PİRHA – 4 yıl önce bugün, herkese adil yargılanma talebiyle girdiği ölüm orucu direnişinin 238. gününde hayatını kaybeden Avukat Ebru Timtik, meslektaşları tarafından Gazi Mahallesi’ndeki mezarı başında anıldı
Türkiye’de ihlal edilen adil yargılanma hakkı için yaptığı ölüm orucu direnişinin 238. gününde hayatını kaybeden Avukat Ebru Timtik, meslektaşları ve müvekkilleri tarafından Gazi Mezarlığı’ndaki mezarı başında anıldı. “Ebru Timtik ölümsüzdür” pankartının açıldığı anma, 1 dakikalık saygı duruşuyla başladı. Timtik’in mezarı başına avukat cüppesi ve karanfiller bırakıldı. Timtik’in mezarını karanfillerle ve cübbelerle donatan avukatlar, Ebru’nun en sevdiği türküleri söyledi.
“DİRENİŞİ DÜNYADA YANKI BULDU”
Avukatlar adına açıklamayı okuyan Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) İstanbul Şube Başkanı Ezgi Önalan, “4 yıl önce Ebru’muzun 38 kilo kalmış bedenini omuzladık ve vasiyet ettiği gibi annesiyle kavuşturduk,” diyerek sözlerine başladı. Ebru’nun ve Aytaç’ın adil yargılanma hakkı direnişinin bütün dünyada yankısını bulduğunu hatırlatan Önalan, dünyadan 2 milyon avukat nasıl adaletsizce yargılandıklarını öğrendiğini vurguladı.
“Ebru’ya sadece konuşmak yetmezdi. Ebru, hayatını hak ve adalet mücadelesine adamıştı. Adaletsizlik kendisine yöneldiğinde de susmayacağını, öylece durmayacağını hepimiz biliyorduk. Faşizm, ömründen 13 seneyi istiyordu. Haksız yere değil 13 senesini 13 gününü bile vermeyeceğini biliyorduk. Önce hakkında verilen tahliye kararının aynı gün geri alınarak tutuklanmak istenmesine karşı direndi. Tutuklanmasından sonra ise adalet talebiyle ölüm orucunda olan müvekkillerinin açlıklarına ortak oldu. 5 Nisan Avukatlar Günü’nde ise Aytaç’la beraber direnişlerini ölüm orucu halinde sürdürmeye karar verdiler. Biz, 238 gün boyunca çalmadık kapı, Ebru’yu anlatmadığımız tek kişi bırakmadık. Ebru bütün sözlerin çok üzerinde 238 gün boyunca canıyla konuştu. Ebru’nun bedeni 38 kilodan çok daha ağırdı. Her türlü adaletsizliği yapabileceklerini ve kimsenin buna karşı duramayacağını zannedenlerin yüzlerine vurulmuş ağır bir tokattı. Bugün siyasal iktidarın Ebru’nun isminden ve onun anılmasından bu kadar korkmasının sebebi budur.”
PİRHA- 12 Mart 1995’te Gazi Mahallesi’nde faşistlerin gerçekleştirdiği ve 22 kişinin yaşamını yitirdiği katliamın 29. yıldönümünde katliam lanetlendi. Gazi Cemevi’nden eski karakola yüzlerce kişi yürüyüş yaparak, katliamın bir ‘devlet organizasyonu’ olduğuna dikkat çekti. Anmada, 23 yıl sonra yeniden açılan katliam davasında sanık polisler hakkında beraat kararı verilmesine de tepki gösterildi.
12 Mart 1995’te Gazi Mahallesi’nde üç kıraathane ve bir pastanenin faşistler çeteler tarafından taranması ve sonrasında Ümraniye’ye uzanan saldırıların ardından 22 kişi yaşamını yitirdi ve yüzlerce kişi yaralandı. Katliamın 29. yılında 12 Mart Platformu, Gazi ve Ümraniye Şehit Aileleri, Alevi kurumları ve Gazi Mahallesi halkının çağrısıyla düzenlenen anma töreni için Gazi Cemevi önünde buluşuldu. Gazi Cemevi etrafı anma programı öncesinde polis tarafından ablukaya alındı. Gazi Cemevi önündeki toplanan kitle katliamın yapıldığı eski karakol önüne yürüdü.
ÇOK SAYIDA KİŞİ KATILDI
12 Mart Platformu’nun çağrısıyla yapılan anmaya Gazi ve Ümraniye katliamlarında hayatlarını kaybedenlerin yakınları, Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe, Demokratik Alevi Dernekleri Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez, DEM Parti Milletvekilleri Celal Fırat, Kezban Konukçu, DEM Parti İBB Eş Başkan adayları Murat Çepni ve Meral Danış Bektaş, EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, EMEP İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, ESP Eş Genel Başkanı Şahin Tümüklü, Emekçi Hareket Partisi (EHP) Sözcüsü Özge Akman, Gezi Direnişi’nde hayatını kaybeden Berkin Elvan’ın ailesi, Alevi kurumları, siyasi parti ve yöre derneklerinin temsilcileri ile mahalle halkı katıldı.
KATLEDİLENLERİN İSMİ OKUNDU
Yürüyüş sırasında ayrıca sık sık “Gazi’yi unutma unutturma”, “Gazi’nin hesabı sorulacak”, “Gazi şehitleri ölümsüzdür”, “Susma sustukça sıra sana gelecek”, “Anaların öfkesi katilleri boğacak”, “Katiller halka hesap verecek”, “Hükümet istifa” sloganları atıldı. Katliamda hayatını kaybedenlerin isimleri okunarak ‘Yaşıyor’ denildi.
KARANFİLLER BIRAKILDI
Yürüyüşün ardından katliamın yaşandığı eski postane önünde bir araya gelen kitle yaşamını yitirenler için bir dakikalık saygı duruşunda bulundu. Saldırıların yaşandığı noktalara kırmızı karanfiller bırakıldı, “Unutmayacağız” denildi.
“SALDIRI ALEVİSİ, SÜNNİSİ TÜM HALKAYDI”
Burada yapılan basın açıklamasını, katliamda hayatını kaybeden Dilek Şimşek’in kardeşi Erkan Şimşek okudu. Şimşek, “Gazi halkı provokasyonu yapanı da yaptıranı da nedenini de biliyordu. Amaç Gazi’de devrimci muhalefeti sindirmek ve tüm devrimci, demokrat halka gözdağı vermekti. Saldırı Alevisi, Sünnisiyle tüm halka idi” dedi.
SORUMLULARIN CEZALANDIRILMASI ÇAĞRISI
Şimşek, katillerin polislerin arasında rahatça kaybolması üzerine halkın karakola yürüdüğünü ve burada da polislerin halkı taradığını ifade etti. Şimşek, 22 kişinin katledildiği ve yüzlerce kişinin de yaralandığını anımsatarak, “Günlerce ülkenin gündemine oturan direnişte basında çok net görüldüğü üzere vuranların kim olduğu belli olmasına rağmen, açılan göstermelik davada yargılanan katiller cezalandırılmadı. Gazi’de yaşanan bu katliamdan dönemin Başbakanı Tansu Çiller, İçişleri Bakanı Nahit Menteşe, Emniyet Genel Müdürü-istihbarat Daire Başkanı Hanife Avcı, Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar, İstanbul Valisi Hayri Kozakçıoğlu, İstanbul Emniyet Müdürü Necdet Menzir ve bunların tetikçileri sorumludur ve cezalandırılmalıdır” ifadelerini kullandı.
GAZİ MEZARLIĞI’NDA ANMA
Kitle, basın açıklamasının ardından şehitleri anmak için Gazi Mezarlığı’na yürüyüşe geçti. Mezarlıkta yapılan açıklamada katliamda hayatını kaybedenlerin ailesinden Cemal Poyraz ve Cumartesi Anneleri adına ise Hanife Yıldız kısa birer konuşma yaptı. Konuşmaların ardından Haşim Kızılveren Dede gülbeng okudu.
PİRHA- Aydınlatılmayan ve üstü ‘zaman aşımı’ ile örtülen Gazi Katliamı 28. yılında yürüyüş basın açıklamasıyla protesto edildi. Binlerin katıldığı açıklamada, katliamın bir ‘devlet organizasyonu’ olduğuna dikkat çekilerek katliamların aydınlatılması ve faillerin cezalandırılması çağrısında bulunuldu.
İstanbul’da çoğunlukta Alevi yurttaşların yaşadığı Gazi Mahallesi’nde 12 Mart 1995 tarihinde 22 kişinin yaşamını yitirdiği ve yüzlerce kişinin yaralandığı katliamın üzerinden 28 yıl geçti. Tarihe Gazi Katliamı olarak geçen olayın yaşandığı gün, çoğunlukta Alevilerin bulunduğu 5 kıraathane ve bir pastane aynı anda kimliği belirsiz kişilerce otomatik silahlarla tarandı. Mahallede üç gün boyunca devam eden olaylar daha sonra Ümraniye’ye bağlı Mustafa Kemal (1 Mayıs) Mahallesi’ne sıçradı. Buradaki protestolara yönelik gelişen polis saldırısında ise 5 kişi daha yaşamını yitirdi, 14 kişi ise yaralandı.
12 Mart Platformu, 12 Mart 1995’te Gazi Mahallesi’nde yaşanan katliamın 28’inci yıldönümüne ilişkin Gazi Eğitim ve Kültür Vakfı (Cemevi) önünde bir araya geldi. Cemevi önüne bayrak, flama ve dövizlerle gelen platform üyelerinin ellerindeki “Katil devlet” ve “devlet öldürdü” şeklindeki dövizlere polis tarafından el konuldu.
Binlerin bir araya geldiği anmaya, Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Ercüment Akdeniz ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu’nun yanı sıra çok sayıda siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcisi de katıldı.
YÜRÜYÜŞE POLİS ENGELİ
Kitle, bir süre sonra çok sayıda kişinin katledildiği eski yere doğru yürüyüşe geçti. Yürüyüşte yaşamını yitirenlerin fotoğrafları ile “Gazi’den Ümraniye’ye Adalet İstiyoruz” yazılı pankart taşındı. Yaşamını yitirenlerin isimleri tek tek okundu. Kitle, okunan isimler için hep bir ağızdan “yaşıyor” diye haykırdı. Yürüyüşte, ayrıca depremden etkilenen şehir isimleri de okundu. Bu sırada sık sık “hükümet istifa” sloganı yükseldi. Kitle ve katledilenlerin aileleri, Hüseyin Altın Parkı’na karanfil bıraktı.
Eski Karakol önünde basın açıklaması okundu. Açıklamayı okuyan Erkan Şimşek kadın cinayetlerine, artan çocuk istismarına, Alevilere yönelik asimilasyona, Şenyaşar Ailesi’nin adalet arayışına, depremde yaşanan katliama ve Amedspor’a yönelik saldırıya dikkat çekti.
“AMAÇ HALKA VE DEVRİMCİ MUHALEFETE GÖZDAĞI”
Şimşek, saldırılar ile Gazi’de devrimci muhalefetin sindirilerek göz dağı verilmek istendiğine dikkat çekerek, “Bundan tam 28 yıl önce 12 Mart 1995’te İsmet Paşa Caddesi’nde bagajında Şoför Mesut Efe’nin cesedi ile ilerleyen taksiden açılan ateşle Kahvehaneler kurşun yağmuruna tutulmuş bir kişi hayatını kaybetmiş 5’i ağır 25 kişi yaralanmıştı. Gazi halkı için bu saldırılar yeni değildi. Gazi halkı üzerinde baskı, terör hiçbir zaman eksik olmamıştı. Gazi halkı böyle saldırılara alışıktı. Alışık olmak kanıksamak anlamına gelmiyor tam aksine öfkeyi kabartıyordu. Kabaran öfkeyle halk bir anda sokakları doldurdu. Eli kanlı katillerin amacı halkı birbirine kırdı kırdırmak suretiyle Alevi-Sunni çatışması yaratmaktı. Amaç Gazi’de devrimci muhalefet sindirmek ve devrimci demokratik Gazi halkına gözdağı vermekti” diye konuştu.
“KATİLLER ELİNİ KOLUNU SALLAYARAK KAYBOLDU”
‘Katiller nasıl oldu da Gazi gibi polis devriyelerinin bu kadar yoğun olduğu bir yerde elini kolunu sallayarak bir anda ortadan kayboldu?’ diye soran Şimşek, “Bunun açıklamasını Gazi halkı biliyordu. Bu yüzden öfkesi sel oldu ve gazi karakoluna akmaya başladı. Katillerin yakalanmasını ve cezalandırılmasını isteyen halka bu sefer de halkı korumakla görevli Devlet güçleri tarafından dünya basının gözü önünde hedef gözetilerek otomatik silahlarla ateş edilmiş yüzlerce kişinin yaralanmasına sebep olunmuştur. Gazi halkının zalime ve zulme direnişi sokağa çıkma yasağına, katliamlara, polis şiddetine, 18 şehit ve 100’lerce yaralıya rağmen üç gün sürdü. Ümraniye’de Gazi halkına destek vermek isteyen kitleye bir okulda pusuya yatmış katiller tarafından ateş edilerek 4 canımız daha katledildi” dedi.
“KATİLLER VE TETİKÇİLER CEZALANDIRILMALI”
Şimşek, katillerin polislerin arasında rahatça kaybolması üzerine halkın karakola yürüdüğünü ve burada da polislerin halkı taradığını ifade etti. Şimşek, 18 kişinin katledildiği ve yüzlerce kişinin de yaralandığını anımsatarak, “Günlerce ülkenin gündemine oturan direnişte basında çok net görüldüğü üzere vuranların kim olduğu belli olmasına rağmen, açılan göstermelik davada yargılanan katiller cezalandırılmadı. Sadece katil polislerden Adem Albayrak’a dört kişiyi öldürmekten üç buçuk yıl, Mehmet Gündoğdu’ya iki kişiyi öldürmekten bir yıl sekiz ay ceza verildi. Gazi’de yaşanan bu katliamdan dönemin Başbakanı Tansu Çiller, İçişleri Bakanı Nahit Menteşe, Emniyet Genel Müdürü-istihbarat Daire Başkanı Hanife Avci, Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar, İstanbul Valisi Hayri Kozakçıoğlu, İstanbul Emniyet Müdürü Necdet Menzir ve bunların tetikçileri sorumludur ve cezalandırılmalıdır” ifadelerini kullandı.
ALEVİ ASİMİLASYONU, KADIN CİNAYETLERİ, DEPREM
Kadın cinayetleri ve çocuk istismarı oranlarındaki artışa dikkat çeken Şimşek, inanç diktasının ve asimilasyonun sürdüğünü, cemevlerine baskı politikası uygulandığını, basının cendereye alınarak halkın haber alma hakkının engellendiğini ve adalete duyulan açlığın arttığını kaydetti.
Siyasi iktidarın Aleviler üzerindeki baskı ve inkar politikalarını sürdüğünü belirten Şimşek deprem bölgesinde yaşananları hatırlatarak, “Felaketler kaderimiz değil. Açığa çıkan tablo her açıdan acı verici ve düşündürücü. Binaları denetlemeyen ve deprem vergilerini amacı dışında kullanan siyasi iktidar yaşanan yıkımın birinci dereceden sorumlusudur. Depremin yarattığı yıkımı ek olarak coğrafyanın demografik yapısının değiştirilmeye çalışıldığını da görüyoruz.” şeklinde konuştu.
GAZİ MEZARLIĞI’NDA ANMA
Kitle, basın açıklamasının ardından şehitleri anmak için Gazi Mezarlığı’na yürüdü. Mezarlıkta yapılan açıklamanın ardından Haşim Kızılveren Dede gulbenk okudu.
Anma sonrasında Gazi Cemevine geçen Alevi kurumları, Maraş merkezli iki depremde Hakk!a yürüyenler için çerağlar uyandırdı.
PİRHA- Alevi kadınlar, 22 Nisan’da İstanbul’da Hakk’a yürüyen Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım’ı Gazi Mahallesi’nde bulunan kabri başında andı. Anmada kadınlar adına konuşan Songül Tunçdemir, Zeynep Yıldırım’ın Alevi inancı için verdiği mücadeleye değinerek, onu kaybetmenin acısını dile getirdi. Tunçdemir, “Hak ve hakikat ışığında verdiğin emekler, ödediğin bedeller Alevi kadınlara çıra oldu. Seni her zaman özleyeceğiz” dedi.
İstanbul’da 22 Nisan 2021’de koronavirüs nedeniyle Hakk’a yürüyen Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım, Alevi kadınlar tarafından Gazi Mezarlığı’ndaki kabri başında anıldı.
Anmaya, Yıldırım’ın arkadaşları Sadegül Çavuş, Dilber Özdemir, DAD Eş Genel Başkanı Saime Topçu, Çilem Küçükkeleş, sanatçılar Pınar Aydınlar ve Ayfer Düztaş, PSAKD Kartal Şube’nin eski Başkanı Songül Tunçdemir, PSAKD Ataşehir Şube Başkanı Gülsev Kaya, PSAKD Ataşehir Şube Üyesi Nafiye Kaban, Eğitim Sen üyesi Ayten Ekinci ve bir çok kadın katıldı.
Çerağ uyandırılmasının ardından Sadegül Çavuş Gülbenk okurken, Ayfer Düztaş da ağıtlar söyledi.
Eski PSAKD Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir de kısa bir konuşma yaptı.
Tunçdemir, “Alevi kadınlar olarak seninle ertelediğimiz buluşmayı gerçekleştirmek için sana geldik. Senin evine seni ziyarete geldik. İsterdik ki cemal cemal olup ağız dolusu gülüşler eşliğinde muhabbet edelim ama çok vakitsiz gittin. Gözyaşlarımızı içimize akıta akıta geldik. Ne sen giderken hoşça kal diyebildin bize ne de biz güle güle diyebildik sana. Bu yüzden biz hala gittiğine inanamayarak geldik. Emek verip büyüttüğün değerlerimizi, Hak ve hakikat adına kurduğun sözleri, şefkatini, naifliğini ve o dünyalara değer gülüşünü yüreğimize alarak, avuçlarımızda sıkı sıkı tutarak geldik.” dedi.
“AH NE ZORMUŞ GİDİŞİNE BÖYLE UZAKTAN BAKMAK”
Tunçdemir şöyle devam etti:
“Ah ne zormuş böyle gidişine böyle uzaktan bakmak. Ne kadar zormuş hayaline sarılarak toprağına kırmızı güller bırakmak. İsterdik ki Yolumuza verdiğin emekler en güzel şekilde taçlandırılsın, isterdik ki senin ne kadar sahiplenildiğini dost da düşman da görsün. Gelemedik, göremedik, seni uğurlayamadık ama bilmeni isteriz ki iyileşmen için, tekrar aramıza dönmen için Hızır’ı her daim carına çağırdık.
“AĞIR BEDELELR ÖDETMEK İSTEDİLER AMA YILMADIN”
Bu bozuk düzende zindan gördün, zulüm gördün, baskılar gördün. Yaratmış olduğun güzelliklerin bedelini en ağır şekilde ödetmek istediler. Ama sen yılmadın, yolundan hiç dönmedin. Bu zulmedenlere dert olsun.
“YOLUMUZDA HEP ANILACAKSIN, ALEVİ KADINLARA ÇIRA OLDUN”
Her gidiş erkendir ve zordur. Ama senin gidişin daha zor oldu direnç çiçeğimiz. Sen gittin ama bizler biliyoruz ki hakikate olan inancınla emek verdiğin yolumuzda hep taze kalacaksın, anılacaksın, yaşayacaksın. Yattığın yer seni incitmesin. Devrin daim olsun. Toprağından öpüyoruz. Biliyoruz ki bu dünya döndüğü sürece hakikatin bizlere ışık olacak. Hak ve hakikat ışığında verdiğin emekler, ödediğin bedeller Alevi kadınlara çıra oldu. İyi ki geçtin bu dünyadan, iyi ki geçtin Yolumuzdan, iyi ki can kattın birlikteliğimize. Seni her zaman özleyeceğiz.”
Kadınlar, anma sonrası Zeynep Yıldırım’ın annesi Kezban Bektaş’ı evinde ziyaret etmek üzere Armutlu’ya gitti.
İstanbul’da 31 Mart’ta yakalandığı koronavirüs nedeniyle 1 Nisan’da hastaneye kaldırılan Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım 22 Nisan’da Hakk’a yürümüştü.
Zeynep Yıldırım Armutlu Cemevinde Hakk’a uğurlandıktan sonra Gazi Mezarlığı’nda kardeşi Mustafa Bektaş’ın yanında toprağa sırlanmıştı.
PİRHA- 17-31 Mayıs Uluslararası Gözaltında Kayıplar haftası kapsamında kayıp yakınları ve İHD İstanbul Şubesi, gözaltında kayıplar mücadelesinde simge isimlerinden Hasan Ocak ve Rıdvan Karakoç’un mezarları başında bir anma yaptılar.
İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi, 17-31 Mayıs Uluslararası Gözaltında Kayıplara Karşı Mücadele Haftası kapsamında 1995 yılında gözaltına alındıktan sonra sonra cansız bedenlerine ulaşılan Hasan Ocak ve Rıdvan Karakoç’u mezarı başında andı.
İHD İstanbul Şubesi ve Cumartesi Anneleri, kaybedilenler için adalet mücadelesinin 26’ncı yılında Hasan Ocak ve Rıdvan Karakoç için Gazi Mahallesi’nde anma düzenledi.
Anma, gözaltında kaybedilenler için bir dakikalık saygı duruşu ile başladı. Çok sayıda kişinin katıldığı anmada sık sık, “Rıdvan’dan Hasan’a sürüyor, sürecek mücadelemiz” sloganları atıldı.
“DEVLETİN TAŞERON ÖRGÜTLERİ KATLETTİ”
Anmada ilk olarak söz alan Rıdvan Karakoç’un kardeşi Hasan Karakoç, devlet içerisindeki taşeron örgütlerin gözaltında kaybetme suçunu işlediğini ifade etti. 26 yıldır adalet mücadelesi sürdürdüklerinin altını çizen Karakoç, “26 yıldır kayıplara ilişkin mücadele ediyoruz. Onların yolunda, izinde olduğumuzu ifade ediyoruz. Devletin içerisindeki katiller, taşeron örgütlerin katlettiği biri de abim. 26 yıldır baskıya, zulme, işkence ve kaybedilme korkusuna rağmen bu mücadeleyi inatla sürdürüyoruz. İnatla, inançla mücadele ediyoruz. Binlerce insan bu mücadele ile hayattan koparılmaktan kurtarıldı. Kaybedilen, henüz akıbeti ortaya çıkarılmayan binlerce insanı da saygıyla anıyorum. Kardeşimin ve yoldaşlarının gözü arkada kalmasın. Mücadeleniz ilham kaynağımızdır” diye konuştu.
“GÖZALTINDA KAYBETME SUÇUNUN MEKANİZMALARI AYAKTA TUTULUYOR”
Kitle, Rıdvan Karakoç’un mezarı başında yapılan anmadan sonra Hasan Ocak’ın mezarına doğru sloganlarla yürüdü. İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri burada yaptığı açıklamada, gözaltına kaybedilenlerin dosyalarının zaman aşımı gerekçesiyle kapatılmak istendiğine vurgu yaptı.
Yoleri, faillerin korunduğunu ve gözaltında kaybetme suçunun işlenmesine yönelik mekanizmaların ayakta tutulduğunu ifade ederek şöyle devam etti:
“1995 yılında başlayan Cumartesi Anneleri ismiyle de bu güne kadar mücadelenin bir kazanımı gözaltında kayıpların durdurulmasıydı. 2016 yılından bu yana artan kaçırma, kaybetme girişimleri mevcut. Acılar bitmediği, kayıplar bulunmadığı halde dosyalar kapatılarak hakikat gizlenmeye çalışılıyor. Failler halen korunuyor. Yeniden gözaltına kaybetme suçunun işlenmesine imkan verecek mekanizmalar ayakta tutuluyor. Hasan Ocak ve Rıdvan Karakoç şahsında adalet arayışının neden kıymetli olduğunun bir kere daha altını çiziyoruz. Adaletin sağlanması demek bir daha gözaltına kayıpların yaşanmaması demektir. Devleti bu politikayı uygulamadan vazgeçirecek bir toplumsa güce ihtiyacımız var. Hakikat ve adalet mücadelesinden asla vazgeçmeyeceğiz.”
“HASAN’I BULDUK, KATİLLERİNİN PEŞİNDEYİZ”
“26 sene önce Hasan’ı bulduk, 26 senedir katillerin peşindeyiz” diyen Hasan Ocak’ın kardeşi Ali Ocak ise, ağabeyinin 1995 yılında Alevilere yönelik gerçekleşen Gazi Katliamı’nda direnenlerden birisi olduğunu hatırlattı.
Ocak, adalet mücadelelerinde defalarca kez işkenceye, saldırılara uğradıklarını kaydederek, “1995’te devlet çeteleri tarafından Alevilere yönelik bir katliam gerçekleştirildi. Hasan Ocak’ta bu çetelerin katliamlarına öfkesini ortaya koyan on binlerce insanlardan biriydi. Hasan’ı gözaltına aldılar, kaybettiler. 26 sene önce Hasan’ı bulduk, 26 senedir katillerin peşindeyiz. İğne ile kuyu kazar gibi hakikati ortaya çıkardık. Hakikat ortaya çıktıkça onlar yalan perdesine sığınıyorlar. Onlar önümüze polisle, jopla, mahkeme ile çıkıyorlar. Hasan’ın katillerini ortaya çıkarmadıkça mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Hakikatlerin üstünü karartamazsınız” ifadelerini kullandı.
Anma mezar başlarına karanfil bırakma ile son buldu.
PİRHA- Ölüm orucunun 238’inci gününde (27 Ağustos) akşam saatlerinde yaşamını yitiren tutuklu avukat Ebru Timtik’in cenazesinin kaldırıldığı Adli Tıp Kurumu önündeki bekleyiş sürüyor. ÖHD’li avukatlar, cenazenin Cumartesi günü Gazi Mezarlığı’nda toprağa verileceğini söyledi.
Haberin videosu:
“Adil yargılanma” talebiyle girdiği ölüm orucunun 238’inci gününde yaşamını yitiren tutuklu avukat Ebru Timtik’in cenazesi, otopsi için İstanbul Yenibosna’daki Adli Tıp Kurumu’nda (ATK) bekletiliyor. Timtik’in yakınları, meslektaşları ve çok sayıda yurttaşın polis ablukasındaki Adli Tıp Kurumu önünde bekleyişi sürüyor.
GAZİ MEZARLIĞI’NDA TOPRAĞA VERİLECEK
Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi avukatlardan alınan bilgilere göre, Timtik’in cenazesi Gazi Cemevinde yapılacak törenin ardından vasiyeti üzerine 29 Ağustos Cumartesi günü Gazi Mezarlığı’nda bulunan annesinin kabrinin yanında toprağa verilecek.
TANRIKULU: SORUMLULUĞU OLAN SİYASET VE YARGI KURULU VAR
CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da, şunları kaydetti:
“Maalesef avukat arkadaşımızı kaybettik. Son derece üzgünüz. Şimdi naaşı Adli Tıp Kurumu’nda. Şu an ölü bahanesi dediğimiz kimlik tespiti yapılıyor. Yarın sabah otopsi işlemleri yapılacak. Daha sonra naaşı defin için ailesine teslim edilecek. İnsanların vicdanını körelten ölümlerdendir açlık grevi ve ölüm orucu direnişleri ile ölmek. Maalesef bu süreçte sorumluluğu olan kurul var. Başta siyaset ve yargı kurulu var. Arkadaşımız ölmeden adil yargılanacağı bir ortam yaratabilirdik fakat olmadı. Aileden aldığım bilgilere göre; Cumartesi günü saat 13:00’te annesinin yanına defin konusunda görüşleri var ve kendisinin de talebi bu yöndeymiş. Kardeşi Barkın Timtik hala Silivri Cezaevi’nde tutuklu. Yakınları Dersim’de dolayısı ile yakınlarının gelmesi açısından zamana ihtiyaç var bir de infaz yasasında yapılan değişiklikle yakınlarının cenaze törenine katılmak için bir izne ihtiyacı var, o prosedürleri avukat arkadaşlar başlatacaklar.
Maltepe’nin Gülsuyu Mahallesi’nde uyuşturucu çeteleri tarafından öldürülen Hasan Ferit Gedik, mezarı başında anıldı.
İstanbul Maltepe’nin Gülsuyu Mahallesinde uyuşturucu çetelerinin öldürdüğü Hasan Ferit Gedik, ölümünün 6’ıncı yılında Gazi Mahallesi’nde bulunan Gazi Mezarlığı’nda anıldı. Gezi Şehit ve Gaziler Platformu tarafından organize edilen anmaya Hasan Ferit Gedik’in ailesi, ev baskını sırasında polisler tarafından vurularak öldürülen Dilek Doğan’ın annesi Aysel Doğan, Gezi Parkı eylemleri sırasında polis tarafından gaz fişeğiyle vurularak öldürülen Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan’ın yanı sıra çok sayıda kişi katıldı.
Polis ablukası altında gerçekleşen anmada aileler mezarlık girişinde polisin Genel Bilgi Taraması (GBT) yapılarak mezarlığa alındı. Mezar başında bir araya gelen aileler, saygı duruşundan sonra, mezarda mumlar yaktı. Anmaya katılanlara lokma dağıtıldı.
Anma sırasında polislerin aileleri taciz ettiği görüldü. Aileler de polise “Çocuklarımızın ölüsünden bile korkuyorsunuz” diye tepki gösterdi.
Gedik’in anmasından sonra TİKKO’lu Hasan Ben ve 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nda yaşamını yitiren İnşaat-İş üyesi Serdar Ben’in de mezarları ziyaret edildi.
PİRHA- Gözaltında Kayıplara Karşı Uluslararası Mücadele Haftası kapsamında, kayıp yakınları ve İHD İstanbul Şubesi, 24 yıl önce gözaltına alınıp öldürülen Rıdvan Karakoç ve Hasan Ocak’ı mezarı başında andı.
Mezarlığa yakın bir mesafede bir araya gelen Ocak ve Karakoç aileleri ile çok sayıda kişi Gazi Mezarlığına doğru yürüyüşe geçti. Yürüyüş esnasında Hasan Ocak’ın ve Rıdvan Karakoç’un posterleri taşınırken ‘Hasan Ocak’ı ve Rıdvan Karakoç’u unutmadık’ pankartı açılarak ‘Hasan, Rıdvan ölümsüzdür’, ‘Failler belli kayıplar nerede’, ‘Susma sustukça sıra sana gelecek’ ve ‘şehit namırın’ sloganları atıldı.
Mezarlığa gelen kitle ilk önce mezarlık girişinde bulunan Hasan Ocak’ın mezarına gelerek burada tüm gözaltında kaybedilenler için bir dakikalık saygı duruşunda bulundu. Cumartesi Anneleri’nin simgesi haline gelen Emine Ocak, oğlu Hasan Ocak’ın mezarı başında “Gençlere, annelere, halkımın toprağına ve herkese ayrı ayrı selam söylüyorum” diyerek herkesi selamladı. Ardından kitle Rıdvan Karakoç’un mezarı başına doğru yürüyüşe geçti.
“HİÇBİRİNİZ KİMSESİZ DEĞİLDİNİZ”
Rıdvan Karakoç’un mezarı başında konuşan Ocak ailesinden Hüseyin Ocak, Rıdvan Karakoç’un cansız bedenini nasıl bulduklarını anlattı. Kenan Bilgin sandıkları cansız bedenin Rıdvan Karakoç’a ait olduğuna sonradan fark ettiklerini belirten Ocak, soruşturmayı yürüten savcıların sürekli olarak değişmesine dikkat çekti. Ocak, “Bu sistemde, bu hükümet yönetiminde bir şeylerin ortaya çıkacağına inancımız olmasa da her zaman kayıplarımıza verdiğimiz sözü yerine getirerek onların katillerinin ortaya çıkması için ne gerekiyorsa yapacağız” dedi.
Rıdvan Karakoç’un kardeşi Hasan Karakoç ise mezarı başında “Merhaba hevale Rıdvan, roj baş” diyerek Rıdvan’ı selamladı. Kimsesizler mezarlığına gömülen Rıdvan’ın kimsesiz olmadığını vurgulayan Karakoç, “Sen ve senin gibi özgürlük, bağımsızlık, insan hakları ve demokrasi mücadelesi veren arkadaşların, hiçbir yoldaşın yalnız değildi” ifadelerini kullandı.
HDP Sultangazi İlçe Eş Başkanı Zübeyde İnce de yıllardır yöneticilerin değiştiğini fakat zihniyetin hep aynı kaldığını belirtti. Ocak ve Karakoç’u bir mezar taşları olduğunu fakat birçok kaybın bir kemiğinin dahi bulunamadığını dile getiren İnce, hapishanelerde tecrite karşı açlık grevleri ve ölüm oruçlarına başlayan tutsakların anneleri ile ilgili de “Çocuklarımızın ölmesin diye hapishaneler önünde çocuklarının yaşamasını isteyen anneleri dahi sürükleyen zihniyetle Rıdvan, Hasan ve nicesini kaybeden zihniyet aynıdır” dedi.
Hasan Ocak’ın mezarı başında Ocak ailesinden Ali Ocak bir konuşma yaptı. Hasan’ın ömrünün karanlık faşist zihniyete karşı mücadele ile geçtiğini vurgulayan Ocak, karanlık güçlerin bütün kinini son olarak Gazi Katliamı’nda öne çıkan Hasan’ı katletmekte bulduklarını ifade etti.
“AĞRIMIZ DAHA DA ÇOĞALIYOR”
İHD İstanbul Şube Başkanı Av. Gülseren Yoleri’nin de dava sürecine dair bilgilendirmelerde bulunduğu anma etkinliğinde Ocak ailesinden Maside Ocak ise her yıl bu mezarlığa gelmenin kendileri için daha da ağırlaştığını belirterek şöyle konuştu:
“Suruç’tan sonra Hasan’ın karşısına dizilen mezarlar çoğaldıkça, yüreğimizde Hasan’a dair büyüttüğümüz ağrı daha da çoğaldı. Bu yıl da Hasan’ın yanı başına gelen İrfan’ı görünce ağrımız biraz daha çoğaldı. Biz Hasan’a, tüm kayıplarımıza ve Hasan’dan öğrenip faşizmi bir adım daha geriletmek için mücadeleye katılan tüm dostlarımıza bir kez daha söz veriyoruz; unutmayacağız, affetmeyeceğiz, vazgeçmeyeceğiz”
“DEVLETİN KAYBETME VE KATLİAM POLİTİKASI SONA ERMEDİ”
Son olarak konuşan ESP/SKM MYK Üyesi Ezgi Bahçeci, “Bu coğrafyada kayıplar mücadelesi ne yazık ki hala çok güncel. Çünkü devletin kaybetme ve katliam politikası sona ermedi” diyerek kaybedenlerin yargı önüne çıkarılmadığını belirtti. “Bizler sosyalistler olarak faillerin bulunması, hesap sorulması için mücadele etmeye devam edeceğiz. Bu topraklarda adalet mücadelesi ne yazık ki çok canlı bir mücadele” diyen Bahçeci, Suruç’u, Gazi’yi, Roboski’yi, Çorum’u ve Sivas’ı unutmayacaklarını ve adalet aramaya devam edeceklerini dile getirdi.