Etiket: fetva

  • Diyanet’ten skandal fetva; Evlat edinilen depremzede çocukla evlenilebilir

    Diyanet’ten skandal fetva; Evlat edinilen depremzede çocukla evlenilebilir

    PİRHA- Diyanet, ‘Depremzede çocuklar evlat edinebilir mi?’ sorusuna evlatlığın mirasçı olma hakkı bulunmadığını belirtilerek, ‘Evlat edinen ile evlatlık arasında evlenme engeli doğmaz’ dedi. Diyanet, gelen tepkiler üzerine hesaplarından verdiği cevabı sildi.

    Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Kurulu’nun büyük yıkım ve can kaybına yol açan depremlerle ilgili soruları yanıtladığı fetva sitesinde “Depremzede çocuklar evlat edinilebilir mi?” sorusuna verdiği cevap infial yarattı. Gelen tepkiler üzerine hesaplardan verilen yanıt silindi.

    Din İşleri Kurulu verdiği fetvada, “Dinimizde kimsesiz çocukların bakım ve gözetilmesi tavsiye edilmiş olmakla birlikte hukuki birtakım sonuçlar doğuran evlatlık müessesesi kabul edilmiş değildir. Buna göre evlat edinenle evlatlık arasındaki bu ilişki sebebiyle bir evlenme engeli doğmadığı gibi evlatlığın kendi öz anne, babası yerine evlat edinenin nesebine kaydedilmesi de caiz değildir” ifadelerini kullandı.

    Verilen fetva sosyal medyada tepki topladı. Diyanet gelen tepkilerin ardından sosyal medya hesaplarından paylaştığı yanıtı sildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Alevilik Diyanetleştiriliyor; kararnameler ile Aleviliğe yol yürütülmek isteniyor (2)-VİDEO

    ‘Alevilik Diyanetleştiriliyor; kararnameler ile Aleviliğe yol yürütülmek isteniyor (2)-VİDEO

    PİRHA- Cemevlerini, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlayan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin ‘Aleviliği Diyanetleştirme’ planı olduğunu vurgulayan Avukat Aytekin Aktaş, “Aleviler cem yaparken bu başkanlıktan izin mi alacak? Alevilik kararnameler ile yol yürümedi, yürüyemez. Diyanetleştirilmiş Alevilik amaçlanıyor” diye konuştu. 

    AKP yıllar önce sonuçsuz olarak rafa kaldırdığı sözde ‘Alevi açılımını’ yeniden masaya getirdi. İçişleri Bakanlığı yetkililerinin AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla Türkiye genelindeki birçok cemevini ziyaret ederek, fiziki ve maddi eksikliklerin tespiti ve karşılanması noktasında başlayan çalışmalar daha sonra genişleyerek sürdü. Beraberinde birçok tartışmayı da getiren bu faaliyetler, cemevlerinin “kültür merkezi” olarak tanımlanması, dedelere maaş bağlanması, cemevinin su ve elektrik giderlerinin karşılanması ve Diyanet benzeri “Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı” kurulması gibi başlıklar etrafında kamuoyuna yansıdı.

    Aleviler; AKP ve Cumhur İttifakı’nın içinde bulunduğu krizden kurtulmak amacıyla bu adımları attığını ifade ederken; sorunların çözümü noktasında iktidarı samimi bulmadıklarını bir kez daha dile getirdiler.

    Aleviler, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kurulduğu duyurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na ve torba yasaya karşı ülkenin birçok yerinde alanlara çıkarak, “Eşit yurttaşlık talebimizden vazgeçmiyoruz” mesajı verdi.

    Avukat Aytekin Aktaş, AKP iktidarının İçişleri Bakanlığı aracılığıyla gerçekleştirdiği ‘ihtiyaç’ ziyaretlerini, 2009 yılından beri devam eden açılım süreçlerinin seyrini, Alevi kurumlarının ‘kayyım’ olarak değerlendirdiği Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı hamlesini, torba yasadaki maddelerin eşitlik ilkesi/laiklik ilkesi/ din ve vicdan hürriyeti bağlamındaki hukuksal çerçeveyi, Alevi dedelerine kadro ile birlikte ‘kararnameli’ Alevilik oluşturulması planını, devletleştirilmek istenen Aleviliği bekleyen tehlikeleri, iktidarın Alevi asimilasyonunda yerel yönetimler eliyle kurduğu tahakküm ilişkilerini ve Alevi kurumlarının iktidarın bu hamlesine karşı nasıl bir karşı koyuşu örgütlemesi konularına dair PİRHA‘ya konuştu.

    AKP’nin Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde ‘Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’ kurulmasının Alevi inancının Diyanetleştirilmesi olarak yorumlayan Avukat Aytekin Aktaş, cem erkanından Hakk’a yürüme erkanlarına kadar Aleviliğin tek tip kararnameler ile yürütülmek istendiğini kaydetti.

    “AKP-MHP BLOKU ALEVİ ASİMİLASYONUNA HIZ KAZANDIRDI”

    AKP-MHP blokunun Alevilere yönelik asimilasyon sürecine hız kazandırdığını ve buna yeni hamleler kazandırdığını belirten Aktaş, “Tarihsel arka planını ortaya koyduğumuz gibi bu bütün halinde gerçekten de Aleviliği asimile etme uğraşının günümüzdeki karşılığı bu hamlelerdir. Bunu kah katliamlarla yapıyorlar kah yok sayarak yapıyorlar. Teker teker Alevilerle uğraşarak yapıyorlar. Bu sürecin devamı muhatabı da özne iktidar olan AKP-MHP blokudur. Şimdi de karşımıza yeni yöntemlerle, yeni asimilasyon politikalarıyla çıkıyorlar.  Yani bu cenah açık açık cihadist örgütlerle oturup kalkabilen, Afganistan’daki Taliban’ı bizzat muhatap alıp tanıyan ya da Suriye’deki şeriatçı terör örgütlerini muhatap kabul eden bir yerde duruyor. Yani doğrudan doğruya Alevilerin katlini vacip kabul eden fikri odakların uygulaması ancak böyle olabilir zaten. Alevi katillerinin ismini devlet kurumlarına, köprülere, yollara verecek kadar, hatta Sivas davalısının zaman aşımına uğramasını kutlayarak katillerinin avukatlarını milletvekili, bakan yapacak kadar ileriye gittiler. Bu hamlesi ile de Alevileri doğrudan doğruya karşısına almış değil” diye konuştu

    “ALEVİLİK RESMİ OLARAK YOK SAYILDI”

    Aktaş, Alevi inancının ve cemevlerinin Kültür Bakanlığı’na bağlanmasının resmi  olarak Aleviliğin yok sayılması olduğuna vurgu yaparak, “Bir defa zaten mevcut rejimin kendisi zaten kabul edilebilir bir rejim değildir. Başkanlık sistemi dediğimiz totaliter bir tek adam rejimidir. Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ve iki dudağının arasından çıkan bir kararla gece yarısı Alevilik inanç olmaktan çıkıp devlet nezdinde bir anda ‘kültür’ oldu. Kültür Bakanlığı’na bağlandı. Yani bu çok ciddi bir hadsizliktir. Bu çok ciddi bir saldırıdır. Bu belki de Aleviliğin devlet tarafından ilk kez açık açık yok sayıldığının resmidir. Bunun karşısında çok ciddi bir tepki göstermek gerekir. Hiçbir devlet hiçbir inancı tanımlama haddine sahip değildir. Çünkü inanç kişisel yönüyle sadece kişiyi ve  toplumsal olarak da o inanç grubunu ilgilendirir. Devlet bir inanca ‘sen buna inanacaksın, sen buna inanmayacaksın’ diyemez. Hiçbir devlet senin inancın böyle diye tanımlayamaz. Zaten Türkiye bu sebeplerle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nden bir sürü ihlal kararının alınmasına sebep oldu. Devletin yine yaptığı şey budur. Yani Aleviliği bir kültüre indirgemektir. Bu asla ve asla kabul edilecek bir hali değildir” dedi.

    “DİĞER İNANÇLAR VE MEZHEPLERİ İÇİN NEDEN DAİRELER KURULMUYOR”

    “Müslümanlık veya Hristiyanlığın farklı mezhepleri için bu daireler neden kurulmuyor? ” diyerek tepki gösteren Aktaş şöyle konuştu

    “Tek bir kişinin atayacağı 12 kişiden oluşacak komik bir kurulla Aleviliği yönetmeye çalışacaklar. Yani yönetemezsiniz. O kurulda yer alacak Alevilerin de vay haliyle gerçekten. Böylesi bir asimilasyon politikasına alet olmak doğrudan doğruya düşkünlüktür. Yani böyle kişilerin Alevi toplumunda yeri yoktur, bu kişilerin hiçbir sözü dikkate alınacak gibi iş değildir. Bir inancı Kültür Bakanlığı’na bağlayarak onu kültüre indirgeyemezsiniz. Velev ki bu yapılıyor. O zaman buyurun Kültür Bakanlığı’na bağlı Sünni İşleri Daire Başkanlığı kuralım. Yani bu mantık bunu gerektirir. Hani devletimiz eşitlik prensibi yürütüyor ya. O zaman hadi bakalım eşitlik nerede? O zaman Müslümanlığın diğer mezhepleri ya da Hristiyanlar için de bunu yap. Her inanç daire başkanlığı ile yürüsün, böyle yönetilsin. Diğer inançlar için olmuyorsa Aleviler için de olmayacak. Alevilere ‘siz kendi aranızda anlaşamıyorsunuz’ deniliyor. Şimdi Sünni İslam’ın içinde bütün tarikatlar birbirleriyle anlaşıyorlar mı? Sünni İslam tek bir görüş mü, ya da farklı yorumlar yok mu? Elbet var. Diğer inançların içinde alternatif yorumların olması, o inançların inanç olarak kabul edilmesini engellemezken, Aleviliğin içinde farklı görüşlerin olması onun inanç olarak kabul edilmesini neden engellesin? Nerede kaldı eşitlik ilkesi diye sorarlar. Bunun gereği yapılana kadar da haklı mücadelemizden dönmeyeceğiz. Kendisini Alevi olarak tanımlayan, yahut ayrımcılığa karşı durduğunu iddia eden ne kadar halkın bileşeni, demokratik kitle örgütü varsa bu problemi öncelemesi çok hayatidir.”

    “DİYANETLEŞMİŞ ALEVİLİK GETİRİLMEK İSTENİYOR”

    “Aleviler cem yaparken bu başkanlıktan izin mi alacak? 12 kişilik kurula dilekçe mi verecek?” diye soran Avukat Aytekin Aktaş, Aleviliğin Diyanetleştirilerek fetvalarla tek tipleştirileceğine işaret ederek şunları vurguladı:

    “Aleviliğin kendi içinde bir yüzyıllardır süregelen ve çalışan bir inanç sistemi vardır. Cumhurbaşkanı’nın Ankara’da bir cemevinde gidip dede postuna oturduğunu görüyoruz. Yani bunun Alevilik inancında yeri olmadığını biliyor olmak zorunda. Alevi inancı ayaklar altına alınmıştır. Bu kararnamede devletin Alevilerden neyin götüreceğini iyi görmek gerekiyor. Nasıl olacak şimdi ? Aleviler cem yaparken bu başkanlıktan izin mi alacak? 12 kişilik kurula dilekçe mi verecek? Alevilik bu kurulun kararnamesi ile yol yürümez, yürüyemez. Sen halihazırda yüzlerce yıldır devam edip gelen Alevi ocaklarını elinin tersiyle itip de Aleviliği nasıl tahakküm altına alacaksın? Diyanetleşmiş Alevilik geliştirilmek isteniyor. Aleviler tek bir elden fetvalarla tek tipleştirilmeye çalışılıyor.”

    NOT: Haberin 3. bölümü yarın…

    Ersin ÖZGÜL/İZMİR

    İLGİLİ HABERLER

    Av. Aytekin Aktaş: Hükümet Aleviliği tehlike olarak görüyor, bu kabul edilemez (1)-VİDEO

  • Turan Eser’den, Matem orucuna “haram” diyen ilahiyatçıya tepki

    Turan Eser’den, Matem orucuna “haram” diyen ilahiyatçıya tepki

    PİRHA-İlahiyatçı Osman Ünlü’nün Türkiye Gazetesi köşesinde Alevilere yönelik fetva vermesine tepki gösteren Birgün Gazetesi Yazarı Turan Eser, Diyanet’in memur ulemasından, cemaatlerin, tarikatların şeyhlerine ve gazete köşesi tutmuşlarına kadar ortalığın fetvacı dolduğunu belirtti.

    Yazar Turan Eser, Birgün’deki köşesinde, ilahiyatçı Osman Ünlü’nün Türkiye Gazetesi’nde “Matem orucu da, müzik de haram” diye yazmasına tepki gösterdi.

    Eser, “Bu ülkede yaşayan Aleviler için Muharrem ayı önemlidir ve bu ay içinde Kerbela faciasında katledilenler için matem orucu tutarlar. Emevi zihniyetinin temsilcisi Muaviye’nin oğlu Yezit’e de lanet okurlar” dedi.

    Eser’in yazısının tamamı şöyle:

    “İlahiyatçı Osman Ünlü de kendisine gelen sorulara, Türkiye gazetesindeki köşesinde bu eksende fetvalar aktarıyor ve yorumluyor. Nelerin ‘helal’ ya da ‘haram’ olduğunu yazıyor.

    Özellikle de son yazılarında Alevileri yakından ilgilendiren konularda, Alevi ismini belirtmeden bazı göndermelerde bulunuyor.

    Muharrem ayı içinde aktardığı bir fetvasında; ‘Peygamber efendimiz matem tutmak yasaktır diyor’ ve ekliyor: ‘Müslümanların matem yapması ve başkalarına lanet etmeleri yasak edildiği için, matem yapmıyoruz’ diyor.

    “ALEVİLER İÇİN MUHARREM AYI ÖNEMLİDİR”

    Bu ülkede yaşayan Aleviler için Muharrem ayı önemlidir ve bu ay içinde Kerbela faciasında katledilenler için matem orucu tutarlar. Emevi zihniyetinin temsilcisi Muaviye’nin oğlu Yezit’e de lanet okurlar!

    Muharrem ayı, dini saltanata çeviren, taht ve devlet ideolojisi haline getiren zalimlerin lanetlendiği, aç ve susuz bırakılıp sonra da katledilen mazlumların anıldığı aydır.

    “ALEVİLER MATEM ORUCU HAKKINDA BİR SÜNNİ FETVA VEREMEZ”

    Alevilerin matem orucu hakkında fetva vermek ise bir Sünni ilahiyatçının görevi değildir. Matem orucu başka bir oruca benzemez. Alevilerde tutulan oruç bozulmaz. Çünkü matem orucu, Kerbela ve günümüze kadar yaşanan Kerbelalarda zalimce öldürülenler için, ‘bir daha Kerbelalar yaşanmasın’ diye, tutulmuş bir niyet ikrarı orucudur. Farz olduğundan, korkudan ya da cennete gitmek için tutulmaz. Bozulmayan ve bu yeryüzünde Kerbelasız bir yaşam için tutulan niyet orucudur. Bir ikrardır (sözdür). Kerbelasız bir dünya yaratılıncaya kadar tutulur.

    O yüzden Aleviler için ‘Her gün aşure, her ay Muharrem, her yer Kerbela’dır.’

    “ALEVİ İNANCININ MERKEZİNDE CEM İBADETİ VAR”

    Kerbela’larla yüzleşmekten kaçmanın tek yolunu fetvalara sığınarak unutturmak isteyenler, ‘Matem orucunu, Yezit gibi zalimlere lanet okumayı yasak’ buyururlar.

    ‘Şarkı Söylemek, Çalgı Çalmak da Haram!’

    İlahiyatçı Ünlü, bir fetvasında ise ‘Her türlü teganni, yani çalgı ile şarkı söylemek ve dinlemek haramdır’ diye buyurmuş. Devamında ise ‘..raks etmek, oynamak, dönmek haramdır’ diye devam etmiş ve bunu yapanları ise ‘fasıklar’ (sapkınlığa gidenler) diye damgalamış!

    Alevi inancının merkezinde cem ibadeti vardır. Bağlamasız (sazsız), deyişsiz, semahsız, muhabbetsiz ve kadın, erkek eşitliği, razılık ve rızalık ilkesi sağlanmadan cem olunmaz.

    Ünlü bu fetvalarını verirken, tabii ki sadece Alevilere seslenmiyor, ‘her türlü çalgı ile şarkı söyleyen ve dinleyen’ tüm Sünnileri de ‘fasık’ sayıyor!

    Ebussuud Efendi’ye göre de ‘çalgı, raks, şiir’ bir idam gerekçesi sayılıp, icra edenin katli vacip olmuştur. Şeyhülislam Ebussuud Efendi’nin ‘bir kişi çalgı çalsa ve Müslüman olmayana çalgı çalsa ona ne yapmak gerekir?’ sorusuna cevaben, ‘Çalgıyı kıran büyük sevap işlemiş olur, çalan şiddetle azarlanıp hapsedilmelidir’ fetvası vermiştir.

    Ebussuud Efendi, Yunus Emre’nin şiirlerini bile dine aykırı saymış, ‘Bu şiirleri okuyanların öldürülmesi gerekir’ diye fetvalar verilmiştir.

    Yani Yunus Emre’nin, ‘Cennet cennet dedikleri, bir ev ile birkaç huri / İsteyene ver sen onu, bana seni gerek seni’ diye başlayan şathiyesini okumak, idam edilmeyi göze almak demekti.

    Müzikli ibadet Osmanlı’da ‘ölüm’dü. Bu nedenle Pir Sultan Abdal gibi nice halk ozanları idam edilmiştir.

    Oysa müzik, şiir, çalgılar insani yaşamın ve ihtiyacın en doğal parçası, ruhsal ve kültürel zenginliğidir.

    Aleviler, bağlamasız, şiirsiz, nefessiz ve müzik eşliğinde dönülen semahsız cem ibadeti yapmadığı düşünüldüğünde, sanırım bu türden fetvalara karşı asırlar ‘fasıklar’ olmaya devam edeceklerdir.

    2019 yılında halen, 500 yıl öncesinin Şeyhülislamı olan Ebussuud Efendi’nin şeriatçı fetvalarından beslenmeye devam edenler, nedense, her gün TV’lerde, radyolarda ve sokaklarda müzik dinleyerek ‘haram’ ile iç içe yaşamayı da bir başka çelişki olarak yaşamaya alışmış gibi görünüyor.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Diyanet: İzinsiz döküman indirmek caiz değildir

    Diyanet: İzinsiz döküman indirmek caiz değildir

    İzinsiz indirilen tüm dokümanların ‘hak gaspı’ olduğunu söyleyen Diyanet, ‘Caiz değildir’ dedi.

    İzinsiz olarak indirilen tüm dokümanların ‘hak gasp etmek’ olduğunu söyleyen Diyanet “Program, yazılım, kitap, müzik vb. ürünleri ilgililerin izni olmadan elde edip kullanmak caiz değildir” dedi.

    Diyanet, aylık dergisinde “İnternetten program, yazılım, kitap, müzik indirmek ve bunları kullanmak helal midir” sorusuna yanıt verdi.

    Sözcü’den Ali Ekber Ertürk’ün haberine göre Diyanet İşleri Başkanlığı yanıtında, “Hak ihlalleri elektronik ve bilgisayar dünyasında da yaşanmaktadır. Bu tür haksız davranışlar sadece bireylerin hakkını gasp etmiş olmamakta, aynı zamanda o alanlarda emek harcayan insanların yeni ürünler üretme konusundaki şevkini kırmakta, bu da kamu hakkı ihlaline dönüşmektedir. Bu sebeple birer emek mahsulü olarak internet ortamına geçirilmiş olan her türlü program, yazılım, kitap, müzik vb. ürünleri ilgililerin izni olmadan elde edip kullanmak caiz değildir” ifadelerini kullandı.

  • Okul müdürü kadın öğretmenlerin topuklu ayakkabı giymesini yasakladı

    Okul müdürü kadın öğretmenlerin topuklu ayakkabı giymesini yasakladı

    Ankara’nın Sincan ilçesindeki Akşemsettin İlkokulu müdürü, dinen caiz olmadığını iddia ederek kadın öğretmenlerin topuklu ayakkabı giymesini yasakladı.

    Ankara’nın Sincan ilçesinde Akşemsettin İlkokulu Müdürü Mehmet İpek, kadın öğretmenlere topuklu ayakkabı giyme yasağı getirdi. Öğretmenler Haber’de aktarılana göre okul müdürü öncelikle kadın öğretmenlerin topuklu ayakkabı giymelerinin caiz olmadığını içeren bir metni öğretmenlere verdi, arkasından da resmi yazı ile topuklu ayakkabı giyen öğretmenlere uyarı yazısı yazdı.

    Çıkan haber üzerine Akşemsettin İlkokulu’nun internet sitesinden okul müdürünün bilgilerinin kaldırıldığı görüldü.

    Okul müdürünün öğretmenlerin topuklu ayakkabı giymemesi için verdiği fetva mektubu:

    Okul müdürünün öğretmenlerin topuklu ayakkabı giymemesi için yazdığı resmi yazı:

  • Ebusuud adının değişmesi için Samsun Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na başvuruldu

    Ebusuud adının değişmesi için Samsun Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na başvuruldu

    PİRHA-Samsun Yerel Tarih Grubu Başkanı Emin Kırbıyık, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanlığına bir dilekçe yazarak Ebussud’un adı verilen caddenin adının değiştirilerek eski adı olan Süleyman Balkan Caddesi ismini almasını talep etti. 

    Samsun’un İlkadım ilçesi Selahiye Mahallesi’ne bulunan Süleyman Balkan Caddesi’nin adı Alevilerin katline hazırladıkları fermanla bilinen Ebusuud’un adı verilmişti. Yılmaz Tuluk isimli bir Alevi yurttaş Ebusuud isminden rahatsız olarak Danıştay’a dava açmış ancak dava aleyhinde sonuçlanmıştı. Daha önce de Alevi yurttaşlar tarafından Ebusuud adının değiştirilmesi için imza kampanyası başlatılmıştı.

    Samsun Yerel Tarih Grubu Başkanı Emin Kırbıyık, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanlığına bir dilekçe yazarak Ebussud’un adı verilen caddenin adının değiştirilerek eski adı olan Süleyman Balkan Caddesi ismini almasını talep etti.

    EBUSUUD ADI HALKI KİN VE NEFRETE SEVK EDİYOR

    Kırbıyık’ın yazdığı dilekçede şu ifadelere yer verildi:

    “Caddeye adı verilen Ebussuud Efendi Irak kökenli olup Kanuni Sultan Süleyman’ın şeyhülislamı idi. Aynı kişinin Türkmen Alevileri için söylediği ‘Kızılbaşların canları, malları helaldir, onlarla savaşırken ölmek şehitliğin en yücesidir ve Kızılbaşların kestiği hayvanın eti mundardır, yenmez’ gibi günümüzde bilinen fetvası vardır. Bu kişinin adının caddede devam ettirilmesi halkı kin ve nefrete dönüştürmesi, ötekileştirmesi, dışlaması, toplumun bir bölümünü galeyana getirmesi gibi sebeplerle Ebusuud Efendi Caddesi’nin adının eskiden olduğu gibi Süleyman Balkan Caddesi olark değiştirilmesini talep etmekteyiz.”

    EBUSSUUD ANAYASA MAHKEMESİ’NE DE TAŞINDI

    Osmanlı Şeyhülislamı Ebussuud isminin Samsun İlkadım İlçesi’nde bir caddeye verilmesine karşı 5 yıldır hukuk mücadelesi veren Yılmaz Tuluk adlı Alevi yurttaş da, yerel mahkemeden de bir sonuç alamayınca 3 Aralık’ta Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuştu.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Diyanet’ten yeni ‘eğitim-öğretim yılı’ fetvası

    Diyanet’ten yeni ‘eğitim-öğretim yılı’ fetvası

    Din görevlileriyle bir araya gelen Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, “Yaz Kur’an kurslarına gelen çocuklarımızı okul döneminde de davet edelim” dedi.

    “İl Buluşmaları” kapsamında Kütahya Hazer Dinari Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen programda konuşan Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, “Kur’an ve sünnet çizgisinden, Kur’an ve sünnet birlikteliğinden asla taviz vermeyeceğiz” dedi. Erbaş konuşmasında, yeni eğitim öğretim yılıyla ilgili de fetva verdi.

    Din görevlileriyle yaptığı toplantıda yaz kuran kurslarına 4 milyona yakın çocuğun başvurduğunu belirten Erbaş, “Yaz Kur’an kurslarına gelen çocuklarımızı okul döneminde de davet edelim. Yazın öğrettiklerimizin tekrarını yapalım. Ne kadar çok tekrar edersek onların unutmamalarını sağlamış oluruz” ifadelerini kullandı.

    “EV EV DOLAŞIN, İNSANLARI AYDINLATIN”

    “Ev ev dolaşın, insanlarımızı aydınlatın” çağrısında bulunan Erbaş, “Biz aydınlatmazsak din istismarcıları o boşluğu dolduruyor. İnsanlarımızı yanlış yönlendiriyorlar. İnsanlar da onların anlattıklarını din zannediyor. Din istismarının terör örgütüne dönüştüğünü de görüyorsunuz, FETÖ, DEAŞ nedir?  Doğru dini bilgiden uzak yetiştirilirse insanlar, varacağı nokta burasıdır” dedi.

     

  • HDP’li Doğan’dan Diyanet’e: Anayasal bir suç işliyorsunuz-VİDEO

    HDP’li Doğan’dan Diyanet’e: Anayasal bir suç işliyorsunuz-VİDEO

    PİRHA – HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan TBMM Genel Kurulunda söz alarak Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bir asimilasyon kurumuna dönüştüğünü belirtti. Doğan, konuşmasında “Artık inancın bir iktidar aracı olarak kullanıldığı bir ülkede, Diyanet İşleri Başkanlığı objektif bir kurum olma niteliğini yitirmiştir” ifadelerini kullandı.

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, “Alevi kardeşlerimiz cemevlerinde muhabbetlerini yapabilirler, namazlarını da kılmak istiyorlarsa kılsınlar. Müslümanların ibadet yeri camidir. Camiler hem Sünni hem Alevinin ibadet yeridir” dedi.

    “DİYANET’E ÇAĞRI: BU ÇAĞRINIZI GERİ ALMANIZ GEREKMEKTEDİR”

    Konuya ilişkin TBMM Genl Kurul’unda söz alan HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bir asimilasyon kurumuna dönüştüğünü belirterek şunları kaydetti:

    “‘Diyanet İşleri Başkanlığı ama, maalesef bir asimilasyon kurumuna dönüştü. Yarattığı din, din değil. Artık inancın bir iktidar aracı olarak kullanıldığı bir ülkede, diyanet işleri reisliği ya da başkanlığı bağımsız, objektif bir kurum olma niteliğini yitirmiştir. Bu, Alevilere haksızlıktır. Sayın Diyanet İşleri Başkanının derhal bu sözlerini geri alması gerekmektedir, yol gösteremez, fetva veremez” diyerek Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’a ‘Memur olduğunuzu da unutmayacaksınız. Diyanet İşleri Başkanı olabilirsiniz ama bu konudaki tavrınız, bu konuda ortaya koyduğunuz çağrı kabul edilemez, bu çağrınızı geri almanız gerekmektedir.”

    “DİYANET İŞLERİ BAŞKANI OLARAK ANAYASAL SUÇ İŞLİYORSUNUZ”

    Meclis Genel Kurulu’nda tepkisini dile getiren Doğan, şöyle devam etti:

    “İnanç insanların tercihiyle ilgili bir husustur. Farklı inanışlardan, farklı milliyetlerden oluşan bir ülkede yaşıyoruz. İnancımız ve öğretimizin, Aleviliğin neye tekabül ettiğini de siz çok iyi biliyorsunuz. Alevi inancı ve öğretisini insanıkâmile ulaşma çabası olarak değerlendirdiğimizi o süreçte hemen hemen hepiniz de kabul edersiniz ama şunu yapmaya kimsenin hakkı yok. Sonra, cemevi caminin de karşıtı değildir arkadaşlar ne cami cemevinin karşıtıdır ne de cemevi caminin karşıtıdır. Bu, ülkemizin bir zenginliğidir ama siz Diyanet İşleri Başkanı olarak anayasal bir suç işliyorsunuz. İnsanların inançlarıyla oynuyorsunuz, inançlarıyla ilgili hususlarda ötekileştiriyorsunuz, böyle bir siyaset izliyorsunuz. Ne demek “Camiye gelin.” demek? O tercihi insanlara bırakacaksınız.”

    “ALEVİLERİN FETVALARLA İLİŞKİSİ OLAMAZ”

    Alevilerin fetvalarla ilişkisi olamayacağını, Alevilerin dedeleri, pirleri, mürşitleri olduğunu belirten Doğan, “İmam Cafer buyruğunda belirtilen dört kapı, kırk makamdan yürüyerek ideal insana ulaşma çabası ve kaygısını yüreğinde hisseden insanlardır bunlar. Ehlibeyt sevgisi vardır. “Allah, Muhammed, Ya Ali!” diyen bir inancın, bir öğretinin insanlarına bu yolu göstermek sizin haddinize değildir. Memur olduğunuzu da unutmayacaksınız. Diyanet İşleri Başkanı olabilirsiniz ama bu konudaki tavrınız, bu konuda ortaya koyduğunuz çağrı kabul edilemez, bu çağrınızı geri almanız gerekmektedir. Bu çağrı, inançların birbirinden uzaklaşmasına neden olacak bir çağrıdır. Alevi camiye de gidebilir, Sünni de cemevine gelebilir, bu çağrıya niye ihtiyaç duyuyorsunuz bugünlerde? Bunun bir nedeni var mı, niye ihtiyaç duyuyorsunuz? Buna karar verecek olan insanlar, buna karar verecek olanlar inanç sahipleridir, öğreti sahipleridir ama siz bu konuda bir zorlama yapamazsınız” dedi.

    Doğan, “Laik, demokratik cumhuriyetin en temel kurumudur aslında laiklik anlamında Diyanet İşleri Başkanlığı ama, maalesef, bir asimilasyon kurumuna dönüştü. Yarattığı din, din değil. Artık inancın bir iktidar aracı olarak kullanıldığı bir ülkede, diyanet işleri reisliği ya da başkanlığı bağımsız, objektif bir kurum olma niteliğini yitirmiştir. Bu, Alevilere haksızlıktır. Sayın Diyanet İşleri Başkanının derhal bu sözlerini geri alması gerekmektedir, yol gösteremez, fetva veremez” diyerek Diyanet İşleri Başkanı’na çağrıda bulundu.

    “BİR İNANCA HİZMET EDEN KURUM CUMHURİYETİN KURUMU OLAMAZ”

    “Size bir fetvadan daha örnek vermek isterim. Diyanet İşleri Başkanlığının sitesinde yer alıyor. Bir soru şöyle sorulmuş: Alevi’yle evlenilir mi? Vatandaş sormuş, cahil bir vatandaş, olabilir, eğitimsiz olabilir, kötü niyetli de olmayabilir. Verilen cevap arkadaşlar: Müslüman Müslümanla evlenir. Böyle mi cevap verilir arkadaşlar? Bu cevabı lütfen çözer misiniz? Ne demek Müslüman Müslümanla evlenir?” diye konuşan Doğan, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Bu ötekileştirme siyasetinden Diyanet İşleri Başkanlığının kurtulması gerekiyor. O yüzden de Aleviler diyor ki: “Bu Diyanet İşleri Başkanlığı kaldırılsın.” O kadar bütçeye sahip, 6 bakanlığın bütçesinden daha büyük, sadece bir inanca hizmet eden bir kurum cumhuriyetin kurumu olamaz diyorum. ”

    (HABER MERKEZİ)

  • Diyanet Aleviler için de ayrıştırıcı, bölücü fetvalar vermişti

    Diyanet Aleviler için de ayrıştırıcı, bölücü fetvalar vermişti

    PİRHA- Diyanet’in çocuk evliliğine ilişkin verdiği fetva tartışılırken, Alevilerle ilgili verdiği fetvalar da gündeme geldi. Diyanet, “cemevleri kırmızı çizgimizdir” ,  Alevileri kastederek “müslüman olmayanla evlenilmez” açıklamaları yapmıştı. Aleviler ise Diyanet’in bölücü ve ayrıştırıcı olduğunu belirterek kaldırılmasını talep etmişti. 

    Dini Kavramlar Sözlüğü’nde yer alan “İslâm hukukçularınca bulûğ çağının alt sınırı, erkekler için 12, kızlar için 9 yaş olarak belirlenmiştir” ifadeleri nedeniyle tepki çeken Diyanet’in skandal açıklamaları sadece çocuklarla ilgili değil.

    GÖRMEZ, ‘CEMEVLERİ KIRMIZI ÇİZGİMİZDİR’ DEMİŞTİ

    Diyanet Alevilerle ilgili de tepki çeken fetvalar vermişti. 3 Ocak 2016’da eski Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, AKP’nin 64. Hükümet Programı’nda yer alan, “Cemevlerine hukuki statü verilmesi” ile ilgili yaptığı konuşmasında şöyle demişti:

    “Biz dini statü veremeyiz, statüyü ancak bu yolun bizatihi sahipleri belirleyebilirler. Alevilik meselesini teolojik bir tartışma zeminine çekmeden, sadece sosyal, hukuki zeminde konunun ele alınması gerektiğini hep ifade etmişimdir. Bizim daima iki kırmızı çizgimiz olmuştur, bundan hiçbir zaman vazgeçmedik.

    Bir tanesi; Aleviliğin İslam’ın dışında bir yol olarak tarif edilmesi. Çünkü bin yıllık tarih bunu yalanlıyor, doğru olmadığını ortaya koyuyor. İkincisi de; cemevlerinin caminin alternatifi, başka bir inancın mabedi gibi gösterilmesi. Ama kendi tarihinde var olduğu şekliyle ocakların talepleri doğrultusunda özgürce kendi geleneklerini, kendi kültürlerini, kendi inançlarını yaşamalarının da hem İslam’ın, hem hukukun onlara verdiği bir hak olduğunu düşünüyorum.”

    ABF’DEN, GÖRMEZ’E: BÖLÜCÜ VE AYRIŞTIRICI OLUYORSUNUZ

    Bunun üzerine Alevi kurumları, 7 Ocak 2016’da Görmez hakkında suç duyurusunda bulunmuştu.  Alevi Bektaşi Federasyonu ise Görmez’e tepki göstererek şu açıklamayı yapmıştı:

    “Bir din temsilcisi olarak bırakın inançlara şekil vermeyi, bu topluma sevgiyi ve hoşgörüyü öğretmeye çalışın. Yıllardır bizler birleştirici ve bütünleştirici olmaya çalışırken, sizler bölücü ve ayrıştırıcı oluyorsunuz.”

    DİYANET’İN “MÜSLÜMAN OLMAYANLA EVLENİLMEZ” FETVASI

    Kendileriyle evlenilmesi caiz olmayan kişilerin ayet ve hadislerde belirtildiği, bunların dışında kalanlarla evlenmenin helal olduğu belirtilen bir fetvada ise Diyanet, “Alevi olan kişi ile evlilik caiz midir?” sorusuna şu şekilde yanıt vermişti:

    “İslam’a göre Müslüman bir kadın ancak Müslüman bir erkekle evlenebilir. Allah’a, Hz. Muhammed (s.a.s.)’in Allah’ın elçisi olduğuna, onun ümmetine tebliğ edip hayatında uyguladığı dini hükümlere inanan ve bunları kabul eden herkes Müslümandır. Bu itibarla evlenirken aranan nokta, kişinin Müslüman olup olmadığının tespitidir. Müslüman olanla evlenilir, olmayanla evlenilmez.”

    Diyanet’in bu açıklaması da Alevi kurumların ve Alevi yurttaşların tepkisini çekmişti.

    (HABER MERKEZİ) 

     

     

  • TV10 eylemi 66 haftasında: Başta Diyanet olmak üzere birçok kişi suç işliyor-VİDEO

    TV10 eylemi 66 haftasında: Başta Diyanet olmak üzere birçok kişi suç işliyor-VİDEO

    PİRHA – Haksız, hukuksuz ve hiçbir gerekçe gösterilmeden kapatılan kanallarını geri almak için  TV10’un çalışanlarının başlattığı eylem 66. haftasında da devam etti. Diyanet’in yaptığı açıklamayı değerlendiren TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, “Her ne kadar kadınların ve birçok kesimin vermiş olduğu tepki ile Diyanet geri adım atmış olsa da zihniyetin değişmediğini görüyoruz” dedi.

    Haberin Videosu

    OHAL’in ardından çıkarılan KHK ile kapatılan TV10’un emekçileri, 66. kez kanallarının açılması talebiyle buluştu. “Alevilerin sesi TV10 susturulamaz” şiarıyla Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen basın emekçilerinin eylemine bu hafta kayıp yakınları, insan hakları aktivistleri, hasta tutuklu yakınları ve TV10 izleyicileri destek verdi.

    Bu haftaki açılış konuşmasını yapan TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, “OHAL’in kaldırılmasını ve yaşanan mağduriyetlerin giderilmesini istiyoruz. Ancak OHAL rejimi gittikçe baskısını artırıyor ve yeni sorunlar yaratıyor” şeklinde konuştu.

    “ZİHNİYETİN DEĞİŞMEDİĞİNİ GÖRÜYORUZ”

    Diyanetin kız çocuklarına ilişkin yayınladığı bildiriyi de hatırlatan Büyükşahin şunları ifade etti:

    “Her ne kadar kadınların ve birçok kesimin vermiş olduğu tepki ile Diyanet geri adım atmış olsa da zihniyetin değişmediğini görüyoruz. Neredeyse her gün diyanetin farklı bir kurumu ve yetkilisi bizim yaşamımızı düzenlemeye çalışıyor. Oysa milyonlarca insan diyanetin kaldırılmasını istiyor. Bizi hiçbir şekilde temsil etmeyen bu kurumun bir an önce lağvedilmesini ve kaldırılmasını talep ediyoruz.”

    Diyanet İşler Başkanı’nın bugünlerde 9 bin personel alacağına hatırlatan Büyükşahin, “Diyanet İşleri Başkanı’nın bütçesi 7-8 bakanlığın bütçesinden daha fazla. Eğitim ve sağlık alanlarında çokça açık ve yetersizlikler varken Diyanet 10 bine yakın personel alıyor. Ve üç buçuk milyona yakın işsizlik var. Ancak bu ülkede bizim ve Diyanet’te hiçbir şekilde hizmet almak istemeyenlerin verdiği vergiler ile Diyanet’in bütçesi her gün biraz daha büyütülüyor. Bu kadar güçlenen Diyanet bizim yaşamımıza müdahale etmeye çalışıyor. Nasıl yaşayacağımıza ve kız çocukların ne zaman evleneceğine karar veren bir diyanet ile karşı karşıyayız” dedi.

    “KIZ ÇOCUKLARI TACİZ VE TECAVÜZLE KARŞI KARŞIYA”

    “Cemaat liderlerinin kız çocuklarına ilişkin konuşmalarını ana akım medyada günlerce izledik” diyen Büyükşahin sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Birçok cemaat lideri televizyonlara çıkıp kız çocuklarının 7-8 yaşında evlendirilmesini konuştu. Ve hatta kendi çocuklarında tahrik olduğunu söyleyen cemaat liderleri oldu.  Ana akım medyada sanki bu konuşulanlar çok iyi bir şeymiş gibi günlerce verdi. Hükümet yetkilileri başta olmak üzere bu ülkede birçok köşe yazarı, gazeteci, dekan gerici açıklama yaptığı için Diyanetinde böyle bir açıklama yapması bizi hiç de şaşırtmadı. Bütün bunlar konuşulurken kız çocukları taciz, tecavüz ve ölümle karşı karşıyadır. Bir an önce hükümetin ve devletin buna son vermesi gerektiğini düşünüyoruz.”

    “DİYANET’İN ALEVİLER ÜZERİNDE HİÇBİR YETKİSİ YOK”

    Başta Diyanet olmak üzere birçok kişinin suç işlediğini belirten Büyükşahin, “Hiç kimsenin bizim kız çocuklarımız için bunu söylemeye hakkı ve yetkisi yok. Özellikle Aleviler ve kız çocukları üzerinde hiçbir yetkisi yok. Ve evlerimizde nasıl yaşayacağımızı bize öğretmeye kalkışmayın. Çünkü siz bizi ifade etmiyorsunuz” dedi.

    Büyükşahin şöyle devam etti:

    “Cemevlerini kabul edemeyiz diyerek Alevilerin inanç yeri olan cemevini reddeden bir Diyanet var. Ancak haktan, hukuktan bahseden bir diyanet milyonlarca Alevi ve farklı inançtan insanın vergilerini ceplerine indirmeyi, milyonları bulan Mercedeslere binmeyi biliyorlar. Burada hak ve hukuktan bahsetmek mümkün mü? Elbetteki değil.”

    “SOSYAL MEDYA YAZILARINDAN DOLAYI YARGILANIYORSUNUZ”

    Bu ülkede düşüncelerini ifade eden ve örgütlenme özgürlüğünü kullanmak isteyen herkesin baskı altında olduğunu vurgulayan Büyükşahin, “Dersim Araştırmalar Merkezin ’den (DAM) ve Şair Fadıl Öztürk yazdığı yazılarından dolayı dün İzmir’den gözaltına alındı. Ve yine sosyal medyada yazdığınız çizdiğiniz birçok şeyden dolayı bu ülkede yargılanıyorsunuz, gözaltına alınıyorsunuz, tutuklanıyorsunuz ve kötü muamele ile karşı karşıya kalıyorsunuz. Ancak 9 yaşındaki kız çocuklarına ilişkin kendini bilmez Diyanet yetkililerin yaptığı açıklamalara ilişkin hiçbir dava açma gereği duymuyor” diye konuştu.

    “BİZİM GİBİ YAZAN VE ÇİZEN BASIN YAYIN ORGANLARINI KAPATTILAR”

    Bu ülkede halkın haber alma özgürlüğüne saygı duyan, bunun için elini taşın altına koyan gazetecilere, habercilere ve basın yayın kuruluşlarına ihtiyaç olduğunu belirten TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, “Bizim gibi yazan çizen basın yayın organlarını kapattılar, aydın ve yazarları gözaltına alıp tutuklamaya devam ettiler. Burada çıkmanın bir tek yolu var. Mücadele etmek ve bir araya gelmektir” dedi. (HABER MERKEZİ)

     

  • Nar Kadın Dayanışması, Diyanet’in fetvasını yargıya taşıyor

    Nar Kadın Dayanışması, Diyanet’in fetvasını yargıya taşıyor

    Nar Kadın Dayanışması, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın sitesinden yayımladığı ve 9 yaşındaki kız çocuklarının evlenebilmesine yönelik verdiği fetvayı yargıya taşıyor.

    Nar Kadın Dayanışması, yarın Çağlayan Adliyesi’nde toplanacak olan Nar Kadın Dayananışması, 12.30’da bir basın açıklaması düzenleyecek.

    “Çocuklarımızı gericiliğe teslim etmeyeceğiz”, “Sesimiz, sözümüz, geleceğimiz karanlık fetvalarınıza sığmaz!” denilerek yapılan çağrı için 12.00’de Çağlayan Adliyesi’nde buluşulacak.

  • Diyanetin çocuk yaşta evlilik fetvasına tepkiler artıyor: Diyanet kapatılsın

    Diyanetin çocuk yaşta evlilik fetvasına tepkiler artıyor: Diyanet kapatılsın

    Diyanet’in çocuk evliliği tanımına tepkiler çığ gibi. CHP’li 31 milletvekili çocuk evliliklerinin araştırılması için önerge verdi. Sosyal medyada ise “Diyanet kapatılsın” çağrıları yapıldı. Nar Kadın Dayanışması, “Sesimiz sözümüz geleceğimiz karanlık fetvalarınıza sığmaz” yorumunda bulundu. 

    Diyanet’in internet sitesinde yer alan Dini Kavramlar Sözlüğü’ndeki kızların 9 yaşında gebe kalabilecekleri, erkeklerin de 12 yaşına girdiklerinde baba olabileceklerini belirten tanıma toplumun her kesiminden tepkiler artıyor.

    Diyanet İşleri Başkanlığı tepkiler üzerine “Haberler asılsız, gerçeği yansıtmamaktadır” sözleriyle kendisini savunmaya çalışsa da yurtiçi ve yurtdışından tepkiler devam ediyor. Birçok ünlü ismin yanı sıra politikacı, yazar ve aydının da destek verdiği diyanet kapatılsın etiketiyle sosyal medyada başlatılan kampanya kısa sürede gündemin en tepesine çıkarak Twitter’da en çok konuşulan konu oldu.

    CHP’li 31 VEKİLDEN ÇOCUK EVLİLİKLER ARAŞTIRILSIN ÖNERGESİ

    CHP’li 31 milletvekili çocuk evliliklerinin araştırılması için önerge verdi. CHP Milletvekili Murat Bakan tarafından hazırlanan ve otuz CHP’li milletvekilinin imzasıyla Meclis Başkanlığı’na sunulan meclis araştırma önergesinde, “Erken yaşta yapılan evlilikler kadınların toplumdaki eşitsiz konumunu pekiştirmektedir. Çocuk yaşta yapılan evlilikler, çocuk hakkı, kadın hakkı ve insan hakkı ihlalidir. Ruhsal ve bedensel gelişimini henüz tamamlamamış, haklarını bilmeyen yüzlerce genç kız, kendi istekleri dışında ve ailelerinin zorlamasıyla evlendirilmektedir. Anayasanın 98. ve İçtüzüğün 104. ve 105. maddeleri gereğince bir Meclis Araştırması açılması konusunda gereğini arz ederiz” denildi.

    CHP’Lİ VEKİLDEN DİYANET’E SUÇ DUYURUSU

    CHP Milletvekili Namık Havutça da, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın internet sitesinde yer alan Dini Terimler Sözlüğü’nde kız çocuklarının 9 yaşında evlenmelerine yönelik ifadelerin yer almasıyla ilgili Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusuna bulundu.

    “18 YAŞINDA KÜÇÜK OLAN HERKES ÇOCUKTUR”   

    Sosyal medyada Diyanet’in yaptığı tanıma tepki yağdı. Eğitim Sen, “BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre 18 yaşından küçük olan herkes çocuktur. Çocuk yaşta evlendirmeyi özendirmek, çocukların istismar edilmesini açıkça teşvik etmektir” sözleriyle Diyanet’e tepki gösterdi.

    İlahiyatçı yazar İhsan Eliaçık, Diyanet’in fetvasını Nisa 6. ayet ile açıkladı. Eliaçık Twitter hesabından “Diyanet’e sorulan soruya cevap: Kur’an’da evlilik şartı Nisa 6. ayette açıklanır; buluğ (bedensel ergenlik) ve rüşd (zihinsel ergenlik). Evlilik yaşı için 9, 12 diye sayı verilmez. Muhammed Peygamber evlendiğinde Aişe 9 değil; 19-21 yaşında idi.” açıklamasını yaptı.

    “TAMAMEN BARBARLIK”

    Diyanet’in çocuk yaşta evliliğin önünü açan tanımına yurt dışından da tepki geldi.

    Hollanda’da ana muhalefetteki aşırı sağcı Özgürlük Partisi (PVV) Lideri Geert Wilders, durumu ‘barbarlık’ olarak değerlendirdi. Wilders, ‘9 yaşındaki kız çocuklarının evlenebileceği’ yönündeki tartışmalı ifadeyi ‘barbarlık’ olarak nitelendirerek, bütün Batı ülkelerini Türk büyükelçileri sınır dışı etmeye çağırdı. Wilders, Türkiye ve Hollanda medyasındaki ilgili haberleri Twitter hesabından paylaştı, “Türk Diyanet İşleri Başkanlığı, 9 yaşındaki kız çocukların evlenebileceği ve hamile kalabileceğini söylüyor. Tamamen barbarlık” diye yazdı. PVV Milletvekili Machiel de Graaf da, Türkiye ile ilişkilerin kesilmesini savundu, bu konuda bir yazılı soru önergesi verdi.

    AKP’NİN 15 YILLIK İKTİDARINDA EN BÜYÜK ZARARI ÇOCUKLARIMIZ GÖRDÜ”

    Haziran Hareketi yaptığı açıklamada, “AKP’nin 15 yıllık geçmişinde en büyük zararı çocuklarımız gördü” dedi.

    Eğitimden günlük yaşama gerici ve yıkıcı politikalarla her geçen gün çocuklarımızın akılları, duyguları, bedenleri örselendi” denildi. İstanbul Barosu Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada ise Diyanet’in tanım ve açıklamalarının fetva gibi yerleştirilmeye çalışıldığına dikkat çekilerek laik devlette bunun kabul edilemez olduğu vurgulandı.

    “GELECEĞİMİZ KARANLIK FETVALARINIZA SIĞMAZ”

    Nar Kadın Dayanışması da Diyanet’in tepki çeken açıklamasına ilişkin “Sesimiz sözümüz geleceğimiz karanlık fetvalarınıza sığmaz” yorumunda bulundu. Nar Kadın Dayanışması’nın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

    “Diyanet’in kadınları ve toplumu yok sayan açıklamalarına teslim olmayacağız. Kadınlarını kurtuluşu gericilere karşı ayağa kalkmakla mümkün olacak. Mor düdüklerimizle peşinizdeyiz.”