Etiket: filistin

  • Dersim Emek ve Demokrasi Platformu: İki yılda savunmasız 70 bine yakın Filistinli katledildi-VİDEO

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu: İki yılda savunmasız 70 bine yakın Filistinli katledildi-VİDEO

    PİRHA-Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, Filistin’de saldırıların yeniden başladığı 7 Ekim 2023 tarihinin ikinci yıldönümünde basın açıklaması yaptı. Okunan metinde, “Gazze soykırımı sadece soykırımcı Netanyahu’nun sorumluluğunda değil. Ortadoğu’nun yeniden paylaşılması için sıraya girmiş Batı emperyalizminin amaçlarına ulaşmak için sınır tanımaz şiddetinin konusudur” denildi.

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, Filistin’de saldırıların yeniden başladığı 7 Ekim 2023 tarihinin ikinci yıldönümünde Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı.

    ‘Barbarlık yenilecek, Filistin halkı kazanacak’ pankartının açıldığı açıklamanın basın metnini Emek Partisi Dersim İl Başkanı Ergin Tekin okudu.

    “GAZZE SOYKIRIMI SADECE SOYKIRIMCI NETENYAHU’NUN SORUMLULUĞUNDA DEĞİL”

    İki yılda savunmasız 70 bine yakın Filistinlinin katledildiğini belirten Ergin Tekin, “Yaşamını yitirenlerin 20 bini çocuk. Yardımların engellenmesi nedeniyle, 154 ü çocuk olmak üzere 460 kişi açlıktan hayatını kaybetti.  Hastaneler, okullar, yadım konvoy ve filoları vuruldu, Gazze halkı sadece açlığa terk edilmekle kalmadı, yüzbinlerce insan yerinden edildi. Netanyahu’nun ABD emperyalizminin işbirlikçisi olarak yürüttüğü ve bölgedeki karışıklıktan kendilerine düşecek payın peşinde olan diğer emperyalist devletler, Gazze operasyonunu desteklediler. Kendi ülkelerindeki protestoları ve barış eylemlerini de bastırmaya çalışıyorlar. Ortadoğu’daki ABD işbirlikçisi yönetimler sürece sessiz kaldıkları gibi bölgeden çıkmak zorunda kalan Filistinliler’e kapılarını açmadılar. Gazze soykırımı sadece soykırımcı Netanyahu’nun sorumluluğunda değil. Ortadoğu’nun yeniden paylaşılması için sıraya girmiş Batı emperyalizminin amaçlarına ulaşmak için sınır tanımaz şiddetinin konusudur” dedi.

    “GAZZE ÜZERİNDEKİ ABLUKA TAMAMEN KALDIRILMALIDIR”

    BM toplantısında Gazze için sunulan planın Ortadoğu’ya “barış değil daha fazla kaos” getireceğini vurgulayan Tekin, “Barış ve demokrasi mücadelesi verenler, İtalya’da, Belçika’da, İspanya’da, Yunanistan’da, Hindistan’da, Malezya’da ve daha birçok ülkede limanlarda ve tedarik zincirindeki emekçilerin protestosu, sokağa dökülen halklar, genel grev yapan işçilerdir. Soykırıma karşı dayanışma ve mücadele gösteren halklar bize örnektir. Soykırımcı Siyonist İsrail devletine, ABD’nin yağma politikasına, saray rejiminin işbirlikçiliğine karşı mücadele, savaşı durdurmanın ön koşullarından biridir. Filistin’de süren soykırıma, Ortadoğu halklarına dayatılan karanlığa karşı, Türkiye’de derinleşen yoksulluk ve hak gasplarına karşı emek ve özgürlük mücadelesi yükselmelidir. İsrail’in Gazze’deki soykırımı derhal durdurmalı, Gazze üzerindeki abluka tamamen kaldırılmalıdır. Türkiye, İsrail rejimiyle tüm siyasi, ekonomik ve askeri ilişkilerini sonlandırılmalıdır” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Hamas, Trump’ın mesajına cevap verdi: Rehineleri bırakmaya hazırız!

    Hamas, Trump’ın mesajına cevap verdi: Rehineleri bırakmaya hazırız!

    PİRHA – ABD Başkanı Donald Trump’ın “Hamas için son bir şans verilecek” ifadelerine Hamas’tan cevap geldi. Yapılan açıklamada, Trump’ın Gazze için önerdiği planının bazı temel unsurlarının kabul edildiği ancak kimi değişiklikler talep edileceği belirtildi.

    Hamas, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze için önerdiği planının bazı temel unsurlarını kabul ettiğini duyurdu. Hamas tarafından yapılan açıklamada, hayatta ya da hayatını kaybetmiş tüm İsrailli rehinelerin serbest bırakılacağı açıklandı.

    Ancak örgüt Gazze’nin geleceği ve Filistin halkının haklarıyla ilgili bazı konularda müzakerelerin sürdüğünü belirtti. Açıklamada, planın en önemli şartlarından biri olan Hamas’ın silahsızlanması ve Gazze yönetiminde artık rol üstlenmemesi konusunda ise detay verilmedi.

    Hamas’ın bu açıklaması Trump’ın Gazze planı konusunda örgüte Pazar gününe kadar süre vermesinin akabinde yapıldı.

    Donald Trump, 3 Ekim’de yaptığı paylaşımda “bu son şans” ifadesini kullanmıştı. Trump, anlaşma olmazsa Hamas’ın “daha önce hiç kimsenin görmediği bir cehennemin” hedefi olacağı uyarısında bulunmuştu.

    7 Ekim saldırısında yer alan ve daha önce bazı İsraillileri rehin tutan Filistin İslami Cihad (PIJ) silahlı grubu, 30 Eylül Salı günü planı reddetmişti.

    (HABER MERKEZİ)

  • AKD’den Filistin ambargosuna tepki: Bu saldırı insanlık dışıdır!

    AKD’den Filistin ambargosuna tepki: Bu saldırı insanlık dışıdır!

    PİRHA – Alevi Kültür Dernekleri, İsrail ordusunun, Küresel Sumud Filosu’na yönelik müdahalesini kınadı. Konuya ilişkin yapılan açıklamada “Bu saldırı alçaklıktır, barbarlıktır, insanlık dışıdır!” ifadelerine yer verildi.

    Gazze’ye insani yardım ulaştırmak için yola çıkan Küresel Sumud Filosu’na yönelik İsrail ordusunun saldırısı, Alevi kamuoyunda da tepkiyle karşılandı.

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Merkezi, yaşananlara ilişkin yazılı açıklama yayınladı.

    BÜTÜN İNSANLIĞA YAPILMIŞ BİR SALDIRIDIR”

    “İsrail devleti, çocuk katili, insanlık düşmanı, barbar bir terör devletidir!” başlıklı yazıda, Filistin’e uygulanan ambargonun kaldırılması için Birleşmiş Milletler’e çağrı yapıldı. Açıklamada şu cümlelere yer verildi:

    “Biz Aleviler, tarih boyunca mazlumun yanında, zalimin karşısında duran bir inancın evlatları olarak bu barbarlığı asla kabul etmeyeceğiz!

    İnsanlığın gözleri önünde, dünyanın vicdanı karşısında barbarca saldırıya bir kez daha tanık olduk. Filistin halkına insani yardım götüren gemilere, gıdaya, ilaca, ekmeğe saldıran, kan ve gözyaşını kendine politika edinen İsrail devleti, insanlık suçu işlemeye devam ediyor. Açlığa mahkum edilen, ambargo altında nefessiz bırakılan Gazze halkına ulaşması gereken yardımlara saldırmak, sadece Filistin halkına değil, bütün insanlığa yapılmış bir saldırıdır. Bir halkın ekmeğine, suyuna, ilacına kastetmek, insanlıktan nasibini almamak ve onurunu ayaklar altına almak demektir. Bu saldırı alçaklıktır, barbarlıktır, insanlık dışıdır!

    Alevi Kültür Dernekleri olarak, İsrail devletinin bu kirli saldırısını en sert biçimde kınıyoruz! İsrail, Gazze halkına uyguladığı zulmün hesabını er ya da geç insanlığa mutlaka verecektir. Mazlumların ekmeğine göz diken, çocukların sütünü kesen bu vahşeti asla affetmeyeceğiz, unutmayacağız!

    Uluslararası toplum, bu insanlık suçuna karşı derhal harekete geçmeli, saldırganlığa ‘dur’ demeli ve İsrail devletini durduracak kesin adımları atmalıdır.

    Birleşmiş Milletler ve tüm uluslararası kuruluşlar, bu barbarlığı ve savaş suçlarını görmezden gelmekten vazgeçmelidir.

    Türkiye Cumhuriyeti yetkilileri, bu saldırılar karşısında hamaset laflarından vazgeçerek açık ve net bir tavır koymalıdır.

    Biz Aleviler, tarih boyunca mazlumun yanında, zalimin karşısında olduk. Bugün de aynı yerdeyiz. Açlığa mahkum edilmiş binlerce çocuk, kadın, yaşlı Filistin halkının yanındayız. İsrail barbarlığının karşısındayız.

    Zulme karşı susmak, zalimin ortağı olmaktır! Kahrolsun İsrail’in işgalci, saldırgan politikaları! Yaşasın halkların kardeşliği, yaşasın barış!”

    (HABER MERKEZİ)

  • Esenler Cemevinden Gazze’deki saldırılara tepki ve Sumud Filosu’na destek eylemi-VİDEO

    Esenler Cemevinden Gazze’deki saldırılara tepki ve Sumud Filosu’na destek eylemi-VİDEO

    PİRHA- Esenler Cemevi, İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarını kınayarak, Sumud Filosu’na destek için eylem yaptı. Açıklamada, “Hristiyan, Yahudi, Müslüman bir ve ortaktır, adı Filistin’dir. Filistin Özgür olmalıdır! Emperyalist-siyonist işgal, saldırganlık ve soykırım son bulmalıdır!” denildi. 

    İstanbul’da hizmet yürüten Esenler Cemevi,  ‘Sumud Filosuna destek, Gazze’ye ses’ diyerek basın açıklaması düzenledi. ‘Bin Defa Mazlum Olsan da Bir Defa Zalim Olma’, ‘Nehirden Denize Özgür Filistin, Özgür Gazze’ pankartının açıldığı açıklamada metni Esenler Cemevi Başkanı Cemal Özdemir okudu.

    “SOYKIRIM YAŞANIYOR”

    Gazze başta olmak üzere Filistin’de bir soykırım yaşandığını ifade eden Cemal Özdemir, “Çocuklar, bebeler açlıktan ölüyor. Evet, açlıktan. Sadece açlıktan da ölmüyorlar. Her gün devasa bombardımanlarla katlediliyorlar. Hemi de, oluşturulan sözde yardım noktalarının bombalanması sonucu katlediliyorlar. Sözde uluslararası yasalarda koruma altına alınmış ve dokunulmaz olan hastahanelerin, okulların, inanç merkezlerinin (camilerin) bombalanması sonucu katlediliyorlar. Ve tüm bunlar ne için yapılıyor biliyor musunuz; Gazzeliler’i, Filistinliler’i yurtlarından sürmek için, Gazze’yi kumarhane ve turizm merkezi yapmak, emlak rantını Trumplarla paylaşmak için. Böyle itiraf etti faşist-siyonist bakan!” diye belirtti.

    “GAZZE’Yİ SAVUNMAK İNSANİ BİR GÖREVDİR”

    Gazze’de yaşananın Kerbala’yı aşan bir zulüm olduğunu ifade eden Cemal Özdemir, “Bu barbarlığı neredeyse bütün dünya, bütün Türkiye izliyor. Sessiz. Suskun. Tepkisiz. Kör, sağır, dilsiz. Oysa film izlenirken bile tepki verilir, değil mi? Şahımız Ali diyor ki; “Bir zulme engel olamıyorsanız onu herkese duyurun.” Evet, zulme karşı durmak, engel olmaya çalışmak, herkese duyurmak için biraraya geldik. Gelmek zorundaydık. Çünkü, “zulme karşı çıkmak, İzzettir” der Şah Hüseyin. İzzetimizi, insan haysiyetini, erdemini, ahlakını korumak zorundayız. Bu yüzden Gazze’yi, Filistin Halkını ve direnişini savunmak ahlaki, vicdanı ve insani bir görevdir. Yoksa çürürüz. Onurumuzu, ahlakımızı yitiririz” dedi.

    SUMUD FİLOSU’NA DESTEK

    İsrail’in soykırımını durdurmanın yolunun, her düzeyde tam ambargo uygulanması olduğu söyleyen Özdemir , Trump’ın, İsrail’in cinayetlerinin ortağı olduğuna dikkat çekti.

    Özdemir ayrıca insanların açlıktan ölmesi için örülen ablukayı dağıtmak amacıyla yola çıkan Sumud Filosu’nu selamlayarak,  “Oysa “zulüm bizdense, biz bizden değiliz” der ulularımız. Bizim yolumuz, töremiz, düsturumuzdur: zulme biat etmeyiz, rıza göstermeyiz. Zulmetmeyiz. Zalim olmayız. Nerede mazlum varsa, ondan tarafız, nerede mazlumun direnişi varsa ondan tarafız! Çünkü zulme karsı çıkmak, direnmek haktır. Mesrudur. İnsan onurunun gereğidir. Bu yüzden Filistin direnişinden yana, siyonist barbarlığın tam karşısındayız. Ve diyoruz ki; Hristiyan, Yahudi, Müslüman bir ve ortaktır, adı Filistin’dir. Filistin Özgür olmalıdır! Emperyalist-siyonist işgal, saldırganlık ve soykırım son bulmalıdır! Dostlar, bütün dünya büyük oranda seyrediyor demiştik. Lakin seyretmeyenler de var! İşte uluslarası Sumud Filosu. Gazze’deki insanlık dışı kuşatmayı yarmak ve Gazze halkına can olmak için, dünyanın dört bir yanından gelip buluşarak, bütün riskleri göze alarak yola düştüler. Aşk olsun onlara. Aşk olsun yollarına, şeref olsun yolculuklarına. Onlar bu kalpsiz-vicdansız dünyanın kalbi, vicdanı, gözü, kulağı oldular” diye konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

     

     

     

     

     

     

     

     

  • Mersin’de İsrail protestosu: Filistin halkı için kınama değil, yaptırım gerekli-VİDEO

    Mersin’de İsrail protestosu: Filistin halkı için kınama değil, yaptırım gerekli-VİDEO

    PİRHA- Mersin Emek ve Demokrasi Platformu ile Mersin Kadın Platformu, Filistin’deki saldırılara karşı yürüyüş düzenledi. Yapılan açıklamalarda İsrail’le tüm ilişkilerin kesilmesi ve ABD üslerinin kapatılması çağrısı yapılırken, Filistinli kadınların yaşadığı ağır koşullara dikkat çekildi.

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu ile Mersin Kadın Platformu, Filistin’de yaşananlara dair eylem yaptı. “Katil İsrail Filistin’den defol”, “Filistinli kadınlar yalnız değildir” ve “Filistin özgürdür, özgür kalacak” sloganları eşliğinde yürüyüş yapan platform bileşenleri, Özgecan Aslan Barış meydanında basın açıklamaları gerçekleştirdi.

    “İSRAİL İLE İLİŞKİLERE DERHAL SON VERİLSİN”

    İlk açıklamayı yapan Mersin Emek ve Demokrasi Platformu Dönem Sözcüsü İzzet Çalış, İsrail’in saldırıları ve insani yardım girişini kısıtlayan abluka ile Gazze’de açlığın yayıldığını; su, ilaç, tıbbi gereçler ve hijyen malzemesinin bulunamadığını belirtti. Çalış, “Başta çocuklar olmak üzere, Gazze Şeridi’nde açlık nedeniyle ölümler artıyor. Yerel ve uluslararası çevreler, İsrail’in “açlığı ve susuzluğu silah olarak” kullandığını belirtiyor. Sivil altyapıyı da tahrip ederek Gazze’nin yüzde 88’ini yıkan İsrail ordusu, sürgün emirleriyle yerinden ettiği Filistinlileri sık sık barındıkları bölgelerde hedef alıyor” dedi.

    İsrail ile ticari ilişkerini sürdüren Türkiye hükümetini de eleştiren Çalış, “Bugün bir yandan İsrail’i tehdit ilan ederken, diğer yandan ticaret tüm hızıyla sürmekte; ekonomik ilişkiler yeni rekorlar kırmaktadır. En çok övündükleri silah sanayi için İsrail’e silah satan şirketlerle ortaklık kurmaktan çekinmemektedirler. İncirlik ve Kürecik başta olmak üzere ülkemizdeki Amerikan üsleri, İsrail’in askeri gücünün doğrudan bir parçası olarak işlemektedir. Bizler İncirlik ve Kürecik başta olmak üzere tüm ABD ve NATO üsleri derhal kapatılmasını ve İsrail’le tüm askeri, ekonomik ve ticari ilişkilerin kesilmesini talep ediyoruz” diye konuştu.

    FİLİSTİNLİ KADINLARIN SORUNLARINA DİKKAT ÇEKİLDİ

    Ardından Mersin Kadın Platformu’nun yaptığı açıklamada, saldırılar sebebiyle Filistinli kadınların yaşadığı sorunlara değinildi. Platform adına basın metnini okuyan Çiğdem Göksoy şu ifadeleri kullandı:

    “Filistin’e yönelik saldırılar sonucunda binlerce kadın ve kız çocuğu kalıcı olarak engelli hale geldi. İşgal ve soykırım koşullarında tacize, tecavüze, erkek şiddetine, çıplak aramaya maruz kalan Filistinli kadınların başvurabilecekleri bir mekanizma ya da sığınabilecekleri güvenli bir alan yok. Gıdaya, ilaca, hijyenik pede ve hiçbir temel ihtiyaca erişim mümkün olmadığı için birçok kadın sağlık sorunları yaşıyor. Hamile ve emziren kadınlar yetersiz beslenme nedeniyle kansızlık, gebelik zehirlenmesi, kanama ve hatta ölüm riskiyle yaşıyor. Doğumda durumu ağırlaşan kadınlar gerekli medikal destek sağlanmadığı için hayatını kaybediyor. Bombardıman altında defalarca göç etmek zorunda kalan kadınlar bir yandan enkaz yığınına dönen yerlerde açlıktan ölmemek için yaşam mücadelesi verirken diğer yandan çocukların, yaşlıların, yaralıların bakımını üstleniyor.

    Biz kadınlar, siyonist işgal devletinin iki yıldır Filistin halkını hedef alan soykırım saldırılarına karşı kadınlar olarak göstermelik kınama tezkereleri ve işlevsiz hamaset değil somut yaptırım uygulanmasını talep ediyoruz. İsrail’e tam ambargo ilan edilmeli ve derhal uygulanmalıdır! İsrail ile askeri, siyasi, ticari, akademik ve kültürel tüm ilişkiler kesilmeli, bütün anlaşmalar feshedilmelidir! Petrol sevkiyatı durdurulmalı ve limanlar İsrail’e giden gemilere kapatılmalıdır!”

    Açıklamaların ardından platform bileşenleri, Filistin’de yaşamını yitirenlerin anısında meydanda bulunan ağacın önüne çiçek bıraktı. Eylem, sloganlar eşliğinde son buldu.

    PİRHA/ MERSİN

  • Kadınlardan Filistin’le dayanışma: Soykırıma sessiz kalmayacağız-VİDEO

    Kadınlardan Filistin’le dayanışma: Soykırıma sessiz kalmayacağız-VİDEO

    PİRHA- Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi, Karaburun’da yaptığı basın açıklamasıyla Filistinli kadınlara destek verdi. Açıklamada, “İsrail’e ambargo uygulanmalı, tüm ilişkiler kesilmelidir” çağrısı yapıldı.

    Barışa İhtiyacım Var Kadın İnsiyatifi İzmir’in Karaburun ilçesinde Filistin’deki kadınlarla dayanışmak adına basın açıklaması yaptı. “Savaş bir suçtur” yazılı pankartın açıldığı eylemde “Filistinli kadınlar yalnız değildir”, “Yaşasın kadın dayanışması” ve “Kadın, yaşam, özgürlük” sloganları atıldı. Açıklamayı Aysel Önen okudu.

    AYŞENUR EZGİ EYGİ ANILDI

    Sözlerine 6 Eylül 2024 yılında Filistin halkıyla dayanışmak için gittiği Nablus’un Beita kasabasında İsrail tarafından katledilen Ayşenur Ezgi Eygi’yi anarak başlayan Önen “Ayşenur’un anısını mücadelemizde yaşatıyoruz” dedi.

    7 Ekim 2023’ten beri devam eden soykırım saldırılarında on binlerce Filistinlinin katledildiğini söyleyen Önen, “Gazze halkı insani yardım ve tıbbi malzeme geçişinin dahi engellendiği abluka koşullarında açlığa mahkum ediliyor. Kıtlık ilan edilen Gazze’de yüzlerce insan açlıktan ölürken, bir torba un almak için ölüm tuzağına dönüşen dağıtım noktalarına gidenler kurşuna diziliyor. Bugün durum daha da acil çünkü ağustos ayında Gazze Şeridi’nde kara harekatı başlatarak işgali genişleten ve Batı Şeria’yı ilhak kararı alan soykırımcı İsrail, Filistin’den geriye kalan ne varsa imha etmeyi hedefliyor” diye konuştu.

    FİLİSTİNLİ KADINLARIN SORUNLARINA DİKKAT ÇEKİLDİ

    Önen, soykırım saldırılarında katledilenlerin yüzde 70’ini kadınların ve çocukların oluşturduğunu belirterek, “Binlerce kadın ve kız çocuğu kalıcı olarak engelli hale geldi. Tacize, tecavüze, erkek şiddetine, çıplak aramaya maruz kalan Filistinli kadınların başvurabilecekleri bir mekanizma ya da sığınabilecekleri güvenli bir alan yok. Gıdaya, ilaca, hijyenik pede ve hiçbir temel ihtiyaca erişim mümkün olmadığı için birçok kadın sağlık sorunları yaşıyor. Hamile ve emziren kadınlar yetersiz beslenme nedeniyle kansızlık, gebelik zehirlenmesi, kanama ve hatta ölüm riskiyle yaşıyor. Doğumda durumu ağırlaşan kadınlar gerekli medikal destek sağlanmadığı için hayatını kaybediyor. Bombardıman altında defalarca göç etmek zorunda kalan kadınlar bir yandan enkaz yığınına dönen yerlerde açlıktan ölmemek için yaşam mücadelesi verirken diğer yandan çocukların, yaşlıların, yaralıların bakımını üstleniyor” ifadelerini kullandı.

    AMBARGO ÇAĞRISI

    Tüm kadınları Filistin halkına yönelik soykırıma karşı mücadeleyi birlikte yükseltmeye çağıran Önen, şu taleplerde bulundu:

    “-İsrail’e tam ambargo ilan edilmeli ve derhal uygulanmalıdır!
    -İsrail ile askeri, siyasi, ticari, akademik ve kültürel tüm ilişkiler kesilmeli, bütün anlaşmalar feshedilmelidir!
    -Petrol sevkiyatı durdurulmalı ve limanlar İsrail’e giden gemilere kapatılmalıdır!”

    PİRHA/ İZMİR

  • Gazetecilerden İsrail Konsolosluğu önünde protesto: Hatem Al-Aouini serbest bırakılsın!

    Gazetecilerden İsrail Konsolosluğu önünde protesto: Hatem Al-Aouini serbest bırakılsın!

    PİRHA- DİSK Basın-İş Genel Başkanı Turgut Dedeoğlu, uluslararası sularda gözaltına alınan gazeteci Hatem Al-Aouini’nin derhal serbest bırakılmasını ve Gazze’ye insani yardımın engellenmeden ulaştırılmasını talep etti.

    DİSK Basın-İş, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) ve Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) tarafından yapılan çağrı üzerine gazetecilik meslek örgütleri, İsrail’in Filistinli sivillere ve gazetecilere yönelik saldırılarını protesto etmek için bugün İstanbul’daki İsrail Konsolosluğu önünde bir araya geldi.

    Basın metnini okuyan RSF Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, 2023’ten beri uluslararası toplumun gözleri önünde onlarca Filistinli gazetecinin cezasızlık altında öldürüldüğüne dikkat çekti. Önderoğlu, “Tüm insanlık değerlerini hiçe ayacak şekilde şimdi de açlıkla yüz yüze getirilmesini kınamak için İsrail Konsolosluğu önündeyiz. Uluslararası savaş hukuku ve insani değerlerin İsrail devleti tarafından çiğnenmesini ve 200’ü aşkın gazetecinin öldürülmesini kınıyoruz. Bizler uluslararası toplumun kadın, çocuk ve birçok savunmasız insan gibi canı pahasına habercilik yapmaya çalışan meslektaşlarımızı sokakta veya çadırda haber peşinde veya evinde ailesini korumaya çalışırken hedef yapan İsrail’e karşı yaptırımsız kalması ve caydırıcılık gösterememesine isyan ediyoruz” diye konuştu.

    TGS Genel Başkanı Gökhan Durmuş, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayip Erdoğan’a hitaben kaleme alınan mektubu okudu. Kamu otoritelerinin ve Avrupa Komisyonu’nun Filistin’de yaşananlara karşı çekingen bir tutum sergilediği vurgulanan mektupta, “Gazze’de günlerdir yiyecek, su, tıbbi malzeme ve barınaktan mahrum bırakılan insanların sistematik ve kasıtlı olarak aç bırakılmasına tanık oluyoruz. Çocuklar, onları besleyemeyen ebeveynlerinin kollarında yorgunluktan ölüyor. Hastanelerde bebekler ciddi beslenme yetersizliğinden mustaripken, insani yardım konvoyları engellenmeye devam ediyor. Bu, doğal bir felaketin sonucu değil, İsrail hükümeti tarafından tasarlanmış bir siyasi karar, bir tür toplu cezalandırmadır. Gazze’yi yabancı muhabirlere kapatarak, İsrail ordusu ifade özgürlüğünü ve halkın bilgi edinme hakkını bastırıyor. Gazetecileri aç bırakarak, gerçeğin sesini, yani gazetecileri, kelimenin tam anlamıyla susturuluyor. Türkiye’nin kurucu üyeleri arasında bulunduğu Avrupa Komisyonu’ndan, Gazze’de devam eden soykırım konusunda tutumunu açıkça belirlemesini, tarafsız ifadelerin arkasına saklanmayı bırakmasını ve somut adımlar atmaktan kaçınmamasını talep ediyoruz” ifadeleri yer aldı.

    Burada yapılan basın açıklamasında konuşan DİSK Basın-İş Genel Başkanı Turgut Dedeoğlu, 27 Temmuz’da Gazze’ye insani yardım götürmek üzere yola çıkan Hanzala gemisine uluslararası sularda müdahale eden İsrail donanmasının, aralarında Tunuslu gazeteci ve sendikacı Hatem Al-Aouini’nin de bulunduğu kişileri gözaltına aldığını aktardı.
    UNI Global Union’un Afrika koordinatörlüğünü yürüten ve aynı zamanda Arap ve Afrikalı emekçilerin uluslararası alandaki güçlü sesi olarak bilinen Hatem Al-Aouini’nin gönüllü olarak yardım gemisine katıldığına dikkat çeken Dedeoğlu, Al-Aouini’nin derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu.

    Ayrıca, İsrail’in gazetecilere yönelik işlediği suçlara ilişkin yapılan suç duyurusuna henüz bir yanıt verilmediği hatırlatılarak, “Bu sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız” mesajı verildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Mersin Limanı’na yanaşan İsrail gemisi protesto edildi-VİDEO

    Mersin Limanı’na yanaşan İsrail gemisi protesto edildi-VİDEO

    PİRHA- Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, İsrail’e askeri malzeme taşıdığı öne sürülen Vela gemisinin Mersin Limanı’na yanaşmasını protesto ederek, “İsrail’in savaş makinelerine yakıt taşıyanlar, Filistinli çocukların kanına ortak oluyor. Bu gemi, Gazze’de her gün bombalanan evlerin, hastanelerin, okulların bir parçasını getiriyor” dedi.

    Gazze’ye insani yardım taşıyan ‘Madleen’ gemisine İsrail tarafından yapılan saldırının ardından, İsrail’e askeri malzeme taşıdığı iddia edilen ‘Vela’ adlı geminin Mersin Limanı’na yanaşması üzerine Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, Mersin Limanı önünde bir basın açıklaması yaptı. “Madleen’i değil Vela’yı durdur” yazılı pankartın açıldığı açıklamada “Katil İsrail işbirlikçi AKP”, “Madleen’e selam direnişe devam”, “Vela’ya boykot İsrail’e boykot” sloganları atıldı. Açıklamayı platform dönem sözcüsü Mahmut Sümbül okudu.

    “MADLEEN’E SALDIRI SAVAŞ SUÇUDUR”

    Sümbül, İsrail’in uluslararası hukuku ve insan haklarını açıkça ihlal ettiğini vurgulayarak, Madleen gemisine yönelik saldırının bir savaş suçu olduğunu ifade etti. Gemide yalnızca gönüllü yardım çalışanlarının bulunduğuna dikkat çeken Sümbül, saldırının insanlık vicdanına yönelik bir darbe olduğunu belirtti.

    İsrail’e askeri malzeme taşıdığı öne sürülen Vela gemisinin Mersin Limanı’na yanaşmasını “kabul edilemez, affedilemez bir utanç” olarak nitelendiren Sümbül, Türkiye topraklarının İsrail’in savaş düzenine lojistik destek sağlamak için kullanılmasının halkın iradesine ve vicdanına ihanet olduğunu dile getirdi.

    TALEPLER SIRALANDI

    İsrail’in savaş makinelerine malzeme taşımanın, Filistinli çocukların kanına ortak olmak anlamına geldiğini söyleyen Sümbül, şu taleplerde bulundu:

    “Mersin Limanı’ndan yükselen her vicdanlı ses, yalnızca bir protesto değil; insanlığın, adaletin ve kardeşliğin haykırışıdır. Bizler, bu limanın halkıyız. Bu ülkenin onurlu yurttaşlarıyız. Hiçbir limanımızın, İsrail’in kanlı savaş düzenine hizmet etmesine izin vermeyeceğiz!

    Taleplerimiz nettir:

    – İsrail’e gidecek hiçbir askeri malzeme Türkiye limanlarından taşınmamalıdır.
    -Madleen gemisine saldırı uluslararası platformlara taşınmalı, İsrail hesap vermelidir.
    -Gemiye el koyan ve sivilleri tutuklayan İsrail hakkında suç duyurusunda bulunulmalı, yardım gönüllüleri derhal serbest bırakılmalıdır.
    -Hükümet, halkın vicdanını ve hukuku esas almalı; İsrail’le her türlü askeri ve ticari iş birliğini derhal kesmelidir.”

    Açıklamanın sonunda Sümbül, tüm sendikaları, demokratik kitle örgütlerini ve vicdan sahibi yurttaşları harekete geçmeye çağırdı.

    PİRHA/ MERSİN

  • Madleen gemisinde son durum: 4 sınır dışı, 8 gözaltı

    Madleen gemisinde son durum: 4 sınır dışı, 8 gözaltı

    PİRHA- İsrail’in alıkoyduğu Madleen gemisindeki 4 aktivist sınır dışı edildi. Belgeleri imzalamayan 8 aktivistin Givon kentindeki bir gözaltı tesisine sevk edeceği bildirildi. 

    İsrail, Gazze’ye insani yardım taşımak isteyen Özgürlük Filosu Koalisyonu’na (Freedom Flotilla Coalition – FFC) ait Madleen adlı gemide alıkoyduğu 12 aktivisti sınır dışı etmek üzere Ben Gurion Havalimanı’na götürmüştü. İsrail Dışişleri Bakanlığı, X platformundaki paylaşımında aralarında İsveçli çevre aktivisti Greta Thunberg’in de yer aldığı 4 kişinin, Fransa’ya giden bir uçakla sınır dışı edildiğini duyurdu. Duyuru, Greta Thunberg’in ters kelepçeli bir fotoğrafı ile yapıldı.

    İsrail kamu yayın kuruluşu Kan’ın aktardığına göre, aralarında Avrupa Parlamentosu (AP) Fransa Milletvekili Rima Hassan’ın da bulunduğu 8 aktivist ise sınır dışı belgelerini imzalamayı reddetti. Bu kişilerin Givon kentindeki bir gözaltı tesisine sevk edileceği bildirildi.

    Konuya dair Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot X platformundan yaptığı açıklamada, gözaltına alınan 6 Fransız vatandaşıyla konsolosluk yetkililerinin görüştüğünü belirtti. Barrot, bir yurttaşın gönüllü olarak ülkeden ayrılmayı kabul ettiğini, geri kalan 5 kişinin ise zorla sınır dışı edileceğini duyurdu.

    İtalya’nın Catania kentinden 1 Haziran’da Gazze’ye yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Madleen gemisi dün (9 Haziran) İsrail tarafından alıkonulmuş ve 12 aktivisti sınır dışı edilmek üzere Ben Gurion Havalimanı’na götürülmüştü.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Mersin’de İsrail’in saldırıları kınandı: Sistematik bir soykırım politikasıdır- VİDEO

    Mersin’de İsrail’in saldırıları kınandı: Sistematik bir soykırım politikasıdır- VİDEO

    PİRHA- Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, İsrail’in Gazze’ye dönük saldırılarına tepki göstererek, “Bu saldırılar, yalnızca askeri operasyonlar olarak değil, bir halkın sistematik olarak yok edilmesine yönelik bir politika olarak değerlendirilmelidir” dedi.

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu (MEDP) İsrail’in Filistin’e dönük saldırılarına tepki göstermek için Özgür Çocuk Parkında basın açıklaması yaptı. “Filistin’de katliam var, soykırıma varan saldırıları durdurun” pankartının açıldığı açıklamada “Katil İsrail Filistin’den defol”, “Nehirden denize özgür Filistin” sloganları atıldı. Açıklamaya çok sayıda paltform bileşeni ve demokratik kitle örgütleri temsilcisi katıldı.

    KAMUOYUNUN SESSİZLİĞİNE TEPKİ

    Basın açıklaması platformun dönem sözcüsü Eğitim Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül okudu.

    Mahmut Sümbül, İsrail’in Filistin topraklarında gerçekleştirdiği saldırıların yalnızca bölgesel çatışma değil, küresel adalet ve insan hakları açısından büyük bir tehdit olduğuna dikkat çekti.

    Gazze’de gerçekleştirilen saldırıların yalnızca askeri operasyonlar değil, bir halkın sistematik olarak yok edilmesine yönelik bir politika olduğunu belirten Sümbül, “Filistin halkı, yıllardır süren işgal ve abluka nedeniyle büyük bir insani krizle karşı karşıya kalmıştır. Ancak uluslararası toplum, bu zulme karşı yeterli tepki göstermemekte ve İsrail’in saldırılarını durdurmak için somut adımlar atmaktan kaçınmaktadır. Bu sessizlik, Filistin halkının yaşadığı zulmü normalleştirmekte ve İsrail’in uluslararası hukuku ihlal etmesine göz yumulmasına neden olmaktadır” dedi.

    TALEPLER SIRALANDI

    Sümbül, Gazze’de yaşanan yıkımın son bulması çağrısında bulunarak, şu talepleri dile getirdi:

    “-İsrail’in Filistin’deki sivillere yönelik saldırıları derhal durdurulmalıdır.
    -Uluslararası toplum, İsrail’in işlediği savaş suçlarını bağımsız bir şekilde soruşturmalı ve sorumluları adalet önüne çıkarmalıdır.
    – Filistin halkının özgürlüğü ve bağımsızlığı için uluslararası destek artırılmalıdır.
    -Halkların kardeşliği ve eşitliği temelinde, tüm dünya devletleri Filistin halkının yanında durmalıdır.
    -Çocukların ve kadınların korunması için acil insani yardım sağlanmalı, savaş mağdurlarına psikolojik ve fiziksel destek verilmelidir.
    – İsrail’in savaş suçları Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından tam kapsamlı bir şekilde soruşturulmalı ve uluslararası yaptırımlar uygulanmalıdır.
    – Okulların, ibadethanelerin ve hastanelerin hedef alınması uluslararası hukuk çerçevesinde savaş suçu olarak değerlendirilerek, İsrail’e karşı yaptırımlar uygulanmalıdır.
    -ABD’nin Gazze’yi boşaltma planı uluslararası hukuk çerçevesinde savaş suçu olarak değerlendirilerek, Filistin halkının zorla yerinden edilmesine karşı küresel bir duruş sergilenmelidir.
    -Uluslararası toplum, Filistin halkına yönelik saldırılar karşısındaki sessizliğini bozmalı ve İsrail’e karşı somut yaptırımlar uygulamalıdır.”

    PİRHA/ MERSİN

  • İsrail’e silah taşıyan gemi Mersin’de protesto edildi- VİDEO

    İsrail’e silah taşıyan gemi Mersin’de protesto edildi- VİDEO

    PİRHA- İsrail’e savaş mühimmatı taşıyan geminin Mersin Limanı’na gelmesini protesto eden Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, “Nexoe Maersk isimli gemi, emperyalist ABD’nin savaş stratejisinin ve Siyonist İsrail’in katliam politikalarının bir parçasıdır. Mersin Limanı savaşın değil, barışın limanı olmalıdır” dedi.

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, Amerika’dan İsrail’e giden, F-35 parçaları ve savaş mühimmatı taşıyan Nexoe Maersk isimli geminin Mersin Liman’ına gelmesini protesto etti. Mersin International Port (MIP) kapısı önünde yapılan basın açıklamasında “Bizim denizler soykırıma izin vermeyecek, Filistin’deki soykırımı durdurun” yazılı pankart açıldı ve sık sık “Katil İsrail Mersin’den defol”, “Denizden nehire özgür Filistin” sloganları atıldı.

    Basın açıklamasını Platform Dönem Sözcüsü BES Şube Başkanı Kemal Göçmen okudu.

    “TÜRKİYE SİLAH TAŞIMACILIĞININ DURAĞI HALİNE GELMİŞ”

    Kemal Göçmen, geminin taşıdığı silahların Filistin halkını katleden silahlar olduğunu belirterek, “Bugün Mersin Limanı’na yanaşması beklenen Nexoe Maersk isimli gemi, emperyalist ABD’nin savaş stratejisinin ve Siyonist İsrail’in katliam politikalarının bir parçası olarak ülkemiz limanlarını kullanacağı haberini öğrendik. Bu geminin taşıdığı F-35 parçaları, Filistin halkına karşı yürütülen saldırıların bir parçası olduğunu biliyoruz. Geminin Haifa Limanı’ndan Mersin’e boş dönmesi, bu silahların teslim edildiğini ve Türkiye’nin bu taşımacılıkta lojistik bir ara durak haline getirildiğini gösteriyor” dedi.

    “Türkiye limanları, halkların katledildiği savaşların sevkiyat noktası olamaz, olmamalı! Mersin Limanı savaşın değil, barışın limanı olmalıdır” diyen Göçmen, tüm kamuoyunu bu sevkiyatın durdurulması için ses çıkarmaya çağırdı.

    “İSRAİL’LE TÜM ANLAŞMALARA SON VERİLSİN”

    DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, “Bu soykırım gemisi sadece 7 Ekim 2023’ten ekim 2024’e kadar 2 bin 500 kez soykırıma mühimmat taşımış durumda. Soykırım gemisinin taşıdığı silah, taşıdığı ölüm ortada. Saray rejimine sesleniyoruz; bize hamasi nutuklar çekmekten vazgeçin. Eğer bu söylemde samimiyseniz İsrail ile bütün anlaşmalara son verin. İş birliğinizi gizli anlaşmalarla bizlere yediremeyeceksiniz” sözlerini kullandı.

    EMEP İl Başkanı Sedat Başkavak, 2024’ün Kasım ayında Mersin Limanı’ndan İsrail’e savaş mühimmatları gönderildiğini hatırlatarak, “Aynı dönemde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan İsrail’e terör devleti diyordu. Terör devleti dediği bir ülkeye silah taşıyan gönderen bir siyasi iktidarın Filistin halkının yanında olması mümkün müdür? AKP iktidarı ve onun gibiler emperyalizme secde ediyor” diye konuştu.

    TİP İl Başkanı Ahmet Paket, silah parçaları taşıyan gemiye ambargo uygulanması gerektiğini ifade etti.

    Son olarak Devrimci Parti İl Yöneticisi İsmet Akdağ, “AKP ilk iktidara geldiğinde Irak’a savaş mühimmatlarının limandan gönderilmesine Meclis’te onay çıkmamıştı. Bu liman özelleştirildikten sonra silahların, savaş mühimmatlarının bu limanlardan çok rahat bir şekilde taşındığını görüyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/ MERSİN

  • Hatimoğulları: Suriye’de Alevi kadınlar kaçırılıyor; bizler bu büyük utancı görüyoruz!-VİDEO

    Hatimoğulları: Suriye’de Alevi kadınlar kaçırılıyor; bizler bu büyük utancı görüyoruz!-VİDEO

    PİRHA- Partisinin Meclis grup toplantısında konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Suriye’de Alevilere yönelik soykırım saldırılarının devam ettiğini hatırlatarak, Alevi kadınlara yönelik şiddete ve kaçırmalara tepki gösterdi.

     

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Meclis grup toplantısında konuştu.

    Ticaret savaşlarının Orta Doğu’da, İran merkezli gerilimlerin tırmanması ve bölgesel savaş risklerini ciddi bir biçimde büyüttüğünü söyleyen Tülay Hatimoğulları, Asya Pasifik’te dinmeyen hesaplamaların, Kıbrıs ve Doğu Akdeniz’deki enerji kaynakları koridorunun giderek artan bir krize dönüştüğünü kaydetti.

    “ALEVİ CANLARIMIZIN YANINDAYIZ”

    DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, konuşmasında şunları ifade etti:

    “Suriye’de halklar ve inançlar yok sayılıyor. Geçici hükümet kuruluyor 5 yıllık bir anayasa hazırlanıyor ama bu anayasada ne yazık ki Suriye’de yaşayan farklı halklar ve inançlar yok, Kürtler yok, Aleviler yok. Bu anayasada kadınlar yok. Ve ben buradan bir kez daha altını çizmek istiyorum. Alevi katliamı Suriye’de devam ediyor. Lazkiye’de ve kıyı şeridinde yaşayan Suriyeli ve Arap Alevilerin üzerindeki katliam kimilerine göre bitti kimilerine göre azaldı dense de gerçekler öyle değil, oradan bizlere gelen haberler öyle değil. Aleviler orada ciddi bir biçimde sistematik bir katliama maruz bırakılmış, yerinden yurdundan topraklarından edilmeye devam ediliyor. Ve burada HTŞ ile iletişim içinde olan başta Türkiye hükümeti olmak üzere bütün hükümetlere, bu ilişkiyi sürdüren bütün kesimlere buradan bir kez daha çağrımızı yineliyoruz. Alevi katliamının son bulması için herkes gerekli girişimleri yapmak durumundadır.

    Şu bilinsin ki biz DEM Parti olarak orada yaşayan Alevi canlarımızın yanındayız, yanında olmaya devam ediyoruz, onlar için mücadele etmeye onların Türkiye ve bütün dünyada sesi soluğu olmaya devam edeceğiz. Bugün Orta Doğu’daki baskıcı rejimlerin önünde iki seçenek var. Ya halkların taleplerine direnecekler ve krizlerle boğuşacaklar ya da gerçek anlamda demokratikleşme ve iç barışın sağlanması için adım atacaklar. Bizim her  daim önerimiz başta Türkiye olmak üzere Orta Doğu’daki bütün bölge ülkelerinin tamamının demokrasiyi, tamamının özgürlükleri seçmesidir. Aksi takdirde buradaki bu gelişmelere baktığımızda bölgenin halkları çok daha fazla zarar görecek.

    FİLİSTİN’E YÖNELİK SALDIRILAR

    Filistin meselesi sıcaklığını hala korumaktadır. Netenyahu’nun başlatmış olduğu katliamda 50 bini aşkın Filistinli insan yaşamını kaybetti. Sözüm ona anlaşmalar yapıldı ama anlaşmaların gereklilikleri yerine getirilmediği için oradaki katliam ve yerinden yurdundan etme  politikaları hala devam ediyor. Şimdi kimisi bunu yumuşatmak için Filistinliler  için diyor ki hicret etmek. Hayır bunun adı tehcirdir, bunun adı zorla sürgündür bunun adı katliamdır. Tarihte Yahudilere yapılan zulmün aynısı şimdi Filistinlilere yapılıyor. Bunu kabul etmek mümkün değildir. Bu insanlığın en güncel ayıbıdır en çıplak en yalın utancıdır. Geçici çözümlerle saldırıların durdurulamayacağını hepimiz çok iyi biliyoruz. Filistin’de yaşananlar bunun en canlı örneğidir. Filistin halkının meşru ve demokratik talepleri tanınmadan, kalıcı bir çözümü inşa etmek mümkün değildir.

    TÜRKİYE DEMOKRASİ ADINA OLUMLU BİR ADIM ATMADI

    27 Şubat’ta Sayın Öcalan’ın yaptığı asrın çağrısından bu yana geçen sürede ne yazık ki Türkiye’de demokrasi adına bırakın olumlu bir adım atılmasını daha iç karartıcı bir tablo ile karşı karşıyayız. İktidar bu süreçte iyi bir sınav vermedi. Tarihi çağrı bir metinden ibaret değildi. Bunu her fırsatta söyledik. Bu tarihi çağrı Türkiye’de yaşayan 85 milyon yurttaşımızın adil demokratik bir toplumda yaşaması için yapılmış bir çağrıdır ve bu demokratik toplumun dönüşüm davetidir. Ama iktidar bu çağrının ruhunu yok saydıkça gereğini yapmadıkça ülkede demokratikleşmenin yolu açılamaz. Bu tıkanıklığın patlak verdiği son olayları hatırlayacak olursak birisi HDK ve Kent Uzlaşısın a dönük gerçekleşen operasyon, diğeri 19 Mart sürecidir. Bakın 19 Mart’tan bu yana Türkiye  halklarının yükselen sesi sadece sıradan bir tepki değildi, sadece bir şahsın özgürlüğü için değildi. Bunu hepimiz çok iyi biliyoruz. Bu tepkiler eşit, adil, özgür ve demokratik bir yaşamı talep etmek için ortaya çıkan tepkilerdir. Gençler, öğrenciler hep bir ağızdan haykırıyor. Bu ülke bizim, bugün bu ülke bugün de bizim, yarın da bizim, gelecekte de bizim diyor gençler.

    İŞKENCEYE ÖDÜL

    İktidar yükselen bu seslere karşı ne yapıyor bu sesleri duymazdan gelerek baskılarını artırıyor. Öğrencilere sokak ortasında işkence yapılıyor. Hepimiz izledik televizyonlarda ya da katıldığımız eylemlerde. O öğrencilere ve gençlere jopla vuran ve gaz sıkan polislere her birine 10 bin TL ödül verdiniz. Siz kaç ülke bilirsiniz ki yeryüzünde işkenceye ödül veriyor apaçık. Ama ne yazık ki kendi ülkemizde buna kötü bir biçimde tanıklık ettik. İşkenceye prim vererek iç barış sağlanamaz. Aksine toplumsal barışa zarar verir, ortak yaşamı zehirler. Siz batıda gençleri joplayanlara bu şekilde prim verirseniz Kağızman’da bir uzman çavuş cafede yan baktın diye bir insanı herkesin gözü önünde katleder. Bu cesaretin kaynağı cezasızlık politikası ve iktidarın açık korumasıdır. Üstelik üzerine de ödül veriyorsunuz. Yani teşvik ediyorsunuz şiddete. Bu apayrı bir suçtur, bunu biliyor musunuz. Evet suç işliyorsunuz. Bu apayrı bir suçtur, suça teşvik etmek de suçtur, suçluyu ödüllendirmekte suçtur. Bunu bizler asla kabul etmiyoruz. Bu antidemokratik uygulamalar bitmiyor. Şöyle bir ara vermek, bir nefeslenmek bile gelmiyor akıllarına. Yine bu zorlayıcı gündemleri sürdürüyorlar. Bakın iktidar tüm bunların dışında okullarda öğretmen avında. Proje okullarında öğretmenlere dönük siyasi tasfiyeye girmiş durumda. Buradan milli eğitim bakanına sesleniyorum, öğretmen atamaları, yönetici görevlendirmeleri, tayinler şeffaf, denetlenebilir ve liyakat esaslı olmalıdır. Öğretmenlere dönük bu siyasi operasyon sadece öğretmene dönük değildir. Bilime, bu ülkenin demokratik geleceğine dönük de bir müdahaledir, bir operasyondur. Ayrıca mülakat mağduru öğretmenler bugün Milli Eğitim Bakanlığı önünde toplandılar, eylem gerçekleştiriyorlar. Alenen hukuksuzlukla karşı karşıya kalmış öğretmenlerimizin ve onlara sahip çıkan öğrencilerimizin yanındayız, yanında olmaya devam ediyoruz.

    BARIŞ DEMOKRASİYLE OLUR

    Hakkı, hukuku yok sayan hiçbir politika meşru değildir. Demokrasi karşıtıdır, topluma zarar verir, barışa hizmet etmez. Bu ülkede sahici bir barış olacaksa bu ancak demokratik bir dönüşümle mümkündür. Barış demokrasiyle olur. Bunun altını bizler her fırsatta çizmeye devam edeceğiz. Unutmayalım, bu süreçte atılacak önemli adımlar vardır. Bu adımlarda en önemli sorumluluk devlete ve iktidara düşmektedir. Doğru, ama aynı zamanda bu talepler etrafında örgütlenen bütün kesimlere yani hepimize yani alanları meydanları dolduran gençlere kadınlara, toplumsal muhalefetin öncüsü olan bütün kesimlere de görev ve sorumluluk düşmektedir. Hep birlikte bizler elimizi taşın altına koyarsak biz bu ülkede ciddi bir değişim ve dönüşümü hep birlikte inşa edebiliriz. Şairin dediği gibi; ‘hangi yangın bir başına söndürülebilir’. Bütün toplumu yakan yangını birlikte söndüreceğiz. Bu karanlıktan birlikte el ele vererek çıkabiliriz, çıkmalıyız. Başka çaremiz yok. Kendimize güveniyoruz, gençlere güveniyoruz, kadınlara inanıyoruz. Bizler başaracağımıza inanıyoruz. Mutlaka başaracağız, mutlaka başaracağız.

    “KADINLAR KAÇIRILIYOR, BU BÜYÜK UTANCI GÖRÜYORUZ

    Sevgili kadınlar barış bizim için çok önemlidir. En temel gündemlerimizden birisidir. Savaşları çıkaran erkek egemen zihniyete karşı biz kadınlar barışta ısrarcıyız. Savaşın yarattığı şiddet, tacizi, tecavüzü, yoksulluğu, işsizliği sömürüyü en derinden biz kadınlar yaşıyoruz. Bakın savaşın en ağır bedelini biz kadınlar ruhumuzda tenimizde, bedenimizde hissediyoruz. Yakın zamanda çıkan savaşlarda Ezidi kadınların çeteler tarafından nasıl kaçırıldığını, küçük Ezidi kız çocuklarının nasıl kaçırıldığını ve Ankara’nın göbeğinde dahi onların satıldığını gayet iyi biliyoruz. Şimdi aynı uygulama Suriye’de Arap Alevi kadınlar üzerinden gerçekleşiyor. Arap alevi kadınlar, kız çocukları küçük yaştaki çocuklar kaçırılıyor ve bizler büyük bir utancı görüyoruz hep birlikte. 21. yüzyılda kız çocukları ve kadınlar adeta köle pazarında satılır gibi satılıyorlar. İşte biz o yüzden savaşın bütün negatifliğini bedenimizde, tenimizde, ruhumuzda o yüzden hissediyoruz. Bakın bununla ilgili mücadele eden dünyada çok önemi örnekler var. Siyahi kadınlar Filistinli kadınların kurduğu barış için kadın koalisyonu İrlandalı kadınların kadın destek ağı, Kolombiyalı kadınların güzel rotası, Kürt barış anneleri barış için kadın girişimi. Bu dünya deneyimlerinin ortak noktası var. O ortak nokta şudur. Kadınlar barış istiyor.

    EKONOMİK KRİZ

    Şimdi bütün bu yoksulluğun içerisinde bu krizin içerisinde sıcaklığın aniden düşmesiyle çiftçilerin tarladaki ürünü zarar gördü. Meyvecilikle geçimini sağlayan bölgeler özellikle büyük bir darbe aldı. Yaşanan don olayları yüzünden üreticiler yüzde 80 oranında rekolte kaybı yaşadı. Tarım Bakanlığı derhal harekete geçmelidir. Üreticilerin zararları derhal giderilmelidir. Üreticiler olmadan soframıza ulaşacak ürün de olmaz. İktidar çiftçilerin üzerindeki yükü hafifletilecek tedbirleri zaten almalıdır. Ama şu anda yaşanmış doğal afet karşısında mevcut olan iktidar ve ilgili bakanlık acilen devreye girmelidir. AKP iktidarında demiştik ki yoksulluk, kriz daha da derinleşiyor. İnsanlar barınamıyor. İnsanlar kira ödeyemez bir hale gelmiş durumdalar. Mart ayında enflasyon yüzde 38 olarak açıklandı. Ancak nisan ayı kira artış oranı yüzde 51 olarak belirlendi. Asgari ücrete sene başında sadece yüzde 30 emekli maaşında yüzde 15. 75, memur maaşına ise yüzde 11.54 oranında zam yapıldı. Yurttaş ne yiyecek, yurttaş ne içecek? Yurttaş nasıl geçinecek?

    1O BİNLERCE BARIŞ GÖNÜLLÜSÜYLE EV ZİYARETLERİNE BAŞLIYORUZ

    1 Ekim’de başlayan 27 Şubatta sayın Öcalan’ın tarihi çağrısı ile taçlanan Barış ve Demokratik Toplum süreci üzerinden tam 6 ay geçti. Bu 6 ay boyunca bir gün bile yerimizde durmadık. Asya’dan Okyanusya’ya oradan Avrupa’ya kadar dünyanın dört bir yanını dolaştık. Her yerde heyetlerimiz bu süreci dünya ülkeleriyle paylaştı. Bir çok ülkenin temsilcisiyle elçilikleri ve kurumlarıyla bir araya geldik. Heyetlerimizle bu süreci anlattık ve çözümü tartıştık. Türkiye’nin dört bir yanında il il ilçe ilçe dolaştık. Halklarımızla barışı konuştuk. 100 bine yakın yurttaşımızla barış için açık ve şeffaf haliyle toplantılar gerçekleştirdik. Şimdi 10 binlerce barış gönüllüsüyle tek tek ev ziyaretlerine başlıyoruz. Türkiye ve Kürdistan’ın dört bir yanında 10 binin üzerinde barış elçisiyle, arkadaşımız ve yoldaşımla tek tek evleri ziyarete başladık. Yetişemediğimiz yerlere milyonlarca mektup yollayacağız. Online toplantılar yapacağız. Bugüne kadar yaptığımız onca çalışmanın bize gösterdiği tek gerçeklik var ki o da çok önemli. Toplum barış istiyor, halk barış istiyor. Herkes buna hazır. Barışı esnetin, uzatın yaklaşımına da toplum karşı. Barış istiyoruz, acil ve hemen diyorlar. Geçtiğimiz her yer konuştuğumuz herkes bu süreci canı gönülden destekliyor.

    ERDOĞAN VE DEM PARTİ GÖRÜŞMESİ

    En son Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan ile DEM Parti İmralı Heyetimiz bir görüşme gerçekleştirdi. Daha önce de kamuoyu ile paylaşıldığı gibi görüşme olumlu geçti Heyetimiz toplumun kafasındaki soru işaretlerini gözlemlerimizi ve önerilerimizi Sayın Erdoğan’a aktardı. Beklenti bu görüşmenin barış sürecine hız kazandırması ve çözümün kapısının aralanmasıdır. Elimizde büyük bir fırsat var, tarih yapma ve tarihe geçme fırsatı. Ama açık konuşalım ki aradan 2 ay geçmesine rağmen çağrıya denk düşen bir adım adım ve iradeyi henüz göremedik. Toplum net konuşuyor son derece makul konuşuyor son derece rasyonel ifade ediyor. Diyor ki iktidar neden adım atmıyor, bu süreç neden tek taraflı ilerliyor bir oyalamı mı var. Biz de buradan yürütme erkine soruyoruz. Tecrit sürerken bir tek somut adım atılmazken, tam tersine hergün yeni anti demokratik uygulamalar devreye girerken kayyımlar devam ederken sizce biz bu yurttaşlara ne cevap verelim. Bunlar çok büyük soru işareti olarak toplumun kafasında duruyor. Güven sadece güzel sözlerle değil pratik ve güven verici somut bir zeminin tesis edilmesiyle olur. Bu zemin nasıl sağlanır? Sayın Öcalan’ın çalışma ve iletişim özgürlüğünün sağlanmasıyla mesela. Meclisin silahsızlandırma süreci için bir yasa çıkarmasıyla örneğin. Demokratik dönüşüm ve barış teklifinin hazırlanmasıyla. Bu kanunu meclisten hep beraber çıkarmakla. İlk adım olarak bunları yaparsak tüm Türkiye rahat bir nefes alır ve toplumun kafasındaki bu soru işaretleri az da olsa yavaş yavaş ortadan kalkmaya başlar. Mücadelemizle güncel, somut ve acil ihtiyaçlarımızın altını çizmeye devam edeceğiz.

    HASTA MAHPUSLAR VURGUSU

    Mahir Polat’ın tahliyesi hepimizi çok mutlu etti. Ve şimdi daha iyi koşullarda tedavi edileceğine inanıyoruz. Buradan da kendisine geçmiş olsun dileklerimizi iletiyorum. İçerde onun gibi yüzlerce ağır hasta tutsak var. Özge Özbek, Hatice Yıldız, Soydan Akan, Server Yıldırım, Hatice Öneren gibi daha burada sayamayacağım yüzlerce insan hapishanelerde hem hapishane koşullarıyla hem de hastalıklarıyla boğuşmak zorunda. İktidara ve meclis başkanlığına sesleniyorum. Güven artırıcı adımlar atabilirsiniz. İnsani ve hukuki olan bu meselede cesur davranabilirsiniz. Toplum hasta tutsaklarla, infazı keyfekeder bir şekilde yakılan mahpuslarla ilgili atılacak adımları beklemektedir.

    “GÜN BARIŞI ERTELEME DEĞİL, BARIŞI BİRLİKTE KURMA GÜNÜDÜR”

    Barış ve Demokratik Toplum için bizleri ayrıştırmasına izin vermeden daha güçlü bir biçimde ortak ses çıkarmaya devam etmeliyiz. Bunun için cesurca mücadele etmeye devam etmeliyiz. Bizler bu tarihi sürecin sonuna kadar arkasındayız. Elimizden gelenin fazlasını yapmak için yoğun bir çaba içindeyiz. Zamanın daraldığının farkındayız. Küresel krizlerin uzandığı bölgesel gerilimlerin tırmandığı bir dönemde barış ve çözüm asla ertelenemez. Biz buradan bir kez daha sözümüzü yeniliyoruz, toplumun beklentisi yürütme erkinin başı olan Sayın Erdoğan’ın zamanın ruhuna uygun bir şekilde cesurca adım atması ve tarihsel bir meseleye dair tarihi bir sorumlulukla yaklaşmasıdır. Halk çözümden yana kararlı bir duruş sergilemektedir ve somut bir adım beklemektedir. Türkiye’deki bütün halklar için emekçiler için işçiler için yoksullar için kadınlar, gençler için 85 milyon yurttaşımız için gerekli adımlar atılmalıdır. Gün barışı erteleme değil barışı birlikte kurma günüdür. Türkiye hazır Kürtler hazır DEM Parti hazır muhalefet hazır, en önemlisi de toplum hazır. Artık barış için harekete geçmenin tam vaktidir. Toplumun yüreği barış için atıyor. Rüzgar hiç olmadığı kadar barıştan yana. Konuşmamı Mevla’nın bir sözü ile tamamlayacağız. Mevlana der ki; insan aradığı şey ile ölçülür. Biz barışı arıyoruz, demokrasiyi arıyoruz. Bizim ölçümüz barıştır demokrasidir.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • İsrail’in Gazze saldırısında 20 kişi katledildi

    İsrail’in Gazze saldırısında 20 kişi katledildi

    PİRHA- İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ne düzenlediği hava ve topçu saldırıları sonucu 20 kişi katledildi. 

    İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılar sonucunda 20 kişi yaşamını yitirdi.

    İsrail askeri araçları Gazze kentinin doğu bölgelerine yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı. Bureyc ve Nusayrat mülteci kamplarının kuzey mahalleleri topçu bombardımanına maruz kaldı. İsrail güçleri, Gazze Şeridi’nin kuzeydoğusundaki Beyt Lahiya’da Ummu en-Nasr köyünde birçok binayı bombaladı. Ayrıca Beyt Hanun beldesinin kuzey ve batı bölgeleri ile Beyt Lahiya kentinin kuzeybatısındaki bölgeler gece boyunca yoğun topçu bombardımanına maruz kaldı.

    İsrail Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus kentinde de saldırını yoğunlaştırdığı bildirildi.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Özel’den Erdoğan’a tepki: Trump’a tutunmak için Filistin davasını satıyorsa yazıklar olsun!

    Özel’den Erdoğan’a tepki: Trump’a tutunmak için Filistin davasını satıyorsa yazıklar olsun!

    PİRHA- Partisinin grup toplantısında konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Özel, İsrail’in Gazze’ye başlattığı soykırıma Erdoğan’ın sessiz kalmasını eleştirdi. “Soruyorum Erdoğan’a, Trump’a Filistin’le ilgili ne dedin? Bir cevap aldıysan söyle de bilelim. Trump’tan randevu için, dışarıdaki tek umudu Trump’a tutunabilmek için Filistin davasını satıyorsa Erdoğan yazıklar olsun” ifadelerini kullandı.

    CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında gündemdeki gelişmeleri değerlendirdi.

    78 kişinin yaşamını yitirdiği Bolu Kartalkaya otel yangını ve 9 işçinin can verdiği İliç maden katliamına değinen Özel, “İliç’te de imza kimin çıktı. Murat Kurum’un çıktı. Önce sadece inkar ettiler. O dönemde İstanbul’a adaydılar. Dedik ki İliç’in felaketi oldun, İstanbul’un felaketi olmana izin vermeyeceğiz dedik. Sonra da yeniden bakan oldu. Dün yine İliç duruşması vardı. Bir tane kamu görevlisi yargılanmadı. İliç’e adaleti getirmek bir sonraki iktidara yani Cumhuriyet Halk Partisi’ne kaldı.” dedi.

    Özel, İsrail’in Gazze’ye başlattığı soykırıma Erdoğan’ın sessiz kalmasını eleştirdi. “Soruyorum Erdoğan’a, Trump’a Filistin’le ilgili ne dedin? Bir cevap aldıysan söyle de bilelim. Trump’tan randevu için, dışarıdaki tek umudu Trump’a tutunabilmek için Filistin davasını satıyorsa Erdoğan yazıklar olsun.” ifadelerini kullandı.

    Özel’in açıklamalarından satırbaşları şöyle:

    “Biz Bolu Kartalkaya meselesini unutturmamaya devam edeceğiz. Tıpkı İliç’te olduğu gibi. İliç’te de imza kimin çıktı. Murat Kurum’un çıktı. Önce sadece inkar ettiler. O dönemde İstanbul’a adaydılar. Dedik ki İliç’in felaketi oldun, İstanbul’un felaketi olmana izin vermeyeceğiz dedik. Sonra da yeniden bakan oldu. Dün yine İliç duruşması vardı. Bir tane kamu görevlisi yargılanmadı. İliç’e adaleti getirmek bir sonraki iktidara yani Cumhuriyet Halk Partisi’ne kaldı.

    ERDOĞAN’A FİLİSTİN ELEŞTİRİSİ

    “Gazze’de ateşkesi maalesef bozdular. Bugün Trump’a ne söylüyorsun onu söyle dedim. Bana eskiden ‘one minute’ demiş onu anlatıyor. Hepimiz bekliyoruz ki Filistin’e sahip çıkan Trump’a meydan okuyan bir açıklama. Açıklamada ne var? Hiçbir şey yok. Diplomatik geleneklerde olmayacak bir şey. Soruyorum Erdoğan’a, Trump’a Filistin’le ilgili ne dedin? Bir cevap aldıysan söyle de bilelim. (Erdoğan) Trump’tan randevu için, dışarıdaki tek umudu Trump’a tutunabilmek için Filistin davasını satıyorsa yazıklar olsun.”

    “KÜRT SORUNUNUN VARLIĞINI KABUL EDİYORUZ”

    “Kürt sorununun varlığını kabul ediyoruz. Kimseyi dışlamadan, bu meclisi zemin kabul ediyoruz. Bizim işimiz dün bizim doğru yaptığımıza hepsi birden gelince, 6,5 milyon oy almış bir partiyi muhatap alınca, CHP’nin durduğu noktanın doğru olduğunu söylemek. Biz terörün durmasından yanayız. Ama biz terörün her türlüsüne karşıyız. Biz mafya terörüne de karşıyız. Türkiye’deki mafyaların kökünü kazımaya var mısın sen, bana onun cevabını ver.  Terörsüz Türkiye istiyorum, demokratik Türkiye istiyorum. Terörün de mafyanın da kökü kazınsın istiyorum.”

    “SEÇİM İSTERSENİZ BİZ DE SİZE YARGI TACİZİ BAŞLATIRIZ DEDİLER”

    “Buradan İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı’na sesleniyorum. Hamidiye Su dosyası, Süleyman Soylu’nun el konulmuş 37 dosyadan biridir. O dosyalara mı bakacaksın, Ekrem başkanın yolunu kapatmakla mı uğraşacaksın?”

    “Kurultayımızla ilgili, iftira yaydılar. Haydi bulsanıza 1200 tane telefonu yalancı adamlar? 1200 tane değil, 12 tane değil, 1 tane telefonu ispat edin. O elin alnını karışlarım ben.” “Eğer siz seçim isterseniz biz de size yargı tacizini başlatırız dediler.”  Bu partiden makbul muhalefet MHP çıkmadı, çıkmayacak, nokta. Bu parti 23 Mart’ta Cumhurbaşkanı adayını belirleyecek. Hepinizi gönderecek, demokrasiyi getirecektir.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • İsrail ve Hamas arasında ateşkes sağlandı

    İsrail ve Hamas arasında ateşkes sağlandı

    PİRHA- İsrail ve Hamas, 15 aydır süren Gazze savaşının ardından ateşkeste anlaştı.

    Gazze’de ateşkesin ilan edilmesi için Katar’ın başkenti Doha’da devam eden görüşmeler olumlu sonuçlandı. 7 Ekim 2023’te İsrail’in saldırılarıyla başlayan savaşın sonlanması konusunda Hamas ve İsrail anlaştı.

    Ateşkes anlaşmasıyla ilgili basın açıklaması yapan Katar Başbakanı Mohammed bin Abdulrahman Al Thani; Katar, Mısır ve ABD’nin çabaları sonucunda İsrail ve Hamas arasında ateşkes anlaşmasına varıldığını doğruladı.

    Açıklama öncesi sosyal medya hesabından paylaşım yapan Donald Trump ise rehine anlaşması sağlandığını duyurdu.

    Ateşkes, 19 Ocak Pazar itibarıyla yürürlüğe girecek.

    (HABER MERKEZİ)

  • Sevgi ve Hoşgörü Platformu: Suriye’deki azınlıklara yönelik tehditlere son verilmeli!

    Sevgi ve Hoşgörü Platformu: Suriye’deki azınlıklara yönelik tehditlere son verilmeli!

    PİRHA – Sevgi ve Hoşgörü Platformu, Suriye’de yaşanan çatışmalar nedeniyle “Kaygılıyız” başlıklı açıklama yaptı. Konuya ilişkin 17 Aralık’ta, Hatay’da basın açıklaması düzenleneceğini duyuran platform yönetimi Alevi halkına ve diğer azınlıklara yönelik tehdit ve soykırım girişimlerine son verilmelidir” diye de ekledi.

    Sevgi ve Hoşgörü Platformu, Suriye’de yaşanan gelişmeler üzerine “Kaygılıyız” başlığı ile 17 Aralık’ta yapılacak basın açıklamasına çağrıda bulundu. Çok sayıda imzacı kurum ile Hatay TÖBSEN Genel Merkezinde, saat 15:00’te basın açıklaması yapılacağını duyuran platform yönetimi, azınlıklar üzerindeki tehditlere işaret etti.

    TEHDİT VE SOYKIRIM GİRİŞİMLERİNE SON VERİLMELİ”

    Basın açıklamasına yönelik yapılan çağrıda şu ifadelere yer verildi:

    “Kaygılıyız!

    Çünkü emperyalizmin ve siyonizmin hayata geçirmek istediği Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) ve “Büyük İsrail” hayalleri, Ortadoğu coğrafyasında etnik ve mezhepsel çatışmaları körüklemeye devam ediyor. 2010 yılından bu yana “Arap Baharı” adı altında başlatılan süreç, bölgemize barış ve huzur değil; yalnızca acı, şiddet, kan, gözyaşı ve kaos getirmiştir.

    8 Aralık 2024’te Suriye’de Beşşar Esad’ın yönetimi bırakması ve HTŞ öncülüğünde Şam’ın ele geçirilmesiyle başlayan süreç, bölgede yeni trajedi, korku ve kaygıları beraberinde getirmiştir. Özellikle Alevi toplumu ile diğer azınlıklar üzerindeki tehditler, bizleri derinden üzmekte ve kaygılandırmaktadır.

    Alevi inancı veya başka inançların, bir rejimin uygulamaları üzerinden hedef alınmasını asla kabul edemeyiz!

    Suriye’de radikal Selefiler dışındaki çoğu kesimler katledilme korkusu yaşıyor, evlerinden sürülmeye zorlanıyor, açlık ve yokluk içinde yaşıyor. Gelen haberlerle görüntüler, bizi hem sarsıyor hem de geleceğe dair büyük kaygılara sürüklüyor. Şimdiye kadar azınlık halklarının güvenliğine dair hiçbir teminatın verilmemesi, selefi örgütlerin varlığını sürdürmesi ve uluslararası güçlerin bölgedeki çıkar oyunları, kaygılarımızı daha da arttırmaktadır.

    IŞİD gibi radikal terör örgütlerinin yeniden etkinlik kazanması, Filistin halkına yönelik baskıların Suriye’de benzer bir şekilde sürdürülmek istenmesi ve Suriye topraklarının işgalci Siyonistler tarafından işgal edilmesine hiç kimsenin gıkının çıkmaması, Ortadoğu’daki barış umutlarını ciddi bir şekilde tehdit etmektedir. Bu tehlikeli gelişmeler yalnızca Suriye’nin değil, Türkiye’nin toprak bütünlüğünü de riske atmaktadır. Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması, Türkiye’nin toprak bütünlüğünün korunması demektir.

    Bizler, Ortadoğu halklarının barış ve huzur içinde yaşayabilmesi adına sesimizi duyurmak için bir araya geliyoruz:

    Alevi halkına ve diğer azınlıklara yönelik tehdit ve soykırım girişimlerine son verilmelidir.

    Ortadoğu’da barış ve hoşgörü ortamının yeniden tesisi için uluslararası toplumlar sorumluluk almalıdır.

    Gazze’deki insanlık dramına benzer trajedilerin başka coğrafyalarda yaşanmasının önüne geçilmelidir.

    Sevgi ve hoşgörünün hâkim olduğu bir Ortadoğu, ülkemiz ve dünyamız için vazgeçilmezdir. Bu çağrıyı imzalayan kişi, kurum ve kuruluşlar olarak, barışın ve güvenliğin tesis edilmesi için sesimizi yükseltiyor, tüm insanlığı ortak bir sorumluluğa davet ediyoruz.”

     

    Yapılan çağrıda imzası bulunan isim ve kurumlar şöyle:

    -Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Gn. Mrkz.

    -Tüm Öğretmenler Birliği Sendikası (TÖBSEN)

    -Ehl-i Beyt Kültür ve Dayanışma Vakfı Gn. Mrkz. (EHDAV)

    -Avrupa Arap Alevileri Federasyonu Gn. Mrkz.(AAAF)

    -H. Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Gn. Mrkz.

    -Alevi – Bektaşi Federasyonu Gn. Mrkz.

    -Alevi Vakıfları Federasyonu Gn. Mrkz.

    -Alevi Kültür Dernekleri Gn. Mrkz.

    -P. Sultan Abdal Kültür Derneği Gn. Mrkz.

    -Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu Gn. Mrkz.

    -İmam Ali Derneği

    -Samandağ Alevi Kültürünü Araştırma Derneği (AKAD)

    -Türkiye Alevi Federasyonu Gn. Mrkz. (ADFE)

    -Defne Halk Temsilciler Meclisi

    -Defne Değişim Hareketi

    -Garip Dede Dergahı Vakfı

    -Sn. Servet MULLAOĞLU / Hatay M. Vekili

    -Sn. Doğan DEMİR / İst. M. Vekili

    -Prof. Dr. Sn. Semir ASLANYÜREK / (Sinemacı)

    -Sn. Celal FIRAT / İst. M. Vekili

    -Sn. Muhip KANKO / Kocaeli M. Vekili

    -Sn. Orhan SARIBAL / Bursa M. Vekili

    -Mersin Ehl-i Beyt Kültür ve Dayanışma Derneği

    -Adana Alevi Kültürünü Araştırma Derneği (AKAD)

    -İstanbul Alevi Düşünce Ocağı Derneği

    -İskenderun Alevi Kültürünü Araştırma Derneği (AKAD)

    -İstanbul ASİ-DER

    -Alm. / Bilefeld Uluslararası Alevi Araştırma Eğitim & Day. Vakfı (UADE)

    -İsviçre / Basel Alevi – Bektaşi Kültür Birliği

    -Sn. Kemal Bülbül / 27. Dnm. Antalya M. Vekili

    -Arsuz Turizm ve Kültür Derneği

    -KKTC Ehl-i Beyt Kültür ve Dayanışma Derneği

    -Samandağ Alevi Değerler Derneği

    -Adn. / Karataş Alevi Kültür Derneği

    -Sn. Ali BALKIZ Alevi Federasyonu Eski Bşk. & Yazar

    -Hatay Büyükşehir Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği

    -Samandağ Cemevi Derneği

    -Ekinci Soysal ve Yardımlaşma Derneği

    -Mustafa ASLAN

    Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı

    -Özgür KAPLAN

    Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Sekreteri

    -Gani KAPLAN

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği önceki dönem genel başkanı

    -Mustafa ÇINAR

    Alevi Bektaşi Federasyonu önceki dönem denetleme kurulu başkanı

    (HABER MERKEZİ)

  • Erdoğan’ı protesto eden 9 kişi tutuklandı

    Erdoğan’ı protesto eden 9 kişi tutuklandı

    PİRHA- Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı İsrail ile ilişkileri iddiasıyla protesto eden 9 yurttaş, çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Kırılma Noktasında Bir Dünya: Krizleri ve Dönüşümleri Yönetmek” temasıyla gerçekleştirilen TRT World Forum 2024’ün açılışında yaptığı konuşma sırasında protesto eden ve gözaltına alınan 9 kişi, emniyetteki işlemlerinin ardından Adliye’ye sevk edildi.

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından tutuklama talebiyle nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğine sevk edilen yurttaşlar, hakimlik kararıyla tutuklanarak cezaevine gönderildi.

    Protesto sonrası gözaltına alınan 9 kişi hakkında “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla soruşturma başlatılmıştı.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • İsrail, 7 Ekim 2023’ten bu yana 182 basın çalışanı katletti

    İsrail, 7 Ekim 2023’ten bu yana 182 basın çalışanı katletti

    İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarında 7 Ekim 2023’ten bu yana yaşamını yitiren basın çalışanı sayısı 182’ye yükseldi.

    İsrail ordusunun, Gazze Şeridi’nde düzenlediği saldırılarda bir günde 5 gazeteci hayatını kaybetti. Filistin Medya Ofisinden yapılan yazılı açıklamada İsrail’in saldırısında sunucu ve program yapımcısı Nadya Imad es-Seyyid ile radyo kanallarında gazeteci olarak çalışan Abdurrahman Semir et-Tanani’nin hayatını kaybettiği ifade edildi.

    Medya Ofisin, İsrail’in saldırılarında, Aksa Televizyonu Dijital Medya Departmanı Başkanı Said Rıdvan, Sened Haber Ajansında çalışan Hamza Ebu Silmiyye ve Kudüs Vakfında gazeteci olarak çalışan Hanin Mahmud Barud’un hayatını kaybettiğini açıkladı.

    Filistin haber ajansı WAFA 3 gazetecinin, İsrail savaş uçaklarının dün Gazze kentinin batısındaki Eş-Şati Mülteci Kampı’nda yerlerinden edilmiş kişilerin sığındığı Birleşmiş Milletler (BM) Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansına (UNRWA) bağlı “Esma” okuluna düzenlediği saldırıda yaşamını yitirdikleri bilgisini vermişti.

    İsrail’in Gazze’deki saldırılarında 7 Ekim 2023’ten bu yana yaşamını yitiren basın çalışanlarının sayısı 182’ye yükseldi.

    (HABER MERKEZİ)

  • İsrail’den Gazze’deki iki mülteci kampına saldırı: 11 Filistinli hayatını kaybetti

    İsrail’den Gazze’deki iki mülteci kampına saldırı: 11 Filistinli hayatını kaybetti

    PİRHA-İsrail’in Gazze’deki iki mülteci kampına düzenlediği saldırıda 11 Filistinli hayatını kaybetti

    İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki Nusayrat ve Cibaliya mülteci kamplarına düzenlediği saldırılarda 11 Filistinli yaşamını yitirdi. İsrail ordusu Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliya Mülteci Kampı’na da hava ve topçu saldırıları düzenledi. Cibaliya’daki saldırılarda da 4 kişi öldü.

    Saldırılarda çok sayıda Filistinlinin de yaralandığı bazılarının durumunun ise kritik olduğu bildirildi.

    İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda yaklaşık 17 bini çocuk, 11 bin 378’i kadın olmak üzere 42 bin 175 Filistinli öldü, 98 bin 336 kişi yaralandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • DEM Parti Eş Genel Başkanı Hatimoğulları: Kadın katliamının sorumlusu iktidardır-VİDEO

    DEM Parti Eş Genel Başkanı Hatimoğulları: Kadın katliamının sorumlusu iktidardır-VİDEO

    PİRHA- DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Eylül ayında 34, 2024 yılının 8 ayında ise 261 kadının katledildiğini vurguladı. Hatimoğulları, “Erkekler bu cesareti nereden alıyor? Erkekler bu cesareti işletilmeyen yargıdan alıyor. Her davanın hafifletici nedenler bulunularak bir şekilde cezasızlıkla sonuçlandırılmasından alıyor. Ağızlarını her açtıklarında kadınları ötekileştiren iktidardan alıyor. İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçen iktidardan alıyor” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin Meclis Grup Toplantısı’nda konuştu. Eylül ayında 34, 2024 yılının 8 ayında ise 261 kadının katledildiğini belirten Tülay Hatimoğulları, “Erkekler bu cesareti nereden alıyor?Erkekler bu cesareti işletilmeyen yargıdan alıyor. Her davanın hafifletici nedenler bulunularak bir şekilde cezasızlıkla sonuçlandırılmasından alıyor. Ağızlarını her açtıklarında kadınları ötekileştiren iktidardan alıyor. İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçen iktidardan alıyor. 6284 sayılı kanunu iptal etmeyi tartışan iktidardan ve erkek devletten alıyor. Toplum nezdinde bunları normalleştiriyorlar. Artık yeter. Bir kadının dahi öldürülmesine tahammülümüz yok. Erkek şiddetine karşı önleyici politikalar derhal hayata geçirilmelidir. Yargı erkek yargı olmaktan çıkmalıdır. Cezasızlık sisteminden vazgeçmelidir” dedi.

    Ekmek ve Adalet Kampanyası kapsamında yaptıkları faaliyetlere dikkat çeken Hatimoğulları, yurttaşların aç ve yoksul olduğunu söyleyerek, “Bıçak kemikte değil bıçak ilikte. Tablo tam olarak böyle. AKP iktidarının uyguladığı politikalardan bu sömürücü sistemden dolayı üreten de aç, tüketen de aç. Gelirde, vergide, ücrette adalet yok. Yargıda adalet yok. Bu iktidarın yönetme ehliyeti de yok. Bu iktidar bir an önce gitmelidir” diye belirtti.

    “HERKES ELİNİ TAŞIN ALTINA KOYMALI”

    Filistin’de Lübnan’da süren savaşa işaret eden Hatimoğulları, şunları dile getirdi:

    “100 yıl önce masa başında haritalar çizildi. Dün bir yılını dolduran İsrail’in Gazze’ye dönük saldırılarından yaklaşık 40 bin insan yaşamını yitirdi. Bu bilinen sayı. Bir de bilinmeyen var. Eminiz ki bundan daha çok fazlası var. Filistin’de Lübnan’da yaşamını kaybeden insanları saygıyla anıyorum. Siviller katledildi, topluma dönük inanılmaz düzeyde baskılar söz konusu. Ortadoğu halklarına emperyalist bir dizayn dayatılıyor. Harita yeniden çizilmek isteniyor. Filistin yakıldı, yıkıldı. Rusya-Ukrayna savaşı devam ediyor. Çin-Tayvan savaşı gündemde. Şimdi İsrail’in Beyrut’a Suriye’ye hatta daha da sınırları genişleterek Irak ve İran’a kadar uzanan saldırılar söz konusu. Bu savaş çok kutuplu dünyada yeni bir paylaşım savaşıdır. Yepyeni bir dünya düzenini yaratmak için yola çıkmış emperyalist güçlerin bölgesel savaşlarıdır. Enerji kaynakları; Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon gaz rezervleri enerji nakil hatları üzerinden dünya yeniden şekillendirilmek isteniyor. Bu nedenle bu savaşlar çıkarılıyor.

    Çok daha büyük yıkım, çok ağır bir yıkım dünyanın yer kürenin ortadan kalkması anlamına gelecek büyük bir yok oluşun habercisidir bunlar. İşte nedenle bu hafta yaptığımız Avrupa Konseyi görüşmelerimizde oradaki hükümetlerin temsilcilerine Avrupa Parlamentosu temsilcilerine şu görüşlerimizi ilettik. Bütün Türkiye kamuoyu bilsin. Artık herkesin barış konusunda elini taşın altına koyması gerekiyor. Çünkü nükleer saldırılar karşısında hiç kimsenin, doğanın yaşama şansı kalmayacaktır. Gelin sınır tanımadan evrensel bir barış hareketini örgütleyelim. Dönemin ihtiyacıdır, gelişmelere bağlı olarak bu asli görevimizdir.”

    “TÜRKİYE’DE ORTAK BİR YAŞAM UMUDU VAR”

    AKP-MHP iktidarının, yayılmacı ve Osmanlıcı bir çizgide izlediğini aktaran Hatimoğulları, “İktidar dış politikasını Kürt düşmanlığı üzerinden bina etti. Erdoğan, ‘İsrail’in gözü Anadolu’da’ diyor. Bu gerçeklerin altını çizmek zorundayız. Erdoğan ‘one mine’ çıkışıyla ya da BM Güvenlik Konseyi’nde İsrail karşıtı yaptığı konuşmalarla bir yol aldığını zannediyorsa yanılıyor. Bu konuşmalar hamasettir, pratik karşılıkları yoktur. Biz diyoruz ki halkların Türkiye’de ortak bir yaşam rüyası ortak bir yaşam umudu var” şeklinde konuştu.

    “DEM PARTİ OLARAK ONURLU BARIŞ İSTİYORUZ

    Hatimoğulları, Türkiye’de Kürt sorununun barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözülmesi gerektiğinin altını çizerek şunları ifade etti:
    “Sadece Türkiye’de değil; Suriye’de statü elde etmek üzere olan Kürt halkının statü hakkına dayanışmacı bir çizgi ile yaklaşılmalıdır. Bu Türkiye’nin resmi görüşü olarak da sunulabilmelidir. Barışın bölgede sağlamanın yolunun buradan geçtiğini kimse unutmamalıdır. Bizler bu taleplerimizi yükseltmek için özellikle İmralı’da Sayın Abdullah Öcalan üzerinde yürütülen tecridin kırılması gerektiğini canı gönülden savunuyoruz.

    Bunun için de 13 Ekim’de “Abdullah Öcalan’a özgürlük Kürt sorununa çözüm” diyerek Amed’de 10 binlerle mitingde olacağız. Biz Amed’den barışın sesini Ankara’ya İstanbul’a Amed’den barışın sesini Beyrut’a Filistin’e Amed’den barışın sesini Ukrayna ve Tayvan’a kadar ulaştırmak istiyoruz.

    DEM Parti olarak onurlu barış istiyoruz. Onurlu barışın tesis edilmesi için ödenecek bedel ne ise verilecek mücadele ne ise veriyoruz, vermeye de hazırız. Bu konuda müzakere ve diyalog gerektiren dönemlerde de müzakereye de diyaloga oturmaya da hazırız. Ama şu unutulmamalıdır ki söz de değil özde. Kamera karşısına çıkıp iki söz söyleyerek yetinilmesi değil, tam da çözüme dair bir plan ve programın kamuoyuna açıklanması, böylesi bir programla ortaya çıkılması ve böyle bir somutlukla ancak siyaset konuşulabilir.”

    Grup toplatısı sonrası gazetecilerin MHPlideri Devlet Bahçeli’nin “tokalaşma” çıkışa dair sorularını yanıtlayan Tülay Hatimoğulları, “Türkiye’nin iç barışa ihtiyacı var. Atılacak adımları biz de izleyeceğiz” dedi.

    PİRHA/ANKARA