Etiket: genel sekreteri

  • Tunca: Bir kişinin kimliği ve inancı kutsaldır, asla hakaret edilemez! -VİDEO

    Tunca: Bir kişinin kimliği ve inancı kutsaldır, asla hakaret edilemez! -VİDEO

    PİRHA- Fethiye Alevi Cemevi Derneği Genel Sekreteri Zeki Tunca, CHP’deki “mutlak butlan” kararının ardından Kemal Kılıçdaroğlu’nun Alevi kimliği üzerinden hedef alınmasına tepki gösterdi. Tunca, “Bir insanın kişiliği, inancı, ailesi kutsaldır bunlara asla hakaret edilemez. Bu tür eleştirilere hiç tahammül gösterilmemesi gerekir” diye belirtti.

    Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) mahkemenin verdiği “mutlak butlan” kararının ardından Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden genel başkanlık görevine gelmesiyle başlayan tartışmalar sürerken, Alevi kimliği üzerinden yapılan eleştiriler de tepki çekmeye devam ediyor.

    “KILIÇDAROĞLU’NUN İNANCINA KİMLİĞİNE YAPILAN SALDIRILAR DOĞRU DEĞİL”

    Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel merkezine polis marifetiyle girilmesini doğru bulmadığını belirten Tunca, Kemal Kılıçdaroğlu’nun inancıyla ilgili saldırıları da doğru bulmadığını ifade etti.

    “HAKARET EDİLEMEZ”

    Kemal Kılıçdaroğlu’na inancıyla kimliği ile ilgili nefret suçu işlendiğini vurgulayan Tunca, “Saldıracaksan bir insana siyasi görüşlerinle saldır ama inancına asla saldırma. İnancı ve kimliği ilgili eleştirilere hiç tahammül gösterilmemesi gerekir” diye belirtti.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Uçarcan: Söke’deki kriz kişisel değil, yol erkanı meselesidir-VİDEO

    Uçarcan: Söke’deki kriz kişisel değil, yol erkanı meselesidir-VİDEO

    PİRHA- Alevi Kültür Dernekleri Genel Sekreteri Kazım Uçarcan, 9’uncu olağanüstü genel kurulda alınan yetki sonrası Söke Cemevi’nde yaşanan krize ilişkin konuştu. Şube Başkanı Şevki Kaya’nın hem siyasi görev yürütmesi hem de dernek yapısında tek taraflı kararlar almasının “yol erkanına aykırı” olduğunu belirten Uçarcan, yaşanan sürecin hukuki ve örgütsel çerçevede çözüleceğini, cemevlerinin ise “siyasetin değil rızalığın alanı” olduğunu vurguladı.

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Söke Şube Başkanı yönetim kurulu kararı olmaksızın AKD Söke Şubesinin tabelasını indirerek yerine Hacı Bektaş Veli  Derneği tabelası asması ve CHP’de faaliyet yürüten cemevi üyelerinin üyeliklerinin silinmesi üzerine AKD Genel Merkezi tarafından Şube Başkanı Şevki Kaya ve YK üyeleri görevden alındı.

    AKD Antalya Şube Başkanı ve Genel Sekreteri Kazım Uçarcan yaşanan gelişmelerle ilgili Pirha’ya açıklamalarda bulundu.

    “HÜDA-PAR’IN MERSİN CEMEVİNİ ZİYARETİ BİZİ ZEDELEDİ”

    Alevi Kültür Dernekleri olarak sadece Aydın Söke Şubesinde değil bazı şubelerinde bu türlü sıkıntılar yaşandığını belirten Uçarcan, Mersin Cemevi’ne  Hüda-Par’ın ziyareti olmuştu ve bu bizi yaralayan bir ziyaretti” dedi.

    Bu ziyarete ilişkin Mersin Cemevi Başkanı’nın yaptığı açıklamanın tatmin edici bir açıklama olmadığını belirten Uçarcan, “Mihman Ali’dir demişti. Hadi mihman Ali’dir ölçeğini de kabul ettik. Kapının önüne çıkıp o fotoğrafları çekmek neyin nesiydi? Yaptığı işi kutsamak tescillemek olarak algılandı” ifadelerini kullandı.

    “GENEL KURULDA ORTAK ÖNERGE KABUL EDİLDİ”

    Alevi Kültür Dernekleri Genel Sekreteri Kazım Uçarcan, “9’uncu olağanüstü genel kurulumuzda aday olan her iki listenin verdiği ortak önergede, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile görüşenlerin düşkün ilan edilmesi, kurumsal anlamda görüşen şubelerin ise görevden alınması genel kurulda onaylanarak kabul edildi. 9’uncu olağanüstü genel kurul öncesinde genel merkezin şubeleri görevden alma yetkisi yoktu” dedi.

    Şubelerin genel merkez tarafından görevden alınmasının örgütsel anlamda anti-demokratik görünebileceğini belirten Uçarcan, “Demek ki öteden beri bir birikim varmış ki sorunları çözme noktasında her iki liste de bunu önerdi” diye konuştu.

    Genel kuruldan alınan yetki sonrası Söke Cemevi’nde olumsuz bir süreç yaşandığını belirten Uçarcan, Şevki Kaya’nın kendi tasarrufuyla birtakım uygulamalara başvurduğunu ifade etti. Olağanüstü genel kurulda en çok şikayet edilen konunun, cemevi başkanlığı ile siyasi görevin birlikte yürütülmesi olduğunu vurguladı.

    “CEMEVİ BAŞKANI AYNI ZAMANDA SİYASET YAPAMAZ”
    “Cemevinin başkanı olup aynı zamanda siyaseten bir yere aday olmak ve görev yapmak, yol anlayışımıza terstir. Bu durum üye canlarımız tarafından kabul edilmeyen, şiddetle reddedilen bir durumdur” dedi.

    Şevki Kaya’nın aynı zamanda belediye meclis üyesi olduğunu hatırlatan Uçarcan, “Cumhuriyet Halk Partisi’nden meclis üyesi oldu. Belediye başkanı CHP’den istifa edip AK Parti’ye geçince o da istifa etti. Rızalık anlayışıyla seçilip, o insanlara danışmadan alanı terk etmek kabul edilemez” ifadelerini kullandı.

    ÜYELERİN İHRAÇ EDİLDİĞİ İDDİASI
    Uçarcan, Kaya’nın cemevine üye olan ve CHP’de faaliyet yürüten kişileri üyelikten çıkardığını belirterek, “Gerekçesiz bu uygulamayla da yetinememiş 2020 yılında derneğimiz kurulurken dernekler yasası gereği Alevilik kelimesi hukuken kullanılamadığı için Hacı Bektaş Veli Derneği olarak kuruldu ve derneğimiz o isimle 49 yıllığına belediye ile bir protokol yapılmıştı. Daha sonra 2008 yılında Alevilik kelimesi üzerinden hukuken kazanım sağlandıktan sonra Alevi Kültür Dernekleri adına 2052 yılına kadar protokol yenilenmiş ve bizim orada belediyeyle bir protokolümüz söz konusu” dedi.

    TABELA DEĞİŞTİRİLDİ, YETKİ TARTIŞMASI DOĞDU
    AKD Söke Şubesi tabelasının indirilerek yerine “Hacı Bektaş Veli Derneği” tabelası asıldığını ifade eden Uçarcan, “Arsa belediyeye ait, bina canlarımızın lokmalarıyla yapıldı. Başkan iki kişiyle karar alarak derneğin adını değiştirmiş, AKD’yi başka adrese yönlendirmiş” ifadelerini kullandı.

    Uçarcan, “Oraya gittiğimizde ‘burası sizin derneğiniz değil’ denildi. Mesele tamamen kişiselleştirilmiş” diye konuştu.

    POLİS MÜDAHALESİ TEPKİ ÇEKTİ
    Genel merkez yöneticilerinin karar tebliği için gittiklerinde polis zoruyla karşılaştıklarını belirten Uçarcan, “Polisin cemevinde bu şekilde müdahil olması asla kabul edilemez” dedi.

    Şevki Kaya’nın önce olağanüstü seçimi kabul ettiğini, ardından reddettiğini belirten Uçarcan, “Biz yasal haklarımızı kullanmakla mükellefiz” dedi.

    KAPI ÇİLİNGİRLE AÇILDI, POLİS ENGELİ YAŞANDI
    Cemevine gittiklerinde kapının kapalı olduğunu, çilingirle açtırdıklarını belirten Uçarcan, yönetim kurulu defterlerini almak isterken sivil polislerin müdahale ettiğini aktardı.

    Yaşananların görünür olması için basını çağırdıklarını belirten Uçarcan, provokatif davranışlara rağmen süreci hukuki zeminde çözdüklerini ifade etti.

    Polisin kendilerine “haklısınız ama siz de çağrı yapın” dediğini aktaran Uçarcan, süreçte “kafa-kol ilişkileri” yürütüldüğünü iddia etti.

    Seçimi kaybedenlerin farklı algı yarattığını belirten Uçarcan, “Bizim niyetimiz olsaydı başka şubelerden başlardık. Bu bir hesaplaşma değil” dedi.

    Tüm sürecin şeffaf yürütüldüğünü vurgulayan Uçarcan, isteyen herkese hesap vermeye hazır olduklarını söyledi.

    “ÜYELER DERGAHLARINA SAHİP ÇIKTI”

    İki gün boyunca üyelerin cemevine sahip çıktığını belirten Uçarcan, Şevki Kaya’nın yalnız kaldığını ve uyarılara rağmen geri adım atmadığını ifade etti.

    Kaya’nın isterse hukuki yollara başvurabileceğini, isterse inançsal olarak kendini aklayabileceğini belirten Uçarcan, “Aklanırsa baş tacı olur” dedi.

    1 AY İÇİNDE OLAĞANÜSTÜ KONGRE
    Yeni yönetimin belirlenmesi için bir ay içinde olağanüstü kongre yapılacağını açıklayan Uçarcan, aynı adreste iki dernek gösterilmesini “entrika” olarak nitelendirdi.

    Sürecin takipçisi olacaklarını belirten Uçarcan, hukuki girişimlerin sürdüğünü söyledi.

    Şevki Kaya hakkında doğrudan yaptırım düşünmediklerini belirten Uçarcan, “Gelip özeleştiri verirse birlikte çalışabiliriz” dedi.

    “TÜZÜK YETERSİZ, DEĞİŞMELİ”
    Tüzüğün bu tür durumlarda yetersiz kaldığını belirten Uçarcan, yeni bir tüzük çalışmasına ihtiyaç olduğunu söyledi.

    Son olarak Uçarcan, “Bir kişi ya siyaset yapar ya dernek başkanlığı yapar. Cemevleri siyasetin aracı değildir. Biz buraya bunu engellemek için geldik” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

    …….

     

  • DİSK Genel Sekreteri Görgün: 2026 bütçesi faize, güvenliğe ayrılmış bir bütçedir!-VİDEO

    DİSK Genel Sekreteri Görgün: 2026 bütçesi faize, güvenliğe ayrılmış bir bütçedir!-VİDEO

    PİRHA – Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Sekreteri Tayfun Görgün, Meclis’e sunulan 2026 bütçesini, “savunma ve güvenlik harcamalarıyla Cumhuriyet tarihinin en yüksek noktasına erişmiş bir bütçe”olarak nitelendirdi. Görgün, “2026 bütçesi geliri bakımından emekçilerin ve geniş halk kesimlerinin sırtına vergilerle binen bir bütçedir” dedi.

    DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün, 2026 yılı bütçe taslağına ilişkin PİRHA’ya yaptığı değerlendirmede, bütçenin sadece teknik bir belge değil, “kimin payına ne düşeceğini, kimden ne kesileceğini, neye ve kime aktarılacağını gösteren bir siyasi tercihler belgesi” olduğunu söyledi.

    “BÜTÇE GELİRİ HALKIN SIRTINA YÜKLENMİŞ DURUMDA”

    Görgün, 2026 bütçesinin gelirleri bakımından emekçilerin ve geniş halk kesimlerinin sırtına yüklendiğini belirterek şunları ifade etti:

    “2026 bütçesi, gelirleri bakımından emekçilere ve geniş halk kesimlerine vergilerle binen bir bütçe olduğunu çok rahat söyleyebiliriz. Gider kalemlerine baktığımızda ise büyük bir ağırlığın faize, savunma ve güvenlik alanına harcandığını ve sermaye teşviklerine öncelik verildiğini görüyoruz.

    Bütçenin giderleri 18,9 trilyon TL, net gelirleri ise 16,2 trilyon TL olarak görünüyor. Buna göre bütçe açığı 2,7 trilyon lira olarak öngörülmüş. Toplam vergi gelirleri 13,8 trilyon lira ile bütçe gelirlerinin yüzde 85’ini oluşturuyor. Ancak bu vergilerin yüzde 64’ünü dolaylı vergiler oluşturuyor. Yani elektriğe, suya, pirince kadar her şeyden alınan vergilerle halktan toplanıyor.

    Gelir vergisi yani çalışanların maaşlarından kesilen vergi de yüzde 19’dan yüzde 25’e çıkmış durumda. Bu tablo, tamamen halkın ve çalışanların sırtına yüklenen bir bütçeyi gösteriyor.”

    “FAİZ GİDERİ SOSYAL YARDIMLARIN ÜÇ KATI”

    Görgün, bütçede emekçilerden tasarruf edilirken finans kesimlerine ciddi kaynak aktarıldığını da belirtti:

    “Toplam bütçe giderlerinin yüzde 14,5 ila 15’i faiz ödemelerine ayrılmış durumda. Sosyal yardımlara ayrılan pay 917 milyar TL. Yani vatandaşa yapılan sosyal yardımın üç katı kadar bir miktar faize ayrılmış. Kaynak dağılımına baktığımızda emekçilerden kesiliyor, finans kesimlerine aktarılıyor. Ayrıca patronlara doğrudan 713 milyar TL kaynak ayrılmış durumda. Bunun yanında kamu hizmetlerine ayrılan pay ciddi biçimde daralıyor. Bu da bütçenin kimin çıkarını koruduğunu açıkça gösteriyor.”

    “YATIRIM VE ÜRETİM DEĞİL FAİZ VE GÜVENLİK ÖNCELİKLİ” 

    Hükümetin bütçeyi “yatırım ve üretim odaklı” olarak tanımlamasını da eleştiren Görgün, “Rakamlara baktığımızda bu iddianın doğru olmadığını görüyoruz” dedi ve şöyle devam etti:

    “Faiz ve savunma alanlarındaki artış, yatırım vurgusuyla bağdaşmıyor. Faiz ödemeleri yüzde 33,6 artışla 2,9 trilyon TL’ye ulaşmış. Savunma ve güvenlik harcamaları ise 2,2 trilyon TL ile Cumhuriyet tarihinin en yüksek noktasına erişmiş durumda.

    Kamu-özel iş birliği projelerine (köprü, otoyol, şehir hastaneleri gibi) ayrılan kaynak 280 milyar TL’ye çıkmış; bu da yüzde 40 artış anlamına geliyor. Bu garantili ödemeler yalnızca 2026 için değil, 2026-2028 dönemi için de 847 milyar TL’yi bulacak. Bunlar reel yatırımlar değil, özel şirketlere garanti transferi anlamına geliyor.”

    “KADINLAR GENÇLER EMEKLİLER BÜTÇEDE YOK SAYILIYOR”

    Görgün, bütçenin toplumun kırılgan kesimlerini görmezden geldiğini vurguladı:

    “2026 bütçesi kadınları, gençleri, işçileri, emeklileri ve işsizleri tamamen yok sayan bir bütçedir. Ortalama işçi ücretlerinin yarısı vergi ve enflasyon nedeniyle erimiş durumda. Bizim araştırmalarımıza göre, işçilerin 2025 yılının ilk 10 ayında ücret kaybı 1,8 trilyon liraya ulaşmış durumda.

    Emekliler bakımından ise durum çok daha kötü. Hükümet yıllardır ‘kaynak yok’ diyor ama görüyoruz ki kaynak var, niyet yok. SGK’ya yapılan bütçe transferlerinin oranı da gerilemiş durumda. 2014’te yüzde 17,2 olan oran, 2024’te yüzde 13’e kadar düşmüş.”

    BÜTÇE SÜRECİ DEMOKRATİK YÜRÜTÜLMÜYOR”

    Görgün, bütçe sürecinin demokratik katılım olmadan yürütüldüğünü belirtti:

    “Süreç tamamen yürütme ağırlıklı adımlarla şekilleniyor. Plan ve Bütçe Komisyonu’ndaki görüşmelere halkın, emekçilerin, sendikaların katılımı son derece sınırlı. Bu nedenle mağdur kesimlerin sesini Meclis’e taşımak neredeyse imkânsız hale geldi.”

    Muhalefetin bütçedeki etkisinin sınırlı olduğunu belirten Görgün, esas etkinin örgütlü toplumsal mücadeleyle sağlanabileceğini söyledi:

    “Eğer etkiyi yalnızca Meclis aritmetiğiyle ölçersek, muhalefetin bütçeyi belirleme gücü yok. Ancak bütçe bir siyasi tercihler belgesidir. Gerçek etki sokakta, iş yerlerinde, sendikalarda, mahallelerde örgütlenerek ortaya çıkar. Eğer emekçiler, kadınlar, gençler ve emekliler birleşip ses çıkarabilirlerse bu bütçeyi değiştirme gücü doğar.”

    “BU ÜLKEDE AÇLIK VE YOKSULLUK SINIRININ ALTINDA YAŞAM DAYATILIYOR”

    Bütçede halkın yaşadığı ekonomik krizinin dikkate alınmadığını belirten Görgün, şunları kaydetti:

    “Emekçinin alım gücü düşerken, halk açlık ve yoksulluk sınırının çok altında bir asgari ücrete mahkûm ediliyor. Ara zam bile yapılmadı. Bütçe, sermayeye kaynak aktarmaktan başka bir işe yaramıyor. Tarım kesimi için de hiçbir düzenleme yok. Bu bütçe, emekçilerin gelirini artırmak yerine finans kesimini korumayı tercih ediyor.”

    DİSK olarak bütçeye alternatif bir önerileri olduğunu belirten Görgün, üç temel başlık sıraladı:

    “Birincisi, vergide ve gelirde adalet sağlanmalıdır. Dolaylı vergilerin payı düşürülmeli, ücretlilerden alınan vergilerde adalet getirilmeli. İkincisi, kamusal hizmet ve sosyal koruma güçlendirilmeli. Üçüncüsü, kamu yatırımı ve istihdam artırılmalıdır.

    Kamusal kaynaklar eğitim, sağlık ve kadınlara yönelik alanlara yönlendirilmelidir. Demokratik bütçe, halkın katılımı ve şeffaflıkla mümkündür.”

    Görgün, sözlerini şu ifadelerle tamamladı:

    “2026 bütçesi ücretleri ve emekçileri koruyacak bir yeniden bölüşüm yerine faize, güvenlik alanına ve sermaye teşviklerine öncelik veren bir bütçedir. Bu yönüyle halka dayanan bir bütçe değildir.

    Vergide adaletin sağlanması, SGK ve sosyal koruma payının yükseltilmesi, garantili ödemelerin kısılması ve kamusal yatırımın artırılması şarttır. Aksi halde işçiler ve emekçiler için alım gücü kaybı, yoksulluk ve hizmet kalitesinde gerileme kaçınılmaz olacaktır.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

     

  • Fethiye Cemevi, Kültür Bakanlığı vaadini tutmayınca gençleri göndermedi-VİDEO

    Fethiye Cemevi, Kültür Bakanlığı vaadini tutmayınca gençleri göndermedi-VİDEO

    PİRHA-Fethiye Alevi Kültür Derneği/Cemevi Genel Sekreteri Zeki Tunca, AKP’nin Alevi gençler için Hacıbektaş’ta düzenlediği kampa, verilen vaadlerin tutulmaması nedeniyle gençleri göndermekten vazgeçtiklerini söyledi. Tunca, söz verildiği gibi masrafların karşılanmayacağı ve gençlerin otel yerine çadırda kalacaklarının bildirilmesi üzerine kampa katılımı iptal ettiklerini kaydetti. 

    AKP hükümeti, Gençlik ve Spor ile Kültür ve Turizm Bakanlığı araçılığıyla Alevi gençler için 19-23 Ağustos tarihlerinde ‘Hacıbektaş Gençlik Kampı’ düzenledi. Kampın yapılıp yapılmadığına ilişkin net bir bilgi elde edilemezken, kampa götürülecek gençler için verilen vaadlerin tutulmadığı öğrenildi.

    Kampa hangi Alevi derneklerinin gençleri gönderdiği henüz net olarak bilinmezken, bazı derneklerin de gençleri göndermekten vazgeçtiği ortaya çıktı. Bunlardan biri Fethiye Alevi Kültür Derneği/Cemevi. Derneğin Genel Sekreteri Zeki Tunca‘nın PİRHA‘ya verdiği bilgiye göre Kültür Bakanlığından aldıkları yazıda gençlerin tüm masrafının bakanlık tarafından karşılanacağı, 3-4 yıldızlı otellerde konaklatılacağı belirtilirken, gerçekte farklı olduğu, gençlerin çadırlarda kaldığı kaydedildi.

    Tunca kamp öncesi durumu şöyle anlattı:

    “Kültür Bakanlığı tarafından aldığımız yazıda Hacıbektaş ilçemizde bir gençlik kampı yapılacağı ve bu kampa da kadınlı erkekli gençlerimizin katılması konusunda bize bilgi verildi. Biz de ‘gençlik kampıdır’ diye katılacak gençlerin isimlerini verdik. Bize gönderilen programda gençlerin bütün masraflarının Kültür Bakanlığı tarafından karşılanacağı ve 3-4 yıldızlı otellerde konaklatılacağı söylendi. Bu konuda bir tereddütümüz olmadı ve bu programa 4 isim bildirdik. Fakat sonradan gençlerimizin Hacıbektaş’a kendi olanaklarıyla ulaşmaları istendi. Ayrıca otelde değil çadırlarda kalacakları söylendi ve iaşeleri konusunda da yeterli bilgi verilmedi. Biz de hiçbir gencimizi böyle bir programa göndermedik, tek taraflı olarak iptal ettik. Bakanlığın bize önce verdiği programla bize söylenen, yapılan tamamen ters. Bizim kurallarımıza da, düşüncelerimize de uygun olmayan bir hal ortaya çıkınca hiçbir gencimizi çadırlarda yaşamak üzere Hacıbektaş’a göndermeyi kabul etmedik ve iptal ettik.”

    “YAPILMAK İSTENEN ASİMİLASYON, ALEVİ GENÇLERİ BU OYUNLARA GELMEZ”

    Bazı derneklerin bakanlığa isimler verdiğini ancak akıbetlerinin ne olduğunu bilmediklerini ifade eden Zeki Tunca, “Hangi amaçla bu gençler toplanıyor? Ne yapılmak isteniyor? Bu yapılmak istenen asimilasyon ama Alevi gençliği bu oyunlara asla gelmezler. Çünkü biz büyükleri, önderleri olarak inancımızla ilgili en güzel bilgileri onlara aktarıyoruz, inancımızın gereğinin ne olduğunu onlara anlatıyoruz. Bu tür asimilasyon çalışmalarının turistik geziden başka hiçbir şeye yarayacağını sanmıyorum” diye konuştu.

    “BİZİM GENÇLİĞİMİZ ETKİLENMEZ”

    Alevi gençlerin okuyan, çağdaş, Ali, Hasan, Hüseyin, Hacıbektaş, Pir Sultan Abdal sevgisi ile yetiştiğini belirten Zeki Tunca, “Onlar için yapılan her güzel şey bizleri sevindirir. Ama bu tür şeylerden de bizim gençliğimiz etkilenmez” dedi.

    Cebrail ARSLAN/MUĞLA

    İLGİLİ HABERLER
    > Fethiye Alevi Kültür Derneği Cemevi, gençleri hükümetin kampına gönderiyor-VİDEO

  • ‘Alevilerin kapılarının işaretlenmesi, Alevi varlığına yapılmış tehdittir’-VİDEO

    ‘Alevilerin kapılarının işaretlenmesi, Alevi varlığına yapılmış tehdittir’-VİDEO

    PİRHA-Adana Seyhan’da evleri işaretlenen Alevi yurttaşlara ilişkin PİRHA’ya konuşan DAD Adana Şube Eş Başkanı Zeynel Kete, “Çarpı sembolü öteki, kabul edilmeyen, bizden olmayan ve ölüm anlamlarına da geliyor. Bir bütün olarak Alevi varlığına, birliğine yapılmış bir tehdittir” diye konuştu.

    Geçtiğimiz günlerde Adana’nın Seyhan ilçesine bağlı Uçak Mahallesi’ndeki bir sokakta yaşayan Alevi yurttaşların evlerinin duvarına sprey boya ile çarpı işareti konulurken; bir evin duvarına da çarpı işareti konularak ‘Kızılbaş’ yazıldı.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Adana Şube Eş Başkanı Zeynel Kete konuya ilişkin PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu.

    “ÇARPI İŞARETİ ÖLÜM ANLAMINA, BİZDEN DEĞİLSİN ANLAMINA DA GELİYOR”

    Çarpı sembolünün birçok anlama geldiğini belirten Kete, “Hem bilinmeyendir. Hem de öteki anlamına da gelir. Hem de kabul edilmeyen anlamına da geliyor. Böyle olduğu gibi ölüm anlamına da geliyor. Sen bizden değilsin anlamına da geliyor” dedi.

    Kete, ülkenin birçok yerinde dönem dönem işaretlenmelerin yaşandığını söyledi. “Bunu, kendisini bilmeyen bir grubun yaptığına asla ve asla inanmıyoruz” diyen Kete, “Bu topluma çeşitli baskı unsurlarıyla, “İşte bakın siz hanenizde rahat uyuyamayacaksınız” deniliyor. İşaret konulmuş hane bizim inancımızda toplumsallığı temsil eder. Onların şahsında bir bütün olarak Alevi toplumuna periyodik olarak yapılan tehditlerdir. Bunun üst aklın planlı, programlı ve masa başı bir çalışmanın ürünü olduğuna inanıyorum.

    “BÜTÜN BİR ALEVİ VARLIĞINA YAPILMIŞ TEHDİTTİR”

    Toplumu kontrol ve denetim almaya yönelik olduğuna inanıyorum. Yoksa teknolojinin bu kadar geliştiği bir süreçte, çarşının ortasında hanelere çarpı işaret konulması ve kameraların olmaması, görülmemesi, bilinmemesi ciddi şüpheler doğuruyor. Bizdeki bu kanaatin değişmesi için güvenlik kuvvetlerinin, mülkü amirlerin, yargı ve idari yapının bir an önce işareti koyanları bulup; yargı önüne çıkarması gerekiyor. Ama genelde böyle şeyler olduktan sonra bir, iki kişiyi getiriyorlar ve kendisini bilmez birisine mal ediyorlar.

    Bu yönüyle bu bir bütün olarak Alevi varlığına, birliğine yapılmış bir tehdittir. Bunun için bir an önce bu konuda gerekli adımları atmaları gerekiyor. Bu zamanda birlik olma zamanıdır. Bu ülkede beraber yol yürüyeceksek; ortak vatanda özgür, eşit bir şekilde yaşamak arzumuzdur” ifadelerini kullandı.

    Diren KESER/MERSİN

     

     

     

  • ‘Okullarda mescit projesine karşı direnmeliyiz’-VİDEO

    ‘Okullarda mescit projesine karşı direnmeliyiz’-VİDEO

    PİRHA – Okullarda dayatılan zorunlu din derslerine ve öğrencilerin mescitlere götürülmesine ilişkin konuşan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Sekreteri Onur Şahin, “AKP iktidarı bunu  zaten dindar ve kindar nesil yetiştirme projesi olarak da formüle etmiştir” dedi.

    Okullarda dayatılan zorunlu din derslerine ve öğrencilerin mescitlere götürülmesine Alevilerden tepkiler gelmeye devam ediyor.

    Konuya ilişkin Pir Haber Ajansı’na konuşan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Sekreteri Onur Şahin, “AKP iktidarı bunu  zaten dindar ve kindar nesil yetiştirme projesi olarak da formüle etmiştir” dedi.

    AKP iktidarının eğitim politikası sonuçlarını her geçen gün daha da ağır yaşamaya devam ettiklerini dile getiren Şahin, “AKP iktidarı gerici eğitim sisteminin temellerini her geçen gün daha da güçlendirmeye devam etmektedir. Laik, bilimsel, demokratik, çağdaş eğitimi her gün daha da fazla aşındırmaya devam etmektedir. Çağdışı dinsel inançlara, dogmalara, önyargılara dayalı bir eğitim sistemi ve anlayışıyla yeni nesilleri yetiştirmeye çalışmaktadır” dedi.

    “AKP GERİCİ EĞİTİM SİSTEMİNİ DAYATMAKTADIR”

    Okullarda zorunlu din dersi dayatması ile öğrencilerin mescitlere götürülerek abdest aldırılıp namaz kıldırılmasının AKP iktidarının  dindar ve kindar nesil yetiştirme projesi olduğunu belirten Şahin, “Yapılması gereken sorgulamaya dayalı, eleştiriye dayalı, akla, bilime dayalı bir eğitim anlayışının hâkim kılınmasıdır. Ama böyle bir şey söz konusu değil. AKP iktidarı çağdışı, gerici eğitim sistemini kurumsallaştırarak insanlara dayanmakta ısrar etmektedir” şeklinde konuştu.

    Okullara dönük mescit yapma zorunluluğunun anayasanın laiklik ilkesine aykırı olduğuna işaret eden Şahin, mescit zorunluluğunun anayasanın 10. maddesindeki eşitlik ilkesine ve 24. maddesindeki din ve vicdan hürriyeti maddesine aykırı olduğunu belirtti. Şahin, AKP iktidarının sistematik olarak Anayasa suçu işlediğini söyledi.

    “LAİKLİK İLKESİ HER GEÇEN GÜN AŞINDIRILMAKTADIR”

    Laiklik ilkesinin her geçen gün biraz daha aşındırıldığını vurgulayan Şahin şöyle devam etti:

    “Mescit zorunluluğu eğitim bilimlerine ve pedagojik ilkelere aykırıdır. Bunun bir dayatma olarak bize sunulması gericilik politikalarının bir yansımasıdır. AKP iktidarı toplumun ve siyasal yaşamın her alanını dinselleştirmeye çalışmaktadır. Dinsel ilkelere göre dizayn etmeye çalışmaktadır. Biz elbette ki bunun karşısında boyun eğecek değiliz. Sonuna kadar mücadelemizi yürüteceğiz. Yurttaşlarımızın da bu konuda duyarlı olmaları gerekmektedir.”

    “MESCİT UYGULAMASI AYRIMCILIĞA YOL AÇACAKTIR”

    Mescit zorunluluğunun mescide gidenler ve gitmeyenler diye bir fişlenme durumu oluşturacağına dikkat çeken Şahin, “Bu bize yabancı bir pratik değildir. Namaz kılmayanların, oruç tutmayanların fişlenmesi ile birlikte mescite gidenler ve gitmeyenler şeklinde bu ayrım daha da kolaylaştıracaktır. Ve bu daha fazla bir ayrımcılığa yol açacaktır” dedi.

    “AKP’NİN GERİCİ POLİTİKALARINA KARŞI DİRENMELİYİZ”

    Eğitim ve öğretimde temel ilkelerin olduğunu dile getiren PSAKD Genel Sekreteri Onur Şahin şunları kaydetti:

    “Eğitim ve öğretimle ilgili çalışmalar yapılabilir. Ama AKP iktidarı bu ilkeyi sürekli olarak tahrip etmektedir. Eğitim ve öğretim dışında sürekli bir dinselleştirme projesini ve çabasını insanlarımıza dayatmaktadır. Bu da tabii ki bizim hiçbir şekilde kabul edebileceğimiz bir uygulama değildir. Biz her zaman  Pir Sultan Abdal Kültür Derneği olarak bilimsel, çağdaş demokratik bir bilimden ve bunun eğitime hâkim olmasından yanayız. Eğitimin bilimsel, demokratik, çağdaş bir şekilde ve bu ilkelere göre yönetilmesi taraftarıyız. Bu yüzden de her alanda olduğu gibi toplumsal, siyasal yaşamın her alanında da yapılması gereken AKP’nin gerici politikalarına karşı direnmektir. Biz de bunun için üzerimize düşeni yapacağız. Çünkü mescit zorunluluğu insanlar arasındaki ayrımcılığı daha da derinleştirecektir. Bunu da hiçbir şekilde kabul etmeyeceğiz.”

    Cebrail ARSLAN-Derya DÖNMEZ
    ANKARA