Etiket: gazik

  • Hızır’ın izi Qavutta, köyün kalbi birlikteydi!- VİDEO

    Hızır’ın izi Qavutta, köyün kalbi birlikteydi!- VİDEO

    PİRHA- Hızır ayı geldiğinde yalnızca günler değil, insanların birbirine bakışı da değişirdi. Qavut tepsilerinde bereket, Cemlerde birlik, niyazlarda paylaşma büyürdü. Bedriye Kasun’un anlatımıyla Hızır ayı, bir inanç pratiğinden öte, köyün ortak hafızasında yaşayan bir dayanışma ve yaşam hâli olarak bugünlere taşınıyor.

    Hızır ayı geldiğinde, yalnızca günler değişmezdi. Köyün sesi, kokusu ve ritmi de değişirdi. Bedriye Kasun, geçmişten bugüne Hızır ayını anlatırken, bir inanç pratiğinden çok bir yaşam biçiminin izlerini paylaşıyor.

    “Hızır ayında qavut pişiririz, oruçlarımızı tutarız. Hızır ayı bizim için birliğimizin, beraberliğimizin zamanıdır” diyen Kasun, Hızır Cemleriyle köydeki toplumsal bağların güçlendiğini söylüyor.

    “SABAHIN KÖRÜNDE BAŞLAYAN HAZIRLIKLAR VARDI”

    Kasun’un hafızasında Hızır ayı, erken saatlerde başlar. Şehre göç edilmeden önce köyde yaşanan o günleri şöyle anlatıyor:

    “Pilvenk köyünde Hızır ayı hazırlıkları sabahın erken saatlerinde başlardı. Buğdayı yıkar, kavururduk. El değirmeninde un haline getirdiğimiz qavutu pişirip tepsilere koyardık. Qavutun ortasına eritilmiş tereyağı dökülür, sonra ocak ya da baca kenarına bırakılırdı.”

    Bu hazırlık yalnızca bir yemek için değildir. İnanca göre Hızır gece gelir, qavuta parmağıyla dokunur ve izini bırakır.

    “Sabah kalktığımızda qavutlarda Hızır’ın izi var mı diye bakardık. Bu, sadece çocukların değil, bütün köyün heyecanıydı” diyor Kasun.

    “HIZIR BEREKETLE DAYANIŞMAYLA GELİRDİ”

    Hızır ayı yaklaşırken köyde herkesin yapacağı bir iş vardır. Davar sahipleri hayvanlarını bağlar, kurbanlar hazırlanır. Ayın başlamasıyla birlikte çıralar yakılır, niyazlar dağıtılır.

    Kasun, bu günleri şöyle anlatıyor:

    “Sabah erkenden ‘hedik’ pişirir, çeşmeye giderdik. Hediğin bir kısmını çeşmeye bırakır, geri kalanını çeşmeden aldığımız suyla eve getirirdik. O suyu çocuklarımızın üzerine serperek hediği yerdik. Sonra kalan hedik ve suyu hayvanlara verirdik. Bunun bereket ve çoğalma getirdiğine inanılırdı.”

    Hızır, Kasun’un anlatısında yalnızca bir inanç figürü değil; insanla doğa arasında kurulan bağın adıdır.

    “CEM OLMADAN HIZIR AYI OLMAZDI”

    Pilvenk köyünde bulunan Piri Sevdin ve Şêx Delilî Berxêcan ocakları, Hızır ayında çevre köylerden gelenlerle dolup taşar. Bedriye Kasun, o günlerin kalabalığını ve ortaklığını unutmadığını söylüyor:

    “Hızır ayında Cem tutulurdu. Dışarıdan ve çevre köylerden gelenler olurdu. Hep beraber Cem olurduk. Bu Cemler köydeki birlik duygusunu çok güçlendirirdi.”

    Hızır orucu da bu günlerin ayrılmaz bir parçasıdır. Üç gün tutulan oruçlar, özellikle bekarlar için ayrı bir anlam taşır:

    “Bekar olanlar Perşembe akşamı oruç açarken sıvı tüketmezdi. Rüyalarında geleceği görebileceklerine, evlenecekleri kişiyi göreceklerine inanılırdı. Birçok kişi bu rüyalarla hayatına dair işaretler aldığını anlatırdı.”

    “RİTÜELLER AZALDI HATIRALAR KALDI”

    Bugün Hızır ayı, Pilvenk’te eskisi gibi yaşanmıyor. Göç, kent yaşamı ve değişen koşullar ritüelleri azaltmış durumda. Bedriye Kasun bu değişimi sakin ama hüzünlü bir dille anlatıyor:

    “Eskiden çok daha güçlü yaşatılan bu ritüeller artık yok. Köyden kente göç edenler Hızır ayını bugün daha çok niyaz pişirip oruç tutarak karşılıyor.”

    Yine de Kasun’a göre Hızır ayının anlamı kaybolmuş değil:

    “Hızır ayı bizim için hâlâ bereketin, paylaşmanın ve birliğin simgesidir. O ruh eskisi gibi olmasa da hâlâ içimizde yaşamaya devam ediyor.”

    Pilvenk’te bugün qavut tepsileri belki daha az hazırlanıyor, çeşmelere daha az niyaz bırakılıyor. Ama Bedriye Kasun’un anlattıkları, Hızır ayının hâlâ insanların hafızasında, sözlerinde ve birbirine anlatılan hikâyelerde yaşamayı sürdürdüğünü gösteriyor.

    Cem EKİNCİ-Nuray ATMACA/DERSİM

     

  • Dersimliler, Hızır orucunu zorlu kış şartlarında karşılıyor- VİDEO

    Dersimliler, Hızır orucunu zorlu kış şartlarında karşılıyor- VİDEO

    PİRHA- Dersim, Hızır orucuna zorlu kış şartları altında girdi. Gazik(Cumhuriyet) mahallesinde oturan Meneş ve Burhan Öğmen çifti, zor zamanlardan geçildiğini vurgulayarak, “Hızır; insana, topluma yardımcı olsun” dedi.

    Dersim son yılların en büyük kar yağışını aldı. Bu durum karşısında gerekli çalışmalar yetersiz kalınca yaşam adeta durdu. Yolların kapanması, kaldırımların temizlenmemesi, elektrik ve su kesintileri kentteki hayatı durdurdu. Hal böyle olunca bu durumdan da en çok etkilenen, kentte bulunan yaşlı nüfus oldu.

    Burhan Öğmen ve Meneş Öğmen çifti, hem bu mevsim boyunca yaşadıkları zorlukları hem de Hızır ayı vesilesiyle tutulan oruçları PİRHA’ya anlattı.

    “HIZIR AYI GELENEĞİ DEVAM ETTİRİLMİYOR”

    Konuşmasında zorlu kış şartlarına dikkat çeken Burhan Öğmen, “Çok kar yağdı. Bu yüzden yollar kapalı. Belediye yolları açamıyor. Oturduğumuz ev kuzeye baktığından güneş geç vuruyor ve bu yüzden kaldığımız yer çok soğuktur. Evimizin önü karlarla kapandığından dolayı, sürekli evin önünü açmak durumunda kalıyorum. Yolların durumu çok kötü. Geçen burada biri düşüp kendini sakatladı” dedi.

    “Hızır; insana, topluma yardımcı olsun. Temiz kalpli insanların hatırına saysın. Hızır, bize de size de yardım etsin, kötülüklerden korusun. Kureyş sizinle yoldaş olsun. İlkin topluma, sonra da bize” diyerek dua eden Öğmen, devamında ise Hızır ayına ilişkin şunları belirtti:

    “Biz Hızır ayında kurbanlar keserdik. Pirimiz gelirdi cem tutardık. Pirimiz dua ve gulbang verirdi. Pir sorardı, ‘Sizinle komşularınızın arası nasıldır’ diye. Küs veya kırgın olan varsa onların çıralığını ve lokmasını almazdı. Birbirinize iyi olun derdi. Köylerden göçerttikten sonra ne pirler geldi ne de biz taliplerimize gittik. Evet Hızır ayı başladı. Biz Hızır ayında 3 gün oruç tutarız. Sonra ‘qavut’ pişirirdik. Komşular gelirdi ve hep beraber yerdik. Her gün bir eve gidilirdi. Hızır ayında ev ev gezerdik.”

    “ÇİLE AYIDIR, KAR HAYIRLA YAĞSIN”
    İçinde bulundukları ayı Kürtçe’de ‘çile’ olarak adlandırdıklarını söyleyen Meneş Öğmen, “Kar hayırla yağsın. Çile ayıdır yağması normal zaten. Herkesin gözü yollardaydı bir kar yağsın diye. Ama kar yağınca resmen eve kilitlendik. Ne bir su var ne de elektrik! Yollarda kapalı olunca evde rehin kaldık. Kapımızın önünüde bu yaşlı haliyle eşim açtı. Bir yere de gidemiyoruz. Bulunduğumuz sokağa serviste yok. O yüzden hep evdeyiz. Öyle böyle zamanı geçirmeye çalışıyoruz” dedi.

    Meneş Öğmen, Hızır ayına ilişkin ise şunları belirtti: “Biz Hızır ayında üç gün orucumuzu tutuyoruz. Bugün mesela oruçluyum. Biz orucumuzu açarken dua ederek açarız. Duamızı da, ‘İlkin evrene, sonra topluma, en son ise kendimize’ diye ederiz.”

    Nuray ATMACA- Cem EKİNCİ/DERSİM

     

  • Dersimli yurttaşlar pandemi sürecinde yaşadıklarını anlattı-VİDEO

    Dersimli yurttaşlar pandemi sürecinde yaşadıklarını anlattı-VİDEO

    PİRHA – Dersim’de yurttaşlar, pandemi günlerindeki yaşamlarını PİRHA’ya anlattılar.

    Dersim merkezde bulunan Gazik Mahallesi’nde yaşayan yurttaşlar, pandemi sürecinde yaşadıklarını PİRHA‘ya aktardılar.

    Yurttaşlar, ekonomik olarak yaşanan sıkıntıdan evlerdeki psikolojik duruma kadar birçok konuya değindiler.

    Evde kal çağrılarının altının doldurulmadığını belirten yurttaşlar, emekçilerin durumunun pandemi sürecinde hiçbir şekilde iyileştirilmediğini belirterek yetkililere çağrılarını yinelediler.

    İyileşme sürecine değinen yurttaşlar, farklı kentlerden Dersim’e gelen insanların karantinada kalmaması nedeniyle tedirgin olduklarını ifade ettiler.

    PİRHA/DERSİM