Etiket: gökmen savak

  • Pir Gökmen Savak: Muharrem ayı Alevi öğretisinin taşıyıcısı olmuştur – VİDEO

    Pir Gökmen Savak: Muharrem ayı Alevi öğretisinin taşıyıcısı olmuştur – VİDEO

    PİRHA – Muharrem ayının Alevi toplumu ve öğretisinin bir taşıyıcı yani rehber görevi gördüğüne dikkat çeken Baba Mansur Ocağı Piri Gökmen Savak, Hüseyin’i duruşun tarih boyunca farklı toplumsal kesimlerde yaşamaya devam ettiğini belirtti. Alevilerin her zaman barıştan yana olduğunu söyleyen Savak, herkesin eşit yurttaşlık temelinde barış içinde yaşamasını istedi. 

    Alevilerin en kutsal aylarından biri olan Muharrem ayının önemine ilişkin Baba Mansur Ocağı Pir’i Gökmen Savak, PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu. Muharrem ayının  Alevi toplumu ve öğretisinin bir taşıyıcı rehber görevi gördüğüne dikkat çeken Savak, Alevilerin zalimin, zulmün karşısında durduğunu söyledi.

    “MAZLUMUN YANINDA BİR KALKANIZ”

    Muharrem ayının önemli bir yanının da oruç ibadetinden çok sosyolojik bir duruş olduğuna vurgu yapan Savak, Hz. Ali’nin “Zulme engel olamıyorsanız, onu herkese duyurun” sözünü hatırlatarak, masumun yanında durmanın, zalime karşı olmanın önemini vurguladı.

    “Tarih boyunca mazlum olan Hüseyin olmuştur, nerde zalim varsa o da Yezit olmuştur” diyen Savak, hak, hukuk yiyen, insanları sömüren zihniyeti Yezit olarak kabul ettiklerini, karşısında direnenleri ise mazlumdan yana olan Hüseyin olarak gördüklerini söyledi.

    Alevi öğretisinde en önemli kurallarından birinin cana kıymamak olduğunu söyleyen Savak, “Bir masuma, insanın canına veya  herhangi bir canlının canına kıydığı anda o Yezid’i düşünceye dahil olmuş olur. O yüzden biz cana kıymaya karşıyız. Biz sömürüye, zulme karşıyız, biz mazlumların yanına bir kalkanız” diye konuştu.

    “HÜSEYİN’İ DURUŞ FARKLI ZAMANLARDA FAKLI KESİMLERDE YAŞAMAYA DEVAM ETTİ”

    Kerbela katliamında Yezid’e karşı bir duruş sergileyen Hüseyin’i duruşun tarih boyunca farklı toplumsal kesimlerde yaşamaya devam ettiğini belirten Savak, bu anlayışın 16. Yüzyılda Pir Sultan Abdal olarak karşımıza çıktığını söyledi.

    Savak, “Bütün pirlerimiz yaşadıkları dönemde yedikleri, giydikleri ya da konuştuklarıyla gelmemiştir, bunlar bu Hüseyin’i duruşlarla gelmiştir. Serden geçmişlerdir ama sırdan geçmemişlerdir. Geri dönmemişlerdir eğilmemişlerdir” diye konuştu.

    Hüseyin’i duruşun Alevi öğretisinin bir parçası olduğunu söyleyen Savak, günümüzde ise Hüseyin’i duruşun hiçbir makama, mevkiye, rantta, saltanata veya maddeye tamah etmeden, özgür iradeyle haksızın karşısında durmak anlamına geldiğini belirtti.

    Savak, Hüseyin’i duruşun bedeli ne olursa olsun doğruluğundan, adaletinden, merhametinden, vicdanından feraket etmeyen insani bir duruştur” dedi.

    Muharrem ayının yas ve paylaşım ayı olduğuna dikkat çeken Pir Savak, Muharrem ayı boyunca canların et yememeye, düğün işlerini ertelemesi yani eğlenceden uzak durmalarını istedi. Bu inancın değerlerini kaybettirmeden gelecek nesillere aktarılması gerektiğini vurgulayan Savak,  Alevilikte ibadetin şekilsel olmadığını ruhsal bir arınma olduğunu belirterek, ibadetlerin o günün koşullarına göre uyarlanması gerektiğini de ekledi.

    “BARIŞIN OLDUĞU HER YERDE YAŞAM OLUR”

    Türkiye’nin içinde bulunduğu ‘Demokratik Toplum ve Barış Süreci’ne ilişkin Hüseyin’i duruşun önemine vurgu yapan Savak  Alevilerin her zaman barıştan yana olduğunu belirterek,  “Çünkü barışın egemen olduğu her yerde yaşam olur” dedi.

    “Bugün hangi Alevi’ye savaş mı, barış mı?  diye sorarsanız hepsinin barış cevabını vereceğini belirten Savak, herkesin eşit yurttaşlık temelinde yaşadığı bir barış ortamının oluşmasını istediğini belirterek şunları söyledi:

    “Biz bir bitkinin bir hayvanın bile özgürce yaşamasını istiyoruz. Kendi haliyle yaşamasını, kendini ifade etmesini istiyoruz.  Kimliğiyle, diliyle, ırkıyla, inancıyla ne olursa olsun bu hür iradesini ortaya koysun, kimliğiyle yaşasın ve bu anlamda bir barış ortamı istiyoruz. Kimliklerin, birbirlerini sorgulamadığı, ırkların birbirlerine ötekileştirmediği dinlerin birbirlerini inkar etmediği ve herkesin birbirine saygı duyduğu, eşit paylaşımın olduğu ve en önemlisi özellikle ülkemizde eşit yurttaşlığın hakim olduğu herkesin idari anlamda eşit bir şekilde bakıldığı, görüldüğü bir barış ortamı istiyoruz.”

    Semra ACAR – İZMİR

     

  • Pir Gökmen Savak: Yol’u yaşatırsak insani bütün değerleri yaşatmış oluruz!- VİDEO

    Pir Gökmen Savak: Yol’u yaşatırsak insani bütün değerleri yaşatmış oluruz!- VİDEO

    PİRHA – Baba Mansur Ocağı Piri Gökmen Savak, Ocak sisteminin köylerde çok güzel işlediğini, insanların orada olgunlaşarak bir kemalette erdiğini o kemalettle de kominal bir yaşam çizdiğinin altını çizdi. Gençlere çağrıda bulunan Savak, “Yol’unuzu kesinlikle bırakmayın. Değerlerinizi yaşatın, suiistimal etmeyin, Aleviliğin felsefi, kültürel değerlerini yaşatın” dedi.

    Reya Haq Aleviliğinde ocak sistemi inançsal sürekliliğin toplumsal dayanışmanın ve yol erkanın kuşaktan kuşağa aktarılmasını sağlayan temel kurumsal yapılardır. Ancak köylerden kentlere göç ile birlikte ocak sistemi zayıflamış Pir-Talip ilişkisi de sekteye uğramıştır.

    “KÖYLERDE KOMİNAL BİR YAŞAM VARDI”

    Baba Mansur Ocağı Pirlerinden Gökmen Savak ile köyden kente göç ile zayıflayan Ocak sistemini ve Pir-Talip ilişkisini konuştuk. Köy yaşamında ocak sisteminin en üst noktalarda yaşandığına dikkat çeken Savak, “İnsanlar ocakta öğretisini görüyordu, pişiyordu, olgunlaşıyordu yani kemalette eriyordu. O kemalet sayesinde de paylaşımcı kominal bir yaşam sürüyordu” diye konuştu.

    Köylerden kentlere göç ile birlikte ocak sisteminin zayıfladığını belirten Savak, “Çünkü köyden kente göç ile birlikte Aleviler ocaklarından koptular. Ocak da Pir de köyde kaldı” diye konuştu.

    Kente göç eden Alevilerin bir süre sonra kimlik sorgulamasıyla karşılaştıklarını belirten Gökmen Savak, Cumhuriyet döneminde Alevilere yönelik yapılan katliamların ruhsal, sosyal ve ekonomik kaygıları ortaya çıkarmasının Alevilerin inançlarından uzaklaşmasında etken olduğunu dile getirdi.

    Gökmen Savak, Alevilerin kentlerde örgütlenme ihtiyacı duyduklarını ve bunu da kurumlar açarak gerçekleştirdiğini belirtti. Ancak kurumların ocak sistemininden farklı olduğunu söyleyen Savak,  Alevilerin kente kurduğu kurumsal yapıların zamanla siyasi boyuta kaydığını belirterek, Alevi Yol önderlerinin siyasette karışmaması gerektiğine dikkat çekti.

    “PİR’LER SİYASETÇİ OLDU”

    Alevi öğretisinde Pir’in en büyük makam olduğunu ancak ideolojik bir kayma yaşayan Pir’in siyasetçi olmaya çalıştığını kaydeden Savak, “Bu da bizim için en büyük sorun oldu. Siyasetçi kendi partisinde siyaset yapan bir bireydir ama Pir Yol’un önderidir” dedi.

    “PİR TOPLUMA GÜVEN VERMELİ”

    ‘Yol cümleden uludur” sözünü hatırlatan Savak, Alevilik Yol’unun sürdürülmesinde en büyük görevin Pir’e düştüğünü belirtti. Savak, Pir Yol’a rehber olacaksa ‘Eline diline, belime sahip olacağım. Başka bir makam gözetmeyeceğim. Kendimi bu topluma adayacağım bu Yol’u en güzel şekilde taşımayı görev edineceğim’ ikrarını vermesi gerektiğini belirtti.

    Pir’in topluma güven vermesi gerektiği, inancın kutsiyetinin farkında olmasıyla birlikte ocak sisteminin de varlığını sürdüreceğini söyleyen Savak, “Yol’u yaşatırsak insani bütün değerleri yaşatmış oluruz” dedi.

    GENÇLERE ÇAĞRI: HÜSEYİN’İ DURUŞU UNUTMAYIN

    Alevilik Yol’unun bir değer ve miras olduğunu söyleyen Baba Mansur Ocağı Piri Gökmen Savak, gençlere çağrıda bulunarak, “Yol’unuzu kesinlikle bırakmayın. Değerlerinizi yaşatın, suiistimal etmeyin, Aleviliğin felsefi, kültürel değerlerini yaşatın. Alevi’ce yaşama dileğini hiç bir zaman unutmayın. Hüseyin’i duruşu unutmayın” diye konuştu.

    Semra ACAR – İZMİR

  • Gökmen Savak: Aleviler bu çağrıya sessiz kalmaz, İzmir’den yoğun bir katılım olacak-VİDEO

    Gökmen Savak: Aleviler bu çağrıya sessiz kalmaz, İzmir’den yoğun bir katılım olacak-VİDEO

    PİRHA- Baba Mansur Ocağı pirlerinden Gökmen Savak, Türkiye’de laik eğitim, insanca yaşam ve demokratik bir Türkiye özlemi içinde olan her kesimin, 10 Aralık’ta İstanbul’da yapılacak mitinge katılması için çağrı yaptı. Savak, “İmkanlar ve koşullar ne olursa olsun çocuklarımızın, gençlerimizin geleceği için 10 Aralık mitinginde Kadıköy’de olmalıyız” dedi. 

    Alevi kurumları öncülüğünde 10 Aralık Pazar günü saat 14.00’te İstanbul Kadıköy’de “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” mitingi yapılacak. Mitinge herkesin katılması için çağrılar sürüyor.

    İzmir’de hizmet yürüten Baba Mansur Ocağı pirlerinden Gökmen Savak, 10 Aralık’ta İstanbul’da yapılacak mitinge dair çalışmalardan bahsederek katılım çağrısı yaptı.

    “TOPLUMSAL KESİMLERİN İTİRAZ GELİŞTİRMESİ LAZIM”

    Demokratik ülke ve laik eğitim talebinin Alevilerin dışında tüm toplumsal kesimlerin ortak bir meselesi olduğunu söyleyen Savak, “Laik ve çağdaş eğitime sahip çıkmalıyız. Bunun en büyük sıkıntısını biz Aleviler yaşıyoruz. İmam hatip okulları açarak, ÇEDES projesi ile okullara imam atayarak eğitimi dincileştirerek toplumu bu sisteme dahil etme çabası içerisindeler. Buna hep karşı durduk, duracağız. İmkanlar ve koşullar ne olursa olsun çocuklarımızın, gençlerimizin geleceği için 10 Aralık mitinginde olmalıyız. Genel anlamda da mücadele etmemiz, buna itiraz geliştirmemiz lazım. Bu mesele sadece Alevilerin değil, kendini aydın gören, laikliği savunan tüm kesimlerin meselesidir” diye konuştu.

    “İZMİR’DEN 10 ARALIK MİTİNGİNE YOĞUN KATILIM OLACAK”

    Savak, İzmir’den 10 Aralık mitingine dair çalışmalarının sürdüğü ve yoğun bir katılımın olacağını kaydederek, “İzmir’de bulunan tüm cemevlerimiz ve derneklerimiz buna dair çalışma yürütüyor. Talebe göre araç imkanı yaratacağız. İzmir’den yoğun bir katılım olacak. Aleviler bu çağrıya sessiz kalmaz. Çağdaş eğitim günümüzde bizler için bir ışık. Bir karanlık var ve bu karanlık herkesin üstüne çökmüş durumda. Bu çağrıya tüm kesimler katılmalı. 10 Aralık’ta İstanbul’da gerçekleşecek mitinge gitmek isteyen canlarımız cemevlerimiz ve kurumlara başvurabilirler. Güçlü bir kitle oluşturalım, iri ve diri olmayı bilelim” şeklinde konuştu.

    PİRHA/İZMİR

  • Dede Gökmen Savak: Hüseyin Gazi Cemevi, Alevi Yol inancı öğretisinde düşkündür

    Dede Gökmen Savak: Hüseyin Gazi Cemevi, Alevi Yol inancı öğretisinde düşkündür

    PİRHA-AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Hüseyin Gazi Cemevi’ne yönelik ziyaretine bir tepki de Baba Mansur Ocağı’ndan Gökmen Savak’tan geldi. Savak,”Hüseyin Gazi Cemevi kanatimce Alevi Yol inancı öğretisinde düşkün bir yerdir” dedi. 

    Baba Mansur Ocağı’ndan Gökmen Savak Dede, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Ankara Mamak’ta bulunan Hüseyin Gazi Cemevi’ne yönelik ziyaretine tepki gösterdi. Konuya ilişkin sosyal medya hesabından bir yazı paylaşan Savak, “Hüseyin Gazi Cemevi kanaatimce Alevi Yol inancı öğretisinde düşkün bir yerdir” dedi.

    “YOL İÇİNDE İBADETHANE STATÜSÜNÜ YİTİRMİŞTİR”

    Savak‘ın mesajı şöyle:

    “Hüseyin Gazi Cemevi kanaatimce Alevi Yol inancı öğretisinde düşkün bir yerdir. Bu anlamda yol içinde ibadethane statüsünü yitirmiştir. Aleviliğin temel simgeleri olan pirlerin fotoğraflarını indirip yerine Arapça tabelalar koymak Yol’a karşı eğriliktir. Üstelik bunu ibadethanelerimizi tanımayan, her fırsatta saldıran, hakaret eden ve fişleyen tiranlar için yaptılar. İbadethanemize kul hakkı yiyenlerin, cana kıyanların, iftira atanların, gıybet yapanların girmediğini bildikleri halde girmelerine izin verdiler. Hak makamı dediğimiz ve yolun makamı olan posta ne yazık ki Erdoğan’ı oturttular. Üstelik Hz. Hüseyin’in şehit edildiği Muharrem’in 10. günü. Oysa ki bizim yolunu sürdüğümüz Hüseyin ne Yezit’in koltuğuna oturmuştu, ne de Yezitle aynı makamda bulunmuştu. Hüseyin hakikat uğruna zulme, haksızlığa, bağnazlığa ve zorbalığa savaş açmıştı. Hüseyin’in içindeki cesaret ve itikatı, bize korkuyu Kerbela çölüne gömmemizi öğretmiştir. Oysa ki Hüseyin Gazi Cemevi ve yöneticileri bu korku içinde yaşadılar. Boyun eğdiler, haksızlık karşısında sadece haklarını değil aynı zamanda şereflerini de kaybettiler. Cümleyi Yol’dan ulu gördüler, bundan dolayı yola eğrilik yaptılar. Aslını inkar eden haramzadedir. Aslını inkar eden ve Yol’a karşı eğrilik yapanların cümlesini Pir İmam Hüseyin’e havale ediyorum. Aşk ile.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Dede Savak’tan Diyanet tepkisi: Cemevlerimizin kapısı menfaat kokan ziyaretlere kapalıdır

    Dede Savak’tan Diyanet tepkisi: Cemevlerimizin kapısı menfaat kokan ziyaretlere kapalıdır

    PİRHA-Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Tunceli Cemevi’ne gerçekleştirdiği ziyaret ile ilgili olarak bir yazı kaleme alan Baba Mansur Ocağı’ndan Gökmen Savak Dede, Erbaş’ın ziyaretine tepki gösterdi. Savak yazısında “Alevilerin bu tür samimiyetsiz, menfaat kokan ziyaretlere ihtiyaçları olmadığı gibi ibadet yerlerimiz olan cemevlerimizin de bu tür ziyaretçilere kapıları kapalıdır” ifadelerine yer verdi.

    Baba Mansur Ocağı’ndan Gökmen Savak Dede, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Tunceli Cemevi’ne gerçekleştirdiği ziyarete tepki gösterirken, konuya ilişkin “Cemevlerinin kapıları herkese açık mıdır?” başlıklı bir yazı kaleme aldı. PİRHA‘ya gönderdiği yazısında Savak, “Bu ziyaretler samimiyetsiz, çıkar gözeten, siyasi menfaatler güden ziyaretlerdir. Alevilerin bu tür samimiyetsiz, menfaat kokan ziyaretlere ihtiyaçları olmadığı gibi ibadet yerlerimiz olan cemevlerimizin de bu tür ziyaretçilere kapıları kapalıdır” ifadelerine yer verdi.

    “SİYASİ MENFAAT GÜDEN HER ZİYARET CEMEVLERİNE SAYGISIZLIKTIR”

    Savak‘ın yazısı şöyle:

    “Cemevlerinin kapıları sadece ibadet için canlara değil, bin bir zorlukla okuyan öğrenciye, bin bir zorlukla öğretmeye çalışan öğretmene, evsiz barksız kalmış insana, eşinden baskı gören kadına, yurdundan uzak yolcuya ve barınma ihtiyacı duyan herkese açık olmalıdır. Özetle din dil ırk mezhep gözetmeden ihtiyaç duyan herkese cemevlerinin kapıları açıktır. Yıllardır her platformda bunu anlatarak mücadele etmekteyim. Ancak sadece siyasi amaç güden, samimiyetsiz ve çıkarcı ziyaretçilere kapalıdır. Nedeni ise onların kalplerinde ki niyetlerinden kaynaklanmaktadır. Samimiyetsiz, çıkar amaçlı siyasi menfaat güden her ziyaret Alevilerin ibadet yeri olan cemevlerine yapılan bir saygısızlıktır. Bunun örneğini Tunceli Cemevi’nde görüyoruz. Her fırsatta Tunceli Cemevi’ni ziyaret eden Diyanet İşleri Başkanı, Alevilerin yasal statü mücadelesinde zerre kadar destek olmamakla birlikte, tam tersi önündeki en büyük engel olarak durmaktadır.

    “CEMEVLERİMİZİN KAPILARI BU TÜR ZİYARETÇİLERE KAPALIDIR”

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin ve Anayasa Mahkemesi’nin kararlarını görmezden gelerek, Yargıtay’ın verdiği kararı yürürlüğe koymayan Diyanet İşleri Başkanlığı üst düzey yönetici kadrosuyla cemevlerini ziyaret etmeye girişmektedir. Bu ziyaretler samimiyetsiz, çıkar gözeten, siyasi menfaatler güden ziyaretlerdir. Alevilerin bu tür samimiyetsiz, menfaat kokan ziyaretlere ihtiyaçları olmadığı gibi ibadet yerlerimiz olan cemevlerimizin de bu tür ziyaretçilere kapıları kapalıdır. Buna rağmen bu tür ziyaretlere cemevlerinin kapılarını açan yöneticiler de samimiyetsizliğe bilerek veya bilmeyerek ortak olmaktadır. Diyanet İşleri Başkanlığı cemevlerinin kapılarını kendisine açmak istiyorsa önce Alevi toplumunun gönül kapısını açması gerekmektedir. Bunun da yolu bellidir. Aleviler bu ülkenin eşit yurttaşlarıdır, cemevleri ibadethanedir. Aşk ile.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • Gökmen Savak Dede: 21 Ağustos’tan önce aşure verilemez

    Gökmen Savak Dede: 21 Ağustos’tan önce aşure verilemez

    PİRHA- Baba Mansur Ocağı’ndan Gökmen Savak Dede, Muharrem ayına ilişkin yazılı bir açıklama yaparak, “21 Ağustos’tan önce aşure verilemez. Nedeni ise Yası Muharrem’in hala devam etmesidir. Dolayısıyla Yası Muharrem devam ettiği için Yol talipleri oruçludur. Bu esnada aşure verilmesi doğru değildir” dedi.


    Baba Mansur Ocağı dedelerinden Gökmen Savak, Muharrem ayına ilişkin yazılı bir açıklama yaparak, Yası Muharrem’in başlangıç ve bitiş tarihlerini, yas sürecinde yola uygun olarak yapılması gerekenleri anlattı.

    Savak, Aşure gününün 21 Ağustos olduğunu belirterek, bu tarihten önce, oruçluyken aşure yenmeyeceğini vurguladı.

    “ESKİ KÖYE YENİ ADET OLMAZ”

    Yası Muharrem’in 2021 takvimine göre 9 Ağustos’ta başlayıp 20 Ağustos’ta sona erdiğini belirten Savak şu bilgileri aktardı:

    “2021 takviminde Miladi 21 Ağustos, Hicri 13 Ağustos Muharremdir. Yani Aşure günü 21 Ağustos Cumartesi günüdür.
    21 Ağustos’tan önce aşure verilemez. Nedeni ise Yası Muharrem’in hala devam etmesidir. Dolayısıyla Yası Muharrem devam ettiği için Yol talipleri oruçludur. Bu esnada aşure verilmesi doğru değildir.
    Bizler Yol talibi olarak uymamız gereken yolu son yıllarda ‘eski köye yeni adet’ misali kendimize uyarlar olduk. Üstüne üstlük bir de iyi bir şey yapıyormuşuz gibi sosyal medyada da yayınlıyoruz. Bu rıza lokmasıdır. Sağ elin verdiğini sol el ne zamandan beri görüyor?
    Kaldı ki yeniden bir Alevilik türemedi. Evvelden ezele, kadim olan Alevilik Yolu pirlerimizden, aşıklarımızdan, dedelerimizden, nenelerimizden bize kadar gelmiş sözlü geleneğin öğretisidir.
    12 İmamlar yası bitmeden aşure dağıtmak, Aleviliğin herhangi bir süreğinde geçmez. Hiçbir can yas içinde oruçlu halde verilen aşureyi yiyemez. Bu hem yola hem Yası Muharreme hem tuttuğunuz oruca, hem de Şehitler Şahı İmam Hüseyin’e karşı bir kusurdur.”

    “KENDİ İNANCINIZA SAYGI DUYMAZSANIZ BAŞKASINDAN SAYGI BEKLEYEMEZSİNİZ”

    “21 Ağustos Cumartesi günü aşure günüyken biran önce aşure verme çabası niye?” diye soran Savak, “Hiç Aşure verilmemesi bu şekilde aşure verilmesinden daha kutsaldır. Siz canlar kendi Yolunuzun inancına saygı duymazsanız başkasından saygı bekleyemezsiniz” ifadelerini kullandı. 
    (PİRHA HABER MERKEZİ)
  • Hacı Bektaş Veli adına ödül verilmesine itiraz: Menkıbede kimseye ödül verildiği yazmıyor

    Hacı Bektaş Veli adına ödül verilmesine itiraz: Menkıbede kimseye ödül verildiği yazmıyor

    PİRHA – Baba Mansur Ocağı’ndan Gökmen Savak Dede, Hacı Bektaş Veli Anma Etkinlikleri’ni eleştirdi. Savak, “Pir’i anma etkinliği mi düzenleniyor, yoksa siyasi bir arena mı belli değil. Pir’in huzuruna mı çıkılıyor, yoksa siyasetçiler ile bir araya mı geliniyor doğrusu onu da çözemedim” dedi. Savak, Pir’in menkıbesinde Pir’in kimseye ödül verdiğinin yazılmadığına dikkat çekerek, Pir adına ödül verilmesine de tepki gösterdi. 

    57. Ulusal 31. Uluslararası Hünkâr Hacı Bektaş Veli Anma Etkinliklerinde 27. Hacı Bektaş Veli Dostluk ve Barış Ödülü’nün İslam Alevi Teşkilatı’nın yardım kuruluşu olan Hızır Avusturya’ya verilmesine tepki gösteren 6 Alevi Federasyonu ve vakfı etkinlikten çekilmişti.

    Tepkilere rağmen ödülün Avrupa’da Alevileri ihbar eden İslam Alevi Teşkilatı’nın yardım kuruluşu olan Hızır Avusturya’ya verilmesinin yankıları sürüyor.

    Baba Mansur Ocağı’ndan Göksel Savak Dede, Hacı Bektaş Veli Anma Etkinlikleri’ne ilişkin kısa bir yazı kaleme aldı. Savak, etkinlikler için “Hacı Bektaş Veli’yi anma etkinlikleri mi yoksa siyasi bir arena mı” diyerek tepki gösterdi. Hacı Bektaş Veli adına ödül verilmesine de itiraz eden Savak, “Üstelik Pir’in huzurunda, Pir adına ödül de konulmuş. Oysa ki Pir’in menkıbesinde Pir’in kimseye ödül verdiği yazılmamıştır” dedi.

    “ANMA ETKİNLİĞİ Mİ YOKSA SİYASİ ARENA MI?”

    Gökmen Savak’ın kaleme aldığı yazının tamamı şöyle:

    “Pir’in huzurunda insanın özü darda yüzü her daim yerdedir. Taki Pir himmet edene kadar.  Normalde yol inancımızda Pir’e varmak, ona niyaz olmak ve Pir’in huzurunda Hakk meydanında özünü dar’a çekmek, yapılan cemler ile dönülen semahlar ile arınarak Hak ile Hak olmak yapılabilecek en kutsal ibadettir.

    Yol anlayışımızda Pir’e varmak diğer anlayışlarda hacca gitmek ile eş değerdir diyebiliriz. Pir’den alnına hikmet, Hakk’tan alınan hikmettir bizim için. Lakin son zamanlara baktığımızda Pir’i anma etkinliği mi düzenleniyor, yoksa siyasi bir arena mı belli değil. Pir’in huzurunamı çıkılıyor, yoksa siyasetçiler ile bir araya mı geliniyor doğrusu onu da çözemedim. Sanki Pir meydanı Hak ile Hak olma meydanından siyaset meydanına dönüşmüş. Üstelik Pir’in huzurunda, pir adına ödül de konulmuş. Oysa ki Pir’in menkıbesinde Pir’in kimseye ödül verdiği yazılmamıştır. Herhalde teşvik amaçlı olacak. Bu örnekler uzayıp gider.”

    “NEDEN TOPLUMSAL BİR KAZANIMIMIZ OLMUYOR”

    Savak, yaşananlar sonrası şu soruları yöneltti:

    • Madem bu kadar siyasetle aramız iyi neden toplumsal bir kazanımımız olmuyor. Örnek; neden yasal statüye kavuşmuyoruz? Pir meydanına siyasetçiler ile el ele kol kola varabiliyorsak ve her şey güllük gülistanlık ise neden hala üvey kardeş muamelesi görüyoruz?
    • Dergahlarımıza mafya babaları girebiliyorsa, her gelene Zülfikar verebiliyorsak, bakanlar posta oturabiliyorsa her kesimden siyasetçiler ile haşır neşirsek ne gerek var bu kadar mücadeleye?

    Baba Mansur Ocağı’ndan Gökmen Savak, son olarak, “Kol kola devam edelim. Lakin hiçbir şey yokmuş gibi devam edeceksek, o zaman okunan duazlara, semahlara, mersiyelere, deyişlere, ezgilerle ve türkülere de kulakları tıkamamız gerek. Çünkü onlar bu yapılanların tam tersini söylüyor” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/ İSTANBUL

     

  • Savak: Muharrem ayı yaşanan zulme karşı çözüm arayışıdır-VİDEO

    Savak: Muharrem ayı yaşanan zulme karşı çözüm arayışıdır-VİDEO

    PİRHA – Muharrem ayının Aleviler için önemine değinen Baba Mansur Ocağı dedelerinden Gökmen Savak, Muharrem ayının sadece gözyaşının döküldüğü, oruç tutulduğu bir ay olmadığını, tam tersine örgütlenmek için mücadele, Kerbelaların yaşanmaması ve önlenmesi ayı olduğunu söyledi. 

    Haberin videosu

    Alevilerin en kutsal aylarından biri olan Muharrem ayının önemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Baba Mansur Ocağı dedelerinden Gökmen Savak, matem ayının Alevi toplumu için acıların dile getirildiği, çektiği sıkıntıların birbiriyle paylaşıldığı ve bu sıkıntılar üzerinden nasıl bir örgütsel yapı kuracağının değerlendirdiği bir ay olduğunu söyledi.

    Barışın ve huzurun sağlanması, başka Kerbelaların yaşanmaması için uğraş verdiklerini söyleyen Savak, Kerbela’nın sadece yastan ibaret olmadığını yasa neden olan etkenleri ortadan kaldırmak için İmam Hüseyin’in mücadelesini örgütleyip acıların paylaşıldığını belirtti.

    “KERBELA’DA HAK VE HAKİKAT UĞRUNA KATLİAMA MARUZ KALINDI” 

    Alevilerin bu ayı iyi okunası gerektiğini savunan Gökmen Savak,  İmam Hüseyin’in Kerbele’da hak ve hakikat uğruna katliama maruz kaldığını ve başka insanları Yezid’in zulmünden koruma amaçlı bir hareketi geliştirdiğini belirtti.

    Savak, konuşmasını şöyle sürdürdü;

    “Biz bu ay bu hareketleri geliştirerek birer Hüseyin olabiliriz. İmam Hüseyin’in felsefesini içimizde hissedebiliriz. Bunun için de bir araya gelerek muhabbet etmemiz gerekir. Bu ayda cemevlerinde bir araya gelerek  muharrem muhabbetleri düzenlenir, hem gözyaşı dökülür hem de bu gözyaşına neden olan etkenleri de nasıl kaldıracağımızı tartışırız.

    “EVRENE YAPILAN HER TÜRLÜ SALDIRI KATLİAMDIR”  

    Orada yaşanılan şeyler burada nasıl yaşanmamalı? Biz bunun için ne yapmalıyız, Hüseyin’i yalnız bırakanlar bugün de var mıdır? Hüseyin bugün yine Kerbela’da yalnız mıdır? Hepimiz birer Hüseyin miyiz acaba? Gözyaşı dökmekle Hüseyin olunabiliyor mu? Bu gibi muhabbetlerin geçtiği birer halk meclisi anlamında değerlendirmek istiyorum.

    Onun için muharrem ayı bizim kendi özümüze dönüp istişare yaptığımız özümüzü dara çektiğimiz hak ve hakikatın tarafında ne kadar olduğumuzu değerlendirdiğimiz bir aydır.”

    Katliamın sadece insana yapılmadığına dikkat çeken Gökmen Savak, evrene yapılan her türlü saldırının katliam olduğunu belirterek, “Dolayısıyla bir ormanı yakmak da bizim için Kerbela ile eş değerdir. Çünkü orada da canlar yanıyor. İnsanların adeta akciğerleri olan bu ağaçlar hunharca sırf yer talan etmek ve birilerine menfaat sağlamak için yakılıyor” dedi.

    “İMAM HÜSEYİN’E İKRAR VERENLER ONA KARŞI SAVAŞANLARDIR”

    Yaşanan her türlü katliama karşı halkın örgütsüz olduğunu söyleyen Savak, Kerbela’da yaşananları bugüne uyarlayarak konuşmasına şu ifadelerle devam etti:

    “İmam Hüseyin, Yezit başa geçtiği zaman şöyle bir düşünce içinde hareket ettiğini düşünüyorum: Başta bir zulüm var bu zulüm sadece insanlara değil bütün varlıkları yok etmek için kendi çıkarı için hiçbir şeyi göz ardı etmeyecek. Her şeyi mubah gören bir zulüm var. Bu zulme karşı nasıl durabilirim arayış içinde oldu. Bunun içinde örgütlü bir mücadele geliştirmeye çalıştı. Çünkü bir birey tek başına bir şey değildir. Bu amaçla Medinden Mekkeye gitti. Mekke’de bir örgütlenme yapısı kurmak istedi ama ilk başta bu çok zordu çünkü Mekke’de kurulu bir örgütlenme yoktu. Yemen’den Küffe’den destekleme bulacaktı ki oradaki örgütlenmeyi sağlayabilecekti. Bu çalışmaların içinde olurken ona birşey oldu İmam Hüseyin’i aslında Kerbela’ya götüren en büyük etkenlerden biri olan Küffeli’lerden mektupları geldi. Küfeelilerin mektupları örgütlü bir yapıyı İmam Hüseyin’e bildiriyordu. Hatta bir mektupta ‘Ey imam gel ekinlerimiz kurur oldu, sen gelirsen ekinlerimiz yeşerecek. İneklerimiz süt vermez oldu sen gelirsen onlar süt verecek. En gelirsen burası bizim için cennette dönüşecek çünkü yezit gelirse burasını cehenneme dönüşecek.

    Dolayısıyla Yezid’den korkuyorlardı. Yezit katliamcıydı, zulümkardı. Hiçbir şeyi tanımayan her şeyi kendi iktidarından muaf gören bir kavramdı. İmam Hüseyin bu örgütlü yapıyı da yine temkinli yaklaşarak öncelikle amcasının oğlunu yolladı. Oradaki Küfe halkının duruşunu günümüzdeki Alevi toplumuna lense edemeyiz ama toplumun bütününe lense edebiliriz. Küfe halkı İmam Hüseyin gelmeden önce Yezit’in valisiyle karşılaştı. Vali şöyle güvence verdi korkmayın, tarlanız mı gitti Yezit iki tane verecek. İşte Küfe halkı İmam Hüseyin’i çağırıp Yezit’in zulmünden korumak için örgütlediği yapıyı ne yazık ki bireysel çıkarlara veya bireysel düşüncelere veya dünyavi şeylere değiştirdiler. İmam Hüseyin’in arkasına durmadılar. Pire ikrar veren kişiler aynı zamanda Pir’e karşı savaşan kişilerdir. Bugün olarak değerlendirirsek Kerbele bugün yakılan orman yangınlarıdır.”

    “İMAM HÜSEYİN ÖRGÜTLÜ MÜCADELE İÇİN BAŞKALDIRDI”

    “Aleviler gerçek anlamda İmam Hüseyin düşüncesini yaşatmak istiyorlarsa haksızlık neredeyse onu dile getirmekle mükellefler” diyen Gökmen Savak, yapılan haksızlıklara karşı mücadele çağrısı yaparak Aliağa’da yaşanan işçi kıyımına da değindi. Savak, insanların işinden olmasının o insanın katledilmesiyle eş değer olduğunun altını çizdi.

    Örgütlü olmanın önemine vurgu yapan Savak, İmam Hüseyin’in örgütlü mücadele için başkaldırdığını hatırlatarak, “Zulüm her zaman başında seni ezmekle mahkumdur” dedi.

    “SEÇİLMİŞLERİN YERLERİNDEN EDİLMESİ ZULÜMDÜR”

    Öte yandan kayyımları da değerlendiren Savak, Diyabakır, Van ve Mardin büyükşehir eş başkanlarının görevden alınıp kayyım atamalarını doğru bulmadığını belirterek, seçilmişlerin yerlerinden edilmesini zulüm olarak nitelendirdi.

    “Alevi toplumu örgütlü olmalıdır” çağrısından bulunan Baba Mansur Ocağı dedelerinden Gökmen Savak, Alevilerin haklının yanında haksızlık yapanın karşısında olması gerektiğini söyledi.

    Muharrem ayının sadece gözyaşı döktüğü bir ay olmadığını, “Muharrem ayında sadece oturup ağlayıp, oruç tutup Pir medet eylesin ayı değildir. Tam tersine örgütlenme, mücadele ayı, başka Kerbelaların yaşanmaması ve var olan Kerbelaları önleme ayıdır” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/İZMİR

     

  • Dede Savak’tan Muharrem çadırına tepki: Alevilerde Muharrem çadırı diye bir kavram var mı?

    Dede Savak’tan Muharrem çadırına tepki: Alevilerde Muharrem çadırı diye bir kavram var mı?

    PİRHA – Erzincan PSAKD Şubesi’nin her yıl açtığı muharrem çadırının belediye tarafından kaldırılmasına tepkiler gelirken, Baba Mansur Ocağı dedelerinden Gökmen Savak da ‘Alevilerde Muharrem çadırı diye bir kavram varmı?’ diye sorarak Alevilerin son yıllarda Ramazan’daki iftar çadırlarına özendiğini belirtti. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Erzincan Şubesi’nin her yıl muharrem ayında açtığı çadır belediye çalışanları tarafından kaldırılmıştı. Birçok Alevi kurum temsilcisi çadırın açılmasına izin verilmemesine tepki gösterirken, Baba Mansur Ocağı’ndan Gökmen Savak dede de “Alevilerde Muharrem Çadırı diye bir kavram var mı?” diye sorarak çadır kurulmasını eleştirdi.

    Savak, sosyal medyadan yaptığı paylaşımda şunları belirtti:

    “Asıl soru şu olmalı..! Alevilerde Muharrem çadırı diye bir kavram var mı? Son yıllarda adeta Ramazan’da ki iftar çadırlarından özenerek Muharrem çadırı düzenlemek ne kadar yol doktrinine uygun? Yas olan Muharrem sadece oruçtan mı ibaret?

    “KENDİ NOKSANIMIZI GÖRMEZDEN GELEMEYİZ”

    Burada sadece AKP belediyesine kızıp kendi noksanımızı görmezden gelemeyiz. Ağacın kurdu kendinde misali kusur yine bizdedir. Değerlerimizi suistimal edip çeşitli faktörlere alet ederek değersizleştirmeyi çok iyi ediyoruz. Bu nedenle kimseye kızmaya hakkımız olmadığını düşünüyorum.”

    NE OLMUŞTU?

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Erzincan Şubesi ve Alevi vatandaşların her yıl Muharrem ayında açtıkları çadıra encümen kararını gerekçe gösteren Erzincan Belediyesi izin vermedi. (HABER MERKEZİ)

     

  • Pir Savak’tan dergahta namaz kılanlara: Cemimiz namaz, cemevlerimiz cami değildir

    PİRHA – İstanbul’da bulunan Garip Dede Dergahı’nda Zöhre Ana grubuna mensup kişilerin namaz kılması sonrası Alevi Kültür Dernekleri Aliağa Cemevi’nde dedelik yapan Gökmen Savak sosyal medyadan tepki gösterdi. Savak, “Cemimiz namaz, Cemevlerimiz cami değildir” dedi. 

    İstanbul Küçükçekmece’de bulunan Garip Dede Dergahı’na daha önce de gelen ve Zöhre Ana grubuna mensup olduğunu söylenen bir grup, önceki gün cem esnasında tekrar türbede abdest alıp, namaz kılmak istemişti. Bu duruma Aleviler büyük tepki göstermişti.

    Bir tepki de Alevi Kültür Dernekleri Aliağa Şubesi Cemevi’nde dedelik yapan Gökmen Savak’tan geldi.

    “Cemimiz namaz, cemevlerimiz cami değildir” diyen Savak, cemevlerini camiye çevirenlere karşı mücadele edilmesi gerektiğine vurgu yaptı.

    “OSMANLI DAHİ CANLARI CAMİYE SOKAMAMIŞTIR”

    Yapılanlara seyirci kalınmaması gerektiğini vurgulayan Baba Mansur Ocağı Piri Gökmen Savak, “Hangi Alevi can camiye gidip namaz kılmıştır. Osmanlı dahi canları camiye sokamamıştır” dedi.

    Sistemin Alevileri asimile etmek için yine Alevileri kullanarak yaptığını belirten Savak, Yol içinde özünden kopuk Hızır paşalar ve yol düşkünlerinin buna alet edildiğini söyledi.

    Gökmen Savak, “Yolun özüne göre yaşam haktır. Öze göre yaşamayan kim olursa olsun yol içinde düşkündür” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Pir Savak: Belgeyle dede yetiştirmek Alevi yoluna en büyük darbedir

    Pir Savak: Belgeyle dede yetiştirmek Alevi yoluna en büyük darbedir

    PİRHA-Baba Mansur Ocağı pirlerinden Gökmen Savak, Alevilerin asimile olmamaları için özlerini korumaları gerektiğini ve dedelerin okullarda yetiştirilemeyeceğini, dedeliğin kolay bir mertebe olmadığını PİRHA’ya değerlendi.

    Baba Mansur Ocağı pirlerinden Gökmen Savak, Alevilerin asimile olmamaları ve özlerini korumaları için nelere dikkat edilmesi gerektiğini PİRHA’ya anlattı.

    Savak, mevcut sistemin ciddi anlamda baskısı altında olduklarını ve Alevilerin asimile edildiğini söyledi. Alevilerin kendi kimliklerini ve özlerini ciddi anlamda sahiplenemediklerini dile getiren Savak, nedenini babalarının/dedelerinin yol erkanlarından aldığı temeli kendilerinin bir türlü alamadıklarını söyleyerek açıkladı.

    Alevilerin, pirlerin sözünü değil de, sağdan soldan Sünnilerin sözlerini daha çok ciddiye aldığını söyleyen Savak, bu konuda kurumların, cemevlerinin, Alevi dedelerinin toplumu bilinçlendirmeleri gerektiğini ifade etti.

    “Bu şekilde Şii ve Sünni asimilasyonlarından kurtulabiliriz” diyen Savak, aksi takdirde cemevlerinin bu sisteme ayak uydurması, ‘bize dokunmayan yılan bin yıl yaşasın’ diyerek hareket etmesi söz konusu olursa, Alevilerin asimilasyondan kurtulamayacaklarını söyledi.

    “BELGEYLE DEDE YETİŞTİRMEK, BU YOLA YAPILAN EN BÜYÜK DARBEDİR”

    Dedeliğin kolay bir mertebe olmadığını söyleyen Savak, dedelerin önce yolu/erkanı hakkıyla yürütmeleri gerektiğini, özüne, sözüne, eline, beline, işine, eşine sahip çıkabilen kamil insanlardan olabileceğini dile getirdi.

    Savak, kamil insan statüsünün okullarda veya birilerinin verecek olduğu diplomalarla değil de kendi özünü dara çekmesiyle, toplumla haşır neşir olmasıyla, topluma hizmet etmesi gereken kişilerden olabileceğini söyledi.

    “Belgeyle dede yetiştirmek, bu yola yapılan en büyük darbedir” diyen Savak, dedelerinin ocaklarda kamil olduğunu, hak ile hakikati kavuşturabilen, haklıyla haksızı ayırt edebilen, cesur, ser verip sır vermeyen insanlar olmaları gerektiğini ve bu kişilerin gerçek dede olduğunu belirtti. Savak bu tür dedelerin cemevlerine yönlendirilmesi gerektiğini söyleyen dile getirdi.

    PİRHA/İSTANBUL

     

     

  • Gökmen Savak: Aleviliği Şiileştirme dedeler üzerinden yürütülüyor

    Gökmen Savak: Aleviliği Şiileştirme dedeler üzerinden yürütülüyor

    PİRHA-Çerkezköy Hacı Bektaş Veli Derneği Ehlibeyt Dergahı’nın hazırladığı “Alevi itikadında cenaze erkanı” adıyla yayınladığı kitapçığa tepki gösteren Baba Masur Ocağı mensubu Gökmen Savak, Alevilerin asimilasyonunun Sünni asimilasyonundan çok Şii asimilasyonuna kaydığını bunun da en çok devşirme dedeler üzerinden yürütüldüğünü kaydetti. 

    Alevi yurttaşların cenazelerinde saz çalınması ve deyişler, nefesler söylenmesine karşı çıkan ve tartışmalı isimlerin yer aldığı Çerkezköy Hacı Bektaş Veli Derneği Ehlibeyt Dergahı’nın bir kitapçık basıp dağıttığı ortaya çıkmıştı.

    Alevilerin Hakka Yürüme erkanına karşı basılan kitapçıkta, “Tabut önünde saz çalanlara, tabut etrafında semah dönenlere, cenaze namazını yasaklayanlara, 12 İmam yolunu terk edip başka yol mezheplere uyanlara itirazımız var” ifadelerine yer veriliyor.

    “HAKK’A YÜRÜYEN KİŞİNİN CENAZE NAMAZI DEĞİL HAKK’A YÜRÜME ERKANI YÜRÜTÜLÜR”

    “Alevi itikadında cenaze erkanı” ismiyle yayınlanan kitapçığa tepkiler gelmeye devam ediyor. Konuyla ilgili ajansımıza konuşan Baba Mansur Ocağı mensubu Gökmen Savak şunları kaydetti:

    “Alevi geleneğinde cenaze insanın kendi nefsidir. İnsan kendi nefsini ıslah ederse kendi cenazesini kendisi kaldırır. Bu anlamda Pir Hacı Bektaşi Veli’nin ‘Er odur ki ölmeden önce öle, öldükten sonra kendi cenazesini kendisi yuma’ diye ne güzel demiş. ‘Erenler binen de Ali çekende Ali’. Bizde cenazenin ten değil nefis olduğunu düşünüyorum. Can kuşunun ten kafesinden ayrılması ise ölüm değil don değiştirmek olarak görür buna da Hakk’a yürüme deriz. Hakkın varlık deryası olan can haydan gelip huya doğru yolculuğa çıkar. Bu bir ölüm değil Hakk’a yürümedir. Hakk’a yürüyen kişinin cenaze namazı değil Hakk’a yürüme erkanı yürütülür. Hakk’a yürüme erkanı cemal cemale tıpkı cem gibi yani don değiştiren canın inanç ve yaşam biçimine uygun olmalıdır. İşte bu öğretinin şiarı ile Alevi Bektaşi İnanç Kurulu bir çalışma yaptı, yol erkan çalışması doğrultusunda geç kalınsa da önemli bir adım attı. Mevcut atılan adım Alevi toplumunda karşılık buldu. Bu karşılık sonucu Alevi toplumunu şeriatın gölgesinde tutmak isteyen belirli kesimlerin karşı harekete geçişinin ürünüdür bu bahsi geçen kitapçık.”

    “YAYINLANAN KİTAPÇIK ŞİA İÇTİHATLARI DOĞRULTUSUNDA”

    Şiiler ile Aleviler arasında Ehlibeyt kavramı, Şahı Merdan Ali ve 12 imam gibi bazı ortak değerler olmasına rağmen bu değerlerin yorumlanış biçimleri ve düzenlenen erkanlar hususunda farklı olduğunu kaydeden Savak, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Ne yazık ki son zamanlarda Ocak sistemine özgü biçimlenen ve ezoterik bir doktrine sahip Anadolu Aleviliği Sünni asimilasyon tehlikesinden daha çok Şia asimilasyonun etkisine girmekte. Bunun en büyük çalışması ne yazık ki yine dedeler üzerinden yürütülüyor. Hakk’ı can gözünde gören canlar artık şeriat ehli olmaya yüz tutmuşlardır. Mevcut asimilasyonun önüne inanç kurulunun yaptığı çalışma geçmiş ve Anadolu Aleviliği inandığı değerler üzerinden yaşamaya ve Hakk’a yürümeye başlamıştır. Belli ki Sünni kesimler kadar Şia kesimleri de rahatsız etmiş. Dolayısıyla yayınlanan bu kitap tamamıyla Şia içtihatları doğrultusunda yayınlanmıştır. Biz bunu her yerde halka anlatmaya devam edeceğiz bu yol çetin bir yol, yılmadan usanmadan inandığımız değerlere sahip çıkarak hep ileriye doğru gitmeye çalışacağız.”

    (HABER MERKEZİ)