Etiket: gözaltındaki kayıplar

  • Hak savunucularından yüzleşme çağrısı: Gayrettepe 1’inci Şube ‘utanç müzesi’ yapılsın

    Hak savunucularından yüzleşme çağrısı: Gayrettepe 1’inci Şube ‘utanç müzesi’ yapılsın

    PİRHA – Gayrettepe’deki yıkılan İl Emniyet Müdürlüğü binasının bulunduğu yerde açıklama yapan İHD ve TİHV yüzleşme çağrısı yaparak, “Yıkılan Gayrettepe 1’inci Şube binası yerine bir ‘utanç müzesi’ yapılmasını ve bu alanda gözaltında kaybedilenler ve işkence görenler için bir anıt yapılmasını istiyoruz” dedi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), Uluslararası Gözaltında Kayıplara Karşı Mücadele Haftası kapsamında, eski Gayrettepe Emniyet Müdürlüğü binasının bulunduğu yerde basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamada, “Gayrettepe 1’inci şube işkencede ölümlerin, gözaltında kayıpların simgesidir. Unutmayacağız” pankartı açıldı.

    Açıklamayı İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri okudu.

    “İNSANLIĞA KARŞI SUÇLARI SİMGELEYEN ANIT YAPILSIN”

    1994 yılı sonlarına kadar hizmet veren Gayrettepe’deki İl Emniyet Müdürlüğü binasının bir “işkence merkezi” olduğunu belirten Yoleri, “Bina çekilen acıların hesabı verilmeden, adalet sağlanmadan öylece yıkılıverdi. ‘Tarihi bina bütün yaşananlarla beraber yıkıldı, enkaza dönüştü’ diyenler var, ancak yüzlerce devrimcinin, hak savunucusunun, aydının, yazarın kanı var karanlık bir tarihin simgesi olan bu binada. Yüzleşmeden, hesaplaşmadan, ne yaşanan vahşi işkenceleri, ne gözaltında kayıpları unutmak da, unutturmak da mümkün değil. Hafızanın, hakikat ve adalet arayışı yanında, geleceğimizin biçimlendirilmesindeki göz ardı edilemez rolü üzerinden, bir daha bu suçlar işlenmesin, çekilen acılar son bulsun diye; yıkılan bina yerine bir ‘utanç müzesi’ ve yaşanan insanlığa karşı suçları simgeleyen bir anıt yapılmasını istiyoruz” şeklinde konuştu.

    Gayrettepe’de yaşanan işkence, ölüm ve gözaltında kayıpları hatırlatan Yoleri, “Sadece İstanbul değil, bütün coğrafya insanlığa karşı suçlarla karartıldı. Kars Göle’de gözaltına alınan Cemil Kırbayır kaybedildi, 12 Eylül sonrası idam edilen Veysel Güney’in mezarı kaybedildi, 2018 yılından bu yana Yusuf Bilge Tunç kayıp ve gerçekler ‘devlet sırrı’ denilerek saklanırken, bütün failler cezasızlık zırhıyla korunuyor” diye belirtti.

    “UTANÇ MÜZESİ YAPILSIN”

    Bu politikaların son bulması için gerçek bir “yüzleşme” ve “hesaplaşmanın” gerçekleşmesi gerektiğine vurgu yapan Yoleri, şu ifadeleri kullandı:

    “Bunun için de; hafızanın korunması, gelecek kuşaklara aktarılması bir zorunluluk. Yıkılarak otel yapılan Sansaryan Han (2’nci Şube), Sultanahmet ve Bayrampaşa Hapishanesi gibi Gayrettepe 1’inci Şube’de yaşananların da unutturulmasına izin vermeyeceğiz. Bu mekanlarda yaşanan işkence ve gözaltında kayıpları hatırlatmaya devam edeceğiz. Yıkılan Gayrettepe 1’inci Şube binası yerine bir ‘utanç müzesi’ yapılmasını ve bu alana gözaltında kaybedilenler ve işkence görenler için bir anıt yapılmasını istiyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Cumartesi Anneleri Kenan Bilgin için adalet istedi-VİDEO

    Cumartesi Anneleri Kenan Bilgin için adalet istedi-VİDEO

    PİRHA- Cumartesi Anneleri eylemlerinin 754. haftasında Ankara Dikmen’deki bir otobüs durağından gözaltına alınarak Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’ne götürülüp kaybedilen Kenan Bilgin için adalet istedi.

    Haberin Videosu

    Cumartesi Anneleri eylemlerinin 754. haftası da İHD İstanbul Şubesi önünde polis ablukası altında gerçekleşti. Gözaltında kaybedilenlerin fotoğraflarının taşındığı eyleme bu hafta CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, HDP milletvekilleri Ahmet Şık, Musa Piroğlu ve çok sayıda yurttaş destek verdi. Bu hafta dağıtılan karanfiller CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’na verildi.

    Bu hafta gözaltında kaybedilen Kemal Bilgin’in akıbeti soruldu. Basın açıklamasını gözaltında kaybedilen Fehmi Tosun’un kızı Besna Tosun okudu.

    “SAVCI ‘SİZİ İLGİLENDİRMEZ’ DEDİ”

    Tosun, güvenlik güçleri tarafından gözaltına alındıktan sonra başlarına ne geldiği öğrenilemeyen sevdikleri için 754 haftadır meydanlarda, sokaklarda olmaya devam ettiklerini ve devam edeceklerini söyledi. Tosun, Kenan Bilgin dosyasıyla ilgili şu bilgileri paylaştı:

    “35 yaşındaki Kenan Bilgin, 12 Eylül 1994 tarihinde Ankara Dikmen’deki bir otobüs durağından gözaltına alınarak Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’ne götürüldü. Aynı operasyon kapsamında gözaltına alınan 10 kişi ile birlikte burada işkenceyle sorgulandı. Gözaltı sonrasında bu kişiler mahkemeye çıkarıldığında aralarında Kenan Bilgin yoktu. Onların ‘Kenan Bilgin de bizimleydi, Kenan Bilgin’e ne yaptınız?’ sorusuna Savcı ‘o sizi ilgilendirmez’ cevabını verdi.”

    “GÖREV YAPMASI ENGELLENEN SAVCIYI SÜRDÜLER”

    Kenan Bilgin dosyasında iç hukukta sonuç alınamayınca davanın AİHM’e taşındığını ve AİHM yargıçlarının Ankara’ya gelerek araştırma ve incelemelerde bulunduğunu söyleyen Tosun, sözlerine şöyle devam etti:

    “Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuran Bilgin Ailesi, Kenan’ın bulunmasını istedi. Kenan’ı bulmak, faillere ulaşmak için girişimlerde bulunan Ankara Cumhuriyet Savcısı Selahattin Kemaloğlu’nun görevini yapması engellendi ve Ankara’dan sürüldü. Dosyayı devralan savcı Özden Tönük, Kenan Bilgin’e işkence yapan polisleri teşhis edebileceklerini söyleyen tanıkların ifadelerinin, ‘polisi ve devleti küçük düşürmeye yönelik gerçek dışı iddialar olduğunu’ içeren 3 sayfalık bir rapor yazarak dosyayı kapattı.”

    KENAN BİLGİN’İ UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ

    Tosun, Bilgin’in faillerinin cezasızlık zırhıyla korunduğunu belirterek “Gerçek şu ki Kenan Bilgin, gözaltına alındı. Ankara Emniyet Müdürü Orhan Taşanlar’ın emrindeki Terörle Mücadele Şubesi’nde işkence gördü ve kaybedildi. Devlet, Kenan Bilgin’in gözaltında kaybedilmesindeki sorumluluğunu üstlensin ve bu insanlığa karşı suç üzerindeki cezasızlığa son versin! Oğluna kavuşma düşünü gerçekleştiremeden aramızdan ayrılan Fincan Bilgin’in düşünün takipçileri olmayı sürdüreceğiz. Kenan Bilgin’i unutmadık, unutmayacağız.” dedi.

    ADALETİ SOKAKLARDA ARIYORUZ

    Gözaltında kaybedilen Kenan Bilgin’in kardeşi olan İrfan Bilgin de kayıp yakınlarına desteğe gelen Kaftancıoğlu’na verilen cezanın hukuksuz olduğunu dile getirdikten sonra, Diyarbakır’daki annelerin oturma eylemleri için şunları söyledi:

    “Son 10 gündür Diyarbakır’da dağa giden veya dağa gönderilen gençlerin annelerinin oturma eylemleri var. Biz yıllardır burada oturuyoruz, bizi görmeyen buradaki annelerin çığlığına bakmayanlar bugün oradaki anaların üzerinden politika yapmaya başladılar. Oradaki anaların gözyaşını biz anlarız siz anlayamazsınız. Buradaki annelerin gözyaşlarına coplarla, köpeklerle, gazlarla saldırdınız. Sizin konuşmaya hakkınız yok. Annelerin feryatları aynıdır bu kadar duyarlıysanız annelerin bu ülkede neler yaşadığını görmek zorundasınız.”

    Annelere çağrıda bulunan Bilgin “Yanlış yerde oturuyorlar. Oturmaları gereken yerler bakanların ofislerinin önüdür.” dedi.

    “İKİ YÜZLÜ ADALETSİZ BİR ÜLKEDE YAŞIYORUZ”

    Kenan Bilgin’in dosyasının çok açık bir dosya olduğunu ve buna rağmen devletin bu dosyayı kapattığını dile getiren Bilgin, “Dosyada ne zaman katledildiği açıktır. En son yaptığımız başvuruda bize ‘AİHM Kenan Bilgin dosyasında herhangi bir bilgiye rastlanılmamıştır’ deyip dosyayı kapattılar. Gerekli olan her şeyi sunduk. Kaç gün tutulduğunu, neler sorulduğunu, ne zaman alındığını, nerede nasıl işkenceler gördüğünü. İşte biz bu kadar iki yüzlü adaletsiz bir ülkede yaşıyoruz.” diye konuştu.

    Bilgin, sözlerini son olarak “İçişleri Bakanı’nın da dediği gibi ‘Bu insanlar Sultanahmet Meydanı’nda gezerken kaybolmadı’ bu yüzden bizler sonuna kadar direneceğiz.” diyerek bitirdi.

    “SAVCILIK İÇİN BİR ŞEY İFADE ETMEDİ”

    Dava dosyasına yönelik bilgi veren Bilgin ailesinin avukatı Kamil Tekin Sürek Kenan Bilgin davasının iç hukukta sonuçsuz kaldığını duyurarak “Kenan Bilgin’le birlikte Ankara Emniyeti Siyasi Şubeye götürülen 12 kişi Bilgin’i gördüklerine dair konuşmuşlardır. İsminin Kenan Bilgin olduğunu, kendisinin öldürülmek istendiğini defalarca kez söylediler. Terörle Mücadele Şubesi’nin hücre koridorlarındaki olaylar, savcılık için hiçbir şey ifade etmedi.” diye belirtti.

    “İTİRAFÇI POLİS BİRÇOK CİNAYETİ İTİRAF ETTİ”

    AİHM’e başvurulduğunu ve 12 tanığın da dinlenerek AİHM’in, Ankara Terörle Mücadele Şubesi’ne keşfe gittiğini söyleyen Sürek, “Söylenilen çoğu şeyin doğru olmadığını gördüler. Tanıklardan bir tanesi soruşturmayı yürüten savcıydı. Daha önceki yıllarda Bilgin’e ne olduğunu bilinmediğini, dağa çıktığını söylüyordu ama hakimlerin karşısında itiraflarda bulunup olayı kabul etti. İtirafçı bir polis birçok cinayeti itiraf etti, gözaltına alınıp kaybedilen insanları da aynı şekilde itiraf etmişti.”

    “BİZLER YAŞADIĞIMIZ SÜRECE BU DAVA DEVAM EDECEK”

    Bilgin’in işkenceden sonra öldürülerek polisler tarafından gömüldüğünü kaydeden Sürek, sözlerini şöyle sonlandırdı: “Bu deliller yeterlidir. İrfan’ın da bahsettiği gibi bu dava bizler yaşadığımız sürece devam edecek. Bu cinayetin failleri ölmüş olsalar da sağ olsalar da ortaya çıkacak, kayıplar unutulmayacak.”

    PİRHA/İSTANBUL