Etiket: gönül erden

  • SES eski Eş Genel Başkanı Gönül Erden’in ev hapsi kaldırıldı

    SES eski Eş Genel Başkanı Gönül Erden’in ev hapsi kaldırıldı

    PİRHA-SES eski Eş Genel Başkanı Gönül Erden hakkında verilen ev hapsi kararının kaldırılmasına ve adli kontrol tedbirinin il dışına çıkış yasağı şeklinde sürmesine karar verildi.

    Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası’nın (SES) önceki dönem eş genel başkanları ve Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyelerinin yargılandığı davanın 8. duruşması 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Duruşmaya Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Ağrı Milletvekili Heval Bozdağ, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak, KESK ve bağlı sendikaların MYK üyeleri, Türk Tabipleri Birliği (TTB) Genel Sekreteri Vedat Bulut ve çok sayıda sivil toplum kuruluşu temsilcisi katıldı.

    “MÜCADELEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Duruşma öncesi SES Eş Genel Başkanı Mehmet Sıddık Akın, Koçak ve Bulut Ankara Adliyesi önünde değerlendirmelerde bulundu. Konuşmalarda, “Yargılanan tüm arkadaşlarımız beraat edene kadar taleplerimizden vazgeçmeyecek, mücadeleye devam edeceğiz” vurgusu öne çıktı.

    EV HAPSİ KALDIRILDI

    Kimlik tespitinin ardından dosyaya eklenen evrakların okunmasıyla başlayan duruşmada, SES eski Eş Genel Başkanı Gönül Erden hakkında verilen ev hapsi kararının kaldırılmasına ve adli kontrol tedbirinin il dışına çıkış yasağı şeklinde değiştirilmesine karar verildi.

    Bir sonraki duruşma ise 19 Eylül’e ertelendi.

    (HABER MERKEZİ)

  • SES’in eski Eş Genel Başkanı Gönül Erden tahliye edildi

    SES’in eski Eş Genel Başkanı Gönül Erden tahliye edildi

    PİRHA- Eski SES Eş Genel Başkanı Gönül Erden tahliye oldu. Bir sonraki duruşma 5 Haziran’a ertelendi.

    Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) eski Eş Genel Başkanı Gönül Erden, Genel Kadın Sekreteri Selma Atabey, Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyeleri ve şube başkanlarının aralarında bulunduğu 8 kişi hakkında açılan davanın 4. duruşması Ankara 22’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Duruşmada, tutuklu Selma Atabey ve Gönül Erden’in yanı sıra tutuksuz yargılanan Erdal Turan, Ramazan Baş, Fikret Çalağan hazır bulunurken, Runa Temelli ise duruşmaya Sesli ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden katıldı.

    “BİR 8 AY DAHA BEKLEYEMEYİZ”

    Dosyaya eklenen evrakların okunmasının ardından söz alan Erden’in avukatı Öztürk Türkdoğan, HTS kayıtları ile ilgili raporun 8 ay sonra geldiğini hatırlatarak, “Tutanağın eksik olduğunu belirttiniz. Bizim bir 8 ay daha bekleme durumumuz yok. Müvekkilimin yurt dışına çıkış ve girişleri HTS kayıtlarında belli. Şu aşama itibariyle mahkeme nezdinde yurtdışı giriş çıkışı için bunu söyleyebilirim. Gizli tanığın beyanları ile uyumsuzluk söz konusudur” dedi.

    “TUTUKLULUK DEVAMI VERİLECEKSE ART NİYET GÖRÜYORUZ”

    Dosyaya bilgilerin ya çok geç ya da son dakikada eklendiğini söyleyen Avukat Zülfikar Erden ise, “Açık tanık Kerem 2015 Haziran temmuzda müvekkilin gayri resmi olarak yurtdışında olduğunu beyan ediyor, fakat HTS kayıtları ortada. Biz detaylı olarak 2015 yılında müvekkilimin nerede olduğu, sendikal faaliyetlerinde olduğunu bilgileri vermiştik. Raporda detaylar eksik, bu eksikliklerden dolayı tutukluluk devam kararı verilecekse, biz bunu art niyet olarak göreceğiz” diye belirtti.

    “KÜRT VE KADIN OLDUĞUM İÇİN CEZAEVİNDEYİM”

    Mütalaaya karşı söz alan Gönül Erden, 5 mahkemedir üzerine atılı suçlara karşı suçsuzluğunu kanıtlamaya çalıştığını belirterek, şunları söyledi:

    “HTS kayıtları dediniz, onlarda geldi, onlar da benim suçsuzluğumu gösteriyor. Nereye gittiğimi, ne zaman geldiğimi, detaylı olarak anlatmıştım. Benim beyanlarım dışında bilirkişi raporları ile açık ve gizli tanığın bana iftira attığı ortaya çıkmıştır. Hala suçun vasfı tutukluluk hali, 18 aydır içeride olamama nasıl gerekçe oluyor anlamıyorum. Bilirkişi raporu bekledik 8 ay, şimdi tekrar rapor istiyorsunuz. Bir 8 ay daha mı bekleyelim. İnsanların cezaevinde bu kadar süre boş yere durması bu kadar kolay mı? Şu anda ülkede deprem bölgesinde salgın hastalıklar var, insanların sağlıkçılara ihtiyacı var, benim de orda olmam gerekiyor. Sendikacıyım, sağlıkçıyım. Ben 18 aydır sağlıkçı, kadın, Kürt olduğum için cezaevindeyim. Tutukluluğum ile insani ve anayasal haklarım ihlal edilmektedir. Tahliyemi talep ediyorum.”

    “BENİM GİZEMLİ BİR HAYATIM YOK”

    Tutuklu yargılanan Selma Atabey de, yalancı tanıkların anlattıklarına karşılık kanıtlar, belgeler sunduklarını fakat bunların görmezden gelindiğini belirterek, “Ben 95 yılında hemşireliğe başladım. 2014 yılına kadar memurdum. Sendika, adalet, barış mücadelesi yürütüyordum. Hiçbir şey olmadı. 2014 yılında seçilmem ile soruşturmalar açılmaya başlandı. Diyarbakır Emniyeti bana sadece nefes aldığım için soruşturma açmadı. OHAL ile işimden edildim. Dava açılmadı, soruşturma açılmadı, 2022 Mart ayında siz dava açınca, bana bu dava gerekçe gösterilerek işimden edildiğim bildirildi. Ben adalete nasıl güveneyim. Ben şu an karşınızda duranım, benim gizemli bir hayatım yok. Tahliyemi talep ediyorum” dedi.

    BİR SONRAKİ DURUŞMA 5 HAZİRAN’A ERTELENDİ

    Verilen aranın ardından mahkeme heyeti, Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde bulunan Gönül Erden’in tahliyesine, Selma Atabey’in ise “kaçma şüphesi” gerekçesi ile tutukluluğunun devamına karar verdi. Ayrıca gizli tanık Ulaş’ın yeniden dinlenmesi karar veren mahkeme heyeti, duruşmayı 5 Haziran 2023’e erteledi.

    PİRHA/ANKARA

     

  • Tutuklu yargılanan SES yöneticilerinin duruşmasına çağrı: Sendikal haklar yargılanıyor!

    Tutuklu yargılanan SES yöneticilerinin duruşmasına çağrı: Sendikal haklar yargılanıyor!

    PİRHA – Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) tutuklu yargılanan SES Eş Genel Başkanı Selma Atabey ve önceki dönem Eş Genel Başkan olan Gönül Erden’in duruşmaları öncesi açıklama yaptı. Verilen mesajda “Bu davayla sağlık hakkı, sendikal haklar ve kadın mücadelesi de yargılanmak istenmektedir” vurgusu yapıldı.

    Tutuklu yargılanan SES Eş Genel Başkanı Selma Atabey ve önceki dönem Eş Genel Başkan olan Gönül Erden’in 3 Ekim’de görülecek duruşması için Ankara’da basın açıklaması yapıldı.

    Merkez Temsilciler Kurulu üyelerinin de katıldığı toplantıda 8 SES üye ve yöneticisinin Ankara Adliyesi’nde görülecek üçüncü duruşması için dayanışma çağrısı yapıldı.

    SAĞLIK HAKKI, SENDİKAL HAKLAR VE KADIN MÜCADELESİ YARGILANIYOR”

    “Sendikal mücadelemiz yargılanamaz!” denilen açıklamayı okuyan SES Eş Genel Başkanı Hüsnü Öndül, atıfta bulunulan suçlar arasında sendikalarının yaptığı eylem ve etkinliklerin suç unsuru olarak yer aldığını belirtti. Öndül şu açıklamayı yaptı:

    “Biz biliyoruz ve anlıyoruz ki yıllardır halkın sağlık hakkına ve sağlık emekçilerin yaşadığı sorunlarına sahip çıkmak özellikle pandeminin başlangıcında herkesin korktuğu ve sustuğu dönemde taleplerimiz için yaptığımız eylem ve etkinlikler birilerini iyice rahatsız etmiş olmalı. Ayrıca ana akım medyada, haberlerde şubelerimiz ve işyerlerimizden pandeminin yönetilemediğini, yaşamak ve yaşatmak istiyoruz şiarıyla isyanımızı duyurmamız, kimilerini had bildirme, intikam alma arayışına itmiş olmalı. Bilinmeli ki; KESK ve bağlı sendikalar kurulduğu günden beri emekçilerin haklarını ısrarlı bir şekilde savunmuş ve halkın nitelikli kamu hizmeti alması mücadelesi vermiştir. Sağlık ve Sosyal Hizmet iş kolunda örgütlü olan sendikamız SES, kurulduğu günden beri nitelikli, ücretsiz, erişilebilir ve anadilinde sağlık ve sosyal hizmet mücadelesi yürütmeye amaç edinmiş ve bugünde aynı amaçla mücadelesine devam etmektedir.

    2007’de, 2009’da ve 2012’de KESK ve KESK’e bağlı sendika yöneticilerine yönelik gözaltı ve tutuklamalar yapılmış, fakat hem anayasa mahkemesi hem de AHİM’in bu konuda yapılan haksız gözaltı ve tutuklamaların hukuka aykırı olduğunun tespitini yapmıştır. Bu şekilde toplu açılan davaların birçoğunda arkadaşlarımızın tamamı beraat etmiştir. Yukarıda anlattığımız yargısal süreç esasında siyasi iktidarın emek, barış ve demokrasi mücadelesi yürüten sendikamıza, sendikal örgütlülüğümüze yönelik yargı baskısının kesintisiz olduğunu göstermektedir.

    Siyasi iktidar bu dava ile sendikamızın emek mücadelesini suç konusu yaparak mücadelemize zarar vermek istemektedir. Üstelik ortada suç teşkil eden hiçbir delil olmadığından bu oluşturdukları suç unsurlarını yine yaratıkları iftiracı tanıklar üzerinden yapmaya çalışmaktadır. İddianamede yer alan suçlamaların tarihsel seyri bile ortada bir iftira olduğunu kanıtlar niteliktedir.

    Bu davayla sağlık hakkı, sendikal haklar ve kadın mücadelesi de yargılanmak istenmektedir. Salgın döneminde hakları verilmeyen sağlık emekçileri için aktif mücadele eden sendikamızın faaliyetlerinin dava konusu yapılmasını kabul etmiyoruz. İktidarın yapması gereken halka ücretsiz ulaşılabilir nitelikli ve anadilinde sağlık hizmeti sunmak, sağlık emekçilerinin haklarını vermektir. Hak mücadelesi veren emek örgütlerini yıpratma çabası sonuç vermeyecektir. Bu hukuksuz davada yargılanan tüm arkadaşlarımız serbest kalıncaya kadar mücadeleye devam edeceğiz. Bu mücadelede; işkolumuzdaki emek ve meslek örgütleri başta olmak üzere, tüm demokrasi güçlerini 3 Ekim 2022 günü Pazartesi (yarın) 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek duruşmaya hep birlikte katılım sağlamak üzere 09:30 da Ankara Adliyesi ana giriş kapısı önünde buluşmaya davet ediyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • SES, eski Eş Genel Başkanları Gönül Erden’in tecritle cezalandırıldığını açıkladı

    SES, eski Eş Genel Başkanları Gönül Erden’in tecritle cezalandırıldığını açıkladı

    Tutuklu eski SES Eş Genel Başkanı Gönül Erden’ne cezaevi müdürünün “kalmak istediğin koğuşu değiştir” teklifinde bulunduğunu söyleyen SES Eş Genel Başkanı Selma Atabey, şimdi tek kişilik hücrede tutulan Erden’in cezalandırıldığını belirtti.

    Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES),tutuklu SES eski Eş Genel Başkanı Gönül Erden’in cezaevinde yaşadığı hak ihlallerine ilişkin toplantısı yaptı.

    SES Genel Merkezi’nde düzenlenen toplantı salonunda “Eski Eş Genel Başkanımız Gönül Erden’e yönelik cezaevindeki insanlık dışı muameleyi kabul etmiyoruz” pankartı asıldı.
    Toplantıya, İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan da katıldı.

    SES Eş Genel Başkanı Selma Atabey, Erden’in tutuklandıktan sonra Ankara Sincan Kampüsü’nde bulunan L-3 Tipi Cezaevi’ndeki Covid-19 tedbirleri kapsamında 3 hafta karantinada kaldığını söyledi.

    Atabey, “Covid-19 testinin negatif çıkması üzerine Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’ne nakledilmiştir. Burada da bir hafta boyunca karantinada tutulmuş, testinin negatif çıkması üzerine kalmak istediği koğuş ile ilgili kendisinden dilekçe talep edilmiştir. Kendisi de aynı suç tipi ile tutuklu bulunanların kaldığı kadın koğuşunda kalmak istediğini yazılı olarak beyan etmiştir. Bunun üzerine 15 Ekim 2021 günü kalmak istediği koğuşa naklini beklerken 5 saat boyunca hücreye konmuş ve burada usulsüz bir şekilde bekletilmiştir” ifadesinde bulundu.

    Erden’in aynı gün hücreden çıkarıldığını ve tek başına C-1 bölümüne gönderildiğini ifade eden Atabey, aynı bölümde hafta sonu tek başına tutulduğunu, cezaevi müdürü ve birkaç kişinin kendisiyle görüştüğü ve kalmak istediği koğuşu değiştirmesini söylediklerini aktardı.

    Erden’in bu kişilere isteğinin değişmediğini ve isteğinin yerine getirilmesini açıkça ifade ettiğini belirten Atabey, “Koğuş talebi kabul edilmeyince tekrar dilekçe vermiştir. Avukatların yaptığı ziyaret sırasında bu durum cezaevi idaresine birkaç kez aktarılmış ancak halen herhangi bir sonuç alınmamıştır. Öncelikle belirtmek isteriz ki bir tutuklunun keyfi olarak 5 saat boyunca hücrede tutulması kesinlikle ve tek başına tecrit koğuşunda günlerce bekletilmesi kabul edilemez” diye konuştu.

    “CEZALANDIRILIYOR”

    Bir aydır tutuklu bulunan Erden’in pandemi bahane edilerek izolasyonda kalma, ardından da tek kişilik hücrede bekletilme gibi nedenlerle mektup adresinin dahi belli olmadığını vurgulayan Atabey, “Arkadaş görüşleri başlatılmamıştır. Bu nedenle dışarı ile tek irtibatı avukat aracılığıyla olmaktadır. Haksız yere tutuklanan arkadaşımız bir kez daha adeta tecrit edilerek cezalandırılmak istenmektedir. Buna sesiz kalmayacağız. Arkadaşımız yalnız değildir” şeklinde konuştu. (MA)

  • SES Eş Başkanı’ndan hükümete çağrı: KHK’li sağlık emekçileri acilen göreve başlatılmalı-VİDEO

    SES Eş Başkanı’ndan hükümete çağrı: KHK’li sağlık emekçileri acilen göreve başlatılmalı-VİDEO

    PİRHA- Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Eş Genel Başkanı Gönül Erden, hükümet seslenerek, ataması yapılmayan, Kanun Hükmünde Kararnamelerle ihraç edilen, güvenlik soruşturması bahanesiyle bekletilen yüz binlerce sağlık emekçisinin acilen göreve başlatılması gerektiğini bildirdi. 

    Dünya Sağlık Örgütü, koronavirüse ilişkin pandemi ilan etti.  Türkiye’de ilk vakanın görülmesinin üzerinden günler geçmesine rağmen, halen pandemi salgınlarında uygulanan önlemlerin yeterince hayata geçirilmesi konusunda çok ciddi eksikler ve sorunlar yaşanıyor.

    Sağlık örgütleri hastanelerde acil eylem planına geçilmesi konusunda uyarılarını sürdürüyor.

    Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Eş Genel Başkanı Gönül Erden, hazırladığı videoda hükümet seslendi. Erden, ataması yapılmayan, Kanun Hükmünde Kararnamelerle haksız ve hukuksuz bir şekilde ihraç edilen, güvenlik soruşturması bahanesiyle bekletilen yüz binlerce sağlık emekçisinin acilen göreve başlatılması gerektiğini bildirdi.

    “Sağlık hizmetleri yetersiz sayıda sağlık emekçisiyle yürütülmektedir ve iş yükleri çok ağırdır” diyen Erden, hükümete şu çağrıyı yaptı:

    “Koronavirüs salgını ile birlikte bu iş yükünün daha da artacağı ortadadır. Sağlık hizmetlerinin daha sağlıklı yürütülebilmesi ve sağlık emekçilerinin riskinin azaltılması için acil bir planlamayla sağlık emekçi sayısı arttırılmalıdır. Ataması yapılmayan, Kanun Hükmünde Kararnamelerle haksız ve hukuksuz bir şekilde ihraç edilen, güvenlik soruşturması bahanesiyle bekletilen yüz binlerce sağlık emekçisi arkadaşımızı acilen göreve başlatılması ve bu sağlıkçı sayısı eksikliği sorununun giderilmesi gerekmektedir.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • SES’ten taciz açıklaması: Bestami Erkoç’un görevleri elinden alınsın-VİDEO

    SES’ten taciz açıklaması: Bestami Erkoç’un görevleri elinden alınsın-VİDEO

    PİRHA-Aile, Çalışma ve sosyal Politikalar Bakanlığı Ankara İl Müdürü Bestami Erkoç’un bir kadın çalışanı taciz ettiği iddialarına yönelik açıklama yapan SES Ankara Şubesi, taciz, tecavüz, istismar ve şiddetin iktidarın cinsiyetçilik politikalarından beslendiğini kaydetti. 

    Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Ankara İl Müdürü Bestami Erkoç’un çocuk evinde bakım elemanı olarak çalışan bir kadını taciz ettiği iddia edilmişti. Kadının şikayetçi olmasının ardından Bestami Erkoç hakkında soruşturma başlatılmıştı. Olaya kadın örgütleri, emek ve meslek örgütleri ile sivil toplum kuruluşları tepkili.

    Konuyla ilgili bugün Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), bir basın toplantısı düzenledi. SES Yönetim Kurulu Üyesi Adem Bulat ve SES Eş Genel Başkanı Gönül Erdem’in katıldığı toplantıda basın metnini SES Ankara Şube Eş Genel Başkanı Rona Temelli okudu.

    HENÜZ RESMİ BİR AÇIKLAMA YAPILMADI

    İktidarın muhafazakar ideolojiye dayanan yaklaşımının kadın cinayetlerini ve kadına yönelik her türlü şiddeti artırdığını kaydeden Temelli, kadınların şiddete ve tacize uğradığı alanlardan birinin de çalışma yaşamı olduğunu vurguladı. Tacize uğradığı iddia edilen kadının konuyla ilgili suç duyurusunda bulunmasının ardından kurumda çalışan başka kadınlardan da Bestami Erkoç tarafından farklı zamanlarda tacize uğradıklarını iddia ettiklerini dile getiren Temelli, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın ise il müdürü Bestami Erkoç hakkında nasıl bir işlem yaptığı veya yapacağı konusunda henüz resmi bir açıklama yapılmadığını hatırlattı.

    “BU BAKANLIK KADINLARIN HER TÜRLÜ ŞİDDETTEN KORUNMASINDAN SORUMLU”

    Yaşanan durum ve iddialarla ilgili ne işlem yapılacağının önemine vurgu yapan Temelli, tacizin yaşandığı kurumun Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı olmasının da ayrıca bir önem arz ettiğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Zira bu bakanlık hem tüm kadınların her türlü şiddetten korunmasından ve şiddetten korunmaları için oluşturulacak politikalardan sorumludur hem de tüm çalışma hayatındaki sorunların giderilmesinden yani aynı zamanda tüm çalışan kadınların çalışma ortamlarında şiddetten, tacizden korunmalarından sorumludur. Sadece kamu kurumları değil tüm iş yerleri üzerinde de şiddet ve taciz karşısında önlemler almalarını sağlamak ve denetlemekle yükümlüdür. Nitekim Bakanlık bu konuda ulusal ve uluslararası toplantılara da katılmakta, Türkiye adına taahhütlerde bulunmaktadır. Son olarak geçtiğimiz yıl Aralık ayı sonunda ILO tarafından düzenlenen ‘Çalışma Yaşamında Kadınlara karşı Şiddet ve Tacizle Mücadele İçin Çok Taraflı Konferansı’ katılımcılarından biri de bakanlık olmuştur. Bu nedenle, bakanlığın bu konuda alacağı tutum oldukça önemlidir. Tacizcilere cesaret veren, şiddetin, tacizin üstünün örtüleceğine dair her mesaj kadınların yaşadıklarını daha da ağırlaştırmaktadır.”

    “BESTAMİ ERKOÇ’UN TEKRAR YÖNETİCİLİK GÖREVİNE GELMESİ ENGELLENMELİ”

    Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Ankara İl Müdürü Bestami Erkoç’un il müdürlüğü dahil olmak üzere tüm yöneticilik görevlerinin elinden alınması gerektiğini ifade eden Temelli, “Kurum tarafından idari soruşturma başlatılmalı ve kadın bakış açısı dikkate alınarak gerekli değerlendirme yapılmalıdır. Yürütülecek tüm süreçlerle ilgili kurum çalışanlarına, örgütlü sendikalara ve kamuoyuna bilgi verilmelidir. Bu kişinin tekrar yönetici konumuna gelmesi engellenmelidir. Tacize uğradığını beyan eden kadın çalışanın korunması sağlanmalıdır. Taciz beyanı nedeniyle iş yerinde herhangi bir baskı yaşaması engellenmelidir. Taciz beyanı bulunan diğer kadınların beyanlarına ilişkin de gerekli işlemler biran önce yapılmalıdır” dedi.

    “KADINLARI TACİZDEN VE ŞİDDETTEN KORUYACAK MEKANİZMA YOK”

    Kadınları çalışma ortamlarında şiddetten ve tacizden koruyacak bir mekanizmanın mevcut olmadığını dile getiren Temelli, şiddeti uygulayan veya tacizi yapan kişinin özellikle yönetime yakınsa gerektiği şekilde cezalandırılmadığını, aksine tacize uğrayanın cezalandırıldığı örneklerin hafızalarda olduğunu hatırlattı.

    SES olarak bu uygulamaların değişmesi için mücadele etmeye devam edeceklerini belirten Temelli, Ankara’da da bu konunun takipçisi olacaklarını, tacizin üstünün örtülmesine, taciz edenin korunmasına izin vermeyeceklerini kaydetti.

    “SAĞLIK ALANI KADINLARIN EN ÇOK ÇALIŞTIĞI, EMEKLERİNİN EN AZ GÖRÜLDÜĞÜ ALAN”

    Temelli’nin ardından söz alan SES Eş Genel Başkanı Gönül Erden de tacizin üstünün örtülmeye çalışıldığını belirtti. Yeni rejimin cinsiyetçilikten beslendiğini ifade eden Erden, sağlık alanının kadın çalışan sayısının en çok ve emeğinin de en az görüldüğü alan olduğunu vurguladı. Kadınların ve çocukların korunmasının yerine tacizcilerin korunduğunu dile getiren Erden, Ensar Vakfı’nda yaşanan taciz olaylarında dönemin bakanının “Bir kereden bir şey olmaz” dediğini hatırlattı. Daha önceden gündeme getirilen ve kadınların mücadelesi sonucu geri çekilen çocuğa yönelik istismar yasasının tekrar gündeme getirilmeye çalışıldığına işaret eden Erden, çocuklara ve kadılara yönelik taciz, tecavüz, istismar ve şiddetin iktidarın cinsiyetçi politikalarından beslendiğini ifade etti.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • SES’ten 3 bin 600 ek gösterge için imza kampanyası-VİDEO

    SES’ten 3 bin 600 ek gösterge için imza kampanyası-VİDEO

    PİRHA- Sağlık ve Sosyal Emekçiler Sendikası SES, 3 bin 600 ek gösterge talepleri için 9 Ocak’ta imza kampanyası başlatıyor. 

    Sağlık ve Sosyal Emekçiler Sendikası (SES), 3600 ek gösterge hakkını talep ederek iş kollarında çalışan bir emekçinin en az 6 bin 500 lira temel ücret alması gerektiğini söyledi. SES Genel Merkezi’nde yapılan basın toplantısında konuşan SES Eş Genel Başkanı Gönül Erden, insanca yaşamak için taleplerinden vazgeçmeyeceklerini söyleyerek, taleplerinin seçim malzemesi yapılmasına karşı izin vermeyeceklerini ifade etti. Erden, 3 bin 600 ek gösterge talepleri için 9 Ocak 2019’da tüm şubelerin yapacağı basın açıklamasıyla beraber bir ay sürecek imza kampanyası başlatılacağını ve toplanan imzaların meclise iletileceğini belirtti.

    “HAK TALEPLERİMİZDEN KRİZ GEREKÇESİYLE VAZGEÇMEMİZ İSTENİYOR”

    Ekonomik krizin faturasının emekçilere yıkılmaya çalışılarak taleplerinden vazgeçilmesinin istendiğini söyleyen Erden, “Seçim vaatlerine de yansıyan haklı taleplerimizden kriz gerekçesiyle vazgeçmemiz isteniliyor.” dedi. Haklı taleplerinin bu sefer seçim malzemesi haline getirilmesine izin vermeyeceklerini söyleyen Erden, iş kollarında yoksulluk sınırı nedeniyle insanca yaşamayı sağlayacak temel ücretin en az 6 bin 500 lira olması gerektiğini belirtti. Yıpranma paylarının tüm sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin dahil edilerek yeniden düzenlemesi gerektiğini de dile getiren Erden, yasal düzenlemenin yeniden yapılmasını istedi.

    9 OCAK’TA İMZA KAMPANYASI BAŞLATILIYOR

    Ek gösterge talepleri önde olmak üzere 2019 yılında da mücadeleye devam edeceklerini söyleyen Erden, “3 bin 600 ek gösterge hakkımız talebiyle tüm sağlık ve sosyal hizmet emekçilerini kapsayacak bir imza kampanyası ile çalışmalarımıza başlıyoruz. 09 Ocak 2019 tarihinde tüm şube temsilciliklerin yapacağı basın açıklamaları ile imza kampanyası başlayacaktır.” dedi. Bir ay sürecek olan kampanya ile toplanan imzaların 13 Şubat 2019 tarihinde illerde yapılacak açıklamalarla sendika genel merkezine gönderileceğini de ifade eden Erden, daha sonra belirlenen bir tarihte imzaların meclis başkanlığına teslim edileceğini söyledi.

    PİRHA/ANKARA

  • SES’ten yargılanan TTB’lilere destek: Barışı savunmak suç değildir-VİDEO

    SES’ten yargılanan TTB’lilere destek: Barışı savunmak suç değildir-VİDEO

    PİRHA – ‘Savaş bir halk sağlığı sorundur’ açıklaması nedeniyle TTB Merkez Konseyi hakkında açılan dava yarın Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek. Davaya ilişkin açıklama yapan SES Eş Genel Başkanı Gönül Erden, “Savaşa karşı barış, ölüme karşı yaşam ve siyaha karşı beyaz duruşu ile TTB’ye destek vermeye ve yaşam hakkından yana olmaya davet ediyoruz” çağrısı yaptı.

    Sağlık Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), Türk Tabipler Birliği Merkez Konsey üyelerinin 24 Ocak tarihinde gerçekleştirdikleri “Savaş bir halk sağlığı sorunudur” açıklaması nedeniyle haklarında dava açıldı. Mahkeme yarın Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

    “HER ÇATIŞMA İNSANİ DRAM GETİRİR”

    Mahkemeye ilişkin SES Genel Merkez Binası’nda basın toplantısı düzenlendi.

    TTB Merkez Konsey üyelerinin yarın Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkacağını hatırlatan SES Eş Genel Başkanı Gönül Erden, savaşların ve çatışmalı ortamların insanlık ve toplum sağlığı açısında yarattığı yıkıcı sonuçlara dikkat çekti. Erden, “Bizler yaşatmaya ant içmiş, yaşam koşullarını iyileştirmeye odaklı, insan hayatını ve sağlık hakkını her şeyin üstünde tutan mesleklere mensup sağlık ve sosyal hizmet emekçileri olarak savaş ve çatışmalarının sonuçlarını en iyi bilenleriz. Savaş, doğada ve insanda tahribat yapan, toplumsal yaşamı tehdit eden, insan eliyle yaratılan bir halk sağlığı sorunudur.  Çatışma, şiddet ve savaş politikaları yaşama ait ne varsa onu hedef alır ve hedef aldıklarının arasında ise başta yaşam hakkı ve sağlık gelir. Her çatışma, her savaş; fiziksel, ruhsal, sosyal ve çevresel sağlık açısından onarılmaz sorunlara yol açarak büyük bir insani dramı da beraberinde getirir” dedi.

    “SAVAŞ BİR HALK SAĞLIĞI SORUNUDUR”

    Erden ayrıca, “Biz mesleki sorumlulukların yerine getirilmesini, mesleki özerkliği korumayı, mesleği insan yaşamını ve hastaların haklarını koruyarak yerine getirme ilkelerini savunan, koruyan, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası olarak bütün bu nedenlerle, Türk Tabipleri Birliği’nin “Savaş Bir Halk Sağlığı Sorunudur” açıklamasını sahipleniyoruz” diye belirtti.

    Erden, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Savaşa ve şiddette karşı barışı ve ölüme karşı yaşamı savunanların gözaltına alındığı, tutuklandığı ve barış dedikleri için cezaların verildiği bu dönemde, yaşatmaya ant içmiş sağlık ve sosyal hizmet emekçileri olarak yaşamı savunmanın, barış iklimine sahip çıkmanın birincil görevimiz olduğunu buradan bir kez daha ifade ediyoruz.

    Hangi demokratik yönetiminde barışı savunmak suç olabilir? Hangi demokrasilerde savaşa hayır demek yargılanma nedeni olabilir?

    Türk Tabipleri Birliği yakın tarihimizde örneğine çok kez rastlandığı gibi, tüm politik baskılara karşın topluma karşı sorumluluklarından vazgeçmemiş ve uluslararası hekimlik değerlerinin gereğini yerine getirmiştir.”

    Erden tüm kamuoyunu TTB’ye destek vermeye çağırdı.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Ankara’da gözaltına alınan sendikacılar ve siyasetçiler serbest

    Ankara’da gözaltına alınan sendikacılar ve siyasetçiler serbest

    PİRHA-Ankara’da önceki gün evleri basılarak gözaltına alınan sendikacılar ve siyasetçiler adliyeye götürüldü. SES Eş Genel Başkanı Gönül Erden de dahil gözaltına alınanların tamamı serbest bırakıldı. 

    Ankara’da sokağa çıkma yasaklarını protesto etmek için 2016 yılında yapılan Beyaz Bayrak eylemi gerekçesiyle gözaltına alınan KESK’e bağlı sendikaların yöneticileri ve siyasetçiler Ankara Adliyesi’ne getirildi.

    Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Eş Genel Başkanı Gönül Erden tutuklanmak üzere mahkemeye sevk edilirken, diğer 14 kişi denetimli serbestlik şartıyla serbest bırakıldılar. Daha sonra mahkeme Gönül Erdem’i de serbest bıraktı.

    PİRHA/ANKARA   

     

     

     

  • SES: Meclisteki tasarı çocuk istismarını derinleştirir

    SES: Meclisteki tasarı çocuk istismarını derinleştirir

    PİRHA-Sağlık ve Sosyal Emekçiler Sendikası (SES), Meclis’te görüşülen cinsel istismar suçuna dair değişiklik öngören kanun tasarısına ilişkin yaptığı açıklamada, cinsel istismar suçlarının cezaları arttırarak değil çocuk odaklı politikaların yasalarla desteklenmesiyle önlenebileceğini belirtti.  

    Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) mecliste görüşülen çocuk istismarı yasa tasarısıyla ilgili açıklama yaptı. Açıklamada konuşan SES Eş Genel Başkanı Gönül Erden, çocuk istismarı yasa tasarısının eksikliklerine dikkat çekti.

    “TASARI İSTİSMARI ÖNLEMEKTEN UZAK”

    Hazırlanan tasarının istismarı önlemekten uzak olduğuna vurgu yapan Erden, aksine tasarının istismarı derinleştirerek yeni sorun alanlarına oluşturacak bir düzenleme olduğunu da ekledi. Tasarının sorunun çözümünü cezalarda arayan bir mantıkla hazırlandığına işaret eden Erden, devletin öncelikli görevinin istismarın oluştuğu şartları ortadan kaldırmak, koruyucu ve önleyici hizmetleri kurumsallaştırmak olduğunu belirtti.

    “18 YAŞ ALTINDAKİ HER BİREY ÇOCUKTUR”

    Tasarıda ceza indirimi uygulamasını değiştirecek bir düzenleme olmadığını ve çocuklara yönelik istismarda zaman aşımının kaldırılmadığına dikkat çeken Erden sözlerini şöyle sürdürdü: “Tasarı çocuk istismarında 12 yaşı fiilen ‘rıza’ yaşı haline getiriyor. 15 yaşını tamamlamış çocukların istismarında ise ceza oluşması için silah kullanma şartı var. Oysa 18 yaş altındaki her birey çocuktur.”  Yetişkinler ve çocukların fail olduğu durumların ayrılmasını, bu konuda çocuk-genç hukuku kapsamında ayrı bir düzenleme yapılması gerektiğini söyleyen Erden “Ayrıca, akranlar arasındaki cinsel deneyim ayrı bir konudur ve suçtan ayırt edilerek tanınmalıdır.”  ifadelerini kullandı.

    “İSTİSMAR ÖNCESİNDE ÖNLEMEYE DAİR NİYET YOK”

    Tasarıda hadımın çözüm önerisi olarak sunulmasına da değinen Erden, şunları söyledi: “Bu sorunun sebeplerini bireylere indirger. Sorunun toplumsal boyutunu ve devletin istismarın önlenmesi sorumluluğunun üstünün örtülmesi anlamına gelmektedir. Ayrıca istismar olduktan sonrasına yönelik bir cezadır ve öncesinde önlemeye dair bir niyeti olmadığını gösterir. Çocuk istismarcılarının tamamına yakınının herhangi bir psikiyatrik bozukluğu bulunmamaktadır.”

    Çocuk istismarını meşrulaştıran her türlü açıklama, yasal düzenleme, söylem ve uygulamanın engellenmesi gerektiğine dikkat çeken Erden, “Önleyici ve koruyucu yaklaşıma sahip, çocuk odaklı, riskleri erken fark edip önlem alabilecek bütünlüklü bir çocuk koruma sistemi kurulmalıdır.” dedi.