PİRHA – Garip Dede Dergâhı’nda geleneksel aşure programı bu yıl da yoğun katılımla gerçekleştirildi. Kerbela’nın anlamının ve Alevilerin eşit yurttaşlık taleplerinin öne çıktığı programda konuşan Garip Dede Dergâhı Vakfı Başkanı Pir Celal Fırat, son günlerde kamuoyunda tartışılan ziyaretlere ilişkin de açıklamalarda bulundu.
Garip Dede Dergâhı’nda her yıl düzenlenen ve gelenekselleşen aşure programı bu yıl da gerçekleştirildi. Yoğun ilginin olduğu etkinlik, Garip Dede Dergâhı Semah Ekibi’nin semah dönmesiyle başladı. Ardından sanatçı Ali Sizer, Türkçe ve Kürtçe seslendirdiği nefeslerle katılımcılara duygulu anlar yaşattı.
CELAL FIRAT: ORUCUMUZ ADALETİN, EŞİTLİĞİN VE PAYLAŞMANIN ADIDIR
Ali Sizer’in dinletisinin ardından konuşan Garip Dede Dergâhı Vakfı Başkanı Pir Celal Fırat, Kerbela’nın tarihsel ve toplumsal anlamına değindi.
Muharrem orucunun yalnızca yas değil, aynı zamanda hakikat, adalet ve paylaşımın sembolü olduğunu belirten Fırat, “Bizim orucumuz Hak katında adaletin, eşitliğin, birliğin ve paylaşmanın adıdır. Bu Hak lokmasıdır, rıza lokmasıdır. Acılar paylaşıldıkça azalır, lokmalar paylaşıldıkça çoğalır” dedi.
“HİÇ KİMSEYE ‘GELMEYİN’ DEMEYİZ”
Konuşmasında son günlerde CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Garip Dede Dergâhı ziyaretinin ardından yaşanan tartışmalara da değinen Fırat, şu ifadeleri kullandı:
“Biz evimize mihman olmak isteyenlere ‘gelmeyin’ demeyiz, demedik de. O gün cemevi dışında bir grup CHP’linin attığı, asla kabul etmediğimiz sloganları buradan kınıyorum. Bu çirkinliğin ardından kirli bir dille, karanlık senaryolarla şahsıma hakaretler edildi, dergâhımız kirli hesaplara alet edilmeye çalışıldı. Bu kirli politikaları da buna zemin hazırlayanları da, değerlerimize saldıranları da kınıyorum.”
“ALEVİLER BU ÜLKENİN RUHUDUR”
Hakikat yolunda yürümeye devam edeceklerini vurgulayan Fırat, Kerbela’nın yalnızca tarihsel bir olay olarak değil, ahlaki bir duruş olarak görülmesi gerektiğini söyledi.
“Biz her zaman hakikatin yanında olacak, Hüseyni bir duruşla, Zeynep Ana’nın şefkatiyle yol yürüyeceğiz. Kerbela’yı sadece Yezid’in zulmü üzerinden okumuyoruz; kendi vicdanımıza bakıyor, hakikat arayışımızı sürdürüyoruz. Kerbela ahlaktır, duruştur, sevgidir. Zulmün karşısında Hüseyni sevdayla hakikatin peşinde yürümeye devam edeceğiz. Halkımızın hak, adalet ve eşitlik mücadelesini sürdüreceğiz.”
Alevilerin ayrıcalık değil eşit yurttaşlık talep ettiğini belirten Fırat, “Biz Aleviler imtiyaz istemiyoruz. Sadece eşitlik temelinde bir arada yaşamak istiyoruz. Aleviler bu ülkenin ruhudur, birliğidir, ayrılmaz bir parçasıdır. Bugün hâlâ Alevilerin haklarını konuşuyorsak bu, ülkemizin ayıbıdır. İnsanları birbirine benzeterek değil, farklılıklarıyla aynı sofrada buluşturarak bu ülkeyi büyütebiliriz. Kimse dili, kimliği ya da rengi nedeniyle ayrıştırılmamalıdır. Biz 72 millete aynı gözle bakıyoruz. Başkasına kendisi gibi bakamayan Hak yolunu bulamaz” diye konuştu.
Konuşmasının sonunda Madımak Katliamı’nı da anan Fırat, yaşamını yitirenleri anarak katliamlarla yüzleşme çağrısı yaptı.
Konuşmanın ardından aşureye katılanlar hep birlikte Pir Celal Fırat’a rızalık verdi. Coşkuyla karşılanan konuşmanın ardından sanatçı Cengiz Özkan sahne aldı. Seslendirdiği deyiş ve türkülerle katılımcılara duygu dolu anlar yaşatan Özkan uzun süre alkışlandı.
Program, Garip Dede Dergâhı Dedesi Hüseyin Doğan’ın verdiği aşure duasının ardından lokmaların pay edilmesiyle sona erdi.
PİRHA – Dede Haşim Kızılveren ile Nazım Elmas, ikincisi yapılan ocakzadeler toplantısına dair görüşlerini açıkladı. Toplum için en büyük tehlikeyi Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın oluşturduğunu söyleyen dedeler, Suriye’deki gelişmeler için de kamuoyu yaratılması gerektiğini vurguladı.
Ocakzadeler toplantısının ikincisi 18 Aralık’ta Garip Dede Dergahında yapıldı. Katılımın bir hayli yüksek olduğu toplantıya dair konuşan dede ve pirler, birlik olmanın önemine vurgu yaptı.
Toplantı öncesi görüşlerini almak üzere mikrofon uzattığımız Baba Mansur Ocağına mensup Dede Haşim Kızılveren, ocakzadelerin sorumluluklarına değindi. Dede Kızılveren, “Yol adına söz kurulup, gayret edip çaba harcanıyorsa tabii ki bizim önceliğimizdir. Yolumuzu yaşatmak için pirlerin, anaların bir araya gelmesi çok değerlidir. Gençlere bu inancı ve yolu güzel bir anlatımla taşımamız gerekiyor. Aynı zamanda Alevi toplumu da dedelerin bu gayret ve çabalarını göz ardı etmemeli. Talip ile pirlerin tekrardan bütünleşmesi için toplumun da çaba harcaması gerekir diye düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
“CEMEVİ BAŞKANLIĞI BİZE HAKARETTİR”
Dede Haşim Kızılveren, ocakzadeler olarak öncelikli konuşulması gereken konunun, devlet tarafınca yöneltilen asimilasyon olduğunu söyledi. Kızılveren, ocak sisteminin, Alevi inancı için büyük önem arz ettiğinin altını çizdi. Dede Kızılveren, özellikle Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın faaliyetlerine işaret ederek şunları söyledi:
“Pirler olarak Ortadoğu’da olan savaşları görebiliyoruz. Bizim de bunları yaşamayacağımız malum. Ama Yol’umuzun, inancımızın tartışması gereken unsurlar, ocaklar üzerinde tekrardan bir araya gelip ocak birliğini kurmak ve pir talip döngüsünü oluşturmaktır.
Bu devlet içerisinde Alevi toplumunun da hakları var. Bir devlet, kendince Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığını kurup ‘Gelin size başkanlık kurdum, geçin burada inancınızı yaşayın’ demesi aslında bize hakarettir. Benim inancım kadim bir inanç, aynı zamanda evrenseldir. Bu inancı sadece bir ‘kültür’ olarak değerlendirmek bize zuldür. Bu Yol’a ikrar vermiş dedelerin, ocaklar içerisinde konumunu korumaları gerekir diye düşünüyorum. Ocak rızalığı olmadan kopuş olmaması gerekiyor. Ama ne yazık ki bazen ikrardan dönülüp dünya malı ağır basıyor ve içimizden kopup gidenler oluyor. O kişiler bir an önce ocaklarına dönsünler diyorum. Bu Yol rızalık yoludur. Mekan rızasız, Yol da sahipsiz değildir.”
“MASUM İNSANLARIN ÖLÜMÜNE KARŞIYIZ”
Haşim Kızılveren, Suriye’deki rejim değişikliği ardından yaşananlara da değindi. Dede Haşim Kızılveren, ocakzadelerin Suriye konusunda yapması gerekenleri ise şu sözlerle anlattı:
“Toplumsal olarak biz, 72 milleti bir nazardan gördüğümüz gibi dün söylediğimizi bugün yeniden söylüyoruz; dün Suriye’de çıkan savaşlarda masum insanların ölümüne karşı olduğumuz gibi bugün de aynı şekilde dile getirmek zorundayız. Suriye’de yaşanan zulmün bir an önce sükunete bağlanması gerekir. Orada azınlıkta olan toplumların haklarının korunması gerekiyor. Aksi takdirde nice Kerbelaların yaşanacağı kesindir. Bunlar tamamıyla yaşanmaması gereken durumlar. İnsanlık adına paylaşacağımız bir lokma ise barış, kardeşlik, dostluk içerisinde yaşanmalı ve yaşatılmalıdır.”
“UMARIM OCAK SİSTEMİNE DÖNÜK BİR KAPI ARALANIR”
Habibler Cemevinde hizmet yürüten Ağuçan Ocağı mensubu Nazım Elmas da ocakzadelerin daha sık bir araya gelip süreç değerlendirmesinde bulunması gerektiğini söyledi. Aleviliğin temelinin ocak sistemine dayandığını vurgulayan Elmas, ikinci dedeler toplantısı ardından somut kararların çıkması gerektiğini de sözlerine ekledi. Dede Nazım Elmas, ozakzadelerin birlik kararına dair “Umarım Anadolu Aleviliğinin temelini oturtabilecek ocak sistemini burada az da olsa hatırlatmaya, yaşamaya yönelik bir kapı aralanır. Dolayısıyla Aleviliği biraz daha kendi özüne, benliğine, gelenekselleşmiş inanç ritüellerini Anadolu’da olduğu gibi buralarda da yaşatmaya vesile oluruz” yorumunu yaptı.
ALEVİLERİN ÖNCELİKLİ GÜNDEMİ!
Aleviler için bugün en can alıcı toplumsal konuların başında Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı olduğunu söyleyen Nazım Elmas, mevcut tehlikelere de işaret etti. Dede Elmas, şu yorumda bulundu:
“Aleviliği kendilerine benzeştirmek gibi bir durum söz konusu. Aleviliği yüzyıllar boyunca kendi doğruları, gelenekleriyle bugünlere getirdik. Dolayısıyla bu tarz bir kuruma ihtiyacımız yok. Birilerinin bizi yönlendirmek ya da bizi tariflendirmesi gibi bir duruma ihtiyacımız yok. Biz kim olduğumuzu, neyi nerede, nasıl yapacağımızı da biliyoruz. Birileri bizi tariflendirmesin, bizim adımıza söz kurmasın. İnanç olarak Aleviliği kabul etmeyen bir anlayış var. Bu konunun Alevilerin öncelikli gündemi olmasını dilerim. Bu gelişme çok tehlikeli bir durum diye ifade edebilirim.”
“SURİYE’DE OLANLARI DÜNYA KAMUOYUNA BİLDİRMELİYİZ”
Nazım Elmas, Suriye’de rejimin yıkılması ardından yaşananlara da değindi. Elmas, Alevi toplumu nezdinde yapılması gerekenlere ise şu sözlerle açıklık getirdi:
“Aleviler, her zaman mazlum toplumların yanında yer almayı kendilerine ilke edinmiştir. Şu anda Suriye’de Aleviler üstünde bir baskı var. Bağnaz, gerici, yobaz bir anlayış, özellikle orada Alevi toplumu üzerinde korkunç baskı uygulayıp, katliamlar işliyor kanaatindeyiz. Şu anda belki bir silahlı gücümüz yok, fiili anlamda müdahale edecek bir gücümüz de olmayabilir ama düşüncelerimizi ifade edip dünya kamuoyuna yaşananları bildirip, baskının azaltılmasına yönelik bir çaba sarf edebilir miyiz bilemiyorum ama dünyanın gözü de şu an oranın üzerinde. Hemen hemen bütün dünyaya hakim olan güçlerin de buna katkı sunduğu kanaatindeyim. Orada yaşanan bu zulmü bir Kerbela gibi düşünmek lazım.”
PİRHA – Garip Dede Dergahı Vakfı Yönetim Kurulu, aralarında Prof. Dr. Çiğdem Boz’un da yer aldığı 19 akademisyenin işten çıkarılmasını kınadı. Yazılı yapılan açıklamada akademisyenlere mobbing uygulanarak, özlük haklarının gasp edildiği vurgulandı.
Fenerbahçe Üniversitesi’nde görev yapan 19 akademisyen, sözleşmeleri yenilenmeyerek işten çıkarıldı. Üniversite yönetimi, akademisyenlere haklarını kullanmaları halinde tazminatların ödenmeyeceğini de not düştü.
Sözleşmesi feshedilen akademisyenler arasında Ekonomi Finans Bölüm Başkanı Prof. Dr. Çiğdem Boz’un da yer alması Alevi toplumunun tepkisine neden oldu.
“ÇİĞDEM BOZ HOCAMIZIN HER DAİM YANINDAYIZ”
Garip Dede Dergahı Vakfı Yönetim Kurulu da Fenerbahçe Üniversitesi’nin kararını kınadı. Konuya ilişkin yapılan açıklamada Çiğdem Boz’a destek mesajı verilirken şu ifadeler kullanıldı:
“Fenerbahçe üniversitesi, Prof. Dr. Çiğdem Boz’un görevine haksız bir şekilde son verdi!
Öğrencilerine bilimsel araştırma yöntemlerini, bilgiye erişmeyi, bilgiyi derlemeyi, yorumlamayı ve değerlendirme yetkinliğini kazandıracağını vadeden üniversite, akademik kadro seçimini taraflı yapmakta, akademisyenlere mobbing uygulayarak, özlük haklarını gasp etmektedir.
Üniversite, uzun süredir mobbing uyguladığı Prof. Dr. Çiğdem Boz’un Ekonomi Finans Bölüm Başkanlığı görevine de gerekçesiz son verdi. Eğitim görevlilerine kıdem tazminatı vermemek için uyguladığı bu mobbing ise devam ediyor.
Garip Dede Dergahı Vakfı olarak, hiç bir gerekçe göstermeden görevine son verilen sevgili Prof. Dr. Çiğdem Boz’un haksızlığa karşı vereceği mücadele ise tüm akademisyenlerin hakları için olacaktır.”
PİRHA-Alevi Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Celal Fırat’ın Yeşiller Sol Partisi’den milletvekili olması nedeniyle derneğin genel başkanlığına Bağcılar Cemevi Başkanı Zeynel Abidin Koç seçildi.
Yeşiller Sol Partisi’nin İstanbul 3. bölgeden milletvekili adayı olan Celal Fırat, bugün yönetim kurulu toplantısının ardından Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanlığı görevini, Bağcılar Cemevi Başkanı ve Baba Mansur Ocağı’ndan Zeynel Abidin Koç‘a devretti.
FIRAT: GARİP DEDE CEMEVİNDEKİ GÖREVİME DEVAM EDECEĞİM
Toplantıda bir konuşma yapan Fırat, “ADFE Genel Başkanlığı görevimden ayrılıyorum ancak Alevi hareketi içindeki görevime devam edeceğim. TBMM’de kurumlarımızın sesi olacağım. Beni bu süreçte yalnız bırakmadığınız için teşekkür ediyorum. Alevi örgütlerinden hiç bir zaman çıkmayacağım. Alevi sorunlarının tümü siyasidir. Biz de her alanda var olacağız. Garip Dede Cemevindeki görevime Cemevleri ibadethanemiz olana kadar devam edeceğim ve bu çok uzakta değil” dedi.
KOÇ: CELAL FIRAT DEDEMİZİN YANINDAYIZ
Zeynel Abidin Koç da federasyon sosyal medya hesabından yönetim kurulu adına yayınladığı mesajla, “Türkiye Alevi Dernekleri Federasyonu’nun 5 yıldır genel başkanlığını dik duruşu ve onuru ile sürdüren sayın Celal Fırat başkanımız federasyonumuzun desteğiyle Yeşil Sol Parti İstanbul 3. bölge milletvekili adayı olmuştur. Bu nedenle federasyon başkanlığı görevini yönetim kurulumuzun oybirliğiyle Bağcılar Cemevi Başkanımız Zeynel Abidin Koç’a devretmiştir. Sayın Celal Fırat dedemize çıktığı bu yolda başarılar diliyor ve bu süreçte sonuna kadar yanında olduğumuzu kamuoyuna bildiriyoruz” dedi.
PİRHA-TBMM Çankaya kapısı önünde bir araya gelmek isteyen Alevilerin yolu polisler tarafından kesildi. Otobüslerin geçişine izin verilmezken, yurttaşların Meclis’e doğru yürüyüşü sürüyor.
AKP tarafından bir torba yasa tasarısı içinde Meclis’e getirilen cemevleri ile ilgili düzenleme teklifi bugün TBMM Genel Kurulu’nda görüşülecek. AKP’nin yasa teklifine karşı seslerini duyurmak üzere TBMM Çankaya kapısı önünde buluşmak için Türkiye’nin çeşitli illerinden Ankara’ya gelen Alevilerin yolu polis tarafından kesildi.
Dün gece saatlerinde İstanbul Garip Dede Cemevi’nden yola çıkan üç otobüs de Çankaya Öveçler girişinde trafik polisi tarafından durdurulurken, otobüslerin girmesinin yasak olduğu gerekçesiyle geçişlere izin verilmedi. Otobüsten inenler TBMM’ye doğru yürüyüşe geçti.
PİRHA-AKP’nin cemevlerine yönelik düzenlemelerine tepki gösteren Garip Dede Cemevi gençlerinden Merve Demir, “Tek ağızdan çıkan bir emirle Kültür Bakanlığı’na bağlanan yarın bir gün Diyanet’e de bağlanabilir. İbadetlerimizin devlet tarafından tanımlanmasını istemiyoruz” dedi. İsmail Anıktar ise “Yapılmak istenen Alevi inancına mensup kişilere hakarettir. Kimse bizim nerede, nasıl, ne şekilde ibadet yapacağımıza karar veremez” ifadelerini kullandı.
İstanbul Küçükçekmece’deki Garip Dede Cemevi üyesi gençlerinden Merve Demir ile İsmail Anıktar, AKP’nin cemevleri düzenlemesini PİRHA‘ya değerlendirdi.
“YARIN BİR GÜN DİYANET’E DE BAĞLANABİLİR”
Merve Demir, siyasi iktidarın birçok alan üzerinde baskıcı politikalara imza attığını ifade etti. Demir, iktidar üyelerinin şimdi ise Alevilik tanımlaması yapıp cemevlerine müdahalede bulunmasının doğru olmadığını belirterek şunları söyledi:
“Avukatlara sormadan barolara müdahale edilmeye çalışılıyor. Tabiplere sorulmadan Tabipler Odası’na müdahale ediliyor. Öğrencilere, öğretmenlere sorulmadan eğitime müdahale ediliyor. Aleviler olarak bizler de yakın dönemde bunun farklı bir boyutunu yaşadık. Kurulacak Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın ne amaç güdeceğini tahmin etmek zor değil aslında. Tek ağızdan çıkan bir emirle Kültür Bakanlığı’na bağlanan yarın bir gün Diyanet’e de bağlanabilir. İbadetlerimizin devlet tarafından tanımlanmasını istemiyoruz. Olduğumuz gibi kabul edilmek istiyoruz.
Geçmişte bize yaptıkları yaftalamalar, karalamaları düşündüğümüz zaman bu durumun ne kadar samimiyetsiz olduğunu da görüyoruz. Dedelerimiz, pirlerimiz, kanaat önderlerimiz, başkanlarımız gerekli açıklamaları yaptı. Bizlere düşen de bu mücadeleyi sürdürmemizdir. Olanları boğazımızı saran bir el gibi düşünebiliriz. Korktuğumuz sürece bu el boğazımızı daha da sıkacak ve öldürmeye doğru götürecek.”
“YAPILMAK İSTENEN ALEVİLERE HAKARETTİR”
İsmail Anıktar ise yaşananları “Alevilere hakaret” olarak tanımlayarak, şöyle konuştu:
“Kültür ve Turizm Bakanlığı denildiğinde herkesin aklına ilk olarak turizm geliyor. Bunu duyduğumda ‘Acaba biz bu ülkenin turisti miyiz?’ diye sordum. Yapılmak istenen Alevi inancına mensup kişilere hakarettir. Kimse bizim nerede, nasıl, ne şekilde ibadet yapacağımıza karar veremez. Geçmişten gelen ibadet sistemimizi mevcut iktidar da belirleyemez. Kimsenin haddine de değildir bu. Geçmişte ‘ucube’, ‘cümbüş evi’ şeklinde nitelendirilen yerlere şimdilerde iyimser gözükmenin de hiçbir tutarlılığı yoktur. Göz boyamaktan başka bir şey değil. Bin beş yüzün üzerinde cemevinden bahsediliyor. Bunlar da muhtemelen ‘Aliyi sevmek Alevilikse biz de Aleviyiz’ diyen zihniyetin getirdiği cemevleridir diye düşünüyorum. Siyasal İslam’ın dayattığı birçok sorun ile mücadele ederken yeni bir gündem yaratmak tamamen göz boyamak. Umarım bu tuzağa düşülmez. Yol’un, erkanın gerektirdiği gereksinimleri yerine getirirler. Yolumuzda pirimiz, mürşidimiz, talibimiz var. Hiçbirinin yer almadığı bir kurumun söz sahibi olması kabul edilemez. Maddi bir şey talep etmiyoruz, sadece eşit yurttaşlık istiyoruz. Elektrik faturalarımızı ödemelerini değil, inancımızı tanımalarını istiyoruz. İnanan, inanmayan herkesin eşit olmasını istiyoruz. Zorunlu din derslerini istemiyoruz. Dayatmayı kabul etmiyoruz. Mücadelemiz devam edecek.”
PİRHA-AVF Genel Başkanı Haydar Baki Doğan, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Şahkulu Sultan Dergahı’ndaki açıklamalarına tepki göstererek, “Kültür Bakanlığı’nda bir daire başkanlığı gibi bölüm oluşturulacak. Bu Alevi toplumunu son derece rencide edici bir olay. Alevi inancı bir kültür değildir” dedi.
AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Kadıköy’de bulunan Şahkulu Sultan Dergahı’ndaki toplu açılış töreninde yapmış olduğu açıklama ile Kültür Bakanlığı bünyesinde Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kurulacağını açıkladı. Erdoğan ayrıca talep edenlere kurum bünyesinde kadro verileceğini de duyurdu.
Erdoğan’ın açıklamaları sonrası İstanbul Küçükçekmece’de bulunan Garip Dede Dergahı’nda bir araya gelen Alevi kurumları da, “Açıklanan paket ne demokratiktir, ne de müjdedir. Aksine bu paket Aleviliğin şimdiye kadar devlet gücüyle soluksuz bırakılmasının yeni bir aşamasıdır” diyerek tepkilerini ortaya koydu.
Alevi Vakıflar Federasyonu (AVF) Genel Başkanı Haydar Baki Doğan da konuya ilişkin PİRHA‘ya konuştu.
“ÖNEMLİ AÇIKLAMALAR BEKLİYORDUK AMA DAĞ FARE DOĞURDU”
AİHM kararlarını hatırlatan Doğan, “Erdoğan’ın ziyaretini ve yapacağı açıklamaları bir anlamda Alevi toplumu açısından olumlu bir adım olarak görmek istiyorduk. Dolayısıyla burada Erdoğan’ın gerçekten Alevi toplumuna yönelik önemli açıklamalar yapacağını düşünüyorduk ama bizim düşüncemize göre dağ fare doğurdu. Burada cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesini, daha doğrusu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin vermiş olduğu kararın, Türkiye’de yasalarda uygulanmasını düşünüyorduk. Böyle bir müjde vermesini bekliyorduk. Çünkü bize göre müjde ancak böyle olur” dedi.
“KÜLTÜR BAKANLIĞI’NA BAĞLANMASINI ALEVİ TOPLUMU ASLA KABUL ETMEYECEKTİR”
2016 yılının Nisan ayında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin vermiş olduğu kararı hatırlatan Doğan, “Alevilerin cemevleri ibadethanedir. Alevilere ayrımcılık yapılmaktadır. Türkiye’de Aleviler hak ihlaline uğramaktadır. Bundan dolayı hükümet altı seneden beri bu kararı çekmecesinde bekletiyor. Bunu bir türlü uygulamıyor. Dolayısıyla bizim Erdoğan’ın konuşmasında beklediğimiz müjde bu anlamdaydı. İbadethane olarak yasalarda yerini almasıydı. Ama onun yerine Kültür Bakanlığı’nda bir daire başkanlığı gibi bölüm oluşturması düşünüyor. Bu Alevi toplumunu son derece rencide edici bir olay. Alevi inancı bir kültür değildir. Alevi inancı, inanç olarak aynı diğer inançlar gibi olduğu gibi değerli bir inançtır. Bir kültür olarak görülmesi ve Kültür Bakanlığı’na bağlanması Alevi toplumu tarafından asla kabul edilecek bir şey değildir” ifadelerine yer verdi.
PİRHA-12 Haziran’a kadar sürecek olan Garip Dede Cemevi Kitap Fuarı başladı. Fuar açılışında konuşan HDP İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu, “Bu önemli bir görev zira ülke ağır bir karanlığa gömülmek isteniyor. Konserler yasaklanıyor. Edebiyat, bilim insanları baskı altına alınmak isteniyor. Bu noktada bilime, sanata ulaşmak aslında karanlığa karşı bir ışık, mum yakmak; itiraz etmek anlamına geliyor” dedi.
İstanbul Küçükçekmece’de bulunan Garip Dede Cemevi’nde kitap fuarı başladı. 12 Haziran Pazar gününe kadar sürecek olan kitap fuarına çok sayıda kitabevi ve yazar katılıyor. Fuar kapsamında imza etkinlikleri ile söyleşiler düzenlenecek. Fuarın son gününde ise Metin ve Kemal Kahraman kardeşler sahneye çıkacak.
Bugün gerçekleştirilen fuar açılışına Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu, Avcılar Belediye Başkanı Turan Hançerli, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) İnan Masası’ndan Vedat Kara ile İstanbul’daki birçok cemevi yöneticisi de katıldı.
“HER CEMEVİNDE BU GÜZELLİKLERİ ÇOĞALTMAK İSTİYORUZ”
Kurdele kesim töreni öncesi yapılan konuşmalarda ilk olarak söz alan Garip Dede Cemevi Başkanı ve Alevi Dernekler Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat, kültürel etkinlikleri her cemevinde yaygınlaştırmak istediklerini belirtti. Fırat şöyle konuştu:
“Ülkede büyük bir sorun, hazımsızlık var. İnsanlar her gün ötekileştiriliyor. Biz cemevlerimizde, Türkiye’de dünyada sevginin, kardeşliğin, barışın buluşmasını arzuluyoruz. Bu ülkenin cumhurbaşkanı kendisi gibi düşünmeyenleri ötekileştirebiliyor. Hünkar Hacı Bektaş Vel’nin dediği gibi “İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır” sözüyle kültürel çalışmalara devam etmek istiyoruz. Yunus’un dediği gibi “Bizim dinimiz sevgidir. Başka dine inanmayız” düsturuyla her cemevinde bu güzellikleri çoğaltmak istiyoruz.”
“KİTAP FUARI DÜZENLEMEK SON DERECE ÖNEMLİ”
Kitap fuarı düzenlemenin önemli olduğuna dikkat çeken Avcılar Belediyesi Başkanı Turan Hançerli ise “Kitap fuarı düzenlemek son derece önemli. Özellikle okumanın azaldığı, kitap okumanın faydalarının önemsenmediği bir dönemde inandına aydınlık için kitap okumayı öneren, yazarlar ile okuyucuları buluşturacak böyle bir etkinlik için cemevi yönetimine teşekkür ediyorum. Başarılı geçmesini temenni ediyorum” ifadelerini kullandı.
“CEMEVLERİ BİR ANLAMDA KÜLTÜR SİTELERİ”
Yazar Yaşar Seyman ise şunları söyledi:
“Cemevleri zaten bir anlamda kültür siteleri. Bir cemevinde kitap fuarının olması yarınlar adına insanı çok umutlandırıyor. Hacı Bektaş Veli ne diyor? Okunacak en güzel kitap insandır. Fuarın çok iyi geçmesini diliyorum.”
“BİRLEŞİRSEK ZULMÜ DE SALTANATI DA YERLE BİR EDERİZ”
HDP İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu ülkenin ağır bir karanlığa gömülmek istendiğini belirtirken; “Bu önemli bir görev zira ülke ağır bir karanlığa gömülmek isteniyor. Konserler yasaklanıyor. Edebiyat, bilim insanları baskı altına alınmak isteniyor. İnsanların bilime sanata, edebiyata ulaşmasının önüne bariyerler kuruluyor. Bir bütün olarak ülke, ülkenin halkları, inançları, çoğulcu yapısı teslim alınmaya, tekleştirilmeye ve bütün ötekileştirilenler yok edilmeye çalışılıyor. İnsanların hayat tarzlarına müdahale edilmeye çalışılıyor. İnsanların yaşam koşulları neredeyse cehenneme çevrilmeye çalışılıyor. Bir bütün olarak iktidar bütün zor aygıtlarına dayanarak kendisini kalıcı hale getirmek; kendisiyle beraber de sahiplendiği, üslendiği, örmek istediği karanlığı, baskıyı kalıcı hale getirmek istiyor. Bu noktada bilime, sanata ulaşmak aslında karanlığa karşı bir ışık, mum yakmak; itiraz etmek anlamına geliyor. Bu görevi taşımak, halkların bilimle, sanatla coşkuyla, kardeşlikle, barışla buluşmasını sağlamak bize düşüyor. Bu yüzden çok önemli bir görev. Cemevi yönetimine böylesi bir rolü oynadığı için teşekkür ediyorum. Biz çoğuz, kalabalığız, milyonlarız. Birleşirsek zulmü de, saltanatı da yerle bir ederiz” şeklinde konuştu.
PİRHA-Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) ve bileşenlerinin düzenlediği iki günlük Hacı Bektaş Veli anma programında konuşan ADFE Genel Başkanı Celal Fırat, “Aleviler, insanı, tüm canlıları ve doğayı her şeyden üstün ve değerli görmüş ve sonrasında bunu sevgiyle, bağlılığa dönüştürmüştür. Her dönem Sünni dindarlığa zorlanan Aleviler buna tepki olarak daha çok Bektaşi, Alevi, Kızılbaş olmayı başarmış; Şah Hüseyin gibi yolundan dönmemiş ve dönmeyecektir. Toplumsal yapımızın farklılıklarıyla birlikte yaşamayı önemseriz” dedi.
Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) ve bileşenlerinin iki günlük Hacıbektaş ziyareti, Kapadokya gezisi, kurban lokması paylaşımı ve konserler ile sona erdi.
UNESCO’nun 2021 yılını Hacı Bektaş Veli yılı olarak ilan etmesiyle beraber Hakka yürüyüşünün 750’inci yıl dönümünde Hacı Bektaş Veli’yi anma etkinlikleri devam ediyor. Bu kapsamda Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesini ziyaret eden ADFE, çeşitli programlar düzenledi. İkinci günde Kapadokya gezisi yapılırken; gezinin ardından kurban lokmaları paylaşıldı.
Hacıbektaş Belediyesi önünde yapılan konserler ile sona eren anma programına; Garip Dede Cemevi, Bağcılar Cemevi, Esenler Cemevi, Uğur Mumcu Cemevi, Güvercintepe Cemevi, Gazi Cemevi, Bahçeşehir Cemevi, Habibler Cemevi, Okmeydanı Cemevi, Avrupa Yakası Dersimliler Derneği, Varto Cemevi, Esenler Ana Fatma Cemevi, Ümraniye Kazım Karabekir Cemevi, Yunus Emre Cemevi ile çok sayıda kişi katıldı.
“ALEVİLER BU TOPLUMUN MERKEZİDİR”
ADFE İnanç Kurulu Başkanı Eren Yıldırım‘ın verdiği dua ile başlayan kapanış programında ilk sözü Hacıbektaş Belediye Başkanı Arif Yoldaş Altıok aldı. 2021 yılının ayrı bir anlam taşıdığını ifade eden Altıok; “UNESCO Hacı Bektaş Veli’nin Hakka yürüyüşünün 750’inci yılı dolayısıyla anma listesine aldı. Türkiye’nin ve Avrupa’nın birçok yerinde anma etkinliği yaptık. ADFE ve bileşenleri ile de yapıyoruz. Barıştan, sevgiden, kardeşlikten yana olan milyonlarca insanın yüreğinde Hacı Bektaş sevgisi var.
Merkezi yönetime seslenmek istiyorum. Ağzımızı her açtığımızda Hünkar’dan bahsediyoruz. ‘Aleviler bu toplumun çimentosudur’ diyoruz. Ama hizmete geldiği zaman maalesef bu karşılığı göremiyoruz. Biz ne çimentoyuz ne başka bir şey. Biz Aleviler bu toplumun tam merkeziyiz. Sizler bizi ne kadar ötelemeye, yok saymaya, hakkımızı yemeye çalışsanız da biz Aleviler bu topluma sevgiyi, barışı, dostluğu devam ettirmek için çalışmaya devam edeceğiz” diye konuştu.
“BİZLERİ ÖZVERİYE GÖTÜREN TEK ŞEY SEVGİDİR”
“Sevgi her şeyin içinde var olabilmektir” diyen ADFE Genel Başkanı Celal Fırat, “Sevgi gelince tüm eksikle biter; bütün kötülükler yok olur der, Yunus Emre. Yolumuz ilim irfan insanlık sevgisi üzerine kurulmuştur der, Hünkar Hacı Bektaş Veli. Aleviler, insanı, tüm canlıları ve doğayı her şeyden üstün ve değerli görmüş ve sonrasında bunu sevgiyle, bağlılığa dönüştürmüştür. Tanrı yeryüzüne aslında kendisini resmetmiştir. Sureti sıfatımızda, adaleti vicdanımızdadır. Sevginin gücü inancımızın güzelliklerine hakikat ile tutkuyla bağlanmamızı sağlamıştır. Bizleri özveriye götüren tek şey sevgidir” ifadelerini kullandı.
“UNESCO, ALEVİLİĞİN DÜNYADA AZ BULUNUR BİR YAŞAM FELSEFESİ OLDUĞUNU KABUL ETMİŞTİR”
UNESCO’nun Alevi inancı ile ilgili olarak attığı adımlara da değinen Fırat, “UNESCO Alevi-Bektaşi inancının dünyada az bulunur bir yaşam felsefesi, inanç öğretisi olduğunu, yol göstericisi Hacı Bektaş Veli’nin de insanlık adına bir yol göstericisi olduğunu kabul etmiş ve 2021 yılını Hacı Bektaş Veli yılı olarak tanımıştır. Alevi inanç ve felsefesinin yüzyılları aşarak insanlığa yol göstericiliğini tescil etmiştir. Bu neyin tescilidir?
İnsanlar arasındaki ilişkinin sadece mal, mülk ve iş olmadığının tescilidir. Ekonomik sisteminin belirlediği yaşam pratiklerinin insan duygu ve düşüncelerini yok edemediğinin tescilidir. İnsana kişiliğini ve gücünü veren şeyin para olmadığını sadece öz değerler olduğunun tescilidir” şeklinde konuştu.
“ALEVİLER YAŞADIĞI HER YERDE ÖRNEK OLURLAR”
Fırat son olarak şunları söyledi; “Bu inanç zalimleri hep korkutmuştur. Her dönem Sünni dindarlığa zorlanan Aleviler buna tepki olarak daha çok Bektaşi, Alevi, Kızılbaş olmayı başarmış; Şah Hüseyin gibi yolundan dönmemiş ve dönmeyecektir. Toplumsal yapımızın farklılıklarıyla birlikte yaşamayı önemseriz. Aleviler yaşadıkları her ülkeye ve dünyaya örnek olurlar.”
Konuşmaların ardından sanatçılar Tolga Sağ, Özlem Taner, Muharrem Temiz, Demali Çelik ve Gülcihan Koç sahne alırken; ADFE’nin düzenlediği anma etkinlikleri sona erdi.
PİRHA-Alevi Dernekleri Federasyonu Başkanı Celal Fırat, İstanbul Çekmeköy’de yürütülen Serindere Islah Projesi nedeniyle evi yıkılan ve kulübede yaşamaya mahkum edilen Suna Duman’ destek ziyaretinde bulundu. Ev isteyen Duman, 3 yıldır direniyor.
İstanbul’un Çekmeköy ilçesi Farabi Sokak’taki Dere Islah Projesi, mağdurların direnişine rağmen devam ediyor. 2018 yılında evi yıkılan ve evinin yerine bina yapılan Suna Duman, bir kulübede yaşam savaşı veriyor.
Kendisi de bir Alevi olan Suna Duman direnişinde yalnız bırakılırken, yaşadığı sorunları dile getirerek, çözüm bulunması için çaba gösteriyor.
Alevi Dernekleri Federasyonu Başkanı Celal Fırat, adalet nöbetinin 1124’üncü gününde Suna Duman’ı direniş mekanında ziyaret etti. Fırat, Duman’ın mağduriyetinin giderilmesi gerektiğini kaydetti.
Suna Duman’ın, Serindere’de bulunan evi, “dere bandında kalıyor” gerekçesiyle yıkılmış, yerine çok katlı binalar yapılmıştı. Bölgede devam eden ıslah projesinin “korsan” olduğunu belirten Farabi Sokak mağdurları 2018 yılından beri hak mücadelelerini sürdürüyor. Dere çevresinde son olarak peyzaj çalışmaları nedeniyle ağaçlar kesilmişti.
PİRHA-Garip Dede Cemevinde ve Britanya Alevi Federasyonu’nda semah eğitmenliği yapan Mehmet Aydoğmuş, semah çalışmalarını anlattı. Çocukların, gençlerin semah döndüğünde çok mutlu olduklarını, bilinçlendiklerini söyleyen Aydoğmuş, “Bütün cem ve kültür evlerinin kendi bünyesindeki tarih öğretmenin, bağlama çalan hocaların, semah öğretmenlerinin Alevilik dersi vermelerinden yanayım” dedi.
İstanbul Küçükçekmece’de bulunan Garip Dede Cemevinde ve Britanya Alevi Federasyonu’nda semah eğitmenliği yapan Mehmet Aydoğmuş, hem cemevinde hem de Britanya Alevi Federasyonu’nda gerçekleştirmiş olduğu semah çalışmalarını anlattı.
Şahkulu Vakfı’nda da 22 yıl eğitmenlik yaptığını belirten Aydoğmuş, “Ben bütün cem ve kültür evlerinin kendi bünyesinde tarih öğretmeninin, bağlama çalan hocalarının, semah öğretmenlerinin Alevilik Dersi vermelerinden yanayım” dedi.
“SEMAH ÇALIŞMALARIMIZI AKLIN, BİLGİNİN VE BİLİMİN IŞIĞINDA YÜRÜTÜYORDUK”
Semah Eğitmeni Aydoğmuş, Garip Dede Cemevinde yürüttüğü çalışmalara yönelik, “Hem Alevilik ile ilgili bilgiler, Aleviliğe dair ilkeler hem de Aleviliğin önemli değeri olan Anadolu’nun dört bir yanındaki semahları, doğal kendi bölgesine has var olan semahları, geleceğe taşımak amaçlı bir çalışma yaptık” dedi.
Garip Dede Cemevinin çalışmalarını önceden izlediğini ifade eden Aydoğmuş, “Pandemiden önce bir çalışma yaptım orada. Kısa bir çalışmaydı. Oradaki dedelerimizin ve yönetim kurulunun desteğiyle çok güzel bir çalışma yürüttüm. 20 kişilik bir çocuk grubu, bunun yanında 30 kişilik bir 30 yaş üzeri gruba ve gençlere yönelik bir çalışma ile üç ayrı çalışma yaptım. Çalışmalarımızı bir plan, program dahilinde, zamana yayarak ve bir hedefe yönelik, aklın, bilginin, bilimin ışığında yapıyorduk. Bir hedefimiz daha vardı. 2020’deki Hacıbektaş etkinliklerine bugüne kadar yapılmamış 40 kişilik bir semah grubu da hazırlamaktı. Bunların hepsini bir yıl içerisinde yaptık. Bu çalışmalarımı, yönetim kurulu ve oradaki gençliğin sağlamış olduğu katkılar olgunlaştırdı. Türkiye’de daha önce böyle planlı bir çalışma olmadığını tahminimce söyleyebilirim” şeklinde konuştu.
“PANDEMİ SEBEBİYLE ÇALIŞMALARIMIZI YAPAMIYORUZ”
Çalışmalara pandemiden sonra da gerekli önlemleri alarak bir süre daha devam ettiklerini belirten Aydoğmuş, “Son dönemlerde pandemi yine artmaya başladı ve bu çalışmalarımızı çok etkiliyor.” dedi.
Aydoğmuş, pandemi döneminde çalışmaları yürütmede gelgitler yaşandığını ifade ederek şunları paylaştı:
“Cemevini sürekli ilaçlamak, sosyal mesafeyi korumak gibi önlemlerle çalışmalarımızı sürdürdük. Fakat sonra Garip Dede Dergahı Yönetim Kurulu haklı olarak risk almak istemedi. Bu sebeple çalışmalarımızı durdurduk. Sonrasında salgın biraz hafifleyince tekrar çalışmalarımıza başladık. Bu defa da çocuklarımızı riske atmak istemedik. Ne yapabiliriz diye düşündük. Yaz aylarında cemlerimizi dışarıda yaptık. Kış ayları gelince ise cemlerimizi yemekhanede yaptık. Yaklaşık bir aydır da cemlerimizi, cemevinde yapıyoruz. Şu an yine pandemide bir yükseklik var ve çalışmalarımızı yapamıyoruz. Halk şu anda Garip Dede’nin bizim kültürümüzü, inanç değerimizin dışa vurulmasında en iyisini yapacağının bilincinde ve bu konuda beklenti içindeler. Biz de o bilinçle çalışma yapmak istiyoruz. Çocuklarla, çok kısa zamanda güzel bir semah grubu oluştu. 5-6-7 yaşlarında 4-5 çocuk semah dönmeye başladılar. Bu önemli bir hizmet bizim için. Yaşlılarımız da bekliyor, ‘çalışmaya başlayalım’ diyorlar.”
“ÇALIŞMALARIMIZI YÜZLERCE YIL SONRASINA TAŞIMAK İSTİYORUZ”
Çalışmalarını daha çok olgunlaştırmak istediğini belirten Aydoğmuş, “Mesela projelerimizde Ankara’ya kadar olan eğitmenleri çağırıp, onlarla muhabbetler, sohbetler etmek istiyorum. Türkiye genelindeki semahla ilgilenen insanların bu anlamda daha olgunlaşması, neyin ne olduğunu bilerek yapmalarından yanayım. Çoğu eğitmenlerimizin neyin ne olduğunu daha bilmediklerini görüyoruz, yaptıkları işin ne olduğunu bilmediklerini görüyoruz. Bu görev bize, yani Garip Dede Cemevine düşüyor. Çalışmalarımızı geleceğe, yüzlerce yıl sonrasına taşımak istiyoruz. Bu anlamda da genç arkadaşların eğitmen olmalarını, bu bilinçte olmalarını, teorik olarak da pratik olarak da onların gelişmesinden yana bir çaba içerisindeyim. Çünkü onlar bu işi taşıyacaklar” dedi.
“AVRUPA’DAKİ ÇALIŞMALAR, ALEVİ YOL İNANCI ANLAMINDA ÇOK ÖNEMLİ”
Aydoğmuş Avrupa’daki çalışmaları çok önemsediğini ifade ederek, orada yapılan çalışmaları şöyle anlattı:
“Oradaki insanlar da kendi inançlarıyla, kendi kültürleriyle yaşamak için bir çaba içerisindeler. 2013 yılında oraya davet edildim. 15 günlük bir çalışmayla ekibi festivale çıkardık. Festivale çıktığımızda, oradaki insanlarımız çoktan beri semah izlememişlerdi. Bizim çalışmalarımız gerçekten bir aşk hali veriyor. İnsanların izlerken kendilerinin, yüreklerinin semah grupları ile birlikte semah döndüğüne inanıyorum ben. Öyle bir çalışma yapmıştık o zaman. Güzel bir çalışma olduğunu gördüklerinde bu çalışmayı Britanya’ya yayalım dediler. Britanya’da da o zaman federasyon yeni kurulmuştu. Britanya Alevi Federasyonu hazırladığı bir proje ile 2015 yılında Oxford Üniversitesi’nde bir etkinlik hazırladı. Ben de şehirlere giderek birkaç gün kaldım ve oradaki arkadaşlarla tekrar hazırlandık. Semahta çocuk, genç, yaşlı ayrımı yapmadık. Müthiş bir etkinlik oldu. Olumlu tepkiler aldık.”
“İNSANLAR ALEVİ KÜLTÜRÜNDEKİ KADIN ERKEK BİRLİKTELİĞİNİ GÖRDÜ”
Çalışmalarında aynı zamanda o grubun başında olacak insanları da eğittiğini ifade eden Aydoğmuş, “Britanya’nın dört bir yanındaki şehirlerde çalışma yaptığım semahçıları Alevi Festivali’ne getirdik. Örneğin Londra’daki parkta gerçekleştirdiğimiz ilk etkinlikte 120-130’a yakın semahçıyla müthiş semahlar döndük ve orada ilk defa böyle bir çalışma oldu. Bir de oradaki yabancı insanlar Alevi Kültüründeki kadın erkek birlikteliğini gördü. Türkiye’de kadın erkek eşitliği bilinci çok fazla oturmadı. Ama orada bu bilinç çok fazla. Kadın arkadaşlarımız gerçekten ellerini taşın altına koymuşlar. Bir müzik ile beraber aşk halini gördüler. Bu insanlar aydın, demokrat, yurtsever insanlar. Böyle bir insan grubu yoktur” dedi.
Hacı Bektaşı Veli’nin ‘Semah, ariflerin aleti, muhiplerin ibadeti, taliplerin maksududur’ sözünü hatırlatan Aydoğmuş, şöyle devam etti:
“Semah bahane oldu. Burada çocuklar kendi kültürünü öğrendiklerinde çok mutlu oldular ve bu çalışma onlara müthiş bir bilinç verdi. Vücutlarında, bünyelerinde, ruhlarında bütünleştiler. Aynı çalışmayı, bir yıl sonra daha üst seviyeyle Cambridge Üniversitesi’nde yaptık. Aynısıydı ama daha candan katılımla karşılaştık. Britanya’da, bütün şehirlerde gençlerle tanıştım, yaşlılarla, çocuklarla çalıştım ve onların ailesinin bir parçası oldum. Esasında ben bir kültürdüm. Onlar kendi kültürleriyle tanıştılar. Şu anda oradaki okullarda Alevilik öğretiliyor. Bu çok müthiş bir olay. Oradaki okullarda okuyan çocuklar, Aleviliği biliyor. Burada tabi ki Britanya Alevi Federasyonu’nun dik duruşu var. Bu dik duruş sayesinde çocuklarımız gelecekte kendi inançlarını daha özgürce, daha bilinçli yaşayacaklar. Burada semahın çok önemli rolü vardı işte. Bizi geleceğe taşıyacak olan çocuklar çok önemli. Tabi ki bu konuda önerilerim var. Ben bütün cem ve kültür evlerinin kendi bünyesinde tarih öğretmeninin, bağlama çalan hocaların, semah öğretmenlerinin Alevilik dersi vermelerinden yanayım. Türkiye’deki bütün cem ve kültür evleri Alevilik ile ilgili semah öğretmenlerini, tarih öğretmenlerini eğitmeliler. Semah da burada önemli bir basamak oluyor.”
PİRHA- Alevi örgütlerinin “Yolda birlik, mücadelede birlik” şiarıyla Garip Dede Dergahı’nda bir araya gelmesini değerlendiren Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Dursun Önal, toplantıyı olumlu bulduğunu, bu toplantıların daha fazla yapılması ve halkın da bu toplantılara katılması gerektiğini söyledi.
Haberin Videosu
16 Kasım Cumartesi günü İstanbul Küçükçekmece’de bulunan Garip Dede Dergahı’nda “Yolda birlik, mücadelede birlik” şiarıyla Alevi örgütlerinin bir araya gelmesine ilişkin Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Dursun Önal Pir Haber Ajansı’na konuştu.
“LAİK BİR TÜRKİYE CUMHURİYETİ ÖZLEMİMİZ VAR”
Alevi kurumlarının, “Yolda birlik, mücadelede birlik” şiarıyla bir araya gelip toplantı yapmasını olumlu bulduğunu kaydeden Önal, “Bizim laik Türkiye Cumhuriyeti özlemimiz var. Ama maalesef şu an ki Anayasa tam anlamı ile laik değil. Ne zamanki Türkiye Cumhuriyeti laik olursa o zamanda Aleviler asimile olmaz. Tabi öncelikle laik olması lazım ülkenin. Şu an söylendiği kadar Türkiye Cumhuriyeti laik bir ülke değil” dedi.
“BU TÜR TOPLANTILAR DAHA SIK YAPILMALI”
Asimilasyona karşı etkili olsunlar diye kurumları, dernekleri oluşturduklarını ve cemevlerini geliştirdiklerini kaydeden Önal, “Bu tür toplantıların biraz daha fazla olması halkın daha çok gelmesi ve herkesin bilinçlenmesi gerektiğini belirterek halkın bilinçlenmesi durumunda daha olumlu bir Anayasa için adım atılacağını söyledi.
PİRHA- Irak’tan gelen Kakai Alevi inanç heyeti Garip Dede Dergahı’ndaki Ceme katıldı. Kakai Piri Pir Serhat, “Alevileri biliyordum ama inancımızın bu kadar yakın olması çok şeyi anlatıyor. Canların hizmeti bizi evimizde hissettirdi. Hepimiz Hak yolunun evlatlarıyız. Bu birlik bizi güçlü kılıyor” diye konuştu.
Kakai Alevi inanç heyeti İstanbul’da bulunan Alevi dergahlarını ziyaret ettikten sonra Garip Dede Dergahında Cem’e katıldı. Kakai pirleri posta otururken, Kakai zakirler Asi Fayaq ve Kureş, Kakai nefesleri seslendirdi.
Alevi Dernekler Federasyonu Başkanı ve İmam Rıza Ocağı Dedelerinden Celal FIRAT, “Aleviler dünyanın her yerinde varlar. İnsanların geleceğine göre inancını yürütmesi önemlidir. Deyişler belki Kürtçe veya Farsça okunacak ve belki anlamayacağız ama o mana dünyasına gireceğiz. Biz hiçbir inancı renginden dolayı ötekileştirmeyiz. Kakai dostlarımız buraya gelecek, biz oraya gideceğiz ve birbirimizin Hızır’ı olacağız” ifadelerini kullandı.
Haydari Ocağı Piri Baba Hamit, “Irak Yaresanları olarak bu haliniz bizi çok mutlu etti. Aleviler ve Yaresanlar iki kardeş gibidir. Buraya gelip birbirimizi görmemiz bir kardeşliğe yol açıyor” şeklinde konuştu.
“BU BİRLİK BİZİ GÜÇLÜ KILIYOR”
Kakai Piri Pir Serhat “Varlığınız bizi çok mutlu etti. Cemaliniz ile hem hal olduk. Alevileri biliyordum ama inancımızın bu kadar yakın olması çok şeyi anlatıyor. Canların hizmeti bizi evimizde hissettirdi. Hepimiz Hak yolunun evlatlarıyız. Bu birlik bizi güçlü kılıyor. Niyazlarınız hak divanında kabul olsun” dedi.
12 hizmetin yürütüldüğü cemde lokmalar pay edildi. Kakai inanç heyeti Hacı Bektaş Veli Dergahını ziyaret etmek ve temaslarda bulunmak için bu akşam Nevşehir’e doğru yola çıkacaklar.
PİRHA – Balıkesir Edremit Ilgaz Kamp alanında Alevi Kültür Dernekleri ve Garip Dede Dergahı’nın ortaklaşa düzenlediği Alevi Kadın ve Gençlik Eğitim Kampı’nda türkü söylenip, halay çekildiğinden dolayı Jandarma şikayet var diyerek müdahale etti.
Balıkesir Edremit Ilgaz Kampında Alevi Kültür Dernekleri ve Garip Dede Dergahı’nın ortaklaşa düzenlediği Alevi Kadın ve Gençlik Eğitim Kampı’nda 5. gününde türkü söylenip halay çekilmesine Jandarma “şikayet var” diyerek engel oldu. Jandarmanın müdahalesi sonrası işletme sahibi kafeteryayı kapatarak satış yapmadığını belirtti. İşletme sahibinin bu tutumuna kamptakiler büyük tepki gösterdi. Duruma ilişkin Alevi Kültür Derneği (AKD) Başkanı Doğan Demir bir açıklama yaptı.
“HEP BİRLİKTE KÜLTÜRÜMÜZÜ VE İNANCIMIZI DEVAM ETTİRECEĞİZ”
Geldikleri günden beri inançsal, kültürel ve siyasal anlamada işletme sahibinin hep bir zorluk çıkardığını belirten Demir, “Biz burada yine kalmaya devam edeceğiz. Ben bugün tüm yaşananlara rağmen halay başını çektim. Çünkü biz yeri geldiğinde sivil insiyatifimizi kullanacağız. Bunu burada kimseye karşı direnmek için yapmıyoruz. Biz burayı iyi niyetimizle kiraladık ancak geldiğimizden beri sorun yaşıyoruz. Tüm bu zorluklara rağmen kampımızı devam ettireceğiz. Ve burada ayrılınca yine bağlarımızı koparmayacağız. Hep birlikte kültürümüzü, inancımızı birlikte devam ettireceğiz. Daha öncede böyle kamplar düzenledik ve hiçbir sorun yaşanmadı” diye konuştu.
“ASLA BOYUN EĞMEZ BEDEL ÖDEMEYE HAZIRIZ”
“ Bize türkü söyletmeseler de biz türkülerimizi birlikte söyleyeceğiz” diyen Demir, “Burada birlikte hem eğleneceğiz hem yoldaşlık yapacağız hem de inancımızı yaşayacağız. Bize burada müzik yaptırmasalar da biz buradan türkülerimizi söyleyeceğiz ve halaylarımızı çekeceğiz. Biz sivil insiyatife, muhalefet etmeye ve ezilmeye ezilirken de dik durmaya alışık insanlarız. Asla boyun eğmeğiz ve bedel ödemeye hazırız” ifadelerini kullandı.
Açıklamadan sonra kamptakiler türkü söylemeye halay çekmeye devam ettiler.
PİRHA – OHAL’in ardından çıkarılan KHK ile kapatılan ve daha sonra TMSF’ye devredilerek satılan kanallarını geri almak için TV10 emekçilerinin başlattığı eylem 71. haftasında da devam etti. Garip Dede Dergahı Başkanı Celal Fırat, “Hızır günleri, havaya, suya, toprağa cemreler düşer. Gönül ister ki bu ülkeyi yönetenlerin de yüreğine cemre düşsün” dedi.
Haberin videosu
TV10 eyleminin 71 haftasında da Galatasaray Meydanı’nda “Alevilerin sesi TV10 susturulamaz”, “Garip Dede Dergahı” pankartları açıldı. “Özgür basın susturulamaz”, “TV10 kapatılmasına Alevi halkı olarak rızamız yoktur”, “TV10 Alevilerin vicdanıdır, susturulamaz” dövizleri ile tutuklanan TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, TV10 Programcısı Veli Haydar Güleç ve kameraman Kemal Demir’in fotoğrafları taşındı.
Bu haftanın açılış konuşmasını yapan TV10 Programcısı Rohat Emekçi, “Aleviler için kutsal olan Hızır ayındayız. Hızır ayı mazlumun evrensel dilidir. Nerede bir mazlum varsa Hızır o dilde ve o renktedir. Hızır ayında olduğumuz için insanlar kutsal mekanları, ulu mekanları öperek ziyaretlerine çıkıyorlar. Suyunu katre ile veren çeşme diplerinde dualar okuyorlar” dedi.
Emekçi’den sonra söz alan Garip Dede Dergahı Başkanı ve dedesi Celal Fırat, “71 haftadır bu meydanda sesi kısılan TV10’un tekrar açılması, özgür bir çerçevede geleneğimizi, göreneğimizi, inancımızı yaşamak ve her eve tekrar mihman olmak için buradayız. Öyle bir sorunlu, sıkıntılı süreci yaşıyoruz ki TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, TV10 Programcısı Veli Haydar Güleç ve TV10 kameramanı Kemal Demir bir aydır tutuklu bulunmaktalar” diyerek bu tutuklamaların son bulmasını istedi.
“YERYÜZÜ ARTIK BARIŞLA SEVGİ İLE VUKU BULSUN”
Hasta tutukluların duruma dikkat çekilen F Oturması eylemine değinen Fırat, okunan basın metnini yüreklerini sızlattığını söyledi ve ekledi:
“Hızır ayında havaya, suya, toprağa cemreler düşer. Gönül ister ki bu ülkeyi yönetenlerin de yüreğine cemre düşsün. Ve yeryüzü artık sevgiyle, barışla, kardeşlikle vuku bulsun.”
“ZULMÜN SON BULMASINI İSTİYORUZ”
İnsanların her gün birbirini eleştirdiğini, ayrıştırdığını ve bunun bir an önce son bulması gerektiğini belirten Fırat, “Siyasi iktidar daha önce kendilerinin mağdur edildiği ile ilgili birçok söylemde bulundu. Ancak gelin görün ki mağdur olduklarını söyleyenler bugün birçok insanı suçsuz bir şekilde içeri atarak çocuklarının, ailelerinin yollarını gözlemesine sebep oluyorlar. Biz bu zulmün son bulmasını istiyoruz” diye konuştu.
“SESİMİZ HER ALANDA KISILMIŞ DURUMDA”
“TV10 ve bu gibi kanalların özgür bir çerçevede gelenek, görenek ve inancımızı bu Hızır ayında da evlerimize tekrar taşımasını istiyoruz” diyen Garip Dede Dergahı Başkanı ve dedesi Celal Fırat şöyle devam etti:
“Bugün sesimiz her yerde her alanda kısılmış vaziyette. Kendimizi ifade edecek bir ekran dahi bulamıyoruz. Bu bir zulüm ve insanlık suçudur. Gönül ister ki herkes birbirine Hızır olsun. Alevi, Sünni, Laz, Çerkez, Ermeni, Yahudi, inanı, inanmayanı ile birlikte bu ülkeyi artık özgürlükler çerçevesinde buluşturmamız lazım.”
Garip Dede Dergahı Başkanı ve İmam Rıza Ocağı Pirlerinden Celal Fırat son olarak Hızır ayı dolayısı ile getirilen elmalara lokma duası verdi. (HABER MERKEZİ)
PİRHA- Aleviler için kutsal olan ve bolluğu, bereketi, hoşgörüyü, umudu, sevgiyi, birlikteliği simgeleyen Hızır ayına ilişkin konuşan İmam Rıza Ocağı Piri ve Garip Dede Dergahı Başkanı Celal Fırat, “Kızılbaş Aleviler için Hızır her şeydir. Hızır berekettir, sevgidir, barıştır, kardeşliktir, insanların birbirlerine yönelik olan ön yargılarını kırması ve nefsini köreltmesidir” dedi.
HABERİN VİDEOSU
İmam Rıza Ocağı Piri ve Garip Dede Dergahı Başkanı Celal Fırat, Aleviler için kutsal olan ve bolluğu, bereketi, doğanın yeniden dirilişini, sevgiyi, hoşgörüyü barışı simgeleyen Hızır ayına ilişkin Pir Haber Ajansı’na konuştu.
Aleviler için kutsal olan Hızır ayına girildi. Alevilerin her yıl Şubat ayında tuttuğu Hızır orucu bölgelere göre değişiyor. Bazı yörelerde 9, 10 ve 11 Şubat, bazı yörelerde 13, 14, 15 Şubat tarihleri arasında üçer gün tutulan Hızır Orucu, bazı yörelerde ise 5 ya da 7 gün olarak tutulur. Bu nedenle Şubat ayı Aleviler açısından Hızır ayı olarak da bilinir.
“ALEVİLER İÇİN HIZIR HER ŞEYDİR”
“Kızılbaş Aleviler için Hızır her şeydir” diyen Fırat, “Hızır berekettir, sevgidir, barıştır, kardeşliktir, insanların birbirlerine yönelik olan ön yargılarını kırmasıdır ve nefsini köreltmektir. Hızır ayı aynı zamanda tabiatın uyanışı ve yeni bir canlılık algılayışıdır. Cemrenin havaya, suya, toprağa birer hafta ile düştüğü aydır” diye konuştu.
“HIZIR AYI NEŞE VE COŞKU İLE KARŞILANIRDI”
Fırat, “Hızır ayı olan 14-15 ve 16 Şubat’ta Aleviler oruç tutarlar. Bizim köyde çocukluğumda Hızır ayı büyük bir neşe ve coşku ile karşılanırdı. Akşamları börekler ve hoşaflar yapılırdı. Hatta Hızır gelecek diye akşamları yatağını yaparlardı ve yatağının başına yapılan böreklerden konulur yanına çayı yapılır bırakılırdı. Ayrıca Hızır’ın atı için ahırda yer yapılır yem konulurdu. Ve sabah uyandığımızda Hızır gelip ‘yaptığımız lokmaları yemiş mi’ diye kalkıp bakardık” diye konuştu.
Eskiden doğduğu büyüdüğü köye Hızır ayında Adıyaman’dan gelen katırcıların ve tütüncülerin Hızır gibi karşılandığını ve haftalarca misafir edildiğini belirten Fırat, ”Günümüzde toplum öyle bir hale geldi ki birbirini ayırmakta, ötekileştirmekte ve barış istediği için içeri atılmaktadır. Artık böyle bir süreçle karşı karşıyayız” ifadelerini kullandı.
“PİR VE TALİBİ BULUŞTURMALIYIZ”
“Hızır ayı sadece Alevi Kızılbaş toplumu için büyük bir önem ve değere sahiptir” diyen Fırat şunları ifade etti:
“Kızılbaş Aleviler Hızır ayında pirlerinin evlerine mihman olmasını ve eşiklerine giderek bir dua vermesini beklerler. Bugün ise metropollere geldiğimizden dolayı bu ilişkilerin zedelendiğini görüyoruz. Dede talip ve pir talip ilişkileri ciddi bir dejenerasyon ile karşı karşıyadır. Eski ilişkilerimizi tekrar canlandırmamız lazım. Pir ve talibi buluşturmalıyız. Hızır geldiğinde sorun sıkıntı var ise o sorun ve sıkıntıları çözüp mutluluk, huzur bahşedildiği inancı vardır.”
“HER BİRİMİZ BİR HIZIR OLMALIYIZ”
Fırat, “Alevilerin Hızır ayına tarihsel bir misyon yüklemiştir. Alevi Kızılbaş geleneği çerçevesi içerisindeki Hızır inancını Hakka şirk koşmak olarak görenler oluyor. Ancak Hızır bizim için nefestir, hayattır, tabiattır ve doğadır. Aleviler her zaman barışseverdir. Dillerinde hiçbir zaman ırkçılık ve ötekileştirme yoktur. Aleviler hep sevgiden bahsederler. Kan, şiddet ve gözyaşı olmaması için gülbang ile dua ederler. Bu nedenle Hızır’ın bu zor süreçte tez zamanda gelmesi lazım. Ama biz biliriz ki her birimiz bir Hızır olmamız lazım. Eğer biz Hızır’ı başka yerlerde beklersek başımızdaki zalimler bize bu zalimliği yapmaktan geri duymayacaktır. Bu yüzden herkes birbirinin Hızır’ı olmalıdır. Herkes birbirinin elinde tutmalıdır. Çünkü bu inancın felsefesi bunu gerektiriyor” diye konuştu.
“SUSMA SUSTUKÇA SIRA SANA GELECEKTİR”
“Her bir vatandaş ve Kızılbaş Alevilerin yapması gereken bu süreçte daha sımsıkı yan yana durup ülkede yapılan bu zalimliklere hukuksuzluklara karşı durarak ses çıkarmalarıdır” diyen İmam Rıza Ocağı Piri ve Garip Dede Dergahı Başkanı Celal Fırat son olarak şunları ifade etti:
“Biz her zaman ‘Susma Sustukça Sıra Sana Gelecektir’ deriz. Bugün sıra hepimizde çünkü, gelenek, görenek, düşünce ve dilinden dolayı herkes tutuklanıp içeri atılmaktadır. Ve gerçekten zulmün çok olduğu bir süreç yaşıyoruz. Hızır umarım tez zamanda gelerek hepimizin carına yetişir. Ama şunun bilincinde olmamız lazım. Hızır’ı farklı yerlerde aramamız lazım. Çünkü hepimiz birer Hızır sayılırız. Eğer ben dara düştüğümde sen bana yetişirsen benim Hızır’ım sensin diye düşünüyorum.” (HABER MERKEZİ)