Etiket: ğirha

  • Öztürk: Barışı güçlü bir zemine oturtmalıyız! VİDEO

    Öztürk: Barışı güçlü bir zemine oturtmalıyız! VİDEO

    PİRHA- Müzakere sürecine dair değerlendirmede bulunan Eğitim Sen Antalya Şube Başkanı Kadir Öztürk, öğrencilere savaşın değil, barışın daha değerli olduğunu yıllardır anlattıklarını vurgulayarak, “Barış için atılacak adımları kimden gelirse gelsin desteklemek, güçlü ve iyi bir zemine oturtmak gerekiyor” dedi.

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Antalya Şube Başkanı Kadir Öztürk, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “EĞİTİMCİLER OLARAK HER ZAMAN BARIŞI VE SEVGİYİ ANLATIYORUZ”

    Eğitim sendikası olarak okullarda her zaman barışı ve sevgiyi işlediklerini belirten Eğitim-Sen Antalya Şube Başkanı Kadir Öztürk, “Okul öncesiyle birlikte sürekli sevgiyi, barışı, kardeşliği ön plana çıkaran aktarımlar yaparız. Öğretmenler olarak arkadaşlarımız neyi anlatır? Çocuğa kavgayı değil barışı, savaşın değil, barışın daha değerli olduğunu anlatırız” dedi.

    Halkların her zaman gerek dünyada gerekse de bulundukları coğrafyada barış içinde yaşamlarını savunduklarını belirten Öztürk, “Bugün gerek orta doğuda gerekse de Suriye’de yaşanan savaş ortamı var. Bugün Filistin’de Gazze halkı İsrail tarafından Suriye’de ise HTŞ Alevi toplumunu yok etmeye çalışıyor” diye konuştu.

    “BARIŞ İÇİN ATILAN ADIMLARI DESTEKLEMEK GEREKİR

    Nereden gelirse gelsin barışı desteklemek ve savunmak gerektiğinin altını çizen Öztürk, “Bugün barış olursa silaha yatırılacak para kime ayrılır? Halka ayrılır halk daha iyi yaşar. Bunun için de adım atmak ve sürece gerçekten tüm halk destek vermeli, ortak çözüm üretilmelidir” diye belirtti.

    Yüzyıllardır bu coğrafyada halkların birlikte ve iç içe yaşadığını belirten Öztürk, “Bir bakıyorsunuz birbirine düşman olmuş. Böyle olabilir mi? Bu savaşlardan kimler nemalanıyor? Kapitalizm nemalanıyor, silah tüccarları nemalanıyor? Biz bunlara karşıyız. Savaşa harcanan paraların tamamının halka harcanması istiyoruz. O yüzden bu süreci hep birlikte genişletip demokratik bir ortama dönüştürülmesi ve herkesin huzur içinde, barış içinde yaşaması gerektiğini düşünüyorum. Barış için atılacak adımlar kimden gelirse gelsin biz emekçiler olarak her zaman barışı savunmaya devam edeceğiz” şeklinde ifade etti.

    “BARIŞ SÜRECİNİ GÜÇLÜ VE İYİ ZEMİNE OTURTMALIYIZ

    TBMM’de kurulan komisyonunun çalışmaları ile ilgili düşüncelerini paylaşan Öztürk, şunları dile getirdi:

    “Bu komisyonun daha şeffaf olması gerekiyor. Bütün kurumların orada gelip barışa dair düşüncelerini söylemesi gerekiyor.Yani herkesin dinlenmesi gerekiyor. Çünkü bir adım atıldı bu devam ettirilmeli. Bu çok önemli çünkü kırılgan bir dönemden geçiliyor. Bu dönem çok hassas bir dönem.

    İnsanlar gerçekten ülkede bir rahatlama istiyor. Seçimlerde birinci parti olmuş CHP’ye kayyum atanmaya çalışılıyor. Türkiye’nin üçüncü partisi DEM Parti’ye bir sürü operasyon çekildi zamanında. Baktığınızda herkes hükümetten demokrasi adımları atmasını beklerken tam tersini uyguluyor.

    Aslında ülkeyi biraz rahatlatsa demokratik bir ortama çevrilse bambaşka bir şey olacak. O yüzden de bu barış sürecini hep beraber desteklemek, güçlü ve iyi bir zemine oturtturmak gerekiyor.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

     

     

  • Gamze Yentür: Munzur Gözeleri’ne müdahale kabul edilemez!-VİDEO

    Gamze Yentür: Munzur Gözeleri’ne müdahale kabul edilemez!-VİDEO

    PİRHA- Menemen Dersimliler Derneği Başkanı Gamze Yentür, Alevilerin kutsal mekanlarından olan Munzur Gözeleri’nin giriş bölümüne mescit açılmasını asimilasyon politikalarının bir parçası olarak değerlendirerek, “Çerağlarımızı uyandırdığımız, dualarımızı ettiğimiz kutsal bir yer. Dolayısıyla bir ziyaretgahın yanına her ne olursa olsun farklı bir inanç için yer yapılmış olması bizi rahatsız etti” dedi.

    Dersim’in Ovacık ilçesine bağlı, nüfusun tamamı Alevi olan Ziyaret Köyü’nde bulunan ve Alevi toplumu tarafından kutsal sayılan Munzur Gözeleri’nin girişine Tunceli Valiliği tarafından mescit açılması kararı, yurttaşlar ve Alevi kamuoyu tarafından tepkiyle karşılandı.

    Alevilerin kutsallarından olan Munzur Gözeleri’ne dönük müdahalenin kabul edilemez olduğunu söyleyen Menemen Dersimliler Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Avukat Gamze Yentür, Dersim halkına danışılmadan oldu bittiye getirilen bu uygulamanın asimilasyonun bir parçası olacağını belirtti.

    “DAHA ÖNCEDE MESİRE ALANI OLARAK KULLANILMAYA BAŞLADI”

    Gamze Yentür, Munzur Gözeleri’nin birkaç yıl öncesinde de mesire alanı olarak kullanılmaya başlandığını söyleyerek, bunun için kamuoyu oluşturma çalışmaları yürüttüklerini belirtti. Çalışmaların yeterli olmadığını anımsatan Yentür, şu anda da farklı inançtan insanların gelip çeşitli ihtiyaçlarını gidermek için mescit açıldığını ifade etti.

    Munzur Gözleri’nin sadece doğa güzelliklerini barındıran bir yer olmadığını hatırlatan Yentür, “Bu bölge, Munzur Gözeleri, Munzur Baba bizim için, Dersim Alevileri için aynı zamanda bir ziyaretgah alanı. Çerağlarımızı uyandırdığımız, dualarımızı ettiğimiz bizim için kutsal bir yer. Dolayısıyla bir ziyaretgahın yanına her ne olursa olsun farklı bir inanç için yer yapılmış olması bizi rahatsız etti. Eğer ki burası klasik bir doğa güzelliğinin olmuş olduğu bir yer olsaydı nitekim ki gelen insanların ihtiyaçları farklı şekilde de karşılanabilirdi. Bu anlamıyla buna dikkat edilmesi gerekiyor” dedi.

    “KABUL EDİLEBİLİR DEĞİL”

    Munzur Gözelerine mescidin açılmasının ciddi tepki çektiğine işaret eden Yentür, buna tepki göstermelerinin sebeplerinden biri de sık sık Dersim’e yönelik devreye konulan asimilasyon politikaları olduğunu ifade etti. Karakol ve cemevlerine bağlanan korsan hopörlerlerden ezan okutulmasını hatırlatan Yentür, “Bölge olarak uzun süredir bu tür asimilasyon politikaları ile karşı karşıyayız. Yüzde doksan dokuzu Alevi olan bir bölge, ocakların merkezi olan bir bölgede farklı bir inanç biçimlerine dair olan yerlerin yaptırılmaya çalışılması açıkçası bizim açımızdan çok kabul edilebilir değil. Zaten fazlaca gelen bu turistler hem bölgenin kirletilmesine, doğal güzelliklerin yok edilmesi noktasında da çok ciddi bir soruna dönmeye başladılar. Bunun sistemle, altyapının kaldırabileceği şekilde aynı zamanda da mevcut doğal güzelliklerin de zarar görmeyeceği biçime getirilmesi ve sınırlandırılması gerekiyor. Dünya’da bunun çok örneği var. İnsan baskısının azaltılması, kontrollü bir şekilde yapılması lazım. Bu kontrollü bir şekilde yapılmadığında da bu tür tartışmaları beraberinde getiriyor” diye konuştu.

    PİRHA/İZMİR

  • ‘Dere Islahı’ denilerek yıkılan gecekonduların yerine site yapıldı!

    ‘Dere Islahı’ denilerek yıkılan gecekonduların yerine site yapıldı!

    PİRHA-İstanbul Çekmeköy’de 2018 yılında İSKİ, dere ıslahı gerekçesiyle gecekonduları yıkıp aynı yere site yaptırdı. Dere yakınında kalmadığı halde evleri yıkılan mağdurlar, haklarını almak için başlattıkları nöbetlerinin 1055. gününü geride bıraktı. Mağdur aileleri İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’ndan İSKİ hakkında inceleme başlatmasını istiyor.

    Çekmeköy, Merkez Mahallesi Farabi Sokak’taki gecekondular, AKP döneminde İSKİ tarafından yapılan dere ıslahı gerekçesiyle yıkıldı. Yıkılan gecekonduların olduğu sokak üzerine ise yeni siteler yapıldı.

    Farabi Sokak mağdurlarının mücadelesi, açtıkları davayla başladı. Dava sırasında mahkeme İSKİ’den proje sunmasını istedi. Ancak İSKİ herhangi bir proje sunmadı. Buna karşın İmar Barışı kapsamında yapı kayıt belgesi de alan yurttaşların evleri yıkıldı. Dere kenarının 10 metre yakınında bulunan evlerin yıkılması gerekirken 26,5 metre uzaklıktaki gecekondular da yıkıldı. Gecekonduların yıkımının ardından ise daha yakın mesafelerde yeni binalar yapıldı. Dere yatağı ise kimi binalar için kaydırıldı.

    “BAŞKANIN KÖYLÜSÜ APARTMAN YAPTI”

    Farabi Sokak mağdurları Cumhuriyet’ten Kayhan Ayhan’a konuştu. Yıkılan gecekondu sahiplerinden Suna Duman, “Yavaş yavaş parseller büyütülüp sokak yok edildi. İmar barışından faydalandık. Ancak Ağustos’un 2’sinde de bizim gecekondumuzu yıktılar. Mahkeme süreci devam etmesine rağmen… 7. İdare Mahkemesi’nce yürütmeyi durdurma kararı çıktı. Bir hafta sonra bu karar çıkınca diğer evlerin yıkımı durdu. Yıkımla birlikte eş zamanlı inşaatlar başlamıştı” dedi.

    Kendilerine önce dere bandında kaldıklarının söylendiğini belirten Duman, “Dere bandında kalıp kalmadığımızı 9 ay sonra öğrendik. Dere bandında kaldığı söylenen yere Çekmeköy Belediye Başkanı’nın köylüsü olduğunu söyleyen kişi apartman yaptı. Peki benim evim neden yıkıldı? Dere bandının 10 metre yakınındaki evler yıkılır kanuna göre. Bunlara izin veriyorlar ama dereden 26 metre uzaktaki müstakil evlerimizi de yıkıyorlar. İSKİ korsan bir şekilde yıktı. Ama talimatı kim verdi? Çekmeköy Belediyesi verdi” diye konuştu.

    CİMER’e yazdığı dilekçeye yanlış yanıt verildiğini aktaran Duman, “Mahkeme sonuçlanmış, bütün her şey düşmüş gibi gösterdiler. Burada dümeni çeviren Çekmeköy Belediyesi. Mimarlar Odası’nın açtığı davayı da kazandık. Ancak bir türlü bu dere durmadı. Pendik KİPTAŞ’a kiracı olarak mahkûm edildik. Kiracı sözleşmesine en son gittim. Direndiğim için gitmek istemedim. ‘Senin aileni dışarı atarız’ dediler. Ailem yalvardığı için mecburen gidip imzaladım. Benim evimi yıktılar burada beni kiracı yaptılar” diye konuştu. Gecekondulardaki insanların genellikle Alevi ve Kürt olduğunu, hizmet alamadıklarını da söyleyen Duman, AKP’li bir komşusunun “Ben yıllarca sana hizmet ettim sen benim evimi neden yıktın” sorusuna belediye başkanının gülerek “Sen de arada kaynadın” dediğini öne sürdü.

    “BETONA GÖMDÜLER”

    Ailelere destek olan Çevre Gönüllüsü Haydar Kaya, “Güncel ifadeyle resmen buradaki yoksul insanların malına çöktüler. Bu işi AİHM’ye taşıyacağız. Çünkü burada ağır derecede bir insan hakkı ihlali var” dedi.

    Abbas Karakaya ise “İstanbul’daki dereler sadece İSKİ’nin eline ve merhametine bırakılırsa 5-10 sen sonra hiçbir doğal dere kalmayacak. Aynen bugün Marmara’nın durumuna uyanacağız. Marmara nasıl bugün ölmüşse, çöplüğe dönmüşse… Burası kendi halinde akan bir dereydi, doğal güzelliği vardı. Ancak betona gömdüler” diye konuştu.

  • ‘Kadınların her türlü şiddetten korunmaları için toplum olarak duyarlı olmalıyız’   

    ‘Kadınların her türlü şiddetten korunmaları için toplum olarak duyarlı olmalıyız’   

    PİRHA- 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne dair açıklama yayınlayan ABF İnanç Kurulu ve Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, Alevi kadınlarının toplumsal mücadelede aktif olarak yer aldıklarını belirterek, “Kadınlara şiddet uygulayanların en ağır şekilde yargılanarak cezalandırılması ve yasaların daha caydırıcı şekilde düzenlenmesi en büyük talebimizdir” dedi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) İnanç Kurulu ve Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü nedeniyle yazılı açıklama yaptı.

    “SEVGİ VE ŞEFKATİN YANAN OCAĞI KADINDIR”
    Alevi inanç ve ibadetinde kutsal olanın insan olduğunu ifade eden Kılavuz, ‘’inancımızın hiçbir yerinde kadın ayrımına ilişkin hiçbir Alevi Dedesi’nin beyanı yoktur. Alevi İnancında herkes candır. Kadın, her şeyden önce annedir ve yaratıcıdır. Sevgi ve şefkatin yanan ocağı kadındır. İnancın her alanında oyu ve onayı vardır. Tarihimizden günümüze, Alevi kadınlarının toplumsal mücadelede aktif olarak yer aldıklarını görüyoruz. 13. Yüzyılda Anadolu’daki (Bacıyan Rum) örgütlenmesi bunun en iyi örneğidir. Alevi İnancında cinsiyete göre ayrım yapılmaz. Cemlerimizde kadın erkek ayrımı gözetilmez. Cemlerde birlikte ibadet edilir‘’ diye konuştu.

    “KADINLARA UYGULANAN ŞİDDETİ KINIYORUZ”
    Dünyada çığlıkları duyulmayan, milyonlarca kadının; acısı, yalnızlığı, çaresizliği asla unutulmamasının önemle altını çizen Kılavuz, şunları ifade etti:

    ‘’8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününde, kadınlarımızın toplum içinde ve yasalar önünde eşit haktan yararlanmasını sağlamalı, onların her türlü şiddetten korunmaları için toplum olarak duyarlı olmalıyız. Ülkemizde her gün kadına şiddet haberleri duyuyoruz. Kadınlara uygulanan şiddeti kınıyoruz. Kadınlara şiddet uygulayanların en ağır şekilde yargılanarak cezalandırılması ve yasaların daha caydırıcı şekilde düzenlenmesi en büyük talebimizdir. Dünyada çığlıkları duyulmayan, milyonlarca kadının; acısı, yalnızlığı, çaresizliği asla unutulmamalıdır. İnanç kurumları, diğer kurum ve kuruluşlar, her platformda ülkedeki iktidar ve yönetim kurumlarına sesli çağrıda bulunarak kadın haklarını yüreklice haykırmalıdır. İstanbul sözleşmesi bütün maddeleriyle yürürlükte kalmalı ve uygulanmalıdır. Onlar; bacımız, annemiz, eşimiz, eşitimizdir.’’

    PİRHA/MERSİN

  • Tüm Emekliler Sendikası: 13 milyon emeklinin örgütlendiğini bir düşünün-VİDEO

    Tüm Emekliler Sendikası: 13 milyon emeklinin örgütlendiğini bir düşünün-VİDEO

    PİRHA-25 yıllık Tüm Emekliler Sendikası, örgütlenme yasasına aykırı olduğu gerekçesiyle mahkeme kararıyla 2016’da kapatıldı. 2017 yılında yeniden kurulan sendika, “İnsanca yaşamdan git gide uzaklaşan bir kesimiz. Taleplerimize kulak verin” diyerek 13 milyon emeklinin durumuna dikkat çekti.

    1995 yılında kurulan Tüm Emekliler Sendikası, faaliyet yürütmesinin yasal olmadığı gerekçesiyle 2016 yılında kapatıldı. Ancak emekliler, 2017 Şubat ayında yeniden Tüm Emekli Sen’i kurarak faaliyetlerine devam etti.

    Sendikanın Genel Sekreteri olan İshak Kocabıyık, 3 yıllık çabadan sonra “Devlet ceberrut yüzünü gösterdi ve Ankara Valiliği’nin açmış olduğu kapatma davası sonuçlandı” diyerek sendikal mücadelelerindeki süreci anlattı.

    “13 MİLYON EMEKLİNİN ÖRGÜTLENDİĞİNİ BİR DÜŞÜNÜN”

    İshak Kocabıyık, emeklilerin sendikal engel nedenini, “Hak temelli bir örgüt olduğumuz için” sözleriyle açıkladı. Türkiye’de emekli maaşı alanların sayısının 13 milyona yakın olduğunu belirten Kocabıyık, şunları söyledi:

    “Biz emekçiler, gerçekten bir toplumsal kategori ve sınıf olarak sanırım bütçeden en az pay alan, insanca yaşamdan git gide uzaklaşan, yoksulluk, açlık sınırında dolaşan bir kesimiz. Sanırım bu egemenleri, sermayeyi, devleti korkutuyor, tedirgin ediyor. 13 milyon emeklinin örgütlendiğini, haklarını istediğini düşünün. Tabii ki egemenleri korkutan, tedirgin eden bir durum. Bu nedenle örgütlenmemizi istemiyorlar. Ama onlara inat, önümüze ne türlü engel çıkarırsa çıkarsınlar 25 senelik bu örgütlenme geleneğini sürdürmeye kararlıyız.”

    EMEKLİLERİN MAAŞI ASGARİ ÜCRETİN DE ALTINDA

    İshak Kocabıyık, 3 yıllık sendikal faaliyetleri ile Türkiye’nin 108 yerinde örgütlendiklerini vurgulayarak, üye sayılarının 13 bine ulaştığını ifade etti.

    Bütçe görüşmelerinde emeklilerin taleplerine kulak verilmesi gerektiğine dikkat çeken Kocabıyık, sözlerine şöyle devam etti:

    “8 milyon civarında emeklinin maaşı 2000 TL’nin altında. Bunun yaklaşık 1 milyonu 1000 TL’nin altında maaş almakta. Felaketin vahim boyutunu siz düşünün. Ama sendikalaşma hareketimiz daha büyük bir başarıya ulaştığında, sesimizin yankılandığını ve karşılık bulduğu bir dönemi de elbette göreceğiz. Birlik en temel görevlerimizden birisidir. Bütün emekli sendikalarının bir çatı altında birleşmesi, aynı yolda yürüyen sendikaların yan yana gelmesi en temel hedeflerimizden biri. Ama bu salgın nedeniyle bütün toplumsal ilişkiler bir duraksama dönemine girdi.”

    “TALEBİMİZ İNSANCA BİR YAŞAM”

    İshak Kocabıyık, emekliler olarak taleplerinin “insanca bir yaşam” olduğunu söyleyerek, “Çok ihtiyacımız olan barış ve eşitlik. Bunun için de bu ülkede bütün ürettiklerimizi ortaklaşa tüketebilmek için mücadelemizi sürdüreceğiz” ifadelerini de kullandı.

    “BİRLİKTE GÜÇLÜ OLALIM”

    Tüm Emekliler Sendikası gibi yargı ile faaliyetleri engellenen bir diğer örgüt ise DİSK’e bağlı Emekliler Sendikası. İshak Kocabıyık, iki örgütlenmenin tek çatı altında birleşebilme ihtimaline de değinerek sözlerine şu cümlelerle son verdi:

    Birleşme bizim en önem verdiğimiz noktalardan birisi. DİSK’e bağlı olan Emekli Sen ile bu tür görüşmelerimiz var. Ancak salgın nedeniyle bu başvurular gerektiği gibi yerine getirilemiyor. Buradan birlik çağrımızı bir kez daha bizim dışımızdaki sendikalara tekrarlayalım; Bir olalım, iri olalım, güçlü olalım.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Emekli-Sen üyeleri Cumhurbaşkanlığı tarafından hazırlanan 2019 bütçesine itiraz etti

    Emekli-Sen üyeleri Cumhurbaşkanlığı tarafından hazırlanan 2019 bütçesine itiraz etti

    PİRHA- Emekli-Sen üyeleri, bu ilk kez Cumhurbaşkanlığı tarafından hazırlanılan 2019 yılı bütçesinde emekli ve emekçi halkın olmadığını belirterek, hazırlanan bütçeye itiraz etti.

    Ankara’da Ulus Heykel’de bir basın açıklaması yapan Tüm Emekliler Sendikası (Emekli-Sen) üyeleri, Cumhurbaşkanlığı tarafından hazırlanılan 2019 yılı bütçesinde emekli ve emekçi halkın olmadığını belirterek, hazırlanan bütçeye itiraz etti. Basın açıklamasını Tüm Emekliler Sendikası Genel Başkanı Salman Hürkardeş okudu.

    Hürkardeş, 2019 bütçesinin ilk kez Cumhurbaşkanlığı tarafından hazırlandığını hatırlatarak, ” Sistem başkana vergi koymaktan, istenildiği kalemde keyfi harcama yapmaya kadar demokratik bir toplumla bağdaşmayan yetkiler tanıyor. Ayrıca bunun hesabını Meclis dahil hiçbir organa vermek zorunda değil. Parlamentonun bütçe teklifini reddetmesi halinde bile, bir önceki yılın yeniden değerleme oranına göre ayarlanarak sunulan bütçe yürürlüğe giriyor” dedi.

    Hazırlanan 2019 yılı bütçesinde gelirlerin yüzde 88’nin vergilerden oluştuğunu kaydeden Hürkardeş, “Toplanan verginin %62 si dolaylı vergi, yani tüketim üzerinden alınıyor. Ülkemizde vergi gelirlerinin, toplam istihdamın 2/3 ü, yani %65 i ücretli emekçilerden karşılandığı dikkate alındığında, 2019 bütçesinde de vergi yükünün yine emekçi, emekli ve dar gelirlilerin sırtına yıkılacağı anlaşılıyor. ÖTV ve KDV oranları yetmiyormuş gibi, artan oranlı vergi dilimi uygulamasının sürdürülmesi nedeniyle 2019 ücret/maaş zamları daha verilmeden uçup gitmiştir” diye belirtti.

    Hürkardeş, tasarruf öngörülürken Cumhurbaşkanlığı bütçesinin yüzde 29, Diyanet bütçesinin yüzde 34.5 oranında arttırılmasını, Sanayi Bakanlığı bütçesinin ise yüzde 4.5 oranında azaltılmasının hükümetin önceliklerini ortaya koyduğunu vurguladı.

    Hürkardeş emeklilerin taleplerini ise şöyle sıraladı:

    1- 2019 yılı içinde Anayasada yapılacak değişiklikle emeklilerin sendika hakkının tanınıp, parlamentoda emekli sendikaları statü yasasının çıkartılıp, 2020 yılı zammı için sendika ile toplu sözleşme yapılmalı

    2- 2019 bütçesinde emekli yok, emekçi yok, halk yok, diyoruz ki emekliye, emekçiye, eğitime ve sağlığa bütçe ayrılmalı

    3- Maaşlarımız %26 oranında artırılsın, 2 maaş tutarında ikramiye verilmesi, Milli gelirden emeklilere pay verilmesini ve intibak yasası çıkarılmalı

    4- Diğer sorunlarımızın çözümü için hükumetle TİS masasına oturarak çözüm bulunulmalı

    5- Son çıkan 5510 sayılı yasada ortaya çıkan belirsizliklerin giderilerek, aradaki kayıpların giderilmeli

    6- Temel tüketim mallarında vergi alınmamasına, her türlü kamusal ulaşımdan emekli ve eşlerinin ücretsiz faydalanmalı

    7- Sağlıkta yapılan kesintiler kaldırılsın, erişilebilir sağlık hizmetleri sağlansın ve hastanelerde Geriatri kliniklerinin açılmalı

    (HABER MERKEZİ)