Etiket: fatura

  • Avukat Aslaner: Cemevleri ibadethane olarak tanınmalı ve doğrudan ödenek ayrılmalı

    Avukat Aslaner: Cemevleri ibadethane olarak tanınmalı ve doğrudan ödenek ayrılmalı

    PİRHA- Avukat Erhan Aslaner, mahkemelerin cemevlerinin elektrik faturasının Diyanet bütçesinden karşılanması kapsamında karar vermesinde aslında bir kasıt olduğunu belirterek, “İşi Diyanete monte etme çabası var” dedi. Aslaner, çıkış yolunun ise cemevlerinin ibadethane olarak tanınması ve doğrudan ödenek ayrılması şeklinde olabileceğini söyledi.

    15 Mart 2022 tarihinde mahkemeden PSAKD Kadıköy Şubesi İçerenköy Cemevi lehine karar çıktı. İstanbul Anadolu 7. Asliye Hukuk Mahkemesi heyeti, Pir Sultan Abdal Kültür Merkezi ve Cemevi’ne ait hizmet birimlerinin enerji giderlerinin ilgili mevzuata göre, Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesinden karşılanan tarife grubunun kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine hükmetti.

    2014 yılından itibaren faturaları ödemeyen ve bu konuda mahkemelik olan PSAKD Kadıköy Şubesi İçerenköy Cemevi ile ilgili, elektrik şirketi tarafından icra işlemi başlatılmıştı. Cemevi de buna karşı dava açmıştı.

    Elektrik Piyasası Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması’na Dair 5784 Sayılı Yasa’nın geçici 17. maddesinin 3. fıkrası, “Güvenlik amacıyla yapılan sınır aydınlatmalarına ait tüketim giderleri, İçişleri Bakanlığı bütçesine konulacak ödenekten, toplumun ibadetine açılmış ve ücretsiz girilen ibadethanelere ilişkin aydınlama giderleri ise Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesine konulacak ödenekten karşılanır” diyor.

    İstanbul Anadolu 7. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin PSAKD Kadıköy Şubesi İçerenköy Cemevi lehine olumlu karar verdi ancak, Diyanet’e ayrılan ödenekten cemevi elektrik faturalarının ödenmesi Aleviler tarafından olumlu karşılanmıyor.

    “İŞİ DİYANETE MONTE ETME ÇABASI VAR”

    Avukat Erhan Aslaner, mahkeme kararını PİRHA‘ya yorumlarken, “Burada bir kasıt var aslında. İşi Diyanete monte etme çabası var” dedi. Aslaner, çıkış yolunun ise cemevlerinin ibadethane olarak tanınması ve doğrudan ödenek ayrılması şeklinde olabileceğini söyledi.

    CEMEVLERİYLE İLGİLİ HUKUKİ SÜREÇ NASIL İŞLEDİ?

    Biraz geriye gidip hafızalarımızı tazeleyecek olursak, Cem Vakfı 2005 yılında Başbakanlığa başvurup Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Alevi ve diğer inançları da kapsayacak şekilde kamu hizmeti vermemesinden şikayetçi olmuştu. Vakfın talepleri arasında, Aleviliğe hukuksal statü tanınması, cemevlerinin ibadethane (mabed) olarak tanınması, cemevi inşasına imkan tanınması, cemevlerinin işleyişi için kamusal fon öngörülmesi ve Alevi dedelerine verilmesi de vardı. Tüm bu talepler 19 Ağustos 2005 tarihinde Başbakanlık tarafından reddedildi.

    Başbakanlık, reddetme gerekçesinde Diyanet İşleri Başkanlığının tüm dinlere “eşit” yaklaştığını iddia edip, cemevlerine ibadethane statüsü verilemeyeceğini, Alevi dedelerinin devlet memuru olamayacağını, Alevilere özel kamu fonu aktarılamayacağını bildirmişti.

    Başbakanlığın bu yanıtı üzerine Alevi inancına bağlı bin 919 kişi, Başbakanlığı’n bu kararına karşı dava açtı. Ancak mahkeme Başbakanlığın ret yanıtının yürürlükteki yasalarla uyumlu olduğuna hükmetti. Bu karar 2 Şubat 2010 tarihinde Danıştay tarafından da onandı.

    BAŞBAKANLIK REDDEDİNCE VE DANIŞTAY DA BUNU ONAYLAYINCA AİHM’YE GİDİLDİ

    Bunun üzerine Cem Vakfı Başkanı İzzettin Doğan, beraberinde 202 kişiyle birlikte konuyu 2010 yılında AİHM gündemine taşıdı. Dava AİHM tarafından 2013 yılında görülmeye başlandı. Mahkeme, dosyayı kararları nihai olan 17 yargıçlı Büyük Daire’ye gönderdi.

    Cem Vakfı, AİHM’ye sunduğu iddianamede, Alevilerin devletin sağladığı din hizmet ve olanaklarından yararlanamaması ve bu hizmetin sadece Sünnilere verilmesinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) din ve vicdan özgürlüğüyle ilgili 9’uncu maddesine aykırı olduğunu belirtti. Aleviler, bu durumun AİHS’nin ayrımcılıkla ilgili 14’üncü maddesine aykırı olduğu da hatırlattı.

    AKP HÜKÜMETİ AİHM’DE ‘CEMEVİ İBDADETHANE DEĞİL’ SAVUNMASI YAPTI

    AKP hükümeti AİHM’de yaptığı savunmada, Alevilerin kendi aralarında “homojen bir yapıya” sahip olmadıklarını, cemevlerinin cami, mescid, kilise ve sinagogların aksine ibadethane (mabed) kategorisine girmediğini iddia etti. Ayrıca hükümet, Alevi inancının “ne tam olarak bir din, ne de İslam’ın bir dalı olarak görülemeyeceği, Sufi tarikatı olarak ele alınması gerektiği”ni savundu.

    AKP’NİN SAVUNMASINI AİHM KABUL ETMEDİ

    AKP’nin bu savunması AİHM’de kabul edilmedi. Dini toplulukların ne olduklarına devlet veya ulusal yargının değil, söz konusu toplulukların ruhani liderlerinin karar verebileceğine işaret eden AİHM, hükümetin Alevileri “Sufi tarikatı” olarak tanımlamasının Alevileri, dini inançlara yasaklar getiren 677 sayılı “Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Seddine ve Türbedarlıklar ile Bir Takım Unvanların Men ve İlgasına Dair Kanun” kapsamına aldığını hatırlattı.

    AİHM, AKP hükümetinin “Aleviler kendi aralarında bölünmüş haldeler” iddiasına da, “Bu durum onların dini bir topluluk olarak hakları olduğu gerçeğini değiştirmez” yanıtını verdi.

    AİHM, ‘ALEVİLERE DİNSEL AYRIMCILIK’ YAPILIYOR DEDİ

    AİHM; devletin Alevileri resmen tanınmaması ve hukuksal statü sağlamamasıyla, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin din ve vicdan özgürlükleriyle ilgili 9’uncu maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardı. Ayrıca, Alevilerin hiçbir kamusal hizmetten faydalanamamalarını da “dini ayrımcılık” olarak tanımladı. Alevi inancını inkârın “laik devleti koruma” teziyle gerekçelendirilmesini de reddeden AİHM, Türkiye’de din ve inançlarla ilgili hukuksal yapının “nötr” kriterlere dayanmadığını ve bu durumun bazı inançların ayrımcılığa maruz kalmasına neden olduğunu bildirdi. AİHM, Alevilere yönelik uygulamanın “akla uygun ve objektif temele dayanmadığına” ve bu nedenle Alevilere “dinsel ayrımcılık” yapıldığına hükmetti.

    HÜKÜMET, HALA AİHM KARARLARINI UYGULAMADI

    AİHM kararında 2009-2010 yıllarında Türkiye’de hükümetin Alevi kuruluşlarıyla birlikte düzenlediği Alevi çalıştaylarının sonuç raporları temel alındı. Karar sadece Alevileri değil, devletten kamu hizmeti alamayan tüm inançlar için de emsal oluşturuyor. Hukuksal açıdan bağlayıcı nitelikteki AİHM kararları hala Türkiye’de AKP hükümeti tarafından uygulanmadı.

    PİRHA/ İSTANBUL

     

     

     

     

  • Ali Ekber Erden Dede: İnancımız için direnelim, mücadele edelim -VİDEO

    Ali Ekber Erden Dede: İnancımız için direnelim, mücadele edelim -VİDEO

    PİRHA- Alevi kurumlarının elektrik faturalarını ödememe kararının doğru bir karar olduğunu belirten Şah Ahmet Yesevi Ocağı’ndan Ali Ekber Erden Dede, “Direnelim, mücadele edelim, kazanacağız” dedi. 

    Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Hessen Bölgesi İnanç Kurulu Başkanı Şah Ahmet Yesevi Ocağı’ndan Ali Ekber Erden Dede, iktidarın cemevlerini ‘ticarethane’ olarak görmesine ilişkin PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.

    Ali Ekber Erden Dede, cemevlerinin Alevilerin ibadethanesi olduğunun altını çizerek, “Cemevleri, Alevilerin birlik beraberliğinin sağlandığı yerdir. Cemevleri hiçbir zaman ticarethane değildir. Cemevlerinin ‘ticarethane’ olarak görülmesine karşıyım ve bu anlayışa karşı mücadele vereceğiz” dedi.

    Alevi kurumlarının elektrik faturalarını ödememe kararının doğru bir karar olduğunu belirten Ali Ekber Erden, “Kamuoyuna çağrıda bulunuyorum: Elektrik faturalarınızı ödemeyin. Bakalım ne yapacaklar? Birlik olalım, sokağa çıkalım. Almanya’dan destek olmaya gelirim. İbadethanelerimizin hakları bize verilmelidir, hakkımızı almalıyız. İktidar cemevlerini ibadethane olarak kabul etmelidir. Direnelim, mücadele edelim, kazanacağız. Durmakla hiçbir şey olmaz. Mücadeleyle, yürüyüşle her şey olacak, onu da başaracağız” diye konuştu.

    PİRHA/ALMANYA

  • Alevi başkanlardan cemevine konut statüsü verilmesine tepki: Kesinlikle kabul etmiyoruz

    Alevi başkanlardan cemevine konut statüsü verilmesine tepki: Kesinlikle kabul etmiyoruz

    PİRHA- Alevi kurum başkanları, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın cemevlerine ibadethane statüsü verilmesi yerine konut statüsü verileceğini açıklamasına tepki gösterdi. Başkanlar, “Bizim meselemiz sadece gelen yüksek faturalar değil. Biz cemevlerine ibadethane statüsünün verilmesini istiyoruz. Cemevleri ibadethane sayılmadığı müddetçe faturalarımızı ödemeyeceğiz” ifadelerini kullandılar. 

    Çok sayıda Alevi kurumu geçen hafta, cemevlerinin ‘ticarethane’ statüsünde tarifelendirilerek yüksek elektrik faturaları gönderilmesine tepki göstererek, yargıya başvurdu. Gelen tepkiler üzerine AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise dün kabine toplantısının ardından yüksek elektrik zamlarına değinerek, elektrik tarifesinin yeniden düzenleneceğini duyurdu.

    Erdoğan, dün yaptığı açıklamada, sivil toplum kuruluşlarının, dernekler, vakıflar, cemevleri de dahil olmak üzere bu tür kurumların elektrik aboneliğinin ticarethane statüsünden konut statüsüne dönüştürüleceğini söyledi.

    Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan ve Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, Erdoğan’ın cemevlerine ibadethane statüsü vermek yerine konut statüsüne dönüştürüleceği şeklindeki sözlerine tepki gösterdi.

    “DEMOKRATİK BİR ÜLKE OLACAKSAK HİÇBİR İNANÇ MERKEZİNE KATKI SUNULMASIN”

    Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat, Alevi toplumunun sorununun elektrik faturaları değil eşit yurttaşlık hakkı olduğunu vurgulayarak şunları dile getirdi:

    “Bizim elektrik faturalarına yaptığımız itirazlar hak arama mücadelemizin bir parçasıydı. Mesele sadece ticarethaneden çıkarılsın konuta çevrilsin, faturalar düşsün meselesi değildir. Gelen tepkiler üzerine böyle bir karar vermeleri de anlamlı tabii ki ama bu kesinlikle Alevi toplumunun taleplerinin yanından bile geçmiyor. Biz cemevlerine ibadethane statüsünün verilmesini istiyoruz. Bize herhangi bir hak vermek istediklerinde veya bir adım attıklarında bizi asimile etmeye, kendilerine benzetmeye çalıştıklarını da görüyoruz. Bu yaklaşımlar da doğru değil. Anayasanın 24’üncü maddesinde eşit yurttaşlıktan bahsediliyor, din ve vicdan özgürlüğünden bahsediliyor. Net bir şekilde görülüyor ki, devletin Alevi toplumuna bakışı hak temelli değildir. Devletin başına hangi siyasi iktidar gelirse gelsin bu devlet aklıyla hareket ediyor.
    Hiçbir inanç merkezine hiçbir hak verilmemeli aslında. Gerçek anlamda demokratik bir ülke olacaksak herhangi bir inanç merkezine katkı sunulmasın, bizlerden vergi de alınmasın. Devlet bu ötekileştirici, kutuplaştırıcı dilinden de vazgeçmeli.”

    “CEMEVLERİ İBADETHANE SAYILMADIĞI MÜDDETÇE FATURALARIMIZI ÖDEMEYECEĞİZ”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan ise, hükümetin Aleviler konusunda ikiyüzlü davranmaya devam ettiğini belirterek şunları aktardı:

    “Cemevleri dışındaki derneklerimizin, kurumlarımızın konut statüsünde sayılması olumlu ancak cemevleri ibadethane sayılmalıdır. Bizim asıl talebimiz budur. Elektrik faturaları yüksek gelince Alevi kurumları tepki gösterdiler. Türkiye’de hangi ibadethaneler konut statüsündedir? Pir Sultan Abdal Kültür Derneği olarak bizim bu konudaki tavrımız nettir. Elektrik faturalarını ödemedik, ödemeyeceğiz. Danışma kurulumuzda görüşeceğiz ve şöyle bir önerimiz olacak: Elektrik dağıtım şirketleri cemevlerinin faturasını direkt Enerji Bakanlığı’na kessin. Cemevlerine gelen elektrik faturalarının 100 lira ile 100 bin lira olması arasında hiçbir fark yoktur. Biz bunları daha önce de defalarca dile getirdik. Bizim itirazımız cemevlerinin ticarethane sayılarak yüksek elektrik faturaları gelmesine değildir. Bizim cemevlerimizin ibadethane sayılmasını istiyoruz. Alınan bu kararın Alevilerin talepleriyle uzaktan yakından bir ilgisi yoktur. Cemevleri ibadethane sayılmadığı müddetçe biz elektrik faturalarını zaten ödemiyorduk ödememeye de devam edeceğiz. Cemevleri ibadethane statüsüne kavuşturulsun isterse bir milyon lira gelsin faturalarımız. Konut ya da ticarethane değil, ibadethane sayılmalı.”

    “İKTİDAR AİHM KARARLARINI ISRARLA YOK SAYMAYA DEVAM EDİYOR”

    Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, AİHM kararlarının iktidar tarafından hala ısrarla yok sayıldığını ifade ederek; “Aleviler olarak bu kararı kesinlikle kabul etmiyoruz. Bizim meselemiz sadece gelen yüksek faturalar değil. Diğer ibadethanelere yapılan ayrıcalıkların cemevlerine yapılmaması. Alevilerin vicdanını rahatlatacak bir karar değil bu. Bizim 27 Şubat’ta yapacağımız demokrasi ve laiklik buluşmamızda öncelikli gündemlerimizden birisi de bu olacak. Sadece zorunlu din dersleri değil aynı zamanda Alevilerin ibadethanelerinin tanınması meselesi de gündemimizde olacak. Tepkilerimizi sokakta dile getirmeye devam edeceğiz. Bu tür inkar politikaları son bulana kadar da mücadele etmeye devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

    Melis CİDDİOĞLU/ANKARA

  • Alevi kurumlarından ‘ticarethane ve fatura’ tepkisi: İki ayrı adliyede dava açtılar-VİDEO

    Alevi kurumlarından ‘ticarethane ve fatura’ tepkisi: İki ayrı adliyede dava açtılar-VİDEO

    PİRHA-‘Ticarethane’ statüsünde görülen cemevlerine gelen yüksek elektrik faturalarına tepki gösteren Alevi kurumları, İstanbul Anadolu ve İstanbul Adalet Sarayı’nda bir kez daha dava açtı. Kurumlar adına yapılan ortak açıklamada, “Kimsenin insafına bırakmadan, kimseden fazla değil, eşit yaşam ve inanç hakkı için mücadele ediyoruz. Ve kendimiz için ne istiyorsak, bu topraklarda yaşayan her inanç, her kültür ve her birey için aynı koşulları istiyoruz” mesajı verildi. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) cemevlerine gelen elektrik faturalarının ‘ticarethane’ statüsünde tarifelendirilmesine tepki göstererek, bir kez daha yargıya başvurdu. İstanbul Kartal’daki Anadolu Adalet Sarayı ile Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı önünde bir araya gelen Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Alevi Kültür Dernekleri (AKD) ile Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) ortak açıklama yaptı.

    “İBADETHANELERİMİZE SAYGI İSTİYORUZ”

    “Varlığımızdan bile rahatsız olan bir iktidar ile karşı karşıyayız” diyen ABF Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül, Alevilerin eşit yurttaşlık mücadelesinin devam ettiğini belirtti. Güzelgül, “Cemevlerin yasal statü verilmesi ile zorunlu din derslerinin kaldırılması yönündeki mücadelemiz yıllardır devam etmektedir. Amacımız Diyanete biat etmek değildir. Diyanetten de hiçbir beklentimiz yoktur. Cemevlerinin ticarethane olarak değil, bir ibadethane olarak görülmesi ve eşit yurttaşlık hakkı noktasında devleti uyarıyoruz. Biz kendi ibadethanelerimize saygı istiyoruz. Hakkı, hukuku, adaleti, barışı, insana değeri, kardeşliği inşa etmeye çalışıyoruz. Vermiş olduğumuz mücadele yalnız Aleviler için değil. Bu topraklarda yaşayan herkes için mücadele ediyoruz” dedi.

    “DEVLETİN GÜCÜNÜ GÖSTERMEKLE HİÇBİR ALEVİ’YE GERİ ADIM ATTIRAMAZLAR”

    PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan ise cemevlerinin ticarethane olarak görülmesine itiraz ettiklerini belirterek şunları söyledi:

    “İtirazımız, cemevlerine gelen faturaların yüksek olmasına değil, cemevlerinin ticarethane statüsünde görülmesidir. Biz bu ülkenin kurucu unsurlarıyız. Kadim bir inancız. Devlet bizi tanımak zorundadır. Devlet dergahlarımızı ele geçirmiş durumdadır. Alevilerin eşit yurttaşlık mücadelesi yüzyıllardır devam etmektedir. Cemevlerimiz ticarethane olarak görüldüğü müddetçe hiç kimse elektrik faturalarını ödemeyecektir. Nazımiye Kaymakamı “Devletin gücünü göstereceğiz” diyor. Biz devletin gücünü ve ne olduğunu çok iyi biliyoruz. Sivas’tan da, Gazi’den de, Kerbela’dan da çok iyi biliyoruz. Devletin gücünü göstermekle hiçbir Alevi’ye geri adım attıramazlar.”

    “TİCARETHANE KAPSAMINDA FATURA ÖDÜYORUZ”

    Kurumlar adına ortak açıklamayı ise ABF’den Dilek Güneş okudu. Açıklamanın tamamı şöyle:

    “Biz Aleviler ülkemizde barışın sağlanması, sosyal laik bir hukuk devletinin kurumsal hale gelmesi, eşit yurttaşlık temelinde, tüm inançlara ve ibadethanelere eşit davranılması talebimizi yıllardır her alanda dile getiriyoruz. Yıllardır devletin dini olamayacağına, inanmayanlar da dahil herkese saygı duyularak, bu ülkenin eşit yurttaşlık haklarına sahip olması gerektiğine dair mücadele veriyoruz. Bu mücadelede, taleplerimizden bazıları, sadece bir inanca hizmet eden, açıklamalarıyla toplumu kutuplaştıran, eğitimden günlük yaşama kadar her alana müdahale eden Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kapatılmasıdır. Bütçesiyle, bu topraklarda yaşayan insanların verdiği vergilerin en çoğunu alan bu kurum, bizim vergilerimizle camilerin tüm giderlerini karşılıyor. Bizler ise ibadethane olmamıza rağmen, ticarethane kapsamında fatura ödüyoruz.

    “HAKSIZLIĞIN KARŞISINDA DURMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Çabamız; faturamızın ödenmesi ya da Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bizi tanıması değil! Çabamız, bu ülkede yaşayan, vergisini veren herkesin ve her kurumun eşit şartlara sahip olmasıdır.
    Anayasanın 10. maddesi, devletin tüm inançlar karşısında eşit mesafede olmasını teminat altına almıştır. Hiçbir inanç kendini kanıtlamak zorunda değildir ve o inançtan olmayanlarca tanımlanamaz. Bu anayasal hak nedeniyle gerek biz Alevilerin, gerekse diğer tüm inançların tanımlanmaya değil, inandıkları gibi, eşit yurttaşlık haklarına ihtiyacı vardır. Fakat gelin görün ki, günümüz iktidarı inancımızı çıkarları doğrultusunda tanımlamaktan çekinmemektedir. Bir yandan kendi elleriyle cemevleri açarken, bir yandan ibadethanelerimizin temel giderleri “ticarethane” statüsünde faturalandırmaktadır.

    Bizlere yüzyıllardır gösterilmeyen adaleti sağlamak için her alanda mücadele veriyoruz. Kimsenin insafına bırakmadan, kimseden fazla değil, eşit yaşam ve inanç hakkı için mücadele ediyoruz. Ve kendimiz için ne istiyorsak, bu topraklarda yaşayan her inanç, her kültür ve her birey için aynı koşulları istiyoruz. Bunun için de yapılan her haksızlığın karşısında durmaya devam edeceğiz.

    PİRHA / İSTANBUL

  • Tuzluçayır Cemevi Başkanı: Biz faturaları ödeyemezken, başka ibadethaneler alttan ısıtmalı-VİDEO

    Tuzluçayır Cemevi Başkanı: Biz faturaları ödeyemezken, başka ibadethaneler alttan ısıtmalı-VİDEO

    PİRHA- Tuzluçayır Cemevi Başkanı Mehmet Uzuner, cemevlerine gelen fahiş oranlardaki faturalara ve ‘ticarethane’ yazılmasına tepki gösterdi. Uzuner, Alevi kurumlarının ‘ödemeyeceğiz’ çağrısının olumlu olduğunu belirterek, “Cemevlerimizi ibadethane statüsüne almıyorsunuz bari ticarethane statüsünü kaldırın. Evet direnmek gerekiyor ama örgütsel olarak çalışma yapmak gerekiyor” dedi. 

    Elektrik kullanımına yapılan zamların ardından cemevlerine ulaşan yüksek faturalar tepkilere neden oldu. Cemevlerinin ‘Ticarethane’ statüsünde görülüp faturalarının yüksek meblağlara ulaşması Alevi kurumlarının sivil itaatsizlik eylemlerini de beraberinde getirdi.

    Ankara’da faaliyet yürüten cemevleri de ‘ticarethane’ statüsünde kabul ediliyorlar ve birçok kalemde vergi ödemek zorunda kalıyorlar.

    Tuzluçayır Cemevi Başkanı Mehmet Uzuner, Alevilerin ve cemevlerinin maruz kaldığı bu duruma ilişkin konuşarak, yaşanan durumun eşit yurttaşlık hakkına aykırı olduğunu ve Alevi kurumlarının federasyon çatısı altında örgütlü bir çalışma yürütmesi gerektiğini ifade etti.

    “FATURALARININ UYGUN GELDİĞİNİ SÖYLEYEN KİMSE DUYMADIM”

    Uzuner, bankaya otomatik ödeme talimatı verdikleri için henüz bu ay gelen elektrik faturalarının ne kadar olduğunu bilmediklerini belirterek, “Tahmin ediyorum ki 1000 TL civarı olacaktır. Önceki aylarda kullanmamıza bağlı olarak ortalama 500 TL civarı geliyordu. Biz bu ay 1000 lirayı göze aldık. Çünkü çevremizden duyduğumuz kadarıyla faturalar çok yüksek geliyor. Benim evime diğer aylara oranla üç katı orana sahip bir fatura geldi. Ben şu ana kadar görüştüğüm, konuştuğum kimseden faturalarının çok uygun geldiğini söyleyen duymadım. Bugün bir emekli maaşı ortalama 2000-2500 lira. Baktığımız zaman bu paranın neredeyse yarısından fazlası faturalara gidiyor” şeklinde konuştu.

    “BİZ FATURALARIMIZI ÖDEYEMİYORKEN BAZI İBADETHANELER ALTTAN ISITMALI”

    Cemevi olarak devletten 25 kuruş dahi destek almadıklarını söyleyen Uzuner, camilere sunulan olanakları hatırlatarak sözlerine şöyle devam etti:

    “Lafa gelince herkes eşit. Kesinlikle böyle bir eşitlik yok. Biz bu yüzden zaten eşit yurttaşlık hakkı istiyoruz. Bu cemevi ilk kurulduğu zamanlarda elektrik bağlatmaya ben gitmiştim. Dediler ki, sizin yeriniz ticarethane statüsüne giriyor. Ben de dedim, bizim ticaretle ne ilgimiz var? Bizim burası bir dernek, bir inanç merkezidir. Biz ticaret yapmıyoruz ki ticarethane olalım. Tabii o zamanlar rakamlar bu kadar fahiş oranlarda gelmiyordu. Ödemede yine zorluk çekiyorduk ama bir şekilde ödeyebiliyorduk. Bazen yönetim olarak aramızda para topluyorduk. Elektriğimizi, suyumuzu karşılayabiliyorduk. Biz bu durumdayken sabahlara kadar her yerinde lambalar yanan ibadet yerleri var. Hatta bazıları alttan ısıtmalı. Camilere karşı değiliz ama bizim cemevlerimizi ibadethane statüsüne almıyorsunuz bari yardımcı olun. Hiçbir şey yapmasalar bile bu ticarethane statüsünü kaldırmaları gerekir.”

    “İCRAATA GELDİĞİ ZAMAN ALEVİLER YOKMUŞ GİBİ DAVRANILIYOR”

    Tuzluçayır Cemevi’nin senelik üye aidatının 20 TL olduğunu ifade eden Uzuner, üyelerden para toplayıp bankaya yatırdıklarında bile paranın bir kısmının vergi olarak kesildiğini aktardı.

    Alevi kurumlarının elektrik faturalarını ödemeyin çağrılarını doğru bulduğunu da kaydeden Uzuner, “Alevi kurumları dün bir açıklama yaptı. Umarım bu işi çözecekler. Lafa geldiğinde 20-25 milyon Alevinin olduğu söyleniyor, icraata geldiği zaman sanki Aleviler yokmuş gibi davranılıyor. Bizim bu cemevimize Mamak Belediyesi’nden ve diğer belediyelerden yetkililer geldi. İncelediler, eksiklerimizi gidereceklerini söylediler. Biz de, elinize bir kamera alın tek tek eksiklerimizi çekin ve ona göre bir çalışma yapın, dedik. Tamam dediler. Geldiler çekim yaptılar, notlar aldılar ama icraata gelince bir şey yok. Burada lavabomuzun kapısı çürüdü onu bile değiştiremedik ama kendilerinin alttan ısıtmalı ibadet yerleri var. O ibadet yerlerinde bir kişi cebinden çıkarıp para vermiyor. Bunların hepsini devlet karşılıyor. Vergi zamanı geldi mi peşimizi bırakmıyorlar. Bizi her konuda oyalayıp duruyorlar” dedi.

    “DAHA ÖNCE BAZI CEMEVLERİ FATURALARI ÖDEMEDİ AMA DEVLET AFFETMEDİ, ALDI”

    Yapılan zamların hepsinin geri alınmasını istediklerini vurgulayan Uzuner, şunları kaydetti:

    “Devlet kurumlarına, bakanlıklara bakıyorsun sabaha kadar her tarafı ışıl ışıl yanıyor. Cumartesi, pazar devlet daireleri kapalı ama bakıyorsun her yanı ışıl ışıl yanıyor. Bunlar boş israf. Bunların kısılması, buralardan tasarruf edilmesi gerekir. Bu kadar zammın önüne de geçilmiş olur. Alevi kurumlarımız elektrik faturalarını ödemeyeceklerini söylediler. Bundan 10-15 sene önce Şahkuluna, Karacaahmet’e, Erikli Baba’ya, Garip Dede’ye aynı şekilde elektrik ödemelerinden dolayı icralar geldi. Aralarda kampanyalar yapıp bu icraların çoğunu durdurdular. Devlet o zaman affetmedi. Herkes bir kültür merkezidir, ibadethanedir kapanmasın, dedi ve destek verdi. Ödendi o paralar.

    “FATURALARA KARŞI FEDERASYON ÖNCÜLÜĞÜNDE ÖRGÜTLÜ BİR ÇALIŞMA YAPILMALI”

    Evet direnmek gerekiyor ama örgütsel olarak çalışma yapmak gerekiyor. Alevi Bektaşi Federasyonu’muz bizim en üst kurumumuz. Kimse kurumların önüne geçmemeli. Toplu bir iş yapılacaksa federasyon öncülüğünde bu girişimlerin yapılması lazım. Bizim Alevi toplumumuz sabırlı. Hiçbir yerde eşit yurttaşlık hakkımızı kullanamıyoruz. Bir ramazan oluyor devlet televizyonları, kurumları bir ay önceden çalışmaya başlıyor. Bizim de bugün Muharrem ayımız var, kutsalımız. 12 gün oruç tutuyoruz. 12 gün onların adına yemekler veriyoruz. Bunların bir gün bile bir duyurusu yapılmıyor. Muhammed’in torununa saygıları yoksa diyecek bir şeyimiz yok.”

    Eren GÜVEN-Melis CİDDİOĞLU/ANKARA

  • ABF: Faturaları ödemeyeceğiz, talebimiz herkesin eşit olması

    ABF: Faturaları ödemeyeceğiz, talebimiz herkesin eşit olması

    PİRHA-Alevilerin ibadethanelerinin ‘ticarethane’ statüsünde faturalandırılmasına karşı yazılı bir açıklama yapan Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) faturaları ödememe kararı aldığını duyurdu. Süreci mahkemeye taşıyacaklarını kaydeden ABF açıklamasında “Talebimiz; faturamızın ödenmesi ya da Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bizi tanıması değil! Talebimiz, bu ülkede yaşayan, vergisini veren herkesin ve her kurumun eşit şartlara sahip olması” ifadelerine yer verdi.

    Halkın yüksek elektrik faturalarına tepkisi devam ederken; ‘ticarethane’ statüsünde görülerek fahiş faturalandırılma yapılan cemevleri faturaları ödememe kararı aldı. Alevi Bektaşi Federasyonu da (ABF) yazılı bir açıklama yaparak, faturaları ödemeyeceklerini ve süreci mahkemeye taşıyacaklarını kaydetti. ABF açıklamasında “Talebimiz; faturamızın ödenmesi ya da Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bizi tanıması değil! Talebimiz, bu ülkede yaşayan, vergisini veren herkesin ve her kurumun eşit şartlara sahip olması” ifadelerine yer verdi.

    “EKONOMİK KRİZ, YOKSULLARIN OMUZLARINDAKİ YÜKÜ DAHA DA ARTIRDI”

    ABF tarafından yayımlanan açıklamanın tamamı şöyle:

    “İktidarın her konuda gösterdiği ayrımcı ve inkâr politikalarının yansıması olarak kendinden olmayanın yaşamaya dahi hakkı olmadığı düşüncesi maalesef köke sızdırılan bir zehir gibi toplum içerisinde yayılmaktadır. Onlar gibi düşünmeyen herkes, gerek sözlü gerekse fiili açıdan iktidarın hedefi olmaya devam etmektedir.

    Yaşanan ekonomik kriz, yoksulun daha da yoksullaşmasına, omzundaki yükün daha da artmasına sebep oluyor. Halkın dilinden ve yaşadığı sıkıntıdan haberi olmayan hükümet sözcüleri ise “porsiyonları küçültün”, “meyve sebzeyi kiloyla almayın”, “üşümeyecek gibi giyinin” gibi üstten söylemlerle halktan ne kadar uzak olduklarını ortaya koyuyor. Kendi insanını iyi bir yaşam seviyesine layık görmeyenlerse, birden fazla aldıkları maaşları ve lüks yaşamlarından ödün vermiyorlar.

    Temel gıda ürünleri ve doğalgaz, elektrik gibi temel ihtiyaçlara gelen % 100’ü aşan zamlar karşısında, açlık düzeyini geçmeyen maaş artışları, vatandaşı kendi kaderine terk etmiş bir düzene dönüşmüştür.

    TALEBİMİZ HERKESİN EŞİT ŞARTLARA SAHİP OLMASI

    Günlük hale dönüşen zamlar, toplumun her kesimini etkilediği gibi canların verdiği lokmalarla varlığını idame ettiren cemevlerimizi de etkilemektedir. Yıllardır devletin dini olamayacağına, inanmayanlar da dahil herkese saygı duyularak, bu ülkenin eşit yurttaşlık haklarına sahip olması gerektiğine dair mücadele veriyoruz. Bu mücadelede, taleplerimizden bazıları, sadece bir inanca hizmet eden, açıklamalarıyla toplumu kutuplaştıran, eğitimden günlük yaşama kadar her alana müdahale eden Diyanet İşleri Başkanlığının kapatılması ve zorunlu din derslerinin kaldırılmasıdır.

    Bütçesiyle, bu topraklarda yaşayan insanların verdiği vergilerin en çoğunu alan bu kurum, bizim vergilerimizle camilerin tüm giderlerini karşılıyor. Bizler ise ibadethane olmamıza rağmen, ticarethane kapsamında fatura ödüyoruz.

    Talebimiz; faturamızın ödenmesi ya da Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bizi tanıması değil! Talebimiz, bu ülkede yaşayan, vergisini veren herkesin ve her kurumun eşit şartlara sahip olması. Bizlere yüzyıllardır gösterilmeyen adaleti kendimiz sağlamak için hak mücadelesi veriyoruz. “Haksızlığın olduğu yerde, direnmek haktır!” düşüncesiyle, Alevi Bektaşi Federasyonu ve tüm bileşenleri olarak, süreci hukuki alana taşıyor ve faturaları ödemiyoruz. Cemevleri ticarethane değil, ibadethanedir.”

    PİRHA / İSTANBUL

     

  • ADFE’ye bağlı tüm cemevleri, elektrik faturalarına karşı dava açtı-VİDEO

    ADFE’ye bağlı tüm cemevleri, elektrik faturalarına karşı dava açtı-VİDEO

    PİRHA-Cemevlerine gelen yüksek elektrik faturalarına tepki gösteren Alevi Dernekleri Federasyonu’na (ADFE) bağlı kurumlar ve cemevleri, faturaları ödememe kararı alırken; İstanbul Adliyesi’nde dava açtı.  Basın açıklamasını okuyan Sanatçı Tolga Sağ, “Bizler, halkımızla paylaştığımız milyar TL’lik elektrik, doğalgaz ya da su faturalarını ödemeyeceğiz. Bu bir haktır ve verdiğimiz özgürlük mücadelesinin bir sembolüdür” dedi. 

    Alevi Dernekleri Federasyonu’na (ADFE) bağlı kurumlar, cemevlerine gelen yüksek elektrik faturalarını ödememe kararı aldı ve İstanbul Adalet Sarayı önünde basın açıklaması yaparak, dava açtı.

    İstanbul’da bulunan ve ADFE’ye bağlı Garip Dede Dergahı Vakfı, Erikli Baba Eğitim ve Kültür Vakfı, Hacı Bektaş-ı Veli Kültür Tanıtma Vakfı, Arnavutköy Hacı Bektaş-ı Veli Kültürünü Yaşatma ve Tanıtma Derneği, İkitelli Cemevi Kültür Eğitim ve Dayanışma Derneği, Esenler Cemevi Derneği, Habipler Cemevi Hacı Bektaş-ı Veli Kültür ve Sosyal Yardımlaşma Derneği, Başakşehir Hacı Bektaş-ı Veli Cemevi, Şahkulu Cemevi-Şahkulu Sultan Külliyesi Mehmet Ali Hilmi Dedebaba Araştırma Eğitim ve Kültür Vakfı ile Yunus Emre Samandıra Cemevi Kültür ve Sosyal Yardım Derneği, İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi’ne başvurdu.

    Başvuru öncesi açıklama yapan ADFE Genel Başkanı Celal Fırat, gelen elektrik faturalarının Türkiye meselesi haline geldiğine ve her evde ‘yangın’ olduğuna dikkat çekerek, “Cemevlerine gelen faturalar canımızı yakmaya başladı. Biz bu ülkede eşit yurttaşlık istiyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bizi ikinci sınıf vatandaş görmekten vazgeçmelidir. Devlet cemevlerinin yasal statüsünü kabul etmelidir. Hiçbir cemevimiz faturalarını ödemeyecektir. Devlet sorumluluğundan kaçmamalıdır. Cemevlerini ‘ticarethane’ gören zihniyeti kınıyorum” dedi.

    Avukat Nuran Arslaner de, AİHM’in verdiği kararlara işaret ederek, mahkemelerin kararları uygulatması için dava sürecini sürdüreceklerini ifade etti. 

    “ALEVİLER ZİMMETLİ VATANDAŞINIZ DEĞİLDİR”

    Avukat Nuran Arslan Arslaner’in ardından Garip Dede Cemevi Yönetiminde olan Sanatçı Tolga Sağ basın metnini okudu.

    Sağ, bireysel özgürlüğün, vatandaşlığa dair olan haklar ve özgürlüklerden yararlanmanın zeminini oluşturan özyönetimi ifade ettiğini belirterek, “Diğer bir tanımla; vatandaşlığın yasal, siyasal kimlik boyutlarının beslediği farklı ya da örtüşen aidiyet hislerini ve pratik bakımdan bireylerin devlet tarafından gördüğü saygıyı ifade eder. Demokrasi ise; toplumun tüm kesimlerinin, toplumsal refahını artırmak veya hak talep etmek için bireylerin sivil topluma katılma becerisi üzerine kuludur, bireylerin sivil ya da siyasi faaliyetler katılımı ise eşit vatandaşlığın temel ilkesidir” dedi.

    Mecliste demokrasi gereği bir ‘Anayasa Uzlaşma Komisyonu’ kurulup, siyasi partilerden eşit sayıda temsilcinin “Yeni Anayasa” yapım çalışmaları için yıllarca çalıştığını hatırlatan Sağ, “Bizleri temsil eden bu siyasi partilerin uzlaşma komisyonuna sunduğu anayasa taslaklarında vatandaşın siyasi kimliği, hukuki statüsü, hak sahipliği, inancı, sosyal ve kültürel kimliği katılımcılık boyutuyla ele alınmıştır. Alevilerin haklarını da kapsayan bu çalışmaların Anayasa komisyonu tarafından tekrar değerlendirilmesini eşit yurttaşlık bağlamında cemevlerimizin ibadethane sayılmasını talep ediyoruz” diye konuştu.

    “ALEVİLER AZINLIK DEĞİLDİR!”

    Sağ, açıklamanın devamında şunları aktardı:

    “Bu anlayış Selçuklu- Osmanlı ve de ne yazık ki günümüz Cumhuriyetinde Sünni İslam anlayışındaki “zimmetli vatandaş” anlayışının bir tezahürüdür. Bu anlayış Alevilerin inançlarından vazgeçerek Sünni İslam’ın gölgesinde cemaat, tebaa ya da grup olarak kalmasını ve vatandaşlık aidiyetlerinin de Sünni kimliğe hizmet derecesinde olmasını isteyen bir anlayıştır. İşte bu yapay faşist idealde Sünni çoğunluğa hizmet eden ‘Himaye bir toplum’ vardır. Alevileri ideolojik, siyasi, idari, ekonomik tüm alanlarda yok sayıp varlıklarını Sünniliğe hizmetle ilişkilendirmek, fetihçi halifelerin adalet düşüncesidir. Bu ‘Nas, sünnet ya da töre’ gereğidir; yani “Sünniliği yay ve genişlet ideolojisidir.”

    Alevilerden vergi adı altında “karşılıksız para” alan devletin bu parayı gelir dağılımını kontrol etmek amacıyla aldığını beyan etttiğini ancak harcamaları ve finansı taraflı yaparak, vergilerin Sünni vatandaşların dini gereksinimleri için rahatça ve helalmiş gibi kullanıldığını vurgulayan Sağ, “Alevi toplumunun siyasallaşmasının dinamiklerinde, kimlik ve tanınma taleplerinin merkezinde cemevlerinin inançsal haklarının mücadelesi vardır. Geldiğimiz süreçte de devlet; cemevlerimizi yok sayarak, kendisine ideolojik açıdan bağımlı bir toplum yaratma özlemi içindedir. Bu nedenle Alevilerin ibadet merkezlerini ticarethane olarak görüyor ve onları mali sıkıntılarla yıldırmaya çalışıyor. Ancak denetim ve özgüven kazanan Alevi örgütleri, devletten mali kolaylık yerine Alevi toplumunun haklarını istiyor; yani eşit vatandaşlık mücadelesi veriyor ve bundan asla vazgeçmeyeceklerdir. Cemevlerimize dayatılan milyarlık elektrik, doğalgaz ve su faturaları bizleri yıldırmayacaktır” ifadelerine yer verdi.

    “MİLYAR TL’LİK ELEKTRİK, DOĞALGAZ VE SU FATURALARINI ÖDEMEYECEĞİZ”

    “Bizler yüzyıllardır ibadetimizin cem olduğunu, bunun yerinin de cemevi olduğunu, orucumuzun Hızır ve Muharrem orucu olduğunu, kendi inançsal ilkelerimizin Sünnilik veya Şiilikle hiçbir bağının olmadığını vurguluyoruz” diyen Sağ, “Devlet bir inancın safiyetine, gerçekliğine ve sahihliğine dokunamaz, onu tarif edemez, o inancın mensuplarını çeşitli maddi ve manevi baskılarla tehdit edemez çünkü aynı havayı, suyu ve aynı toprağı kardeşçe paylaşan bir toplumu tehdit etmek, aslında özünü tehdit etmek demektir. Bizler, halkımızla paylaştığımız milyar TL’lik elektrik, doğalgaz ya da su faturalarını ödemeyeceğiz. Bu bir haktır ve verdiğimiz özgürlük mücadelesinin bir sembolüdür diyor, saygılarımızı sunuyoruz” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Didim Cemevine 7 bin 186 TL’lik elektrik faturası geldi; 9 Şubat’ta alanlara çıkılıyor

    Didim Cemevine 7 bin 186 TL’lik elektrik faturası geldi; 9 Şubat’ta alanlara çıkılıyor

    PİRHA- Cemevlerine ‘ticarethane tarifesi’ üzerinden gelen yüksek faturalar tepki çekerken, iktidarın cemevlerine yönelik ticarethane uygulamasının bir örneği olarak Didim Cemevine de 7 bin 186 TL elektrik faturası geldi.  Bu durumu protesto etmek için Didim Emek ve Demokrasi Platformu, Didim’de 9 Şubat Çarşamba günü alanlara çıkacak. 

    Alevilerin ibadethanesi cemevlerine gelen yüksek faturalar ile aylık kiralar tepki çekmeye devam ediyor.

    Daha öncede de İstanbul’da bulunan Garip Dede Cemevine 30 bin TL, Ankara’da Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’na 11 bin 615 TL ve yine İstanbul’da bulunan Şahkulu Sultan Dergahı’na da 54 bin 316 TL elektrik faturası geldi.

    İktidarın cemevlerine yönelik ticaret uygulamasının bir örneği de Didim’de yaşandı. Didim Alevi Bektaşi Kültür Merkezi ve Cemevine Aralık ayı faturası olarak 7 bin 186 lira elektrik faturası kesildi.

    Didim Cemevi, geçmiş yıllarda AİHM ve yerel mahkemelerin ibadethane olan cemevlerinin elektrik faturalarının devlet tarafından ödenmesi kararı ile faturaları ödemeyi reddetmiş ve morgda cenazeler bulunmasına rağmen elektrikleri kesilmişti.

    “MORGDA BULUNAN CENAZALERE ACIMADAN ELEKTRİKLERİ KESMİŞLERDİ”

    PİRHA‘ya konuşan Didim Cemevi Başkanı Hüseyin İlhan, cemevlerinin ibadethane olarak tanınması gerektiğine dair yerel ve uluslararası mahkeme kararlar sonrasında Didim Cemevinin faturaları ödemeyi reddettiği için morgda cenazeler bulunmasına rağmen elektriklerinin kesildiğini hatırlattı.

    Alevilerin hak ve taleplerine yönelik devletin tutumunun değişmediğini ifade eden İlhan, “Bu ay Aralık ayı faturası, Ocak ayı faturasının daha fazla olacağını düşünüyoruz. Cemevlerinin ibadethane kabul edilmesi ve elektrik faturalarının devlet tarafından ödenmesi için açılan dava kapsamında Yargıtay, Bakırköy yerel mahkemesinin kararını onamıştı. “Aydınlatma giderlerinin devlet tarafından ödenmesi” davasında Yargıtay yerel mahkemenin Aleviler lehine olan kısmını onamıştı. Bizler o dönem bu emsal kararları göstererek elektrik faturalarımızı ödememiştik. Morgda cenaze olmasına rağmen gelip elektriklerimizi kesmişlerdi. İşte bu zihniyet cenazemize dahi acımadan elektrikleri kesmişlerdi. Amaç onların bu uygulamalarını teşhir etmekti. Alevilerin hak ve taleplerine yönelik devletin eski tutumu devam ediyor” diye konuştu.

    “ELEKTRİK SOYGUNUNA KARŞI ÇARŞAMBA GÜNÜ ALANA ÇIKACAĞIZ”

    İlhan, hem iktidarın cemevlerine yönelik ticarethane uygulamasına hem de ülke genelindeki elektrik zamlarına karşı Didim Cemevi olarak Çarşamba günü sokağa çıkacaklarını kaydederek, “Şu anda 7 bin 186 lira elektrik faturası gelmiş durumda. Ocak ayı faturasının daha da yükseleceğini düşünüyoruz. Canlarımız faturayı duyar duymaz lokmaları ile gelip bu sorunu çözmek istediler. Devletin bu dayatmalarına sessiz kalmıyoruz, kalmayacağız. Alevilerin hak ve taleplerinin çözülmesi, cemevlerinin yasal statüye alınmamasından kaynaklı bu faturalar gerekçe gösteriliyor. Bizler Didim Emek ve Demokrasi Platformu olarak Çarşamba günü bunu elektrik faturası soygununa karşı bir miting düzenleyeceğiz” ifadelerini kullandı.

    AİHM’DEN NASIL BİR SONUÇ ÇIKMIŞTI?

    AİHM, Yenibosna Cemevi’nin elektrik faturasının Diyanet tarafından ödenip ödenmeyeceği davasını, Aralık 2014’te karara bağlamıştı. Kararda oybirliği ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ayrımcılığa ilişkin 14. maddesi ile din ve vicdan özgürlüğüne ilişkin 9. maddesinin ihlal edildiğine karar verilmiş, karar Nisan 2015’te kesinleşmişti.

    Yargıtay da Mayıs 2015’te elektrik faturalarını ödemediği gerekçesiyle Cem Vakfı hakkında başlatılan icranın devamına karar veren yerel mahkeme kararını bozmuş ve fiilen “cemevlerinin ibadethane olduğuna” hükmetmişti. Böylece, AİHM’in kararlarının bağlayıcı olduğu da göz önünde bulundurularak, cemevlerinin ibadethane sayılıp sayılmayacağı tartışmasının hukuken son bulduğu belirtilmişti.

    Ersin ÖZGÜL/AYDIN

    İLGİLİ HABERLER:

    1- Garip Dede Cemevi’ne 30.000 TL elektrik faturası gelmesi tepki çekti
    2- Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’na 11 bin 615 TL elektrik faturası geldi
    3- 700 yıllık Şahkulu Sultan Dergâhı’na 54 bin 316 TL elektrik faturası geldi

  • AABK Eşit Başkanı Mat’tan çağrı: Cemevlerimiz elektrik faturasını ödemesin

    AABK Eşit Başkanı Mat’tan çağrı: Cemevlerimiz elektrik faturasını ödemesin

    PİRHA- AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat, sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşımla cemevlerine gelen çok yüksek elektrik faturalarına tepki göstererek, “Cemevlerimizi ticarethane olarak gören zihniyete karşı tam da eylem zamanıdır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bu konuda kararı var. Cemevlerimiz elektrik faturasını ödemesin. Tüm cemevlerimiz dava açsın” dedi.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşımla cemevlerine gelen çok yüksek elektrik faturalarına tepki gösterdi. Faturalar konusunda verilen mahkeme kararlarını hatırlatan Mat, durumu protesto etmek için elektrik faturalarının ödenmemesi çağrısı yaptı.

    “CEMEVLERİMİZİ TİCARETHANE OLARAK GÖREN ZİHNİYETE KARŞI EYLEM ZAMANI”

    Mat, yaptığı paylaşımda şunları dile getirdi:

    “Eylem (protesto)

    Cemevlerimiz elektrik faturasını ödemesin. Cemevlerimizi ticarethane olarak gören zihniyete karşı tam da eylem (Protesto) zamanıdır.

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bu konuda kararı var. Türkiye’de yaklaşık 3 bin cemevimiz var. Hiçbiri elektrik faturasını ödemesin. Tüm cemevlerimiz dava açsın.

    Gelsin 3 bin cemevinin elektriğini kesinler.”

    PİRHA/ALMANYA

  • Garip Dede Cemevi’ne 30.000 TL elektrik faturası gelmesi tepki çekti

    Garip Dede Cemevi’ne 30.000 TL elektrik faturası gelmesi tepki çekti

    PİRHA- İstanbul’da bulunan Garip Dede Cemevi’ne 30.000 TL elektrik faturası geldi. Garip Dede Cemevi Başkanı Celal Fırat yüksek gelen faturaya tepki göstererek, “Cemevlerimizi ticarethane olarak gören zihniyeti kınıyoruz” dedi.  

    İstanbul Küçükçekmece’de bulunan Garip Dede Cemevi’ne 30.000 TL elektrik faturası geldi. Yüksek gelen faturayı, Garip Dede Cemevi Başkanı Celal Fırat Facebook hesabından duyurdu.

    Fırat, “Bu ay dergahımıza 30.000 TL elektrik faturası geldi. Ne yazık ki bu ülkede sadece biz Alevilere inançlarının bedelini hem maddi hem manevi olarak ödetmeye çalışıyorlar. Bu ülkenin yurttaşları olarak, verdiğimiz vergilerin her kuruşu size haram olsun” dedi.

    PİRHA/ İSTANBUL

  • HDP’li Kenanoğlu: Türkiye artık hiçbir konuda normal değil-VİDEO

    HDP’li Kenanoğlu: Türkiye artık hiçbir konuda normal değil-VİDEO

    PİRHA- HDP Milletvekili Ali Kenanoğlu, artan faturalara dikkat çekerek, “Bu elektrik faturalarındaki haksızlıklara yeterli tepki verilemediği için bu haksızlıklar ve hukuksuzluklar devam ediyor” dedi.

    Haberin videosu

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Meclis genel kurulunda pandemi süreciyle birlikte artan fatura bedellerine dair konuştu.

    “SAYACI OKUMADAN NEYİNİ KIYAS OLARAK TEKRAR YAZIYORSUN?”

    Kenanoğlu, gelinen aşamada faturaların insan hayatının ve bir ailenin geçiminin en önemli giderlerinden birisi hâline geldiğine dikkat çekerek, şunları dile getirdi:

    “Pandemi süreci içerisinde kıyas fatura yapıldı. Dediler ki; sağlık gereğince personel gitmesin, bunları okumasın, öncekine göre kıyas yapalım. Kıyas öyle bir şey olmuş ki sayaç okuma bedelini de kıyas olarak fatura etmeye başladılar. Sayacı okumadan neyini kıyas olarak tekrar yazıyorsun? Fatura bedeline onu da koydu. Bu yetmiyormuş gibi ayrıca açma-kapama bedelini de kıyas olarak kesmeye başladı. Yani kimi yerlerde ödeme tarihinin son gününde gelip fatura kesti ya da faturayı kestiği gün son ödeme tarihini koydu, ondan sonra da açıp-kapama yapmadığı hâlde -yani bir elektrik kesintisi, su kesintisi, doğal gaz kesintisi gibi- özellikle elektrik firmaları birçok yerde kesmiş gibi kıyas fatura yaparak açma-kapama bedelini faturaya yansıttı.”

    “TÜRKİYE ARTIK HİÇBİR KONUDA NORMAL DEĞİL”

    Yaşananlara karşı yurttaşların tepki göstermekten çekindiğini belirten Kenanoğlu, neden diye sorarak, “Türkiye artık hiçbir konuda normal değil, demokratik haklar konusunda da normal değil. İşte, biz tam da bu anlamda Türkiye’de bütün halkların, bütün insanların, bütün emekçilerin haklarını arayabileceği anlamda Türkiye’nin normalleşmesini de istiyoruz” dedi.

    PİRHA/ANKARA

  • Yurttaşlardan doğalgaz faturası tepkisi: Evimizde battaniyeyle oturuyoruz-VİDEO

    Yurttaşlardan doğalgaz faturası tepkisi: Evimizde battaniyeyle oturuyoruz-VİDEO

    PİRHA – İzmir’de Çiğli Güzeltepe Mahallesi’nde ilk defa doğalgaz kullanan yurttaşlar faturayı nasıl ödeyeceklerini kara kara düşünüyor. Evlerinde battaniyelerle oturan yurttaşlar, ilk ay 730 TL, ikinci ay ise 950 TL gelen faturalara isyan ederek, zamların geri çekilmesini istiyorlar.

    Haberin Videosu

    Havaların soğumasıyla birlikte ısınmak için doğalgaz kullanan yurttaşlar, evlerine gelen faturalarla mücadele ediyor. Aralık ve Ocak aylarına ait faturaların yüksek gelmesi, yurttaşın tepkisine neden oldu.

    İzmir’in Çiğli İlçesine bağlı Güzeltepe Mahallesi’nde büyük bir heyecanla evlerine doğal gaz bağlayan yurttaşlar şimdi kara kara düşünüyor. Mahalleliye ortalama 650, 350, 950, 850 TL faturaları gören yurttaşlar, doğalgazı kapatmak zorunda kaldı.

    “UZUN YILLARDIR DOĞALGAZIN GELMESİNİ BEKLEDİK”

    Uzun yıllardır doğalgazın gelmesini ve soba derdinden kurtulmak isteyen mahalleli, gelen faturalara bakıp bir çözüm bulmak istiyor. Öyle ki kimileri tekrar soba kurmayı bile düşünür oldu.

    Mahallede oturan Melek Mat, doğalgazı iki aydır bağladığını ve 13 bin TL’ye mal olduğunu söyledi. İlk ayda 750, ikinci ayda ise 950 TL fatura geldiğini belirterek tepki gösterdi.

    Emekli maaşlarının düşük olduğunun altını çizen Mat, “Doğalgaz, elektrik, su, internet ve mutfak masrafları var. Biz nasıl geçineceğiz. Emekli maaşımız 1000 TL’yi biraz aşıyor.  Zamları fakirlere yapıyorlar, yardımlar zenginlere gidiyor” diye konuştu.

    “BAZILARI TEKRAR SOBA KURDU”

    Elazığ’da yaşanan depreme de değinen Mat, “O kadar yardım yapıldı umarım o yardımlara oradaki yurttaşlara ulaşır” dedi.

    Doğalgazı aldıkları için üzüldüklerini söyleyen Melek Mat, “Kömür pahalı dedik, tüp pahalı, elektirik pahalı dedik, doğalgaz aldık ama bu daha pahalıya mal oldu” dedi.

    Mahalledeki herkesin doğalgaz faturalarından şikayetçi olduğunun altını çizen Mat, bazılarının tekrar soba indirdiğini söyledi.

    Gelen faturadan sonra bazı yerleri kapattığını söyleyen Mat, emekliye, işçilere zamların düşük olduğunu, verilen zamlardan önce yapılan zamlarla ellerindekilerin de alındığını söyleyerek tepki gösterdi.

    “KARA KARA FATURAYI NASIL ÖDEYECEĞİMİZİ DÜŞÜNÜYORUZ”

    Her ay yapılan zamlardan şikayetçi olan Melek Mat, gençlerin işsiz olmasından dolayı intihar ettiklerine dikkat çekerek çözüm bulunmasını istedi.

    Öte yandan doğal gaz döşemesi yapılırken yolları kazılan mahallelinin aylardır yollarının yapılmadığını ve evlerinin rutubetlendiğini söyleyen Mat, “Doğalgaz aldık sevindik ama faturaları ödeyemiyoruz. Ödemeyince de gelip kapatacaklar. Kara kara faturayı nasıl ödeyeceğimizi düşünüyoruz” diye konuştu.

    825 TL DOĞALGAZ FATURASI 

    Hacı Güven ve eşi Fadime Güven ise 825 TL fatura ödediklerini kaydettiler. Fatura yüksek gelince doğalgazı sabahları kapatarak battaniyelere sarıldıklarını ifade ettiler. 50 yıldır Güzeltepe’de oturan Hacı Güven 77 yaşında.

    Doğalgazı eve döşemek için 15 bin TL ödediklerini söyleyen Güven, 825 TL fatura geldiğini, böyle olursa mecburen kapatacaklarını söyledi. Güven, soğuk olsa da battaniyeyi üstümüze örterek duracağız.

    “HER ŞEY ÇOK PAHALI”

    Elektrik, su ve doğalgaz faturalarının toplamda 1000 liranın üstünde tuttuğunu söyleyen Hacı Güven, emekli maaşlarının düşük olduğunundan şikayetçi. Böyle zamlar olursa ekmek parasını bile zor bulacağını söyleyen Güven, “Eskiden bir katık alırdık şimdi yavan ekmek yiyoruz. Üç dört haftada süt alıyoruz. Pazara gidiyorsun her şey çok pahalı. Mağazalara girilmez. Bizdeki bu pahalılığın sebebi, her şey bir tek adamın eline düşmüş o ne derse o oluyor. Artık hiçbir şey beklemiyoruz. Bir şey söylesen de avukatları görevlendiriyor, ‘bunları at içeri’ diyor” dedi.

    “GÖZÜMÜZÜ ZAMLA AÇIP KAPATIYORUZ”

    Fadime Güven ise hasta olduğunu ve üşüdüğünü, faturalar da çok geldiği için kapattıklarını söylüyor. Güven, battaniye ile oturduklarını belirterek, “Gözümüzü zamla açıp zamla kapatıyoruz” diye tepki gösterdi.

    Uzun yıllardır Güzeltepe Mahallesi’nde oturan Hüsniye Kartal da faturaların çok yüksek gelmesinden şikayet etti. Kartal, her gün her şeye zam yapıldığını bu zamlarla yaşamak istemediklerini söyledi.

    PİRHA/İZMİR

     

     

  • ‘Cemevlerinin bütçesi Diyanet’e bağlı olmamalı’-VİDEO

    ‘Cemevlerinin bütçesi Diyanet’e bağlı olmamalı’-VİDEO

    PİRHA- Cemevlerinin elektrik, su faturasının Diyanet İşleri Başkanlığı ödeneğinden karşılanması yönünde verilen mahkeme kararlarını değerlendiren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Üyesi Halil Konaklı, “Verdiğimiz vergilerin bize geri dönüyor olduğunu görmek bizler için önemli bir şey. Ancak bunun Diyanet vasıtası ile olmaması gerektiğini düşünüyoruz.” dedi.

    PSAKD Üyesi Halil Konaklı cemevlerinin elektrik, su faturasının Diyanet İşleri Başkanlığı ödeneğinden karşılanması yönünde verilen mahkeme kararlarını ilişkin Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    “VERDİĞİMİZ VERGİLER İNANÇSAL ANLAMDA BİZE GERİ DÖNMÜYOR”

    Konaklı, cemevlerinin elektrik, su faturasının Diyanet İşleri Başkanlığı ödeneğinden karşılanması yönünde verilen mahkeme kararlarını bir haksızlığın giderilmesi açısından önemli bir gelişme olarak gördüğünü belirtti. Konaklı, “Biz her Türkiye vatandaşı gibi çalışıyoruz. Hepimizin farklı işleri var ve farklı bir şekilde vergimizi veriyoruz. Verdiğimiz vergilerin inançsal anlamda bize geri döndüğünü görmüyoruz. Ancak camilere ve Sünni inanca her türlü yardım yapılıyor. Bu da ister istemez insanlarda dışlanma hissi oluşturuyor. Zaten bizler inanç olarak dışlanıyoruz. Bu gibi uygulamalar sonucu dışlanmışlık hissi daha çok artıyor. Tabi ki bu karar bunu gidermeyecek.” diye konuştu.

    “BİZ KENDİMİZİ DİYANETE BAĞLI HİSSETMİYORUZ”

    “Verdiğimiz vergilerin bize geri dönüyor olduğunu görmek önemli. Ancak bunun Diyanet vasıtası ile olmaması gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü biz kendimizi Diyanet’e bağlı hissetmiyoruz. Ve Diyanet’in kaldırılması gerektiğini düşünüyoruz.” diyen Konaklı şöyle devam etti:

    “Sadece Aleviliğin değil bütün inançların kendini özgür bir şekilde yaşaması ve özgür bir şekilde geliştirmesi için hepsinin kendi özerk yönetimlerinin olması gerektiğini düşünüyorum. Alınan bu karar eğer uygulanacak ise sadece bu elektrik olarak olmamalı maddi anlamda da bize geri dönüşü olmalıdır. Ya da verdiğimiz vergilerin tam olarak bize yansıması gerekiyor. Ancak bu şekilde değil bize özerk bir bütçe ile ya da daha farklı bir şekilde dönmesi gerekiyor.”

    “ÖZGÜR VE ÖZERK KALMAK İSTİYORUZ”

    Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kapatılması gerektiğini vurgulayan Konaklı, “Kesinlikle ve kesinlikle kapatılması gereken bir kurumun bize bunu ödemesini istemiyoruz. Kendimizi Diyane’e bağlı bir inanç olarak görmüyoruz. Bu şekilde olması Diyanet’i biraz daha cesaretlendirecek. Biz her zamanki gibi özgür ve özerk kalmak istiyoruz. Çünkü biz kendi kendimize yetiyoruz. Bize karışmayın ama verdiğimiz vergilerin bize dönmesini istiyoruz.” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL