Etiket: ferhat tepe

  • Oğlu için 32 yıl boyunca adalet arayan İshak Tepe hayatını kaybetti

    Oğlu için 32 yıl boyunca adalet arayan İshak Tepe hayatını kaybetti

    PİRHA- 32 yıllık adalet arayışının ardından İshak Tepe, tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Oğlu Ferhat Tepe’nin faili meçhul bir cinayette katledilmesinden sonra durmadan mücadele eden Tepe, yalnız bir baba değil; adaletin peşinden ayrılmayan bir vicdan sembolüydü

    Ferhat Tepe, genç yaşında gazetecilik mesleğine adım atmıştı. Özgür Gündem Gazetesi’nin Bitlis bürosunda muhabir olarak çalışıyordu. Onun kaybı, yalnızca bir ailenin acısı değil bir haberciliğin susturulmuş sesi, bir halkın duyulmamış çığlığı oldu.
    1993 yazında, 28 Temmuz günü evinden çıktı ve bir daha dönemedi. 4 Ağustos’ta Hazar Gölü kıyısında bulundu; izleri, yaşananın bir “kaza” değil “kaybettirme” olduğunu işaret ediyordu.

    Bu olayla birlikte İshak Tepe için yol değişmiş artık bir baba olarak değil, adaletin peşindeki bir yolcu olarak yaşamına yön vermişti.

    Oğlunun kaybından sonra İshak Tepe her kapıyı çaldı: Valilikten savcılığa, jandarmadan medyaya kadar… Ama karşılaştığı her kapı “yetmemezlik” ve “susma” ile kapandı. Tanıkların ifadeleri, Ferhat’ın Diyarbakır Jandarma Alay Komutanlığı’nda görüldüğü yönündeydi.
    Yargı süreci ilerlemedi; dosya zamanaşımına uğradı, devletin soruşturma yükümlülüğü askıda kaldı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) “yaşam hakkı ihlali” gerekçesiyle Türkiye’yi mahkûm etti ama bu sadece bir evrak zaferiydi. İshak Tepe için bu karar bir zafer değil, yeniden yalnız hissetmenin başlangıcı oldu.

    İshak Tepe’nin mücadelesi sadece dosya peşinde koşmak değildi; her hafta kaldırımlarda durdu, 32 yıl boyunca arkadaşları ve hak savunucuları ile birlikte ses oldu: “Adalet isteyeceğiz, vazgeçmeyeceğiz.”
    Oğlunun adını toplumun belleğine kazıdı: bir gazetecinin susturulmuş sesi, bir halkın duyulmamış çığlığı, bir devletin vermediği hesabın kahramanı oldu.

    BİR BABA BİR İZ BIRAKTI

    Yitirdiğiyle birlikte yaşamak, İshak Tepe için “sıradan bir yas” değildi. Bu bir görevdi, oğlunun kalemini yerde bırakmamak. Aynı zamanda bir tebelleşmiş sorumluluktu: Oğlunun kaybedildiği coğrafyada yaşayan herkes için bir ses olmak istiyordu şu ifadeleri kullanmıştı.
    “Gençti, hevesliydi… O dönemde bölgede köyler yakılıyordu, insanlar kaçırılıp öldürülüyordu. Herkes korkuyordu, Ferhat cesaret etti.” 
    Bu cümle yalnız bir babanın değil; adalet arayan vicdanın çığlığıdır.

    İshak Tepe’nin mücadelesi, faillerin bulunmamasıyla tükenmedi tam aksine, her yıl yeniden yankılandı. Dosya kapatılsa da o kapatamadı. AİHM kararlarıyla Türkiye mahkûm edildi ama iç hukukta sorumlular hâlâ cezasız kaldı.
    “Bu çocuklar sadece biz ana-babaların çocukları değil, sizin çocuklarınız, bu halkın çocuklarıdırlar.” — Bu söz onun mirasıdır.

    Bugün, İshak Tepe aramızdan ayrıldı. Ama ardında bıraktığı iz, basit bir biyografi değil. O, “kaybedilen oğlunun adını ilan eden bir baba”, “kaybedilenlerin hesabını soran bir yurttaş”, “kimliklerinden ötürü susturulmuş halklarının sesi” oldu.

    HABER MERKEZİ

  • Cumartesi Anneleri’nden Gazeteci Ferhat Tepe için ‘adalet’ çağrısı

    Cumartesi Anneleri’nden Gazeteci Ferhat Tepe için ‘adalet’ çağrısı

    PİRHA- Cumartesi Anneleri, 32 yıl önce gözaltında kaybedilen Gazeteci Ferhat Tepe için ‘adalet’ çağrısında bulunarak, “Kaç yıl geçerse geçsin Ferhat Tepe için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz” diye belirtti.

    Gözaltında kaybedilen ve katledilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle her hafta Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen Cumartesi Anneleri/İnsanları, eylemlerinin 1063’üncü haftasında 32 yıl önce gözaltında kaybedilen gazeteci Ferhat Tepe’nin akıbetini sordu. Tepe için “adalet” talebinde bulunulan açıklamayı İHD İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon üyesi Zeynep Yıldız okudu.

    “BİZLERİNDE DİNLENMESİNİ TALEP EDİYORUZ”

    Süreç komisyonuna değinen Yıldız, “Demokratik, çoğulcu ve herkesin kendini ait hissettiği bir Türkiye inşası amacıyla kurulan TBMM Komisyonu, 5 Ağustos’ta çalışmalarına başladı. Numan Kurtulmuş’un açılış konuşmasında belirttiği gibi, bu komisyon hakikatin inkâr edilmediği, duyguların görmezden gelinmediği ve siyasetin çözüm üretme cesareti gösterdiği bir anlayışı temsil edecekse; Cumartesi Anneleri/İnsanları olarak, bizlerin de dinlenmesini talep ediyoruz” dedi.

    “CENAZESİNE 13 GÜN SONRA KİMSESİZLER MEZARLIĞINDA ULAŞILDI”

    1063’üncü haftada Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelerek bu kez 32 yıl önce gözaltında kaybedilen, gazeteci Ferhat Tepe için adalet istediklerini kaydeden Yıldız, şunları söyledi:

    “19 yaşındaki Ferhat Tepe, Özgür Gündem gazetesi Bitlis muhabiriydi. Ağır hak ihlallerine maruz kalanların sesini duyurmaya çalışıyordu. Ferhat, 28 Temmuz 1993 tarihinde Bitlis şehir merkezinde, silahlı ve telsizli üç kişi tarafından kaçırıldı. Ailenin ve çalıştığı gazetenin ısrarlı başvurularına rağmen, devletin ilgili tüm kurumları onun gözaltına alınmadığını söyledi. Kaçırılmanın ardından, ailenin evine telefon eden bir kişi, Ferhat Tepe’yi, Türk İntikam Tugayı adına kaçırdıklarını, serbest bırakılması için babası İshak Tepe’nin DEP Bitlis İl Başkanlığı görevinden istifa etmesi ve 1 milyar lira para ödemesi gerektiğini söyledi. İshak Tepe, telefonda konuştuğu kişinin sesini, kısa süre önce bir toplantıda kendisini tehdit eden Tatvan Tugay Komutanı Korkmaz Tağma’nın sesine benzettiğini kamuoyuyla paylaştı. Her yerde Ferhat’ı arayan ailesi ve gazetesi onun ağır işkence görmüş bedenine 13 gün sonra  ‘meçhul kişi’ olarak gömüldüğü Elazığ Kimsesizler Mezarlığı’nda ulaştı.”

    “İÇ HUKUK YOLLARINDAN BİR SONUÇ ALINAMADI”

    Resmi kayıtlarda Tepe’nin kaçırıldığı yere 400 kilometre uzaklıktaki Hazar Gölü’ne yüzmeye gittiği, yüzme bilmediği için boğulduğu ve balıkçılar tarafından bulunduğu şeklinde geçtiğini söyleyen Yıldız, “Ancak Ferhat Tepe’nin bedeninde ağır işkence izleri vardı. Ayrıca, onu kaçırılırken gören ve Diyarbakır Jandarma Alay Komutanlığı’nda işkenceli sorguda gördüğünü açıklayan 14 tanık mevcuttu. Buna rağmen, iç hukuk yollarından bir sonuç alınamadı.

    Bunun üzerine aile AİHM’e başvurdu.  AİHM, Ferhat Tepe soruşturmasında ‘şaşırtıcı eksiklikler’ olduğunu tespit etti. Olayın aydınlanması için Hükümetin, AİHM’le işbirliği yapmadığını; gerekli bilgi, belge ve tanıklara ulaşımı engellediğini ve etkin bir cezai soruşturma yürütmediğini belirterek Türkiye’yi mahkum etti” diye konuştu.

    Ailenin son olarak başvurduğu Anayasa Mahkemesinin “etkili soruşturma yapılmadığı” gerekçesiyle hak ihlali kararı verdiğini belirten Yıldız, ancak zamanaşımını gerekçe göstererek dosyanın yeniden açılmasını engellendiğini kaydetti.

    “SÜREÇ CEZASIZLIKLA SONUÇLANDI”

    Yıldız, “AİHM’in de belirttiği gibi, iç hukukta “etkili bir soruşturma yürütme hususunda bilinçli olarak gösterilen yargısal direnç” bugüne kadar devam etti. Adli süreç, Ferhat Tepe’yi işkenceyle öldürenler ve bedenini kaybedenler için cezasızlıkla sonuçlandı” diye konuşarak Tepe’nin kaybedilişinin 32’nci yılında yeniden “adalet” vurgusu yaptı.

    Yıldız son oalrak şunları kaydetti:

    “Gerçek bir adalet sistemi, sadece suçluyu cezalandırmakla kalmaz, aynı zamanda gelecekteki suçların önüne geçer. Bu nedenle cezasızlıkla mücadele, adaletin tesisi için atılması gereken en önemli adımlardan biridir. Kaç yıl geçerse geçsin Ferhat Tepe için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz.”

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • 1011. Haftada Gazeteci Ferhat Tepe için adalet istendi-VİDEO

    1011. Haftada Gazeteci Ferhat Tepe için adalet istendi-VİDEO

    PİRHA-Cumartesi Anneleri, 31 yıl önce gözaltında kaybedilen Özgür Gündem muhabiri Ferhat Tepe için adalet istedi.

    Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle başlattıkları eylemin 1011. haftasında Cumartesi Anneleri, 31 yıl önce gözaltında kaybedilen Özgür Gündem muhabiri Ferhat Tepe için adalet istedi. 1011. hafta buluşmasının basın açıklamasını Kayıp Yakını Setenay Eren okudu.

    “BAŞVURULARA RAĞMEN GÖZALTINA ALINMADIĞI SÖYLENDİ”

    Özgür Gündem Gazetesi Bitlis muhabiri Ferhat Tepe’nin ağır hak ihlallerine maruz kalanların sesini duyurmaya çalıştığını, 28 Temmuz 1993 tarihinde Bitlis şehir merkezinde, silahlı ve telsizli üç kişi tarafından kaçırıldığını belirten Eren, ailenin ve çalıştığı gazetenin ısrarlı başvurularına rağmen, devletin ilgili tüm kurumlarının onun gözaltına alınmadığını söylediklerini belirtti. Eren’in okuduğu açıklamanın devamında şunlara yer verildi:

    “Kaçırılmanın ardından, ailenin evine telefon eden bir kişi, Ferhat Tepe’yi, Türk İntikam Tugayı adına kaçırdıklarını, serbest bırakılması için babası İshak Tepe’nin partisinden istifa etmesi ve 1 milyar lira para ödemesi gerektiğini söyledi. O dönemde DEP Bitlis İl Başkanı olan İshak Tepe, telefonda konuştuğu kişinin sesini, kısa süre önce bir toplantıda kendisini tehdit eden Tatvan Tugay Komutanı Korkmaz Tağma’nın sesine benzettiğini kamuoyuyla paylaştı.

    “BEDENİNDE AĞIR İŞKENCE İZLERİ VARDI”

    Her yerde Ferhat’ı arayan ailesi ve gazetesi onun ağır işkence görmüş bedenine 13 gün sonra “meçhul kişi” olarak gömüldüğü Elazığ Kimsesizler Mezarlığı’nda ulaştı. Resmî kayıtlara göre Ferhat, kaçırıldığı yere yaklaşık 400 kilometre uzaklıktaki Hazar Gölü’ne yüzmeye gitmiş, ancak yüzme bilmediği için boğulmuş ve balıkçılar tarafından bulunmuştu. Ancak Ferhat Tepe’nin bedeninde ağır işkence izleri vardı. Ayrıca, onu kaçırılırken gören ve Diyarbakır Jandarma Alay Komutanlığı’nda işkenceli sorguda gördüğünü açıklayan 14 tanık mevcuttu.
    Buna rağmen, iç hukuk yollarından bir sonuç alınamadı. Bunun üzerine aile AİHM’e başvurdu.

    “ADLİ SÜREÇ CEZASIZLIKLA SONUÇLANDI”

    AİHM, Ferhat Tepe soruşturmasında “şaşırtıcı eksiklikler” olduğunu tespit etti. Olayın aydınlanması için Hükümetin, AİHM’le işbirliği yapmadığını; gerekli bilgi, belge ve tanıklara ulaşımı engellediğini ve etkin bir cezai soruşturma yürütmediğini belirterek Türkiye’yi mahkum etti. Ailenin son olarak başvurduğu Anayasa Mahkemesi, 16 haziran 2016 tarihli kararında, Ferhat Tepe doyasında savcılığın soruşturmayı genişletmek için somut bir talimat vermediğini, olayı aydınlatacak adımlar atmadığını, delillerin toplanmasında gerekli özeni göstermediğini ve soruşturmanın sürüncemede bırakıldığını kaydederek “etkili soruşturma yapılmadığı” gerekçesiyle hak ihlali kararı verdi. Ancak zamanaşımını gerekçe göstererek dosyanın yeniden açılmasını engelledi. Sonuç olarak, AİHM’in de belirttiği gibi, iç hukukta “etkili bir soruşturma yürütme hususunda bilinçli olarak gösterilen yargısal direnç” bugüne kadar devam etti. Adli süreç, Ferhat Tepe’yi işkenceyle öldürenler ve bedenini kaybedenler için cezasızlıkla sonuçlandı.

    “ADALET İSTEMEKTEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Ferhat’ın kaybedilişinin 31. yılında bir kez daha vurguluyoruz: Türkiye’de yaygın bir sorun olan cezasızlık uygulamaları, mevcut iç hukuk yollarının kayıp yakınlarına hiçbir çözüm sunmamasına neden olmaktadır. Etkili bir soruşturmanın amacı, hesap verebilirliği sağlamak ve suçlular üzerinde caydırıcı etki yaratmaktır. Devletin etkin soruşturma yapma yükümlülüğünü yerine getirmemesi, benzer suçların bugün ve gelecekte işlenmesine zemin hazırlamaktadır. Kaç yıl geçerse geçsin Ferhat Tepe için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz.”

    AYŞE TEPE: BU DAVADAN GERİ ADIM ATMAYACAĞIZ

    Açıklama sonrası Ferhat Tepe’nin kardeşi Ayşe Tepe söz aldı. Tepe, “Bizler kayıp yakınları olarak yıllardır adalet mücadelesi sürdürüyoruz. Bunca yıldır ülkeyi yöneten iktidar çözüm odaklı hiçbir adım atmadı. Bundan sonra gelecek olan iktidar eğer Cumartesi Anneleri’ne çözüm odaklı yaklaşmazsa keza onlarda iktidarını sürdüremez. Bizler her ne olursa olsun asla bu davadan geri adım atmayacağız” dedi.

    Bu hafta Galatasaray Meydanı’na karanfilleri Gazeteci Ferhat Tepe anısına alanda bulunan gazeteciler bıraktı.
    PİRHA/İSTANBUL

  • Ayşe Tepe: Biz Galatasaray Meydanı’na çıkmakta ısrarlıyız-VİDEO

    Ayşe Tepe: Biz Galatasaray Meydanı’na çıkmakta ısrarlıyız-VİDEO

    PİRHA – Gözaltında kaybedilen Ferhat Tepe’nin kardeşi Ayşe Tepe, “Biz Galatasaray Meydanı’na çıkmakta ısrarlıyız” dedi. Tepe, seçim sonrasında, “Galatasaray Meydanı’nın Cumartesi Annelerine açılması başta olmak üzere etkin soruşturmaların yapılmasına, Anayasa Mahkemesi kararlarının uyulmasına kadar bir çok talebimiz olacak” dedi.

    Yıllardır kayıp yakınlarının akıbetini sorma mücadeleleri Galatasaray Meydanı’nda devam eden Cumartesi Anneleri, Anayasa Mahkemesi’nin ihlal kararına rağmen Galatasaray Meydanı’ndaki polis ablukası hala devam ediyor. Son 4 haftadır Galatasaray meydanında buluşmak isteyen Cumartesi Anneleri/ insanları henüz açıklama yapamadan gözaltına alınıyor.

    Kayıplardan Ferhat Tepe’nin kardeşi Ayşe Tepe Anayasa Mahkemesi’nin ihlal kararı olmasına rağmen İstanbul Valiliği ve Beyoğlu Kaymakamlığı hiçbir şekilde bu karara uymamasını, Hizbullah ile bağlantısı olduğu bilinen HÜDA-PAR’ın 14 Mayıs Milletvekili Genel Seçimi’nde meclise girmesini, tutuklu Hizbullahçıların serbest bırakılmasını, 14 Mayıs seçimlerini ve devamında 28 Mayıs ikinci tur cumhurbaşkanlığı seçimlerinden neler beklediklerini PİRHA’ya değerlendirdi.

    “AYM KARARINA UYMALARI KONUSUNDA ISRARLIYIZ”

    “Biz Galatasaray Meydanı’na çıkmakta ısrarlıyız” diyen Tepe, son 4-5 haftadır Cumartesi Annelerinin açıklama yapamadan gözaltına alınıp, darp edilmelerinin kabul edilmemeyeceğini belirterek, “Son 4 -5 haftadır Cumartesi Anneleri olarak tekrardan çıkıyoruz Galatasaray Meydanı’nın önüne. Ve orada basın açıklaması yapıyoruz. Cumartesi insanlarından destek olmak isteyen varsa onlar da gelip bu desteği sunuyorlar bize. Ama hiçbir şekilde orada olmamıza izin vermiyorlar. Daha önce açılan mahkememiz vardı. Bizim de özellikle buranın açılmasına yönelik suç duyurularımız oldu. Anayasa Mahkemesi’nin ihlal kararı olmasına rağmen İstanbul Valiliği ve Beyoğlu Kaymakamlığı hiçbir şekilde bu karara uymuyor. Biz Galatasaray Meydanı’na çıkmakta ısrarlıyız. Bu taleplerimizi yerine getirmekte ve AYM kararlarına uymaları konusunda kendilerine bunu her defasında hatırlatma konusunda da ısrarlıyız” dedi.

    “HÜDA PAR İLE TOPLUMA VERİLEN MESAJ NE?”

    Hizbullah ile bağlantısı olduğu bilinen HÜDA-PAR’ın 14 Mayıs Milletvekili seçimlerinde meclise girmesini de değerlendiren Ayşe Tepe, “Topluma verilen buradaki mesaj ne, burada bir gözdağı mı veriliyor? Niye HÜDA-PAR tekrar böyle bir şeyin içine çekildi? Onların mecliste olması neyi değiştirecek? Onların talepleri ne olacak? Ben bu konunun kadınlar açısından, çocuklar açısından toplumun geneli açısından HÜDA-PAR’IN söylemlerinin, düşüncelerinin aslında çok olumsuz olduğunu ve olumsuz yansıyacağını da düşünüyorum” diye belirtti.

    Tutuklu Hizbullahçıların serbest bırakılmasına da değinen Tepe, şunları söyledi:

    “Çoğunu zaten saldılar. Aslında birçok Hizbullahçı habersiz salındı. Gece vakti birçoğu dışarı çıkarıldı. Bazıları hasta diye çıkarıldı. Ki bugün cezaevlerinde onlarca hasta tutsak var. Ve ileri derece hasta olmalarına ve bunlara yönelik yasal bir mevzuat işletilebiliyor olmasına rağmen hiçbir şekilde işletilmiyor. Bu aslında Hizbullahçılara işletiliyor.”

    “ÖNEMLİ OLAN DEMOKRATİK ADIMLAR”

    14 Mayıs seçimlerinin kazananı olmadığını söyleyen Ayşe Tepe, Cumartesi Anneleri olarak 28 Mayıs ikinci tur Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden beklentilerini iktidara kim gelirse gelsin Galatasaray Meydanı’nın Cumartesi Annelerine açılması başta olmak üzere demokratik adımlar atma yönünde olması gerektiğine dikkat çekti.

    Tepe şunları kaydetti:

    “Bu usulsüzlükler bir yana bu seçimin aslında şu an bir kazananı olmadı bana kalırsa. Ve 28 Mayıs aslında biraz da belirleyici olacak. Biz Cumartesi Anneleri olarak da bundan sonra gelecek iktidara da Galatasaray Meydanı’nın Cumartesi Annelerine açılması başta olmak üzere Uluslararası sözleşmelere imza atılmasına, etkin soruşturmaların yapılmasına, Anayasa Mahkemesi kararlarının uyulmasına kadar bütün bunların hayata geçirilmesiyle ilgili taleplerimiz olacak. Önemli olan onların samimi olarak demokratik adımlar atma yönünde bunu bize göstermeleri.”

    Devrim FINDIK / İSTANBUL

  • Ayten Öztürk’ün babası Hıdır Öztürk: Yeşil’in pankartını görünce sabaha kadar ağladım-VİDEO

    Ayten Öztürk’ün babası Hıdır Öztürk: Yeşil’in pankartını görünce sabaha kadar ağladım-VİDEO

    PİRHA-937. hafta açıklamasını gerçekleştiren Cumartesi Anneleri, Jitem tarafından Dersim’de gözaltına alındıktan sonra katledilen Ayten Öztürk dosyasına değindi. Ayten Öztürk’ün babası Hıdır Öztürk yaptığı açıklamada “Bursaspor-Amedspor maçında Yeşil’in pankartının açıldığını görünce dünyam zindan oldu. Sabaha kadar ağladım. Bu pankartı açanlardan da şikayetçiyim.” dedi.

    Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak, fail ve sorumluların yargılanması talebiyle mücadelelerini sürdüren Cumartesi Anneleri 937. hafta açıklamasını Dersim’de gözaltında kaybedildikten sonra katledilen Ayten Öztürk için yaptı.

    “BURSA’DA YAŞANANLAR 90’LI YILLARIN KARANLIK ZİHNİYETİNİN SAHİPLENİLMESİDİR”

    Açıklamayı Ferhat Tepe’nin kardeşi Ayşe Tepe okurken, şu ifadelere yer verildi:

    “Ayten Öztürk’ü ve zorla kaybetme suçuna ortak olanları unutmayacağız 5 Mart 2023 tarihinde Bursaspor ile Amedspor arasında oynanan karşılaşmada, 1990’lı yıllarda işlenen faili meçhul cinayetlerin, zorla kaybetmelerin sembolü olan “Beyaz Toros”ların ve “Beyaz Toros”larla anılan insanlığa karşı suçların faillerinden biri olarak bilinen “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım’ın posterleri açıldı.

    “Beyaz Toros” ve “Yeşil”, bizim hafızamızda devletin gücü ve imkanları kullanılarak işlenen faili belli cinayetlerin, zorla kaybetmelerin simgesidir. Bu nedenle Amedspor maçında Beyaz Toros ve Yeşil görselinin kullanılmasını ve Amedsporlu futbolculara yönelik saldırıları bir grup fanatiğin histerisi olarak göremeyiz. Bursa Büyükşehir Belediye Stadyumu’nda yaşananlar örgütlü bir eylemdir. Bu eylem, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Kasapoğlu, Bursa Valisi Yakup Canpolat, Bursa Emniyet Müdürü Tacettin Aslan ve stadyumda görevli hakemler ile kolluğun yol vermeleri sonucunda gerçekleşmiştir.

    Bursa Stadyumu’nda yaşananlar, 90’lı yılların karanlık zihniyetinin sahiplenilmesidir. “Bu suçları biz işledik, buradayız, yine işleriz” mesajıdır. İnsanlığa karşı işlenmiş suçların yargılanan, aranan sanıklarına “korunuyorsunuz” mesajıdır. Kısacası cezalandırılması gereken bir suçtur. Suçu işleyenler ve suçun işlenmesine yol verenler yargılanarak cezalandırılmalıdır.

    “AYTEN ÖZTÜRK DOSYASI ZAMAN AŞIMINDAN DÜŞÜRÜLDÜ”

    Yeşil’in kim olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz: Yeşil, 1990’lı yıllarda adı faili meçhul bırakılan cinayetler, insan kaçırmalar, zorla kaybetmelerle anılan bir JİTEM ve MİT mensubudur. 937. haftamızda, Yeşil’in sanık olarak yer aldığı Ayten Öztürk dosyasını kamuoyu ile paylaşıyoruz. 32 yaşındaki Ayten Öztürk Mazgirt ilçesine bağlı Akpınar’daki Tunceli İl Özel İdaresi’ne ait bir fabrikada çalışıyordu. 27 Temmuz 1992 akşamı mesai çıkışı sonrası içinde 4 kişi bulunan beyaz bir arabayla kaçırıldı. 13 gün sonra Elazığ Karşıyaka Kartaltepe mevkiindeki boş arazide gömülü olarak bulundu. Bedeni parçalanmış, gözleri oyulmuş olan Ayten’in kimlik teşhisi ancak giysilerinden
    yapılabildi.

    JİTEM komutanları, JİTEM elemanları Ayten Öztürk’ün, Yeşil ve ekibi tarafından OHAL Valiliği’nce kendisine tahsis edilen araç ile kaçırıldığını, sonra da Diyarbakır JİTEM’e götürüldüğünü ve burada üç gün boyunca işkence gördükten sonra infaz edildiğini açıkladı. Bu açıklamalar basında da yer aldı.

    Ayten Öztürk’ü kaçıranlar, işkence ile katledenler, bedenini kaybedenler bu insanlığa karşı suçu örtbas edenler biliniyor olmasına rağmen sorumluların tespitine ve cezalandırılmalarına imkan verecek şekilde etkili bir soruşturma ve kovuşturma yürütülmedi. Dosyada tanıklar, deliller, itiraflar olmasına rağmen Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’de görülen dava, 21 Eylül 2022’de zaman aşımından düşürülerek cezasızlıkla sonuçlandı.

    937. haftamızda bir kez daha hatırlatıyoruz: Tüm bu yıldırma ve gözdağı politikaları karşısında yılmayacağız; mücadelemizde ısrar ederek yolumuza devam edeceğiz. Yolumuza devam ederken, bu suça ortak olanları da unutmayacağız. Kaç yıl geçerse geçsin Ayten Öztürk için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel
    hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan, 238 haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekânımız Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz.”

    “YEŞİL’İN PANKARTINI GÖRÜNCE DÜNYAM ZİNDAN OLDU”

    Ayten Öztürk’ün babası Hıdır Öztürk de bir açıklama yaparken, “Kızımın katilleri Jitem mensubu Yeşil kod adlı Mahmur Yıldırım ve ekibidir. Her şey dosyada mevcut. Yeşil hala kayıp. Diğer kişiler hala Türkiye’de yaşıyorlar. Bu kişiler hakkında gerekli işlemin yapılmasını talep ediyorum. Bursaspor-Amedspor maçında Yeşil’in pankartının açıldığını görünce dünyam zindan oldu. Faili meçhul cinayetleri yeniden gündeme getirdiler. Sabaha kadar ağladım. Bu pankartı açanlardan da şikayetçiyim. Artık bu zulüm yeter” ifadelerini kullandı.

    PİRHA / İSTANBUL

  • Cumartesi Anneleri: Gerçeğin peşinde koşan gazetecilik suç değildir-VİDEO

    Cumartesi Anneleri: Gerçeğin peşinde koşan gazetecilik suç değildir-VİDEO

    PİRHA- Cumartesi Anneleri gözaltında kaybedilişinin 29. yılında gazeteci Ferhat Tepe için adalet isteyerek, “Katledilen Ferhat’ın kalemini yerde bırakmayan, Özgür Gündem geleneğini devam ettiren, gazete bugünde yoğun baskı ve engellemelerle karşı karşıya. Gerçeğin peşinde koşan hakikati milyonlara ulaştıran, bunu yaparken de her türlü baskı ve engellemeye göğüs geren gazetecilik suç değildir” dedi.

    Faili meçhul cinayetlerin akıbetini sormak adına her hafta Galatasaray Meydanı’nda toplanan Cumartesi Anneleri, 899’uncu hafta eylemlerini yasaklar sebebiyle çevrimiçi yaptı. Cumartesi Anneleri gözaltında kaybedilişinin 29. yılında gazeteci Ferhat Tepe için adalet istedi.

    Ferhat Tepe‘nin annesi Zübeyde Tepe, Ferhat Tepe’nin kontrgerilla tarafından Bitlis’te kaçırıldığını on gün sonrada Hazar Gölü kıyısında öldürülüp Elazığ Kimsesizler Mezarlığına gömüldüğünü aktararak, “Biz her yere başvurduk, dilekçe verdik, maalesef hiçbir sonuç alamadık. Tansu Çiller, Süleyman Demirel, Doğan Güreş; hepsi o zaman onlar iktidardadırlar. Bir türlü başvurumuzu kabul etmediler. O günden bugüne kadar ben oğlumun mücadelesini devam ediyorum ve katillerin peşindeyiz. Katiller bulanıncaya kadar adalet önüne çıkarılmayıncaya kadar bu mücadeleyi devam edeceğiz” dedi.

    “YÜZ YILDA GEÇSE BU MÜCADELE DEVAM EDECEKTİR”

    “Oğlumun katillerini bulun ve adalet önüne çıkarın, adalet yerini bulsun” diyen Zübeyde Tepe, şunları ifade etti:
    “Benim oğlumun suçu neydi? Benim oğlum Özgür Gündem muhabiriydi. Kürt olduğu için, yakılan yıkılan köyleri, faili meçhul cinayetleri yazıyordu. Başka hiçbir suçu yoktu. Ne götüren kişi benim oğlumu tanıyordu ne benim oğlum onları tanıyordu. Sebebi neydi benim oğlumu kaçırdılar? Hiçbir sebep de bize sormadılar. Söylemediler senin onun sebebi budur. Ve şimdiye kadar biz bu mücadeleye devam ediyoruz. Kayıp olan anneler olarak çocuklarımızın yanındayız. Hiçbir zaman onların davalarından vazgeçmeyeceğiz. Cumartesi Anneleri olarak Galatasaray’a gideceğiz ve orada oturma eylemi yapacağız. Orası bizim çocuklarımızın kucaklama yerimizdir ve kalbimize gömüyoruz. O çocuklarımızı orada. Ve orayı bize kapattılar. Galatasaray her zaman bizim yerimizdir. Biz Galatasaray’ı istiyoruz. Eğer bize vermeseler de tarih bunu yazacaktır. Yüz yılda geçse bu mücadele devam edecektir.

    Benim oğlumun mücadelesi her zaman yürüteceğim. Ben olmasam da oğlumun katillerini bulmak istiyorum, oğlumun katillerini bulsunlar. Adalet önüne çıkarsınlar ve yargılasınlar. Oğlum ne ne ilkti ve ne de sondur. Halen de insanlar ve gazeteciler tutuklanıyor. Özgür Gündem’in 25 muhabirini katlettiler. Bunların suçları neydi? Biz bu davamızdan vazgeçmeyeceğiz. Sonuna kadar mücadelemize devam edeceğiz.”

    “ÖZGÜR GÜNDEM GELENEĞİ BUGÜNDE YOĞUN BASKI İLEKARŞI KARŞIYA”

    Ferhat Tepe’nin kardeşi Ayşe Tepe, 29 yıl süren adalet arayışından ve etkin bir soruşturma yapılarak faillerin yargılanması talebinden asla vazgeçmediklerinin altını çizerek, “19 yaşında, genç bir Özgür Gündem muhabiriyken katledilen Ferhat’ın kalemini yerde bırakmayan, Özgür Gündem geleneğini devam ettiren, gazete bugünde yoğun baskı ve engellemelerle karşı karşıya. Dün yirmiden fazla çalışanı, muhabiri, dağıtımcısı katledilen Özgür Gündem’in bugün de 16 çalışanı tutuklandı. Bir kez daha buradan haykırıyoruz. Gerçeğin peşinde koşan hakikati milyonlara ulaştıran, bunu yaparken de her türlü baskı ve engellemeye göğüs geren gazetecilik suç değildir” diye konuştu.

    27 yıldır Cumartesi Annelerinin sürdürdüğü ve Galatasaray Meydanı’nda haykırdığı talepleri Ferhat’ın katledilişinin 29’uncu yılında bir kez daha tekrar ettiklerini belirten Ayşe Tepe, “Cezasızlık politikasında ısrardan vazgeçilmeli, etkin soruşturmalarla failler yargı önüne çıkarılmalıdır” diye vurguladı.

    “GAZETECİ FERHAT TEPE İÇİN ADALET İSTİYORUZ”

    Cumartesi Annelerinin 899’uncu haftasındaki basın açıklamasını Ferhat Tepe’nin gazetesi Özgür Gündem geleneğini sürdüren Yeni Yaşam Gazetesi’nden Reyhan Hacıoğlu okudu.

    “Gözaltında kaybedilişinin 29. yılında gazeteci Ferhat Tepe için adalet istiyoruz!” diyen Reyhan Hacıoğlu, “Hakikate sadakatle bağlı gazetecilerin ve medya çalışanlarının özgürlüğüne yönelik tehditlerin gün geçtikçe artmaya devam ettiği koşullarda 29 yıl önce gözaltında kaybedilen gazeteci Ferhat Tepe için adalet istiyoruz” diye belirtti.

    “KAÇ YIL GEÇERSE GEÇSİN FERHAT TEPE İÇİN, TÜM KAYIPLARIMIZ İÇİN ADALET İSTEMEKTEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Reyhan Hacıoğlu, devamında şunları söyledi:

    “Şiddeti bir yönetme tekniği olarak kullanan rejimler, varlıklarını sürdürebilmek için gerçeği kurgudan ayırt edemeyen toplumlar yaratmak ister. Bunun için de bilginin tahrifatı ve dezenformasyonu yoluna giderler. Doğruyu söyleyen, yalanları ifşa eden, toplumu düşünmeye, sorgulamaya teşvik eden özgür basının varlığı baskıcı rejimlerin kabusu olur. Tam da bu nedenle yaşadığımız topraklarda yöntemler ve araçlar değişse de devletin medyayı itibarsızlaştırma, gazetecileri hedef gösterme ve cezalandırma geleneği artarak devam ediyor. Daha iki gün önce yine gazetecilik suç sayıldı ve 16 gazeteci tutuklandı. 899. haftamızda gözaltında kaybedilen gazeteci Ferhat Tepe’yi hatırlayıp, hatırlatırken aynı zamanda “bir ülkede basın özgür değilse, kimse özgür değildir. Çünkü basın özgürlüğü, yalnızca gazeteciler için değil, aslında halkın haber alma hakkı içindir” diyor ve tutuklu gazeteciler için de özgürlük istiyoruz!

    19 yaşındaki Ferhat Tepe Özgür Gündem gazetesi Bitlis muhabiriydi. Her özgür basın çalışanı gibi canı pahasına ağır hak ihlallerine maruz kalanların sesini duyurmaya çalışıyordu. Ferhat, 28 Temmuz 1993 tarihinde Bitlis şehir merkezinde silahlı telsizli 3 kişi tarafından kaçırıldı. Ailenin ve gazetesinin ısrarlı başvuruları karşısında devletin ilgili tüm kurumları onun gözaltına alınmadığını söyledi. Arayışını sürdüren ailesi ve gazetesi Ferhat’ın ağır işkence görmüş bedenine 13 gün sonra “meçhul kişi ” olarak gömüldüğü Elazığ Kimsesizler Mezarlığı’nda ulaştı. Ferhat Tepe’yi Diyarbakır Jandarma Alay Komutanlığında işkenceli sorguda gördüğünü açıklayan 14 tanık vardı ama iç hukukta yürütülen soruşturmadan hiç bir sonuç elde edilemedi. Bunun üzerine aile AHİM’e başvurdu. AİHM, Ferhat Tepe soruşturmasında “şaşırtıcı eksiklikler” olduğu tespitini yaptı. Olayın aydınlanması için Hükümetin AİHM’le işbirliği yapmadığı; gerekli bilgi, belge ve tanıklara ulaşımı sağlamadığı ve etkin bir cezai soruşturma yapmadığı için Türkiye’yi mahkum etti. Ailenin son olarak başvurduğu Anayasa Mahkemesi ise 16 haziran 2016 tarihli kararında Ferhat Tepe doyasında savcılığın soruşturmayı genişletmek için somut hiçbir talimat vermediğini, olayı aydınlatacak işlem yapmadığını, delillerin toplanması konusunda gerekli özenin gösterilmediğini, rutin yazışmalar dışında hareketsiz kaldığını, soruşturmanın sürüncemede bırakıldığını kaydederek “etkili soruşturma yapılmadığı” gerekçesiyle hak ihlali kararı verdi. Ancak zamanaşımını gerekçe göstererek dosyanın yeniden açılmasını engelledi. Kısacası AİHM’in ifadesiyle, “etkili bir soruşturma yürütme hususunda bilinçli olarak gösterilen yargısal direnç” bugüne kadar devam etti.

    Ferhat’ın kaybedilişinin 29. yılında bir kez daha hatırlatıyoruz: Kamusal alanı suçtan arındırmak cezasızlık politikalarına son vermekle mümkündür. Devlet aktörlerinin keyfî ve hukuka aykırı şiddetini mahkûm etmeyen yargı sistemi kayıp yakınlarının ve toplumun adalet beklentisini karşılayamaz. Kaç yıl geçerse geçsin Ferhat Tepe için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan, 200 haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekânımız Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Zübeyde Tepe oğlunun faillerini sordu: Failler değil anneler yargılanıyor-VİDEO

    Zübeyde Tepe oğlunun faillerini sordu: Failler değil anneler yargılanıyor-VİDEO

    PİRHA- Cumartesi Anneleri kayıplar için gerçekleştirdikleri 854. hafta eyleminde 28 yıl önce kaçırılarak, gözaltında katledilen Özgür Gündem gazetesi muhabiri Ferhat Tepe’nin faillerini sorarak, “Ferhat Tepe için adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz!” dedi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon ve Cumartesi Anneleri sosyal medyadan gerçekleştirdikleri 854. hafta eyleminde “Ferhat Tepe için adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz!” dedi.

    Açıklamada Fehmi Tosun’un kızı Jiyan Tosun’un sunumuyla Ferhat Tepe’nin annesi Zübeyde Tepe, babası İsak Tepe, kardeşi Ayşe Tepe konuştu. Konuşmalarda Ferhat Tepe için adalet aramaktan ve Galatasaray’dan vazgeçmeyeceklerini vurgulandı.

    “ADALET YOK”

    Açıklamada söz alan Ferhat Tepe’nin annesi Zübeyde Tepe, 28 yıldır oğlunun katillerinin yargılanması için mücadele ettiğini belirterek, “Eğer adalet olsaydı katiller bulunmuştu. Oğlumun suçu neydi? Artık bunu soracağım onlara. Niye öldürdüler benim çocuğumu? Bunu sonuna kadar soracağım. Bugün Galatasaray Meydanı’nda mücadele eden anneler yargılanıyor da neden failler yargılanmıyor? Biz Cumartesi Anneleri olarak her zaman çocuklarımızın yanındayız.  Çocuklarımızın katilleri bulunsun, yargılansın” dedi.

    “ÇOCUĞUMU HEDEF GÖSTEREN TUGAY KOMUTANIYDI”

    Baba İsak Tepe ise oğlunun katledildiği günden bu yana ayakta olduklarını ve mücadele ettiklerini dile getirerek şöyle konuştu:

    “O katiller devlet desteğiyle bunu yaptılar. Oğlumu aramaya gittiğimde bana dediler ki; ‘Bize bir milyar para ver, partiden istifa et, partiyi kapat biz de çocuğunu sana teslim ederiz.’ Oysa bana bunu söylediklerinde zaten oğlumu katletmişlerdi. Biz 1994 yılında tüm delilleri, öğrendiğimiz her şeyi Adalet Bakanlığı’na ilettik. Benim çocuğumu hedef gösteren o günün Tugay komutanıydı. O bölgede onlarca insanı öldürttü. İnsanları hedef gösterip öldürtüyordu. Biz o günden beri katiller yargılansın diye eylemelere başladık fakat hiç biri yargılanmadı, bir dava bile açılmadı.  20 yıl geçti dava düşürüldü. Biz davamızdan vazgeçmeyeceğiz. Bunu yapmayanlar utansınlar.”

    “GAZETEYE GİTMEK ÜZERE ÇIKTI VE BİR DAHA DÖNMEDİ”

    Basın metnini Cumartesi İnsanı Zeynep Ceren Boztoprak okudu. Boztoprak Ferhat Tepe hakkında şunları ifade etti:

    “19 yaşındaki Ferhat Tepe, Özgür Gündem Gazetesi’nin Bitlis muhabiriydi. Gazetesi, güç sahiplerinin görünmesini, gösterilmesini istemediği olayları görünür kılmayı hedefleyen bir gazetecilik anlayışını savunuyordu. Bu yüzden gazete ve çalışanları ağır baskı ve tehditle karşı karşıyaydı.

    Girdiği üniversite sınavının sonuçlarını bekleyen Ferhat, 28 Temmuz 1993 tarihinde şehir merkezindeki evinden gazeteye gitmek üzere çıktı ve bir daha geri dönemedi. Görgü tanıkları onun silahlı, telsizli üç kişi tarafından kaçırıldığını söyledi.

    “KATLETTİKLERİ FERHAT TEPE İÇİN FİDYE İSTEDİLER”

    Boztoprak açıklamanın devamında İsak Tepe’yi telefonla arayan bir kişi, oğlunu Türk İntikam Tugayı adına kaçırdıklarını söylediklerini Ferhat’ın serbest bırakılması için de DEP İl Örgütünün kapatılmasını ve 1 milyar TL para istediklerini belirtti. Tepe’nin telefondaki kişinin sesini, dönemin Tatvan 6. Zırhlı Tugay Komutanı Tuğgeneral Korkmaz Tağma’ya benzettiğini vurguladı.

    Boztoprak resmi iddianın ise Ferhat’ın yüzlerce km uzaklıktaki Hazar Gölü’ne yüzmeye gittiği ama yüzme bilmediği için de boğulduğu şeklinde olduğunu belirtti.

    “ZAMAN AŞIMI CEZASIZLIK ZIRHININ TEMEL PARÇASI”

    Ailenin yaptığı tüm başvurular sonuçsuz bırakıldığını belirten Boztoprak ,Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı delilleri toplamadan, tanıkları dinlemeden, olayı aydınlatacak hiçbir girişimde bulunmadan soruşturmayı kasten zaman aşımına uğratarak kapattığını ifade etti. AİHM ve Anayasa Mahkemesi’nin Ferhat Tepe için ailenin yaptığı başvuruları ailenin lehine sonuçlandırmasına karşın Türkiye’de bir yargılamanın yapılmadığını anlatan Boztoprak son olarak şu ifadeleri kullandı:

    “Kaç yıl geçerse geçsin; Ferhat Tepe için, tüm kayıplarımız için, adalet istemekten, devletin hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan, 155 haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekânımız Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz.”

    (HABER MERKEZİ)

     

     

     

  • Cumartesi Anneleri 802. haftasında Gazeteci Tepe’nin akıbetini sordu-VİDEO

    Cumartesi Anneleri 802. haftasında Gazeteci Tepe’nin akıbetini sordu-VİDEO

    PİRHA- Cumartesi Anneleri 802. haftasında da yapılan açıklamada “gözaltında kaybedilen Gazeteci Ferhat Tepe’nin failleri bulunsun,cezasızlık son bulsun” denildi. Anne Zübeyde Tepe “Galatasaray bizim çocuklarımızın mekanıdır, oradan vazgeçmeyeceğiz” dedi.  

    Haberin videosu;

    Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin cezalandırılması talebiyle sürdürdükleri eylemlerinin 802’ncisini gerçekleştirdi. Bu haftaki eylem de koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle sosyal medya hesapları üzerinden canlı yapıldı. Cumartesi Anneleri, bu haftaki eylemlerinde 28 Temmuz 1993 tarihinde gözaltına alınarak kaybedilen ve daha sonra cenazesi bulunan Özgür Gündem Gazetesi’nin Bitlis muhabiri Ferhat Tepe için adalet talebinde bulunarak, faillerinin yargılanmasını istedi.

    BABA TEPE ANLATTI

    Tepe’nin babası İshak Tepe, “28 Temmuz 1993 yılında oğlum Ferhat Tepe Özgür Gündem muhabiriyken, devletin kurduğu ve desteklediği çeteler tarafından kaçırıldı. Biz onu aramaya başladık. Aynı anda hem il emniyet müdürlüğüne hem Bitlis Valiliğine hem de Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığına ihbarda bulunduk” dedi. Kendisine gelen bir telefondan söz eden baba Tepe, konuşmasını şu ifadelerle sürdürdü: “Bana telefon açan kişi ‘Bana bir milyar verin’ dedi. Hem fidye istedi hem de mensubu olduğum partiyi kapatmamı istedi. Bende oğlumun sesini istediğimi söyledim. Fakat oğluma vermeden telefonu kapattı ve ‘Bir daha aramayacağım’ dedi. Bunun üzerine bütün ilgili yerlere başvurduk ve bu telefon kayıtlarını gönderdim. Fakat şuana kadar bu bilgi ne araştırılmış ne de bana herhangi bir bilgi verilmiş değil. 20 yıl dava sürdü buna rağmen devlet bu katillerin ifadelerini hiç almadı.” Baba Tepe, oğlunu katledenlerin yargılanmasını istedi.

    ‘GALATASARAY ÇOCUKLARIMIZIN MEKANIDIR’ 

    Tepe’nin annesi Zübeyde Tepe de, “Oğlumun katili Korkmaz Tağma’dır. Bizim çocuklarımız o kaçırtıp, öldürmüştür. Zaman Gazetesi yazarıydı. Hala da mahkemeye çıkarılmamış ve hiçbir ifadesine başvurulmamıştır. Cumartesi anneleri olarak söylüyorum. Galatasaray bizim çocuklarımızın mekanıdır. Oradan vazgeçmeyeceğiz. Mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi.

    ADALETSİZLİK DUVARINA ÇARPTI

    Tepe’nin kardeşi Ayşe Tepe Doğan da, “Özgür Gündem muhabiri ağabeyim Ferhat Tepe’nin kaçırılarak, kaybedilişinin 27’nci yılındayız. Her kaybetme hikayesinde olduğu gibi Ferhat’ın olayında da bugüne dek tüm çabalarımıza rağmen faillerini bulmaya, yargılamaya ve cezalandırmaya yönelik en ufak bir adım atılabilmiş değil. Nihayetinde zaman aşımına uğrayan davamız adaletsizlik duvarına çarptı” diye konuştu. İnsanlığa karşı işlenen suçlarda zaman aşımının olamayacağını sözlerine ekleyen Doğan, “Ferhat’ın katili Tuğgeneral Korkmaz Tağma yargılanıp cezalandırılana kadar davamızdan, kayıplarımızın mekanı olan Galatasaray’dan, hak hukuk arayışımızdan vazgeçmeyeceğiz” diye belirtti.

    3 KİŞİ TARAFINDAN KAÇIRILDI 

    Haftanın basın açıklaması metnini İHD Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Sevil Turgut okudu. 19 yaşındaki Ferhat Tepe’nin, Özgür Gündem gazetesinin Bitlis muhabiri olduğunu dile getiren Turgut, “Özgür Gündem çalışanlarının infaz edildiği günlerde bölgede işlenen insanlığa karşı suçları haberleriyle kamuoyuna taşıyordu. Ferhat Tepe 28 Temmuz 1993 tarihinde Bitlis şehir merkezinde silahlı telsizli 3 kişi tarafından kaçırıldı.  Olayın hemen ardından DEP Bitlis İl başkanı olan baba İshak Tepe’yi telefonla arayan bir kişi, oğlunun hayatına karşılık DEP il örgütünü kapatmasını ve fidye vermesini istedi. İshak Tepe, telefondaki sesi Tatvan 6. Zırhlı Tugay komutanı General Korkmaz Tağma’ya benzettiğini kamuoyuna açıkladı” dedi.

     CANSIZ BEDENİNE 13 GÜN SONRA ULAŞILDI

    Tepe Ailesi Bitlis Asayiş Şube Başkanlığı’na, Emniyet Müdürlüğü’ne, Valiliğe, Savcılığa, Başbakan’a, İçişleri Bakanı’na ve OHAL Valisi’ne başvurarak oğullarının bulunmasını istediğini sözlerine ekleyen Turgut, ancak Tepe’nin gözaltına alındığının inkar edildiğini söyledi. Tepe’nin cenazesinin 13 gün sonra bulunduğunu belirten Turgut, “8 Ağustos 1993 tarihinde Ferhat’ın cansız bedeni kaçırıldığı yerden yüzlerce km uzaklıktaki Elazığ Sivrice’de Hazar Gölü kıyısında balıkçılar tarafından bulunmuş.  Adli tıp uzmanı tarafından ayrıntılı bir otopsi işlemi yapılmadan pratisyen bir doktorun ölü muayenesi sonrasında ‘kimliği meçhul kişi’ olarak Elazığ Kimsesizler Mezarlığı’na defnedilmişti” diye ifade etti.

    BAŞVURULAR SONUÇSUZ KALDI

    Tepe ailesinin, oğullarının kaçırılması, kaybedilmesi ve öldürülmesi ile ilgili yaptığı tüm başvuruların sonuçsuz bırakıldığını söyleyen Turgut, şu ifadelerle konuşmasını sürdürdü:  “Ferhat’ı Diyarbakır Jandarma Alay Komutanlığı’nda sorguda gördüğünü söyleyen çok sayıda tanığın ifadesine başvurulmadı. Olayı aydınlatacak, sorumluları açığa çıkartacak etkin bir soruşturma yürütülmedi. AİHM’in eksikliklerini ‘şaşkınlık verici’ olarak değerlendirdiği soruşturma, Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2013 yılında zamanaşımı gerekçesiyle kapatıldı. Aile, Ferhat Tepe’nin devlet yetkilileri veya onların bilgisi dahilinde hareket edenlerce kaçırıldığı, gözaltında işkence edilerek öldürüldüğü ve hükümetin etkin bir soruşturma yürütmediği iddiasıyla AİHM’e  ve Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. AİHM 9 Mayıs 2003 tarihli kararında Ferhat Tepe’nin ölümünden sorumlu olabilecek kişilerin tespitine yönelik etkili bir soruşturma yürütülmediği gerekçesiyle yaşam hakkının ihlal edildiğine karar vererek Türkiye’yi mahkum etti. AYM de 16 Haziran 2016 tarihli kararında savcılığın soruşturmayı genişletmek için somut hiçbir talimat vermediğini, olayı aydınlatacak işlem yapmadığını, delillerin toplanması konusunda gerekli özenin gösterilmediğini, rutin yazışmalar dışında hareketsiz kaldığını, soruşturmanın sürüncemede bırakıldığını belirtti ve ihlal kararı verdi. Ancak değerlendirmesini  ‘insanlığa karşı suç’ kapsamında yapmadı.  Zaman aşımını gerekçe göstererek soruşturmanın yeniden açmasını engelledi.”

    ADLİ VE SİYASİ MAKAMLARA ÇAĞRI  

    “AİHM ve Anayasa Mahkemesi’nin etkin bir soruşturma yürütülmediği yönünde karar verdiği Ferhat Tepe dosyasında etkin bir soruşturma ve kovuşturma yürütülerek adaletin sağlanması devletin görevidir” diyen Turgut, adli ve siyasi makamları bu görevi yerine getirmeye çağırdı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Cumartesi Anneleri eylemi 750. Haftada: Gazetecilik katledilmek isteniyor-VİDEO

    Cumartesi Anneleri eylemi 750. Haftada: Gazetecilik katledilmek isteniyor-VİDEO

    PİRHA- Kurban bayramı arifesinde kayıpları için bir araya gelen Cumartesi Anneleri eylemlerinin 750’inci haftasında 28 Temmuz 1993’te gözaltına alındıktan sonra işkence ile öldürülen Özgür Gündem gazetesi muhabiri Ferhat Tepe’nin akıbetini sorarak adalet taleplerini yineledi.

    Haberin Videosu

    Cumartesi Anneleri eylemlerinin 750’inci haftası da İHD İstanbul Şubesi önünde polis ablukası altında gerçekleşti. Bu hafta gözaltında kaybedilen Özgür Gündem gazetesi muhabiri Ferhat Tepe’nin akıbeti soruldu.

    Basın açıklamasını gözaltında kaybedilen Hayrettin Eren’in kardeşi İkbal Eren okudu. “750. haftamızı bayram arifesinde gerçekleştiriyoruz” diyen Eren, “En son Jandarma Genel Komutanlığı’nın yazısı üzerine Ankara 3. Sulh Ceza Hakimliği, 136 internet adresine erişim engeli kararı verdi. Böylece ifade ve basın özgürlüğü yargı eliyle ihlal edilmiş oldu. ‘Önce halka ve gerçeğe karşı sorumluyum’ diyen, ‘sesini duyuramayanların sesi’ olma yükümlülüğünü yerine getirmeye çalışan gazeteciler, dün de bugün de ağır bedellerle karşı karşıya kaldılar” diye konuştu.

    “DAVAYA ZAMAN AŞIMI VERİLDİ”

    750. haftalarında 26 yıl önce gözaltına alınarak kaybedilen, Ferhat Tepe için buluştuklarını söyleyen Eren, “Olayın aydınlanması için hükümetin AİHM’le işbirliği yapmadığı, gerekli bilgi, belge ve tanıklara ulaşım sağlamadığı ve etkin bir cezai soruşturma yapmadığı için Türkiye’yi mahkum etti. İç hukukta ailenin yaptığı tüm başvurular gerekçesiz reddedildi. Ferhat’ı Diyarbakır Jandarma Alay Komutanlığı’nda işkenceli sorguda gördüğünü söyleyen 14 tanığın ifadesine başvurulmadı. Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma 2013 yılında zamanaşımı gerekçesiyle kapatıldı. Bunun üzerine Anayasa Mahkemesi’ne taşınan davada mahkeme, ‘savcılığın soruşturmayı genişletmek için somut hiçbir talimat vermediğini, olayı aydınlatacak işlem yapmadığını, soruşturmanın sürüncemede bırakıldığını’ kayıt altına aldı ve hak ihlali kararı verdi. Ancak değerlendirmesini uluslararası hukuka aykırı biçimde ‘insanlığa karşı suç’ kapsamında yapmayarak, zamanaşımı gerekçesiyle soruşturmanın yeniden açılmasını engelledi” ifadelerini kullandı.

    HÜKÜMETE VE İDARİ MAKAMLARA ÇAĞRI

    Eren son olarak şunları söyledi: “Failler yargılanıp cezalandırılmazken, Ferhat’ın gözaltında kaybedilmesinde sorumluluğu olanlardan Korkmaz Tağma’nın başvurusuyla, içinde TBMM tutanağı, AİHM kararı ve Diyarbakır Barosu’nun veri tabanında olduğu 56 web sitesi Ankara 8. Sulh Ceza Hakimliği kararıyla erişime engellendi. Ferhat’ın kaybedilişinin 26. yılında bir kez daha hükümeti ve idari makamları, soruşturma ve kovuşturma makamlarını, uluslararası insan hakları hukukuna uygun davranmaya çağırıyoruz.

    Ferhat Tepe ve tüm kayıplarımız için adalet talebimizden vazgeçmeyeceğiz. 50 haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekanımız olan Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz.”

    “SORUŞTURMA BAŞLATMAK YERİNE İSMİNİN GEÇTİĞİ SİTELER ERİŞİME ENGELLENDİ”

    Eren’in ardınan söz alan Ferhat Tepe’nin annesi Zübeyde Tepe, Ferhat Tepe’nin kaçırılırken 19 yaşında olduğunu, oğlu Ferhat Tepe kaçırıldığı zaman Bitlis Valisi, Cumhuriyet savcısı ve askeri makamlara bildirdiklerini ancak devletin bugüne kadar hiçbir soruşturma ve yargılama yapmadığını söyledi.  Zübeyde Tepe ayrıca, “20 yıl sonra Elazığ savcılığı davanın düştüğünü yazılı olarak bile bildirdi. Korkmaz Tağma ve beraber hareket ettiği JİTEM ekibi hakkında hiçbir soruşturma başlatılmadı. Korkmaz Tağma a soruşturma açmak yerine isminin geçtiği siteler erişim engellenmiştir” diye belirtti.

    “DEVLET NE İÇİN KATİLLERİ SAKLIYOR?”

    Cumartesi Anneleri’nin taleplerine kulak vermek yerine alanları yasaklayan zihniyetten hayır gelmeyeceğini belirten anne Tepe, “Katiller hala dışarıda kol gezmekte. Sorumlulardan hesap sorulana kadar adalet arayışımız devam edecek. Galatasaray Meydanı için direnişimiz de devam edecektir” diye ifade etti.

    Oğlunun katledilişinin 26’ıncı yılı olduğunu ekleyen Zübeyde Tepe, “Devlet ne için katilleri yargı ve adalet önüne çıkarmıyor? Korkmaz Tağma neden saklanıyor? Adalet önünde ifade versin” dedi.

    “BİZİM KADAR DEVLET DE İYİ BİLİYOR”

    Sincan 2 No’lu F Tipi Cezaevinde tutuklu bulunan gazeteci Hüseyin Akyol’un Ferhat Tepe için gönderdiği mesajı Eren Baskın okudu. Mesajda şu ifadelere yer verildi:

    “Halkımızın haber ihtiyacını karşılamak amacıyla hiçbir fedakarlıktan kaçınmayan genç muhabir arkadaşlarımızdan Ferhat Tepe’yi kaçıranları, kaçırdıktan sonra babası İshak Tepe’yi tehdit edenleri ve öldürdükten sonra, onu tutulduğu garnizondan uzak bir yere atanları, en az biz kadar, devlet de iyi biliyor. Bu konudaki soruşturmalardan bir sonuç alamasak da, Ferhat’ın arkadaşı gazeteciler olarak onun boşluğunu hissettirmedik. Bundan sonra da O’nu unutmayacağız, unutturmayacağız!”

    “ONURLU BİR DİRENİŞİ VAR GAZETECİLERİN”

    Daha sonra 1980 yılında kaybedilen Hayrettin Eren’in kardeşi DİSK Basın İş Başkanı Faruk Eren söz aldı. Gazetecilerin çok ağır bedeller ödediğini ve ödemeye de devam ettiğini ifade eden Faruk Eren, şunları belirtti:

    “Az önce Hüseyin Aykol’un mesajını okuduk. Bu ülkenin en iyi gazetecilerinden. Meslektaşlarımız hapishanelerde yatıyor. Gazeteciler hakkında kaç dava açıldığını hesaplayamıyoruz bile. Onlarca gazete, haber ajansı, internet sitesi kapatıldı, yüzlerce meslektaşımız işsiz kaldı. İktidarı rahatsız eden her habere dava açılıyor. Gazetecilik kaybedilmek ve katledilmek isteniyor. Gazetecilik bu ülke tarihinin en zor dönemlerinden geçiyor. Ama her şeye rağmen onurlu bir direnişi var gazetecilerin. Her şeye rağmen gerçekleri kamuoyuna aktarmaya çalışıyorlar. Bu da rahatsız ediyor. Alenen fişleniyor meslektaşlarımız adı rapor denilen fişleme belgeleriyle.”

    NE OLMUŞTU?

    1974 doğumlu Ferhat Tepe, Özgür Gündem gazetesi Bitlis muhabiriydi. 28 Temmuz 1993 tarihinde Bitlis şehir merkezinde sivil polis olarak bilinen, silahlı telsizli 3 kişi tarafından kaçırıldı. Ferhat’ı kaçıran otomobillerden biri daha sonra bölgedeki karakolun önünde görüldü. Ferhat’ın kaçırılmasının ardından DEP Bitlis İl başkanı olan babası İshak Tepe’yi telefonla arayan bir kişi, oğlunun hayatına karşılık DEP il örgütünü kapatmasını ve fidye vermesini istedi. İshak Tepe, telefondaki sesi Tatvan 6. Zırhlı Tugay komutanı General Korkmaz Tağma’ya benzettiğini kamuoyuna açıkladı.

    Tepe Ailesi, Bitlis Asayiş Şube Başkanlığı’na, Emniyet Müdürlüğü’ne, Valiliğe, Savcılığa, Başbakan’a, İçişleri Bakanı’na ve OHAL Valisi’ne başvurarak oğullarının bulunmasını istedi.

    Ailenin ısrarlı arayışı sonucunda gözaltına alındığı inkar edilen Ferhat’ın ağır işkence görmüş bedenine 13 gün sonra ‘meçhul kişi’ olarak gömüldüğü Elazığ Kimsesizler Mezarlığı’nda ulaşıldı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Cumartesi Anneleri: Yeni yılda umudun özgürleştirici gücüne sarılmayı sürdüreceğiz-VİDEO

    Cumartesi Anneleri: Yeni yılda umudun özgürleştirici gücüne sarılmayı sürdüreceğiz-VİDEO

    PİRHA- 2018 yılının son haftasında da polis ablukası altında bir araya gelen Cumartesi Anneleri, “2019’da da korkunun esaretine karşı umudun özgürleştirici gücüne sarılmayı sürdüreceğiz. Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz” dedi. 

    Yılın son buluşmasını gerçekleştiren Cumartesi Anneleri, 2019’da da kayıplarını aramaktan vazgeçmeyeceklerini söyledi.

    Zorla kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin cezalandırılması için 23 yıldır mücadele veren Cumartesi Anneleri’nin Galatasaray Meydanı’nda gerçekleştirdiği buluşma 18 haftadır polis tarafından engelleniyor. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun talimatı ile Beyoğlu Kaymakamı tarafından 700. haftasında yasaklanan Cumartesi Anneleri eylemi 18 haftadan bu yana İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi önünde yapılıyor.

    Bu haftaki eyleme HDP Milletvekilleri Hüda Kaya ve Oya Ersoy ile CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun aralarında bulunduğu çok sayıda kişi katıldı. 718. hafta basın açıklamasını İHD İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon’dan Sebla Arcan okudu.

    “GALATASARAY MEYDANI GÖZALTINDA”

    Kayıplarına ulaşmak ve kaybedenlerden adil bir yargı önünde hesap sormak dileğiyle buluştuklarını dile getiren Arcan, “25 Ağustos 2018’den beri taleplerimizi haykırmayalım diye Galatasaray polis ablukasına alınmış, çelik bariyerlerle çevrilmiş ve ağır silahlı polislerce adeta gözaltına alınmış durumda. Meşru taleplerimizin muhatabı olan devlet; TOMA’sıyla, kalkanıyla, gözaltı araçlarıyla, silahları ve gaz bombalarıyla bize karşı barikat kurmuş. Bütün bunlar Anayasa’nın ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerin güvencesinde olan, barışçıl toplanma hakkımızı kullanmak istediğimiz için yapılıyor.” dedi.

    “İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ DEMOKRATİK BİR YÖNETİM İÇİN VAZGEÇİLMEZDİR”

    İfade özgürlüğünün demokratik bir yönetim biçiminin işleyişi için vazgeçilmez olduğuna dikkat çeken Arcan, Cumartesi Anneleri’ne yönelik keyfi hak ihlallerine son verilmesini ve Galatasaray’daki ablukanın kaldırılmasını talep etti. İfade özgürlüğünün mekan seçme hakkını da kapsadığına dikkat çeken Arcan şöyle devam etti:

    “27 Mayıs 1995’den beri buluşma mekanımız olan Galatasaray’da barışçıl açıklama yapma hakkımızın engellenmesine son verilsin. Kayıplarımızın akıbetini açığa çıkartacak, failleri adil bir yargılama sonucunda cezalandıracak siyasi ve adli irade gösterilsin.”

    “HAK VE ÖZGÜRLÜKLERDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    2019 yılında da hak ve özgürlüklere sahip çıkmaktan vazgeçmeyeceklerini belirten Arcan, “2019’da da korkunun esaretine karşı umudun özgürleştirici gücüne sarılmayı sürdüreceğiz. Kayıplarımızdan ve onlarla buluşma mekanımız olan Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz” diye konuştu.

    “KİMSE BİZİM YAŞADIĞIMIZ ACILARI YAŞAMASIN İSTİYORUZ”

    Gözaltında öldürülen Gazeteci Ferhat Tepe’nin kız kardeşi Ayşe Tepe ise, Kayıp yakınlarının yeni yıla hiçbir zaman coşku ve kutlama ile giremediğini söyledi. Yeni yılda da hak, adalet, barış ve demokrasi taleplerinden vazgeçmeyeceklerini ifade eden Tepe devlet yetkililerine seslendi: “Bunu bir inatlaşma olarak algılamayın. Kimse bizim yaşadığımız acıları yaşamasın istiyoruz. Bu annelerin kayıplarını arama mücadelesidir, en insani mücadeledir. Ve şu an yapılan bu insanları tekrar cezalandırmaktır” dedi.

    “HERKESİ İNSAN OLMAYA ÇAĞIRIYORUZ”

    Gözaltında kaybedilen Hasan Ocak’ın ağabeyi Ali Ocak da, “2018 yılında da adalete erişmemiz engellendiği gibi yeni insanlık suçlarının işlendiğine tanık olduk. Bizim Galatasaray Meydanı’nda hak arama talebimizi engelleyen neden nedir? Adil demokratik bir toplumda yöneticiler tarafından cevabı verilmiş değil. 23 yıldan beri hak ve hakikat mücadelemizi engellediğiniz için demokrat olma vasfını yitirdiniz. Ve burada yetkililere sesleniyoruz utanma duygunuzu kaybetmeyin çünkü utanma duygusunu kaybettiğiniz zaman insanlığınızı kaybetmiş olacaksınız. Biz 2019 yılında herkesi insan olarak görmek istiyoruz.” diye konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Cumartesi Anneleri 695. haftasında: Yayın organları kör sağır dilsizi oynadı – VİDEO

    Cumartesi Anneleri 695. haftasında: Yayın organları kör sağır dilsizi oynadı – VİDEO

    Cumartesi Anneleri, 1993 yılında gözaltına alındıktan sonra işkence ile öldürülen Özgür Gündem muhabiri Ferhat Tepe için adalet talebinde bulundu. Kendilerini meydanlara mahkum edenlere seslenen Anne Zübeyde Tepe, “Ateş düştüğü yeri yakıyor önce. İçimizde 25 yıldır bitmeyen yara hala kanıyor. Ne gündüzümüz gündüz ne de gecemiz gecedir bizim” dedi.

    Cumartesi Anneleri, kayıpların akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle 695’inci kez Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi. Eylemde üzerine beyaz tülbent ile karanfiller bırakılan “Failler belli, kayıplar nerede?” yazılı pankart açıldı. Gözaltında kaybedilenlerin fotoğraflarının da taşındığı eyleme Ferhat Tepe’nin ailesi, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Muş Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit ve çok sayıda Cumartesi insanı katıldı.

    Eylemde 28 Temmuz 1993’te gözaltında alındıktan sonra işkence ile öldürülen Özgür Gündem gazetesi muhabiri Ferhat Tepe’nin akıbeti sorularak adalet talebinde bulunuldu.

    “KALEMİ YERDE KALAMYACAK DİYEN KUZENİ DE ÖLDÜRÜLDÜ”

    Eylemde ilk olarak konuşan Ferhat Tepe’nin babası İshak Tepe, oğlunun kaybedilişinin 25’inci yılında acılarının taze olduğunu belirterek, “Oğlumu kaybedenler devlet kurumları arasında tutuluyor. Dönemin tüm sorumlu isimlerini tek tek bildirdik. Bunlardan biri olan Tatvan Tugayında yer alan Tuğgeneral Taha Korkmaz’dı. Korkmaz halen dışarda ve İstanbul’da oturuyor. Bir dönem Zaman gazetesinde köşe yazarlığı bile yaptı. Diğer bir isim olan Binbaşı Cem Ersever. Ersever JİTEM’in kurucuları arasında yer alıyor. Bu şahısların yasa dışı örgüt kurucularını defalarca yetkililere bildirdik. Adalet Bakanlığı başta olmak üzere yetkililere suç duyurusunda bulunmamıza rağmen ‘Öyle bir örgüt yok’ cevabını aldık. Şuan ise devletin kendisi o örgüt hakkında soruşturma başlattı. AİHM’e kadar çıktık ve davayı kazandık. Buna rağmen Türkiye’de devlet hiçbir girişimde bulunmadı. Biz halen neden diye soruyoruz. Devletin bu cinayetlerde parmağı olduğu için araştırmıyor. Ferhat’ın kuzeni de aynı gazetede çalışmaya başladı. Oğlumun yerine muhabirliğe başladı. Sadettin Tepe, ‘Ferhat’ isimli kitabında ‘senin kalemin yerde kalmayacak’ diye yazmıştı. Sadettin de 1995’te Bitlis’te polis karakolunda öldürüldü. O polisler ve emniyet müdürleri ile ilgili de hiçbir soruşturma başlatılmadı. Biz devlete nasıl güveneceğiz? Devlet, oğlumun akıbetini sorduğum için sorumluların devlet olduğunu söylediğim için dava açtı. Asıl suçlular ise hale korunmakta” dedi.

    “ÖPMEYE KIYAMADIĞIM OĞLUMU ÖLDÜRDÜLER”

    Anne Zübeyde Tepe de acılarının ilk günkü kadar taze olduğunu söyledi. Anne Tepe, kendilerini meydanlara mahkûm edenlere seslenerek şunları belirtti: “Yıllarca bu meydanda bizi 25 yıldır bitmeyen bir acıya ve kedere mahkum edenlere seslendik durduk. Çocuklarımız için adalet istedik. Katillerin bulunmasını ve yargılanmalarını istedik. Bulamadıklarımızın, hala aradıklarımızın kemiklerini istedik. Ama nafile. Biz Cumartesi Anneleri, aileleri çocuklarımızın katillerini göremesek de onlar bizi her hafta burada gördüler. Biz çocuklarımızın katillerini bulmak ve yargılamakla görevli devlet yetkililerini, savcıları, yargıçları görmesek bile onlar bizim burada olduğumuzu hep bildiler.”

    “YAYIN ORGANLARI KÖR SAĞIR DİLSİZİ OYNADI”

    Medya kuruluşlarına da tepki gösteren Tepe, “Muhalif ve dost birkaç basın yayın organı dışındakiler kör sağır ve dilsiz kalmaktan utanç duymadılar. Ve içinde yaşadığımız bu toplum ‘bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın’ düsturu ile etrafı yılanlarla çevrili yaşamayı bir marifet bilmekte. Ateş düştüğü yeri yakıyor önce. İçimizde 25 yıldır bitmeyen acı ve yara hala kanıyor. Ne gündüzümüz gündüz ne de gecemiz gecedir bizim. Sizinle konuştuğumuzda, güldüğümüzde hep aklımızda yitirdiklerimiz var. Diğer evlatlarımızın hatırına, kaybettiklerimizin hatırına ayakta kalmaya çalışırız. Yıllar geçse de biz aslında evladını kaybedenler hep bir tarihte sıkışıp kalmışızdır” dedi. Tepe faillerin yargılanması talebinde bulundu.

    “FERHAT YAPTIĞI HABERLERDEN KAYNAKLI KATLEDİLDİ”

    Tepe ile aynı gazetede çalışan arkadaşı Hüseyin Kalkan da, “Ferhat bizim gazetenin en genç muhabirleriydi. Annesinin öpmeye kıyamadığı Ferhat’ı editörleri de habere göndermeye kıyamıyorlardı. Sonunda Ferhat bir haber peşinde kaybedildi. Ferhat’ın cenazesi kimsesizler mezarlığında bulundu. Parti yöneticisi olan babası da sürekli tehditlere maruz kaldı. Ferhat hem ailesi hem de yaptığı haberlerden kaynaklı katledildi. Arkadaşlarımız katledildi fakat failler henüz yargılanmış değil” diye konuştu.

    “HAKİKAT İLE TOPLUM ARASINDA ÖRÜLEN DUVARI DELDİ”

    Bu haftaki basın açıklamasını ise Cumartesi İnsanları’ndan Sebla Arcan okudu. Arcan, Ferhat Tepe’nin halkın haber alma hakkına sahip çıkan bir gazeteci olduğunu söyleyerek, “28 Temmuz 1993 akşamı Bitlis şehir merkezinde sivil polis olarak bilinen, silahlı telsizli 3 kişi tarafından kaçırıldı. Ferhat’ın kaçırılmasının ardından DEP Bitlis İl Başkanı olan babası İshak Tepe’yi telefonla arayan bir kişi, oğlunun hayatına karşılık DEP İl Örgütünü kapatmasını ve fidye vermesini istedi. İshak Tepe, telefondaki sesi Tatvan 6’ncı Zırhlı Tugay Komutanı General Korkmaz Tağma’ya benzettiğini kamuoyuna açıkladı. Tepe Ailesi, Bitlis Asayiş Şube Başkanlığı’na, Emniyet Müdürlüğü’ne, Valiliğe, Savcılığa, Başbakan’a, İçişleri Bakanı’na ve OHAL Valisi’ne başvurarak oğullarının bulunmasını istedi. Ailenin ısrarlı arayışı sonucunda gözaltına alındığı inkâr edilen Ferhat’ın ağır işkence görmüş bedenine 13 gün sonra ‘meçhul kişi’ olarak gömüldüğü Elazığ Kimsesizler Mezarlığı’nda ulaşıldı” dedi.

    “ZAMAN AŞIMINA KARŞI MÜCADELEMİZ DEVAM EDECEK”

    Ailenin adalet arayışının halen devam ettiğini hatırlatan Arcan, “İç hukukta ilerleme sağlayamayan aile, davayı AİHM’e taşıdı. Kamu görevlileri, AİHM’de tanıklık yapacak kişilerin tehditle ve rüşvetle yalan beyanda bulunmalarını sağladı. AİHM’in olayın kamu görevlileri ile ilgisi olup olmadığı açısından kritik öneme sahip olduğunu değerlendirdiği General Korkmaz Tağma’nın mahkemeye ifade vermesi hükümet tarafından sağlanmadı. 9 Mayıs 2003 tarihli kararında mahkeme, Ferhat Tepe soruşturmasında ‘şaşırtıcı eksiklikler’ olduğu tespitini yaptı. Olayın aydınlanması için Hükümetin AİHM’le işbirliği yapmadığı; gerekli bilgi, belge ve tanıklara ulaşımı sağlamadığı ve etkin bir cezai soruşturma yapmadığı için Türkiye’yi mahkum etti” dedi.

    İç hukukta ailenin yaptığı tüm başvuruların gerekçesiz reddedildiğini aktaran Arcan, “Ferhat’ı Diyarbakır Jandarma Alay Komutanlığında işkenceli sorguda gördüğünü söyleyen 14 tanığın ifadesine başvurulmadı. Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma 2013 yılında zamanaşımı gerekçesiyle kapatıldı” diye belirtti.

    Arcan, zaman aşımı gerekçesini kabul etmediklerini ve adalet arayışlarının sürdüreceklerini ifade etti.

  • ‘Geçmişte silahlarla susturulmaya çalışılan basın şimdi KHK’lerle susturulmaya çalışılıyor’-VİDEO

    ‘Geçmişte silahlarla susturulmaya çalışılan basın şimdi KHK’lerle susturulmaya çalışılıyor’-VİDEO

    PİRHA – 648. haftada Galatasaray Meydanı’nda buluşan Cumartesi Anneleri 28 Temmuz 1993 akşamı Bitlis şehir merkezinden silahlı telsizli üç kişi tarafından kaçırılan ve cansız bedeni Elazığ kimsesizler mezarlığında bulunan Özgür Gündem gazetesi Bitlis muhabiri Ferhat Tepe için adalet talep etti. 

    Haberin Videosu

    Cumartesi Annelerinin gözaltında kayıpların akıbetini sormak ve adalet aramak için yaptıkları eylem 648. haftadır devam ediyor. 648. haftada 1993 yılında gözaltında kaybedilen Özgür Gündem gazetesinin Bitlis muhabiri olan Ferhat Tepe için adalet istendi. Eyleme geçtiğimiz gün KHK ile kapatılan dihaber muhabirleri destek verdi.

    “DEVLET CEMİL KIRBAYIR’I NE YAPTIN?”

    Eylemde ilk olarak konuşan Cemil Kırbayır’ın kardeşi Fatma Gülmez 37 senedir kardeşini aradığını söyleyerek devlete şöyle seslendi:

    “Devlet Cemil Kırbayır’ı ne yaptın? Kardeşimin kemikleri nerede? Hiç aranmamış, sorulmamış diyorsunuz. Biz araya araya yorulduk. Bu adalet bize ne zaman gelecek? Cemil Kırbayır’ın kemiklerini verin diye burada oturdum. İçerenköy’den buraya yaya yürüdüğüm günler oldu. Yazık be. Beni öldürsen, etimden et kessen ben bu devletten davacıyım. Öldüreninden tut işkenceye vereninden temizlikçisine kadar hepsinden davacıyım. Ben ölsem bile çocuklarım bu davanın peşinde olacaklar. Sen anama söz verdin cumhurbaşkanı. Sözünü tut. Ben senden bir şey beklemiyorum. Sen cumhurbaşkanısın, devletsin. Kardeşimin kemiklerini bul. Buradan Kars savcısına da sesleniyorum. Elini vicdanına koy. O dosyalara bak.”

    “BU ÜLKEDE KATİLLER DEĞİL MAZLUMLAR KATLEDİLİYOR”

    Fatma Gülmez’in ardında konuşan Ferhat Tepe’nin kardeşi Ayşe Tepe, Ferhat Tepe’nin evlerinin önünden alındığını söyleyerek 90’lı yılların karanlığında katledilen herkesin katilinin siyasi ve askeri erkeler olduğunu ifade etti. Kardeşinin öldürüldüğü günden beri isimler verdiklerini ve bu isimlerle ilgili soruşturma bile açılmadığını belirten Ayşe Tepe, umutlarını kaybetmediklerini, kaybetmeleri halinde burada konuşamayacaklarını kaydetti. Ayşe Tepe, bu ülkede katillerin değil, mazlumların katledildiğini gördüklerini söyledi.

    “GAZETECİLİK YAPMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Ferhat Tepe’nin çalışanı olduğu Özgür Gündem gazetesi adına geçtiğimiz gün KHK ile kapatılan dihaber muhabiri Yasin Kobulan konuştu. Kobulan, Ferhat Tepe’yi 1993 yılında tanıdığını, cenazesinin onların evlerinin aşağısında bulunduğunu belirtti. O günden bu güne O’nun mirasçısı olarak devam ettiklerini söyleyen Kobulan, Ferhat Tepelerin gerçekleri kamuoyuna duyurdukları için katledildiklerini kaydetti. Geçmişte silahlarla ve öldürülmelerle susturulmaya çalışılan basının şimdi de KHK’lerle susturulmaya çalışıldığını vurgulayan Kobulan, 150’yi aşkın gazetecinin tutuklu olduğunu da ekledi. “Biz geçmişimize bakarak geleceğe gidiyoruz” diyen Kobulan, susmayacaklarını, gerçekleri yazmaya devam edeceklerini ve gazetecilik yapmaya devam edeceklerini belirtti.

    “SAVUNMA YAPANLAR CEZASIZ BIRAKMA GELENEĞİNİ SÜRDÜRDÜLER”

    Haftanın basın metnini Cumartesi insanı ve KHK ile kapatılan dihaber muhabiri Sadiye Eser okudu. İHD’nin verilerine göre 12 Eylül askeri darbesi döneminde 15 kişinin gözaltında kaybedildiğini belirten Eser, bunlardan birisinin Kars’ta gözaltında işkenceyle öldürüldüğü meclis araştırma komisyonu tarafından belgelenen Cemil Kırbayır olduğunu kaydetti. Bugün ki iktidar partisinin Adalet Bakanlığı’nın Cemil Kırbayır’ın AİHM’deki davasına hükumet adına savunma yaptığını ifade eden Eser, savunma yapanların Cemil Kırbayır da dahil olmak üzere bugüne kadar yapılmış başvuruları cezasız bırakma geleneğini sürdürdüklerinin altını çizdi.

    “İnkar ve suçu örtme kaygısıyla yapılan Bu savunma her dönem iktidarın hukuksuz uygulamalarına tanık olan bizler için şaşırtıcı değildir.” diyen Eser, bundan 24 yıl önce Ferhat Tepe’nin gözaltında kaybedilmesiyle ilgili tanıklık yapacak 2 kişinin dönemin hükumeti tarafından baskı ve menfaat sağlama taahhüdüyle yalan beyana sevk edildiklerini söyledi.

    Özgür Gündem gazetesi Bitlis muhabiri olan Ferhat Tepe’nin 90’lı yılların karanlığında bölgede işenen ağır insanlık suçlarını haberleriyle kamuoyuna taşıdığını belirten Eser, 28 Temmuz 1993 tarihinde Bitlis’in şehir merkezinde silahlı ve telsizli 3 kişi tarafından kaçırıldığını, Ferhat Tepe’yi kaçıran otomobillerden birinin daha sonra bölgedeki karakolun önünde görüldüğünü ifade etti.

    “MEÇHUL KİŞİ OLARAK BULUNDU”

    Ferhat Tepe’nin kaçırılmasının ardından DEP Bitlis Şube başkanı olan babası İshak Tepe’yi telefonla arayan bir kişinin oğlunun hayatına karşılık DEP il örgütünü kapatmasını ve fidye vermesini istediğini söyleyen Eser, şunları belirtti: “Baba İshak Tepe Bitlis Asayiş Şube Başkanlığı’na, Emniyet Müdürlüğü’ne, Valiliğe, Savcılığa, Başbakan’a, İçişleri Bakanı’na ve OHAL Valisi’ne başvurarak oğlunun bulunmasını istedi. Ailenin ve Gündem Gazetesi’nin ısrarlı arayışıyla 9 Ağustos 1993 tarihinde, gözaltına alındığı inkar edilen Ferhat’ın ağır işkence görmüş bedenine, ‘meçhul kişi’ olarak gömüldüğü Elazığ Kimsesizler Mezarlığı’nda ulaşıldı.” (HABER MERKEZİ)