Etiket: gönül öztürkoğlu

  • Mültecilere moral veriyordu, artık kendisi de bir mülteci!

    Mültecilere moral veriyordu, artık kendisi de bir mülteci!

    PİRHA-Haziran 2016’da İHD’nin Malatya Şube Başkanı olan Gönül Öztürkoğlu, İsviçre’ye sığınma talebinde bulundu. Şu an İsviçre’de yaşayan Öztürkoğlu, “Mültecilerle bir sohbetimizde onlara moral vermek için ‘bir gün hepimiz mülteci olabiliriz’ demiştim. Bugün ben de bir mülteci olarak Avrupa’ya sığınma talebinde bulunmuş durumdayım” dedi. Öztürkoğlu ekledi: “Buradaki yaşam daha kolay ancak kendi memleketimde olmayı ve tüm zorluklarına rağmen orada mücadeleye devam etmeyi tercih ederim.”

    Gönül Öztürkoğlu, Malatya’da Kürt Alevi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiş. Küçük yaşta kaybettiği babasından sonra evin en güçlü figürü annesidir. Siyasete ilgisi herhangi bir dönemde başlamaz, siyasetin içine doğar adeta. İlkokula başlar başlamaz o da her Kürt çocuğu gibi anadilini konuşmanın tehlikeli olduğunun ayırdına varır. Zira kendisi de bir Kürt olan ilkokul öğretmeni, Kürtçe konuşmasını yasaklamıştır. Evlerine yapılan baskın ve abisinin sık sık tutuklanmasından kitap okumanın da yasak olduğunu farkına varır. Daha sonra isminin Deniz Gezmiş olduğunu öğrendiği ve bir kitabın kapağını süsleyen devrimciyi hep merak etmiştir. Ancak dönem 12 Eylül dönemidir; cezaevlerindeki çığlığın dört bir yanı sardığı, kitapların yakıldığı ya da toprağın altına gömüldüğü yıllardır.

    İçinde bulunduğu şartlar ve küçük yaşlardan itibaren elinde kitap ve dergi eksilmeyen devrimci bir ağabeye olan hayranlık, onu da adeta bir mıknatıs gibi siyasetin içine çeker. Artık çevresindeki gelişmeleri ve yaşananları sorgulamaya başlar. Her insanın anadiliyle, kimliği ve kültürüyle yaşama hakkı olduğuna inanır. Barış için, insan hakları için mücadele edilmesi gerektiğine inanır.

    Anadilini konuşabilmenin temel bir insan hakkı olduğunun bilincine varmasından İHD Malatya Şubesi Başkanı olmasına evrilen süreç böyle başlamıştır. Kadınlara yönelik şiddet ve tecavüz vakalarına, LGBTİ’lerin yaşadığı baskılardan, KHK ile mağdur edilenlere, kapısına çarpı işareti konan Alevilerin sesinin duyurulmasından, cezaevlerindeki baskı ve işkencelere kadar birçok insan hakkı ihlali ve antidemokratik uygulamanın karşısında durmanın mücadelesini verir.

    KESK’in Ankara Gar Meydanı’nda organize ettiği mitinge, barışı getirmek için otobüsler dolusu insanla gider. Gar Katliamı’ndan sonra dönüş yolunda otobüsün içindeki kitle azalmıştır. Dönüş yolunda otobüsün bagajı tabutlarla doludur. Bir süre sonra yaşadığı travmadan çıkması ve daha güçlü olup düşmana inat hayatı yaşanır kılmanın mücadelesini vermesi gerektiğine karar verir.

    Bu mücadelesi sonucu ödül de alır, ceza da. Çalışmalarından dolayı gözaltına alınır, tutuklanır ve daha sonra aylarca kaldığı cezaevinden tutuksuz yargılanmak üzere şartlı tahliye edilir. 6 yıl 3 ay hapisle cezalandırılır.

    Bu cezalandırmanın hukuki değil siyasi olduğuna inanır ve yaşam alanı artık çok daraltılmıştır. Çok sevdiği ülkesinden, ailesinden ve arkadaşlarından ayrılıp yurt dışına çıkmak zorunda kalır.

    Gönül Öztürkoğlu ile tüm bu yaşananları ve sürgün günlerini siyasi sığınma talebinde bulunduğu İsviçre’nin Zürih kentinde PİRHA’ya anlattı.

    ABİDİN ÇETİN: Öncelikle sizi okuyucularımıza tanıtmak istiyorum, kendinizi tanıtır mısınız?

    GÖNÜL ÖZTÜRKOĞLU: 8 çocuklu bir Alevi ailesinde doğdum. Siyasete ilgi duyan bir ailem vardı. Babamı 4 yaşındayken kaybetmişiz, onu hiç hatırlamıyorum. Annem bize hem annelik, hem de babalık yaptı. Ailem çiftçilik yaparak geçimini sağlıyordu. Bütün olumsuzluklarına rağmen çok güzel bir çocukluk geçirdim. Anadilimin Kürtçe olmasından dolayı ilkokuldan itibaren baskılarla tanıştım.

    Siyasetle ilk ne zaman tanıştınız?

    Bir abim devrimci faaliyetler içindeydi, onun okuduğu kitaplara ilgi duymaya başladım. 12 Eylül döneminde defalarca evimize baskın yapıldı. Abim defalarca gözaltına alınıp tutuklandı. Çok baskı ve işkence görmüştü, yaşadıklarının etkisiyle hayatını kaybetti. Daha sonra Akçadağ Öğretmen Okulu’na başladım. Bu dönemde Malatya’da yapılan insan hakları ile ilgili etkinliklere ve özellikle de Newroz kutlamalarına katılmaya başladım. Mücadeleme insan hakları alanında devam ettim.

    İHD ile ne zaman tanıştınız ve aktif olarak ne zaman çalışmaya başladınız?

    Kuruluşundan itibaren İHD ilgimi çekiyordu. Cezaevindeki açlık grevi eylemlerinde yer almaya başladım. Bu süreçte yönetime seçildim ve İHD adına toplantılar, etkinlikler ve paneller düzenlemeye başladık. Bu dönemde hem Kürtler, hem de muhalif kesimler üzerindeki baskılar artmaya başlamış ve aynı zamanda her taraftan kadın cinayetleri ile ilgili sürekli müracaatlar oluyordu.

    Artık “barış süreci” sonlandırılmış ve siz İHD Malatya yönetimindesiniz…

    Evet, çatışmaların çok yoğunlaştığı bu dönemde Malatya Şubesi yönetimindeyim. IŞİD katliamlarından dolayı Şengal’den ve Kuzey Suriye’den büyük göçler oldu. Bu dönemde bir yandan Barış Bloku çalışmaları yürütülürken, diğer yandan da Şengal’den gelen Êzîdîlerin kaldığı kamplarda yardım faaliyetlerine başlamıştık. Özellikle de Mardin Artuklu’da bulunan mülteci kamplarına yardım faaliyetleri başlattık. Kürtçe bildiğim için çok rahat iletişim kurabilmiştim. Êzîdîlerin anlattıklarından çok etkilenmiştim. Bu dönemde yine Kobanê’de çatışmalar başlamıştı, sınır bölgesine gittik ve oradaki durumla ilgili raporlar hazırladık. Daha öncesinde Roboskî Katliamı’ nda da aileleri ziyaret etmiştik. Hem Roboskî hem de Êzîdî soykırımında yaşananlarla ilgili anlatılan hikayelerde çok ortak yönler olduğunu fark ettim. Roboskî’de iki oğlunu ve eşini kaybetmiş bir kadın çocuklarının mezarı başında ağlıyordu. Yine başka bir anneye çocuğunun cesedini parçalar halinde teslim etmişlerdi. Roboskî’den Şengal’e, Cizre’ye ve Sur’a kadar bütün anlatılan hikayeler birbirine çok benziyordu.

    Bu dönemde barış için Ankara mitingi de organize edilmişti…

    Evet. KESK’in çağrısıyla biz de bu amaçla mitinge katıldık. Bu katliamda akrabamı ve yoldaşlarımı kaybettim. Malatya’dan dört otobüs dolusu insanla gitmiştik, dönüşte ise çok az insan kalmıştı. Ölenlerin tabutları otobüsün bagajındaydı.

    Katledilenlerden Canberk’in “Bana oğlumu neden geri getirmedin” diyen annesinin sözleri ömür boyu kulağımdan gitmeyecek. Bu miting barış olsun ve insanlar ölmesin diye yapılmıştı oysa.

    Ne zaman İHD Malatya Şube Başkanı oldunuz?

    Haziran 2016’da İHD’nin ve arkadaşlarımın talebi üzerine İHD Malatya Başkanı oldum. Hemen sonrasında 15 Temmuz darbe süreci başladı. OHAL ilan edilmiş ve yaprak kıpırdayamaz hale gelmişti. Biz her şeye rağmen şartları zorlayarak, haksızlığa uğrayan bütün insanların sesi ve kulağı olmaya çalıştık.

    Peki Malatya’da bir kadın başkan olmakla Türkiye’nin batısında başka bir ilde başkan olmak arasında bir fark var mıdır?

    Evet, büyük bir fark olduğunu her zaman hissetmişimdir. Hem bir Kürt, hem de bir insan hakları aktivisti bir kadın olarak Malatya’da İHD Başkanı olmanın tüm zorluklarını yaşadım. Batıda bu tür çalışmalarda her şeye rağmen yanınızda birilerini bulabiliyorsunuz. Ancak Malatya gibi bir ilde bir kadın olarak yalnızlaşabiliyorsunuz. Bunda devletin bölgedeki yoğun baskısı ve toplumun muhafazakar yapısının çok büyük etkisi var. Biz bir insan hakları kuruluşu olduğumuz için herkesin yaşadığı ihlallerle ilgilenmek durumundaydık. Örneğin; kapısına çarpı işareti konan Alevinin de, saldırıya uğrayan kilisenin de, KHK ile işinden atılan insanların da sesi kulağı olmak durumundaydık. Yine bölgeden gerilla cenazeleri geliyordu ve biz İHD olarak ailelerle birlikte tüm hukuksal işlemlerle ilgilenmek durumundaydık.

    İHD Başkanı olarak devletin baskısını ilk olarak ne zaman hissetmeye başladınız?

    Çalışmalarımızdan dolayı sürekli baskı hissetmeye başlamıştık. Hatta bir sabah evlerimize yapılacak baskınla gözaltına alınabileceğimiz de sürekli aklımızdaydı. Nitekim 27 Kasım 2018’de evime baskınla ters kelepçeleyerek beni gözaltına aldılar. Emniyette İHD’nin çalışmaları bir illegal çalışmaymış gibi, bir suç unsuru olarak önümüze kondu. Kobanê eylemleri sürecinde gözlemci olmak, gerilla cenazeleri için yapılan işlemlerde ailelere yardımcı olmak, Kuzey Suriye’den gelen mültecilere yardımcı olmak, hatta 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne katılmak dahi suç olarak gösterildi. 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldım.

    Bu arada size bir ödül de verildi…

    Evet, 18. ‘Ayşenur Zarakolu Düşünce ve ifade Özgürlüğü Ödülleri’ Temmuz 2020’de bana ve yerine kayyum atanarak cezaevine gönderilen Amed Belediyesi Eşbaşkanı Selçuk Mızraklı’ya verildi. Hem Ayşenur Zarakolu adına verilmiş olması hem de Selçuk Mızraklı ile birlikte bu ödülü almış olmak benim için gurur vericidir.

    Daha sonra yurt dışına çıkmaya mı karar verdiniz?

    Bir gün mültecilerle bir sohbetimizde onlara moral vermek için “Bir gün hepimiz mülteci olabiliriz” demiştim. Bugün ben de bir mülteci olarak Avrupa’ya sığınma talebinde bulunmuş durumdayım. Tüm ailemi, hatta kızımı orada bırakarak Avrupa’da sığınmacı olarak gelmek kolay değil. Çok zorlu bir yolculuktan sonra Atina üzeri Zürih’e gelerek iltica talebinde bulundum.

    “TÜM ZORLUKLARA RAĞMEN KENDİ MEMLEKETİMDE MÜCADELE ETMEYİ TERCİH EDERİM”

    İsviçre’de sığınma talebinde bulunmuş bir insan hakları aktivisti olarak gözlemleriniz nelerdir?

    Türkiye’deki yaşam şartları ve antidemokratik uygulamalar göz önüne alındığında buradaki yaşamın çok daha kolay olduğunu söyleyebilirim. Burada çok iyi arkadaşlıklar edindim, sürekli arayıp soran ilgilenen bir çevrem oluştu. Ayrıca uluslararası insan hakları örgütlerinden birçok insan benimle yakından ilgileniyor. Ancak kendi memleketimde olmayı ve tüm zorluklarına rağmen orada mücadeleye devam etmeyi tercih ederim.

    Şöyle geriye bir dönüp baktığınızda bir insan hakları aktivisti ve İHD yöneticisi olarak, şunu iyi ki yapmışım dediğiniz ne var?

    Tüm çalışmalarımızı buna örnek olarak gösterebilirim. Tacize ve şiddete maruz kalan kadınlarla ilgili yaptığımız çalışmalar, cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri ve Alevi köylerinde faaliyete geçen maden ocaklarına karşı verdiğimiz mücadele gibi birçok konuyu sıralayabilirim.

    Abidin ÇETİN/ZÜRİH

  • ‘Türkiye’de barışın inşası, barış hakkı mücadelesidir’

    ‘Türkiye’de barışın inşası, barış hakkı mücadelesidir’

    PİRHA- İnsan Hakları Derneği Malatya şube Başkanı Gönül Öztürkoğlu, “Türkiye’nin insan hakları ve demokrasi sorununu çözebilmesi için barış sürecinin inşa edilmesi gereklidir” dedi. 

    İnsan Hakları Derneği Malatya şube Başkanı Gönül Öztürkoğlu, 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla Emeksiz Üst Kavşağı’nda açıklama yaptı.

    Öztürkoğlu, “İnsan hakları ve demokrasi için barışı inşa etmeliyiz” dedi.

    “İHD demokrasi ile insan hakları arasında koparılamaz bir bağ bulunduğu düşüncesindedir. O nedenledir ki, İHD Türkiye’nin temel sorununun insan hakları ve demokrasi sorunu olduğunun altını çizmiş ve bu temel sorununun en önemli halkasının da Kürt sorunu olduğu tespitinde bulunmuştur” diyen Öztürkoğlu, şunları belirtti:
     
     “BARIŞ SÜRECİNİN İNŞA EDİLMESİ GEREKLİ”

    “Türkiye’nin insan hakları ve demokrasi sorununu çözebilmesi için barış sürecinin inşa edilmesi gereklidir.
    Türkiye, Kürt sorunu gibi temel sorunlarını diyalog ve müzakereye dayalı çatışma çözüm yöntemleri kullanarak çözememiş bir ülkedir. Bu nedenle silahlı çatışmalar ülke içi ve ülke dışında devam etmektedir.
    Kürt sorununun çözümsüzlüğünün yarattığı silahlı çatışma hali, hayatın tüm alanlarını etkilemektedir.

    TİHV verilerine göre ise 16 Ağustos 2015’ten 1 Ocak 2020 tarihine kadar geçen süre içerisinde toplam 11 il ve en az 51 ilçede tespit edilebilen en az 381 resmi sokağa çıkma yasağı ilanı gerçekleşmiştir. Sokağa çıkma yasaklarının uygulandığı il ve ilçeler ile kırsal bölgelerdeki silahlı çatışma halinin sonuçları oldukça ağırdır. Yüzlerce sivil can kaybının yanı sıra tahrip edilen yerleşim yerleri sonucunda yerlerinden zorla edilen yaklaşık 500 bin kişi bulunmaktadır.
    Oysa barış ve çözüm süreci olarak adlandırılan 2013-2015 tarihleri arasında, çatışmasızlığın Türkiye toplumuna yaşattığı huzur dönemidir. Son beş yılda ise yaşanan silahlı çatışmalarda binlerce insan yaşamını yitirmiş ve yaralanmıştır.
    Bütün bu bölgelerdeki başta sivil can kayıpları olmak üzere meydana gelen ağır insan hakları ihlallerinin soruşturulmadığı, sadece uluslararası kuruluşların raporlarında yer verildiği, BM yetkili organları tarafından yakın takibe alındığı bilinmektedir. Bunun dışında kesin can kayıpları hakkında herhangi bir sağlıklı bilgi de alınamamaktadır.
    Görüldüğü gibi Kürt sorununun çözümsüz kalması durumunda, çatışma ve savaşın kapsadığı alan giderek büyümektedir. Bunun insani ve mali açıdan sürdürülebilir bir yanı yoktur.”

    Açıklamada, “Türkiye’de barışın inşası, barış hakkı mücadelesidir” denilerek, “Türkiye’de barışın inşasına giden yolda, insan haklarının temeli olan insan onuru, eşitlik, özgürlük ve adaleti asla unutmamamız gerekir. Türkiye’nin kadına yönelik şiddetin önlenmesi ve kadın erkek eşitliği bakımından mutlaka savunması gereken Avrupa Konseyi İstanbul Sözleşmesi nedeniyle yapılan tartışmalar oldukça ibret vericidir. Kadına yönelik şiddetin önlenemediği ve giderek arttığı bir dönemde İstanbul Sözleşmesinin tartıştırılması şiddet politikalarının ne denli egemen olduğunu da göstermektedir” ifadeleri yer aldı.

    “BARIŞ İÇİN MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ”

    Açıklamanın sonunda şunlar vurgulandı:

    “Türkiye’nin yönetim sisteminin otoriterleştiği koşulların ortadan kaldırılarak demokrasi ve insan haklarına dayalı yeni bir toplum sözleşmesi yapması, barıştan ve barışı savunmaktan geçmektedir. Bunun için de ülkemizdeki demokrasi güçlerinin kararlı birlikteliği sürdürülebilir yeni bir barış sürecinin başlaması için en önemli güvence olacaktır. İHD, Türkiye’de barış ve demokrasiden yana kesimlerin birlikte mücadelesinin sonuç alacağı inancındadır. İHD olarak, ülkemiz başta olmak üzere tüm dünyada barışın egemen olduğu bir yaşam için insan hakları mücadelemizi sürdüreceğiz.”

    PİRHA/ MALATYA

  • Öztürkoğlu: Yaşlılar baş tacımızdır, saldırıları kınıyoruz-VİDEO

    Öztürkoğlu: Yaşlılar baş tacımızdır, saldırıları kınıyoruz-VİDEO

    PİRHA – İnsan Hakları Derneği Malatya Şube Başkanı Gönül Öztürkoğlu; “Özellikle son günlerde yaşlılara yönelik hakaret, alay ve saldırgan söylemlere oldukça sık rastlıyoruz” diyerek yaşlılara yönelik yapılan saldırı ve alaya almaları kınadı.

    Çin’in Vuhan kentinde ortaya çıkan ve neredeyse tüm dünya devletlerinde görülen (Covid-19) koronavirüsün Türkiye’de de görülmesi ile birlikte tedbirler üst seviyeye çıkartıldı. Bu kapsamda 65 yaş üstü vatandaşlarının sağlıklarının tehlikeye girmemesi ve virüsten etkilenmemesi adına sokağa çıkma yasağı uygulaması başlatıldı. Bu anlamda dışarıya çıkan bazı yaşlılara yönelik tutum ve davranışları kınayan İnsan Hakları Derneği Malatya Şube Başkanı Gönül Öztürkoğlu, “Yaşlılar bizlerin baş tacıdır” dedi.

    Öztürkoğlu açıklamasında şunları söyledi:

    “Geçmişin tecrübelerini bugünlere getiren, bizlere emek veren yaşlıların hayatımızdaki yerleri oldukça kıymetlidir. Bugünlerde koronavirüsün en çok etkilediği yaşlı insanların bizlerin sevgi ve saygısına daha çok ihtiyacı var. Gölgesinde hayat bulduğumuz yaşamın her alalında tedbiren izole olmamız gereken bu dönemde yakınlarımızdan ve yaşlılarımızdan uzak olsak dahi sevgimizi, saygımızı onlara sözlü olarak ifade edebilir, davranışlarımızla yansıtabiliriz. Yaşlılara yönelik ayrımcılık ve aşağılayıcı nefret söylemi, çağımızın en büyük sorunu olmaya aday! Özellikle son günlerde yaşlılara yönelik hakaret, alay ve saldırgan söylemlere oldukça sık rastlıyoruz.

    “Hastalık yaşlıları etkiliyor söylemlerinin bilinçaltında yatan ‘yaşlılar ölecekse sorun çok büyük değil’ mantığı oldukça ağır. Yaşlıların üzerine su dökmek, yaşlıları sokaklarda kovalamak, yaşlılara hakaret söylemleri ağır insan hakkı ihlalidir ve kabul edilemez. Devlet yetkilileri de bu konuda hassasiyet gösteren açıklamalarda bulunmalılardır. Koronavirüs tedbirleri kapsamında oldukça zor zamanlar geçirdiğimiz bu dönemde yaşlılarımıza destek olmak ve onların ihtiyaçlarını karşılamak gençlerin görevidir. Yaşlıları koruyun, onlara ulaşamıyorsanız telefonla arayın, moral verin. Yaşadığımız bu zor günlerde bizim için sizin sağlığınız her şeyden önemli. Her şey sizin sağlığınız içindir. Evde kalın, sağlıkla kalın.”

    Mehmet YALMAN/MALATYA 

  • Adıyaman ve Malatya’da kalıcı bir barışın sağlanması için çağrı-VİDEO

    Adıyaman ve Malatya’da kalıcı bir barışın sağlanması için çağrı-VİDEO

    PİRHA-1 Eylül Dünya Barış Günü vesilesiyle Adıyaman ve Malatya’da İHD öncülüğünde kitlesel bir şekilde basın açıklaması yapıldı. Yapılan basın açıklamalarında kalıcı bir barışın sağlanması için çağrı yapıldı.

    HABERİN VİDEOSU

    ADIYAMAN

    1 Eylül Dünya Barış Günü vesilesiyle İnsan Hakları Derneği (İHD) Adıyaman Şubesi öncülüğünde Demokrasi parkında bir araya gelen yurttaşlar Kürtçe ve Türkçe yazılı “Barış hemen şimdi” pankartı açtı. Yapılan açıklamaya Kömür Belediye Başkanı Erkan Karakaş, HDP, CHP, KKP, EMEP il örgütü temsilcileri PSAKD, HBVAKV şube yöneticileri başta olmak üzere çok sayıda yurttaş katıldı. Basın açıklamasına katılan yurttaşlar, “Bu çocukların barışa ihtiyacı var” “Bu kadınların barışa ihtiyacı var” “Susmuyoruz korkmuyoruz itiat etmiyoruz” dövizleri taşıyarak sık sık “Savaşa hayır barış hemen şimdi” “Direne direne kazanacağız” “Gün gelecek devran dönecek AKP halka hesap verecek” sloganları attı.

    Yapılan basın açıklamasında basın metnini İHD Adıyaman Şube Başkanı Av. Bülent Temel okudu.

    “TÜRKİYE’NİN ACİL BARIŞA İHTİYACI VAR”

    “Türkiye etnik, dilsel, dinsel ve kültürel özellikleri bakımından çoğulcu bir dokuya sahiptir” diyen Temel, “Çoğulculuk, İnsan Hakları Savunucularının pek çok kez vurguladığı ve yansıttığı, “herkes farklı, herkes eşit” sloganında ifadesini bulur. Çoğulculuk aynı zamanda demokrasinin de temelidir. İnsan Hakları savunucuları demokrasi ile insan hakları arasında koparılamaz bir bağ bulunduğu düşüncesindedir. O nedenledir ki, Türkiye’nin temel sorununun insan hakları ve demokrasi sorunu olduğunun altını çiziyor ve bu temel sorununun en önemli halkasının da Kürt sorunu olduğu tespitinde bulunuyoruz”

    “Türkiye, Kürt sorunu gibi temel sorununu çatışma yöntemlerini kullanarak çözememiş bir ülkedir. Bu nedenle silahlı çatışmalar ülke içi ve ülke dışında devam etmektedir” diyen Temel, “ 31 Mart 2019 yerel seçimlerde yüksek oy oranıyla seçilen Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Adnan Selçuk Mızraklı, Mardin Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Ahmet Türk, Van Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Bedia Özgöçke Ertan’ın görevden alınmaları da yeni bir barış sürecinin inşasını zora koyacak kararlardır” dedi.

    Basın açıklaması slogan ve alkışlarla sona erdi.

    MALATYA

    1 Eylül Dünya Barış Günü vesilesiyle İnsan Hakları Derneği (İHD) Malatya Şubesi öncülüğünde Hafize Özal Teknik ve Anadolu Lisesi önünde bir araya gelen yurttaşlar ve STK temsilcileri “1 Eylül Dünya Barış Günü Kutlu Olsun” pankartı açtı. Sık sık “Savaşa hayır barış hemen şimdi” sloganı atan yurttaşlar gökyüzüne beyaz balon bıraktı.

    Yapılan basın açıklamasında basın metnini İHD Malatya Şube Başkanı Gönül Öztürkoğlu okudu.

    “SINIR DIŞI OPERASYONLARIN EKONOMİK MALİYETİ YÜKSEKTİR”

    “Kürt sorununun çözümsüzlüğünün yarattığı silahlı çatışma hali, hayatın tüm alanlarını etkilemektedir. Halen Türkiye’nin içerisinde bulunduğu ekonomik kriz, Kürt sorununda yaşanan bu çatışmalı ortam göz ardı edilerek açıklanamaz. Devletin silahlı çatışma ve savaş halini sürdürmek için ülke içinde ve ülke dışında yürüttüğü askeri faaliyetlerin ekonomik maliyeti oldukça yüksektir” diyen Öztürkoğlu şöyle devam etti:

    “Türkiye, Suriye’deki askeri operasyon ve nüfuz alanını Fırat’ın Doğusu’na yaymak için de her türlü girişimde bulunmaktadır. Bunun yanı sıra Türkiye’nin halen Irak’ın kuzeyinde aralıksız askeri operasyonlar yaptığı bilinmektedir. Buradaki can kayıpları hakkında herhangi bir sağlıklı bilgi alınamamaktadır. Görüldüğü gibi Kürt sorununun çözümsüz kalması durumunda, çatışmaların kapsadığı alan giderek büyümektedir. Bunun insani ve mali açıdan sürdürülebilir bir yanı yoktur”

    “31 Mart 2019 yerel seçimlerde yüksek oy oranıyla seçilen Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Adnan Selçuk Mızraklı, Mardin Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Ahmet Türk, Van Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Bedia Özgöçke Ertan’ın görevden alınmaları da yeni bir barış sürecinin inşasını zora koyacak kararlardır” diyen Öztürkoğlu, “Türkiye’nin demokrasi ve insan haklarına dayalı yeni bir toplum sözleşmesi yapması, barıştan ve barışı savunmaktan başka çaresi yoktur. Bunun için de ülkemizdeki demokrasi güçlerinin kararlı birlikteliği sürdürülebilir yeni bir barış sürecinin başlaması için en önemli güvence olacaktır. Türkiye’de barış ve demokrasiden yana kesimlerin birlikte mücadelesinin sonuç alacağı inancındayız. Barış için her türlü milliyetçiliğin ayaklar altına almanın, barış için gerekirse baldıran zehiri içmenin tam zamanı” dedi.

    ADIYAMAN-MALATYA/PİRHA

     

     

  • İHD Malatya: 33 yıllık mücadele bundan sonra da barış talebiyle sürecek- VİDEO

    İHD Malatya: 33 yıllık mücadele bundan sonra da barış talebiyle sürecek- VİDEO

    PİRHA– İnsan Hakları Derneği İHD’nin 33’üncü kuruluş yıl dönümü vesilesiyle İHD Malatya Şubesi  basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasını okuyan Şube Başkanı Gönül Öztürkoğlu, “İHD çatısı altındaki 33 yıllık mücadelesi insan onuruna dayanan özgürlük, eşitlik, adalet ve barış talebi ile artarak devam edecek ve Türkiye’nin demokratik bir rejime kavuşması mücadelesi sürdürülecektir.” dedi.

    17 Temmuz 1986’da kurulan İnsan Hakları Derneği İHD’nin 33’üncü yıl dönümü etkinlikleri çerçevesinde Türkiye genelinde bir çok etkinlik ve basın açıklamaları yapıldı.  İHD Malatya Şubesi de STK temsilcileri ve üyeleri ile birlikte basın açıklaması yaptı.

    Yapılan basın açıklamasında metnini okuyan İHD Malatya Şube Başkanı Gönül Öztürkoğlu, “İHD, kurulduğu 17 Temmuz 1986 tarihinden beri Türkiye’nin demokrasi ve insan hakları sorunu olduğunu ifade etmekte ve bu sorunun giderilmesine katkı sunmak için mücadele etmektedir. İHD’nin bu mücadelesi Türkiye’de insan hakları bilinci ve kültürünün oluşmasına önemli katkılar sunmuştur” dedi.

    “ÖZGÜRLÜK, EŞİTLİK, ADALET VE BARIŞ TALEBİ SÜRECEK”

    “Türkiye’nin en önemli sorunu olan Kürt sorununun çözülememesinin yarattığı ağır tahribatlar devam etmektedir. İHD her zaman barış hakkını savunmuş ve savunmaya devam edecektir. Türkiye’nin demokratikleşebilmesi bakımından Kürt sorununu demokratik ve barışçıl yollarla çözmesinin zorunlu olduğunu bir kez daha hatırlatmak isteriz” ifadelerini kullanan Öztürkoğlu, “Türkiye’de demokrasi ve insan hakları alanındaki gerileme ile ilgili söylenebilecek çok şey var. Ancak insan hakları mücadelesini kesintisiz olarak yürüttüğümüz 33.yılda önemli bazı tavsiyelerde ve taleplerde bulunmak istiyoruz. Esasen bu husustaki önerilerimizi her yıl tekrarlamaktayız. Türkiye’de insan hakları bilinci ve kültürünün gelişmesine oldukça önemli katkıları olan İHD’nin ve insan hakları savunucularının insan haklarını savunma hakkı kabul edilmelidir. İnsan hakları savunucuları üzerindeki yargı yolu ile baskı politikasına son verilmelidir”

    Öztürkoğlu, “İnsan hakları savunucularının İHD çatısı altındaki 33 yıllık mücadelesi insan onuruna dayanan özgürlük, eşitlik, adalet ve barış talebi ile artarak devam edecek ve Türkiye’nin demokratik bir rejime kavuşması mücadelesi sürdürülecektir.” dedi.

    Yapılan basın açıklamasının ardından İHD’nin 33’ncü kuruluş yıl dönümü vesilesiyle pasta kesildi.

    MALATYA-PİRHA

  • İHD ve THİV 10 Aralık resepsiyonu düzenledi: Pes etmeyenlerin şarkısını söylüyoruz

    İHD ve THİV 10 Aralık resepsiyonu düzenledi: Pes etmeyenlerin şarkısını söylüyoruz

    PİRHA-İHD İstanbul Şubesi ve THİV, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 70’inci yıl dönümü dolayısıyla resepsiyon düzenledi. Resepsiyona HDP milletvekilleri, HDK eş başkanları ve insan hakları savunucuları katıldı.

    İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 70’inci yıl dönümü dolayısıyla İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (THİV) resepsiyon düzenledi.

    Resepsiyona Hakların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Hüda Kaya, Hakların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Başkanı Onur Hamzaoğlu, HDP Muş Milletvekili ve HDK Eş Sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit ile insan hakları savunucuları katıldı.

    MAHPUS İNSAN HAKLARI SAVUNUCULARI ANILDI

    Resepsiyonda konuşan İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, resepsiyonu Osman Kavala’nın işletmecisi olduğu Cezayir Restaurant’ta yaptıklarını hatırlatarak, Osman Kavala, İHD eski yöneticilerinden Hasan Ceylan ve İHD Malatya Şube Başkanı Gönül Öztürkoğlu’nu andı ve THİV Başkanı Şebnem Korur Fincancı’yı kürsiye davet etti.

    FİNCANCI: MÜCADELEMİZİ 70’Lİ YILLARDAN DEVRALDIK

    Fincancı konuşmasında, mücadelenin çeşitli zorluklar içerdiğini ama pes etmediklerini belirtti. Fincancı ayrıca, “Bugün zorluklarla birlikte mücadeleyi inadına güçlü kılmak gerekiyor” dedi. İHD’nin 1986’da, THİV’in 1990’da kurulduğunu hatırlatan Fincancı, İHD ve THİV’in mücadelesinin Cumartesi Anneleriyle, 70’li yıllarda gelişen mücadeleyle birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı.

    “BİATSIZ GÜNLERDE GÖRÜŞMEK DİLEĞİYLE”

    İHD Eş Başkanı Eren Keskin, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ni yetersiz bulduklarını söyleyerek konuşmasına başladı. Keskin konuşmasının devamında şunları söyledi:

    “Bize dayatılan, tüm dünyada ve özellikle Orta Doğu coğrafyasında kapitalist, emperyalist, faşist baskılara karşı, biat etmeden kendi sözümüzü söylemek üzere bir aradayız. Bize yasakladıkları her kelimeyi, her cümleyi kullanmaya devam ederek, buradayız. Biatsız günlerde bir arada olmak dileğiyle.”

    EFE: PES ETMİYORUZ DİYENLERİN ŞARKISINI SÖYLEYECEĞİZ

    THİV İstanbul Şube Başkanı Ümit Efe ise, konuşmasında Fransa’daki sarı yelekliler protestolarına değindi. “Dünyanın birçok yerinde asla pes etmiyoruz diyen bir şarkı yükseliyor” dedi ve sözlerine şöyle devam etti:

    “En yakınımızdaki sevgili arkadaşlarımızın tutuklanacaklarını, öldürüleceklerini bilmemize rağmen o şarkının ritmini yüreğimizden, beynimizden ve vücudumuzdan hiç eksik etmedik. Asla pes etmeyeceğiz diyorum.  Evrensel Beyanname’nin, 70’inci yıl dönümünde.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Malatya’da 7 kişi gözaltına alındı

    Malatya’da 7 kişi gözaltına alındı

    PİRHA-Malatya’da sabah saatlerinde çeşitli adreslere düzenlenen operasyonlarda 7 kişi gözaltına alındı.

    Malatya’da sabah saatlerinde çeşitli adreslere düzenlenen operasyonlarda aralarında İHD Malatya Şube Başkanı Gönül Öztürkoğlu ve HDP’li yöneticilerin de bulunduğu 7 kişi gözaltına alındı.

    Gözaltına alınanların Malatya Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldüğü öğrenildi.

    PİRHA/MALATYA

  • Gönül Öztürkoğlu: DAİŞ’in Ezidilere saldırısı soykırım olarak tanınmalı

    Gönül Öztürkoğlu: DAİŞ’in Ezidilere saldırısı soykırım olarak tanınmalı

    PİRHA-IŞİD’in Şengal’e saldırması sonucu binlerce Ezidiyi öldürdüğü ve binlerce kadını esir aldığı Şengal Katliamının 4’üncü yıl dönümünde İHD Malatya şubesi basın toplantısı yaptı.

    IŞİD’in Şengal’e saldırması sonucu binlerce Ezidiyi katlettiği ve binlerce kadını esir aldığı Şengal Katliamının 4’üncü yıl dönümü vesilesiyle İHD Malatya şubesi şube binasında basın toplantısı düzenledi. Yapılan basın toplantısına PSAKD Malatya şubesi, STK ve dernek temsilcilileride destek verdi.

    “EZİDİLERE YÖNELİK SOYKIRIM SALDIRISINI LANETLİYORUZ”

    Basın açıklaması metnini okuyan İHD Malatya şube başkanı Gönül Öztürkoğlu, “DAİŞ isimli cihatçı çete yapılanmasının Orta Doğu’nun en kadim halklarından Ezidilere yönelik 3 Ağustos 2014’te Irak Şengal bölgesinde ve Ezidi yurdunda gerçekleştirdiği soykırım saldırısının üzerinden 4 yıl geçti. İnsan Hakları Derneği  olarak Ezidiler’e yönelik gerçekleştirilen soykırım saldırısını bir kez daha kınıyor ve lanetliyoruz” dedi.

    Öztürkoğlu şöyle devam etti;

    “Ezidilerin daha önce (72 ferman) soykırım saldırılarına maruz kaldığı biliniyor. Bu son saldırı sonucunda da on binlerce Ezidi katledilmiş, binlerce Ezidi kadın köle yapılarak pazarlarda satılmıştır. Ağır insan hakları ihlallerine yol açan tüm bu saldırılar 21. yüzyılda hepimizin gözleri önünde gerçekleşmiştir.Yaşanan soykırım saldırısına karşı Ezidi halkı Kürt Siyasal Hareketinin öncülüğünde ve desteği ile kendi savunmasını gerçekleştirmiş ve saldırıları püskürtmeyi başarmıştır. Diğer tüm halklar gibi, Ezidilerin de kendini savunma ve kendi geleceğini belirleme hakkı vardır. Her halkın ve her devletin bu hakka saygı göstermesi BM İnsan Hakları Sisteminin bir gereğidir” dedi.

    “SALDIRI SOYKIRIM OLARAK TANINMALI”

    “Bu kapsamda Irak’ın Şengal bölgesinde, Ezidileri korumayarak onların soykırıma uğramasını seyreden güçlerin, Ezidilerin kendilerini yönetme hakkına saygı duymak durumunda olduklarını belirtmek isteriz” diyen Öztürkoğlu, “Öte yandan, Ezidi halkının 2014 yılındaki Şengal ve Musul’a yönelik IŞİD/DAİŞ saldırılarından sonra mülteci durumuna düşerek sığındığı ülkelerdeki sorunları devam etmektedir. Bu kapsamda Türkiye’ye sığınan on binlerce Ezidi’ye Suriye’den sığınanlar gibi haklar tanınmamıştı. Halen bir kısmı Türkiye’de bulunan Ezidilere yönelik bu ayrımcı uygulamanın bir an önce sona erdirilmesi gerekmektedir.Şüphesiz ki BM İnsan Hakları Konseyi’nin Haziran 2016’da Ezidi halkına yönelik 2014’te gerçekleştirilen DAİŞ saldırısını soykırım olarak kabul ve ilan etmesi önemli bir gelişme olmuştur. Bu vesile ile başta Türkiye olmak üzere tüm ülkeleri, Ezidilere yönelik DAİŞ saldırısını soykırım olarak tanımaya ve Ezidi halkının kendini savunma hakkına saygı göstermeye davet ediyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/MALATYA

  • İHD Malatya Şube Başkanı Gönül Öztürkoğlu: Çocuğa yönelik cinsel istismarda artış var

    İHD Malatya Şube Başkanı Gönül Öztürkoğlu: Çocuğa yönelik cinsel istismarda artış var

    PİRHA-Son dönemlerde ülkemizde yaşanan çocuklara yönelik cinsel istismarlar nedeni ile İHD Malatya şube basın toplantısı düzenledi. Toplantıda konuşan şube başkanı Gönül Öztürkoğlu,”Çocuklar hak sahibi ve özgürlükleri olan bireyler olarak algılanmadıkça, yaşamın eşit ortakları, sadece gelecekte değil bugün de potansiyeli olan bireyler olarak görülmedikçe failler istenildiği kadar cezalandırılsın, çocuklar cinsel şiddete maruz kalmaya devam edecektir” dedi.

    Ülkemizde son yıllarda çocuğa yönelik cinsel istismarda yaşanan artış dikkat çekerken. Kaybolan Eylül Yağlıkara (8) ve Leyla Aydemir (4) yönelik yaşanan cinsel istismarın ardından ölü  bedenlerinin bulunması toplumun bütün kesimleri tarafında büyük tepki gösterildi. Bu vesile ile ve son dönemlerde ülkemizde yaşanan çocuklara yönelik cinsel istismarlar nedeni ile İHD Malatya şube şube binasında basın toplantısı düzenledi.

    Yapılan basın toplantısında basın metnini İHD Malatya şube başkanı Gönül Öztürkoğlu okudu.

    “ÇOCUĞA YÖNELİK CİNSEL ŞİDDETTE ARTIŞ VAR”

    “İnsan hakkı ihlallerinin başında gelen çocuğa yönelik taciz, tecavüz ve ölümle sonuçlanan cinsel şiddet vakalarındaki artış son günlerde basına yansıyan olaylarla bir kere daha gündeme gelmiştir” diyen Öztürkoğlu şöyle devam etti:

    “Bir kez daha olayların faillerine yönelik öfke, kin, nefret, kınama ve olaya kaygılı derin üzüntüler dile getirilirken çocukların yaşadıkları bu insanlık dışı muamelenin ortadan kaldırılması için de faillerin hadım edilmesi ve ölüm cezası verilmesi gibi daha birçok cezalandırma yöntemi yüksek dille ifade edilmektedir.Çocukların yaşamında derin, ağır ve onarılması güç izler bırakan cinsel şiddet konusunun toplumun tüm kesimleri tarafından gündeme alınması çocuğun insan hakları açısından oldukça önemlidir ve çocuklar açısından olumlu bir durumdur. Ancak konunun dile getiriliş şekli ve içeriğindeki öneriler ne yazık ki çocuğun insan hakları açısından ciddi eksiklikler içermektedir. Zaman zaman gündeme gelen çocuğa yönelik cinsel taciz ve artık ölümle sonuçlanan şiddet konusu sadece faillerin cezalandırılması ile çözülebilecek bir konu değildir.

    “ÇOCUĞA YÖNELİK CİNSEL İSTİSMAR BİR ŞİDDET TÜRÜDÜR”

    “Yani yetişkinlerin ellerinde bulundukları gücü çocuklar üzerinde kötüye kullanmalarıyla, kurdukları tahakkümle ilgilidir. Bu kötüye kullanımın en önemli ve temel sebebi çocukların toplum ve devlet tarafından nasıl algılandıkları ile ilgilidir” ifadelerini kullanan Öztürkoğlu “Türkiye’de çocuk anne ve babanın sahip olduğu onların bir parçası, bir uzantısı ve hatta malı olarak görülmekte ve sadece korunmaya muhtaç güçsüz varlıklar olarak düşünülmektedir. Varlıkları sadece gelecekte değerli olduğu düşünülen çocuklar, yetişkinlerle kurdukları her ilişkide üzerinde tahakküm kurulabilecek bir konuma getirilmektedir. Bu durum da çocukları her türlü şiddete açık hale getirmektedir.Çocuklar hak sahibi ve özgürlükleri olan bireyler olarak algılanmadıkça, yaşamın eşit ortakları, sadece gelecekte değil bugün de potansiyeli olan bireyler olarak görülmedikçe failler istenildiği kadar cezalandırılsın, çocuklar cinsel şiddete maruz kalmaya devam edecektir”

    “CİNSEL İSTİSMARDA TÜRKİYE 3’NCÜ SIRADA”

    “Türkiye’de adalet bakanlığı verilerine göre yılda ortalama 8 bin çocuğun cinsel istismara uğradığını ortaya koyuyor. ECPAT 2015 yılı Türkiye Raporu’na göre; çocuklar, Türkiye’de cinsel şiddete en fazla maruz kalan grubu oluşturuyor” diyen Öztürkoğlu şunlara vurgu yaptı:

    “Türkiye’deki cinsel suçların yüzde 46’sı çocuklara karşı işleniyor. Çocuğun cinsel istismarında Türkiye dünya listesinde 3’üncü sıradadır. TÜİK verilerine göre, son 10 yılda 482 bin 908 kız çocuğu devletin izniyle evlendirildi. Son 6 yılda 142 bin 298 çocuk anne oldu ve bu çocukların büyük kısmı dini nikâh ile evlendirildi. Türkiye’de AKP’nin iktidarda olduğu 2002’den bu yana 18 yaşın altında 440 bin çocuk doğum yaptı. 15 yaşın altında cinsel istismara uğrayarak doğum yapan çocuk sayısı ise 15 bin 937. 2015 verilerine göre de yılda ortalama 17 bin istismar davası açıldı. Ve şu an Türkiye’de çocuk istismarıyla ilgili dava sayısının son 10 yılda yaklaşık 3 kat arttı. Çocuk tutuklu ve hükümlülere kötü muamele ve işkencede artış meydana geldi. Yaklaşık 700 çocuk anneleriyle birlikte cezaevinde yatmaktadır”

    “ÇOCUKLARLA BİRLİKTE ETKİLİ POLİTİKALAR GELİŞTİRİLMELİ”

    “Çocuklar için etkili, kolay ulaşılabilir, güvenilir ve hak temelli başvuru mekanizmaları oluşturulmalı, çocuklar bu şekilde güçlendirilmelidir.Ebeveynlerin ve çocuklarla çalışan uzmanların konuyla ilgili bilgi ve farkındalık düzeyleri artırılmalı, bu konuda hak temelli yaklaşım ve tutum geliştirecek güçlendirici çalışmalar planlanmalıdır” ifadelerini kullanan İHD Malatya şube başkanı Gönül Öztürkoğlu, “Önleyici ve koruyucu yaklaşıma sahip, etkili, bir çocuk koruma sistemi kurulmalı ve sistemin etkisini izleyecek bir izleme mekanizması kurulmalıdır. İşte bu yüzden çocuk alanında hak temelli çalışmalar yürüten ancak OHAL nedeniyle kapatılmış sivil toplum örgütlerini yeniden açılarak başta İHD gibi hak temelli sivil toplum kuruluşlarıyla ve bu konuda çalışma yapan uzmanlarla ve çocuklarla birlikte etkili, politikalar geliştirme çağrısında bulunuyoruz” diye konuştu.

    PİRHA-MALATYA

  • İHD Malatya şubesi 13’ncü olağan kongresini yaptı

    İHD Malatya şubesi 13’ncü olağan kongresini yaptı

    PİRHA-İHD Malatya şube 13’ncü olağan kongresini gerçekleştirdi. Kongrede konuşan İHD Malatya şube başkanı Gönül Öztürkoğlu, “Seçimin eşit koşullarda ve demokratik bir ortamda yürütülebilmesi için tüm engellerin ortadan kaldırılması gerekiyor. Seçim güvenliğinin sağlanmasını ve Cumhurbaşkanı adaylarından Selahattin Demirtaş’ın derhal tahliye edilmesini talep ediyoruz” dedi.

    İHD Malatya şube 13’ncü olağan kongresini Dilan salonda gerçekleştirdi. Kongreye, İHD genel başkanı Öztürk Türkdoğan, CHP Malatya milletvekili Veli Ağbaba, HDP, CHP milletvekili adayları ve STK temsilcileri katıldı.

    “OHAL REJİMİ NEDENİ İLE HAK İHLALLERİ YAŞANDI”

    Kongremizin demokrasiye, kardeşliğe ve özgürlüğe vesile olmasını temenni ediyoruz ifadelerini kullanarak konuşmasına başlayan İHD Malatya şube başkanı Gönül Öztürkoğlu şunları ifade etti:

    “Değerli insan hakları savunucuları, büyük hak ihlallerin olduğu bir süreçten geçiyoruz. Biz 4 Haziran 2016 tarihinde görevi devraldıktan sonra 15 Temmuz darbe girişimiyle birlikte başlayan süreçte Türkiye’de en büyük hak ihlallerini  yaşadık.Son 2 yıldır yoğunlaşan çatışmalı süreç ve 22 aydır devam eden OHAL rejimi nedeniyle ağır insan hak ihlalleri yaşandı. İnsan haklarının ağır yara aldığını belirtmem gerekiyor. OHAL sürecinde çok sayıda KHK çıktı. 15 Temmuz darbe girişimi sonrası asıl darbe KHK  ile kamu emekçilerine, gazetecilere, derneklere, radyolara, televizyonlara, HDP eş başkanlarına ve milletvekillerine, barış Akademisyenlerine, STÖ’lere yapıldı”

    “İHRAÇLARLA ÇOK AĞIR BİR EKONOMİK VE SOSYAL HAK İHLALİ OLUŞMUŞTUR”

    “OHAL KHK”ları ile kamudan ve özel sektörden ihraç edilip işsiz bırakılan 200.000 civarında emekçi, aileleri ile birlikte yaklaşık bir milyon insan açlığa mahkum edildi. İhraçlar çok ağır bir ekonomik ve sosyal hak ihlali oluşturmuştur” Öztürkoğlu, “OHAL bahanesiyle KESK’e bağlı sendikalardan ihraç edilen ve aynı zamanda üyemiz olan insan hakları savunucularının onurumuz olduğunu bir kez daha ve yüksek sesle ifade ediyoruz. Üyelerimizden Bülent Uçar ihraç olduktan sonra geçirdiği kalp krizi sonucu hayata gözlerini yumdu. Kendisini bir kez daha saygıyla anıyoruz. OHAL sürecinde HDP’den 10, CHP’den 1 milletvekili olma üzere toplam 11 milletvekili hala tutuklu. HDP  11 milletvekilinin vekilliği düşürüldü. Halkın iradesiyle seçilmiş belediyelerden 99’una el kondu, 68 belediyenin eş başkanları tutuklanarak ceza evine gönderildi ve yerlerine de kayyum atandı.Ülkede 213 gazeteci tutuklu ve hükümlü olarak hala cezaevlerinde tutulmaktadır. 2017 tarihinden bu yana da Wikipedia sitesine hala erişilemiyor” dedi.

    “HUKUK SİSTEMİ HİÇ BİR ZAMAN BU KADAR YARA ALMAMIŞTIR”

    “Ülkemiz bu gün birçok alanda ciddi krizler yaşamaktadır. Bu krizlerin içinde en dikkat çekenlerden birisi hukuk alanında yaşanan krizdir. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hukuk sitemi hiçbir dönem  bu kadar  yara almamıştır. Mahkeme kararlarının bizzat mahkemeler tarafından uygulanmadığı bir süreci yaşamaktayız. Yargı vicdanını kaybetmiştir. Tüm irade tek adama teslim edilmiştir” ifadelerini kullanan Öztürkoğlu, şunları kaydetti:

    “Cezaevinde 402’si ağır olmak üzere, 1554 hasta tutuklu kaderine terk edilmiştir. OHAL süresince 1607 dernek kapatılmış olup ancak 183’ ünün geri açılmasına izin verilmiştir. 168 vakıf kapatılmış olup 23 ünün yeniden açılmasına izin verilmiştir.Alevilerin eşit yurttaşlık hakkı talepleri 2017 yılında da karşılığını bulamamıştır. AHİM’in zorunlu din derslerinin kaldırılması ve cemevlerin ibadethane olarak kabul edilmesi ile ilgili kararlarının gereği yerine getirilmemiştir. Benzer durum farklı inançlardaki yurttaşlarımız için de geçerlidir. Eşit yurttaşlık hukuku ve anlayışı inşa edilememiştir”

    “SELAHATTİN DEMİRTAŞ DERHAL TAHLİYE EDİLMELİ”

    “Kürt sorununun çözümünde taraflara çatışmasızlık ve sorunu demokratik yollarla çözümü çağrısında bulunuyoruz. Türkiye’nin bütün etnik kimliklerle barışmaya ihtiyacı var. Yeni bir diyalog ve müzakere dönemi ve sahici bir barış istiyoruz. Bunun için öncelikle OHAL’in derhal kaldırılması ve müzakere ortamına dönülmesi gerekmektedir” diyen  İHD Malatya şube başkanı Gönül Öztürkoğlu, 24 Haziran seçimlerine değinerek şunları kaydetti:

    24 Haziran seçimlerini dikkate aldığımızda toplumun tek kişilik yönetime dayalı gidişata son vermesi gerektiğini ve insan haklarına sahip çıkmanın her bireyin görevi olduğunu ifade ediyoruz. Seçimin eşit koşullarda ve demokratik bir ortamda yürütülebilmesi için tüm engellerin ortadan kaldırılmasını, seçim güvenliğinin sağlanmasını ve Cumhurbaşkanı adaylarından Selahattin Demirtaş’ın derhal tahliye edilmesini talep ediyoruz. Tam da bu noktada insan hakları savunucularına büyük görev düşüyor. 24 Haziran seçimlerinde güçlü bir şekilde yan yana gelebilmenin önemi üzerinde durmalıyız.Biz barış savunucuları, Türkiye’nin demokrasi ve insan hakları sorunlarının çözülebilmesi için barışa giden yolun açılmasını ve yeni bir barış sürecinin inşa edilmesini talep ediyoruz” diye konuştu.

    Okunan mali ve faliyet raporlarının ardından tek liste ile yapılan seçimde Gönül Öztürkoğlu yeniden şube başkanlığına seçildi.

    PİRHA/MALATYA