Etiket: Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu

  • Britanya ve Fransa Alevi federasyonlarından Sırrı Süreyya Önder’e başsağlığı mesajı

    Britanya ve Fransa Alevi federasyonlarından Sırrı Süreyya Önder’e başsağlığı mesajı

    PİRHA-Britanya Alevi Federasyonu ve Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu hayatını kaybeden Sırrı Süreyya Önder için başsağlığı mesajı yayınladı. 

    Meclis Başkanvekili ve DEM Parti İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, saat 16.10’da tedavi gördüğü hastanede “organ yetmezliği” nedeniyle yaşamını yitirdi. Sırrı Süreyya Önder’in hayatını kaybetmesinin ardından Britanya Alevi Federasyonu ve Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu başsağlığı mesajı yayınladı.

    “SIRRI SÜREYYA ÖNDER’İ KAYBETTİK, DEVRİ DAİM OLSUN”

    Britanya Alevi Federasyonu tarafından paylaşılan mesajda, “Uzun yıllardır sanatın, siyasetin ve halkların ortak mücadelesinin içinde dimdik duran Sırrı Süreyya Önder’i kaybettik. DEM Parti Milletvekili, Meclis Başkanvekili, sanatçı, düşün insanı ve insan hakları savunucusu olan Önder, 18 gündür süren yoğun bakım tedavisinin ardından, 3 Mayıs 2025 günü, çoklu organ yetmezliği nedeniyle yaşama veda etti. Sırrı Süreyya Önder, ezilenlerin, yok sayılanların ve hakikat arayıcılarının safında yaşam boyu yürümüş, kalemini ve sözünü halkların özgürlüğünden yana kullanmış çok yönlü bir vicdan sahibiydi. Alevi toplumu olarak, yoldaşımızı, dostumuzu, yürekli bir mücadele neferini sonsuzluğa uğurlamanın derin hüznünü yaşıyoruz. Birçok kimliği bir arada taşıyan, farklılıkları ortaklaşa bir geleceğin güvencesi sayan Önder’in yaşamı da, mücadelesi de bizlere yol gösterici olmaya devam edecektir. Hakk’a yürüyen can Sırrı Süreyya Önder’in ailesine, yol arkadaşlarına, halklarımıza ve tüm emekçilere başsağlığı diliyoruz. Devri daim olsun” denildi.

    “HALKLARIN BAŞI SAĞ OLSUN”

    Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu şu paylaşımı yaptı:

    Olmadı be Sırrı yoldaş…

    Gittin… Eksildi rüzgârın dili,

    Sus pus oldu dağların yankısı,

    Soldu en direngen çiçeğin rengi.

    Halkların yoldaşıydın sen,

    Sokaklarda umudun adımı,

    Sevdanın sesi, sanatın iç çekişiydin.

    Olmadı be Sırrı yoldaş…

    Komünisttin,

    Sosyalisttin,

    Kürt’tün, Türk’tün, Alevi’ydin…

    Ama en çok da insandın.

    Ve hep yoldaştın, her yerde, her halde…

    Bir meydanda ses oldun,

    Bir ezgide yankı,

    Bir çocuğun düşü,

    Bir annenin duası…

    Sen hep vardın.

    Ve biz biliyoruz ki

    Hep var olacaksın.

    Devrin daim olsun.

    Yüreğin toprakta sağ kalsın,

    Sözün çoğalsın içimizde…

    Unutmayacağız seni.

    Bir selam gibi,

    Bir marş gibi,

    Bir sevda gibi taşıyacağız adını.

    Devrin daim,

    Mekanın gönüllerimiz olacak

    PİRHA/İSTANBUL

  • FUAF Eşit Başkanlığı’na Semra Ayyıldız ve Erhan Aydın seçildi

    FUAF Eşit Başkanlığı’na Semra Ayyıldız ve Erhan Aydın seçildi

    PİRHA- Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu’nun 11. Olağan Genel Kurulu yapıldı. Federasyonun Eşit Başkanlığına Semra Ayyıldız ve Erhan Aydın seçildi. 

    Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF) 11. Olağan Genel Kurulu’nu gerçekleştirdi. Kongreye Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Başkanı Hüseyin Mat, Britanya Alevi Federasyonu Eşit Başkanı Müslüm Dalkılıç ve delegelerin yanı sıra demokratik kitle örgütü temsilcileri katıldı.

    Divan secimi ile başlayan kurulda gülbengler eşliğinde çerağlar uyandırıldı.

    Mali ve Disiplin Kurulu’nun raporu okunması sonrasında yeni dönemin çalışmaları hakkında öneriler ve eleştiriler yapıldı, ardında raporlar oy birliğiyle kabul edildi.

    Kongreye destek veren bir çok sivil toplum kuruluşun mesajları okundu. Tek listeyle gidilen seçimde Semra Ayyıldız ve Erhan Aydın yeni dönemde Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu Eşit Başkanları seçildi.

    Kurul verilen plaketler ve teşekkür konuşmaları ile son buldu.

    PİRHA/FRANSA

  • Hasan Harmancı’nın ’99 soruda Alevilik’ kitabı bir ilk olarak Fransızcaya çevrildi

    Hasan Harmancı’nın ’99 soruda Alevilik’ kitabı bir ilk olarak Fransızcaya çevrildi

    PİRHA- Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu’nun girişimiyle Hasan Harmancı’nın ’99 Soruda Alevilik’ adlı kitabı Fransızcaya çevrilerek yayımlandı. Kitap, Fransa’da en bilinen Les Éditions Baudelaire yayınevinin Aleviliğe dair bir kitabı Fransızcaya çevirmesi açısından da bir ilki taşıyor.

    Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu’nun girişimiyle Sosyal Antropolog ve Yazar Hasan Harmancı’nın ’99 Soruda Alevilik’ adlı kitabı Fransa’nın önde gelen yayınevlerinden Les Éditions Baudelaire yayınevi tarafından Fransızcaya çevrilerek yayımlandı. Bir Alevi yazarın Aleviliğe dair kitabını ilk defa Fransızcaya çeviren Les Éditions Baudelaire yayınevi, ’99 soruda Alevilik’ kitabını dijital platformlarda ve kitapçılarda okuyucularıyla buluşturdu. Kitabın yakın zamanda İngilizce ve Almanca dillerinde de yayımlanması bekleniyor.

    Eser, tarihin zorluklarına rağmen kimliğini ve bilgeliğini korumayı başaran Alevi topluluğunun benzersiz özelliklerini gözler önüne sererken, aynı zamanda bu düşünce sistemini daha yakından tanımak isteyen okuyucular için değerli bir kaynak sunuyor.

    “ESER BU DÜŞÜNCENİN ZENGİNLİĞİNİ ANLAMAK İÇİN ÖNEMLİ BİR KAYNAK

    ’99 Soruda Alevilik’ kitabı okuyucuya şu ön bilgileri paylaşıyor:

    “Alevilik, sadece bir inanç değil; bilgi ve bilgelik, eşitlik, paylaşım, hoşgörü ve adalet temellerine dayanan, çok kültürlü ve manevi bir mirasa sahip bir yaşam felsefesidir. Yüzyıllardır Anadolu’nun ve ötesinin kalbinde kök salmış olan bu inanç, birçok kişi tarafından hâlâ yeterince bilinmemektedir. “99 Soruda Alevilik” adlı eser, bu hümanist düşüncenin temel ilkelerini, tarihini ve zenginliğini anlamak için önemli bir kaynaktır.

    Aleviler, her türlü şiddeti reddeder ve herkesin birbiriyle ve doğayla uyum içinde yaşadığı bir toplumu savunur. Öğretileri, kardeşlik, saygı ve sevgi gibi derin değerlere dayanır. Yüzyıllar boyunca bilgelikleri, ozanlar ve halk âşıkları gibi önemli figürler aracılığıyla sözlü olarak aktarılmıştır.

    “OKUYUCUYA BÜYÜLEYİCİ DÜNYAYA DALMA FIRSATI SUNUYOR”

    Bu kitap, Alevilik öğretisine dair temel sorulara yanıt vererek okuyuculara bu büyüleyici dünyaya dalma fırsatı sunuyor: Aleviliğin kökenleri nelerdir? Temel ilkeleri nelerdir? Bu felsefe günlük hayatta nasıl uygulanmaktadır? Açık ve anlaşılır bir dille yazılan eser, tarihin zorluklarına rağmen kimliğini ve bilgeliğini korumayı başaran bu topluluğun benzersiz özelliklerini gözler önüne seriyor.

    Dogmalardan ve ayrımlardan uzak bir şekilde, Alevilik, herkesin özgürce düşünebildiği ve var olabildiği, cinsiyet eşitliğine dayalı bir dünya görüşünü savunur. Alevi toplulukları, Türkiye’den Balkanlar’a, İran’dan Avrupa’ya kadar pek çok ülkede varlık göstermekte ve bulundukları toplumlara uyum sağlarken, öz değerlerine de bağlı kalmaktadırlar.

    PİRHA/İSTANBUL

  • FUAF, Paris’teki ırkçı faşist saldırıyı kınadı!

    FUAF, Paris’teki ırkçı faşist saldırıyı kınadı!

    PİRHA- Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF), Paris’te Türkiyeli Göçmen İşçiler Kültür Derneği yönelik gerçekleşen faşist saldırıyı kınadı, antifaşist mücadeleyi ve dayanışmayı yükselteceklerini kaydetti. 

    Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF), Fransa’nın başkenti Paris’te, 16 Şubat 2025 tarihinde Türkiyeli Göçmen İşçiler Kültür Derneği (ACTIT) binasına yönelik faşist saldırıya ilişkin açıklama yaptı.

    “DEVRİMCİLERİN HEDEF ALINDIĞINI GÖSTERİYOR”

    Saldırıda Young Struggle (YS) üyesi bir gencin ağır yaralandığı hatırlatılan açıklamada, “Bu tür saldırılar, göçmen emekçilerin örgütlenme çabalarını ve faşizme, ırkçılığa karşı mücadele eden antikapitalist, antifaşist gençliğin direnişini hedef almaktadır. Özellikle, bir gün önce Paris’te Kürt devrimcilerine yönelik gerçekleştirilen hain saldırının hemen ardından böyle bir eylemin gerçekleşmesi, faşist odakların sistematik bir şekilde devrimci kurumları ve bireyleri hedef aldığını göstermektedir” denildi.

    YETKİLİLERE ÇAĞRI

    Fransız güvenlik güçlerinin saldırı anında geç müdahalede bulunması ve faşist grupların bu denli pervasızca hareket etmesinin endişe verici olduğu belirtilen açıklama şöyle devam etti:

    “Yetkilileri, bu tür saldırıların faillerini bir an önce adalet önüne çıkarmaya ve benzer olayların tekrarını önlemek için gerekli tedbirleri almaya davet ediyoruz. Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu olarak, ACTIT ve YS’li gençlerle tam bir dayanışma içinde olduğumuzu vurguluyor; faşizme, ırkçılığa ve her türlü ayrımcılığa karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi beyan ediyoruz. Kahrolsun faşizm. Yaşasın antifaşist dayanışma ve mücadelemiz.”

    PİRHA/FRANSA

  • FUAF, depremden etkilenen çocuklara kışlık bot ve mont ulaştıracak

    FUAF, depremden etkilenen çocuklara kışlık bot ve mont ulaştıracak

    PİRHA- Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu, Maraş merkezli depremlerde etkilenen çocukların kışlık ihtiyaçlarını gidermeye yönelik kampanya başlattı.

    Maraş merkezli depreminin ardından Alevi kurumları depremzedelerle dayanışmasını sürdürüyor.

    Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF), Maraş depreminde etkilenen çocukların kışlık ihtiyaçlarına dayanışma kampanyası başlattı. Çocuklar için hazırlan kışlık bot ve montlar bölgeye ulaştırılacak.

    FUAF’ın sanal medya hesabından yapılan açıklamada, “6 yıldır düzenli olarak sürdürdüğümüz “Çocuklar Üşümesin” Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Projemiz, bu yıl özellikle deprem bölgesinde yaşayan çocuklarımıza yönelik olarak devam etmektedir. Bu yıl FUAF Eşit Başkanı Rozbi DEMİR ve FUAF Saymanı Selma UNCUCAN’ın öncülüğünde, 6 Aralık Cuma gününden itibaren, yardım dağıtımına başlamak için alanlarda olacağız. Hedefimiz, soğuk kış günlerinde çocuklarımıza sıcak birer umut ışığı olmak, onların hayatlarına dokunmak ve sevgimizi, desteğimizi hissettirmek” denildi.

    PİRHA/FRANSA

     

  • Durak Arslan, mültecilikten Alevi örgütlenmesine 44 yıllık bir göçün hikayesini anlattı-VİDEO

    Durak Arslan, mültecilikten Alevi örgütlenmesine 44 yıllık bir göçün hikayesini anlattı-VİDEO

    PİRHA-  Yozgat’ın Alevi köyü olan Karabalı’da doğan ve 12 Eylül darbesinde mülteci olarak yerleştiği Fransa’da yerel mecliste 11 yıl görev yapan Durak Arslan,  Fransa’daki Alevi örgütlenmesini yaptı. Arslan, “Alevi kurumları suni tartışmalarla enerjisini israf etmemesi gerekir. Aleviliğin tarifini her birey kendine göre yapabilir. Aleviler birbirini ayrıştırmamalı, ötekileştirmemeli. Alevi hareketinin cevap bulması gereken soru Alevilerin acilen çözüm gerektiren sorunlarıdır” diye konuştu.

    1965 yılında Yozgat Sorgun’a bağlı bir Alevi köyü olan Karabalı köyünde doğan Durak Arslan, Alevi kimliğinden dolayı daha ilk ayrımcılığa ortaokulda uğrar. Bir arkadaşının ‘Sen Alevi misin?’ diye sorup gitmesi ve arkadaşlığını bitirmesi derin bir iz olarak kalır.

    12 Eylül askeri darbesinin ayak seslerinin geldiği bir dönemde ailesi ilk olarak abisini bir otobüsle Almanya’daki ablalarının yanına gönderir. Ve 1 hafta sonra otobüse binme sırası kendisine gelmiştir. Almanya’ya bir şekilde ulaşan ve 15 yaşında olmasından kaynaklı oturum alamayan Durak Arslan, yeni bir umut adına Fransa’ya geçer.

    Mülteci olmanın getirdiği tüm olumsuzlukları yaşadığını kaydeden Arslan, çalıştığı çeşitli işler sonrasında kendi işini kurarak Fransa’da katılımcı demokrasi modelini uygulayan ilk iki belediyeden biri olan Maizières les Metz’de yerel meclisine seçilerek 11 yıl görev yapar.

    Kahvaltı yaptıkları bir sırada oğlunun, “Baba biz neyiz” sorusuna cevap vermeye çalışan Arslan, bu sorunun bölgedeki bir çok Alevi ailede cevaplanması gereken bir soru olduğunu fark ederek sorumluluk alır. Çevredeki 20 kişiyle 2004 yılında Moselle Alevi Kültür Merkezi kurarlar ve sonrasında Arslan çeşitli ihtiyaçlar sonrasında 2006 yılında Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu Genel Başkanlığı hizmetini üstlenir. 2 dönem genel başkanlığı sonrasında ise Fransa’da kendi iş alanında yaptığı işlerle de adını duyuran Arslan, ülkede ilk dış cephe akademisini kurarak, bakanlıklar nezdinde sunumlar yapar.

    1980 yılında çıktığı Türkiye’de Alevilerin eşit yurttaşlık haklarından mahrum olmasının demokrasinin bir eksikliği olduğunu ifade eden Arslan, Alevi hareketi içerisindeki suni gündemlerin, Alevilerin acilen çözülmesi gereken sorunlarından çalınmış bir enerji olduğunu söyledi.

    Durak Arslan, kendi yaşamına ve Alevi toplumunu ilgilendiren sürece ilişkin sorularımızı cevapladı.

    ANNEM ‘ALEVİ OLDUĞUNU SÖYLEME’ DİYE TEMBİH EDİYORDU”

    PİRHA- Durak Arslan kimdir? Nasıl bir ortamda doğdu?

    DURAK ARSLAN: 1965 yılında Yozgat Sorgun Karabalı köyünde, bahar ayının bilinmeyen bir tarihinde doğmuşum. İlkokulu köyümüzde bitirdim, ortaokul için Sorgun’a gitmek zorundaydık. Köyümüzden çıkana kadar da Alevilerin bu kadar horlandığını, Türkiye’de özellikle Yozgat kazasında Aleviliğin bir risk taşıyacağını hiç düşünmezdim. Çünkü köyümüzde herkes Alevi inancına sahipti. Köyümüzde ilkokulu bitirdim ve kasabaya ortaokula gideceğim gün annem yeni takım elbisemi giydirerek beni elleri arasına aldı ve “Oğlum senden bir şey istiyorum. Sorgun’da sorarlarsa Alevi olduğunu kimseye söyleme” dedi. “Niye” dediğimde, “Söyleme daha iyi olur’ dedi. Tam anlayamamıştım o zaman. Ortaokulda annemin tavsiyesine uyarak hiç gündeme getirmedim, söyleme gereği duymadım.

    “HAYATIMDA DERİN BİR İZ BIRAKTI”

    -Ama Alevi olduğunuz biliniyordu değil mi? Bunun yansımaları nasıl oldu?

    Başka bir köyden benim gibi kasabaya okumak için gelen bir arkadaşla tanışıp birbirimize ısınmıştık sınıfta. Bir kaç ay sonra, bir sabah okulun avlusunda merakla yanıma yaklaştı ve bana “Durak sen Alevi misin?” diye sordu. Ben de ansızın ne diyeceğimi şaşırdım önce. “Evet” dedim. Gözleri doldu arkasını döndü gitti. Başkaları söylemişler, niye o kızılbaşla arkadaşlık ediyorsun diye. Artık ne anlatıldıysa küçüklüğünden beri. Çok ağırıma gitmişti o zaman, yani bu kadar aşağılanacağımı ya da bu kadar hakkımızda kötü şeylerin söylendiğini hiç düşünmemiştim. Sonra anladım ki hurafelerle yetiştirildiği için o arkadaşla bağımız kopmuştu. O benim hayatımda derin bir iz bıraktı.

    12 EYLÜL DARBESİNİN AYAK İZLERİ YAKLAŞIYOR

    -Darbenin ayak sesleri Yozgat’a kadar uzanmıştı. Ülkeden çıkmak zorunda kalışınız nasıl gelişti? 

    İnsani temelde samimi olduğum o Sünni arkadaşımın sadece Alevi olduğum için benden uzaklaşması bana çok ağır gelmişti. Ortaokulu böyle zor koşullarda üç yıl boyunca geçirdim. Yabancı dilim kura çekildi ve Fransızca çıktı. Okulumuza atanan yeni mezun olmuş kadın Fransızca öğretmenimiz kasabadaki tacizlere dayanamayıp, bir ay sonra kasabayı terk edip gitti ve yerine din dersi öğretmenimiz girmeye başladı. Fransızca yerine bol bol Arapça dualar ezberletiyordu bize. Sınıfta beş Alevi öğrenci vardı, hepimizin de en zayıf dersi din dersiydi. Çünkü ne namaz biliyorduk ne de dua. Maalesef son sınıfı bitiremedik, çünkü 1980’nin en şiddetli olaylarının olduğu, gözümüzün önünde kavgaların ve ölümlerin yaşandığı dönemdi. Yozgat’ta Alevi olmak otomatikman solcu olmaktı. Yaşama koşulumuz yoktu ve artık okula gidemez olduk son aylarda. Babam, Sorgun’a bağlı, Alevi bir nahiye olan Bahadın’a aldırdı tayinimi. Ortaokul diplomamı oradan aldım. O yıl 12 Eylül darbesi oldu.

    “15 YAŞINDAYDIM VE GİTMEYE HAZIR DEĞİLDİM”

    O zaman sol dalga Yozgat’ta da gelişmeye başlamıştı. Aile zaten endişeliydi geleceğimizden, hele de 12 Eylül gelince tamamen önümüzü göremez olduk. Ben çok farkında değildim, 15 yaşındaydım, her ne kadar merakla biraz da moda olduğu için sınıfsal ve sol içerikli kitaplar okusam da, riskleri göremiyordum. Ama aile bunu gördü. Önce ağabeyimi otobüsle Almanya Hamburg’a ablamın yanına gönderdiler. Bir hafta sonra da aynı otobüse beni bindirip Koblenz’deki ablamın yanına gönderdiler. Hiç hazır olmadığım bu ayrılık, daha ziyade benim için bir yırtılıştı. Çünkü 15 yaş çok erkendi benim için. Ağabeyim her ne kadar 19 yaşında merakla gitse de ben istekli olmasam da, buna mecbur olduğumun farkındaydım.

    “KAÇAK KALMIŞTIM VE GÖNDERİLME STRESİ YAŞIYORDUM”

    -Ve mültecilik hikayeniz başlamış oluyordu. Kendinizi nasıl bir ortamda buldunuz? 

    Üç günlük otobüs yolculuğumda pozitif şeyler düşünerek kendimi motive etmeye çalışıyordum. Ama varınca çok kısa sürede ailemi özledim. Her akşam gizli gizli ağlıyordum. Daha çok ilk aylarım her gün tekrar bir an önce Türkiye’ye döneceğim ümidiyle geçti. Tabi ablam “Tamam göndereceğiz, bir hafta sonra, on gün sonra” diye teselli etti. Birkaç ay sonra artık alışmaya başlıyorsunuz. Bunun da ilk yolu dil öğrenmekten geçiyor. Kendime hedef koymuştum, her gün iki tane kelime not alıyordum, cebime koyup akşama kadar ezberliyordum. Çok kısa sürede Almanca kelime hazinemi geliştirmiştim. Abim iltica hakkı alabildi, ama yaşım küçük olduğu için maalesef ben alamadım. Reşit olmadığım için o hakkı bana tanımadılar ve bir yıla yakın zamanım böyle geçti. Artık Almanya’da kaçaktım ve bu çok zor bir duygu. Yakalanma ve yurtdışı edilme korkusunun her an stresi vardı. Her polis arabası gördüğümde, bu sefer tamam diye içim cız ediyordu. Bir yıl ara ara restoran, çiçek tarlası işlerinde çalışarak böyle tedirgin geçti ve en sonunda Alamanya’da kalamayacağım anlaşıldı.

    FRANSA’YA GEÇİŞ VE YENİDEN MÜLTECİLİK

    O sırada gazetede bir haber okumuştuk. Fransa’nın yeni Cumhurbaşkanı seçildi, bütün kâğıtsız yabancılara af çıktı ve bazı şartlarla oturma izni veriliyor diye yazıyordu. İsteksiz olsam da, Fransa’da oturan bir ablam vardı ve onun yanına kaçak yollardan beni geçirdiler ve şansımı bir de böyle denemem için. Fransa’da da aynı nedenden dolayı yaşım reşit olmadığı için oturma izni alamadım. Yurt dışı edildim. Bana verilen sürenin sonuna günler kala şansımı zorladım ve tavsiye üzerine ebeveynlerimden vekaletname belgeleri temin ederek 1982 yılında Fransa’da oturma hakkı aldım. Mülteci olarak yeni bir ülkede kendini kabul ettirmek oraya uyum sağlamak çok zor. Hele de okuma, barınma imkanlarınız yoksa bunlar çok daha zor. Sokakta geçirdiğim günlerde, annemin ben küçükken söylediği şu cümle tek tutunduğum dal oldu  “Oğlum, her dara düştüğünde Hızırı çağır, o senin bir çare bulmana yardımcı olur” sözü o zor koşullarda bana hep motivasyon verdi.

    “5 YIL SONRA AİLEMLE GÖRÜŞEBİLDİM”

    -Kaç yıl sonra ailenizi tekrar görebildiniz?

    Türkiye’den ayrıldıktan beş yıl sonra ancak köyümüze gelerek ailemle görüşebildim. İlk gördüklerinde beni tanıyamadılar. Garip bir duygu. Annemin tepeden tırnağa beni nasıl süzüp, sarılıp, saatlerce öpüp, kokladığını unutamıyorum.

    “ÇALIŞACAĞIM MADENDE 22 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ”

    -Oturma izni almakla bütün sorunların çözüme kavuşmadığını elbette biliyoruz. Hangi işlerde çalıştınız?

    Sokakta kaldığım günlerde, tesadüfen bir sığınma evinin varlığını öğrendim ve yine tesadüfen o evin müdüresi yaşlı kadına denk geldim ve durumumun aciliyetini anlayıp öncelik tanıdı bana. Yoksa uzun bir listenin en sonlarındaydım. İlk defa sıcak bir ortama girip kendimi güvende hissettiğimde, içimden ‘o yaşlı müdire kadın Hızır mıydı yoksa?’ diye annemin sözünü hatırlamıştım. Oysa okumayı çok istiyordum, hatta Türkiye’den giderken bana Almanya’da okumaya devam edeceksin demişlerdi, ama olmadı. Sığınma evi sayesinde Fransa’nın maden bölgesi olan Moselle’de madencilik okuluna yazıldım ve orada bir yıl eğitim aldım, birincilikle bitirdim okulu. Tam görevime başlayacağım günlerde maalesef Simon maden kuyusunda büyük bir grizu patlaması oldu. Çalışacağım kuyuda 22 kişi hayatını kaybetti, 100 kişi yaralandı. Bunların bazıları staj dönemimde asansörde, duşta karşılaştığım insanlardı. Türkiye’den annem babam televizyondan haberi duyunca çok merak edip günlerce merakta kalmışlar. Bir hafta sonra onlara ulaştığımda “istersen geri dön gel ama yeraltına inme oğlum” dediler. Çünkü 1050 metre yerin altından maden çıkarıyorduk. Böylece çok hevesle öğrendiğim madencilik mesleğimden vazgeçip, başka işlere yöneldim, ne bulsam o işte çalıştım, orman, yol, inşaat. Bu arada evlendim bir oğlumuz oldu. Çalıştığım firma kapandı işsiz kaldım, sonra da en yakın arkadaşımı ikna ettim, birlikte kendi işimizi kurduk.

    “YÜZDE 75 OY ALARAK MECLİSE SEÇİLDİM”

    -Fransa’da katılımcı demokrasi modelini uygulayan ilk iki belediyeden biri olan Maizières les Metz’de yerel meclise seçildiniz ve 11 yıl bir fiil görev yaptınız. Siyasete dahil olma durumunuz nasıl gelişti?

    Aynı zamanda Sosyalist milletvekili olan belediye başkanımız yeni dönem yerel meclis seçimleri için listesini oluştururken, ‘benim ekibimde iş insanı profili eksik seni ekibimde görmek istiyorum’ dedi. Kabul ettim ve yüzde 75 oy alarak meclise seçildik. Benim için bu adım bir entegrasyon göstergesiydi. Bu ülkede yaşıyorsam buraya katkı sunmam lazım düşüncesiyle bu görevi kabul ettim.

    “ÖĞRETİCİ İYİ BİR DENEYİM VE TECRÜBEYDİ”

    -Fransa’ya göç eden bir mülteci olarak mecliste kendinizi bulmanız nasıl bir duyguydu peki?

    Benim için çok öğreticiydi. Özellikle Fransa’da bir ilkti katılımcı demokrasi modeli ile belediyecilik. Biri Lyon şehrinde, ikincisi bizim belediye idi. Bu benim için ayrı bir motivasyon kaynağı oldu. İki dönemin ilkinde yatırım ve bütçe komisyonunda görev yaptım. İkinci dönemde de şehircilik komisyonunda görev yaptım. Bu çalışmalarıma paralel olarak yeni bir eğitim sürecine girdim ve şirketimizi bu sayede kurumsallaştırıp, büyüttük.

    “OĞLUM ‘BİZ NEYİZ’ DİYE SORDU”

    -2 dönem Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu Genel Başkanlığı ve Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu yönetim kurulu üyeliği yaptınız. Fransa’daki Alevi örgütlenmesi süreciniz nasıl başladı?

    Kızımız 8, oğlumuz henüz 14 yaşındaydı. Bir gün kahvaltı yaparken, oğlumuz ‘Baba biz neyiz?’ diye sordu. Ben de ‘Nasıl biz neyiz’ dedim. “Arkadaşım babasıyla her cuma camiye gidiyor, diğer arkadaşım her Pazar babasıyla kiliseye gidiyor. Bana, sen nereye gidiyorsun diye soruyorlar” deyince ben de anlatmaya çalıştım, biz Aleviyiz dedim. “Tamam Aleviysek gideceğimiz bir yer yok mu?” dedi. Eşim de cevap veremedi, ben de. Bunu başka arkadaşlarıma da anlattım, aynı soruyla biz de karşılaşıyoruz, dediler. O zaman bir şeyler yapmamız lazım, dedik. Bu çocukları cevapsız bırakamayız. Dallanıp yükselebilmek için, tutunacakları kültürel köklerini arıyorlar. Biz cevap veremezsek eğer, başkaları hiçte hoşumuza gitmeyecek cevapları verecekler çocuklarımıza, dedik. Böyle bir sorumlulukla bir araya geldik. 20 kişiyle Moselle Alevi Kültür Merkezi’mizi ( AKM) 2004 yılında kurduk. O zaman hala belediye meclis üyesiydim, belediyenin imkanlarını da değerlendirerek toplantılarımızı, buluşma mekanlarımızı bu sayede ayarladık. Hem kurumsal hem de iş dünyasından edindiğimiz tecrübelerle, tek bir yöre ve çevreden ziyade, bölgede yaşayan bütün Alevi toplumunu temsil etmesine çok dikkat ettik. Her yöreden her profilden insanlar katarak bu süreci başlattık. Çünkü yörecilik sorunlarının başka illerde ve AKM’lerde yaşandığını duyuyorduk. Oldukça katılımcı bir uyumla AKM’mizi  kurduk. İlk aşure günü organizasyonumuza 500 kişi katıldı. FUAF’tan ( Fransa Alevi Federasyonu) yöneticiler Moselle’de böyle bir oluşumun kurulduğunu duyunca genel sekreter bizimle bağlantıya geçti. FUAF’a üye olmamızı teklif ettiler, “tabi ki oluruz” dedik ama sonra federasyonda bazı sıkıntılar olduğunu öğrendik.

    “2006 YILINDA FUAF GENEL BAŞKANLIĞINA SEÇİLDİM”

    Tanışma ve görüşmeler sonucunda benim başkanlık görevine aday olmam için yoğun bir talep oluştu. Henüz çocuklarımız küçük, meclis üyeliği, şirket yönetimi var, mümkün değil, bugün karar versem iki yıldan önce böyle bir görevi alamam, dedim. Bizzat o zamanın Avrupa Alevi Konfederasyon Başkanı beni arayarak “İki yıla federasyon filan kalmaz” dedi. Vicdan azabı yaşadım, yani sizden dolayı bir federasyonun kapanması gibi ağır bir sorumluluk hissi! Sonra annemi aradım, rızalık istedim, türlü gülbenklerle olur verdi, çok sevindi. Eşim ve oğlum da rızalık verdi, kızımız henüz küçüktü, yakın dostlarımdan da rızalıklarını aldım.
    Önce bir hazırlık dönemi yaşadık. Birlikte beyin fırtınası yapabileceğimiz bir ekip oluşturduk. Fransa’da kaç Alevi var, bu Alevilerin öncelikli ihtiyaçları ne diye bir fotoğraf çektik. Bir ihtiyaç listesi çıkardık. Tabii liste o kadar uzundu  ki, dedik on iki tane öncelikli olanı alalım, bu öncelikli ihtiyaç için birer tane komisyon oluşturalım. Bunu da tüzüğümüze çalışma modeli olarak koyalım. İnanç, eğitim ve araştırma, kurumsallaşma, diplomasi ve dışa açılım, ekonomi, lojistik, kadınlar, gençlik, çevre, basın yayın, işveren, diye 12 tane komisyon düzenledik. O günkü yönetimden tecrübeli bir arkadaşla birlikte bir tüzük hazırlığı yaptık. Onun ardından bütün Alevi kültür merkezlerine kendimi tanıtan, projemizi özetleyen ve beklentilerimizi sıralayan bir mektup göndererek, her AKM’nin belirttiğimiz profillere uygun kişileri yeni dönem için bize yazılı olarak önermelerini talep ettim. Tabi ilk defa görülen bir şey, kimisi tepki gösterdi kimisi çok heyecanlandı. Ama sonuçta onlarca mektup geldi. Kendi alanında uzman olan birçok profil ortaya çıktı. Müthiş bir ekip oluştu. Onların içerisinden görüşme yaparak bir görev dağılımı yaptık. O şekilde kongreye gittik, kongrede bütün listemize delegelerimizin tamamı tarafından onay verildi.

    Ailemin ve arkadaşlarımın desteğiyle Fransa Alevi Federasyonu Genel Başkanlığı hizmetime 2006 mayıs ayında, “Doğru kişi doğru göreve, az laf çok iş” şiarımızla, bütün kongre delegelerimizin de rızalığıyla başladım.

    “İLK 3 YILDA 20’YE YAKIN ALEVİ KÜLTÜR MERKEZİ KURULDU”

    Böyle yeni bir heyecan doğdu. İlk üç yıl içerisinde beş üye Alevi Kültür Merkezi’nden 20’ye yakın Alevi Kültür Merkezi’ne yükseldik. Müthiş bir heyecan oluştu.

    “10 BİN KİŞİLİK ETKİNLİK ‘AŞK OLA’ İLE ALEVİLERİN ORTAK FOTOĞRAFINI VERDİK”

    Bu çalışmaların içine girdiğim günden beri kafamda uçuşan sorular ve çelişkiler vardı. Neden Aleviler farklı isimlerle hareket ediyorlar, ortak fotoğraf vermiyoruz ? Neden taleplerimizi birlikte ve güçlü bir sesle dillendirmiyoruz ? Bunu yönetimdeki arkadaşlarımla paylaştım. Strazburg’da, bütün Alevi kurumlarının temsilcilerinin katılacağı, müthiş bir görsel şölen yapalım ki, o gün dünyadaki Alevilerin kalbi Avrupa’nın başkentinde atsın, dedik. Bu kararımızı bağlı olduğumuz konfederasyonla da paylaştık. Üç ay içerisinde “Aşk ola” etkinliğini organize ettik. 200 sanatçının katılımıyla on bin kişilik Zenith salonunda, dört televizyon kanalının direk verdiği bir şöleni gerçekleştirdik. Aleviler ve dostları bu fotoğrafta olsun dedik. Dönüşler bizi çok duygulandırdı. Afganistan’dan, Hindistan’dan, Afrika’dan izleyen Aleviler mailler göndermişlerdi ki “Ekranın karşısına ailece toplandık, gözümüz yaşlı izledik programı televizyondan. Biz kendimizi buralarda kaybolmuş hissederken, sayenizde tekrar varlığımızı hissettik, teşekkür ederiz” içerikli mesajlar geliyordu dünyanın dört bir yanından. Yani Avrupa’nın başkentinden böyle bir birliğin dünyaya yansıması bizim için değeri ölçülemeyecek bir karşılıktı. Bizler de bu mesajlarla çok duygusal anlar yaşadık.

    ALEVİ MEDYASININ OLUŞUM SÜRECİ

    -Yine siz Alevi medyasının oluşmasında çeşitli emekler verdiniz. Bu süreçten biraz bahseder misiniz?

    Modern Alevi Kurum modelimiz, Fransa’da çok iyi sonuçlar verdiği için aynı konsepti konfederasyonumuza da önerdik. Kongrede bu komisyon modeli onaylandı. Konfederasyonda, bizden önce televizyon kurma girişimi iki defa olumsuz sonuçlanmıştı. Tekrar gündeme geldiğinde önerilerde bulundum ve medya projesi konseptinin yazılımını ve tasarımını üstlendim. Üç ay geceli gündüzlü üzerinde çalışıp, konfederasyon toplantımızda konsepti sundum. Sunduğum Yol Medya konsepti oybirliği ile onaylandı. Yol Medya sadece televizyondan ibaret olmayacaktı. Yol Medyanın haber ajansı, günlük gazetesi, aylık dergisi, radyosu, muhabir eğitim okulu, muhabir ağı, televizyonu, kulübü olacaktı. YOL bizi çok iyi ifade eden bir isim olduğu için, dijital korumaya da almıştım, hiç tartışılmadı ve yönetimden hemen onay aldı. Her ne kadar ticari anonim şirket olarak resmiyet kazansa da, kolektif bir şekilde, canların da katkısıyla toplumun bir müessesesi olarak kuruldu. O sürece de tanıklık ettik, maddi ve manevi katkı sunduk elbetteki.

    FRANSA ALEVİ İŞVERENLER BİRLİĞİ (MASOURCE) KURULDU

    -2 dönem genel başkanlığınızdan sonra Fransa Alevi İşverenler Birliği’ni kurdunuz. Nasıl gelişti?

    Yeni tüzüğümüze en fazla iki dönem maddesi koyduğumuz için iki dönem başkanlıktan sonra arkadaşlar halen birlikte devam etmemi istediler. Kıramadım. Madem devam edeceğim ı zaman bir hayalimi daha gerçekleştireyim dedim. Yönetim kurulu üyesi olarak Fransa Alevi İşverenler Birliği’ni 50 iş insanı canımızla birlikte kurduk. Kurucu başkanı oldum ve hemen ilk yıldan oluşturduğumuz fonla üç tane önemli proje koyduk önümüze. Birincisi, öğrencilere burs. İkincisi Alevilik üzerine yapılan projelerin arasında bir yarışma yapmak ve yarışmada kazanan ilk üç projeyi finanse etmek. Üçüncüsü de federasyonumuza maddi katkı sağlamak. Bu amaçla kurduk ve çok güzel ve heyecanla başladı. Üç yıllık görev sürem dolduktan sonra arkadaşlardan müsaade istedim, görevimi teslim ederek biraz ihmal ettiğim aile yaşantıma ve şimdi 34 yaşında olan şirketime ve yeni mesleki projelerime dönmek istedim. Çünkü ihtiyaç da vardı. Yol hizmetimi burada aktif olarak tamamladım ama tabi kendi bölgemizde kurduğumuz cemevindeki gençlerle çalışmam devam etti. Onlarla üç yıl boyunca eğitim yaptık, birlikte çok verimli muhabbetler ettik.

    “İŞ HAYATIMDA İLHAMIMI ÖNEMLİ ÖLÇÜDE ÖĞRETİMİZDEN ALDIM”

    -Fransa’da kendi iş alanınızda yaptığınız işlerle de adınızı duyurdunuz. Bu alanı nasıl tarif ediyorsunuz?

    Şirket binalarımızın duvarlarında ve çalışma masalarımızın  üzerinde şu çümleler yazar “Mesleğimizi değerli kılma ve kabul ettirme misyonumuzun temelindeki temel değer insana ve çevreye olan saygıdır. Şirket ailemizin her mensubu bu değerin bilincindedir ve taşıyıcısıdır. Dürüstlük, Sorumluluk, Öngörülülük, Yaratıcılık, Dayanışma ve Çevreye duyarlılık ise ortak özelliğimizdir.”  Yeni işe alınan her çalışanımız bu misyon ve değerler şartımızı kabul ederek aileye mensup olur. Şirketimizde başından beri böyle bir değeri hep yaşattık. Şu anda da şirkette çalışan bütün kadro bunu bilir. Misyonumuz ve değerlerimiz diye hangisine sorsanız size söyler. Çünkü zaten bu misyonu ve değerleri paylaşmayan bizimle değil. Bizimleyse bu misyonu ve değerleri paylaştığı için. Şirketimizde merkeze insanı ve çevreyi koyduk. Yani yaptığımız meslek insana hizmet etmeli ve çevreye uyumlu olmalı. Bizim de mesleğimiz genellikle eski tarihi binaların restorasyonu ve  özellikle binaların dış yalıtımı ile enerji tasarrufu. Yaptığımız iş hele de son yıllarda o kadar çok değer kazandı ki biliyorsunuz dünyada bir enerji krizi var ve bu savaşlara bile neden olabiliyor. Diyeceğim o ki, iş hayatımda ilhamımı önemli ölçüde öğretimizden adım.

    FRANSA’NIN İLK DIŞ CEPHE AKADEMİSİ

    -Fransa’da akademi açma sürecinizi de biraz anlatır mısınız?

    Mesleğimizin Fransa’da okulu yok. Neden diye sorduğumda buna hiçbir cevap alamadım. Sonuçta otuz dört yıldır bizim mesleğimiz ve mutlaka bu sorunun da bir cevabı olmalı diye düşündüm. Bunu bütün devlet ve meslek odaları kademelerinde sorduğumda cevap alamadım. En sonunda şunu öğrendim ki Fransa’da meslekler listesinde yer almıyor ve meslek kodu yok. Dedim madem yok oturup şikayet etmektense bir çaresini bulabiliriz. Kendimiz okulumuzu açtık. Fransa’nın ilk cephe akademisini 2021 yılında kurduk. Şu anda halen bir ikincisi yok. İlk ders yılımız çok olumlu geçti. Basın çok ilgi gösterdi, yerel basınla başladı bölgesel basına yayıldı, ulusal televizyon kanallarının konusu oldu. Sonrasında davet edildiğim konferanslarda, üniversitelerde, ödül törenlerinde, ihmal edilmiş bu konuya özellikle dikkat çekmeye çalıştım.

    AKADEMİ 3 YILDIR MEZUN VERİYOR

    Cumhurbaşkanı François Hollande tarafından Paris’e davet edildim. Kitabını yeni çıkarmıştı ve okuduğum için üzerine konuştuk. Kitabında enerji kaynakları ve tasarrufu üzerine önemli bir yer ayırmıştı çünkü. ‘Siz bu konuya dikkat çekiyorsunuz ama esas bir ihmal var burada’ dedim. 2030-2050 yılı hedeflerine ulaşabilmek için bu mesleğin resmiyette var olması lazım ve bu konuda teknik kalifiye elemanların hızla yetişmesi gerekiyor. Yoksa Avrupa normlarını uygulamak ve hedeflere zamanında ulaşmak mümkün değil” diye söyleyince çok ilgilerini çekti. Ekonomi Bakanlığı’yla iletişim sağladılar ve ekonomi bakanı beni Paris’e davet etti. Bu konuda üç bakanlığın katıldığı bir toplantıda sunum yaptım. Konu dikkatlerini çekti ve bu projeyle ilgili çalışma grubuna dahil oldum. Gelinen aşamada üç yılını doldurdu bizim okulumuz. O anlamda çok yönlü motivasyon kaynağım bu çalışma ve devam ediyoruz yeni boyut alan çalışmalarla.

    ABDULLAH GÜL’E SORDUĞUNUZ SORU SONRASI LİNÇ EDİLME RİSKİ YAŞADINIZ STRAZBURG’TA

    -Dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Strazburg ziyaretinde verilen bir resepsiyonda Alevi toplumuna yönelik hak ihlalleri, ayrımcılığı Gül’e sorduğunuz için linç edilmek istendiniz. Orada ne olmuştu?

    Evet, maalesef öyle oldu. Strazburg’da Abdullah Gül’ün organize ettiği ve sivil toplum temsilcilerine verdiği resepsiyona davet edildik. Katıldığımızda yaptığım konuşma oldukça saygılı ve gerçekçi olmasına, sorduğum soruların haklılığına rağmen, uğradığım hakaretleri, orada bulunan yüzlerce gerici güruh tarafından linç edilme riski yaşamış olmamızı bir yana bırakıyorum. Bir o kadar da Abdullah Gül’ün, kendisine sorduğum Alevilerin uğradığı ayrımcılıklara dair sorulara cevap vermek yerine, bir Cumhurbaşkanına yakışmayacak şekilde “bu tür konuları böyle topluluk önünde sormayın, gelin aramızda konuşalım” demesi de bir o kadar inciticiydi. Bütün bunlar aslında gizli gerçeklerdi. Sivas’ta yaşattıkları vahşeti neredeyse Avrupa’nın başkenti Strazburg’un merkezinde bize tekrar yaşatacaklardı. Zihniyet aynıydı.

    “TEDX KONFERANSINA KONUŞMACI OLARAK DAVET EDİLDİM”

    Evet TEDx Konferansı’nda konuşmacı olma teklifi aldığımda inanamadım doğrusu. Çekimserdim. Sonra iş çevrem ve yakın dostlarım bunun iyi bir fırsat olduğunu söylediler. Sonuçta TEDx konsepti dünyada 42 milyon insana hitap eden bir iletişim ağı. Kabul ettim ve sıkı bir hazırlık sonucu, profesyonel çekimlerin de yapıldığı bin kişilik Arsenal’in görkemli salonunda konuşmamı Fransızca olarak yaptım. Hayat hikayem, Alevilerin sorunu ve mesleki girişimlerimi içeren etkili duygusal bir konuşma oldu diye düşünüyorum. İyi ki yapmışım diyebilirim. Daha sonra İzmir TEDx Konferansı’na davet edildim. Önce kabul ettim. Sonra üniversite rektörlüğünün konuşmamın içeriğinde değişiklikler yapmamı istediklerini bana ilettiler organizatörler. Ben de değiştiremeyeceğimi söyleyip katılmayı kabul etmedim.

    “DEMOKRASİNİN İNŞASINDA ALEVİLERE VE TOPLUMUN BÜTÜN KESİMLERİNE DÜŞEN GÖREV EŞİTTİR”

    -Peki Fransa’dan bakınca Türkiye’yi nasıl görüyorsunuz?

    Şu anda özellikle Anadolu’da Alevilerin eşit yurttaşlık haklarından mahrum olması Türkiye demokrasisinin bir eksikliği. Sadece Aleviler için değil, bütün insanlık için, farklılıklar için bir an önce Türkiye’de demokrasinin inşa edilmesi gerekiyor. Burada tüm toplumun kesimlerine ve tabi Alevilere de görev düşüyor. Sadece Alevilerin meselesi değil, Sünnilerin de meselesi. Dolayısıyla cumhuriyetin laiklik ve demokrasinin inşasında Alevilere ve toplumun bütün kesimlerine düşen görev eşittir.

    “SUNİ TARTIŞMALAR ALEVİ KURUMLARININ ENERJİSİNİ İSRAF EDİYOR”

    -Alevi örgütlenmesinin genel durumuna dair neler söylemek istersiniz? Alevilerin taleplerine cevap verebilecek bir yerdeler mi?

    Alevi kurumları suni tartışmalarla enerjisini israf etmemesi gerekir. Aleviliğin tarifiyle ilgili sarf edilen enerji, Alevilerin acilen çözülmesi gereken sorunlarından çalınmış bir enerjidir diye düşünüyorum.  Aleviliğin tarifini her birey kendine göre yapabilir. Bu özgürlüğe sahip olmalı. Kimse kimseye kendi tarifini dayatmamalı. Bunun üzerinden Aleviler birbirini ayrıştırmamalı, ötekileştirmemeli. Tersine, eğer Alevilik Türkiye’de bir sorun olarak görülüyorsa, Alevi olduğundan dolayı insanlar mağdur ediliyorsa bir an önce bu Alevi kimliğinin Türkiye’de varlığının kabul edilmesi için hep birlikte çalışmalıyız. Kim nasıl algılıyorsa Aleviliği, kim nasıl yaşamak istiyorsa, bu kendi bireysel tercihi olmalı. Kimse kimseye Alevilik elbisesi biçmemeli. Nasıl ki biz bugünkü hükümete Alevilere siz elbise biçemezsiniz diyorsak, aynı minvalde bir Alevinin de diğer Aleviye, Alevilik elbisesi biçme hakkının olmadığını düşünüyorum.
    Yolumuz varlığın birliği, vahdeti mevcut, can, rızalık ve ikrar üzerine kurulmuşsa, gerisi teferruat. Bunları içselleştirip, kendince yürüyene aşk olsun. Şu dünya bahçemizde, Serçeşmemizden her canlı, kendi kabı kadar dolsa, kendi renginde, kendi kokusunda çiçek açsa, ne olur ki ?

    “ALEVİ KURUMLARI, ALEVİ TOPLUMUNDAN UZAK, YÜZDE 3’NE HİTAP EDİYOR”

    Alevi kurumlarının ne yazık ki şu anda Alevi toplumunu kucaklamaktan uzak olduğunu düşünüyorum. Cömert davranırsak yüzde üçüne hitap ediyor. Yüzde üçü kurumlarımıza gidip geliyor. Yüzde 97’si kurumların dışında. Herhangi bir kurum yöneticisine sorsanız muhtemelen halkı duyarsızlıkla suçlayacaktır. Kurumların yönetimine gelecek kişilere “ikrâr ver de, öyle gel” şartı getirseniz, göreceksiniz beş yıl içinde, şu an ile ters orantılı bir tablo ortaya çıkar ki o zaman taşlar yerine oturur, hırslar diner, rekabetler çöker, hesaplar biter ve her can daha sağlıklı özüne döner. Kurumları siyasetin oyuncağı olmaktan kurtarıp, siyaseti toplumun istekleri için değerlendirme fırsatı doğar.

    PİRHA/İZMİR

  • FUAF’tan cemevi baskınına tepki: Baskılar Alevileri yıldıramayacaktır!

    FUAF’tan cemevi baskınına tepki: Baskılar Alevileri yıldıramayacaktır!

    PİRHA- PSAKD Sarıyer Şube/Zeynep Yıldırım Cemevi’ne yapılan polis baskını ve şiddetine tepki gösteren Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu, “Gözaltına alınan yönetici arkadaşlarımızın derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz. Baskılarınız bizleri şimdiye kadar yıldırmadı, şimdide yıldıramayacaktır” dedi.

    Polisin Sarıyer Armutlu Mahallesi’nde bulunan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Sarıyer Şubesi/ Zeynep Yıldırım Cemevi’ne sabah saat 06.00 sıralarında operasyon yaparak cemevinin kapılarını kırmasına Alevi kurumlarından tepkiler yükseliyor.

    Yazılı bir açıklama yapan Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF), son dönemlerde Alevi kurum yöneticilerine yönelik gözaltıları hatırlatarak, baskılara karşı Alevi toplumunun yılmayacağını mesajı verdi.

    “ALEVİ TOPLUMU YILDIRAMAYACAKLAR!”

    Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu’nun açıklaması şöyle

    “Son zamanlarda Alevi Kurum yöneticilerimiz ve dostlarımız, gözaltılarıyla karşı karşıyalar ! Demokratik Alevi Dernekler Eş Başkanı Kadriye DOĞAN, Madımak Katlıamı Hafıza Merkezi projesi illüstratör ve çizer Sena ŞAT ve onlarca Canımız gözaltına alınmıştı.

    Bugün ise, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Sarıyer Şube – Zeynep Yıldırım Cemevine, sabah saat 06:00 civarlarında, Cemevinde kimsenin olmadığı zamanda polis tarafından basılarak kapıları kırılmış, Cemevi yöneticileri ve bir çok Canımızın gözaltına alındığı ve cemevi evraklarına el konulduğunun haberini öfkeyle almış bulunmaktayız.

    Gözaltına alınan yönetici arkadaşlarımızın derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz. Baskılarınız bizleri şimdiye kadar yıldırmadı, şimdide yıldıramayacaktır. Alevi toplumu haklarını savunmaktan hiç bir zaman vazgeçmeyecek. Alevilik Haktır, Aleviler vardır.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Paris Alevi Anıtı önünde Madımak anmasında katiller lanetlendi

    Paris Alevi Anıtı önünde Madımak anmasında katiller lanetlendi

    PİRHA- Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF) Sivas Katliamında yaşamını yitirenleri Paris’te bulunan Nelson Mandela parkındaki Alevi anıtı önünde andı.

    Sivas Katliamı’nın 30’uncu yılında yurtiçinde ve yurtdışında, Madımak Oteli önünde radikal dinci/faşistler tarafından katledilen aydın, sanatçı, yazar ve semah dönen canlar için bir çok kentte anmalar ve açıklamalar devam ediyor.

    Paris’in Sarcelles ilçe belediyesinin resmi töreni ile birlikte, Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu’nun belirlediği program çerçevesinde, Sivas Madımak’ta faşistlerce katledilen canlar için geniş katılımlı anma yapıldı.

    ALEVİ ANITINA ÇELENK BIRAKILDI

    FUAF ve Sarcelles Belediyesi’nin ortak anma programı resmi törenle başladı. Günün anlamını ve önemini belirten Türkçe ve Fransızca konuşmayla başlayan program, kurumlar adına Alevi Anıtı‘na çelenk bırakma ile devam etti.

    FUAF ve Sarcelles Belediyesi’nin ortak anma programı resmi törenle başladı. Günün anlamını ve önemini belirten Türkçe ve Fransızca açılış konuşmasının ardında Belediyenin, FUAF, FUAF Bileşenleri ve Alevi Kültür Merkezleri ve dost kurumların, Alevi Anıtı’na çelenk bırakma merasimi yapıldı.

    Anmada, katledilenler anısına yapılan saygı duruşundan sonra, Sarcelles Belediye Başkanı Patrick Haddad, Val d’Oise milletvekili Carlos Martens Bilingo ile Fransa Bölge Yönetimi’nde Jean-Baptiste Marly yaptıkları konuşmalarında, özellikle Cumhuriyet döneminde Alevilere yapılan katliamları hatırladıklarını ve en son Sivas-Madımak’ta bir insanlık suçu işlendiğini, bu katliamı lanetlemek ve hayatını kaybedenleri anmak için, Sarcelles Belediyesi ve seçilmişleri olarak, her yıl 2 Temmuz’da bu organizasyonu yapacaklarını beyan ettiler.

    “MADIMAK ZAMANAŞIMINA UĞRATILAMAZ”

    Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu Eşit Başkanı Memet Gündüz ise yaptığı konuşmasında, Madımak davasının zaman aşımına uğratılmak istenmesine tepki göstererek, “O dönemin iktidarı ve devlet güçlerinin gözleri önünde, tekbirler getirerek, Madımak Oteli ateşe verildi. 33 canımız göz göre göre katledildi. Alevilerin ve kamuoyunun çok yakından bildiği bu katliamın tetikçileri ve sorumluları 21 yıldır iktidarda olan AKP ve onun küçük ortağı MHP tarafından korundu, kollandı ve ödüllendirildiler. Yıllarca süren davalar eziyete ve işkenceye dönüştürüldü. Son olarak da Recep Tayyip Erdoğan tarafından zamanaşımına uğratıldı. Dünyanın hiçbir yerinde insanlığa karşı işlenmiş suçlar zamanaşımına uğramaz, uğratılamaz. Madımak Katliamı da zamanaşımına uğratılamaz” dedi.

    Anma, Alevi Anıtı’na çiçeklerin konulması ile son buldu.

    PİRHA/FRANSA

     

  • FUAF, Newroz’u deprem bölgesinde karşılayacak

    FUAF, Newroz’u deprem bölgesinde karşılayacak

    PİRHA-2023 Newroz’unu Türkiye’deki deprem bölgelerinde karşılayacaklarını açıklayan Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF), “FUAF 3. deprem heyeti, YOL’un değerleriyle YOL’a düştük” ifadelerini kullandı.

    Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF) yaptığı bir açıklama ile Newroz’u deprem bölgesinde karşılayacaklarını duyurdu. FUAF tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “YOLUN DEĞERLERİYLE YOLA DÜŞTÜK”

    “Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF), Fransa Alevi Gençler Birliği ve Fransa Alevi Kadınlar Birliği olarak, zalim Dehaklara, her türlü baskı ve sömürüye karşı, halkların kardeşliğinden ve barıştan yana diyerek, baharın müjdesi, Newroz gününü Türkiye’de, deprem alanlarında olan çocuklarımız, kadınlarımız, gençlerimiz ve canlarımızla karşılamak için, FUAF 3. deprem heyeti, YOL’un değerleriyle YOL’a düştük.

    Newroz’un ateşi halklara, sosyal, siyasal, kültürel ve inançsal olarak rehber olması ve yeniden haklı ile haksızı, iyi ile kötüyü belirleyebilmesi ve aydınlıklara öncülük edebilmesi umuduyla. Aşk ile.”

    PİRHA / FRANSA

  • Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu: Paris’teki saldırıyı kınıyoruz!

    Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu: Paris’teki saldırıyı kınıyoruz!

    PİRHA- Paris’te 3 Kürt’ün bir faşist Fransız tarafından katledilmesini kınayan Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu, “Avrupa’nın göbeğinde, Paris’te can güvenliğimizin kalmadığını bir kez daha gördük! Çekin kötü ellerinizi daima ezilen Kürt halklarının üzerinden; faşist ve ırkçı düşünce ve saldırılar dehşetle kınıyoruz” dedi. 

    Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF), Paris’te yaşanan katliama ilişkin yazılı açıklama yaptı. Katliamı kınayan FUAF hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı dileyerek katliamın aydınlatılması çağrısı yaptı.

    BAŞSAĞLIĞI MESAJI

    Saldırıda yaşamını yitirenleri anarak ailelerine başsağlığı dilenen açıklamada, “Her geçen gün dünya genelinde ırkçılığın arttığı günlerden geçmekteyiz. Sırada Fransa’nın Başkenti Paris vardı. Soğukkanlılıkla sıkılan mermiler tüm dünyayı hayretler içinde bıraktı. Canlara kıymak hiç bu kadar ucuz olmamıştı. Covid-19 döneminin psikolojik bozukluklarına bir de seçim süreçlerinde yapılan ırkçı içerikli propagandalar eklenince, Fransa’da da faşist ırkçı saldırıların artması kaçınılmaz olmuştu. Dün öğlen saatlerinde 70 yaşlarındaki fransız ırkçı kimliği henüz bilinmeyen bir şahıs tarafından, Paris’te bulunan Ahmet Kaya Kürt Kültür Evi‘ne tüyler ürperten, ruhsuz, soğuk kanlılık ve dehşet dolu anlarla bir saldırı gerçekleştirdi. Saldırıda 3 kişi hayatını kaybetti ve 3 kişi yaralandı. Saldırıda Mir Perver (M.Şirin Aydın), Emine Kara, Abdurrahman Kızıl Kürt canlarımızı kaybettik. Tüm sevenlerine ve ailelerine başsağlığı ve sabırlar diliyoruz” denildi.

    “KİRLİ ELLERİNİZİ KÜRT HALKI ÜZERİNDEN ÇEKİN”

    Avrupa’nın göbeği Paris’te hiç kimsenin can güvenliğinin kalmadığına vurgu yapılan açıklamanın devamında, şunlar kaydedildi:

    “Geride olayın şokunu atlatamayan canlı tanıklar kaldı. Geride, üzerinden neredeyse 10 yıl geçmiş, tam da bu tarihlerde katledilen Sakine Cansız’ları unutmayan, sürekli baskılar altında kalan bir Kürt halkı kaldı! Devletin böyle bir ırkçı, faşist anlayışa sahip olan, daha önce de bu sebeplerden bir yıl hapse atılmış bir şahsı dışarıda serbest ve kontrolsüz bırakmasını kabullenemeyen halklar, bugün Strasbourg, Paris gibi büyük şehirlerinde toplanıp bu saldırıyı kınadılar. Avrupa’nın göbeğinde, Paris’te can güvenliğimizin kalmadığını bir kez daha gördük. Çekin kötü ellerinizi daima ezilen Kürt halklarının üzerinden; faşist ve ırkçı düşünce ve saldırıları dehşetle kınıyoruz. Suçlular ortada. Nerden baksan tutarsızlık. Katliamlar karşısında kör, sağır ve dilsiz kalmak yeni katliamları yaşatmaktır. Susmayın, sustukça sıra size gelecektir.”

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • FUAF, Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenleri andı

    FUAF, Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenleri andı

    PİRHA- Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF) Paris Sarcelles bölgesinde bulunan Alevi anıtı önünde, Sivas Madımak Katliamı’nda yaşamını yitirenleri andı.

    Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF) Paris Sarcelles bölgesinde bulunan Alevi anıtı önünde, Sarcelles belediyesiyle organize ettiği resmi tören ile Sivas Madımak Katliamı’nda yaşamını yitirenleri andı. Anma  bir dakika saygı duruşuyla başladı.

    Anmada Sarcelles Belediye Başkanı ve aynı zamanda Val d’Oise Meclis üyesi M. Patrick Haddad, Val d’Oise Milletvekilli M. Carlos Martens Bilongo, anıttın gerçekleşmesinde büyük desteği olan eski milletvekili M. Francois Pupponi, cevre belediyelerin yetkilileri, bir çok sivil toplum örgütleri ve Fransa’nın dört bir köşesinde gelen Alevi kültürü merkezleri bulundu.

    FUAF Eşit Başkanları Rozbi Demir ve Mehmet Gündüz başta olmak üzere, M. Haddad, M. Carlos Martens Bilongo da, faşist zihniyetleri kınadığını, karanlık düşüncelerin karşısında duracaklarını, katliamın sorumlularını ortaya çıkarılmasını ve cezalandırılmasını, adaletsizliğin, hukuksuzluğun, vicdansızlığın hesabının verilmesini, Madımak otelinin utanç müzesi olmasını, Alevilerden özür dilenmesini talep ettiler.

    (HABER MERKEZİ)

  • Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu’ndan HDP’ye ziyaret

    Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu’ndan HDP’ye ziyaret

    Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu Eşit başkanı Mehmet Gündüz, Strasbourg Alevi Kültür Merkezi Eşit Başkanı Erhan Aydın ve beraberindeki heyet HDP Genel Merkezi’ni ziyaret etti.

    HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, Eş Genel Başkan Yardımcısı Tuncer Bakırhan, HDP PM üyeleri Bedriye Yorgun ve Doğan Erbaş ile görüşen Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu heyeti Türkiye’de yaşanan gelişmelerden kaygı duyduklarını belirtti.

    Yapılan görüşmede Alevilere ve diğer toplumsal kesimlere yönelik ayrımcı uygulamalar ile ortak mücadeleye ilişkin görüş alışverişinde bulunuldu.

    (HABER MERKEZİ)

  • FUAF Kuzeybatı ve Kuzeydoğu Bölgesi eşit başkanları seçildi

    FUAF Kuzeybatı ve Kuzeydoğu Bölgesi eşit başkanları seçildi

    PİRHA- Fransa Alevi Birlikleri Kuzeybatı ve Kuzeydoğu Bölge genel kurulları gerçekleştirildi. Kuzeybatı Bölgesi Eşit Başkanları Nazlı Akgüç ve İmam Yalvaç olurken, Kuzeydoğu Bölgesi Eşit Başkanları ise Songül Çınar ve Nazmi Azman oldular.

    Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF) Kuzeybatı ve Kuzeydoğu Bölge genel kurullarını gerçekleştirdi. Nantes AKM ve Altkrich AKM yerleşkelerinde gerçekleşen kurullara çok sayıda kişi katıldı.

    Nantes AKM’nin ev sahipliği yaptığı Kuzeybatı genel kuruluna, Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF) Eşit Başkanı Rozbi Demir da katıldı. Yapılan oylama sonucuna FUAF Kuzeybatı Bölge Eşit Başkanlığına Nazlı Akgüç ve İmam Yalvaç seçildi.

    FUAF Kuzeydoğu Bölgesi, Altkrich AKM’de 66 delegenin katılımıyla gerçekleşti. Genel kurulun divan başkanlığını FUAF Basın Yayın Komisyonu Sorumlusu Erdal Kılıçkaya’nın, divan üyeliğini Strasbourg AKM üyelerinden Seyhan Şahan ve Hatun Özcan yaptı. Uyandırılan çerağların ardından deyişler seslendirildi.

    Mali rapor ve denetleme kurulu raporlarının oy birliğiyle genel kurul tarafında aklanması sonrasında FUAF Kuzeydoğu Bölgesi Eşit Başkanlığına Songül Çınar ve Naci Azman seçildiler.

    PİRHA/İSTANBUL

  • FUAF Eşit Başkanları’ndan yeni yıl mesajı: Dolu dolu bir mücadele yılı olsun

    FUAF Eşit Başkanları’ndan yeni yıl mesajı: Dolu dolu bir mücadele yılı olsun

    PİRHA- Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF) Eşit Başkanları, yayınladıklarını yeni yıl mesajında birlik içerisinde daha güçlü ve Alevilerin hak talepleri doğrultusunda mücadele edilebilecek bir yıl olması dileğinde bulundu. 

    Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF) Eşit Başkanları Rozbi Demir ve Hakan Alca yayınlanan yeni yıl mesajında Alevilerin hak talepleri için daha kararlı ve ısrarlı mücadele etme çağrısında bulunuldu.

    Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu’nun yeni yıl mesajı şöyle:

    “YENİ YIL DOLU DOLU MÜCADELE EDEBİLECEĞİMİZ BİR YIL OLSUN”

    “Kurumlarımızın, birlik ve beraberlik içerisinde daha güçlü, katılımcı, el ele veren, kararlı ve ısrarlı, Yol’ una bağlı, taleplerimiz doğrusunda dolu dolu her alanda mücadele edebildiğimiz bir yıl olmasını diliyoruz.

    Aynı zamanda çok ihtiyacımız olan, Yol’umuzda karşılığı olmayan, bencillik, ego ve benzeri bize uymayan alışkanlıkları içimizden söküp attığımız , samimiyeti, sevgiyi, saygıyı esas kılabildiğimiz, her zamankinden daha fazla kurumlarımızı birlik ve beraberlik çerçevesinde güçlendirebildiğimiz bir yıl olmasını dileriz.

    Bütün bu içten temennilerimizle, yeni yılın siz Kurum Başkanları ve Yöneticilerimizin aile bireylerine sevgi ve mutluluk getirmesini dileriz.

    Yeni yıl iyi bir mücadele yılı olsun. Yeni yılda Hızır cümlemizin yar ve yarımcısı olsun. Unutmayın canlar, aynı gemide hep beraber yol alıyoruz ve bizlerin sorumlulukları var.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Seyit Rıza ve arkadaşları Paris’te Alevi Anıtı önünde anılacak

    Seyit Rıza ve arkadaşları Paris’te Alevi Anıtı önünde anılacak

    PİRHA- Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF) idam edilişinin 84. yılında Seyit Rıza ve arkadaşları anacak.

    15 Kasım 1937 yılında Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edilen Seyit Rıza, oğlu ve yoldaşları için Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu öncülüğünde Paris Alevi Anıtı önünde anma gerçekleştirilecek. Anma 21 Kasım Pazar günü saat 13.00’te başlayacak.

    Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF) anmaya dair, “84. yılında Seyit Rıza ve arkadaşlarını Paris Sarcelles bölgesindeki Alevi Anıtımızda, Paris’teki kurumlarımız ve demokratik kurumlarla bir araya gelerek anacağımız bir program gerçekleştireceğiz. Dersim Katliamı ve idamları protesto ederek, hakikatlerin gün ışığına çıkarılması, adalet arayışı ve tarihle yüzleşilmesi için hep birlikte taleplerimizi gür ve kararlı bir şekilde yeniden dile getireceğiz. Bu anma vesilesiyle tüm canları ve duyarlı dostları 21 Kasım Pazar günü saat 13:00’te Paris Sarcelles’de bulunan Nelson Mandela Meydanı’ndaki Alevi Anıtımız önünde buluşmaya davet ediyoruz” çağrısında bulundu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Fransa’da ilk Alevi eşit başkanları Aliye Toraman ve Haydar Tüzün oldu

    Fransa’da ilk Alevi eşit başkanları Aliye Toraman ve Haydar Tüzün oldu

    PİRHA- Cluses Alevi Kültür Merkezi Olağan Genel Kurulu’nu gerçekleştirdi. Eşit Başkanlığa Aliye Toraman ve Haydar Tüzün seçildi.

    Fransa’da hizmet yürüten Cluses Alevi Kültür Merkezi Olağan Genel Kurulu’nu gerçekleştirdi.

    Pandemi nedeniyle ertelenen ve 3. yılında gerçekleşen olağan genel kurula çok sayıda yurttaş katıldı.

    Olağan genel kurul sonunda eşit başkanlığa Aliye Toraman ve Haydar Tüzün seçildi. Bilindiği üzere 9-10 Ekim tarihlerinde, Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu tüzüklerinin yenilenmesi ile  beraber, AKM ve Cemevlerinde eşit başkanlık sistemine geçilmişti.

    Aliye Toraman ve Haydar Tüzün, ilk ve resmi olarak seçilen eşit başkanlar oldu.

    (HABER MERKEZİ)

  • FUAF ve bileşenleri 7. tüzük kurultayını gerçekleştirdi

    FUAF ve bileşenleri 7. tüzük kurultayını gerçekleştirdi

    PİRHA- Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF) bileşenleriyle 7. Tüzük Kurultayı’nı gerçekleştirdi.

    Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF) 7.Tüzük Kurultayı Strasbourg Alevi Kültür Merkezi ev sahipliğinde gerçekleşti.

    FUAF Bölge Yönetimleri, Alevi Kültür Merkezleri, FUAF Yol-Erken Kurulu, Fransa Alevi Gençler Birliği, Fransa Alevi Kadınlar Birliği ve Fransa Alevi İşverenler Birliği’nin tüzüklerini güncellemek için, FUAF’a bağlı Alevi Kültür Merkezlerinden delegelerle Strasbourg AKM’nin ev sahipliğinde buluştu. Tüzük kurultayına ayrıca Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat da katıldı.

    İki gün boyunca yürütülen tüzük kurultayı ile güncel ihtiyaçlara cevap vermek, kurumları yeniden yapılandırmak, gelebilecek tehlikelere, saldırılara karşı kurumları korumayı hedefleyen FUAF Yönetim Kurulu Üyeleri tüm katılımcı kurum ve delegelerinin katılımı ile tüzük kurultayı son halini aldı.

    Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF), uzun bir aradan sonra gerçekleştirdiği toplantıda Alevi Kültür Merkezleri’nin beklentileri doğrultusunda gerçekleştirilecek tüzük kurultayları için görev dağılımında bulunmuş ve çalışmalarına başlamıştı.

    (HABER MERKEZİ)

  • FUAF bileşenleri tüzük kurultayı için toplanarak görev dağılımı yaptı

    FUAF bileşenleri tüzük kurultayı için toplanarak görev dağılımı yaptı

    PİRHA- Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF), Haguenau AKM’de gerçekleştirdiği toplantıda FUAF ve bileşenlerinin tüzük kurultayı için görev dağılımı yaptı.

    Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF), uzun bir aradan gerçekleştirdiği toplantıda Alevi Kültür Merkezleri’nin beklentileri doğrultusunda gerçekleştirilecek tüzük kurultayları için görev dağılımında bulundu.

    Haguenau Alevi Kültür Merkezi’nde gerçekleşen toplantıya dair, “Bu toplantıda en önemli gündem ve çalışma, değişen dünya dengelerine ve AKM’lerimizin beklentilerine göre uyarlanmaya çalışılan, aynı zamanda nihai kararı verecek olan delegelerimize sunulmak üzere FUAF ve bileşenlerinin tüzük taslaklarının son hali oluşturuldu. Yakın tarihte yapmayı planladığımız tüzük kurultayı için, teknik ve lojistik konular ele alınarak görev dağılımları yapıldı” ifadeleri kullanıldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Paris Alevi Anıtı önünde kitlesel Madımak anması: Zulme karşı mücadelemiz sürecek

    Paris Alevi Anıtı önünde kitlesel Madımak anması: Zulme karşı mücadelemiz sürecek

    PİRHA- Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF) Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenleri Paris’te bulunan Nelson Mandela parkındaki Alevi anıtı önünde andı.

    Sivas Katliamı’nın 28. yılında yurtiçinde ve yurtdışında Madımak Oteli önünde katledilen aydın, sanatçı ve yazar, semahçılar için bir çok kentte anmalar ve açıklamalar yapılmaya devam ediliyor.

    Paris’in Sarcelles ilçe belediyesinin resmi töreni ile birlikte, Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu’nun belirlediği program çerçevesinde, Sivas Madımak’ta faşistlerce katledilen canlar için geniş katılımlı anma yapıldı.

    ALEVİ ANITINA ÇELENK BIRAKILDI

    FUAF ve Sarcelles Belediyesi’nin ortak anma programı resmi törenle başladı. Günün anlamını ve önemini belirten Türkçe ve Fransızca konuşmayla başlayan program, kurumlar adına Alevi Anıtına çelenk bırakma ile devam etti. Başta Sarcelles Belediyesi’nin ve FUAF’ın çelenk bırakmak töreninden sonra, sırasıyla Milletvekili Pupponi François, FUAF Kuzey Batı Bölgesi, FUAF Kuzey Doğu Bölgesi, Mulhouse AKM, Strasbourg AKM, Altkrich AKM, Hagueneau AKM, Essonne AKM, Le Havre AKM, Bordeaux AKM, Nantes AKM, Paris Dersim Kültür Merkezi, Dreux AKM, Nurhak AKE, Sarcelles Ermeni Kültür Derneği ve Keldaniler Kültür Merkezi adına anıta bırakılan çelenk töreninden sonra saygı duruşu yapıldı.

    “ZULME KARŞI MÜCADELEMİZ SÜRECEK”

    Nazlı Ana’nın Türkçe, Can Şenol’un Fransızca gülbeng okumasında sonra, FUAF Genel Sekreteri Doğan Koyupınar Fransızca bir konuşma yaptı.

    Koyupınar, “Bizi Anadolu topraklarında Dersim katliamıyla başlayan, Maraş, Çorum, Sivas, Gazi, Ankara-gar, Suruç ve daha sayamadığım birçok yerde hunharca katlettiler. Anadolu toprakları soykırım da dahil her türlü barbarlığın şahididir. Tüm bu zulümlere rağmen elbette bizim mücadelemiz devam edecek” diye konuştu.

    “ALEVİ İNANCINA YÖNELİK SALDIRILAR DEVAM EDİYOR”

    FUAF Eşit Başkanı Hakan Alca ise yeni Sivas katliamlarının yaşanmaması için daha güçlü bir arada olmaya işaret ederek, şunları söyledi:

    “Yüreğinde adalet, eşitlik ve sevgi ateşi olan yanan insanlarla bir arada, omuz omuza, 1993 Sivas-Madımak’ta yaşanan ve yaşatılmak istenenleri bir kez daha unutmadığımızı ve öfkemizi haykırmak için bir aradayız. 33 canımızı tekbirler eşliğinde diri diri yakarak gerici zihniyet ne kadar barbarlaşabileceğini tarih bize göstermiştir. Bu din istismarcılığı üzerinden yetiştirilen kafatasçı anlayışlara gelecekten, daha fazla Sivaslar yaşatanlara müsaade etmemek için, daha güçlü, daha birlik ve beraberlik içerisinden olmamız gerektiği kaçınılmazdır. Günümüzde, Alevilerin inanç ve birliğine yönelik içeriden ve dışarıdan saldırılar devam etmektedir. Alevileri doğasından koparmak, özünden uzaklaştırmak isteyen bu faşist saldırılar karşısında, ne yazık ki içerimizdeki bazı canlarımız örgütlülüğümüze zarar verdiklerinin farkında olmada, bu oyunlara meydan vermektedirler.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • FUAF’tan yarışmayı kazananlara hediye paketi

    FUAF’tan yarışmayı kazananlara hediye paketi

    UNESCO 2021 Hünkar Hacı Bektaş Veli ve Yunus Emre Yılı çerçevesinde, FUAF Kültür Sanat Komisyonu’nun düzenlediği yarışmada resim dalında katılan 22 çocuk veya ergenlerimize, boyama kalemleri hediye edildi.

    UNESCO tarafından 2021 yılının Hacı Bektaş-i Veli, Yunus Emre ve Ahi Evran Yılı ilan edilmesi nedeniyle Fransa Alevi Birlikleri’nin (FUAF) düzenlediği yarışmada kazananlara teşekkürnameleri takdim edildi.

    Boyama kalemleri AKM Başkanları tarafından ergenlere, teşekkürnameleri ile takdim edildi.

    Yarışmada dereceye girenler şöyle:

    Marsilya AKM
    – Dilan DEMİR
    Toulouse AKM
    – Ezgi AKHAN
    – Léna Göktaşlar
    Nancy AKM
    – Ezel BULUT
    – Ela BULUT
    Metz AKM
    – Elin ESKİCİNDİL
    – Toprak FİDAN
    St Avold AKM
    – Zöhre ŞAPKUR
    – Hatice ŞAPKUR
    – Azad Süleyman ALADA
    – Soline UĞUR
    – Idil UĞUR
    – Ali ŞAPKUR
    – Havin ŞAPKUR
    – Asmin ŞAPKUR
    Saint Louis AKM
    – Seyid Ali KIZILYATAK
    Reims AKM
    – Hayat KARADEMİR
    Paris AKM
    – Fatmagül UĞURLU
    – Azra AKDOĞAN
    Montbeliard AKM
    – Okan DASTAN
    – Volkan DASTAN
    Avignon AKM
    – Selin ÜNCÜCAN BOLLENE
    Istanbul
    – Sevnur ATEŞ

    (HABER MERKEZİ)