Etiket: Gağan

  • Arêyê Kay tiyatro grubu Hozat’ta Gağan etkinliği düzenledi

    Arêyê Kay tiyatro grubu Hozat’ta Gağan etkinliği düzenledi

    PİRHA-Arêyê Kay tiyatro grubu Dersim’in Hozat ilçesi Türk Taner köyünde Gağan’ı kutladı.

    Hozat’ın Türk Taner köyünde gerçekleştirilen Gağan etkinliğine Dersim Belediyesi Şehir Tiyatrosu oyuncuları, Nazımiye tiyatro oyuncuları ile Hozat Belediye Başkanı Seyfi Geyik de katıldı.

    GAĞAN NEDİR?

    Dersimliler yüzyıllardır, yeni yılı Gağan Bayramı ile kutlar. Bu ayda; Khal Gağan olarak bilinen bir ritüel ile yeni yıl karşılanır, eski yıl uğurlanır. Dersim mitolojisine göre Khal Gağan, aralık ayının üçüncü haftasında başlar ve ocak ayının ilk haftasına kadar sürer. Gağan ayında, salı gününden başlayıp üç günlük oruç tutulur. Orucun amacı; çetin geçecek kış aylarının can ve mal kaybına sebep olmaması için yapılan niyaz etmektir. Pir, Mürşit ve dedelerin olduğu yerlerde cemler bağlanır. Bu süre içinde insanlar mümkün olduğunca gönül kırmamaya gayret ederler.

    PİRHA / DERSİM

  • Bornova Dersimliler Derneği ‘Gağan’ kutlaması yaptı

    Bornova Dersimliler Derneği ‘Gağan’ kutlaması yaptı

    PİRHA-Dersim’in binlerce yıldır süren yeni yıl karnavalı ‘Gağan’, Bornova Dersimliler Derneği tarafından da kutlandı.

    İzmir Bornova Dersimliler Kültür ve Dayanışma Derneği, düzenlediği etkinlik ile Gağan’ı kutladı. Dernek Başkanı Barış Çelik yaptığı açıklamada Gağan’a ilişkin bilgiler verdi. Çelik şunları söyledi:

    “Yeni bir yıla girmenin her dinde, her inançta, her coğrafyada farklı ritüelleri var. Dersimliler ise yüzyıllardır, yeni yılı Gağan Bayramı ile kutlar. Bu ayda; Khal Gağan olarak bilinen bir ritüel ile yeni yıl karşılanır, eski yıl uğurlanır.

    Aralık ayı, Dersim (Sivas Erzincan Varto Bingö lElazığ ve çevre illerin kutladığı) Kızılbaş Alevilerinin en kutsal aydır. Çünkü Gağan ayı İnançlarını,’Reya Haq’ yani Hak Yol olarak niteleyen Dersim Alevilerine göre, Aralık ayı bu inancın 10’uncu ayıdır. Gağan ayının birinci günü 22 Aralık’a, 30’uncu günü de 20 Ocak’a rastlar. Dersim Alevilerinin inancına göre, Gağan ayının ilk günü kış mevsimine de girilen gündür.

    21 Aralık’ta ilk bayram olan Sere Sale (Yeni Yıl) hazırlıkları başlar ilk kırk günlük üçlemenin bayramı olan Khal Gağan kutlamaları için haneler hazırlanma sürecine girer. Evlerin iç ve dış temizliği yapılır. Zeyi’ler (evden ayrılmış kız kardeşler teyze ve halalar) için Gağan hediyeleri düşünülmeye, ziyaretlerde öncelik sırası büyükten küçüğe sıralanmaya başlar.

    Dersim mitolojisine göre Khal Gağan, aralık ayının üçüncü haftasında başlar ve ocak ayının ilk haftasına kadar sürer. Gağan ayında, salı gününden başlayıp üç günlük oruç tutulur. Orucun amacı; çetin geçecek kış aylarının can ve mal kaybına sebep olmaması için yapılan niyaz etmektir. Pir, Mürşit ve dedelerin olduğu yerlerde cemler bağlanır. Bu süre içinde insanlar mümkün olduğunca gönül kırmamaya gayret ederler.

    Gağan’da komşular ile bozuk olan ilişkiler düzeltilir, ölenlerin hayrına ‘niyaz’ dağıtılır. Akşam evde ‘pêsare’ (bir tür çörek) yapılır. Pêsare’nin içine çeşitli büyüklükte üç ağaç konur. Bunlardan en kısası ‘rızk’, ortancası ‘zewez’ (evlilik), en uzunu ise ‘bereket’i simgeler. ‘Pêsare’ yenirken bunlar kime çıkarsa, o konuda şanslı demektir.”

    PİRHA / İZMİR

  • Tılsımını kaybeden şehir ‘Dersim’: Can çekişiyor!-VİDEO

    Tılsımını kaybeden şehir ‘Dersim’: Can çekişiyor!-VİDEO

    PİRHA-Dersim Alevi inancında önemli bir yeri olan ziyaretler, insan baskısı ve yanlış politikalar ile yok olmanın eşiğinde. “Dersim Alevi inanç sisteminin belirleyici özelliği insanların doğa ile kurduğu bağdır” diyen yazar Şükran Lılek Yılmaz, ziyaretler ve buralarla kurulan ilişkilerin zaman içerisindeki değişimini anlattı.

    Dersim’de hemen hemen her yerde bir ziyaret var. Kimi bir akarsu, kimi bir göl. Bir ağaç da oluyor, bir taş da. İnancın, doğa ile ve onu kutsayan sıkı bir bağı var. Fakat bu bağlar, ticaretleşmenin, turizmin, insan baskısı ve siyasi politikaların ağır yükü altında ya silikleşiyor ya da yok oluyor.

    Ziyaretlerin önemine, geçmişten günümüze değişimine ve son sürece ilişkin yazar Şükran Lılek Yılmaz ile konuştuk.

    “DERSİM ALEVİ İNANCININ BELİRLEYİCİ ÖZELLİĞİ DOĞA İLE KURULAN BAĞDIR”

    PİRHA: Dersim’deki ziyaretlerin, inanç ve yöre halkının yerindeki önemini nasıl tarif edersiniz?

    ŞÜKRAN LILEK YILMAZ: Dersim Alevi inanç sisteminin diğer Alevi topluluklarından farklı olduğunu biliyoruz. Bu inanç sisteminin belirleyici özelliği insanların doğa ile kurduğu bağdır. Dinsel pratiklerini gerçekleştirdikleri ziyaretler bazen bir su kaynağı, bazen bir ulu ağaç veya bir mezardır. Zazaca dilindeki karşılığı ‘jiarê’ olan bu ziyaretlerin, doğa üstü güçlere sahip, mistik varlıklar olduğuna inanılır.

    Genellikle de sağaltım ritüellerinde kullanılırlar. Çocuğu olmayan ailenin veya amansız hastalığa yakalanmış birinin geceyi Düzgün Baba’da geçirmesi gibi. Coğrafik olarak bir köyde, ilçede, bölgede bulunabilen bu kutsal mekânlara; yöre halkı belli günlerde toplu olarak veya herhangi bir zamanda bireysel olarak giderek, çıla yakmak, kurban kesmek, niyaz dağıtmak gibi dinsel ritüellerini gerçekleştirirler.

    “JİARA GİDİLECEĞİ GÜN HAZIRLIKLAR YAPILIRDI”

    – Eskiden ziyaretlere, mesela Munzur Gözeleri’ne giderken, gitmeden önce ve gittiğinizde neler yapardınız? Günler öncesinden bir hazırlık olur muydu? Oradaki ritüeller nelerdi? Unutamadığınız bir anınız var mı?

    Ailem ben 7 yaşımdayken İstanbul’a göç etti. Dolayısıyla 7 yaşıma kadar olan süreci hatırlamıyorum. Geçmişe dair hatıralarım ancak yaz tatillerinde köye geldiğimizde edindiğim deneyimlerden oluşur. Ki bu da yalnızca Munzur Dağları’ndaki ‘Jiara Bellehesen’ (Bellesen Ziyareti)’dir. Köyümüzde yayla süreci, Kırkmerdiven Vadisi’nin girişinde haziran ayında başlar, dağda havaların ısınmasına paralel olarak üçüncü ve en yüksek yaylada eylül ayında son bulur.

    Sere qocı/göç başı dediğimiz yaylalar arası göçlerde herkesin heyecanla yerine getirdiği ritüellerin başında temiz ve yeni kıyafetler giymek vardı. Kadınlar beyaz tülbent örterdi örneğin. Temmuz ortalarında ikinci yayladan üçüncü yaylaya göç edildiği gün erkekler çadırları kurana kadar kadınlar kurbanları, niyazları, çılaları (yağ ve bal mumuna batırılan bezle yapılır) hazırlardı. Kurban kesecek olanlar koç veya teke götürür, eğer kendisinde yoksa komşulardan satın alırdı.

    Sütünden faydalanmak için dişi hayvan kesilmezdi. Ayrıca dişi koyun veya keçi hamile olabilirdi bu durumda günah kabul edilirdi hem de kurban kesemeyecek durumdakiler ise helva veya pesara (yağlı ekmek) yaparlardı. Jiara gidileceği gün hazırlıklar yapıldıktan sonra yola çıkılırdı. Yayla yerinden yürüme mesafesinde ancak rakım olarak daha yüksek olduğu için (2900-3000m.) ve de yer yer kayalık taşlık olan patika yolda, öğlen sıcağında yorucu olurdu gidişimiz. Yine de heyecanla giderdik o yolu. Özellikle biz çocuklar, ilk hangimiz ulaşacak diye yarış yaptığımızı da hatırlıyorum.

    ‘Nisangı’ dediğimiz yere yaklaşınca herkes ayakkabısını çıkarır diz üstü (emekler gibi) yürüyerek devam ederdi. Nisangeye gelindiğinde yine diz üstünde üç kere etrafında dönerek yer öpülürdü. Getirilen hayvanlar dualarla kesilir, her eve bir parça olmak üzere dağıtılırdı. Helva ve pesaralar da dağıtılır, bizimle birlikte gelen köpeklerin hakkı ihmal edilmezdi. Bir başka jiarımız da köydeki Gola Huri gölüdür. Gağan’ın (aralık ayı) son perşembe günü öğleden sonra herkes niyazlarını (helva, yağlı kömbe) yapar öğleden sonra hep birlikte göle gidilir. Burada yayladakinden farklı olarak çılalar yakılır. Lokmalar dağıtılır ve eve dönülür.

    O günlerden aklımda kalan tek anı Munzur Gözeleri’ne dairdir. Bir yaz tatilinde ailece köye gelmiştik. O zamanlar büyükşehirlerden gelen misafirler Munzur Gözeleri’ne götürülürdü. Dedem de bir teke almış, minibüs kiralamış kızını (annem) ve çocuklarını gözelere götürecek. Anneannem de bizimle geldi. Her ne kadar Munzur Gözeleri özellikle bizim ziyaret yerimiz olamasa da Ovacık’taki önemli kutsal mekânlardan biridir. Gözelerin yakınındaki köyler kurbanlarını orada keserlerdi. Sabah erkenden araç geldi gözelere gittik. Sofra kuruldu dedem çantadan rakı çıkardı ve içmeye başladı. Anneannem bunu görünce dedeme kızdı ve bütün gün yüzünü asıp durdu. Bu olayı 2019 Aralık ayında Munzur Gözeleri’nin son yıllardaki durumuna dikkat çekmek üzere kaleme aldığım “Gözardı edilen kutsallık ve Munzur’u bekleyen tehlike” başlıklı makalemde de dile getirmiştim.

    “HERHANGİ BİR JİARA DENK GELDİĞİMDE EĞİLİR ÖPER, ÇILA YAKARIM”

    – Eskisi gibi ziyaretlere gidiyor musunuz? Gittiğiniz de de nasıl geçiriyorsunuz vaktinizi?

    İlk gençlik yıllarımdan itibaren kendimi Alevi ailede doğmuş bir ateist olarak tanımladım. Bu nedenle de memlekette olduğumda ailem ziyarete gidecek olursa onlara uyar, ritüelleri yerine getiririm. Ancak, özellikle ziyarete gitmek veya kurban kesmek gibi bir alışkanlığım ve de inancım yoktur. Yalnız, her Dersim’e (Tunceli il sınırları) geldiğimde farklı bir hissiyat içine girerim. İnançtan öte belki de pek çoğumuzda olduğu gibi bu topraklara ait olma duygusu ve duyulan hasretle huzur duyarım. Eğer gezilerim sırasında herhangi bir jiara denk gelirsem, çocukluğumdaki duyguyla eğilir öperim, çıla yakarım o kadar.

    “ZİYARETLER GÜN GEÇTİKÇE İNSAN BASKISINDAN ETKİLENİYOR”

    – Zaman içerisinde her yer ve her şey gibi ziyaretler de, doğa da insan baskısı ve müdahalesinden nasibini aldı. Son yıllarda popüler olan Dersim’e, il dışından hemen hemen her gün turistlik geziler düzenleniyor. Yöre halkının da etkisi unutulmamalı tabi. Şimdilerde bölgenin durumunu nasıl görüyorsunuz?

    Yıllarca insanların uzaktan korku ve endişeyle izlediği Dersim, ilk olarak festivaller, ardından çözüm süreciyle artan ilgi, son olarak 2014 yerel seçimlerinde Ovacık ilçe belediyesini Türkiye Komünist Parti’sinin kazanmasıyla iyice ilgi odağı oldu. Yalnızca ilçemiz değil tüm Dersim (Tunceli il sınırları)’e ilgi arttı. Düzgün Baba, Pülümür Vadisi, Nazımiye Dereoba Şelalesi, Hozat ilçesinde bulunan türbeler de bu ilgiden nasibini alıyor.

    Yurtiçinden ve yurtdışından geziler düzenlenmeye başladı. Hâl bu olunca kapasitesinin çok üzerinde insan ve araç sirkülasyonu olmaya başladı. Her geçen yıl bu sirkülasyon artmakta. Özellikle yöre halkı için kutsal öneme haiz Munzur Gözeleri, Düzgün Baba gibi mekânlar yoğun ilgiden fazlasıyla olumsuz etkilendi. Gün geçtikçe de etkilenmeye devam ediyor. Düşünün ki artık Munzur Gözeleri kurban kesilen yerler olmaktan çıktı. Piknik alanına dönüştürüldü. Bunda yalnızca dışarıdan gelen turistin değil, maalesef yöre halkının da katkısı çok fazla. Bununla birlikte ilçenin giriş- çıkış bağlantısını sağlayan karayolu tek karayolu Munzur Vadisi’nden dolayısıyla Munzur Milli Parkı’ndan geçiyor. Doğal olarak gerek insanların bıraktığı çöpler gerek araçların egzoz salınımı doğaya zarar veriyor. Görüntü kirliliğinin yanında bitki örtüsüne verdiği zarar da cabası.

    Barış KOP / İSTANBUL

  • DAD: Khal Gağan inanç bayramıdır; engellemeye çalışan nehaktır!

    DAD: Khal Gağan inanç bayramıdır; engellemeye çalışan nehaktır!

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), “Reya heq / Raa Heqi / Hakk Yol Alevi Halklar için Khal Gağan inanç bayramıdır” dedi. Yapılan açıklamada, “Reya Heq Alevilerin Khal Gağan bayramları tüm kurumları tarafından bulunduğu her coğrafya da coşku ile kutlanmalıdır. Engellemeye çalışanlar nehaktır” denildi. 

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Gağan ayı nedeniyle yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, “Reya Heq Aleviler Gağan’da 3 gün oruçtan sonra lokmalarını alarak ziyaretlerine gider ve cümle varlık ile niyazlaşırlar. Rıza toplumları – komları bu şekilde görüldüklerine ve gördüklerine inanırlar. Cümle varlık görünürdür. Niyaz olmak ise doğmak halidir denildi.

    DAD açıklamasında Gağan’a ilişkin şunlar dile getirildi:

    “Gağan – Khal Gaxan Cümle Cana Gayret Olsun
    Ya Heq Tu Gemasi Mede
    Sere Sale, Para Xere
    Dere Male, Lokme Pare
    Gağan Nişane Sala Xere
    Gağan ayındayız, Reya Heq / Hakk Yol Alevi Halklar için birbirine, cümle varlığa niyaz olma, cem, cıvat zamanlarının ilk 40 günü Gağan. Kürtlerde Gağan – Khal Gaxan, Türkmenlerde Saya Gelin, Rumlarda Mayomores, Ermenilerde Amanor-Nordari, Hristiyanlarda Noel günleri olarak yeni yıl karşılanır.

    Halklar toprağına benzer dünya halkları yaşadıkları coğrafyalarda doğanın iklim döngüsüne göre ibadet ve bayramlar ile doğaya şükür ederler. Reya Heq Aleviler Gağan da 3 gün oruçtan sonra lokmalarını alarak ziyaretlerine gider ve cümle varlık ile niyazlaşırlar. Rıza toplumları – komları bu şekilde görüldüklerine ve gördüklerine inanırlar. Cümle varlık görünürdür. Niyaz olmak ise doğmak halidir. Görülen rızalaşır. Görülmeyen zulmatta kalır. Zulmatta kalan yol bulamaz, bulduğu yol ise rızalı olmayabilir. Doğal toplumlara göre suç yaratan görülmemektir. Bu nedenle can görülmeyene kadar Nav(İsim), Peşnav- Navik(Ön isim, Göbek ismi) alamaz. Doğan Peşe(Arda, Eteğe) düşer. Mürşidi makam olan ananın peşine düşer. Türkçedeki peşinde kavramı da buradan gelir. Her can mürşidi hakikat olan anasının evladıdır. Tüm inançlar bu nedenle 10 temel yasa olan Şir(Süt) yasası üzerine oturur. Hakk Yol toplumları buna Hakk Yasası der. Tüm evrende bu yasa değişmez.

    “KHAL GAĞAN İNANÇ BAYRAMIDIR”

    Reya heq / Raa Heqi / Hakk Yol Alevi Halklar için Khal Gağan inanç bayramıdır. İnşa edilmiş doğal rızalıktan uzaklaşan merkezi iktidarlar ilk iş olarak toplumların doğa ve yaşam ile olan bağlarını kopararak toplumları kendi hükümranlıkları altına almak isterler. Çünkü üretimden kopmayan insan özgür insandır. Paralı köle olmamıştır. Dünyada ki tüm merkezi iktidarlar halkların doğal rızalık yasasına saldırarak iktidarlarını perçinlerler. Ülkemizde, dünyada yaşadığımız durum merkezi dinlerin ve merkezi iktidarların tek tip doğal rızalıktan uzak yönetme arzularının sonucudur. Savaş, ölüm ve zulüm bu nedenledir. Biz halklara düşen ise doğal rızalık yaşamlarımızı korumaktır. Her halk kendi rengi ile bayramlarını ve doğal ikrarlı yaşamlarıNI sürdürmelidir.

    “COŞKUYLA KUTLANMALI”

    Reya Heq Alevilerin Khal Gağan bayramları tüm kurumları tarafından bulunduğu her coğrafya da coşku ile kutlanmalıdır. Engellemeye çalışanlar nehaktır. Gağan-Khal Gaxan, Mayomores, Kallandar, Saya, Amanor-Nordarıi, Noel rızalı yaşamlara vesile olsun. Cümlemize rızalı yaşamları koruma gücü versin. Cümle varlığa görülme gayreti versin. Yeni yıl barışa ve mutluluklara vesile olsun.
    #GağanBimbarekBe #GağanXerliWo
    Hakk Aynamız, Xızır Yardımcımızdır.”

    PİRHA/ İSTANBUL

  • Koçgiri Derneği, 29 Aralık’da ‘Geleneksel Gağan gecesi’ düzenliyor

    Koçgiri Derneği, 29 Aralık’da ‘Geleneksel Gağan gecesi’ düzenliyor

    PİRHA – İstanbul Ümraniye’de bulunan Koçgiri Kültür Derneği, ‘Geleneksel Gağan gecesi’ düzenliyor. 

    İstanbul Ümraniye’de bulunan Koçgiri Kültür Derneği, 29 Aralık Cumartesi günü ‘Geleneksel Gağan gecesi’ düzenliyor.

    Gecede, geçmişten günümüze Gağan konusunu Yazar Özcan İnce ve Tarihçi Bülent Felekoğlu anlatacak. Sinevizyon gösterisinin yapılacağı gecede ‘Meta Gula’ Gülizar Dağdelen ve ‘Mıso Ezoy’ Mustafa İyidoğan çirok masal anlatımlarıyla geceye renk katacak. Gecede lokma da verilecek.

     

  • Dersimli Esma Arslan: Gağanla beraber inancımızı, kültürümüzü yaşatmalıyız

    Dersimli Esma Arslan: Gağanla beraber inancımızı, kültürümüzü yaşatmalıyız

    PİRHA – Dersimli Esma Arslan, Gağan’ın Alevilerin inancındaki yerini, Gağan ile ilgili neler yapıldığını PİRHA’ya anlattı.

    Gağan’ın yeni yıla girmeden 3 gün önce başladığını söyleyen Arslan, Gağan’ın eskiden köylerinde nasıl yaşandığını, neler yapıldığını şöyle anlattı:

    “Perşembe gecesi gömbe yapılır, o gömbenin içine eskiden tuluk yayılan ağaçlardan koyulurdu. Yerken o gömbenin içerisinde ağaçları bulmaya çalışırdık, bulmak bizi çok sevindirirdi. Dede cem bağlardı, herkes evinden lokma getirirdi. O cemde ateş yakardık. Pir evimizde kalırdı. Sabah kalkıp duasını ederdi. Gağan zamanı 3 gün eve su dökmezdik, çeşmeye giderdik; ilk gün çeşmeye tarhana götürürdük. Bir gece buğday götürürdük, 3. gece de ekmek götürüyorduk. Son sabah ise çeşmeden suyu getirir evde uyuyan herkesin üstüne atardık. Niyazımızı dağıtıyorduk.”

    ORUÇ YENİ YILI KARŞILAMAK İÇİN TUTULUR

    Arslan, “Bazı bölgelerde insanlar 3 gün oruç tutar ama hiç tutmayanlar da vardır. Oruç yeni bir yılı karşılamadır ve yapılan kutlamalarda yaşamın sürekliliği ve bereketli geçmesi için dualar edilir, niyazlar dağıtılır” diyerek Gağand toplamayla ilgili şunları söyledi:

    “Gağand gezilir, herkesin evinden lokma toplanır birisinin evinde hep beraber yenilir. Herkes evinde ne lokma varsa onu verir. Lokmalar tek birisi için değil herkes için toplanır. İhtiyacı olanlara verilir. Kalık- Fatık oyunu oynanır. Fatık’ı kaçırmak isteyenler oluyor Kalık buna izin vermeyip çubukla insanları kovalıyor.”

    İNANCIMIZI KÜLTÜRÜMÜZÜ YAŞATMALIYIZ

    Eski geleneklerin devam etmediğini belirten Arslan, “Köylerden göçler yaşandı, köy hayatı bitince şehirde aynı kültürü yaşatmak zor oldu. Aynı kültürü yaşatmaya çalışan gençlerin sayısı azaldı. Eskisi gibi bu kültürümüzü, geleneklerimizi, inancımızı yaşamak istiyoruz. Aleviliği yaşatmak için, inancımızı yaşamak için çaba göstermeliyiz. Ben şehirde yaşıyorum,  lokmamı yapacağım, yılın son günü ölmüşlerimiz için lokma pişireceğim. Yeni yıla girdikten sonra yine pişireceğim. Benim gibi yapan birçok insan var bunu da biliyorum” dedi.

    JARA GOLA ÇETU’DA LOKMALAR VERİLDİ ÇIRALAR YAKILDI

    Öte yandan sabah saatlerinde niyazını yapan insanlar Jara Gola Çetu ziyaretinde çıralarını yakıp lokmalarını dağıttılar.

    Hüseyin Yaşar SEZGİN/DERSİM

     

  • Dersim’den Dordmund’a Gaxan yolculuğu-VİDEO

    Dersim’den Dordmund’a Gaxan yolculuğu-VİDEO

    PİRHA-Dortmund ve Çevresi Alevi Dergahı (DAGME) tarafından düzenlenen Gaxan etkinliğine konuk olduk. 

    Aralık ayının son haftası kutlanan Gaxan (Gağan), biten yılın uğurlanması, gelen yılın bolluk ve bereket getirmesi umuduyla yapılan bir gelenek. Dersim başta olmak üzere bir çok Alevi coğrafyasında benzer içeriklerle kutlanıyordu. Bu ayda iki kişi Kalık-Fatık kılığına girerek ev ev dolaşır ve malzeme topluyor. Toplanan malzemeler daha sonra pişirilip, hazırlanıp ve dağıtılıyor. Evlerde toplanılıp eğlenceli hikayeler anlatılıyor, sohbetler edilip, yemekler yeniyor. Unutulmaya yüz tutmuş Gaxan geleneği ise şimdilerde yaşatılmaya çalışılıyor, tabii kente ve Avrupa’ya göçle beraber yalnızca  mizansen olarak.

    Bu geleneğin yaşatılması adına Dortmund ve Çevresi Alevi Dergahı (DAGME) tarafından düzenlenen Gaxan etkinliğine konuk olduk.

    Etkinlikte önce Kalık-Fatık karşılıyor bizi. Kalık’ı Erdal Timurlenk, Fatık’ı ise DAGME Eşbakanı Ayfer Timurlenk canlandırıyor. Kalık Fatık’la sahneye çıkıyor. Fatık kaçırılmaya çalışılıyor, fakat Kalık onu kaçırmalarına izin vermiyor. Kalbi sıkışan Kalık yere yığılıyor, Fatık öldüğünü sanarak ağıtlar yakıyor. Kalık kendine geldiğinde halaylar çekilerek sahne terk ediliyor. Kalık aynı zamanda heybesindeki şekerleri çocuklara dağıtıyor.

    “ÇEŞMEDEN ALINAN KUTSAL SU EVE SERPİLİRDİ”

    Pir Mustafa Aslan’ın okuduğu gulbangın ardından özellikle Gaxan ayında pişirilen şir pay edilmeye hazırlanıyor. Ama öncesinden Gaxan geleneğine yönelik bilgi veriliyor. Halil Ateş zazaki olarak eskiden Dersim’de yaşadıkları Gaxan ayı etkinliklerini anlatıyor. “Biz yatakta uyurken, anam çeşmeden su getirir yüzümüze serperdi. Evlerin içine serpiyorlardı. Ahırlara da serpiyorlardı. Bizi bu güzel inançlarımızdan kopardılar. Burada dar bir alanda yaptık. Köylerde kapı kapı dolaşıyorduk.“

    “EV EV GEZİLİR LOKMA TOPLANIRDI”

    Ardından Şir’i hazırlayan Ayfer Timurlenk anlamını ve malzemelerini şöyle aktarıyor:

    “İçinde dut ve ceviz var. Bizim oraların olmazsa olmazıdır. Gaxan’da çocuklara dut ve ceviz içi verilir. İçlerinde ayrıca iki dal var. Bu dal parçaları kime denk gelirse o haneye bolluk bereket gelir.

    Ayrıca Çarşamba akşamları mezarlara gidilirmiş eskiden, mumlar yakılırmış. Hedik yapılır dağıtılırmış. Çocuklar ve gençler gezerler onlara çeşitli hediyeler verilirdi.“

    “GÜNEŞ DOĞMADAN ÇEŞMEDEN SU ALIR BİR KISMINI SAKLARDIK”

    Ayfer Timurlenk’in bitirdiği yerden babası Şahverdi Timurlenk başlıyor anlatmaya:

    “ Güneş doğmadan çeşmeden su getiriyorduk. O suya zem zem suyuda diyorduk. Çocuklar için saklıyorduk, hasta olanlara içiriyorduk. Kömeler, yemekler pişiriyor, neşeli bir şekilde kutluyorduk.“

    Konuşmaların ardından hazırlanan lokmalar, şekerler tek tek masalar dolaşılarak çocuklara dağıtılıyor.

    “NOEL GİBİ BİR KUTLAMA OLURDU”

    Erdal Timurlenk ise Kalo Gağan geleneğini şöyle anlatıyor: „“

    Zengin evlerden, ceviz, şeker, tut toplayarak fakir çocuklara dağıtılırmış. Avrupa’da da son 5-6 yıldır kutlanıyor.Bu geleneğin yaşatılması oldukça önemli. Biz Dersim’de bir evde toplanırdık. Eğlenirdik. Noel gibi bir kutlama olurdu. Yılbaşından önce bizim Noelimiz gibiydi.“

    Dordmund’ta temsili olarak gerçekleştirilen Gaxan etkinliğinde herşey mümkün olduğunca orjinaline yakın yapılıyor. Çocuklar eğleniyor, tabii biz de eğleniyoruz.

    Elif SONZAMANCI/DORDMUND

     

    [su_slider source=”media: 98990,98991,98992,98993,98994,98995,98996,98997,98998,98999″ link=”post” width=”960″ height=”540″]Ülkenin muhaliflerine karşı uygulanan bu düşman hukuku rejimine bir son verilmelidir[/su_slider]

  • İzmir’de Kalo Gaxan etkinliği düzenlendi-VİDEO

    İzmir’de Kalo Gaxan etkinliği düzenlendi-VİDEO

    PİRHA-Karlıova ve Yedisu İlçeleri Kültür ve Dayanışma Derneği’nin İzmir’de düzenlediği Kalo Gaxan etkinliğinde konuşan dernek başkanı Mehmet Binler, OHAL ile birlikte gelişen hukuksuzluklara dikkat çekti.

    Haberin Videosu

    Karlıova ve Yedisu İlçeleri Kültür ve Dayanışma Derneği İzmir’de Galo Gaxan etkinliği düzenledi. Yöresel yemeklerin tanıtımı ile başlayan etkinlikte açılış konuşmasını yapan Karlıova ve Yedisu İlçeleri Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Mehmet Binler, yönetim olarak şeffaf ve kurumsal bir çalışma modeli gerçekleştirdiklerini belirtti.

    “DEMOKRATIM DİYEN HERKES BİRLİKTE HAREKET ETMELİ”

    OHAL ile birlikte gelişen hukuksuzluklara değinen Mehmet Binler, muhalif her kesim üzerinde baskıların giderek arttığını kaydetti.

    Binler, Maraş, Çorum, Sivas, Gazi, Roboski, Suruç ve Ankara katliamlarına değinerek bu insanlık dışı vahşetleri unutmayacaklarını dile getirdi. Cinsiyeti ve milliyeti ne olursa olsun, insanlık, barış, eşitlik, adalet ve özgürlükler için sivil toplum örgütlerinin, sendikaların, kadın örgütlerinin, Alevi kurumlarının ve demokratım diyen herkesin birlikte hareket etmesinin zaruri olduğuna dikkat çeken Binler, etkinlikte emeği geçen yönetim kuruluna teşekkür ederek konuşmasını sonlandırdı.

    Konuşmanın ardından etkinlik halaylar, skeçler, klamlar ve gaxan ile devam etti. Günümüz koşullarına vurgu yapılan skeçler hem eğlendirdi hem de düşündürdü.

    Bu arada etkinlikte sunumlar Türkçe ve Kürtçe yapıldı.

  • Biten yılı uğurlayan gelen yılı karşılayan Gaxan…

    Biten yılı uğurlayan gelen yılı karşılayan Gaxan…

    PİRHA- Alevilerde yılı karşılama anlamına gelen ve geleneksel olarak Aralık ayının son haftası kutlanan ‘Gaxan’a ilişkin konuşan Yazar Mesut Özcan,”Gaxan biten yeni yılı uğurlama, gelmekte olan yılı karşılamadır” dedi. 

    Gaxan’ın Raa Haq inancında en önemli günlerden biri olduğuna dikkat çeken Yazar Mesut Özcan, Gaxan’ın Aleviler için en az Hızır Orucu kadar önemli olduğuna dikkat çekti.

    Özcan, Raa Haq inancında Gaxan’ın yılın son ayı olan Aralık’ın son haftasında üç gün süren bir oruç olduğunu söyledi. Fakat Gaxan’da sadece oruç tutulmadığını ifade eden Özcan, Gaxan orucunun yeni bir yılı karşılama töreni olarak uygulandığını ve yapılan kutlamalarda yaşamın sürekliliği ile bereketli geçmesi için dualar edilip niyazların dağıtıldığını vurguladı.

    “ARALIK AYINA GAXAND DENİLİYORDU”

    Eskiden Dersim’de aşiretlerin Gaxan orucunu tıpkı Xızır Orucu gibi sırayla tuttuklarını ve bir aşiret bitirdikten sonra ötekinin başladığını kaydeden Özcan, “Böylece oruç tutma ve yeni yılı karşılama töreni dört hafta sürerdi. Ve bu dört hafta Aralık ayının dört haftasıydı. Böylece Aralık ayı boyunca oruç tutulup yeni yılı karşılama törenleri yapıldığı için Aralık ayına Asma Gaxan (Gaxan Ayı) deniliyordu” dedi.

    GAXAN’DA KALIK VE FATİK OYUNU

    “Gaxan, biten yeni yılı uğurlama, gelmekte olan yılı karşılamadır” diyen Özcan, şöyle anlatıyor Gaxan’da yapılanları.

    “Gaxan’da özellikle çocuklar Kalkek ya da Kalık-Fatık oyununu oynarlar. Köy evlerinden topladıkları malzemelerle ortak bir yemek pişirirler ve eğlenirler. Gaxan’da çocuklar ve gençler tarafından Kalkek oyunu oynanır. Sakal takıp yaşlı kılığına giren bir genç Kalık olur yanına da kadın kılığına girmiş bir başka genci Fatık olarak alır ve diğer çocuklarla birlikte ev ev dolaşarak parsa toplarlar. Toplanan eşyalar ve yiyecekler bir evde bir araya getirilir ve gençler hep birlikte bunları hazırlayıp yerler.”

    Raa Haq inancında Gaxan’a Bava Duzgın’ın adının da çokça geçtiğini belirten Mesut Özcan, Gaxan’da tutulan oruçlara da Rozê Duzgın dendiğini söyledi. Özcan, Gaxan ayında aileler evlenen kızlarını ziyaret ettiklerini ve Pesare pişirdiklerini, çeşitli hediyelerde gönderildiğini söyledi.

    “DANİLERDEN HALKA YAPILIR AĞILDAKİ DİREĞE ASILIR”

    Gaxan ayında kaynatılmış buğday pişirilir. Bolluk ve bereketli olsun diye ağıldaki hayvanlara birazı serpilir, geriye kalanı da yem diye verilir. Bu danilerden bir halka yapılır ve ağıldaki direğe asılır. Perşembeyi cumaya bağlayan gece yarısı pişirilen buğday (dani) biraz alınır ve çeşmeye gidilir. Çeşmeye döküldükten sonra çeşmeden su alınır. Her ev aynı çeşmeden su almaz. Herkesin uğurlu saydığı bir pınarı vardır ve suyunu oradan alır. Bu su, eve, ev halkına ve hayvanlara serpilir. Kötülükler, hastalıklar, kederler gitsin yerine sağlık, mutluluk ve bereket gelsin diye yapılır bu.

    “PERŞEMBE AKŞAMI LOKMA PİŞİRİLEREK LOKMA DAĞITILIR”

    Perşembe akşamı evin kevanisi (aile büyüğü kadın) bol tereyağlı bir hamur yapar ve ocağın başına geçerek ‘Derviş toprağı ve mavi gök, siz şahitsizinki bu hayırdır’ diyerek ailede ölenlerin adını sayarak lokma dağıtır.
    Son gün, yani Perşembe akşamı şir ya da zerefet yapılır. Önceden işaretlenen üç dal parçası, kısmet, baht ve bereket olarak belirlenir ve şirin içine konulur. Çöpler kimin lokmasında çıkarsa ailenin gelecek yılki baht ve bereketi o kişidedir. Perşembe akşamı yılan, ayı, kurt gibi hayvanlarla hastalıkların hayvanlara zarar vermemeleri için ‘fek giredaene’ (Ağız bağlama) denilen bir tören de yapılır.” (HABER MERKEZİ)