Etiket: görgü cemi

  • Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Antalya Şubesi’nde görgü cemi gerçekleştirildi-VİDEO

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Antalya Şubesi’nde görgü cemi gerçekleştirildi-VİDEO

    PİRHA- Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Antalya Şubesi’nde Ayfer-İbrahim Şimşek ve Zehra-Murat Çoğal eşitlerinin talepleri üzerine görgü cemi gerçekleştirildi.

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Antalya Şubesinde gerçekleştirilen görgü cemine yol yürütücüsü aynı zamanda Zakir olan Süleyman Demir, Gülçin Akça ve Kızıldeli Ocağı Yol Hizmetkârı Mustafa Sazcı katıldı.

    Yol yürütücüsü aynı zamanda Zakir olan Süleyman Demir yaptığı konuşmasında, “Bu Alevilik yolu Muhammed’in bile tacını tahtını attırdığı can olanların içerisine (Kırklar cemi) aldıran bir yoldur. Bunu gençlerimize bu doğru şekilde aktarılırsa gençlerimiz koşarak buraya gelir. Birlik ve beraberlik içeresinde bir arada olduğumuz sürece de çok güzel şeyler olur diye düşünüyorum” dedi.

    “BU CEM MEYDANLARINDA BÜTÜN MÜŞKÜLLÜKLERİMİZİ ÇÖZELİM”

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Antalya Şube Başkanı Gülçin Akça özellikle kadınların cem meydanlarında sorunlarına dair çözüm istemeleri gerektiğine vurgu yaparak, “Birçok yerde Aile içerisinde de tatsızlıklar oluyor, aile içerisinde şiddet, psikolojik şiddet, fiziksel şiddet özellikle kadınlarımız bu konuda çok mağdurlar. Onların da gelip bu cem meydanında dertlerini dökmesini gönül arzu eder. Madem bu meydanda alacağımızı vereceğimizi komşuyla olan kavgamızı anlatabiliyorsak ev içerisinde uğradığımız sıkıntıları, eşimizden çocuğumuzdan yaşadığımız sıkıntılar da bu meydana dökerek cem erenlerinden bir çözüm isteyebiliriz. Aleviliği bu yola da getirmemiz gerekir. Alevilik aslında kadıncıl bir inanç ve bu deyişlerde de söyleniyor. Ama zaman içeresinde tamamen kadının yok edildiği, yok sayıldığı, kadınların sorunlarının tartışılmadığı, kadınların görünmez hale getirildiği bir inanç sistemine bir yaşam biçimine dönüştürüldü. Gönül ister ki bu meydanda bir kadın gelsin kocasını da şikayet edebilsin; o cesareti biz kadınlarımıza verebilmemiz gerekir” ifadelerini kullandı.

    Akça, son olarak Hakk meydanı olan ceme meydanlarında konuşulanların sır edilmesi gerektiğini hatırlatarak, “Bu meydan halk meydanı burada her şey konuşulabilmeli buradan giderken diyoruz ya Sırrı sır edelim. Burada ne konuşulduysa bu kapının içerisinde bu meydanda kalacak artık dışarıya aktaramayacak. Bu cemreleri içinde adamın suçu da varsa burada gerekli uyarı yapılacak biraz da bunları hayata geçirebilirsek çok daha iyi olur diye düşünüyorum” dedi.

    “ALEVİLİĞİN YOLU 4 KAPI 40 MAKAMDAN GEÇER”

    Mehmet Gündoğdu, ateş, su, toprak ve havanın varlığı yaratan ve varlığın birliğini meydana getiren elementler olduğunu açıklayarak, “Bizim yolumuz 4 kapı 40 makamdan geçiyor. 4 kapı 40 makam dediğimiz bizim şeriat kapısı, tarikat kapısı, marifet kapısı, sırrı hakikat kapısıdır. Burada hizmetler görüldüğü gibi yeri süpürdüler toprağı kutsadık, çerağ uyandırdık. Ateşi kutsadık, su ile elimizi yıkadık suyu kutsadık, nefesler, deyişler söyledik havaya kutsadık. Bu dört element zaten varlığı yaratan elementler, varlığın birliğini meydana getiren elementler. Hak, hukuk kapısı; yani rüzgar, yani hava. Yolun kapısındaki işaret ise ateş. Çünkü yola girene biz şunu söylüyoruz; gelme, gelirsen dönme, gelenin malı dönenin canı burada!  Aynı zamanda bu yol demirden leblebi, ateşten gömlektir; yenilemez giyilmez yani bir zorluğu var diyor. Yola gelelim o marifet kapısı da su gibi arıdır. Sırrı hakikat kapısı da topraktır. Çünkü ne deriz; biz toprağa türap olduk, toprakla bir olduk. Toprak bize her şeyi verendir. Bizim büyümemiz gelişmemiz hep topraktandır gıdamızı da topraktan alıyoruz. Hepsi bu topraktan geldiği için içimize işledi, biz de geliştik insan olduk. Ama bir gün gelecek bu toprağın bize verdiklerini biz geri toprağa vereceğiz. Aslında kamil insan olup kemale erip hakkı özünde bulup Enel Hakk demektir. Yani Hakk benim demektir ”diye ifade etti.

    “HAKK VE HAKİKATİ SÖYLEMEKTEN GERİ DURMAYALIM

     Mustafa Sazcı ise Hallac-ı Mansur’dan anekdotlar vererek, “Mansur dara çıkarken diyor ki dar dediğin erenler için miraçtır. O yüzden dara çekilen canlarımızı miracı mübarek olsun. Kızıldeli Seyit Ali Sultan ocağı evlatlarından Pir Mahmut babanın güzel bir kelamı var. Taliplerinden birisi bir gün Mahmut Babanın boynundaki asılı küçük bir urgan ipinin manasına sorar. Mahmut Baba ise, ‘Erenler bu yola giren kişi hallacı Mansur gibi dara çekilse de ölmeyi göze alarak Hakk’ı ve hakikati söylemekten imtina etmemeli. Hakk’ı ve hakikati söylemiyorsa o posta oturmamalı, bu yolu sürmemeli’ cevabını veriyor” diye belirtti.

    “DARA ÇEKİLEN HER CANIN İÇİNDEKİ HERŞEYİ DİLE GETİRMESİ GEREKİR”

    Dara çekilen her canın cem meydanında içindeki her şeyi dile getirmesinin doğru olacağını belirten Sazcı, “Aslında bütün mevzuda burada başlıyor bu dara çıkan kişilerin de hakkı ve hakikati içindeki gördüğü her şeyi dile getirmesi gerekiyor. Bizler burada birbirimizi dara çekemediğimiz, muhabbetten gıda alamadığımız sürece yaptığımız şeyler klasik ritüelden öteye gitmeyecek. Bu yüzden biz bu meseleyi ortadan kaldırabilmek adına bugün yaptığımız muhabbet meydanlarını oluşturmamız, birbirimizle muhabbet edebilmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bugüne kadar yaptığımız cemlerde de kastımızın, manamızın, amacımızın da muhabbet olduğunu hepimiz biliyoruz” şeklinde konuştu.

    “CEMLERDEN MUHABBET KAVRAMININ ÇEKİLMESİ ALEVİ TOPLUMUNUN ÖLÜMÜ DEMEKTİR”

    Sazcı, son olarak şunları vurguladı:

    “Hüdai babanın dediği gibi bugün bu toplumdan cemlerin içerisinden muhabbet kavramını çekilmesi bu toplumun ölüme gitmesi demektir. Oksijensiz bir insan yaşayabilir mi? O besinler vücuduna girmeden bir insan yaşayabilir mi? Doğal olarak yaşayamaz. Muhabbeti olmayan Alevi toplumunun da yaşayamayacağını düşünmek gerekir.”

    Katılımın oldukça yoğun olduğu görgü ceminde konuşmaların ardından rızalık alınarak başlatılan cemde 12 hizmet erkanı görüldü. Çerağların yakılması ve Zakirlerin deyişleri sonrasında görgüsü yapılan canlara ‘Pençei- Ali Aba vuruldu. Okunan  gülbenglerin ardından semahlar dönüldü. Çerağlar sırlanması ardından lokmalar canlara pay edildi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

  • Aksaraylılar, Toroslar Cemevi’nde görgü cemi yaptı – VİDEO

    Aksaraylılar, Toroslar Cemevi’nde görgü cemi yaptı – VİDEO

    PİRHA- Mersin’de yaşayan Aksaray’a bağlı, Mandama, Gaziemir, Çağlayan, Cumhuriyet, Akmezar, Suleymanhoyük, Saratlı, Pınarbaşı, Yakacık köylüleri, Toroslar Cemevinde bir araya gelerek görgü cemi yürüttü.

    Haberin Videosu

    Mersin’de yaşayan Aksaray’a bağlı, Mandama, Gaziemir, Çağlayan, Cumhuriyet, Akmezar, Suleymanhoyük, Saratlı, Pınarbaşı, Yakacık köylüleri, Toroslar Cemevinde bir araya gelerek görgü cemi yürüttü.

    Sultan Samıt Kızıldeli Ocağından Cafer Ocak dedenin yürüttüğü cem bir hafta sürdü. Cem boyunca birlik, beraberlik ve yol erkan  muhabbetleri yapılıp, lokmalar pay edildi.

    “ALEVİLER BİRLİK, BERABERLİK İÇİNDE OLMALI”

    Görgü cemine dair ajansımıza konuşan Cafer Ocak dede, “Bacı kardeş olarak 12 hizmeti yürütür, isim söylemeden can olur, niyaz ederiz. El ele el hakka bağlıyız. Bir talip, pirini, mürşidini, rehberini bilecek bağlanacak. Şah Hatayi’nin dediği gibi; dünya durdukça yaşasak da, dünya dolusu kitap okusak da, her harfine bin bir mana versek de, bir mürşide bağlanmadıktan sonra çare yoktur erenler. Onun için Alevi olarak bir mürşide bağlanmalıyız”dedi.

    Cafer Ocak Dede, ayrıca bir hafta süren görgü cemlerinde taliplerin kendi kurbanlarını meydana getirdiğini ve görgüsünü yaptığı için bir hafta sürdüğünü belirterek, Alevilerin birlik ve bütünlük içinde hareket etmesi gerektiğini söyledi.

    Görgü Cemi; yılda bir kez yapılır. Toplumdaki dirlik, düzen ve birliğin sağlanması, küskünlük, dargınlık, kırgınlık gibi toplumsal sorunlar çözülmesi için Alevi yolu ve ikrarı üzerine sorgular yapılır. Cemi yürüten Dede görgü sırasında, görülen kişiye “Seni senden soruyorum” diyerek başlar ve cemde bulunanların rızalığını alır.

    PİRHA/MERSİN

  • Dede Uluşan: Alevilikte hayati olan Ocak sistemin korunması gerekiyor- VİDEO

    Dede Uluşan: Alevilikte hayati olan Ocak sistemin korunması gerekiyor- VİDEO

    PİRHA- Güvenç Abdal Ocağı Dedesi Ali Duran Uluşan, Alevilikte hayati olan Ocak sistemin korunması gerektiğini vurgulayarak, “Ocak bir zincirin halkası gibidir. Bu sistemde herkes birbirinden sorumludur, herkes birbirine hesap verir. Talibin ocağa, ocağın da talibe sahip çıkması lazım” dedi.

    20 yıla yakındır hizmet yürüten Güvenç Abdal Ocağı dedelerinden Ali Duran Uluşan, farklı şehirlerde yaşayan talipleri ile yılda bir kereye mahsus Görgü Cemi tutuyor. 

    “Biz talibin ayağına gidiyoruz, buralarda hizmetimizi yürütüyoruz ve yolun sürmesi için pirin ve talibin birbirini bulması gerekiyor” diyen Dede Uluşan, taliplerin şehirlere savrulmasından dolayı zamana uymak zorunda olunduğunu hatırlatıyor.

    İbadetin de artık şehirlerde zaman kavramı içerisinde şekillendiğinin altını çizen Uluşan, belli bir postta oturmakla taliplerin sürekli gelemeyeceğini vurgulayarak, “Biz talibimizin ayağına gidip hizmet yürütüyoruz” diyor.

    “TALİBİMİZ YOLA, İNSANLIĞA AYKIRI DAVRANIRSA DÜŞKÜN İLAN EDİLİR”

    20 yıldan beri hizmet yürüten ve farklı şehirlere savrulan talipleriyle yılın bir günü Görgü Cemi’nde buluştuğunu belirten Uluşan, 1 yıl boyunca taliplerin ve pirin ne yaptığının sorgulandığını vurguladı.

    Düşkünlük kurumunun, toplum yasaları olduğunu hatırlatan Uluşan, “Düşkünlük denen bir kurumumuz var. Eğer talibimiz yola, insanlığa aykırı bir davranışa girerse ceza verilir. Bu da düşkünlük demektir. Düşkün insanın evine, düğününe, cenazesine varılmaz. Aynı masaya oturulmaz, birlikte çalışılmaz. Onu toplum dışı ederiz. Hiçbir insan toplum dışı kalmayı göze alamaz. Bir insanı döversin, eziyet edersin ama bedenen yorgunluğu geçer. Toplum dışı ettiğin insan ise bu acıya katlanamaz” dedi.

    “RIZALIKTA SADECE İNSAN DEĞİL HAYVANIN HATRI DAHİ SORULUR” 

    Cemde ve toplumsal ilişkilerde her şeyin rızalık üzerine olduğunu belirten Uluşan, toplumsal rıza olmadan kimsenin aklanamayacağını ifade etti. Sadece insanlar değil, hayvanların dahi hatırı sorularak rızalık alındığının altını çizen Uluşan şöyle konuştu:

    “Peki sadece insanların hatrı mı sorulur? Elbette hayır. Dolayısıyla hayvanların hatırı bile sorulur. Ordu’da Hoy denilen bir köyümüz vardır. Dedem bundan 150 yıl evvel o köye gidiyor. Kamber onu belli bir noktada karşılar ve köyE götürecektir. Orada aslen Ermeni aile vardır. O Ermeni Ahmet Ağa dedemin yolunu keser. Köyünüzdeki İbrahim Çavuş’tan razı değilim, benim köpeğimi yaraladı diyor. Orası yalan yeri değildir, inkar mümkün değildir. Köpeğin bağlı ve zarar verecek durumda olmadığı anlaşılıyor. Köpek havlayınca paniğe kapılıyor ve o an köpeğe sopa ile vuruyor.  Dedem git o hayvanın gönlünü yap ondan sonra görgü duası edeceğim diyor. Bir yıl boyunca bir daha ki görgüye kadar o hayvana et taşıyor. Dedem yanına 2 şahit vererek gidiyor ve köpeği sıvazlıyor. Saldırmaz ise bilin ki razıdır diyor. Dedem o kişiye görgü duası yapıyor. İşte bizde sadece insanın hatIrı değil hayvanın hatırı da güdülür.”

    “ŞEHİRLERE SAVRULDUK, ZAMANA UYMAK ZORUNDA KALDIK” 

    “Köklerimizden, yerlerimizden ayrıldık. Büyük şehirlere savrulduk. Dolayısıyla postumuzda oturuyor olsak taliplerimiz her zaman gelemez” diyen Uluşan, köyden çıkılıp şehirlere savrulmanın olduğunu söyledi. Zamanın şartlarına uyulmak zorunda kalındığını belirten Uluşan konuşmasına şöyle devam etti:

    “Biz talibin ayağına gidiyoruz, buralarda hizmetimizi yürütüyoruz. Aleviler olarak inancımızı yaşatmanın bir yolunu bulmuşuz. Hizmetlerimiz genelde kışın. Çünkü yazın çalışma zamanıdır, ekmek kapısıdır. Hasat ambara girdiği zaman hizmet başlar. Ama günümüz şartları insanları savurdu. Şimdi ise şehirlerde yapılamıyor. Kültürümüzü, kökümüzü  ve geleneklerimizi unutmazsak o kadar çok yaşar ve o kadar çok mutlu oluruz. Köylerde pir-mürşit-talip sistemi yaşıyor ve yaşatılıyordu. Ama şimdi pir talibine gidiyor.”

    Alevilikte hayati olan Ocak sistemin korunması gerektiğinin altını çizen Uluşan, “Osmanlı vurdu, kırdı, yaktı, astı da  ne oldu? Ocak sönmedi, çünkü ocağa sahip çıkıldı” diye konuştu. Ocak sistemi içinde herkesin birbirinden sorumlu olduğunu hatırlatan Uluşan son olarak şunları vurguladı:

    “Yolun sürmesi için pirin ve talibin birbirini bulması gerekiyor. Ocak siteminin korunması lazım. Olmazsa olmaz üç şey vardır; musahiplik, görgü cemi ve düşkünlük sistemi. Bunlar olduğu zaman dengede olur, birini alır isen denge şaşar. Talibin ocağa, ocağın da talibe sahip çıkması lazım. Yüzyıllarca böyle çözüldü. Ocak bir zincirin halkası gibidir. Bu sistemde herkes birbirinden sorumludur. Herkes birbirine hesap verir. Hiçbir zaman Osmanlı kadısının önüne gidip hesap vermemişiz. Kendi hesabımızı kendimiz görmüşüz. Dermanı başka yerde aramaya gerek yok. Biz bize yeteriz. Yeter ki değerlerimizin farkına varalım. Ocakta yemek pişer, evi ısıtır. Ocak yanmaz ise yemek pişmez, ısınamayız ve karanlık olur. Manevi değerlerde ocağın sönsün denir. Ocağı söndürmemek lazım. Bu sorumluluğu bilerek herkesin elini taşın altına koyması lazım. Osmanlı vurdu, kırdı, yaktı, astı da ne oldu? Ocak sönmedi çünkü ocağa sahip çıkıldı.”

    Ersin ÖZGÜL / İZMİR

  • Ordulu Aleviler Görgü Cemi gerçekleştirdi- VİDEO

    Ordulu Aleviler Görgü Cemi gerçekleştirdi- VİDEO

    PİRHA- Güvenç Abdal Ocağına bağlı Ordu Gürgentepe’li Alevi yurttaşlar Narlıdere Cemevinde Görgü Cemi gerçekleştirdi.

    Narlıdere Cemevi’nde gerçekleştirilen ve senede bir kez yapılan Görgü Cemi’ni Güvenç Abdal Ocağı dedelerinden Ali Duran Uluşan yürüttü. Hak lokmalarının pay edilmesinden sonra yılda bir kez yapılan Görgü Cemi’ne geçildi.

    Görgü Cemi’nde konuşan Güvenç Abdal Ocağı Dedesi Ali Duran Uluşan, “Hacıbektaş Dergahı’na nasıl eğri odun girmemiş ise senede bir kere yapılan bu ceme eğri insan giremez. Bu meydanda Hakkın divanına geldik. Alacağı olan alacak, vereceği olan verecek ve küskünler barışacak. Kin, nefret ve garez yok olacak. Bir post serdik ve işlenen günahları o postun altına hapsettik. Üstünü de nur eyledik. Birbirimize kırgın, dargın olabiliriz. Burada her şeyi bir kenara bırakıp rıza ve razı olacağız” diye konuştu.

    Tüm taliplerin posta çıktığı ve görgü gördüğü cemde rızalık alındı. Cem, kurban lokmasının pay edilmesi ile son buldu.

    PİRHA / İZMİR