Etiket: fatoş sarıkaya

  • İHD Mersin Şube: Hakan Tosun’un ölümüne dair soruşturma derinleştirilmeli- VİDEO

    İHD Mersin Şube: Hakan Tosun’un ölümüne dair soruşturma derinleştirilmeli- VİDEO

    PİRHA- Gazeteci ve ekoloji aktivisti Hakan Tosun’un silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmesine ilişkin İHD Mersin Şubesi basın açıklaması yaptı. Açıklamada, soruşturmanın şeffaf yürütülmediği belirtilerek Tosun’un gazeteciliği nedeniyle hedef alınmış olabileceği ve soruşturmanın derinleştirilmesi gerektiği vurgulandı.

    Gazeteci ve ekoloji aktivisti Hakan Tosun’un silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmesine ilişkin İHD Mersin Şubesi basın açıklaması yaptı. Açıklamada, soruşturmanın şeffaf yürütülmediği belirtilerek Tosun’un gazeteciliği nedeniyle hedef alınmış olabileceği ve soruşturmanın derinleştirilmesi gerektiği vurgulandı.

    Gazeteci ve doğa savunucusu Hakan Tosun, 10 Ekim’de İstanbul Esenyurt’ta uğradığı silahlı saldırının ardından kaldırıldığı Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nde 13 Ekim’de hayatını kaybetti. Tosun’un ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmanın etkin şekilde sürdürülmediğini belirten İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi, Özgür Çocuk Parkı’nda bir basın açıklaması düzenledi.

    “Hakan Tosun’a ne oldu?” yazılı pankartın açıldığı açıklamaya çok sayıda sivil toplum örgütü, ekoloji aktivistleri ve gazeteciler katıldı. Basın metnini İHD Mersin Şube Sekreteri Fatoş Sarıkaya okudu. Açıklamadan önce hastaneye kaldırılan gazeteci Hüseyin Aykol’un durumuna ilişkin de konuşan Sarıkaya, “Ömrünün 50 yılını gazeteciliğe adayan Hüseyin Aykol, sadece bir gazeteci değil; bu ülkede kalemiyle direnen, her koşulda hakikati yazmaktan vazgeçmeyen kuşakların vicdanıdır. Kendisinden gelecek iyi haberleri büyük bir umutla bekliyoruz. Kendisine geçmiş olsun diliyor, sesin kalemin yüreğin bizimle diyoruz” dedi.

    ÇELİŞİKLERE DİKKAT ÇEKİLDİ

    Hakan Tosun’un yaşamını yitirmesiyle ilgili yürütülen soruşturmada ciddi hak ihlallerine ve eksikliklere dikkat çeken Fatoş Sarıkaya, “Saldırının üzerinden günler geçmesine rağmen ne ailesine ne avukatlarına ne dosyaya tam erişim hakkı tanındı. Olay anına dair kamera görüntülerinin tamamı paylaşılmıyor. Buna karşın bazı basın organlarına kesilerek servis edilen görüntüler, soruşturmanın şeffaf yürütülmediğine işaret ediyor. Bu durum, kamuoyunda soruşturmanın maddi gerçeği ortaya çıkarma amacı taşımadığı yönünde ciddi bir algı yaratıyor” diye konuştu.

    Sarıkaya, Tosun’un saldırıya uğradığı saat ile hastaneye ulaştırıldığı zaman arasındaki farkın halen açıklanmadığını, olay yerinde bulunan çanta, telefon ve diğer kişisel eşyaların akıbetinin bilinmediğini vurgulayarak, “Tanık ifadeleri ile görüntüler örtüşmüyor. İfadelerdeki içerikler neredeyse aynı. Bazı şüphelilerin ifadeye yalnızca telefonla çağrıldığı iddiaları var. Bu tablo, soruşturmanın etkinliğine dair kuşkularımızı derinleştiriyor. Ayrıca Tosun’un kişisel eşyaları hala kayıp. Bu eşyalar saldırının niteliği hakkında önemli bilgiler barındırıyor olabilir” ifadelerini kullandı.

    “DEVLETİN YAŞAM HAKKINI KORUMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ VAR”

    Sarıkaya açıklamasının sonunda, Hakan Tosun’un yaşam hakkının korunması konusunda devletin yükümlülüğünü hatırlattı ve tüm sorumluların ortaya çıkarılması gerektiğini belirtti:

    “Yaşam hakkı, Anayasa’nın 17. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2. maddesiyle güvence altındadır. Devletin yaşam hakkını koruma ve etkili soruşturma yürütme yükümlülüğü vardır. Bizler, Tosun’un neden hedef alındığını, saldırının arkasında kimlerin olduğunu bilmek istiyoruz. Soruşturma tüm yönleriyle derinleştirilmeli, gerçek failler ve saldırının nedeni ortaya çıkarılmalıdır.”

    İHD, kamuoyunu süreci yakından takip etmeye ve adalet talebine sahip çıkmaya çağırdı.

    PİRHA/ MERSİN

     

  • Fatoş Sarıkaya: Bu ödülü Suriye’de katledilen Alevi kadınlara adıyorum-VİDEO

    Fatoş Sarıkaya: Bu ödülü Suriye’de katledilen Alevi kadınlara adıyorum-VİDEO

    PİRHA- İlki düzenlenen Gurbetelli Ersöz Kadın Gazeteciler Ödül Töreni’nde, kazananlara ödülleri verildi. Fotağraf Dalı Ödülüne layık görülen “Aşımsız Bellek” isimli fotoğrafıyla ajansımız muhabiri Fatoş Sarıkaya’ya ödülünü Suriye’de katledilen Alevi kadınlara adadı.

    Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği (MKG) tarafından ilki düzenlenen Gurbetelli Ersöz Kadın Gazetecilik Ödülleri töreni Çand Amed Kongre Merkezi’nde gerçekleşti. Gurbetelli Ersöz’ün annesi Fatma Ersöz ve 23 Ağustos 2024’te katledilen Gülistan Tara’nın ailesi, siyasetçiler ile sivil toplum örgütü temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda kişi anmaya katıldı. Katledilen kadın gazetecilerin fotoğraflarının sergilendiği törende, “Özgür basın kadın şehitlerini unutmayacağız” pankartı asıldı.

    Saygı duruşuyla başlayan törende, ilk olarak söz alan MKG Başkanı Roza Metina, yaşamını yitiren özgür basın çalışanlarını anarak, “Gurbetelli Ersöz en zor süreçte Özgür Basın’da yeni bir sayfa açtı. Özgür Gündem’de ilk kadın Genel Yayın Yönetmenliği yaptı. Kadın gazetecilere güç verdi. Hakikatin peşini bırakmadı. Bugün çok sayıda kadın gazeteci onun sayesinde alanlarda. Gurbetelli Ersöz, basın alanında hiçbir zaman boyun eğmedi. Çok zaman gözaltına, tutuklamalara maruz kaldı ama yine erkek diline karşı mücadele etti. O yüzden Gurbetelli Ersöz gibi kadınları kendimize örnek alıyoruz. Kadın gazeteciler bu süreçte de yine rollerini oynuyor, oynayacak. Kürt halkına dönük komployu her zaman teşhir edeceğiz. Komplo politikalarını her zaman boşa düşüreceğiz” dedi.

    Gurbetelli Ersöz’ün annesi Fatma Ersöz, Nesrin Teke’nin annesi Barış Annesi Nezahat Teke törende yaptıkları konuşmada, barışın olmasını istediklerini dile getirdi.

    “GURBETELLİ ERSÖZ’ÜN ARAMIZDA OLDUĞUNUN GÖSTERGESİDİR”

    Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar ise şunları ifade etti:

    “90’lı yıllar Kürt halkının varlığına, kimliğine, mücadelesine her türlü saldırının açıktan yapıldığı bir zaman dilimiydi. Dünyanın sağır olduğu bir dönemdi. O dönem özellikle Kürt basınında çok önemli bir karşı duruş, hakikat mücadelesi verildi. Özgür Gündem Gazetesi’nin adını duymayan kalmamıştır. Gurbetelli Ersöz Kürt kimliğiyle birlikte koşullar ne olursa olsun üzerine düşenin en iyisini yapabileceklerini bize gösterdi. Kürdistan ve Türkiye’nin ilk Genel Yayın Yönetmeni olarak hem basın tarihine hem de hafızamıza önemli bir imza atmış oldu. Gurbetelli’nin hiçbir zaman bitmeyen bir çağrısı var: Kadınlar mücadele etmeli, sorumluluk almalıdır, aldığı bu sorumluluğu yerine getirmelidir. Türkiye bu günlerde başka politik zemini yaşıyor, daha olumlu tartışmalar yürütülüyor. Bu tartışmanın öncülüğünü yapan yine Gurbetelli Ersöz’ün tanıştığı Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan. Gurbetelli kendine verilen ismin tamda zıttı olarak çalıştığı ülkeyi kimliği yaptı. Bütün Kürt halkını gerçeklerin savunucusu yaptı. Bugün yüzlerce kadın gazetecinin bu sorumluluğu alarak koşuyor olması, büyük bir cesaretle sorumluluklarını hayata geçiriyor olması, Gurbetelli Ersöz’ün aramızda olduğunun göstergesidir.”

    “HAKİKATİ ANLATABİLİRSEK, BARIŞI KAZANMAK MÜMKÜN OLACAK”

    Kürt siyasetçi ve Gurbetelli Ersöz’ün arkadaşı Gültan Kışanak da, yaptığı konuşmada 90’lı yıllarda yaşanan işkenceleri, katliamları ve gazetecilerin yaşadığı zorlukları anlatarak, “Barış toplum hakikati öğrendiği zaman gelir. Biz hakikati anlatabilirsek, yüreklere nakşedebilirsek, Kürdün acısını, yarasını, direnişini, kadınların mücadelesini ve umudunu yeterince anlatabilirsek, o zaman barışı kazanmak mümkün olacak. O yüzden Özgür Basının aynı zamanda barışı kazanma mücadelesi olduğuna inanıyorum”diye belirtti.

    “SURİYE’DE KATLEDİLEN ALEVİ KADINLARA VE KADIN GAZETECİLERE ATFEDİYORUM”

    Konuşmaların ardından ödül törenine geçildi. Fotağraf Dalı Ödülüne layık görülen “Aşımsız Bellek” isimli fotoğrafıyla Pir Haber Ajansı’ndan (PİRHA) Fatoş Sarıkaya’ya verildi. Fatoş Sarıkaya, ödülünü Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eşbaşkanı Kesira Önel’in elinden aldı. Fatoş Sarıkaya, fotoğrafının anlam ve önemini anlatarak, “Bizler sadece tanık değiliz, aynı zamanda dayanışmayı büyüten özneleriz. Bu nedenle kadın gazetecilerin varlığı çok önemli” dedi. Fatoş Sarıkaya ödülünü Suriye’de katledilen Alevi kadınlara ve kadın gazetecilere atfettiğini belirtti.

    Onur Ödülü ise Barış Annelerine verildi. Ödülü Barış Anneleri adına Mürvet Demir’e, gazeteci Münevver Karademir verdi. Barış Annesi Mürvet Demir, kadınların her alanda olduğunu belirterek, kendi yazdığı şiiri okudu.

    Tören, Eylül Nazlıer’in seslendirdiği şarkılar eşliğinde çekilen halaylarla son buldu.

    PİRHA/DİYARBAKIR

     

  • Gurbetelli Ersöz Kadın Gazetecilik Ödülleri’nin kazananları belli oldu

    Gurbetelli Ersöz Kadın Gazetecilik Ödülleri’nin kazananları belli oldu

    PİRHA-Gurbetelli Ersöz Kadın Gazetecilik Ödülleri’nin kazananları belli oldu. Fotoğraf Haber Dalı’nda birincilik ödülü muhabirimiz Fatoş Sarıkaya’nın “Aşımsız Bellek” isimli fotoğrafı birinciliğe değer görüldü.

    Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği (MKG) tarafından bu yıl ilki düzenlenen Gurbetelli Ersöz Kadın Gazetecilik Ödülleri’nin kazananları belli oldu. Yarışma, “Türkçe Haber”, “Kürtçe Haber”, “Fotoğraf (Haber Fotoğrafı)” ve “Video Haber” olmak üzere dört dalda düzenlendi.

    Ödüller, 8 Ekim Çarşamba günü 19.00’da Çand Amed’de (Sezai Karakoç Kültür ve Kongre Merkezi) düzenlenecek olan etkinlik ile verilecek.

    Fotoğraf Haber Dalı’nda muhabirimiz Fatoş Sarıkaya’nın “Aşımsız Bellek” isimli fotoğrafı birinciliğe değer görüldü.

    KÜRTÇE HABER 

    Gazeteciler Semiha Alankuş, Hatice Kamer ve Hesna Muhemed’in jüri üyeliğini yaptığı Kürtçe Haber Dalı’nda “Birincilik Ödülü”ne JINNEWS’ten Rojda Aydın ve Dilan Babat’ın “Kiryarê ku destdirêjî 12 zarokan kir, tiryakê ji ku peyda dike?” konulu haberi layık görüldü. Jüri üyeleri Kürdistan’daki özel savaş uygulamalarına dikkat çekilen habere dair şu değerlendirmeyi yaptı: “Gurbetelli Ersöz adına düzenlenen ve dünyada bir ilk olan kadın haberlerine ilişkin ödül töreni; basın-yayın alanında kadınların sözlerini daha güçlü söylemeleri, varlıklarını daha görünür kılmaları açısından önemli ve tarihi bir adım. Kürtçe haber dalının olması da daha bir anlamlı. Kürtçe haber dalına yapılan başvuruların her biri oldukça değerli; çocukların, kadınların yaşadıkları acıları, zorlukları ve aynı zamanda mücadelelerini, yetersizliklere rağmen anlatır içerikteydi. Hepsi ayrı ayrı değerliydi. Anadilde haber yazmak açısından önemliydi. Yapılan başvurular içerisinde çocukların maruz kaldığı taciz, tecavüz, cinsel istismarı açığa çıkarmada bir kadının – annenin ısrarlı mücadelesini anlatan Rojda Aydın ve Dilan Babat’ın ’Kiryarê ku destdirêjî 12 zarokan kir, tiryakê ji ku peyda dike?’ başlıklı haberi, birincilik ödülüne değer bulunmuştur.”

    TÜRKÇE HABER 

    Gültan Kışanak, Tuğçe Tatari, Pınar Öğünç ve Pınar Ural’ın jüriliğini yaptığı Türkçe Haber Dalı’nda Birincilik Ödülü’ne Mezopotamya Ajansı’ndan (MA) Zeynep Durgut’un “Şirnex’te özel savaş: Uzman çavuşların da olduğu ‘fuhuş çetesi’” haberi değer görüldü. Jüri ödül için “Etkili bir habercilik yaptığı, kadına yönelik özel savaş politikalarını teşhir ettiği ve tehditlere rağmen haber takibinden vazgeçmediği için ‘Şirnax’te özel savaş: Uzman çavuşların da olduğu fuhuş çetesi’ başlıklı haber dosyasıyla Zeynep Durgut birinciliğe uygun görülmüştür” dedi.

    Türkçe Haber Dalı’nda jüri, iki kadın gazetecinin haberlerini de “Jüri Özel Ödülü”ne değer gördü. Jüri üyeleri, “Yeşim Oruç, kadın cinayetlerinin neden önlenemediğini araştırarak kamuoyu gündemine taşıdığı ‘Gözardı edilen gerçekler, görünmeyen failler’ başlıklı haber dosyasıyla; Necla Demir Arvas ise ‘Tutsak gazeteci 8 Mart ruhunu anlatıyor’ başlıklı haberiyle kadınların her koşulda mücadeleyi coşkuyla sürdürdüğünü gösterdiği ve aynı zamanda tutuklu gazeteciler gerçeğine bu haberle dikkat çektiği için Jüri Özel Ödülü’ne layık görülmüştür” değerlendirmesi yaptı.

    VİDEO HABER 

    Gazeteciler Nezahat Doğan, Halime Parlak ve Heval Arslan’ın jüri üyeliğini üstlendiği Video –Görüntülü Haber Dalı’nda birinciliğe JINNEWS’ten Derya Ren’in “Görüntülerle Silopiya’daki devlet şiddeti” haberi değer görüldü. Jüri, ödüle dair şu değerlendirmeyi yaptı: “Haberde Silopiya’daki devlet şiddeti görüntülerle belgeleniyor ve Barış Anneleri’nin ‘Savaşa hayır. Barış Hemen Şimdi’ talebiyle başlattıkları nöbet eyleminde pankart açmak istedikleri anda jandarmanın orantısız şiddeti, yerlerde sürükleme ve darp görüntüleri kayıt altına alınıyor. Derya Ren zorlu koşullarda kamerasını kapatmadan bütün detay ve açılarıyla gerçeklerin topluma ulaştırılması için abluka altında gazetecilik görevini gerçekleştiriyor. Saldırı esnasında görevleri yapan ve kamerası kapatılmak istenen Derya Ren’in de aralarında olduğu gazeteci ve siyasetçi 22 kişi gözaltına alınmıştı. Şiddeti bütün anlarıyla kayıt altına alarak hafızalara kazınmasını sağlayarak birincilik ödülünü kazanan meslektaşımız JINNEWS muhabiri Derya Ren’i bu başarısından dolayı kutluyoruz.”

    FOTOĞRAF HABER 

    Gazeteciler Laura Domenech, Nişmiye Güler, Reyhan Hacıoğlu ve Beritan Canözer’in jüriliğini üstlendiği Fotoğraf Dalı Ödülü’ne Pir Haber Ajansı’ndan (PİRHA) Fatoş Sarıkaya’nın “Aşımsız Bellek” isimli fotoğrafı birinciliğe değer görüldü. Jüri birinciliğe değer gördüğü fotoğraf için şu değerlendirmeyi yaptı: “Bu yıl ilki düzenlenen Gurbetelli Ersöz Kadın Gazetecilik Ödülleri Fotoğraf Jürisi olarak bu çalışmada olmanın bizler açısından büyük bir onur olduğunu belirterek öncelikle tüm katılım sağlayan gazetecilere teşekkür ederiz. Koca bir metnin tek kare ile anlatılabildiği ve hem teknik hem de mesaj yükü açısından bir fotoğrafın ne kadar önemli olduğunun farkındayız. Bu bilinçle gönderilen tüm fotoğrafları hem teknik hem de verdiği mesaj boyutu ile tartışarak Fatoş Sarıkaya’nın ‘Aşımsız Bellek’ fotoğrafını oy birliği ile 1. olarak gördüğümüzü belirtmek isteriz. Fotoğraf; Sivas Katliamı gibi bu coğrafyanın en acılı dosyalarından birinin zaman aşımına uğratıldığını ve bu tür bir dosyanın ancak ve ancak toplum nezdinde adalet sağlandığında kapanacağını en açık haliyle ortaya koymuştur. İnsanlığa karşı işlenmiş suçlarda zaman aşımı yoktur/olmamalı. Bu anlamda bir gazetecinin görevi sadece bir olayı çekmek; değil aynı zamanda tarihe not düşmek, bellek oluşturmaktır.”

    Fotoğraf Dalı Jüri Özel Ödülü de “Sokakta binlerce Aric” isimli fotoğrafı ile gazeteci Sonay Ödüngit değer görüldü. Jüri, ödülü teşvik olarak verirken şu değerlendirmede bulundu: “Fotoğraf Dalı Jürisi olarak genç gazeteci arkadaşımız Sonay Ödüngit’in “Sokakta binlerce Aric” isimi fotoğrafına Jüri Özel Ödülü vermeyi uygun görüyoruz. Fotoğrafta teknik sorunlar olsa da fotoğrafının ardındaki hikâye son derece etkileyiciydi. Bu ödülle kendisini daha da ileriye taşımaya teşvik etmek istiyoruz. Bu ödülün çıktığı yolculukta kendisine önemli bir adım olacağına inanıyoruz.”

    ONUR ÖDÜLÜ BARIŞ ANNELERİ’NE

    Gurbetelli Ersöz Kadın Gazetecilik Onur Ödülü’ne yıllardır Türkiye’de ve Kürdistan’da tüm baskılara rağmen mücadelelerine bir an olsun ara vermeyen Barış Anneleri değer görüldü.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • İHD Mersin’den öğrenci cezalarına tepki: Barınma ve Eğitim hakkı ihlal ediliyor- VİDEO

    İHD Mersin’den öğrenci cezalarına tepki: Barınma ve Eğitim hakkı ihlal ediliyor- VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şubesi, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasına karşı protestoya katıldıkları gerekçesiyle öğrencilerin yurttan uzaklaştırılmasına tepki gösterdi. İHD Mersin, disiplin soruşturmalarının hukuka aykırı yürütüldüğünü ve kadın öğrencilerin anayasal haklarını kullandıkları için hedef alındığını belirtti.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi Kadın Komisyonu, Mersin Üniversitesi KYK Kız Öğrenci Yurdu’nda İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasına karşı düzenlenen barışçıl oturma eylemine katılan öğrencilerin yurttan uzaklaştırılması üzerine dernek binasında basın toplantısı düzenledi. İHD, öğrenciler hakkında başlatılan disiplin soruşturmalarına ilişkin hazırladığı raporu kamuoyuyla paylaştı.

    “DİSİPLİN SÜRECİ HUKUKİ DEĞİL”

    Basın metnini okuyan İHD Kadın Komisyonu Sözcüsü Fatoş Sarıkaya, öğrencilerin yazılı beyanları, yapılan başvurular ve elde edilen belgeler doğrultusunda yürütülen disiplin sürecinin hem hukuki hem de idari açıdan ciddi eksiklikler taşıdığını vurgulandı. Sarıkaya, birçok öğrencinin protestoya doğrudan katılmadıkları halde yalnızca alanda bulunmaları ya da izlemeleri gerekçesiyle cezalandırıldığını belirtti.

    Yurt yönetimi ile yapılan görüşmelere de değinen Sarıkaya, protesto sırasında herhangi bir şiddet veya mala zarar verme olayının yaşanmadığının teyit edildiğini aktardı. Disiplin işlemlerinin yalnızca belirli öğrencilere yöneltilmesinin ise sürecin tarafsızlığına gölge düşürdüğünü dile getirdi.

    “BAKANLIK AÇIKLAMASI GERÇEKLE UYUŞMUYOR”

    Sarıkaya, Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın protestolar nedeniyle hiçbir öğrencinin yurttan uzaklaştırılmadığı açıklamasına dair şunları söyledi:

    “Ancak elde edilen belgeler, bu beyanın gerçeği yansıtmadığını ortaya koymaktadır. Öğrencilere verilen uzaklaştırma cezaları toplamda 3 aya kadar uzatılmış olup, bu durum öğrencilerin anayasal haklarını kullanmaları nedeniyle barınma hakkından mahrum bırakılmalarına ve dolayısıyla eğitim haklarının ihlaline yol açmaktadır.”

    “KADIN ÖĞRENCİLER HEDEFTE”

    Fatoş Sarıkaya, uzaklaştırma kararlarının yalnızca kız öğrencilere uygulanmasının toplumsal cinsiyet eşitsizliğini pekiştiren bir durum olduğuna dikkat çekti. Kadın öğrencilerin sadece fiziksel barınma sorunlarıyla değil, aynı zamanda toplumsal baskılar ve cinsiyet temelli ayrımcılıklarla da mücadele etmek zorunda kaldıklarını hatırlatan Sarıkaya, “Erkek egemen bir toplumda kadınların eğitim ve barınma hakları, sürekli olarak tehdit altındadır. Barışçıl bir protestoya katıldıkları gerekçesiyle yalnızca kız öğrencilerin hedef alınması, toplumsal cinsiyet eşitsizliklerini pekiştiren ve denetim politikalarını yansıtan bir durumdur. Öğrenciler hem kadın oldukları için hem de seslerini duyurdukları için cezalandırılmakta; bu durum, kadınların kamusal alandaki varlıklarını bastırmaya yönelik sistematik bir tutumun parçası haline gelmektedir” dedi.

    YETKİLİLERE ÇAĞRI

    Sarıkaya, öğrencilerin yaşadığı hak ihlallerinin giderilmesi için yetkililere şu çağrıyı yaptı:

    “-Disiplin soruşturmaları şeffaf, adil ve hukuka uygun biçimde yürütülmeli,
    -Savunma hakkının tesisi için ilgili görüntü ve belgeler öğrencilere sunulmalı,
    -Barınma hakkını engelleyen uzaklaştırma kararları derhal kaldırılmalıdır.”

    İHD Mersin Şubesi, anayasal haklarını kullandıkları için cezalandırılan tüm öğrencilerin yanında olduklarını belirterek, bu cezaların ivedilikle geri alınmasını talep etti.

    İHD’nin hazırladığı rapor:

    İHD KYK Raporu

    PİRHA/ MERSİN

  • Mersin Emek ve Demokrasi Platformu hasta mahpusların tahliyesini talep etti- VİDEO

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu hasta mahpusların tahliyesini talep etti- VİDEO

    PİRHA- Hasta mahpuslara ilişkin basın açıklaması yapan Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, “Türkiye’de barışın önünü açmak başta hapishaneler olmak üzere tüm devlet kurumlarında insan haklarına saygılı bir reform süreci kaçınılmaz bir ihtiyaçtır” diyerek, hapishanelerde uygulanan ayrımcı ve keyfi uygulamalara son verilmesi için yetkili mercilere çağrıda bulundu.

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, hasta mahpusların güncel durumuna ilişkin Özgür Çocuk Parkında basın açıklaması yaptı. “Hapishanelerde yaşam hakkı tehlikede. Hasta mahpuslara özgürlük. İnfaz yakmalara son” yazılı pankartın açıldığı eyleme çok sayıda STK temsilcisi ile hasta mahpusların aileleri katıldı.

    Basın açıklamasını platform adına İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şube Sekreteri Fatoş Sarıkaya okudu.
    Sarıkaya, Türkiye’deki hapishanelerde uygulanan ağır tecrit, keyfi infaz uygulamaları, hasta mahpusların yaşam hakkının ihlali ve özellikle ağırlaştırılmış müebbet rejimiyle hapishanelerin bir ihlal merkezine döndüğünü dile getirdi.

    “EN AZ BİN 412 HASTA MAHPUS VAR”

    Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün istatistiklerinden referans veren Sarıkaya, Mayıs 2025 itibari ile hapishanelerde 409 bin 617 mahpus bulunduğunu, bu sayının Türkiye’deki tüm hapishanelerin kapasitesi olan 299 bin 924’ten yüzde 36 daha fazla olduğunu belirtti.

    İHD’nin hasta mahpuslara ilişkin verilerine de değinen Sarıkaya, şunları aktardı:

    “Tespit edilebildiği kadarıyla 161 kadın ve bin 251 erkek olmak üzere en az bin 412 hasta mahpus bulunuyor. Ağır hasta olarak tarif edebileceğimiz 335 mahpus bulunuyor. Bunlardan 230’u tek başına yaşamını devam ettiremiyor ve 105’inin de desteğe ihtiyacı bulunuyor. 188 mahpusun ise hastalıkları nedeniyle sürekli olarak kontrol edilmesi gerekiyor. 515 mahpusun hastalıkları belirtilmesine rağmen değerlendirme için gereken detaylar olmadığından ve 2 mahpusunda ne gibi hastalıkları olduğuna dair bilgi edinilemediğinden 517 mahpusun durumlarının ağır olup olmadığına dair değerlendirme yapılamıyor.”

    10. YARGI PAKETİ ELEŞTİRİSİ

    İnfazı dolmuş, tahliye edilmesi gereken birçok mahpusun, hapishane idarelerinin veya İdare ve Gözlem Kurullarının keyfi kararlarıyla tahliye edilmeyerek özgürlüklerinden alıkonulduğunu söyleyen Sarıkaya, “Özellikle hapishanelerdeki hak ihlallerinin giderilmesi adına gündeme gelen 10. Yargı paketi ile hasta mahpuslar tahliye edileceği ve infaz yakmaların son bulacağını beklerken Kanun teklifinde olumlu hiçbir değişikliğin olmadığını, özellikle birçok anayasal hakkı ihlal eden İdari Gözlem Kurulunun kaldırılmasına ilişkin bir düzenlemenin olmadığını, infaz hukukunu bürokrasiye boğan hükümler olduğunu görüyoruz. Hasta mahpusların tedaviye erişimlerinin önündeki engeller kaldırılmalı, hapishanede kalması yaşamı için ağır tehlike barındıran mahpuslar koşulsuz, derhal tahliye edilmeli. Ağır hasta mahpuslar derhal serbest bırakılmalı ve infaz erteleme kararları bağımsız sağlık kurulları tarafından verilmeli. Adli Tıp Kurumu’nun tek otorite olması uygulamasına son verilmeli, bilimsel ve tarafsız kurulların görüşleri esas alınmalı” dedi.

    “AYRIMCI VE KEYFİ UYGULAMALARA SON VERİLSİN”

    Son olarak Türkiye’de barışın önünün açılması için başta hapishaneler olmak üzere tüm devlet kurumlarında insan haklarına saygılı bir reform sürecinin kaçınılmaz bir ihtiyaç olduğunun altını çizen Fatoş Sarıkaya, “Hapishanelerde uygulanan ayrımcı ve keyfi uygulamalara derhal son verilmelidir. Tüm kamuoyunu ve yetkilileri hapishanelerde yaşanan hak ihlallerine karşı duyarlılık göstermeye, demokratik hukuk devleti mücadelesine destek olmaya ve sorumluluk almaya çağırıyoruz.” diyerek sözlerini tamamladı.

    PİRHA/ MERSİN

  • ‘Yurttan uzaklaştırma cezaları var olan eşitsizlikleri derinleştiriyor’- VİDEO

    ‘Yurttan uzaklaştırma cezaları var olan eşitsizlikleri derinleştiriyor’- VİDEO

    PİRHA- Mersin KYK Kız Öğrenci Yurdu’nda protestolara katıldıkları için belirsiz bir süreliğine yurttan uzaklaştırılan kadın öğrencilerle ilgili konuşan İHD Mersin Kadın Komisyonu Sözcüsü Fatoş Sarıkaya, “Bu öğrenciler yalnızca barınma imkanlarını değil, geleceklerini ve güvenliklerini de kaybetme riskiyle karşı karşıyalar. Kadınların toplumsal cinsiyet temelli eşitsizliklerden yoğun şekilde etkilendiği bir ülkede, bu tür cezalandırıcı uygulamalar mevcut eşitsizlikleri daha da derinleştiriyor” dedi.

    Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından Türkiye genelinde başlayan protestolara Mersin’den destek vermek isteyen üniversite öğrencilerine, yurt yönetimi tarafından nisan ayında disiplin soruşturması başlatıldı. Mersin Üniversitesi’ne bağlı KYK Kız Öğrenci Yurdu’nda bahçede oturma eylemi gerçekleştirdikleri gerekçesiyle açılan soruşturma sonucu öğrenciler 2 ay süreyle yurttan uzaklaştırıldılar.

    Kendilerine gelen başvurular sonucunda sürecin takipçisi olan İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi hem öğrencilerle hem de yurt müdiresi ile yaptıkları görüşmeler ve edinilen bilgiler ışığında konuya dair bir rapor hazırladı.

    Raporun ilgili mercilere gönderildiğini belirten İHD Mersin Şube Sekreteri ve Kadın Komisyonu Sözcüsü Fatoş Sarıkaya, yaşanan hak ihlallerinin son bulması için gerekli adımları atacaklarını dile getirdi.

    FİŞLENME İDDİASI

    Fatoş Sarıkaya, öğrencilerin beyanlarının eyleme katılmadıkları yönünde olduğunu söyleyerek, “Öğrencilerin derneğimize yaptığı başvurularda eyleme katılmamalarına rağmen haklarında başlatılan soruşturmanın sebebinin eylem alanında kayıt yapan ve daha önceki başka eylemlerden kendilerini tanıyan polislerin yönlendirmesi ile ilgili olabileceği kaygısını taşımaktalar” dedi.
    Sarıkaya, protestolara katılan tüm öğrencilere değil de yalnızca belirli öğrencilere soruşturma açılmasının bu iddiaları güçlendirdiğini belirtti.

    Ayrıca öğrencilerin olay anına dair kamera kayıtlarının kendilerine izletilmesini talep etmelerine rağmen Yurt Müdürlüğü’nün bunu reddettiğini aktaran Sarıkaya; herhangi bir somut delil sunulmamasıyla soruşturmanın şeffaflığı hakkında herhangi bir netlik bulunmadığını, bu durumun disiplin soruşturmasının tarafsızlığını zedelediğini ifade etti.

    “SÜRECİN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ”

    Yurt yönetiminin geçen sene tacizi protesto eden öğrencilere de soruşturma başlattığını hatırlatan Sarıkaya, şunları söyledi:

    “Burada barınma hakkının bir sopa olarak kullanıldığını görebiliyoruz. Bu öğrenciler yalnızca barınma imkanlarını değil, geleceklerini ve güvenliklerini de kaybetme riskiyle karşı karşıya kalırlar. Eyleme katılmak demokratik bir haktır; bu nedenle böyle bir gerekçeyle yurttan atılmak, anayasal hakların ihlali anlamına gelir. Kadınların toplumsal cinsiyet temelli eşitsizliklerden zaten yoğun şekilde etkilendiği bir ülkede, bu tür cezalandırıcı uygulamalar mevcut eşitsizlikleri daha da derinleştirir.

    Barışçıl bir protestoya katıldıkları için öğrencilerin cezalandırılması, yalnızca bireyleri değil, tüm toplumun demokratik kazanımlarını tehdit eder. İnsan Hakları Derneği olarak, hukukun üstünlüğü, temel hak ve özgürlüklerin korunması adına sürecin takipçisi olup gerekli tüm hukuki ve toplumsal dayanışmayı sürdüreceğiz.”

    PİRHA/ MERSİN

  • Kayyım protestolarını takip eden PİRHA muhabiri Fatoş Sarıkaya polislerce darp edildi-VİDEO

    Kayyım protestolarını takip eden PİRHA muhabiri Fatoş Sarıkaya polislerce darp edildi-VİDEO

    PİRHA- Akdeniz Belediyesine kayyım atandıktan sonra kentteki müdahaleyi takip ederken polis şiddetine maruz kalan muhabirimiz Fatoş Sarıkaya’nın görüntü almasına izin verilmedi. Polis, gözaltıları görüntüleyen Gazeteci Sarıkaya’nın kamerasına müdahale ederken, ayrıca basın kartını yere attı.

    Mersin’in Akdeniz ilçesi Belediyesi Eş Başkanları Hoşyar Sarıyıldız ve Nuriye Arslan ile Belediye Meclis üyeleri Özgür Çağlar, Neslihan Oruç ve Hikmet Bakırhan’ın tutuklanması ve kayyım atanması sonrasında haber takibi yapan PİRHA muhabiri Fatoş Sarıkaya’ya polisler tarafından darp edildi.

    Polis müdahalesinde gözaltına alınan çocukların görüntüsünü çeken Sarıkaya, kendisine yönelen polislerce darp edilerek görüntüsü alması engellendi. Sarıkaya’ya yönelik müdahale ayrıca görüntülere yansıdı.

    Polis ayrıca, gazeteci olduğunu belirten Sarıkaya’nın basın kartını alarak yere fırlattı.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Gazeteciler Daştan ve Bilgin’in katledilmesi Mersin’de protesto edildi- VİDEO

    Gazeteciler Daştan ve Bilgin’in katledilmesi Mersin’de protesto edildi- VİDEO

    PİRHA- Kadın Gazeteciler Derneği, DİSK Basın İş ve İHD Mersin Şubesi, Suriye’de katledilen gazeteciler için yaptığı ortak basın açıklamasında, Nazım Daştan ve Cihan Bilgin’in katledilmesini lanetledi. Gazeteciler için yapılan eylemlere polislerin saldırılmasına ve tutuklamalara da değinilen açıklamada, “Türkiye Hükümeti’nin tüm iddiaları üzerine alınarak konuya değinen herkese peş peşe soruşturma başlatması ise vahimdir” denildi.

    Kadın Gazeteciler Derneği, DİSK Basın İş Mersin ve İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi, Suriye’de öldürülen gazeteciler Nazım Daştan ve Cihan Bilgin için basın açıklaması yaptı. Açıklamada katledilen gazetecilerle ilgili manşet haberlerinin yer aldığı gazeteler taşındı.

    Açıklamaya Akdeniz Belediyesi Eşbaşkanı Nuriye Arslan, DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, DEM Parti İl Örgütü, Emek Partisi İl Başkanı Sedat Başkavak, Mersin Emek ve Demokrasi Platformu bileşenleri ve gazeteciler katıldı.

    “BİREYSEL DEĞİL, HAKİKATE YÖNELİK SALDIRILAR”

    Açıklamayı okuyan Kadın Gazeteciler Derneği Başkanı Fatoş Sarıkaya, Nazım Daştan ve Cihan Bilgin’in katledilmesini kınayarak, savaş ve çatışma bölgelerinde yaşananları kamuoyuna ulaştıran gazetecilere yönelik saldırıları, hakikatin karartılmasına yönelik ciddi eylemler olarak değerlendirdi.

    Gazetecilerin katledilmesiyle ilgili devletin herhangi bir açıklama yapmadığı gibi bu konuya tepki gösteren insan hakları savunucularının ve gazetecilerin gözaltına alınıp tutuklandığına dikkat çeken Sarıkaya, “İstanbul Valiliğinin basın açıklaması yapılabilir diye izinli saydığı Şişhane Meydanı’nda bir basın açıklaması yapmak isteyen basın örgütleri kolluk kuvvetlerinin engellemesi ve saldırısı ile karşılaştı. Gazetecilerin yapmak istedikleri açıklamaya polis çok yoğun bir şiddet kullanarak engel oldu ve 59 kişi işkenceyle gözaltına aldı. Gözaltına alınanların yanında ablukaya alınan bir grup gazeteci de yoğun yağmur altında 1 saat bekletildi. Gözaltına alınan 65 kişiden 45 kişi dün akşam saatlerinde serbest bırakıldı ancak 14 gazeteciden 6’sı tutuklandı. Gözaltına alınan gazetecilerin uluslararası hukuk ve iç hukuk tarafından korunaklı olan ifade özgürlüğü hakları, savcılık ve mahkemeler tarafından dikkate alınmadı” dedi.

    İKTİDARIN TAHAMMÜLSÜZLÜĞÜNE DİKKAT ÇEKİLDİ

    Gazeteci Özlem Gürses’in gözaltına alınıp ev hapsi verildiği ve Gerçek Gündem Genel Yayın Yönetmeni gazeteci Seyhan Avşar hakkında konuya ilişkin yaptığı haber sebebiyle, “Terör örgütü propagandası yapmak” ve “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak” suçlarından soruşturma başlatıldığı bilgisini de veren Sarıkaya, “Öldürülen gazetecilerle ilgili doğrudan Türkiye aleyhine bir açıklama olmasa da iktidarın tüm iddiaları üzerine alınarak konuya değinen herkese peş peşe soruşturma başlatması ise vahimdir” diye konuştu.

    “Türkiye’nin yapması gerekirken en ufak bilgi ve habere dahi tahammül edememesi büyük bir tutarsızlıktır. Henüz yetkililer tarafından olayla ilgili resmi bir açıklama yapılmamasına rağmen Türkiye vatandaşı olan gazeteciler ile ilgili tarafsız haberlerin dahi hedef alınması vatandaşlık hukuku ve Anayasal haklar ile de bağdaşmamaktadır” diyen Sarıkaya, öncelikle gazeteci yurttaşların Suriye’de öldürülmesi olayı ile ilgili ivedilikle ve etkin bir soruşturma yürütülmesini, ifade özgürlüğü kapsamında kalan basın açıklaması ve haberler ile ilgili haksız soruşturma, gözaltı ve tutuklamaların sonlandırılmasını talep etti.

    DEM PARTİ’DEN DE AÇIKLAMA

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mersin İl Örgütü de konuya dair il binasında basın açıklaması yaptı. Açıklama metnini okuyan DEM Parti İl Eşbaşkanı Bedriye Kuş, bölgede son 5 yılda Nagihan Akarsel, Vedat Erdemci, Nazım Daştan, Cihan Bilgin ve onlarca gazetecinin katledildiğini belirterek şunları söyledi:

    “Hedef alınan gazeteciler uzun yıllardır bölgedeki gelişmeler konusunda kamuoyunu bilgilendirmekteydi. Her iki gazeteci daha önce de defalarca saldırıya maruz kalmıştı. 2014 yılında IŞİD saldırılarını ve buna karşı verilen mücadeleyi Suruç tarafında takip eden, günlerce sınırda görev yapan bu gazeteciler yargı baskısına da maruz kalmıştı. Bu saldırılar insanlığa ve evrensel hukuka karşı işlenen suçlar kapsamındadır. İnsanlığa karşı işlenen bu suçlara karşı duyarlı bütün kesimleri seslerini yükseltmeye çağırıyoruz. AKP iktidarı ve yetkilileri konuya ilişkin derhal açıklama yapmalı ve işlediği bu suçlara son vermelidir.”

    PİRHA/ MERSİN

  • ‘Haberin Ardındakiler’ belgesel gösteriminde gazetecilerin sorunları konuşuldu- VİDEO

    ‘Haberin Ardındakiler’ belgesel gösteriminde gazetecilerin sorunları konuşuldu- VİDEO

    PİRHA- 19. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali’nde Yönetmen ve gazeteci Diren Keser’in “Haberin Ardındakiler” belgeseli izlenip söyleşi düzenlendi. Keser, söyleşide gazetecilerin sorunları üzerinde durarak, “Şiddet her yerde gazeteciyi buluyor” dedi.

    19. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali kapsamında “Şiddet sarmalında gazetecilik” üzerine gazeteci ve yönetmen Diren Keser ile Haçova Kültür Derneği’nde söyleşi düzenlendi.

    Söyleşiden önce saat 18.30’da bir araya gelenler Diren Keser’in “Haberin Ardındakiler” isimli belgeselini izledi.
    Gazeteci Diren Keser’in yönetmenliğini yaptığı belgeselin gösterimi; gazeteci Fatoş Sarıkaya’nın moderatörlüğünü yaptığı, Diren Keser ile belgeselin sanat yönetmeni Atilla Güney’in konuk olduğu söyleşiyle devam etti. Sarıkaya, söyleşi öncesinde gazetecilerin yaşadığı sorunlara dikkat çeken kısa bir aktarımda bulundu.

    “GAZETECİLERE AYNA TUTAN BİR BELGESEL”

    Söyleşide ilk olarak söz alan Keser, Haberin Ardındakiler belgeseliyle gazeteciliğe ayna tutmaya çalıştıklarını belirtti. Hakikatin peşinden koşan gazetecilerin bu ülkenin aydınlık yüzü olduğunu söyleyen Keser, “Bir avuç gazeteci yel değirmenlerine karşı mücadele ediyor. Bu belgeselde gördüğünüz gazeteciler ve daha birçoğu bu süreçleri yaşıyor. Şiddet her yerde gazeteciyi buluyor. Bir eylem takip ettiğiniz anda ilk olarak gazeteciye müdahale ediliyor çünkü oradaki şiddetin görünmesinin engellenmesi gerekiyor. Gazeteciler popüler değilse tek başına mücadele ediyor. Bazen birkaç gün cezaevine giren gazeteciler için canlı yayınlar açılıyor ama yıllardır cezaevinde olan gazeteciler için bir şey yapılmıyor” diye konuştu.

    “BELGESELE SANSÜR UYGULAMAMIZ İSTENDİ”

    Ardından söz alan Atilla Güney, belgeselin çekim sürecinde beraber çalıştıkları Ulfiye Özcan’ın da gözaltına alınarak tutuklandığını anımsatarak sözlerine başladı. Çektikleri 2 projenin ardından yeni projeler için yatırımcı bulamadıklarını söyleyen Güney, 3’üncü olarak sağlıkçılara yönelik bir belgesel yapmayı düşündüklerini, henüz bunu karşılayacak bir kurumun bulunamadığına da işaret etti. Güney, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bizim Kürt gazetecilerin korkunç bir teknoloji kullanımı var. Yokluk mücadeleyi doğurur derler ya. Nerdeyse yoktan yaratmışlar. İnterneti, yazılım sistemlerini, habercilik alanında kullanılan dijital her şeyi çok iyi kullanıyorlar. Sürekli sokaktalar. Halkla iç içeler. İşte benim kafamdaki gazetecilik böyle bir şey.”

    Yerel haber kurumlarında ve gazetecilere yemek ve ulaşım desteği verilmediğini söyleyen Güney, genelde ise muhabirine bir asgari ücreti vermekten imtina eden patronların olduğunu söyledi. Yerellerdeki gazeteci cemiyetlerinin devletin merkezi yönetiminin taşra teşkilatlarına dönüştüğüne şahitlik ettiğine dikkat çeken Güney, Barış Akademisyeni olarak imza attığında kendisini hedef gösteren bir haber kurumunun şimdilerde gazeteciler cemiyetinin başına geçtiğine de işaret etti. Güney, “Taşraya doğru gittikçe kadın gazeteci göremiyorsunuz. Birkaç tane direngen kent dışında birçok kentte kadın gazeteci yok” dedi.

    Söyleşi, Fatoş Sarıkaya’nın İFF adına Diren Keser’e plaket takdim etmesiyle sona erdi.

    PİRHA/ MERSİN

  • Mersin’de tacize karşı eylem yapan kadınlara barikat kuruldu- VİDEO

    Mersin’de tacize karşı eylem yapan kadınlara barikat kuruldu- VİDEO

    PİRHA- Mersin’de kadın bir öğrencinin maruz kaldığı tacizi protesto etmek isteyen kadınlara polis müdahale ederken, kadınlar iktidara; “Faillere güç vermeyi bırakın, kadın cinayetlerini önleyecek politikaları uygulayın, uygulamak zorundasınız” diye seslendi.

    Kredi Yurtlar Kurumu (KYK) Mersin Müfide İlhan Kız Öğrenci Yurdu yolunda bir kadın öğrenci, dün gece kimliği henüz belirlenemeyen kişiler tarafından sözlü tacize uğrarken; öğrenciler bu olaya büyük tepki göstermişti. Mersin Kadın Platformu sözlü tacizi protesto etmek için KYK Mersin Müfide İlhan Kız Öğrenci Yurdu önünde basın açıklaması yapmak istedi. Ancak polis kadınlara izin vermezken kadınlar polisin tüm müdahalelerine rağmen yurdun olduğu cadde üzerinde yürüdü. Çevredeki öğrencilerde kadınlara destek verirken, polis kadınların bir yerde açıklama yapmasına izin vermedi. Bunun üzerine kadınlar basın açıklamasını ise polisin engellememesi için yürüyerek okudu.

    “ÖĞRENCİLER TEHDİT EDİLDİ”

    Bir grup kadın ise cadde üzerinde oturma eylemi gerçekleştirip, sözlü tacizi protesto etti. Mersin Kadın Platformu adına ise basın metnini Fatoş Sarıkaya okudu. Türkiye’nin dört bir yanında kadınlara yönelik saldırıların sıklığının ve boyutunun arttığı bir dönemden geçtiklerini ifade eden Sarıkaya, “Dün akşam Mersin Müfide İlhan KYK Kız yurdu önünden iki kadın arkadaşımız bir araca bindirilmeye çalışıldı. Müfide İlhan KYK yurdu başta olmak üzere, tüm yurtlardan kız kardeşlerimiz polisin engellemelerine ve kurulan barikatlara rağmen kadın cinayetlerine yönelik öfkelerini sokağa taşıdılar. Eylem süresince kadınlar ‘Fotoğraflarınız çekildi, hakkınızda işlem başlatılacak’ diyerek tehdit edildi, bazı kadın arkadaşlarımızın isimleri yüksek sesle söylenerek doğrudan hedef haline getirildiler.Yaşanan taciz durumundan sonra Mersin Valiliği kadınların güvenliğine dair bilgi vermek yerine, açıklamalara katılan kadınların kamouyonu yanlış bilgilendiren açıklamalar yaptığını ve haklarında işlem başlatılacağına dair bir açıklama yaptı. Tüm bu yaşananlar karşısında ses çıkaran , mücadele eden kadınlar ve kadın örgütleri ‘Uygunsuz ve rahatsız edici’ olduğu iddiasıyla açık hedef haline getirildi. Tüm bu yaşananlara rağmen tacizi meşrulaştıran ve tacize taciz demeyen Mersin Valiliğini teşhir ediyoruz” dedi.

    “MÜCADELE ETMEMİZ Mİ RAHATSIZ EDİCİ”

    Sarıkaya; Mersin Valiliği’ne şu soruları yöneltti: “Valiliğe ve bizleri her yan yana gelişimizde tehdit eden polislere soruyoruz; Rahatsız edici olan her gün en az 3 kadının öldürülmesi mi yoksa buna karşı ses çıkarmamız mı? Soruyoruz, güvenli dediğiniz yurt önünden kadınların kaçırılması ve yürüdüğümüz hiç bir sokakta güvende hissetmemiz mi rahatsız edici yoksa buna karşı mücadele etmemiz mi? Soruyoruz, kaçırılan, kaybedilen, katledilen bütün kadınlar ve çocuklar için kadın dayanışmasını büyütmek mi suç yoksa bunu engellememek mi? Biz tam da böyle kritik bir dönemde kadınlara ve kadın örgütlerine dönük artan saldırıların temelde kadın düşmanı politikaların, farkındayız. Tacizciler, tecavüzcüler ve katiller şikayetlere, ihbarlara ve suç kayıtlarına rağmen cezalandırılmıyor ve kadınların can güvenliğini tehdit etmeye devam ediyor. Cezasızlık politikalarıyla, kadın cinayetlerine, tacize, tecavüze ön açıcı söylem ve pratikler ile faillere güç veriliyor!
    Faillere güç vermeyi bırakın, kadın cinayetlerini önleyecek politikaları uygulayın, uygulamak zorundasınız.”

    TALEPLER SIRALANDI

    Sarıkaya son olarak ise şu talepleri sıraladı: “Taleplerimiz nettir: Üniversite çevresi aydınlatma ve kamera güvenlik sistem takibi ile güvenli hale getirilmelidir. Kadınların herhangi bir sisdet durumunda ulaşabileceği cinsel tacizi önleme birimleri acilen kurulmalıdır. Kampüs içerisine şiddet butonları oluşturularak, şiddet durumlarında kadınların mücadele yöntemleri arttırılmalıdır. Yurtlar dağ başında, ulaşım olmadığı noktalara değil kadınların kendisini güvende hissedeceği yerlere yapılmalıdır. Ne soruşturma tehditleri, ne yurt önlerine diktiginiz ahlak bekçisi güvenlikler, ne barikatlar ne de göz altılar kadın dayanışmasını büyütmemizi engellemeyecek. Bulunduğumuz amfilerden, liselerden, sokaklardan, atölyelerden ve mahallelerden kadın dayanışmasını örgütlemeye ve büyütmeye devam edeceğiz.”

    PİRHA/ MERSİN

  • Eril medyayla mücadele alanında yeni bir ses: Kadın Gazeteciler Derneği kuruldu- VİDEO

    Eril medyayla mücadele alanında yeni bir ses: Kadın Gazeteciler Derneği kuruldu- VİDEO

    PİRHA- Kadın Gazeteciler Derneği Başkanı Fatoş Sarıkaya, meslek hayatlarında yaşadıkları eşitsizlikler, cinsiyet temelli adaletsizlikler, mobbing ve hak ihlallerine karşı örgütlü mücadele yürütmenin önemine vurgu yaparak, “Biz gazeteciler hak ihlaline maruz kalan herkesin sesi olurken kendi yaşadığımız sorunları gündeme getirmekte oldukça eksik kalıyoruz. Bu nedenle kalemimizi kendi sesimiz için kullanmak amacıyla bir araya gelerek bu derneği kurduk” dedi.

    Patriyarkanın kadınların hayatını ağ gibi sardığı bir sistemde medya sektöründe de çeşitli eşitsizlik ve ayrımcılıklar yaşanıyor. Baskıyla, sansürle, hak gasplarıyla ve cinsiyetçilikle karşı karşıya kalan kadın gazeteciler, eril sistemin yarattığı tüm bu sorunlarla baş etmeye çalışarak mesleklerini icra etmeye çalışıyorlar.

    Haziran ayında kuruluşunu ilan eden Kadın Gazeteciler Derneği, sektörde yaşanan tüm bu sorunlarla mücadele etmek adına yeni bir eşik olmayı hedefliyor.

    Kadın Gazeteciler Derneği Başkanı Fatoş Sarıkaya, derneğin kuruluş amacını ve hedeflerini PİRHA’ya anlattı.

    “SEKTÖRDE CİNSİYETÇİLİK YOK SAYILIYOR”

    Yükselen kadın hareketiyle birlikte çeşitli meslek kollarında kadınların örgütlendiğini ancak medya sektöründe bu tarz bir örgütlenmenin oldukça zayıf kaldığını belirten Fatoş Sarıkaya, “Basın sektörü belki de cinsiyetçiliğin en had safhada yaşandığı bir alanken ne yazık ki temelde yatan sorunların kaynağının cinsiyetçilik olduğu fark edilmiyor. Hala birçok kadın ve erkek meslektaşımız iş yaşamında kadın erkek ayrımının yaşandığını kabul eden bir yerde değiller. Dolayısıyla bu anlamda bir örgütlü mücadele kökleşmek için uygun zemini kendine yaratamamış durumda” dedi.

    “KENDİ SESİMİZ OLMAK İÇİN”

    Kadın gazetecilerin karşılaştığı sorunlara toplumsal cinsiyet eşitsizliği perspektifinden bakılması gerektiğinin altını çizen Sarıkaya, bu sorunlarla mücadele etmek için dernek çatısı altında bir araya geldiklerini anlattı. Sarıkaya, derneğin kuruluş amaçlarına dair şunları söyledi:

    “Biz gazeteciler hak ihlaline maruz kalan herkesin sesi, sözü olurken kendi yaşadığımız sorunları gündeme getirmekte oldukça eksik kalıyoruz. Medyada hakim eril ideoloji sebebiyle kadın gazeteciler şiddete, mobbinge, ikincileştirilmeye oldukça açık durumdalar. Feminist bir kadın gazeteci olarak medyada haberin dilinden, kurgusundan, görselinden tutun da iş yaşamında yaşadığımız sorunlara kadar her alanda müthiş bir cinsiyet eşitsizliğine maruz kalmak benim hep dert edindiğim bir meseleydi.

    Tüm bunlarla mücadele etmek adına ilk olarak Kadından Haber gazetesini kentteki kadınlarla hazırlamak kadın gazeteci örgütlülüğü için önemli bir adımdı fakat yeterli değildi. Daha örgütlü, sürekliliği olan bir güç oluşturmaya ihtiyaç duyduk. Yaşadığımız sorunlar böylesine fazlayken neden kalemimizi kendi sesimiz için kullanmayalım diyerek kentteki kadın gazetecilerle bir araya geldik ve bu derneği kurduk.”

    ÖRGÜTLENME ÇAĞRISI

    4 aylık süreçte haksızlığa maruz kalan kadın gazetecilerle dayanışmak için çeşitli basın açıklamaları, dava takipleri yapan dernek; ilerleyen süreçte mesleki eğitim ve dayanışma adına çeşitli çalışmalar gerçekleştirmeyi hedefliyor.

    Özellikle sektörde işe yeni başlamış gazeteciler ve iletişim bölümü öğrencilerine mesleğe dair ön açıcı bir alan yaratmayı önemsediklerini dile getiren Sarıkaya, “Mesleki dayanışmayı, kadın ve LGBTİ+ gazetecilerin haklarını, cinsiyet eşitliğine dayanan haber dilini omuz omuza örmek istiyoruz. Bu nedenle bu sektörde çalışan tüm kadın+ gazetecileri dernek çatısı altında örgütlenmeye çağırıyoruz” diye konuştu.

    Diren KESER/ MERSİN

     

  • Mersin Kadın Platformu: Pınar, cezasızlıktan cüret alan erkek tarafından katledildi- VİDEO

    Mersin Kadın Platformu: Pınar, cezasızlıktan cüret alan erkek tarafından katledildi- VİDEO

    PİRHA- Mersin Kadın Platformu, evli olduğu Ziya Ecer tarafından katledilen Pınar Bayrak için adliye binası önünde eylem yaptı. Eylemde yapılan açıklamada “Kadın düşmanı politikalardan, cezasızlıktan, iyi hal indirimlerinden cüret alan bir erkek daha ‘nasıl olsa bana bir şey olmaz’ diyerek Pınar’ı katletti. Pınar için adalet mücadelemizi sürdüreceğiz” denildi.

    Mersin’de 3 Ağustos’ta evli olduğu ve uzun süredir şiddet gördüğü Ziya Ecer tarafından darp edilerek katledilen Pınar Bayrak’ın ara duruşması öncesinde Mersin Kadın Platformu ve Pınar Bayrak’ın aile fertleri adliye önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamaya DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca da katıldı.

    “BU SUÇUN ORTAKLARI ERKEK DEVLETTİR”

    Mersin Kadın Platformu üyesi Fatoş Sarıkaya, yıl başından bu yana Mersin’de ise en az 10 kadının erkekler tarafından öldürüldüğünü, Pınar Bayrak’ın da bunlardan biri olduğunu söyledi.

    Adaletin işlemeyişinin, yargının erkeklerden yana karar vermesinin erkekleri cesaretlendirdiğini belirten Sarıkaya, “Kadın düşmanı politikalardan, katliamlara teşvik eden cezasızlıktan, ödül gibi iyi hal indirimlerinden cüret alan bir erkek daha ‘nasıl olsa bana bir şey olmaz’ diyerek tehditlerle hane içine hapsettiği Pınar’ı katletti. Suçlular organize şekilde cinayeti örtbas etmeye çalıştı” dedi.

    Pınar Bayrak’ın katledilmesinde yetkililerin sorumluluğuna dikkat çeken Sarıkaya, “Bu suçun ortakları delil karartanlar, suçu teşvik edenler, tahrik indirimi verenler, kadın düşmanı politikaları birincil devlet görevi haline getirenler, kutsal aile lafı ile kadınları şiddet gördükleri evlere mecbur bırakanlardır. Bu suçun ortakları erkek devlettir, erkek adalettir. Davanın takipçisi olacağız” diye konuştu.

    “DAVANIN PEŞİNDE OLDUĞUM İÇİN TEHDİT EDİLİYORUM”

    Açıklamada konuşan Pınar Bayrak’ın amcası Yusuf Bayrak, yeğeninin yıllarca şiddet gördüğünü ve failin ailesinin de cinayette sorumluluklarının olduğunu vurguladı. Olay mahalinde yetkililer gelmeden temizlik yapıldığını, delillerin yok edildiğini söyleyen Bayrak, “Meryem Ecer, Ahmet Ercan, Rozelin Balkan, Ömer Bayat delilleri karartarak Pınar’ın kanlı elbiselerini, yatağı, çarşafları çöpe attılar. Ve bu insanlar şu anda dışarıda özgürce geziyor. Dışarıda kol gezenler günler önce ailemin evinin önünde silahlarla çocuklarımı ve eşimi taciz ettiler. Tüm bunların kamera kayıtları var. Davanın peşinde olduğumuz için tehdit ediliyoruz. Bizim korunmamız gerekirken katiller korunuyor. Adalet nerede? Pınar’ın katlinde sorumluluğu olan herkesin cezalandırılmasını istiyoruz” sözlerini kullandı.

    PERİHAN KOCA: ÜLKE KADIN MEZARLIĞINA DÖNÜŞTÜ

    DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, dün akşam Tarsus’ta bir kadının daha katledildiği bilgisini vererek şunları dile getirdi:

    “Bugün Pınar Bayrak için adalet talebiyle buraya gelirken Tarsus’ta iki kadının bir erkek tarafından silahlı saldırıya uğradığını, birinin öldüğü diğerinin de yoğun bakımda olduğu bilgisini aldık. Türkiye bir kadın mezarlığına dönüşmüş durumda. Bunun sorumlusu AKP-MHP faşist iktidarının yarattığı kadın düşmanı ve cezasızlık politikalarıdır. Erkek egemen politikalara karşı kadınlara bariyer olacağız. Mecliste, sokakta, adliye koridorlarında kadınları koruyup yaşatmak için mücadelemize devam edeceğiz.”

    PİRHA/ MERSİN

  • Basın örgütlerinden gazetecilere verilen hapis cezalarına tepki-VİDEO

    Basın örgütlerinden gazetecilere verilen hapis cezalarına tepki-VİDEO

    PİRHA- Ankara’da yapılan soruşturmalar sonrasında davalarının karar duruşması görülerek haklarında hapis cezası verilen gazeteciler için ortak açıklama yapan Kadın Gazeteciler Derneği ve DİSK Basın İş Mersin temsilciliği hapis cezalarını protesto etti. Yapılan açıklamada, gazetecilik mesleğinin bu soruşturmalar ve davalarla kriminalize edildiği vurgulandı.

    Ankara merkezli soruşturmalar kapsamında ‘örgüt üyeliği’ suçlaması ile haklarında dava açılan gazetecilerin yargılandığı duruşma sonucunda 29 Ekim 2022’de tutuklanan ve 16 Mayıs 2023 tarihinde tahliye edilen Mezopotamya Ajansı (MA) muhabiri ve Disk Basın İş Disiplin Kurulu üyesi Diren Yurtsever, MA muhabirleri Berivan Altan, Selman Güzelyüz, Hakan Yalçın, Emrullah Acar, Zemo Ağgöz, Deniz Nazlım ve JINNEWS muhabiri Öznur Değer’e 6 yıl 3’er ay hapis cezası verildi.

    “GAZETECİLİK MESLEĞİ KRİMİNALİZE EDİLİYOR”

    ‘Gazeteciliği savunacağız’ diyerek bir araya gelen Mersin’deki basın örgütlerinden Kadın Gazeteciler Derneği ve DİSK Basın İş temsilciliği İnsan Hakları Derneği binasında yaptıkları basın açıklaması ile kararları protesto etti.

    Basın örgütleri adına ortak hazırlanan basın açıklamasını okuyan Kadın Gazeteciler Derneği Başkanı Fatoş Sarıkaya, gazetecilerin haberlerinin davaların konusu haline geldiğini belirtirken, bu davaların kanıtının da kamuoyuna açık olan haberlerin kendisi olduğunu ifade etti.

    Gazetecilik mesleğinin bu soruşturmalar ve davalarla kriminalize edildiğini söyleyen Sarıkaya, “Yine varlığı şüpheli ‘gizli tanık’ ifadeleri ile gazetecilik mesleği kriminalize edilmiş, faaliyetleri de “örgüt üyeliği” kapsamında gösterilmiştir. Belirtmek isteriz ki; haber konularını, neyin haberinin yapılıp neyin yapılamayacağını, nasıl yapılacağını, başlığını, görselini belirleyecek olan mahkeme heyetleri değil, mesleki ilkelerdir. Yargıçlar, yayın yönetmenleri; mahkemeler de haber merkezi değildir. Nasıl ki bir hakim kamusal bir görev ifa ediyorsa, gazeteci de kamusal bir görev ifa ediyor” diyerek gazetecilik mesleğinin suç olmadığını vurguladı.

    “BİZLER GAZETECİLİK ÖRGÜTÜNÜN ÜYELERİYİZ”

    Gazetecilere yönelik baskıların iktidarın hoşuna gidip gitmeyecek haberlere göre şekillendiğini belirten Sarıkaya, “Gazetecilerin görevlerinin başında iktidarın uygulamalarını kamu adına denetlemek, toplumu bilgilendirmek bulunmaktadır. İşte meslektaşlarımız bu faaliyeti yürüttüğü için cezalandırılmış, ülkemiz tam da bu nedenle bir gazeteciler hapishanesine dönüştürülmüştür” dedi.

    Gazetecilik faaliyetlerini yürüttüğü için tutuklanan tüm gazetecilerin serbest bırakılması için çağrı yapan Fatoş Sarıkaya şunları ifade etti:

    “Gazetecilik faaliyetleri yürüttüğü için tutuklanan tüm meslektaşlarımız bırakılmalıdır. Gazetecilik faaliyetleri nedeniyle hapis cezası verilen tüm meslektaşlarımızın cezaları bozulmalı, özgürce toplumu bilgilendirme faaliyetlerini yürütebilmelidir. Belirtmek isteriz ki bizler ‘gazetecilik örgütü’nün üyeleriyiz. Hiçbir baskı, hapis cezası bizleri toplumu bilgilendirmekten alıkoyamaz. Toplumun hakikate, habere an fazla ihtiyaç duyduğu bir dönemde, mesleğimizden asla vazgeçmeyeceğiz.”

    PİRHA/MERSİN

  • Mersin’de İHD’nin Barış Nöbeti eyleminde kadınların barıştaki rolü vurgulandı- VİDEO

    Mersin’de İHD’nin Barış Nöbeti eyleminde kadınların barıştaki rolü vurgulandı- VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şubesi’nin bu ayki Barış Nöbeti’nde savaşların kadınlara etkisi ve kadınların barıştaki rolü konuşuldu. İHD Mersin Şubesi Kadın Komisyonu üyesi Fatoş Sarıkaya, çatışmalı ortamlarda en çok zararı kadınların yaşadığına vurgu yaparak “Kadınlar barış istemekten ve bunun için mücadele etmekten vazgeçmeyecekler” dedi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi’nde her ayın ilk cuma günü yapılan ‘Barış Nöbeti’ eyleminde ‘Kadınlar Barış İstiyor’ konusunu konuşuldu. Dernek binasında yapılan nöbete çok sayıda insan hakları savunucusu katıldı.

    İlk olarak söz alan İHD Mersin Kadın Komisyonu Üyesi Zeynep Kaya, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü haftası sebebiyle bu konuyu belirlediklerini dile getirdi. Ardından İHD Mersin Kadın Komisyonu Üyesi Fatoş Sarıkaya basın metnini okudu.

    “SAVAŞ POLİTİKALARI KADINA ŞİDDETİ ARTIRIYOR”

    Fatoş Sarıkaya, dünyadaki tüm savaşlarda en çok kadınların etkilendiğini ve barış talebinde en çok kadınların ısrarcı olduğunu dile getirdi.

    Türkiye’deki kadın cinayetlerinin önlenememesini, nefret dilinin hakim olmasını ve erkek şiddetinin artmasını devletin savaş yöntemini tercih etmesine bağlayan Sarıkaya, “Coğrafyamızda yaşanan savaş ve çatışmalı ortam nedeniyle binlerce kadın mağdur olmuştur. Devletin kullandığı şiddet fiili ve şiddet dili erkek egemen şiddetin toplumda da yaygınlaşmasına neden olmakta ve bu sebeple evler, sokaklar, iş yerleri her yer kadınlar için güvensiz ortamlar olarak ortaya çıkmaktadır” dedi.

    BARIŞ KONFERANSINA ÇAĞRI

    Sarıkaya, İHD olarak 16 ve 17 Mart günlerinde Diyarbakır’da Barış Konferansı düzenleyeceğini de duyurarak şunları söyledi:

    “Bu konferansta barış taleplerimizi bir kez daha ve yüksek sesle dile getireceğiz. Bu seslerin büyük bir çoğunluğunu da kadınlar oluşturacak. Bir kez daha 8 Mart Dünya Kadınlar Günü öncesinde kadına yönelik şiddetin tamamen ortadan kalktığı, erkek egemen, feodal ve militer sistemin sorgulandığı yeni bir sürecin başlamasını diliyoruz. Bu nedenle de Barış Konferansımızın da bu taleplerimize öncü olmasını istiyoruz.”

    PİRHA/MERSİN