Etiket: gizli tanık

  • Mezopotamya Ajansı Muhabiri Ahmet Kanbal hakkında soruşturma açıldı

    Mezopotamya Ajansı Muhabiri Ahmet Kanbal hakkında soruşturma açıldı

    PİRHA- MA muhabiri Ahmet Kanbal hakkında “gizli” tanığın beyanları gerekçe gösterilerek soruşturma başlatıldı. Aynı gizli tanık, Ankara’da daha önce gazeteciler hakkında ifade vermişti.

    Mezopotamya Ajansı (MA) muhabiri Ahmet Kanbal hakkında yeni bir soruşturma başlatıldı.

    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 25 Ekim 2022 tarihinde Ankara’da 11 gazeteci hakkında açılan davadaki “gizli” tanık “K8Ç4B3L1T5” beyanları gerekçe gösterilerek, Kanbal hakkında soruşturma açıldı. 2022 yılında “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla açıldığı öğrenilen soruşturmada Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın “Yetkisizlik kararı” vererek, dosyayı Mardin Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdiği öğrenildi.

    Soruşturma kapsamında Mardin İl Emniyet Müdürlüğü TEM şubeye çağrılan Kanbal, avukatı Erdal Kuzu ile birlikte Emniyete giderek ifade verdi. Kanbal, “gizli tanık” beyanlarının yasal olarak herhangi bir soruşturmaya gerekçe gösterilmesinin kanuna aykırı olduğunu, “gizli tanık” beyanlarını kabul etmediğini belirtti. İfadesinin ardından Kanbal ve avukatı emniyetten ayrıldı.

    8 GAZETECİYE CEZA VERİLMİŞTİ

    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan bir soruşturma kapsamında 25 Ekim 2022’de gözaltına alınan gazeteciler; Diren Yurtsever, Berivan Altan, Ceylan Şahinli, Deniz Nazlım, Emrullah Acar, Hakan Yalçın, Selman Gözelyuz, Zemo Ağgöz, Habibe Eren ve Öznur Değer ile bir süre MA Ankara bürosunda stajyer olarak çalışan Mehmet Günhan gözaltına alınmıştı. Gazetecilerden 9’u tutuklanmış, 2’si serbest bırakılmıştı. Gazeteciler hakkında hazırlanan iddianamenin ardından 9 gazeteci 16 Haziran 2023’te tahliye edilmişti.
    Ankara 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın karar duruşmasında mahkeme; Diren Yurtsever, Berivan Altan, Selman Güzelyüz, Hakan Yalçın, Emrullah Acar, Zemo Ağgöz, Deniz Nazlım ve Öznur Değer değer hakkında 6 yıl 3’er ay hapis cezası vermişti.

    29 Nisan 2023’te gözaltına alınan Mezopotamya Ajansı Editörü ve Dicle Fırat Gazeteciler Derneği Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu ve gazeteci Sedat Yılmaz da aynı gizli tanığın ifadeleri doğrultusunda tutuklanmıştı. Yılmaz Diyarbakır 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılan yargılamada beraat ederken Müftüoğlu hakkında ise Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam eden davada “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla cezalandırılması talep edildi.

    Davanın karar duruşması 24 Ekim’de görülecek.

    (HABER MERKEZİ)

  • Dersimli Veli Yıldız’ın tutuklanmasına tepki: Dervişane yaşamı bastırılmak istendi-VİDEO

    Dersimli Veli Yıldız’ın tutuklanmasına tepki: Dervişane yaşamı bastırılmak istendi-VİDEO

    PİRHA- İzmir’de bulunan Dersim kurum başkanları halk arasında Khale Xızır ismiyle bilinen 65 yaşındaki Dersimli Veli Yıldız’ın tutuklanmasına tepki göstererek, derhal serbest bırakılmasını istediler. 

    İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Aslan Sultan ve Bornova Dersimliler Derneği Başkanı Barış Çelik, evine yapılan jandarma baskınıyla gözaltına alınan ve tutuklanarak Elazığ Cezaevi’ne gönderilen Dersimli Veli Yıldız için adalet çağrısında bulundu.

    Kurum başkanları, Veli Yıldız’ın Dersim’deki tüm toplumsal ve inançsal konularına dair gelişen eylem ve etkinliklere hiç yorulmadan kendisini kattığına dikkat çekerek; kültürüne, doğasına ve inancına hizmet etmekten başka hiç bir şey yapmadığına vurguda bulundukları Veli Yıldız’ın bu nedenle hedef haline getirildiğine işaret ettiler.

    Kurum başkanları, Veli Yıldız’ın bir an önce bırakılması çağrılarını yinelediler.

    “VELİ YILDIZ, KIRMANCKİYİ DİRİ TUTMAYA ÇALIŞTI”

    “Veli Yıldız, Kırmanckiyi ve geçmişi diri tutmaya çalışan bir insan-ı kamilimizdir” diyen İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Aslan Sultan, Dersimli sanatçıların da gizli tanık ifadeleri ile tutuklandığını hatırlattı.

    Sultan, Veli Yıldız’ın kültürünü ve inancını yaşatmaya dair çabalarının olduğuna değinerek, şöyle devam etti:

    “Osmanlı’dan bu yana bu coğrafya hiç rahat bırakılmadı. Dersim coğrafyasına yönelik özel yasalar, özel görevlendirmeler o günden bu güne devam ediyor. Sanatçılarımıza, insan-i kamillerimize yönelik ciddi bir saldırı var. Yılmaz Çelik ve Şenol Akdağ gizli tanık ifadeleri gözaltı alınıp uzun süre cezaevinde tutuldu. Mikail Aslan ifadeye çağrıldı. Ferhat Tunç hakkında açılan davalar yüzünden ülkesini terk ederek Avrupa’da yaşamak zorunda bırakıldı. Bizim sanatçılarımız Kırmancki dilini diri tutmaya çalışan sanatçılardır. Bunlara yönelik saldırı aslında bu kültüre yönelik saldırıdır. Veli Yıldız’ın giyim kuşamı ile dedelerimizin giyim kuşamı gözümün önünde canlanmıştır. Başındaki puşisi, uzun sakalı ve şalvarı ile bir kuşağı canlı tutmuştur. Kırmanckiyi ve geçmişi diri tutmaya çalışan bir insan-i kamilimizdir. 65 yaşında olmasına rağmen gözaltına alınıp tutuklandı. Kendisinin Pülümür tarafında bir evi var. Anahtarı oradadır ve herkes gider orada kalır. Evimde kalanların evine zarar vereceği endişesi yok. 65 yaşındaki bu insan-ı kamilimize dair tahammülleri yok.”

    “VELİ YILDIZ’I DÜZGÜN BABA’DA, MUNZUR’DA GÖRÜRSÜNÜZ”

    Veli Yıldız’ın Dersim’deki tüm toplumsal olaylara karşı duyarlılık geliştirerek kendisini kattığını söyleyen Sultan, gizli tanık ifadesi ile tutuklamaların kabul edilemeyeceğini dile getirdi.

    Sultan,  “Dersim’de Düzgün Baba Dağı’na çıkardınız Veli Yıldız’ı orada görürdünüz. Munzur’da barajlara hayır denilir iken Veli Yıldız’ı orada görürdünüz. Munzur’un etrafı temizlenecek, Veli Yıldız’ı orada görürdünüz. Veli Yıldız’ın kendi kültürüne, inancına hizmet etmekten başka hiçbir şeyi yoktu. Gizli tanık ifadesi ile tutuklanmasını nereye sığdıra bilirsiniz? Dersim’deki hangi insana sorarsınız sorun; Veli Yıldız ile söyleyeceği şeyler bunlardır. Dersim’in neresinde bir sorun var ise Veli Yıldız’ı orada görürsünüz. Burada Dersim halkının diri durması gerekiyor. Metropollerde yaşayanların yüzünü Dersim’ çevirmesi gerekiyor. Bizim söz söylememiz gerekiyor. Veli Yıldız’ın serbest bırakılıp özgürlüğüne kavuşması çağrısında bulunuyoruz” dedi.

    “VELİ YILDIZ’IN DERVİŞANE YAŞAMI BASTIRILMAK İSTENDİ”

    Bornova Dersimliler Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Barış Çelik de, Veli Yıldız’ın baskı ve sindirme politikalarının bir sonucu olarak tutuklandığının altını çizdi.

    Veli Yıldız’ın tutuklanmasını kabul edilemeyeceğini sözlerine ekleyen Çelik, serbest bırakılması çağrısında bulunarak şöyle konuştu:

    “Bilindiği üzere Khale Xızır olarak da bilinen Veli Yıldız canımız Avrupa’da uzun süre yaşadıktan sonra kendi topraklarına dönüp diline, inancına ve Raa Heqi/Reya Heq Alevi inancına uygun bir insan-ı kamil olma yolunda bir yaşam sürdü. Bu yaşam belli ki bazı kesimlere, mevcut sisteme zor gelmiş ki; bu dervişane yaşamın mevcut güç tarafından sindirilip bastırılmak istenmiştir. Bu nedenle kendisi gizli tanık ifadesi ile gözaltına alınıp tutuklandı. Bu topraklarda yaşanan baskıları, sindirmeleri yeni görmüyoruz. Belli ki gerisi de gelecektir. Mevcut sistem bu yaşama karşı baskı politikasını yıllardır sürdürmüştür, sürdürmeye de kararlıdır. Veli Yıldız tutuklanmış olabilir; ama dilinden, inancından hiçbir zaman vazgeçmeyecektir, aksine yaşatacaktır. O insan-ı kamil olma yaşamını nerede olur ise olsun sürdürmeye devam edecektir. Bizler de bu haksız tutuklamayı protesto ediyor, kabul etmiyoruz. Bir an önce Veli Yıldız canımızın serbest bırakılmasını istiyoruz.”

    PİRHA/İZMİR

  • Mahkeme, Mızraklı’ya verilen hapis cezasının gerekçesinde itirafçıyı ‘samimi’ buldu

    Mahkeme, Mızraklı’ya verilen hapis cezasının gerekçesinde itirafçıyı ‘samimi’ buldu

    Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi (DBB) Eşbaşkanı Selçuk Mızraklı’ya “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla verilen 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezasının gerekçeli kararı açıklandı.

    Mahkeme, itirafçı Hicran Berna Ayverdi’nin beyanları, DTK faaliyetleri ve Sarmaşık Derneği üyeliğini verdiği hapis cezası için yeterli delil saydı.

    Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan Hicran Berna Ayverdi’nin verdiği ifade doğrultusunda yerine kayyım atanarak tutuklanan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi (DBB) Eşbaşkanı Selçuk Mızraklı’ya Diyarbakır 9’uncu Ağır Ceza Mahkemesi tarafından “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezası verildi.

    Mahkemenin itirafçı Hicran Berna Ayverdi’nin beyanları üzerine kurduğu gerekçeli kararında, Mızraklı’nın Demokratik Toplum Kongresi (DTK) faaliyetleri ve Sarmaşık Derneği üyeliğini “örgüt üyesi” olarak değerlendirdi.

     MAHKEME İTİRAFÇIYA İTİBAR ETTİ

    Mahkeme açıkladığı gerekçeli kararında, itirafçı Hicran Berna Ayverdi’nin beyanlarına genişçe yer verdi. Ayverdi’nin etkin pişmanlık hükümlerinden yaralanarak beyanlarda bulunduğunu belirten mahkeme, “Ayverdi’nin özleri değişmeksizin beyanlarını tekrar ettiği, sanığa iftira atmasını gerektirir sebeplerin bulunmadığı, samimi şekilde pişmanlık duyduğu anlaşıldığı, örgütte kaldığı süre ve konumuna uygun bilgiler vermek suretiyle suçun aydınlatılmasına katkıda bulunduğu, bu yönde teşhis yaptığı, tanığın sanıkla birlikte çalıştığının savunma tanıkları ile de doğrulandığı, tanık etkin pişmanlık beyanı ve bu beyana dayalı olarak duruşmada tanık olarak alınan beyanına mahkememizce itibar edilmiştir” denildi.

    Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan Ayverdi’nin beyanlarına itibar eden mahkeme, Mızraklı avukatlarının, tanığın hazırlık aşamasında usulsüz dinlenildiği şeklindeki savunmalarına itibar edilmediğini, Mızraklı’nın savunmasını ise itibar edilen tanık beyanı karşısında suçtan kurtulmaya dönük olarak değerlendirildi.

    DTK’NİN FAALİYETLERİ GEREKÇE YAPILDI

     Mahkeme, Mızraklı’nın sosyal medya paylaşımları, katıldığı toplantı ve gösteri yürüyüşleri, DTK ile ilgili elde edilen dokümanlar arasında delege, daimi meclis üyesi ve DTK’ye ait internet sitesinde, Sosyal Politikalar Komisyonuna bağlı olarak Emek-Göç ve Yoksulluk Komisyonu içerisinde adının geçtiği tespitlerine işaret etti. Mahkeme kararında, DTK’nin örgütle amaç, yöntem ve yapısal açıdan bağlantılı olduğunu iddia ederek, DTK faaliyetlerinin siyasi faaliyet ve örgütlenme özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığını ileri sürdü. DTK faaliyetlerinin PKK/KCK örgüt faaliyeti olarak kabul eden mahkeme, şu ifadelere yer verdi:

    “DTK faaliyetinin PKK/KCK terör örgütü faaliyeti kapsamında olduğu, sanığın bu terör faaliyeti kapsamında DTK genel kurul daimi meclis üyesi olarak faaliyet yürüttüğü, sağlık komisyonu üyesi olduğu, emek – göç ve yoksulluk komisyonu içerisinde aktif olarak sorumlu düzeyde görev yaptığı; bileşimlerde örgütsel faaliyetlerin yoğunluk derecesi, üstlendiği görev, emir ve talimat verme yetkisi ile sorumluluk alanı itibarıyla genele yayılmayan ve bağımsız hareket etme imkanı bulunmayan konumu karşısında örgüt yöneticisi olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, ancak sübuta eren eylemlerinin silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğu kabul edilmiştir.”

    DTK’YE GİRİŞ ÇIKIŞ TESPİTİ

    Kararında, KCK yapılanması ve sistemi hakkında sayfalarca açıklama ve yargı kararlarına yer veren mahkeme, değerlendirmesinde şu iddialarda bulundu:

    “DTK faaliyetinin PKK/KCK terör örgütü faaliyeti kapsamında olduğu, sanığın bu terör faaliyeti kapsamında, DTK binasına giriş çıkış tespiti, dinleme-fiziki takip kayıtları, tape kayıtları ve ele geçen belgeden, tanık beyanından ve ikrarından anlaşılacağı üzere, DTK’nin çalışmaları kapsamında, daimi meclis üyesi olduğu, sosyal alan merkezine bağlı faaliyet yürüten sağlık komisyonu üyesi (tanık beyanı uyarınca) olduğu, yine sosyal politikalar komisyonuna bağlı olarak emek – göç ve yoksulluk komisyonu içerisinde aktif olarak sorumlu düzeyde görev yaptığı, bu yönde örgütsel faaliyetlerde bulunduğu…”

    SARMAŞIK DERNEĞİ VE DTK ÜYELİĞİ

    Mahkemenin gerekçeli kararında, “Mızraklı’nın kanun hükmünde kararnameyle kapatılan yoksullukla mücadele eden Sarmaşık Derneği’nin eski başkanı ve son yönetim kurulu üyesi olduğu, tanık ifadelerinde çalıştığı hastanede kayıt dışı olarak çatışmada yaralı olarak getirilen örgüt militanını tedavi etmiş olduğu, sanığın örgüt yöneticileri ile sürekli görüştüğü, KCK/TM içerisinde doğal delege olarak yer aldığı, sağlık komitesi içerisinde yer aldığı, terör örgütüne ve üyelerine sürekli yardım ettiği, terör örgütünün propagandasına dönüşen eylem ve etkinliklere katıldığı, sosyal paylaşımlarının örgüt ideolojisini benimser şekilde örgüt lehine olduğu, terör örgütü mensupları arasında kayıt altına alınamayan para transferine kuryelik yaptığı şeklinde çeşitli eylemlerde bulunduğu, terör örgütünün hiyerarşik yapısı içerisinde yer almadan, terör örgütü ile organik bağ kurmadan açıklanan işlem ve eylemlerin yapılmasının mümkün olmadığı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, sanığın örgüt hiyerarşisine girip, örgütle organik bağ kurduğu, bu kapsamda, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk içeren eylem ve faaliyetlerde bulunduğu kabul edilmekle, atılı suçun yasal unsurları oluştuğundan, sanığın müsnet suçlamadan cezalandırılmasına dair hüküm kurulmuştur” denildi.

    MAHKEMENİN TAKDİRİ

    Mahkeme kararında, suçun işleniş şekli, suça katılma biçimi ile sanığın örgütsel yapı içerisindeki konumu ve yeri, etkinliği gözetilerek, bu kriterlerle orantılı olarak takdiren alt sınırdan uzaklaşılarak karar verildiğini açıkladı.

    Kaynak:MA / Aydın Atay