Etiket: geri dönüş

  • 37 yıl sonra şehri bıraktı köye döndü: Emekliye İstanbul’da yaşam yok-VİDEO

    37 yıl sonra şehri bıraktı köye döndü: Emekliye İstanbul’da yaşam yok-VİDEO

    PİRHA- 37 yıl sonra İstanbul’dan Dersim’e geri dönen Gülşah Ayata, “İstanbul’da paran yoksa hiçbir şey yok” dedi.

    İstanbul’da 37 yıl yaşadıktan sonra yüksek kira ve geçim derdi nedeniyle memleketi Dersim’in Ovacık ilçesindeki Yeşilyazı (Zeranik) köyüne dönen Gülşah Ayata, “Şehir artık bizim için değil. Emekli maaşıyla geçinmek imkânsız. Köyde kendi ekmeğimizi yapıyor, sebzemizi yetiştiriyoruz” dedi.

    Hayat pahalılığı ve fahiş kira fiyatları, büyükşehirlerdeki yaşamı giderek daha zor hale getiriyor. Bu zorluklardan bunalan 37 yıllık İstanbul sakini Gülşah Ayata, ailesiyle birlikte memleketi Dersim’in Ovacık ilçesine bağlı Yeşilyazı (Zeranik) köyüne geri döndü. Ayata, “20 bin TL kira ödeyemeyiz, köyde hayat hem ucuz hem huzurlu” sözleriyle kent yaşamına veda etme nedenini anlattı.

    “ŞEHİR ARTIK BİZİM İÇİN DEĞİL, EMEKLİ MAAŞIYLA NASIL GEÇİNECEKSİN”

    ‘Şehirden indik köye, şehir artık bizim için değil’ sözleriyle konuşmasına başlayan Gülşah Ayata, “Artık her şey pahalı, bir emekli maaşıyla nasıl geçineceksin. Dersim’de ekmeğimi kendim yapıyorum burası İstanbul gibi değil. İstanbul’da paran yoksa hiçbir şey yok. Burası bizim için daha güzel domates, biber, fasulye yetiştiriyoruz, ekmeğimizi kendimiz yapıyoruz. 37 sene İstanbul’un Kartal ilçesinde kaldık şimdi de Dersim’in Ovacık ilçesinin Yeşilyazı köyüne geldik. Sebebi de ev kiralarının çok pahalı olması. 20 bin TL kirayı nasıl verelim, biz emekliler için köy daha iyi. Kendimiz yapıp, kendimiz yiyoruz, yaşamımız şuanda İstanbul’dan daha iyi havası güzel, suyu güzel daha ne isteyeyim” diye konuştu.

    Nuray ATMACA/DERSİM

  • 25 yıllık sürgün yaşamdan sonra köyüne döndü, su, elektrik, yol yok-VİDEO

    25 yıllık sürgün yaşamdan sonra köyüne döndü, su, elektrik, yol yok-VİDEO

    PİRHA-1994 yılında köylerinin boşaltılıp Çorlu’ya sürgün edildiklerini söyleyen Ali Kulaç, “Çorlu’ya gittiğimizde çok sıkıntı çektik ve 5-6 yıl her gece köyümü rüyamda görüyordum. Her sene 10-15 günlüğüne köye geliyordum ama her zaman başkalarında kalıyordum. Çocuklarım da yardım etti ve köyümde 2019 yılında ev yaptım, şimdi huzurluyum” dedi.

    Dersim, 90’lı yıllarda köy boşaltmaların çok yaşandığı kentlerin başında geliyor. OHAL Valiliğinin Kasım 1997 tarihli raporuna göre, Dersim’de 1994’te 183 köy, 823 mezra 8 bin 439 hane boşaltıldı, 41 bin 939 kişi yerinden edildi.

    KÖYDE SU, ELEKTRİK, YOL YOK

    Dersim’in Ovacık ilçesinin Zarûg (Yakatarla) köyünün Merxo mezrası 1994 yılında boşaltıldı. Ali Kulaç ailesiyle birlikte Tekirdağ’ın Çorlu ilçesine sürgün edildi ve orada zorlu bir yaşam sürdürdü.

    Ali Kulaç, 25 yıl sonra köyüne geri döndü ancak bu defa da su, yol ve elektrik sorunlarıyla kaşı karşıya kaldı. Yetkililere yapılan tüm başvurular ise karşılıksız bırakıldı.

    “ÇORLU’DA ÇOK SIKINTI ÇEKTİK, ŞİMDİ KÖYÜMDE HUZURLUYUM”

    1994 yılında köylerinin boşaltılıp Tekirdağ Çorlu’ya sürgün edildiklerini söyleyen Ali Kulaç, “Çorlu’ya gittiğimizde çok sıkıntı çektik. Çocuklarımız o zaman küçüktü, ben de ara sıra bazı işlerde çalışıyordum ve elimde olan hazır parayla geçinmeye çalıştık. Çorlu’ya gittiğimizde 5-6 yıl her gece köyümü rüyamda görüyordum. Her sene 10-15 günlüğüne köye geliyordum ama her zaman başkalarında kalıyordum” dedi.

    Kulaç şöyle devam etti:

    “Çocuklarım da yardım etti ve köyümde 2019 yılında ev yaptım, şimdi huzurluyum. Her yıl köyüme geri geliyorum kasım ayında yeniden Çorlu’ya dönüyorum. Köyümüz tahrip olmuştu, 25 sene boş kalmıştı köyümüz, şimdi ben bostan ekiyorum. Fidan, meyve ağaçları ektim. Kaymakamlığa gidip su sorunumuzu çözmesini istedik ama bize önce ödenek yok dediler daha sonra da iki ev olduğunuz için sizin oraya getiremeyiz dedi. Köylerin eskisi gibi yeniden canlanması için devlet köylerin yolunu, suyunu ve elektriğini getirmesi gerekir.”

    Cihan BERK-Nuray ATMACA/DERSİM

  • 1990 yılında boşaltılmıştı; köylüler 33 yıl sonra topraklarına gidebilecekler

    1990 yılında boşaltılmıştı; köylüler 33 yıl sonra topraklarına gidebilecekler

    PİRHA-Dersim’in Hozat ilçesinde Aliboğazı sınırında bulunan Kozluca ve Kurukaymak köyleri 1990 yılında güvenlik gerekçesiyle boşaltılmıştı. 33 yıldır köyleri gidemeyen yurttaşlar, imza kampanyası başlatmıştı. Hozat Kaymakamlığı, Tunceli Valiliği ve İçişleri Bakanlığı’na yapılan başvurular sonuç verdi. 20 Mart 2023 tarihli verilen cevapta, köylerin tüzel kişiliğinin devam etmekte olduğu, vatandaşların ikamet adreslerinin köye alınmasında herhangi bir engel bulunmadığı bildirildi. 

    Dersim 90’lı yıllarda köy boşaltmaların çok yaşandığı kentlerin başında geliyor. OHAL Valiliğinin Kasım 1997 tarihli raporuna göre, Dersim’de 1994’te 183 köy, 823 mezra, 8 bin 439 hane boşaltılmış, 41 bin 939 kişi yerinden edilmiş.

    Dersim’in Hozat ilçesinde Aliboğazı sınırında bulunan Kozluca ve Kurukaymak köyleri 1990 yılında güvenlik gerekçesiyle boşaltılmıştı.

    33 yıldır köylerine gidemeyen köylüler imza kampanyası başlatmıştı. Hozat Kaymakamlığı, Tunceli Valiliği ve İçişleri Bakanlığına yapılan başvurular sonuç verdi. 20 Mart 2023 tarihli verilen cevapta, köylerin tüzel kişiliğinin devam etmekte olduğu, vatandaşların köylerine ev yapmaları halinde ikamet adreslerinin köye alınmasında herhangi bir engel bulunmadığı bildirildi.

    PİRHA/DERSİM

     

     

  • Elbistan Körücek köylüleri topraklarına dönerek üretime başladılar-VİDEO

    Elbistan Körücek köylüleri topraklarına dönerek üretime başladılar-VİDEO

    PİRHA- 1970’li yılların başında çoğunlukla ekonomik sıkıntılardan kaynaklı topraklarını terk etmek zorunda kalan Elbistan’a bağlı Körücek köylüleri, tekrar köylerine dönerek üretime başladı. Geri dönüşler sonrasında bölgenin ekonomik olarak değer kazandığını söyleyen köylüler, topraklarına sahip çıkarak üretime katılma çağrısında bulundular.

    Maraş Elbistan’a bağlı Körücek köyünde yaşayan Hüseyin Kartal, Ali Rıza Tunç ve Mustafa Yüksel yeniden üretim yapabilmek ve kendi kültürünü yaşayabilmek için uzun yıllar sonra köylerinin yolunu tuttular.

    Körücek köylüleri siyasi ve ekonomik nedenlerden dolayı 1970’li yıllarda büyükşehirlere ve Avrupa’ya göç etmek zorunda kalmışlar. Uzun yıllar sonra topraklarına dönen Körücek köylüleri yüzlerce dönümlük araziler üzerinde yeniden üretime başlayarak bölgeye yeniden yaşam verdi.

    52 YIL SONRA DÖNÜŞ KARARI

    Yaşamı Yeniden ve Yerinde İnşa Hareketi’nin çağrısıyla 52 yıl boyunca yaşadığı İstanbul’dan köyüne dönerek üretim kararı alan Hüseyin Kartal, “1969 yılında Ankara’ya göç ettik. Ağırlıklı ekonomik sıkıntılar ve 1967 yılında Elbistan olayları sonrasında insanlar burayı terk etmek zorunda kaldı. Dönem dönem gelip gittik. 52 yıl boyunca köyümüze döneceğimizi hiç düşünmedik. Yaşamı Yeniden İnşa Hareketi’nin  projesiyle buralara döndük. Elbette bu dönüşün ekonomik getirisi de olacak. Topraklarımızı sahipsiz bırakmamak, geleceğimizin bu topraklar üzerinde olacağını düşündüğümüz için yerleşme kararı aldık” dedi.

    “SÜRGÜNDEN KURTULUP TOPRAKLARIMIZA SAHİP ÇIKMALYIZ”

    ‘Bizler sürgün edildik ve bu sürgünden kurtulup geri dönmeliyiz’ diyen Kartal, 45 dönümlük bahçeye kayısı dikerek üretime başladığını kaydetti. Teknolojik gelişmeler ile üretimin daha kolay bir hal aldığını söyleyen Kartal, geri dönüş çağrısında bulunarak şunları söyledi:

    “45 dönümlük bahçeyi iki bahçe yaptık. Çevre köylerden de bahçe alarak 3 bin kök kayısı diktim. Evlerimizi yapmaya başladık. Bir traktör aldım. Bu proje başarıya ulaşırsa ekonomik olarak toplumumuz çok güçlü olacak. Çok iyi tepkiler aldık. Elbistan’da birçok köyde binlerce ağaç dikimine başlandı. Mutlaka ata topraklarımıza sahip çıkmalıyız. Eskiden teknoloji yoktu, zorluk çekiyorduk. Bahçeleri nasıl kullanacağımızı bilmezdik. Şimdilerde ise bu imkanlarımız var. Bu geri dönüşler sayesinde topraklarımız ekonomik olarak değer kazandı. Bizler sürgün edildik ve bu sürgünden kurtulup geri dönmeliyiz.”

    ASPİR BİTKİSİNİN İLK HASADI YAPILDI

    Körücek köyü sakinlerinden Ali Rıza Tunç ise destekleme ve ekipman hibeleri ile aspir bitkisi ekmeye başladığını dile getirdi. Bölge topraklarının değerli olduğunu ve farklı bitkiler ile daha çok verim alınacağını kaydeden Tunç, “İstanbul’da tekstil ile uğraşıyorum. Uzun yıllardır gelip gidiyorum. Karar alarak topraklarımı ekip biçmeye başladım. Bu sene aspir ektim ve ilk hasadını aldım. Aspiri destekleme için ektik. Ekipman hibesi ve dönüm başı destek alıyoruz. Aspir, ayçiçek yağına alternatif olarak ekiliyor. Yağı çok değerli. Devlet belli şeyleri destekliyor. 5 yıl aspir ekme zorunluğu getiriliyor. Aspir, kıraç arazi için bulunmayan bir bitkidir. Bölgedeki gençler Avrupa’ya gidiyor. Bizim yaşımızdakiler ise köye geri dönüş sağlıyor. Bu dönüşler teşvikler ile hızlanır. Bizim gidecek bir yerimiz yok. Buralar ata topraklarımız. Köyümüzü de, toprağımızı da seviyoruz” diye konuştu.

    “MALİYETLER 10 KAT ARTTI, DEVLET DESTEĞİ YERİNDE SAYIYOR”

    150 dönümlük arazi üzerine kayısı eken Mustafa Yüksel de, köyde yeterli bahçe olmadığı için elde ettikleri ürünlerini başka yerlere ucuza satmak zorunda kaldıklarını ifade etti. Yüksel, her geçen yıl artan maliyetlerine karşılık devletin verdiği desteğin 10 yıl önceki destekle aynı olduğundan dert yanarak şöyle konuştu:

    “10 sene önce köye gelerek kayısı ağacı ektim. Buğday ve arpa da ekiyorum. İyi sonuçlar elde ettik. 1970’li yıllarda ekonomik sebeplerden kaynaklı köyden büyükşehirler ve Avrupa’ya göçler başladı. Daha sonra köye dönüşler başladı. 150 dönüm arazi üzerine kayısı ektik. İyi verimler aldık. Yeteri kadar bahçe olmadığı zaman tüccar köye gelip ürünü almıyor. Ancak zorla başka yerlere daha ucuza satıyoruz. Bahçelerimiz artarsa tüccar köye gelip daha yüksek fiyatlara ürünlerimizi alıyor.

    Devletin bizlere ciddi bir desteği yok. Bir mazot desteği var o da çok az kalıyor. 10 sene önce dikilen bahçelerin dönümü yüz lira destek verilirken aradan geçen 10 senede verilen destek yine yüz lira. 10 sene altı liraya aldığımız fidan şu an elli lira. Desteğin 10 kat artması gerekirken hala yerinde sayıyor. Ona rağmen üreterek yolumuza devam edeceğiz. Buralar ata topraklarımız, buralara sahip çıksınlar.”

    Ersin ÖZGÜL/MARAŞ

  • 26 yıl sonra Dersim’de yakılan köylerine dönmek istiyorlar

    26 yıl sonra Dersim’de yakılan köylerine dönmek istiyorlar

    PİRHA- Dersim’de 1993 yılında köyleri yakılarak zorla göçertilen aileler, 26 yıl sonra topraklarına geri dönmek istiyor. Kentte 2 aydır destek alabilmek için resmi kurumlar nezdinde girişimlerde bulunan 3 aile, köylerine dönmede kararlı olduklarını söyledi.

    Dersim’in Ovacık ilçesine bağlı Ağaçpınar köyü Laşık mezrası, 1993 yıllarında askerler tarafından yakılarak, zorla boşaltıldı. Mezradaki evlerinden ayrılmak zorunda bırakılan 10’u aşkın aile, Türkiye’nin batısındaki değişik kentlere göç etti. Buralarda buldukları evlere yerleşen aileler, topraklarından uzak on yıllarca geçici işlerde çalışarak yaşama tutunmaya çalıştı.

    Yaşamın zorluğunun getirdiği ağırlığı taşıyarak mücadele eden Sakin ve Yağız aileleri, göç ettikleri Kocaeli’nden; Koçer ailesi ise Bursa’dan, 26 yıl sonra zorla çıkarıldıkları mezralarına yerleşmek için Dersim’e geldi. Aileler, kente geldikleri gibi mezralarında evlerin yapılması, su, elektrik ve yol sorunlarının çözümü için harekete geçti. Kalacak yerleri olmadığı için 2 aydır Ovacık ilçesine bağlı Dumantepe köyünde misafir edilen üç ailenin, valilik, kaymakamlık, köy hizmetleri yetkilileriyle bir dizi görüşmelerde bulundu. Ev, su, yol ve elektrik sorunlarının çözümü konusunda destek talep eden aileler, görüşmelerden şimdiye kadar herhangi bir sonuç alamadı. Köy Hizmetleri yetkilileri, ailelerin önce ikametgahlarını köye alması, daha sonra ev yapımı için proje izni alarak elektrik, su, yol gibi taleplerde bulunması gerektiğini kaydetti.

    Bazı resmi kurumlarla yaptıkları görüşmelerin sonuçlarını bekleyen aileler, yetkililerin görevlerini yerine getirmesini istiyor. Aileler, resmi kurumlardan olumsuz yanıtlar aldıkları takdirde misafir edildikleri köyden geldikleri Kocaeli ve Bursa’ya gideceklerini, ancak köylerine yerleşmek için mücadelelerini sürdüreceklerini söyledi.

    ELEKTİRK SU VE YOL BEKLİYORLAR

    Kocaeli’nden gelen Hasan Sakin (63), köy yollarının açılması, elektrik ve suyun gelmesi için yetkililer ile yaptıkları görüşmelerden hiçbir sonuç alamadıklarını ve hala kendilerinden haber beklediklerini belirterek, devletin bu anlamda kendilerine destek olması gerektiğini söyledi. 1993’te köylerinin yakılarak boşaltıldığını ifade eden Sakin, engelli bir kızının olduğunu, şehir merkezlerinde yıllarca mahkum hayatı yaşadığını, artık dışarda temiz hava alması için köye yerleşmek istediğini kaydetti.

    ‘KENDİ MEMLEKETİMİZDE MÜLTECİYİZ’

    Yıllarca köylerine hasret kaldıklarını yineleyen Sakin, “Annem Fatma memleket hasretinden kanser olup yaşamını yitirdi. Cenazesini bile hasret kaldığı köyüne getiremedik. Köyün yasaklı olmasından kaynaklı cenazesini de Kocaeli’nde defnettik. Tek istediği köyüne geri gelmesiydi. Bir aydır başkasının evinde kalıyoruz. Kendi memleketimizde mülteci durumundayız. Artık bunun son bulmasını istiyorum” dedi.

    ‘ZORLUKLAR YAŞADIK’

    Göç esnasında birçok işte çalıştığını, şehir hayatının kendilerini çok zorladığını dile getiren Sakin, bazen iş bulamadıklarını sürekli parasız kalıp evine ekmek dahi götüremediklerini söyledi. Göç esnasında birçok zorluklar yaşadıklarını söyleyen Sakin, maddi durumlarının olmamasından kaynaklı 10-15 kişinin aynı evde kalmak zorunda kaldığını dile getirdi.

    ‘ŞEHİRLERDE YAŞAMAK İSTEMİYORUM’

    Zorla göçten sonra yerleştiği Kocaeli’nden gelen Sabriye Yağmaz (55) da artık köyüne yerleşmek istiyor. Yağmaz, “Köyüme çok özlem duyuyorum. Geldim ama köyüme gidemiyorum.  Artık şehirlerde yaşamak istemiyorum. Şehir bizi bıktırdı. Hep hastalık çıktı bende. Bu nedenle kalmak istemiyorum şehirde. Hayatımız hep göç ile geçti. Bundan sonra öyle olmasını istemiyorum” diye belirtti.

    ‘ÖZLEM VE HASRET SON BULSUN’

    Bursa’dan gelen Şükrü Koçer  (55) ise, vali ve kaymakam ile yaptıkları görüşmelerde, kendilerine 2014-2015 yıllarında köylere geri dönüş desteklerinin kesildiğini ve hiçbir destek sunmayacaklarını kaydettiklerini belirtti. Köye yerleşmek için girişimlerinin sürdüğünü belirten Koçer, “1993’de köylerimiz evlerimiz yakılarak zorla göçertildik. Yaşlılarımız memleket hasretinde öldü, kimisi ise hastalandı. Göçertildiğimiz yerlerde maddi manevi çok büyük zorluklar yaşadık. Aç susuz kaldık. Fabrikalarda çalışarak yaşama tutunduk. Ancak hiçbir şey memleket hasretinden daha zor değildi.  Yıllardır memleketimize duyduğumuz özlem ve hasretin son bulması için geri döndük. Köylerimizde arazilerimizi ekip biçerek hayvancılık yapmak istiyoruz” diye konuştu.   (MA / Semra Turan)