Etiket: fazlı aslan

  • ‘Okullara mescit projesi bir mezhebe ait, diğer inançlar yok sayılıyor’- VİDEO

    ‘Okullara mescit projesi bir mezhebe ait, diğer inançlar yok sayılıyor’- VİDEO

    PİRHA- Eğitim kurumlarının açılabilmeleri için abdesthane ile birlikte kadın ve erkek için ayrı ayrı olmak üzere mescit zorunluluğu getirilmesini eleştiren ABF geçmiş dönem genel başkan yardımcısı Fazlı Aslan, “Alevilerin ve diğer inançların yaşadığı bir ülkede Hanifi mezhebine dayalı bir politika yürütülüyor. Bu amaç ile dindar ve kindar yetiştirmenin alt yapısı hazırlanıyor.” diye konuştu.

    MEB’in kurum açma, kapatma ve ad verme yönetmeliğinde yaptığı yeni düzenlemeye göre, yeni açılacak okullar için abdesthane ve mescit zorunluluğu getirilmişti. Kurumların açılabilmesi için her kurumda abdesthane ile doğal aydınlatmalı uygun mekanda kadın ve erkek için ayrı ayrı olmak üzere mescit bulunması zorunlu tutulmuştu. Konuya dair PİRHA’ya konuşan ABF geçmiş dönem başkan yardımcısı Fazlı Aslan duruma tepki gösterdi.

    “İNANÇLAR YOK SAYILIYOR, TEK BİR MEZHEBE HİTAP EDİLİYOR”

    “Bu amaç ile dindar ve kindar yetiştirmenin alt yapısı hazırlanıyor” diyen Aslan, okullara mescit uygulamasının yasal olarak önünün açıldığını belirtti. Bu projenin anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olduğunu olduğunun altını çizen Aslan, bütün inançların yok sayılıp tek bir mezhebe hizmet edildiğini vurguladı. Aslan, “Erkek ve kız çocukları için okullarda mescit yapılmasına dair genelge yollanıyor. Bu anayasanın eşitlik ilkesine aykırıdır. Alevilerin ve diğer inançların yaşadığı bir ülkede Sünni-Hanifi mezhebine dayalı bir politika yürütülüyor. Şafi inancında yaşayan milyonlarca insan olmasına rağmen onları bile hiçe sayılarak Hanifi mezhebi üzerinden okullar mescit haline getiriliyor. Bu bizler için büyük tehlikedir. Canımızı yakan ise çocuklarımızı inancımıza düşman yapılarak kimliğimiz, kültürümüz yok ediliyor. Ailelerin rızası olmadan bir de bizim vergilerimizle bizim çocuklarımız asimile ediliyor” diye konuştu.

    “IŞİD’E KATILAN ALEVİ ÇOCUKLAR DUYUNCA ŞAŞIRMAYALIM”

    Bu karara ses çıkarılmaması ve dikkat çekilmemesi durumunda ciddi sorunların yaşanacağını ifade eden Aslan, hükümetin planlı bir şekilde bu planı uyguladığını aktardı. “Bir Alevi çocuğu İŞİD’e katılabiliyor ve onun militanı olabiliyorsa yarın belki onun gibi düşünen binlerce Alevi çocuğu olacak” diye ifade eden Aslan, sözlerinin devamında şunları söyledi:

    “Alevi anne babadan olma ama asimile edilerek o niteliği bürünmüş hal alacak. Hükümetin her şeyi planlı gidiyor. Bunları deniyor, ses çıkıp çıkmadığını görünce  bunu uygulamaya koyuyor. Bizlerin ve ailelerin daha fazla uyanık olması lazım. Hanifi inancı artık devletin resmi dini haline getirilmiş durumda. Diğer inançları bir tarafa bırakıp tek bir mezhebin inancına uygun mekanlar oluşturuyorsunuz. Bizim vergilerimizle yapıyorsun ve bizim çocuklarımızı asimile ediyorsun. Diğer inançtan olanlara da bu yapılıyor. Anayasada ‘Türkiye Cumhuriyeti laik, demokratik bir ülkedir’ yazmasına ve herkesin vatandaşlık bağı ile bağlı olduğundan bahsedilmesine rağmen tam tersi uygulamalar gelişiyor. Buna ses çıkartmayanlar hatta sevinenlerin çocukları da aynı uygulamaya tabi tutuluyor. Anadolu’nun bir çok yerinde uygulamalı abdest alma, namaz kılma uygulamaları zorla dayatılıyor. Çocuğu dışlanmasın diye aileler buna ses çıkarmıyor. Bu daha da tehlikeli. Aleviler mutlaka buna ses çıkartmalı, insiyatif almalı. Bu uygulamalar sadece Alevilerin değil, herkesin meselesidir. Çünkü bir inancın bir mezhebine hizmet ediliyor.  Buda kimseye hizmet etmiyor.”

  • Fazlı Aslan: Alevi hareketi saldırılara zayıf ve cılız ses çıkarmaktan vazgeçmeli- VİDEO

    Fazlı Aslan: Alevi hareketi saldırılara zayıf ve cılız ses çıkarmaktan vazgeçmeli- VİDEO

    PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) geçmiş dönem başkan yardımcısı Fazlı Aslan, Avrupa’da haklar elde eden Alevi hareketine karşı geliştirilen saldırıların başlıca sebebinin Alevilerin kazanımları olduğunun belirtti. Aslan, Türkiye Alevi hareketinin ülkede yaşanan sorunlara ve bu saldırılara cılız ses çıkardığını ifade etti. 

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’nun (AABK) son zamanlarda hedef alınmasına Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) geçmiş dönem başkan yardımcısı Fazlı Aslan tepki gösterdi. 

    AABK’nin Avrupa’da elde ettiği kazanımlarının hedef alındığını söyleyen Aslan, “Alisiz Alevilik söylemi ile Aleviler ayrıştırılmak ve güçleri bölünmek isteniyor. Türkiye Alevi hareketi bununla ilgili mutlaka söz söylemeli” dedi.

    “ALEVİ KURUMLARI ZAYIF VE CILIZ BİR SES ÇIKARIYOR” 

    Alevi kurumlarının pasif duruşundan dolayı hükümetin saldırılarını arttırdığı dile getiren Aslan, “Alevi kurumları ekonomik kriz, kadın sorunu ve çocuk sorunundan tutun hem Alevilerin inanç meselelerinde bile zayıf ve cılız bir ses çıkıyor” dedi. Aslan şunları vurguladı:

    “AKP hükümetinin  yarattığı  ortamda bir süreç  yaşıyoruz. Alevi hareketinin de her zaman sorunları olmuştur. Ama son zamanlarda bu kadar eksen kayması olmadı tabi ki. Bu ortamdan faydalanıp bu sözü söylüyorlar. Uzun zamandan beri kurumlarımıza başkanlık yapan dostlarımız var. ABF yönetimi 6 ay önce seçildi. Bu süre zarfında ekonomik kriz, kadın sorunu ve çocuk sorunundan tutun Alevilerin inanç meselelerinde bile zayıf ve cılız bir ses çıkıyor. Burada da bir eksen kayması var. Siz artık sokaklarda, alanlarda Alevileri göremiyorsunuz. Birlik, beraberlikte göremiyorsunuz. Dostlarımız bölge toplantıları yapıp birlik mesajları veriyorlar. Alevi hareketi için güzel bir fotoğraftır ama işin aslının öyle olmadığı ortadadır. Hükümetin Aleviler ve diğer kesimlere yönelik söylemlerine  ses çıkmıyor.”
    “AABK’YE SALDIRILARA ALEVİ HAREKETİ DOĞRU CEVAP VERMELİ”
    Haber Türk’de konuşan Eski Genelkurmay İstihbarat Başkanı Korgeneral İsmail Hakkı Pekin’in AABK’yı hedef gösteren açıklamalarını da hatırlatan Aslan, Alevi hareketinin bu saldırılara sessiz kalmak yerine doğru ve sağlıklı bir cevap vermesi gerektiğin söyledi. Aslan, “Haber Türk programında konuşan İsmail Hakkı Pekin’in sözleri sahibinin söylemidir. Erdoğan, Avrupa’nın birçok kentine giderken Avrupa Alevi Hareketi her gittiği yerde onu mitinglerle, protestolarla karşılıyor. Hatta bir çok ülkeye gidemez duruma getirdiler. Çünkü Alevi hareketinin orada ciddi gücü ve potansiyeli var. İktidar da bundan rahatsız oluyor. Avrupa’nın birçok parlementosunda, uluslararası kurumlarda Alevilerin sorunları Türkiye’nin hep önüne geliyor. Türkiye ve Avrupa’daki Alevileri ayrıştırma noktasına getiriyorlar. Bunu da Alisiz Alevilik söylemi üzerinden götürüyorlar. Bugün Alisiz Alevilik kelimesini ağzına alana herkes Erdoğan’ın sözünü söylüyor. Onların ne söylediği hiç önemli değil. Önemli olan bizim kurumlarımızın yan yana gelmesi. Türkiye’deki Alevi kurumlarının Avrupa’dakilerden farklı olmadığını, kardeş olduğunu söylemeleri gerekiyor.  Kurumlarımızın buna ciddi bir cevap vermesi gerekiyor. AABK da yaptığı açıklamada bu kaygısını dile getiriyor. Alisiz Alevilik söylemi ile Aleviler ayrıştırılmak ve güçleri bölünmek isteniyor. Türkiye Alevi hareketi bununla ilgili mutlaka söz söylemeli. Alevileri ayrıştırmak ve aralarına nifak sokmak hiç kimsenin haddine değildir. Buna da en doğru ve sağlıklı cevabı kurumlar vermeli.”
    “ALEVİLERİ DİYANETE ALIŞTIRMA EGZERSİZLERİ YAPILIYOR”
     Aslan, Diyanet İşleri Başkanı’nın göreve geldiğinde ‘Cemevleri bizim kırmızı çizgimizdir’ söylemini hatırlattı. Bu söylemden sonra Tunceli Cemevi ziyaretini yorumlayan Aslan durumun tedirginlik verici olduğunu vurguladı. Aslan sözlerinin devamında, “Alevilerin en kutsal coğrafyası olan Dersim’e gidiyor ve cemevini ziyaret ediyor. Bu bizler açısından tedirgin edici bir şeydir. Hani kırmızı çizgisiydi ve neden ziyaret ediyor? Aslında bu ortamı yaratan kurumlarımız ve kurum başkanlarıdır. Tarsus Mahkemesi geçenlerde bir karar alarak cemevlerinin elektrik ve suyunu Diyanet’in ödemesine karar verdi. Hızla Alevileri Diyanet’e alıştırma egzersizleri yapılıyor. Alevilerin nezdinde Diyanet meşru bir kurum değildir. Vergilerimizi alarak bizler için her türlü söylem ve fetvayı veren bir kurum haline gelmiştir. İşte burada da asıl sorun kurumlarımızın sessiz kalmaları, ses çıkarmamalarıdır” diye konuştu.
    “KURUMLAR ORTAK İRADE VE EYLEM BİRLİKTELİĞİNDE OLMALI”
    Avrupa Alevi hareketinin birçok alanda elde ettiği kazanımların Türkiye’yi zora soktuğunu ifade eden Aslan, kurum başkanlarının tehdit ve saldırılara maruz kaldığını belirtti. Alevi hareketinin iç sorunlarını hiç kimseye tartışmaksızın, geliştirilen saldırılara karşı doğru tutum ile tavır alınması ve söz söylenmesi çağrısında bulunan Aslan, son olarak şunları vurguladı:

    “Avrupa’nın birçok yerinde parlamentolarda, okullarda Alevilik tanındı. O ülkenin yaşam biçime çok ciddi katkı sunuyorlar. Her alanda Türkiye’yi zora sokuyorlar. Bunlar da gözönüne alındığında araya nifak somaya çalışıldığı görülüyor. Ülkedeki bu sisli ortam ve kurumların bu sessizliği, meseleye geri kalmalarından kaynaklı ciddi bir saldırı var. Türkiye Alevi hareketi Aleviliğin kalbi ise, Avrupa’da beynidir. Bunu böyle görüyoruz. Burada Alevilere kötü bir zemin hazırlanıyor. Geçmiş dönemlerde o arkadaşlarımız saldırılara maruz kaldılar. Ülkeye gelirken havalimanlarında, konsolosluklarında sıkıntı yaşıyorlar.”

    “ALİSİZ ALEVİLİK TARTIŞMALARI YAPILMAMALI”
    Alevi toplumunun Avrupa Alevi hareketine ihtiyacı olduğunu belirten Fazlı Aslan, “Elbetteki renklerimiz, tonlarımız olacaktır. Biz bir çiçek bahçesini andırıyoruz. Bizim Avrupa Alevi hareketine ihtiyacımız var. Bizlerin dünyaya açılan pencereleridir. Alevi hareketinin buna sahip çıkması, asla Alisiz Alevilik tartışmalarını Alevilik dışında kimseyle tartıştırmaması çok önemlidir. Kim bunu söylerse söylesin. Alevilerin nasıl inandığı ve inanacağı sadece Alevilerin meselesidir. Bunu dışarıya tartıştırmaz isek başarılı bir sonuç alabiliriz. Mutlaka kurumlarımız yan yana gelmeli, ortak irade beyan etmeli” diye konuştu. 
    Ersin ÖZGÜL / İZMİR

     

  • Fazlı Aslan’dan ABF başkan adayı uyarısı

    Fazlı Aslan’dan ABF başkan adayı uyarısı

    PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkan Yardımcısı Fazlı Aslan 26-27 Mayıs tarihleri arasında gerçekleşecek ABF kongresi için aday uyarısında bulundu. Aslan, “İki büyük ABF bileşenimizin anlaşması, ortaklaşması çok değerlidir ancak isimler üzerinden olması ABF kuruluş anlayışına ve en önemlisi de yolun rızalık düsturuna uygun değildir” dedi. 

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) GYK üyesi ve Genel Başkan Yardımcısı Fazlı Aslan, 26-27 Mayıs tarihinde yapılacak ABF kongresi için bileşenlere çağrıda bulundu.

    Geçen dönemlerdeki eksikliklere yeniden düşüldüğünü ve rızalık düsturuna uygun olmadan aday belirlemenin kurum anlayışına zarar vereceğini belirtti.

    “GEÇMİŞTE ABF DELEGASYONU BLOKE EDİLDİ, BU HATAYA TEKRAR DÜŞÜLÜYOR

    Aslan, “2 yıl önce iki kurumun GYK ve genel yapıları bir kişi üzerinde anlaşıp bütün ABF delegasyonunu bloke ettiler ve bu yüzden bazı adaylar geri çekilmek zorunda kaldı. Bir çok delege oy kullanmadan genel kurulu terk ettiler, özelikle bağımsız bileşenler. ABF görev değişiminde AKD ve PSAKD başkanları ve GYK önerisiyle Muhittin Yıldız arkadaşımızı seçtiler. Eğer bu kuruma patron aranıyorsa bu ortak akıl çok güzel hayırlı olsun diyoruz” dedi.

    “RIZALIK DÜSTURUNA UYGUN YAKLAŞILMIYOR”

    Aslan, bileşenlerin kendi aralarında isim belirleyip rızalık düsturuna karşı doğru yaklaşılmadığını belirterek şunları dile getirdi:

    “Şu asla yanlış anlaşılmasın: İki büyük bileşenimizin anlaşması ortaklaşması çok değerlidir ancak isimler üzerinden olması ABF kuruluş anlayışına ve en önemlisi de yolun rızalık düsturuna uygun değildir.  Yoksa GYK’nın görevi bir başkan seçerek davulu onların boynuna asmak tokmağı da kendi eline almak değildir.”
    “İNANÇ ÖNDERLERİNİ TARTIŞMAYALIM”
    Geçen dönemlerde iki büyük bileşenin ABF genel başkanlığına bir inanç önderi getirdiğini ama bu iradeye sahip çıkamadıklarını belirterek, tekrardan buna düşmenin inanç önderlerinin şahsı ve kişiliğini tartışma konusu yapacağını belirten Aslan şu çağrıda bulundu:
    “Görünen o ki bileşenlerden iki başkan ve GYK bir inanç önderimiz üzerinde anlaşmış. İki yol öncesini yine hatırlatmak isterim ki yine bir dede, bir inanç önderi üzerinde anlaşmışlardı. Yaşanan süreçte her iki bileşenimizin başkanları ve GYK’ları önerdikleri ve seçtikleri dedenin, iradenin arkasında duramamışlardır. Başkanlığı ve inanç önderliği tartışma konusu olmuştur. Biz beğenelim beğenmeyelim bu inanç önderlerinin talipleri ve sevenleri var. Yine bir inanç önderi aday olarak öneriliyor ve yine bir inanç önderinin şahsı, kişiliği  tartışma konusu olacaktır. Yazık yapmayın. Gelin güçlü bir ABF yaratmak için kurum başkanlarından ağırlıklı bir GYK ve iki büyük bileşen genel başkanlarından biri genel başkan, biri genel sekreter ve yada bağımsız bir bileşen kurum başkanı ABF genel başkanı olsun. İnanç önderlerini tartıştırmayalım. Bu hem kurumlara hem inanç önderlere olan güveni zayıflatıyor. Denenmişi bir daha denemeyelim lütfen.”
    (HABER MERKEZİ)
  • Fazlı Aslan: Pir Sultan örgütlülüğünün hak mücadelesi hedef alınıyor

    Fazlı Aslan: Pir Sultan örgütlülüğünün hak mücadelesi hedef alınıyor

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkan Yardımcısı Erol Yeter, Erzincan Şube Yöneticisi Akın Demir, PSAKD üyeleri Murat Demiray ve Doğan Şimşir’in de aralarında bulunduğu 10 kişinin gözaltına alınmasına ABF Genel Başkan Yardımcısı Fazlı Aslan tepki gösterdi. Aslan, “Alevi kurumları ve kurum yöneticileri şahsında Alevilere-Aleviliğe karşı kamuoyunda bir algı oluşturulmaya çalışılıyor” dedi.  

    PSAKD yöneticiler ile üyelerinin gözaltına alınmasına tepki gösteren ABF Genel Başkan Yardımcısı Fazlı Aslan, “Alevi kurumları ve kurum yöneticileri nezdinde Alevilere-Aleviliğe karşı kamuoyunda bir algı oluşturulmaya çalışılıyor” diyerek gözaltındaki yöneticilerin derhal serbest bırakılmasını istedi.

    “PİR SULTAN ÖRGÜTLÜLÜĞÜNÜN ALEVİ HAK MÜCADELESİ HEDEF ALINIYOR”

    “Alevi kurumları arasında hak mücadelesinde Alevilerin siyasal ve politik duruşunu sergileyen eylem gücünü oluşturan Pir Sultan örgütlülüğümüzün hedef alınması tesadüf değildir” diye konuşan Aslan şunları kaydetti:

    “16 Marttan bu yana gözaltında bulunan başta Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel  Başkan Yardımcısı Erol Yeter ve şube yöneticilerinin de aralarında bulunduğu bir çok canımız haksız ve hukuksuzca gözaltına alınmıştır. Uzun zamandır özelikle Pir Sultan örgütlülüğümüz üzerinden Alevi kurumları  nezdinde Alevilere -Aleviliğe karşı kamuoyunda bir algı oluşturulmaya çalışılıyor. Bileşenimiz olan Pir Sultan örgütlülüğü tesadüfen seçilmiş bir örgütümüz değildir. Pir Sultan örgütlülüğümüz başta Alevi Bektaşi Federasyonu ve Alevi kurumları arasında hak mücadelesinde Alevilerin siyasal ve politik duruşunu sergileyen eylem gücünü oluşturan bir kurumuzdur. Özelikle Alevi kurumlarının birlik, beraberlik çalışması yürüttüğü bir döneme gelmesi, Alevi Bektaşi Federasyonu öncülüğünde Balıkesir Edremit’teki  program taslağı çalışmasının son günü akşamı Diyanet İşleri Başkanı’nın ‘Camiler Alevilerin de inanç merkezidir’ açıklaması gösteriyor ki çok yönlü bir çalışma yürütülüyor. Bu da ne Aleviliğin ne de Alevilerin hayrınadır.”

    “ALEVİ PROGRAM TASLAK ÇALIŞTAYI DİYANET’İ RAHATSIZ ETTİ”

    Edremit’te ABF öncülüğünde düzenlenen ve Alevilerin birlik, beraberliğini esas alan Alevi Program Taslak Çalıştayı’nın son gününde Diyanet’in açıklamaları ile çok yönlü bir girişimin olduğuna dikkat çeken Fazlı Aslan şunları vurguladı:

    “Çalıştayın hedefine ulaştığı bir daha gösterdi ki Alevi kurumlarının yan yana gelmesi, ortaklaşması  iktidarı ciddi anlamda rahatsız etmiştir. OHAL’in verdiği gücü kullanarak gerçek yüzlerini Alevilere karşı göstermişlerdir. Hükümete bir daha sesleniyoruz; bizleri gözaltına alabilirsiniz, haksız hukuksuzca da yargılayabilirsiniz. Ama ne kurumlarımız ne de hiç bir yöneticimiz asla boyun eğmeyeceğiz. Bizler bu korkuyu Kerbela’da, Sivas meydanında kurulan dar ağacında bıraktık. Bizler Pir Sultan çocuklarıyız. Derhal başta genel merkez yöneticimiz Erol Yeter ver şube yöneticilerimiz serbest bırakılmalıdır.  Alevi Bektaşi Federasyonu olarak bu davanın takipçisi ve tarafıyız.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-15

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-15

    PİRHA- Alevilerin mevcut örgütlenme düzeyinin Alevi toplumunun ihtiyaçlarına cevap verip vermediğini, veremiyorsa çözüm önerilerinin neler olduğunu tartışmaya açtığımız yazı dizisinin 15. bölümünde ABF Genel Başkan Yardımcısı Fazlı Aslan’ın görüşlerine yer verdik.  

    Ocaklar ve Dergahlar sistemi üzerinden yüzyıllarca kendi kendisine yeten ve bu anlamda demokratik, çoğulcu karakterini koruyup günümüze kadar getiren Alevi toplumu kent kültürüyle birlikte yeni sorunlar ve bu sorunların doğurduğu ihtiyaçlarla karşı karşıya kaldı.

    Buna cevap üretmek için özellikle 1990’lardan itibaren günümüze kadar çok sayıda dernek, vakıf, cemevi, dergah, federasyon kurarak inancıyla birlikte toplumsal varlığını sürdürmeye çalıştı. Ancak artan asimilasyon ve tekçi politikaların yoğunluğu da dikkate alındığında hem Alevi toplumunun ihtiyaçlarına hem de ülkemizin genel sorunlarına cevap olmada yetersiz kaldığı da bir gerçek.

    Bu bilgiler ışığında aynayı kendi yüzümüze yani Alevi örgütlenmesine tutarak mikrofonu Alevi pirlerine, kadınlarına, kurum temsilcilerine ve bilinen isimlerine sorduk.

    Dizi yazımızın bu bölümünde Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Fazlı Aslan‘a mikrofon tuttuk.

    Sayın Aslan Alevi örgütlenmesine genel anlamda baktığımızda tabloyu nasıl değerlendiriyorsunuz? Alevi toplumunun ihtiyaçlarına cevap veriyor mu? Yeterli görüyor musunuz, görmüyorsanız neden?

    Aslan: Alevi örgütlenmesine  genelde baktığımızda  1980 sonlarına doğru dernekler vakıflar ve dergahlar üzerinden örgütlendi. Tabii ki bu devlet anayasası ve hükümetlerinin izin verdiği ölçülerde örgütlenebildi. İçinde bir Alevi sözcüğü geçtiği için bir çok dernek ve vakıf tüzükleri kabul edilmedi ya da tüzüklerden zorla dayatmayla çıkarıldı. Ama o gün bu mücadeleyi yürüten canlar yılarca süren hukuk mücadelesiyle bu engelleri aşarak bu hakları elde ettiler. Onların bu mücadelesinin Alevi hak mücadelesindeki  önemi çok değerlidir, emeklerine yüreklerine  sağlık.

    “MÜCADELE RUHU ESKİYLE AYNI DEĞİL”

    Ben 1993 yılında Sivas Katliamı’na tepki olarak Alevi örgütlüğü ile tanıştım. 1994-1995 yılları arasında yöneticilik yaptım. O günden bugüne bakınca hem Alevi örgütlenmesinde hem yönetici profilinde değişikler var. Apartman altlarından gecekondulardan artık devasa cemevleri devasa örgütlenmeler sağlanmış, bütün zorluklara engellemelere karşı.

    Bu 30 yılık Alevi örgütlenmesine baktığımızda  o günün Alevi kurum yöneticisi ruhuyla bugünün Alevi yönetici ruhu aynı değil. O gün köyünde kasabasında yaşadığı  Aleviliğiyle yöneticilik yapıyordu. Bugüne baktığımızda artık profesyonel veya kadrolu yöneticilik ruhu egemen. Tabii ki işini düzgün yapan, bu mücadelede bedel ödeyen çok değerli yöneticiler de var. Onları ayırıyorum.

    “SİYASETE OYNAYAN YÖNETİCİ PROFİLİNE GİDİYORUZ”

    O günkü kurumlarımızın imkanlarıyla bugünün kurum imkanları asla kıyaslanamaz. Elektrik, su kirasını ödeyemeyen ve bunu ceplerinden ödeyen yöneticilerimiz ve hatta bu yüzden evlerine haciz gelen yöneticilerimiz vardı. Bugüne baktığımızda kadrolu yöneticilik ve özellikle buraları siyasete atlama tahtası gören yönetici profiline doğru gidiyoruz. Alevi kurumlarında Alevi inanç sistemini özümsemiş, yolu gerçek anlamda yaşamında hakim kılan yöneticilere ihtiyaç var ve bu anlamda çok değerli örnek yöneticilerimizde var.

    “LİYAKATİ, EMEĞİ ÖNE ALAN MEKANİZMALARA İHTİYAÇ VAR”

    Bir diğer sorunumuzda bugün bir kurumumuza üye bir kişi bile kısa süre içinde örgütlerimizin en tepe noktalarında genel merkez yöneticisi ya da genel başkan olabiliyor. Mutlaka liyakati, emeği öne alan mekanizmaları geliştirmemiz lazım. Kurumlarımız bu tarz yöneticilerin elinde bazen kalabiliyor. Bu da yılarca emek verilerek oluşturulan taleplere ve politikalara ciddi zararlar veriyor.

    “MAALESEF DİKEY ÖRGÜTLENME MODELİ UYGULANIYOR”

    Alevi toplumunun eşit yurttaşlık, inanç ve ibadet özgürlüğü, zorunlu din derslerinin kaldırılması, ibadet merkezleri ve kutsal mekanlarının kabul görmesi ile demokratik toplum gibi temel talepleri konusunda yeterli bir mücadelenin verildiğini düşünüyor musunuz? Daha güçlü bir sonuç almak için bu konuda neler yapılabilir?

    Aslan: Örgütlenme modelimizde özellikle şubeli dernek, şubeli vakıflar, çok az sayıda bağımsız cemevlerinin üzerinden örgütlenmişiz. Bunlar maalesef genelde merkezlerin yukarıdan aşağıya dizayn ettiği, yani dikey örgütlenme modeli olarak uygulanıyor. Bu da bizim bir gerçeğimiz. Bir çok kurumumuza baktığınızda genel merkezlerin politikasına ya da genel merkezi yönetenlerin doğru veya yanlış oluşturduğu politikalarla yönetiliyor. Böyle bir durumda olan kurumların gerçek anlamda Alevileri temsil etmesi, Alevi toplumunun tamamını kapsaması düşünülemez.

    “AKP VE MHP’Lİ BELEDİYELER DE CEMEVİ YAPTIRIYOR”

    Maalesef bir gerçeğimiz de bu devasa büyük cemevlerimizin, vakıflarımızın, dergahlarımızın bir kısmının asimilasyonun merkezi haline gelmeye başlamasıdır. Biz Aleviler, Alevi kurum yöneticilerinin görmesi gereken bir gerçek de bu. Devlet ve iktidarlar cemevlerinden rahatsız değil. Hatta bu anlamda belediyeler eliyle ciddi destekler sağlıyor. Bırakın CHP ve HDP’li belediyeleri, AKP ve MHP’li belediyeler de cemevlerine arsa, cemevi yapma ve personel desteği veriyor.

    “DEVLET TEK TİP BİR ALEVİ YARATMAK İSTİYOR”

    Maalesef devlet tek tip bir Alevi yaratmak istiyor. Bu cemevlerini Alevilerin tabir caiz ise toplumsal muhalefetinin gazını almak, muhalif yanlarını törpülemek, uğradıkları haksızlıkları ve hukuksuzlukları bir alanda tutma alanları, kontrol etme alanları üzerine inşa ediyor.

    “İNANCIMIZ AYRI, SİZİN GİBİ DÜŞÜNMÜYORUZ DİYEBİLMELİYİZ”

    Bu durum cemevlerinde başka bir inanca ait olan cenaze erkanlarının yapılmasına, hayır yemeklerinde Kuranı Kerim okunmasına, cemevlerinde kadının ayrı oturmasına, cem erkanları içinde Kuranı Kerim’den ayetlerin okunmasına, hatta bazı cemevlerinde Kuranı Kerim eğitimini vermeye kadar ulaşmıştır. Biz Aleviler ve Alevi kurum yöneticileri ne zaman ‘bizim inancımız ayrı, sizin gibi inanmıyoruz, sizin gibi düşünmüyoruz, size ait olan ritüeller bize ait değil’ dediğimizde gerçek anlamda cemevlerimizi, toplumumuzu asimilasyondan kurtarmış oluruz.

    “YATAY ÖRGÜTLENME MODELİNE UYGUN MECLİSLER OLUŞTURMALIYIZ”

    Bugünkü tabloyu yeterli görmüyorsanız o halde neler yapılabilir? Önerileriniz var mı? 

    Aslan: 30 yılık örgütlenme modelimiz genel anlamıyla dikey örgütlenmedir. Bizim inancımıza uygun olan yatay örgütlenmedir. Bizlerin cemevleri birer halk meclisleridir. Bizler de inancımıza uygun olan bu modeli günümüze uyarlamalıyız. Yerel meclisler, bölgesel meclisler ve bir genel meclis oluşturmamız lazım. O zaman gerçek anlamda bir temsiliyet olur, birlik beraberlik sağlanabilinir. Yerelde ve bölgesinde kendi rengini kokusunu dilini yaşatır, yol bir sürek bin bir düsturu egemen kılınır. Alevilerin temel hak ve özgürlükleri ortaklaştırılırsa güçlü bir örgütlenme sağlanır.

    “KURUMLAR SİYASAL ARKA BAHÇE OLARAK KULLANILMAMALI”

    Alevi örgütlerinin diğer toplumsal muhalefet ile ilişkilerini ve Türkiye’nin temel sorunlarına karşı mücadelesini yeterli görüyor musunuz? Yeterli görmüyorsanız bu konuda neler yapılabilir?

    Alevilerde toplumsal muhalefete gelince maalesef can alıcı sorunlarımızdan birisi. Alevi kurum yöneticilerimiz ve bazı kurumlarımızın örgütlenme biçimi maalesef siyasal, etnik aidiyetler üzerinde ifade ediliyor. Bu sorun da Alevilerin gerçek anlamda kendi inançları ve hakları için ortak örgütlenmesini ve toplumsal bir muhalefetin örgütlenmesini zorlaştırıyor. Bu aidiyetlere bağlı olarak bazı siyasi partiler, siyasi yapılar, kurumlar, örgütler bazı cemevlerine kendilerinin arka bahçesiymiş gibi davranıyorlar. Bunlar asla kabul edilemez, buna asla izin verilmemeli.

    “SİYASAL YAPILAR İNANCIMIZA SAYGI DUYMALI” 

    Elbette ki siyasi partiler de, siyasal örgütler de Alevilerle bir arada olmalı, mücadele etmeli fakat bu konuda bir hukuk da oluşmalıdır. Bu hukukta şu olmalı; Aleviliği bir inanç olarak görmeleri, Aleviliği bir çiçek bahçesi  gibi rengiyle, diliyle, kokusuyla kabul etmeleri ve saygı duymaları gerekir. Alevi kurumlarında yönetici olmak isteyen canlarımız da bu siyasal etnik aidiyetlerini asla bu kurumlara taşımamalılar. Aleviler toplumsal muhalefeti örgütleyebilecek en güçlü muhalif yapıdır. Yeter ki kendilerine inansınlar, kurumların etrafında daha fazla kenetlenebilsinler, kurumlarına ve yöneticilerine sahip çıkabilsinler.

    “RENGİMİZE DEĞER VERENLER BİZİ YANLARINDA GÖRÜR”

    Aleviler inançları gereği hep mazlumun yanında zalimin karşısında olmuştur. Bu anlamda Aleviler ciddi bedeller ödemiştir, hala da ödüyor. Demokrasi güçleri, siyasi yapılar, siyasi partiler bizleri Alevi Kızılbaş Bektaşi olarak etnik aidiyetlerimiz, rengimiz ve kokularımızın üzerinden bir çiçek bahçesi olarak görürlerse, saygı duyar kabul ederlerse Alevileri zaten yanlarında göreceklerdir. Bu anlamda Aleviler açısından toplumsal muhalefeti örgütlemek, içinde yer almak çok kolay olur. Başka bir dünya mümkün, başka Türkiye mümkün bizler hep barışın sevginin mazlumun dili olmaya devam edeceğiz.

    Turabi KİŞİN/PİRHA

    YARIN:DOSYA 16
    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Önceki Genel Başkanlarından Kazım Genç, Alevi örgütlenmesini değerlendiriyor.  

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-1

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-2

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-3

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-4

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-5

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-6

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-7

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-8

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-9

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-10

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-11

    Aleviler Alevi örgütlenmesini tartışıyor-12

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-13

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-14

     

     

  • Manisa’da evi işaretlenen aileyi ziyaret eden Aleviler: Olay tesadüf değil, sessiz kalmayacağız

    Manisa’da evi işaretlenen aileyi ziyaret eden Aleviler: Olay tesadüf değil, sessiz kalmayacağız

    PİRHA- Manisa’da Hafsa Sultan Mahallesi’nde yaşayan  ve evinin duvarı işaretlenen Alevi vatandaş Kazım İnce’yi ziyaret eden Alevi kurum temsilcileri, yaşanan durumu PİRHA’ya değerlendirdi. Evin işaretlenmesinin  tesadüf olmadığını belirten kurum temsilcileri, “Karşımızda örgütlü bir saldırı varsa karşısında da tepkimiz çok daha örgütlü olacaktır” dedi.

    Geçtiğimiz ay Malatya’da 13 Alevi yurttaşın evlerinin işaretlenmesinden sonra Manisa Hafsa Sultan Mahallesi’nde Alevi yurttaş Kazım İnce’nin evinin duvarı işaretlenmişti.

    “EV İŞARETLEMELERİ ÇOCUK İŞİ DE, OYUNCAĞI DA DEĞİLDİR”

    Hafta Sultan Mahallesinde yaklaşık 650 Alevi ailenin yaşadığını belirten Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Manisa Şubesi’nin Eski Başkanı Süleyman Çerli, evlerin işaretlenmesinin tesadüf olmadığını belirterek şöyle konuştu;

    “Manisa’da evi işaretlenen Kazım İnce Hacı Bektaşlı. Burada yaşanan olay tesadüf değildir. Burada yaklaşık 650 Alevi hanesi var. Bunu yapanlar çocuk diye nitelendirilebilir. Yakın zamanda Malatya’da evlerin işaretlenmesi ve şimdi de burada bir evin işaretlenmesi çocuk oyuncağı ve işi değildir. Biz bunları önemsiyoruz. Yaşadığımız ülkede bize olan bakış açısını biliyoruz. Kerbela’dan aldığımız direnç ile bunlara hiçbir zaman boyun eğmeyeceğiz. Korkmadığımızı bilsinler. Alevilere karşı gelişen her provokasyona karşı duracağız.”

    “EV İŞARETLEMELERİ ALEVİ TOPLUMUNUN BİLİNÇ ALTINI TEDİRGİN EDİYOR” 

    “Karşımızda örgütlü bir saldırı varsa karşısında da tepkimiz çok daha örgütlü olacaktır” diyen Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Manisa Şube Başkanı Bektaş Kılınç şunları belirtti;

    “Ben burada 20 yıl muhtarlık yaptığım sürece böylesi bir şeye rastlamadım. Farklı toplumlarla tanıştıkça birbirimizle kaynaştık. Son gelişmelere baktığımızda provokasyonlar söz konusu. Manisa’da da böylesi ciddi bir olay yaşanmış ve Kazım İnce’nin evine çarpı işareti konulmuş. Karşımızda örgütlü bir saldırı varsa karşısında da tepkimiz çok daha örgütlü meydana gelecektir. Bu anlamda şundan dolayı bir hassasiyetimiz var: Türkiye’de uzun dönemlerdir Aleviler büyük katliamlar yaşadı ve bunlar yaşandığı içinde bir duyarlılık var. Aralık ayında Maraş Katliamı’nın yıldönümünü yaşayacağımız günlere geldiğimizde, Malatya, Maraş ve Çorum’da katliamları yüreğimizde hissediyoruz. Maraş önümüzde duran en acı olaylardan birisidir. Öylesine acılar yaşanmış ki o günü yaşayanlar bugün bile dile getiremiyorlar. Bunları bilinç altında yaşattığımız için en ufak şeyde tedirgin oluyoruz. Kimseyi incitmemek gibi temel bir felsefemiz var. İncitmeyelim dediğimizde çok incinmişiz, kırılmışız ve katliamlar yaşamışız. Alevi toplumu dünde sahipsizdi, bugün de sahipsiz. Alevi toplumu bir araya gelerek, örgütlenerek haklı talebi olarak mücadele edip kazanmaları gerekiyor. Alevi örgütlerine, demokratlara ve ilericiler ile birlikte hareket edip, mücadele etmemiz gerekiyor.”

    “BU AİLEMİZİN SEÇİLMESİ TESADÜF DEĞİLDİR” 

    Evleri işaretlenen Kazım İnce’nin ailesine destek ziyaretinde bulunan Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkan Yardımcısı Fazlı Aslan ise şunları dile getirdi:

    “Ailemiz çok bilinçli ve duyarlı. Malatya’dan sonra Manisa’da bunun yaşanması ve bu ailemizin evinin işaretlenmesi tesadüf değildir. Bu ev mahallenin tam orta yerinde ve ana cadde üstünde. Özellikle de mahallede Alevi nüfusu oldukça yüksek. Alevi toplumuna gelişen saldırılara karşı sessiz kalmayacağız. Ailemizin yanındayız , yalnız değiller ve sonuna kadar olayın takipçisi olacağız.”

    Ersin ÖZGÜL / İZMİR

     

  • ABF Yöneticisi Aslan: AKP’nin nefret söylemleri Alevilere saldırılara zemin hazırlıyor

    ABF Yöneticisi Aslan: AKP’nin nefret söylemleri Alevilere saldırılara zemin hazırlıyor

    PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Fazlı Aslan, Malatya’da Alevi ailelerinin işaretlenmesi ve Adana’da Alevilere ait mezarların tahrip edilmesini PİRHA’ya değerlendirdi. Aslan, Alevilere saldırıların tesadüf olmadığını belirterek, AKP’ hükümetinin nefret söylemlerinin saldırılara zemin hazırladığını kaydetti.

    Malatya Cemal Gürsel Mahallesi’nde oturan Alevilerin evlerinin işaretlenmesinden kısa süre sonra Adana’da Arap Alevilerin yaşadığı Alihocalı köyündeki mezarların tahrip edilmesi Alevi toplumunun büyük tepkisini çekti.

    MALATYA VE ADANA’DAKİ SALDIRILAR TESADÜF DEĞİLDİR

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkan Yardımcısı Fazlı Aslan, “Bu olaylar tesadüf değildir ve toplumsal kesimleri birbirine düşman etme çabası var” dedi.

    “Alevilere yönelik saldırılar periyodik olarak olarak devam ediyor” diyen Aslan şöyle konuştu:

    “Malatya ve Adana da yaşanan olaylar asla tesadüf değildir. Uzun zamandır Malatya’da toplumsal kesimleri birbirine düşman etme çabası var. Hatırlayacağımız gibi Zirve Yayınevi 18 Nisan 2007’de biri Alman ikisi Türk vatandaşı hunharca vahşice katledildiler. Yine Malatya Sürgü beldesinde 9 Ekim 2012 tarihinde Ramazan’da Alevi bir aileye linç girişimi yapıldı. Daha da acısı bu aile hakkında dava açıldı, aile beldeyi terk etmek zorunda kaldı. Ev işaretlemeleri Malatya’da yeni bir şey değil tabi ki. 38 yıl önce de 18 Nisan 1978 tarihinde 3 gün süren olaylarda 8 can katledildi. Alevilere yönelik bu tür saldırılar ülkenin tarihi incelendiğinde periyodik olarak devam ediyor.”

    SİYASET ZORA GİRDİĞİ ZAMAN ALEVİLERE SALDIRI OLUYOR

    “AKP’nin kimliklere, inançlara ve cinsiyetlere yönelik nefret söylemi bu olaylara zemin hazırlıyor” diyen Aslan şunları belirtti:

    “Alevilere yaşam alanlarına, kutsal mekanları ve mezarlarına saldırılar devamlı gerçekleşiyor. Bu ülkede ne zaman ekonomi ve siyaset zora girse Alevilere yönelik saldırılar oluyor. Hem ekonomide hem de siyasette, ülkede şu an ciddi sorunlar ve açmazlar var. Şu an ülkede bu şartlar oluşmuştur. O yüzden Aleviler, kurum yöneticileri ve kanaat önderleri çok dikkatli olmalıdır. Asimilasyoncu, ayrımcı uygulamaları ile bilinen AKP hükümetinin Suriye politikasının çökmesi nedeniyle Aleviler ciddi bir tehlikeyle karşı karşıyadır. Aleviler AKP’nin 15 yıllık iktidarı döneminde özellikle kimliklere, inançlara, cinsiyetlere yönelik kin ve ayrımcı dili bu olaylara zemin hazırlıyor.”

    “TEK CAYDIRICI ŞEY GÜÇ BİRLİĞİMİZDİR”

    “Olaylar tıpkı diğerleri gibi çocukların üzerine bırakılacak” diye konuşan Aslan şu çağrıda bulundu:

    “39 yıl önce Maraş Katliamı’nda ev işaretlemeleri her Alevinin hafızasındadır. Yine Malatya ve Adana’da yaşanan saldırıları, tıpkı diğer olaylarda olduğu gibi çocuklar ya da akli dengesi yerinde olmayan birilerine yükleyecekler. Biz bu filmi defalarca izledik. Toplum olarak buna karşı yapacağımız en doğru şey asla provokasyona gelmemiz ve daha fazla örgütlenerek, Alevi kurumlarımıza sahip çıkarak birlik beraberliğimizi sağlamaktır. Bunlara karşı tek caydırıcı şey güç birliğimizdir asla unutmayalım.”

    Ersin ÖZGÜL / İZMİR

     

  • ’17 Eylül mitingi bir dönüm noktası olmalı ve güçlü bir itirazda bulunmalıyız’-VİDEO

    ’17 Eylül mitingi bir dönüm noktası olmalı ve güçlü bir itirazda bulunmalıyız’-VİDEO

    PİRHA- Eğitim sisteminin laiklik ekseninden çıkarılarak dinselleştirilmesine karşı İstanbul Kartal Meydanı’nda 17 Eylül’de Alevi Bektaşi Federasyonu ve Eğitim-Sen tarafından miting düzenlenecek. ABF Genel Başkan Yardımcısı Fazlı Aslan mitinge katılım çağrısında bulunarak, “Bütün Alevi kurumları ve paydaşları kurumsal kimlikleri, logoları, istemleri ve talepleri ile bu demokratik alanda olmalıdır” diye konuştu.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) ile Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası’nın (Eğitim-Sen) eğitimdeki gericileşmeye karşı 17 Eylül’de İstanbul Kartal Meydanı’nda düzenleyecekleri mitingin hazırlıkları tüm hızıyla devam ediyor. Konuya ilişkin ABF Genel Başkan Yardımcısı Fazlı Aslan PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.

    “17 Eylül Mitingi bir dönüm noktası olmalı ve güçlü bir şekilde itirazda bulunmamız lazım” diyen Aslan, “ABF döneminde görkemli olan Kadıköy, İzmir ve Ankara mitingleri gibi bu miting de bunun havasıyla geçiyor. Uzun zamandır alanlara çıkmakta çok ciddi sorunlar yaşıyoruz. Adalet ve Vicdan eyleminde milletvekillerine karşı takınılan tutum, insanlara karşı gösterilen tahammülsüzlüğü ve zulmü gördükten sonra alanlara çıkmanın ne kadar değerli ve hayati olduğunu tekrar yeniden görmüş oldum” dedi.

    “BÜTÜN DERSLER ZORUNLU DİN DERSİ HALİNE GELDİ”

    “Eğitim konusunda çok ciddi kayıplarımız var, yeni müfredatla bütün dersler zorunlu din dersi haline geldi” vurgusu yapan Aslan şunları kaydetti:

    “ABF’nin bu mitinge dair aldığı kararların gerekçesinden de bir tanesi eğitimin geldiği son nokta. Gençlerimizin nasıl bir eğitimden geçtiğini ve ciddi bir asimilasyona tabi tutulduğunu görüyoruz. 15 yılda 6 Milli Eğitim Bakanı değişti. Her bakan, değişikliği kendisiyle beraber yeni bir müfredat getirdi. Yeni müfredat değişiminde bile ciddi can alıcı noktalar var. Biz, zorunlu din dersleri zulümdür, asimilasyondur kaldırılsın diyorduk. Ama şimdi onu da demekten vazgeçtik. Çünkü yeni müfredatla bütün dersler zorunlu din dersi haline geldi. 17 Eylül mitingi bir dönüm noktası olmalı ve güçlü bir şekilde itirazda bulunmamız lazım. Bu itirazımıza da eğitime en doğru bilimsel tespiti koyan Eğitim-Sen bizimle işbirliği yaparak çağrıcı oldu. Bu da bizim açımızdan çok değerli. Mitingedeki en büyük arzumuz şudur. Bütün Alevi kurumları ve paydaşları kurumsal kimlikleri, logoları, istemleri ve talepleri ile bu demokratik alanda olsun.”

    “CİHATÇI EĞİTİM İLE ÜMMETÇİ YETİŞTİRİLMEK İSTENİYOR”

    Eğitim sistemi ile tüm farklı inanç ve renklerin yok edilmek istendiğini belirten Aslan, “Gerici eğitimin hayatımızın tüm alanını kapsadığı, inançları yok etmek istediği bir ortamda çocuklarımız üzerinden bunu yapıyorlar. Bunun verileri hızla geliyor. 15 yılda 1.5 milyona yakın kadın iş bırakmış. Ülkenin kurucu önderi pozisyonunda olan Atatürk dahil bugün 8. sınıf derslerine kısmi sokulmuş durumda. Bu ülkenin bütün değerleri ve renkleri birer birer yok ediliyor. Bunun en büyük aracı ise eğitim oluyor” diye konuştu.

    “Bizler böyle bir ortamda çocuklarımıza yabancılaşıyoruz” diyen Fazlı Aslan, şöyle konuştu:

    “Belli gelir seviyesindeki aileler çocuklarını Avrupa’daki okullara yolluyorlar. Olan yoksul halk çocuklarına oluyor ve ümmet, kul haline getirilmeye çalışılıyor. Okullarda erkek çocuklarına verilen eğitimlerden biri cihata hizmet edip çaba harcamalı ve sevap kazanmalısınız, kız çocuklarına ise eşlerinize itaatkar olmalısınız oluyor. Tabir yerindeyse saraya kul yetiştirilmek isteniyor. Binlerce eğitim emekçisi işlerinden ve okullarından edildi, sürgüne gönderildi.”

    BÜTÜN FARKLILIKLAR BİR ARAYA GELMELİ

    “ABF burada birleştirici olan çimento rolünü üstleniyor” ifadesini kullanan ABF Genel Başkan Yardımcısı Fazlı Aslan, ABF öncülüğündeki bu miting sol sosyalist kesimi, renkleri, siyasi partileri bir araya getirebilir. ABF burada birleştirici olan çimento rolünü üstleniyor. Bütün farklıları biraraya getirmek istiyoruz.
    Bununla birlikte bütün paydaşlarımızı bu mitinge bekliyoruz. Biz bu ülkenin birleştirici bir unsuruyuz. Sol değerleri taşıyan bütün halkları birleştirebileceğimize inanıyoruz. 17 Eylül mitingine bütün dostlarımızı bekliyoruz” şeklinde konuştu.

    Ersin ÖZGÜL / İZMİR