Etiket: Gonca Yangöz

  • DEM Parti İstanbul İl Örgütü ve Emek Komisyonu: 1 Mayıs’ta Taksim’e yürüyeceğiz-VİDEO

    DEM Parti İstanbul İl Örgütü ve Emek Komisyonu: 1 Mayıs’ta Taksim’e yürüyeceğiz-VİDEO

    PİRHA – DEM Parti İstanbul İl Örgütü ve Emek Komisyonu Taksim Meydanı’nda yapılacak olan 1 Mayıs kutlamalarına ilişkin yaptığı açıklamada, “1 Mayıs’ta Taksim’de olmak her işçinin, emekçinin hakkıdır dedik. Dolayısıyla İstanbul Valisi’nin vermiş olduğu bu hukuksuz kararı tanımıyoruz. İstanbul 1 Mayıs’ında Taksim’e yürüyeceğiz” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul il örgütü ve Emek Komisyonu Taksim Meydanı’nda gerçekleştirilecek 1 Mayıs kutlamalarına dair parti binasında açıklama yaptı.

    Basın toplantısına, DEM Parti İstanbul Milletvekili Çiçek Otlu, İstanbul İl Eş Başkanları Gonca Yangöz ve Murat Kalmaz ile DEM Parti Emek Komisyonu’ndan sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Sevtap Akdağ katıldı.

    Basın açıklamasını DEM Parti Emek Komisyonu’ndan sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Sevtap Akdağ okudu. Açıklamada şunlara yer verildi:

    “YOKSULLUK HİÇ OLMADIĞI KADAR ARTTI”

    “Kadın, doğa, emek ve toplum düşmanı neoliberal kapitalist sistem, uzun zamandır yaşadığı yapısal krizleri, savaş politikalarını derinleştirerek, baskıcı ve otoriter rejimleri daha fazla güçlendirerek, tüm demokratik mücadele dinamiklerini tasfiye ederek aşmaya çalışıyor. Dünyamızı savaş ve sömürü politikalarıyla cehenneme çeviren kapitalist sistemin Türkiye’de bekçiliğini yapan AKP, 23 yıllık iktidarında emeğimizi, yaşamlarımızı hiç olmadığı kadar değersizleştirdi. Ekonomi bir avuç yandaş ve sermayedar için büyürken yoksulluk hiç olmadığı kadar arttı. Bu yoksulluktan en büyük payı kadınlar, gençler, işçiler, emekçiler aldı.

    “EMEKÇİLER EN TEMEL İHTİYAÇLARINI BİLE KARŞILAYAMIYOR”

    İğneden ipliğe yapılan zamlar, her geçen gün büyüyen vergi adaletsizliği, sürekli artan elektrik, doğalgaz faturaları hayatı kâbusa çeviriyor. Ücretler, artan yaşam pahalılığı ve enflasyon karşısında her geçen gün erirken emekçiler en temel ihtiyaçlarını bile karşılayamıyor. Emek düşmanı iktidar bloğu, kolektif emeğin ürünü olan kamusal kaynaklarla lüks ve şatafat içinde yaşarken, halklarımıza pazarlardan çürük domates toplamayı reva görüyorlar! Hukuksuzluk, adaletsizlik, baskı ve savaş politikaları da bu yağma, talan düzenin gerekleri olarak gün be gün artarak hayatlarımızı kuşatıyor, her birimizi nefessiz bırakmayı amaçlıyor.

    “ARTIK YETER DİYORUZ”

    Yaşamın her alanında kışkırttıkları şovenizm, cinsiyetçilik, ırkçılık, mezhepçilik ve savaş politikalarıyla yönetememe krizini şiddetle aşmaya çalışanlara, kadınlar, işçiler, emekçiler 31 Mart’ta gereken cevabı vermiş, değişimin kapısını aralayarak artık yeter demiştir. Bizler de halkımızdan aldığımız bu güç ve motivasyonla;
    • İşçileri, emekçileri, emeklileri, gençleri; yoksulluğa, açlığa, işsizliğe, borç batağına ve güvencesizliğe mahkûm eden, ülkenin sırtında kamburlaşıp ağır bir yüke dönüşen bu sömürü düzenine artık yeter diyoruz.
    • Sermaye ile el ele verip, işçi cinayetlerini ‘kader’e bağlayarak kendi sorumluluklarının üzerini örtenlere artık yeter diyoruz.
    • Birlikte yaşam umudumuzu tehdit edenlere, vergilerimizle oluşturulan bütçe kaynaklarını, halklarımızı sonsuz bir şiddet ve yoksulluk sarmalına iten savaşlara harcayanlara artık yeter diyoruz.
    • Hapishaneleri soran, sorgulayan, hak ve özgürlük talebini dile getiren onbinlerce insanımız için toplama kampına çevirenlere artık yeter diyoruz.
    • Barışı, umudu değil çözümsüzlüğü dayatan Kürt düşmanı bu harami düzenine artık yeter diyoruz.

    • Tecride, cins kırımına dönüşen kadın katliamlarına ve doğanın talanına ÊDÎ BESE diyoruz.

    “İSTANBUL 1 MAYIS’INDA TAKSİM’E YÜRÜYECEĞİZ”

    Bu tekçi rejim 31 Mart’ta açığa çıkan iradeden duyduğu korkuyu yine yasaklarla aşmanın peşine düşmüştür. AYM ve AİHM kararlarına rağmen hukuksuz bir şekilde işçilerin emekçilerin ortak hafıza mekânı olan Taksim’i yasaklayarak bu tarihi güne gölge düşürmek istemektedir. 1 Mayıs’ta Taksim’i yasaklamak, başta Kürt sorunu olmak üzere ülkenin tüm sorunlarını, şiddetle, baskıyla daha da derinleştiren iktidarın son hamlesidir. Biz DEM Parti olarak sürecin başından itibaren emek ve meslek örgütleriyle birlikte Taksim’e çağrı yaptık. 1 Mayıs’ta Taksim’de olmak her işçinin, emekçinin hakkıdır dedik. Dolayısıyla İstanbul valisinin vermiş olduğu bu hukuksuz kararı tanımıyoruz. İstanbul 1 Mayıs’ında Taksim’e yürüyeceğiz.

    “1 MAYIS’TA ALANLARDA OLACAĞIZ!”

    Bu duygu ve düşüncelerle tüm halkımızı Newroz’da, 31 Mart’ta açığa çıkan değişim talebi ve özgürlüğün iradesini 1 Mayıs’ta; Taksim meydanında, Batman ve Van bölge mitinglerinde ve de diğer tüm illerde taçlandırmaya davet ediyoruz. Emeğimize, haklarımıza, hayatlarımıza sahip çıkmak için, Kürt sorununun eşitlik ve özgürlük temelinde demokratik siyasal çözümü için; tüm Ortadoğu halklarının barışını savunmak için, emeğin ve özgürlüğün ülkesini kurmak için 1 Mayıs’ta alanlarda olacağız!”

    Basın açıklamasından sonra söz alan DEM Parti İstanbul İl Eş Başkanları Gonca Yangöz, Murat Kalmaz ve İstanbul Milletvekili Çiçek Otlu, Taksim’de gerçekleştirilecek 1 Mayıs’a ilişkin emekçilere ve halka çağrı yaptı. DEM Parti, KESK ve TTB ile birlikte Beşiktaş Barbaros Bulvarı’ndan başlayarak Taksim Meydanı’na yürüyeceklerinin vurgusunu yaptılar.

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Bu yılki Newroz Kürt sorununa çözüm kampanyasının ateşine dönüşecektir’ – VİDEO

    ‘Bu yılki Newroz Kürt sorununa çözüm kampanyasının ateşine dönüşecektir’ – VİDEO

    PİRHA – DEM Parti ve HDK 17 Mart Pazar günü İstanbul’da yapılacak olan Newroz Deklarasyonu’nu açıkladı. Deklarasyonda meydanlarda özgürlük iradesini beyan eden Kürt halkı için bu yılki Newroz’un Kürt sorununa çözüm kampanyasının ateşine dönüşeceği belirtildi.

    İstanbul’da Newroz 17 Mart Pazar günü kutlanacak. İstanbul Newroz’u öncesi Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) ve Halkların Demokratik Kongresi(HDK) Taksim Hill Otel’de 2024 İstanbul Newroz’una dair deklarasyonu açıkladı.

    Açıklamaya DEM Parti İstanbul İl Eş Başkanları Gonca Yangöz ve Murat Kalmaz, Demokratik Alevi Dernekleri(DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, HDK Eş Sözcüleri Esengül Demir ve Cengiz Çiçek, Demokratik Bölgeler Partisi(DBP) Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır ve çok sayıda kişi katıldı.

    “BU YILKİ NEWROZ KÜRT SORUNUNA ÇÖZÜM KAMPANYASININ ATEŞİNE DÖNÜŞECEKTİR”

    Halkların Demokratik Kongresi(HDK) Eş sözcüsü Cengiz Çiçek‘in okuduğu basın metninin tamamında şu ifadelere yer verildi:

    “2024 Newroz’u, tekçi devlet geleneğinin dinci, milliyetçi ve cinsiyetçi faşizme evrildiği günümüz koşullarında, vazgeçmeyenlerin, teslim olmayanların ve zafere inananların yan yana, omuz omuza geldiği gün olacak. Bugün Kürtler, Aleviler, yoksullar, işçiler, kadınlar, gençler AKP-MHP faşizminin politikaları ve şiddet tekeli altında itaat etmeye zorlanırken, Demirci Kawa’nın Dehak’a karşı verdiği mücadelenin sembolü olan özgürlük meşalesi, yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor. Faşist rejimin ‘çöktürme planının’ hedefinde olan Kürt halkının özgürlük mücadelesi için Newroz, sömürgeciliğe karşı başkaldırının günü olarak önemini koruyor. On yıllardır meydanlarda özgürlük iradesini beyan eden Kürt halkı için bu yılki Newroz, “Abdullah Öcalan’a fiziki özgürlük, Kürt sorununa çözüm” kampanyasının ateşine dönüşecektir.

    “İMRALI İŞKENCE SİSTEMİNİ KIRACAĞIZ”

    25 yıldır İmralı işkence sisteminde tutulan ve son üç yıldır kendisinden hiçbir şekilde haber alınamayan Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan’a uygulanan mutlak iletişimsizlik uygulamaları, Amed zindanından İmralı’ya uzanan tekçi, inkarcı, asimilasyoncu, sömürgeci devlet politikalarının güncel olanıdır. Nasıl ki dün Çağdaş Kawa Mazlum Doğan’ın yaktığı üç kibrit yolumuzu aydınlatmışsa, bugün de Sayın Abdullah Öcalan’ın “Newroz halkı” dediği bizler, İmralı işkence sistemini kıracağız. Bunun bir gereği olarak, sömürgeciliğe ve işgalciliğe karşı Kürt halkının varlık ve özgürlük mücadelesini yürütenler, dün olduğu gibi bugün de örgütlü iradesini ezilenler ve sömürülenler lehine kullanmaya devam edecektir.

    “BU ÇARKI KIRABİLİRİZ, KIRMAKLA MÜKELLEFİZ”

    Kürdistan’da özel savaş politikalarıyla Kürt halkına diz çöktürmeyi ve onu halk olmaktan çıkarmayı hedefleyen AKP-MHP faşizmi, başta İstanbul olmak üzere Türkiye’nin dört bir parçasını ulusal ve uluslararası sermayeye peşkeş çekmektedir. Yanısıra halkların arasına nifak tohumları ekerek, yürüttüğü üretim ve bölüşüm ilişkileri arasındaki uçurumu savaş politikalarıyla derinleştirmektedir. Rojava ve Güney Kürdistan’da yürüttüğü işgal politikaları, AKP-MHP ittifakının iktidarda kalma garantisiyken, işçi sınıfının sömürü katsayısını sermaye lehine artırmasının da en başat kaldıracıdır. Bizler; ezilenler, yok sayılanlar, sömürülenler, demokrasi talep edenler, kimliğine sahip çıkanlar bu çarkı kırabiliriz, kırmakla mükellefiz.

    “ZAMAN DEMOKRATİK CUMHURİYET MÜCADELESİ İÇİN BİRLEŞME ZAMANIDIR”

    Kendisini milliyetçilik, dincilik ve cinsiyetçilik temelinde üreten ulus devletçiliğe karşı demokratik ulus çözümünü ortaya koyan ve bu yönüyle ezilenlerin mücadelesine ciddi katkılar sunan Sayın Öcalan üzerindeki İmralı işkence sistemini parçalamak, tüm emek, demokrasi ve özgürlük güçlerinin de sorumluluğundadır. Bu nedenle İmralı’dan başlayıp tüm topluma yayılan tecrit ve kuşatma karanlığını Newroz ateşiyle aydınlatma zamanıdır. Newroz ateşinin, Türkiye ve Kürdistan halklarının birleşik mücadelesini aydınlatması umudunu canlı tutma zamanıdır. Newroz ateşi etrafında Demokratik Cumhuriyet mücadelesi için birleşme zamanıdır.

    “AÇLIK GREVİNİN 106. GÜNÜNDE OLAN YOLDAŞLARIMIZA SES OLACAĞIZ”

    Kürdistan belediyelerine atanan kayyumlar, tutsak edilen on binler, rant uğruna depreme kurban verilenler, cenazelerine ulaşılamayan maden işçileri, barınamayan öğrenciler, açlığa ve ölüme terk edilen emekliler, elleriyle dünyayı inşa edip karşılığında yok sayılanlar, evlerin içinde görünmeyen emeğin öznesi kadınlar, köylerinden edilen köylüler, ekolojik yıkımın mağdurları. Hep birlikte Newroz alanlarına akacak hasta tutsaklara, hukuksuzca hapishanelerde tutulan Kürdistanlı ve Türkiyeli devrimcilere, açlık grevinin 106. gününde olan yoldaşlarımıza ses olacağız.

    “BUGÜNÜN DEHAKLARI İLİÇ’TEKİ EKOLOJİK YIKIMA SEBEBİYET VEREN İŞÇİ KATİLLERİDİR”

    Bugünün Dehakları dünya mafyasını ülkesinde ağırlayanlardır. Bugünün Dehakları eğitimi belli bir sınıf için sağlayıp, halk çocuklarına erkenden işçiliği dayatanlardır. Bugünün Dehakları 17.500 liraya işçileri patronlara peşkeş çekenlerdir. Bugünün Dehakları boşanmak isteyen kadınları katleden erkekleri koruyan, kadınların nafakalarına göz koyanlardır. Bugünün Dehakları Filistin halkına selam gönderirken İsrail devletiyle ticari ilişkilerini sürdürenlerdir. Bugünün Dehakları İliç’teki ekolojik yıkıma sebebiyet veren işçi katilleridir.

    “ZAMAN EZİLENLERİN ORTAK MÜCADELESİNDE DAHA FAZLA ISRAR ETME ZAMANIDIR”

    İçinden geçtiğimiz tarihsel sürecin başarısı ve mücadelemizin zaferi hepimizin elzem görevidir. Newroz bayrağını bugünlere taşıyan tüm yoldaşlarımıza ve halkımıza sözümüz, özgürlük olsun. Zaman, İmralı işkence sistemini kırma zamanıdır. Zaman Kürt sorununun demokratik çözümünü ve Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünü sağlama zamanıdır. Zaman özgürlük taleplerini en güçlü şekilde haykırma ve toplumsal mücadeleyi büyütme zamanıdır. Zaman kimliğini ve kültürünü anadilinle yaşama zamanıdır. Zaman toplumun üzerine karabasan gibi çöken karanlığı Newroz ateşiyle aydınlatma zamanıdır. Zaman zindanlardaki yoldaşlarımızla özgür ortamlarda kucaklaşma zamanıdır. Zaman ezilenlerin ortak mücadelesinde daha fazla ısrar ve bunu güçlendirme zamanıdır. Bu duygu ve düşüncelerle halkların Newroz Bayramı’nı kutluyor, başarılar diliyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • DEM Parti’den hükümete tepki, ‘Filistin ile Dayanışma Mitingi’ne katılım çağrısı- VİDEO

    DEM Parti’den hükümete tepki, ‘Filistin ile Dayanışma Mitingi’ne katılım çağrısı- VİDEO

    PİRHA – Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi(DEM Parti) İstanbul il örgütü, 14 Ocak’ta Esenyurt’ta yapılacak olan “Filistin ile Dayanışma Mitingi”ne katılım çağrısı yaptı. Açıklamada, “İsrail’le tüm askeri, ticari, diplomatik, akademik, kültürel ilişkilere son verilsin” denildi. Dem Parti ayrıca, AKP-MHP iktidarının İsrail’e lojistik desteğini sürdürdüğünü belirterek, tepki gösterdi.

    DEM Parti İstanbul İl Örgütü, 14 Ocak’ta düzenlenecek “Filistin ile Dayanışma Mitingi”ne ilişkin il binasında basın toplantısı düzenledi.

    Açıklamada 14 Ocak’ta Esenyurt’ta yapılacak “Filistin halkıyla dayanışma” mitingine katılım çağrısı yapıldı.

    Açıklamaya DEM Parti İstanbul Milletvekilleri Çiçek Otlu, Kezban Konukçu, İstanbul İl Eş Başkanı Gonca Yangöz ve Murat Kalmaz katıldı.

    Basın açıklamasını DEM Parti İstanbul İl Eş Başkanı Gonca Yangöz okudu.

    Açıklama öncesi söz alan DEM Parti İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu, sivillerin katledildiği bir ortamda ezilenlerin ses çıkarması gerektiğini vurguladı. Parti olarak Filistin ile dayanışmak için miting düzenleyeceklerini belirten Konukçu, “Biz iyi biliyoruz ki ezilen halklar dayanıştığında ancak onurlu bir barış gelebilir Orta Doğu’ya. İkiyüzlü ve işbirlikçi devletler ifşa edilmeden de biz gerçek ve onurlu barışa ulaşamayız. Şu anda AKP-MHP hükümeti ‘karşıyız’ şeklinde açıklamalar yapıyor. Ancak işbirliği devam ediyor. Buradan gemilerle çelik gönderiliyor ve o çeliklerle silahlar yapılıyor. İşte o silahlarla kadınlar ve çocuklar öldürülüyor. Bütün bunların bilinciyle dünyadaki tüm halkların eşitlik ve barış içinde yaşayabilmeleri için ses yükseltiyoruz” dedi. Konukçu, yapacakları mitinge herkesi davet etti.

    “GAZZE’DE SOYKIRIM YAŞANIYOR”

    Basın açıklamasını okuyan DEM Parti İstanbul İl Eş Başkanı Gonca Yangöz, Gazze’de soykırım yaşandığına dikkat çekerek, “İsrail, kadın, çocuk, genç, yaşlı demeden katliam yapıyor, yerleşim alanlarını yerle bir ediyor. İsrail’in işgalci savaşı nedeniyle 7 Ekim’den bu yana 23 bini aşkın sivil yaşamını yitirdi. 10 bini çocuk, 7 bini kadın katledildi. 70 bine yakın kişi yaralanırken, hastaneler başta olmak üzere tüm yaşam alanları bombalarla yıkıldı. Hayatta kalan yaklaşık 2 milyon insan, 3,5 aydır abluka ve saldırı altında susuzluk, açlık, bulaşıcı hastalık riskiyle yaşıyor, yaralılar tedaviye erişemeden ölüyor, ölüleri gömülemiyor. Mezarlıklar tahrip ediliyor” dedi.

    “İSRAİL, SAVAŞI TÜM BÖLGEYE YAYMAYA ÇALIŞIYOR”

    İsrail’in, şimdi de Batı Şeria’ya yönelmiş durumda olduğunu belirten Yangöz, “İsrail savaşı tüm bölgeye yaymaya çalışıyor. Lübnan’ı bombalıyor, Suriye’yi bombalıyor, suikastler gerçekleştiriyor. Filistin topraklarını işgal ederek kurulan İsrail, daha önce de olduğu gibi yaptığı hiçbir katliam ve savaşın hesabını vermiyor. Bütün anlaşmalara ve insani değerlere gözlerini, kulaklarını kapatmış durumda” diye belirtti.

    “DÜNYA DEVLETLERİ SOYKIRIMA SUÇ ORTAKLIĞI YAPIYOR”

    Açıklama şöyle devam edildi:

    ‘Uluslararası sermaye güçleri savaş sanayisinden beslenirken, halklara ölüm reva görülüyor, doğa ve halkların tarihi yok ediliyor. Filistin halkı ve toprakları adeta yeryüzünden silinmek isteniyor. Tıpkı Kürt halkına yapılmak istenen gibi! Kürt halkının yaşadığı Kuzey Doğu Suriye’de (Rojava’da), Güney Kürdistan’da da yaşam alanları, hastaneler, tahıl depoları bombalanıyor. Demokrasi ve barış söyleminde yarışan dünya devletleri soykırıma suç ortaklığı yapıyor. Ortadoğu halklarının savaş altında yaşamasına onay veriyor ya da görmezden geliyor.

    “AKP-MHP İKTİDARI, İSRAİL’E LOJİSTİK DESTEĞİNİ SÜRDÜRÜYOR”

    Türkiye’de iki yüzlü politikanın devrede olduğu vurgulanarak “Filistin davamız” denilirken, İsrail’le siyasi, ekonomik, ticari, askeri ve kültürel ilişkiler devam ediyor. Türkiye İsrail’le ekonomik ortaklıkta ilk sırada yer alırken, ticaret hacmi 20 yılda yüzde 532 artış gösterdi. En büyük ihracat ise savaş sanayi alanında yapılıyor. Gazze’ye yönelik saldırının başladığı 7 Ekim’den bu yana ticarette herhangi bir yaptırım görülmedi. Aksine İsrail’in ihtiyaç duyduğu temel ham maddelerinin Türkiye’den kalkan gemilerle taşındığı açığa çıktı. İstedikleri kadar mitingler düzenlesinler, istedikleri kadar “din kardeşliği” adıyla Filistin’e destek verdiklerini söylesinler, AKP-MHP iktidarı İsrail’e lojistik desteğini sürdürüyor.

    “ÖZGÜRLÜK VE ONURLU BARIŞ MÜCADELESİNİ SAVUNDUK, SAVUNACAĞIZ”

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM PARTİ) olarak, Ortadoğu başta olmak üzere dünyanın her yerinde halkların katledilmesine dur diyoruz. Kürt halkının, Filistin halkının en temel talebi olan özgürlük ve onurlu barış mücadelesi talebini savunduk, savunacağız diyoruz.

    “ŞİMDİ FİLİSTİN’E SES OLMANIN ZAMANIDIR”

    “İsrail’le tüm askeri, ticari, diplomatik, akademik, kültürel ilişkilere son verilsin diyoruz. Türkiye başta olmak üzere bölge devletlerinin savaşı besleyen, büyüten politikalarına dur diyoruz. Filistin halkının gerçek dostları olan bölge halklarını, savaşların sona ermesi için mazlum halkların yanında olmaya çağırıyoruz. Şimdi Filistin’e ses olmanın zamanıdır. Esenyurt’ta 14 Ocak’ta düzenleyeceğimiz “Filistin halkıyla dayanışma” mitingimize tüm halkımızı davet ediyoruz. Ezilen halkları, emperyalizme ve sömürgeciliğe karşı ortak ses çıkarmaya çağırıyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL 

  • 18 HDP ve HDK’li siyasetçi hakim karşısına çıktı

    18 HDP ve HDK’li siyasetçi hakim karşısına çıktı

    PİRHA-“Terör örgütü üyeliği” ve “terör örgütü propagandası” suçlamasıyla 20 Şubat’ta tutuklanan 78’liler Girişimi Sözcüsü ve HDP PM Üyesi Celalettin Can’ın da aralarında bulunduğu 18 tutuklu HDP, HDK yönetici ve üyesi dün ilk kez hâkim karşısına çıktı.

    “Terör örgütü üyeliği” suçlamasıyla 20 Şubat’ta tutuklanan 78’liler Girişimi Sözcüsü ve HDP PM Üyesi Celalettin Can’ın da aralarında bulunduğu 18 HDP ve HDK’li siyasetçi hakim karşısına çıktı. 2 gün süren yargılamada mahkeme Celalettin Can, Şamil Altan, Atilla Şiyar, Gonca Yangöz, Taylan Ürün ve Filiz Yılmaz için tahliye kararı verdi. Can Memiş’in de aralarında bulunduğu diğer sanıklar için ise tutukluluğuna devam kararı verildi.

    İstanbul’da 7 Şubat’ta yapılan HDK/HDP operasyonunda gözaltına alınan ve 20 Şubat’ta çıkarıldıkları sulh ceza hakimliklerince tutuklanarak cezaevine gönderilmişti.
    Gözaltına alınanlardan ikisi savcılık sorgusundan sonra serbest bırakılırken dokuz kişinin adli kontrol şartı ile serbest bırakılması talep edilmişti. Mahkeme, Celalettin Can’la birlikte Mehmet Şamil Altan, Filiz Yılmaz, Gonca Yangöz, Abdulselam Yolcu, Taylan Talaş, Hasan Hüseyin Gencer, Bedia Aydemir, Metin İlan, Suphi Yıldız, Atilla Sayır, Erhan Sarıkaya, Taylan Ürün, Vahit Dalgıç, Can Memiş ve Gülsen Biter’i tutuklamıştı.

    HABER MERKEZİ