Etiket: gamze şimşek

  • Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali ilk kez Mersin’de

    Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali ilk kez Mersin’de

    PİRHA- Kadın Gazeteciler Derneği’nden Gamze Şimşek, 27’nci Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali’nin Mersin’de ilk kez sinemaseverle buluşacağını vurgulayarak, “Yalnızca kadınların hikayelerine değil, kadın dayanışmasının gücüne de tanıklık eden bu önemli festival ilk kez 13-14-15 Aralık tarihlerinde Mersinlilerle buluşacak” dedi.

    Kadından Haber, Kadın Gazeteciler Derneği ve Mersin Sinema Ofisi işbirliğinde 13-14-15 Aralık tarihlerinde Mersin gösterimi yapılacak olan 27’nci Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali ile ilgili Kongre ve Sergi Sarayı Kent Konseyi Salonu’nda basın açıklaması yapıldı.

    Kadından Haber, Kadın Gazeteciler Derneği ve Mersin Sinema Ofisi’nin ortak yaptığı basın açıklamasını Kadın Gazeteciler Derneği Başkanı Fatoş Sarıkaya okudu.

    “AMAÇ KADINLARIN HİKAYESİNE ORTAK OLMAK”

    Festivalin kadınların hikâyelerini anlatmak, yaratıcılıklarını desteklemek ve sinema aracılığıyla bir dayanışma ağı kurmak için 1998 yılından bu yana sürdürüldüğünü belirten Fatoş Sarıkaya, “Bugün burada kadın emeğini görünür kılmak, hikâyelerini duyurmak ve dayanışmayı büyütmek için bir aradayız. Uçan Süpürge Vakfı’nın 27 yıldır büyük bir özveriyle düzenlediği Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’ni, büyük bir heyecanla 13-14-15 Aralık 2024 tarihlerinde ilk kez Mersin’e getiriyoruz. Bizler, bu organizasyonla Mersin’i kadın sinemasının buluşma noktası yapıyor ve kadınların emeğiyle daha eşit ve özgür bir dünya kurmayı hedefliyoruz” dedi.

    20 FİLM 2 GÜN BOYUNCA SİNEMASEVERLERLE BULUŞACAK

    Festivalde 3’ü uzun metraj 16’sı kısa metraj olmak üzere toplamda 20 filmin olduğunu dile getiren Sarıkaya, “Festival boyunca, kadın yönetmenlerin gözünden çekilmiş etkileyici filmleri izleyiciyle buluşturuyor; söyleşi ve atölyelerle sanat ve mücadele birikimlerimizi paylaşıyoruz. 13 Aralık Cuma Günü gerçekleştireceğimiz gala ile başlayacak olan festivalde, 14-15 Aralık tarihleri boyunca 20 film, 5 söyleşi ve 1 atölye ile yapımcılar, yönetmenler ve oyuncular konuklarımızla bir araya gelecek. Ayrıca tüm filmlerimiz de ücretsiz bir şekilde seyircisiyle buluşacak” diye kaydetti.

    “ERKEK EGEMEN SEKTÖRE BİR MEYDAN OKUMA”

    Uçan Süpürge Festivali’ni diğer festivallerden ayıran özelliğine de değinen Sarıkaya, şunları söyledi:

    “Bu festival, kadın sinemacıların erkek egemen sektördeki görünmezliğine meydan okuyan güçlü bir dayanışma alanı. Yalnızca kadınların hikâyelerine değil, aynı zamanda kadın dayanışmasının gücüne de tanıklık ediyor.
    Kadın Gazeteciler Derneği, Kadından Haber ve Sinema Ofisi olarak Uçan Süpürge Vakfı’nın bu mirasını daha da büyütmek ve kadınların hikâyelerini geniş kitlelere ulaştırmak için buradayız. Sanatı dayanışmanın bir aracı yapıyor, eşitlik, özgürlük ve adalet mücadelemizi büyütüyoruz.Herkesi kadın hikâyelerini sahiplenmeye ve dayanışmamıza güç katmaya davet ediyoruz.”

    PİRHA/ MERSİN

     

  • Mersin’de Kadın Gazeteciler Derneği kuruldu: Eril zorbalığa karşı duracağız- VİDEO

    Mersin’de Kadın Gazeteciler Derneği kuruldu: Eril zorbalığa karşı duracağız- VİDEO

    PİRHA- Mersin’de kadın gazeteciler, sektörde yaşadıkları eşitsizler karşısında örgütlü mücadele yürütmek adına Kadın Gazeteciler Derneği’ni kurduklarını duyurdular. Dernek üyeleri, “Eril medyaya karşı feminist basın diyerek çıktığımız bu yolda mesleki dayanışmayı, kadın ve LGBTİ+ gazetecilerin haklarını, cinsiyet eşitliğine dayanan haber dilini ve mesleğimizi omuz omuza öreceğiz” dedi. 

    Mersin’deki kadın gazeteciler; meslek hayatlarında yaşadıkları eşitsizlikler, cinsiyet temelli adaletsizlikler, mobbing ve hak ihlalleri karşısında örgütlü bir mücadele yürütmek adına ‘Eril medyaya karşı feminist basın’ şiarıyla Kadın Gazeteciler Derneği’ni kurduklarını duyurdu. Derneğin kuruluşunu kamuoyuna duyurmak adına kadın gazeteciler tarafından İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi’nde bir basın açıklaması yapıldı.

    KADIN GAZETECİLERİN SORUNLARINA DEĞİNİLDİ

    Dernek üyeleri adına basın açıklamasını okuyan Gazeteci Gamze Şimşek, “Patriyarkanın hayatlarımızı ağ gibi sardığı, hayatımızın her alanını cehenneme çevirdiği, yaşamak için her nefes alışımızın bir mücadeleye döndüğü bugünlerde baskılarla, sansürle, hak gasplarıyla mesleğini icra etmeye çalışan kadın+ gazeteciler, uzun mesai saatlerine eklenen düşük ücretler ile kendi mesleğinde de yaşamak için mücadeleyi sürdürüyor” dedi.

    Haklarından mahrum bir şekilde haftada 45 saatin üzerinde ve düşük ücretlerle çalışmak zorunda kalan kadın+ gazetecilerin sektörde en çok sömürüye maruz kalanlar arasında olduğuna dikkat çeken Şimşek, Erkeklere oranla güvencesiz bir şekilde çalışan kadın+lar, aynı zamanda meslek hastalığına yakalanmada da yüksek bir orana sahip” diye konuştu.

    “KADIN VE LGBTİ+ GAZETECİLER YALNIZLAŞTIRILIYOR”

    Bunların yanı sıra işyerlerinde düşük pozisyonlarda çalışmaya mecbur bırakılan kadın+ların, aynı işyerlerinde çalıştıkları erkek meslektaşlarından daha çok emek vermesine rağmen cam tavan ile karşı karşıya kaldığına da dikkat çeken Şimşek, şunları kaydetti:

    “Bu yaşanılanlara paralel olarak da mesleğinden dolayı kendini zorlanmış ve tükenmiş hisseden kadınların oranı yüzde 59 iken erkeklerin oranı yüzde 26,8. Bu eşitsizliklere rağmen mesleğini icra etmeyi sürdüren kadın+lar, bir de mobbing ile mücadele etmek zorunda kalıyor. Sayısız sıkıntılarla tek başına mücadele etmek zorunda bırakılan ve örgütlenme kanallarının önü işten atılmak ya da hapis gibi cezalarla kesilen kadın+ gazeteciler yalnızlaştırılıyor.”

    “ERİL ZORBALIĞA KARŞI DURACAĞIZ”

    Türkiye’de gazetecilik tarihini, feminist mücadeleleriyle güçlendirecek bir kuruluşa hep birlikte imza attıklarını kaydeden Şimşek, “Kadın+ gazeteciler olarak mücadelemizin önündeki en büyük engel olan örgütsüzlüğümüze son vermek ve eril medyaya karşı yan yana, omuz omuza olmak için kentimizde attığımız adımı sizlerle paylaşmak istiyoruz. İktidarın erkek politikalarından destek alan eril patronların sardığı mesleğimizi yapmak adına her türlü baskıya ve zorbalığa karşı bir arada durmak ve ‘Birlikte güçlüyüz’ diyebilmek için, Mersin’de Kadın Gazeteciler Derneği ile hem meslek onurumuzu korumak hem de mesleğimizi ‘meslek etiği’ çerçevesinde icra edebilmek için yola çıktık” şeklinde konuştu.

    “MESLEĞİMİZDE EŞİTLİĞİ OMUZ OMUZA ÖRECEĞİZ”

    İş yerlerinde ve meslek hayatlarında yaşadıkları tüm eşitsizlikler, cinsiyet temelli adaletsizlikler, mobbing ve hak ihlalleri karşısında kadın gazeteciler olarak örgütlü mücadeleleriyle var olacaklarının altını çizen Şimşek, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Eril zihniyet ile sarmalanmış haber diliyle, ataerkil düzenin geliştirdiği toplumsal normlarla, sermaye ve erkek iş birliğiyle, patronlarla ve patronların sırtını sıvazlayanlarla mücadele edecek olanlar bizler olacağız. Eril medyaya karşı feminist basın diyerek çıktığımız bu yolda mesleki dayanışmayı, kadın ve LGBTİ+ gazetecilerin haklarını, cinsiyet eşitliğine dayanan haber dilini ve mesleğimizi omuz omuza öreceğiz. Eril medyaya karşı feminist basını inşa etmek ve birlikte güçlüyüz demek için sizleri de aramıza bekliyoruz.”

    PİRHA/ MERSİN

     

     

     

  • ‘Gölge etmemeleri dışında bir isteğimiz yoktu, onu da beceremediler’

    ‘Gölge etmemeleri dışında bir isteğimiz yoktu, onu da beceremediler’

    PİRHA-Pandeminin olumsuz etkilediği alanların başında gelen tiyatrolar bir bir kapanırken, tiyatrocular yaşadıkları sorunları anlatmaya devam ediyor. Bu süreçte devletten yeterli destek alamadıklarını söyleyen tiyatrocular Duygu Şahlar, Gamze Şimşek ve Levent Üzümcü, “Oyun sahnelemediğimiz sürece biz açlığa mahkûm kalıyoruz. Tiyatroların oyun saatinde, insanların tiyatroya gidebileceği saatlerde yasaklar getiriyorlar. Bize çok haksızlık yapıldı” diyerek yaşadıkları duruma tepki gösterdiler.

    Pandeminin başlamasıyla birlikte kapatılan alanların başında özel ve kamu tiyatro salonları geldi. Uzun bir süre kapalı kalan özel tiyatrolar bu zaman diliminde pek çok sıkıntıyla karşı karşıya kaldı.

    Salon sahipleri gelirleri olmadığı halde kiralarını, vergi ve prim borçlarını ödemek zorunda bırakıldılar. Tiyatro oyuncuları, dekorcular, kostümcüler ve daha pek çok tiyatro çalışanı buna bağlı olarak işsiz kaldı. Tiyatroların bir kısmı kapandı, açık kalanlar ise kapanmayla karşı karşıya.

    Tiyatrocular bu süreçte yaşadıkları sorunları PİRHA’ya anlatmaya devam ediyor.

    “BİZ KOŞULSUZ ŞARTSIZ DESTEK İSTİYORDUK AMA ÖYLE OLMADI”

    ‘Tiyatro Sardunya’ oyuncularından Duygu Şahlar sanat üreten insanların bu alandaki en önemli sorununun sosyal güvencesizlik olduğunu vurgulayarak şunları dile getirdi:

    “Bağımsız tiyatroların hali ortada zaten. Bu tiyatroların içinde çalışan sanat üreten insanların hiçbir sosyal güvencesi yok. Bizler patronlu tiyatro yapmadığımız için bu durum böyle maalesef. Kolektif bir yapımız, işleyişimiz var. Desteklerle, dayanışma ile ayakta kalıyoruz, halkın sponsorluğu ile hayatta kalıyoruz. Oyun sahnelemediğimiz sürece biz açlığa mahkûm kalıyoruz. Bunun için tiyatrolara özel bir destek verilmesi gerekiyordu. 3 ayda 1000 lira gibi komik bir destek verdiler sadece. Bu insanların hiçbir ihtiyacını karşılamaz. Buna rağmen çoğu tiyatro da alamadı bunu, biz de alamadık.

    Devletten iyi bir destek alabilmek için birçok kriter vardı. Bu kriterleri herkes karşılayamıyor. Şirket olmak gerekiyordu en başta, vergi levhası olması gerekiyordu. Oysa bizim vergi verebilecek kadar bir kazancımız yok ortada. Ama yıllardır eğitimini sürdüren, bu alanda, bu sektörde çalışan birçok insan var. Bu ekipler çoğu zaman mahallelerde ya da başka yerlerde ücretsiz oyunlar sergiliyorlar. Dolayısıyla bahsedilen kriterlere uyma gibi bir şansları yok. Gerçek tiyatro yapanlar destek alamadı. Şirket adı altında toplananlar alabildi. Yani şirketlere gitti destek. Oysa bu süreçte bir sürü tiyatro maddi nedenlerden dolayı kapanmak zorunda kaldı. Bunların desteklenmesi gerekiyordu. Biz şunu istiyorduk: Koşulsuz, şartsız destek. Bütün tiyatrolara, tiyatroculara verilmeliydi ama böyle bir şey mümkün olmadı.”

    “HEP KÜÇÜK ESNAFI, KURYECİYİ, ÇALIŞANI KONUŞTUK AMA SANATÇININ DA EMEKÇİ OLDUĞUNU GÖRMEDİK”

    ‘İstanbul Düş Sahnesi’ tiyatrosu oyuncularından Gamze Şimşek ise kendisinin bu işi profesyonel anlamda yapmadığı için ek gelirinin olduğunu ancak profesyonel anlamda bu işi yapanların ekonomik olarak çok zorlandıklarını belirterek şunları aktardı:

    “Biz profesyonel bir tiyatro topluluğu değiliz, öncelikle bunu söylemek isterim. Kendi çapımızda işler yapıyoruz. Biz tiyatrodan geçimini sağlayan insanlar değiliz yani. Amatör tiyatro olduğumuz için daha çok kendimiz üzerinden, kendi olanaklarımız üzerinden sanatımızı yürütüyoruz. Çoğu zaman kendi üzerimizden para harcıyoruz. Genel olarak şunu söyleyebilirim ki tüm dünyada pandemi olumsuz etkiler yarattı ama bizim ülkemizde daha çok yarattı. Özellikle kadınları çok etkiledi. Maalesef ki hükümet, içinde bulunduğumuz olağanüstü koşulları kendince fırsata çevirdi ve bunu bir dikta yönetimine dönüştürmek için çabalıyor.

    Bir ülkede sanata verilen değer o ülkenin gelişmişliğini gösterir. Bir ülke sanatla gelişir, güzelleşir, büyür. Ancak böyle bir ortamda biz hep kapanan küçük esnafı konuştuk, kuryecileri konuştuk, tıkış tıkış otobüslerde giden çalışanları konuştuk. Ama sanatçının da emekçi olduğunu görmedik, görmek istemedik. Böyle bir haksızlık karşısında tüm zorluklara rağmen sanat yapmak isteyen arkadaşlarımıza, dostlarımıza göstermek istediğimiz vefayı gösteremedik. Aynı şey sağlık emekçileri için de geçerli. Ne yaptık onları alkışladık, ışıkları açıp kapattık hepsi bu. Onlara haklarını vermedik, vermelerini sağlayamadık. Daha fazla şeyler yapabilirdik ama yapmadık. Maalesef geldiğimiz nokta çok üzücü.”

    “GÖLGE ETMEMELERİ DIŞINDA BİR İSTEĞİMİZ YOKTU, ONU DA BECEREMEDİLER”

    Tiyatro ve sinema oyuncusu Levent üzümcü ise, ekonomik olarak yetersiz kalan en az 7-8 tiyatronun kapandığına şahit olduğunu ve tiyatrocu arkadaşlarının da ya memleketine döndüğünü ya da ailesinin yanına taşındığını söyleyerek şunları kaydetti:

    “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Anayasasında devletin sanata ve sanatçıya destek vermesi kanunen var. Bu kanun maddesini de diğer başka, işlerine gelmeyen kanun maddelerini tanımadıkları gibi tanımıyorlar ve uygulamıyorlar. Çevresinden dolanmayı tercih ediyorlar. Sözde ‘tiyatroları kapatmadık’ diyorlar ama sokağa çıkma yasakları 19:00’da başlıyor, 21:00’de başlıyor. Tiyatroların oyun saatinde, insanların tiyatroya gidebileceği saatlerde yasaklar getiriyorlar.

    “PARTİ DEVLETİ OLDU”

    Bizim artık tiyatrocular olarak hiçbir beklentimiz yok. Türkiye Cumhuriyeti Devleti şu haliyle bir devlet değil artık, bir parti devleti. Devlet diye bir şey ortada kalmadı. Bize herhangi bir destek vereceklerini düşünmüyoruz, beklemiyoruz da. Parti devleti de kendi siyasi görüşüne göre hareket ediyor, ülkeyi böyle yönetiyorlar. Devleti kendi devletleri yaptılar.

    Asıl olarak bizim gölge etmemeleri dışında bir isteğimiz yoktu, onu da beceremediler. Birçok özel tiyatro kapanıyor. Sadece benim bildiğim 7-8 tane tiyatro kapandı son süreçte. Özellikle İstanbul’da çok kapanan oldu. Hepsi ekonomik anlamda götüremediği için kapatmak zorunda kaldılar ve bu tiyatroların bir daha açılma şansı yok. Çünkü mekânlarından oldular artık. Benim tanıdığım tiyatrocu arkadaşlarım ilk başta bir arada eve çıktılar daha sonra ekonomik anlamda yetersiz kaldıkları için ailelerinin yanına dönmek zorunda kaldılar. Memleketlerine dönmek zorunda kaldılar. Ellerindeki avuçlarındaki son paralara kadar burada tutunmaya çalıştılar, olmadı.”

    Melis CİDDİOĞLU/PİRHA