Etiket: gaziemir

  • Gaziemir’de kaldırılmayan radyoaktif atıklar Meclis gündeminde

    Gaziemir’de kaldırılmayan radyoaktif atıklar Meclis gündeminde

    PİRHA – İzmir Gaziemir’de yıllar önce ortaya çıkan radyoaktif atıkların halen kaldırılmadığına dikkat çeken HDP’li Murat Çepni, bu alandaki  nükleer atıkların toprağı, havayı, suyu kirletmeye, canlıları yok etmeye, insanlarda kanser, nefes darlığı, astım, bronşit gibi ciddi hastalıkların oluşmasına neden olduğunu belirtti. 

    Halkların Demokratik Partisi(HDP) İzmir Milletvekili Murat Çepni, İzmir Gaziemir’de yıllar önce ortaya çıkan radyoaktif atıkların neden kaldırılmadığını ve yarattığı çevre sorunlarını Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’e verdiği soru önergesiyle Meclise taşıdı.

    İzmir Gaziemir İlçesi Emrez Mahallesinde, 1940 yılımda faaliyete başlayan Aslan Avcı Döküm Sanayi Tic.A.Ş. ait olan 70 dönümlük arazide semt sakinlerinin ihbarı üzerine (28 Mart 2020 tarihinde Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile kapatılan) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) tarafından 2007 yılında yapılan araştırma sonucunda 100 bin ton radyoaktif atık gömülü olduğu rapor edilmişti.

    “NÜKLEER ATIKLAR CİDDİ ÇEVRE SORUNLARINA NEDEN OLUYOR” 

    İzmir Gaziemir’de yıllar önce ortaya çıkan radyoaktif atıklar halen kaldırılmadığına dikkat çeken Murat Çepni, bu alandaki nükleer atıklar; toprağı, havayı, suyu kirletmeye, canlıları yok etmeye, insanlarda kanser, nefes darlığı, astım, bronşit gibi ciddi hastalıkların oluşmasına neden olduğunu söyledi.

    Radyoaktif kirliliğin yan ısıra  mahalle sakinlerinin fabrika alanına gömülü olan diğer ağır metaller nedeniyle oluşan koku, toz ve duman gibi etmenlere de maruz kaldığını kaydeden Çepni, “28 Mart 2020 tarihli 31082 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle Türkiye Atom Enerjisi Kurumunun kapatılmasıyla bu tehlikeli atıkların kimin denetiminde, nasıl, ne şekilde ve ne zaman tamamen kaldırılacağı ise belirsizliğe neden olmuştur” ifadelerini kullandı.

    Anayasanın 56. Maddesi olan ‘herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkını güvence altına almıştır’ ilkesini hatırlatan Çepni, halk sağlığı için bu alanın ivedilikle temizlenmesi ve güvenli hale getirilmesini istedi.

    Çepni bu bağlamda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’e şu soruları yöneltti:

    • Sahadaki radyoaktif atıkları temizleme çalışmaları Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile kapatılan Türkiye Atom Enerjisi Kurumunun yetki ve sorumluluk alanındaydı. Bugüne kadar TAEK ve ilgili kurumlar Gaziemirdeki atıkların tamamının temizlenmesini sağlayamamışlardır. Bu alanın temizlenmemesi neden kaynaklanmaktadır?
    • TAEK yerine Gaziemirdeki radyoaktif tehlikeli atıkların bertaraf işi ne şekilde, hangi kurumun yetkisinde ve denetiminde yapılacaktır? Bakanlığınızın bu alandaki atıkların tamamının kesin bir şekilde temizlenmesi için bir programı var mıdır? Temizleme işi ne zaman bitirilecektir?
    • Bugüne kadar bu alanın ne kadarı temizlenmiştir? Temizlenen alanda ne kadar radyoaktif atık vardı? Ne kadar kimyasal atık İZAYDAŞ’a gönderilmiştir?
    • Gaziemirde radyoaktif kirliliğin bulaşıcılık nedeniyle olabileceği miktar 250-300 bin ton civarında olduğu iddia edilmektedir. Atıklar içn en son ölçüm ne zaman ne şekilde yapılmıştır? Atık miktarı kaç ton olarak belirlenmiştir? Son veriler bölge halkı ve ilgili kurumlarla paylaşılacak mıdır?
    • Atıkların temizlenmesi için Bakanlığınız Valilik, kaymakamlık; Belediyeler ve Meslek Odaları ile aktif işbirliği yapılmakta mıdır? İşbirliği yapılıyor ise ne şekilde yapılmaktadır?
    • Gaziemirde halkın sağlığını korumak, çevre kirliliğini engellemek ve bu alanı daha güvenli hale getirmek için bugune kadar hangi bilimsel önlemler alınmıştır? Bu çevredeki su ve toprakta radyasyon oranları ne zaman ölçülmüştür.
    • Nükleer santraller ile ilgili en önemli sorun nükleer atıkların bertarafıdır. Bilim insanları nükleer atıkların güvenli bir şekilde bertarafnın bugün için mümkün olmadığını söylemektedir. Gaziemir’de nükleer atıklar da yıllardır temizlenememiştir. Mersin Akkuyu’da inşa edilen nükleer santralin atıkları nasıl bertaraf edilecektir? Akkuyu’da atıkların İnsan sağlığına, ekolojik sisteme. çevreye zarar vermesinin önüne nasıl
      geçilecektir?
    • Gaziemir’deki atıkların bir türlü defedilememesi, Akkuyu Nükleer Santralinin faaliyete başlaması durumunda oluşacak atıkların nasıl muhafaza edileceği konusunda da kaygı yaratmaktadır. Akkuyu Nükleer Santral için atık depolama alanı ve yönetimi konusunda bir çalışma yapılmış mıdır? Akkuyu NES’in atıkları nerede ve nasıl muhafaza edilecektir?
    •  Gaziemirde büyük tehdit oluşturan Europium 152-154 bulaşık atıkları sadece nükleer santrallerde oluşabilen atıklardır. İzmir’de bir nükleer santral olmadığıı halde nereden, ne şekilde getirilmiştir? Bakanlığınız bu konu hakkında bilgi sahibi midir? Bu bilgiler kamuoyu ile paylaşılacak mıdır?
    • Türkiye’de Gaziemirde olduğu gibi radyoaktif atık bulunan başka yerler var mıdır? (HABER MERKEZİ)
  • ADFE Başkanı Celal Fırat: Alevilerin yaşam alanlarına saldırmak faşizmdir

    ADFE Başkanı Celal Fırat: Alevilerin yaşam alanlarına saldırmak faşizmdir

    PİRHA – İzmir Gaziemir’de Alevi ailenin evine ‘Defol Alevi’ yazılmasına tepki gösteren ADFE Başkanı Celal Fırat, “Alevilerin yaşam alanlarına saldırmak faşizmdir” dedi. 

    İzmir’in Gaziemir ilçesine bağlı Yeşil Mahallesi’nde oturan Alevi ailenin evinin duvarına ‘Defol Alevi’ yazılarak çarpı işareti konulmuştu. Kimliği belirsiz kişilerce yapılan yazılamayı fark eden aile karakola giderek şikayette bulundu.

    Alevi ailenin evinin duvarının işaretlenmesine tepkiler gelmeye devam ediyor. Alevi Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Celal Fırat, Evlerimiz işaretlendi bilginiz var mı? diye sordu. Sosyal medyadan paylaştığı yazıda ötekileştirilerek kışkırtmanın en kolay yolu tehdit ve gözdağı vermek olduğunu kaydeden Fırat, “Toplumun büyük bir kısmına ‘sesinizi çıkarsanız böyle olur’ diyerek bir nevi nabız ölçme aracı olan bir tutum” dedi.

    Fırat, “Bu tutumu halklar arasında oluşmuş örgütlülük ve diyaloğu yok etmek, katliamlarla halkı susturmak için Alevileri kurban seçmektir”ifadelerini kullandı.

    “ALEVİLERİN CAN GÜVENLİĞİ YOK”

    Alevileri yaşam alanlarına saldırmanın faşizm olduğunun altını çizen Celal Fırat, sözlerini şöyle sürdürdü;

    “Alevileri kendi öz değerlerinden koparma, biat etmeye zorlamak, kendine benzetmek, yok etmek ya da inançsal kimliklerinde anlam krizi yaratmak yeni değildir. Ve bu nedenle; Alevileri haince ‘mekân ve yapı çerçevesinde’ tehdit etmek , ‘yaşam alanlarına saldırmak’ faşizmdir.”

    ‘Alevilerin can güvenliği yok’ diyen Fırat, bu olayın ‘sarhoş’ ya da ‘densizlerin işi’ olmadığını bu olayım iyimserlikle karşılanmasını red ettiğini belirterek, “Hatta tarihi gelişimi ev işaretleme ile başlayan tüm katliamları inkâr etmek ve üstünü kapatmaktır” dedi. (HABER MERKEZİ)

     

  • ‘Defol Alevi’ yazısına ‘Aleviyim’ hashtagi ile tepki yağdı

    ‘Defol Alevi’ yazısına ‘Aleviyim’ hashtagi ile tepki yağdı

    PİRHA – İzmir’de Alevi yurttaşların evlerinin duvarına “Defol Alevi” yazısına sosyal medyadan tepki yağdı. ‘Aleviyim’ hastaghi ile başlatılan kampanya Twitter’da ilk sıraya oturdu.

    İzmir’in Gaziemir ilçesindeki bir Alevi yurttaşın ev duvarına yazılan “Defol Alevi” yazılamasına tepkiler sürüyor.

    Twitterda “Aleviyim” hashtaghi ile başlayan tepki kısa sürede sosyal medyanın gündemi haline geldi.

    Twitter’da birinci sırada olan “Aleviyim” hashtagi her geçen dakika daha çok kullanıcının desteğini görüyor.

    PİRHA / ANKARA

  • Yine İzmir yine ev işaretlemesi: Defol Alevi

    Yine İzmir yine ev işaretlemesi: Defol Alevi

    PİRHA- İzmir’de yaşayan Alevi bir ailenin kapısına ‘Defol Alevi’ yazısı yazılarak çarpı işareti konuldu. 

    Alevi yurttaşlara yönelik tehdit ve tacizler sürüyor. İzmir’in Gaziemir ilçesine bağlı Yeşil Mahallesi’nde oturan Alevi ailenin evinin duvarına ‘Defol Alevi’ yazılarak çarpı işareti konuldu. Kimliği belirsiz kişilerce yapılan yazılımı fark eden aile karakola giderek şikayette bulundu. Ailenin karakolda ifade verdiği öğrenildi.

    PİRHA/İZMİR

  • Yaşam savunucuları sordu: İzmir’in Çernobil’i için ne yaptınız?

    Yaşam savunucuları sordu: İzmir’in Çernobil’i için ne yaptınız?

    Çernobil Nükleer Faciasının 33’üncü yıl dönümünde yaşam savunucuları Gaziemir’de bulunan Kurşun Fabrikası bahçesinde bulunan radyoaktif madde içeren atıklar için ne yapıldığını sordu.

    Nükleer Karşıtı Platform İzmir bileşenleri, TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu, İzmir Barosu, İzmir Tabip Odası, Ege Çevre Platformu, Gaziemir Çevre Platformu, İzmir Yaşam Alanları Girişimi ve çeşitli sivil toplum kuruluşları ve partiler, Halkların Demokratik Kongresi Çernobil faciasının yıl dönümünde Gaziemir’de bulunan Eski Kurşun Fabrikası yakınlarındaki 194 sokakta basın açıklaması düzenledi. Açıklamayı, TMMOB Dönem Sözcüsü ve Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Helil Kınay okudu.

    “ÇERNOBİL NÜKLEER ENVANTERİ HALA ÇIKARILAMADI”

    Çernobil’de 26 Nisan 1986’da meydana gelen arıza ile dünyanın nükleer santraller ile nasıl bir tehlikeyle karşı karşıya olduğunun anlaşıldığını ancak buna rağmen 11 Mart 2011’de Fukuşima’da yeniden facia yaşandığını hatırlatan Kınay, 33 yıl önce yaşanan can kayıpları ve çevre felaketinin hala envanterinin çıkarılmadığını, 260 metrekare arazinin yüksek radyasyonla kaplı olduğu için Ukrayna’daki bu santralin Avrupa Birliği ülkelerince etrafına çelik kafes örülmeye çalışıldığını belirtti. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre 2005 yılına dek 4 bin kişi, Greenpeace’e göre 200 bin kişinin hayatını kaybettiğini söyleyen Helil Kınay, 350 bin kişilik şehir nüfusunun yerinden edildiğini sözlerine ekledi.

    “NÜKLEER ATIKLAR NERDEN ALINDI, KURŞUN KÜLÇELERİ NEREYE SATILDI”

    Çernobil felaketinin etkilerinin hala giderilmezken Türkiye’de nükleer santral inşaatlarının hukuksuz ve çevre yıkımları ile devam ettiğini vurgulayan Kınay, Gaziemir İlçesi Akçay Caddesi üzerinde etrafı konut alanları okul ve ticarethanelerle çevrili 1950’den bu yana faaliyet göstermiş olan atık akümülatörden ve tıp endüstrisi de dahil endüstriyel atıklara kurşun külçe üretimi yapmış olan Aslan Avcı Döküm San. Tic. Aş’nin bahçesinde 2007 yılında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın kül ve cüruf depolandığının tespit edildiğini söyledi. Malzemelerde Europium-152 ile bulaşmış olduğunun tespit edildiğini ve bu maddelerin nükleer santrallerde kullanıldığının anlaşıldığını söyleyen Kınay, maddenin Türkiye’ye nasıl geldiği ve külçe kurşun haline getirilerek nerelere satıldığının bulunamadığını belirtti.

    “MANİSA KÖPRÜBAŞI VE AYDIN KISIR’DA DA ÖNLEM ALINMADI”

    2007’den bu yana İzmir halkının nükleer atıklarla yaşamaya mahkum edildiğini dile getiren Helil, “Manisa Köprübaşı, Aydın Kısır’daki terk edilmiş uranyum madenlerinin saçtığı tehlikeye yıllardır önlem alınmamıştır. Nükleer Santralle karşılaştırıldığında radyoaktivite yönünden çok daha az risk oluşturan bu tesisler ve sahalarda önlem alınmaması endişelerimizi doğrulamaktadır” dedi.

    “SÜRECİN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ”

    Sürecin sorumluları hakkında yürütülen hukuki süreç ve çalışmaları soran ve takipçisi olacaklarının altını çizen Kınay, Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’den Seferihisar Belediye Başkanlığı döneminde yürüttüğü çevre ve yaşam mücadelesini Gaziemir için de yürütmesini istedi.

    Helil Kınay, yetkili kurumlara seslenerek şu soruların cevaplandırılmasını istedi:

    • Gaziemir’de depolandığı anlaşılan radyoaktif ve zehirli maddelerin bölgeden uzaklaştırılması konusunda neler yapılmıştır
    • Ülkemize girişi yasak olan nükleer atıkların bölgeye nasıl girdiği hakkında çalışmalar nelerdir?
    • Bölgede uzaklaştırılacak atık miktarı nedir nerede bertaraf edilecektir?
    • Firmaya kesilen çevre cezası ile ilgili süreç nedir?
    • Bölgede sağlık taraması ve izleme çalışması yapılmış mıdır?”
  • Ekolojist Ertuğrul Barka: İzmir’in tarihi, kültürü, tarım arazileri rant uğruna yok ediliyor!

    Ekolojist Ertuğrul Barka: İzmir’in tarihi, kültürü, tarım arazileri rant uğruna yok ediliyor!

    PİRHA- PİRHA’nın haber yaptığı Gaziemir’de ağaç kıyımına tepki gösteren ekolojist Ertuğrul Barka, “İzmir’in ilk sanayi bölgesindeki ve esasında sanayi müzesi yapılması gereken fabrikalar, üretim araç ve gereçleri ya bir aileye peşkeş çekildi ya da yok edildi ve yok edilmek üzere” diye konuştu.

    Gaziemir Fuar alanı ve Esbaş bölgeleri arasında bulunan ormanlık alan sanayi bölgesinin genişletilmesi adı altında kesilmiş ve dümdüz edilmişti. PİRHA’nın yaptığı haberden birkaç gün sonra tel çitlerle kapatılan alan araç ve yaya girişine kapatılmıştı.

    Duruma tepki gösteren Ekolojist Ertuğrul Barka ağaç kıyıma dair PİRHA’nın sorularını yanıtladı.

    DİLOVASI, ERGENE VE BURSA OVALARI KALKINMA ADINA TÜKETİLMİŞTİR

    Sanayileştirilen birçok alan bildiğiniz gibi bir zaman sonra ciddi doğa sorunlarıyla karşı karşıya kalıyor. Bu örnekleri biraz açar mısınız?

     İstanbul ve civarı artık yatırım yapılamaz haldedir. Trakya Ergene ovası ve çeperi tüketilmiştir. Adapazarı’nda “tarlalarda patates yerine otomobil fabrikası kurulması” gibi mantık ve yaklaşımla yapılan yatırımlarla adım atılacak yer, soluk alınacak hava kalmamıştır. Dilovası’nı bir anımsayın. Bursa Ovası otomotiv sektörü ve bunun yan sanayisiyle başlayarak, ünlü yarma şeftalisini ve yeşilliğini kaybetmiştir. Uludağ’ın vejatatif çamlarının tepeleri hava kirliliğinden sararıp kurumaktadır. Kısacası Marmara ve Batı Karadeniz bölgelerindeki yaşam, kalkınma adına tüketilmiştir.

    LİMAN, TARİHİ KÜLTÜRÜ, SANAYİİ VE TARIM ARAZİLERİ İLE İZMİR ÇEKİCİ YATIRIM ALANI 

    Buna bağlı olarak uzun zamandır İzmir’de gelişen iş alanı ve sermayenin İzmir’e yönelmesinin sebepleri nelerdir? 

    İzmir, etrafındaki verimli tarım alanlarıyla, deniz ve karayolu ulaşımlarıyla, liman olanaklarıyla, enerji nakil hatlarıyla, petrol rafinerileri, petrokimya ürünleriyle, sermaye deneyim ve birikimiyle, organize sanayi bölgeleri-küçük sanayi siteleriyle, eğitimli iş gücüyle, kültürüyle ve bunun yanı sıra tarihi Çeşme, Bergama, Efes, Meryem Ana, Kuşadası vb. yerlerle çevrili olmasıyla yatırımcılar için oldukça çekici bir yatırım alanıdır. Gerek merkezi hükümetlerin gerekse yerel yönetimlerin de sermayeden yana tavır alması ve tamamen onların bakış açılarından değerlendirmeler yapmaları İzmir’e akışlarını sağlamaya başlamıştır. Geçmiş yıllarda elli bin metre kare iş ve büro alanı satılamayan İzmir’de bir milyon metre karelik satış potansiyeline ulaşılmıştır.

    İzmir’in civarındaki yerleşim yerlerindeki gayrî menkul değer artışlarına bir bakın; Urla, Kemalpaşa, Seferihisar, Karaburun gibi yerlerde neredeyse bir metre kare alınıp, satılacak alan kalmadı ve fiyatları da son senelerde katlayarak arttı.

    ÇANKAYA, BASMANE, OTELLER SOKAĞI GİBİ YERLER PEŞKEŞ İLE YOK EDİLECEK

    İş alanının sermayeye açılmasıyla birlikte Tariş, Havagazı, Alsancak ve Basmane’de yapılması kararlaştırılan projeler birbiriyle bağlantılı mıdır?

    Elbette. Körfez dip çamurunun İzmirlinin yüzmesi için temizlenmek istendiği iddiasına ancak aptallar inanabilir. O bile şüpheli ya. Bir holdinge peşkeş çekilmek üzere İzmir Körfezi ve Alsancak Limanı hazırlanıyor. Limanın kapasitesi artırılıyor. Yüksek DWt.luk (tonaj) gemilerin yanaşabilme koşulları oluşturuluyor. Antrepolar, depolar, park alanları, yönetim binaları, vb. gerekli şeyler. İzmir’in ilk sanayi bölgesindeki ve esasında sanayi müzesi yapılması gereken fabrikalar, üretim araç ve gereçleri ya bir aileye peşkeş çekildi ya da yok edildi ve yok edilmek üzere. Böylesi sanayi yoğunluğu, deniz ticaret potansiyeli için de Basmane Çukuru’nun da şekillendirilmesi gerekiyordu. Bundan Kültürpark’ta elbette etkilenecektir! Kültürpark’la birlikte Basmane, Oteller Sokağı, Çankaya ve geniş çevresi de etkilenerek yok olacaktır. İzmir yok edilip farklı bir kent ve yaşam tarzı oluşacaktır. İnsanlar kentlerine yabancılaşacaklar ve bu da ilgilerinin azalması nedeniyle direnmemelerine, kentlerinin daha da yağmalanmasına sessizce katlanmalarını getirecektir kent yaşamına; istenen ve izlenen süreç budur. Bu yağmaya, talana ve yalanlara karşı direnenler de var elbette.

    İKTİDARLARI DA SERMAYE BESLEMEKTE

    ESBAŞ ve İzmir Fuar alanı arasında sanayi bölgesinin genişletilmesi için yapılan ağaç kıyımını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bakanlık, belediye gibi resmi kuruluşlar tam olarak bu sermaye yönelimi ve kıyımın neresinde durmaktadır?

    İzmir’de nelerin yapılmak istendiğini yukarıda sıraladım. Bu sanayi nereye yerleşecek? OSB (Organize Sanayi Bölgeleri) ve serbest bölgelere elbette. Bunun dışındaki verimli tarım alanlarına da yerleşmelerin olacağını gözardı etmemek gerek. Zeytinlikleri yok etmeye, buraları madenciliğe açmaya çalışan, ormanları ağaç, kereste, reçine, kolofan, vb. hammadde depoları gibi gören hükümetlerin  yeni sanayi alanları, genişleme ve büyüme alanları için doğa için endişelerinin olması beklenemez. Böyle olunca da yatırımcıların bu alanların işletmecilerinin de doğal yıkımlara neden olacak davranışlardan kaçınmaları beklenemez. Esasında önlerini bu yönde açacak iktidarları da bu sermaye belirlemektedir, sonuca şaşıracak bir durum yok yani.

    Yerel yönetimler, sonuçta merkezi iktidarın çıkardığı yasaları uygulamaktadırlar. Bu iktidarlara karşı bir iş ve işlem yapmaları olası değildir. Türkiye’nin herhangi bir bölgesindeki kentin kararları Ankara’dan verilmektedir. O kentin halkın oylarıyla seçilmişlerinin ve halkın istemlerinin önemi yoktur! Kaldı ki, belediyeler de merkezin hışmından korunabilmek için onların istem ve projelerine kolayca boyun eğmektedirler. Boyun eğmeyenlerin de görevlerinden alındıklarını ve kayyumlara devredilmiş belediyelerinin neler yaptıklarını biliyoruz.

    Ersin ÖZGÜL / İZMİR

    Ertuğrul barka

  • İzmir Fuarı’nın karşısında ağaç kıyımını PİRHA görüntüledi

    İzmir Fuarı’nın karşısında ağaç kıyımını PİRHA görüntüledi

    PİRHA- Gaziemir Aktepe’de bulunan İzmir Expo Fuarı’nın karşısındaki ormanlık alana iş makinelerinin girmesi ile yüzlerce ağaç kesildi. Ağaçların bulunduğu alan iş makineleri ile dümdüz edilirken, ormanlık alanının son halini PİRHA görüntüledi.

    2013 yılında Gaziemir’de inşa edilen yeni Fuar Alanı’nın inşaatı başlamadan önce, zeytin ağaçlarının kesildiği kamuoyunca gündeme gelmişti. 2013 yılında inşaat yapımına başlamadan önce çekilen fotoğraf ile inşaatın başlamasından sonra çekilen fotoğraflarda ağaçların kesildiği net olarak görülmüştü.

    2017 yılında tekrar böylesi bir vaka gündeme geldi. Fuar İzmir alanının tam karşısında bulunan ormanlık alanda hangi proje adına yapıldığı bilinmeyen ağaç kıyımı gerçekleşti. Zeytin ve çam ağaçlarının bulunduğu yapılan ağaç kıyımının onlarca dönüm olduğunu belirten bölge halkı, kıyımın yapıldığı bölgeye araç girişinin yasaklandığını belirtti. İş makinelerinin olduğu alana giden PİRHA kıyımın boyutunu ortaya çıkardı.

    ‘Özel Arazi Girmek Yasaktır’ tabelası ile karşılaşılan alan demir bariyerlerlerle insan ve araç girişine yasaklanmış durumda bulunuyor. İş makinelerinin açıkça alanın üst taraflarında çalışıldığı görülürken, kıyımın yapıldığı alan çıplak olarak tamamen görülebiliyor. Daha ileride ise kesilen çam ağaçları hala yerinde dururken, beton bloklar ile arazinin tamamen çit ile kapatılması için hazır bekletiliyor. Ormanlık alanın çöp ve hafriyat yıkıntısı haline getirildiği alanda ise çalışmalar hala devam ediyor.

    Kıyımın yapıldığı alanda ne tür proje yapılacağına dair sorularımızı yanıtlamaktan çekinen özel güvenlik görevlileri duruma sessizliklerini koruyor. İşte PİRHA’nın görüntülediği fotoğraflarla ağaç kıyımı.

    (HABER MERKEZİ)