Etiket: genelge

  • Celal Fırat’tan Cemevi Başkanlığı’nın genelgesine tepki: Yol düşkünlerisiniz!

    Celal Fırat’tan Cemevi Başkanlığı’nın genelgesine tepki: Yol düşkünlerisiniz!

    PİRHA-Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın cemevlerine yazı göndererek mülkiyet durumunu ve özel bilgilerini istemesine tepki gösteren DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, “Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığının amacı, Sünniliğe uygun bir Aleviliği pratikte şekillendirmekten başka bir şey değildir” dedi.

    Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın cemevlerine yazı göndererek mülkiyet durumunu ve özel bilgilerini istemesine Alevilerden tepkiler gelmeye devam ediyor.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Milletvekili Celal Fırat, yazılı bir açıklama yaparak Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın cemevlerine yazı göndermesine tepki gösterdi.

    “ALEVİ BEKTAŞİ KÜLTÜR VE CEMEVİ BAŞKANLIĞI ASİMİLASYON PROJESİDİR”

    Alevi toplumunun ibadethanelerinin mülk dokunulmazlığı olduğunu ifade eden Celal Fırat, “Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın amacı, Sünniliğe uygun bir Aleviliği pratikte şekillendirmekten başka bir şey değildir. Yüzyıllardır toplumsal gerçekliğin inşasında belirleyici olan hak, adalet ve diğer tüm insani değerleri barındıran bir inancı tek tipleştirmeyi başaramayan devlet, bunu sözde kendisinin yaratmaya çalıştığı ‘Aleviler’ aracılığıyla yapmak için durmadan projeler üretmektedir. Dolayısıyla Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, tartışmasız bir asimilasyon projesidir. Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, kurulduğu günden beri sosyal, kültürel ve inançsal anlamda kirli asimilasyon programları yürütüp, toplumsal algıyı yönetmeye ve kontrol etmeye çalışıyor. Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, kendi özünden uzaklaştırılmış bir Alevilik peşindedir” diye belirtti.

    “GENELGE İLE TEHDİT VE GÖZDAĞI VERİLMEK İSTENİYOR”

    Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kendisini zorla kabul ettirme oyunları oynadığını vurgulayan Fırat, şöyle devam etti:

    “Alevi toplumunun rızası dışında kurumlaşan bu yapı, kendi anlayışlarına uygun olan düşünme, hissetme ve davranış biçimlerini Alevilere dayatma peşindedir. Ötekileştirilerek, kışkırtmanın en kolay yolu tehdit ve gözdağı vermektir. Gelen bu ‘Acele’ genelge de tamda bunun karşılığıdır. Alevileri kendi öz değerlerinden koparmak, biat etmeye zorlamak, kendine benzetmek, yok etmek, ya da inançsal kimliklerinde anlam krizi yaratmak bu devletin fetihçi ve asimilasyoncu zihniyetinin bir tezahürüdür. Son gelinen noktada, Alevi toplumunu “mekân ve yapı çerçevesinde” tehdit etmek, inançsal yaşam alanlarının metrekaresini sormak, hiçte masum  değildir.

    “HAKİM GÜCÜN RESMİ İDEOLOJİSİNE HİZMET EDEN YOL DÜŞKÜNLERİSİNİZ”

    Alevilerin sorunları sahici sorunlardır ve bu ülkenin en büyük sosyal sorunlarından biridir, bu problemin varlığını inkâr etmek, önemsiz ve değersiz göstermek suçtur. Sizler, Alevilerin isteklerini sorun olarak görüp ülke sınırlarının dışına taşmasına ve uluslararası bir sorun haline getiren, hakim gücün resmi ideolojisine hizmet eden Yol düşkünlerisiniz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Hükümet, Kılıçdaroğlu’nun ‘Alevi’ videosundan sonra valiliklere genelge göndermiş

    Hükümet, Kılıçdaroğlu’nun ‘Alevi’ videosundan sonra valiliklere genelge göndermiş

    PİRHA- Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘Alevi’ videosundan sonra İçişleri Bakanlığı, 81 valiliği AKP’nin ‘24 Adımda Alevi-Bektaşi Vatandaşlarımız ile Cemevlerine Yönelik Çalışmalar’ başlıklı kampanyası için görevlendirdiği ortaya çıktı. Hemen ardından Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın hazırladığı broşürlerin, valilikler eliyle dağıtıldı belirtildi. 

    Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu, 19 Nisan’da sosyal medya hesaplarından ‘Alevi’ başlığıyla paylaştığı videoda ilk defa oy kullanacak gençlere seslenerek, “Ben Aleviyim. Hak Muhammed Ali inancı ile yetişmiş samimi bir Müslüman’ım. Alevi olmaz diyen bu sisteme, doğru olan, dürüst olan, ahlaklı olan olur, diyecek misin?” demişti. Kılıçdaroğlu’nun videosu dünyada Twitter’a en çok izlenen video olmuştu.

    diken.com.tr’nin haberine göre,  Kılıçdaroğlu’nun bu videosundan sekiz gün sonra 27 Nisan’da İçişleri Bakanlığı’nın harekete geçip kamu kaynaklarıyla iktidar propagandası yürüttüğü ortaya çıktı.

    81 İLE GENELGE

    Bu bağlamda Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca hazırlanmış ‘Bir Olalım, İri Olalım, Diri Olalım / Milli Birlik ve Beraberlik Yolunda 24 Adımda Alevi-Bektaşi Vatandaşlarımız ve Cemevlerine Yönelik Çalışmalar’ başlıklı kampanya devreye sokuldu.

    İçişleri Bakanlığı, 81 ilin valiliğine genelge göndererek söz konusu kampanyanın broşürlerinin dağıtılmasını emretti.

    Haberin devamı buradan okuyabilirsiniz.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • İçişleri Bakanlığı 61 maddelik seçim genelgesi yayınladı

    İçişleri Bakanlığı 61 maddelik seçim genelgesi yayınladı

    PİRHA- 14 Mayıs’ta yapılacağı ilan edilen seçimlerden için İçişleri Bakanlığı tarafından 61 maddelik bir genelge yayınlanarak 81 il valiliğe gönderildi.

    İçişleri Bakanlığı 81 İl Valiliğine 61 maddelik “Seçim Tedbirleri Genelgesi” gönderdi.

    Genelgede, Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili Genel Seçimlerinin yenilenmesine ilişkin Cumhurbaşkanı Kararına istinaden Yüksek Seçim Kurulunun kararının; Cumhurbaşkanlığı ve 28’inci Dönem Milletvekili Genel Seçimlerinin 14 Mayıs 2023 Pazar günü, Cumhurbaşkanı Seçiminin ikinci oylamaya kalması durumunda 28 Mayıs 2023 Pazar günü yapılması yönünde olduğu belirtildi.

    Seçimlerin huzur ve güven ortamı içerisinde gerçekleşmesi için alınan tedbirlerin gözden geçirilmesi ve mahallin şartlarına göre ilave tedbirlerin alınmasının büyük önem arz ettiği ifade edilerek, oy verme günü öncesinde, sırasında ve sonrasında alınan tedbirler şu şekilde sıralandı:

    SEÇİM KOORDİNASYON KOMİSYONU OLUŞTURULDU

    Görevli kurumlar arasında koordinasyon ve iş birliğinin sağlanması, ülke çapında seçimle ilgili her türlü tedbirin gözden geçirilmesi ve takibi, seçim ile ilgili olayların anlık paylaşımı, seçim takvimi süresince istihbar edilen olaylara ilişkin proaktif bir şekilde tedbirler geliştirilmesi amacıyla İçişleri Bakanlığı bünyesinde Seçim Koordinasyon Komisyonu oluşturuldu.

    Ayrıca tüm illerde Vali yardımcısı başkanlığında ve valilerce belirlenecek sayıda üyeden oluşan “Seçim Koordinasyon Merkezi” kuruldu. Bu merkezler Bakanlık Seçim Koordinasyon Komisyonu ile sürekli iletişim halinde bulunacak. Meydana gelen olayların anlık takip ve koordine edilmesi amacıyla İçişleri Bakanlığı Güvenlik ve Acil Durumlar Koordinasyon Merkezi (GAMER) ile 81 ilde bulunan GAMER’ler 7/24 esasına göre faaliyet gösterecek.

    İçişleri Bakan Yardımcısı başkanlığında Adana, Ankara, Antalya, Diyarbakır, Erzurum, İstanbul, İzmir, Trabzon illerimizde 81 ilimizi kapsayacak şekilde Seçim Güvenliği Bölge Toplantıları düzenlenecek.

    SEÇİM GÜVENLİĞİ KAPSAMINDA 601.251 PERSONELİ GÖREVLENDİRİLDİ

    Seçim güvenliği kapsamında; 326.387 Emniyet Genel Müdürlüğü, 196.197 Jandarma Genel Komutanlığı, 2.800 Sahil Güvenlik Komutanlığı ve 58.658 güvenlik korucusu ve 17.209 gönüllü güvenlik korucusu olmak üzere 601.251 personeli görevlendirildi. Ayrıca kolluk birimlerine ait 73 Helikopter, 8 Uçak, 61 İHA/İKU, 6.708 ZMA, 754 TOMA Aracı, 244 bot/gemi göreve hazır vaziyette bulunacak. Cumhurbaşkanı ve Cumhurbaşkanı adayları, bakanlar ile siyasi partilerin genel başkanlarının katıldıkları seçim ziyareti ve faaliyetlerinde güvenliklerinin sağlanması için gerekli tedbirler en üst seviyede alınarak, titizlikle uygulanacak.

    Kamu binaları, siyasi parti binaları, mabetler, yabancı ülke temsilcilikleri, uluslararası kuruluşların ülkemizdeki temsilcilikleri, seçim büroları ve benzeri hassas noktalara yönelik alınan koruma tedbirlerinin gözden geçirilerek ihtiyaç halinde ilave diğer tedbirler alınacak.

    Metropol şehirler, turizm bölgeleri ve ormanlık alanlar başta olmak üzere vatandaşların yoğun olarak bulunduğu umuma açık yerler, turistik bölgeler, havaalanı, deniz limanı, otobüs terminali, tren istasyonu, çarşı, alışveriş merkezi, pazar, metro, vb. yerlerde alınan güvenlik tedbirleri gözden geçirilerek artırılacak.

    ENERJİ DAĞITIM MERKEZLERİNDE TEDBİRLER ARTIRILACAK

    Enerji arzının sürekliliğini temin bakımından enerji dağıtım merkezleri, doğalgaz ve petrol boru hatları ile diğer hassas tesislere yönelik koruma tedbirlerinin gözden geçirilerek gerektiğinde özel güvenlik personeli sayısının artırılması dâhil olmak üzere güvenlik/gönüllü güvenlik korucularından faydalanılacak ve diğer güvenlik tedbirleri alınacak.

    Özellikle elektrik kesintilerinin önüne geçebilmek amacıyla ilgili kurumlarla koordine kurularak gerektiğinde kullanılmak üzere jeneratör ve benzeri güç kaynaklarının, aydınlatma sistemlerinin çalışır halde bulundurulacak.

    SOSYAL MEDYA PROVOKASYONLARINA MÜDAHALE EDİLECEK

    Sosyal medya platformları üzerinden özellikle 11 ilimizde yıkıcı etkisi oluşan deprem sürecini suistimal ve hassas konular üzerinden yapılabilecek olası dezenformasyon, “seçim suçları” ile “provokatif paylaşımları” takip etmek amacıyla kolluk birimlerince “bilişim suçları ile mücadele ekipleri”nin görevlendirilecek, suç unsuru tespiti halinde gerekli adli/idari işlemler ivedilikle yapılacak.

    Oy verme günü alkollü içki satılmaması ve oy verme süresince bütün umumi eğlence yerlerinin kapalı kalmasına yönelik denetimler gerçekleştirilecek.

    Oy sayımı ve dökümü gecenin geç saatlerine kadar sürebileceğinden sandık konulan yerler ile çevrelerinin aydınlatılması konusunda seçim kurulları ve ilgili birimlerle koordinasyon ve işbirliği yapılacak.

    Oyların sayımı ve dökümü tamamlandıktan sonra düzenlenen tutanaklar ile sandık ve torbalarının ilgililer tarafından il ve ilçe seçim kurullarına nakli sırasında güzergâhlarda ve muhafaza edileceği binalarda güvenlik tedbirlerinin alınması planlanacak. Seçim sonuçlarının kısmen veya tamamen belli olmasından sonra beklediği sonuçları alamayan kişi veya gruplarca istenmeyen olayların meydana gelebileceği ya da istediği sonuçları alan kesimlerin geniş katılımlar ile kutlama etkinlikleri düzenleyebileceği göz önünde bulundurularak gerekli tedbirler alınacak.

     (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Bakanlığın ‘Hasta tutuklular genelgesi’ neden uygulanmıyor?

    Bakanlığın ‘Hasta tutuklular genelgesi’ neden uygulanmıyor?

    PİRHA- Adalet Bakanlığı’nın, hasta tutuklulara dair yayınladığı genelge pratikte uygulanmıyor. ‘Cezaevinde kalamaz’ raporlarına rağmen onlarca ağır mahpusun hala tahliye edilmemesi genelgenin uygulanmadığı kanısını oluşturdu. Hak savunucuları ve mahpusların yakınları, genelgenin uygulanmasını ve tüm hasta tutukluların tahliye edilmesi gerektiğini söylüyor.

    Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, 28 Şubat davasından ceza alan Vural Avar’ın cezaevinde yaşamını yitirmesinin ardından ‘Sürekli Hastalık, Sakatlık ve Kocama Sebebiyle Kişilerin Cezalarının Hafifletilmesi veya Kaldırılması Hakkında İşlemler’ maddesine dair bir genelge yayınlamıştı.

    Bakan Bozdağ, bu durumdaki kişilerin hastalıkları nedeniyle başvurularının tahliye işlemi mahiyetinde kabul edilmesini istemiş ve 8 maddelik genelge bütün Ceza İşleri Genel Müdürlüğü kurumlarına gönderilmişti.

    Ancak genelgeye rağmen onlarca ağır hasta tutuklu tahliye edilmiyor. Yıllardır tutuklu olan ve tek başına günlük yaşamını dahi idame ettiremeyen mahpusların ‘cezaevinde kalamaz’ raporuna rağmen tahliye edilmemesi tepkilere neden oluyor.

    Yaşanan durumun insan haklarına aykırı olduğunu vurgulayan hak savunucuları, genelgenin gerekliliklerinin yerine getirilmesini ve hasta mahpusların bir an önce tahliye edilmesini istiyor.

    84 YAŞINDAKİ AĞIR HASTA MAHPUS MEHMET EMİN ÖZKAN, 27 YILDIR TUTUKLU YARGILANIYOR

    Bu durumun sembol ismi haline gelen 84 yaşındaki hasta tutuklu Mehmet Emin Özkan, hala cezaevinde. 27 yıldır tutuklu olan Özkan’ın ileri derecede kalp, hipertansiyon, troid, böbrek,  alzheimer ve demans hastası olduğu ve yapılan tetkiklerde beyninde kist tespit edildiği açıklandı. Hapishanede kaldığı süre içinde bugüne kadar 5 kez kalp krizi geçiren Özkan, tedavisini yürüten hastanelerin verdiği ‘Cezaevinde kalamaz’ raporlarına rağmen tahliye edilmiyor. Özkan, serbest bırakılırsa tedavisi ve bakımı iyi koşullarda sürdürülecek. Bu durumda da, daha uzun yaşayabilme ihtimali artacak ve son günlerini de ailesiyle geçirebilecek.

    “‘CEZAEVİNDE KALAMAZ’ RAPORUNA RAĞMEN TAHLİYE EDİLMİYOR”

    Van Yüksek Güvenlikli Cezaevi’ndeki ağır hasta tutuklu Gıyasettin Sevmiş’in eşi Sultan Sevmiş, eşinin durumuna ilişkin şunları dile getirdi:

    “Eşim 16 yıldır tutuklu. 11 yıl önce Wilson hastalığına (karaciğer, beyin ve diğer hayati organlarda bakır birikmesi sonucu ortaya çıkan kalıtsal bir hastalık) yakalandı. Sevmiş’in ayrıca siroz, şeker, migren, görme bozukluğu, beyninde küçülme, damar tıkanıklığı, Hapatit B gibi hastalıkları da bulunuyor. Ayrıca Haziran 2017’de geçirdiği ameliyat sonucu Sevmiş’in kalbine pil takıldı.  Sevmiş, 11 Mart 2014’te Amed’de bulunan Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi oldu ve sağlık durumuna dair “cezaevinde kalamaz” raporu verildi. Ancak rapora rağmen tahliye engelleniyor.

    “‘TEK BAŞINA KALAMAZ’ RAPORUNA RAĞMEN HÜCRE CEZASI VERİLDİ”

    Kırıklar F Tipi Cezaevi’nde bulunan 71 yaşındaki 28 yıllık tutuklu Mehmet Sait Yıldırım, 6 Eylül 2018’den bu yana tekli hücrede kalıyor. İHD yaptığı açıklamada Yıldırım’ın şu anki durumuna ilişkin şu bilgileri verdi:

    “Müebbet hükümlü olmasına rağmen hukuk ve infaz mevzuatına uymayan bir şekilde Adalet Bakanlığı’nın talimatıyla, ağırlaştırılmış müebbet uygulaması yapılarak tek kişilik odaya alınmış ve tecrit edilmiş durumdadır. M. Sait Yıldırım’ın hipertansiyon, arteriosklerotik kalp hastalığı, KOAH ve damar sertliği hastalıkları mevcut. 2015’te Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesinde verilen heyet raporunda kalp rahatsızlığı nedeniyle tek başına kalmasının uygun olmadığı belirtilmiştir. 2017 yılında İzmir Ödemiş İlçe Devlet Hastanesinden aldığı heyet raporunda, ‘Hücre cezası çekmesi sağlığı açısından sakıncalıdır’ kararı verilmiş.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • ‘Hasta tutuklular genelgesi tek başına yeterli değil, infaz kanununda değişiklik yapılmalı’

    ‘Hasta tutuklular genelgesi tek başına yeterli değil, infaz kanununda değişiklik yapılmalı’

    PİRHA- Adalet Bakanlığı’nın, hasta tutuklulara dair yayınladığı genelgeyi değerlendiren, İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, “Sürekli hastalığı olan, yaşı ilerlemiş kişilerin tespit edilmesi amacıyla resen harekete geçilmesini istiyor. Bu bakımdan olumlu. Sorunun temel anlamda çözülmesi için İnfaz Kanunu’nda değişiklik yapılması gerekiyor. Bu genelge tek başına yeterli değil” dedi.

    Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, 28 Şubat davasından ceza alan Vural Avar’ın cezaevinde yaşamını yitirmesinin ardından “Sürekli Hastalık, Sakatlık ve Kocama Sebebiyle Kişilerin Cezalarının Hafifletilmesi veya Kaldırılması Hakkında İşlemler” maddesine dair bir genelge yayımladı.

    Bakan Bozdağ, bu durumdaki kişilerin hastalıkları nedeniyle başvurularının tahliye işlemi mahiyetinde kabul edilmesini istedi. 8 maddelik genelge bütün Ceza İşleri Genel Müdürlüğü kurumlarına gönderildi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, hasta tutuklulara dair yayınlanan genelgeyi PİRHA’ya değerlendirdi.

    “2006’DAKİ GENELGENİN GÜNCELLENMİŞ HALİ”

    Bu genelgenin Cumhurbaşkanlığının af yetkisi ile ilgili 2006’da yayınlanan genelgenin güncellenmiş hali olduğunu ifade eden Türkdoğan, “Dolayısıyla hasta mahpusların sadece bir kısmını ilgilendiren bir genelge. Hasta mahpuslarla ilgili meseleyi infaz kanunu çerçevesinde ele almak gerekiyor. Bizim 2006’da yayınlanan genelgeye ciddi eleştirilerimiz vardı. O genelge bütün yetkiyi Adli Tıp Kurumu’na veriyordu. Bu anayasaya aykırı bir durumdu. Yayınlanan yeni genelge başlangıç olarak aslında iyi bir genelge. Çünkü sürekli hastalığı olan, yaşı ilerlemiş kişilerin tespit edilmesi amacıyla resen harekete geçilmesini istiyor. Bu bakımdan olumlu. Daha önce başvuru şartı aranıyordu. Şimdi bu şart aranmaksızın sürekli hastalığı olan, yaşı ilerlemiş mahpusların tespit edilmesini sağlıyor” dedi.

    “SORUNUN TEMEL ÇÖZÜMÜ İÇİN İNFAZ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMALI”

    Hasta mahpusların yine son noktada Adli Tıp Kurumu’na gönderilmesi gerektiğini belirten Türkdoğan, şunalrı ifade etti:

    “Bu kişilerin kurumdan da sürekli ve ağır hastalığı olup olmadığının tespit edilmesi isteniyor. Sorunun temel anlamda çözülmesi için İnfaz Kanunu’nda değişiklik yapılması gerekir. Bu genelge tek başına yeterli değil. Ayrıca uygulamada nasıl olacağını da görmek gerekir. Teknik bir mesele, ayrıntılı ve uzun bir şekilde incelenmeli. Mesele geniş boyutuyla ele alınmalı.”

    Melis CİDDİOĞLU/ANKARA

  • Adalet Bakanlığı’ndan, hasta tutuklular için genelge!

    Adalet Bakanlığı’ndan, hasta tutuklular için genelge!

    PİRHA-Adalet Bakanlığı, hasta tutuklular için genelge yayınladı. 8 maddelik genelgeye göre, hasta tutuklu ve hükümlülerin tahliyelerin önündeki en büyük engel olan ATK’nın yetkileri azaltıldı. ATK, sadece sürekli hastalık, sakatlık ve kocama halinin bulunup bulunmadığını tespit etmekle yetinecek.

    Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, “Sürekli Hastalık, Sakatlık ve Kocama Sebebiyle Kişilerin Cezalarının Hafifletilmesi veya Kaldırılması Hakkında İşlemler”e yönelik bir genelge yayımladı.

    Bakan Bozdağ imzalı 8 maddelik genelge bütün Ceza İşleri Genel Müdürlüğü kurumlarına gönderildi.

    Genelgede, şunlar belirtildi:

    “-Hükümlülerin durumunun sürekli hastalık, sakatlık veya kocama hali olup olmadığının teşhis ve tespiti için tam teşekküllü bir devlet hastanesi sağlık kuruluna sevk edilmesi,

    -Hükümlüye tam teşekküllü devlet hastanesinden sağlık kurulu raporu alındıktan sonra evvelce verilmiş tüm tetkik ve raporlar da talebine eklenerek, hükümlünün durumunun sürekli hastalık, sakatlık veya kocama hali olup olmadığının teşhis ve tespitine ilişkin Adli Tıp Kurumu’ndan bilimsel ve teknik görüş istenilmesi,

    -Adli Tıp Kurumu’na görüş için gönderilen evrakın tasdikli birer örneğinin Cumhuriyet Başsavcılığındaki dosyasında saklanması,

    -Hükümlünün, muayenesi istenmedikçe ve muayene için gün alınmadıkça bulunduğu yer ceza infaz kurumundan Adli Tıp Kurumu’nun bulunduğu yer ceza infaz kurumuna sevk edilmemesi,

    -Adli Tıp Kurumu’nun hükümlüde bahsedilen hastalıkları tespit etmesi halinde ilgili evrakın derhal Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’ne gönderilmesi

    -Adli Tıp Kurumu’nun hükümlüde, “sürekli hastalık, sakatlık ve kocama” hallerinin bulunmadığına dair teşhis ve tespiti durumunda sadece kurumun bu teşhis ve tespitini içeren görüşü ile sağlık kurulu raporunun onaylı bir örneğinin Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’ne gönderilmesi,

    -Hükümlünün veya kanunu temsilcisinin talebinden vazgeçmesi ya da Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından re’sen başlatılan işlemleri reddetmesi halinde cezaların hafifletilmesi veya kaldırılması işlemlerinin sürdürülebileceği hususunun değerlendirilmesi,

    -Hakkında kesinleşmiş bir hüküm bulunmayan tutuklu yönünden cezaların hafifletilmesi veya kaldırılması işlemlerine tevessül olunamayacağından, bu şekilde talebin tahliye işlemi mahiyetinde kabul edilerek gereğinin mahallinde takdir edilmesi (…)”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Erdoğan’dan ‘toplumun temel değerlerine aykırı’ yayınlara karşı genelge

    Erdoğan’dan ‘toplumun temel değerlerine aykırı’ yayınlara karşı genelge

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzasıyla, “toplumun temel değerlerine aykırı unsurlar” içerdiği iddia edilen yayınlara karşı bir genelge yayımlandı.

    AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’n imzasıyla, “Basın ve Yayım Faaliyetleri” ile ilgili 2022/1 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi Resmi Gazete’de yayımlandı.

    Genelgede, bazı televizyon kanallarının özellikle yabancı içerikleri uyarlayarak yayımladığı programların “toplumun temel değerlerine aykırı unsurlar taşıdığı” ve bunların “yıkıcı etkilerini bertaraf edecek adımlar” atılacağı ifade edildi.

    Yayımlanan genelgede, “Dijitalleşme çağında kitle iletişim araçlarının sunduğu imkanlardan en iyi şekilde yararlanılmasını temin etmek ve olası zararlı etkilerinden korunmak için gerekli tedbirleri almanın elzem hale geldi. Toplumumuzun temel değerlerine aykırı unsurlar taşıdığı gözlenen ve son günlerde özellikle yabancı içeriklerin uyarlaması şeklinde ekranlara gelen televizyon programlarının toplum üzerindeki yıkıcı etkilerini bertaraf edecek adımlar ivedilikle atılacak” denildi.

    Aile, çocuk ve gençlerin yanlış medya içeriklerinden korunmaları ve haklarını ihlal eden uygulamalarla mücadele edilmesi hususu”na vurgu yapılan genelgede, “Birtakım semboller kullanılmak suretiyle verilmeye çalışılan mesajlarla çocuk ve gençlerin zihin dünyalarını hedef alan yapımlardan onları koruyacak, aile ve çocuk dostu yapımlar teşvik edilecek” ifadesi kullanıldı.

    Genelgede, programlara ilişkin atılacak diğer adımlar şöyle sıralandı:

    *Medya aracılığıyla milli ve manevi değerlerimizi yıpratmaya, aile ve toplum yapımızı temelinden sarsmaya yönelik açık ve örtülü faaliyetlere karşı Anayasa, kanun ve ilgili diğer mevzuatla düzenlenen müeyyidelerin gereği yerine getirilecek.

    *Toplumun geneline hitap eden bu tür medya içeriklerinin özellikle de aile, çocuk ve gençlerimiz üzerinde olumsuz etkilerin önlenmesi amacıyla ulusal ve yerel medya organlarının tehdit ve tehlike oluşturan bu tür yapımlarına karşı ilgili kurum ve kuruluşlar tarafından gerekli tedbirler gecikmeksizin alınacaktır.

    (HABER MERKEZİ)

  • İçişleri Bakanlığı 81 ile PCR testi genelgesi gönderdi

    İçişleri Bakanlığı 81 ile PCR testi genelgesi gönderdi

    PİRHA- İçişleri Bakanlığı, 6 Eylül’de başlayacak olan yüz yüze eğitim öncesi 81 il valiliğine PCR testi konulu genelge gönderdi. Genelgeye göre, belirli alanlara girişte PCR testi yaptırmak zorunlu hale gelecek.

    İçişleri Bakanlığı’nın 81 il valiliğine gönderdiğini genelgeye göre başta öğretmenler olmak üzere eğitim personeli, kantin çalışanları ile öğrenci servislerinin şoför ve rehber personeli gibi öğrencilerle bir araya gelecek görevlilerden aşı olmamış ya da daha önce hastalık geçirmemiş olanlardan, haftada iki kez PCR testi ile taranmaları istenecek.

    PCR testi sonuçları okul idareleri tarafından gerekli işlemler yapılmak üzere kayıt altında tutulacak.

    Aşı süreci tamamlanmayan veya hastalığı geçirmemiş18 yaş ve üzeri vatandaşlar için, belirli alanlara girişte (okul, sinema, tiyatro, konser vb.) ya da şehirlerarası toplu taşıma araçlarını (uçak, tren, otobüs vb.) kullanma sırasında PCR negatif test sonucu istenecek.

    81 ile gönderilen genelge 6 Eylül Pazartesi gününden itibaren uygulanmaya başlanacak.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Haberden, bilgiden tasarruf olmaz: Yerel basını öldürmeyin’-VİDEO

    ‘Haberden, bilgiden tasarruf olmaz: Yerel basını öldürmeyin’-VİDEO

    PİRHA- Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzası ile yayınlanan “tasarruf genelgesi”ne tepki gösteren gazeteciler, “Tasarruf edilecek alan burası mıdır? Haberden, bilgiden tasarruf olur mu?” diye sordu.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzası ile yayınlanan “tasarruf genelgesi” ile kamu kurum ve kuruluşlarına gazete alınmaması, zorunlu ilânlar dışında ilân yayımlatılmaması yönünde talimatına gazetecilerden tepki geldi.

    Mersin’de de Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın (TGS) çağrısıyla Atatürk Parkı’nda bulunan Uğur Mumcu Anıtı önünde basın açıklaması yaptı.

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu üyelerinin destek verdiği açıklamayı TGS İl Temsilcisi Hediye Eroğlu okudu.

    “GENELGE İLE YAZILI MEDYAYA ÖLÜMCÜL BİR DARBE VURULACAK”

    Eroğlu, “Tasarruf edilecek alan burası mıdır? Haberden, bilgiden tasarruf olur mu?” diye sorarak, “Gerçeğe, doğru bilgiye daha fazla ihtiyaç duyulan bu günlerde alınan bu karar tüm toplumun zararınadır. Öte yandan bu karar, pandemi, ekonomik kriz ve dijitalleşme ile zaten büyük zorluklar yaşayan yazılı medyaya ölümcül bir darbe vuracaktır” dedi.

    “YEREL GAZETELERİN NEFES ALAMAZ HALE GELECEK”

    Kamu kuruluşlarının abonelikleri ve ilânlardan başka bir geliri olmayan yerel gazetelere uygulanacak bu ambargo onların tek tek kapanmasına, yerel basında çalışan binlerce gazetecinin işsiz kalmasına neden olacağına ve yerel gazetelerin nefes alamaz hale geleceğine dikkat çeken Eroğlu, şunları ifade etti:

    “Gazeteler bir kamu faaliyeti yürütmektedir. Haber hepimize ekmek ve su gibi lazımdır. Halkın haber alma ve gerçekleri öğrenme hakkının tesis edilmesi demokrasilerin gereğidir. Gazetecilerin işlevini yerine getirebilecekleri koşulların yaratılması hükümet edenlerin görevidir. Toplumun kültürel gelişimi ve doğru bilgiye ulaşması için çalışan gazetelerin bir tasarruf aracı olarak görülmesi doğru değildir. Kamu kuruluşlarına gazete aldırmayarak yapılacak tasarruf devede kulak bile olmayacaktır. Eğer tasarruf ile ekonomik sorunların çözüleceği düşünülüyorsa tasarruf yapılacak kalemlerin yeniden belirlenmesine ihtiyaç vardır. Türkiye Gazeteciler Sendikası olarak bu genelgenin iptalini istiyoruz. Başta yerel gazeteler olmak üzere medya kuruluşlarına daha fazla destek verilmesinin ülke demokrasisine katkı sunacağına inanıyoruz.”

    Diren KESER/MERSİN

     

     

  • ‘Bizim Yunus’ genelgesine tepki: Yunus Emre, sizin tekçi inanç sisteminizle bağdaşmaz!

    ‘Bizim Yunus’ genelgesine tepki: Yunus Emre, sizin tekçi inanç sisteminizle bağdaşmaz!

    PİRHA- ‘Bizim Yunus’ adıyla yayınlanan Cumhurbaşkanlığı genelgesine bir eleştiri de HDP Parti Meclisi, Halklar ve İnançlar Komisyonu üyesi/ Yazar Nesimi Aday’dan geldi. “‘Derviş Yunus’u ‘Bizim Yunus’ yaptılar” diyen Aday, “Genelgeye göre, Türkiye sadece Yunus Emre’yi anmak için program yapacakmış. Hacı Bektaş-ı Veli ve Ahi Evran programa dahil edilmemiş. Peki neden? Hacı Bektaş-ı Veli ile Ahi Evran Alevi de Yunus Emre değil mi?” diye sordu. 

    29 Ocak 2021’de Cumhurbaşkanı imzası ile ‘Bizim Yunus’ adıyla yayınlanan genelgeye tepkiler sürüyor.

    Konuya dair yazıl bir açıklama yapan HDP Parti Meclisi, Halklar ve İnançlar Komisyonu üyesi/ Yazar Nesimi Aday, “Derviş Yunus’u “Bizim Yunus” yaptılar” dedi.

    Aday, “Aslında bu yeni değil. Uzun yıllardır böyle. Alevilerin Ehli Hakçı düsturuna sahip Derviş Yunus’u, ders kitapları başta olmak üzere Türk-İslam sentezi literatürüne hapsetmeye çalışıyorlar. Yunus’u daraltan bu yabancılaştırma giderek bağlam dışına itiyor onu” ifadelerini kullandı.

    “HACI BEKTAŞ VELİ İLE AHİ EVRAN ALEVİ DE YUNUS EMRE DEĞİL Mİ?”

    Nesimi Aday devamında şunları kaydetti:

    “Nasıl mı?
    Birlikte bakalım:

    UNESCO, yani Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü, Hacı Bektaş-ı Veli’nin vefatının 750. yıldönümü Yunus Emre’nin 700. yıldönümü ve Ahi Evran’ın doğumunun 850. yıldönümü nedeniyle 2021 yılı programına almıştı.

    Ama Cumhurbaşkanlığının yayınladığı genelgeye göre, Türkiye sadece Yunus Emre’yi anmak için program yapacakmış. Hacı Bektaş-ı Veli ve Ahi Evran programa dahil edilmemiş.

    Peki neden?

    Hacı Bektaş-ı Veli ile Ahi Evran Alevi de Yunus Emre değil mi?

    Aslında bu konuda epeyice yol aldılar. Birçok Alevi kişi ve değerini Sünnileştirdiler. Hacı Bektaş Dergahı başta olmak üzere çok sayıda mekan kırımı yaptılar.

    Öyle görülüyor ki Anadolu Aleviliğinin Serçeşmesi olarak görülen Hacı Bektaş-ı Veli’yi anmamak için Ahi Evran’ı da program dışı bırakmışlar. Yoksa onu da Derviş Yunus gibi asimilasyon sarmalına dahil etmişlerdi çoktan, ötelemezlerdi.

    Yunus’u ne kadar okudular, ne kadarını anladılar bilemiyoruz. Onun savunduğu ‘varlıkta birlik’ felsefesinin, geleneksel İslam ontolojisiyle bağdaşmadığını, Hallac-ı Mansur’un darından emanet aldığını biliyor ve anlıyorlar mı acaba?

    “Ete kemiğe büründüm Yunus diye göründüm” diyen Yunus’un bu manifestocu mısraları onların anlam dünyasında neye, nereye tekabül ediyor o da karanlık bize.”

    “Yunus Emre desenini en büyük Türk lirası üzerine basmakla Yunus anlaşılmış olmuyor. Onun ilmine varacak yolunuz var mı” diye soran Nesimi Aday, “İlköğretim çocuklarına matematikten çok din eğitimi vererek sahip çıkılmaz Yunus Emre’ye. “İlim ilim bilmektir. İlim kendini bilmetir” diyen dervişin yolu, tıpkı şiir dili gibi berraktır ve “nice okumaktır.” dedi.

    “YUNUS EMRE SİZİN TEKÇİ İNANÇ SİSTEMİNİZLE BAĞDAŞMAZ”

    Yazar Nesimi Aday, “Cumhurbaşkanlığı metnini yazanlara net olarak şu itirazı yapabiliriz” diyerek şöyle devam etti.

    “Yunus Emre; Hallac-ı Mansur’un ve Seyid Nesimi’nin de savunduğu Enel Hak öğretisi yolunda yürümüştür. Yani sizin tekçi inanç sisteminizle bağdaşmaz. Tüm kainatın bilgisini insanda gören, onun ontolojik bilgisini yaşamına içerik kılan ve insanı kamil olmayı erdem sayan bu ulu yola girmek değil, bakmak için bile arif olmalı. Onun için erenler arasında ayrım yapmak için yormayın kendinizi de.

    “SARAYLARDA OTURANLARIN BU FELSEFEYİ ANLAMA GERÇEKLİĞİ VAR MI?”

    Rivayet edilir ki Yunus Emre, Tapduk Emre’den el almak için kırk yıl ormandan odun taşımış dergaha. Neden biliyor musunuz; ben’i biz’e evriltmek, nefsini köreltmek, insan-ı kamil olmak için.

    Saraylarda oturanların bu felsefeyi anlama gerçekliği var mı, mümkün mü bu? Mümkün değil tabi. Hayatlarına mümkün kılamayacakları için de “Bizim Yunus” deyip popülizm yapıyorlar. Cemevine “cümbüş evi” yakıştırması yaparak, aklı sıra öteleyen bir zihniyetin, devlet olanaklarıyla ‘ermişler’ arasında ayrım yapması kabul edilir değil.

    “UNESCO’NUN KARARINI ALEVİ KURUM VE İNANÇ ÖNDERLERİYLE UYGULAMAK GEREKİR”

    Ezcümle; UNESCO’nun bu isabetli kararını, Alevi kurum ve inanç önderlerini de dahil ederek uygulamak gerekir. Ötesi tutum ve davranışlar ayrımcılıktır. Tarihi şahsiyetler arasında ayrım yapmak ise cehalettir.

    PİRHA/ İSTANBUL

     

  • ABF İnanç Kurulu, Hakk’a uğurlama erkanı ile ilgili genelge yayınladı

    ABF İnanç Kurulu, Hakk’a uğurlama erkanı ile ilgili genelge yayınladı

    PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) İnanç Kurulu, Hakk’a yürüme/uğurlama erkanı ile ilgili yeni bir genelge yayınladı. İnanç Kurulu, “Kurum yöneticilerimizin ve inanç hizmeti sunan dedelerimizin, ehil kişilerin bu açıklamalara uyması konusunda gerekli hassasiyeti göstermelerini önemle arz ve rica ederiz” dedi. 

    Son zamanlarda sanatçı Engin Nurşani’nin Hakk’a uğurlama erkanında, sanatçıların bağlama eşliğinde deyiş seslendirmelerinin bazı çevreler tarafından eleştiri konusu yapılması üzerine ABF inanç Kurulu açıklamada bulundu.

    Pandemiden önce ABF İnanç Kurulu yönetimi olarak Erzincan, Gaziantep, Mersin ve İzmir bölge toplantılar yapıldığının hatırlatıldığı açıklamada, bölge sorumluları ve o bölgede inanç hizmeti yürüten dedelerin, şube başkanlarının katılımıyla başta Hakk’a yürüme erkanı olmak üzere, diğer erkanlar ile ilgili bilgilendirmelerin yapıldığına değinildi.

    “HOCA, İMAM, MÜFTÜLERİN ERKAN YÜRÜTMESİ SÖZ KONUSU DAHİ DEĞİL”

    Gönderilen erkannamelerde hizmeti yürütenlerin, takke, fes, mes, cüppe giyecekleri, erkânları Arapça yapacakları ile ilgili hükmün bulunmadığına vurgu yapılarak, inançsal uygulamalarda hoca, imam, müftülerin erkan yürütmesinin söz konusu dahi olamayacağının altı çizildi.

    “ERKANNAMELERDE CÜPPE-FES TAKILIP ARAPÇA YAPILACAĞI HÜKMÜ YOK”

    Maddeler halinde yayınlanan açıklamanın başlıkları şöyle:

    2010 yılında Hacı Bektaş Veli Dergâhında Alevi kurumlarının temsilcileri, yazarlar, ozanlar, akademisyen ve dedelerin katılımıyla başlayan ve 4 yıl süren, yurt içinde ve dışında 60’a yakın toplantının yapılması sonucunda hazırlanan başta Hakk’a Yürüme Erkânı olmak üzere Cem, Dar, Dardan İndirme Erkânları şekillendirilmiş, hazırlanan erkânnameler tüm Alevi kurumlarına gönderilmiştir. Daha sonra oluşan ABF İnanç Kurulu aynı doğrultuda güncellemeler yapıp, yeni bir Hakka Yürüme Erkânnamesi hazırlayarak, ABF bileşenlerine bağlı kurumlar aracılığıyla cem evlerimize iletilmişti. Bu erkânnameler, inanç hizmeti sunanlar için birer yol göstericidir. Tıpa tıp uygulanması zaten mümkün değildir. Ancak, bu erkânnamelerde hizmeti yürütenlerin, takke, fes, mes, cüppe giyecekleri, erkânları Arapça yapacakları ile ilgili hiçbir hüküm bulunmamaktadır.

    Hakk’a yürüyen kişi hangi dili konuşmuşsa, erkâna katılanlar hangi dili konuşup anlıyorlarsa, erkânlar o dille yapılacaktır. Çünkü Alevi yol ulularımız, pirlerimiz, dedelerimiz, ozanlarımız söylem ve eylemlerinde Arapça kullanmamışlar, toplumun anladığı, konuştuğu dille hizmetleri sunmuşlardır.

    “İNANÇ UYGULAMALARINDA HACI, HOCA VE MÜFTÜYE DANIŞILMAMIŞTIR”

    Aleviler olarak, biz bütün dinlere, mezheplere, inançlara, kültürlere, dillere saygılıyız. Duanın dili, kalıbı, uzunu, kısası, şekli yoktur. Her toplum inancına uygun ve konuştuğu dille hizmet ve erkânlarını yerine getirir. Kadimden gelen Alevi inancı birçok dinden, inançtan aldığı değerleri potasında harmanlamıştır ama hiçbir inancın tekeline girmemiş, yaşanılan katliam ve sürgünlere, uygulanan asimilasyonlara rağmen, bin yıllardır bu inancı dilden dile, gönülden gönüle, telden tele bugünlere taşımayı başarmıştır. Alevilik aklın inancıdır. Aleviler, Cenab-ı Hakk’ın kudret eliyle var ettiği ve yazdığı en yüce varlığın insan olduğuna inanmış, yönünü ve yüzünü insana çevirmiş, kıblem insandır demiş ve insandan kıble oluşturmuştur. İnançsal uygulamalarda hacıya, hocaya, imama ve müftüye danışmamışlardır.

    “YÖNETİCİLERİMİZ İNANCIMIZIN ŞİİLEŞTİRİLMESİNE, SÜNNİLEŞTİRİLMESİNE İZİN VERMEMELİ”

    Bazı yörelerimizde ve cemevlerimizde dedelerden ve ehil kişilerden oluşan gruplara, Diyanetin imamları çağrılarak, Hakk’a Yürüme Erkânlarıyla ilgili Hanefi mezhebi içtihadına uygun kurs aldıkları, katılanlara sertifika verildiği yönünde inanç kurulumuza ve Alevi kurumlarına bilgiler gelmektedir. Bu çalışmalar Alevi inancını asimile etme amaçlıdır. Bu kurslara katılanlar rant beklentisi içinde olup Alevi kurumlarına zarar vermektedirler, bu asla kabul edilemez. Cemevlerimizin yöneticileri ve inanç kurullarında görevli dedeleri buna müdahale etmeli, inancımızın Sünnileştirilmesine ve Şiileştirilmesine izin vermemelidirler.

    “ALEVİ İMAMLAR YETİŞTİRİLDİ”

    1925 yılında 677 sayılı yasa ile Alevi dergâhları ve tekkeleri kapatıldığında, Diyanet İşleri Başkanlığı Alevilerin yaşadıkları köylerden çağrılan kişilere Sünni- Hanefi mezhebine uygun açılan kurslarda Hakk’a yürüme erkânıyla ilgili bilgiler vererek Alevi imamlar yetiştirilmiştir. 1950 yılında demokrat parti iktidara gelince, bu kurslar yinelenmiş, asimile amaçlı bu kurslarda yetiştirilenler 1980’li yıllara kadar Hanefi mezhebine içtihadına uygun Alevi köylerinde cenaze kaldırdılar. Hala bazı cemevlerimizde bu geleneği sürdürenlerin hizmet vermeleri, asimilasyon ve takkiyenin devam ettiğinin en önemli kanıtıdır. Yöneticilerimizin ve dedelerimizin bu duruma seyirci kalmamaları gerekir.

    HİZMETİ YÜRÜTENLER TAKİYYEDEN KAÇINMALI

    Rehber, Pir, Mürşit makamları soydan ve ocaktan gelen makamlardır. Okullarda okuyarak, yüksek lisans ve doktora tezleriyle elde edilemez. Bu makam sahibi seyitler, dedeler okumak araştırmak, yol erkân konusunda bilgi görgü sahibi ve toplumu doğru bilgiyle eğitmek ve sorumluluk sahibi olmak zorundadırlar. Günümüzde tüm Alevi erkânlarının hele hele Hakk’a uğurlama erkânlarının açık yapıldığı ortamlarda hizmetleri yürütenlerin kesinlikle takkiyeden kaçınmaları inancımıza zarar vermemeleri gerekir. Bütün erkânlarımız öncelikle cemevlerimizde görevli seyitler(dedeler) tarafından yürütülecektir. Dedelerin sayıca ya da bilgice yeterli olmadığı durumlarda, dedelerden el alan (izin alan) kişiler erkânları yürüteceklerdir.

    “HAKK’A YÜRÜMEDE ZAKİRLER DEYİŞ SESLENDİREBİLİR”

    Saz, söz Alevi inancının tüm erkânlarında var olduğu gibi Hakk’a Uğurlama Erkânlarında da var olmuştur. Hakk’a yürüyen kişinin vasiyeti varsa, ailesinin de rızalığıyla, onun yaşamında sevdiği deyiş ve ağıtlarla zakirler bağlamalarıyla bir üçleme seslendirebilirler. İnançsal olarak bu konuda hiçbir sakınca yoktur. Hakk’a uğurlama hizmeti ve zakirlerin üçlemeleri, o günün hava durumu, katılanların sayılarına bakılarak yaşanmakta olan pandemi ve insanlarımızın sağlığı göz önünde bulundurarak açık ya da kapalı alanlarda yapılmasında sakınca yoktur. Katılanların kalabalık olması durumunda maske ve sosyal mesafeye uyularak, katılanlar uyarılarak Hakk’a uğurlama hizmetlerinin açık alanda yapılması daha doğrudur.

    Kurum yöneticilerimizin ve inanç hizmeti sunan dedelerimizin, ehil kişilerin bu açıklamalara uyması konusunda gerekli hassasiyeti göstermelerini önemle arz ve rica ederiz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Yeni koronavirüs genelgesi: 1 Aralık’a kadar tüm kurum etkinlikleri iptal

    Yeni koronavirüs genelgesi: 1 Aralık’a kadar tüm kurum etkinlikleri iptal

    İçişleri Bakanlığı’nın yeni genelgesine göre STK, meslek kuruluşları, birlik ve kooperatifler tarafından düzenlenecek etkinlikler 1 Aralık’a kadar ertelenecek.

    Sağlık Bakanlığı’nın önerisi Coronavirus Bilim Kurulu’nun tavsiye kararı doğrultusunda, İçişleri Bakanlığı 81 İl Valiliğine “Coronavirus Tedbirleri” konulu ek genelge gönderdi.

    Genelgeye göre; bugünden itibaren sivil toplum kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile üst kuruluşları, birlikler ve kooperatifler tarafından düzenlenecek olan etkinlikler, 01 Aralık 2020 tarihine kadar ertelenecek.

    (HABER MERKEZİ)

  • Koronavirüs genelgesiyle ülke genelinde maske takmak zorunlu oldu

    Koronavirüs genelgesiyle ülke genelinde maske takmak zorunlu oldu

    Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulunun Tavsiye Kararı üzerine AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın talimatı doğrultusunda İçişleri Bakanlığı tarafından 81 il valiliğine “Covid-19 Tedbirleri” konulu ek genelge gönderildi. Genelgeye göre, ülke genelinde meskenler hariç olmak üzere tüm alanlarda maske takmak zorunlu olacak.

    İçişleri Bakanlığı 81 il valiliğine “Covid 19 Tedbirleri” konulu ek genelge gönderdi. Genelgede, içerisinde bulunulan kontrollü sosyal hayat döneminde salgınla mücadelenin genel prensipleri olan temizlik, maske ve mesafe kurallarının yanı sıra her bir faaliyet alanı/iş kolu için ayrı ayrı belirlenen tedbirlere uyum ve etkin denetim mekanizmalarının büyük önem taşıdığı ifade edildi.

    Genelgede, farklı tarihlerde yayımlanan genelgeler ile belirli dezavantajlı gruplara yönelik veya kamuya açık bazı alanlarda herkese maske takma zorunluluğu getirildiği, şehirler arası ve şehir içi yolcu taşımacılığına ilişkin düzenlemeler yapılarak hangi durum ve şartlarda şehir içi toplu taşıma araçlarının ayakta yolcu alabileceğinin belirlenmesinin il ve ilçe hıfzıssıhha kurullarına verildiği hatırlatıldı. Yine lokanta restoran, kafe ve benzeri işletmelerin müzik faaliyetlerine kısıtlama getirildiği anımsatıldı.

    ALINAN KARARLAR

    Gelinen aşamada başta fiziki mesafe kuralı olmak üzere alınan tedbirlere yeterince riayet edilmemesinin, hastalığın yayılım hızının artırması ve toplum sağlığını riske atması nedeniyle; dün gerçekleştirilen Kabine Toplantısında 81 ili kapsayacak şu kararlar alındı:

    * Ülke genelinde (meskenler hariç olmak üzere) tüm alanlarda (kamuya açık alanlar, cadde, sokak, park, bahçe, piknik alanı, sahiller, toplu ulaşım araçları, iş yerleri, fabrikalar vb.) vatandaşlara istisnasız maske takma zorunluluğu getirildi.

    * Minibüs/midibüsler ile koltuk kapasitelerinde herhangi bir seyreltme ve kaldırılma yapılmayan otobüsler gibi iç hacim bakımından fiziki mesafe kurallarının uygulanamayacağı şehir içi toplu ulaşım araçlarında ayakta yolcu alınmasına kesinlikle müsaade edilmeyecek. Bunların dışında kalan raylı sistem araçları (metro, tramvay vb.), metrobüsler ve koltuk kapasiteleri seyreltilmiş/kaldırılmış otobüsler gibi ayakta yolcu taşıma ağırlıklı toplu ulaşım araçlarında; fiziki mesafe kurallarına aykırı olmayacak şekilde hangi oranda/sayıda ayakta yolcu alınabileceği il/ilçe umumi hıfzıssıhha kurulları tarafından tespit edilecek.Raylı sistem araçları (metro, tramvay vb.), metrobüsler ve koltuk kapasiteleri seyreltilmiş/kaldırılmış otobüslerde ayakta alınabilecek yolcu sayısını belirtir levha/tabela herkesin görebileceği şekilde asılacak ve ayaktaki yolcuların durabileceği yerler fiziki olarak işaretlenmek suretiyle ilanı sağlanacak.

    * Restoran, kafe vb. tüm yeme-içme ya da eğlence yerlerinde saat 24.00’ten sonra müzik yayınına (canlı müzik, kayıt dinletilmesi vb. her türlü yayın dahil) hiçbir şartta izin verilmeyecek. Mülki idare amirlerinin koordinasyonunda kolluk birimleri ve yerel yönetimler bu konuda gerekli tüm tedbirleri alacak.

    * Vatandaşların toplu olarak bulunduğu/bulunabileceği yerler (pazar yerleri, sahiller vb.) ile kafe, restoran vb. yeme içme ve eğlence mekanlarında; Sağlık Bakanlığı Salgın Yönetimi ve Çalışma Rehberi ile İçişleri Bakanlığının ilgili Genelgelerinde belirtilen Korona virüs salgınıyla mücadele amacıyla alınan tedbirlere ve belirlenen kurallara uyulması hususundaki denetimlerin süreklilik taşıyacak şekilde etkinliğinin artırılmasına yönelik gerekli tedbirler vali ve kaymakamlarca alınacak.

    * Korona virüsle mücadele kapsamında alınan tedbirlere riayet etmeyen gerçek ve tüzel kişilere (işletmeler vb.) uygulanan idari para cezalarının tahsili konusunda vali/kaymakamlarca gerekli hassasiyet gösterilecek.
    Vali/kaymakamlarca yukarıda belirtilen esaslar çerçevesinde gerekli kararların Umumi Hıfzıssıhha Kanununun 27’nci ve 72’nci maddeleri uyarınca ivedilikle alınacak. Uygulamada herhangi bir aksaklığa meydan verilmeyecek ve mağduriyete neden olunmayacak. Alınan kararlara uymayanlara Umumi Hıfzıssıhha Kanununun ilgili maddeleri gereğince idari işlem tesis edilmesi ve konusu suç teşkil eden davranışlara ilişkin Türk Ceza Kanununun 195’inci maddesi kapsamında gerekli adli işlemler başlatılacak.

  • Toplu taşımada yüzde 50 yolcu taşıma sınırlaması kaldırıldı

    Toplu taşımada yüzde 50 yolcu taşıma sınırlaması kaldırıldı

    İçişleri Bakanlığı, toplu taşıma ve şehirlerarası yolcu taşımacılığındaki kapasitenin yarısı kadar yolcu taşıma sınırlamasını kaldırdı. Bakanlık, 81 il valiliği ile Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı’na konu hakkında yeni bir genelge gönderdi.

    ‘Şehiriçi ve Şehirlerarası Yolcu Taşımacılığı’ konulu genelgeye göre şehir içi çalışan toplu taşıma araçlarında ve personel servislerinde araç ruhsatında belirtilen yolcu taşıma kapasitesinin yüzde 50’si oranında yolcu kabul edileceği yönündeki talimatın yürürlükten kaldırılmasına karar verildi.

    İçişleri Bakanlığı genelgesinde, toplu taşımadaki oturma düzeni için yüzde 50 kapasite kullanımı zorunluluğu kaldırılırken araçların cinsine ve yoğunluğuna göre ayakta ne kadar yolcu alacaklarına ilişkin karar il ve ilçe hıfzıssıhha kurullarına bırakıldı.
    İçişleri Bakanlığı genelgesinde, konu hakkında şu ifadeler yer aldı:

    a) İlgi (a) Genelgemiz ile tüm şehir içi çalışan toplu taşıma araçlarında ve personel servislerinde araç ruhsatında belirtilen yolcu taşıma kapasitesinin %50’si oranında yolcu kabul edileceği yönündeki talimatımızın yürürlükten kaldırılması,

    b) Şehiriçi ve şehirlerarası yolcu taşımacılığında uygulamanın Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu tarafından hazırlanan ekte gönderilen rehberler doğrultusunda gerçekleştirilmesi,

    c) Ek­1’deki Kent İçi Ulaşım Araçları (Minibüsler, Dolmuşlar, Halk Otobüsleri, Belediye Otobüsleri ve Diğerleri) ile İlgili Alınması Gereken Önlemlerin “14.2­Yolcular İçin Alınması Gereken Önlemler” başlıklı kısmının 4 üncü fıkrasının “Araçlara koltuk sayısı kadar müşteri alınabilir, ayakta yolcu alınmamalıdır. Karşılıklı dörtlü koltukların iki koltuğu kullanılmalı, yüz yüze gelinmeyecek şekilde çapraz olarak oturulmalıdır. Farklı özelliği veya niteliği olan diğer araçlarda oturma kuralları ve sosyal mesafeye göre düzenleme yapılmalıdır.” hükmünün uygulanması kapsamında madde metnindeki “Farklı özelliği veya niteliği olan diğer araçlarda oturma kuralları ve sosyal mesafeye göre düzenleme yapılmalıdır.” istisnasına ilişkin uygulamanın ise il/ilçelerdeki toplu taşıma hatlarının niteliği (metro, metrobüs, tramvay vb.), toplu taşıma için kullanılan araçlarının niteliği (ayakta ve oturarak yolcu taşıma kapasiteleri), ayakta yolcu taşımaya uygun araçların toplam taşımadaki oranı ve benzeri hususlar göz önünde bulundurularak ayakta yolcu taşınıp taşınamayacağı, ayakta yolcu taşıma ağırlıklı toplu taşıma araçlarında (metro, metrobüs, körüklü otobüs vb.) güvenli mesafe kurallarına uymak koşulu hangi oranda/sayıda ayakta yolcu alınabileceğinin İl ve İlçe Hıfzıssıhha Kurullarınca alınacak kararlar ve konulacak kurallar doğrultusunda belirlenmesi…

    Bakanlığın genelgesinin tamamı şöyle:

  • Eldiven ve maske atıkları için genelge

    Eldiven ve maske atıkları için genelge

    Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca, tek kullanımlık maske, eldiven gibi hijyen malzeme atıklarının yönetimine ilişkin genelge yayımlandı.

    Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum “Maske ve eldiven atıkları, kurum ve işletmelerin giriş çıkışları ile ortak kullanım alanlarında biriktirilecek” dedi.

    Bakan Kurum’un açıklamaları şöyle:

    “Sağlık kuruluşlarının karantina bölümlerindeki atıklar ‘tıbbi atık’ olarak yönetilecek ve diğer atıklar ile karıştırılmaması sağlanacak. Ev ve iş yerlerindeki maske ve eldiven atıkları en az 72 saat bekletildikten sonra evsel atık olarak belediyeye teslim edilecek.”

  • Sağlık Bakanlığı’ndan koronavirüs genelgesi

    Sağlık Bakanlığı’ndan koronavirüs genelgesi

    Sağlık Bakanlığı’nın yayınladığı yeni genelgeye göre, bugünden itibaren tüm özel ve vakıf hastaneleri pandemi hastanesi ilan edildi.

    Sağlık Bakanlığı yeni bir koronavirüs genelgesi yayınladı. Buna göre, özel ve vakıf hastaneleri pandemi hastanesi ilan edildi.