, buna rağmen yetkililerce önlem alınmadığı”na ilişkin haber yapıldığı belirtildi. Söz konusu haberlerde Ankara İl Emniyet Müdürlüğü ve Terörle Mücadele Şubesi’nde görevli polis müdürlerinin isimlerinin, görev yaptıkları birimlerin de açıklandığı ifade edilen iddianamede soruşturma kapsamında ifadesi alınan Cumhuriyet muhabiri Kemal Göktaş ile Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat ve Evrensel muhabirleri Cem Gurbetoğlu ile Tamer Arda Erşin’in “haber yapma haklarını kullandıklarını, herhangi birini hedef gösterme gibi bir kasıtlarının bulunmadığını” söyledikleri aktarıldı.

    ‘HABERE İZİN VEREREK SUÇA İŞTİRAK ETTİLER’

    Haberin yapıldığı tarihte Cumhuriyet Genel Yayın Yönetmeni olan Can Dündar’ın ifadesi alınamadığı için hakkında yakalama kararı çıkarıldığı belirtilen iddianamede, Cumhuriyet ve Evrensel muhabirlerinin terörle mücadelede görev alan personelin hüviyetlerini açıklayarak Terörle Mücadele Kanunu’nun 6/1. maddesinde düzenlenen suçu işledikleri iddia edildi. Cumhuriyet’te yer alan habere göre savcı Ali İhsan Akdoğan, Dündar ve Polat’ın sorumlu yazı işleri müdürü olmamalarına rağmen haberle ilgili suçlanmasını ise savcı şöyle açıklamaya çalıştı: “İlgili haberlerin, yayın sorumluları olan ve bilgileri dışında bu haberlerin yayımlanması ihtimali olmayan genel yayın yönetmenleri şüpheli Fatih Polat ve Can Dündar’ın bu haberin yayınlanmasına izin vererek suça iştirak ettikleri anlaşılmıştır.”

    İddianame Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

    (HABER MERKEZİ)