PİRHA- CHP Merkez Yönetim Kurulu toplantısının ardından açıklama yapan Parti Sözcüsü Müslim Sarı, 26 ilde örgüt yönetimlerinin görevden alındığını, 7 il başkanı hakkında kesin ihraç istemiyle disiplin sürecinin başlatıldığını açıkladı. Boşalan bazı illere ise yeni görevlendirmeler yapıldı.
Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP), 21 Mayıs’ta “mutlak butlan” kararı sonrasında genel başkanlık görevini üstlenen Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığındaki Merkez Yönetim Kurulu (MYK), örgüt yapılanmasına ilişkin önemli kararlar aldı.
Toplantının ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Parti Sözcüsü Müslim Sarı, MYK’nin ağırlıklı gündemini il ve ilçe örgütlerinin mevcut sürece ilişkin tutumlarının oluşturduğunu belirtti. Sarı, partinin kurumsal yapısının korunmasının öncelikli hedef olduğunu vurgulayarak, bu doğrultuda disiplin ve örgütlenme alanında çeşitli kararların hayata geçirildiğini söyledi.
26 İLDE YÖNETİMLER GÖREVDEN ALINDI
MYK kararı doğrultusunda Ağrı, Aksaray, Amasya, Batman, Bilecik, Bolu, Çanakkale, Denizli, Dersim, Diyarbakır, Eskişehir, Hakkari, Iğdır, Kars, Kırıkkale, Manisa, Mardin, Muğla, Muş, Nevşehir, Samsun ve Sivas il örgütleri görevden alındı. Düzce, Niğde ve Osmaniye’de ise il yönetimleriyle birlikte merkez ilçe yönetimleri de görevden el çektirildi. Sinop’ta yalnızca il başkanının görevine son verildi.
7 İL BAŞKANI DİSİPLİNE SEVK EDİLDİ
Parti yönetimi ayrıca, kurumsal ilkelere aykırı davrandıkları gerekçesiyle 7 il başkanı hakkında tedbirli kesin ihraç istemiyle disiplin süreci başlattı.
Haklarında disiplin süreci başlatılan il başkanları şunlar oldu:
Ali Osman Horzum (Denizli), Nail Kızıl (Muğla), Talat Yalaz (Eskişehir), Aykut Cem Yalçınkaya (Sinop), Özcan Dağıstanlı (Düzce), Onur Ulaş Demir (Kars) ve Berkay Gündoğan (Dersim).
6 İLE YENİ İL BAŞKANI ATANDI
MYK kararıyla Batman’a Yılmaz Özkanat, Çanakkale’ye Koray Ak Kılıç, Mardin’e Mahmut Duyan, Osmaniye’ye Rıza Tekerek, Niğde’ye Tevfik Caymaz ve Dersim’e Kemal Özcan il başkanı olarak görevlendirildi.
ÇERÇEVE YASA DEĞERLENDİRMESİ
Basın toplantısında gündemdeki siyasi gelişmelere de değinen Parti Sözcüsü Müslim Sarı, Kürt sorununun çözümüne yönelik süreç kapsamında tartışılan yasal düzenlemeler hakkında da değerlendirmelerde bulundu.
Sarı, gündemde tek bir çerçeve yasa niteliğinde düzenleme bulunduğunu belirterek, bu konuda yetkili kurumların gerekli doğrulamaları yapmasının ardından sonraki adımların atılmasının daha doğru olacağını söyledi. Son dönemde konuya ilişkin farklı yorumların kamuoyunda kafa karışıklığı yarattığını ifade eden Sarı, sürecin belirli bir planlama doğrultusunda ilerlemesi gerektiğini dile getirdi.
PİRHA- Alevi Kültür Dernekleri Genel Sekreteri Kazım Uçarcan, 9’uncu olağanüstü genel kurulda alınan yetki sonrası Söke Cemevi’nde yaşanan krize ilişkin konuştu. Şube Başkanı Şevki Kaya’nın hem siyasi görev yürütmesi hem de dernek yapısında tek taraflı kararlar almasının “yol erkanına aykırı” olduğunu belirten Uçarcan, yaşanan sürecin hukuki ve örgütsel çerçevede çözüleceğini, cemevlerinin ise “siyasetin değil rızalığın alanı” olduğunu vurguladı.
Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Söke Şube Başkanı yönetim kurulu kararı olmaksızın AKD Söke Şubesinin tabelasını indirerek yerine Hacı Bektaş Veli Derneği tabelası asması ve CHP’de faaliyet yürüten cemevi üyelerinin üyeliklerinin silinmesi üzerine AKD Genel Merkezi tarafından Şube Başkanı Şevki Kaya ve YK üyeleri görevden alındı.
AKD Antalya Şube Başkanı ve Genel Sekreteri Kazım Uçarcan yaşanan gelişmelerle ilgili Pirha’ya açıklamalarda bulundu.
Alevi Kültür Dernekleri olarak sadece Aydın Söke Şubesinde değil bazı şubelerinde bu türlü sıkıntılar yaşandığını belirten Uçarcan, Mersin Cemevi’ne Hüda-Par’ın ziyareti olmuştu ve bu bizi yaralayan bir ziyaretti” dedi.
Bu ziyarete ilişkin Mersin Cemevi Başkanı’nın yaptığı açıklamanın tatmin edici bir açıklama olmadığını belirten Uçarcan, “Mihman Ali’dir demişti. Hadi mihman Ali’dir ölçeğini de kabul ettik. Kapının önüne çıkıp o fotoğrafları çekmek neyin nesiydi? Yaptığı işi kutsamak tescillemek olarak algılandı” ifadelerini kullandı.
“GENEL KURULDA ORTAK ÖNERGE KABUL EDİLDİ”
Alevi Kültür Dernekleri Genel Sekreteri Kazım Uçarcan, “9’uncu olağanüstü genel kurulumuzda aday olan her iki listenin verdiği ortak önergede, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile görüşenlerin düşkün ilan edilmesi, kurumsal anlamda görüşen şubelerin ise görevden alınması genel kurulda onaylanarak kabul edildi. 9’uncu olağanüstü genel kurul öncesinde genel merkezin şubeleri görevden alma yetkisi yoktu” dedi.
Şubelerin genel merkez tarafından görevden alınmasının örgütsel anlamda anti-demokratik görünebileceğini belirten Uçarcan, “Demek ki öteden beri bir birikim varmış ki sorunları çözme noktasında her iki liste de bunu önerdi” diye konuştu.
Genel kuruldan alınan yetki sonrası Söke Cemevi’nde olumsuz bir süreç yaşandığını belirten Uçarcan, Şevki Kaya’nın kendi tasarrufuyla birtakım uygulamalara başvurduğunu ifade etti. Olağanüstü genel kurulda en çok şikayet edilen konunun, cemevi başkanlığı ile siyasi görevin birlikte yürütülmesi olduğunu vurguladı.
“CEMEVİ BAŞKANI AYNI ZAMANDA SİYASET YAPAMAZ”
“Cemevinin başkanı olup aynı zamanda siyaseten bir yere aday olmak ve görev yapmak, yol anlayışımıza terstir. Bu durum üye canlarımız tarafından kabul edilmeyen, şiddetle reddedilen bir durumdur” dedi.
Şevki Kaya’nın aynı zamanda belediye meclis üyesi olduğunu hatırlatan Uçarcan, “Cumhuriyet Halk Partisi’nden meclis üyesi oldu. Belediye başkanı CHP’den istifa edip AK Parti’ye geçince o da istifa etti. Rızalık anlayışıyla seçilip, o insanlara danışmadan alanı terk etmek kabul edilemez” ifadelerini kullandı.
ÜYELERİN İHRAÇ EDİLDİĞİ İDDİASI
Uçarcan, Kaya’nın cemevine üye olan ve CHP’de faaliyet yürüten kişileri üyelikten çıkardığını belirterek, “Gerekçesiz bu uygulamayla da yetinememiş 2020 yılında derneğimiz kurulurken dernekler yasası gereği Alevilik kelimesi hukuken kullanılamadığı için Hacı Bektaş Veli Derneği olarak kuruldu ve derneğimiz o isimle 49 yıllığına belediye ile bir protokol yapılmıştı. Daha sonra 2008 yılında Alevilik kelimesi üzerinden hukuken kazanım sağlandıktan sonra Alevi Kültür Dernekleri adına 2052 yılına kadar protokol yenilenmiş ve bizim orada belediyeyle bir protokolümüz söz konusu” dedi.
TABELA DEĞİŞTİRİLDİ, YETKİ TARTIŞMASI DOĞDU
AKD Söke Şubesi tabelasının indirilerek yerine “Hacı Bektaş Veli Derneği” tabelası asıldığını ifade eden Uçarcan, “Arsa belediyeye ait, bina canlarımızın lokmalarıyla yapıldı. Başkan iki kişiyle karar alarak derneğin adını değiştirmiş, AKD’yi başka adrese yönlendirmiş” ifadelerini kullandı.
Uçarcan, “Oraya gittiğimizde ‘burası sizin derneğiniz değil’ denildi. Mesele tamamen kişiselleştirilmiş” diye konuştu.
POLİS MÜDAHALESİ TEPKİ ÇEKTİ
Genel merkez yöneticilerinin karar tebliği için gittiklerinde polis zoruyla karşılaştıklarını belirten Uçarcan, “Polisin cemevinde bu şekilde müdahil olması asla kabul edilemez” dedi.
Şevki Kaya’nın önce olağanüstü seçimi kabul ettiğini, ardından reddettiğini belirten Uçarcan, “Biz yasal haklarımızı kullanmakla mükellefiz” dedi.
KAPI ÇİLİNGİRLE AÇILDI, POLİS ENGELİ YAŞANDI
Cemevine gittiklerinde kapının kapalı olduğunu, çilingirle açtırdıklarını belirten Uçarcan, yönetim kurulu defterlerini almak isterken sivil polislerin müdahale ettiğini aktardı.
Yaşananların görünür olması için basını çağırdıklarını belirten Uçarcan, provokatif davranışlara rağmen süreci hukuki zeminde çözdüklerini ifade etti.
Polisin kendilerine “haklısınız ama siz de çağrı yapın” dediğini aktaran Uçarcan, süreçte “kafa-kol ilişkileri” yürütüldüğünü iddia etti.
Seçimi kaybedenlerin farklı algı yarattığını belirten Uçarcan, “Bizim niyetimiz olsaydı başka şubelerden başlardık. Bu bir hesaplaşma değil” dedi.
Tüm sürecin şeffaf yürütüldüğünü vurgulayan Uçarcan, isteyen herkese hesap vermeye hazır olduklarını söyledi.
“ÜYELER DERGAHLARINA SAHİP ÇIKTI”
İki gün boyunca üyelerin cemevine sahip çıktığını belirten Uçarcan, Şevki Kaya’nın yalnız kaldığını ve uyarılara rağmen geri adım atmadığını ifade etti.
Kaya’nın isterse hukuki yollara başvurabileceğini, isterse inançsal olarak kendini aklayabileceğini belirten Uçarcan, “Aklanırsa baş tacı olur” dedi.
1 AY İÇİNDE OLAĞANÜSTÜ KONGRE
Yeni yönetimin belirlenmesi için bir ay içinde olağanüstü kongre yapılacağını açıklayan Uçarcan, aynı adreste iki dernek gösterilmesini “entrika” olarak nitelendirdi.
Sürecin takipçisi olacaklarını belirten Uçarcan, hukuki girişimlerin sürdüğünü söyledi.
Şevki Kaya hakkında doğrudan yaptırım düşünmediklerini belirten Uçarcan, “Gelip özeleştiri verirse birlikte çalışabiliriz” dedi.
“TÜZÜK YETERSİZ, DEĞİŞMELİ”
Tüzüğün bu tür durumlarda yetersiz kaldığını belirten Uçarcan, yeni bir tüzük çalışmasına ihtiyaç olduğunu söyledi.
Son olarak Uçarcan, “Bir kişi ya siyaset yapar ya dernek başkanlığı yapar. Cemevleri siyasetin aracı değildir. Biz buraya bunu engellemek için geldik” dedi.
PİRHA- Cumhurbaşkanı Erdoğan imzasıyla yayımlanan kararname ile Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na Esma Ersin getirildi.
12 Temmuz 2025 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararıyla, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nda görev değişikliğine gidildi. Mevcut Başkan Alirıza Özdemir görevden alınırken, yerine Esma Ersin atandı.
ALEVİ KURUMLARI KARŞI ÇIKMIŞTI
2022 yılında kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı, Cumhurbaşkanı Erdoğan “Cumhuriyet tarihinin en önemli adımı” olarak nitelendirmişti. Aleviler ve Alevi kurumları ise bu karara en başından beri karşı çıkmış ve bu kurumun Alevi kimliğini temsil etmeyip asimilasyona hizmet edeceğini belirtmişti.
Ki var olan mevcut durumda Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı, Alevi ziyaretleri, köyleri, kurumları ve cemevlerine müdahalesini sürdürüyor.
Türkiye’de Aleviler hala var olma mücadelesi veriyor. İktidarların dolayısıyla devletin Alevilerin haklarını anayasal gücenceye almaması, kamuda eşit davranmaması, zorunlu din derslerini kaldırmayarak eğitim öğretimi daha da dincileştirmesi, cemevine ibadethane statüsü vermemesi, Alevi nefretinin, nefret söylemlerinin cezalandırılmaması büyük tepki topluyor.
CEM VAKFI TARAFINDAN GÖREVDEN ALINDI
Erdoğan’a övgüleri nedeniyle 2022’de Cem Vakfı’ndaki görevinden alınan Esma Ersin, kısa sürede AKP’li oldu ve güncelde deİçişleri Bakanlığı Bakan Müşaviri görevindeydi. Ülkedeki birçok Alevi derneğini ve cemevini dolaşan AKP’li Esma Ersin, Alevileri, dedeleri/pirleri Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na bağlama peşinde olduğu belirtilmişti. Alevi örgütleri ise asimilasyon merkezi olarak nitelendirdikleri Cemevi Başkanlığı’nı kesin bir dille reddediyor.
AKP’li Esma Ersin, 2022 yılında Cem Vakfı Yerel Yönetimler Başkanı olduğu sırada, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Alevi Bektaşilere yönelik açıkladığı kararları desteklediği için görevinden alınmıştı. Ersin öylesine ileri gitmişti ki, Erdoğan’ın açıklamalarının bir ‘reform’ niteliğinde olduğunu iddia etmişti.
2003 YILINDAN BERİ AKP’Lİ
Esma Ersin, 28 Eylül 1983’te İstanbul Ataşehir’de doğdu. Aslen Sivas İmranlılı. İlk, orta ve lise eğitimini Ataşehir’de tamamlayan Ersin, Abant İzzet Baysal Üniversitesi’nde Muhasebe/Finans önlisans programına başladı ve lisans eğitimini Eskişehir Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde bitirdi. 2003’te AK Parti’nin üniversite teşkilatında siyasete adım atan Ersin, 2004-2009 arası Ümraniye, 2009-2011 arası Sancaktepe ve 2011-2014 arası Ataşehir ilçe teşkilatlarında yönetim kurulu üyelikleri yaptı. 2015’te AK Parti’den İstanbul milletvekili adayı oldu.
PİRHA- AKP’li Yeşilyurt Belediye’si bünyesinde Almanya’ya düzenlenen gezi ile ilgili yürütülen soruşturma kapsamında geziye katılan Başkan yardımcılarından Bekir Karakuş görevden alındı.
AKP’li Yeşilyurt Belediyesi’nin “çevreye duyarlı bireyler yetiştirmek” üzere bir haftalığına Almanya’ya gönderdiği 45 kişiden sadece 2’si Türkiye’ye geri dönmesi sonrasında başlatılan soruşturmada geziye katılan belediye başkan yardımcısı Bekir Karakuş görevden alındı.
Yeşilyurt Belediyesi’nin konuyla ilgili sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, “Son günlerde, kamuoyunda Belediyemiz ile ilgili iddialar çerçevesinde, 4 Şubat 2020 tarihli Meclis kararı ile gerçekleştirilen gezi programıyla ilgili iç soruşturma başlatılmış olup, soruşturmanın selahiyeti (selameti) için, soruşturmada ismi geçen Belediye Başkan Yardımcısı görevinden alınmıştır” denildi.
Görevden almanın Yeşilyurt Belediye Başkanı Mehmet Çınar tarafından gerçekleştiği bildirildi.
NE OLMUŞTU?
Malatya’da AKP’li Yeşilyurt Belediyesi’nin “çevreye duyarlı bireyler yetiştirmek” için Almanya’ya gönderdiği 45 kişiden 43’ünün geri dönmediği ortaya çıkmıştı. Malatya Valiliği konuya ilişkin soruşturma başlatıldığını duyururken, Yeşilyurt Belediyesi Meclisi’nde yer alan 6 CHP’li üye konunun üzerine giderek belediye başkanına “Bahse konu dernekle imzalanan protokolün içeriği nedir? Belediyemizin gerek bu şirket ve gerekse de bu dernekle bağı nedir?” sorularını yöneltmiş ancak Başkan Mehmet Çınar, sorulara sessiz kalarak yanıt vermişti.
Olayın gündeme gelmesi sonrasında CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, Yeşilyurt Belediyesi CHP meclis üyeleriyle birlikte açıklama yaparak, Yeşilyurt Belediyesi’nin belediye imkanlarını kullanarak 43 kişiyi Almanya’ya iltica ettirdiğini iddia etmişti.
Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlüğü, Prof. Dr. İbrahim Emiroğlu’nu görevden aldı. Eğitim-İş Sendikası Emiroğlu hakkında suç duyurusunda bulunmuştu.
Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlüğü, “Kızlar âdet olur, âdet olmak bir hastalıktır ve mutlaka tedavi olmaları gerekir. 15 yaşındaki kızlar evlenebilir. LGBTİ masum gibi gösteriliyor, tedavi olmaları lazım. Laiklik en büyük tehlikedir” gibi ifadeler kullanan Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Felsefe ve Din Bilimleri Bölümü / Mantık Anabilim Dalı Başkanı İbrahim Emiroğlu’nun merkez müdürlüğü görevinden alındığını ve hakkında soruşturma başlatıldığını duyurdu.
REKTÖRLÜK İZNİ OLMADAN GİTMİŞ
Emiroğlu’nun, üniversitesini bilgilendirmeden konferansa katıldığının ifade edildiği Rektörlük açıklamasında, “Dokuz Eylül Üniversitesi, Mevlana Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. İbrahim Emiroğlu, 22 Kasım 2018 tarihinde Güzelbahçe Müftülüğü tarafından düzenlenen bir konferansa, Rektörlüğümüzden izin almadan ve Rektörlüğümüzü bilgilendirmeden konuşmacı olarak katılmıştır.
Konferans kapsamında Prof. Dr. İbrahim Emiroğlu’nun konuşmasında yer verdiği iddia edilen bazı ifadeler yerel ve ulusal basında yer almıştır. Bu durum tüm kamuoyunun tepkisini çektiği gibi Rektörlüğümüzü de rahatsız etmiştir.
İddia sahipleri savcılığa suç duyurusunda bulunarak konuyu yargıya taşımışlardır. Sosyal paylaşım siteleri üzerinden başlayan protestolar, Türkiye’nin çeşitli illerinde yapılan gösterileri beraberinde getirmiş, bu esnada Prof. Dr. Emiroğlu’nun oda kapısına ve dış duvarlarına eleştirel yazılar ve notlar bırakılmıştır. Bu gösterilerin de basında geniş yer bulmasıyla birlikte ulusal çapta bir tepki oluşmuş ve üniversitemize çok sayıda yazılı dilekçe ve sözlü şikayet ulaştırılmıştır. Bu şikayetler, Prof. Dr. İbrahim Emiroğlu ile ilgili olarak geçmişte de benzer hadiseler yaşandığına dair bilgiler içermektedir.
Konunun geldiği nokta, üniversitemizin kurumsal kimliğine zarar verir boyuta vardığından mevzuat çerçevesinde üniversitemiz içerisinde de bir inceleme/soruşturma başlatılmış ve Prof. Dr. İbrahim Emiroğlu, hem hukuki sürecin selameti hem de kurumsal faaliyetlerin kesintiye uğramaması için merkez müdürlüğü görevinden alınmıştır.
Dokuz Eylül Üniversitesi, kurulduğu günden beri, köklü geçmişinden aldığı güçle, akıl ve bilimin ışında gerçekleştirdiği çalışmalarıyla ulusal ve uluslararası düzeyde başarılara imza atmış, varlığını Türkiye’nin ilerleyişine vakfetmiş, sayısız bilim insanı yetiştirmiş ve 3 bin 500’ü aşkın akademik personeli bulunan çok büyük bir eğitim kurumudur.
Üniversitemiz kimliğini taşıyan her öğretim üyesinin; kamusal alanda ve halka açık etkinliklerde düşüncelerini ifade ederken sağduyulu davranması beklenmektedir. Dokuz Eylül Üniversitesi, anayasaya bağlı, temel hak ve özgürlüklere saygılı, her türlü ayrımcılığa karşı bir eğitim kurumudur. Mensuplarından da aynı hassasiyetleri göstermesini istemektedir.
Prof. Dr. İbrahim Emiroğlu tarafından sarf edildiği iddia edilen sözler, başta Rektörlüğümüz olmak üzere herhangi bir akademik veya idari birimimizin görüşlerini asla yansıtmamakta ve Dokuz Eylül Üniversitesi’ni hiçbir şekilde bağlamamaktadır. Bununla birlikte üniversitemizin; hakkında çok sayıda yazılı dilekçe ve geçmiş ders anlatımlarıyla ilgili sözlü şikayetler bulunan Prof. Dr. İbrahim Emiroğlu ile ilgili kamuoyu tepkileri ve farklı illerde yapılan gösteriler karşısında kayıtsız kalması söz konusu değildir. Bu noktada üniversitemiz, gereken her türlü tedbiri almaktan ve gerekli adımları atmaktan geri durmayacaktır.
Söz konusu iddialar, bağımsız yargıya taşınmış ve hukuki bir sürecin parçası haline gelmiştir. İzinsiz toplantı ve gösterilerle bu süreci saptırmaya çalışmak son derece yanlıştır. Konu, hukuki sürecin tamamlanmasının ardından aydınlığa kavuşacaktır” ifadeleri yer aldı.
NE OLMUŞTU?
Güzelbahçe Müftülüğü tarafından Mevlid-i Nebi Etkinlikleri Haftası’nda öğrencilere verilen “Peygamberimiz ve Gençlik” adlı konferansta tepki çeken ifadeler kullanıldı. Programa katılan Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Felsefe ve Din Bilimleri Bölümü / Mantık Anabilim Dalı Başkanı İbrahim Emiroğlu, çocukların evlenebileceğini, kızların âdet görmesinin tedavi edilmesi gerektiğini, laikliğin de en büyük tehlike olduğunu savundu.
Eğitim-İş Sendikası, Güzelbahçe Müftülüğü tarafından Mevlid-i Nebi Etkinlikleri Haftası’nda öğrencilere verilen “Peygamberimiz ve Gençlik” adlı konferansın içeriği ile ilgili olarak İzmir Milli Eğitim Müdürlüğü’ne ve 9 Eylül Üniversitesi Rektörlüğü’ne suç duyurusunda bulundu.
Sendika tarafından yapılan açıklamada, “22 Kasım 2018 tarihinde Güzelbahçe Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen ‘Peygamberimiz ve Gençlik” adlı konferansta İslam dini ile ilgisi olmayan, peygamberin ahlakı ile uyuşmayan, ortaçağ zihniyetini barındıran iddia ve söylemlerle ilgili olarak suç duyurusunda bulunduk. Dinle ilgisi olmayan ve gençlerimizi kindar yetiştirmeyi hedefleyen her türlü uygulamanın takipçisi olmaya devam edeceğiz” dendi.
İlçedeki ortaokullardan 7. ve 8. sınıflardan 30’ar, liselerden ise 40’ar öğrencinin, ikişer öğretmen eşliğinde katılımının istendiği belirtilen suç duyurusu dilekçesinde, konferansla ilgili şu bilgiler verildi:
“Etkinlikte konuşmacı Prof. Dr. İbrahim Emiroğlu (DEU İlahiyat Fakültesi Felsefe ve Din Bilimleri Bölümü / Mantık Anabilim Dalı Başkanı) tarafından yapılan anlatımlar, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve Temel Hak ve Özgürlükler kapsamında oldukça sıkıntılı olup din, felsefe ve cinsiyet üzerinden büyük ayrımcılık ve nefret söylemleri içermektedir. Prof. Emiroğlu tarafından;
-‘Kızlar âdet olur, âdet olmak bir hastalıktır ve mutlaka tedavi olmaları gerekir. 15 yaşındaki kızlar evlenebilir. Kızlar tesettüre girsinler, edepli olsunlar’
-‘LGBTİ masum gibi gösteriliyor, tedavi olmaları lazım.’
-‘Laiklik en büyük tehlikedir’ gibi ifadeler kullanılmıştır.” (HABER MERKEZİ)
PİRHA- İçişleri Bakanlığı’nın açıklamasının ardından görevden alınan muhtarlar da yavaş yavaş belli olmaya başladı. Bingöl’de görevden alınan 9 muhtardan 6’sı Alevi.
İçişleri Bakanlığı tarafından milli güvenliğe karşı faaliyette bulunan yapılarla bağlantılı oldukları iddiasıyla 103 köy ile 156 mahalle muhtarı olmak üzere toplam 259 muhtarın görevden alındığı bildirilmişti.
İçişleri Bakanlığı’nın 259 muhtarı görevden almasını Meclis gündemine taşıyan HDP Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş, “Saraya gitmeyen muhtarlar mı hükümetin hedefinde” diye sormuştu.
Bingöl Adaklı İlçesi Altınevler Köyü (Şirnan) Muhtarı Ermiş Kal da görevden alınan muhtarlardan. Kendilerine herhangi resmi bir yazının gelmediğini söyleyen Kal, görüştükleri valilik ve kaymakamın görevden alındıklarını ve kendi seçtikleri insanların muhtar olarak atanacağını söylediklerini ifade etti.
YEREL SEÇİMLER YAKLAŞIRKEN
Alevi köyünde 15 yıldır muhtarlık yapan Ermiş Kal, “Bölgede belediyeler başta olmak üzere bitirildi. Hızını alamayan İçişleri Bakanı bu defa da muhtarları hedef aldı. Yerel seçimler de yaklaşırken genellikle Alevi köylerinde böyle bir politika devreye soktular. Aleviler her zaman mazlumdan yana olmuştur. Biz de bu duruşu sergilediğimiz için yerel seçimlerde yaklaşırken her zaman haksızlığa karşı mücadele eden HDP’ye çok oy çıktığı için hırsını bu şekilde bizden aldılar” dedi.
Kal, görevden alınan 6 muhtarın Alevi olmasının da tesadüf olmadığını söyledi.
Kal sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bingöl’de de 9 muhtar görevden alındı. 6 tanesi ise Alevi köyü. İşlemlerin ardından da kendi belirledikleri kişileri atayacaklar. Devletin yıllardan beri bize yönelik politikasıdır bu. Alevilerin yaşadığı bölgeleri boşaltmak, insansızlaştırmak ve bu coğrafyaya farklı kültürlerden insanları yerleştirmek. Biz bu politikaları çok iyi biliyoruz. Bu da yavaş yavaş ortaya çıkıyor.”
“BİAT DEĞİL MÜCADELE EDECEĞİZ”
Görevden alınan muhtarların yerine atanacak kayyımı tanımadıklarını ifade eden Kal, şunları söyledi:
“İnsanları tehdit eder şekilde, ‘Ya biat edeceksiniz bize ya da ettireceğiz, diz çöktüreceğiz’ diyorlar. Ama biz hiçbir zaman Seyit Rıza’nın dediği gibi, ‘Ben sizin hilelerinizle baş edemedim bu bana dert oldu. Siz de bana diz çöktürtemediğiniz bu da size dert olsun.’ Biz aynı şeyi Seyit Rıza’dan aldığımız şiar ile hareket ediyoruz.
Onlar bize ne yaparlarsa yapsınlar biz biat etmeyeceğiz. Biz mücadelemizi yükseltmeye devam edeceğiz. Bunlarla ilgili Altınevler köyünde atanacak kayyımı ne tanır ne de isteriz. Köyde de bu görevi hiç kimse talep etmeyecektir. Bundan sonra da seçilecek insanlar da kesinlikle mazlumdan yana yer alacaklardır.”
Kal, yaşananlara ilişkin de basın toplantısı yapacaklarını duyurdu.