Etiket: ges

  • DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu’dan Pertek’teki GES projesine ilişkin soru önergesi!

    DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu’dan Pertek’teki GES projesine ilişkin soru önergesi!

    PİRHA- DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Pertek ilçesinde yerleşim alanlarının hemen yanı başında planlanan Güneş Enerjisi Santrali (GES) projesine ilişkin olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un yanıtlaması istemiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) yazılı soru önergesi verdi.

    Önergede, Pertek Belediyesi’nin Soğukpınar Mahallesi’nde 57 ada 1 parsel ile 58 ada 1, 2, 3, 4, 5, 7, 54, 57, 96 ve 105 numaralı parsellerin bulunduğu yaklaşık 350 dönümlük belediye arazisini özel bir şirkete (ACM Mühendislik İnşaat) 49 yıllığına GES kurulması amacıyla kiraladığı hatırlatıldı. Kordu, yerel halkın ve çevre örgütlerinin tüm itirazlarına rağmen belediye meclisinde oy çokluğuyla alınan bu kararın, ilçe için geçerli bir imar planı bulunmadan hayata geçirildiğini belirtti.

    ”PERTEK HALKI KAÇAK OLARAK İNŞA EDİLEN BU PROJEYİ İSTEMİYOR”

    Ayten Kordu, söz konusu alanın ekolojik olarak hassas bir bölgede, hayvancılık yapılan meralara ve yaşam alanlarına komşu olduğunu vurgulayarak, GES projelerinin çevresel ve sağlık boyutlarına dikkat çekti. Panellerde kullanılan kadmiyum telürid, kurşun ve silikon tetraklorür gibi maddelerin çevreye olası etkilerini, panel kırılması ve bertaraf sürecindeki riskleri, 20–25 yıl sonra ortaya çıkabilecek atık panel sorununu ve ekosistem üzerindeki olumsuz etkileri hatırlattı.

    Önergede şu sorular yöneltildi:

    1. Pertek’te planlanan 350 dönümlük GES projesi için ÇED süreci başlatılmış mıdır?
    2. İlçede geçerli bir imar planı bulunmadan, şirket tarafından hazırlanan proje taslağı ile bu tür bir enerji yatırımına izin verilmesi mevzuata uygun mudur?
    3. Panellerde kullanılan kadmiyum ve kurşun gibi maddelerin çevresel riskleri konusunda Bakanlığınızın özel bir düzenlemesi var mıdır?
    4. Muhtemel ömrü itibariyle 20–25 yıl sonra sökülecek panellerin bertarafı ve toprağın rehabilitasyonu için zorunlu teminat mekanizması mevcut mudur?
    5. Tarım ve hayvancılık yapılan alanlarda büyük ölçekli GES kurulmasına ilişkin özel kısıtlamalar bulunmakta mıdır?
    6. Yerleşim alanları içerisinde veya konutlara bitişik bölgelerde GES kurulmasına ilişkin açık bir mevzuat sınırlaması bulunmakta mıdır? Söz konusu proje, şehircilik ilkeleri, halk sağlığı ve çevresel güvenlik açısından Bakanlığınız tarafından ayrıca incelenecek midir?

    Kordu, bu projenin şehircilik ilkeleri, halk sağlığı ve çevresel güvenlik açısından dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

    PİRHA/ANKARA

  • Dersim’de doğa talanına karşı Munzur Çevre Derneği’nden açıklama: Rızamız yok, doğa talanına hayır!- VİDEO

    Dersim’de doğa talanına karşı Munzur Çevre Derneği’nden açıklama: Rızamız yok, doğa talanına hayır!- VİDEO

    PİRHA- Munzur Çevre Derneği, “Dersim’de GES’lere Karşı Örgütlenelim” şiyarıyla basın açıklaması gerçekleştirdi. Munzur Çevre Derneği Dersim Temsilciliği’nde yapılan açıklamada, “Rızamız yoktur!” denilerek, Dersim doğasını talan eden proje ve faaliyetlere izin vermeyeceklerini vurgulandı.

    Munzur Çevre Derneği Dersim Temsilciliği, bölgedeki baraj, HES, GES ve maden projelerine karşı basın açıklaması yaptı. Açıklamayı Suna Çelik okudu. Dernek, doğa talanına karşı halk dayanışmasını büyüteceklerini vurguladı.

    Açıklamada, hemen hemen tüm akarsuların üzerine kurulan baraj ve HES’lerin coğrafyayı “nefessiz bıraktığı” vurgulandı. Munzur ve Peri Suyu üzerinde yapılan barajların Bingöl Yedisu’ya kadar uzandığı, 1965’te yapımına başlanan Keban Barajı ile birlikte Çemişgezek, Pertek ve Mazgirt’teki verimli tarım arazilerinin, köylerin ve tarihsel belleğin sular altında kaldığı hatırlatıldı ve “Bu acımasız projeler bölgeyi büyük göçe zorladı; Dersim ekonomik ve kültürel yıkıma uğratıldı. Hayvancılık ve tarımsal üretim dramatik biçimde küçüldü” denildi.

    HES’LERE KARŞI DİRENİŞ, GES VE MADEN TEHDİDİ

    Suna Çelik, 1990’larda gündeme gelen 8 HES projesinin, halkın ve demokratik kurumların direnişiyle durdurulduğunu, Munzur ve Pülümür Vadisi’nin sular altında kalmasının engellendiğini hatırlattı. Ancak 2011’de Peri Suyu üzerindeki zincir barajlarla Mazgirt, Nazımiye ve Karakoçan’daki tarım arazilerinin yine sulara boğulduğu, köylülerin arazilerinin zorla kamulaştırıldığı kaydetti.

    Çelik,bugün ise yeni bir saldırının gündemde olduğu belirtilerek şu ifadelere yer verildi: “Bu kez GES projeleriyle Pertek’in Demirsaban, Kaçar, Dereli, Günboğazı, Soğukpınar mahalleleri ve Hozat’ın Kardelen köyündeki geniş tarım arazileri hedef alınmakta. Meralara ve otlaklara kurulacak GES’ler hayvancılığı ve arıcılığı bitirecek, yeni bir göç dalgası yaratacaktır” dedi.

    MADEN RUHSATLARI VE MİLLİ PARK TEHDİDİ

    Dersim’in maden sahalarıyla kuşatıldığını belirten Suna Çelik, altın, krom ve diğer metalik maden ruhsatlarının dağları, ormanları, su kaynaklarını ve kutsal mekanları tehdit ettiğini söyleyerek, patlatmalı kazılar ve kimyasal işlemlerle yapılan madenciliğin, toprağı ve suyu olduğu kadar havayı ve canlı yaşamını da kirlettiğine dikkat çekti.

    Meclis’te görüşülen milli park yasası değişikliklerinin, koruma statülerini zayıflatacağına dikkat çeken Çelik, Munzur Vadisi Milli Parkı’nın sermaye projelerine açılmak istendiği uyarısı yaptı.

    Suna Çelik, açıklamasını şu sözlerle sonlandırdı:

    “Şirketler para uğruna yaşam alanlarımızı talan ediyor. Barajlarla sulara boğulan coğrafyamız şimdi de GES projeleri, maden sahaları ve yasa değişiklikleriyle geri dönüşsüz bir yıkımla karşı karşıya. Bu politikalara karşı örgütlenecek ve mücadele edeceğiz. Yaşam alanlarımızın talan edilmesine izin vermeyeceğiz. Rızamız yok! GES’lere, madenlere, doğa talanına hayır! Doğamızın talanına karşı yaşasın halk dayanışması!”

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim İl Genel Meclisi oylamasına tepki: Oylar değişsin, doğa kazansın!-VİDEO

    Dersim İl Genel Meclisi oylamasına tepki: Oylar değişsin, doğa kazansın!-VİDEO

    PİRHA – Munzur Çevre Derneği yöneticilerinden Mehmet Kaş, Dersim’in Pertek ilçesine bağlı Demirsaban köyünde, Özen GES adlı şirket tarafından inşa edilen GES projesine tepki göstererek, mevzuata aykırı ve kaçak olarak inşa edilen projenin iptal edilmesi için mücadele çağrısında bulundu.

    Dersim’in doğası ve coğrafyası, ucuz enerji ve kalkınma yalanlarıyla talan ediliyor. İnşa edilen ya da yapılmak istenen projelerin çoğu kaçak ve mevzuata aykırı olarak yapılırken en son verilen mücadeleler sonucu Çemişgezek’te  bulunan Tağar Çayı üzerine inşa edilen HES projesi iptal edilmişti.

    Benzer bir durum Dersim’in Pertek ilçesi Demirsaban köyünde yaşanıyor. Özen GES adlı şirket tarafından köy sınırları içerisinde ve yerleşim alanlarının hemen bitişiğinde güneş enerjisi panel sistemi kuruldu. Tağar Çayı’nda olduğu gibi kaçak ve mevzuata aykırı olarak inşa edilen bu GES projesinin iptal edilmesi ve çevrenin eski haline getirilmesi mücadelesi veriliyor.

    Munzur Çevre Derneği’nden Mehmet Kaş, konuya dair PİRHA’ya konuştu:

    “TÜM CANLILARIN HAKKINI SAVUNACAĞIZ”

    Munzur Çevre Derneği olarak başından bu yana Tağar Çayı üzerine kurulan baraja karşı durduklarını ifade eden Mehmet Kaş, “Bir yerde halkın tepki ve duyarlılık göstermesi, kurumların duyarlılık göstermesi sonucu bu HES projesi iptal edildi. Herkes tarafından gereken refleksin gösterilmesiyle bu olumlu kararın çıkması sevindirici bir durumdur” dedi ve konuşmasına şu şekilde devam etti:

    “Dersim halkı ve kurumları olarak, bunun gibi tüm baraj ve maden şirketlerine aynı kararlılıkla aynı duyarlılıkla çalışacağımızı, üzerimize düşen görevleri yapacağımızı da söylüyoruz.”

    Kaş, kırsal alanlardaki köylerin boşaltılmasıyla maden şirketlerinin rahat hareket etmeye başladığını ifade ederek, “20-30 yıl önce büyük tarım ve hayvancılığın yapıldığı bir bölgede şirketler bu kadar rahat davranamazdı. 1994-2000 sürecinde köyler boşaltıldı ve bugün maden şirketlerinin önü açıldı” dedi.

    Dersim coğrafyasının maden ve enerji şirketlerine peşkeş çekilerek, coğrafyanın insansızlaştırılmak ve kimliksizleştirilmek istendiğine dikkat çeken Kaş, “Bu tip projelerin karşısında duracağımızı, bölge halkı ile birlikte Dersim topraklarını savunacağımızı, tüm canlıların hak ve hukukunu savunacağımızı ve hiçbir ağacımızın da kesilmesine izin vermeyeceğimizi söylüyoruz” dedi.

    CHP’Lİ İL MECLİS ÜYELERİNE TEPKİ

    Vali tarafından en son düzenlenen il meclisi toplantısına değinen Kaş, bölgedeki enerji tesisinin yasa dışı kurulduğunu ve faaliyete başladığını dile getirdi ve son il meclisi toplantısında yapılan oylamayı şu sözlerle eleştirdi:

    “9 evet, 5 hayır, 2 çekimser oy verildi. İl meclisinde toplamda 16 üye bulunuyor. Bu üyelerden 9’u CHP’li, 5’i DEM Parti ve sol partilerin üyesi, geriye kalan 2’si ise AKP’li üyelerdir. Evet oyu veren 9 üyeden 7’si CHP’li, diğer 2 üye ise AKP’li üyelerdir. İki CHP’li üye ise çekimser kaldı. Biz, Dersim halkı ve kurumları olarak doğayı savunduk, kazandık. Bu doğayı tahrip eden sisteme izin veremeyiz. CHP’lilere bunu söyledik, tekrar da söyleyeceğiz.”

    Mehmet Kaş son olarak ise şunları ifade etti: “Tekrar toplantı yapılacak ve temennimiz odur ki, evet oyu veren arkadaşların oylarını değiştirerek hayır oyu vermesidir. Beklentimiz Dersim’de hep beraber mücadele ederek, doğayı tahrip eden sistemin ortadan kaldırılmasıdır” dedi.

    Cem EKİNCİ/DERSİM

  • Pertek Belediyesi’nden GES kararı!

    Pertek Belediyesi’nden GES kararı!

    PİRHA-AKP’li Pertek Belediyesi, yerleşim alanı içinde bulunan araziyi GES kurulması için kiraya verecek. Oy çokluğuyla alınan karara itiraz edilecek.

    Dersim’de çevreye, canlılara ve kutsallara dönük müdahaleler bitmiyor. Neredeyse tamamının maden sahasına çevrilmek istenen Dersim’de şimdi de GES’ler gündemde.

    Dersim Pertek’te ACM MÜhendislik İnşaat Şirketi, Güner Enerji Santrali (GES) kurmak için Pertek Belediyesi’nin arazisini kiralamak için başvuruda bulundu.

    Pertek Belediye Meclisi belediye başkanı Racai Vural başkanlığında toplanarak, oy çokluğuyla arazanin kiralanmasına karar verdi. 5 üyenin “Evet” oyuna karşın 3 üyenin “Hayır” oyu kullandığı toplantıda, arazinin şirkete 49 yıllığına kiraya verileceği belirtilyor.

    GES’İN ZARARLARI

    Almanya, ABD ve İngiltere üniversitelerinde yapılan bilimsel araştırmalar, güneşten elektrik enerjisi üretilirken, her panelin çevre dostu olmadığını, içinde kanser yapabilen ağır metalleri az ya da olmayanların seçimine özen gösterilmesi gerektiğini gösteriyor. Panellerde kullanılan kristal silikonun içindeki silikon tetra klorürün çok zehirli olduğunu, bitki ve hayvanları öldürdüğünü, insan sağlığını tehdit ettiğini araştırmacılar açıklıyorlar. Temiz enerji olarak bilinen güneş enerjisinin bu kirli yanıyla ilgili yönetmelikler olmadığından özellikle Çin’de güneş panellerinin üretildiği yerlerde, zehirli kimyasalların toprak ve havadaki tanecikleri insanların sağlığını tehdit ettiğini araştırmacılar bildiriyorlar. Kadmiyum telüridli ve kurşunlu güneş panelleri ise başlı başına bir sorun. Bunlar, böbrek ve kemiklerde hasar ve kanser yapabiliyorlar. Panellerdeki kimyasallar, parçalanan, kırılan, eskiyen panellerden 5-6 ay içinde yağmurla yıkanıp çevreye ve insana ulaşabileceği gibi, milyonlarca panel ileride (20 yıl kadar sonra) sökülüp çöpe atıldığında, özellikle çöp ayrımı ve işlemi yapılmayan az gelişmiş ülkelerde büyük sorunlar yaratacağını araştırmacılar vurguluyorlar.

    PİRHA/DERSİM

     

  • Halkın tepkisi sonuç verdi: Yüzer Güneş Enerjisi Santrali iptal edildi-VİDEO

    Halkın tepkisi sonuç verdi: Yüzer Güneş Enerjisi Santrali iptal edildi-VİDEO

    PİRHA- Antalya’nın Manavgat ilçesi sınırları içerisinde yer alan Oymapınar Baraj Gölü’ne yapılması planlanan Yüzer Güneş Enerjisi Santrali (GES) projesi halkın itirazları sonucu iptal edildi.

    Antalya’da Manavgat Oymapınar Baraj Gölü üzerinde yapılması planlanan Yüzer Güneş Enerji Santrali (GES) projesi için Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) toplantısı yapılmak istendi. Yurttaşlar toplantıda GES istemediklerini belirterek, projenin iptal edilmesini istedi. Eyleme katılan Manavgat Belediye Başkanı Niyazi Nefi Kara da, projenin çevreye zarar vereceğinin altını çizdi.

    Belediye Başkanı Niyazi Nefi Kara, konuşmasının devamında şunları ifade etti:

    “Manavgat’ın barajlarından içme suyu istediğimizde hayır diyen bir firma, çevremizi kirletmeye, toprağımıza, suyumuza göz dikiyor. Manavgatlılara bu barajdan içme suyu vermeyenlerin İsraillilerden hiçbir farkı yoktur. Ormanlarımız cayır cayır yakıldı. Bu halka neden zulmedilmeye çalışılıyor? Manavgat’ın suyu sadece Manavgat için değil, Antalya’nın beklediği su kaynağı burasıdır. Sizlerin, bizlerin, bu insanların çoluğunun çocuğunun geleceğinin su havzası burasıdır. Torosların başı çıplak, GES oraya yapılır. Biz de oraya yapıyoruz. Neden oralar değil de su havzasının yanı seçiliyor? Seçilmiş belediye başkanı olarak Manavgatlılar adına şunu söylüyorum: Suyumuza, aşımıza, işimize, ekmeğimize, toprağımıza kimsenin göz dikmesine izin vermeyeceğiz.”

    Tepkilerin yükseldiği eylem sonuç verdi, Yüzer Güneş Enerji Sistemleri projesinin iptal edildiği açıklandı. İptal kararı vatandaşlar tarafından büyük bir sevinçle karşılandı.

    PİRHA/ANTALYA

  • Maden Kanunu’ndaki değişiklik teklifine DEM Parti’den şerh: Kamu yararı yok!

    Maden Kanunu’ndaki değişiklik teklifine DEM Parti’den şerh: Kamu yararı yok!

    PİRHA – Milletvekili Celal Fırat, “Maden Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”ne ilişkin DEM Parti adına Muhalefet Şerhini TBMM’ye sundu. Fırat, “Kanun tekliflerinin istişareyle yapılmasını engelleyen AKP-MHP ittifakı modern demokrasilerin ve hukuk devletlerinin en temel hakkı olan yasa yapma hakkını ortadan kaldırmaktadır” dedi. 

    Halkların Eşitlik Demokrasi Partisi (DEM Parti) 2/1959 Esas Nolu Maden Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifine ilişkin Muhalefet Şerhinde bulundu.

    “TOPLUMSAL YARAR VE KAMUSAL NİTELİK GÖZETİLMİYOR”

    İstanbul Milletvekili Celal Fırat imzasıyla Meclis’e sunulan Muhalefet Şerhinin usule ilişkin değerlendirmesinde şu hususlara dikkat çekildi:

    “7 kanunu ilgilendiren 16 maddelik kanun teklifi, birçoğu sektör oyuncularına avantaj ve kolaylık sağlama olarak değerlendirilebilecek düzenlemeler içermektedir. AKP iktidarının geçmiş dönemlerde de alışılagelmiş uygulamaları 28. Dönemde de devam etmektedir.

    Kanunların komisyon sürecine gelmeden toplumun ilgili kesimlerinin temsilcileri olan odalar, sendikalar, dernekler veya demokratik kitle örgütlerinin görüşleri alınarak yapılması gerekliliğini bir kez daha vurgulamak gerekiyor.

    Kanun tekliflerinin istişareyle yapılmasını engelleyen AKP-MHP ittifakı modern demokrasilerin ve hukuk devletlerinin en temel hakkı olan yasa yapma hakkını ortadan kaldırmaktadır. Yasa yapma hakkının zayıflatılması, halk egemenliğine yönelik en büyük darbelerden biridir. Çünkü halkın cebinden toplanan vergilerin nerelere harcanacağı ve demokratik-hukuk devletinin nasıl işleyeceğine işaret eden en önemli ilkelerden biri yasa yapma hakkıdır. Maden Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, 29 Ocak’ta biz üyelere iletilmiş ve 31 Ocak’ta komisyonda görüşülmesi öngörülmüştür.

    Hükümet, ekonomik çıkarları gözeterek aceleyle hazırlanan kanunları, toplumsal yarar ve kamusal nitelik gözetilmeden toplumun genel çıkarlarına uygun olmayan bir biçimde hayata geçirmekte ve bu durum demokratik süreçlerin göz ardı edilmesine neden olmaktadır. Sermaye isteği uğruna yapılan bu çabalar, adalet, şeffaflık ve demokratik prensiplere aykırı bir yönetim anlayışının yansımasıdır. Bu kanunların halkın beklenti ve ihtiyaçlarına uygun olmayışı, demokratik katılımın sınırlanması ve sermayenin ayrıcalıklı bir konumda tutulması, ülkenin sosyal dengesizliklerle karşı karşıya kalmasına yol açmaktadır.

    Bu kanun teklifi vesilesiyle bir kez daha belirtmek gerekir ki, AKP iktidarının yasa yapım süreçlerinde geliştirdiği bakış açısı ve takındığı tutum antidemokratiktir. Meclis’in adeta bir noter makamı olarak görülmesi her şeyden önce millet iradesine hakarettir. Muhalefetin uyarılarını yok sayan, önerilerini dikkate almayan demokratik anlayıştan uzak bir iktidar anlayışı ile karşı karşıyayız.”

    “ÇEVRESEL SORUNLARA NEDEN OLACAKTIR”

    DEM Parti Muhalefet Şerhinin genel değerlendirme bölümünde maden aramalarında yapılan usulsüzlüklere de dikkat çekildi. Maden çalışmada Maden Mühendisleri Odası’nın işin hiçbir tarafında olmadığına dikkat çekilerek şu ifadelere yer verildi:

    “Kanada, Avustralya gibi dünyada madenciliğin en ileri teknolojik seviyede yapıldığı ülkelerde, Meslek Odaları bu düzenlemelerin sürükleyicisi konumunda bulunmaktadır.

    Maden ruhsatlarının hızla ve düşük standartlarda verilmesi, çevresel düzenlemelerin ihmal edilmesine ve doğal kaynakların sürdürülebilir bir şekilde kullanılmamasına yol açacağı için su kirliliği, toprak erozyonu, habitat kaybı gibi çevresel sorunlara neden olacaktır. Öte yandan hızlı verilen maden ruhsatları, yerel halkın katılımını ve bilgilendirilmesini azaltacağından yerel topluluklar üzerinde olumsuz etkilere sebebiyet verecektir. Ayrıca, iş sağlığı ve güvenliği standartlarının ihmal edilmesi gibi gerekçelerle maden sahasındaki çalışanların ve çevrede yaşayanların sağlığını tehdit edecektir.

    “SU KAYNAKLARININ AZALMASINA YOL AÇACAKTIR”

    Özetle, baraj gölleri, suni ve tabi göllerin üzerine yüzer GES (Güneş Enerjisi Sistemi) kurulmasının önü açılmaktadır. Ancak, baraj veya göl yüzeylerinde yenilenebilir enerji üretim sistemi kurulurken (yüzer GES), imar planının aranmaması ve sadece DSİ ve sulama birliklerine bu hak tanınırken, belediyelere bu hakkın tanınmaması sorunlu bir yaklaşımdır.

    Güneş panellerinin inşa edilmesi ve bakımı sırasında kullanılan malzemeler veya kimyasallar, su kalitesini olumsuz etkileyecek faktörler arasındadır. Ayrıca, göl yüzeyinin güneş panelleri tarafından kapatılması fotosentezi azaltabilir ve suyun oksijen seviyelerini etkileyebilir. Benzer şekilde paneller su varlıklarının yüzey alanını azaltacak ve rüzgâr geçişinin engellenmesine sebebiyet vereceği için iklimsel etkiler doğuracaktır. Bu durum, göl seviyelerinde düşüşe ve su kaynaklarının azalmasına yol açacaktır. Kaldı ki imar planı yapılmaksızın, doğal alanlar üzerine enerji üretim tesisi kurulması izni verilecek olması kamu yararı taşımamaktadır.

    “NÜKLEER SANTRALLER NÜKLEER FELAKET DEMEKTİR”

    Nükleer Santral projelerinin derhal durdurulması gerektiğine vurgu yapılan DEM Parti şerhinde, Akkuyu Nükleer Güç Santrali inşaatının temelinde oluşan çatlaklar nedeniyle tehlikelere de işaret edildi. Bilim insanlarının uyarıları ve kamuoyunun görüşünün dikkate alınması gerektiği ifade edilerek şöyle devam edildi:

    “Toplumun genelini ilgilendiren, gelecek kuşakları riske sokan nükleer santral gibi projeler ve tüm yasal düzenlemeler TBMM`deki salt çoğunluk anlayışı ile asgari demokratik yönetim ilkeleri, saydamlık, açıklık, katılımcılık ve hesap verebilirlik değerleri göz ardı edilerek belirlenemez.

    Rusya ile varılan anlaşma gereğince Akkuyu bölgesinde santral inşaatı için çalışmalar devam etmektedir. Akkuyu Nükleer Santrali sadece Mersin için değil tüm Türkiye ve bölge için ciddi bir tehdittir. Herhangi bir kaza olmasa dahi santralin yarattığı çevresel etkiler bölgeyi derinden etkileyecektir.

    Akkuyu Nükleer Santrali enerjide dışa bağımlılığı azaltacak bir seçenek de asla değildir. Teknolojide, yakıtta hatta teknik personelde Rusya’ya bağımlı olunması dışa bağımlılığı azaltacak değil arttıracak bir faktördür. Santral enerjiden ziyade askeri stratejik açıdan tercih edilmektedir ki bu durumun da ülke ve bölge barışına hizmet etmeyeceği açıktır. Tersine bölgeyi hedef haline getirecektir.

    Nükleer Güç Santralleri insanlar ve çevre için ciddi risk oluşturan tehlikeli sistemlerdir. NGS’nde radyoaktif maddeler elektriğe dönüştürülmektedir. Nükleer santrallerde hammadde olarak uranyum kullanılmaktadır. Olası bir nükleer felaketin en canlı örneği Çernobil Faciasıdır. Bu faciada bulutlarla taşınan radyasyon uzun vadede özellikle kanser olmak üzere birçok hastalık çeşidi ile insanların ölümüne neden olmuştur. 1986’da Ukrayna’da meydana gelen facianın etkisi hala sürmektedir, bunu anlamak için Karadeniz bölgesindeki kanser vakalarındaki artışa bakmak yeterlidir.

    2011’de Japonya/Fukuşima’da meydana gelen sızıntıda ortaya çıkan radyasyonun bugün tüm dünya denizlerini etkilediği bilimsel verilerle ispatlanmıştır. Yalnızca Mersin Akkuyu’da değil, Sinop’ta, Tekirdağ’da yapımı amaçlanan nükleer santrallerin yapımlarının, hangi ülke ile anlaşmalı yapılıyor olursa olsun, bir an önce durdurulması gerekmektedir.

    Bu vesileyle ifade etmek gerekir ki; uzmanlar, Akkuyu Nükleer Santralinin yer, zemin ve deprem etütlerine göre uygun bölgede olmadığını, 25 kilometre uzaklığındaki aktif Ecemiş fay hattında meydana gelecek bir depremde tam bir felaket yaşanabileceğini, bu durumdan Türkiye’nin yanı sıra, tüm Ortadoğu’nun etkileneceğini belirtmişlerdir.

    Bütün bu anlatımlar, bütün bu örnekler bizlere bir şeyler söylemektedir. Nükleer enerji bir çözüm değil, dünyanın geleceğini, çevresini, doğasını yok oluşa sürükleyen bir felakettir.  Buna kimse izin vermemeli, buna kimse evet dememelidir.”

    “KAMU YARARI TAŞIMAMAKTADIR”

    DEM Parti’nin ilgili maddeler üzerine değerlendirmesi ise şu yönde oldu:

    “Ulusal Maden Kaynak ve Rezerv Raporlama Komisyonu’nun (UMREK) sil baştan yeniden yapılandırılması ve meslek odalarının bu yapının sivil ayağını temsil edecek şekilde sistemin merkezinde yer alması ile sorun bir nebze çözüme kavuşabilecektir. Bu şekliyle siyasallaşmış ve iktidarın bir organına dönüşmüş UMREK sağlıklı bir raporlama ve teknik faaliyet yürütemez. Bilimsel çalışmaların kamu yararına bir sonuca ulaşması ve UMREK kodu ile nitelikli raporlama sisteminin hayata geçirilmesi için Yerbilimleri, Maden ve Metalürji Profesyonelleri Birliği’nin (YERMAM) siyasi otoriteden bağımsız ve tarafsız bir şekilde yeniden yapılandırılması sağlanmalıdır.

    Dolayısıyla, Maden Kanunu’nda yapılmak istenen ilk üç maddedeki değişiklik geri çekilmelidir.

    Dolayısıyla, tüketim yerinde yapılan ve dağıtım, yerel üretimin en sağlıklı biçimde planlanabilmesi için yerel yönetimlere daha fazla inisiyatif verilmelidir. Şüphe götürmeyecek biçimde kamu malı sayılması gereken su yüzeyinin kullanımı, başta belediyeler olmak üzere kamu kuruluşlarına bırakılmalıdır. Kaldı ki imar planı yapılmaksızın, doğal alanlar üzerine enerji üretim tesisi kurulması izni verilecek olması kamu yararı taşımamaktadır.”

    PİRHA/ANKARA