Etiket: feminist

  • Kadınlar, ‘Enternasyonal Feminist Mücadele Deneyimleri Sempozyumu’nda’ buluştu – VİDEO

    Kadınlar, ‘Enternasyonal Feminist Mücadele Deneyimleri Sempozyumu’nda’ buluştu – VİDEO

    PİRHA- Türkiye Kadın hareketi, Kürt Kadın hareketi ve dünyadan feministler sempozyumla İstanbul’da bir araya geldi. Sempozyumda, kadınların yaşamın bir parçası olduğunun altı çizilerek, “Kapitalist sisteme karşı kadınlar kendi gündemlerini, kendi toplumsal dinamiklerini oluşturan bir süreci inşa ediyor. Tüm kadınların, feminist güçlerin birbiriyle dayanışmasının daha da güçlendirmek gerekiyor. AKP-MHP iktidarın saldırılarına karşı kadınlar kendi politikalarını uygulamalı” denildi.

    Mor Dayanışma, ‘Patriyarkal Kapitalizmin Krizinde Enternasyonal Feminist Mücadele Deneyimleri Sempozyumu’ düzenledi. Müze Gazhane’de düzenlenen sempozyumun ilk yarısında dünyadan deneyimleriyle Polonya’dan Zuzanna Dorota Karcz, Lübnan’dan Diana Moukkalled, Fransa’dan Arya Meroni, İtalya’dan Lucia Amorossi ve İran’dan Fatima Babakhan konuşmacı olarak yer aldı. İlk yarı soru ve cevaplar ile son buldu.

    Sempozyuma Polonya, İtalya, Lübnan, Fransa, İran ve Türkiye’den konuşmacılar katılırken, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) milletvekilleri Perihan Koca ile Adalet Kaya, Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivistleri, Kadınlar Birlikte Güçlü, Kampüs Cadıları, sanatçılar, müzisyenler ve  Türkiye’nin birçok kentinden  çok sayıda kadın da takip etti. Sempozyumun gerçekleştiği salonun duvarlarına, “Patriyarkal kapitalizme karşı dünyanın bütün kadınları birleşin”, “ Filistin’de soykırıma İsrail ile ticarete son”, “Bizi enkaz altında bırakanlara inat yaşamı yeniden kuracağız”, “Milyonlar yoksullaştıkça zenginleşen bir avuç zenginin düzenini yıkacağız”, “ Başka bir hayat yok, sosyalist feminist mücadelede örgütlen”, “Renklerin direnişi direnişin renkleri var”,  “Savaşa karşı yaşamı, talana karşı doğayı savunuyoruz”  “Mor Dayanışma 10 yaşında yaşasın örgütlü feminist mücadelemiz” pankartları asılırken, sık sık “Yaşasın sosyalist feminist mücadelemiz” “Jin Jiyan Azadi”sloganların salonda yankılandı.

    Sempozyumun ikinci yarısında Türkiye’den kadınlar feminist deneyimlerini paylaştı. İkinci yarıda Mor Dayanışma’dan Cemile Baklacı, Kampüs Cadıları’ndan Rozona Urkun, DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Adalet Kaya, Mor Liste’den Ayşecan Ay ve Kadınlar Birlikte Güçlü’den Selin Top konuşmacı olarak katıldı.

    “FEMİNİST OLMAKLA GURUR DUYUYORUM”

    Sanatçı Gaye Su Akyol sempozyuma güç veren kadınlar arasındaydı. Akyol, “Kadın olmak başlı başına bir deneyim. Her birimizin yüzlerce yıl sürecek olan anıları ve acıları vardır. Hayalleri için savaşan ve mücadelen eden bir kadının sahip olduğu başarılar herhangi bir erkeğin savaşından yüzlerce kat kıymetli. Kadınların önüne çıkarılan sorunlar, mücadele alanları o kadar geniş ki. Bugün burada hayalleri için mücadele eden, varlığıyla sisteme karşı yeterince aykırı olan bir varoluştan bahsediyoruz. Var olma mücadelimizi çok kıymetli buluyorum. Feminist olmakla gurur duyuyorum” dedi.

    “DİRENEN KADINLARIN SELAMINI GETİRDİM”

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi Mersin Milletvekili Perihan Koca konuşmasında  “ Ben deprem bölgesinden geliyorum. 6 Şubat depremlerinin bütün ağırlığını kadınlar üstleniyor. Kentleri yeniden yaşama hazırlıyorlar. Hatay’da enkazın altında acele kamulaştırma politikalarına karşı Dikmece’de direnen kadınların selamlarını sevgilerini getirdim sizlere. Dikmece’den Akbelen’e uzanan direnişte kömürün karasına karşı yaşamı savunan Akbelen direnişlerinin, İkizköy’deki kadınların selam ve sevgilerini getirdim. Faşist rejiminin çimentosunu oluşturan KHK’li akademisyenin selam ve sevgilerini getirdim size. Ayrıca LGBTİ+’lara dair mücadele edenlerin de selamlarını getirdim” ifadelerine yer verdi.

    “TARİH MÜCADELE EDENLERİN TARİHİDİR”

    Mor Dayanışma MYK üyesi Pelin Songül Çiçek’in moderatörlüğünde başlayan ikinci oturumda Cemile Baklacı Türkiye’de sağ faşizmin ilerleyişini ve karşı feminist mücadeleyi ele alarak “Dünya’da kapitalizmin ulaşamadığı bir toprak parçası kalmadı. Kapitalizmin ilerleyişi bir takım krizi ve yoksulluğu daha derinden yaşamamıza sebep oluyor. Seller, yangınlar, ölümler ve savaş yayılıyor ve dünyayı cehenneme sürüklüyor. Krizlerin yönetilebilmesi için iktidarların buraya uygun bir biçimde hareket etmesi gerekiyor. Bizler tarikatlar ve cemaatlerle toplumun yeniden inşa edildiği bir süreci yaşıyoruz. Toplumun yeninden inşa sürecini seçimlerle birlikte hızlandığınızı görüyoruz. Tarih mücadele edenlerin tarihidir. İktidar faşizmi kurumsallaştıramadıysa kadınların isyanından dolayıdır.” dedi.

    “KOTA UYGULAMASI LÜTUF DEĞİL GASP EDİLEN HAKLARIN GERİ ALINMASIDIR”

    Mor Liste’den Ayşecan Ay konuşmasında sendikal mücadelede feminist örgütlenmenin önemine değinerek kazanımlarının bazılarını şöyle sıraladı; “Kadınların her ay kendi belirledikleri bir günde regl izinleri, doğum izinleri 8+8+4 hafta ve şimdilik 15 günlük babalık izinlerini kazandık.” Ay konuşmasının devamında “Biz sendikada rol oynayarak hakim dili değiştirebildiğimizi gördük. Sendikalaşma önündeki en büyük engeller sendikaların kadını temsil etmemesidir. Sendika bu kadınlara ulaşamıyor. Kadın işçileri temsil etmiyorlar bunları dert bile etmiyorlar. Temsilde eşitlik için hayata geçirilen kota uygulaması lütuf değil gasp edilen hakların geri alınmasıdır. Sendikal mücadelede biz sınıfı bölmüyoruz sınıf biziz.” dedi.

    “YARA NEREDEYSE KİMLİK ÖNCE O OLUR”

    DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Adalet Kaya Kürt kadın hareketinin dününü ve bugününü anlattı. Kaya, “Cumhuriyetin 100 yıllık süreci boyunca Türk ve Sunni idolojiyle, devlet şiddetiyle, asimilasyon politikalarına maruz kaldık. Yara neredeyse kimlik önce o olur. Biz kız çocuğu olmadan önce Kürt kimliğimizi öğrendik. Kadın olma meselesimiz Kürt olma meselimizle ilgili. Bizim kadın mücadelemiz önce Kürt özgürlük mücadelesiyle tanışmamızla başladı.”dedi. Kürt kadın mücadelesinin tarihsel olarak Zarife’lerin mücadelesine, Dersim’de katledilen kadınların mücadelesine dayandığına değinen Kaya, Sakine Cansız ve Gültan Kışanak’ın kitaplarında yer alan işkencelere dair örnekler verdi.  Kaya, çözüm sürecinin kadın hareketini büyük ölçüde etkilediğini ifade ederek “Barış masasında olmak, koşullarını konuşmak TJA’nın en önemli amacıydı. Kadının olmadığı her barış masası dağılmış, ya da barışın taraflarının yeniden savaştığını görüyoruz “dedi.

    Kadınlar Birlikte Güçlü adına konuşan Selin Top ortak zeminde mücadelenin önemine vurgu yaptı. Ardından Kampüs Cadıları’ndan Rozana Urkun’un üniversiteli genç kadınların örgütlenme deneyimleriyle ilgili paylaşımlarıyla sempozyum son buldu

    Dilan ŞİMŞEK-Devrim FINDIK / İSTANBUL

  • Mersin’de kadın şairler rüzgarı esti

    Mersin’de kadın şairler rüzgarı esti

    PİRHA- Sözyüzü Sanat ve Edebiyat Kolektifi tarafından ‘Şiirde Kadın Rüzgarı’ etkinliği gerçekleştirildi. Edebiyatta kadın görünürlüğünü amaçlayan etkinlikte, kadın şairler anıldı.

    Sözyüzü Sanat ve Ebebiyat Kolektifi tarafından düzenlenen etkinlik Kültürpark Amfi Tiyatroda gerçekleşti.

    Açılış konuşmasını yapan Saniye Kısakürek, “Biz kadınlar birlikteyiz, güçlüyüz, kıymetliyiz. Nice hikâyeler biliyoruz kadının adının geçmediği. Ve nice hikâyeler biliyoruz kadının günahkâr ilan edildiği. Bütün bu hikâyelerin ötesinde elinin hamuruyla karıştığı şiir işini de diğer bütün işler gibi çiçeklendirdiğini biliyoruz. Dehlizlerini, anneliğini, çocukluğunu kadın duyarlılığıyla birleştirerek şiirde de edebiyatta da hayatın her alanında buradayım demiştir. Dünyanın neresinde olursa olsun yazan, üreten kadınlar buluşsun istedik” dedi.

    KADINLAR OBEJYLE SAHNEYE GELDİ

    Etkinlikte ilk olarak Virginia Woolf’un Kendine Ait Bir Oda adlı kitabının edebiyat dünyasında ve feminist mücadeledeki yerinin önemi üzerinde konuşuldu. Ardından Şair ve Yazar Jana Med İnanç’ın senaryosunu yazdığı kadın temalı oyunla başladı. Kadınların gerçekleştirdiği tiyatral gösteride kadınlık durumlarına dair okunan şiirlerle birlikte her kadın elinde bir obje ile sahneye geldi. Kırmızı kuşak, ruj, rakı bardağı, alyans, bıçak, yara bandı gibi objelerle kadınlar gösteriyi gerçekleştirdi.

    Programın ikinci bölümünde Mersin’de yaşayan Ebru Güneyan, Asya Akkaya, Meral Vuranok, Necla Daloğlu, Sonay Arıdıcı, Melike Sibel Gelgeç kendi yazdıkları kadın temalı şiirleri seslendirdiler.

    PİRHA/ MERSİN

  • Feminist Aktivist Demir: Meclisteki erkek egemen yapıyı ters düz etmek gerekir-VİDEO

    Feminist Aktivist Demir: Meclisteki erkek egemen yapıyı ters düz etmek gerekir-VİDEO

    PİRHA-Feminist Aktivist Beyhan Demir, “Bu seçim LGBTİ+’lar ve kadınlar için özel bir anlam taşıyor. Karşımızdaki ittifak parti programlarını kadınlar ve LGBTİ+’lar üzerine kurdu. Biz aileye hapsedilmek istemeyen bir noktada duruyoruz” dedi. Demir, Meclisteki erkek egemen yapıyı ters düz etmek gerektiğini vurguladı. 

    14 mayıs seçimlerine az bir zaman kaldı. Bu seçim kadınlar açısından tarihi bir önem taşıyor. Cumhur İttifakı bileşenlerinin 6284 sayılı kanuna saldırıları sürerken seçimin kadınlar için önemi giderek artıyor.

    Kadın mücadelesinin tanınan isimlerinden Feminist Aktivist Beyhan Demir, 14 Mayıs seçimlerine sayılı günler kala seçim sürecini ve sonrasını PİRHA‘ya değerlendirdi.

    Seçimi kadınların perspektifinden yorumlayan Demir, “Türkiye’de kritik olmayan bir seçim yaşamadık. Bu defa işin içinde 21 yıllık AKP hükümetinin insanların hayatına, canına, suyuna, doğasına, toprağına, evine son depremle varlığına kast ettiği acayip bir dönem yaşıyoruz ve seçimler tam da bunun devamında önümüze geldi. Bu seçim LGBTİ+’lar ve kadınlar için özel bir anlam taşıyor. Karşımızdaki ittifak parti programlarını kadınlar ve LGBTİ+’lar üzerine kurdu. Bunun da önüne güya aile savunuculuğu koyarak bizi de o ailenin içine hapsetmeyi hedeflediklerini açık açık ilan ederek bir seçim kampanyası yürütüyorlar” dedi.

    “BİZ AİLEYE HAPSEDİLMEK İSTEMEYEN BİR NOKTADA DURUYORUZ”

    “Biz aileye hapsedilmek istemeyen bir noktada duruyoruz” diyen Beyhan Demir sözlerine şöyle devam etti:

    “Aileyle değil kendi kimliğimizle, özgürlük arayışımızla, var olma biçimimizle hedef tahtasına konmuş kazanımlarımızı koruyarak, elimizden alınmış İstanbul Sözleşmesi gibi haklarımızı geri alma mücadelesi vererek ve seçim sonrası oluşturulacak her şeyin içinde kadınların sözünün dinlenmesi gerektiğini düşünüp bizden oy isteyen muhalefet partilerine diyoruz ki; karşımızda bizi eve hapsetmek isteyip nasıl daha az ücretle çalıştıracağını, onların istediği gibi makbul kadınlar olmazsak kamusal alana çıkamayacağımızı söyleyen, kılığımızı, kıyafetimizi belirleyecek, bir şeyleri koymaya ilişkin niyet beyanında bulunan bir parti ile karşı karşıyayız. Biz muhalefete, ‘bizle ilgili geleceği sizlerle beraber kurgulamak istiyoruz’ deme şansı bulduğumuz bir seçim arefesindeyiz.”

    “15 MAYISTA DA MÜCADELEMİZDE HİÇBİR ŞEY DEĞİŞMEYECEK”

    Feminist Aktivist Beyhan Demir, LGBTİ+ adayların seçilebilir yerlerden aday gösterilmesi konusunda bütün muhalefet partilerinin sınıfta kaldığını ifade ederek, seçim sonrasındaki süreçte mücadeleyi sürdürecekleri vurgusunu yaptı.

    Demir, “Bugün neye muhalefet ediyorsak yarın da seçimden sonra da bizimle ilgili olan her şeyin bir parçası olacağımızı muhalefet partilerine bugünden söylemek isterim. Biz oyumuzu verip geriye çekilip izlemeyeceğiz. Meclisteki erkek egemen yapıyı ters düz etmek gerektiğini hep söylüyoruz. Seçim bizim için bir nokta değil. 15 Mayısta da mücadelemizde hiçbir şey değişmeyecek. Gönül ister ki o meclisteki herkesle birlikte kadınlar için, bu ülkenin ezilenleri için birlikte aynı talepleri vurgulayalım birlikte bir şeyler yapalım. Ama böyle olmazsa meclisi de takip edeceğiz, oraya ilişkin duruşumuzu yine gerçekleştireceğiz” diye konuştu.

    Dilan ŞİMŞEK/ İSTANBUL

  • ‘Mahkemeler siyasi mücadele verenlerin tasfiyesi için kullanılıyor’-VİDEO

    ‘Mahkemeler siyasi mücadele verenlerin tasfiyesi için kullanılıyor’-VİDEO

    PİRHA-CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun Yargıtay tarafından onanan cezasıyla ilgili olarak konuşan HDP Diyarbakır Milletvekili Hişyar Özsoy, Feminist Avukat Meriç Eyüpoğlu ile Gazeteci Ali Duran Topuz karara tepki gösterdi. Topuz, mahkemelerin siyasi mücadele verenlerin tasfiye edilmesi için kullanıldığını söyledi.

    Yargıtay, geçen haftalar Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu hakkında kararını açıkladı. Yargıtay’ın kararına göre, Kaftancıoğlu’nun 3 davadan aldığı ceza onanırken yargılandığı 2 dava ise düşürüldü. Kaftancıoğlu’nun cezası onanan 3 davada aldığı cezaların toplamının ise 4 yıl 11 ay olduğu belirtildi. Ayrıca Kaftancıoğlu hakkında siyasi yasak kararı da verildi.

    Konuya ilişkin Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır Milletvekili Hişyar Özsoy, Feminist Avukat Meriç Eyüpoğlu ile Gazeteci Ali Duran Topuz, PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu.

    “SALDIRI DALGASI ARTARAK SÜRECEKTİR”

    Kaftancıoğlu’nun onaylanan cezası ile ilgili olarak “Beklenen bir durumdu açıkçası” değerlendirmesinde bulunan HDP Diyarbakır Milletvekili Hişyar Özsoy, “2016 yılında biliyorsunuz HDP’li Eş Genel Başkanlar Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile milletvekilleri, belediye başkanları, parti yöneticileri derken beş binden fazla insanın tutuklanmasını yaşadık. Şimdi 2023 yılında normalde yapılması beklenen seçimlere doğru giderken hükümet şu ana kadar terörize ettiği HDP’nin dışındaki çevrelere de saldırmaya başladı. Muhtemelen bu saldırı dalgasını yani hukuk eliyle siyasetçilerin tasfiye edilmesi meselesini önümüzdeki dönemde daha da artırarak sürdürecektir” dedi.

    “İKTİDAR EKONOMİK ANLAMDA İYİCE SIKIŞMIŞ DURUMDA”

    Özsoy, iktidarın ekonomik olarak da zor durumda olduğunu belirtirken, “Erdoğan ve etrafındaki ırkçı, milliyetçi müttefiklerinin topluma vadedebileceği çok fazla bir şey kalmamış. Ekonomik anlamda iyice sıkışmış durumda. Para kalmamış, enflasyon çok yüksek. Zamlar artıyor. Kuruş para yok. İktidarda kalabilmesi için toplumu ve siyasetçileri, muhalif siyasetçileri bastırmaktan başka bir çıkar yol yok, diyor” ifadelerini kullandı.

    “CESARETLE İKTİDARIN KARŞISINA DİKİLEN HERKES İLE DAYANIŞMA İÇİNDEYİZ”

    Muhalefete de eleştirilerde bulunan Özsoy, şunları kaydetti:

    “Bir de eleştiri yapmadan da geçemeyeceğim bu konuda. HDP’liler tutuklanırken toplumdan ses çıkmıyordu. Umarım artık sıranın kendilerine geldiğini görürler, düşünürler. Nihayetinde HDP’nin Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ maalesef içinde ana muhalefetin de olduğu milletvekillerinin oylarıyla dokunulmazlıkları kaldırılarak cezaevlerine konuldu. Muhtemelen kendilerine sıra geleceğini düşünmüyorlardı. Altı yıldır boğazımızı yırtıyoruz. Yani bu iktidar kendisinin dışında olan herkesi düşman gören bir iktidar. Dolayısıyla siyasi rakip gibi görmüyor. Bir muhalefet olarak görmüyor. Direkt düşman olarak görüyor. Hain olarak görüyor, terörist olarak görüyor. Ve bu şekilde cezalandırıyor. HDP olarak tabii ki Canan Kaftancıoğlu’yla ve aynı zamanda Türkiye’de hala cesaretle bu iktidarın karşısına dikilen her insanla, her bireyle, her kadınla sonuna kadar dayanışma içindeyiz.”

    “37. ACM, TOPLUMSAL MUHALEFETİN ÖNEMLİ DAVALARINDA AĞIR CEZALAR VERDİ”

    Feminist Avukat Meriç Eyüpoğlu da Yargıtay’ın kararına tepki gösterirken, “Bu topraklar siyaset yapanların bu tür yasaklarla karşılaşmasına alışık topraklar. Neredeyse bütün tarihimiz bunun üzerine kurulu. Onlarca örneği var. Pek çok siyasi iktidar kendisi gibi olmayanı, beğenmeyeni bir biçimde cezayla, hapisle, vesaireyle mahkum ediyor. Zaten bütün bir Kürt hareketinin tarihi de bunun örnekleriyle dolu maalesef” dedi.

    Yargılama süreciyle ilgili olarak “En başından itibaren sonu belli olan bir yargılama olduğunu birçoğumuz biliyorduk. Sürpriz yok” diyen Eyüpoğlu, cezayı veren birinci derece mahkemeye değindi. Eyüpoğlu, “37. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılamanın olması cezayla sonuçlanacağının neredeyse göstergesiydi. O dönemdeki 37. Ağır Ceza Mahkemesi önüne gelen bütün dosyalarda ki bunlar toplumsal muhalefetin önemli davalarıydı. Barış İçin Akademisyenler, ÇHD davası. Onlarcasında zaten ağır cezalar verdi. Fakat Yargıtay aşamasında şöyle bir şey olmuş. Bazı cezaları onayıp, bazı cezaları bozmuşlar. Kendilerince denge kurmaya çalışmışlar belli ki. Bunu tırnak içinde söylüyorum. Komik tabii ki. Çünkü infaz açısından bu belirleyici olacak. Cezaevindeki süreç açısından” ifadelerini kullandı.

    “KAFTANCIOĞLU, KARARLI VE MÜCADELECİ BİR KADIN”

    Kaftancıoğlu’nu eskiden beri tanıdığını kaydeden Eyüpoğlu, “Bu yola girerken, siyaset yapma kararlılığını gösterirken, tüm bunları da bilerek girmiş ve kararlı, mücadeleci bir kadın. Toplumsal muhalefetin geneli açısından da herkes içeri girebileceğini biliyor artık. Bunun korkutucu bir şey olmadığını siyasi iktidarın da anlaması lazım. Cezaevleri arkadaşlarımızla dolu. Ama buna rağmen bir mücadele ve kararlılık da sürüyor bu topraklarda. Canan açısından da farklı gelişeceğini düşünmüyorum. Ama çok sürprizlere de gebe bir süreç. Çünkü aslında siyasi iktidar temsilcileri de kınayan açıklamalar yaptılar” dedi.

    “ZATEN ALDIĞI CEZALAR HUKUKİ DEĞİL”

    Eyüpoğlu, sürecin Selahattin Demirtaş’ınkinden farklı gelişeceğini öngörürken, şunları söyledi:

    “Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararına rağmen hala içeride olan Selahattin Demirtaş gibi gelişmeyecek süreç, farklı gelişecek galiba. Umarım ki öyle olsun. Nihayetinde bunun Canan’ı da mücadele eden pek çok insanı da yolundan çevirmeyecek olsa bile yine de dört duvar arasına alınmak iyi bir şey değil. Hani dışarıda da çok özgür olmadığımızı bilerek söylüyorum bunu. Dileyelim ki bu sefer böyle sonuçlanmasın ve cezaevine uğurlarken cezaevinde karşılarken o sahnelerle yaşamayalım Canan’ın hikayesini. Ama hiçbir şeyin öngörülemediği, hukukun tamamen hayatımızdan çıktığı bir süreç yaşıyoruz. O yüzden hep beraber yaşayıp göreceğiz. Zaten bu cezaları alması hukuki değildi.”

    “MAHKEMELER, SİYASİ MÜCADELE VEREN BİR TAKIM KESİMLERİN TASFİYESİ İÇİN KULLANILIYOR”

    Gazeteci Ali Duran Topuz ise HDP’ye yönelik açılan kapatma davası ile siyasetçilerinin tutuklanmasını hatırlatarak başladığı konuşmasında, “Özellikle HDP ve HDP’den önceki Kürt siyasal oluşumlarına yönelik devlet müdahalesinden şöyle bir şey biliyoruz. Mahkemeleri siyasi mücadele veren bir takım kesimlerin tasfiyesi için kullanmak. Ben buna ‘siyaseti yargısallaştırmak’ diyorum. Siyaset üç sonuçlu bir mücadele biçimidir. Yani istediklerinizi alabilirsiniz, alamayabilirsiniz ya da bir orta yol üzerinde bir uzlaşma sağlarsınız.

    Mahkemelerde ise ya berat ya mahkumiyet vardır. Üç sonuçlu olması gereken bir alanı iki sonuca sıkıştırırsanız bu daima işte egemenliği elde tutanların kendilerine hiç rakip istemediği, mahkeme yoluyla çözmek istedikleri yani siyasetin yasaklandığı bir alan gelir” ifadelerini kullandı.

    “İMAMOĞLU’NUN GÖREVDEN ALINMASI GİBİ BİR SÜRECİN İLK ALAMETİ”

    “Siyaset bugün Kürtler için yasaklı” diyen Topuz, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “HDP’ye yönelik baskılar ve kapatma davası bu anlama geliyor. Canan Kaftancıoğlu İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni Cumhuriyet Halk Partisi’nin kazanmasını sağlayan ekibin içindeki isimlerden biri. İstemedikleri rakibi tasfiye için yargı kullanılıyor. Bunun devamının Ekrem İmamoğlu’na yönelik soruşturmalar ve suçlamaları düşünürsek Ekrem İmamoğlu’nun da İçişleri Bakanlığı’ndan görevden alınması, yerine kayyum atanması gibi bir sürecin ilk alameti bu. Görülen tepkilere, yapacakları kamuoyu oylamalarına göre de yapabilirler. Yaparlarsa şaşırtıcı olmaz.”

    Barış KOP – Berfin YILDIZ / İZMİR

  • Feminist Gece Yürüyüşü’ne katıldıkları için gözaltına alınan kadınlar adliyeye çıkarılacak

    Feminist Gece Yürüyüşü’ne katıldıkları için gözaltına alınan kadınlar adliyeye çıkarılacak

    8 Mart’ta İstanbul Taksim’de yapılan 19. Feminist Gece Yürüyüşü’ne katıldıkları gerekçesiyle gözaltına alınan kadınların adliyeye getirilmesi bekleniyor.

    İstanbul’da 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde Taksim’de düzenlenen 19. Feminist Gece Yürüyüşü’ne katıldıkları gerekçesiyle dün akşam evlerine yapılan operasyonda 12 kadın gözaltına alındı.

    “Cumhurbaşkanına hakaret” gerekçesiyle gözaltına alınan kadınların, bugün Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi’ne getirilmesi bekleniyor.

    Gözaltına alınan 9 kadının isimleri şöyle:

    “Merve Bektaş, Zeynep Çakır, İlayda Cantaş, Ebru Sert, Sedef Özer, Pelin Şahin, Nimet Tanrıkulu, İlknur Birol ve Devrim Çapar.”

    (HABER MERKEZİ)