PİRHA-Dersim’de 12-16 Mayıs arasında Tunceli Hüseyin Güntaş İl Halk Kütüphanesi’nde ‘1900-2000’li Yıllarda Tunceli’de Kültürel Hayat’ başlıklı fotoğraf sergisi açıldı.
Sanat Edebiyat Tarih ve Kültür Araştırmaları Vakfı (SETKAV), Vecihi Timuroğlu Kütüphanesi, Munzur Üniversitesi ve Tunceli Hüseyin Güntaş İl Halk Kütüphanesi tarafından 1900-2000’li Yıllarda Tunceli’de Kültürel Hayat’ isimli fotoğraf sergisi açıldı
Tunceli Hüseyin Güntaş İl Halk Kütüphanesi’nde açılan sergi, 16 Mayıs’a kadar saat 10.00 – 17.00 aralığında gezilebilecek.
Siyah beyaz ve renkli birçok fotoğrafın yer aldığı serginin, 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybeden Dr. Mehmet Yıldırım anısına açıldığı bilgisi de paylaşıldı.
PİRHA-6 Şubat Depremi’nin yaratmış olduğu sorunları toplumsal bir mücadeleye dönüştürmek için “Beraberiz” derneğini açmaya karar veren 23 gönüllü arkadaştan bir tanesi olan ve aynı zamanda dernek yönetim kurulu başkanı olan Kübra Özyurt, faaliyetlerinin toplumun hafızasını canlı tutmak amacıyla olduğunu belirterek, “Derneği kurmamızdaki itici güç 6 Şubat Depremi oldu” dedi.
6 Şubat Depremi’nin toplum üzerinde bırakmış olduğu etkileri unutturmamak amacıyla ve yıkımların toplum üzerinde yaratmış olduğu tahribatları yaptıkları projelerle canlı tutmak ve unutulmaması adına “Beraberiz” adlı derneği kurduklarını söyleyen kurucu üyelerden Kübra Özyurt, derneğin esas amacının her kesime seslenerek bireysel ve toplumsal fayda sağlayacak projeler yapmak olduğunu belirterek, “Bunlardan bir ders çıkarılması gerekiyor, insanların hesap sorması gerekiyor. İnsanların elinde bir kanıta, bir belleği ihtiyacı var” dedi. Özyurt, hafızanın canlı tutulması için böyle bir karar aldıklarını söyledi.
6 Şubat Depremi ile birlikte 11 şehirde yıkımlar oldu. Depremin şiddeti ve art arda gelen iki deprem çok büyük kayıplara neden oldu. Devlet kurumlarından önce yakın şehirlerden ve sivil toplum kuruluşlarından gelen yardımlar sayesinde enkazlara ulaşılmaya ve ihtiyaçlar karşılanmaya çalışıldı. Sivil toplum örgütlerinin gönderdiği temel ihtiyaçlarla birlikte insanlar, yaşamını sürdürmeye çalıştı.
Deprem çok sayıda insanın hayatına mal olurken geride de birçok insan mağdur kaldı. Yetişmeyen çadırlar, toplanan deprem vergilerinin kayıp olduğu, halka ücretsiz verilmesi gereken çadırların Kızılay tarafından satılması toplumda büyük bir tepkiye neden olduğu gibi toplum dayanışmasının da önemini bir kez daha ortaya koydu.
23 Aralık 2023’te açılan, depremden sonra insanların yaşadığı mağduriyetleri, sorunları, eksikleri ve depremin geride bırakmış olduğu toplumsal travmaya katkı sunmak amacıyla, 22 uzman kişinin bir araya gelerek açmış olduğu “Beraberiz” derneği 6 Şubat depreminden sonra bölgede çalışmalarını yoğunlaştırmaya başladı. Dernek, hem toplumsal dayanışmayı büyütmek hem de depremdeki insanların sorunlarına kolaylık sağlamak için çalışmalar yürütüyor. Özellikle deprem sürecinde insani ihtiyaçları karşılamak, toplumun karşılaşmış olduğu psikolojik sorunlara çözüm üretmek amacıyla aktif bir şekilde çalıştıklarını belirtti.
“6 ŞUBAT DEPREMİ İTİCİ GÜÇ OLDU”
6 Şubat depreminin ardından dernek açmaya karar verdiklerini, deprem döneminde yaşanan ihmaller, eksiklikleri gidermek amacıyla bu böyle bir karar aldıklarını söyleyen Beraberiz Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Kübra Özyurt, “22 kişi tarafından kurulduk. Kendi alanında uzman kişilerle bir araya gelerek çalışmayı tercih ediyoruz. Derneği kurmamızdaki itici güç 6 Şubat Depremi oldu. Sivil toplum alanında ayrı bir faaliyet yapmamızı düşündürdü. Sorumluların çok büyük eksiklikleri, zaafları, istismarı söz konusuydu. Deprem de bu rant ve istismarın sonucu olarak meydana geldi. Her birimiz farklı alanlarda faaliyet yürütürken, ayrıca böyle bir faaliyet yürütmemiz gerektiğini düşündük. Biz laik, kurumsal, her çocuğun eşit okul hakkına sahip olması gerektiğini düşündüğümüz için ayrıca okul öncesi öğretmen olduğum için bu yönde faaliyetler yürütüyordum. Öğretmenliğe ara vererek Madımak Katliamı Hafıza Merkezi projesinde çalışmaya başladım. Bu esnada yol yürüteceğim arkadaşlarla tanıştım. Bu çalışmada bulunduğum sırada Yol TV Genel Yayın Yönetmeni Mahmut Akgül, kendisi derneğin fikir sahibi ve bizim de kurum yöneticimiz. Kendisi bize bu konuda ön ayak oldu” diye konuştu.
“İNSANLARIN ELİNDE BİR KANITA, BELLEĞE İHTİYAÇ VARDI”
İnsanların depremden sonra yaşamış oldukları olayları geleceğe taşımak ve unutulmaması için kanıta ihtiyaç olduğuna dikkat çeken Özyurt, “Alanında uzman olan birçok kişiyle biraraya gelip depremin yarattığı etkiler üzerinden bireysel ve toplumsal fayda sağlayabilecek sistem çalışmalar yapmak istedik. Bu anlamda belirli projeler yapmaya karar verdik. İlk çalışmalarımız deprem oldu çünkü. Kendi hayatımızda ciddi travmalar yaşanırken dolayısıyla gözümüz, kalbimiz, kulağımız deprem bölgesindeydi. Bu sebeple ilk olarak depremde temel insani ihtiyaçlar yanında medyanın çok büyük bir etkisi, önemi vardı. Depremde yaşanılan gerçekleri doğru anlatabilmek o doğruları gösterebilmek, bunları unutturmamaya çalıştık. Çünkü bunlar unutulduğunda önümüze çok farklı süreçler gelebilir. Bunlardan bir ders çıkarılması gerekiyor, insanların hesap sorması gerekiyor. İnsanların elinde bir kanıta, bir belleğe ihtiyacı var” diye belirtti.
Fotoğraf sergisiyle başlayıp sonrasında farklı projelerle yapmaya karar verdiklerini belirten Özyurt, çalışmaları hakkında şu ayrıntılara yer verdi:
“Mahmut Akgül, deprem bölgesini dört defa gezerek, deprem bölgesinde çektiği fotoğraflarla “Bizim Eller” adlı bir fotoğraf sergisi açtık. Yaptığımız serginin fotoğraftan ibaret olmasını istemedik, daha geniş bir perspektiften bakmaya karar verdik. Fotoğraf sergisi, panel, afet zirvesi, deprem bellek kitabı ve sinema belgeseli şeklinde çalışmalar yapmaya başladık.”
“ÇOK DESTEKÇİ DEMEK ÇOK ÇOCUĞA DOKUNABİLMEK DEMEK”
Derneğin açılışından bu yana depremzede çocuklara burs verdiklerini söyleyen Özyurt, daha çok çocuğa ulaşabilmek için desteğe ihtiyacı olduklarını söyledi. Özyurt, şöyle devam etti:
“Sergi ve paneli yürütürken aldığımız bazı destekler oldu. Bu destekler aracılığıyla da depremzede öğrencilere burs vermeye başladık. Şu anda burs verdiğimiz 12 tane öğrenci var. Hala da sırada bekleyen çok öğrenci var, desteğe ihtiyacı olan çok öğrenci var bu anlamda ne kadar çok destekçi demek daha çok dayanışma demek daha çok çocuğa dokunabilmek demek.”
DEPREM BELLEK KİTABI HAZIRLIĞI SÜRÜYOR
Yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi veren Özyurt, “İlk çalışmamızı Almanya’nın Koblenz Cemevi’nde yaptık. Cemevinin kurumsal desteğiyle ve Suavi ve Orhan Doğan’ın katılımıyla panel ve sergi gerçekleştirdik. Şu an “Deprem Bellek” kitabımızın hazırlığı sürüyor. Deprem üzerine yazmak isteyen, sözü olan herkesin bir şeyler kaleme aldığı bir kitap oluyor; içinde şiir de var, iç dökme var, depremzedelerin de yazıları da var. Dolayısıyla Türkiye’de ve uluslararası alanda çalışma yapanlar da var. Çok kapsamlı bir yazı olacak bu anlamda depreme ve 6 Şubat’a çok farklı bir bakış açısı sunabileceğini düşünüyoruz” diye ifade etti.
“HUKUKSAL MÜCADELEM BERABERİZ DERNEĞİYLE TOPLUMSAL MÜCADELEYE DÖNÜŞTÜ”
Büşra Özyurt son olarak şunları ifade etti:
“6 Şubat deprem felaketinden sonra hızlıca bir seçim sürecine gidildi ve yerelde insanların yaptığı tercihler verdiği oylar bir değişimin ya da “Hakkımızı Helal Etmiyoruz”un başka bir cevabı oldu. Annemin vefatıyla birlikte yürüttüğüm bireysel, hukuksal mücadele Beraberiz Derneği’yle birlikte toplumsal bir mücadeleye dönüştü.
Özellikle yurtdışında bulunan kurumlarla iş birliği içerisindeyiz. Yine nisan da ve mayıs da belirli yerlerde toplumsal mücadelemiz devam edecek. 2026 yılında kitabımız kamuoyuna sunmayı planlıyoruz yine belgeselimizin hazırlığı sürüyor.”
PİRHA-Dersim’de ‘Fotoğraflarla Zamana Yolculuk (1914-2010 Dersim) Fotoğraf Sergisi’ açıldı.
Dersim Belediyesi ve Vecihi Timuroğlu Kütüphanesi ortaklığında Seyit Rıza Meydanı’nda Fotoğraflarla Zamana Yolculuk (1914-2010 Dersim) Fotoğraf Sergisi açıldı.
Dersimli yurttaşların yoğun katıldığı fotoğraf sergisine Dersim Belediye Eş Başkanları Birsen Orhan ve Cevdet Konak, Dersim’deki siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri, yazarlar ve sanatçılar katıldı.
Sergide 1938 Katliamı, 1980 Darbesi ve 1994 köy boşaltmaları ile o dönemin yaşam koşullarının anlatıldığı fotoğraflar yer aldı.
Fotoğraf sergisinin ardından Bedriye Topaç ve Seyfi Muxundu şiir, Ceren Aytaç, Şevin ve Hozan Aram müzik dinletisi gerçekleştirildi.
PİRHA- Beraberiz Derneği ve Koblenz Cemevi işbirliğiyle Deprem Gerçekliği adlı Fotoğraf Sergisi ve Paneli yapıldı. Panelde konuşan Orhan Aydın, kızı Eylem Şafak Aydın’ı Hatay’da depremde göçük altında ararken vinç kiralamak zorunda kaldığını, vinçleri kiralayanların da AKP’li, MHP’li bir şirket olduğunu öğrendiğini söyledi. Sanatçı Suavi de, “Deprem bölgesindeki canhıraş çalışmalarım, ideolojik kimliğimden arınarak tamamen insan merkezli düşünceye odaklı olmuştur” dedi.
Almanya’da Koblenz Cemevi ve Türkiye merkezli Beraberiz Derneği işbirliği ile Koblenz Cemevi’nde Deprem Gerçekliği adlı Fotoğraf Sergisi ve Panel düzenlendi.
Koblenz Cemevi Başkanı Özgür Demir’in yönettiği panelin konuşmacılarından Sanatçı Orhan Aydın, “Adaletin olmadığı yerde tüm suçlar cezasız kalır. 6 Şubat depreminde ihmali olan tüm sorumlular cezasız kaldı” dedi.
ORHAN AYDIN: VİNÇ KİRALAYANLAR AKP’Lİ VE MHP’LİYDİ
Orhan Aydın, kızı Eylem Şafak Aydın’ı Hatay’da depremde göçük altında ararken vinç kiralamak zorunda kaldığını belirterek şöyle devam etti:
“Vinçleri kiralayanların da AKP’li, MHP’li bir şirket olduğunu öğrendim. O can pazarının ortasında onları yoldaşlarım evire çevire dövüp gönderdiler. Oradan gitmek zorunda kaldılar. İnsanlık vinç diye bağırırken, biz vinç diye bağırırken, bir yandan canımı ararken bu ahlaksızların yaptığına bakın. O ahlaksızlığı yaratandır devlet. Bunu bu hale getirenler utanacak, halk değil. Halk da tercihini ona göre yapacak. Bu ahlaksızlıktan ve soysuzluktan kurtulmadan ölümden kurtulmayacağımız açık.”
SUAVİ: YAŞADIKLARIMIZDAN DERS ÇIKARMALIYIZ
Sanatçı Suavi ise “Deprem bölgesindeki canhıraş çalışmalarım, ideolojik kimliğimden arınarak tamamen insan merkezli düşünceye odaklı olmuştur, böylede olması gerekiyor. Bu yaşadıklarımızdan ders çıkarmalıyız. Hayat bizi her gün sınava tabi tutuyor” diye konuştu.
PİRHA- Mersin’de kentsel dönüşüm projesinin devam ettiği Barış Mahallesi sakinlerinin yaşamını konu edinen ve üç kadın fotoğrafçının kolektif emeğiyle hazırlanan Semt-i Çukur fotoğraf sergisi ziyaretçilerle buluştu.
Kolektif Kadın Fotoğrafçılar Fevziye Yürek, Tülin Şahin Okay ve Selda Aktay’ın bir yıllık sürede tamamladığı Semt-i Çukur belgesel fotoğraf sergisinin açılışı İçel Sanat Kulübü’nde yapıldı.
11-16 Kasım tarihleri arasında sergilenecek olan fotoğraflar; kentsel dönüşüm projesi sebebiyle Barış Mahallesinde yaşayanların mekânsal olarak yerlerinden olmaları, ekonomik, sosyal ve kültürel bakımdan yaşamlarının değişmesi ve bunun sonucunda aidiyetlerini yitirmeleri, yoksulluklarının derinleşmesini konu alıyor.
“KENTSEL DÖNÜŞÜMÜN ETKİLERİNİ GÖSTERMEK İSTEDİK”
Fotoğrafçı Fevziye Yürek, bu çalışmayla kentsel dönüşümün Barış Mahallesi sakinlerine etkilerini göstermeyi amaçladıklarını söyledi.
Serginin bağlamını kentsel dönüşümün yarattığı yoksulluk üzerinden kurmaya karar verdiklerini dile getiren Yürek, “Kentsel dönüşüm bir kesimi memnun ederken, o alanda yaşayan alt gelir grubundaki kesimi daha da yoksulluğa itiyor. Barış Mahallesi yoksul bir mahalle cüzi kiralarla bu evlerde oturan insanlar kentin çeperlerine itilerek daha farklı sorunlar ve daha fazla yoksullukla boğuşuyorlar. Mahalle sakinlerinin kentsel dönüşüm kararın neresinde duruyorlar göstermek istedik” dedi.
“BU SERGİ KADINLARIN ORTAK EMEK ÜRÜNÜ”
Bir diğer fotoğrafçı Tülin Şahin Okay ise, bu çalışmanın her aşamada kadın fotoğrafçıların kolektif emeği ile oluşturulmasının önemine vurgu yaptı.
Semt-i Çukur belgesel fotoğraf çalışmasıyla kentsel dönüşümün, medyada görünmeyen yüzü olan gerçek hayatların gerçek hikayelerini tarihe not düşmeyi hedeflediklerini belirten Okay, şunları söyledi:
“Barış Mahallesinde yaşayan halkın derin yoksullukları sebebiyle hangi koşullarda, hangi yollarla yaşamaya çalıştıklarını, sosyal dayanışma biçimlerini, ürettikleri ortak çözüm kültürlerini yansıtmak ve kentsel dönüşüm projesinin üzerindeki etkilerini ifade etmek için günlük yaşam hikayelerini ele aldık.
Aslolanın insan olduğu, mekânsal adalet ve eşitliğin sağlandığı, sosyal olanakların ulaşılır olduğu kentlerin hedeflendiği daha hümanist ve eşitlikçi projelere ihtiyaç var”
PİRHA- Antakya Sanat Kolektifi’nin düzenlediği “Öyle bir yere geldik ki, hiçbir sokağın adı yok” isimli serginin açılışı Mersin’de yapıldı. Antakya Sanat Derneği Başkanı Edip Yeşil, tek tek kişisel kayıtları bir araya getirerek, kolektif bir hafızaya dönüştürme amacı taşıdıklarını ifade etti.
6 Şubat depremlerinde yaşanan yıkımı, enkazı, acıyı ve dayanışmayı görüntüleyen 80 adet fotoğrafın bulunduğu serginin açılışı Yenişehir Akademi Salonu’nda yapıldı. Sergide şiir ve metinlere de yer verildi.
Açılış konuşmasını yapan Antakya Sanat Derneği Başkanı Edip Yeşil, unutmamak ve unutturmamak adına böyle bir çalışma ortaya koyduklarını belirtti.
“SANAT İYİLEŞTİRİR”
Edip Yeşil, depremin üzerinden 8 ay geçmesine rağmen acılarının hala ilk günkü gibi taze olduğuna ve sanat yoluyla yaşanan acıları hatırlatmak istediklerini ifade etti.
Yeşil, “Yaralarımız kabuk bağlamadı. Orada kimse var mı sesleri bir kara basan gibi kulaklarımızda yankılanıyor. Cemal Süreya’nın dizlerini ödünç alarak, sanat iyileştirir diyerek de hüzünlü bir yolculuğa çıktık. Bu sergi bizzat depremzedeler tarafından fonsuz, sponsorsuz bir şekilde hazırlandı. Amacımız tek tek kişisel kayıtları kolektif bir hafızaya dönüştürmek, unutmamak ve unutturmak” dedi.
DEPREMİN POLİTİK KISMINA VURGU YAPILDI
Serginin Küratörü Adil Okay ise depremlerin politik kısmına değinerek, “Depremlerin büyük felakete dönüşmesinin sebebi makro ve mikro iktidarlardır. Siyasi iktidardan tutun da belediyelere, yardım kuruluşlarına kadar tüm yönetimlerin ihmalleri sebebiyle daha da büyük bir faciaya dönüştü süreç. Hiçbirini unutmamak lazım. Bu sergiyle makro-mikro iktidarlara dikkat çekmek istedik” sözlerini kullandı.
Sergi, 15 Ekim Pazar gününe kadar ziyaret edilebilecek.
PİRHA-Ankara Tabip Odası (ATO), Başkent Kültür Yolu Festivali kapsamında “Cebeci Sıhhiye Hattında Tıbbiyeliler” başlıklı fotoğraf sergisi düzenledi.
Ankara Tabip Odası’nın düzenlediği serginin açılışı, Ankara Rahmi M. Koç müzesinde gerçekleştirildi. Sergi, Cumhuriyet sonrası tıp eğitimini modernleştirmek adına atılan adımlardan bir kesit sunuyor. Çoğunlukla Ankara Tabip Odası üyelerinin albümlerinden derlenen, bugün bir belge değeri kazanan fotoğraflar Ankara’nın geçmişine ait izler taşımakta.
“AİLE ALBÜMLERİNDE KALAN FOTOĞRAFLARI DERLEDİK”
ATO Basın Danışmanı ve serginin tasarımlarını yapan Sibel Durak, aile albümlerinde gün yüzüne çıkmayan fotoğrafları derlemeye çalıştıklarını vurgulayarak, “Bu serginin hazırlanması yaklaşık 5 aylık bir süreç aldı. Bu süre bize meslek örgütlerinin önemini gösteriyor. Albümlerini bize açan sağlık çalışanlarına teşekkür ederim. Biz arşivlerden ziyade aile albümlerinde kalan fotoğrafları derlemeye özen gösterdik” diye ekledi.
Sergi düzenleyicilerinden Özgür Ceren Can ise “Bu fotoğraflarda günlük detaylar olmak üzere bir çok alandan izler bulunuyor. Bu fikrin bizim müzemiz ile çok örtüştüğünü hissettik. Beni en çok heyecanlandıran şey bu fotoğraflarda pırıl pırıl gülümseyerek kendilerine ve mesleklerine değer veren doktorlarımızla karşılaşmaktı”
Fotoğraflar, 23 Eylül-08 Ekim tarihleri arasında Ankara Rahmi M. Koç Müzesi’nde sergilenecek.
PİRHA- PSAKD Antalya Şube ve Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi, Madımak Katliamının 30. yılında fotoğraf sergisi düzenlendi.
Pir Sultan Abdal Külütr Derneği (PSAKD) Antalya Şube ve Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi, Konyaaltı Belediyesi Nazım Hikmet Kongre ve Fuar Merkezi’nde Madımak Katliamının 30. yılı nedeniyle fotoğraf sergisi düzenlendi.
Sergi organizatörlerinden Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Başkanı Tahsin Akpınar, yapılan çalışma hakkında PİRHA’ya konuştu.
Fotoğraf sergisinin Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Antalya Şubesi ile Konyaaltı Alevi Bektaşi Cemevi işgücü ile yapıldığını belirten Akpınar “Eğer biz toplum olarak katliamları unutursak karanlığa kendi elimizle teşvik etmiş oluruz. Sivas’ta katledilenleri unutmayacağımızı, unutturmayacağımızı ve elbet bir gün hesabını soracağımıza inanıyorum. Antalya Pir Sultan derneğimiz 3 yıldır bu sergiyi yapıyor. Bu sene de Konyaaltı Belediyesi ile işbirliği içerisinde 2 kurum bir araya geldik. Fotoğraf sergisini açtık. Toplumumuzun daha duyarlı olmasını diliyoruz. Buradan toplumumuza da sesleniyorum; biz kurumlar olarak üstümüze düşeni yapmaya çalışıyoruz. Elbette hatalarımız var ama toplumumuz da bize biraz güç vermesi, daha duyarlı olması lazım” diye konuştu.
“UNUTURSAK ÜLKENİN GELECEĞİ KARANLIĞA GÖMÜLÜR”
Tahsin Akpınar, Sivas Katliamı’nın aydınlatılması için daha fazla duyarlılık gösterilmesi gerektiğini ifade ederek “Bu tür acılarımıza sahip çıkması lazım. Bu acılarımızı unutursak yarınlarımızı kaybeder, karanlığa gömülürüz. Aydınlarımızı unutmamalıyız. Sürekli onları yaşatmalıyız. Onun için dilerim daha duyarlı bir toplum haline geliriz” dedi.
Akpınar, fotoğraf sergisine ilginin düşük kaldığını da söyleyerek şöyle devam etti:
“Buradan kendimizi eleştirebiliriz. İnsanlarımıza tam anlamıyla ulaşamadık. Antalya’nın çok sıcak olması, bayramdan yeni çıkılmış olması, insanların köylerine ve yaylalarda olması biraz da onun etkisi var zannediyorum. Ama gelen insanlara da teşekkür ederim. Sorun sayı sorunu değildir. Bu kurumların, bu acıları unutmaması lazım. Bunları unutursak bu ülkenin geleceği karanlığa gömülür. Biz üzerimize düşeni yapmaya çalışacağız. Öncelikle sadece bu ülkenin Alevi toplumu değil, bu ülkenin duyarlı aydınları demokrasi inanan laiklik cumhuriyet ve laikliğine ve tüm halkların bu tür duyarlılıklara sahip çıkması lazım. Bu ülkenin değerleri için mücadelesini hep beraber vermemiz gerekiyor. Demokrasiye inanan devrimci, nitelikli, kültürlü, aydın, sendikalar, sivil toplum örgütleri bunlarla hep beraber işbirliği yapmamız lazım.”
“DUYARLILIK YOK”
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Antalya Şube Yönetim Kurulu üyesi Sultan Sözen ise, fotoğraf sanatının toplumda karşılık görmediğini söyleyerek şöyle devam etti:
“Gerçekten sergiye ve sanata karşı bir duyarlılık yok. Duyarsızlık var. Çünkü bu tür sergilere eğer duyarlı olmazsak aydınlarımıza, gençlerimize, çocuklarımıza ihanet etmiş oluruz. Koray’ın 12 yaşında oluşuna, Nesimi Çimen’in curasına, Hasret Gültekin’in bağlamasına, Muhlis Akarsu’nun ihanet etmiş oluruz. Gerçekten üzgünüm. Gerçekten boğazımıza sözcükler düğümleniyor. İnsanlar neden bu kadar duyarsızlaştılar? Sivas’a giderken duyarsızız, burada da aynı şekilde.”
PİRHA- Antalya Alevi Bileşenleri ile emek ve demokrasi güçleri, Madımak Katliamı’nın 30’uncu yılında sinevizyon gösterimi yaparak, katliama dair fotoğraf sergisi açtı. Sergide yapılan konuşmalarda, Madımak Katliamı davasının 30 yıllık zaman aşımı tehlikesine karşı mücadele çağrısı yapıldı.
Antalya Alevi Bileşenleri, emek ve demokrasi güçleri, Madımak Katliamı’nın 30. yılı dolayısıyla Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Kızılarık Cemevi konferans salonunda sinevizyon gösterimi yapıp, fotoğraf sergisi açtı.
Sergiye Alevi kurum temsilcileri, Antalya KESK Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü ve Eğitim Sen Şube Başkanı Nurettin Sönmez ile çok sayıda yurttaş katıldı.
“MADIMAK TÜRKİYE’NİN KARA BİR LEKESİDİR”
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKP) Altınova Şubesi Gençlik Komisyon üyeleri, “Bugün burada 30 yıl önce Sivas’ta Madımak Oteli’nde diri diri yakılan 33 canı unutmamak için burada buluştuk. Madımak Katliamı denildiği zaman sadece Türkiye’de değil, dünya gündeminde akıllarda kalan kara bir leke, dünya tarihinde unutulmayan katliamlardan bir tanesidir” dedi.
Baba Mansur Ocağı evlatlarından PSAKD Antalya Altınova Cemevi dedesi Hüseyin Moğultay ise, “Yaralarımızı ne çok çabuk unutmuşuz. 700-800 bin Alevinin olduğu bir yerde az sayıda canımız bir anmaya geliyorsa hakikaten biz üzülecek durumdayız. Madımak’ta deliller yarım kaldı uyandırılamadı, semahlar yarım kaldı tamamlanamadı, oradaki dualar yarım kaldı. Elbette elimizden geldiğince dilimizin döndüğünce onların yasını iade etmeye çalışacağız” diye konuştu.
“ZAMAN AŞIMINA KARŞI MÜCADELE EDECEĞİZ”
Etkinlikte gülbenk okundu, çerağlar uyandırıldı ve Kerbela’dan günümüze katledilen bütün canlar için saygı duruşunda bulunuldu. PSAKD Altınova Şube Zakiri Cemil Berk’in nefes okumasından sonra slayt gösterisi gerçekleştirildi.
PSAKD Altınova Şube Başkanı Akdeniz Bölgesi Sorumlusu Adnan Arslan da, aradan 30 yıl geçmesine rağmen katliamı unutmayacaklarını ve bunun hesabını soracaklarını dile getirdi. Arslan, “30 yıl daha çok anlamlı, daha çok önemli. Çünkü davayı zaman aşımına götürmek için senaryolar üretiyorlar. Özellikle Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi davaya müdahil oldu. 30 senedir mahkemelere gidip geliyoruz. Zaman aşımına uğratalım, götürelim diyebilirler ama biz bunun arkasını bırakmayacağız. Eğer zaman aşımına uğratırlarsa Anayasa Mahkemesi’ne gideceğiz. Sonuna kadar mücadele edeceğiz, bunun arkasını bırakmayacağız” sözlerini kullandı.
Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Antalya Şubesi Başkanı Nurettin Erdoğan ise, “Bugüne dek olan mevcut ve siyasal İslam zihniyetinde olan iktidarların etnik kültürel oyunlardan dolayı hep ötekileştirildik, hep ayrıştırarak mevcut iktidarlarını sürdürdüler. Sivas/Madımak Katliamı davası 30 yıldır devam ediyor, hala bir karar vermediler. Zaman aşımına uğratmaya çalışacaklardır davayı, ancak biz buna izin vermemeliyiz” şeklinde konuştu.
“Ateşte semaha duranlardan bir can olarak birçok can yoldaşımı orada bıraktım. Saldırıyı gerçekleştiren kişi önde, arkada polis, ben de onun arkasındayım. 3-5 adım uzaklaştıktan sonra polis saldırıyı gerçekleştiren kişiye ‘Hadi aslanım, hadi şimdi zamanı değil, o zaman şimdi değil’ dedi. Politik biri olmadığımdan söylenen o sözü pek algılayamamıştım anlayamamıştım. Sonrasında gelişmelerin seyrinde 2 Temmuz Katliamı gerçekleştirdi. Yaşanan o katliamda yaralı kurtulanlardan biri de bendim. Yaşadıklarım hiç bir zaman gözlerimin önünden gitmiyor.”
PİRHA– Antalya Alevi Bileşenleri, emek ve demokrasi güçleri Madımak Katliamı’nın 30. yılında sinevizyon ve fotoğraf sergisi düzenleyecek.
Antalya Alevi Bileşenleri, emek ve demokrasi güçleri, Madımak Katliamı’nın 30.yılı dolayısıyla Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Kızılarık Cemevi konferans salonunda 17 Haziran Cumartesi günü saat 19.00’da sinevizyon ve fotoğraf sergisi düzenleyecek.
PİRHA – Redfotoğraf, DİSK Basın-İş Sendikasıyla birlikte içeriğini “Sansür” olarak belirlediği fotoğraf sergisine fotoğrafçıları katılmaya çağırdı.
Redfotoğraf ve DİSK Basın-İş Sendikası, birlikte düzenledikleri “Sansür” başlıklı sergiye tüm fotoğrafçıları katılmaya çağırdı.
Sergiye son katılımın 10 Mart 2023 Cuma akşamına kadar kabul edileceği belirtilirken, sergi yeri, tarihi ve etkinlik programının ise ileri bir tarihte açıklanacağı aktarıldı.
“SANSÜR DEYİNCE NE ANLIYORSUNUZ?”
Konuya ilişkin yapılan açıklamada “’Sansür’ ya da ‘Dezenformasyon’ deyince ne anlıyoruz? Nelere mal oluyor?” sorularına yanıt arandığı belirtildi.
Anti demokratik yönetimlerde sansüre başvurulduğuna vurgu yapılarak, “Geçen yıllarda ‘görüntü çekme yasağı’ olarak bilinen genelge ve karşı çıkışlar sonrası genelgenin iptalini yaşadık. Ardından Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından hazırlanan ‘Dezenformasyon yasası’ olarak adlandırdıkları ‘Sansür yasası’ çıktı. Basın, Tv, sosyal medya ve sanata kadar bütün bir hayatı etkileyen kanun olarak yasalaştı. Hakim olan iktidarların toplumu dizayn etme ve algı oluşturma aracı olarak kullanmaya çalıştıkları sansür ‘Gerçeklerin’ karartılmasıdır. Anayasal bir hak olan ‘İfade ve düşünce özgürlüğünün’ engellenmesi anlamını taşımaktadır. Bu içeriği anlatacak fotoğraflarınızı bekliyoruz. Fotoğraf alanında hangi dalda çalışıyor olursanız olun katılabilirsiniz. Belgesel, Enstantene, Kavramsal, Kolaj-Montaj…” ifadelerine yer verildi.
Seçici Kurulda ise redfotoğraf grubundan Atilla Atala, Aylin Leblebici, Metin Ekinci ve DİSK Genel Sekreter Yardımcısı Fahrettin Erdoğan’ın yanı sıra DİSK Basın İş Genel Başkanı
Faruk Eren yer aldı.
Sergide nasıl yer alınacağı konusunda ise şu bilgiler paylaşıldı:
1. Katılım herkese açıktır ve ücretsizdir.
2. Katılımcılar “SANSÜR” teması etrafında en fazla 3 (üç) fotoğraf ile (Arşiv amaçlı daha fazla yollanabilir…)
3 Her türlü Fotoğraf tarzına açıktır. Belgesel, Kavramsal, Kurmaca, Doğrudan…
4. Yapıt gönderenler eserlerin kendilerine ait olduğunu beyan ve kabul etmiş sayılırlar.
5. Seçici kurul, yapıtların kurallara aykırılığını saptarsa yapıtları geri çevirme yetkisine sahiptir.
6. Sergilenmeye hak kazanan yapıtlar, ticari olmamak kaydıyla sergileme-katalog-broşür- afiş medya organlarında ve çeşitli ortamlarda fotoğrafçı adı belirtmek koşuluyla
kullanılabilir. Bunun için katılımcılara bastırılabilinirse katalog ve katılımcı sertifikası verilir. Herhangi bir telif ödenmez.
Yapıtların Özellikleri ve Boyutları
1. Fotoğraflar dijital olarak kabul edilecektir.
2. Fotoğrafların JPEG formatında, en az boyut 20 x 30 cm. 300 dpi çözünürlükte olması gerekmektedir.
3. Yapıtlar, etkinliğin konusu olan “SANSÜR” temasına uygun olmalıdır.
Yapıtların Gönderilmesi ve İşaretlenmesi
Yapıtlar internet üzerinden, gönderilecektir. İnternet üzerinden katılanlar kişisel bilgilerini world sayfası olarak (ad – adres – telefon ve e-mail) ve eserlerini,
redfotograf@gmail.com adresine e-mail ortamında göndermeleri gerekmektedir.
PİRHA-29 yıl önce Sivas’ta katledilen 33 kişi Dersim, Seyit Rıza Meydanı’nda açılan fotoğraf sergisiyle anıldı. 2 Temmuz Sivas Katliamı’nın 29. yıl dönümü olduğunu hatırlatan PSAKD Dersim Şube Başkanı Ekber Kaya, “29 yıl önce sistem ülkede karşıtlıklar yaratmak ve kendi varlığını sürdürmek için 33 canımızı Sivas’ta yaktı. 29 yıldır acımız hiç dinmedi ve Sivas’ta yitirdiklerimizi saygıyla anıyoruz” dedi.
Sivas Katliamı’nın üzerinden 29 yıl geçti. Öncesinde ve sonrasında yaşanan katliamlar gibi Sivas Katliamı’nda da ne adalet sağlandı, ne de yüzleşme yaşandı. O günün acılarıysa bugün hala devam ediyor.
29 yıl önce Sivas’ta yakılarak katledilen 33 aydın, yazar, sanatçı Dersim’de Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Dersim Şubesi, Dersim Belediyesi ve Vecihi Timuroğlu Kütüphanesi’nin ortak çalışmasıyla Seyit Rıza Meydanı’nda açılan fotoğraf sergisiyle anıldı.
2 Temmuz Sivas Katliamı’nın 29. Yıl dönümü olduğunu hatırlatan PSAKD Dersim Şube Başkanı Ekber Kaya, “29 yıl önce sistem ülkede karşıtlıklar yaratmak ve kendi varlığını sürdürmek için 33 canımızı Sivas’ta yaktı. 29 yıldır acımız hiç dinmedi ve Sivas’ta yitirdiklerimizi saygıyla anıyoruz” dedi.
PİRHA- Aysel Tuğluk ve Hasta Mahpuslara Özgürlük Platformu hasta tutukluların durumuna dikkat çekmek amacıyla fotoğraf sergisi düzenliyor. 25 Haziran Cumartesi günü Konak İskele önünde gerçekleşecek sergi saat 19.00’da başlayacak.
Cezaevlerinde, tutuklulara yönelik hak ihlalleri her geçen gün giderek derinleşiyor. Diğer yandan hasta tutukluların durumu da gün geçtikçe ağırlaşıyor. İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) son açıkladığı verilere göre, 651’i ağır olmak üzere toplam bin 517 hasta tutuklu bulunuyor.
Aysel Tuğluk ve Hasta Mahpuslara Özgürlük Platformu hasta tutsakların durumuna dikkat çekmek amacıyla Konak İskelesi önünde 25 Haziran cumartesi günü saat 19.00’de hasta tutukluların fotoğraflarını ve hikayelerini yansıtan bir fotoğraf sergisi düzenlenecek.
Aysel Tuğluk ve Hasta Mahpuslara Özgürlük Platformu kuruluşunu deklere ettiği 4 aydan bu yana Menemen, Çiğli, Karşıyaka, Konak, Buca, Bornova, Bayraklı ve Torbalı’da imza stantları açmış ve toplanan imzalar Karşıyaka PTT önünde yapılan basın açıklamasının ardından Adalet Bakanlığı’na gönderilmişti.
PİRHA-Dersim Kadın Platformu, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Günü’ne dikkat çekmek amacıyla katledilen kadınların fotoğraflarını sergiledi.
Dersim Kadın Platformu, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ne dikkat çekmek amacıyla katledilen kadınların fotoğraflarının bulunduğu 25 dövizi Seyit Rıza Meydanı’nda sergiledi.
Fotoğraflar arasında katledilen Azra Gülendam Haytaoğlu, İpek Er, Pınar Gültekin, Edanur Kaplan’ın yanı sıra, erkekler tarafından uğradıkları şiddete karşı yaptıkları öz savunma sonrası cezaevine konulan Nevin Yıldırım, Çilem Doğan’ın da fotoğraflarının yer aldığı dövizler asıldı.
PİRHA-10 Ekim Ankara Katliamı’nda hayatını kaybedenler anısına, Taksim’de bulunan Divriği Kültür Derneği’nde fotoğraf sergisi açıldı. Katliamda yaralanan Ayşegül Duman, sergi için Tekirdağ’dan geldi. Duman, katliamın yaşandığı ilk günden beri yüzleştiğini belirterek “Eğer ayaktaysak şayet asıl sorumluların hesap verdiği günü görmek içindir” diyor.
Haberin Videosu
10 Ekim 2015’te IŞİD çetelerinin Ankara’daki Barış Mitingi’ne yönelik yaptığı katliamın üzerinden 4 yıl geçti. 103 kişinin hayatını kaybettiği, binlerce insanın da yaralandığı katliamda hayatını kaybedenler anısına Divriği Kültür Derneği’nde fotoğraf sergisi açıldı. Sergide ayrıca katliamda hayatını kaybedenlerin yer aldığı bir kısa film de gösteriliyor.
“AMACIMIZ BELLEK OLUŞTURMAK”
Sergide, Ankara Katliamı öncesi, sonrası, katliamın yıl dönümünde yapılan anmalar ve mahkemelerin yer aldığı fotoğraflar bulunuyor. Geçtiğimiz gün açılan sergide Red Fotoğraf adına konuşan fotoğrafçı Özcan Yaman, amaçlarının bellek oluşturmak olduğunu ve katliamın hafızalardan silinmemesi gerektiğini vurguladı.
“FAİLLER YARGILANANA KADAR BELLEKTE YER ALANLARI SERGİLEYECEĞİZ”
Katliam sonrası yaşanan mahkeme süreçlerine değinen Yaman, geçmişten bugüne kadar Türkiye’de yaşanan katliamlarda suçluların hiçbir zaman yargılanmadığını kaydederek “Dersim’den bugüne yaşananların sorumluları cezalandırılmadı. Bizler, Ankara Katliamı da böyle olsun istemiyoruz. Katliamın planlayıcıları, suçluları, devlet görevlileri ve buna dahil olan kim varsa açıklansın ve cezalandırılsın istiyoruz” dedi. Yaman, failler bulunana kadar bellekte yer alanları sergileyeceklerini ve unutulmaması için mücadele edeceklerini söyledi.
“BARIŞ DERKEN KENDİMİZİ KANLI BİR SAVAŞIN İÇİNDE BULDUK”
Sergiye gelen ziyaretçilerden Ayşegül Duman, Ankara Katliamı’ndan yaralı kurtulanlardan. Katliamda aldığı yaradan dolayı koltuk değneği ile yürümek zorunda kalan Duman, 103 kişinin hayatını kaybetmesinin yanında kendi durumunun lafı bile edilmeyeceğini söylüyor. Yaşadıklarını anlatmaya hiçbir kelimenin yetmediğini kaydeden Duman, “Biz barış derken kendimizi bir savaşın içinde bulduk orada kanlı bir cehennem, kanlı bir savaş. Yer gök kırmızı kandı, simsiyah duman. O yanmış insan etinin kokusunu hala unutamam. İnsanlığa sığmayan her şey oradaydı ve biz onu yaşıyorduk” diyor.
“YA HEP BERABER ÇIKSAYDIK YA HİÇ BİRİMİZ ÇIKAMASAYDIK”
Saldırı olduktan sonra polisin yaralılara müdahalesini hatırlatan Duman, “Biz alanda yerdeyken polis bize müdahale etti. Neyimize müdahale ettiyse hala anlamış değiliz. Ben ısrarla yanımdaki insanlara ‘Beni bırakın ve kaçın’ dedim. Ama hiç kimse kıpırdayamadı yerinden” diyor. Üzerlerine biber gazı sıkıldığında sağlıkçıların müdahaleyi yarım bırakmak zorunda kaldıklarını ifade eden Duman, bu durumun kayıpların ve ağır yaralıların sayısını arttırdığını vurgulayarak şöyle devam ediyor:
“103 sıradan bir sayı değil. Bir can, hayaller, umutlar, yaşam, aileler. 103 bir sayıdan ibaret değil, bir dünya o 103 sayısı bizim için. Keşke o yaralandığımız alandan ya hep beraber çıksaydık ya hiçbirimiz çıkamasaydık.”
“SORUMLULARIN HESAP VERDİĞİ GÜNÜ GÖRMEK İÇİN AYAKTAYIZ”
İlk günden beri sürekli yüzleştiğini belirten Duman, “Bu fotoğraflar bizim öfkemizi, hıncımızı ve isyanımızı biliyor. Acımız, öfkemiz, hıncımız o ilk andaki gibi sıcacık ve taze. Eğer ayaktaysak, var görünüyorsak şayet asıl sorumluların hesap verdiği günü görmek içindir ve biz hesap soracağız. Asıl sorumlular yargılanana kadar bu davanın takipçisi olacağız” diye ifade ediyor.
“HERKESİ DAVAMIZIN TAKİPÇİSİ OLMAYA DAVET EDİYORUZ”
Duma, Ankara Katliamı davası ile ilgili de şu bilgileri veriyor:
“36 sanık hakkında yürüyen bir ağır ceza dosyası vardı. Bunlardan 19’una çeşitli cezalar verilerek dosya kapandı. 19 kişiden geriye kalan 16 firari sanık var. Nasıl firari oldukları da bilinmiyor. Firari adlandırılması bile bizim için trajikomik ve ciddi bir ironi. Bu firari sanıkların yargılandığı ikinci bir dosya Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülüyor. 21 Kasım’da ikinci dosyanın 3. oturumu görülecek. Herkesi davamızın takipçisi olmaya davet ediyoruz.”
PİRHA- Ezilenlerin mücadelesinin her alanında yerini alan Güzel Ana ölümünün ikinci yılında fotoğraflarla anılıyor.
Haberin Videosu
Yaşamını devrimci mücadeleye adayan ve tüm ezilenlerin direnişlerinde yerini alan Cumartesi Annelerinden Güzel Şahin’in ikinci ölüm yıl dönümü dolayısıyla İstanbul Taksim’de bulunan Sivas Divriği Kültür Derneği’nde fotoğraf sergisi açıldı.
Sergide fotoğraflarla Güzel Ana’nın, verdiği mücadele anlatılıyor. Güzel Ana’nın mücadelesinin 12 yılını anlatan fotoğraflar gazeteci Yüksel Uygun tarafından çekildi. Sergiyi ziyaret edenler, açılan deftere Güzel Ana ile ilgili duygu ve düşüncelerini yazdı.
Taksim’deki Divriği Kültür Derneği’nde açılan sergi, 29 Eylül’e kadar ziyaretçilerini bekliyor.
PİRHA- Cumartesi Anneleri’nin eylemini takip eden gazeteciler, çektikleri fotoğrafları, “Tanık fotoğrafçıların gözünde Cumartesi Anneleri” adlı sergide bir araya getirdi.
“17-31 Mayıs Uluslararası Gözaltında Kayıplara Karşı Mücadele Haftası” nedeniyle her hafta Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen Cumartesi Anneleri’nin eylemini takip eden fotoğrafçılar “Tanık fotoğrafçıların gözünde Cumartesi Anneleri” adlı fotoğraf sergisi düzenlendi.
Çok sayıda gazetecinin fotoğraflarıyla katıldığı sergi, Beyoğlu’nda bulunan Divriği Kültür Derneği’nde açıldı. Sergi, 31 Mayıs’a kadar sanatseverlere açık olacak.