Etiket: forum

  • İzmir Barış Forumu’ndan ‘sürecin yol haritası çıkarılmalı’ mesajı-VİDEO

    İzmir Barış Forumu’ndan ‘sürecin yol haritası çıkarılmalı’ mesajı-VİDEO

    PİRHA- İzmir Barış Forumu’nun düzenlediği forumda konuşan İHD Onursal Başkanı Akın Birdal, Kürt sorununun çözümü için yasal değişikliklerin yapılarak meclisin kuracağı bir komisyonla yol haritasının belirlenmesi gerektiğini söyledi. Birdal, “Eşit ve özgür demokratik toplum hayalimizi karşılayacak gelişmelerin olması lazım. Coğrafyada yaşayan insanların eşit şekilde yaşayacak anayasayı inşa etmeliyiz” dedi.

    İzmir Barış Forumu, İzmir Barosunda barış konulu forum düzenledi. Foruma İnsan Hakları Derneği (İHD) Onursal Başkanı Akın Birdal, siyasi parti ve sivil toplum kurumu temsilcileri ve yurttaşlar katıldı.  Forumda ilk olarak İzmir Barış Forumu’nun geçmişte yapığı çalışmalar hakkında bilgiler verildi.

    BİRDAL: YOL HARİTASI ÇIKARILMALI

    Daha sonra forumda söz alan İHD Onursal Başkanı Akın Birdal, her ortamda barış dilinin kullanılmasına özen gösterilmesi gerektiğinin altını çizerek, gelinen noktada iktidarın halen güven verici adımlar atmadığını söyledi. Birdal, “Ülkede silahların susmasını isteyen bir grup var. Biz bu grubuz. Bir yargı paketi çıktı. Hasta mahpusları çıkarmıyorlar.  30 yılını doldurmuş tutsaklar halen tahliye edilmiyorlar. 8 aydır özgür ve demokratik bir tartışma ortamı bulamadık.  Barışın toplumsallaşması diyoruz ama sivil toplum örgütleri tam olarak sürece dahil edilmedi. Tartışılabilir ve sorgulanabilir bir ortamın sağlanması lazım. Bu bağlamda biz hak kuruluşları güçlü bir basınç oluşturamadık. Küresel ve bölgesel gelişmeler Türkiye’deki süreci etkileyecek. Bunun için bir yol haritasının çıkartılması için baskı yaratmalıyız. Sürecin yargı tarafı çok önemli. Eşit ve özgür demokratik toplum hayalimizi karşılayacak gelişmelerin olması lazım. Coğrafyada yaşayan insanların eşit şekilde yaşayacak anayasayı inşa etmeliyiz” dedi.

    CANGI: BARIŞI TOPLUMSALLAŞTIRABİLİRİZ

    Ardından söz alan Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP) Eş Sözcüsü ve Avukat Arif Ali Cangı, barışın toplumsallaşması için rol üstlenilmesi gerektiğini ifade etti. Cangı, “Toplum olarak barış için somut taleplerimizi metine dönüştürerek bu metni imaza kampanyasına dönüştürebiliriz. Toplanan imzaları da yetkililere gönderebiliriz. Bu şekilde barışı toplumsallaştırabiliriz” diye belirtti.

    Yurttaş Mehmet Zencir ise “Barış süreçleri kesintiye uğrayabilir. Bu işin toplumsallaşması için belirlenen bir takvimde adımlar atmalıyız. Farklı kesimleri sıkıştırmamız gerekir. Kurumları söz kurmak için iteklemeliyiz. Buna ihtiyaç var. Bize düşen izleyici olmak olmamalı. İnşacı bir rol üstlenmeliyiz” şeklinde konuştu.

    ALTAN: BARIŞI TOPLUM TESİS EDECEK

    Daha sonra konuşan insan hakları savunucusu Bahadır Altan da “İktidarın adım atmadığını görmüyor değiliz. İktidar halen saldırılarına devam ediyor. Biz iktidarın savaşın artık sürdürülemez olduğunu biliyor. Kürtler uzun zamandır barış talep ediyor. Barışı tesis edecek iktidar değil toplum olacak. Bu anlamda halk toplantıları çok önemli olacak. Barışın dilini yeniden yaratacağız. Çoğalacak olan bizim barış düşüncemiz olacak” dedi.

    “KADINLARIN BARIŞ GÖRÜŞMELERİNDE YER ALMALARI GEREKİYOR”

    Son olarak söz alan İzmir Barış Forumu’ndan Vezan Karabulut ise “Savaşlardan en çok kadınlar ve çocuklar etkileniyor. Bunun yanı sıra sürecin içerisinde en fazla erkekleri görüyoruz. Kadınların barış görüşmelerinde daha fazla yer almaları gerekiyor. Bunun için de çalışmalar yapmak lazım. Barışa ihtiyacımız var.Kadın İnisiyatifi İzmir’de kurulacak. Bu noktada forum olarak kurulacak inisiyatife desteğimizi vereceğiz. Daha çok kadın arkadaşımızı da foruma katılmaya davet ediyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/İZMİR

  • İzmir’deki Alevi örgütlerinden Colani’nin Türkiye’ye gelişine tepki: Açıkça saldırı!-VİDEO

    İzmir’deki Alevi örgütlerinden Colani’nin Türkiye’ye gelişine tepki: Açıkça saldırı!-VİDEO

    PİRHA- İzmir’deki Alevi örgütleri, HTŞ lideri Colani’nin Türkiye’ye gelmesini kınayarak, “Colani’nin gelişi, sadece Alevilere değil, bu topraklarda barışı, eşitliği, laikliği savunan herkesin onuruna yapılmış açık bir saldırıdır. Türkiye, savaş suçlularının, mezhepçi çetelerin, halk düşmanlarının barınacağı bir liman değildir, olamaz!” açıklamasında bulundu.

    İzmir’deki Alevi örgütleri, Şam’da yönetime getirilen Heyet Tahrir el Şam (HTŞ) çetesi lideri Muhammed Colani’nin (Ahmed eş-Şara) Türkiye’ye gelmesini protesto etti. Açıklamaya Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan, Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz ve çok sayıda kişi katıldı.

    Narlıdere Cemevi binası önünde yapılan açıklamada HTŞ’yi muhatap almanın başta Alevi soykırımına ve tüm katliamlara  işbirliği ile taraf olmak olduğuna vurgu yapılarak, Colani’nin tutuklanarak uluslararası savaş suçlusu olarak yargılanması çağrısında bulunuldu.

    “HTŞ’Yİ MUHATAP ALMAK KATLİAMA ORTAK OLMAKTIR”

    Basın açıklamasını okuyan ABF Ege Bölge Sorumlusu Bahar Kaplan, Colani’nin insanlığa karşı sayısızca suç işlediğini hatırlatarak, “Bu ülkenin vicdanlı insanları, bu halkın onurlu evlatları olarak, katliamın gölgesinde barış ve kardeşlik mücadelesi veren Alevi halkı olarak bir kez daha haykırıyoruz, Bir katili saygın kişilik gibi kabul etmek, tüm katilleri aklamaktır. Ortadoğu’da emperyalizmin maşası olan ülkemizde ise ırkçı ve şeriatçı çevrelerin gözdesi Colani ve çetesi insanlığa karşı sayısız suç işleyen barbarlardır. HTŞ’yi muhatap almak başta Alevi soykırımına ve tüm katliamlara uluslararası işbirliği ile taraf olmaktır. Ülkemizi yoksullar, emekçiler, öğrenciler kadınlar ve muhalif kesimler için yaşanmaz hale getirenler Suriye’de kan dökülmesine seyirci kalarak aslında tüm Alevileri tehdit etmektedir. Yani bize Suriye’de ölümü gösterip burada sıtmalı yaşama razı olmamız isteniyor” dedi.

    “BARIŞ, EŞİTLİK VE LAİKLİĞİ SAVUNANLARIN ONURUNA AÇIKÇA SALDIRIDIR”

    ABF Ege Bölge Sorumlusu Bahar Kaplan, Colani’nin gelişinin sadece Alevilere değil; barışı, eşitliği, laikliği savunan herkesin onuruna yapılmış açık bir saldırı olduğunu ifade ederek, “Tek özelliği soykırımcı, barbarlar çetesinin lideri olmak olan Colani ülkemize giriş yaptığı andan itibaren tutuklanarak uluslararası savaş suçlusu olarak yargılanmalıdır. Colani’nin gelişi, sadece Alevilere değil, bu topraklarda barışı, eşitliği, laikliği savunan herkesin onuruna yapılmış açık bir saldırıdır. Türkiye, savaş suçlularının, mezhepçi çetelerin, halk düşmanlarının barınacağı bir liman değildir, olamaz! Buradan tüm yetkililere sesleniyoruz: Diplomatik oyunlarla meşrulaştırılarak milyonlarca insanın can güvenliği neden tehdit edilmektedir? Biz bu karanlığı da onun yarasalarını da tanıyoruz. Bizi Hama’da, Tartus, Lazkiye’de katledenler kimlerse Sivas’ta, Maraş’ta, Çorum’da, Reyhanlı’da, Suruç’ta,10 Ekim’de katledenler de aynı zihniyetten beslenenlerdir ve hepsinden mutlaka hesap soracağız” diye belirtti.

    Açıklama alkış ve sloganlara son buldu.

    PİRHA/İZMİR

     

  • ‘Rantsız Yerinde Dönüşüm’ forumunda birlikte mücadele mesajı- VİDEO

    ‘Rantsız Yerinde Dönüşüm’ forumunda birlikte mücadele mesajı- VİDEO

    PİRHA – 1 Mayıs Mahallesi 2 Eylül Kuruluş Festivali’nin son gününde “1 Mayıs Mahallesi İmar ve Kentsel Dönüşümü (Rantsız Yerinde Dönüşüm)” başlığıyla forum yapıldı. Forumda, kentsel dönüşüme karşı birlikte hareket edilmesi gerektiği vurgulandı. 

    22’ncisi düzenlenen 1 Mayıs Mahallesi 2 Eylül Kuruluş Festivali’nin son gününde PSAKD Ataşehir Şubesi Cemevi’nde “1 Mayıs Mahallesi İmar ve Kentsel Dönüşümü (Rantsız Yerinde Dönüşüm)” başlığıyla forum yapıldı.

    Forumda, Kentsel Dönüşüm Dayanışma Grubu’ndan Ceyhan Çılgın, Ataşehir Belediyesi Kentsel Dönüşüm Müdürü Ayşegül Ayas ve Fikirtepe Dayanışması’ndan Ali Rıza Karataş konuşma yaptı.

    ÇILGIN: BİRLİKTE HAREKET ETMEKTEN BAŞKA ÇARENİZ YOK

    Kentsel dönüşüm projelerinin Neoliberal politikaların bir ürünü olduğunu söyleyen Ceyhan Çılgın, “Sizler buraları var ettiğiniz için buralar kıymetli. Ben 90’lı yıllarda buraya gelmiştim o zaman buralara jandarma bakardı. Artık polis ablukasında. Sizin mücadeleci bir duruşunuz olduğu için polis ablukasında. Üsküdar’da Kirazlıtepe diye bir yer var. Caminin etrafında gecekondu olmaz diye gündemleştirdikleri için oraya gözlerini diktiler. Orada yaşayanlar yerinden yurdundan oldu. Bugün sizin mahallenin nüfusu 26.000. Ancak planladıkları konut sayısı 60.000. 60.000 konut demek 15.0000 milyon insan demek. Eğer bu planı yaparlarsa burada her şeyin fiyatı değişecek. Bir arada durmazsanız buraları parça parça bölerler. O nedenle birlikte hareket etmekten başka çareniz yok” dedi.

    AYAS: BİRLİKTE HAREKET ETMEK GEREKİYOR

    Ataşehir Belediyesi Kentsel Dönüşüm Müdürü Ayşegül Ayas ise “Bir yapının kentsel dönüşüme girmesi demek karot alınması demek. İtiraz sürecinden sonra yapıların tamamen boşaltılıp yıkılması gerekiyor. Burada birlikte düşünüp hareket etmek gerekiyor. Yıkımla ilgili belediyemizden her türlü destek alabilirsiniz” diye konuştu.

    KARATAŞ: BİRLİĞİNİZİ BOZMALARINA İZİN VERMEYİN

    Fikirtepe Dayanışması Ali Rıza Karataş da Fikirtepe’deki kentsel dönüşümden söz ederek şöyle konuştu:

    “Fikirtepe’de 870.000 metre kareyi kapsayan bir kentsel dönüşüm alanı oluşturuldu. Metre Karesinin 10.0000 dolardan satılacağı yönünde kimi algılar yapıldı ve herkesin gözü boyandı. Gel gelelim ki bu böyle olmadı. Yapılması gereken tek bir şey vardır. 1 Mayıs mahallesinin direniş ruhu hala diridir. Burada sizin birlikteliğinizin önüne geçecek hamleler yapacaklardır. Birliğinizi bozmalarına izin vermeyin. Siz bunu yapabilirsiniz. Ben buna inanıyorum. Aksi takdirde 1 Mayıs mahallesini oturulamaz hale getirecekler ve sizlerde buralarda oturamayacaksınız.”

    Forum, katılımcıların soru cevaplarıyla son buldu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Kadınlar, Gültan Kışanak’ın seçim çalışmaları kapsamında forum düzenledi-VİDEO

    Kadınlar, Gültan Kışanak’ın seçim çalışmaları kapsamında forum düzenledi-VİDEO

    PİRHA-Gültan’la Ankara’ya Kadınlar Dayanışmaya Kampanya Grubu, Gültan Kışanak’ın seçim çalışmaları kapsamında Ankara’da forum düzenledi. Forumda konuşan HDP eski Eş Genel Başkanı ve DEM Parti Van Milletvekili Pervin Buldan, ” Gültan Kışanak’ın hayatı özgürlük ve eşitlik mücadelesi ile dolu bir hayat. Barış köprülerini Gültan Kışanak’lar kurar, kadınlar o köprüden yürüyerek geçer” dedi.

    Gültan’la Ankara’ya Kadınlar Dayanışmaya Kampanya Grubu,”Kadın iradesiyle kentlerimizi birlikte yönetelim, yerel demokrasiyi büyütelim” şiarıyla Ahmet Arif Parkı’nda forum düzenledi.

    DEM Parti Çankaya Belediye Eş Başkan Adayı Türkan Demir, Gültan Kışanak’ın mesajını okudu.

    “GÜLTAN KIŞANAK HAYATINI KADIN ÖZGÜRLÜĞÜNE ADADI”

    HDP eski Eş Genel Başkanı ve DEM Parti Van Milletvekili Pervin Buldan, ” Tabii ki Ankara’nın bu olmadığını biliyoruz hava şartları, Ramazan olması etkinliklerimiz etkiliyor. Yarın Newroz’da güçlü bir şekilde bir araya gelip, Gültan Kışanak’ı ne kadar sahiplendiğimizi bir kez daha göstereceğiz. Gültan Başkan ne yazık ki diğer adaylar gibi eşit koşullarda birer seçim süreci yürütmüyor. Tutukluluk süresi dolmasına rağmen, rehin olarak Kandıra Cezaevinde kalıyor. O mesajlarını kısıtlı imkanlara rağmen avukatları ile Ankara’ya gönderiyor. Ama biz onun yerine Ankara’da bütün yoldaşları, arkadaşları, kadınlar, kız kardeşleri olarak çalışmalarını yürütmek için ona söz verdik. Sözümüzü yerine getiriyoruz. Gültan Kışanak’ın hayatı özgürlük ve eşitlik mücadelesi ile dolu bir hayat. Kendi hayatını kadınların özgürlüğü, kadınların eşitliği için adayan bir hayat. Aday olurken şöyle bir mesaj verdi Gültan, Ankara ve Diyarbakır arasında barış köprüsü olmak için adaylığı kabul ediyorum dedi. Biz bu adaylığı barış köprüsünün üzerinden geçmek istiyoruz. Barış köprülerini Gültan Kışanak’lar kurar kadınlar o köprüden yürüyerek geçer diyoruz. Sevgili Gültan Kışanak’ı burdan sevgilerimizi iletiyoruz. Özgür yarınlarda buluşmak dileğiyle, kendisine kazanacağının sözünü veriyoruz” dedi.

    Forum, serbest kürsü ile devam etti. Yapılan konuşmaların ardından, zılgıtlar eşliğinde halaylar çekildi.

    PİRHA/ANKARA

  • 1 Mayıs Mahallesi Kuruluş Festivali kapsamında forum gerçekleştirildi-VİDEO

    1 Mayıs Mahallesi Kuruluş Festivali kapsamında forum gerçekleştirildi-VİDEO

    PİRHA – Mayıs’ta Yaşam Kooperatifi üyesi Engin Gündüz’ün moderatörlüğünde “Emekçiler sorunlarını konuşuyor: kentsel dönüşüm, yozlaşma ve uyuşturucu” başlığıyla gerçekleştirilen forumda 1 Mayıs mahallesi’nin sorunları olan kentsel dönüşüm, yozlaşma ve uyuşturucu konuları konuşuldu.

    1 Mayıs Mahallesi Kuruluş festivali kapsamında Türkiye İşçi Partisi(TİP) Ataşehir ilçe binasında “Emekçiler sorunlarını konuşuyor: kentsel dönüşüm, yozlaşma ve uyuşturucu” başlığıyla forum düzenlendi.

    Mayıs’ta Yaşam Kooperatifi üyesi Engin Gündüz’ün moderatörlüğünde gerçekleştirilen forumda 1 Mayıs mahallesi’nin sorunları olan kentsel dönüşüm, yozlaşma ve uyuşturucu konuları konuşuldu. Bundan sonraki süreçlerde demokratik kitle örgütleri ile beraber kentsel dönüşüme, yozlaşmaya ve uyuşturucuya karşı mücadele edilmesine karar verildi.

    Forum, sunumların ardından mahalle halkının da katılımıyla soru ve cevaplar eşliğinde çözüm yollarına dair tartışmalar da sürdürülerek devam etti.

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

  • Mersin’de ‘Birlikte Değiştireceğiz’ paneli ve forumu düzenlendi-VİDEO

    Mersin’de ‘Birlikte Değiştireceğiz’ paneli ve forumu düzenlendi-VİDEO

    PİRHA- 8 siyasi partinin çağrısıyla ‘Birlikte Değiştireceğiz’ panel-forumu düzenledi. Panelde konuşan HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, iktidarın yoksulu yok sayan bir ekonomik tercih yaparak yandaş sermayeyi beslediğine işaret ederken, DİB Koordinasyon üyesi Ayşegül Devecioğlu da, “3’üncü yolun halkın ihtiyaçlarına yapıcı çözümler üretmeliyiz” dedi.

    Mersin’de, Demokrasi İttifakı içerisinde yer alan Türkiye İşçi Partisi (TİP), Emek Partisi (EMEP), Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP),  Devrimci Parti (DP), Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP), Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi ve Halkevleri Mersin il örgütleri  “Birlikte Değiştireceğiz” konulu panel düzenledi. Panele yazar ve Demokrasi için Birlik (DİB )Koordinasyon üyesi Ayşegül Devecioğlu ve HDP Grup Başkan Vekili Saruhan Oruç konuşmacı olarak katıldı.  Yenişehir Belediyesi Nikah Salonu’nda düzenlenen salona “Halkların, emekçilerin ve ötekilerin seçeneğini inşa edeceğiz” pankartı asıldı.

    TOPLUMSAL BARIŞ

    Çok sayıda kişinin katıldığı panelde ilk olarak söz alan DİB Koordinasyon üyesi Ayşegül Devecioğlu, kapitalizmin her türlü baskı ve zorbalığı yaptığını ve buna karşı işçilerin yeni mücadele dinamiklerini ortaya çıkardığına işaret ederek, “Kapitalizm dünyanın sonunu getiriyor. Bu sistem kadın, Kürt, işçi düşmanlığıyla ayakta kalıyor. Ekonomide vergi gelir adaletsizliğinin son bulması, sağlam radikal bir ekonomide dönüşüm programı olması gerekiyor” diye konuştu.

    Kontrgerillaya dayanan bu devletten kurtulmak gerektiğini anlatan Devecioğlu, “Toplumsal barış sağlanmazsa devleti yönetmeye çalışan bu karanlık yapılar kalır. Eşit yurttaşlık ve anadilinde demokratik bir çözüm yapmak, tekrar müzakereye dönmek gerek. Ülkenin en önemli ihtiyacı barış. Demokrasi güçleri savaşa karşı barışta ortaklaşmalı, onurlu bir dış politika yaratmalı” dedi.

    DEMOKRASİ İTTİFAKI

    Ardından söz alan HDP İstanbul Milletvekili ve Grup Başkan Vekili Saruhan Oluç, çok kritik bir seçime gidildiğini, hakların aşınmadan kullanılabilme imkanına sahip, demokratik bir cumhuriyet hedefine adım atmaları gerektiğini söyledi. Tek adam rejiminin bütün ağırlığıyla muhalefetin üzerine çöktüğünü ifade eden Oluç, “Çoklu bir kriz yaşıyoruz. Türkiye uzun zaman sonra ekonomik ve sosyal açıdan baktığımızda ekonomik bir çöküşle karşı karşıya.  Makro ekonomik veriler felaket, ekonomik çöküş ve yoksulluk var ortada ama bunun yanında inanılmaz bir zenginleşme var iktidar yandaşlarında. Asgari ücret açlık sınırının üzerinde Bunların bulundukları tercihler işçide,  emekçiden yana değil,  yandaş holdinglerden yana. Ülkeyi batırdı ama birileri acayip zenginleşti.  Bütçeden hazineden servet aktarımı yapıyor. Bu durumu ve ortamı değiştirmemiz gerekiyor. Ekonomide demokrasiye ve adalete, hakça paylaşıma ihtiyaç var” şeklinde konuştu.

    Oluç, Kürt sorununda demokratik çözüm olmazsa demokrasi olmayacağını söyleyerek, “Anayasal düzenlemeler yapılmalı. Dış politikanın yolu Erdoğan’ın iki dudağı arasında geçiyor. Kürt sorunu çözemeyen iktidar bunu Suriye’de, Irak’ta yapıyor. Barışçıl bir dış politika demokratik çözümlerle başlanması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

    Kadınların eşit temsiliyetini HDP olarak bunu uygulamaya çalıştıklarını kaydeden Oluç, şunları söyledi:

    “Ekolojik dengeyi alt üst eden iktidar karşı karşıyayız, bütün bunları toplamanın yolu iktidarı demokratik yollarla değiştirmek. Seçim öncesi bir adım inşa etmeliyiz. En güçlü değişim işareti mücadele azmini göstermemiz gerekiyor. Atılması gereken adımları hep birlikte atacağız ,daha eşitlikçi bir döneme adım atabiliriz. Güncel sorunları krizi aşmak açısından önemli adımlar atabiliriz. Çok umutluyum demokrasi ittifakından. Yerellerde de güçlü bir şekilde çalışır, desteklersek olmaması için hiçbir neden yok.”

    Panel sonrası, katılımcı siyasi partiler ve demokratik kitle örgütlerinin değerlendirme ve önerileriyle forum yapıldı.

    PİRHA/MERSİN

  • Ekoloji örgütleri Ovacık’ta forum düzenledi-VİDEO

    Ekoloji örgütleri Ovacık’ta forum düzenledi-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de askeri operasyonlar sonucu çıkan orman yangınlarına devletin müdahale etmemesine, halkın müdahalesinin engellenmesine tepki gösteren 34 ekoloji örgütü, Dersim’in Ovacık ilçesinde forum düzenledi.

    Dersim’de askeri operasyonlar sonucu çıkan orman yangınlarına devletin müdahale etmemesi, halkın müdahalesinin engellenmesine tepki gösteren 34 ekoloji örgütü dün Seyit Rıza Meydanı’nda açıklama yapmıştı.

    Ekoloji örgütleri bugün de Ovacık’ta yangınlara ilişkin bilgilendirme forumu düzenledi. İlçe halkının da katıldığı forumda, yangınların çıkmasını önlemek için ne tür tedbirleri alınması gerektiği ve müdahale biçimlerine ilişkin bilgi verildi. Forumun ardından ortak doğa tablosu çizildi.

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Yolda birlik nasıl olmalı?’ forumunun sonuç bildirgesinde asimilasyon vurgusu

    ‘Yolda birlik nasıl olmalı?’ forumunun sonuç bildirgesinde asimilasyon vurgusu

    PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Şubesi “Yolda birlik nasıl omalı?” forumunun sonuç bildirgesini yayınladı. Alevi hareketinin, çağın sorunlarına cevap verecek şekilde yenilenmesi gerektiğini vurgulandığı bildirgede, Alevi kurumlarında kadın eşitsizliği, Alevi kurumlarının siyasetle ilişkisi gibi önemli sorunlara dikkat çekildi. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSKAD) Ataşehir Şubesi’nde 27 Ocak günü  “Yolda birlik nasıl olmalı?” konulu bir forum düzenlenmişti. Çeşitli konuşmaların ve tartışmaların yer aldığı forumun sonuç bildirgesi yayınlandı. İçinde bulunulan sıkıntılı sürece vurgu yapılan sonuç bildirgesinde, tarihin her döneminde çeşitli katliamlara uğratılan Alevilerin, yaşadığımız çağda daha büyük tehlikelerle karşı karşıya olduğu belirtildi.

    Kadim bir inanç olan Aleviliğin her yönden kuşatma altına alınarak asimile edilmeye çalışıldığı belirtilen sonuç bildirgesinde şu ifadeler yer aldı:

    ASİMİLASYON POLİTİKASININ SON HALKASI

    Türk-İslam olmayanlara fazla yaşama hakkının tanınmadığı coğrafyamızda kadim kültürümüz Alevilik, her yönden kuşatma altına alınarak asimile edilmeye çalışılmaktadır. Siyasi iktidar, Aleviliği öldürmek için adeta bütün kurumlarını seferber etmiştir.

    Toplumun her alanının İslam’ın kurallarına göre dizayn edilmeye çalışıldığı bir dönemde Aleviler okullarda, hastanelerde başta olmak üzere bütün kurumlarda; yaşadığımız mahallede, sokakta, apartmanda hatta medya yoluyla evlerde asimile edilmeye çalışılmaktadır. Tüm bunlar yetmedi, devletin asimilasyon mekanizmaları kutsal mekanlarımıza, derneklerimize, vakıflarımıza kadar uzandı. Artık öyle bir hale geldik ki kurumlarımızı, cemevlerimizi yönetenler, asimilasyon araçlarına kapılarını ardına kadar açtılar. Daha önce çocuklarımızı imam hatip liselerine zorunlu olarak yerleştiren, dedelerimizi hacca gönderen siyasi iktidar, şimdi Alevilere ait mekanları kuşatmak suretiyle asimilasyon politikalarının belki de en son halkasını oluşturmak istiyor.

    “ALEVİ HAREKETİ ÇAĞIN İHTİYAÇLARINA CEVAP VERECEK ŞEKİLDE GÜNCELLENMELİ”

    Yaşanan bu olumsuzluklar elbette ki Demokratik Alevi Hareketini sekteye uğratmıştır. Alevi hareketimizin eski ivmesini kaybettiği, ihtiyaca cevap vermediğimiz, hareketimizin rotasının değiştiği su götürmez bir gerçektir. Artık hareketimizin tepeden tırnağa yenilenerek çağımızın ihtiyacına cevap verecek şekilde taleplerimizin de güncellenerek kendi yolunu kendisinin çizmesi gerekiyor. Tarihimizden ders çıkararak pirlerimizin, ulularımızın, yol önderlerimizin bizlere bırakmış olduğu mirasla, eksik kalan yönlerimizden ders çıkarıp bu eksikleri gidermek, kendi örgütlülüğümüzü güçlendirmek bizim tarihi sorumluluğumuzdur.

    Çözüm bekleyen sorunlarımızın çok olmasındandır ki Alevilik, Alevi örgütlenmesi ve Alevilerde birlik tarihte hiç olmadığı kadar çok tartışılıyor. Alevilik deyince akabinde örgütlülük ve birlik kavramı akla geliyor doğal olarak. Çünkü günümüz dünyasında ayakta kalma mücadelesi veren diğer kültür ve inançlar gibi Alevilerin de ayakta kalabilmek için örgütlü olmaya, örgütlülük gereği de bir olmaya ihtiyaç duymuştur.

    Biz Aleviler son 70 yıllık süreçte göç ve kentleşmeyle birlikte büyük bir değişim, dönüşüm yaşadık. Bu süreçte geleneksel kurumlarımızı sürdürmekte büyük sorunlarla karşılaştık. Yaşadığımız en önemli sorun süreli ve çok yönlü yürütülen asimilasyon girişimleri ve baskılara maruz kalmamızdır.

    “ALEVİ HAREKETİ DAĞILMA RİSKİ TAŞIYOR”

    Son dönemlerde gerçek sorunlarını bir kenara bırakan, sosyal, siyasal, inançsal bağları kopma noktasına gelen, Alevileri unutup kendilerine göre Alevilik değerlerini değiştirip yeni bir Alevilik yaratılmaya çalışıldığının hepimiz farkındayız. Egemenler tarafından tarif edilmiş bir inanç dünyası ile devletin Alevisi yaklaşımının da olduğunu biliyoruz. Bu nedenle Aleviliğin tartışıldığı kadar Demokratik Alevi Hareketi içindeki tartışmalar da giderek artmaktadır. Bu tartışmalar, Alevi hareketi içinde örgütsel zayıflamaya neden olmaktadır. Bir yandan siyasi iktidarlar bir yandan yerel iktidarlar Alevi hareketini denetimleri altına almak istemektedir. Bu saldırılar karşısında Alevi hareketi, sürecin iç tehlike yönünü göz ardı etmiş, örgütlenme ve birlik konusu ihmal edilmiştir. Kurulma felsefesi ve amacından giderek uzaklaşan hareket, başta asimilasyon olmak üzere saldırılara karşı istenilen düzeyde cevap olamadığı gibi örgütü harekete geçiren yapılar olmaktan uzaklaştı. Bu nedenle bu dönem Alevi hareketi dağılma riski taşımaktadır. Bu sürecin toparlanması için kendi sorunlarımız ile yüzleşmeye ve daha derinlikli tartışma zeminlerinin hazırlanmasına ihtiyaç vardır.

    – Alevi hareketinin ayağa kalkması için en başta içten kuşatmaların etkisiz hale getirilmesi gerekmektedir. Hareket içinde Alevi inanç ve kültürüne uygun davranılmasını bırakalım dernekler yasasındaki demokratik kuraldan uzaklaşılan bir süreci yaşamaktayız. Nereden başlanırsa başlansın başlangıç noktasını oluşturacak noktanın ayrışımdan uzak olması gerekmektedir. Tüm farklılıklarımızla birlikte bir arada konuşmayı cemal cemale konuşulacak hale getirecek bir tarz öncelikli olmalıdır. Hiçbir farklılık aykırı görülmeden bir arada tutmayı becerebildiğimiz oranda pirimizin söylediği gibi ‘bir olalım iri olalım diri olalım’ sonucunu yaratabiliriz. Örgütlerimiz de bu durumu yaratabilirsek kurumlarımız içinde farklılıkları zenginliğimiz olarak görebiliriz.

    “SORUNLARIN EN BAŞINDA KADINLARI EŞİT OLMAMASI VAR”

    – Alevi hareketinin yaşadığı sorunların başında kadının eşit olmaması yatmaktadır. Bu durum sorunların çözümünde eksiklikler ve yanlışlıklar oluşturmaktadır. Gerek inanç alanımızda gerekse kurumlarımızda kadınlara ve kadın yöneticilere dair yaklaşım inanılmaz düzeyde erkek iktidarı olarak işlemektedir. Hiçbir kurumumuzda kadınların eşitlendiğini söyleyemeyiz. Bunu gösterecek alanlarımız yok denecek kadar az. Hiçbir kurumumuzda, cemevimizde kadınların kendilerine dair bağımsız söz söyleyeceği bir alan bulunmamaktadır. Hareketimizin bugün bulunduğu bu temel soruna çözüm bulması gerekmektedir. Alevi kurumlarındaki ayrışmaların, restleşmelerin, bölünmelerin birçok nedenleri vardır fakat nedenlerden biri de kadının yaşanan sorunlar ve sürecin içinde olmamasıdır. Kadınlarımızın inancımızdaki yeri kapsamı düşünüldüğünde bu sorunların önemli kısmının yaşanmasının engellendiğini tarihimizde görmekteyiz. Yaşanan bu kapsamlı sorunun aşılması ancak bu yoldaki yaklaşımımızı düzeltmemizle mümkündür. Bu düzeltme bulunduğumuz yerlerde model oluşturmak ve başlamakla olacaktır. Bilindiği gibi kadın sorunu aynı zamanda erkek sorunu ise bu sorunun sadece kadınlar üzerinden çözülmesini beklemek durumun daha da olumsuzlaşmasına katkı sunacaktır.

    “SÜRDÜRÜLEN FAALİYETLER VE MEVCUT KURUMLAR İHTİYACA CEVAP VERMİYOR”

    – Bugün Alevi kültür ve inancının asimilasyona uğramasında bulunduğumuz kurumlar eliyle yapmasına fark etmeden neden olmaktayız. Cemevlerimiz sadece cenaze ve yemek verilen alanlar olmaya başladı. Üstelik bu hizmetin ne kadar Alevi inancına göre yapıldığı da ayrıca sorunumuz olarak durmaktadır. Cemevlerimizin inancımızın değerlerini kültürünü yerine getiremediği ortadadır. Alevilerin örgütlü olduğu cemevleri bugün dernekler yasasına göre faaliyet sürdürülmektedir. Sürdürülen bu faaliyetler ve mevcut kurumlarımız artık ihtiyaçlara cevap vermemektedir. Ortaya çıkan ve giderek yapısal hale gelen sorunlarımızın aşılmaması nedeniyle demokratik Alevi hareketi içinde de farklılıklar oluşmaya başladı.

    “KURUM TEMSİLCİLERİ SİYASET İLE İLİŞKİ KURARKEN TOPLUMUN RIZALIĞINI ALMALI”

    – Alevilerin içten yaşadıkları asimilasyonlardan biri de siyaset ilişkisinin ortaya çıkardığı sonuçlardır. Düne kadar Diyanet’ten yardım almayı reddeden Aleviler, geldiğimiz süreçte cemevlerinde yürütülen hizmetlerin finansmanında belediyeler ile yoğun ilişkiler yaşamaktadır. Cemevlerindeki yoğunlaşma da belediye ve siyasetçiler için önemli bir motivasyon kaynağı oldu. Her ne kadar kurum yöneticileri bu ilişkileri ‘biz de vatandaşız, nasıl camiye veriliyorsa cemevine de verecekler’ diyerek açıklamaya çalışsalar da bu onları siyasetçiler ve belediyeler karşısında edilgen kılıyor. Alevi kurum yöneticileri siyasetin sağladığı imkanlardan yararlanmak için kurumları bırakıp adeta koşarak siyasete atıldılar. Özellikle belediye başkanları ve siyasetçiler Alevi kurumları üzerinden yönlendirici olmaya başladılar. Bu hal kurumların ve yöneticilerin siyasi partiler nezdinde ciddi itibar kaybı yaşamasına neden oldu. Alevi kurumlarına getirilen en büyük eleştiri kurumları ele geçiren yöneticilerin bu kurumları kişisel menfaatleri için siyasete giden yolda sıçrama tahtası olarak kullanmasıdır. Alevi kurumlarının toplumun ihtiyaçlarına cevap verebilir bir hale gelebilmesi için siyaset ilişkisinin Alevi inancına ve geleneklerine uygun bir yapılanmaya girmesi acil bir ihtiyaçtır. Siyaset kurumları ile ilişkilenirken daha ilkeli ve toplumsal temsiliyeti öne alan bir tutum içerisinde olmaları gerekmektedir. Bu ilişkiyi adaylık temelli değil, siyaset temelli kurmalıdır. Böylelikle partilerin kapısında bekleyen değil, partilerin kapısına geldiği, danıştığı kurumlar oluruz. Alevi kurum yöneticileri siyasetle ilişki kurarken toplumun ve kurumlarının rızalığı temelinde hareket etmelidir. Siyaset için Alevi olanlar ile Alevilik için siyaset yapanlar birbirinden ayrılmalıdır. Bireysel ve siyasal hırslar Alevilerin hak mağduriyetine uğramasına ve toplumsal anlamda güçsüzleşmesine neden olmaktadır. Bugün yaşanan dağınıklık her alanda teslim olma hali, yaşanan siyasi sürecin ve ülke siyasetinin kurumlarımızı kuşatmaya çalışmasının sonucudur.

    “ALEVİ DERGAHLARI GERİ ALINMALI”

    Sonuç olarak hareketimizin şimdiye kadar elde etiği kazanımların koruması ve yeni kazanımların elde etmemiz için öncelikle kendi içimizde eleştiri ve özeleştiri mekanizmalarımızı çalıştırmamız gerekiyor. Sorunlar yapısal bir hal almıştır ve çözümü için çok kapsamlı tartışmalara ve ciddi çalışmalara ihtiyaç vardır. Bu çalışmaları bölgelerden başlayarak tartışılan tüm tartışmalara en demokratik mekanizmalarımızı yaratarak oluşturulmalıyız.

    Aksine bugün örgütlerimiz içinde her türlü demokratik mekanizmaları kapatan iç asimilasyona kapı aralayacak birlikler reddedilmelidir. Aslında asıl mesele niçin birlik olmadığımız ya da birlik oluyorsak neye göre birlik olmamız gerektiğidir. Biz Alevilerin birliği tarihimizde pirlerimizin gösterdiği yolda mevcuttur.

    Bu yola başta Hünkar Hacı Bektaş Dergahı olmak üzere Pir Sultan vb bize ait tüm dergahların geri alınması ile başlanmalıdır. Alevi ocak merkezi olan Dersim ise dergahlar gibi düşünülmeli bu alanlar Alevi örgütlenmesinin merkezleri yapılıp merkezlerden yerellere dair hareket edilmelidir. Dağınıklığı merkezileşmeden toparlamak mümkün değil ise öncelikle merkezi alanlarımızı kendimize ait yapmalıyız. Bu adım birlik bakımından önemli adım olacaktır.

    “YOL TALİPLERİNİ BİRLİĞE ÇAĞIRIYORUZ”

    Bu nedenle birliği Kırklar Cemi’nde ifade edilen nefsin, makamın, tahtın, tacın, şanın, sıfatın dışarıda bırakıldığı gibi görmeliyiz. Birinden damlayan bir damla kanın kırkından aktığı gibi görmeliyiz. Bir üzüm tanesinin kırk eşit lokmaya ayrıldığı yer gibi paylaşmalıyız. Kırklar Cemi’nden biliriz bir olmayı. Bir olmak, söz ve yetkiyi tek kişide toplamak değil, kırkının da birlikte aynı duygu ve düşünce içinde yola turap olması, benlik davasını bırakıp hakikate sadakatle bağlanmasıdır. Hakk ve hakikat yolunun talibi olmadan mürşidi olunamayacağını bilmektir. Peygamberlerin içine sığmadığı yoksulların hizmetkarlığını yapanların birliğidir bu. Bu mana ile birliğe çağırıyoruz yol taliplerini.

    Sonuç olarak derdimiz bundan sonra da bu amaca hizmet edecek çalışmaların sürdürülmesidir. Bu amaca hizmet edecek çalışmaların desteklenmesi ve büyütülmesi hedeflenmelidir. Forum sonucunda bu ve benzeri amaçlara hizmet edilecek her çalışmayı sürdürmek amaç olarak benimsendi. (HABER MERKEZİ)

  • Katliam siyasetine karşı adalet isteyenler 10 Şubat’ta buluşuyor

    Katliam siyasetine karşı adalet isteyenler 10 Şubat’ta buluşuyor

    PİRHA-Katliam siyasetine karşı adalet isteyenler “Vazgeçmiyoruz” şiarıyla 10 Şubat Pazar günü Hill Otel’de buluşuyor. 

    Katliam siyasetine karşı adalet isteyenler “Vazgeçmiyoruz” şiarıyla İstanbul Taksim Hill Otel’de buluşuyor. 10 Şubat Pazar günü saat 11.00’de başlayacak olan program 3 oturum şeklinde devam edecek.

    1’inci oturum “Yaşadık” başlığıyla düzenlenecek. Oturumda “Suruç Aileleri İnisiyatifi, 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği, Sosyalist Gençlik Dernekler Federasyonu, Ankara Barış Mitingi Çağrıcıları; Amed, Havalimanı, Gaziantep, Reyhanlı, Sultanahmet, Taksim, Reina Mağdurları konuşacak.

    2’inci oturum “Gördük” başlığıyla düzenlenecek. Oturumda CHP Milletvekili Onursal Adıgüzel, HDP Milletvekili Oya Ersoy, Avukat Kazım Bayraktar, Dr. Şebnem Korur Fincancı, gazeteci Arzu Demir ve Erdoğan Aydın konuşacak.

    “Vazgeçmiyoruz” başlığıyla düzenlenecek olan 3’üncü oturumda ise “Adalet mücadelesinde yeni dönem”in tartışılacağı bir forum yapılacak.

    Programı düzenleyen kurumlar: Suruç Aileleri İnisiyatifi ile 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği

    Programı destekleyen kurumlar: Suruç İçin Adalet Platformu, İnsan Hakları Derneği (İHD), Türkiye İnsan Hakları Vakfı, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu (KESK).

     

  • ‘Türkiye Kadın Buluşması’ndaki kadınlar ‘birlikte güçlüyüz’ dedi-VİDEO

    ‘Türkiye Kadın Buluşması’ndaki kadınlar ‘birlikte güçlüyüz’ dedi-VİDEO

    PİRHA- Türkiye’nin dört bir yanından 164 Kadın ve LGBTİ+ kurumunun çağrısıyla yüzlerce kadın Türkiye Kadın Buluşması adıyla İstanbul Fulya Sanat Merkezi’nde bir araya geldi.

    “Haklarımız, Hayatlarımız, Kazanımlarımız Bizim!” sloganıyla bir araya gelen kadınların buluşması İki gün sürecek. Buluşmaya Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Diran Dirayet Taşdemir, Filiz Kerestecioğlu, Hüda Kaya katıldı. Türkiye Buluşması için katılım formunu dolduranlar arasında Adana, Ankara, Antalya, Artvin, Aydın, Balıkesir, Batman, Bingöl, Bursa, Çanakkale, Datça, Denizli, Diyarbakır, Düzce, Erzincan, Eskişehir, Gaziantep, Hatay, İstanbul, İzmir, Kocaeli, Kırklareli, Konya, Malatya, Manisa, Mardin, Mersin, Tarsus, Muğla, Bodrum, Fethiye, Ordu, Samsun, Urfa, Tekirdağ, Trabzon, Didim, Marmaris’ten kadınlar yer alıyor.

    “HAYATLARIMIZ ÜZERİNDE HAK İDDİA EDENLERE SÖYLEYECEKLERİMİZ VAR”

    Buluşmanın ilk oturumunda “2019 Kadınlarla başlıyor” başlığı altında Kadınlar Birlikte Güçlü Kampanya Grubundan Çağla Akdere gerçekleştirdi. Çağla, evde, işte, sokakta, bahçede, üniversitede, köyde, grev nöbetinde, meydanlarda, mecliste, mahallede, tezgahta, masa başında, dernekte, kooperatifte yapmakta oldukları ne varsa bırakıp coşkularını alıp buraya geldiklerini belirten belirtti. Çağla, “Kar, kış demeden çok uzak yolları aşıp geldik. Çünkü hayatımız üzerinde hak iddia edenlere söyleyeceklerimiz, yeni rejimi kadın düşmanlığı üzerinden inşa eden AKP iktidarına karşı yapacaklarımız var. İtaat etmeyeceğiz! Evlere hapsolmayacağız! Hayatlarımızdan vazgeçmeyeceğiz! Haklarımızı kimselere vermeyeceğiz! Ve şimdi, bunların hepsini yapabilmek için hep beraber ilk adımı atıyoruz” dedi.

    “İDDİAMIZ BÜYÜK”

    İddialarının büyük olduğunun altını çizen Çağla, kadın hareketi olarak her şeye rağmen bir arada durduklarını göstermek niyetinde olduklarının altını çizdi. Çağla, “Sesimizin sözümüzün kıymetini azaltmaya, çeşitli yollarla bizi düşmanlaştırmaya çalıştıkları bu dönemde bile Türkiye’de kadınların kadın hareketine, kurularına hala güvendiğini ve bizlerin yok sayıldığı bir kadın hareketinin ise hakiki olmadığını hatırlatacak büyüklükte eve çeşitlilikte bir buluşma gerçekleştiriyoruz. İşte bunu birlikte başardık. Hareketimiz gücünü dayanışmamızdan alıyor ve bizler bu güçle dünyayı yerinden oynatabileceğimizi biliyoruz. Bunu Arjantin’den İran’a, İzlanda’dan Amerika’ya, Polonya’dan İspanya’ya Yükselen Kadın isyanlarıyla kadınların özgürlükleri, bedenleri emekleri, kimleri için hayatı durdurmasıyla tekrar gördük. Şimdi burada birlikte Türkiye’deki kadın hareketi olarak bu gücü yeniden hissediyoruz.” diye konuştu.

    Son olarak erkek şiddeti sonucunda katledilen Ceren Damar ve tüm kadınlar için bir arada olduklarını dile getiren Çağla, sözlerini söylemek istediklerini dile getirdi.

    BULUŞMA FORUM VE ATÖLYELERLE SÜRECEK

    Açılış konuşmasının ardından kadın eylemleri ve kadın mücadelesini yansıtan sinevizyon gösterimi yapıldı. Sinevizyon gösteriminin ardından buluşma basına kapalı devam etti. Program kapsamında illerden gelen kadınlar çalışmalarını ve sorunlarını aktardı. Buluşma iki gün boyunca forum ve atölyelerle sürecek.

    Kadınlar, “Birlikte mücadeleyi nasıl güçlendireceğiz?”, “Kadınları bir araya getirenler, beraber yapabileceklerimiz?”, “Birlikteliğimizi nasıl güçlendiririz?”, “Aramızdaki İletişim ve bağı nasıl güçlendiririz?” ve “Birlikteliğimizi nasıl sürdüreceğiz ve neler yapacağız” başlıklı atölyeler gerçekleştirilecek.

    Programın ikinci gününde de atölyelerin değerlendirilmesi ve sonuçları açıklanacak. Buluşmanın sonuç bildirgesi ise bir hafta sonra kamuoyuyla paylaşılacak. (HABER MERKEZİ)

  • DİB buluşmasında Demokrasi ve barış için birlikte mücadele çağrısı yapıldı-VİDEO

    DİB buluşmasında Demokrasi ve barış için birlikte mücadele çağrısı yapıldı-VİDEO

    PİRHA- Demokrasi için Birlik Buluşması sonuç bildirgesi yayımlandı. Demokrasi İçin Birlik’in düzenlediği “Demokrasi için bir aradayız, yılmayacağız” forumunun sonuç bildirgesinde adalet, barış ve özgürlük vurgusu yapıldı. Bildirgede, “Tek adam rejiminin yurttaşlıktan dışladığı milyonlar, mücadele içinde yan yana gelip, özne olarak demokratik bir toplumu kurabilme potansiyeline sahiptir” denildi.

    HABERİN VİDEOSU

    Demokrasi İçin Birlik (DİB), Şişli Kent Kültür Merkezi’nde “Demokrasi için bir aradayız, yılmayacağız” ismiyle forum gerçekleştirdi.

    Foruma DİB bileşenleri, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sözcüsü Ayhan Bilgen, Anayasa Profesörü İbrahim Kaboğlu, HDP ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Parti Meclisi üyeleri, sivil toplum örgütleri, yazar, sanatçı ve çok sayıda kişi katıldı.

    “MÜCADELE ZEMİNLERİ OLUŞTURULMALI”

    Açılış konuşmasını yapan CHP eski Milletvekili Melda Onur, “DİB eşit bir zemindir. Bu zeminden bugün hayır meclisleri çıkar, belki önümüzdeki günlerde demokrasi meclisleri çıkar” dedi.

    AİHM yargıcı Rıza Türmen, OHAL ile meclisin bütün yetkilerinin yürütmeye devredildiğini, siyasi partilerin görüşlerini söyleyemez olduğunu, eş başkanların, milletvekillerinin içeride olduğunu söyledi. Türmen, demokrasiye yönelen tehdidin yeni bir boyut kazandığını ifade ederek, “Mecliste siyaset yapma olanağı artık yoktur. Siyasetin meclis dışına taşınması gereklidir. Kamusal alanda siyaset yapmak gerekir” ifadelerini kullandı.

    Türmen’in ardından söz alan HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen de toplumun kendi içinde yaşadığı sağ otoriter yönelimlere teslim olmaması gerektiğini vurgulayarak, mücadele için somut zeminler oluşturmak gerektiğini ifade etti.

    ÜLKEDE VE BÖLGEDE BARIŞ TALEBİ

    Açık kürsü şeklinde gerçekleşen forum ardından yayınlanan sonuç bildirgesini Sanatçı Aysegul Tözören okudu.

    Sonuç bildirgesinde şu ifadelere yer verildi:

    “Demokratik siyasi temsiliyetin önündeki tüm engellerin kaldırılmasını, halkın temsilcisi vekillerin, belediye başkanlarının serbest bırakılmasını istiyoruz.

    Halkın haber alma özgürlüğünün önündeki engellerin kalkmasını, tutuklanan, işten atılan basın çalışanlarının mağduriyetine son verilmesini istiyoruz.

    Her an gerekçesiz işten çıkarılma, gelecek kaygısı ile yaşamak istemiyoruz. Haksız yere işten çıkarılan emekçilerin görevlerine dönmeleri için mücadele edeceğiz.

    “SAVAŞ POLİTİKALARINDAN VAZGEÇİN”

    Adaletin herkes için eşit, uluslararası normlarda çalışan güvenilir bir yapıya kavuşmasını istiyoruz. Yargıyı tek adama bağlayan, tüm yargı mekanizmalarını parti yargısı haline getiren düzenlemelerin iptal edilmesini, yargının bağımsız ve tarafsız bir yapıya kavuşturularak güvence altına alınması için mücadele edeceğiz.

    Biz, ülkemizde ve bölgemizde barış istiyoruz! İçerde ve dışarıda savaş politikalarından vazgeçilsin. Kürt sorununun barışçıl, toplumsal, demokratik çözümü için adım atılsın.

    BİLİMSEL EĞİTİM

    Üniversitelerin özerk, gerçek bilim merkezleri olmasını, salt düşünceleri nedeniyle görevden uzaklaştırılan akademisyen ve eğitimcilerin göreve dönmesini istiyoruz.

    Piyasacı gerici eğitim sistemine karşı kamusal bilimsel laik eğitim için mücadele edeceğiz. Çocuklarımızın ve ülkenin geleceğinin tarikatlara teslim edilmesine izin vermeyeceğiz. Eğitimin ve kamusal düzenin dini referanslarla yönetilmesine karşı çıkıyoruz.

    ALEVİLERE EŞİT YURTTAŞLIK HAKKI

    Her türlü ayırımcılığı, mezhepçiliği reddediyoruz. Alevileri kamudan dışlayan, ibadet haklarına saldıran mezhepçi kutuplaştırma siyasetine karşı Alevilerin eşit yurttaşlık hakkı için mücadele edeceğiz.

    Kadınların eşit ve özgür yurttaşlar olarak yaşadığı bir ülke istiyoruz. Kadınların eşitliği ve özgürlüğü karşısındaki tüm engellerin kaldırılmasını, iktidarın erkek egemen-gerici-kadın düşmanı söylem ve uygulamalara son verilmesini istiyoruz. Evde, parkta, otobüste erkek şiddetine, kadınlara yönelik tek bir saldırıya, kadın düşmanı tek bir söze sessiz kalmayacak, müdahale edeceğiz. Biz sadece yasalar önünde eşitlik değil toplumsal eşitlik istiyoruz.

    LAİK BİR TÜRKİYE OLUNCAYA DEK..

    Taşeron/kiralık işçilik gibi tüm güvencesiz çalıştırma biçimlerinin yasaklanması, sendikal hakların-hak aramanın önündeki engellerin kaldırılması için, iş cinayetlerine engel olmak için mücadele edeceğiz.

    En temel haklarımızı alıncaya ve yeni demokratik, laik bir Türkiye’ye ulaşıncaya kadar yılmayacağız!

    (HABER MERKEZİ)

     

  • DİB forumu yapıldı: Dipten gelen bir dalgaya ihtiyaç var-VİDEO

    DİB forumu yapıldı: Dipten gelen bir dalgaya ihtiyaç var-VİDEO

    PİRHA – Demokrasi İçin Birlik (DİB), İstanbul Şişli Kent Kültür Merkezi’nde “Demokrasi için bir aradayız yılmayacağız” şiarıyla forum düzenledi. Forumda Türkiye’nin içerisinde bulunduğu koşullar değerlendirilerek mücadele yollarının çoğaltılması gerektiği vurgulandı.

    Haberin Videosu

    Demokrasi İçin Birlik “Demokrasi için bir aradayız yılmayacağız” şiarıyla İstanbul’da forum gerçekleştirdi. Çeşitli muhalif kurum temsilcileri, KHK ile kapatılan TV10’un Yönetim Kurulu Üyesi Veli Büyükşahin’in yanı sıra çok sayıda kişi katıldı. Forumda OHAL, KHK’ler, referandum ve anayasa konuları tartışıldı.

    “DİB AYNI HEDEFE YÜRÜYEN İNSANLARI BİR ARAYA GETİRDİ”

    Demokrasi İçin Birlik’in neyi amaçladığını anlatan CHP’in eski Milletvekili Melda Onur, Demokrasi İçin Birlik’in herkesi kapsamadığı yönündeki eleştirilere yönelik herkesi Taksim dayanışmasının ilk zamanlarını hatırlamaya davet etti. Onur, DİB’in kiminin uzaktan baktığı, kiminin yakınından geçtiği,, kiminin zayıf bulduğu ve herkesi kapsamadığını düşündüğü DİB’in Hayır Meclislerini oluşturduğunu ifade etti. Onur, DİB’in el ele kol kola yürümek isteyen öyle olmasa bile aynı hedefe doğru yürüyen insanlar için demokratik kitlelere zemin hazırlayacak bir ortam olduğunu belirtti.

    “DİB, BİR ZEMİNDİR” 

    Geçtiğimiz dönemde DİB’in OHAL, KHK’ler ve referandum için çalıştıklarını söyleyen Onur, “Birliktelik nasıl ki Gezide gerçekleri açığa çıkardıysa bu sefer de seçimlerde hırsızlıkları açığa çıkardı. DİB bir zemindir. Bu zeminden bugün hayır meclisleri çıkar, belki önümüzdeki günlerde demokrasi meclisleri çıkar. Herkese açıktır” dedi.

    “BARIŞ KELİMESİ ARTIK TERÖRİZM İLE EŞ TUTULUYOR”

    Onur’un ardından konuşan Eski AİHM yargıcı Rıza Türmen, otoriterlikten faşizme doğru yürüyen iktidarın yürüyüşünün OHAL’in ardından yeni bir evreye girdiğini ve demokrasi maskesini ortadan kaldırdığını vurguladı.

    OHAL ile meclisin bütün yetkilerinin yürütmeye devredildiğini, siyasi partilerin görüşlerini söyleyemez olduğunu, eş başkanların, milletvekillerinin içeride olduğunu söyleyen Türmen, ana muhalefet partisinin üzerinde de baskılar olduğunu, insan hakları ihlallerinin arttığını belirtti.

    OHAL’in ortaya koyduğu hukuksuzlukların arttığını ve OHAL kararnameleriyle yapılanların da hukuka aykırı olduğunu dile getiren Türmen, şunları ifade etti:

    “Hukuk tamamen rafa kaldırılmıştır. Barış Türkiye’de artık terörizm ile eş tutulan bir kelime haline gelmiştir. Osman Kavala’nın da cezaevine konması sivil topluma bir gözdağı vermiştir. Demokrasiye yönelen tehdit yeni bir boyut kazanmıştır. Baskıya, tahakküme karşı direniş bir yükümlülüktür. Direniş sadece demokrasi için değil aynı zamanda insanı insan yapan değerlerin korunması içindir. Mecliste siyaset yapma olanağı artık yoktur. Siyasetin meclis dışına taşınması gereklidir. Kamusal alanda siyaset yapmak gerekir.”

    “BİR KURUCU MECLİS OLUŞTURULMALI”

    Türmen’in ardından konuşan Köz Gazetesi temsilcisi Ali Öztürk, herkes parlamentonun çalışmadığına mutabıksa bütün kesimlerin katılabileceği bir kurucu meclisin oluşturulması gerektiğini belirtti.

    Önce Demokrasi temsilcisi Sevil  Kazanılmış da hakların geri alınabileceği bir anayasa taslağına ihtiyaç olduğunu ve bunun için çalıştıklarını vurguladı.

    “DİB’TEN GELEN BİR DALGAYA İHTİYAÇ VAR”

    Eski Vekil Hasip Kaplan ise önce “demokrasi için neden bir araya gelemiyoruz?” sorusunun üzerinde durulması gerektiğini kaydederek “Kürt sorununda nasıl duracağız. Rakka’da IŞİD’in yanında mı duracağız, zafere koşan kadın gerillaların mı? OHAL ile meclis susturulmuşken, bitmişken biz ne yapacağız?” sorularını dile getirdi. Bütün bunlar için DİB’den gelen bir dalgaya ihtiyaç olduğunu vurgulayan Kaplan, basına yönelik baskılara da değindi.

    “SOMUT ZEMİNLER OLUŞTURULMALI”

    Ardından söz alan HDP Eş Sözcüsü Ayhan Bilgen, toplumun kendi içinde yaşadığı sağ otoriter yönelimlere teslim olmamak gerektiğini vurgulayarak mücadele için somut zeminler oluşturmak gerektiğini kaydetti.

    “İKTİDAR ZORA DAYANARAK VARLIĞINI SÜRDÜRÜYOR”

    Bilgen’in ardından konuşan DİSK Gıda-İş Sendikası Genel Başkanı Seyit Aslan, direnişte olan şişe cam işçilerini selamlayarak kendi geleceği için kendi belediye başkanlarını istifaya zorlayan bir iktidar karşısında nasıl bir yol izleneceğinin ortaya konması gerektiğini ifade etti. İktidarın zora dayanarak varlığını sürdürdüğünü kaydeden Aslan, işçilerde, emekçilerde muhalif olan herkeste bir arayış olduğunu belirtti.

    “DİB’E ÖNEMLİ GÖREVLER DÜŞÜYOR”

    Aslan’ın ardından konuşan SYKP Eş Başkanı Sibel Hekimoğlu, başarısızlığın en temel nedeninin muhalefetin parçalı duruşu olduğunu belirterek “Eğer DİB gibi bir oluşumda bütün kesimlere hitap edemiyorsak başarmamız çok zor. O nedenle DİB’e çok önemli görevler düşüyor” dedi.

    “HER ŞEYE RAĞMEN DAHA KALABALIK VE DAHA GÜÇLÜYÜZ”

    CHP PM Üyesi Müslüm Sarı da, Türkiye’nin aslında yeni hikayesini aradığını ve ikiye bölünmüş durumda olduğunu ifade etti. Bir tarafta siyasal İslamı savunanlar ve onun karşısında seküler yaşamı savunanlar, bir tarafta savaşı savunanlar ve onun karşısında barışı savunanlar olduğunu vurgulayan Sarı, yeni hikayenin seküler hayattan yana olanlar, barıştan yana olanların olduğunu ve iktidarın bütün olanaklarıyla birlikte muhalefetin üstüne gelmesine rağmen daha kalabalık ve daha güçlü olduklarını söyledi.

    “MÜFTÜLÜK YASASI KADINLAR İÇİN HÜKÜMSÜZDÜR”

    Ardından Halkevci Kadınlar adına konuşan Çağla Akdere, geçtiğimiz gün meclisten geçen müftülüklere nikah kıyma yetkisi veren yasa tasarısına değinerek bu yasanın kadınlar için hükümsüz olduğunu kaydetti.

    “MUHALİF KESİMLERİN TEMİZLENMESİ HIZ KESMİYOR”

    Anayasa Profesörü İbrahim Kaboğlu, Türkiye’de çevre yağması, doğa talanı ve muhaliflerin temizlenmesi gibi konuların hiç hız kesmeden devam ettiğini belirterek iktidarın Yeni Türkiye inşasının 2015’te Güneydoğu’da başlayan özel güvenlikli bölgeler, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası ilan edilen OHAL ve eğitim sisteminin daha da kötüleştirilmesiyle hayata geçirilmeye çalışıldığına vurgu yaptı.

    “HALA BİR %50’Yİ SUSTURABİLMİŞ DEĞİLLER”

    Kaboğlu’nun ardından konuşan EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan da yaşanan sorunların temelinde ülkenin nasıl bir siyasal rejimle yönetileceğinin yattığını ifade ederek yasamanın, yürütmenin ve yargının işlevlerinin yok edilmesinin yeni bir rejim inşası yaratılmaya çalışıldığının göstergesi olduğuna dikkat çekti. İktidarın toplumu ikiye bölmesinin mücadele için bir dayanak olduğunu söyleyen Gürkan, “Hala bir %50’yi susturabilmiş değiller” dedi.

    “BUNDAN SONRAKİ YÜRÜYÜŞÜMÜZ TÜM İŞÇİ SINIFI ADINA OLACAK”

    Gürkan’ın ardından günlerdir direnişte olan şişe cam işçileri adına söz alan şişe cam işçisi, sendikalarının onları oyaladığını vurgulayarak işe iadelerini alamazlarsa bundan sonraki yürüyüşlerinin tüm işçi sınıfı adına olacağını kaydetti.

    “ALEVİLER EŞİT YURTTAŞLIK HAKLARINI ALAMIYOR”

    Alevi Düşünce Ocağı adına konuşan Doğan Bermek de Alevilerin bu ülkede eşit yurttaşlık haklarını alamadıklarını belirterek ülkede hak ve adalet adına yapılan bütün etkinliklere destek verdiklerini ve vermeye devam ettiklerini kaydetti. (HABER MERKEZİ)

     

  • HBVAKV Başkanı Tuncer Baş: El ele verip hakkımızı alacağız-VİDEO

    HBVAKV Başkanı Tuncer Baş: El ele verip hakkımızı alacağız-VİDEO

    PİRHA – Demokrasi İçin Birlik’in (DİB) İstanbul Şişli Kent Kültür Merkezi’nde gerçekleşen forumunda Alevi kurumları adına konuşan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Tuncer Baş, bu ülkede yaşanan bütün anti demokratik uygulamaların Alevleri ciddi anlamda etkilediğini vurguladı.  

    Haberin Videosu

    Demokrasi İçin Birlik (DİB), kuruluşunun birinci yılında “Demokrasi için biraradayız, yılmayacağız” şiarıyla İstanbul Şişli Kent Kültür Merkezi’nde bir forum düzenledi.

    Forumda Alevi kurumları adına Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Tuncer Baş konuştu.

    “ÜLKEDEKİ ANTİDEMOKRATİK DURUM ALEVİLERİ CİDDİ ANLAMDA ETKİLEDİ”

    Baş, ortak mücadelenin salonlardan çıkarılıp sokaklara taşınması gerektiğini belirterek bu ülkedeki anti demokratik uygulamaların Alevileri ciddi anlamada etkilediğini ifade etti.

    Hak ve adalet vurgusu yapan Baş “Bizim tanrımız öyle göğün 7 kat üstünde değildir. Bizde cem olduğumuzda gönüller birlenir hak tecelli eder derler. Alevilerde el ele el hakka diye bir söz vardır. Ele ele verip hakkımızı alacağız” dedi.

    (HABER MERKEZİ)