Etiket: gaziantep

  • Hrant Dink katledilişinin19. yılında Antep’te anıldı- VİDEO

    Hrant Dink katledilişinin19. yılında Antep’te anıldı- VİDEO

    PİRHA- Hrant Dink katledilişinin 19. yılı dolayısıyla İHD Gaziantep Şubesi basın açıklaması gerçekleştirdi. “Hrant Dink ırkçılığa karşı mücadelemizde yaşıyor” denilen açıklamada, Dink’in organize bir cinayetle katledildiğine dikkat çekildi. 

    Katledilişinin 19.yılında Hrant Dink, İnsan Hakları Derneği (İHD) Gaziantep Şubesi önünde yapılan basın açıklamasıyla anıldı. Yapılan yargılamalarda tatmin edici bir sonuca ulaşılamadığını kaydeden İHD, “Başta ailesi olmak üzere biz insan hakları savunucuları, Hrant Dink’in katledilmesine ilişkin davada cezasızlığın sürdüğü düşüncesindeyiz” dendi.

    “HRANT, 19 YIL ÖNCE BUGÜN KATLEDİLDİ”

    Açıklamada, “Yaşadığımız coğrafyada, Cumhuriyet öncesi ve sonrasında devletin birçok suç örgütüyle iç içe geçmiş biçimde çok sayıda suça ortaklık ettiği herkes tarafından bilinmektedir. Hrant Dink cinayetini değerlendirirken de bu gerçeklikten bağımsız düşünmek mümkün” olmadığı savunuldu ve devamında, “Devleti yönetenlerin tarih boyunca kışkırttığı Ermeni düşmanlığı, ne yazık ki ırkçı milliyetçiliğin giderek yoğunlaşmasına yol açmış; bu ırkçılık da sonunda Hrant Dink’in katledilmesinin önünü açtığı” belirtildi.

    Hrant Dink’in yaşamı boyunca devletle aynı düşünen, hisseden ve refleks gösteren kesimlerin sinir uçlarına dokunan bir figür olduğuna dikkat çekilen açıklamada, ” Ancak o, 1915 Ermeni Soykırımı’nın tanınması talebinde ısrarcı olmanın ötesinde, Türkiye’nin demokratikleşmesi gereğini savunduğu” söylendi.

    İHD Şubesi, Hrant Dink’in bir Ermeni olarak Türk toplumuna seslenen ilk kişilerden biri olduğu söylenirken devamında, “Ermenilerin tarihsel ve güncel varlığını, yaşadıklarını ve Türkiye’de bir Ermeni olmanın ne anlama geldiğini anlattı. İki halk ve iki ülke arasında diyaloğu savundu, birbirimizi anlamaya çağırdı ve bu çağrıyı yaşamı boyunca sürdürdü. Türkiye’de ilk kez bir Ermeni, televizyon ekranlarında bu açıklıkla konuştu, derdini tüm çıplaklığıyla anlattı. Devletin suç odaklarıyla iç içe geçmiş karanlık yapıları, Ermeni Soykırımı’nı tanımaya yönelik bir talebe değil; yalnızca birbirimizi anlama çağrısına bile tahammül edemedi” dendi.

    “AGOS GAZETESİ, GERÇEKLİĞE ULAŞMAMIZDA DENİZ FENERİ İŞLEVİ GÖRDÜ”

    İHD, Hrant Dink’in kurduğu ve yönettiği Agos Gazetesi’nin Ermeni gerçeğinin çoğumuzun hiç bilmediği kılcal damarlarına ulaşmamızı sağlayan bir deniz feneri olduğu söylenirken, “Aydınlattı, öğretti, ruhumuza seslendi ve içimizdeki hakikati anlatma cesaretini büyüttü. Agos bir çığır açtı. Türkiye’de Ermenilerin tarihini ve bir Ermeni olarak yaşamanın hayal dahi edemeyeceğimiz gerçeklerini görünür kıldı. Yalnızca bilgimizi artırmadı; kalbimize de seslendi, duygularımızı olgunlaştırdı ve hissetme yeteneğimizi keskinleştirdi” dendi.

    İHD Gaziantep Şubesi yaptığı açıklamanın devamında, Hrant Dink’in televizyon kanallarında katıldığı tartışma programlarıyla daha da görünür hale geldiğini söyledi ve pek çok insanın, Ermenilerin varlığını ve maruz kaldıkları ayrımcılığı ilk kez ondan duyduğunu belirtti.

    Açıklamanın devamında şunları ifade edildi:

    “Bu görünürlük, onun hedef haline getirilmesinde de önemli bir rol oynadı. Cinayetin gerçek failleri, düğmeye basanlar, sürecin her aşamasından haberdar olanlar, yol verenler ve göz yumanlar yargılanmadı. Türkiye’nin en başından beri var olan ve hâlâ süren cezasızlık zırhı tarafından korundular. Unutulmamalıdır ki bu katliamda tetikçi olarak kullanılan Ogün Samast da yaklaşık iki yıl önce tahliye edildi.

    Hrant Dink, insan hakları, ırkçılık ve ayrımcılık karşıtı mücadelemizin her zaman doğal bir destekçisi oldu. O, ırkçılığın, nefretin ve önyargının düşmanıydı; gerçekten, haktan ve adaletten yana olanların dostuydu. Onu, Türkiye’nin en üst kademesinden en alt basamaklarına kadar kimi zaman açıkça, kimi zaman örtük biçimde dile getirilen; halkın önemli bir kesimi tarafından da sahiplenilen Türkçü Ermeni düşmanlığı ve ırkçılık öldürdü. Biz, o günden bu yana olduğu gibi bundan sonra da Komisyon olarak her ırkçılık örneğinde, her linç girişiminde, her ayrımcılık ve nefret vakasında verdiğimiz mücadelede Hrant Dink’i yanımızda hissedecek ve mücadelemizi onunla birlikte sürdüreceğiz.”

    PİRHA/GAZİANTEP

  • Depremde yıkılan Furkan Apartmanı davası öncesi Meclis’te adalet çağrısı – VİDEO

    Depremde yıkılan Furkan Apartmanı davası öncesi Meclis’te adalet çağrısı – VİDEO

    PİRHA – 6 Şubat Maraş merkezli depremlerde yıkılan ve 51 kişinin yaşamını yitirmesine neden olan Gaziantep’in Nizip ilçesindeki Furkan Apartmanı’nın 19 Temmuz’da görülecek duruşmasında karar beklenirken, aileler TBMM’den adalet çağrısında bulundu.

    CHP Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara, CHP Gaziantep Milletvekilleri Melih Meriç ve Hasan Öztürkmen ile Emek Partisi (EMEP) Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, 19 Temmuz’da görülecek olan Furkan Apartmanı karar duruşması nedeniyle, depremzede ailelerle Meclis’te basın toplantısı düzenledi.

    EMEP Milletvekili Sevda Karaca, depremzede ailelerin 1,5 yıldır adalet mücadelesi verdiğine işaret etti. Bugüne kadar sadece 190 dava açıldığını ve 134 kişinin tutuklandığını anlatan Karaca, tek bir kamu görevlisinin yargılanmadığını belirtti. Karaca, “Deprem suçları nedeniyle hayatını kaybeden insanlar için adalet sesinin duyulması, sadece 6 Şubat depremleriyle hesaplaşmak için değil deprem ülkesi olan memleketimizde bir daha kimsenin canının yanmaması için bunların emsal olması açısından da oldukça önemli” diye konuştu.

    Milletvekillerinin düzenlediği basın toplantısına katılan, depremde çöken Furkan Apartmanı’nda oğlunu kaybeden Seçkin Şahin, “Sadece kendi çocuğum ve komşularım için değil depremde kaybettiğimiz tüm vatandaşlarımız için adalet istiyorum” dedi.

    Kızlarını ve eşini kaybeden Özlem Taşdemir de “Bu, yaşadığımız afet değil, cinayettir. Adaletin sağlanmasını istiyoruz. Kimler suçluysa onlar cezasını çeksin istiyoruz” ifadelerini kullandı. CHP’li Nermin Yıldırım Kara, 19 Temmuz’daki Furkan Apartmanı davasını heyet olarak takip edeceklerini söyledi.

    “DAVAYI HEYET OLARAK TAKİP EDECEĞİZ”

    CHP Gaziantep Milletvekili Melih Meriç de “Her şeyden önce sözün bittiği yerdeyiz. Mağdurlardan, evlatlarını kaybeden iki anne, söylenebilecek her şeyi en içten duygularla dile getirdiler. Tek talepleri adalet. Biz, hakim değiliz, savcı değiliz; ancak ben bilirkişi raporlarını incelediğimde çok çelişkili raporlar var. Şahsen benim de kafamda çok büyük soru işaretleri uyandırıyor. Ama buradaki mağdur aileler de olmak üzere Türkiye’deki özellikle son 6 Şubat depreminde canları yanan tüm ailelerin yanında olacağımıza burada hepinizin huzurunda söz veriyoruz. Bütün davaları elimizden geldiğince, depremden etkilenen bütün illerin milletvekilleri olarak takipçisi olacağız. Sizin yanındayız, sizi asla yalnız bırakmayacağız çünkü adalet hepimize er geç lazım olacak” diye konuştu.

    CHP Gaziantep Milletvekili Öztürkmen de 190 davanın tamamında bilinçli taksirden bahsedilerek yargılama yürütüldüğünü, mağdur yakınlarının “olası kast”tan yargılama yapılması taleplerinin hiçbirinin kabul edilmediğini söyledi. Öztürkmen, “AK Parti eliyle bu yargılamalar etki altında bırakılmıştır” dedi.

    CHP Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara, deprem yargılamalarında sürecin şeffaf yürütülebilmesi için kamu görevlileriyle ilgili soruşturma izinlerinin verilmesi gerektiğini vurguladı. Kara, 19 Temmuz’daki Furkan Apartmanı davasını heyet olarak takip edeceklerini ifade etti.

    “TÜM VATANDAŞLARIMIZ İÇİN ADALET İSTİYORUM”

    Çöken Furkan Apartmanı’nda 19 yaşındaki oğlu Emre Şahin’i kaybeden Seçkin Şahin, şunları söyledi:

    “Biz yasımızı tutmamız gerekirken bir adalet mücadelesine girişmek zorunda kaldık. Bu adalet mücadelesinde gerçekten çok zor, bizi yıkan, üzen şeylerle karşılaştık. En önemlisi de içeride tutuklu sanık kalmamış olması. Böyle bir karar verilmesi bizi 6 Şubat depreminden daha fazla etkiledi. Tabii ki mahkeme sürecinde karşılaştığımız çok zorluklar oldu. Bilirkişi raporlarında belli olan, kesinleşmiş olan birtakım kolon kesikleri, kaçak katlar ya da müteahhitin yaptığı hatalar olmasına rağmen bize kendimizi ifade etme hakkı verilmedi hiçbir şekilde. Sanık avukatlarına daha çok konuşma hakkı veriliyor. Tabii ki savunma hakkı kutsaldır. Ama onlar dinlenildiği kadar bizim de acımız kutsal. Bizim de dinlenmemiz gerekiyordu. Fakat biz mahkeme heyetinin bize karşı böyle bir anlayışlı tutumu ile maalesef karşılaşmadık. En sonunda verilen bu tutuksuz yargılama kararının bile biz neye dayanılarak verildiğini bilmiyoruz. 19 Temmuz’da Nizip Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek olan dava bizim davamız için karar duruşması olacak. Bu davanın sonuçlanması sadece bizi değil bu ülkede görülen bütün deprem davalarını ilgilendiriyor. Çünkü emsal olacak bir karar çıkacaktır ve buradan çıkacak olan karara göre diğer mahkemelerde karar verilecektir. O nedenle ben mahkeme heyetinin sağduyulu davranmasını istiyorum. Adalet istiyorum. Sadece kendi çocuğum ve komşularım için değil depremde kaybettiğimiz tüm vatandaşlarımız için adalet istiyorum.”

    “BU YAŞADIĞIMIZ AFET DEĞİL CİNAYETTİR”

    Furkan Apartmanı’nda 23 ve 25 yaşlarındaki kızları ile eşini kaybeden Özlem Taşdemir de “Biz burada adalet arayışı içindeyiz, maalesef kendi ülkemizde. Şu an mahkememiz devam ediyor. 19 Temmuz’da karar duruşması olacak. Şu an içeride hiçbir tutuklu yok. Biz buna sebep olanların, bizim canlarımızın, ailelerimizin yaşam haklarını elinden alan insanların en ağır şekilde cezalandırılmasını istiyoruz. Bu sadece bizi ilgilendiren bir dava sonucu olmayacak. Biliyorsunuz, Türkiye deprem ülkesi. Bu, ne yaşadığımız ilk ne de son deprem olacak. Burada verilecek olan karar bizimle birlikte, şu an devam eden deprem davalarına ve adalet arayışı içinde olan bütün aileleri de ilgilendiriyor. Bu, yaşadığımız afet değil, cinayettir. Adaletin sağlanmasını istiyoruz. Kimler suçluysa onlar cezasını çeksin istiyoruz” ifadesini kullandı.

    PİRHA/ANKARA

  • Antep’te Aleviler Newroz Cem’i tuttu

    Antep’te Aleviler Newroz Cem’i tuttu

    PİRHA- Antep’te 21 Mart’ta “Newroz Cemi” yürütüldü. Cemde, 12 hizmet yürütülürken, semahlar dönüldü, deyişler okundu.

    Gaziantep Çepnileri Derneği, Alevi Kültür Dernekleri, Pir Sultan Abdal Derneği, Balyalılar Derneği, Tilkililer Derneği; Newroz Bayram’ı nedeniyle cem yürüttü. Antep’te her sene 21 Mart’ta Hz. Ali’nin doğum günü kabul edildiği için düzenlenen ceme halk yoğun ilgi gösterdi.

    Cemde; 12 hizmet yürütülürken, semahlar dönüldü, deyişler okundu.

    PİRHA/ANTEP

     

     

  • Antep’te sağlık görevlisi hastanede bıçaklandı-VİDEO

    Antep’te sağlık görevlisi hastanede bıçaklandı-VİDEO

    PİRHA-Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi’nde görevli sağlık personeli Mustafa Yıldız, hastanede bıçaklandı. Ameliyata alınan Yıldız’ın sağlık durumunun iyi olduğu belirtildi. Saldırdan ise gözaltına alındı.  

    Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi’nde görevli sağlık personeli Mustafa Yıldız, (40) husumetlisi olduğu iddia edilen Ö.F’nin (40) hastanede bıçaklı saldırısına uğradı.
    Karnından ve kafasından bıçak darbesi alan Yıldız, aynı hastanede ameliyata alındı, sağlık durumunun iyi olduğu belirtildi. Şüpheli Ö.F ise polis tarafından gözaltına alındı.

    “KAMU OTORİTESİNİ HIZLA ADIM ATMAYA ÇAĞIRIYORUZ”

    Konuya ilişkin açıklamada bulunan Türk Tabipleri Birliği (TTB), sağlıkta şiddete karşı Meclis’e sundukları yasayı hatırlattı. TTB’nin açıklamasında “Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde bir sağlık emekçisi bıçaklı saldırıya uğramıştır. Durumu ağır olan sağlık emekçisi arkadaşımızın bir an önce sağlığına kavuşmasını diliyoruz.
    Sağlıkta şiddete karşı Meclis’e sunduğumuz yasa teklifi önerimizi hatırlatıyor, kamu otoritesini samimi davranmaya ve hızla adım atmaya çağırıyoruz” ifadelerine yer verdi

    “ÇÖZÜM İSTİYORUZ, GEÇİŞTİREN AÇIKLAMALAR DEĞİL”

    SES Genel Merkezi ise yaşanan saldırıyla ilgili yaptığı açıklamada, sorunları çözmekle yükümlü olanların kafalarını kuma gömdüklerine vurgu yaparak şunları kaydetti:

    “Her gün sağlık emekçilerine yönelik yeni bir şiddet haberi ile sarsılıyoruz. Bugün de Gaziantep Tıp Fakültesi Hastanesi’nde bir sağlık emekçisi arkadaşımız kasten öldürülmek amacıyla bıçaklanmıştır. Gerekçesi ne olursa olsun görevi başında hiçbir sağlık emekçisi şiddete maruz kalacağım düşüncesi ve kaygısıyla çalışmamalı.
    İş yerlerimiz, çalışma ortamlarımız güvenli alanlar olmaktan çıkmış, şiddet ortamına dönüşmüştür. Sorunları çözmekle yükümlü olanlar kafalarını kuma gömmüş, her açıklamayı şiddeti çözmek yerine geçiştirmek üzerine yapıyorlar. Sağlık emekçilerine yönelik şiddetin son bulması için artık çözüm istiyoruz, geçiştiren açıklamalar değil.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Antep’te Yunus Emre Cemevi’nin açılışı yapıldı

    Antep’te Yunus Emre Cemevi’nin açılışı yapıldı

    PİRHA-Antep’te bulunan ve iftar programıyla gündeme gelen Yunus Emre Cemevi’nin açılışı gerçekleştirildi. Açılışa AKP’liler yoğun ilgi gösterdi. 

    Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, ilçe belediyeleri iş birliğinde inşa edilen Yunus Emre Cemevi’nin açılışı gerçekleştirildi. Açılışa AKP’li vekiller ve belediye başkanlarının yoğun ilgisi ise dikkat çekti.

    Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, cemevi açılışında yaptığı konuşmada, Gaziantep modeliyle kente yeni bir cemevi kazandırmanın mutluluğu içinde olduklarını belirterek, “Nerede doğarsak doğalım, hangi mezhepten veya dinden olursak olalım, biz bu topraklarda bir ve beraberiz” dedi.

    AKP’Lİ ŞAHİN: BİZ PİR SULTAN’IN TEMSİLCİLERİYİZ

    Kendilerinin Pir Sultan, Mevlana gibi isimlerin temsilcileri olduğunu iddia eden Şahin, şunları dile getirdi:

    “Şehrül emin olarak ben sizden razıyım. 15 Temmuz’daki hain darbe girişiminde meydanlara canlarımızla yan yanaydık. Toprak yoksa vatan yoksa gerisi teferruattır. O yüzden müteşekkirim. Canlarımı özel seviyorum. Neşet Ertaş, ‘Kalpten kalbe giden yol gizli gizli’ diyor. Biz bu şehirde nerede doğarsa doğsun doğan her bir evladıyla, anası babası kim olursa olsun, mezhebi, dini ne olursa olsun bir ve beraberiz.  Biz, Yunus’un, Hz. Mevlana’nın, Pir Sultan Abdal’ın, Hacı Bayram Veli’nin temsilcileriyiz. Biz, hep birlikte sizlerle Cumhuriyeti birlikte kurduk. Cumhuriyeti kurmadan önce Çanakkale’yi birlikte geçilmez yaptık.  Bütün canların emrindeyim. Aklınızda yapmanızı istediğiniz ne varsa bir kardeşiniz olarak yanınızdayım. Dil farkı olabilir, mezhep farkı olabilir iyiler iyidir ve iyiler kazanacak. Öldürenler ve yaşatanlar dünyasında yaşatanlar kazanacak.”

    Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı İsmet Kurt ve Antep Şube Başkanı Yılmaz Demirdelen de güzel bir işin güzel bir gönülle başladığını ve bu anlamda Gaziantep’te açılışı yapılan Yunus Emre Cemevi’nde emeği geçen Büyükşehir Belediyesi, Şahinbey ve Şehitkamil belediyelerine, hayırseverlere teşekkürlerini dile getirdiler.

     (HABER MERKEZİ)

     

  • Koçyiğit, Êzidî kadın ve çocuklar için Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını istedi

    Koçyiğit, Êzidî kadın ve çocuklar için Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını istedi

    PİRHA – Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit,  IŞİD tarafından kaçırıp internet aracılığıyla pazarlığa sunulan Êzidî kadın ve kız çocukları hakkında Meclis Araştırma Komisyonu kurulması için önerge verdi.

    Halkların Demokratik Partisi Muş Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, IŞİD’in kaçırdığı Êzidî kadın ve kız çocuklarını internet aracılığıyla para karşılığında satışa sunmasıyla ilgili Meclis Araştırma Komisyonu kurulması için araştırma önergesi verdi.

    Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Türkiye’nin çeşitli şehirlerinde IŞİD’liler tarafından kaçırılarak alıkonulan Êzidî kadın ve kız çocuklarının, derin internet yoluyla ailelerine satıldığını ifade ederek, konunun Meclis tarafından araştırılması gerektiğini belirtti. Koçyiğit, yasama organı olarak tedbirler alınması amacıyla Anayasa’nın 98’inci TBMM İç Tüzüğü’nün 104’üncü ve 105’inci maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılması için teklifte bulundu.

    ÊZİDÎ KADIN VE KIZLAR İNTERNETTE PAZARLANIYOR!

    Gülüstan Kılıç Koçyiğit, araştırma önergesi gerekçesinde ise şu ifadelere yer verdi:

    “IŞİD’in Şengal katliamı sonrası esir alınan birçok kadın ve kız çocuğunun Irak-Suriye ve Ankara’ya uzanan hikayeleri çok defa haberlere konu edilmiştir. IŞİD’in 2014 yılında Şengal ve çevresindeki köylere saldırmasının ardından yüzlerce Êzidî katledilmiştir. Saldırının gerçekleştiği tarihte 14 yaşında bir kız çocuğu köyün diğer kadın ve çocukları ile IŞİD tarafından kaçırılmış, katliamdan tesadüf eseri kurtulan kadının ağabeyi, 2014’ten itibaren ailesinden kaçırılanların izini sürmeye başlamış ve kız kardeşinin izine ilk olarak Telafer’de ulaşmıştır. 2017 yılı sonunda ağabey, IŞİD’in kardeşini Türkiye’ye gönderdiği bilgisine ulaşmış ve çeşitli desteklerle Ankara’ya gelmiştir. Basında yer alan bilgilere göre ağabey karakola giderek şikayetçi olmuş, IŞİD’in Telafer emirinin Keçiören’de oturduğunu, kardeşini kaçırarak zorla evde tuttuğunu belirtmiştir. Daha sonraki süreçte ağabey kardeşini çeşitli uğraşlar sonucu beraberinde götürebilmiştir. Fakat bu olay sonrasında IŞİD emiri ve beraberinde kaldığı insanlar hakkında bir kamu davası açılmadığı gibi akıbetine ilişkin de bir bilgi edinilememiştir. Benzer biçimde 28 yaşındaki Êzidî Hadiya Hussein Zandinan, IŞİD’li bir aile tarafından Türkiye’ye kaçırılan ve kaçıran ailenin sokağa bırakmasıyla devlet korumasına alınan biri 11 diğeri 9 yaşındaki iki kardeşinin vasiliğini üstlenebilmek için hukuk mücadelesi vermesi de basına yansımıştır. IŞİD’in kaçırdığı kadınların ve çocukların fotoğraflarını derin internete koyup satışa sunması üzerine Hadiya’yı ailesi bulmuş ve o da kardeşlerini bulmaya koyulmuştur.

    Yine geçtiğimiz yıl şubat ayında IŞİD’liler tarafından 2014 yılında para karşılığı satın alınıp daha sonra Türkiye’ye getirilen Êzidî kız çocuğunun polis operasyonunun ardından devlet koruması altına alındığı basında yer almaktadır. Son olarak ise 23 yaşında Êzidî bir kadının Ankara’nın Kazan ilçesine bağlı Saray Mahallesi’nde yaklaşık üç yıldır tutulduğu ve bir IŞİD’liye ait evden Kanada’da bulunan akrabalarının örgüt militanına derin internet aracılığıyla sekiz bin dolar ödemesiyle kurtarıldığı basında yer almıştır.

    Kaçırılan kadınlar ve çocuklar, örgüt üyeleri ve yöneticilerinin cinsel istismar ve cinsel tacizine uğramış, ‘ganimet’ olarak ele geçirilmiş, Irak ve Suriye’de kurulan köle pazarlarında ve derin internette açık artırmayla satışa çıkarılmıştır. Konuya dair meclis çatısı altında bir araştırma komisyonu kurulması ve insanlığa karşı suç işleyen IŞİD örgütünün kadınlara ve kız çocuklarına yaşattığı bu suçların tespit edilmesi ve yaşanılanların ulusalüstü hukuk normları kapsamında ele alınarak cezasızlık politikasının sonlanması adına çalışmalar yürütülmesi önem arz etmektedir. Gereğinin yapılmasını arz ederim.”

    “YARGISAL SÜREÇ NASIL İLERLEMİŞTİR?”

    Koçyiğit ayrıca IŞİD’in insanlığa karşı suçlar işlediğine vurgu yaparak örgüt üyelerine yönelik cezasızlık politikası uygulandığını belirterek Adalet Bakanlığına soru önergesi iletti.

    Koçyiğit, Bakan Bekir Bozdağ tarafından yanıtlanması talebiyle şu soruları sordu:

    “*Bir süredir basında yer aldığı üzere, Êzidî kadın ve kız çocuklarının IŞİD’liler tarafından kaçırıldıkları ve Türkiye’de olduklarına yönelik iddialar doğru mudur? Bakanlığınızca bu iddialara ilişkin başlatılmış soruşturmalar var mıdır veya başlatılmış soruşturmalara müdahil olunmuş mudur?

    *IŞİD tarafından derin internet aracılığıyla ailelerine para karşılığı teslim edilen Êzidî kadın ve kız çocuklarının maruz bırakıldığı hak ihlalleri hakkında Bakanlığınızca ne tür önlemler alınmaktadır?

    *23 yaşında Êzidî bir kadını Ankara’nın Kazan ilçesine bağlı Saray Mahallesi’nde yaklaşık üç yıldır alıkoyan IŞİD’linin akıbeti nedir, hakkında mahkemelerce verilmiş bir karar var mıdır?

    *IŞİD tarafından köle olarak satın alınan Êzidî kadınların ve çocukların sınır kapısından Türkiye’ye giriş yapmaları esnasında ve sonrasında bir denetim yapılmamasının nedenleri nelerdir?

    *Gerçeğe aykırı bir şekilde beyanda bulunarak sınır kapılarından ülkeye alınan IŞİD’lilere göz yumanlar hakkında başlatılmış bir soruşturma var mıdır?

    *Geçtiğimiz yıl şubat ayında 7 yaşındaki kız çocuğunun derin internet yoluyla satışa çıkarıldığı ve Emniyetin yaptığı operasyonla IŞİD üyelerinin yakalandığı olay hakkında yargısal süreç nasıl ilerlemiştir? Gözaltına alınan şüpheliler hakkında dava açılmışsa hangi suçlamayla dava açılmıştır?

    *Şimdiye dek Ankara başta olmak üzere Türkiye’nin diğer illerinde IŞİD üyelerinin Êzidî kadın ve kız çocuklarının kaçırılması olayı hakkında başlatılmış soruşturma sayısı kaçtır, soruşturmaların kaçı takipsizlikle sonuçlanmıştır, kaçı hakkında iddianame düzenlenmiştir?

    *Bir IŞİD’linin Gaziantep İl Göç İdaresi’ne başvurarak geçici koruma başvurusunda bulunması ve ardından kabul edilmesi nasıl mümkün olmaktadır? Bu şekilde geçici koruma statüsü alan IŞİD’li sayısı kaçtır?

    *Emniyet tutanaklarında yakalanan IŞİD’liler hakkında üst düzey yönetici olduğuna dair bilgi bulunmasına rağmen ‘yöneticilikle’ değil ‘üyelikle’ yargılandıkları iddiası doğru mudur?

    *Yakalanarak gözaltına alınan IŞİD’lilerin dosyalarındaki suç vasfının insanlığa karşı suç ya da insan ticareti kapsamında ele alınmamasının gerekçeleri nelerdir?

    *2014 yılından bu yana IŞİD’lilerin esiri olarak işkence gören çocuklardan kaçı Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı yurtlara yerleştirilmişlerdir?”

    PİRHA/ANKARA

  • İHA muhabiri Demir’e tokat atan Sarıkaya görevinden istifa etti

    İHA muhabiri Demir’e tokat atan Sarıkaya görevinden istifa etti

    PİRHA-İHA muhabiri Ahmet Demir’e yayın sırasında tokat atan HaberTürk Ankara Temsilcisi Muharrem Sarıkaya görevinden istifa etti. 

    İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabiri Ahmet Demir’e tokat atan HaberTürk kanalının Ankara Temsilcisi Muharrem Sarıkaya görevinden istifa etti.

    HaberTürk’ten yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Ciner Medya Grubu Ankara Temsilcisi Muharrem Sarıkaya görevinden istifa etti. Habertürk TV’nin Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Başkanı Fatma Şahin’in konuk olduğu canlı yayında Muharrem Sarıkaya, sosyal medyaya yansıyan İHA Gaziantep kameramanı Ahmet Demir’e tokat attığı görüntüleri sonrasında görevini bıraktı.”

    NE OLMUŞTU?

    HaberTürk kanalının Ankara Temsilcisi Muharrem Sarıkaya, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin ile söyleşi yaptığı sırada ses sorununu çözmeye çalışan İHA muhabiri Ahmet Demir’e tokat atmıştı. 17 Aralık günü yaşanan olayın görüntüleri ise 2 gün sonra medyaya yansımıştı. Sarıkaya ile Şahin’in hiçbir şey yaşanmamış gibi söyleşiye devam etmesi de tepki çekmişti. Basın meslek örgütleri de Sarıkaya’ya tepki gösterirken, Demir’e desteklerini açıklamıştı.

    (HABER MERKEZİ)

    İLGİLİ HABERLER:

    Muhabire tokat atan Muharrem Sarıkaya’ya tepkiler: Bu tokat tüm basın emekçilerine atılmıştır

     

  • Ankara Gar Katliamı’nın üzerinden 6 yıl geçti; asıl sorumlular halen firari!

    Ankara Gar Katliamı’nın üzerinden 6 yıl geçti; asıl sorumlular halen firari!

    PİRHA-IŞİD tarafından 10 Ekim 2015’te Ankara’da yapılan saldırı sonucu 104 insan yaşamını yitirdi. Katledilenler, birçok ilde yapılan törenlerle anılacak. Mağdur ailelerin, firari sanıkların yakalanması ve katliamın yaşandığı noktaya anıt dikilmesi yönündeki talepleri ise sürüyor.

    Cumhuriyet tarihinin en kanlı saldırısı olan 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın üzerinden 6 yıl geçti.

    Yurdun dört bir yanından binlerce insan, TTB, DİSK, KESK ve TMMOB tarafından düzenlenen Emek, Demokrasi ve Barış Mitingine katılmak için 10 Ekim 2015’te Ankara’da bir araya gelmişti. Saatler 10.04’ü vurduğunda Emek, Demokrasi ve Barış mitingi IŞİD’li 2 canlı bomba ile kana bulandı. Saldırı sonucunda 104 insan hayatını kaybetti. 400’den fazla insan yaralandı.

    Aynı gün saat 15.00’te Adalet Bakanı, Sağlık Bakanı ve İçişleri Bakanı saldırı ile ilgili basın toplantısı yaptı. Bir gazetecinin İçişleri Bakanı Selami Altınok’a “istifa etmeyi düşünüyor musunuz?” sorusu üzerine Altınok “Güvenlik zaafiyeti yoktur” diyerek istifayı düşünmediğini belirtti. Adalet Bakanı Kenan İpek’in sorunun ardından gülümsemesi dikkat çekmişti.

    KARANFİL BIRAKANLARA POLİS MÜDAHALESİ!

    Katliamdan bir gün sonra, 11 Ekim’de kalabalık bir grup, saldırıda 104 insanın hayatını kaybettiği alana gidip karanfil bırakmak istedi. Polis, alana girmek isteyenlere izin vermedi. Yaşanan gerginlik sonucu polis, biber gazıyla müdahalede bulundu.

    Katliamda hayatını kaybedenler için Sıhhiye Meydanı’nda ortak tören düzenlenirken cenazeler kaldırılacakları illere uğurlandı.

    “KOKTEYL ÖRGÜT”

    Katliamın yaşandığı dönemde Başbakanlık koltuğunda oturan Ahmet Davutoğlu’ndan tepki çeken açıklamalar geldi. Saldırıyla ilgili araştırmaların süreceğini belirten Davutoğlu, “Şu anda böyle bir saldırıyı yapma kapasitesine sahip görünen yapılar belli: DEAŞ, PKK, MLKP, DHKP-C ve tüm bu olabilecek potansiyel suçlu örgütlerle ilgili olarak da soruşturma kapsamlı şekilde yürütülüyor” şeklinde konuştu.

    Davutoğlu 12 Ekim’de yaptığı açıklamada ise “Türkiye’de intihar eylemi yapabilecek kişilerin belli bir listesi var. Biliyorsunuz, bir eylem hazırlığı içinde ama bunu gerçek bir eyleme dönüştürmedikçe veya elinizde o eylemin olabileceğine dair bir veri olmadıkça tutuklayamazsınız. Türkiye, demokratik bir hukuk devleti, sebepsiz yere insanların tutuklanabileceği bir ülke değil” ifadelerini kullanmıştı.

    KATLİAMDAN SONRA AÇILAN SORUŞTURMALAR!

    Katliamda ölenlerin cenazesine katılan öğrencilere 26 Kasım 2015’te ‘Yasa dışı örgütsel faaliyet’ soruşturması  tartışma konusu oldu. Hayatını kaybeden Necla Duran’ın cenaze törenine katılan ortaokul ve lise öğrencilerine de Hatay Emniyet Müdürlüğü’nün talimatı üzerine ‘yasa dışı örgütsel faaliyete katıldıkları gerekçesiyle’ soruşturma açıldı.

    KATLİAMIN PLANLAYICILARI AÇIKLANMAYA BAŞLANDI

    14 Aralık 2015’te katliamı planlayan İlhami Bali’nin 15 yıldır takip edildiği ortaya çıktı. Fevzi Kızılkoyun’un haberiyle Diyarbakır, Suruç ve Ankara katliamlarının Ebubekir kod adlı IŞİD’li İlhami Balı’nın talimatıyla gerçekleştiği ve İlhami Balı’nın 2002’den beri emniyetin takibinde olduğu ortaya çıktı.

    29 Şubat 2016’da ise 10 Ekim Ankara Katliamı ardından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, patlamadan sonra bir kısım polis şefleri hakkında “görevi kötüye kullanmak” suçundan soruşturma izni istedi. Ankara Valiliği, “soruşturma izni verilmemesi”ne karar verdi.

    13 Nisan 2016 Müfettiş Raporu kamuoyu ile paylaşıldı. Ankara Garı’ndaki canlı bomba katliamı ile ilgili müfettiş raporuyla Emniyet’in mitingde yaşanacak olası bir canlı bomba saldırısı için öncelikle kendi personelini uyardığı, ancak mitinge katılanları ve miting düzenleme komitesini uyarmadığı ortaya çıktı.

    Katliamda ihmali olduğu düşünülen Dışişleri ve İçişleri Bakanlığı yetkilileri, MİT görevlileri, Emniyet Genel Müdürlüğü yetkilileri ile Ankara Emniyet Müdürlüğü hakkında 24 Nisan 2016’da suç duyurusunda bulunuldu. Savcılık, suç duyurusunu işleme koymama kararı aldı.

    İÇİŞLERİ BAKANLIĞI: 10 EKİM ‘KATLİAM’ DEĞİL

    İçişleri Bakanlığı, 14 Haziran 2016’da saldırısı için açılan tazminat davasına savunmada “Yeterli önlem alındı, üstelik bu bir katliam değil” dedi. Bakanlık, dava masraflarının da mağdur aileden istenmesini talep etti. Bakanlık, katliamda yaşamını yitiren Gökmen Dalmaç’ın kardeşinin tazminat talebine de “asılsız katliam iddasıyla açılan haksız dava” diyerek tazminatın “haksız zenginleşmeye yol açacağını” savundu. Bakanlık aynı zamanda tren garı önünde toplananları “hukuka aykırı hareket etmek” ile suçladı.

    KATLİAM İDDİANAMESİ HAZIRLANDI

    10 Ekim Katliamı’nın iddianamesi 27 Haziran 2016’da hazırlandı. Hazırlanan iddianamede müfettiş raporunda yer alan ihbar ve ihmal konusundaki belge ve dokümanlar ile katliam sonrasında gaz kullanan polisler yer almadı.

    10 Ekim Davası Avukat Komisyonu, 13 Temmuz 2016’da AYM’ye başvurarak kamu görevlileri hakkında yaptıkları suç duyurularının reddedilmesinin ardından bu talebi Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı. Daha önce katliamda sorumluluğu olan kamu görevlilerinin yargılanması için defalarca suç duyurusunda bulunulmuş ancak bu suç duyuruları her seferinde reddedilmişti.

    Tarihler 17 Temmuz 2016’yı gösterdiğinde 10 Ekim Avukatlarına dava açıldığı öğrenildi. Katliamda ihmali ve sorumluluğu bulunan kamu görevlileri hakkında ailelerin yaptığı suç duyurusunun reddedilmesinin ardından Emniyet Genel Müdürlüğü, 10 Ekim mağdurlarının avukatlarına dava açtı.

    BİRİNCİ YIL ANMASINA İZİN VERİLMEDİ !

    Birinci Yıl anması güvenlik sebebiyle yasaklandı. Ankara valisi 08.45’te Gar’a çiçek bıraktı. Ailelerin soyadı kontrolü ile alana alınacağı söylenerek, soyadı aynı olmayan aile üyelerinin, kayıp yakınlarının, yaralıların dahi anma alanına girmesine izin verilmedi. Girmek isteyen insanlara polis, gazla müdahale etti. 70’te fazla insan gözaltına alındı.

    2. YIL ANMASINA DA MÜDAHALE !

    Katliamda yaşamını yitirenleri ikinci yılında anmak için Ankara’da bir araya gelenlere yine müdahale yapıldı. Ailelere gaz sıkıldı, plastik mermiyle saldırıldı. Saldırı sonrası İnşaat Mühendisleri Odası konferans salonunda anma yapmak isteyen ailelere de saldırı gerçekleştirildi.

    Kızılay’da, katliamda yaşamını yitirenler için yapılan anıt ise kırıldı. İstanbul Üniversitesi’nde düzenlenen anmaya yapılan polis saldırısında ise en az 50 kişi ters kelepçe ile gözaltına alındı.

    İLK DAVA 7 KASIM 2016’DA GÖRÜLDÜ

    Saldırıyla ilgili 20’si tutuklu 36 kişi hakkında dava açıldı. Ankara Dördüncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlanan davanın savcısı Adnan Gümüş, 12 Haziran 2018’deki duruşmada 55 sayfalık esas hakkındaki görüşünü açıkladı.

    Gümüş, görüşünde “acımasız” ve “vahşi” olarak nitelendirdiği bu saldırının Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) adına gerçekleştirildiğini belirtti.

    Sanıklardan Abdülmubtalip Demir, Talha Güneş, Metin Akaltın, Yakub Şahin, Hakan Şahin, Halil İbrahim Alçay, Resul Demir, Hacı Ali Durmaz ve Hüseyin Tunç hakkında “100 kişiyi kasten öldürme” suçlamasından 100’er kez; “anayasal düzeni ihlal” suçundan ise 1’er kez olmak üzere toplamda 101’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi. Aynı sanıklar için ayrıca 20’si çocuk 391 kişiyi öldürmeye teşebbüs suçundan da ayrı ayrı 11 bin 730’ar yıl hapis cezası talep edildi.

    İddianamede patlayıcı yapımında kullanılan malzemeleri Ankara’ya getirmekle suçlanan isimlerden Abdülmubtalip Demir, Metin Akaltın, Yakıp Şahin ve Hüseyin Tunç hakkında ayrıca “örgüt faaliyeti çerçevesinde izinsiz tehlikeli madde bulundurmak, nakletmek” suçundan 24’er yıla kadar hapis cezası istendi.

    Sanık Erman Ekici hakkında “DEAŞ (IŞİD) silahlı terör örgütü yöneticisi olmak” suçundan istenen hapis cezası ise 22 yıl 6 ay.

    İddianamede, saldırı talimatının IŞİD yöneticisi ve Türkiye sorumlusu olarak tanımlanan İlhami Balı tarafından verildiği belirtildi. İddianamede saldırıyla ilgili ayrıntıların ise IŞİD’in Gaziantep Emiri Yunus Durmaz tarafından planlandığı belirtildi.

    Dava sonunda da 9 sanığa “Anayasal düzeni ihlal” suçundan birer kez, “kasten öldürme” suçundan da 100’er kez olmak üzere toplam 101’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi.

    3. YIL ANMASINA DA ENGELLEME !

    Ankara Garı önündeki anmaya izin verilmesine karşın anma etkinliği çeşitli engellemelerle başladı. Gar Meydanı’na giden yolları kapatan polis, önce sadece katliamda yakınlarını yitiren ve yaralananların alana girişine izin verdi.

    Anma tüm engellemelere rağmen saat 10.04’te başlarken anmaya HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli ile HDP ve CHP’li milletvekilleri, KESK, DİSK, TTB ve TMMOB Genel Başkanları ile çok sayıda sivil toplum örgütü katıldı.

    FİRARİLER YARGILANIYOR !

    16 firari sanığın yargılandığı duruşma 8 Kasım 2018’de başladı. 37 aydır firari olan 16 IŞİD’li sanık ile bu sanıkların takip edilmesine rağmen yakalanmamasından sorumlu kamu görevlilerinin bulunmadığı duruşmada, sanık sandalyeleri boş kaldı.

    18 Nisan 2019’da yapılan 2. duruşmada ise 10 Ekim Ankara Katliamı davasında IŞİD’in sınır emiri İlhami Balı’nın eşi tutuklu Hülya Balı’nın tanıklığına müdahale edildi. SEGBİS ile görüntülü olarak duruşmaya bağlanan Balı, tanıklık yapmak istemediğini söyleyerek kendi sorunlarını anlatmaya başladı. Hakim, savcının ve avukatların itirazlarına rağmen “Tanıklık yapmak istemiyorsun” diyerek Balı’yı dinlemedi.

    4. YIL ANMASI DA ABLUKA ALTINDA YAPILDI

    10 Ekim Ankara Katliamı’nın dördüncü yıldönümü için Ankara Tren Garı önünde anma yapıldı. Gara doğru hareket ederken gruptan, “Katil devlet hesap verecek”, “Katil IŞİD işbirlikçi AKP” sloganlarının atılması üzerine polis ile anmaya katılanlar arasında gerginlik yaşandı. Anmaya katılanlar yoğun güvenlik önlemi altında iki farklı arama noktasından geçerek alana giriş yapabildi.

    FİRARİLERE İLİŞKİN YÜRÜTÜLEN 3. DURUŞMA

    21 Kasım 2019’da firari sanıklar yönünden devam eden davanın duruşmasında sanık Erman Ekici’nin avukatı Erhan Fidan, IŞİD lideri Bağdadi’ye “halife” dedi ve “Türkiye El Bab’a girmese bombalar patlamayacaktı” iddiasında bulundu.

    Gar Katliamı davasında daha önce IŞİD yöneticiliğinden 18 yıl hapis cezası alan Erman Ekici, bu kez “insanlığa karşı suç” işlemekten hâkim karşısına çıkarıldı.

    Firari sanıklar açısından açılan davanın dördüncü duruşması ise Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 13 Şubat 2020 tarihinde görüldü. Mahkeme, 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’na ilişkin 16 firari ve bir tutuklu sanık yönünden devam eden davayı 8 Mayıs 2020 tarihine erteledi.

    16 Temmuz 2020’de yapılan 6. Duruşmada ise katliamın firari sanıklarının yargılandığı davada avukatlar, delil karartıldığı için Gaziantep Emniyeti hakkında suç duyurusunda bulunulmasını istedi. Firari Balı’nın Hayır ve Ensar Derneği üyeliğinin İstanbul Valiliği’ne sorulmasına karar verildi.

    Fail Erman Ekici ve firari 16 sanık yönünden “insanlığa karşı suçtan” açılan dava devam ederken, davanın bir sonraki duruşması 24 Kasım 2021’de görülecek.

    KATLİAMIN ARDINDAN YAŞAMINI YİTİRENLER

    10 Ekim 2015’te bombalı saldırı sonucu 400’den fazla yurttaş ise ağır yaralar aldı. Uzunca bir süre tedavi gören Esfet Duran, Mustafa Budak, Ağa Bayar ve Piro Yıldırım da farklı zamanlarda yaşamlarını yitirdi.

    Katliamın yaşandığı Ankara Garı önüne yapılmak istenen anıt konusunda ise ailelerin mücadelesi sürüyor. Melih Gökçek başkanlığındaki Belediye Meclisi, anıt yapılması konusunda karar aldı ancak mevcut Başkan Mansur Yavaş, henüz bu yönlü taleplere olumlu cevap vermedi.

    PİRHA/ANKARA

  • Elektrik faturalarında kullanımdan fazla vergi alınıyor

    Elektrik faturalarında kullanımdan fazla vergi alınıyor

    PİRHA – Mardin Dargeçit’te yüksek gelen elektrik faturaları nedeniyle bir araya gelen yurttaşlar DEDAŞ İlçe Müdürlüğü önünde eylem yaptı. İddiaya göre, 30 bin nüfuslu Dargeçit ilçesinde DEDAŞ keyfi fatura çıkarıyor. İlçede sık sık da elektrik kesiliyor.

    Mardin’in Dargeçit ilçesinde vatandaşlar yüksek elektrik faturalarına tepki gösterdi. Ellerinde yüksek meblağlı faturaları ile Dicle Elektrik Dağıtım AŞ. Dargeçit İlçe Müdürlüğü önünde bir araya gelen vatandaşlar, kesilen faturaların gerçeği yansıtmadığını belirtti.

    Faturaları ödeyecek güçleri olmadığını belirten vatandaşlar, DEDAŞ’ın dolandırıcılık yaptığını ifade etti. Sayaçlarının direklerin üzerine çıkarıldığını ve kendilerinin kontrol edemez duruma getirildiğini söyleyerek tepki gösteren vatandaşlar, hukuksuz uygulamalara son verilmesini istedi.

    Faturalar, Enerji Piyasası Denetleme Kurulundaki fatura hesaplama sisteminin çok üstünde ücretlendirme yapıldığı vatandaşların tespiti ile ortaya çıktı. Bunlarla birlikte Dargeçit ve Çevre Köyleri Derneği imza  kampanyası başlattı. İmza kampanyasının açıklamasında “Güneydoğu Anadolu Bölgesinde elektrik dağıtımı yapan DEPSAŞ Enerji son dönemlerde elektrik faturalamada olağan dışı ücretlendirme yaptığı ve vatandaşları mağdur edildiği görülmektedir.” dendi. Devlet kurumlarını ve yerel yöneticilerin vatandaşın bu mağduriyetini giderici adımlar atması istendi.

    CHP Antep Milletvekili Bayram Yılmazkaya da son dönemde yurttaşlardan yükselen kabarık elektrik faturası şikayetlerini gündeme taşıdı.

    “Elektriğe yapılan yüzde 15 zam vatandaşın faturasına yüzde 100 olarak yansıdı” diyen Yılmazkaya, hükümetin vatandaşın yanında değil, elektrik şirketlerinin yanında yer aldığını belirtti.

    Milletvekili Yılmazkaya, “Sanayi kenti olan Gaziantep başta olmak üzere ülke genelinde işsizliğin artığı, vatandaşın evine ekmek götüremediği şu zor günlerde, yüksek gelen elektrik faturasını vatandaş nasıl ödesin? AKP’nin vatandaşı soymak için kurduğu düzende, sadece bir konutta 60 lira kullanım bedeli olan elektrik faturası vatandaştan 200 lira olarak tahsil ediliyor” ifadelerini kullandı.

    CHP Aydın Milletvekili Aydın Özer de konuya ilişkin yazılı açıklama yaptı. Özer, “Faturalar halkımızı cayır cayır yakıyor. Aşırı sıcaklar nedeniyle klima kullanımının artması veya tarifelerin Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından belirlendiği yönündeki açıklamalar ikna edici değil. Yani bütün suç klimanın mı? 57 kuruş olan birim fiyatın 74 kuruşa çıkarılması, kayıp/kaçak bedeli, KDV, TRT payı ya da fonların hiç mi suçu yok?” şeklinde konuştu.

    FATURALARA NASIL İTİRAZ EDİLİR?

    Faturalara itiraz süresi teslim edildikten 8 gün sonunda dolmaktadır. Ayrıca, Türkiye’de 21 özel elektrik dağıtım şirketleri tarafından yapılır. Eğer yurttaşlar faturalarının normalden yüksek geldiğinden şikayetçiyse ilk olarak hizmet alınan elektrik dağıtım şirketine itiraz dilekçesi yazmaları gerekmektedir. Dilekçeyi işletmenin ya da hizmet birimlerine elden teslim edebilirler. Bunun dışında posta ve e-posta da tercih edilebilir. Dilekçenin ulaşması ile şikayet kaydı oluşmuş olur. Bununla beraber elektrik dağıtım şirketlerinin web sitelerinde yer alan “fatura itiraz bölümü” üzerinden de dilekçelerini verebilir ya da şablon formu doldurabilirler.

    Helin YILMAZ/ PİRHA

     

  • CHP’den istifa etti AKP’ye geçiyor

    CHP’den istifa etti AKP’ye geçiyor

    PİRHA – Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) listesinden aday olarak seçimi kazanan Araban Belediye Başkanı Hasan Doğru AKP’ye katılıyor.

    E-devlet üzerinden dün akşam CHP’den istifa eden Hasan Doğru’nun AKP’ye geçeceği iddia ediliyor. CHP’nin Gaziantep’de kazandığı 2 ilçe belediyesinden biri olan Araban’ın Belediye Başkanı dün CHP’den istifa ettiğini CHP Gaziantep İl Başkanı Hayri Sucu duyurmuştu. 

    “TÜM ARABANLILARDAN ÖZÜR DİLERİM”

    CHP Araban İlçe Başkanı Mustafa Kayacı “Sayın Arabanlılar, Araban Belediye Başkanı Hasan Doğru partimizden istifa etmiş bulunmaktadır. Partimize destek veren bütün seçmenlere şahsım ve partim adına tekrardan teşekkür ediyorum. Yanlış tercih yaptığım için tüm seçmenlerden şahsım ve partim adına özür diliyorum. Hiçbir seçmenimiz karamsar olmasın biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak önümüzdeki seçimlerde sizlerin de desteğiyle başarılı olacağımıza inanıyoruz. Tüm Araban halkına saygılarımı sunuyorum” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • AKP’li belediye sınavda dereceye giren öğrencileri umreye götürecek

    AKP’li belediye sınavda dereceye giren öğrencileri umreye götürecek

    AKP’li Şahinbey Belediyesi tarafından düzenlenen sınavda dereceye giren 161 öğrenci umreye götürülecek.

    31 Mart Yerel Seçimleri’nin kampanya sürecinde, “Molla Ahmet” lakaplı Ahmet Özyıldız’ı ziyaret eden ve “Haydi Çocuklar Camiye, Namazını Kıl Puanını Topla” kampanyası ile adından söz ettiren Antep’in AKP’li Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, benzer bir uygulamaya daha imza attı. Şahinbey Belediyesi’nin 2017 yılında lise öğrencilerine yönelik başlattığı umre ödüllü yarışmanın bu yıl da hayata geçirileceği öğrenildi.

    Belediye, il milli eğitim müdürlüğü ve il müftülüğü ile proje kapsamında protokol imzaladı. İlçedeki 161 öğrencinin umreye götürülmesini içeren protokolün amacının, “Öğrencileri kitap okumaya teşvik etmek” şeklinde açıklanması dikkati çekti.

    47 BİN ÖĞRENCİ KATILACAK

    BirGün’den Mustafa Mert Bildircin’in haberine göre, projenin, ilçedeki lise 1, 2, 3 ve 4’üncü sınıf öğrencilerini kapsayacağı bildirildi. Umreye gitmek isteyen öğrencilerin, belediyenin dağıttığı kitap üzerinden sınava alınacağı ifade edildi. Protokolde, düzenlenecek sınavda dereceye giren her okuldan üç öğrencinin umre ödülünü kazanacağı kaydedildi. Belediyeden projeye ilişkin yapılan açıklamada, sınava 66 liseden 47 bin öğrencinin katılımının öngörüldüğü belirtildi.

    “GENÇLERİMİZİN UMREYE GİTMESİ BÜYÜK BİR KAZANÇ”

    Çocukların kitap okudukça ailelerine, şehrine ve ülkesine faydalı bireyler olarak yetişeceğini söyleyen Gaziantep Valisi Davut Gül, “Bu projeye dört yıldır emek veren Şahinbey Belediye Başkanımıza, İl Müftümüze ve İl Milli Eğitim Müdürümüze teşekkür ediyorum. Çok güzel bir proje… Özellikle gençlerimizin umreye gitmesi, gündemlerine alarak konuşması büyük bir kazançtır” dedi.

    “UMRE ZİYARETİNİN ÖNEMLİ BİR YERİ VAR”

    Gaziantep İl Milli Eğitim Müdürü Cengiz Mete de projenin öğrenciler için faydalı olduğunu savundu. Öğrencilerden projeyle ilgili olumlu dönüşler aldıklarını söyleyen Mete, “Sosyal kültürel faaliyetlerimizin içerisinde umre ziyaretinin önemli bir yeri var. Burada hem kitabi bilgiler açısından çok önemli bilgiler elde ederken umre ile de ödüllendiriliyorlar” diye konuştu.

  • Teslim olan Türkiyeli IŞİD’liler örgüte nasıl katıldıklarını anlattı

    Teslim olan Türkiyeli IŞİD’liler örgüte nasıl katıldıklarını anlattı

    Ankaralı IŞİD üyesi Hüseyin Kafar, “Babam, Kamil Nuhoğlu Cemaati’ndendi. Annem, babam ve 4 kardeşimle Antep’ten IŞİD’e katıldık. IŞİD bitti. Türkiye’ye dönüp yeni bir hayat kurmak istiyorum” diyor. 

    IŞİD’in Suriye’deki son mevzisi olan Baxoz beldesinde Suriye Demokratik Güçleri’ne teslim olan IŞİD üyeleri, Suriye’ye nereden ve nasıl geldiklerini anlattı.

    Suriye Demokratik Güçleri’nin (QSD) IŞİD’e karşı Deyrezor’da sürdürdüğü “Cizre Fırtınası” operasyonunda sona gelindi. Hecin beldesine bağlı Baxoz köyünde sıkışan IŞİD’liler, tek tek teslim oluyor.

    Fırat Nehri’nin üzerinde bulunan Baxoz’un bir yakasında Irak sınırı diğer yakasında ise Suriye güçleri bulunuyor.

    Baxoz aynı zamanda Irak-Suriye sınır kapısı olan Ebu Kemal ilçesinin yakınlarında yer alıyor. Köyde sıkışmış olan IŞİD’liler aileleriyle birlikte teslim oluyor. Teslim olanlar QSD tarafından operasyon alanından çıkarılıyor.

    İLK İŞ SAĞLIK TARAMASI

    Teslim olanlar arasında Türkiye, Türkmenistan, Türkistan, Endonezya, Rusya, Fransa, Almanya, Finlandiya, Kuzey Afrika, Tunus, Libya ve Fas uyruklular çoğunlukta. Yaralı olan IŞİD üyelerine ilk sağlık müdahalesi QSD tarafından yapılıyor.

    Belirlenen bir alana getirilen IŞİD’liler burada oluşturulan iki güvenlik noktasında tekrar aramadan geçiriliyor. Kadın ve çocuklar kadın savaşçılar tarafından aranırken, erkekler, erkek QSD’li savaşçılar tarafından aramadan geçiriliyor.

    TÜRKİYELİ IŞİD’LİLER

    Türkiyeli IŞİD’liler ağırlıklı olarak Ankara, Kırşehir, İstanbul, Konya ve Çankırı illerine kayıtlı. Son üç günde teslim olanların sayısı 6 bine ulaşırken, aralarında IŞİD’in kalkan olarak kullandığı siviller de bulunuyor.

    ANNE, BABA VE 4 KARDEŞİ İLE BİRLİKTE KATILMIŞ

    “Hilafetin” ilan edildiği 2014’te Suriye’ye gelen çok sayıda IŞİD üyesi, rahatlıkla sınırı kullandıklarını ifade etti. Ankara’dan Hüseyin Kafar (18), anne, baba ve 4 kardeşiyle birlikte katılmış. Türkiye’deyken babasının İslami derneklerle ilişkili olduğunu anlatan Kafar’ın, babası çatışmalarda yaşamını yitirmiş. Annesi ve kardeşlerinin kendisinden önce Suriye’ye gittiğini aktaran Kafar, “2014’te halifelik ilan edilince babam hepimizi buraya getirdi. 4 yıldır onların arasındayız. Babam daha önce yaşamını yitirdi. IŞİD alan kaybedince çıkmak istedik, ancak bir türlü fırsatımız olmadı. Şimdi de teslim olduk. Ve IŞİD bitti” dedi.

    “CEMAATLER YÖNLENDİRDİ SINIR AÇILDI”

    Antep sınırından geçerek Suriye’ye ulaştıklarını kaydeden Kafar, hiçbir engelle karşılaşmadıklarını söyledi. Kafar, Suriye’ye geçtikten sonra ilkin Bab’a gittiklerini, daha sonra sırayla başka şehirlere gittiklerini belirterek, “IŞİD’e katılan birçok Türk var. Birçoğu teslim oluyor. Benimle birlikte 5 kişi geldi. Türkiye’den gelen neredeyse herkes bir cemaat aracılığıyla geldi. Benim babamın geldiği cemaat de Kamil Nuhoğlu Cemaati’ydi. Şimdi buraya geldik ve Türkiye’ye dönüp, yeni bir yaşam kurmak istiyorum” diye konuştu.

    “GERİ DÖNMEK İSTİYORUZ”   

    Çankırılı olan İshak Nuroğlu da, ailesiyle birlikte katılmış. Nuroğlu da Antep sınırını kullanarak, Suriye’ye geçtiklerini kaydetti. Nuroğlu, babasıyla birlikte teslim oldu. Annesinin daha önce Türkiye’ye geçtiğini belirten Nuroğlu, “Kalabileceğimiz bir ortam kalmadı. Biz de Türkiye’ye geri dönmek istiyoruz. Beni buraya babam getirdi. Onların arasında büyüdüm. Ama şimdi Türkiye’ye gidip, iş kurmak istiyorum. Eskisi gibi bir yaşamım olsun” dedi.

     FATİH İLÇESİNDEN KATILMIŞ

    Abdullah Aman Mehmet adlı IŞİD üyesi ise 28 yaşında. Daha önce QSD’ye karşı girdiği çatışmalarda sol elinden yaralanmış. İstanbul Fatihli olan Aman Mehmet, IŞİD’e katılma sürecini şöyle anlatıyor:

    “Ben Fatih’te bir kafede çalışıyordum. Sonra işyeri sahibi bana Suriye’de yeni bir yaşamın kurulduğunu ve orada daha iyi yaşayabileceğimi söyledi. Yabancı bir adamdı. Ukaça diyorlardı. Beni Antep’in Karkamış İlçesi’nden Cerablus’a geçirdiler. Bu dediklerim 4 yıl önce yaşandı. Buraya geldikten sonra da bir daha çıkamadım. Şimdi ise Türkiye’ye gitmek istiyorum.”

    (MEZOPOTANYA AJANSI/Nazım Daştan)

  • DİSK, KESK, TMMOB ve TTB Antep temsilcileri: Demokrasi ve adalet istiyoruz

    DİSK, KESK, TMMOB ve TTB Antep temsilcileri: Demokrasi ve adalet istiyoruz

    PİRHA- Antep’te DİSK şubesinde bir araya gelen kurum temsilcileri ortak açıklama yaptı. Açıklamayı okuyan Disk Genel-İş Bölge temsilcisi Ali Güdücü, “Keyfi, hukuksuz, kıyım rejimi ve OHAL derhal kaldırılmalıdır” dedi.  

    DİSK, KESK, TMMOB VE TTB Antep temsilcileri DİSK Genel-İş şubesinde biraraya gelerek, açıklama yaptı. Birçok kurum temsilcisinin de destek verdiği açıklamayı DİSK Genel-İş Bölge Temsilcisi Ali Güdücü, “OHAL’in ilan edildiği tarihten bugüne 16 ayı aşkın bir süre geçmiş ve bu süre içerisinde Türkiye’de tam bir hukuksuzluk ve keyfiyet  uygulamaları hakim olmuştur” diyerek şunları ifade etti:

    “Bu dönemde çıkartılan KHK’lar TBMM onayından geçirilmediği için, yargı süreçleri de işletilememektedir. Bugüne kadar çıkan kanun  hükmünde kararnameler  ile 130 bine yakın kişi kamu görevinden ihraç edilmiş, 107 kanunda değişiklik yapılmıştır. Bugün DİSK üyesi 2000’e yakın işçi, KESK üyesi 4000 kamu çalışanı, 3315 hekim ve TMMOB üyesi 3000’in üzerinde mühendis, mimar ve şehir plancısı ihraç edilmiş durumdadır. Hukukun üstünlüğü ve hukuk devleti ilkelerinin hiçbir kırıntısı kalmamıştır.”

    DİSK Genel-İş Bölge Temsilcisi Ali Güdücü, “DİSK, KESK, TMMOB ve TTB temsilcileri  olarak; Herkes için ulaşılabilir, eşit, parasız kamusal hizmet, kıdem tazminatı hakkının, iş güvencesinin gaspına son verilmeli; herkes için güvenceli iş, güvenceli gelecek ve insanca yaşanacak ücret sağlanmalı, demokratik ve barışçıl yollarla hakkını arayanlara yönelik baskı ve hukuksuzluk son bulmalı, toplumsal barışın, bir arada yaşamın kurulduğu, demokratik, laik bir ülkede yaşamak hepimizin hakkıdır” dedi.

    Diren KESER/ANTEP