Etiket: fidan ataselim

  • “Barış için 1 milyon imza” kampanyası kapsamında kadınlar bir araya geldi-VİDEO

    “Barış için 1 milyon imza” kampanyası kapsamında kadınlar bir araya geldi-VİDEO

    PİRHA-HDK Kadın Meclisi “Barış için 1 milyon imza” kampanyası kapsamında kadın buluşması gerçekleştirdi. Özgür bir yaşam için kadınlar olarak mücadele edeceklerini vurgulayan HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, barışın, kadın katliamlarının sona ermesi, kadın düşmanı politikaların terk edilmesi olduğunu ve kadınların barış için iradelerini ortaya koymaktan geri durmayacaklarının altını çizdi. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ise, “Dünyada her kesimin üzerine düşen görev ve sorumluluğun ne kadar büyük olduğunu buradan bakarak bilince çıkarmak ve ona göre adımlar atmaya ihtiyacımız var” diye konuştu.

    Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Kadın Meclisi, HDK’nin barışın toplumsallaşması amacıyla başlattığı “Barış için 1 milyon imza” kampanyası kapsamında kadınlar bileşenleriyle bir araya geldi.  Kadın Meclisi, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları’nın katılımıyla, Beyoğlu’nda bulunan HDK Genel Merkezi’nde bir araya geldi.

    “DÜNYANIN GİDİŞATINI BARIŞ ÜZERİNDEN ŞEKİLLENDİREBİLİRİZ”

    Özgür bir yaşam için kadınlar olarak mücadele edeceklerini vurgulayan HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, “Barış, kadın özgürlükçü bir toplumdur. Barış, kadın katliamlarının sona ermesi, kadın düşmanı politikaların terk edilmesidir. Kadınlar barışı yalnızca istemekle kalmadılar, kalmayacaklar. Kadınlar adil, özgür ve çoğulcu bir toplumun inşası için mücadele eden en kıymetli öznelerdir. Kadınlar Türkiye’de barış için iradelerini ortaya koymaktan geri durmayacaklar. Kadın olmak bu ülkede başlı başına mücadele sebebiyken; bir de mülteci kadın olmak, işçi kadın olmak, Kürt kadın olmak, sosyalist bir kadın olmak, barış annesi olmak, hapishanede bir kadın olmak yani özcesi muhalif bir kadın olmak bizleri acı ve mücadele içinde pişirdi. Barış ve uzlaşma süreçlerine kadınların anlamlı katılımını teşvik etme ve toplumsal cinsiyet perspektifini müzakerelere dahil etme çabalarının çok şeyi değiştireceği şüphesizdir. Bizler yeni bir hikaye yazabilir ve dünyanın gidişatını barış üzerinden şekillendirebiliriz” dedi.

    “BARIŞ, KADINLARIN ELLERİNDE GELECEKTİR”

    Bütün dünyanın bir savaş eşiğinde olduğunu belirten DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Bu coğrafyada ve dünyada barışa her zamankinden daha çok ihtiyaç olan bir dönemden geçiyoruz. Barış biz kadınların elleriyle gelecektir. Hakiki tarihsel bir yüzleşme sağlayabilenler barışabilir. Biz kadınlar barışa olan inancımızla gerçeklerle yüzleşmek, barışı bu coğrafyada tesis etmek için elimizden gelen her türlü çabayı ve çalışmayı sürdüreceğiz. Bu anlamıyla HDK’nin başlattığı imza kampanyası çok önemli ve değerlidir. Buradan bütün Türkiyeli kadınlara seslenmek istiyorum; sevgili kadınlar demokratik bir ülkede yaşayabilmek için, kanın akmasını engellemek için, barışa huzura ve adalete kapıların açılması için lütfen hiç üşenmeyin ve barış için sizler de bir imza atın” diye konuştu.

    “MÜCADELE DE ORTAKLAŞMAK ÇOK ÖNEMLİ”

    “Çok uzun süredir baskı politikalarının Türkiye’de işçilerin ve emekçilerin hayatını çok derinden etkilediğini belirten Emek Partisi’nden Hazal İlik ise, “Bütün bu politikalar Kürt halkının üzerindeki baskılara karşı çıkmak, savaşa karşı çıkmak halkların hayatlarından çaldıkları yaşamlarına karşı çıkmaktır. Türkiye’de bütçenin yarısı savaşa ayrılıyor. Savaş politikaları en çok kadınların yaşamlarından çalıyor. Baskıya, sömürüye karşı hep birlikte çıkmak ve mücadelenin bir parçası olmak, birleşik bir mücadele de ortaklaşmak bu yüzden çok önemli. Biz de burada Emek Partisi olarak bu mücadelenin sözünü veriyoruz” dedi.

    “SAVAŞIN KARŞISINDA, BARIŞIN YANINDAYIZ”

    Barış için bir arada olduklarını söyleyen Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Sekreteri Fidan Ataselim, “Savaş ortamları en çok kadınları, çocukları LGBT’lileri etkiliyor. Tüm dünya halklarının eşit ve özgür bir şekilde yaşaması için barışın şart olduğunu söylemek istiyoruz. Hala halkın seçmiş olduğu belediye başkanları görevden alınıyor ve hala kayyım atanıyor. Bütün coğrafyalarda olduğu gibi bu gün daha çok ölüyorsak daha çok sömürülüyorsak bundan dolayı barış şart. Kadınlar olarak, hepimizin hayatını etkiliyor. Savaşın karşısında barışın yanındayız. Eşit yurttaşlık ve tam kardeşlik için birlikte güçlü bir mücadelede etmek için buradayız. Buradan da imza atarak bu mücadeleye ortak oluyoruz” diye ifade etti.

    “KADINLAR OLARAK BARIŞI GELİŞTİRECEK GÜCÜMÜZ VAR”

    Türkiye’nin iki basın emekçisini katlettiğini söyleyerek sözlerine başlayan siyasetçi Sebahat Tuncel ise şunları dile getirdi:

    “Onların cenazesi bile verilmedi ailelere. Bugün hala gözaltında tutulan özgür basın emekçileri var. Bu saldırılara karşı ses çıkarttıkları için bugün basın emekçileri gözaltında ve tutuklanarak cezaevine gönderiyorlar. Tişrîn Barajı’na karşı saldırılar devam ediyor. Oradaki halklar canlı kalkan oldular. İnsanlar direniyor. Buna karşı da direniyorlar. Bizler bu yaşam hakkına karşı yapılan saldırıları kabul edemeyiz. Böylesi bir durumda bir barıştan bahsedemeyiz. Türkiye halklarının barışa ihtiyacı var. Barışı toplumsallaştırmak bizim açımızdan da bir fırsat. Kadınlar olarak ta savaşı durduracak ve barışı geliştirecek gücümüz var.”

    “ONURLU BARIŞIN OLMASI İÇİN MÜCADELE EDECEĞİZ”

    Kürt halkının kolektif haklarının tanınması sadece yapılacak mücadele ile mümkün olabileceğini ifade eden Sosyalist Kadın Meclisleri (SKM) Sözcüsü Tanya Kara da, “AKP-MHP iktidarının saldırılarıyla karşı karşıyayız. Bizi seçeneksiz bırakmaya çalışıyorlar ama biz bunu biliyoruz başka bir çare var. Saldırılar karşısında mücadelemiz ve direnişimiz var. Biz kadınlar olarak adil onurlu bir mücadelenin öncüleri olarak onurlu bir barışın olması için mücadele edeceğiz” dedi.

    Buluşma atılan imzaların ardından son buldu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümleri 2024 yılında arttı

    Kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümleri 2024 yılında arttı

    PİRHA- Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Kadın Meclisleri, 2024 yılında gerçekleşen kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümlerine ilişkin verileri açıkladı. Platform, 2024 yılında 394 kadın cinayeti, 259 şüpheli kadın ölümü gerçekleştiğini belirtti. 

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Kadın Meclisleri, 2024 yılında gerçekleşen kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümlerine ilişkin verileri açıklamak üzere basın toplantısı yaptı. Verilere göre, 2024 yılı, platformun kadın cinayetleri verisi toplamaya başladığı yıldan bu yana en yüksek sayıda kadın cinayetinin gerçekleştiği yıl oldu. 2024 yılında 394 kadın cinayeti 259 şüpheli kadın ölümü gerçekleşti.

    Basın toplantısında, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Sekreteri Fidan Ataselim ve Genç Feministler Federasyonu Temsilcisi Güneş Fadime Akşahin, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu temsilcisi Şirin Yalıncakoğlu önemli açıklamalarda bulundu.

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Sekreteri Fidan Ataselim, “İstanbul Sözleşmesinden geri çekilmenin, aile odaklı politikaların, cezasızlık politikalarının, 6284 sayılı kanunun uygulanmamasının sonucu olarak 2024 yılında 394 kadın cinayeti 259 şüpheli kadın ölümü gerçekleşti. Kadınlar öldürülüyor ve hiç bu kadar öldürüldüğümüz bir dönem olmadı. Bu durum tesadüf değil” dedi.

    Fidan Ataselim şunları kaydetti:

    “Kadınların %71’i aile içerisinde öldürüldü. Eşleri tarafından, babaları tarafından, boşanmaya çalıştıkları erkekler tarafından… Hangi ailenin korunmasından ve güçlendirilmesinden bahsediyorsunuz? Kadınların %57’si evlerinde öldürüldü. Şimdi çıkardıkları aile enstitüsü kararıyla, genelgelerle kadınları hapsetmeye çalıştıkları işte o evlerde öldürüldü. Bir başka veri: Kadınlar yine en çok ateşli silahla öldürüldü. Kadın cinayetlerini durdurma iradesi varsa, iktidar bireysel silahlanmanın önüne geçmeli.

    Bir başka veriye gelelim. 42 failin adli sicil kaydı vardı. Defalarca suç kaydı olmasına rağmen serbest gezdiği için, bu failler tarafından öldürülen kadınların ardından eylemler yaptık ülkenin dört bir yanında. Kelepçeleri kadın katillerine değil, kadın cinayetlerini durdurmak isteyenlere, gerçekleri açığa çıkaran gazetecilere takıyorlar.
    Açlık sınırının altında asgari ücretin açıklandığı gün aile enstitüsünün kurulması kararı da tesadüf değil. Kadın evde oturacak, çocuğuna bakacak, evinin hanımı olacak… Yarattıkları ekonomik darboğazı kadının görünmeyen emeğinin üzerinden yumuşatmak niyetindeler. Kadınlar sizin kuluçka makineniz, evde de işyerinde de köleniz olmayacak.

    Bizim verilerimizle Bakanlık verileri uyuşmuyor. Fakat İçişleri Bakanlığının resmî açıklamalarının izini sürdüğümüzde kendi kendisiyle de uyuşmadığını görüyoruz.
    İçişleri Bakanlığının resmi verilerine göre de kadın cinayetleri artıyor. Fakat henüz şüpheli kadın ölümlerini Bakanlığın verilerinde görmek mümkün değil. Bizim verilerimiz ortada, resmî açıklamaları, resmi verileri görmek istiyoruz.

    Yürütülen aile odaklı politikalara rağmen, bu ekonomik darboğaza rağmen hayatın her alanında gerçek ve tam eşitliğe ulaşana dek mücadeleye devam edeceğiz. Kadın cinayetlerini durdurmakta kararlıyız. 6284 sayılı kanunu birlikte uygulatalım, kadın cinayetlerini durduralım.”

    “BABALARI TARAFINDAN ÖLDÜRÜLEN KIZ ÇOCUĞU VE GENÇ KIZLARIN SAYISINDA ARTIŞ VAR”

    Genç Feministler Federasyonu Temsilcisi Güneş Fadime Akşahin ise şunları söyledi:

    “Bu yıl genç kadınlar ve çocuklar açısından nasıl geçti, bundan bahsetmek istiyorum. Konuşmama bir genç feminist olarak İkbal ve Ayşenur’la bahsetmek istiyorum. Yetkililer sapkın akım dediler, alkol dediler… Kadınların öldürülmesinin hiçbiri tesadüf değil. Hepsi AKP hükümetinin politikaları sonucu gerçekleşiyor. Aile odaklı politikalar ve 6284’ün uygulanmaması sebeptir, kadın cinayetlerinin artması sonuçtur.

    Babaları tarafından öldürülen kız çocuğu ve genç kızların sayısında artış var. Babaları tarafından bu yıl 19 kız kardeşimiz öldürüldü. 2023 yılında bu sayı 5’ti. Bu yıl neredeyse dört katına çıkmış durumda. Bize sürekli ailenin çok korunaklı olduğu anlatılıyor fakat gerçek bu değil. Arkadaşının doğum gününe gitmek istediği için babası tarafından öldürülen Eylem Sevilen’i hepimiz hatırlıyoruz.

    Hükümet ve Bakanlıklar 18 yaşından küçük çocukların o dört duvar arasında nasıl hayatlar yaşadığının takibini yapmak zorundadır. Fakat tek dertleri, kadınlara ‘çocuk doğurun’ diye telkinde bulunmak.

    “AKP HÜKÜMETİNİ ONLARCA KEZ UYARDIK”

    AKP hükümetini, politikalarının sonucu kadın cinayetlerinde artış olacağına dair onlarca kez uyardık. Bugün durum bizlere ailenin söylendiği gibi kutsal olmadığını gösteriyor. Bakanlık doğum oranlarında ciddi bir düşüş olmasına üzülüyor. Evlilik yaşını düşürmek ve doğum oranlarını artırmak istiyorlar. Bakanlık KYK yurtlarında genç kadınlara evlilik öncesi eğitim seminerleri düzenliyor. Fakat bizler, sizin evlilik öncesi eğitim seminerlerinizi de aile odaklı politikalarınızı da buruşturup atacağız. Dayattığınız aile ilişkilerine asla dahil olmayacağız. Bizler özgürlük mücadelesinin bayrağını taşıyoruz.

    KYK bursu 3 bin TL olarak açıklandı. Bu parayla geçinmek elbette mümkün değil. Bizleri ekonomik olarak aileye daha bağımlı olmak zorunda bırakıyorlar. Temel ihtiyaçlarımızı karşılayacak koşulsuz bir burs miktarı belirlenmek zorundadır. Ekonomik kriz şiddetlendikçe bağımlı kılındığımız evlerde kadına yönelik şiddet de artıyor.

    Bir süredir Rojin’e ne olduğunu hep birlikte soruyoruz. Yarın İzmir’deki mücadele arkadaşlarımız, Rojin ve Gülistan için eylem yapacak onlara ne olduğunu bir kez daha soracaklar. Bunun sonuna kadar üzerine gideceğiz. Nizamettin Kabaiş’in vurguladığı önemli bir şey var: Rojin KYK yurdunda kalıyor fakat kendisinden haber alınamayınca yurt yönetimi ne ailesine haber veriyor ne de emniyete. Sadece kadınların hayatına karışmaya gelince kendilerini sorumlu hissediyorlar. Bunu kabul etmiyoruz.

    “15-25 YAŞ ARASINDA 50 KADIN ÖLDÜRÜLDÜ”

    Bu yıl ile ilgili başka bir veri paylaşmak istiyorum. Bu yıl 15 – 25 yaş arasında 50 kadın öldürüldü. 16’sı birlikte olduğu ya da eskiden birlikte olduğu erkek tarafından öldürüldü. Konu ısrarlı takip olduğunda, genç kadınlar karakollara ve kamu kuruluşlarına gittiğinde ciddiye alınmıyorlar. Bunun bu yılki en can alıcı örneği maalesef İkbal’in öldürülmesidir. Israrlı takip, 6284’ten yararlanılabilecek bir suç türüdür. Israrlı takip cinayete dönüşmeden engellenebilir, genç kadınlar yaşayabilirler. Israrlı takibin çözümü 6284’ün etkin uygulanmasıdır. Bununla ilgili mücadelemize davam edeceğiz.

    “6284 SAYILI KANIN ETKİN BİÇİMDE UYGULANMALI”

    Hükümet derhal aile odaklı politikalarından vazgeçmek zorundadır. 6284 her yönüyle etkin biçimde uygulanmalıdır. Kolluktan savcılığa, mahkemelerden ŞÖNİM’lere kadar tüm kamu kuruluşları 6284’ü etkin uygulaması gerektiğini bilmelidir. Eksik yapılan her uygulama kadınların hayatına mal oluyor.

    Kadınların lehine politikalar geliştirilmesi, kadın cinayetlerini durdurmak ve toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak için mücadelemiz devam edecek. Umudumuz genç feministlerdedir. Mücadelemiz daim olsun.”

    Şirin Yalıncakoğlu konuşmasında şunları vurguladı:

    “2024 yılında aslında önlenebilir olup önlenemeyen cinayetler yaşandı. Önlenebilmesi için kadının ve çocuğun beyanı esas alınmalı, cinsel saldırı suçu şikâyete tabii olmamalı.

    Bu iktidarı gerici fikirleriyle birlikte alaşağı etmek için kadınları mücadeleye çağırıyorum. Bize dayatılan kadınlık görevlerine sıkıştırılmış bireyler olmayı kabul etmeyeceğiz. 6284’ün uygulanması talebinde bulunan her bir kadının sesini büyütmek zorundayız. Öldürülen kadınların hesabını sormak için daha fazla örgütleneceğiz. 6284’ü uygulatmaya var mısınız?”

    “DAYANIŞMAMIZ MÜCADELEMİZ SÜRECEK”

    Ardından Cumhuriyet Halk Partisi İl Kadın Kolları Başkanı Hatice Selli söz aldı.

    Selli, “Hükümet İstanbul Sözleşmesi’nden çekilerek, 6284’ü uygulamayarak kadınları ve çocukları şiddet karşısında savunmasız bırakıyor. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’na yürüttükleri çalışmalar için teşekkür ediyorum. Nitelikli ve özverili istatistiklere sayelerinde ulaşıyoruz. CHP olarak kadınlar için dayanışmamızı ve mücadelemizi sürdüreceğiz” diye konuştu.

    Deva Partisi İstanbul İl Kadın Politikaları Başkanı Nalan Ilgın da “Öncelikle Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’na yürüttükleri etkin mücadele için teşekkür ederim. Siyaset ve sivil toplumun el ele mücadeleyi büyütmesi gerekiyor. DEVA Partisi olarak mücadeleye devam edeceğiz” diye belirtti.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Kadın örgütleri, 6284 sayılı yasanın uygulanması için seferberlik başlatıyor-VİDEO

    Kadın örgütleri, 6284 sayılı yasanın uygulanması için seferberlik başlatıyor-VİDEO

    PİRHA-Kadın örgütleri, artan şiddet ve cinayetlere karşı 6284 sayılı yasanın uygulanması için “Seferberlik başlatıyoruz” duyurusunu yaptı. Basın toplantısında konuşan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Sekreteri Fidan Ataselim, “Narin’in köyünde de bir kadın ses yükseltti. Umudumuz işte o kadının sesindedir” dedi.

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Kadın Meclisleri, “Biz Yazdık, Biz Uygulatacağız, 6284 için Seferberliğe!” çağrısı ile basın toplantısı düzenledi. Şişli Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde yapılan basın toplantısına, kadın örgütlerinin yanı sıra, sanatçı, aydın ve siyasetçiler de destek verdi.

    AKP Hükümetinin aile odaklı politikaları nedeniyle kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetlerinin arttığına vurgu yapılan toplantıda 6284’ü uygulatmak adına yeni yol haritası açıklandı.

    “SEFERBERLİK BAŞLATIYORUZ!”

    Toplantıda ilk konuşmacı olan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Sekreteri Fidan Ataselim, şiddet vakalarının günden güne yaygınlaştığını vurguladı. Aile odaklı politikalara işaret eden Ataselim şöyle devam etti:

    “Aile odaklı politikalar nedeniyle cinayetlerin artacağını söylemiştik. Örneğin bir baba, çocukları ve eşini kurşunlayarak öldürüyor. Sebep, kadının ayrılmak istemesi. Hayatımıza yön vermemize karşılar. En çok kadınlar, ‘işte koruyoruz’ dedikleri yasalarla öldürülüyor.
    2011 yılında cinayetlerde bir azalma olmuştu. 6284, ‘etkin soruşturma yürüteceksin, kadınları güçlendireceksin’ der.
    Bizi dikkate almayarak, bizi koruyabileceğinizi düşünüyor musunuz? Onların dayattığı ailelerde, erkeklerin reis olduğu bir durum var. Kadınlara, çocuklara ‘itaat et’ deniliyor. Erkekleri cesaretlendiriyorlar.

    Narin 19 günün sonunda bulundu, koca bir köyün sessiz kaldığı ifade ediliyor. Yetkililer, sorumluluklarını yerine getirmedikleri için Narin aramızda değil. Şimdi karamsar bir tablo görünse de iyi haberleri hep birlikte yayalım, 6284 seferberliğini başlatıyoruz. Narin’in köyünde de bir kadın ses yükseltti. Umudumuz o kadının sesindedir.

    6284 nedir? Ailenin korunması ve kadına yönelik şiddetin önlenmesine dair kanun. Yerli bir kanun. Peki neden uygulamıyorlar?
    Eğer bir kadın şiddete uğraması taktirde, korunmanıza dair bir kanun… uzaklaştırma verilmesi, elektrikli kelepçe gibi çok kapsamlı kararları barındırıyor. O nedenle 6284, hepimizin o kapalı kilitlerini açacaktır. Bundan sonra eğitimler yapıp, seminerler düzenleyeceğiz. Bir kadın şiddete uğradığında yanında olacağız. Kadına yönelik şiddetin son bulması aile odaklı politikalar değildir, bunu hep vurgulayacağız. Siyah ve beyaz arasında çok net fark vardır. Beyazı grileştirmeyin. Kadınların haklarını muğlaklaştırmayın.”

    “AİLENİN KÖKÜNÜ KAZIMAK İÇİN MÜCADELEDEYİZ”

    Genç Feministler Federasyonu Başkanı Güneş Akçay da yaptığı konuşmada Narin Güran cinayetinin henüz aydınlatılmadığını söyledi. “Hükümet, suçluları bulmak adına neden profesyonelce davranmıyor?” diye soran Akçay, şöyle devam etti:

    “Keşke Narin’in mezarına gelinlik koyup üzüleceğinize, küçük yaşta katledilmesine üzülseydiniz. 6284 uygulanmadığı için kadınlar öldürülüyor. Ağustos ayında 6 kadın, babaları tarafından öldürüldü. İşte AKP’nin kutsal aile anlayışı bu. Onlar için erkek, kutsal olan. Genç kadınlar, babalarının tahakkümü altında yetişsin istiyorlar. Ailelerimizden asla kopmamak, başımıza diktatör dikmek istiyorsunuz ancak o ailenin kökünü kazımak için daha fazla örgütleneceğiz.

    Bir yandan da ekonomik kriz de genç kadınların özgürleşmesinin önüne ket koyuyor. Ekonomik olarak aileye bağlıysanız eğer aileye daha bağlı kalınıyor. Burada Erdoğan’a da seslenmek istiyorum; sen de reissin ya hani, bu halk seçimlerde sana tokat attı. Bizler de evlerde erkekleri durdurmasını biliriz. Artık hiçbir kadının canının yanmasına tahammülümüz kalmadı. AKP hükümeti gençleri eğitimden uzaklaştırıyor, evlilik dayatılıyor. Kadınları 2’inci sınıf vatandaş gören anlayışınız yenilecek. Şiddet karşısında kadınlar yalnız değil demek için 6284 seferberliğini başlatıyoruz.”

    “AİLE KUTSAL DEĞİLDİR”

    Sanatçı Ceylan Ertem de basın toplantısında konuşan isimler arasındaydı. Ertem, “Yaşarken güzel günleri görmeyi umut ediyorum. Aile kutsal değildir. Kutsal olan iyiliktir, sevgidir. O nedenle mücadele etmeyi sonlandıramayız. 6284 mutlaka tekrar gündeme gelmeli. Özgürlük ne yazık ki kolay kazanılamıyor ama çok kolay kaybediliyor. Bütün eylemlerde her zaman en önde kadınlar var. Feminizm sadece kadına özgü bir şey değil. Erkekler de feminist olabilir. Biz artık mezar başlarında ağıtlar yakmak değil, şarkılar söylemek istiyoruz. Özgür ve aydın düşüncenin ters kelepçelenmediği, kadın ve çocuk cinayetlerinin olmadığı adil bir dünya diliyorum” dedi.

    “ÖRTBAS EDİLENLERİ ORTAYA KOYACAĞIZ”

    Gazeteci Tuluhan Tekelioğlu da 6284 sayılı yasanın önemine değinerek “Bizler, eğer korkuyu arkamıza atıp, omuz omuza verirsek herşeyi yapabiliriz. Günlerce ‘Narin nerede?’ diye sorduk ve en sonunda onu bulduk. Şimdi ise örtbas edilmek istenenleri ortaya koyacağız. Her kadının aynı duyarlılıkla bu konuya eğilmesi şart. Gelin birlikte 6284’ü hayata geçirelim” ifadelerini kullandı.

    Yazar Seray Şahin de kadın cinayetlerindeki artışa dikkat çekerek “Öldürdüğü eşinin ütülediği takım elbiseyle mahkemeye çıkanları görmekten yorulduk. Bu zalimler, bizden daha hızlı yasaları öğreniyorlar. Kendi yaşam hakkımızı birilerinin vicdanına bırakamayız. Narin’le ilgili şunu söylemek istiyorum; o beyaz gelinliği gördüğümde aklıma Hatice teyze gelmişti. Köy meydanında eline bir gelinlik alıp yakmıştı!” dedi.

    “19 GÜN BOYUNCA NE YAPTINIZ?”

    CHP Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez ise “Çok öfkeliyiz. Bu karanlığı birlikte kaldıracağız. Bu yasayı uygulatacağız” diyerek şöyle devam etti:

    “Bu süreçte sadece kadın cinayetleri artmıyor, işleniş biçimleri de vahşileşiyor. Şimdi herkesin gözü önünde bu cinayetleri işliyorlar. Bunları sadece ekonomik zorlukla ifade etmeye gerek yok. Eğitim politikasını değiştirerek işe başlıyorlar. Bu ülkenin her bakanının Diyanet İşleri Başkanlığı’nda gözü var görünüyor.
    Narin için çok öfkeli ve üzgünüz. Kimse artık timsah gözyaşları dökmesin. Biz gerçekleri biliyoruz. Narin, melek falan olmadı, öldü. Kara toprağın altında şimdi. Bir hukukçu olarak, sosyal medya olmasaydı biz halen Narin’i arayacaktık. Bulunsaydı dahi olayın üstü örtülecekti. Yetkililere 19 gün boyunca ne yaptıklarını soruyoruz. O insanlar korktukları için mi sustular? En kötüsü o sessizlikti. Bu zihniyeti kaldırmak hepimizin görevi. Bırakın idam çığlıkları atmayı, zihniyetin değişimi için bir tuğla da siz koyun. Peki biz şimdi bu iktidardan yasaları uygulamasını mı bekliyoruz? Yanılırız. Anayasayı uygulamayan bir iktidardan bunu bekleyemeyiz. Bu iktidar kadın mücadelesinden korkuyor. Gücümüzden korkuyorlar, o nedenle dayanışmamızı arttırmalıyız.”

    DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Ceylan Akça Cupolo da “İyi ki kadın mücadelesi var, iyi ki Kürt özgürlük hareketi var” diyerek şu konuşmayı yaptı:

    “Jin, jîyan, azadî sloganımıza karşılık ‘Cenk, cihat, şahadet’ sloganı atıyorlar. Narin’in tabutuna o gelinliği örten kimse, karanlığı yaratanlar da onlardır. Bu yapı Narin’in cenaze töreninin en ön safındaydı. Kadın mücadelesi yürütenler, cezaevine konuluyor ama biz bu ulus devlet anlayışına karşı durmaya devam edeceğiz. Özgürlüğümüzden başka kaybedecek hiçbirşeyimiz yok. Jin, jîyan, azadî demeye devam edeceğiz. Yaşasın kadın dayanışması.”

    “NARİN, MADIMAK’TA YAKILANLAR GİBİ ÖLDÜRÜLDÜ”

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Kadın Meclisi’nden Sevim Yalıncakoğlu da hükümetin, laiklik karşıtı politikalar yürüttüğünü söyleyerek şöyle devam etti:

    “Uzun yıllardır Alevi hak mücadelesi veriyoruz ve daima eşit yurttaşlık ilkesini ön planda tutuyoruz. Özellikle ‘din derslerine hayır’ derken bir kadın mücadelesini de barındırıyoruz. Zorunlu din derslerine, ÇEDES protokolüne karşı çıktığımızda çocuklarımıza, gericiliğe karşı neden, nasıl mücadele edilmesi gerektiğini de öğretiyoruz. Bizler, bu ülkenin laikliği için de mücadele ediyoruz. ‘Narin, cennete gitti’ gibi cümleler, romantizme yönlendiriyor. Bizler, kişilerin, varolma, doğma, zamanı geldiğinde ölme hakkını da savunuyoruz. Narin öldürüldü. Tıpkı Sivas’ta Madımak’ta yakılanlar gibi. Biz bu zihniyete karşı savaşıyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Ataselim: 6284 sayılı Kanun’un düzenlenmesine asla müsade etmeyeceğiz- VİDEO

    Ataselim: 6284 sayılı Kanun’un düzenlenmesine asla müsade etmeyeceğiz- VİDEO

    PİRHA-Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Sekreteri Fidan Ataselim, 9. Yargı Paketi taslağına dair konuştu. Ataselim, “6284’e biz asla dokundurtmayacağız. Zorlama hapis kararlarına itiraz hakkının açılıyor olması 6284’e düzenlemeye yönelik kapının aralanmasıdır. O kapının açılmasına asla müsaade etmeyeceğiz” dedi. 

    Hükümetin hazırladığı 9. Yargı Paketi taslağına dair tartışmalar devam ediyor. Taslak 38 maddeden oluşuyor ve 13. maddede 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 187. maddesinde yer alan “kadının soyadı”“hak düşürücü süreler” başlıklarında düzenleme öngörülüyor.

    Söz konusu taslağa göre 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 187’nci maddesinde yer alan, “kadının soyadı” düzenlemesinde yapılacak değişiklik ile Anayasa Mahkemesi (AYM) kararına rağmen kadınlar evlendikten sonra bekarlık soyadlarını tek başına kullanamayacak.

    Türk Medeni Kanunu’nun 187’nci maddesine göre bir kadın evlendiğinde kocasının soyadını alıyor. Bu hükme göre kadın, evlenirken kocasının soyadını almak zorundaydı fakat dilerse kendi soyadını da eşinin soyadı önünde kullanma hakkına sahip.

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) Genel Sekreteri Fidan Ataselim, 9. yargı paketiyle kadınların kazanılmış haklarına yönelik olası saldırılara karşı paketteki önemli değişiklikleri PİRHA’ya anlattı.

    Fidan Ataselim, kadınları korumak anlamına gelen 6284 sayılı Kanun’un düzenlemeye çalışıldığını belirterek “Basit bir kelime değişikliği gibi göstermeye çalışacaklar. Çok dikkatli olmamız gerekiyor, çünkü kanunun en önemli meselesini düzenleyecekler. Söz konusu olan taslaktan gördüğümüz üzere tedbir kararları yerine kararlara itiraz şeklinde bir düzenleme yapacaklar. Zorlama hapis kararlarına itirazın söz konusu olmaması lazım. Yasada böyle bir şey yazmaz. Hatta yasa der ki fiili bir suç oluşursa dahi zorlama hapis kararı verilecektir” dedi.

    “POTANSİYEL KATİLLER DURUŞMA BEKLEMEZ”

    Ataselim, zorlama hapis kararı verilmediği için öldürülen kadınların olduğunu hatırlatarak şunları söyledi:

    “Şiddet faili defaten 6284’teki kararları ihlal ederse hâkimin bu kişiyi gözaltına alması gerekiyor. Üç gün ile on gün arasında değişen sürelerle zorlama hapis kararı vermesi gerekiyor fakat görüyoruz ki İstanbul Sözleşmesi’nden imza çekildikten sonra zaten uzaklaştırma kararlarının kısa süreli verildiği, yenilenmediği, hatta kadınlar karakola gittiği zaman delil sorulduğu durumlarla karşılaşırken hakim zorlama hapis kararı vermediği için Hülya Şellavcı göz göre göre öldürüldü. Çok net söylemeliyim ki potansiyel katiller duruşma beklemez. İtiraz süreçlerini beklemez. Bu sebepten ötürü zorlama hapis kararlarının uygulanması kadınlar için hayatidir.”

    “HÜKÜMET AYM KARARINI HİÇE SAYIYOR”

    KCDP Genel Sekreteri Fidan Ataselim, taslaktaki diğer önemi maddeler ilişkin şunları söyledi:

    “Kadınların soyadına ilişkin yasayı Anayasa Mahkemesi (AYM) iptal etmiş olmasına rağmen bu hükümet torba kanunlarla AYM kararını hiçe sayıyor. Kadınların soyadlarını kendi başlarına kullanacakları AYM kararının bertaraf edildiğini görüyoruz.

    “MÜCADELEDE ETKİLİYİZ AMA AJAN DEĞİLİZ”

    Bir diğer mesele ‘Etkin Ajanlığı’ maddesi. Biz mücadelede çok etkiliyiz ama ajan değiliz. Bu şekli ile siyasi iktidar herkesi ajan olarak olarak suçlayabilecek. Ben bunu da bertaraf edebileceğimizi düşünüyorum çünkü dezenformasyon yasası gündeme geldiği zaman belli tedirginliklerimiz söz konusu olmuştu ama bunu hayata geçirmek o kadar kolay olmadı. Bu yüzden etki ajanları meselesinin de taslaktan derhal çıkması gerekiyor.

    “6284’E DOKUNDURTMAYACAĞIZ”

    Mükerrer suç işleyenlere bir tür af anlamına gelen bir düzenleme görüyoruz fakat kadına yönelik şiddet ve cinayetlerde şiddet faili erkeklerin defalarca aynı kadına yönelik şiddeti işlediklerini, sabıkasının kabardığını görüyoruz. Cezasızlığın bir başka yönü olma anlamına gelen bir düzemlemeyi görüyoruz. Bir kez daha altını çizmek isterim 6284’e biz asla dokundurmayacağız. Çünkü biliyoruz ‘6284’ü kaldıracağız’ demeyecekler, düzenleyeceğiz diyecekler. Zorlama hapis kararlarına itiraz hakkının açılıyor olması 6284’e düzenlemeye yönelik kapının aralanmasıdır. O kapının açılmasına asla müsaade etmeyeceğiz.”

    Dilan ŞİMŞEK /İSTANBUL

  • “Çocuk istismarına karşı sesimizi yükseltmeye devam edecek ve adaletin peşini bırakmayacağız”

    “Çocuk istismarına karşı sesimizi yükseltmeye devam edecek ve adaletin peşini bırakmayacağız”

     

    PİRHA- Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Kadın Meclisleri, ‘Çocuk İstismarını Aklatmayacağız Hesap Soracağız’ sloganıyla Bağcılar Meydanı’nda buluştu. Burada konuşan Platform sekreteri Fidan Ataselim, “çocukların çıkaramadığı ses olalım demiyorum. Çocukları duyalım, çıkarttıkları sesi duyalım” dedi.

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Kadın Meclisleri, ‘Çocuk İstismarını Aklatmayacağız Hesap Soracağız’ sloganıyla Bağcılar Meydanı’nda buluştu.

    “Çocuk istismarına karşı sesimizi yükseltmeye devam edecek ve adaletin peşini bırakmayacağız mesajı verilen buluşmada, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Sekreteri Fidan Ataselim bir konuşma yaptı.

    “ÇOCUKLAR SUSMAZ SEN DE SUSMA!”

    Yıllardır çocukların istismardan uzak gülüp oynadıkları aydınlık bir gelecek için mücadele ettiklerini belirten Ataselim, “Kadınlar yaşasın, kadın cinayetleri önlenebilir diyerek mücadele ediyoruz. Hayvanlar eziyet çekmeyebilir, bizler gibi eşit özgür yaşayabilir diyoruz. Bunun için bütünsel politikalar ileri sürülmesi gerekir” dedi.

    Bağcılar halkına geçmiş olsun dileklerini ileten Ataselim, yaşanan istismar olayıyla ilgili tepkisini şöyle dile getirdi:

    “Geçmiş olsun ve son olsun bu istismarlar artık. Geçmiş olsun ve geçsin bu ihmalkarlıklar artık. Geçmiş olsun ve sorumluluğu bulunanlar, üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirsinler artık. Çocuk koruma kanunu, Lanzarote Sözleşmesi etkin uygulansın artık. Klasik bir slogan vardır, hani denir ya: ‘Çocukların çıkaramadığı ses olalım.’ Ben bugün tam tersini söyleyeceğim size. 2009 nere, 2024 nere! 2009’da Metin Şenay şikayet edilmiş. Ne olmuş: yargılama yapılmış, ceza almış, yargıtaydan dosya geri dönmüş. Niye? Delil yetersizliği demişler. Bu çocuklar daha ne yapsın? Bu çocuklar daha nasıl seslerini çıkarsın? Bu insanlar, bu halk daha ne yapsın?

    “ÇOCUKLARI DUYALIM, ÇIKARTTIKLARI SESİ DUYALIM”

    Karakola gidiyor, dava açıyor, savcılığa gidiyor. Daha ne yapalım biz? Ama kimlerin ne yapmadığını biliyoruz. Yargının nasıl işlemediğini görüyoruz. Bu yüzden bugün ben, çocukların çıkaramadığı ses olalım demiyorum. Çocukları duyalım, çıkarttıkları sesi duyalım, çocukların davranışlarını görelim. Çocuklarla, kendi çocuklarımızla aramıza büyük büyük duvarlar örmeyelim ki, çocuklar kendilerini bize anlatabilsinler, anlatıyorlar da. Anlattıkları zaman inanmamazlık etmeyelim, kendi çocuklarımıza güvenmemezlik etmeyelim. Etmediğinizi biliyorum. O yüzden siz suçlu değilsiniz.

    “KONUNUN ÜZERİNE GİDİLSEYDİ BU KADAR ÇOCUK İSTİRMARA UĞRAMAYACAKTI”

    Bu yaşanan olayda, 2009 yılından 2023 yılına, yıllar geçmiş, onlarca çocuğun istismarından bahsediyoruz. Elbette ihmali bulunanları söyleyeceğim. Kimin suçu vardı burada söyleyeceğim. O ilk suç duyurusunda bulunulduğunda konunun üzerine gidilseydi, yeterli araştırma yapılsaydı, istismarcı adam bulunamaz mıydı soruyorum size. Açığa çıkamaz mıydı bunca istismar? Bu kadar çocuk boşuna istismara uğradı. Uğramayabilirdi, bunun önüne geçilebilirdi. Bütün deliller toplanabilirdi. Bütün delilleri toplamayan kolluk sorumludur bu süreçte! Bir delil yetersizliğinden bahsediliyorsa eğer, o delilleri soruşturacak savcılardır sorumlu olan! Bir dava başladıysa eğer, hak ettiği cezayı vermeyenler, delil yok diyerek üzerini kapatan yargı mensuplarıdır, hakimlerdir, Yargıtay’dır sorumlu olan! Ve her seferinde ‘Bir kereden bir şey olmaz’ diyen siyasi iktidar da sorumludur bu olanlardan.”

     

    “İHTİYACIMIZ OLAN TEK ŞEY YETKİLİLERİN YÜKÜMLÜKLERİNİ YERİNE GETİRMESİ”

    İstismara uğramış çok sayıda çocuk bulunduğunu ve bunların sayılarının bilinmediğini ifade eden Ataselim, “Belki kendi çocuklarımız da istismara uğramış olabilir. Nice çocuğun o odada duvarda ismi var. Bunları bugün görüyoruz, duyuyoruz. Daha önce görülebilirdi, duyulabilirdi. Bir şey daha eklemek istiyorum. Aile Bakanlığı bir açıklama yaptı ve diyor ki, bir çocuğun koruma altına alındığını söylüyor, diğer iki çocukla ilgili ne yapıldığını bilmiyoruz. Ve tüm bu süreç içerisinde bakanlığın neler yaptığınıysa hiç bilmiyoruz. Ne yaptınız Aile Bakanlığı, soruyorum buradan ne yaptınız? Bu çocuklar niye istismara uğradı? Bakanlığın açıklamasındaki cümlelerin ne anlama geldiğini biz çok iyi biliyoruz mücadelemizden. O cümlelerden birinde şunu söylüyor: ‘Soruşturma aşaması davaya döndüğü zaman, biz de bakanlık olarak müdahil olduk. En ağır cezanın verilmesi için müdahiliz.’ Bazı hukuksal kavramlarla, cümlelerle sorumluluğunuzun üstünü örtemezsiniz. Sadece Aile Bakanlığı da değil, Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı neredesiniz? Bizim ihtiyacımız olan şey, yetkililerin yükümlülüklerini yerine getirmesi, çocukların üstün yararı gözetilerek istismara uğramayacakları bir hayat ortaya koymak” değerlendirmesinde bulundu.

    “MÜDAHİL OLMAK DEMEK TARAF OLMAK DEMEKTİR”

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Sekreteri Fidan Ataselim, konuşmasının devamında şunları kaydetti:

    “Müdahilliğin de en iyi örneğini biz gösteriyoruz. Bir istismar şüphesi ortaya çıktığı zaman, ailelerle birlikte o delilleri toplamaktan tutun da savcının istemediği raporları istemeye kadar. Hangi istismara uğramış çocuğun ailesini dinlediniz bakanlıklar, soruyorum size. Müdahil olmak demek taraf olmak demektir. Yaşamaya taraf olun kadınlar için, çocuklar için, tüm canlılar için. Elimizde imkan olmamasına rağmen biz bunu yapmaya çalışıyoruz. Tek imkanımız ve gücümüz eşit özgür yaşayacağımıza olan inancımız, politik örgütlülüğümüz. Buradaki kadınlar bizim tek gücümüz! Sizin yetkiniz var, polisiniz var, yasanız var, yargınız var, her şeyiniz var! Her gün bütün ekranlarda, meydanlarda konuşma hakkınız var. Biz bu imkansızlıklarla nice kadın cinayetini durdurabiliyorsak eğer, nice istismarcıyı, faili açığa çıkartabiliyorsak, sadece davanın açılmasını beklemeden şüpheli kadın ölümlerinde gerçekleri açığa çıkartabiliyorsak, siz bakanlık olarak çok daha fazlasını yapabilirsiniz.  Yapmadınız, yapmıyorsunuz! İstismara uğrayan her bir çocuk için suçlusunuz! Ve sizler de yargılanacaksınız! Bunca yıldır her kimin ihmali varsa hepsini birer birer bizler açığa çıkaracağız. Her bir çocuğun hesabını soracağız. “

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Ataselim: İntihar denilerek üzeri kapatılamaz, Rojvelat’ın başına ne geldi?- VİDEO

    Ataselim: İntihar denilerek üzeri kapatılamaz, Rojvelat’ın başına ne geldi?- VİDEO

    PİRHA – Batman’da cansız bedenine ulaşılan Rojvelat Kızmaz hakkında konuşan KCDP Genel Sekreteri Fidan Ataselim, “Rojvelat kardeşimizin durumu başlı başına şüpheli bir durum. O yüzden bu konunun intihar denilerek üzerinin kapatılmaması lazım” dedi. Ataselim ekledi: Bu son olsun artık diye diye her gün kadınların şüpheli ölümlerini görmeye, failleri bulunamamış kadın cinayetlerini görmeye devam ediyoruz.

    Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) Genel Sekreteri Fidan Ataselim, Batman’da cansız bedenine ulaşılan Rojvelat Kızmaz hakkında PİRHA’ya konuştu.

    “ROJVELAT’I BULANLAR AİLE ÜYELERİ OLDU”

    Kadın cinayetlerinin, şüpheli kadın ölümlerinin toplumun önemli bir sorunu olduğuna dikkat çeken Ataselim, “Yıllarca ‘Gülistan Doku nerede?’ dedik. Gülistan bulunmadı. Hala daha Gülistan Doku nerede diye sormaya devam ediyoruz. Gülistan bulunmadığı sürece nice Gülistanlar olmaya devam edecek maalesef. Rojvelat kardeşimiz de bunun bir örneği. Aslında bu gibi süreçler kolluğun, savcılığın el birliğiyle etkin bir süreç işletmesi gerekirken türlü ihmaller barındıran süreçler. O yüzden hala daha ‘Gülistan nerede?’ diyoruz. Rojvelat kardeşimizi bulan da aile üyeleri oldu. Bu aslında kadın cinayetlerinin, şüpheli kadın ölümlerinin toplumumuzun ne kadar önemli bir sorunu olduğunu bir kez daha gösteriyor” dedi.

    “BU BAŞLI BAŞINA ŞÜPHELİ BİR DURUM”

    Rojvelat Kızmaz’ın kaybolduktan sonra cansız bedenine ulaşılmasının başlı başına şüpheli bir durum olduğunu dile getiren Ataselim, şöyle konuştu:

    “Bu son olsun artık diye diye her gün kadınların şüpheli ölümlerini görmeye, failleri bulunamamış kadın cinayetlerini görmeye devam ediyor durumdayız. Burada Rojvelat kardeşimizin durumu başlı başına şüpheli bir durum. O yüzden bu konunun intihar denilerek üzerinin kapatılmaması lazım. Rojvelat kardeşimiz kaybolduğunda, erkek kardeşi ihbarda bulunduğunda hiç harekete geçmemiş olanlar şimdi Rojvelat’ın cansız bedenine ulaşıldığında harekete geçip üzerlerine düşen sorumlulukları yerine getirecekler mi? Bunu da görmüş olacağız.”

    Ülke genelinde kadın cinayetleri konusunda kentten kente durumun değiştiğini, kolluğun tavırlarının değiştiğini görebildiklerini kaydeden Ataselim, “Bir muhalif olan kesim kendi hakkını aradığı zaman, mücadele ettiği zaman derhal telefonunun son iki hanesiyle bile nerede olduğu anında bulunurken, anında gözaltına alınırken, kadına yönelik şiddet failleri, kaybolan kadınlar böyle bir anda ivedilikle bulunmuyor”diye konuştu.

    “ÖNLEYİCİ VE KORUYUCU TEDBİR KARARLARI ŞİDDET FAİLLERİNE TEBLİĞ EDİLEMEDİĞİ İDDİASIYLA UYGULANMIYOR”

    6284 sayılı Kanun kapsamında önleyici ve koruyucu tedbir kararları çıkmış olsa bile bu sefer de şiddet failine tebliğ edilemediği iddiasıyla kararların uygulanmadığını söyleyen Fidan Ataselim, şunları kaydetti:

    “6284’ün etkin uygulanması lazım, buna asla dokunmamalarını sağlamamız lazım. Rojvelat’ın herhangi bir adli başvurusu var mıydı yok muydu araştırılması lazım. Yakınlarıyla paylaştığı şüpheli bir durum var mıydı araştırılması lazım, üzerine gidilmesi lazım. Kadın faillerinin bulunmadığı gibi 6284 sayılı Kanun kapsamında önleyici ve koruyucu tedbir kararları çıkmış olsa bile bu sefer de şiddet failine tebliğ edilemediği iddiasıyla kararlar uygulanmıyor. Ve o kadınlar şiddetle baş başa bırakılıyor. Her an nereden çıkacağı belli olmayan şiddet faillerinden kadınları koruduklarını iddia ediyorlar. Ve o şiddet faillerini bulamadıklarını, tebliğ edemediklerini iddia ediyorlar. Bunlar söz konusu olamaz. İstedikleri zaman bütün imkanlarını seferber ettiklerini görüyoruz. Kadınların yaşaması için bu seferberliğe ihtiyaç var, kadınların haklarının tırpanlanması için değil.”

    “ADALETE OLAN GÜVENİ YENİDEN TESİS EDECEK OLANLAR SADECE BİZ KADINLAR DEĞİLİZ”

    Rojvelat Kızmaz’ın Gülistan Doku’nun arkadaşı olduğunu ifade eden Ataselim, herkesin aklına türlü sorular geldiğini belirterek, “Neden Rojvelat’ın başına böyle bir şey geldi?, Buna sebep olanlar kimler?, Gülistan Doku ile Zaynal Abarakov ile bir bağı var mı? Herkesin aklına bunlar geliyor. Ve bu şüpheli pozisyonundaki kişiler korunuyorsa neden korunuyor? Bu anlamıyla hem siyasi iktidarın politikaları hem açığa çıkmamış cinayetler hala kayıp olan Gülistan Doku bu anlamıyla bütün şüpheleri hepimizin aklına getiriyor. Bu şüpheleri ortadan kaldıracak olan şey, adalete olan güveni yeniden tesis edecek olan şey sadece bizler ve öldürülen kadınların, kayıp kadınların aileleri olmasak gerek değil mi? Yetkililerin bunları açığa çıkarması gerekir ki o zaman aklımızda bu tür şüpheler oluşmasın” diye konuştu.

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

  • KCDP: Laikliğe, medeniyete biz sahip çıkacağız, Medeni Kanun’a dokunamayacaklar- VİDEO

    KCDP: Laikliğe, medeniyete biz sahip çıkacağız, Medeni Kanun’a dokunamayacaklar- VİDEO

    PİRHA – Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu(KCDP), Adalet Bakanlığı, Aile Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı’nın 4-5 Ocak’ta Taksim The Marmara Otel’de yapacağı Medeni Kanun Çalıştayı’nı protesto ederek “Laikliğe, medeniyete biz sahip çıkacağız” dedi.

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, Adalet Bakanlığı, Aile Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı’nın 4-5 Ocak’ta Taksim The Marmara Otel’de yapacağı Medeni Kanun Çalıştayı’nda “kadınların kazanılmış haklarının yeniden tartışmaya açılacağını” belirterek Taksim’de bulunan The Marmara Otel önünde protesto düzenledi.

    “LAİKLİĞE, MEDENİYETE BİZ SAHİP ÇIKACAĞIZ”

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) Genel Sekreteri Fidan Ataselim, yapılacak toplantıya kimin katılacağını ne konuşulacağını gizlediklerini söyleyerek “Neden burada protesto ettiğimizi merak ediyor olabilirsiniz. Yarın öbür gün Medeni Kanuna el uzatacakları zaman tüm tarafları ile görüştük diyecekler, herkesi davet ettik diyecekler inanmayın. Bu yüzden kanıt olsun diye buradayız” dedi.

    Ataselim, şunları kaydetti:

    “Medeni kanuna öyle ya da böyle el uzatmak demek hilafet çağrılarının yapılabildiği, AYM kararlarının hiçe sayıldığı bu günlerde laikliğe savaş açmak demektir. Medeni kanun medeniyet demektir. Laikliğe, medeniyete biz sahip çıkacağız, Medeni kanuna dokunamayacaklar.”

    “NAFAKA HAAKINDAN ASLA VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Ataselim, nafaka hakkına dikkat çekerek, “Kadınlar boşandıklarında yoksulluğa düşüyorlarsa, bu yoksulluğu ortadan kaldırmak önce devletin sorumluluğudur. Ama hala işsiz kadınlar, hala kadınlara evde otur diyorlar, hala eğitim alamıyor tüm kız çocukları. Bu sorunları çözmüyorlar. Ama nafakadan mağdur olan erkekler var diyorlar. Yoksulluk çok eşitlik yok! Nafaka hakkına dokunamazsınız. Korkma!  Eşitçe okuyup, çalışmak için, o evlerin içerisinde eşitlikçi ilişkiler için mücadele edeceğiz. Ve bunu sağlayana kadar da nafaka hakkından asla vazgeçmeyeceğiz” diye belirtti.

    “BİZİ ŞİDDET FAİLLERİ İLE KİMSE BARIŞTIRAMAYACAK”

    Şiddetin olduğu yerde arabuluculuğun söz konusu olamayacağını söyleyen Ataselim, şöyle devam etti:

    “Boşuna aile şuraları yapılmadı. Her mahallede kadın danışma merkezleri yokken irşat büroları açanlar kadınları anca köle olacakları evlere hapseder. Öldürülen kadınların %41’i evli oldukları erkekler tarafından öldürüldü. 30 kadın boşanma aşamasındaydı. Kadınların ihtiyacı olan korunmak yani 6284’ün etkin uygulanmasıdır. Şiddetin olduğu yerde arabuluculuk söz konusu olamaz. Korkma! Bizi şiddet failleri ile kimse barıştıramayacak, geleceğimizi karartamayacak.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Kadınlar, ‘Laiklik ve Özgürlük İçin Kadın Yürüyüşü’nde buluştu-VİDEO

    Kadınlar, ‘Laiklik ve Özgürlük İçin Kadın Yürüyüşü’nde buluştu-VİDEO

    PİRHA- KCDP ve Kadın Meclisleri’nin çağrısıyla Kartal’da Laiklik ve Özgürlük İçin Kadın Yürüyüşü düzenlendi.

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) ve Kadın Meclisleri, İstanbul Kartal’da miting düzenledi. “Laiklik ve özgürlük” şiarıyla bir araya gelen kadınlar, “Anayasal işleyişe ve Medeni Kanun’a el uzatanlara, ÇEDES’e ve karma eğitim düşmanlarına karşı yürüyoruz” diyerek alana girdi.

    Yüzlerce kadın Eskişehir, İzmir, Ankara, Bursa ve çevre illerden kalkan otobüslerle İstanbul’a gelerek mitinge katılım gösterdi. Kadınlar sık sık, “Patriyarka mezara, yaşasın kadınlar”,  “Zeren’e sözümüz, hesap soracağız”, “Hayatıma, hakkıma, kıyafetime karışma” sloganları attı.

    “KÜRT HALKI VE ALEVİLER İÇİN DE VARIZ”

    KCDP Sekreteri Fidan Ataselim, “Yarım olan biz miyiz onların akılları mı?” diye sorarak konuşmasına başladı. Ataselim, “Kadınlar sadece kadınlar için değil LGBTQ+’lar, çocuklar, Kürt halkı ve Aleviler için de varız. Sevgili arkadaşlarım, yürüyüşe çağrı yaparken de çokça meselelerden bahsettik; kadınlar her gün öldürülmeye devam ediyor. ‘Saat kaçmış, neredeymiş, ne içmiş, sevgilisi miymiş?’ Bütün bu söylemler ile öldürülen kadınların anılanlarına dahi saygı duymuyorlar. Öldürülen kadınların yakınları da var burada bizimle. O ‘balkondan düştü’ denilen kadınların aileleri var. Arkadaşlar, biz yaşam mücadelesi verirken, yaşama tutunmaya çalışırken tıpkı söyledikleri gibi bize sesleniyorlar. Mutlaka bir şey yapmıştır diyorlar” dedi.

    Ataselim, “ÇEDES protokolüne, zorunlu din derslerine ve niteliksiz eğitime dikkat çekerek, “Tek adamı da, siyasi iktidarı da, yobazları da söz olsun ki durduracağız” vurgusu yaptı.

    Dilan ŞİMŞEK- Devrim FINDIK/ İSTANBUL

  • KCDP davası öncesi açıklama: Bizi asla durduramayacaklar-VİDEO

    KCDP davası öncesi açıklama: Bizi asla durduramayacaklar-VİDEO

    PİRHA- “Aileyi ve toplumu parçalamayı amaçladığı” iddiasıyla hakkında kapatma davası açılan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) Derneği’nin dördüncü duruşması öncesi konuşan Fidan Ataselim, Tayyip Erdoğan’a kendi sözlerini hatırlatarak “Ayarını bozduğunuz kantar gün gelir seni tartar” diye seslendi. 

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) Derneği’ne, “Aileyi ve toplumu parçalamayı amaçladığı” gerekçesiyle açılan kapatma davasının bugün görülen üçüncü duruşması öncesinde Çağlayan’da bulunan İstanbul Adalet Sarayı önünde basın açıklaması gerçekleştirildi. “Asla yalnız yürümeyeceksin”, “Kadın cinayetlerini durduracağız” sloganlarının atıldığı açıklamada KCDP Temsilcisi platformun avukatlarından Leyla Süren, platformun genel sekreteri Fidan Ataselim ile erkek şiddeti sonucu öldürülen kadınların yakınları konuşma yaptı. Açıklamaya çok sayıda sivil toplum örgütü ve siyasi parti destek verdi.

    “BİZİM MEDENİ HAKKIMIZ SİZİN PAZARLIK KONUNUZ DEĞİLDİR”

    Açıklamada ilk olarak KCDP Genel Sekreteri Fidan Ataselim konuştu. Ataselim şöyle dedi:

    “Bu ülkenin dört bir yanında mücadele veren sevgili kadınlar hoşgeldiniz. Derneğimize yönelik hukuksuzca açılmış bir davayla karşı karşıyayız. Erdoğan Türkiye yüzyılı adalet yüzyılı olacak diyor. Bugün bunu göreceğiz. Bugün buradan hukuk mu çıkacak başka bir karar mı çıkacak göreceğiz. Bu mahkemeden hangi karar çıkarsa bizim kararımız değişmeyecek. Bizi asla durduramayacaklar. Biz nerede kadına şiddet olursa çocuk istismarı olursa orada bizi görmeye devam edecekler. Adalet bakanı aile hukukunu baştan ele alacağız diyor. Bakan kadınlar öldürülürken erkeklerin mağduriyetinden söz ediyor. Bizim medeni haklarımız sizin pazarlık konusu değildir. Bize kapatma atma davası açtılar. Bu ülkenin yetkilileri görevlerini yerine getiremiyorken biz öldürülen kadınların aileleri ile birlikte mücadele ediyoruz. Ölümle burun buruna yürüyen kadınlarla birlikte mücadele ediyoruz. Sanmasınlar ki Taliban zihniyetine izin vereceğiz. Bize kapatma davası açanlar kadın katillerini, tecavüzcüleri serbest bıraktılar. Sonra da adaletten söz ediyorlar. Neyin adaleti. Adalet denilen şey sadece patronlara ve erkekler için mi? Biz gerçek adaleti kadınlar için LGBT’ler için her gün yoksullukla baş başa bırakılan yurttaşlar için gerçek adaleti sağlayacağız Erdoğan’a şunu diyorum “ayarını bozduğunuz kantar gün gelir seni tartar”.

    Urfa Ensar Vakfın’daki çocuk istismarı soruşturmasında ismi geçen Asım Sultanoğlu’nun Urfa’ya Milli Eğitim Müdürü olarak atanmasını 34 gündür adliye önünde protesto eden Emine Gizem Çetiner “Ben bu davayla bir kereden bir şey olmaz diyen zihniyetin aynı olduğunu düşünüyorum bu zihniyete karşı her yerde mücadele edeceğim” dedi.

    “MÜCADELE EDENİN KAZANACAĞINA İNANIYORUZ”

    Platformun avukatı Leyla Süren de şunları ifade etti:
    “Bir seçim geçirdik, bu seçimde kadınların çocukları hakları masaya yatırıldı. Bu dava sözde kendilerine mağdur diyen erkeklerin şikayeti ile açıldı. Savcı üç kere sordu kanuna aykırı bir eylemi var mı buna dair delil var mı diye yanıt hayırdı. En sonunda arkadaşlarımızın özel katıldığı eylemler, fişlemeler göz önüne alındı. 24 saatte bize kapatma davası açıldı. Bugün karar bekliyoruz. Bütün temennimiz hukuka güvenimiz sürsün istiyoruz. Bizimle uğraşacaklarına kadın katilleriyle uğraşsınlar. İki dava arasında yüzlerce cinayet davasına girdi arkadaşlar. Dört çocuk istismarı davasına girdik. Toplamda 112 duruşmaya girdi avukatlarımız. Bizim derneğimizi kapatmayın. Biz sonuç ne olursa olsun mücadele edenin kazanacağına inanıyoruz.”

    “BİZ KİMDEN ADALET ARAYACAĞIZ”

    Erkek şiddeti sonucu öldürülen Ceyda Yüksel’in annesi Filiz Demiral “Benim kızım ilişkiyi reddettiği için öldürüldü. Hakim erkeğe ceza vermedi ben kimden adalet arayacağım. Davanın ilk gününden beri platform benle mücadele etti hiç yalnız bırakmadı. İyi ki varlar ama adalet sisteminin görevlileri yanımızda yoktu. Biz kimden adalet arayacağız” dedi.

    “TÜRKİYE’DEKİ KADIN DAYANIŞMASINI BÖLEMEZSİNİZ”

    Yeşil Sol Parti Diyarbakır milletvekili Ceylan Akça konuşmasında “Biz bugün burada size destek için geldik. Ankara’da da HDP’li kadınların partisini kapatmak isteyen zihniyet var. Biz bu zihniyetle Ankara’daki zihniyete karşı mücadele ediyoruz. Türkiye’nin her yerindeki kadın dayanışmasını bölemezsiniz. Kadın mücadelesini bölemeyeceksiniz. Buradayız” ifadelerine yer verdi.

    Duruşma sürüyor…

    PİRHA/İSTANBUL 

     

  • KCDP davası öncesi açıklama: Bizi kapatmak isteyenlerin devrini kapatacağız-VİDEO

    KCDP davası öncesi açıklama: Bizi kapatmak isteyenlerin devrini kapatacağız-VİDEO

    PİRHA- “Aileyi ve toplumu parçalamayı amaçladığı” iddiasıyla hakkında kapatma davası açılan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) Derneği’nin üçüncü duruşması öncesi konuşan Avukat Leyla Süren, “Biz kadınların, avukatların, gönüllülerin, ailelerin mücadeleleri artık ittifak pazarlık masasına meze yapılır hale gelmiştir” dedi. Platformun genel sekreteri Fidan Ataselim ise “Bizi kapatmaya çalışanların devrini kapatacağız” dedi.

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) Derneği’ne, “Aileyi ve toplumu parçalamayı amaçladığı” gerekçesiyle açılan kapatma davasının bugün görülen üçüncü duruşması öncesinde Çağlayan’da bulunan İstanbul Adalet Sarayı önünde basın açıklaması gerçekleştirildi. “Asla yalnız yürümeyeceksin”, “Kadın cinayetlerini durduracağız” sloganlarının atıldığı açıklamada KCDP Temsilcisi Gülsüm Kav, platformun avukatlarından Leyla Süren, platformun genel sekreteri Fidan Ataselim ile erkek şiddeti sonucu öldürülen Ceyda Yüksel’in annesi Filiz Demiral konuşma yaptı.

    “HAYATI ÇALINAN HERKESİN HESABINI SORACAĞIZ”

    Bütün zorluklara rağmen mücadelelerini sürdürdüklerini vurgulayan Gülsüm Kav, şunları söyledi:

    “Bu üçüncü duruşmamız. Her hava şartında, her türlü zorlukta kadın cinayetlerini durdurmaya ve bunun için mücadele etmeye kararlıyız. Bir yıldır bizi uğraştırdıkları şeye bakın. Bir yılda uğraşılacak şey bu mudur? Kadınlar öldürülmesin diye mücadele eden kadınların derneğini kapatmak mıdır? Depremde binlerce insanımızı kaybettik. Zaten bir kriz var. Aileye zarar veriyormuşuz diye bizi kapatmaya çalışıyorlar ya, o aileler açlık sınırında yaşıyor. Bu memlekette, bu ekonomik krizde bu kadar rezalet varken ve bu rezalet deprem ile bu kadar açığa çıkmışken, konu biz miyiz? Kadın cinayetlerini durdurmaya kararlıyız. Bunu böyle bilsinler. Bu davadan hangi sonuç çıkarsa çıksın bu memlekette önlenebilir ölümle hayatından olan, hayatı çalınan herkesin hesabını soracağız.”

    “KADINLARIN MÜCADELESİ PAZARLIK MASASINA MEZE YAPILIR HALE GELDİ”

    Konuşmasına 5 Nisan Avukatlar Günü’ne değinerek başlayan Av. Leyla Süren ise “5 Ekim’den bu yana 95 davaya girmişiz, 161 duruşma yapılmış. Biz hala burada kanuna ve ahlaka aykırı gelmekten yargılanıyoruz. Bir derneğin tabelası, sandalyesi, masası kanuna aykırı gelemez. Gönüllü avukatları, gönüllüleri ve kayıp aileleridir o zaman aykırı gelen. Biz katilleri yakaladığımız için mi ahlaka aykırı davranıyoruz? Şubat ayında deprem varken 11 kadın öldürüldü. Türkiye’de ilk kez 12 şüpheli kadın ölümü oldu. İlk kez şüpheli ölüm, kadın cinayeti sayısını geçti. Çünkü diyorlar ki, “Zaten kimse işini yapmıyor bari gizleyerek öldürelim.” Bu yüzden bu dava çok önemlidir. Biz kadınların, avukatların, gönüllülerin, ailelerin mücadeleleri artık ittifak pazarlık masasına meze yapılır hale gelmiştir” dedi.

    “BİZİ KAPATMAYA ÇALIŞANLARIN DEVRİNİ KAPATACAĞIZ”

    14 Mayıs seçimlerini hatırlatan Fidan Ataselim de şöyle konuştu:

    “Bizler her gün kadınlar öldürülürken, kadınların yaşaması için mücadele ediyoruz. Kadınlar eşit, özgür yaşasın diye mücadele ediyoruz. LGBTİQ+’lara ayrımcılık yapılmasın, nefret cinayetlerine kurban gitmesinler diye mücadele ediyoruz. Kim eşitsizliğe, haksızlığa uğrarsa onun yanında yer alıyoruz. İstanbul Sözleşmesi’nden hangi anlayış imzayı geri çekti? Bu anlayış Taliban anlayışıdır. İran’daki molla rejiminin anlayışıdır. Bu anlayışı tarihin çöplüğüne göndereceğiz. Bizi kapatmaya çalışanların devrini kapatacağız. Kadın düşmanlarını göndereceğiz.”

    “CUMHURBAŞKANINA HAKKIMI HELAL ETMİYORUM”

    Ceyda Yüksel‘in annesi Filiz Demiral ise iktidara istifa çağrısında bulunurken, “Platformun kapatılması, İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesi sırf tarikatlardan oy kaybetmemek içindir. Kadınların üzerinden siyaset yapıyorlar. Kadın cinayetlerinin politik olduğunu bu yüzden hep söylüyoruz. Cumhurbaşkanına hakkımı helal etmiyorum. Asla da helal etmeyeceğim. Ölüler hakkını helal edemez. Kızımdan hak helalliği isteyebilir mi? Hakkımı da oyumu da vermiyorum. Hükümetin istifa etmesini istiyorum” ifadelerini kullandı.

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

     

  • KCDP: Derneğimizi kapatamayacaklar, hodri meydan!-VİDEO

    KCDP: Derneğimizi kapatamayacaklar, hodri meydan!-VİDEO

    PİRHA-Hakkında “Kanuna ve ahlaka aykırı faaliyet yürütmek” suçlamasıyla kapatma davası açılan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, 5 Ekim’de görülecek ikinci duruşma öncesi basın toplantısı yaptı. Yapılan konuşmalarda, “Derneğimizi kapatamayacaklar. Hodri meydan. Seçim sandığı geldiğinde hesabını soracağız. Kadına karşı şiddet dünyanın en yaygın insan hakları ihlalidir. Sadece yaygın değil aynı zamanda en zalimane şiddet biçimiyle karşı karşıya kadınlar” denildi. 

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) Derneği hakkında “Kanuna ve ahlaka aykırı faaliyet yürütmek” suçlamasıyla açılan kapatma davasının 5 Ekim günü görülecek olan ikinci duruşması öncesi basın toplantısı düzenlendi.

    Şişli’deki Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde gerçekleşen toplantıya Kadın Meclisleri’nden Dilber Sünnetçioğlu, Avukat Leyla Süren, KCDP Genel Sekreteri Fidan Ataselim, LGBTİQ+ Meclisi’nden Ilgın Gürses, İstanbul Barosu’ndan Nazan Moroğlu, Eşitlik İçin Kadın Platformu’ndan Hülya Gülbahar, Kırklareli Barosu’ndan Oylum Yaman, Ekmek ve Gül’den Sevda Karaca ile Türkiye İnsan Hakları Vakfı’ndan (TİHV) Ümit Efe de katıldı.

    “DERNEĞİMİZİ KAPATAMAYACAKLAR, HODRİ MEYDAN”

    “Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Derneği Hukuksuz Davalarla Kapatılamaz” sloganıyla yapılan açıklamada ilk olarak söz alan Dilber Sünnetçioğlu, “Kadınlar yaşasın, diye mücadele ediyoruz. Derneğimiz kapatılmak isteniyor. Nedenini çok iyi biliyoruz. Kadınların eşit ve özgür yaşamak istemesi, kendi kararlarını almak istemesidir. Kadınları korkutamayacak, durduramayacaksınız. Onların yaşam şeklini kabul etmiyoruz. Bu dava için sadece bir kısım insanlar maşa olarak kullanılıyor. Derneğimizi kapatamayacaklar. Hodri meydan. Seçim sandığı geldiğinde hesabını soracağız. Yurt dışında ödül alıyoruz ama burada kapatılmak istiyoruz” dedi.

    Av. Leyla Süren ise “KCDP, ailelerin desteğiyle kurulmuş bir dernektir. Kadın hareketinin sesinin kısılması için açılmış bir davadır. Savcılık, “Derneğin hukuka ve ahlaka aykırı bir eylemi var mı?”diye araştırdığında herhangi bir örneğe rastlamıyor. Tüm muhalefeti susturmak üzere açılmış bir davadır” diye konuştu.

    “SİYASAL HEGEMONYALARI BİTTİ, KÜLTÜREL HEGEMONYA KURMA ÇABALARI NAFİLE”

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) Derneği Genel Sekreteri Fidan Ataselim de “İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması modern ve medeni haklarımıza yönelik saldırıların göstergesiydi. Şimdiye kadar hiç olmadığı kadar kadın cinayetleri artırıyor. Yaptıkları nefret söylemleri ve geliştirdikleri politikalar ile saldırılarla karşılaşıyoruz. Bütün bunlara rağmen direncimizin arttığını düşünüyoruz. Derneğimizi kapattırmamak bütün muhalefete güç verecektir. Yaşam ve eşit olma haklarımız, özgürlüklerimiz pazarlık malzemesi olamaz. Siyasal hegemonyaları bitti. Kültürel hegemonyalarını kurma çabaları nafile” ifadelerini kullandı.

    LGBTİQ+ Meclisinden Ilgın Gürses ise 18 Eylül günü İstanbul Saraçhane’de gerçekleştirilen LGBTİ+ karşıtı eyleme değinirken; “Saraçhanedeki eylemi devlet kurumları alenen örgütlüyor. RTÜK bu eylemin reklamını yaptı. Her eylemi yasaklayan İstanbul Valiliği bu eylemi örgütledi. Sömürmek istediklerinde zaten biz aileyiz. Saldırmalarının nedeni, siyasi iktidar ekonomik krizin de etkisiyle büyük bir çıkmazda. Bu süreçte bu tarz saldırılar artıyor. Ama bu şekilde kazanamazlar. Her saldırıda bize olan destek artıyor. Bizim için mücadele bundan sonra ya eşitlik hakkımızı verirsiniz ya da söke söke alırız” dedi.

    “KADINA KARŞI ŞİDDET DÜNYANIN EN YAYGIN İNSAN HAKLARI İHLALİDİR”

    2018 yılında öldürülen Aysun Yıldırım’ın annesi Hüsniye Yıldırım da kapatma davasına tepki göstererek, “Kızım 2018 yılında intihar süsü verilerek öldürüldü. Daha sonra dosyası kapatıldı. Kızımın cinayete kurban gittiği daha sonra ortaya çıkarıldı. Derneğimize “aile yapısını bozuyor, ahlaksızlık” denilerek kapatma davası açılıyor. Benim kızımın dosyası kapatıldığında ahlaksızlık yapılmadı mı? Derneğimiz, bizlerin yalnız olmadığını gösterdi. Bize güç verdi. Mücadelemizde bizimle yürüdüler” şeklinde konuştu.

    İstanbul Barosu’ndan Nazan Moroğlu ise, kapatma davasına karşı dernek ile dayanışma içerisinde olduklarını belirtti. Eşitlik İçin Kadın Platformu’ndan Hülya Gülbahar da, “Kadına karşı şiddet dünyanın en yaygın insan hakları ihlalidir. Sadece yaygın değil aynı zamanda en zalimane şiddet biçimiyle karşı karşıya kadınlar. İddianameyi incelediğimde hukuk adına utandım. Hukukta adalet yok. Eşit, özgür, mutlu ve huzurlu yaşamak istiyoruz. Bu davalar gelip, geçecek. Hepimize karşı açılmış bir dava olarak görüyoruz” dedi.

    Kırklareli Barosu’ndan Oylum Yaman “Derneğin hukuksuzca kapatılmak istenmesi kadınların örgütlenme hakkına yönelik yapılan bir saldırıdır. 5 Ekim’de Çağlayan Adliyesi’nde olacağız” ifadelerini kullanırken, TİHV’den Ümit Efe de “Dernek, insan hak ve özgürlükleri açısından önemli bir ışık oldu. Bu totaliter sistem insanın özne olma çabasını çalarak, talebi görünmez kılıyor” diye konuştu.

    PİRHA / İSTANBUL

  • Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu: Hukuksuz kararı tanımıyoruz -VİDEO

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu: Hukuksuz kararı tanımıyoruz -VİDEO

    PİRHA- Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun çağrısıyla bir araya gelen kadınlar, Danıştay’ın verdiği İstanbul Sözleşmesi kararını protesto etti. Kadınlar yaptıkları açıklamada, “Bu siyasi iktidarın sorumluluklarını yerine getirmediği her gün, kadın düşmanlığı yaptığı her gün, nefret saçtığı her gün bu meydanlardayız. Direnmeye ve mücadele etmeye devam etmek zorundayız” dedi.

    Danıştay 10. Dairesi, İstanbul Sözleşmesi’nin feshine ilişkin 20 Mart 2021 tarihli Cumhurbaşkanı Kararının iptal istemini, 2’ye karşı 3 oyla reddetti.

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun çağrısıyla Kadıköy Meydanı’nda bir araya gelen kadınlar, Danıştay’ın verdiği İstanbul Sözleşmesi kararını protesto etti.

    ‘Hukuksuz kararı tanımıyoruz, İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz’ pankartı açan kadınlar sık sık “Hukuksuz kararı tanımıyoruz’, ‘İstanbul Sözleşmesi yaşatır’ sloganları attı.

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu adına Fidan Ataselim konuştu.

    “İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NDEN VAZGEÇMEYECEĞİMİZİ BİR KEZ DAHA YİNELİYORUZ”

    Bir kez daha İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmeyeceğimizi söylemek için buradayız. Sadece burada değil birçok ilde eylemdeyiz’ diyen Ataselim konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Her gün ülkenin dört bir yanındaki adliyelerde kadın cinayetleri ve şiddetleri davalarındayız. LGBTİQ+’ların uğradığı şiddet ve cinayet davalarındayız. Meydanlardayız. Bu siyasi iktidarın, devletin sorumluluklarını yerine getirmediği her gün, kadın düşmanlığı yaptığı her gün, nefret saçtıkları her gün bu meydanlardayız ve buna karşı buluşuyoruz. Direnmeye ve mücadele etmeye devam etmek zorundayız. Kararın böyle çıkması olasıydı. Elbette böyle olmamasını isterdik. Danıştay’ın hukuka uygun şekilde anayasaya sahip çıkmasını isterdik. Ve Danıştay’ın Cumhurbaşkanı’nın anayasanın üzerinde hareket edemeyeceğini söylemesini isterdik. Tek adama istediği her şeyi yapamayacağını söylemeliydi. Siyasi bir kararla karşı karşıyayız. 4 duruşma boyunca koskoca salonda yüzlerce kişi Danıştay’a anayasanın ne olduğunu anlattı. Kimileri şiddete bizzat maruz kalanlardı. Kimileri hukukçu avukat arkadaşlarımızdı. Kimileri üniversitelerde ders veren hocalarımızdı. Teker teker, tane tane anlatıldı. Yasalar, anayasa ne söylüyor, Cumhurbaşkanı kararı ne anlama geliyor, diye. Bunu görmek istemediler. Tıpkı Cumhurbaşkanı’nın bir gece yarısı toplumun büyük bir kesimini karşısına alarak bir grup gericiyi dikkate alıp verdiği çekilme kararı gibi Danıştay’da bugün bu tür bir karar verdi. Ama bizler İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmeyeceğimizi bir kez daha yineliyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL