Etiket: gezi olayları

  • Mersin’de mart ayı katliamları anıldı- VİDEO

    Mersin’de mart ayı katliamları anıldı- VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şubesi ile Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, mart ayındaki katliamlarda yaşamını yitirenleri anarak, benzer katliamların yaşanmaması için adaletin sağlanması gerektiğini vurguladı.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi ile Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, mart ayında yaşanan katliamlarla ilgili Özgür Çocuk Parkında basın açıklaması yaptı. “Katliamları unutmadık, unutturmayacağız, hesap soracağız” yazılı pankartın açıldığı açıklamada Halepçe, Gazi Mahallesi, Beyazıt katliamları ile newroz ve Gezi olaylarında yaşamını yitirenler anıldı.

    Ortak basın açıklamasını İHD Mersin Şube Eş Başkanı Gazi İnci okudu.

    “HALEPÇE’DE KÜRTLERE KARŞI SOYKIRIM YAPILDI”

    Irak’ta Saddam Hüseyin rejimi tarafından 26 Mart 1987 yılından 7 Haziran 1989 yılının sonuna kadar Kürtlere karşı Enfal Harekâtı yürütüldüğünü hatırlatan Gazi İnci, Kürtlere karşı asimilasyon ve imha politikalarının uygulandığını kaydetti. Katliamda iki yüz binden fazla Kürdün katledildiğini belirten İnci, “Enfal Harekâtı kapsamında Kürtlere yönelik kimyasal silah kullanma, toplu infaz, havadan bombalama ve yerinden göçertme gibi acımasız yöntemlere başvurulmuş ve bunun sonucunda 4 bin 500 köy yakılıp yıkılmış, 1 milyondan fazla kişi mülteci durumuna düşmüştür. Tarihe ‘Halepçe Katliamı’ olarak geçen bu saldırı sonucunda 5 binden fazla kişi katledildi ve 10 binden fazla kişi de yaralandı. Bunun yanında Halepçe ve çevresine kimyasal silahlarla saldırılmasından dolayı bugüne kadar 43 bin 753 kişinin öldüğü, 61 binden fazla kişinin de sakat kaldığı tahmin ediliyor” dedi.

    İnci, Türkiye’nin Halepçe Katliamı’nın anma günü olarak bilinen 16 Mart gününü “Halepçe Soykırımı Günü” olarak tanımasını talep etti.

    “BEYAZIT KATLİAMI İÇİN ÖNLEM ALINMADI”

    Türkiye’de de mart ayında birçok katliamın yapıldığına dikkat çeken İnci, bunlardan biri olan Beyazıt Katliamına ilişkin, “İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi önünde bombalı ve silahlı saldırıda 7 öğrenci yaşamını yitirdi, 41 öğrenci yaralandı. Bombalı ve silahlı saldırıda olayla ilgili daha öncesinde İstanbul Emniyet Müdürlüğüne bilgi verilmesine rağmen herhangi bir önlem alınmadı. Yargılamalar sırasındaki itiraflarda bombayı Abdullah Çatlı’nın temin ettiği yer aldı. Hem Abdullah Çatlı hem de ihmal sebebi ile yargılana polisler, cezasızlık politikasının sonucu olarak beraat etti” sözlerini kullandı.

    “FAİLLER KORUNDU”

    12-15 Mart 1995 tarihinde ise gerçekleşen, toplam 23 kişinin yaşamını yitirdiği, Gazi Katliamının ardından çıkan olaylarda 17 kişinin daha öldürüldüğünü, yüzlerce kişinin yaralandığını söyleyen Gazi İnci, “Katliamın Ergenekon davası sanıkları ile bağlantıları ortaya çıktı, davadaki bir gizli tanık tarafından ‘katliam talimatının JİTEM kurucusu Veli Küçük tarafından verildiği, 10 kişilik bir kontrgerilla timi tarafından gerçekleştirildiği’ açıklandı ama failler korundu, göstermelik cezalarla katliamın üstü örtüldü, gerçek sorumlular yargılanmadı, cezalandırılmadı” diye konuştu.

    GEZİ’DE VE NEWROZDA KATLEDİLENLER ANILDI

    11 Mart 2014’te Gezi Parkında Berkin Elvin’in katline ve 21 Mart 2017’da Diyarbakır newrozunda Kemal Kurkut’un  polis tarafından öldürülmesine de değinen İnci, şu ifadeleri kullandı:

    “Gezi protestoları sırasında kafasına gaz kapsülü gelmesi sebebi ile uzun süre yoğun bakımda kalan 13 yaşındaki Berkin Elvan yaşamını yitirdi. Bu dosyada yargılanan polis ise her türlü ceza indirimden faydalanarak cezasızlık zırhı ile korundu. Maalesef bu coğrafyada çocuklar devlet koruması altında değil, devlet tehlikesi altında.

    21 Mart 2017’da Diyarbakır Newroz kutlamalarında polis tarafından üzerine ateş açılan Kemal Kurkut yaşamını yitirdi. Emniyetin Kemal hakkındaki ilk açıklamasında canlı bomba olduğu ile ilgili yalan bir algı yaratılmıştı. Daha sonra Dicle Haber Ajansı muhabiri Abdurrahman Gök’ün çektiği fotoğrafları paylaşmasıyla olayın gerçek yüzü ortaya çıktı, Kemal hiçbir neden yokken katledilmişti. Fail polis memuru cezasızlıkla korundu. Bu görüntüleri paylaşan muhabir Abdurrahman Gök hakkında ise örgüt üyeliği ve propaganda suçlarından kovuşturma başlatıldı, propaganda suçundan ceza verildi.”

    Bir daha benzer olayların yaşanmaması için adaletin tesis edilmesi gerektiğinin altını çizen İnci, mücadelenin büyütülmesi gerektiğine de vurgu yaptı.

    PİRHA/ MERSİN

     

  • Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri: Gezi, Kobane, 1 Mayıs tutsaklarına adalet-VİDEO

    Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri: Gezi, Kobane, 1 Mayıs tutsaklarına adalet-VİDEO

    PİRHA-Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri; Gezi, Kobane ve 1 Mayıs tutuklularının serbest bırakılması talebiyle açıklama yaptı. Açıklamada, “Karşımızda emeği, doğayı, kentlerimizi, yaşamlarımızı sömürerek, şiddetle bastırarak ayakta duran bir iktidar var.Karanlık gidecek Gezi kalacak, Karanlık gidecek Kobane Kalacak, Taksim emeğin olacak. Eşitlik özgürlük, barış ve adalet mücadelesini yanyana büyütmeye devam edeceğiz “denildi.

    Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri, “Gezi, Kobane, 1 Mayıs tutuklularına adalet” diyerek Sakarya Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklama metnini platform adına Serdar Kibar okudu.

    “GEZİ, KOBANE VE 1 MAYIS TUTSAKLARINA ÖZGÜRLÜK TALEBİYLE BİR ARADAYIZ”

    Serdar Kibar, “Haziran isyanının yıldönümüne günler kala eşitlik, özgürlük ve adalet talebiyle bir kez daha bir aradayız” diyerek şunları ekledi:

    “Halkın taleplerinin bastırılması için devreye sokulan devlet şiddeti, siyasi yargılamalar, tutuklamalar ve mahkumiyet kararları karşısında adalet talebiyle bir aradayız. Gezi, Kobane ve 1 Mayıs tutsaklarına özgürlük talebiyle bir aradayız. Eşitlik, özgürlük ve basış talebini bastırmak üzere gerçekleştirilen kitle katliamlarının; Maraş’ın, Sivas’ın, Suruç’un, 10 Ekimin cezasızlık politikasıyla aklanması karşısında adalet talebiyle bir aradayız. Adalet mücadelesi yoksullaştırılan, geleceksizleştirilen, yaşam hakkı elinden alınan; emeğin, halkların, kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesiyle büyütmek üzere bir aradayız.”

    “YAĞMA VE SÖMÜRÜ DÜZENİNİN KARŞISINDA MİLYONLARIN İNSANCA BİR YAŞAM TALEBİYLE BİR ARADAYIZ”

    Sermaye iktidarının emeğe yönelik saldırı programını Orta Vadeli Program ile ortaya koyduğunu belirten Kibar,“Bu program halktan alıp sermayeye kaynak aktarılan 2024 bütçesi, geçtiğimiz günlerde yayınlanan tasarruf genelgesi ile devam ediyor. Kamusal hizmetlere, eğitime, sağlığa, ulaşıma kaynak yok. Okullara öğretmen, atama bekleyen öğretmene iş yok. Sağlık hizmetine kaynak yok, artan sağlık ihtiyacını karşılayacak sağlıkçı ataması yok, sağlıkçılar işsiz. Temel yaşamsal ihtiyaçlara her gün zam geliyor. Asgari ücret açlık sınırının altında. Asgari ücrete Temmuz ayında zam yapılmayacağı yeniden yeniden ilan ediliyor. Milyonlarca emekli itibarsızlaştırılıyor, 10 milyona yaşamaya mahkum ediliyor. Emekli maaşına zam yok diyorlar. Kiralar almış başını gidiyor, sermaye bakanı Şimşek, fahiş kira zamlarını ancak bir nebze frenleyen kira artışında %25 sınırına ihtiyaç olmadığını söylüyor. İşsizlik artarken emekçiler güvencesiz biçimlerde, uzun sürelerle çalıştırılıyor. Toplu işçi katliamları sıradanlaşıyor. Somayı Ermenek, Ermenek’i Amasra, Amasra’yı İliç maden katliamları takip ediyor. Emeğimiz, kamusal kaynaklar, toprağımız, kentlerimiz yağmalanıyor. Bugün burada bu yağma e sömürü düzenin karşısında insanca bir yaşam talebiyle bir aradayız” diye konuştu.

    “TAKSİM EMEĞİN MEYDANIDIR”

    ‘Taksim emeğin meydanıdır, 1 Mayıs meydanıdır’ diyenlerin polis şiddetine maruz kaldığının altını çizen Serdar Kibar, “İktidar politikalarına tepki yerel seçimlerde iktidarı sarsmasına rağmen sermaye iktidarı yağma ve sömürü programını tavizsiz uygulama kararlılığında. İktidar, sonucu yoksulluk, işsizlik, geleceksizlik olan politikalara karşı gelişecek tepkileri bastırmak için her yolu deniyor. Tepkileri denetleyebilmek için ‘yumuşama’ söylemi geliştirerek muhalefeti de belirlemeye çalışıyor. Emeğin birlik, mücadele ve dayanışma günüden meydanlar emekçilere yasaklanmak isteniyor. İstanbul 1 Mayısında Taksim çevresinde adeta olağanüstü hal ilan ediliyor. ‘Taksim emeğin meydanıdır, 1 Mayıs meydanıdır’ diyenler polis şiddetine maruz kalıyor, gözaltına alınıyor, tutuklanıyor. 1 Mayıstan bugüne 48 arkadaşımız Taksim ‘1 Mayıs meydanıdır’ dediği, emeğin hakkını savunduğu için tutuklandı. Pazartesi günü yapılan ev baskınlarıyla gözaltına alınan 28 arkadaşımızın ise bugün savcılık ifadeleri alınacak. Taksim tutsaklarına özgürlük için, adalet için bir aradayız.
    İktidarın emekçilere meydan yasaklatan korkusunun nedenini biliyoruz. Geziden biliyoruz, Kobane’den biliyoruz. Sermaye iktidarı halkın örgütlü gücünü yenemeyeceğinin bilincinde” dedi.

    “İKTİDARIN GEZİ KORKUSU GEÇMEDİ”

    Haziran isyanın bir halk isyanı olduğunu söyleyen Serdar Kibar, “Bu toparlakların köklü direniş tarihine milyonların eşitlik ve özgürlük talebi olarak kazındı. İktidarın Gezi korkusu geçmedi. ‘Yumuşama’ söylemleriyle muhalefete ayar vermeye çalışanlar, Gezi Davası’nda verilen haksız ve hukuksuz kararla arkadaşlarımız iki yılı aşkın süredir özgürlüklerinden yoksun bırakmaya devam ediyor. Halkın iradesini önce Geziyi bastırarak yok sayan iktidar, halkın vekili Can Atalay’ı kendi hukukunu, Anayasa Mahkemesi kararlarını tanımayarak tutsak etmeye devam ediyor. Gezi halktır demek üzere, Gezi tutsaklarına özgürlük ve adalet için bir aradayız” ifadelerini kullandı.

    “KOBÂNE’NİN ÇIĞLIĞINA MİLYONLARCA İNSAN SES OLARAK SOKAKLARA ÇIKMIŞTI”

    Kürt halkının siyasi temsilcilerine, sosyalistlere, devrimcilere 400 yılı aşkın sürelerle cezalar verildiğini hatırlatan Kibar, şu ifadeleri kullandı:

    “Biliyoruz ki milyonlarca insan Kobanî Kumpas Davasında ceza alan Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş şahsındaki bütün tutsakların suçsuz olduğunu biliyor. IŞİD’in Kobane topraklarına saldırdığı, katliamlarına yeni katliamlar eklemek istediği bir süreçte, Kobâne’nin çığlığına milyonlarca insan ses olarak sokaklara çıkmıştı. Kürt halkı Kobâne’de IŞİD’e karşı direnirken, 2014 yılının Ekim ayında bu topraklarda yaşayan bütün halklar, Gezi direnişinin de ortaya çıkardığı kardeşlik ve mücadele bilinciyle, Kobâne direnişini selamlamış ve Kürt halkıyla sokakta buluşmuştu. Kumpas yargılamaları, onlarca yıllık cezalarla bastırılmak, yok edilmek istenen Kürt halkının eşitlik ve özgürlük mücadelesidir, halkların ortak mücadelesidir, biliyoruz.

    Kobane kumpas davasıyla tutsak edilen arkadaşlarımıza özgürlük ve adalet için bir aradayız. Eşitlik, Adalet, Özgürlük, Barış Mücadelesini Büyüterek Sürdüreceğiz. Karşımızda emeği, doğayı, kentlerimizi, yaşamlarımızı sömürerek, şiddetle bastırarak ayakta duran bir iktidar var. Biliyoruz ki yaşamı üreten milyonların eşitlik, özgürlük ve adalet talebi çok güçlü ve kazanacak. Karanlık gidecek Gezi kalacak,karanlık gidecek Kobane kalacak, Taksim emeğin olacak. Eşitlik özgürlük, barış ve adalet mücadelesini yanyana büyütmeye devam edeceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Gezi Direnişi 8. yılında sosyal medyada

    Gezi Direnişi 8. yılında sosyal medyada

    PİRHA-Gezi Parkı’nın yıkılıp yerine Topçu Kışlası yapılmasına karşı onbinlerce yurttaşın başlattığı Gezi Direnişi’nin üzerinden 8 yıl geçti. 

    Taksim Meydanı’ndaki Gezi Parkı’nda bir kısım ağaçların kesilerek alışveriş merkezi yapılması girişimine karşı başlatılan protesto eylemlerinin üzerinden tam 3 yıl geçti. Taksim Meydanı ve Gezi Parkı’nın yaklaşık 2 hafta süren işgali sırasında, birbirinden çok farklı siyasi görüş ve kesimlerden insanlar bir araya geldi, dayanıştı. Burada, bir ruh oluştuğu söylendi, adına “Gezi ruhu” denildi.

    Onlarca insanın yaşamını yitirdiği, 36 kişinin gözlerini yitirdiği ve binlerce insanın yaralandığı Gezi’nin direniş ruhu devam ediyor.

    Gezi Direnişi’nin 8. yıldönümü dolayısıyla #Gezi8Yaşında hastagi ile sosyal medya üzerinden mesajlar paylaşılmaya devam ediyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • Gezi soruşturmasında Can Dündar hakkında tutuklama kararı

    Gezi soruşturmasında Can Dündar hakkında tutuklama kararı

    Gazeteci Can Dündar hakkında Gezi soruşturması kapsamında, ‘eylemlerde etkin rol aldığı’ gerekçesiyle tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkarıldı.

    Gazeteci Can Dündar hakkında, ‘Gezi Parkı eylemlerinde etkin rol aldığı gerekçesiyle’ tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkarıldı. AA’dan Enes Can’ın haberine göre, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosunca yürütülen Anadolu Kültür AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Osman Kavala’nın tutuklu bulunduğu Gezi Parkı eylemleriyle ilgili soruşturmada, yeni bir gelişme daha yaşandı.

    Başsavcılığın talebi üzerine, Gezi Parkı eylemlerine katılan MİT tırlarının durdurulmasına ilişkin görüntülerin yayınlanması ve Cumhuriyet Gazetesi davalarının sanığı Gazeteci Can Dündar hakkında, nöbetçi İstanbul Sulh Ceza Hakimliğince tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkarıldı.

    Başsavcılığın nöbetçi hakimliğe gönderdiği talep yazısında, Dündar’ın söz konusu eylemlerde insanları galeyana getirmeye ve yönlendirmeye çalıştığı iddia edildi. Yazıda, “Yapılan çalışmalar neticesinde çıkan olayların bir tertibat olduğu ve bu tertibatın Gürcistan, Sırbistan, Ukrayna ve Arap ülkelerinde meydana gelen halk ayaklanmalarında önemli bir aktör olduğu anlaşılan George Soros tarafından kurulmuş olan Açık Toplum Enstitüsü Danışma Kurulu Üyesi Osman Kavala’nın organizatör şahıs ve finansör olduğu aktarılan yazıda, şüpheliler Memet Ali Alabora, Can Dündar ve arkadaşlarının Kavala’nın yönlendirmeleri doğrultusunda olayların örgütlenmesini gerçekleştirdiklerinin tespit edildiği” ifadeleri kullanıldı.

    Oyuncu Memet Ali Alabora ve Gazeteci Can Dündar’ın “olayların alevlendirilmesi için sosyal medya üzerinden örgütlendiği” iddia edilen sevk yazısında, Gezi olayları sırasında Osman Kavala’nın Can Dündar’ı aradığı ve görüşme yaptığı öne sürüldü.

    Söz konusu sevk yazısında, “Can Dündar ile ilgili yapılan araştırmada, şahsın yurt dışında bulunduğu, söz konusu dosyadaki eylemleri ile geçen olaylarda etkin rol aldığı hususunda ve atılı suçu işlediğine dair hakkında yeterli ve somut delillerin mevcut olduğu belirtilen yazıda, şüpheli Dündar hakkında tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkarılması talep edildi” ifadeleri kullanıldı. Talebi değerlendiren İstanbul Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği de, savcılığın istemini kabul ederek, Can Dündar hakkında tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkardı.