PİRHA- İstanbul’da 16 Ekim’de gözaltına alınan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Sultangazi Şubesi Gazi Şehitleri Cemevi önceki başkanı Göksel Fidan serbest bırakıldı.
PSAKD Sultangazi Şubesi Gazi Şehitleri Cemevi önceki başkanı Göksel Fidan 16 Ekim’de İstanbul’da evinden gözaltına alınmıştı. Sabah saatlerinde evine baskın yapılan Fidan, Emniyet Genel Müdürlüğü’ne götürülmüştü.
Dün akşam saatlerinde tutuklanma talebiyle mahkemeye çıkarılan Göksel Fidan serbest bırakıldı.
Halkın Hukuk Bürosu 16 Ekim’de sabah saatlerinde birçok müvekkillerinin ev baskınlarıyla gözaltına alındığını duyurmuştu. Gözaltı sayısının 54 ancak toplam 126 kişi hakkında gözaltı kararı olduğunu bildirmişti.
PİRHA-İstanbul’da evinden 15 Ekim günü gözaltına alınan Eski PSAKD Sultangazi Şubesi Gazi Şehitleri Cemevi Başkanı Göksel Fidan hala serbest bırakılmadı. Gözaltı operasyonuna tepki gösteren Topçu Baba Alevi Dergahı Kurucu Başkanı Mustafa Can, “Göksel, Alevi hareketinin en inatçı, en kararlı ve disiplinli önderlerinden birisidir. Gözaltına alınması bütün Alevi hareketinin içinde bulunduğu ve önümüzdeki süreçte karşılaşacağı sorunlardan biridir” dedi.
İstanbul merkezli toplam 16 ilde 15 Ekim günü gerçekleştirilen operasyon kapsamında haklarında gözaltı kararı verilen 126 kişiden biri olan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Sultangazi Şubesi Gazi Şehitleri Cemevinin eski başkanı Göksel Fidan’ın hala gözaltında olduğu öğrenildi. Dosya avukatlarından Seda Şaraldı, Fidan’ın gözaltında tutulduğunu söylerken; soruşturmaya gizlilik kararının getirildiğini ifade etti.
“GÖKSEL, BÜYÜK ALEVİ MİTİNGLERİNİ ÖRGÜTLEYENLERDEN BİRİSİDİR”
Fidan‘ın gözaltına alınmasına ilişkin PİRHA‘ya konuşan Topçu Baba Alevi Dergahı Kurucu Başkanı Mustafa Can, yaşananlardan dolayı şaşkın olmadığını belirtti. Can, şunları söyledi:
“Göksel benim hem öğrencim hem de çok yakın dostumdur. Neden gözaltına alındığını bilmiyorum gerçekten. Hala gözaltında. Bu hepimizin yaşayacağı bir süreç. Önümüzdeki günler daha zor günlere gebe. Dolayısıyla bu süreç beni çok fazla şaşırtmadı. Göksel, 2009-2010’da İstanbul, Ankara, İzmir’de 500 bin kişilik Alevi mitinglerini örgütleyenlerden birisidir. Göksel, Alevi hareketinin en inatçı, en kararlı ve disiplinli önderlerinden birisidir. Gözaltına alınması bütün Alevi hareketinin içinde bulunduğu ve önümüzdeki süreçte karşılaşacağı sorunlardan biridir.”
PİRHA-Gazi Şehitleri Cemevi’nin eski başkanı Göksel Fidan’ın gözaltına alınmasından sonra bir açıklama yayımlayan PSAKD Genel Merkezi, “Şeriata karşı demokrasi, sömürüye karşı özgürlük mücadelesini devrimcilerle omuz omuza vermeye devam edeceğiz. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği olarak mazlumun yanında zalimin karşısında olduk” ifadelerini kullandı. PSAKD, Fidan’ın derhal serbest bırakılmasını istedi.
İstanbul Sultangazi’de bulunan Gazi Şehitleri Cemevi’nin eski başkanı Göksel Fidan‘ın gözaltına alınmasına ilişkin Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi bir açıklama yayımladı. “Aleviler, tüm baskı, katliam, sürgün ve işkencelere rağmen özgürlük ve demokrasi mücadelesini devrimcilerle birlikte veren bir halktır. Çünkü Aleviler bilir ki, devrimciler halkın gerçek dostlarıdır” ifadelerinin yer verildiği açıklamada Fidan’ın serbest bırakılması çağrısında bulunuldu.
PSAKD Genel Merkezi tarafından yapılan açıklama şöyle:
“Eşitlik adalet ve demokrasi gibi değerleri bünyesinde üretip çoğaltarak yaşayan Aleviler, her dönem şeriatın ve faşizmin hedefi olmuştur. Tüm baskı, katliam, sürgün ve işkencelere rağmen özgürlük ve demokrasi mücadelesini devrimcilerle birlikte veren bir halktır. Çünkü Aleviler bilir ki, devrimciler halkın gerçek dostlarıdır. Pir Sultan Abdal örgütlülüğü, nerede bir hak ihlali, nerede bir faşist baskı varsa, mazlumun yanında zalimin tam karşısında olmuştur. Bu günde durum farklı değildir.
Ülkeyi adeta açık cezaevine dönüştüren iktidar, muhalif olan kim varsa susturmak için her yolu deniyor. Cemevlerimizi minaresiz camiye çevrime çabası da, kurum yöneticilerimize açılan davalarda, tehditler de bunları amaçlamaktadır. Bu bağlamda özellikle İstanbul Gazi Mahallesi’ndeki Alevi ve devrimcilerin direnişini kıramayan iktidar, kurum başkanlarımıza davalar açıyor, tutukluyor. Bunun son örneğini Gazi Şehitleri Cemevimizin uzun yıllar başkanlığını yapmış Göksel Fidan’ı gözaltına alarak göstermiştir.
AKP zihniyeti ortadadır ve nettir. Daha dün Isparta’da Cemevi açılışında genel başkanımızı kürsüden indirmeye çalışan zihniyet ne ise, üyelerimizi tutuklayan davalar açan zihniyet de aynıdır. Göksel Fidan yıllardır Gazi Mahallesi’nde yaşayan ve herkes tarafından tanınan biridir. Eğer hakkında bir iddia varsa savcılığa çağırıldığı taktirde pekala gidip ifade verecektir. Fakat buna rağmen evi saat sabahın 6’sında basılarak gözaltına alınıyor.
Gazi Mahallesi yakın tarihte Alevi katliamına uğratılmış bir mahalledir ve Pir Sultan örgütlülüğü için kırmızı çizgidir. Tıpkı, Ümraniye gibi, tıpkı Gülsuyu, Sarıgazi, Okmeydanı gibi. Altını çizerek belirtelim ki;
ülkemizde faşizm dinci gericilikten beslenmektedir. Toplumun demokrasi, özgürlük, eşitlik gibi değerlerden uzaklaşarak gericileştirilmesi Alevilerin baskı altına alınmasıyla paralel devam etmiştir. Bir taraftan devrimciler susturulmaya çalışılırken, bir taraftan da zaten yasaklı olan Alevilik kuşatma altına alınıyor.
Tüm bunların karşısında Aleviler devrimcileri, demokratları her yerde ve koşulda desteklemeye devam etmektedir. Bizler özgürlük, eşitlik ve demokrasi mücadelesinden asla vazgeçmeyeceğimizi bir kez daha haykırırken, baskılara, hak ve hukuksuzluğa karşı mücadelemize devam edeceğimizi bir kez daha haykırıyoruz.
Şeriata karşı demokrasi, sömürüye karşı özgürlük mücadelesini devrimcilerle omuz omuza vermeye devam edeceğiz. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği olarak mazlumun yanında zalimin karşısında olduk. Göksel Fidan yalnız değildir. Derhal serbest bırakılmalıdır. Yezid varsa Hüseyin de vardır. Hınzır Paşalar varsa Pir Sultanlar’da vardır.”
PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Sultangazi Şubesi Gazi Şehitleri Cemevi önceki başkanı Göksel Fidan gözaltına alındı.
PSAKD Sultangazi Şubesi Gazi Şehitleri Cemevi önceki başkanı Göksel Fidan gözaltına alındı.
Sabah saatlerinde evine baskın yapılan Fidan’ın gözaltı gerekçesi öğrenilemez iken, Vatan Emniyeti’ne götürüldüğü bildirildi.
Halkın Hukuk Bürosu tarafından yapılan açıklamada bu sabah saatlerinde birçok müvekkillerinin ev baskınlarıyla gözaltına alındığı belirtildi. Gözaltı sayısının 54 olduğu ve toplam 126 kişi hakkında gözaltı kararı olduğu öğrenildi.
PİRHA- İstanbul’da yapımı 2015 yılında başlayan ve hala yapımı devam eden Gazi Şehitleri Cemevi inşaatının bitmesi için dayanışma gerekiyor. Cemevi Başkanı Göksel Fidan, siyasi partilere cemevinin projesini ve içeriğini anlattıklarını ancak hiçbir geri dönüşün olmadığını söyledi.
Haberin videosu
İstanbul’da Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Sultangazi Şubesi Gazi Şehitleri Cemevi 2009 yılında kuruldu. Gazi Mahallesi’nde bulunan eski karakolun yakınlarında kendi çabalarıyla yaptıkları cemevinde yıllardır halka hizmet veren Gazi Şehitleri Cemevi yöneticileri, yerlerinin yeterli olmadığını düşünerek 2015 yılında yeni yerlerinin inşaatına başladılar.
2015 yılından bu yana süren inşaat devam ederken cemevi yönetimi eski yerlerinde kurslar vermeye devam ediyor. Dersliklerinden birinin adını Berkin Elvan Dersliği koyan cemevi yönetimi, ilk okul, ortaokul ve lise öğrencilerine ücretsiz kurslar veriyor. Ayrıca cemevinde, bağlama, semah gibi Alevilik öğretisine dair eğitimler de veriliyor.
PSAKD Sultangazi Şubesi Gazi Şehitleri Cemevi Başkanı Göksel Fidan devam eden cemevi inşaatına ve yaptıkları çalışmalara ilişkin PİRHA‘ya konuştu.
“MEŞRU ZEMİNDE HAKKIMIZ OLANI TALEP EDİYORUZ”
Cemevi inşaatının 2015 yılında başladığını 15 Temmuz sürecine denk geldiği için çok ilerlemediği kaydeden Fidan, “Temel ihtiyaçlarımız olan demir, beton, işçi parası gibi sorunları halka giderek çözmeye çalışıyoruz. Sistemin ibadethanelerimizi tanımadığından dolayı, yasal prosedürde birçok şeye engel olduğunu hepimiz biliyoruz. Ama biz meşru bir zeminde hakkımız olan ne varsa erk de dahil olmak üzere herkesten talep ediyoruz” şeklinde konuştu.
“CHP’Lİ BELEDİYELERDEN GERİ DÖNÜŞ OLMADI”
Cemevinin inşaatının tamamlanması için İstanbul’daki CHP’li belediyelere gittiklerini ancak ‘yapacağız, edeceğiz, yardımcı olacağız’ demelerine rağmen bugüne kadar hiçbir adım atmadıklarını belirten Fidan, “Siyasi partilere cemevinin projesini ve içeriğini anlattıklarını ancak hiçbir geri dönüşün olmadığını söyleyen Fidan şöyle devam etti:
“Sonuç itibariyle ibadethane olarak tanınmayan bir inancın yeri burası. Doğalında inanç da tanınmıyor. Ama bizim on yıllardır verdiğimiz meşru mücadelenin sonucunda biz yasal olmasa da meşru haklarımızı pratikte hayata geçiren bir duruma getirdik. Cemevlerimizi kurduk. Bunun üzerinde de 2010’dan sonra mahallemizde ikinci bir cemevinin olması noktasında adımlarımızı atmaya başladık. Bugüne kadar taşıdık. Bundan sonra da hızlı bir şekilde yeni yerimizi bitirmeye çalışacağız.”
GÖNÜLLÜ ÖĞRETMENLER ÜCRETSİZ KURS VERİYOR
150 metrekarelik küçük bir yerde inançlarını yaşamaya çalıştıklarını, bunun yanı sıra cemevinde eğitimsel, kültürel, sanatsal faaliyetler yürütmek için derslikler açtıklarını kaydeden Fidan şunları ifade etti:
“Yoksulların yoğunlukta olduğu bir mahalle burası. Alevi, Kürt, Türk, Çerkes, Laz, Sünni olmak üzere her milliyetten her inançtan insanın ortak bir aidiyetle yaşadığı bir mahalle. Tabi ki durumu iyi olan insanlarımız okuyan çocuklarını çeşitli dershanelere, kurslara gönderdiğini biliyoruz ama gönderemeyen yüzlerce, binlerce ailemiz var. Bizim temel hedefimiz bu ailelerin çocuklarına ücretsiz, gönüllü öğretmenlerimizin inisiyatifinde bu eğitimi verme çabamız vardı. Biz 2014 yılından beri bunu yapıyoruz. Şu ana kadar binlerce öğrenci elimizden geçti. İlkokul ikinci sınıftan sekizinci sınıfa kadar çocuklarımızı özellikle alıyoruz. Türkçe, matematik, ingilizce, fen bilgisi ve benzeri dersleri ücretsiz veriyoruz. Onların temel ihtiyaçlarını da ailelerin üzerinden kurduğumuz komisyon ve komiteler üzerinden halka giderek hakkullahlarla karşılıyoruz. Bağış üzerinden yürüyor. Bu aynı zamanda buradaki insanların birbiriyle tanışması, birbirine dokunması, sorunlarını birlikte çözme meselesini hatırlatıyor.”
“CEMEVİ HALKIN YERİ”
Kültürel olarak da semah, bağlama kurslar verdiklerini dile getiren Fidan, “Kısmen de olsa dedelerimiz ve bu işi bilen insanlarımız üzerinden Alevilik öğretisi eğitimini vermeye çalışıyoruz. Resim ve heykel dersleri de veriyoruz. Hocalarımızın hepsi gönüllü olarak burada. Burası halkın yeri. Halktan kastımız kendisine insanım diyen ve insanlık erdemini taşıyan insanlardan oluşan halktan bahsediyoruz. Faşistlerden, katillerden, hırsızlardan, tecavüzcülerden, gaspçılardan, uyuşturucu satıcılarından bahsetmiyoruz” dedi.
Fizik yapısı, yapılaşması bitmiş, birçok faaliyetten dolayı geliri olan cemevlerinin yeni yapılan cemevlerine ihtiyaç dahilinde katkı sunmalarının bir görev, sorumluk olduğunu söyleyen Fidan, “Herkesin ihtiyacı olan yerlerin yapımına hızlı bir şekilde yardım etmeleri, onlarla dayanışma içerisinde olmalarını bekleriz ve umut ederiz” dedi.
“SİYASİ PARTİLER ALEVİLERDEN ELLERİNİ ÇEKMELİ”
Bu coğrafyada yaşayan bir çok inancın, kültürün ve etnisitenin şiddet, baskı ve katliamla asimilasyona uğratıldığını kaydeden Fidan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Alevilik de bundan çok fazla nasibini alan bir inanç. Biz bu tür yerlerde kendi öz gücümüzü ve örgütlülüğümüzü yaratmak zorundayız. Birçok bozuk düzenin siyasi partileri, bizim cemevlerimiz üzerinde de varlık mücadelesi yürütüyor. Birçok cemevimizin yönetimlerini belirlerken, gelecek olan insanları yarın seçim olduğu zaman onlara oy devşirtecek bir anlayışa doğru götürmeye çalışıyor. Bunlar sahici değil. Bunu yapan siyasi partilere çağrımız Alevilerden ellerini çekmeleri. Alevilerin kendi yolu vardır, yolun iki ayağı vardır. Biri inancı diğer siyasetidir. Alevilerin kendi yapacağı siyaset hangi partiyle ne kadar örtüşüyorsa o kadar o partiyle adım atarlar. Aleviler bunu söylemek zorunda. Düzen yüzyıllardır bizleri katlederek bitirmeye çalıştı ama bitiremeyeceğini gördüğü zaman da direk değerlerimize saldırmaya başladı. Değerlerimizin içini boşaltmaya çalışıyor.”
PİRHA- Bir yılı aşkın süredir tutuklu bulunan PSAKD Sarıyer Şube Başkanı Zeynep Yıldırım’ı cezaevinde ziyaret eden PSAKD Sultangazi Gazi Şehitleri Cemevi Başkanı Göksel Fidan, Yıldırım’a iletişim cezası verildiğini, bu yüzden kendisine gelen mektupları alamadığını belirtti.
Haberin videosu
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Sarıyer Şube Başkanı Zeynep Yıldırım, bir yılı aşkın süredir iddianamesiz bir şekilde tutuklu bulunuyor.
Yıldırım’ı cezaevinde ziyaret eden PSKAD Sultangazi Gazi Şehitleri Cemevi Başkanı Göksel Fidan, Silivri Cezaevi’nden Gebze Cezaevi’ne işkenceyle götürüldüğü için bunun psikolojik etkilerinin hala sürdüğünü kaydetti. Cezaevlerindeki insanların sağlık durumlarından hükümetin sorumlu olduğunu hatırlatan Fidan, Yıldırım’a eziyete dönüşecek bir cezalandırma yöntemi uygulandığını söyledi.
Fidan, Zeynep Yıldırım’ın 2 yıldır Şakran Cezaevinde tutuklu olan eşi Haydar Yıldırım’ın ve 400 günü aşkın bir süredir Armutlu Cemevi’nde oturma eylemi yapan annesi Kezban Bektaş’ın sağlık sorunlarından dolayı kendini iyi hissetmediğini aktardı.
PİRHA olarak ‘Alevi kadın yazı dizisi’ için Yıldırım’a gönderdiğimiz mektubun iletişim cezasından dolayı Yıldırım’a ulaşmadığını belirten Fidan, “Silivri Cezaevi’ndeki hak gasplarına verdiği mücadeleden dolayı iletişim yasağı ve hücre cezaları mevcut. İletişim yasağından dolayı sizin mektubunuzu alamadığını söyledi. Ama iletişim yasağının bu ay sonunda biteceğini ve mektubunuzu alınca hemen cevap vereceğini söyledi” diye konuştu.
“HİÇBİR KOŞULDA BİAT ETMEYECEĞİM”
Bir yıldır tutuklu bulunan Zeynep Yıldırım’ın iddianamesinin hala hazır olmadığına da değinen Fidan, şunları kaydetti:
“Bozuk düzenin temsilcisi siyasi iktidar sömürü düzenlerini korumak adına kendisine muhalif olanları bir şeylerle yaftalayarak tutuklayıp bu tutukluluğu cezalandırmaya dönüştürüyor. Zeynep abla polisin Armutlu Cemevine yapılan baskında idrarını cemevinin içerisine yapmasını dünya ve Türkiye kamuoyuna teşhir etmişti. Bundan dolayı bugüne kadar iddianamesini hazırlamadan neyle ilgili tutuklandığından haberi olmadan cezalandırma yöntemi kullanıyorlar. Ama Zeynep ablanın bir sözü var ‘İmam Hüseyin Yezit’in karşısında biat etmedi, diz çökmedi onuruyla yaşadı ve onuruyla bugünlere kadar yaşatıldı. Ben ona ikrar veren bir anlayışın sahibiyim. Bana bu cezalandırmayı yapanlara karşı ben de hiçbir koşulda biat etmeyeceğim, burada da mücadele etmeye devam edeceğim’ dedi.”
NE OLMUŞTU?
PSAKD Sarıyer Şube Başkanı Zeynep Yıldırım, 2018 yılının Temmuz ayında PSAKD Sarıyer Şubesi Armutlu Cemevi’ne yapılan polis baskınının ardından olayla ilgili basın açıklaması yaptığı gerekçesiyle gözaltına alınmıştı. 24 Temmuz’da gece baskınıyla evinden gözaltına alınan Yıldırım, 26 Temmuz’da tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne gönderilmişti.
8 ay Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan Yıldırım, Mart ayında Gebze Cezaevi’ne sürgün edilmişti. PSAKD İstanbul şubeleri Zeynep Yıldırım’ın serbest bırakılması için imza kampanyası başlatmıştı.
Bir yılı aşkın süredir cezaevinde olan Yıldırım’ın iddianamesi ise hala hazır değil. HDP’nin Alevi milletvekilleri Yıldırım’ın neden tutuklu olduğunu ve iddianamesinin neden hazırlanmadığını meclis kürsüsünde gündeme getirmişti.
Yıldırım’ın annesi Kezban Bektaş da kızının serbest bırakılması için 400 günü aşkın süredir Armutlu Cemevinde oturma eylemi yapıyor.
PİRHA- Dersim’deki maden sahalarına tepki gösteren PSAKD Sultangazi Şubesi Gazi Şehitleri Cemevi Başkanı Göksel Fidan, bunun Dersim’in insansızlaştırılmasına yönelik bir proje olduğunu kaydetti.
Haberin Videosu
Dersim’in bazı bölgelerinin maden sahası ilan edilmesi kararına tepkiler sürüyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Sultangazi Şubesi Gazi Şehitleri Cemevi Başkanı Göksel Fidan, bölgede Alevilerin birçok kutsalı olduğunu belirterek maden sahalarının Alevilerin kutsallarına yapılan bir saldırı olduğunu söyledi.
DERSİM İNSANSIZLAŞTIRILMAK İSTENİYOR
Fidan “Doğa bizim olmazsa olmazımızdır, bizim yaşam alanlarımızdır. Orada birçok ocağımız, ziyaretgahımız, manevi kutsalımız var. Bu kutsallar bizim inancımızın gereği. Bugün o ağacın, suyun, dağın, yaylanın güzelliklerini gören herkes yaşıyor” dedi.
Maden sahası olacak yerlerde canlıların yok edilmesinin burada yaşayan insanların göç etmesine neden olacağına işaret eden fidan, bu maden sahalarını Dersim’in insansızlaştırılmasına dönük bir proje olduğunu kaydetti.
“ALEVİLERİN KUTSALLARINA SALDIRI”
Maden sahası ilan edilen yerlerde Aleviler tarafından kutsal sayılan ziyaretgahların olduğunu söyleyen Fidan, Alevilerin kutsallarına olan saldırıların sadece Dersimlilerin değil Alevi yoluna ikrar vermiş herkesin ortak mücadelesiyle boşa çıkarılacağına inandığını belirtti. Fidan, sözlerine şöyle davam etti:
“BU SALDIRILAR ÖRGÜTLÜ MÜCADELEYLE AŞILIR”
1990’lardaki köy boşaltmalarına da değinen Fidan, “Tabi ki köy boşaltmalar 90’lı süreçlerde bütün Kürdistan bölgesinde yapıldı Dersim’de dahil olmak üzere. Sonuçları ortada bizim açımızdan. Bu inancın kökleri güçlüdür. Kimse unutmaz kendi köklerini. Bilimsel baktığın zaman da karşıtlıklar hemen yok olmazlar. Maddi koşulunu bulduklarında birbirine dönüşürler sadece. Biz kendi karşıtlıklarımızı orada oluşturmayacağız, onlara izin vermeyeceğiz.” dedi.
Fidan son olarak şunları belirtti:
“Bugün eğer dünya kamuoyunda bunu teşhir edebiliyorsak bu bir mücadele hattının, emeğin, insan olmanın sonucudur. Bu anlamda da orada köy boşaltmalarının yapılabileceğine hiçbir koşulda inanmıyorum. Ne kadar baskı, saldırı olursa olsun halkın bir arada örgütlü gücüyle bunun aşılabileceğine inanıyorum.”
NE OLMUŞTU?
Munzur Dağları’nın da aralarında bulunduğu birçok alanda maden faaliyetleri yeniden gündeme geldi. Hali hazırda 145 maden projesinin bulunduğu kentte verilen bu ruhsatlardan bir kısmı Munzur Gözeleri, Munzur Suyu, Mercan Vadisi, Kırk Merdiven Şelaleleri, Tülin Tepe, Tepecik ve Pulur höyüklerini içine alan 43 bin hektarlık alanda ilan edilen Munzur Milli Parkı’nın bir bölümünü de içine alıyor. Arama ruhsatı verilen saha 42 bin hektar büyüklüğündeki Munzur Milli Parkı’ndan daha büyük bir saha. Arama ruhsatı verilen sahanın bir kısmının, bin 900 çeşit bitki tespit edilmiş, bunlardan 43 çeşidi Munzur Dağları’nda yetişiyor.
Dersim’in Ovacık ilçesinde maden sahalarından etkilenen 30’u aşkın köy ve mezranın tamamen haritadan silineceği belirtiliyor. Bunlar arasında Cevizlidere, Karataş, Söğütlü, Aşlıca, Sarısaltuk, Kurukaymak, Yücelli, Buzlupınar, Uzundal, Doludibek, Aktaş, Dibek, Elgazi ve Garipuşak köyleri ve bağlı mezralar da bulunuyor.
DERSİM’DE 5 AYRI SAHADA RUHSAT VERİLEN BÖLGELER
-Ovacık Topuzlu köyü. Ruhsatlandırılan alanın büyüklüğü 7024,46 hektar yani 70 bin 240 dönüm. Çıkarılması planlanan madenler: Altın ve Bakır. Haritadan silinecek alanlar: Cevizlidere, Karataş ve Söğütlü köyleri.
-Ovacık Karayonca Köyü. Ruhsatlandırılan alanın büyüklüğü 11.625,72 hektar yani 116 bin 250 dönüm. Çıkarılması planlanan madenler: Altın ve Bakır. Haritadan silinecek alanlar: Aşlıca, Sarısaltık, Kurukaymak, Yüceldi, Buzlutepe ve Uzundal Köyleri.
-Ovacık Karaoğlan Köyü. Ruhsatlandırılan alanın büyüklüğü 1071,88 hektar yani 10 bin 710 dönüm Çıkarılması planlanan madenler: Bakır, Kurşun ve Çinko Madeni. Haritadan silinecek alanlar: Doludibek ve Aktaş köyleri.
-Ovacık Topuzlu Köyü. Ruhsatlandırılan alanın büyüklüğü 6521,51 hektar yani 65 bin 210 dönüm. Çıkarılması planlanan madenler: Bakır. Haritadan silinecek alanlar: Halitpınar, Karataş, Kozluca ve Bilgeç köyleri.
-Dersim Geyiksuyu köyü. Ruhsatlandırılan alanın büyüklüğü 17.107,30 hektar yani 171 bin 070 dönüm. Çıkarılması planlanan madenler: Bakır ve Gümüş Madeni. Haritadan silinecek alanlar: Geyiksuyu, Atadoğdu, Taşıtlı, Uzundal, Karaoğlan, Aşlıca, Garipuşağı, Aktaş, Elgazi ve Aktaş köyleri.
PERTEK İÇİN DE MADEN RUHSATI VERİLDİ
Dersim’de büyük ölçekli maden arama çalışması yürüten şirketlerden birinin de Pertek bölgesinde değerli madenler için ruhsat alan Kanada Toronto merkezli TIGRIS EURASİA adlı madencilik şirketi olduğu belirtiliyor. (HABER MERKEZİ)
PİRHA- Bir yıldır cezaevinde olan PSAKD Sarıyer Şube Başkanı Zeynep Yıldırım, Grup Yorum üyelerine destek için 10 günlük açlık grevinde. Anne Kezban Bektaş kızına telefon, mektup ve görüş yasağı verildiğini söyledi.
Bir yıldır cezaevinde olan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Sarıyer Şube Başkanı Zeynep Yıldırım için Armutlu Cemevi’nde lokma etkinliği düzenlendi. Etkinliğe PSAKD Gazi Şehitleri Cemevi Başkanı Göksel Fidan, Topçu Baba Dergahı Başkanı Mustafa Can ile Zeynep Yıldırım’ın arkadaşları ve komşuları katıldı.
MEKTUP, GÖRÜŞ VE TELEFON YASAĞI
Kızı Zeynep Yıldırım’ın serbest bırakılması için 372 gündür cemevine oturma eylemi yapan anne Kezban Bektaş, rahatsız olduğu için kızının görüşüne ayda bir kez gidiyor. Kızıyla en son bir ay görüştüğünü söyleyen Bektaş, Grup Yorum üyelerinin açlık grevine destek verdiği için kızına mektup, görüş ve telefon yasağı verildiğini belirtti. Kızının suçsuz yere cezaevine konulduğunu ifade eden Bektaş, kızı için adalet ve özgürlük istemekten vazgeçmeyeceğini kaydetti.
“BİAT ETMEYEN BİR KÜLTÜRDEN GELİYORUZ”
PSAKD Gazi Şehitleri Cemevi Başkanı Göksel Fidan ise geçmişte Alevileri katlederek yok etmeye çalıştıklarını şimdi ise Alevilerin değerlerinin içini boşaltarak yok etmeye çalıştıklarını belirtti. Küçük Armutlu mahallesinin dayanışma ve ortak mücadeleyle kurulan bir mahalle olduğunu hatırlatan Fidan, kentsel dönüşüm adı altında burada yaşayan insanların göç ettirilmek istendiğini ifade etti. Zeynep Yıldırım’ın mahalledeki emeklerinin çok olduğunu dile getiren Fidan, “Biat etmeyen bir kültürden geliyoruz. Cemevi ibadethanemiz, Kerbela yolumuz, Pir Sultan Abdal liderimizdir. Kezban annenin yanındayız” dedi.
“REZİLLİKLERİNİ YÜZLERİNE ÇARPMALIYIZ”
Topçu Baba Dergahı Başkanı Mustafa Can da tarihsel bir mücadelenin içinden geldiklerini ve zalimin zulmüne karşı direndiklerini ancak son süreçte direnmeyi unuttuklarını belirterek “Direnen insanları gördüğümüzde başımızı öne eğip o alanı terk ediyoruz. Kezban Ana iki şey öğretti bize; canlarımızı zulme karşı yalnız bırakmamayı ve ibadethanemize saldıranlara karşı ‘burası bizim ibadethanemizdir’ demeyi” dedi. Zeynep Yıldırım’a gözaltı sırasında “sen bizi dünya aleme rezil ettin” denildiğini ifade eden Can, “Dünya aleme rezil olanların rezilliklerini yüzlerine çarpmalıyız. Burası bizim ibadethanemiz. Nasıl ki kiliseye, camiye, havraya çirkinlik yapamıyorsan benim ibadethaneme de bunu yapamazsın. Gelip buraya idrarını yapıyor. Bu hayasızlığı görmeden gelen bir iktidarla karşı karşıyayız. Buna itiraz etmeliyiz. Bizi duymayanlara karşı haykırarak mücadelemizi yükseltmeliyiz. Gün mücadele günüdür” diye konuştu.
“KEZBAN ANA YAŞINA RAĞMEN DİRENİYOR”
Tayadlı aileler adına söz alan Feridun Osmanağaoğlu ise Kezban Bektaş’ın 79 yaşında olmasına rağmen direndiğini ifade etti. Tayadlı aileler olarak Kezban Bektaş’a destek vermek ve onunla omuz omuza yürümek için geldiklerini dile getiren Osmanağaoğlu, “Mücadeleyi birleştirmek istiyoruz. Özgürlük mücadelesi, hak alma mücadelesinin yanında hakkı koruma mücadelesidir” dedi.
NE OLMUŞTU?
PSAKD Sarıyer Şube Başkanı Zeynep Yıldırım, 2018 yılının Temmuz ayında polisin PSAKD Sarıyer Şubesi Armutlu Cemevi’ne polis baskını yapmasının ardından olayla ilgili basın açıklaması yaptığı gerekçesiyle gözaltına alınmıştı. 24 Temmuz’da gece baskınıyla evinden gözaltına alınan Yıldırım, 26 Temmuz’da tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne gönderilmişti.
8 ay Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan Yıldırım Mart ayında Gebze Cezaevi’ne sürgün edilmişti. PSAKD İstanbul şubeleri Zeynep Yıldırım’ın serbest bırakılması için imza kampanyası başlatmıştı.
Bir yıldır cezaevinde olan Zeynep Yıldırım’ın iddianamesi ise hala hazır değil. Alevi milletvekilleri Zeynep Yıldırım’ın neden tutuklu olduğu ve iddianamesinin neden hazırlanmadığını meclis kürsüsünde gündeme getirmişti.
PİRHA- PSKAD Sultangazi Şubesi’nin Gazi Şehitleri Cemevi için düzenlediği dayanışma gecesinde açlık grevindeki Leyla Güven ile Alevi kurum temsilcisi mahpusların durumu hatırlatılarak dayanışmanın önemi vurgulandı.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Sultangazi Şubesi, Gazi Şehitleri Cemevi’nin yeniden inşası için dayanışma gecesi gerçekleştirdi.
Gecenin katılımcıları arasında 1 yıl önce tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne konulan Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım’ın annesi Kezban Bektaş (Kezban Ana), Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Zeynel Özen yer aldı.
Gazi Şehitleri Cemevi Dedesi, Hubyar Ocağı’ndan Ali Haydar Gökten, katılımcıları selamladı; ardından Hubyar Semahı dönüldü.
Garip Dede Dergahı ve Alevi Dernekler Federasyonu (ADFE) Başkanı Celal Fırat, konuşma yapması için sahneye davet edildi. Fırat, konuşmasında dayanışmanın önemine vurgu yaptı ve Garip Dede Dergahı olarak ellerinden gelen katkıyı sunacaklarını ifade etti.
Fırat’ın ardından PSAKD Sultangazi Şubesi başkanı Göksel Fidan konuşma yaptı.
Konuşmasında; hapishanedeki Alevi mahpuslar, Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım ve eşi Haydar Yıldırım, eski PSAKD Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir ile TV10 yöneticilerinin durumunu hatırlatarak, son zamanlarda Aleviler üzerindeki baskıya dikkat çekti.
Açlık grevinin 114’üncü günündeki Hakkari Milletvekili Leyla Güven ve yine açlık grevindeki avukatların durumuna dikkat çeken Fidan, açlık grevi mücadelesinin aynı zamanda Alevi mücadelesi olduğunu söyledi.
Fidan, katılımcıları 12 Mart gerçekleştirilecek olan Gazi Katliamı’nda yaşamını yitirenleri anma programına çağırdı.
Kezban Ana da, hapishanede ve dışarıda mücadele edenlerle gurur duyduğunu; sadece Zeynep Yıldırım’ın değil mücadele eden herkesin kendi çocuğu olduğunu belirtti.
Gecenin katılımcıları arasında yer alan HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen konuşma yapması için sahneye davet edildi. Özen, üzerinde Songül Tunçdemir ve Zeynep Yıldırım’ın fotoğraflarının bulunduğu tişört giyerek sahneye çıktı.
Özen, konuşmasına “Pir Sultan’ın, Mahir Çayan’ın, Deniz Gezmiş’in, İbrahim Kaypakkaya’nın, Mazlum Doğan’ın yoldaşları hepiniz hoş geldiniz” diyerek başladı ve şunları söyledi:
“Bugün açlık grevinin 114’üncü gününde olan milletvekilimiz Leyla Güven bedenini ölüme yatırmıştır. Bugün Türkiye cezaevlerinde bedenini ölüme yatıranları selamlıyorum. Dersim’de inanç merkezimize, haddi ve hakkı olmayan Diyanet İşleri Başkanı’nın oturtulması bugün Aleviliğin katledilmesidir.”
AKP-MHP ittifakını “savaş bloku” olarak tanımlayan Özen, bu blokun geriletilmemesi halinde 31 Mart seçimlerinden sonra yoğun savaş yaşanacağını söyledi.
Özen, “Cemevleri inanç merkezlerimizdir” diyerek, cemevlerine sahip çıkılması gerektiğini belirtti.
İstanbul Sultangazi Zübeyde Hanım Mahallesi’nde yapımı devam eden Gazi Şehitleri Cemevi’nde yasal prosedürler tamamlandı. Projesi hazır olan cemevinin yapımına başlandı. Gazi Şehitleri Cemevi Başkanı Göksel Fidan, cemevinin tamamlanması için halkın desteğine ihtiyaç olduğunu belirtti.
İstanbul Sultangazi Zubeyde Hanım Mahallesi’nde bulunan PSAKD Gazi Şehitleri Cemevi’nde yasal prosedür tamamlandı ve cemevi inşaatına başlandı. Konuya ilişkin konuşan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Sultangazi Şubesi Gazi Şehitleri Cemevi Başkanı Göksel Fidan, “mahalle halkının ihtiyaçlarını gözettik ve tamamlanması için maddi desteğe ihtiyacımız var” dedi.
Projenin 2014 yılı itibariyle hazırlandığını kaydeden Fidan, arsanın 2013 yılında Sultangazi Belediyesi’nden tahsis ile alındığını kaydetti. Fidan, Cemevine ait arsanın tamamının 850 m2’lik bir alanı kapsadığını ortalama 450 m2’lik alanın üzerinde projelendirilen bir yapı inşa etmek istediklerini belirtti.
“KÜLTÜREL FAALİYETLER OLACAK”
Cemevi projesi hakkında konuşan Fidan şunları belirtti;
“Cemevi içerisinde inançsal, eğitimsel, kültürel, sosyal ve sanatsal birçok faaliyetin olacağı bir proje düşündük. İlk katta inançlarımızın yaşatılması ve onun görevlerinin yerine getirilmesi noktasında tasarlandı. Diğer katlarda bir katımız çok amaçlı konferans salonu düşündük. Bu salonda tiyatro ve sinema gösterimleri yapılabilecek bir salon olacak. Kütüphanemiz olacak. Projede çocuklarımızın gençlerimizin eğitimine katkı sunabilecek dersliklerimizde var. Ayrıca mesleki kurslar bölümümüzde olacak ki mahalle sakinlerine yönelik meslek edindirmeye yönelik çalışmalar yürütülecek. Burada atölyeler mevcut olacak. Kültürel ve eğitimsel faaliyetlerimiz olacak. Resim ve heykel çalışmaları olacak. Bir katımızı da cem ibadeti için düşündük.”
“GÜCÜ OLAN DESTEĞİNİ ESİRGEMESİN”
Cemevinin inşaatı sürecinde halk ile dayanışma içerisinde olacaklarını söyleyen Göksel Fidan, inşaatın tamamlanması için halkın desteğinin gerekliliğine vurgu yaparak şu çağrıda bulundu;
“Merkezimizi yaparken halk ile dayanışma içerisinde inşa edebileceğimizi düşündük. Belediyelerimizin birçoğu ile görüşmeler yaptık. Burayı Sultangazi Belediyesi bize tahsis etmiş oldu. Kiralama üzerinden oldu bu tahsis. İnşaatımızı yapabilmek üzere iş insanlarından ve belediyelerden taleplerimiz oldu. Belli iş insanlarından katkılar aldık. Diğer belediyelerden ise bir katkı göremedik. Genel anlamda 2 yıllık süreç içerisinde teknik olarak kazıklama çalışması yaptık. Hafriyatını da aldık ve maliyeti yüksek oldu. Ama çalışmalarımız devam ediyor. Bundan sonrada katları çıkabilecek alt yapımız hazır. Usta ve kalfalarımızın ödemelerini yapabilmemiz için desteğe ihtiyacımız var. Hangi etnik ve inanç kümesinden olur ise olsun burası halkın yeridir. Desteklerini bekliyoruz. Burada halkın talepleri vardır ve bu talepler dikkate alındı. Burası mahalle sakinlerinin öz yeridir. Bir an önce faaliyete geçirmek için finansman desteği arayışlarımız sürüyor. Destek arayışımızı da bir kez daha belirtmiş olalım. Gücü olan imkânı olan desteklerini esirgemesin.” (PİRHA – İSTANBUL)
PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Sarıyer Şubesi’nde 15. Geleneksel Armutlu Güz Şenliği kapsamında yapılan panelde Alevilere yönelik asimilasyon politikalarının hız kesmeden devam ettiği belirtildi.
15. Geleneksel Armutlu Güz Şenliği bugün yapılan panel ile başladı. Moderatörlüğünü Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Sultangazi Şubesi Gazi Şehitleri Cemevi Başkanı Göksel Fidan yaparken, konuşmacı olarak Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği’nin kurucu başkanı ve HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Topçu Baba Dergahı Başkanı Mustafa Can ve Boğaziçi Cemevi Derneği Başkanı Ali Birer katıldı.
Alevi yol mücadelesinde başını veren canların anısına saygı duruşu ile başlayan panelde PSAKD Sarıyer Şube Başkanı Zeynep Yıldırım’ın güz şenliği ile ilgili cezaevinden gönderdiği faks okundu. Yıldırım’ın mesajında birlikte mücadele etme vurgusu dikkat çekti.
“KÜRSÜ, SORUNLARI DİLE GETİRMEK İÇİN VAR”
Alevi inancına, kültürüne ve Küçük Armutlu Mahallesi’ne yönelik saldırıların konu edindiği panelde ilk olarak Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği’nin kurucu başkanı ve HDP Milletvekili Ali Kenanoğlu söz aldı. Kenanoğlu, milletvekili kimliğinden öte toplumun kendisini inançsal anlamda verdiği mücadeleyle tanıdığını ve kendisinin de milletvekili ünvanıyla meclis kürsüsünü Alevi kültürünü yarınlara taşımak, sorunlarını dile getirmek için var olan bir kürsü olduğunu vurguladı.
“TARİHE POPÜLER KÜLTÜRÜN ETKİSİYLE BAKILMAMALI”
Alevi inancına yönelik saldırılara karşı kendi gelmiş olduğu coğrafya olan Hubyar’dan örnek veren Kenanoğlu, tarihe, tarihi olaylara ve kişilere popüler kültürün etkisiyle bakmamak gerektiğini kaydetti. Anadolu’da Celali İsyanları ile başlayan ve 120 yıl süren isyanlarda Alevilerin etkin rol oynadıklarını ifade eden Kenanoğlu, bu isyanların tek hedefinin zulme isyan olduğunu, yeni bir devlet kurmak gibi bir hedefi olmadığı için bir sonucu olmadığını belirtti.
“İLERİ DÜZEYDE BİR ŞİİLEŞTİRME POLİTİKASI YÜRÜTÜLÜYOR”
Tarihin bütün akışı inanca karşı saldırılar ve o saldırılar karşısında halkın verdiği tepkilerle dolu olduğunu ifade eden Kenanoğlu, bu tepki ve önlemlerin zaman zaman gizlenmeyi, zaman zaman da açık bir şekilde diğer toplumsal kesimlerle birlikte mücadeleyi gerektirdiğini vurguladı.
Egemen sistemin kendini inançları asimile ederek var ettiğini söyleyen Kenanoğlu, sistemin sadece kendi çizdiği Alevilik çerçevesini kabul ettiğini de vurguladı. Alevilik ve Bektaşiliğin günümüze kadar birkaç koldan saldırı altında olduğunu dile getiren Kenanoğlu, şu anda çok ileri düzeyde bir şiileştirme politikasının yürütüldüğünü, kabul ve makbul görülen bir Alevi-Bektaşiliğin yaratılmaya çalışıldığını belirtti.
“TOPLUMSAL ZEMİNDE ORTAK MÜCADELE BİLİNCİ OLUŞTURULMALI”
Asimilasyonun birinci adımının toprağından, yerinden yurdundan, kökeninden etmeyle başladığını ifade eden Kenanoğlu, insanların topraklarından göçtüğü anda asimilasyonla karşı karşıya kaldıklarını sonrasında toplandıkları yerlerin de dağıtılmaya çalışıldığını kaydetti. Genel olarak Alevi mahallelerinde bir dağıtma politikası olduğuna işaret eden Kenanoğlu, “Muaviye siyasetinin uygulandığı dönemlerde bizim birlikteliklerimizi artırmamız gerekiyor. Boyun eğmekten vazgeçeceğiz. Yaranma siyaseti bizi bitiren siyasettir. Öncelikle toplumsal zeminde ortak mücadele bilinci oluşturulmalı. Biz de devletin dilini kendi ezberimiz haline getirip konuşuyoruz. Bundan vazgeçmeliyiz. Kadınıyla, Kürdüyle, Bektaşisiyle ortak mücadele vermemiz gerekiyor” dedi.
“YASAKLI İNANÇLARIN TÜMÜ DİNİ YAPILARI REDDEDER VE BEDELİNİ ÖDER”
Kenanoğlu’nun ardından söz alan Topçu Baba Dergahı Başkanı Mustafa Can, insanların tarih sahnesine çıktığı ilkel komünal toplumlar dinin olmadığını, insanların bilmedikleri, ürktükleri doğa olaylarına karşı bir yönelim içinde olduklarını belirtti. “Ne zaman ki devlet, güç ortaya çıkar o zaman baskı, zor ve şiddet çıkar. Şiddetin yetmediği yerde tanrı bunun da yetmediği yerde din baronları çıkar” diyen Can, şöyle devam etti: “O sırada bir itiraz çıkar ortaya. En-el Hak. ‘Tanrı ile halk arasındaki ilişki bir tek onu ilgilendirir’ der ve bedelini öder. Aklınıza gelen yasaklı inançların tümü bu yapıyı reddeder ve bedelini öder.”
Alevi inancından yavaş yavaş uzaklaşıldığını ve sevgi, dostluk gibi değerlerin kaybedildiğini vurgulayan Can, “Biz ne yapıp yapıp yolumuzun güzel erdemlerini ete kemiğe büründürüp geleceğe taşımalıyız” dedi.
“SORUNDAN KAÇARAK, KORKARAK YAŞAYAMAYIZ”
Boğaziçi Cemevi Derneği Başkanı Ali Birer de Küçük Armutlu’ya yapılan saldırılara değindi. Küçük Armutlu’da sürekli bir mücadele verildiğini ifade eden Birer, son süreçte Aleviler olarak varlıklarını devam ettirebilmek için çeşitli dernekler ve cemevleri açtıklarını belirtti. Birer, muharrem ayında Küçük Armutlu’da oruç tuttukları 12 gün boyunca polisin cemevinin önünden ayrılmadığını bu yüzden de insanların kendilerini baskı altında hissettikleri ve korktukları için cemevine bile gelemediklerini kaydetti. Polisin cemevine baskın yaptığı ve yazılar yazdığını eleştirdiği için PSAKD Sarıyer Şube Başkanı Zeynep Yıldırım’ın tutuklu olduğunu söyleyen Birer, “Biz sorundan kaçarak, korkarak yaşayamayız, var olamayız. Aleviliğin özünde insanlık var zaten. Faşizm bugün bütün gücüyle bizi asimile etmeye çalışıyor. Bizi yok sayıyor. Bizim mahalle çok önemli bir yer işgal ediyor. Rantsal değeri de yüksek bir yer” dedi.
15. Geleneksel Armutlu Güz Şenliği yarın da sanatçıların sahneye çıkacağı konserlerle devam edecek. Konserler saat 15:00’te başlayacak.
PİRHA – Gazi Katliamı’nın 23. yılında anma programı belli oldu. Anma programı her yıl olduğu gibi katliamın yapıldığı yerlere karanfiller bırakılıp mezar ziyaretleri yapılacak ve ardından basın açıklamasıyla son bulacak. Anmadan sonra cemevlerinde lokmalar dağıtılacak.
23.yılında 12 Mart anması programının Şehit Ailelerinin geleneksel olarak her yıl açıkladığı program dahilinde yapılacağını söyleyen Fidan, 12 Mart’ın güçlü kılınması için yerel çalışmaların güçlü yağıldığını söyledi.
Anma programının sadece Gazi şehitlerimiz üzerinden yürümeyeceklerini aynı zamanda 15 Mart Ümraniye şehitlerinin de anması noktasında aynı faaliyeti yürüteceklerinin söyleyen Fidan,” Burada bize düşen görev ailelerimizin acılarını paylaşmak, hesap sorma bilincini geliştirmek adına hesap soracağımız bir anlayışla hareket edeceğiz” dedi.
12 Mart öncesi 11 Mart’ta Alibeyköy ve Okmeydanı mezar anmaları olacak ve mezarlara karanfiler bırakılacak.
“12 MART ANMA PROGRAMI”
12 Mart saat 11.00 gibi Gazi Cemevi önünde toplanma çağrısı yapan Göksel Fidan, anma programını şöyle açıklıyor.
“Gazi Cemevinin önünde Gazi ve Ümraniye şehit ailelerimizin pankartını açıyoruz. 11 gibi orada yürüyüşe başlıyoruz. Yani yürüyüşle geldiğimizle eski karakol durağında ilk şehidimizin düştüğü yerde basın açıklaması ve anmayı gerçekleştiriyoruz. Karanfillerimizi bırakarak mezarlığa doğru, o gün katliamda yitirdiğimiz canların katledildiği yerlerin hepsinin yerine karanfilleri bırakarak anmalarımızı yaparak, mezarlığa geçiyoruz. Mezarlıkta aynı şekilde anma programımız basın açıklamasıyla sonlandırılıyor. Basın açıklaması solladıktan sonra cemevlerinde şehitler için lokma veriliyor. Aynı şey Ümraniye’deki şehitler içinde olacak. Ümraniye’de de 15 Mart Perşembe günü saat: 12.00’de Ataşehir Cemevi’nde toplanıyoruz oradan Ümraniye’de olan mezarlıklarımızı ziyaret ediyoruz, anmalarımızı yapıyoruz, karanfillerimizi bırakıyoruz. Saat: 15.00’de de cemevlerinde toplanıp basın basın açıklaması, yürüyüş kortejini oluşturup, faaliyetimizi sonlandırıyoruz. Sonrasında da cemevlerinde lokma veriyoruz.”
“AİLELERİN ORTAK KARARI ADALET ÖZLEMİ”
Adalet taleplerini yineleyen Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Sultangazi Şubesi Gazi Şehitleri Cemevi Başkanı Göksel Fidan, şöyle konuştu.
“12 Mart 1995’de katledilen canlarımızın esasına baktığımızda bir sistemin baskı ve zorbayla sömürü düzenini yönetmesi meselesinden hareketle canlarımızı yitirdik. Bugünde aynı şeyleri yaşıyoruz. Yani o günden bugüne katillerin cezalandırılmamasıdan hareketle adalet talebimiz en öndedir. Yani yine biz adalet isteyerek, hesap sormak bilinciyle bu faaliyetlerde yerlerimizi alıyoruz. Ailelerimizde bu şekilde düşünüyor. Ailelerimizin ortak kararı adalet özleminin gerçekleştirilmesidir. Bizim derdimiz, doğalında adaleti tecelli edecek şekilde bir mücadele hattını geliştirmek, bütün aykırılıklara rağmen bu zulme uğrayan etnik kimliği ve inanç kümesi ne olursa olsun tüm halkımızın bir araya gelip hesap sorma bilincini geliştirmek anlamındaki faaliyetleridir.
23 YILDIR ADALET BEKLENİYOR
Buda bizim çağrımızdır; kimsenin etnik kimliği ve inanç kümesi değil insan olması önemlidir. Yani burada insanlarımız, ailelerimiz, 23 yıldır alet bekliyor. Adalet var mı şuanda. Yok. İki dudağın arasında. Bugün geldiğimiz koşullar 1995’den çok daha farklı. Birçok ilimizde evlerin, ilçelerin, illerin darmaağın edilmesi, insanların katledilmesini göz önüne aldığın zaman 95’teki katliam bunun bir provasını andırır asasında. O daha geliştirilmiş sistem tarafından zorbalıkla bu ülkeyi yönetememe krizden hareketle zorbalıkla yönetebilecekleri bir anlayışı halka kabul ettirmeye çalışıyorlar. Ama Anadolu halkı bunu kabul etmez.
“ZALİMLERE KARŞI DURUŞUMUZ BELLİDİR”
Bugünkü suskunluğu yarının daha güçlü çıkışlarına sebep olacak. Çünkü Anadolu ihtilalleri bizim önümüzde duruyor. Geçmişte de Anadolu ihtilallerinde insanların zalimin zulmü altında ezildikleri günlerden bu güne nasıl direnmişlerse bizim de Alevi halkı olarak da ulularımızın, Pirlerimizin, önderlerimizin önümüze koyduğu bir Anadolu ihtilalleri gerçekliği var. Baba İhsakların, Baba İlyasların, Şeh Bedrettinlerin, Hubyarların, Pir Sultan Abdal’ın Seyit Rıza’nın sayamayacağımız kadar değerlerimizin kendi süreçlerinde yaptıkları neyse zalimin zulmüne karşı duruşları neyse bizimde duracağımız nokta burasıdır. Bu anlamda da devam edeceğiz.”
Gazi Katliamı anma programı ise şöyle;
“12 MART GAZİ ANMA PROGRAMI
-11 Mart 2018 Pazar:
– 09.00’da Eski Karakol’da toplanıp, Alibeyköy ve Okmeydanı Mezarlığı’ndaki şehitlerimizin anmasına katılım
-18.00’de Panel (Gazi Cemevi Konferans Salonu)
Anma programı ise şöyle;
-12 Mart Pazartesi
– 11.00 Gazi Cemevi’nde toplanma ve eski Karakol’a yürüyüş
-12.00 eski postane önünde basın açıklaması yapılması ve karanfil bırakılması
-12.30 Gazi Mezarlığı’na yürüyüş
-14.00 Gazi Mezarlığı’nda basın açıklaması ve anma
– 15.00 Gazi Şehitleri Cemevi’nde yemek
– 15 MART ÜMRANİYE ANMA PROGRAMI
15 Mart Perşembe
-12.00 PSAKD Ataşehir Cemevi’nde toplanıp, şehitlerin mezar anmasına katılım
-15.00 PSAKD Ataşehir Cemevi’nde toplanma, yürüyüş ve basın açıklaması
-16.30 PSAKD Ataşehir Cemevi’nde yemek (HABER MERKEZİ)