Etiket: ferhat tunç

  • Ferhat Tunç’tan, Gülistan Doku için şarkı!-VİDEO

    Ferhat Tunç’tan, Gülistan Doku için şarkı!-VİDEO

    PİRHA- 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana kendisinden haber alınamayan Gülistan Doku için, Ferhat Tunç, ‘Ah Gülistan’ şarkısını yaptı.

    Sanatçı Ferhat Tunç’un kaybettirilen Gülistan Doku’ya adadığı “Ah Gülistan” adlı eser sanal platformlarda yayınlandı.

     

    ‘Ah Gülistan’ın sözleri şöyle:

    “AH GÜLİSTAN Ellerin koynunda/Başın önünde/Adımların tedirgin/Ah Gülistan/Kıyamete yürürsün/Dersimin ayazında/Sırtında çaresizlik/Sırtında yalnızlık/Ah Gülistan, ah Gülistan

    Kimseler sormadı/Üşüyor musun bacım?/Kimseler görmedi/Korkuyor musun gülüm?/Sığınacak yer bırakmadılar sana/Koynuna çektin ellerini/Karanlığa karıştın/Ah Gülistan.”

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Ferhat Tunç’tan tarihi ağıt: Cigeram klibi yayında!-VİDEO

    Ferhat Tunç’tan tarihi ağıt: Cigeram klibi yayında!-VİDEO

    PİRHA-Dersim 37–38’in acısı modern müzik ve canlandırılmış arşiv görüntüleriyle bugüne taşındı. Yedi yıldır sürgünde olmasına rağmen üretimini sürdüren sanatçı Ferhat Tunç, Kırmancki/Zazaca seslendirdiği yeni eser “Çigeram” ile dinleyicilerinin karşısına çıktı. Ağıt formundaki eser, Seyit Rıza ve yol arkadaşları Uşene Seydi, Fındık Ağa, Hesene İvrahime Qıji, Aliye Mırze Sıli, Hesen Ağa ve Reşik Uşen’in idamlarının 88. yılı anısına hazırlanan özel bir kliple yayınlandı.

    Tunç, bu çalışmada bir ilke imza atarak 1937–38 dönemine ait fotoğrafları yapay zekâ ile canlandırdı. Klipte, tarihi anların günümüze taşındığı nefes kesici sahneler izleyiciyi karşılıyor. Seyit Rıza’nın iki asker arasında yürüdüğü anlar ve oğlu Reşik Uşen’le el ele görüntüsü, Dersim’in acılı hafızasını bugünün vicdanıyla buluşturuyor.

    Klip, Ferhat Tunç’un sürgün döneminde pek çok çalışmada imzası bulunan Nihat Ulaş’ın görsel katkılarıyla tamamlandı. Modern müzik ile tarihî görsellerin birleşimi, izleyiciye hem güçlü bir duygu aktarımı hem de tarihsel bir yüzleşme deneyimi sunuyor.

    “Persmeke Ciğêram / Sorma Ciğerim” adlı klip, tüm dijital müzik platformlarında ve Ferhat Tunç’un sosyal medya hesaplarında izlenmeye açıldı.

    HABER MERKEZİ

  • Şair ve Yazar Fadıl Öztürk, Hakk’a uğurlandı-VİDEO

    Şair ve Yazar Fadıl Öztürk, Hakk’a uğurlandı-VİDEO

    PİRHA- Kanser tedavisi gördüğü İzmir’de Hakk’a yürüyen Şair ve Yazar Fadıl Öztürk, Balçova Cemevi’nden Hakk’a uğurlandı. Anmada, Fadıl Öztürk’ün Dersim’in Kürdi, Kızılbaş ve devrimci kültürü ile yaşadığına vurgu yapıldı.

    Şair ve Yazar Fadıl Öztürk, tedavi gördüğü Ege Üniversitesi Hastanesi’nde dün sabaha karşı Hakk’a yürüdü. Kanser tedavisi gören Öztürk, bir süre önce hastanede yoğun bakım servisine alınmıştı.

    Fadıl Öztürk için Balçova Cemevi’nde erkan düzenlendi. Erkana Dersim Araştırmaları Merkezi (DAM) kurucularından Ergin Doğru, İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği yöneticileri, İHD Onursal Başkanı Akın Birdal, yoldaşları ve çok sayıda seveni katıldı.

    Ayrıca Avrupa’da yaşayan Sanatçı Ferhat Tunç, Fadıl Öztürk için bir taziye mesaj yolladı.

    “DEVRİMCİ BİR ŞAİRDİ”

    Anma programında konuşan Şair Enver Bulut, Fadıl Öztürk’ün devrimci bir şair olduğuna vurgu yaparak, “12 Eylül’ün karanlık günlerinde işkenceler gördü, direndi. Fadıl Öztürk bir devrimci bir şairdi. Fadıl Öztürk şiirden geçerek devrime gelen bir abimiz. Şiiri ve yoldaşlarının başı sağ olsun” dedi.

    Bulut, ayrıca Fadıl Öztürk’ün şiirlerinden dizeler seslendirdi.

    “EKİBİMİZİN EN YARATICI ÜYESİYDİ”

    Öztürk’ün yoldaşlarından Merih Cemil Kaymaz ise, “İmrenilecek bir dönemin kuşağiyiz. Yarım asrı birlikte katettik. Kavgadan hepinizin payına çok şey düşüyordu. Ekibimizin en yaratıcı, zanatkar üyesi sendin” diye anlattı.

    “BİTMEZ TÜKENMEZ BİR ENERJİYE SAHİPTİ”

    Fadıl Öztürk ile birlikte Elazığ’daki mücadele günlerine değinen Mehmet Biter, “50 yıl öncesinden yoldaşım, arkadaşımdır. 12 Mart darbesinden sonra Fadıl’ı Elazığ’da tanıdım. Hayatı birlikte paylaşmaya çalıştık. Elazığ iç savaşın körüklenebileceği bir fay hattı üzerindeydi. Devrimciliği yürütmek çok zordu. Fadıl bir nevi özsavunmayı örgütledi. Böylesi önemli birşeyi sağladı. Bitmez tükenmez bir enerjiye sahipti. Kendisini saygıyla anıyorum” diye konuştu.

    “SADE BİR İNSANDI”

    Yine anmada söz alan İHD Onursal Başkanı Akın Birdal da, “Fadıl çok sade bir insandı. Engin gönüllüydü. İnsanlar unutulduğu zaman ölürlermiş. O hep aramızda yaşayacak. Saygı ve sevgiyle anıyorum” ifadelerini kullandı.

    “SANATIN İKTİDAR VE PİYASAYA İLİŞKİLERİNDEN UZAKTI”

    Fadıl Öztürk’ün sanatın iktidar ve piyasa ilişkilerinden uzak olduğuna vurgu yapan Şair Namık Kuyumcu şunları söyledi:

    “Bir şair olarak çok kıymetli şiirler yazdı. Bağırmayan çok kıymetli düz yazılar yazdı ve örnekler bıraktı. Şiiri de çok özgündü. Beyoğlu’nun arka sokaklarının Fadıl abisiydi. Bütün ötekileştirilmişler onu çok severdi. Sanatın iktidar, piyasa ilişkilerine yenilmeden, bu referanslara uzak biriydi.”

    “HEPİMİZİN DUYGUSUYLA, YOLDAŞLIĞIYLA GİDECEK”

    Gazeteci Şair Vecdi Erbay ise Fadıl Öztürk ile uzun yıllar süren ilişkisine değinerek, “Bana şiir okumayı öğreten, hayat bilgisi ile büyümeme neden olan da odur. Büyüdük ve eksiliyoruz gibi bir duyguya kapılıyorum. Fadıl hepimizin duygusuyla, yoldaşlığıyla gidecek” şeklinde konuştu.

    “DERSİM’İN KÜRDİ, KIZILBAŞ VE REYA HAQ KÜLTÜRÜNÜ KENDİNDE VAR ETTİ”

    Dersim Araştırmaları Merkezi (DAM) kurucularından Ergin Doğru da anmada söz alarak şunları ifade etti:

    “O yönüyle iyi bir söz ustası olduğu kadar iyi bir devrimciydi. Dersim’in Kürdi, Kızılbaş, Reya Haq kültürünü kendisinde var edebilen, onu söze dökebilen ve onu kendi yaşamında pratikleştirebilen bir söz ustasıydı. Onun şahsında devrimci sözün Kürdi boyutuyla nasıl yaşanabileceğini gördük. Benim için yitip giden değil geleceğe ışık tutacak biri olarak görüyorum.”

    Yine anmada Fadıl Öztürk’ün birçok yoldaşı söz alarak ona dair duygularını paylaştı.

    BAYINDIR GAZİLER KÖYÜNDE TOPRAĞA SIRLANACAK

    Erkan sonrasında Fadıl Öztürk naaşı toprağa sırlanmak üzere Bayındır ilçesine bağlı Gaziler köyü mezarlığına doğru yola çıkarıldı.

    FADIL ÖZTÜRK KİMDİR?

    1955 yılında Dersim’de doğan Fadıl Öztürk, edebi kimliğinin yanı sıra siyasal duruşuyla da tanınan bir isimdi. 12 Eylül 1980 darbesi sonrasında Dev-Yol davası kapsamında müebbet hapse mahkûm edilen Öztürk, yaklaşık 10 yıl cezaevinde kaldı. Cezaevinden tahliye olduktan sonra İstanbul’da yayıncılık yaptı, şiir ve yazı çalışmalarına ağırlık verdi.

    Şiirleri Kunduz Düşleri ve Ütopia gibi dergilerde yayımlanan Öztürk, “Suyu Uyandırın Sesim Olsun”, “Esmer Bir Acı”, “Hep Kuzeydi Gözlerin” ve “Benden Adam Olmaz” gibi şiir kitaplarının yanı sıra denemelerini topladığı “Ateşe Konuş Küle Ağla” ile de geniş bir okur kitlesine ulaştı. Bazı şiirleri bestelenerek müziğe de uyarlandı.

    Siyasi ve toplumsal konularda da aktif bir isim olan Öztürk, 2004 yılında Herald Tribune gazetesinde yayımlanan “Türkiye’deki Kürtlerin Talepleri” başlıklı ilanla gündeme geldi. Aynı zamanda 2005 yılında kurulan Munzur Aydınlar Platformu’nun koordinasyon kurulu üyeliğini üstlendi. Dersim Gazetesi ve Dersim Araştırmaları Merkezi’nin de kurucu üyeliğini yapan Fadıl Öztürk, son yıllarda sosyal medya paylaşımları ve yazıları nedeniyle çeşitli soruşturmalarla karşı karşıya kalmıştı.

    PİRHA/İZMİR

  • Sanatçı Ferhat Tunç’tan savaşa karşı çağrı: Savaş halklar için yıkımdır – VİDEO

    Sanatçı Ferhat Tunç’tan savaşa karşı çağrı: Savaş halklar için yıkımdır – VİDEO

    PİRHA – Sanatçı Ferhat Tunç, Kuzey ve Doğu Suriye ve Halep kentine yönelik devam eden çete saldırılarına ilişkin yaptığı paylaşımda herkesi savaşa karşı çıkmaya çağırdı.

    Sanatçı Ferhat Tunç, Kuzey ve Doğu Suriye ve Halep kentine yönelik 27 Kasım’da başlatılan çete saldırılarına ilişkin X hesabından yaptığı paylaşımla tepki gösterdi.

    “SAVAŞ HALKLAR İÇİN YIKIMDIR”

    Sanatçı Ferhat Tunç, X hesabından şu paylaşımı yaptı:

    “Son birkaç gündür böyle görüntüleri içim sızlayarak ve öfkelenerek izliyorum. Suriye topraklarında Kürt halkına yaşatılan bu zulmü tariflemenin imkânı yoktur. Kürtler söz konusu olduğunda büyük bir akıl ve vicdan yitimi yaşanıyor ne yazık ki. IŞİD ve benzeri cihatçı terör örgütleriyle iş tutmak akıl ve vicdanla nasıl açıklanabilir ki… Bir yandan da “Biz Kürtlerle etle tırnak gibiyiz” diyebilmek! Bu nasıl çelişki, nasıl kardeşlik? Niye görüş belirtmiyorsun, diyerek kızanlar olmuş. Hayatım, yaşadığımız o coğrafyada savaş ve sonuçlarına dair söz söyleyerek geçti. Keşke barışa dair çabamızın, lafımızın, barışı dillendiren ezgilerimizin karşılık bulduğu bir siyaset aklı olsaydı. Savaşın o acımasız yüzünü yerinde yaşamış bir sanatçıyım. ‘Sanatçılar sadece şarkılarını söylesin’ gibi safsatanın parçası asla olmadım. Olmadığım içindir ki yedi yıldır ülkemden, evimden uzağım. Savaş halklar için yıkımdır. Bugün Kürdün, yarın başkasının yıkımı. Herkesi savaşa karşı çıkmaya çağırıyorum.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Ferhat Tunç’a verilen hapis cezası onandı

    Ferhat Tunç’a verilen hapis cezası onandı

    PİRHA- Sosyal medya paylaşımları nedeniyle Sanatçı Ferhat Tunç’a verilen 1 yıl 11 ay 12 gün hapis cezası Yargıtay tarafından onandı. 

    Ferhat Tunç’a 5 Eylül 2016’da sosyal medya hesabında yaptığı “milyonlarca bir halkın Önderim dediği Öcalan ile ilgili endişeler giderilmelidir, tecridin son bulması için..” paylaşımı sebebiyle dava açılmıştı. “Örgüt propagandası yapmak” suçunu işlediği öne sürülerek, 1 yıl 11 ay 12 gün hapis cezası verildiği belirtildi.

    Mezopotamya Ajansı’ndan Ömer İbrahimoğlu’nun haberine göre; Tunç’un avukatı yerel mahkemenin kararını, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2’nci Ceza Dairesi’ne taşıdı. Bölge Adliye Mahkemesi de yerel mahkemenin kararını yerinde bulurken, Tunç’un avukatı dosyayı Yargıtay’a taşıdı. Tunç’un avukatı, Yargıtay’a yaptığı başvuruda paylaşımların ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirmesi gerektiğini belirtti.

    YARGITAY, HUKUKA ‘AYKIRILIK’ BULMADI

    Dosyayı inceleyen Yargıtay, Tunç hakkında verilen cezayı onadı. Yargıtay onama kararında, hükme esas alınan delillerin “hukuka uygun” olarak elde edildiğini öne sürerek, “Aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, yargılanan müdafinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmemekle, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır” denildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Sanatçılardan ve siyasetçilerden çağrı: Dersim’de oylarınızı DEM Parti’ye verin -VİDEO

    Sanatçılardan ve siyasetçilerden çağrı: Dersim’de oylarınızı DEM Parti’ye verin -VİDEO

    PİRHA- Avrupa’da ve Türkiye’de yaşayan aydın, sanatçı ve siyasetçiler, 31 Mart Yerel Seçimlerinde Dersim’de DEM Partiye oy verme çağrısı yaptılar. Bir oyun bile önemli olduğunu vurgulayan çağrıcılar, “Dilimizi, kimliğimizi, inancımızı, kültürümüzü, doğamızı katledenlere; bizleri yok sayanlara, küçümseyenlere en güçlü cevabı 31 Mart’ta sandıkta verelim” dedi. 

    Avrupa ve Türkiye’deki aydın, sanatçı ve siyasetçiler, 31 Mart Yerel Seçimlerinde DEM Parti Dersim Belediyesi Eş Başkan Adayları Birsen Orhan ve Cevdet Konak’a oy verme çağrısı yaptı.

    “DERSİMİ YALNIZ BIRAKMAYIN”

    Çağrı yapan bazı isimler ve çağrıları şöyle:

    Pınar Aydınlar: İrademize sahip çıkmak adına Dersim bölgesinde oy kullanan dostlarımızı, farklı şehirlerde bulunan arkadaşlarımızı, canlarımızı Dersim’e davet ediyoruz. Olanakları olmayan dostlarımız ise bölgelerinde bulunan DEM Partiye başvuru yaparak, isimlerini yazdırarak, bütün masrafları karşılanarak Dersim’de oy kullanmaya çağırıyorum. Lütfen iradenize sahip çıkın. Dersim’i, Dersim halkını ve o topraktaki değerlerimizi yalnız bırakmayın.

    “GELİN DERSİM’İ YENİDEN DEĞERLERİYLE BULUŞTURALIM”

    Ferhat Tunç: Bu yerel seçimlerin benim için bir diğer önemli ayağı Dersim’dir kuşkusuz. Bu görev için de yola çıkmış ve çok iyi tanıdığım iki değerli arkadaşımız var. DEM Parti Eş Başkan Adayları Cevdet Konak ve Birsen Orhan’ın, Dersim halkının hizmetinde kusursuz bir çalışma ortaya koyacaklarına dair en küçük bir şüphem yok. Seçim günü yaklaşırken hala kararsız duran Dersim’den genç arkadaşlarımızın olduğu haberleri geliyor. Bu genç kardeşlerimize özel bir çağrım olacak. Dersim’in geleceği siz genç kardeşlerimizin kararlı ve onurlu tercihiyle şekillenecektir.
    Dersim, diliyle, kültürü ve değerleriyle Dersim’dir. Bunu unutmayın. Gelin DEM adayı arkadaşlarımızın etrafında kenetlenerek ‘Dersim yıkılmasın’ şiarını gerçek kılalım. Gelin kendimizi, Dersim’in vicdanına, kutsallığına adayarak, o kadim toprakları yeniden değerleriyle, özgürlük ruhuyla buluşturalım. Hızır bu yolculukta, bu mücadelede yanımızda, yardımcımız ola.

    “BU SEÇİMDE BİR OY ÇOK DEĞERLİ OLABİLİR”

    Nursel Aydoğan (HDP eski Milletvekili): Bütün Dersimliler kendisini bir seçim görevlisi gibi düşünüp ev ev, sokak sokak gezmeli ve tüm yurttaşları dem partiye oy vermeleri konusunda ikna etmelidir. Yine yurt dışında ve metropollerde yaşayan Dersimliler zaman yaratıp son bir haftayı mutlaka Dersim’e gelerek geçirmeli, seçim çalışmalarına katılmalı, yurttaşlarımızı DEM partiye oy vermeleri konusunda ikna etmelidir.

    Yine metropollerde ve Avrupa’da yaşayıp kayıtları halen Dersim’de olanlar; mutlaka bu seçimlerin önemine atfen Dersim’e gelmeli, 31 Mart günü oylarını mutlaka kullanmalıdır. Bir çağrımda sevgili gençliğe olacak. Bu seçimlerde ilk kez bir milyon genç oy kullanacak. Sevgili gençler, sevgili yoldaşlarım. Bir oydan ne olacak demeyin. Bir oy bu seçimlerde bizim için çok değerli olabilir. Bu nedenle 31 Mart sabahı yapacağımız ilk iş kalkıp oyumuzu gidip kullanmak olmalıdır. Eğer iyi çalışırsak düzenli çalışırsak, sistemli çalışırsak, çalmadığımız kapı, gitmediğimiz sokak kalmazsa 31 Mart akşamı oy sayımı bittikten sonra Dersim Belediyesi’nin tabelasında ‘Şaredariya Dersim’ yazacaktır.

    Besime Konca (HDP’nin eski Milletvekili): Dilimizi, kimliğimizi, inancımızı, kültürümüzü, doğamızı katledenlere; bizleri yok sayanlara, inkâr edenlere, küçümseyenlere en güçlü cevabı 31 Mart’ta sandıkta vereceğiz.

    PİRHA/DERSİM

     

  • Kıvırcık Ali’siz 13 yıl geçti: Türküleri her daim bizimle olacak

    Kıvırcık Ali’siz 13 yıl geçti: Türküleri her daim bizimle olacak

    PİRHA- Halk müziği sanatçısı Kıvırcık Ali’nin 13 yıl önce bir trafik kazasında yaşamını yitirmesinin 13. yıldönümü dolayısıyla sanat ve siyaset dünyasından birçok isim sosyal medya hesaplarından anma mesajları yayınladı. 

    Halk müziği sanatçısı Kıvırcık Ali’nin 13 yıl önce bir trafik kazasında yaşamını yitirmesinin 13. yıldönümü dolayısıyla sanat ve siyaset dünyasından birçok isim sosyal medya hesaplarından anma mesajları yayınladı.

    1968 Tokat, Turhal, Erenli köyü doğumlu olan müzisyen Kıvırcık Ali veya asıl adıyla Ali Özütemiz, 1995’te Grup Turnalar’ı kurdu. 1998’de ilk solo albümü ‘Gül Tükendi, Ben Tükentim’ yayımlandı. Devamında 2000’de ‘Isırgan Otu’, 2004’te ‘Üçüncü Gurbet’ albümleri önemli bir halk müziği dinleyici kitlesi ile buluştu. 2003’te Arzu Şahin ile ortak yaptığı Düet albümünden sonra ‘Geriye Dönün Seneler’ ve ‘Hepimize Yeter Dünya’ albümleri yayımlandı.

    Sanatçı 11 Ocak 2011’de, İstanbul Büyükçekmece’de kendi aracıyla geçirdiği bir trafik kazasında henüz 42 yaşında hayatını kaybetti. Bugün sanatçının ölüm yıldönümü dolayısıyla sosyal medyada yayımlanan mesajlardan bazıları şöyle:

    DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat: ‘Hayat bir akşam güneşi, battıkça baktım ağladım.’ Sesiyle, nefesiyle milyonların yüreğine dokunan sevgili Kıvırcık Ali’yi aramızdan ayrılışının yıldönümünde saygı ve özlemle anıyorum. Türküleri her daim bizimle olacak.

    Halk ozanı Dertli Divani: 13 yıl önce, bu dünyadan göçüp gittin. Bütün türkü severler gözü yaşlı, bağrı ateşli /eli bağlı, yüreği dağlı /olarak seni firkatli avazınla hep anımsayacaktır Ali kardeşim… Devrin daim, mekanın gönüller olsun.

    Sanatçı Ferhat Tunç: Mütevazı, saygılı ve dayanışmacı kişiliğiyle hep hatırlayacağız. Besteleri ve yorumuyla milyonların yüreğinde haklı bir yer edindi. Bir Türkü aşığı olarak sevgili Kıvırcık Ali’yi aramızdan ayrılışının 13. yıldönümünde özlemle ve sevgiyle anıyoruz.

    Müzisyen Kutsal Evcimen: Devrin daim olsun Ali abim. Seni özlüyoruz. Gönüllerdesin.

    (HABER MERKEZİ)

  • Ferhat Tunç hakkında kırmızı bülten çıkarılması talebine ret

    Ferhat Tunç hakkında kırmızı bülten çıkarılması talebine ret

    PİRHA- Adalet Bakanlığı’nın sanatçı Ferhat Tunç hakkında kırmızı bülten çıkarılması yönündeki talep mahkemece reddedildi.

    Sanatçı Ferhat Tunç hakkında, dönemin başbakanı Binali Yıldırım’a “hakaret” ettiği iddiasıyla açılan davanın 11’inci duruşması Büyükçekmece 16’ncı Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Tunç’un avukatı Fatma Hopikoğlu duruşmada hazır bulundu.

    Av. Hopikoğlu, müvekkili Ferhat Tunç’un beraatını istedi. Mahkeme heyeti, Adalet Bakanlığı’nın Tunç’un yakalanması için hakkında “kırmızı bülten” çıkarılmasını talep ettiğini belirtti.
    Mahkeme, söz konusu talebi kabul etmediğini ve yakalama emrinde herhangi bir değişiklik yapmayacağını ifade etti. Duruşma, 20 Aralık 2023’e ertelendi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Ferhat Tunç: Kırmancki müzik yapan sanatçılar yeteri kadar desteklenmiyor-VİDEO

    Ferhat Tunç: Kırmancki müzik yapan sanatçılar yeteri kadar desteklenmiyor-VİDEO

    PİRHA-Yeni kuşağın dünyasının yeniliklere açık olduğunu söyleyen sanatçı Ferhat Tunç, “Yaratıcı yeniliklerle gençlerin etki alanına girmek mümkündür. Yabancılaştırıcı etkilerden uzak durarak bu alana etki yapmak gerekiyor. Kadim kültürümüzün bugün hayatta olmayan ozanlarıyla bu kuşağı gençleri tanıştırmak lazım, bunu hiç yapmadık şimdiye kadar” dedi.

    Dersim’de geleneksel müziğin, sözlü tarihin günümüze aktarımında çok büyük katkısı oldu. Sözlü ağıt ve klamların Dersim’in geleneksel ritüellerinde düğünlerde, cenazelerde, Gağand(yeni yıl kutlaması), Hızır ayında yapılan ritüellerde saz ve üç telli cura ile çalınarak o bölgenin acısını, sevincini, öfkesini ve tarihini yansıtır, toplulukların bir araya geldiği etkinliklerde söylenirdi. Ağıt ve klamların, bu geleneğin ve dilin kaybolmamasına katkısı büyük olmuştur.

    ‘Yeni çağ’ dediğimiz teknolojik dönemde geleneksel ritüeller daha az gerçekleşiyor. Artık müzikal gelenekler de değişime evrildi. Yeni jenerasyona ne kadar ulaşıldığına dair net bir söz ve söylem yok. Bütün bu sözlü geleneğe rağmen Kırmançki kaybolmak üzere, günlük konuşma dili olmak yerine sadece yaşlıların köylerde ve ailelerin evlerde konuştuğu bir dil haline geldi.

    Kırmançki dilinde yazılı eserler, görsel yayınlar, akademik çalışmalar da oldukça sınırlı olduğundan yeni nesillere dilin aktarılmasında önemli sorunlar yaşanıyor. Kırmançki dili ile ilgili çalışmalar yapılmış olsa da yine de istenilen düzeyde ne konuşuluyor ne de yazılıyor. Yapılan çalışmalar genelde sınırlı ve bölgesel kalmış durumda.

    Sanatçı Ferhat Tunç ile Kırmançki’nin unutulmaması için yapılması gerekenler, gençlerin Kırmançki’yi neden konuşmadığı ve ilgi duymadığı, bundan sonra dil konusunda yapılması gerekenler üzerine konuştuk.

    “KURUMLARIMIZ, DİL KONUSUNDA SAHİP OLDUKLARI İMKANLARI KULLANAMADI”

    PİRHA: 2000 yılından sonra doğan kuşak dile ne kadar önem veriyor?

    FERHAT TUNÇ: Ana dile olan önemin giderek azaldığını söylemek mümkün, bu durum 2000 yılından sonra doğan kuşakla ilgili bir sorun değil. Dilimizin yaşaması için daha önceden önlemler alınabilseydi sonraki kuşakların dili sahiplenmesi ve konuşması daha kolay olabilirdi. Dili cazip hale getirmenin yolu aileden başlıyor. Aile ortamında dille hiçbir teması olmamış bir çocuğun yaşamının ilerleyen zamanlarında ana dilini konuşması ve sahiplenmesi zorlaşabiliyor.

    Ana dil konusunda ailenin dışında kurumsal yapılara da ciddi anlamda sorumluluk düşüyor. Ne yazık ki kurumlarımız dil konusunda sahip oldukları imkanları kullanamadı ve dile olan sahiplenme nostaljinin ötesine gidemedi. Yoğun bir kampanyayla ana dili bir eğitim unsuru haline dönüştürmek mümkündü ancak bu sağlanamadı. Dolayısıyla ana dile olan ilgi bugüne kadar daha çok sanatçıların seslendirdiği klamlardan ibaret kaldı.

    “1938 KATLİAMI DERSİM’DE KÜLTÜREL KIRILMAYA DA SEBEP OLDU”

    -Dil ile müzik arasında nasıl bir ilişki var?

    Dersim tarihi söz konusu olduğunda dil kültürümüzün taşıyıcı direği olarak kabul görmüştür. Dersim inancında göğün bel direğidir dil, eğer bir dil büyük bir kırım yaşadıysa kültüründe özünden koparak başkalaşması mümkün olabilir bunu engelleyemezsiniz. Yazılı kültürü yaratma imkanı bulamayan toplumlar daha çok sözlü kültürler kendi kimliğini oluşturmuşlardır. Sözlü kültür ise daha çok söylencelerden oluşuyor. Tarihin derinliklerinden süzülüp gelen söylenceler unutulmadığı sürece toplum kendi kimliğini koruyabilir. Müzik ve dilin ilişkisi o yüzden büyük bir önem kazanmıştır. Müzik kadim Dersim kültürel yaşamında söylencelerin kuşaktan kuşağa yani günümüze kadar sürmesinde önemli bir rol oynamıştır. 1938 katliamı Dersim’de sadece fiziki değil aynı zamanda kültürel bir kırılmaya da sebep oldu. Dil bu tarihsel döneme bağlı olarak müzikte daha çok ağıt formuna büründü ve günümüzde de bunun etkilerini yaşıyoruz.

    “İYİ Kİ HALEN KIRMANCKİ MÜZİK YAPMAK İÇİN ISRAR EDEN ARKADAŞLARIMIZ VAR”

    -Yeni kuşağın Kırmancki müziğine ilgisi nasıl, gözleminizi aktarabilir misiniz?

    Yeni kuşağın dille bağlantısı müzik bağlantılı olarak ortaya çıkan bir ilgidir. Ana dilde ısrar eden sanatçıların sayısı çok değil ve onların eserleriyle gençlerin buluşması biraz sınırlı ama bunun ne kadar devama edeceği bu alandaki ısrarın ve yaratıcılığın devamına bağlıdır. İyi ki halen Kırmancki müzik yapmak için ısrar eden arkadaşlarımız var, sayısı çok olmasa da bu sayede gençlerin dile olan ilgisi canlı kalabiliyor.

    “KIRMANCKİ MÜZİK YAPAN SANATÇILAR YETERİ KADAR DESTEKLENMİYOR”

    -Popüler kültürün yeni kuşak üzerinde ana diline ve kültürüne yabancılaşma etkisi var mıdır? Var ise nasıl çözüm öneriniz vardır?

    Kırmancki müzik yapan sanatçılar yeteri kadar desteklenmiyor. Örneğin geçen yıl Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nde ortaya çıkan pratik bu anlamda düşündürücüdür. Kadim dilimiz ve kültürümüzü kendi elimizle geri plana atıyoruz ve popüler kültür unsurlarına daha büyük imkânlar yaratılıyor. Popülerlik takıntısı bizi dilimizden ve dilimizin ezgilerinden uzaklaştırdığı da bir gerçek. Kürtçenin Kurmanci lehçesi için böyle bir tehlikeden bahsetmek mümkün değil ancak Kırmancki için gerçekten durum iç açıcı değil. 4 yıldır sürgünde yaşadığım Avrupa’da da benzer bir durum söz konusu. Bu yıl Frankfurt’ta yapılan Dersim Festivali’nde tanık olduğum gerçeğin altını çizmek lazım. Burada da gençlerin ilgi duymadığı ve orta yaş kuşağın katılından ibaret festivaller yapılıyor. Gençlerin ilgisinin azalmasının temel nedenlerinden bir tanesi festivallerdeki değişmez hamaset ve statükodur. Böyle devam ederse festivaller sembolik düzeyde kalmaya mahkûmdur diye düşünüyorum.

    “HATIRLAMAK VAR OLMANIN SIRRIDIR”

    -Yeni kuşak ne tür Kırmancki müzik dinliyor, ilgi alanı nedir?

    Yeni kuşağın dünyası aslında yeniliklere açıktır, yaratıcı yeniliklerle gençlerin etki alanına girmek mümkündür. Yabancılaştırıcı etkilerden uzak durarak bu alana etki yapmak gerekiyor. Kadim kültürümüzün bugün hayatta olmayan ozanlarıyla bu kuşağı tanıştırmak lazım, bunu hiç yapmadık şimdiye kadar. Bana göre Kırmancki müziğinin piri Sey Qaji, Hese Qaj, Weliyê Ûşeni İmami, Firik Dede, Alaverdi ve Sılo Qız’ı hatırlamak önemli, gençliğe de bu ozanlarımızı hatırlatıp ozanlarımızı bilmesini sağlamalıyız. Hatırlamak var olmanın sırrıdır, toplumlar kadimliklerini hatırladıkları kadar var olabilir, unuttukları kadar ise kendi kimliklerinden uzaklaşırlar. Dersim söz konusu olduğunda ise unutmamak ve hatırlamak meselesi çok daha fazla önem kazanıyor. Çünkü sahip olduğumuz kültür kendisini günümüze yalnızca sözlü olarak bellek üzerinden taşıyabildi. Bugünün gençliğini bu bellekle buluşturmak, akademik çalışmalar yapmak mutlaka gerekli. Müzik bu çalışmaların temel taşıyıcısı rolünü en etkili haliyle sağlar diye düşünüyorum.

    FERHAT TUNÇ KİMDİR?

    1964 yılında Dersim’de doğan Ferhat Tunç, 1979 yılında liseyi bitirerek Almanya’ya taşındı. Ardından Mainz Johannes Gutenberg Üniversitesi’ne bağlı bir müzik okulunda kısa bir eğitim aldı ve Kızılırmak adlı ilk albümünü çıkardı. 1984’te kendisi gibi Türkiye’den Almanya’ya giden müzisyen Orhan Temur’la birlikte ‘Bu Yürek Bu Sevda Var İken’ başlıklı albümü çıkardı. Albüm, 12 Eylül Darbesi’ne itirazın izlerini taşıyordu.

    1985’te, 12 Eylül’ün rüzgârlarının henüz sert estiği bir dönemde Türkiye’ye döndü ve yeni bir başlangıç yaparak aynı yıl ‘Vurgunum Hasretine’ başlığı ile Türkiye’deki ilk albümünü çıkardı. Miting havasında geçen konserler, çok satan albümler ve toplumsal muhalefetin gözdesi olan bir sanatçının ödeyeceği bedel gözaltılar, davalar, mahkemeler ve yıllar süren konser yasakları oldu.

    Kızılırmak Boylarında Bir Şehir başlıklı türküsünü Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenlere ithaf etti. 2012’de Dersim’de düzenlenen Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nde yaptığı konuşma nedeniyle hakkında soruşturma açıldı. Terör örgütü propagandası yaptığı iddiasıyla yargılandı ve 2 yıllık hapis cezasına mahkûm edildi, fakat ceza 3 yıl ertelendi. Ferhat Tunç, hakkında açılan sayısız dava ve aldığı hapis cezaları nedeniyle 4 yıldır sürgünde yaşıyor.

    Nuray ATMACA-Cihan BERK/PİRHA

    İLGİLİ HABERLER:
    1-Sanatçı Zeynep Kılıç: Kırmançki’nin kaybolmaması için gençlere ulaşılmalı-VİDEO
    2-‘Müzik, Kırmancki dilini ayakta tutan en önemli unsurlardan bir tanesidir’-VİDEO

  • Ferhat Tunç: Gündelik siyasetle ilişkimi şu an için kestim, müziğe yoğunlaşacağım

    Ferhat Tunç: Gündelik siyasetle ilişkimi şu an için kestim, müziğe yoğunlaşacağım

    PİRHA- Sanatçı Ferhat Tunç, şu an için güncel siyasetle ilişiğini kestiğini açıkladı. Yazılı bir açıklama yapan Tunç, kararımın bir küsme, mücadeleden çekilme gibi algılanmasını istemediğini belirterek, “Siyasetin de bir an önce umudu azaltan değil, dirilten ve topluma hak ettiğini veren düzeye gelmesini dilerim” dedi. 

    Milletvekili Genel Seçimi ve Cumhurbaşkanı Seçimi’nin ardından tartışmalar devam ederken, Sanatçı Ferhat Tunç, şu an için güncel siyasetle ilişiğini kestiğini duyurdu.

    Her zaman olduğu gibi müziğe yoğunlaşarak kalıcı eserler sunmanın çabası içinde olacağını belirten Tunç, “Bilinmesini istiyorum ki müziğimi her zaman halk için yaptım, öyle de devam edecek” dedi.

    Kararımın bir küsme, mücadeleden çekilme gibi algılanmasını istemediğini ifade eden Tunç, “Zaten siyasette aktif bir konumum yok, kararım bir sanatçının protestosu olarak görülebilir ve umudumun diri olduğunun bilinmesini isterim. Siyasetin de bir an önce umudu azaltan değil, dirilten ve topluma hak ettiğini veren düzeye gelmesini dilerim” diye belirtti.

    Sanatçı Ferhat Tunç’un açıklaması şöyle:

    “Kırk yıllık sanat hayatım boyunca, yaşadığımız o toprakların acısını ve sevincini şarkılarına taşıyan bir sanatçı oldum. Herkesin derdini tasasını, mücadelesini işleyen şarkılardı bunlar. Bu duyarlılık, beni hiç düşünmediğim halde aktif siyaset alanına da çekti. Sanatçı kimliğimin yanında, gündelik siyaseti de bu vesileyle yorucu olmakla birlikte deneyimlemiş oldum.

    “ÜLKEYİ TERK ETMEK ZORUNDA KALDIM”

    Bu sürece dair söylediğim her şey, attığım her adım ne yazık ki dava konusu yapıldı. Hakkımda açılan sayısız dava ve aldığım hapis cezaları nedeniyle ülkeyi hiç istemediğim halde terk etmek zorunda kaldım. 5 yıla yakın bir zamandır evimden ve ülkemden uzaktayım. Doğrusu bu sürecin bu kadar uzun süreceğini hiç düşünmemiştim.

    Tüm insanların yaşam hakkına aynı mesafede duruyorum. Birbirimize iyilik ve cesaret bulaştırarak ayakta ve hayatta kalacağımıza inanıyorum. Demokrasinin, insan hak ve özgürlüklerin tüm insanlar için vazgeçilmez olduğuna inanıyorum. Haliyle sanatın ve sanatçının hiçbir tehdit altında kalmadan özgürce kendini ifade etmesinin sağlanması gerekir.

    “GÜNDELİK SİYASET GİDEREK AÇMAZA DÖNÜŞTÜ”

    Türkiye’de gündelik siyasetin giderek bir açmaza dönüştüğünü ve sorunları çözmenin bir alanı olmaktan çıktığını üzülerek görüyorum. Böylesi kirli ve kaotik bir sürecin içinde olmak istemediğimi özelikle belirtmek istiyorum. Moral bozucu gelişmelerin ruh sağlığımızı tehdit edecek nitelikte olduğunu gördüm.

    Bugünden itibaren gündelik siyasetle ilişkimi şu an için kestiğimin ve her zaman olduğu gibi müziğe yoğunlaşarak kalıcı eserler sunmanın çabası içinde olacağımın bilinmesini istiyorum ki müziğimi her zaman halk için yaptım, öyle de devam edecek.

    “KARARIMIN KÜSME, MÜCADELEDEN ÇEKİLME GİBİ ALGILANMASINI İSTEMEM”

    Kararımın bir küsme, mücadeleden çekilme gibi algılanmasını istemem; zaten siyasette aktif bir konumum yok, kararım bir sanatçının protestosu olarak görülebilir ve umudumun diri olduğunun bilinmesini isterim. Siyasetin de bir an önce umudu azaltan değil, dirilten ve topluma hak ettiğini veren düzeye gelmesini dilerim.

    Kutuplaştırıcı siyaset dilinden etkilenerek duygusal çıkışlarım olmuş olabilir. Hiç istemediğim halde kırdığım insanlar olmuşsa, özrümü kabul etsinler.

    Umuyor ve diliyorum ki her şeyin güzel olacağı ve yeniden bir arada özgürce şarkılarımızı söyleyeceğimiz günleri görelim.
    Sevgiyle kalın!”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Ferhat Tunç’tan 28 Mayıs çağrısı: Mutlaka oy verin, bu zulüm düzeni son bulsun-VİDEO

    Ferhat Tunç’tan 28 Mayıs çağrısı: Mutlaka oy verin, bu zulüm düzeni son bulsun-VİDEO

    PİRHA-Sanatçı Ferhat Tunç, 28 Mayıs’ta yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimi için oy kullanma çağrısı yaptı. Tunç, “Çocuklarımızın mutlu, kadınlarımızın özgür, halkların ve inançların kendini ait hissedebileceği bir ülkeye doğru ilerlemek sizlerin ellerinde. 28 Mayıs’ta ülkemize yeniden güneş doğsun, bu zulüm ve talan düzeni son bulsun artık” dedi.

    14 Mayıs’ta yapılan Cumhurbaşkanlığı seçiminde Recep Tayyip Erdoğan’ın %49,52, Kemal Kılıçdaroğlu’nun ise %44,88 oranında oy alması seçimi ikinci tura götürdü. Cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçimi 28 Mayıs Pazar günü yapılacak. Seçimde Millet İttifakı’nın Adayı Kemal Kılıçdaroğlu ve Cumhur İttifakı’nın Adayı Recep Tayyip Erdoğan yarışacak.

    Sanatçı Ferhat Tunç, yayınladığı videoda 28 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimi için oy kullanma çağrısı yaptı.

    “28 MAYIS’TA MUTLAKA OYUNUZU KULLANIN”

    28 Mayıs’ta faşizmi büyütmeye veya demokrasiye kapı aralamaya karar vereceklerini belirten Ferhat Tunç, şunları ifade etti:

    “Ülkemizde görülmemiş bir kaos yaşanıyor. Ekonomik krizden savaş politikalarına, kadınların kazanımlarına yönelik saldırılardan kutuplaşma diline kadar gün be gün kaos büyüyor. Ama tüm bu yaşananları sinerek karşılamayacağız elbette, acımızı öfkeye, öfkemiz bilince ve bilincimizi de oya dönüştürmeliyiz. 28 Mayıs’ta Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ile birlikte ülkemizde demokrasinin kapısını aralamış olacağız, o yüzden son bir haftayı çalışarak geçirmeliyiz. AKP-MHP iktidarının politikaları sonucunda ülkemizin hapishaneleri doldu. Avrupa’da benim gibi binlerce insan hakkında açılan davalar nedeniyle aldığı hapis cezaları nedeniyle ülkesini terk edip sürgünde yaşamak zorunda bırakılmıştır. Ne yapacaksanız şimdi yapın ve mutlaka oyunuzu kullanın. Çocuklarımızın mutlu, kadınlarımızın özgür, halkların ve inançların kendini ait hissedebileceği bir ülkeye doğru ilerlemek sizlerin ellerinde. 28 Mayıs’ta ülkemize yeniden güneş doğsun, bu zulüm ve talan düzeni son bulsun artık” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Ferhat Tunç: Yeşil Sol ve Kılıçdaroğlu ülkeye baharı getirecek-VİDEO

    Ferhat Tunç: Yeşil Sol ve Kılıçdaroğlu ülkeye baharı getirecek-VİDEO

    PİRHA- Sanatçı Ferhat Tunç, bir video yayınlayarak Yeşil Sol Parti ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun ülkeye baharı getireceğini belirtti. Tunç,  “Yeşil Sol Parti’yi çok güçlü şekilde Meclis’e gönderelim, ülkenin yeni cumhurbaşkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu yapalım. 14 Mayıs’ta güneş yeniden doğacak” dedi. 

    Sanatçı Ferhat Tunç, 14 Mayıs seçimleri için videolu mesaj yayımladı. Tunç, Yeşil Sol Parti ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun ülkeye baharı getireceğini belirtti.
    Ferhat Tunç, mesajında “Bu seçimler tarihi ve kritik. Belki bu söz her seçim döneminde motive etmek için söylenirdi ama bu kez öyle olmadığı biliniyor. Bu seçimler demokrasi ile faşizmin arasında geçiyor; aydınlık ile karanlığın, hak ile haksızlığın, emek ile hırsızlığın seçimi. Bu seçim Yeşil Sol Parti’nin tarihi başarısını da zorunlu kılıyor” dedi.

    “YEŞİL SOL ÖZGÜRLÜK, ADALET, REFAHTIR”

    Tunç, “Yeşil Sol Parti bütün halkların, inançların partisidir ve ülkenin en önemli sorunu olan Kürt sorununun çözümünde büyük role sahiptir” diyerek şöyle devam etti:

    “Kürt sorunu çözülmeden ne yazık ki hiçbir soruna sıra gelmiyor. Sandıkları Yeşil Sol Parti için doldurmak, özgürlük, adalet, refah dolu bir ülke demektir. Çünkü Yeşil Sol Parti’nin dert ettiği, temsil ettiği gerçeklere ulaşmadan ülke refaha da kavuşamıyor. Gerginliğin, antidemokratik düzenin halkları nasıl yoksullaştırdığını gördük, yaşadık.”

    “KILIÇDAROĞLU BÜYÜK BİR UMUT YARATTI”

    Cumhurbaşkanlığı seçiminde ise Kemal Kılıçdaroğlu’nu desteklemeye çağıran Tunç, “Oyumuz Kemal Kılıçdaroğlu’nadır. Adayların arasında en dürüstü, çözüme en yakını Kılıçdaroğlu’dur. Demokrat kişiliğiyle büyük bir umut yaratmıştır. Kendisi bütün saldırılara rağmen önemli bir duruş sergileyerek baharın gelmesinde rol üstlenmek istiyor ve halklarımız bu duruşa şans tanımalı. Diktatörlüğün yıkılması Kemal Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanlığında mümkün olacaktır” diye konuştu.

    Sanatçı Ferhat Tunç, “Yeşil Sol Parti’yi çok güçlü şekilde Meclis’e gönderelim, ülkenin yeni cumhurbaşkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu yapalım. 14 Mayıs’ta güneş yeniden doğacak” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Sanatçı Ferhat Tunç’un babası Hüseyin Yoslun, Dersim’de toprağa sırlandı-VİDEO

    Sanatçı Ferhat Tunç’un babası Hüseyin Yoslun, Dersim’de toprağa sırlandı-VİDEO

    PİRHA- Almanya’da Hakk’a yürüyen Sanatçı Ferhat Tunç’un babası Hüseyin Yoslun, Tunceli Cemevinden uğurlandıktan sonra Babaocağı köyünde toprağa sırlandı.

    3 Nisan tarihinde Almanya’da Hakk’a yürüyen Hüseyin Yoslun’un cenazesi doğduğu topraklara getirildi. Tunceli Cemevinde çok sayıda kişinin katıldığı Hakk’a yürüme erkanı sonrasında Hüseyin Yoslun, Dersim merkeze bağlı Babaocağı köyünün Tülük mezrasında toprağa sırlandı.

    Hakkında açılan davalar nedeniyle babası Hüseyin Yoslun’un Hakk’a uğurlama erkanına katılamayan Sanatçı Ferhat Tunç, telefon yoluyla erkana bağlandı. Tunç, erkan için kendilerini yalnız bırakmayanlara teşekkür ederek, “Bizi bugün yalnız bırakmadığınız için, kalbinizi kalbimize kattığınız için şahsım ve ailem adına hepinize teşekkür ediyorum. En kısa zamanda kucaklaşacağımız o büyük günün özlemiyle selamlıyorum hepinizi” diye konuştu.

    “DERSİM’İ BÜYÜK BİR AİLEM OLARAK GÖRDÜM”

    11 ili etkileyen depremde yaşamını yitirenleri anarak konuşmasına başlayan Tunç, “Değerli Dersimliler, kıymetli büyüklerim, kardeşlerim, hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. Babamızı Hakk’a uğurlarken bizi yalnız bırakmadınız, bunun için sizlere minnettarım. Hoş geldiniz, ayaklarınıza, yüreklerinize sağlık. Yaşadığımız deprem felaketinin acısı çok tazedir. Hayatını kaybeden on binlerce insanımızı saygıyla anarak sözlerime başlamak istiyorum. Dersim’i hep büyük bir ailem olarak gördüm. Kadim kültümüz, dilimiz, tarihimiz, inancımız ve insani kamillerimiz ailemizin ortak değerleridir. Bu değerlerin bir insanı olarak yaşamaktan ve bu büyük ailenin bir ferdi olmaktan her zaman onur duymuşumdur” şeklinde konuştu.

    “HİÇBİR İNSANIMIZ BU ZÜLMÜ HAK ETMİYOR”

    Tunç, sürgünde olduğu 4. yılında babasını toprağa sırlayamadığı için büyük üzüntü duyduğunu belirterek, “Değerli canlar, bugün benim için çok zor ve tarifsiz acı dolu bir gün elbette. Sizlerden ayrıldıktan sonra 4 yıldır yaşadığım sürgünde, ya bir gün bunu yaşamak zorunda kalırsam, diye çok düşündüm. O gün bugünmüş! Babama bu son ebedi yolculuğunda eşlik edemediğim için, toprağa verilirken orada olamadığım için sonsuz bir üzüntü içinde olduğumu söylemeliyim. Hiç bir insanımız, böyle bir zulmü haketmiyor. Ama biliyorum ki bugün sizler varsınız. İyi ki varsınız ve babamı hak ettiği şekilde uğurlanıyor. Umuyorum ve diliyorum ki bu zulüm günleri son bulacak” dedi

    “HEPİNİZE TEŞEKKÜR EDİYORUM”

    Erkan için kendilerini yalnız bırakmayanlara teşekkür eden Ferhat Tunç, şöyle devam etti:

    “Konuşmamı fazla uzatmak niyetinde değilim zira babamın acelesi var biliyorum. Kendisinden önce Hakk’a uğurladığımız Nadire’mizin acısını yüreğinde hep bir ateş gibi taşıdı. Daha bir kaç gün öncesine kadar Nadire beni çağırıyor, bırakın gideyim, diye sitem ediyordu bize. Nadire’miz köyümüzde yalnız değil artık, babasına kavuşmuş olacak. Bizi bugün yalnız bırakmadığınız için, kalbinizi kalbimize kattığınız için şahsım ve ailem adına hepinize teşekkür ediyorum. En kısa zamanda kucaklaşacağımız o büyük günün özlemiyle selamlıyorum hepinizi.”

    Hüseyin Yoslun, erkandan sonrada Dersim merkeze bağlı Babaocağı köyüne bağlı Tülük mezrasında toprağa sırlandı.

    PİRHA/DERSİM

  • Ferhat Tunç, Arıx ağıtını yeniden okudu: Tarihin yaralı sesine sığındım-VİDEO

    Ferhat Tunç, Arıx ağıtını yeniden okudu: Tarihin yaralı sesine sığındım-VİDEO

    PİRHA- Hakkında açılan davalar nedeniyle yurtdışında yaşamak zorunda kalan Dersimli sanatçı Ferhat Tunç, 1939 Erzincan depreminden sonra yakılan Arıx ağıtını yeniden seslendirdi.

     

    1939 Erzincan depreminden sonra yakılan Arıx ağıtını yeniden seslendiren Dersimli Sanatçı Ferhat Tunç, ayrıca ağıta klip çekti.

    “KORKUNÇ TRAJEDİNİN ACISI YÜREKLERDE HİSSEDİLİYOR”  

    Seslendirdiği esere bir de klip çeken Tunç, “Hiç kuşkusuz Hatay, Maraş, Adıyaman başta olmak üzere birçok ilimizde yaşanan yıkıcı deprem felaketinin geride bıraktığı unutulmaz acılar, yaralar, en çok da ağıtların konusu olacaktır. Halklarımız, bu korkunç trajedinin acısını her daim yüreklerinde hissedecekler. Depremin ilk gününden itibaren enkazların başında acılı anaların Kürtçe ve Türkçe ağıtları eşliğinde gözyaşı kendi tarihini yarattı” dedi.

    Ferhat Tunç; 1939’daki büyük Erzincan Depreminde Sivas’ın Koçgiri bölgesinde yaşamlarını yitirenler için yakılan Arıx adlı ağıdı seslendirerek yaşadığımız bu depremde yakınlarını yitirenlerin çığlığına ses olmak istediğini belirterek, “Bunun için de tarihin yaralı sesine sığındım” dedi.

    Çalışmasının Frankfurt’ta Nihat Ulaş ve İstanbul’dan Ahmet Karaağaç’ın katkılarıyla şekillendiğini de belirten Tunç, Arıx ağıdını yeniden seslendirdiği ve bugün itibarıyla tüm dijital platformlarda yer alan çalışmasını felaketin kayıplarına adadığını vurguladı.

    Arıx ağıtının Kürtçe ve Türkçesi şöyle:

    Arix dibên li gundê saran
    Ta ku zelzele bû
    Lê lê anê dused, sêsed mezel vedan
    De lo lo lo lo
    De lê lê lê lê
    Lê lê anê dused, sêsed mezel vedan
    De lo lo lo lo
    De lê lê lê lê
    Hîvik veket
    Hîva tijî ye
    Dayê kûr be dutane xudane law û qîza
    Lê lê anê yek nebû zava serê silgavê
    De lo lo lo lo
    De lê lê lê lê
    Lê lê anê yek nebû zava serê silgavê
    De lo lo lo lo
    De lê lê lê lê

    AĞIDIN TÜRKÇE ÇEVİRİSİ
    Arıx dedikleri Sarun köyünde
    Deprem olduğu sene
    İki yüz üç yüz mezar açıldı anne
    Lo lo, lo lo
    Lê lê, lê lê

    Ay doğdu
    Dolunayla
    Körolasın iki oğlun iki kızın
    Lê lê anne biri bile damat olamadı
    Kapının başındayken
    Lo lo, lo lo
    Lê lê, lê lê

    (HABER MERKEZİ)

  • Dersim 38 Tanığı Sılo Qız’ın Hakk’a yürümesinin 3. yılı: Yeri doldurulamaz-VİDEO

    Dersim 38 Tanığı Sılo Qız’ın Hakk’a yürümesinin 3. yılı: Yeri doldurulamaz-VİDEO

    PİRHA-1938 Dersim Katliamı’nda tüm yakınlarını kaybeden Sılo Qız’ın Hakk’a yürüyüşünün üzerinden 3 yıl geçti. Sılo Qız’ın yaralı Dersim tarihinin canlı tanıklarından biri olduğunu söyleyen Ferhat Tunç, “Ağıtlarıyla ateşten zamanların çığlığı oldu adeta, kadim Dersim kültürünün yaralı haliyle hayata tutunmasının hikâyesidir” dedi. Hozan Serdar da, “Onun sayesinde Dersim’deki klam ve ağıtların birçoğunu öğrendik. O olmasaydı belki bu klamlar bugüne kadar gelmezdi” dedi. 

    Dersim 38 Katliamı’nda tüm yakınlarını kaybeden ve keman çaldığı için “Bizi eğlendirir bunu öldürmeyelim” denilerek katledilmeyen Sılo Qız’ın bugün Hakk’a yürümesinin 3. yılı. Dersim’deki Alevi inancının ritüelleri ve 1938’de Dersim Katliamı’nda yaşanan acıları besteleyerek, ağıtlarını tüm bölgeye taşıyan kişi olarak biliniyor.

    Dersimli sanatçılar Ferhat Tunç ve Hozan Serdar, Sılo Qız’ın hem Dersim için hem de kendileri için nasıl bir öneme sahip olduğunu anlattılar.

    “SILO QIZ, AĞITLARIYLA ATEŞTEN ZAMANLARIN ÇIĞLIĞI OLDU”

    Sılo Qız’ın yaralı Dersim tarihinin canlı tanıklarından biri olduğunu söyleyen Ferhat Tunç, “Ağıtlarıyla ateşten zamanların çığlığı oldu adeta, kadim Dersim kültürünün yaralı haliyle hayata tutunmasının hikâyesidir bir ölçüde. Yaşanmış kahramanlıkları, aşkları, ihaneti ve acıları günümüze ezgileriyle, ağıtlarıyla taşıyan bir isim” dedi.

    Tunç şöyle devam etti:

    “Sılo Qız 1938’de Dersim Katliamı’nda yaşanan acıları besteleyerek tanındı ve çok sevildi. Biz Dersimli sanatçılar için de büyük bir rehber ve yarattığı eserlerde aslında tükenmez bir kaynak oldu. Ape Süleyman büyüleyici bir sese sahipti ve yanından hiç ayırmadığı kemanını 5 yaşındayken babasından öğrenmişti çalmayı ve yine 19938’de hayatta kalmasının keman çalıyor olmasına bağlı olduğunu söylemişti. Ape Süleyman’ın klamlarını dinleyerek büyümüş olduğumuz için aslında çok şanslıyız. Büyük Dersim ozanının Hakk’a yürüyüşünün 3. yıldönümünde saygı ve minnetle anıyorum.”

    “SILO QIZ, TARİH, DİL VE SANATIMIZ İÇİN ÇOK ŞEY İFADE EDİYOR”

    3 yıl önce Kürt-Alevi Şair Sılo Qız’ın Hakk’a yürüdüğünü ifade eden Müzisyen Hozan Serdar, “Sılo Qız basit biri değil onun adı tarih, dil ve sanatımız açısından çok şey ifade ediyor. Sılo Qız her açıdan bir köşe taşıdır onun gibi biri bir daha dünyaya gelmez. Onun yeri doldurulmaz. İnsanın bir başkasının değerini ve kıymetini hayatta iken bilmesi gerek” dedi.

    Sılo Qız sayesinde çok şey öğrendiklerini belirten Serdar, “Mesela 1938 Dersim Katliamı’yla ilgili insanlarımızın çektiği dramı ve gamı tüm ayrıntılarıyla dile getirirdi. Bunun dışında Dersim’de bir düğün veya eğlence olduğunda mutlaka Sılo Qız davet edilirdi ortamı şenlendirirdi. Onun sayesinde Dersim’deki klam ve ağıtların birçoğunu öğrendik. O olmasaydı belki bu klamlar bugüne kadar gelmezdi, yok olup giderdi. Tabii bazı şeyler ne yazık ki kaybolup gitti. Sılo Qız’ın yeri doldurulamaz. Bugün kendisini bir kez daha anıyorum” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Sanat camiasından Onur Şener’i katledenlere büyük tepki!

    Sanat camiasından Onur Şener’i katledenlere büyük tepki!

    PİRHA – Ankara’da bir barda sahneye çıkan Sanatçı Onur Şener, üç kişinin istekte bulunduğu şarkıyı bilmediği gerekçesiyle vahşice öldürüldü. Şener’in katledilmesi büyük tepki çekti. 

    Çankaya ilçesi Çayyolu semtindeki bir bara giden bir grup, müzisyen Onur Şener’den istek şarkıda bulundu. Şarkıyı bilmediğini söyleyen Şener’e üç kişi tarafından saldırı gerçekleştirildi.

    İddialara göre, üç kişilik grup daha sonra mekandan çıkıp Onur Şener’e pusu kurdu. Kısa süre sonra tekrar saldırıya geçenler, kesici cisimlerle Şener’i ağır yaraladı.

    İhbar üzerine olay yerine giden polis, saldırganlara müdahale etti. Boğazından cam parçalarıyla ağır yaralanan ve hastaneye sevk edilen Şener, müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Polis olayla ilgili 3 kişiyi gözaltına aldı.

    Şüphelilerin emniyetteki işlemleri sürerken, hayatını kaybeden Onur Şener’in 3 Ekim’de Ankara’da toprağa verileceği belirtildi.

    Onur Şener’in katledilmesine sanat camiasından da büyük tepki geldi.

    Haluk Levent: Şimdi Ahbaplar bildirdi. Katillerden ikisi Çalışma Bakanlığı’nda müfettiş, bir tanesi TAI da çalışıyor. Daha da şoktayım. Onur’un yüzünü bardaklarla parçalamışlar.

    Ferhat Tunç: Nasıl bir ülke olduk böyle! Onur Şener adlı genç müzisyen, program yaptığı mekanda kendisinden istenen şarkıyı bilmediği için çalamamış. Mekan çıkışında bekleyen aynı müşteriler, Onur’u acımasızca döverek öldürüyorlar. Bu genç kardeşimizin iki de küçük çocuğu varmış.

    Sabahat Akkiraz: Onur Şener müzisyen arkadaşımızdı. Bir istek şarkıyı çalmadığı, muhtemelen bilmediği bir eseri seslendiremediği için istek yapan caniler tarafından tuzak kurulup tıpkı Mersin’de katledilen Sarp Öztürk gibi bizden çalındı. Bu kadar sudan bir sebepten cinayet işlemeyi aklım almıyor.

    Demet Sağıroğlu: Yine yeteneksiz cahiller tırnağı dahi edemeyecekleri bir müzisyene kıymışlar. Nur içinde yatsın. Ailesine sonsuz sabır dilerim.

    Eren Aysan: Bu ülkede üç bürokrat istek parçası çalınmadı diye müzisyen öldürebiliyor. Çünkü bu ülkede gerçek bürokratlar tasfiye edildi. Çünkü bu ülkede sanatçı imha edilebilir yaratık muamelesi görüyor. Çünkü bu ülke vahşetin taştığı bir yere dönüştü. Şimdi yaratılanla övünün!

    PİRHA/ANKARA

     

  • Ferhat Tunç: Arayıp soran herkese teşekkürler, bir süre daha hastanede kalacağım

    Ferhat Tunç: Arayıp soran herkese teşekkürler, bir süre daha hastanede kalacağım

    PİRHA-Almanya’daki evinde baygınlık geçirdikten sonra hastaneye kaldırılan sanatçı Ferhat Tunç sağlık durumuna ilişkin yaptığı paylaşımda “Umarım ciddi bir sağlık sorunu ile karşılaşmam. Bir süre hastanede kalmak durumundayım. Arayıp, soran herkese teşekkür ediyorum. Şimdilik iyi durumdayım. İyi olacağız hep birlikte” ifadelerini kullandı.

    Almanya’daki evinde geçtiğimiz pazartesi gecesi baygınlık geçiren ve hastaneye kaldırılan sanatçı Ferhat Tunç, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda sağlık sorununun araştırıldığını belirtirken, “Umarım ciddi bir sağlık sorunu ile karşılaşmam. Bir süre hastanede kalmak durumundayım. Arayıp, soran herkese teşekkür ediyorum. Şimdilik iyi durumdayım. İyi olacağız hep birlikte” dedi.

    12 Eylül Pazartesi gecesi evinde bayılan sanatçı Ferhat Tunç, sabah saatlerinde Almanya’nın Wiesbaden kentindeki HSK Hastanesi’ne kaldırıldı. Hastanede kontrol altında tutulan sanatçının gerekli tahlillerinin yapıldığı ve müşahede altında tutulduğu öğrenildi. Durumuna ilişkin bir video yayımlayan Tunç bir süre daha hastanede kalacağını ifade etti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Ferhat Tunç’tan yeni single-klip!

    Ferhat Tunç’tan yeni single-klip!

    PİRHA- Sürgünde 3.5 yılını geride bırakan sanatçı Ferhat Tunç, yeni bir single-klip ile sonbahara ‘merhaba’ diyor.

    Sözleri Yusuf Hayaloğlu’na, bestesi kendisine ait  “Kızıl Bir Güldün” adlı eserini yeniden okuyan sanatçı, Nihat Ulaş’ın yönetmenliğinde esere bir de klip çekti. Ferhat Tunç, bu çalışmasını, 38. ölüm yıl dönümü nedeniyle Yılmaz Güney’e adadı.

    Ferhat Tunç’un 9 Eylül’de dinleyicisiyle buluşturacağı çalışmasıyla ilgili açıklaması şöyle:

    “Sonbahara aşkla merhaba!

    Baskı ve zulüm ekseninde dirençle tutunduğumuz günler yaşıyoruz. Nerede olursak olalım, karanlığın bizi nefessiz kılmasına izin vermeyelim. Hayatımıza renk katan, soluk katan o eşsiz pınar, aşk, bir ırmak gibi sarsın ruhumuzu. Gelin ayrılıklarımızı, hüznümüzü ve yaralarımızı aşkla saralım. Özlem ve hüzün kalbimizin mevsimi olsun.

    Sözleri sevgili Yusuf Hayaloğlu tarafından yıllar önce yazılan ve müziği bana ait olan ‘Kızıl Bir Güldün’ adlı eseri yeniden seslendirdim. Nihat Ulaş’ın olağanüstü çabası ve heyecanıyla çekilen klipin çekimleri Frankfurt’ta gerçekleşti. Klipte ayrıca, sevgili Dicle Irmak Berkpınar’ın 2018 yılında bir başka klip için çektiğimiz görüntülerinden yararlandık.

    ‘Kızıl Bir Güldün’ adlı single, 9 Eylül tarihinde tüm dijital platformlarda yer alacak. 9 Eylül, aynı zamanda büyük aşkların ustası, devrimci sanatçı Yılmaz Güney’in aramızdan ayrılışının 38. yıl dönümü. Bu çalışmayı kendisini minnetle andığımız o büyük ustaya adıyorum.

    9 Eylül akşamı, klipi YouTube kanalımızdan izleyebilirsiniz. Bu ablukalar dünyasında, dilerim, ruhunuza esenlik katar.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Ferhat Tunç yeni albümü ‘Memleketçe’ ile sevenleriyle buluşuyor!

    Ferhat Tunç yeni albümü ‘Memleketçe’ ile sevenleriyle buluşuyor!

    PİRHA-Ferhat Tunç’un 11 eserden oluşan “Memleketçe” adlı albümü 18 Şubat’ta dinleyiciye ulaşacak.

    Sanatçı Ferhat Tunç’un “Memleketçe” adını taşıyan ve 11 ezgiden oluşan yeni albümü, dinleyicisiyle buluşuyor. Müzik yönetmenliğini Osman İşmen’in yaptığı albümün kayıt ve mix’i İstanbul ADA stüdyosunda yapıldı. Hakkında açılan davalar ve aldığı hapis cezası nedeniyle 3 yıldır Almanya’da sürgünde yaşayan Tunç, albümde yer verdiği 11 eserin okumalarını Frankfurt’ta Nihat Ulaş’ın stüdyosunda gerçekleştirdi. Ulaş, aynı zamanda sanatçının “Memleketçe” adlı yeni klibini de yönetti.

    ÇOK SAYIDA İSMİN İMZASI VAR

    Royem Müzik etiketiyle çıkacak olan albümdeki 2 eserin sözleri Ferhat Tunç’a ait. Tunç, tarihi Hasankeyf’in sular altında bırakılarak yok edilmesini anlattığı “Hasankeyf” adlı eserinde Kürt Opera Sanatçısı Pervin Çhakar ile düet yaptı. Diğer sözlerde Ahmet Can Akyol, Selahattin Demirtaş, Doğan Munzuroğlu, Hıdır Işık, Hüseyin Aşkın ve Hakan Kerimoğlu’nun imzaları var. Sekiz eserin bestesi ise Tunç’a ait. Sanatçı, albümde söz ve müziği Aram Tigran’a ait ‘Xemilî Zozan’ adlı Kürtçe esere de yer verdi.

    18 ŞUBAT’TA DİJİTAL PLATFORMLARDA!

    Albüm, 18 Şubat Cuma akşamı Türkiye saatiyle saat 00.00’da Spotify, Apple Music, Deezer ve Fizy gibi dijital platformlarda yer alacak. Aynı akşam ‘Memleketçe’ adlı esere çekilen klip, ilk kez sanatçının YouTube kanalında gösterime açılacak.

    CD olarak da müzik marketlerde yer alacak olan albümün dağıtımını KOM Müzik üstlendi. Albümde yer alan eserlerin tamamı, Nihat Ulaş’ın çekimleriyle video olarak sanatçının YouTube kanalından da izlenebilecek.

    (HABER MERKEZİ)

  • Sanatçı Ferhat Tunç, Sılo Qız anısına belgesel hazırladı

    Sanatçı Ferhat Tunç, Sılo Qız anısına belgesel hazırladı

    PİRHA- Sanatçı Ferhat Tunç, Hakk’a yürümesinin ikinci yıl dönümünde Dersimli Halk Ozanı Sılo Qız’ın anısına bir belgesel hazırladı. Belgesel, Tunç’un Youtube kanalında bu akşam Türkiye saatiyle 19:00’da yayımlanacak.

    Sanatçı Ferhat Tunç, Hakk’a yürümesinin ikinci yıl dönümünde Dersimli Halk Ozanı Sılo Qız’ın anısına bir belgesel hazırladı.

    Belgesel, Tunç’un Youtube kanalında bu akşam Türkiye saatiyle 19:00’da yayımlanacak. Belgeselde Sılo Qız ziyaretinden görüntülere yer verildi.

    Sanatçı Ferhat Tunç, Türkiye’den ayrılmadan önce Dersim’de evinde ziyaret ettiği Sılo Qız ile ilgili hazırladığı belgesel için şunları söyledi:

    “104 yaşında Hakk’a yürüyen Sılo Qız, kadim Dersim kültürünün yaralı haliyle hayata tutunmasının gerçek hikâyesidir. Hakk’a yürümeden bir yıl önceki son ziyaretimizi, belgesel tadında sunmaya çalıştım.”

    Tunç, “Gelin, bu akşam YouTube kanalımızda kadim kültürümüzün bu asla unutulmayacak değerini hep birlikte analım” çağrısında bulundu.

    Ferhat Tunç’un YouTube sayfasında bu akşam yayınlanacak belgeselin linki: https://youtu.be/6wevtkxUfMk 

    PİRHA/İSTANBUL