Etiket: fişleme

  • Akademisyenleri “Alevi, aşırı sol” şeklinde fişleyen eski rektöre soruşturma açılmadı

    Akademisyenleri “Alevi, aşırı sol” şeklinde fişleyen eski rektöre soruşturma açılmadı

    PİRHA-Adnan Menderes Üniversitesi’ndeki akademisyenleri 2014-2019 yılları arasında “Alevi, aşırı sol, İslam ve AK Parti karşıtı, içki alemlerinin vazgeçilmezi” şeklinde fişleyen eski rektör Cavit Bircan hakkında “Şikayet yok” denilerek soruşturma açılmadığı öğrenildi. CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, “Halkın bir kesimini, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılama, suçunu işlediği ortada olan, bilim yapılması gereken üniversitede fişleme yapan bu şahıs adeta korunuyor” dedi.

    BirGün Gazetesi’nden Hüseyin Şimşek’in haberine göre Aydın Adnan Menderes Üniversitesi’nde 2014 ile 2019 yılları arasında akademisyenleri “Alevi, aşırı sol, İslam ve AK Parti karşıtı, mason, rotaryen lions kulübü üyesi, içki alemlerinin vazgeçilmezi, kafası kırık, şifozren” ifadeleriyle fişleyen eski rektör Cavit Bircan hakkında “Şikayet yok” denilerek soruşturma açılmadı.

    CHP’Lİ BÜLBÜL KONUYU MECLİSE TAŞIDI

    Aydın Emniyet Müdürlüğü’nün fişlemeyi tespit etmesinin ardından Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül konuyu Meclis gündemine taşıdı. Bülbül, Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’in yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde, Bircan hakkında başlatılan FETÖ soruşturmasını da hatırlatarak; fişleme sonrasında Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) devreye girip girmediğini sordu.

    YÖK: BİRCAN HAKKINDA HERHANGİ BİR ŞİKAYET OLMADIĞINDAN İŞLEM YAPILMAMIŞTIR

    Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, YÖK’ün soruya ilişkin yanıtını Bülbül’e gönderdi. YÖK Başkanvekili Safa Kapıcıoğlu imzalı yanıtta, “Konuya ilişkin olarak Prof. Dr. Cavit Bircan hakkında kurulumuza herhangi bir şikayette bulunulmadığından adı geçen hakkında işlem tesis edilmemiştir” ifadeleri yer aldı.

    “HALKIN BİR KESİMİNİ ALENEN AŞAĞILAYAN BU ŞAHIS ADETA KORUNUYOR”

    Kendisine gönderilen yanıta tepki gösteren Bülbül, “Halkın bir kesimini, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılama, suçunu işlediği ortada olan, bilim yapılması gereken üniversitede fişleme yapan bu şahıs adeta korunuyor. İddialar bu kadar vahimken ve suç bu kadar açıkken hakkında inceleme açılmasının hala şikayete bakılması bir akıl tutulmasıdır. Onlarca akademisyen, bilim insanı bu ülkede tek bir gecede kürsülerinden edilirken cezaevine atılırken hangi şikayete bakıldı?” diye konuştu.

    (HABER MERKEZİ)

    İLGİLİ HABERLER:

    >ADÜ eski rektörü Bircan, akademisyenleri ‘Alevi, solcu’ diye fişlemiş

  • ‘Ordu Üniversitesi Rektörü, çalışanları inançları ve siyasi fikirlerine göre fişliyor’ iddiası Meclis’te

    ‘Ordu Üniversitesi Rektörü, çalışanları inançları ve siyasi fikirlerine göre fişliyor’ iddiası Meclis’te

    CHP Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel, Ordu Üniversitesi’ndeki ‘fişleme’ iddialarını Meclis gündemine taşıdı. CHP’li Adıgüzel, “Rektör kendi GBT sistemini oluşturmuş. Bazı daire başkanlarının Alevi ya da solcu olduğunun, bazı hocaların namaz kıldığının belirtildiği, dört tıp fakültesi hocasının yanında ‘Seçimi kaybetsek de bu ülkeyi solculara bırakmayacağız’ ifadesinin yazılı olduğu bilgisi var” dedi.

    CHP Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel, Ordu Üniversitesi çalışanlarının, Rektör Ali Akdoğan’a yönelik, masasının sağ üst çekmecesinde kahverengi kaplı bir not defteri bulunduğu, bu deftere çalışanların mezhebi, siyasi fikri hakkında notlar aldığı ve bu notları günlük kararlarında kullandığı iddialarını dile getirdi.

    ÜNİVERSİTEDEKİ FİŞLEME MECLİS GÜNDEMİNDE

    Üniversitenin performans yönergesinde rektöre, personele yönelik “nakil, emekli etme ya da görevde yükseltme” gibi yetkiler verildiğine işaret eden Adıgüzel, iddiaları önergeyle Meclis’e taşıyarak Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’e, “Rektör kendi GBT sistemini oluşturmuş. Bazı daire başkanlarının Alevi ya da solcu olduğunun, bazı hocaların namaz kıldığının belirtildiği, dört tıp fakültesi hocasının yanında ‘Seçimi kaybetsek de bu ülkeyi solculara bırakmayacağız’ ifadesinin yazılı olduğu bilgisi var” dedi.

    Üniversitenin performans yönergesinde rektöre, personele yönelik “nakil, emekli etme ya da görevde yükseltme” gibi yetkiler verildiğine işaret eden Adıgüzel, Bakan Mahmut Özer’e, “Rektörün defter üzerinden kişisel uygulamalar yapıp yapmadığına dair bir soruşturma açmayı, soruşturma süresince de görevinden uzaklaştırılması gerektiğini düşünüyor musunuz” sorusunu yöneltti.

    ERBAŞ’IN AKRABASI ATANMIŞTI

    Ordu Üniversitesi’nin, personelin “ahlak durumunu ve özelliklerini” değerlendirecek “performans değerlendirme yönergesi” yayımladığını, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın kardeşi Metin Erbaş’ın damadının da üniversitede “adrese teslim” şart ile araştırma görevlisi olduğunun iddia edildiği gündeme gelmişti. Sayıştay da üniversite ile ilgili “objektif kriterlere aykırı atama yapıldığı” tespitinde bulunmuştu.

    (HABER MERKEZİ)

  • MEB Müfettişinden kumpas: Atatürkçü ve Alevi müdürü cezalandırdık

    MEB Müfettişinden kumpas: Atatürkçü ve Alevi müdürü cezalandırdık

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın başmüfettişinin ‘Atatürkçü, Cumhuriyetçi, Alevi’ okul müdürünü görevden almak için sicilini bozduklarını içeren yazışmayı, yanlışlıkla 20 kişilik müfettiş grubuna gönderdiği ortaya çıktı. Savcılık bunun üzerine MEB’de, ‘terör’ soruşturması başlattı.

    Sözcü’den Sultan Uçar’ın haberine göre olay İstanbul Kadıköy Neriman İrfan Akça Mesleki Eğitim Merkezi Okul Müdürü Metin Bila hakkında görevden alma amaçlı soruşturma açılmasının ardından ortaya çıktı.

    MEB Başmüfettişi Mehmet Ali Özkaya‘nın İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü Maarif Müfettişleri Koordinatörü Ayşegül Ekizceli’ye iletilmek üzere Maarif Müfettişi Semra Erdem’e yazdığı ‘meb’ uzantılı resmi e-posta, yanlışlıkla Teftiş Kurulu’ndaki 20 müfettişe gönderilince Atatürkçü Müdür Bila hakkında kurulan kumpas ortaya çıktı.

    “ZATEN KENDİSİ ALEVİYMİŞ, GİZLEME GEREĞİ DUYMADI”

    Başmüfettiş Özkaya’nın ‘meb.gov.tr’ resmi uzantılı mailinden Müfettiş Erdem’e giden e-postada, “Metin (Bila) Bey’in idareciliğinin sonlandırılması için elimizden geleni yaptık. Zaten, kendisi Aleviymiş bunu da gizleme gereği duymamış. Camiamıza uygun olmadığı aşikâr. Müdür Yardımcısı Cemile (Samancı) Hanım için mecburen aylıktan kesme cezası teklif ettik. Özellikle eşinin ‘hizmet hareketine’ katkılarından biz de haberdarız. Fakat bunu mevcut şartlar nedeniyle çok dillendirmemek lazım. Olası itirazlarda işin bundan sonraki kısmı sizde artık. Ayşe (İstanbul Maarif Müfettişleri Başkanı Ayşegül Ekizceli) Hanım’a iletirsiniz. Allah’a emanet olunuz” denildi.

    ‘MEB’ uzantılı resmi e-postayı gören müfettişler durumu Bakanlığa ve Müdür Metin Bila’ya iletti. Bila, “Konu: Bakanlık Başmüfettişi Mehmet Ali Özkaya ve Semra Erdem’in terörist olduğu iddiası” diyerek, resmi dilekçe yazdı. Kadıköy MEM’ne, İstanbul MEM’ne, CİMER’e başvurup, Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusu yaptı.

    Savcılık, Atatürkçü öğretmenlerin sicillerinin kasıtlı bozulduğuna ve Fetö’cü yapılanma iddialarına soruşturma açıp, Bila’nın da önceki gün bilgisine başvurdu. Başmüfettiş Özkaya ve Erdem ise e-posta adreslerine “Fetö ve PKK’nın sızdığını” ileri sürüp, müfettişlere ikinci bir e-posta gönderip, iddiaları reddetti. Bilgisayarlar ve e-postalar incelenecek.

    OKUL MÜDÜRÜ: SUÇLAMALAR YALAN

    Öte yandan CİMER’e, MEM’e ve savcılığa suç duyurusunda bulunan Okul Müdürü Bila ifadesinde hakkında uydurulan suçlamaların yalan olduğunu belgelerle kanıtladığını kaydederek “Başmüfettiş Özkaya’nın attığı mail, ‘meb.gov.tr’ veri tabanında, tarih saat bilgisi var. Kendisi silse de, bakanlık anında ulaşır. Müfettiş Erdem’in yanlışlıkla 20 müfettişe yollamasıyla bizim kumpastan haberimiz oldu” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Önlü, Hozat’taki fişlemeyi sordu: Kişisel verilerin kaydedilmesi suç değil midir?

    Önlü, Hozat’taki fişlemeyi sordu: Kişisel verilerin kaydedilmesi suç değil midir?

    PİRHA- HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, Dersim’in Hozat ilçesinde 2012 yılında dönemin belediye başkanı, sendikacı, öğretmen, esnaf ve memurların bulunduğu onlarca kişiye dair Hozat İlçe Emniyet Amirliği tarafından yapılan fişlemeyi Adalet Bakanlığı’na sordu. 

    Dersim’in Hozat İlçesi’nde İlçe  Emniyet Amirliği ile İlçe Jandarma komutanlığı tarafından 2012 yılında başta dönemin belediye başkanı, sendikacı, öğretmen, esnaf ve memurların fişlendiği belgelerinin ortaya çıkmasından sonra başlatılan soruşturma 9 yıl sonra savcılığının “kovuşturmaya yer yoktur” kararıyla kapatıldı.

    Fişleme skandalına dair Halkların Demokratik Partisi (HDP) Örgütlemeden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı ve Dersim Milletvekili Alican Önlü, Adalet Bakanlığı’nın yanıtlaması istemiyle yazılı soru önergesi hazırladı.

    Önlü, fişleme belgelerinde kişilerin hangi örgüte sempati duyduğu, kimlerle görüştüğü, hangi etkinliklere katıldığı, hatta alkol alıp almadığı, nerede kaldığı, aile üyelerinin nerede olduğuna kadar bilgilerin dahi yer aldığını hatırlatarak, “Bu karar kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesinin suç kapsamına alınmadığı anlamına mı gelmektedir?” diye sordu.

    “FİŞLEME SAKNDALINA İLİŞKİN SOMUT ÇALIŞMA YÜRÜTÜLMEDİ”

    Önlü, soru önergesinde şunları belirtti:

    “Fişleme skandalının ortaya çıkması sonrasında Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlatmış, soruşturma devam ederken ortaya çıkan yeni belgelerde Hozat İlçe Milli Eğitim Müdürü, Şube Müdürü, Kaymakamlık Yazı İşleri Müdürü, C. Başsavcılığı kâtibi dâhil ilçede birçok kişinin de polis tarafından takibe alındığı ortaya çıkmıştı. Soruşturma devam ederken Hozat İlçe Emniyet Amiri Çağlar San intihar etmişti. TBMM İnsan Hakları Komisyonu bünyesinde oluşturulan bir alt komisyon 2013 yılı başında ilçede incelemelerde bulunmuş, başkanlığını AKP’li Mehmet Metiner’in yaptığı komisyon da fişleme yapıldığını doğrulamıştı. Ancak olayı araştıran komisyon daha sonra bu skandala ilişkin somut bir çalışma yürütmemişti.

    “Tunceli nüfusuna kayıtlı memurların batı illerine tayin edilmesi”, “Yasa dışı terör örgütleri ile irtibatlı oldukları değerlendirilen şahıslar” ve “TAKİPLİ, SAKINCALI, ŞÜPHELİ…”, başlıkları yer alan belgelerde dönemin Hozat Belediye Başkanı Cevdet Konak hakkında “tam bir devlet düşmanıdır. Dikkat edilmesi gereken bir şahıstır” ifadeleri bulunurken, belgelerde kişilerin hangi örgüte sempati duyduğu, kimlerle görüştüğü, hangi etkinliklere katıldığı, hatta alkol alıp almadığı, nerede kaldığı, aile üyelerinin nerede olduğuna kadar bilgiler yer almaktaydı. Olayla ilgili başlatılan idari soruşturmada ise, dönemin Hozat Kaymakamı Murat Eren, İlçe Jandarma Komutanı Fatih Hati, Eski İlçe Emniyet Amiri Oktay Kaygısız, Polis Memurları Harun Orhan, Oğuzhan Sönmez, İnan Soylu ve Fırat Purtaş hakkında yapılacak bir işlem olmadığı sonucuna varılmıştı. Fişleme skandalıyla ilgili yürütülen soruşturma aradan geçen 9 yılın ardından, bilgilerin istihbari bir işlem için toplandığı belirtilerek, savcılık tarafından kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi.”

    Önlü, Adalet Bakanlığı’nın yanıtlaması istemiyle şu soruları yöneltti:

    • 2012 yılında Hozat’ta onlarca kişinin fişlenmesiyle ilgili yürütülen soruşturmanın savcılık tarafından istihbari bir işlem olarak görülmesi ve kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi hukuka uygun bir karar mıdır?
    • Bu karar kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesinin suç kapsamına alınmadığı anlamına mı gelmektedir?
    • Bir kişinin yasal dernek ve partilere üye olması bir istihbarat konusu olarak mı değerlendirilmelidir? Kişisel verilerin, kişisel eğilimlerin, aile bilgilerinin, siyasal eğilimlerin, kişisel zevklerin istihbarat bilgisi dâhilinde toplanması hukuka uygun mudur? Bu bilgilerin toplanması kişi haklarına aykırı değil midir?
    • Siyasi parti ve derneklere üye olan kişilerin verileri istihbarat birimleri tarafından kaydedilmekte midir? Kaydediliyorsa hangi yasa ve kanun çerçevesinde kaydedilmektedir?
    • Bu kararla Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8’inci maddesinde güvence altına alınan özel ve aile hakkında saygı hakkı ilkesi ihlal edilmemiş midir?
    • Soruşturmanın fiil çok açık olmasına rağmen 9 yıl gibi çok uzun sürmesi ve sonrasında kovuşturmaya yer yoktur denilerek kapatılması “makul sürede yargılamanın tamamlanması” prensiplerine aykırı değil midir?
    • Bu fişleme belgeleri kimlerle paylaşılmıştır? Bu belgeler sonucunda kimler hakkında soruşturma açılmış ve işlem yapılmıştır?”

    PİRHA/ANKARA

     

     

  • Polis 7 üniversiteye fişleme listesi gönderdi, burslar kesildi!

    Polis 7 üniversiteye fişleme listesi gönderdi, burslar kesildi!

    Üniversite yönetimlerine yazılan yazılarla öğrencilere disiplin cezaları verilmesini isteyen Emniyet, Gençlik ve Spor Bakanlığı’na bağlı Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü’ne de “gizli” ibareli yazı ile talimat gönderdi.

    Polisin üniversite öğrencilerini fişleme faaliyeti devam ediyor.

    Üniversite yönetimlerine yazılan yazılarla öğrencilere disiplin cezaları verilmesini isteyen Emniyet, Gençlik ve Spor Bakanlığı’na bağlı Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü’ne de “gizli” yazı ile talimat gönderdi. Emniyet, başlatılan soruşturmalar hakkında bilgi vererek haklarında kesinleşmiş mahkeme kararı bulunmayan öğrencilerin yurtlarından atılmasını ve burslarının kesilmesini istedi.

    ANKARA, ODTÜ, HACETTEPE…

    Üniversite rektörlüklerine iletilen son fişleme listesinde Ankara Üniversitesi, ODTÜ, Hacettepe Üniversitesi, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi, Gazi Üniversitesi, Akdeniz Üniversitesi ve Anadolu Üniversitesi’nde eğitim gören öğrenciler yer aldı. Ankara İl Emniyet Müdürlüğü’nün bilgi amaçlı Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanlığı’na da gönderdiği resmi yazıda, öğrenciler hakkında idari işlem yapılması istendi. Emniyet’in “gizli” ibareli yazısı ayrıca Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü Kredi Dairesi Başkanlığı ve Ankara Kredi ve Yurtlar Kurumu Belge Müdürlüğü’ne gönderildi. Yazıda öğrenciler hakkında soruşturma başlatıldığı belirtilerek “Gerekli işlemlerin başlatılması, almış oldukları barınma ve burs hizmetleri gözden geçirilerek sonucundan Valiliğimize bilgi verilmesi” talimatı verildi.

    CUMHURBAŞKANINA HAKARET

    “Gizli” ibareli talimattaki öğrenciler hakkında açılan soruşturmalar da dikkat çekti. Türkiye’nin en iyi üniversitelerinde hukuk, sosyoloji, nükleer enerji mühendisliği, inşaat mühendisliği, uluslararası ilişkiler bölümlerinde öğrenim gören öğrenciler hakkında, “Cumhurbaşkanına hakaret”, “gösteri ve yürüyüşe katılma”, “katıldıkları gösteri ve yürüyüşte kendiliğinden dağılmama”, “görevi yaptırmamak için direnme” suçlamaları ile soruşturma açıldığı belirtildi.

    Cumhuriyet’ten Ozan Çepni’nin haberine göre Emniyet’in talimatının ardından fişleme listesinde yer alan öğrencilerin 500 TL’lik bursları kesildi. Listede yer alan öğrencilerden hangilerinin burs, hangilerinin de öğrenim kredisi aldığı belirtilerek, nasıl işlem yapılacağı da açıklandı. Gerekçe ise sadece “Ankara Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü’nün yazısı gereğince kredisinin kesildiği” denilerek belirtildi. Öğrencilerin burslarının kesilmesi için herhangi bir yargı kararı aranmadı. Kesilen burslar öğrenim kredisine dönüştürüldü. Emniyet’in yazısı sonrasında ödenen bölüm de öğrencilere borç sayılarak öğrenciler devlete borçlandırıldı.

  • Okullarda fişlemeye tepki: AKP’nin ihbarcılığı ayyuka çıktı- VİDEO

    Okullarda fişlemeye tepki: AKP’nin ihbarcılığı ayyuka çıktı- VİDEO

    PİRHA – İzmir Torbalı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü okullara gönderdiği yazıda, sosyal medyada siyasi paylaşım yapan öğretmen ve öğrencilerin şikayet edilmesini istedi. İzmir Eğitim-Sen 6 No’lu Şube Örgütlenme Sekreteri İdil Uğurlu, AKP’nin bu uygulamayı okullara ALO 147 asarak başlattığını belirterek, öğrenciler, çalışanlar üzerinde bir tahakküm kurmaya çalıştığının altını çizdi.  

    Torbalı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü okullara gönderdiği yazıda, sosyal medyada siyasi paylaşım yapan öğretmen ve öğrencilerin fişlenmesini istedi.

    Öğretmen, personel ve öğrencilerin fişlenmesini öngören karar, okul müdürleri toplantı karar metninde yer aldı. Karara göre sosyal medyada siyasi paylaşım yapanlar Milli Eğitim Müdürlüğüne bildirilecek. Eğitimcilerin, öğrencilerin ve velilerin itiraz ettiği karara İzmir Eğitim Sen 6 No’lu Şubesi Örgütlenme Sekreteri İdil Uğurlu da tepki gösterdi.

    “AKP’NİN İHBARCILIK UYGULAMASINDA AYYUKA ÇIKMIŞ HALİDİR”

    “Torbalı İlçe Milli Eğitim Müdürü’nün yazısıyla ‘sosyal medya paylaşımlarını ifşa edin ya da ihbar edin’ şeklindeki uygulama AKP iktidarının yaptığı ihbarcılık uygulamasının ayyuka çıkmış halidir”diyen Uğurlu, AKP’nin daha önce okullara ALO 147’yi asmasını hatırlattı.

    Uğurlu, “AKP iktidara geldiğinde Alo 147’yi okullara asarak, ‘okul öğretmenlerinizi, okul idaresini veya çalışanları şikayet edebilirsiniz’ diye adeta öğrencilerin eline sopa vererek öğretmenler ve diğer çalışanlar üzerinde bir tahakküm kurmaya çalıştı. Bu öğrenciyi kollayan bir yaklaşımdan ziyade AKP iktidarının eğitim ve bilim emekçilerini terbiye etme yol ve yöntemiydi.” dedi.

    15 Temmuz darbe girişimi sonrasında da okul müdürleriyle toplantılar yapıldığını ve şüphe duyulan çalışanların ve öğretmenlerin şikayet edilmesini istediğini kaydeden İdil Uğurlu, bu tür ihbarcılık uygulamalarıyla insanları açlığa mahkum etme çabası içine girdiğini ve diğer çalışanların ise gözdağı vermeyi amaçladığını vurguladı.

    “SARAYA BAĞLI, İNSANLARI TERBİYE ETME SİSTEMİ VAR”

    Uğurlu, öğretmen ve öğrencilere uyarıda bulunarak, bu kararı iyi okumaları gerektiğini mücadele etmenin yol ve yöntemini bulmalarını söyledi. Tekleşmiş bir zihniyetin olduğunu kaydeden İdil Uğurlu, “Saraya bağlı insanları terbiye etme sistemi var. Sizi ekmeğinizden ederim, eğitim hayatından ederim yaklaşımının tescillenmiş hali” diye konuştu.

    Mücadelenin gelişmesi gerektiğinin altını çizen Uğurlu, “15 Temmuz sonrası insanlar artık alanlara çıkamadılar, çıkamıyorlar, korkuyorlar. Fakat korkunun ecele faydası yok. Korku nasıl ulaşıyorsa cesaret e bulaşıcıdır. Mücadeleden başka çıkar yol olmadığını düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

    “İKTİDAR DİNDAR, KİNDAR, DÜŞÜNMEYEN BİR NESİL YETİŞTİRMEK İSTİYOR”

    AKP iktidarının ‘Biz sağlıkta dönüşümü sağladık ama başka sektörlerde sağlayamadık” sözlerini hatırlatan KHK ile ihraç edilen İdil Uğurlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Sağlık şu anda ticarethaneye dönüştü. Aslında sağlık hizmeti ticari olmaz, eğitim de öyle. ‘Eğitimde dönüşümü sağlayamadık’ diyerek tek tipleştirme, cinsiyetçi eğitim, ayrımcılık, karma eğitimin kaldırılması, bilim içerikli derslerin kaldırılması veya saatlerinin düşürülmesi, dini içerikli derslerin artırılması, din derslerinin tüm öğrencilere zorunlu hale getirilmesi, seçmeli dersler adı altında Türk ve Sünnilik mezhebinin dersleri Sünni olmayan tüm vatandaşların çocuklarına dayatılması gibi hamlelerle dönüşüm sağlamaya çalıştı. Bu da onun bir parçası. Yani iktidar dindar, kindar ve düşünmeyen nesiller yetiştirmek istiyor. Bunu nasıl yapacak; önce müfredatın içeriğini boşaltarak yapacak, daha sonrasında da ihbarla yani şikayetlerle yapacak. İnsanlar korksun, biat etsinler. Ayrıca sınav sisteminin değiştirilmesi, nitelikli okulların uygulamaları bunların hepsi bunun birer parçası.”

    Velilere çağrıda bulunan Uğurlu, tatilin değiştirilmesi gibi şeyleri iyi gösterdiklerini ancak bu değişikliklerin insanların hayatında zorluklar doğuracağını belirterek, “Çünkü ya yüz yıllık bir karanlığa gömüleceğiz ya da mücadele ederek bu süreci atlatacağız” şeklinde konuştu.

    PİRHA/İZMİR

     

  • KHK ile ihraç edildi şimdi de SGK fişlemesi

    KHK ile ihraç edildi şimdi de SGK fişlemesi

    PİRHA- KHK ile ihraç edildikten sonra baklagil satarak geçimini sağlamaya çalışan Yrd. Doç. Dr. Savaş Karabulut, İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) uzmanı olmak için verdiği mücadelesinde bu kez de ‘SGK fişlemesi’ ile karşılaştı. Karabulut, “İktidar aygıtı vatandaşını ötekileştirmek için elindeki tüm aygıtları kullanmakta ve kendine bir alan açmaktadır” dedi. 

    KHK ile ihraç edildikten sonra baklagil satarak geçimini sağlamaya çalışan Dr. Savaş Karabulut, İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) uzmanı olmak için verdiği mücadelesinde karşısına bu kez de ‘SGK fişlemesi’ çıktı.

    Karabulut, SGK kaydında “ihraç edildiği” belirtildiği için başvuru yaptığı yerlerden olumsuz dönüş alıyor.

    İSG uzmanı olarak çalışmak için sınava girip başarılı olan ve sertifikasını alan Karabulut önüne engeller çıkarılınca Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi’ne (CİMER) başvurdu. Başvurusunda SGK kayıtlarına ‘Kamu Görevinden Çıkarıldı (Kanun/KHK Göre)’ notunun düşüldüğünü belirten Karabulut, “Bu durum açık bir şekilde iş bulmam da sorun teşkil etmekte ve şahsımı fişlemektedir” dedi.

    “Derhal SGK kayıtlarındaki  fişlemeler kaldırılmalıdır” diyen Karabulut, “İktidar aygıtı vatandaşını ötekileştirmek için elindeki tüm aygıtları kullanmakta ve kendine bir alan açmaktadır” ifadesini kullandı.

    (HABER MERKEZİ)