PİRHA-Demokratik Alevi Kadınlar Birliği, HTŞ tarafından katledilen Alevi akademisyen Rasha Al-Ali için yazılı açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, “Avrupa Birliği ülkelerini, İnsan Hakları örgütlerinin, Kadın örgütlerini daha güçlü ses çıkarmaya çağırıyoruz. Toplum olarak şiddete, ırkçılığa ve kadın düşmanlığına karşı daha güçlü bir dayanışma sergilemek zorundayız” denildi.
Hey’etu Tahrîri’ş-Şâm’a (HTŞ) bağlı çeteler tarafından Suriye’de kaçırılan Alevi akademisyen Rasha Al-Ali’nin cansız bedenine 25 Ocak’ta ulaşılmıştı.
Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB), Rasha Al-Ali’nin katledilmesine ve Almanya’da Federal Parlamenter Gökay Akbulut’un trende aşırı sağcı bir grubun ırkçı saldırısına maruz kalmasına tepki göstererek yazılı açıklama yaptı.
“NEFRETİN KÖK SALMASINA İZİN VERMEMEK HER BİREYİN GÖREVİDİR”
Şiddet, nefret ve ayrımcılıkla mücadelede sessiz kalmayacakları ifade edilen yazılı açıklamada, “Son günlerde yaşanan iki trajik olay, insan hakları ve demokratik değerlere yönelik tehditlerin ne kadar büyük ve evrensel olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir. HTŞ tarafından kaçırılan Humus Üniversitesi öğretim görevlisi Rahşan Al-Ali’nin cansız bedenine ulaşılması, bir insanlık suçunu tekrar gözler önüne sermektedir.
Ayrıca, Almanya’da Federal Parlamenter Gökay Akbulut’un trende aşırı sağcı bir grubun ırkçı saldırısına maruz kalması, nefret söyleminin ve aşırı sağın demokrasilere verdiği zararları açıkça göstermektedir. AfD sloganları atarak Gökay Akbulut’a şişe fırlatan, onu yaralayan ve taciz eden bu saldırganlar, yalnızca bir kişinin değil, yabancı uyruklu tüm insanların tehlikede olduğunu göstermektedir. Bu gibi ırkçı saldırılar demokrasiye ve toplumsal barışa zarar vermektedir. Bu tür eylemler karşısında dayanışma içinde olmak ve nefretin kök salmasına izin vermemek her bireyin görevidir” denildi.
“ŞİDDETİN VE NEFRETE SESSİZ KALMAK BU SUÇLARA ORTAK OLMAKTIR”
Açıklamanın devamında şunlar dile getirildi:
“Farklı coğrafyalarda gerçekleşmiş olsalar da ortak bir soruna işaret etmektedir: İnsanlık onuruna, özgürlüklere ve adalete yönelen tehditler içermektedir. Şiddetin ve nefretin herhangi bir biçimine karşı sessiz kalmak, bu suçlara ortak olmaktır. Biz Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB) olarak kadına yönelik şiddetin her zaman karşısında olduğumuzu ve Avrupa Birliği ülkelerini, İnsan Hakları örgütlerinin, Kadın örgütlerini daha güçlü ses çıkarmaya çağırıyoruz. Toplum olarak şiddete, ırkçılığa ve kadın düşmanlığına karşı daha güçlü bir dayanışma sergilemek zorundayız. İnsan haklarına ve demokratik değerlere sahip çıkmak, yalnızca mağdurların değil, hepimizin sorumluluğu ve görevidir. İnsan onurunu korumak, insani korumaktır.”
PİRHA- Almanya’da, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun Afrin Operasyonu yorumlarını protesto ederek salondan ayrılan Sol Parti Milletvekili Gökay Akbulut, “Bir Kürt Alevi ve solcu milletvekili olarak tepki göstererek salondan ayrıldım. Salonda bir yandan Nazım Hikmet, Ahmet Kaya, Deniz Gezmiş, Yılmaz Güney anlatılırken, diğer taraftan savaş propagandasının yapılması bana göre yanlıştı” dedi.
Geçtiğimiz haftasonu CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu Almanya’da katıldığı bir etkinlikte, Afrin operasyonu hakkında “Bugün Afrin’de çarpışan askerlerimize; sadece ve sadece şimdilik şu dilekte bulunuyoruz: Allah onların yardımcıları olsun” açıklamasını yapmıştı.
Sol Parti milletvekili Gökay Akbulut, Kılıçdaroğlu’nun Afrin Operasyonu’na yönelik konuşmasını protesto ederek salonu terk etmişti.
KILIÇDAROĞLU’NUN AFRİN OPERASYONU YORUMU SALONDAN DA TEPKİ ALDI
Konu ile ilgili PİRHA’ya değerlendirmede bulunan Akbulut o gün Nazım Hikmet’in 116. doğumgününü kutlamak ve Nebil Özgentürk’ün “56 Yıllık Göçün Öyküsü: Bizim Hikayemiz” adlı belgeselinin galası vesilesiyle Wuppertal’da düzenlenen etkinliğe Die Linke Milletvekili olarak davet edildiğini belirtti. Akbulut o gün planlanan program içeriği hakkında şunları belirtti:
“Program saat 17.30’da başladı. Protokolde belediye başkanı, SPD milletvekilleri, CHP milletvekilleri, Zülfü Livaneli, Leman Sam, Melike ve birçok sanatçı yer aldı. Ben SPD milletvekillerinin yanına oturdum ve programı tercüme ettim onlara. Kılıçdaroğlu salona girdiğinde büyük bir coşku ile karşılandı. Kendisiyle protokolde kısa bir görüşme de yaptık. Ardından açılış konuşması ve belgesel gösterimi yapıldı. Belgesel 1960’larda Almanya’ya ilk işçi göçlerini anlatıyordu. Belgeselin son kısmında 1960, 70, 80, 90’lara kadar Avrupa’nın farklı ülkelerinde memleket özlemi çeken sanatçı, yazar ve akademisyenlerin yaşamları da anlatıldı. Nazim Hikmet, Ruhi Su, Melike, Ahmet Kaya, Yılmaz Güney’in yaşamları gösterildi. Salonda duygusal anlar yaşandı. Daha sonra program akışının ardından Kılıçdaroğlu büyük bir coskuyla sahneye çıktı. Afrin hakkındaki konuşması aynı coskuyla karşılanmadı. “Biz burada acıları paylaşırken, acıları yaşayan anneler var Türkiye’de. Hiçbir annenin acı çekmesini istemeyiz.” sözleri de tepki aldı salondan. Salondan biri, “yazıklar olsun“ diye bağırdı. Kılıçdaroğlu’nun, “Allah onların yardımcıları olsun” şeklinde konuşunca, salondan bazıları “Yaşasın halkların kardeşliği“ sloganları attı.“
Bir Kürt Alevi ve solcu milletvekili olarak bu sözler üzerine tepki göstererek salondan ayrıldığını kaydeden Akbulut, “Salonda bir yandan Nazım Hikmet, Ahmet Kaya, Deniz Gezmiş, Yılmaz Güney anlatılırken, diğer taraftan savaş propagandasının yapılması bana göre yanlıştı. Bu konuşmayla, bu insanların değerlerine saygısızlık yapıldı. Bir muhalefet parti liderinin AKP’nin kirli savaş politikalarını desteklemesini, savaş karşıtı biri olarak yanlış buluyorum” diye konuştu.
“KÜRTLERİN BÜTÜN KAZANIMLARINA KARŞI BİR SALDIRIDIR”
TSK’nın Afrin Operasyonu’nu da değerlendiren Akbulut, “Afrin’de Türkiye IŞİD, El Nusra gibi gruplarla Kürtlere karşı kirli bir savaş yürütülüyor. Bu aynı zamanda Rojava devriminin ve Kürtlerin bütün kazanımlarına karşı da bir saldırıdır” diye konuştu.
Afrin’e yönelik operasyonda Alman tanklarının kullanıldığı yönündeki haberlere yönelik ise Akbulut, ” Rheinmetall gibi Alman şirketlerinin silahları ile insanlar katlediliyor. Köyler, mahalleler yok ediliyor. Türkiye NATO ülkesi olduğu gerekçesiyle silah satışları devam ediyor. Oysa kriz olan, insan hakları sorunu olan bölgelere silah satışı yasak. Basında çıkan, Afrin’de Leopard tanklarının kullanıldığına dair iddialar derhal araştırılmalıdır. Nihayetinde medyada Leopard tanklarının kullanıldığı görülüyor” açıklamasında bulundu.
“AVRUPA’DA PROTESTOLAR BÜYÜYOR”
Almanya ve Avrupa genelinde Afrin Operasyonu protestolarının büyüdüğüne dikkat çeken Akbulut, “Tekrardan Kobane sürecinde olduğu gibi buradan bir protesto atmosferi oluşuyor“ diye belirtti.
PİRHA – CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Almanya’da yaptığı konuşmada ‘Kahraman askerlerimiz şu anda Afrin’de çarpışıyor’ deyince ‘savaşa hayır’ ‘yaşasın halkların kardeşliği’ sloganlarıyla protesto edildi.
Haberin videosu
Çeşitli temaslarda bulunmak üzere Almanya’da bulunan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Kahraman askerlerimiz şu anda Afrin’de çarpışıyor” deyince protesto edildi.
Nebil Özgentürk tarafından Almanya’ya göçün 57. yılı dolayısıyla çekilen belgeselin tanıtım töreni sırasında konuşan Kılıçdaroğlu, “Kahraman askerlerimiz şu anda Afrin’de çarpışıyor” diyerek operasyona destek verdiğini bir kez daha ilan edince salondan protesto sesleri yükseldi. Kılıçdaroğlunu protesto eden grup “Savaşa Hayır”, “Yaşasın Halkların Kardeşliği” sloganlarını attı. Protestocu grup daha sonra etkinliği terk etti.
Habertürk Televizyonu canlı yayını Kılıçdaroğlu’nun protesto edilmesi sırasında yayını keserek başka haberin görüntülerini canlı yayına aktardı.
SAVAŞ AÇIKLAMASI TÜRKİYE HALKLARININ YARARINA DEĞİL
Etkinliğe davet edilen Sol Parti Federal Parlamento Milletvekili Gökay Akbulut da etkinliği terk edenler arasında yer aldı. Yeni Hayat sitesine konuşan Akbulut, “CHP Almanya yönetimi pek çok kez arayarak beni etkinliğe davet etti. Kabul ederek katılma kararı aldım. Ancak, Kılıçdaroğlu’nun Afrin’e savaş için yaptığı açıklamayı kabul etmem mümkün değildi. Sözde muhalefet partisinin lideri olan Kılıçdaroğlu, Afrin ve Kürler konusunda hükümetle aynı söylemi kullandı. Bu nedenle daha fazla etkinlikte kalmam mümkün değildi. SPD milletvekillerine de konuşmanın içeriği konusunda bilgi vererek salonu terk ettim. Savaş açıklaması ve AKP’ye bu konuda destek Türkiye haklarının yararına değildir. Biz Sol Parti olarak savaşa ve silahlanmaya karşı çıkan bir partiyiz: Bundan sonra da çıkmaya devam edeceğiz” dedi.(HABER MERKEZİ)
PİRHA- Almanya’da Sol Parti’den milletvekili seçilen Gökay Akbulut, “Irkçılığın yükseldiği, krizin yaşandığı bir süreçte farklı inançların dayanışması, bütünleşmesi Alevi kültürünün daha iyi tanınması çok önemlidir. Alevi kadınların erkek egemen zihniyetten bağımsız bir şekilde toplumda var olmaları Alman toplumu tarafından beğeniliyor” dedi.
24 Eylül’de Almanya’da Federal Parlamento için seçimler yapıldı. Türkiye ile gerginliklerin devam ettiği bir atmosferde yapılan seçimlerde 2. Dünya Savaşı’nın ardından ilk defa aşırı sağcı bir parti meclise girdi. Partilerin oy oranları da bir o kadar Almanya’nın özellikle iç politikalarını değiştirecek nitelikte. Seçimlerde CDU/CSU yüzde 32.9, SPD yüzde 20,5, aşırı sağcı AfD yüzde 12,6, FDP yüzde 10,7, Sol Parti 9,2 ve Yeşiller ise yüzde 8,9 oranında oy aldı.
Seçimlerde 14 Türkiyeli aday, milletvekili olarak Federal Meclis’e girmeye hak kazandı. Meclise giren 14 Türkiyeli milletvekillinden 10’u kadın. Kadın milletvekillerinden 6 ise Alevi. Seçimlere Sol Parti’den (Die Linke) Mannheim’da giren Alevi milletvekili Gökay Akbulut ile aşırı sağcı parti AfD’nin meclise girmesinin ardından oluşan tepkileri, Almanya’da özellikle Alevi-Kürt göçmenlerin durumunu, Almanya-Türkiye ilişkilerini konuştuk.
KAYSERİ-SARIZ’DAN ALMANYA’YA…
Gökay Akbulut 34 yaşında. Kayseri-Sarızlı bir ailenin çocuğu olarak 9 yaşından bu yana Almanya’da yaşıyor. Lise mezuniyetine kadar Hamburg’ta yaşamış. Ardından Heidelberg’te Sosyoloji, Kamu Yönetimi ve Siyasal Bilgiler okumuş. (Almanya’da bir kaç bölümden ders alma imkanı bulunuyor) Kanada ve Amerika’da da öğrenimini sürdüren Akbulut, uzun bir süre Rosa Lüksemburg Vakfı’nda çalışmış. Göçmen ve kadın alanına yönelmiş. 2014’te Yerel Meclise seçilen Akbulut, geçtiğimiz Federal Seçimlerde Baden Wütenberg Eyaleti’nde Sol Parti’nin 3. Sıra adayı olarak meclise girdi.
“AFD’NİN MECLİSE GİRMESİ ALMANYA GİBİ BİR TARİHE SAHİP ÜLKE İÇİN TRAJİK”
Oy verirken Alman kamuoyunun beklentilerinin sosyal ve ekonomik yaşamla ilgili sıkıntıların çözülmesi yönünde olduğunu ifade eden Akbulut, yabancıların ise AfD’nin yükselişini tartıştıklarını söylüyor. Akbulut AfD’nin bu kadar yükselmesini ise Almanya’da mültecilerin güvenlik sorunu olarak yansıtılmasına bağlıyor ve ekliyor:
“Mülteciler medyada kriminalize edildiler. Güvenlik politikalarını daha sıklaştırmak için mültecileri ve göçmenleri güvenlik sorunu olarak lanse ettiler. Alman toplumundaki ırkçılık daha da güçlendi. Göçmenler bunu birebir yaşadı. Sosyal hayatta, ev ve iş ararken, otobüste, iş yerinde insanlar birçok sıkıntıyı yaşadılar. AfD en çok doğu Almanya’da oy aldı. Yüzde 10’un üzerinde bir sonuçla parlamentoya girecekleri belliydi. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ilk defa Neo- Nazi bir parti Alman parlamentosuna girdi. Almanya gibi tarihe sahip olan bir ülke için trajik bir gelişme.”
“AfD’YE KARŞI ORTAK BİR STRATEJİ GELİŞTİRİLMELİ”
“Federal Parlamento’da AfD ile nasıl bir konsept geliştirecekleri konusunda net değiller” diyen Akbulut, Sol Parti’nin onlarla ortak bir çalışma yürütmeme kararı olduğunu belirtiyor.
Şu an en çok konuşulan koalisyonun CDU/CSU, FDP ve Yeşillerden oluşan Jamiaka koalisyonu olduğunu ifade eden Akbulut, bu partiler arasında da ayrışan noktalar olduğunu kaydediyor. Akbulut’a göre SPD ve Die Linke güçlü bir sol muhalefet oluşturmalı. Diğer partilerin de AfD’ye karşı ortak bir strateji geliştirmeleri gerekiyor.
Almanya’da birçok partinin vakıf çalışmaları ve eğitim çalışmaları için bütçe aldıklarına dikkat çeken Akbulut, “AfD siyasal eğitim çalışmalarında, Alman tarihindeki o karanlık yıllarda uygulanan ırkçı politikaları çok farklı bir şekilde yayın organlarına yansıtacak. Bu da tabii çok düşündürücü bir durum” diyor.
“GERGİNLİKLERE RAĞMEN TÜRKİYE İLE TİCARİ İLİŞKİLER DEVAM ETTİ”
Türkiye -Almanya ilişkilerine de değinen Akbulut, “Türkiye Almanya için önemli bir partner. 150 yıllık bir tarihçesi var. 150 yıl içinde Türkiye’de birçok darbe yaşandı. Sorunlar yaşandı. Bu ekonomik ilişkiler buna rağmen sürdürüldü. Türkiye’nin jeostratejik durumu, NATO ülkesi olması, Almanya ve AB için önemli. Şu anki gerginliklere rağmen ilişkilerin tamamen kopacağını düşünmüyorum. Son yıllarda medyada, Alman siyasetinde birçok eleştiriler yapıldı. Ama buna rağmen silah satışları devam etti, yatırımlar devam etti.
Türkiye’de 6 bin’in üzerinde Alman şirketi çalışma yürütüyor. İthalat ihracat ilişkileri çok büyük. Sonuçta pazar siyaseti olunca herkes kendi pazarını, kendi çıkarını korumak için bu ilişkilere devam edecek. Biz hiçbir şekilde Türkiye’ye silah satışının yapılmasını kabul etmiyoruz. AB ve mülteci anlaşmalarının durdurulmasını istiyoruz. Bu anlaşmalar gereği Türkiye’ye bir çok para aktarılıyor. Bunun durdurulmasını istiyoruz. Türkiye’deki muhalif kesimlerle, HDP ile dayanışmanın geliştirilmesini istiyoruz. Önümüzdeki yıllarda bu çalışmalarımızı da sürdüreceğiz.”
“DİTİB’İN İLİŞKİLERİNE ALMANYA GÖZ YUMDU”
Diyanet İşleri Türk İslam Birliği’ne (DİTİB) bağlı bazı imamların Almanya’da Türkiye adına ajanlık yaptığının ortaya çıkmasıyla beraber, haklarında soruşturma açılmış ve DİTİB’e ödenen ödeneklerin yüzde 80 oranında azaltılmasına karar verilmişti.
Konuyla ilgili Sol Parti’nin yıllardır eleştiri yaptığını söyleyen Akbulut, DİTİB’in Türkiye ile ilişkilerinin bilinmesine rağmen ses çıkarılmadığını ve bilinçli bir şekilde bu faaliyetlere göz yumulduğunu belirtiyor. Sol Parti ve Yeşillerin imamların Türkiye’de değil de Almanya’da yetiştirilmesi gerektiğini savunduklarını kaydeden Akbulut, konuya yönelik eleştirilerini sürdüreceklerine işaret ediyor.
“IRKÇILIĞIN YÜKSELDİĞİ BİR ORTAMDA FARKLI İNANÇLARIN DAYANIŞMASI ÖNEMLİ”
Almanya’daki Alevi toplumu ve Alevi kurumlarına da değinen Akbulut, Almanya’da Alevilere karşı bir sempatinin olduğunu dile getiriyor.
“Irkçılığın bu kadar hakim olduğu, krizin yaşandığı bir süreçte farklı inançların dayanışması, bütünleşmesi Alevi kültürünün daha iyi tanınması çok önemlidir” diyen Akbulut, Almanların özellikle kadınların inançtaki rolünü çok beğendiklerini söylüyor. Akbulut’a göre Alevi kadınların erkek egemen zihniyetten bağımsız bir şekilde toplumda var olmaları Alman toplumu tarafından beğeniliyor. Almanya dahil, Avrupa’nın diğer ülkelerinde Alevilik derslerinin bir avantaj olduğunu belirten Akbulut, “Özellikle buradaki gençlere ulaşabilmek önemli. Çünkü kimlik sıkıntısı çekiyorlar. Kürt, Türk, Alman, Avrupa, Sünni, Alevi kimlikleri arasında kalıyor gençler. Burada Aleviliği anlatabilecek kaynakların olması önemli” diyor.
ALMAN PARLAMENTOSU’NDA ALEVİ KADIN MİLLETVEKİLLERİ
Federal Meclise giren milletvekilleri arasında 6 Alevi kadın milletvekili bulunuyor. Bunun gurur verici olduğunu ifade eden Akbulut sözlerini şöyle sürdürüyor:
“Bu çok güzel bir başarı. Şu an Almanya parlamentosunda kadın milletvekili oranı çok düştü. Yüzde 37’den yüzde 30’a düştü. Alman kamuoyunda tartışılıyor. Geçmişte yüzde 40’lara ulaşan kota, şimdi yüzde 30’larda. AfD ve FDP’nin parlamentoya girmesiyle kadın milletvekili oranı düştü. Kadın kotası bu kadar düşük bir parlamentoda 6 Alevi- Kürt kadının yer alması tabiki sevindirici.”
Alevi-Kürt kimlikli bir milletvekili olarak politika yapmasının halkta sevinçle karşılandığını dile getiren Akbulut, “Seçim çalışmaları sırasında, Mannheim’da yaşlı bir amca bize kapıyı açtı. Sol partiden olduğumuzu görür görmez bizi içeri davet etti. Malatya Kürecikli bir aile. Çok duyarlı davrandılar. Özellikle aile, arkadaş çevrelerini bilgilendireceklerini ve beni destekleyeceklerini söylediler. Hem Kürt, hem Alevi bir aday olarak beni gördükleri için sahiplendiler. Kadınlarla çok güzel anılarım oldu. Kadınlardan çok destek aldım. Siyaset hala erkek egemen bir meslek olarak görünüyor. Burada bir kadının çalışma yürütmesi dikkat çekti. Bütün kadınlardan da destek aldım” diyerek sevincini dile getiriyor.
Tabii bu kimliklerle siyaset yapınca özellikle sosyal medya ve telefon üzerinden tehditler almış Akbulut. Gerekli yerlere şikayetini yaptığını kaydeden Akbulut, çalışmalarına devam ettiğini belirtiyor.
PİRHA – Almanya’da pazar günü yapılan genel seçimlerde, meclise giren 14 Türkiyeli milletvekillerinden 10’u kadın. Seçilen kadın milletvekillerinin 6’sı ise Alevi.
Seçimlerin ardından Berlin’i yeni bir siyasi tablo bekliyor. Sağ popülist AfD üçüncü güç olarak mecliste. Yeni koalisyon ortakları araması beklenen Merkel’i zor günler bekliyor. Seçimlerin ardından koalisyon arayışları sürerken, pazar günü yapılan genel seçimlerde, 14 Türkiyeli aday milletvekili olarak Federal Meclis’e girmeye hak kazandı.
KADIN MİLLETVEKİLLERİNİN SAYISI ARTTI
Meclise giren 14 Türkiyeli milletvekillinden 10’u kadın.
Sonuçlara göre, Aydan Özoğuz, Metin Hakverdi, Mahmut Özdemir, Cansel Kızıltepe, Gülistan Yüksel ve Elvan Korkmaz, Sosyal Demokrat Partiden (SPD) milletvekili seçildi. Aydan Özoğuz koalisyonda Uyum Bakanı olarak görev alıyordu. Aşırı sağcıAfD’li politikacı Alexander Gauland’ın Özoğuz’a yönelik “Anadolu’ya gönderir bertaraf ederiz” şeklindeki sözleri büyük tepki uyandırmıştı.
Yeşiller Partisinden Cem Özdemir, Danyal Beyaz, Ekin Deligöz, Canan Bayram, Filiz Polat meclise girmeye hak kazanırken, Sol Partiden Evrim Sommer, Sevim Dağdelen ve Gökay Akbulut da seçilen diğer Türkiyeli milletvekilleri oldu. Sol Parti milletvekili Sevim Dağdelen ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’a karşı sert eleştirileri ile biliniyordu.
MECLİS’TE ALEVİ MİLLETVEKİLLERİ
Yine Türkiyeli seçilen milletvekillerinden 6 kadın milletvekili de Alevi kökenli. Elvan Korkmaz, Sevim Dağdelen, Gökay Akbulut, Ekin Deligöz, Helin Evrim Sommer, Gülistan Yüksel seçilen Alevi milletvekilleri. Buna göre SPD’den milletvekili seçilen Elvan Korkmaz eski Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Genel Sekreteri görevini yürüttü.