Etiket: gözde özdikmenli

  • Üniversite rahat durmadı; Akademisyen Gözde Özdikmenli yeniden ihraç edildi

    Üniversite rahat durmadı; Akademisyen Gözde Özdikmenli yeniden ihraç edildi

    PİRHA-2017 yılında Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nden KHK ile ihraç edildikten 6 yıl sonra görevine iade edilen Akademisyen Gözde Özdikmenli Karataş, yeniden ihraç edildi. Üniversite, Özdikmenli Karataş’ın yeniden ihraç edilmesi talebiyle Ankara Bölge İdare Mahkemesi’ne başvurmuştu. 

    15 Temmuz 2016’da darbe girişimin ardından KHK ile binlerce kamu emekçisi mesleklerinden ihraç edildi.
    Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nden de toplam 6 Barış İmzacısı akademisyen Kanun Hükmünde Kararname ile ihraç edildi. Bu akademisyenlerden biri de Akademisyen Gözde Özdikmenli Karataş’tı.

    2017 yılında KHK ile ihraç edilen akademisyen Gözde Özdikmenli Karataş, verdiği hukuk mücadelesi sonrasında görevine 8 ay önce iade edilmişti. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Psikoloji Bölümünde Yardımcı Doçent olarak çalışan Gözde Özdikmenli Karataş, 2017 yılında Barış Bildirisi’ni imzaladığı için Kanun Hükmünde Kararname ile işten çıkarılmıştı, 2023 yılında Ankara Bölge İdare Mahkemesi kararı ile görevine başlamıştı.

    Ancak Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi yeniden ihraç talebiyle Ankara Bölge İdare Mahkemesi’ne başvurdu. Mahkeme Gözde Özdikmenli Karataş’ın yeniden ihraç edilmesine karar verdi.

    Özdikmenli Karataş, üniversitedeki görevinden ikinci kez ihraç edildiğini bu sabah öğrendi.

    “MÜCADELEYE DEVAM”

    Gözde Özdikmenli Karataş, sosyal medya hesabından “Yarın son dersime girip Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’ndeki görevimden ayrılmak zorunda bırakılıyorum. Sekiz ay da olsa tekrar akademiye dönmek güzeldi. Mücadeleye devam” dedi.

    PİRHA/MUĞLA

    İLGİLİ HABERLER

    KHK ile ihraç edilen Gözde Özdikmenli görevine iade edildi; 6 yıl hiç kolay geçmedi

  • KHK ile ihraç edilen Gözde Özdikmenli görevine iade edildi; 6 yıl hiç kolay geçmedi

    KHK ile ihraç edilen Gözde Özdikmenli görevine iade edildi; 6 yıl hiç kolay geçmedi

    PİRHA-2017 yılında KHK ile ihraç edilen akademisyen Gözde Özdikmenli görevine iade edildi. Barış Bildirisi imzacılarının talebinin Türkiye’de barışı sağlamak olduğunu belirten Özdikmenli, “Barış akademisyenleri Türkiye’de barış istediler. Barış Bildirisi’ni imzalayan arkadaşlarımla gurur duyuyorum” dedi.

    15 Temmuz ‘darbe girişimi’ sonrası ilan edilen OHAL ve Kanun Hükmünde Kararnamelerin (KHK) sonuçları ağır oldu. 15 Temmuz 2016’da yaşanan ‘darbe girişimi’ sonrası birçok kamu kurum ve kuruluşunda yürütülen çalışmalar kapsamında 139 bin 356 kamu çalışanı hakkında idari işlem yapılarak 104 bin 771 kamu çalışanı kesin olarak ihraç edildi.

    Resmi Gazete’de yayımlanmayan veya kurum internet sayfalarında duyurulmayan ihraçlar da olduğundan, toplam ihraç sayısının belirtilen rakamdan daha fazla olduğu kaydediliyor. KHK’lilerin mağduriyet listesi bilinenden çok daha uzun.

    2017 yılında Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nden ihraç edilen Barış Akademisyeni Gözde Özdikmenli, görevine iade edildi.

    “6 YIL HİÇ KOLAY GEÇMEDİ, HAYATIM DEĞİŞTİ”

    ‘Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nde Barış Bildirisi’ne imza atmış 11 arkadaştık’ diyerek sözlerine başlayan Barış Akademisyeni Gözde Özdikmenli “Neye göre seçtiklerini bilmediğimiz altı akademisyeni ihraç etme kararı aldılar. Altı yıl hiç kolay geçmedi, hayatım değişti. Daha güvensiz diyebileceğim bir yola girdim. Hiç kolay değildi ve binlerce insan Türkiye’de bunu yaşadı. Haksız yere ihraç edildiler ve dönüş bekliyorlar” diye belirtti.

    “TEK BİR KİŞİ KALMAYANA DEK ADALETSİZLİK SON BULMAZ”

    Yaşadıklarının Türkiye demokrasisi açısından çok olumsuz bir durum olduğunu belirten Özdikmenli, “KHK ile olan bir şeydi, hiçbir suçumuz yokken oldu. Birçok insanı haklarında belge yokken ihraç ettiler. Kimi insanlar maalesef intihar etti. Suçlananlar küçük düşürülenler oldu. Elimizden geldiğince dik durmaya çalıştık. Diğer arkadaşlarımız da dönsün istiyoruz. Herkesin görevlerine iade edilmesini istiyoruz. Tek bir kişi kalmayana kadar adaletsizlik son bulamaz” dedi.

    “ÜLKEMİZE BARIŞ GELECEK” 

    Barış Bildirisi imzacılarının talebinin Türkiye’de barışı sağlamak olduğunu ifade eden Özdikmenli “Barış akademisyenleri Türkiye’de barış istediler. Türkiye’de iç savaş olmasın diye yola çıktılar. Hepimiz belli bir duyarlılık içinde olaya yaklaşma çalıştık. Umarım hedefine ulaşmıştır. Barış Bildirisi’ni imzalayan arkadaşlarımla gurur duyuyorum. Umarım ülkemize barış gelecek. Barış elbette ayrımcılık ve ırkçılık olmazsa gelir. Ülkemizde görüyoruz belli etnik gruplara olan ayrımcılık başka ayrımcılıkları doğurabiliyor. İsteğimiz ülkemizin barış içerinde olması ve herhangi bir alanda ayrımcılığın olmaması” diye konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Özdikmenli, çocuğunun ‘zorunlu din dersinden muafiyeti’ için din değiştirdi

    Özdikmenli, çocuğunun ‘zorunlu din dersinden muafiyeti’ için din değiştirdi

    PİRHA-Psikolog Dr. Gözde Özdikmenli’nin, 5. sınıf öğrencisi çocuğunun zorunlu din dersinden muaf tutulması için açtığı dava reddedilmişti. Bunun üzerine Özdikmenli son çare olarak çocuğunun muaf tutulması adına din değiştirmek zorunda kaldı ve Hristiyan olmayı seçti. Özdikmenli’nin E- devlet üzerinden yaptığı din değişikliğiyle birlikte talebi kabul edildi ve çocuğu din derslerinden muaf tutuldu.

    Muğla’da yaşayan Psikolog Dr. Gözde Özdikmenli’nin, 5. sınıf öğrencisi çocuğunun zorunlu din dersinden muaf tutulması için açtığı dava ‘din dersi hukuka uygun’ denilerek reddedilmişti.

    Özdikmenli, çocuğunun okulda dini eğitim almasını psikolojik açıdan uygun bulmadığından, din derslerinden muaf tutulmasını isteğini ancak İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nden başka bir dine mensup olduklarına dair belge istendiğini de belirtmişti.

    Özdikmenli Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları olmasına rağmen yerel mahkemeden olumsuz yanıt alınca son çare olarak çocuğunun din dersinden muaf tutulması için Hristiyan olmayı seçti.

    Özdikmeli, yaptığı din değişikliğiyle E- devlet üzerinden aldığı belgeyle birlikte İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne başvurarak çocuğunun din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinden muaf tutulmasını talep etti. Özdikmenli’nin talebi ‘farklı bir dine mensup oldukları’ gerekçesiyle kabul edildi ve çocuğu din derslerinden muaf tutuldu.

    “ÜLKEMİZDE ADALET SİSTEMİNİN DURUMU ORTADA”

    Din kültürü ahlak bilgisi dersinden muafiyet taleplerinin kabul edildiğini sosyal medya hesabından da paylaşan Özdikmenli, şunları dile getirdi:

    “Öğrendiğimde gözyaşlarımı tutamadım. Bir buçuk yıl süren davayı kaybetmemize rağmen, benim Protestan Hristiyan olmamla birlikte oğlum zorunlu din dersinden muaf olabildi. Rab İsa’ma şükürler olsun diyorum. Ülkemizde adalet sisteminin durumu ortada. Günün birinde dindar bir insan olacağım aklımın ucundan geçmezdi ama uğradığımız haksızlıklar ve oğlumun geçirdiği hastalık sonrasında ben artık eskisinden farklıyım.

    “DİN DEĞİŞİKLİĞİ YAPILARAK ZORUNLU DİN DERSLERİNDEN MUAF OLUNABİLİR”

    E-devlet üzerinden din hanesini değiştirip bunu çocuğunun okuluna dilekçe ile belgelendiren kişilerin çocukları din dersinden muaf olabiliyorlar. Ben kağıt üstünde kalmasın dedim ve gerçekten Hrıstiyan oldum. Hukuki mücadele verip benim gibi kazanamayan tüm insanlar için dua ediyorum; “Rabbim sen yücesin, sen merhametlisin, sen şefkatlisin. Din ve vicdan özgürlüğünü ülkemizde gerçek anlamda sağla. 9 yaşındaki minicik çocukların zorla din dersine maruz kalmamaları için gerekeni yap. Hiçbir anne babayı, istemediği bir şeyin çocuğu üzerinden zorunlu kılınması durumu ile sınama. Tüm kardeşlerimi koru ve esenliğini bizlerden eksik etme.”

    “BİR DİLEKÇE İLE HERKES BU DERSLERDEN MUAF OLABİLMELİ”

    Özdikmenli son olarak şunları aktardı:

    “Bu ülkede birçok dinden insan var, Aleviler var, ateistler var vs. Sünni olsa bile çocuğunun din dersi almasını istemeyen veliler de var. Tüm bunların gözetilmesi ve din derslerinin zorunlu olarak herkese dayatılmaması gerekir. İlkokul 4. sınıfta bu ders zorunlu olarak verilemeye başlanıyor. O yaşta çocukların soyut düşünmeleri gelişmemiş durumda. Belirli bir seviyeden sonra seçmeli verilebilir. Herhangi bir insan çocuğunun din derslerinden muaf tutulmasını istiyorsa bu yolu izleyebilir. Bu durum üzücü ne yazık ki. Aslında bir dilekçe ile herkes bu derslerden muaf tutulabilmeli. Kimse bir şey ispat etmek zorunda kalmamalı. İnsan haklarına aykırı bir durum var. Bunun için toplumsal anlamda mücadelemizi vermeye devam edeceğiz.

    “HUKUKİ YOLLARA BAŞVURDUĞUMUZDA BİR KISIRDÖNGÜ YAŞIYORUZ”

    Biz yerel mahkemeye başvurduk. Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları olmasına rağmen talebimizi reddetti. Yerel mahkemenin kararını AYM’ye götürmemiz gerekiyor. Zaten biz AYM kararlarını emsal olarak sunduk buna rağmen yerel mahkeme ret verdi. Yani bir kısır döngü söz konusu. Lehte olan kararlar var ve uygulanmamakta ısrar ediliyor. Bu mahkeme süreçleri yıllar alıyor, uzun sürüyor. O zamana kadar çocuklarımız bu dersleri almak zorunda kalıyorlar. Bundan dolayı biz de böyle bir yola başvurduk.

    “VELİLER NÜFUS MÜDÜRLÜĞÜ’NE GİDİP DİN DEĞİŞİKLİĞİ TALEBİNDE BULUNABİLRİLER”

    Benim zaten Hristiyanlığa ilgim vardı. Geçtiğim için memnunum şimdilik. Çocuğunun zorunlu din derslerinden muaf tutulmasını isteyen herkes nüfus müdürlüklerine gidip din değişikliği talebinde bulunabilir. Ardından E-devletten bir belge alıp okullara başvurabilir. Bu konuda zorluk çıkarmıyorlar, hemen kabul ediyorlar.”

    Melis CİDDİOĞLU/PİRHA

    İLGİLİ HABERLER:

    -Mahkeme ‘Din dersi hukuka uygun’ deyip davayı reddetti; Özdikmenli: Mücadele edeceğim

    Psikolog Özdikmenli: Vicdanım razı olmadı; çocuğumun din dersi almaması için dava açtım!

  • Mahkeme ‘Din dersi hukuka uygun’ deyip davayı reddetti; Özdikmenli: Mücadele edeceğim

    Mahkeme ‘Din dersi hukuka uygun’ deyip davayı reddetti; Özdikmenli: Mücadele edeceğim

    PİRHA-Psikolog Dr. Gözde Özdikmenli’nin, 4. sınıf öğrencisi çocuğunun zorunlu din dersinden muaf tutulması için Muğla İl İdare Mahkemesi’nde açtığı dava ‘din dersi hukuka uygun’ denilerek reddedildi. Özdikmenli karara ilişkin, “Bu süreçte hep tek başıma mücadele ettim. Duyarlı kesimler bu duruma karşı çıkmalı, bu durumu protesto etmeliler. Tek kişi değil de çok kişi olsak kazanırız” dedi. Özdikmenli son çare olarak çocuğunun muaf tutulması adına Hıristiyan olmayı seçebileceğini de söyledi. 

    Muğla’da yaşayan Psikolog Dr. Gözde Özdikmenli’nin, 4. sınıf öğrencisi çocuğunun zorunlu din dersinden muaf tutulması için açtığı dava ‘din dersi hukuka uygun’ denilerek reddedildi.

    Özdikmenli, PİRHA’ya yaptığı açıklamada, çocuğunun okulda dini eğitim almasını psikolojik açıdan uygun bulmadığından, din derslerinden muaf tutulmasını isteğini ancak İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nden başka bir dine mensup olduklarına dair belge istendiğini söyledi.

    MAHKEME, ZORUNLU DİN DERSLERİNİ ‘HUKUKA UYGUN’ BULDU

    Bu tür bir belgelemeyi yapamayacakları için Muğla İl İdare Mahkemesi’ne dava açmak durumunda kaldığını da aktaran Özdikmenli, mahkemenin ‘Din kültürü ve ahlak bilgisi dersi hukuka uygundur’ diyerek ret kararı verdiğini belirtti.

    Muğla İl İdare Mahkemesi’nin gerekçeli kararında, Din kültürü ve ahlak bilgisi dersinde sadece bir inanca yönelik eğitim verilmediği, çeşitli kültür ve dinlerin hepsine dair müfredat içeriğine sahip olunduğu ifadelerine yer verildi.

    Derslerin ‘hukuka uygun’ olduğunu da savunan mahkeme, Anayasa Mahkemesi ve AİHM’in zorunlu din derslerine ilişkin vermiş olduğu kararları görmezden geldi.

    “YAKIN ZAMANDA AYM, ZORUNLU DİN DERSLERİNE DAİR HAK İHLALİ KARARI VERMİŞ”

    Bir üst mahkeme olan İzmir Bölge İdare Mahkemesi’ne itiraz başvurularını yaptıklarını dile getiren Özdikmenli, şunları kaydetti:

    “Bu sırada bir Anayasa Mahkemesi kararı çıktı. 13 yıldır mücadele veren bir yurttaş varmış, onun davası olumlu sonuçlanmış. Anayasa Mahkemesi zorunlu din dersleri konusunda hak ihlali kararı vermiş. Avukatım bu kararı emsal göstermek için bulmaya çalışıyor. Bulup bunu da dosyamıza ekleyeceğiz. Ancak buradan da olumsuz bir yanıt geleceğini düşünüyorum açıkçası.

    “YARGIDAN OLUMLU BİR CEVAP ALAMAZSAM HIRİSTİYAN OLMAYI DENEYECEĞİM”

    Ben çocuğumu bir yıldır Din kültürü ve ahlak bilgisi dersine göndermiyorum. Bu çocuğumun eğitim hayatında olumsuz bir durum teşkil ediyor. Derslere girmediği için ortalaması düşüyor. Bu durum üniversite sınavına girişini de etkileyecek. Çünkü puanı düşecek. Bunun için yargıdan olumlu bir cevap alamadığım takdirde farklı bir yol deneyeceğim. Hıristiyan olacağım. Farklı bir dine mensup olduğumda zorunlu din derslerinden muaf tutulabiliyorum. Aslında ateistim ama mecburen böyle bir yola başvurup, çocuğumun din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinden muaf tutulmasını sağlayacağım. Tabii eğer Hıristiyan cemaat kabul ederse.”

    “DUYARLI HERKESİN ÇOCUĞUNU ZORUNLU DİN DERSLERİNE GÖNDERMEMESİ GEREKİR”

    Aslında böyle bir şey yapmayı istemediğini ancak hükümetin kendisini bu yola zorladığını aktaran Özdikmenli, “Ben ve ailem çok fazla mağduriyet yaşıyoruz. Adaleti bulma yolunda bir tepkisellik olarak Hıristiyan olmayı düşünüyorum. Bu süreçte hep tek başıma mücadele ettim. Hiçbir kurum, sendika, siyasi parti, Veli Derneği yanımda olmadı. Hala da yanımda kimse yok. Kendine sol, sosyalist, demokrat diyenler çocuklarını nasıl din kültürü ve ahlak bilgisi gibi derslere gönderiyorlar. Başta bu kesimler bu duruma karşı çıkmalı, bu durumu protesto etmeliler. Çocukları göndermemeleri gerekir. Tek kişi değil de çok kişi olsak inanın kazanırız.”

    “HİÇ BİR ALEVİ KURUMUNU BU SÜREÇTE YANIMDA GÖRMEDİM”

    İlerici kesimlerin zorunlu din dersleri konusuna duyarsız kaldıklarını ifade eden Özdikmenli şöyle devam etti:

    “Korkuyorlar mı, rahatları bozulsun istemiyorlar mı ya da çocuklarının din kültürü ve ahlak bilgisi dersi almalarından rahatsız olmuyorlar mı? Bu konuda gerçek anlamda mücadele eden hiç kimse yok. Din dersleri anaokullarına kadar indirilmeye çalışıldı. Buna birçok kesim çok tepki gösterdi ve geri adım atıldı. Herkes bunu garipsedi ancak ana sınıfından sonraki yaşlarda da din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinin verilmesi normal değil, kabul edilebilir değil. Bu konuda en duyarlı kesim Alevi kesimi ancak ben Muğla’dayım ve böyle bir mücadele veriyorum, hiçbir Alevi kurumunu bu süreçte yanımda görmedim” dedi.

    Melis CİDDİOĞLU/ANKARA

     

  • ‘OHAL Komisyonu adlı uydurma bir kurum aracılığıyla bizi yıllarca oyaladılar’

    ‘OHAL Komisyonu adlı uydurma bir kurum aracılığıyla bizi yıllarca oyaladılar’

    PİRHA- OHAL KHK’leriyle açlığa mahkum edilen emekçiler yaşadıkları sorunları anlatmaya devam ediyor. Barış Bildirisi imzacılarından Akademisyen Gözde Özdikmenli de ihraç edildikten sonra yaşadığı zorlu süreci aktararak; “OHAL Komisyonu adlı uydurma bir kurum aracılığıyla yıllarca idari mahkemelere başvurma ve iç hukuk yollarını deneme hakkımız ihlal edildi. Türkiye’deki bağımlı yargıdan da adaletli bir sonuç çıkabileceğine kesinlikle inanmıyorum” dedi.

    Türkiye, 15 Temmuz ‘darbe girişimi’ sonrası ilan edilen OHAL ve Kanun Hükmünde Kararnamelerin (KHK) sonuçlarını yaşamaya devam ediyor.

    15 Temmuz 2016’da yaşanan ‘darbe girişimi’ sonrası birçok kamu kurum ve kuruluşunda yürütülen çalışmalar kapsamında 139 bin 356 kamu çalışanı hakkında idari işlem yapılarak 104 bin 771 kamu çalışanı kesin olarak ihraç edildi. Resmi Gazete’de yayımlanmayan veya kurum internet sayfalarında duyurulmayan ihraçlar da olduğundan, toplam ihraç sayısının belirtilen rakamdan daha fazla olduğu kaydediliyor. KHK’lilerin mağduriyet listesi bilinenden çok daha uzun.

    OHAL KHK’leriyle sivil ölüme mahkum edilenler yaşadıkları sorunları anlatmaya devam ediyor. Barış Bildirisi imzacılarından Akademisyen Gözde Özdikmenli de ihraç edildikten sonraki süreci aktararak, maddi ve manevi olarak zorluklar yaşadıklarını belirtti. Özdikmenli, OHAL Komisyonu’na başvurduğunu ancak ret cevabı aldığını da dile getirerek idari mahkemelere başvurduğunu ancak yargı bağımlı olduğu için adaletli bir sonuç çıkacağını düşünmediğini söyledi.

    “SENDİKANIN DAYANIŞMA DESTEĞİ VE AİLELERİMİZİN MADDİ DESTEKLERİ İLE GEÇİNİYORUZ”

    Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nden ihraç edildiğini ve Barış Bildirisi imzacılarından olduğunu belirterek sözlerine başlayan Özdikmenli, “29 Nisan 2017’de 689 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile memuriyetten ihraç edildim. İhraç edileli 5 yıl oldu. Bu süre zarfında boşandım. Bir özel kurumda üç yıl kadar psikolog olarak çalıştım. Son iki yıldır ise herhangi bir işte çalışmıyorum. Kendim gibi ihraç edilmiş bir öğretmen ile birlikte yeni bir aile kurduk. 9 yaşındaki oğlumuz ve üniversitede okuyan bir kızımız var. Üyesi olduğumuz sendikanın (Eğitim-Sen) dayanışma desteği ve ailelerimizin maddi destekleri ile geçiniyoruz” ifadelerini kullandı.

    “OHAL KOMİSYONU ADLI UYDURMA BİR KURUM ARACILIĞIYLA YILLARCA BİZİ OYALADILAR”

    İhraç edildikten sonra akademik çalışmalardan neredeyse tamamen koptuğunu söyleyen Özdikmenli sözlerine şöyle devam etti:

    “Yeni ve bambaşka uğraşlarla dolu bir hayata başladım. Psikolojik danışma hizmeti sunabilmek için psikoloji ile ilgili pek çok eğitim aldım. KHK’li insanlara dışlamacı yaklaşılmayan bir özel kurumda psikolog olarak çalışma fırsatım oldu. Bu kurumda 3 yıl kadar keyifle çalıştım ancak pandemi başlayınca işten ayrılmak zorunda kaldım. Son 2 yıldır ise ailecek Muğla merkeze yakın bir köyde yaşıyoruz. 140 bine yakın insan AKP hükümeti döneminde kamudaki görevlerinden ihraç edildi. Bu yapılanın ‘hukuksuz’ bir şey olduğunu artık tüm toplum biliyor ve kabul ediyor. OHAL Komisyonu adlı uydurma bir kurum aracılığıyla yıllarca idari mahkemelere başvurma ve iç hukuk yollarını deneme hakkımız ihlal edildi. Ben de diğer Barış Bildirisi imzacıları gibi daha geçen aylarda ret kararı alarak OHAL komisyonundan kurtulabildim. Şu an dosyam idari mahkemede ancak Türkiye’deki bağımlı yargıdan adaletli bir sonuç çıkabileceğine kesinlikle inanmıyorum.”

    “FIRSATINI BULAN HERKES ERDOĞAN REJİMİNDEN KAÇMAYA ÇALIŞIYOR”

    AKP-MHP hükümetinin sorumsuz ekonomi politikaları sebebiyle ülke olarak ciddi bir ekonomik krizden geçmekte olduğumuzu dile getiren Özdikmenli, “Bu durum açlık sınırının altında bir gelirle yaşamak zorunda kalan ya da geliri olmayan çoğunlukları öncelikli olarak etkiliyor. İntiharlar, toplumsal şiddet ve özellikle de kadına yönelik şiddet çok arttı ve daha da artacağa benziyor. Doktorlar, gençler ve fırsatını bulan herkes Erdoğan rejiminden kaçmaya çalışıyor. Dolandırıcılık, mafya düzeni, yolsuzlukların bulunduğu bir toplum doğal olarak hayata yeni atılmakta olan insanlara olumlu bir gelecek vadetmiyor.

    “YAŞADIĞIM KÖYDE, GENÇLERE YÖNELİK PSİKOLOJİ İLE İLGİLİ BİR ROMAN YAZIYORUM”

    Biz de ihraç edilmiş iki ebeveyn olarak çocuklarımıza destek olmak ve gençlere güzel şeyler bırakabilmek için çaba sarf ediyoruz. Ben şu sıralar yaşadığım köyde, gençlere yönelik psikoloji ile ilgili bir roman yazıyorum. Kitaptaki karakterlerden her birinin ortak arzusu ise sosyo-kültürel empatinin var olduğu, dayanışmacı ve özgür bir toplumu yaratabilmek. Bu istekle psikoloji tarihinde zevkli bir yolculuğa çıkıyorlar. Çıktıkları bu yolculukta ise öncelikle kendileri değişip gelişirken diğer yandan da duyarlı, sanatsal ve insani bir yaşam tarzının tohumlarını atıyorlar. Dilerim bahsettiğim bu kitabı en kısa zamanda tamamlayıp sizlerle paylaşabilirim” diye konuştu.

    “BU ZORLU ZAMANLARI EN SAĞLIKLI BİÇİMDE ATLATABİLMEYİ UMUYORUM”

    Ülkemizde siyasi iktidarın, kendine muhalif gördüğü tüm kesimler üzerinde baskı ve şiddetini her geçen gün attırdığını belirten Özdikmenli son olarak şunları kaydetti:

    “Baskı, otoriteryanizm ve basına yönelik sansürlerin artarak devam ettiği günlerdeyiz. Pir Haber Ajansı gibi ezilenlerin sesi olabilen, özgür bir yayın organlarına erişimin yargı yoluyla engellenmiş olması bunun en bariz kanıtıdır. Sizler gibi gerçek gazeteciler olmasa eminim biz KHK ihraçlarının durumu çok daha kötü olurdu. PİRHA’ya yönelik erişim engeli bir an önce kaldırılmalıdır. Umut, dayanışma ve direnişin insanlık var olduğu sürece devam etmesi ve bu zorlu zamanları en sağlıklı biçimde atlatabilmek dileğiyle.”

    Melis CİDDİOĞLU – Eren GÜVEN/ANKARA

     

    İLGİLİ HABERLER

    1-‘Çok acı çektim, olmayan suçun suçluluğunu hissettim’
    2-‘Suçluysak neden yargılanmadık, suçsuzsak neden ihraç edildik?
    3-‘Bir gün sabaha karşı evimizi bastılar, o zamana kadar geceleri uyuyamıyordum’
    4-‘KHK’ler hayatımı alt üst etti ama hayatın altını da üstünü de görmek gerekiyormuş’
    5-‘Sivil ölüme terk edildik; listeleri hazırlayan müdürlerin yargılanmasını istiyorum’ 
    6-‘İhraç edileli 5 yılı geçti hala komisyondan cevap bekliyorum’
    8-‘Onlar gidecek biz kalacağız, Tarihe iz bırakanlar, geçmişi gelecekte yaşatanlar olacağız!’

     

  • Psikolog Özdikmenli: Vicdanım razı olmadı; çocuğumun din dersi almaması için dava açtım!

    Psikolog Özdikmenli: Vicdanım razı olmadı; çocuğumun din dersi almaması için dava açtım!

    PİRHA-Psikolog Dr. Gözde Özdikmenli, 4. Sınıf öğrencisi çocuğunun zorunlu din dersinden muaf tutulması için dava açtı. Özdikmenli, “Çocuklar ilkokul döneminde soyut düşünemezler. Milli Eğitim Müdürlüğü, bizden farklı dine mensup olduğumuzu belgelememizi istedi. Bunu yapamadığımız için dava açmak durumda kaldım” dedi.

    Muğla’da yaşayan Psikolog Dr. Gözde Özdikmenli, 4. sınıfa giden çocuğunun zorunlu din dersinden muaf tutulması için Muğla İl İdare Mahkemesi’ne dava açtı. Özdikmenli, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nden toplam 6 barış imzacısı akademisyenle birlikte 2017 yılında Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilmişti.

    Özdikmenli, PİRHA’ya yaptığı açıklamada, çocuğunun okulda dini eğitim almasını psikolojik açıdan uygun bulmadığından, din derslerinden muaf tutulmasını isteğini ancak İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nden başka bir dine mensup olduklarına dair belge istendiğini söyledi. Bu tür bir belgelemeyi yapamayacakları için dava açmak durumunda kaldığını aktaran Özdikmenli, çocuklarının zorunlu din dersi almasını istemeyen ailelere rehberlik edecek bir örgütlenme yaratılması gerektiğini de belirtti.

    “ÇOCUĞUNİ, DİN SEÇMESİ İÇİN BELLİ BİR YAŞA ULAŞMASI GEREKİR”

    Çocuklarının küçük yaşta dini eğitim almasını istemediğini ve küçük yaşlarda dini bir takım öğretilere maruz kalmalarının doğru olmadığını ifade eden Özdikmenli, din öğretilerinin içerisinin cezalandırmalarla ve şiddetle dolu olduğunu dile getirdi. Çocuğunun bu durumdan etkilenerek korkmasını istemediğini söyleyen Özdikmenli, “Ayrıca bir dine böyle erken bir zamanda bağlanmasını da istemiyordum. Dini seçmesi için belli bir yaşa kadar beklenmesi gerekiyor. Din dersi olsa bile bence seçmeli olmalı. Çocuğum 4. sınıfa giderken karşılaştık böyle bir durumla. Dini eğitimin 4. sınıfta başlayacağını ben bilmiyordum. Haftada 2 saat çocuğuma Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi verildiğini öğrendim. Buna gönlüm razı olmadı, vicdanım el vermedi. Çocuğumun bir din eğitimi alıp böyle yozlaşmasını istemedim. O nedenle Muğla İl İdare Mahkemesi’ne dava açmak zorunda kaldım. Çünkü bu bir dilekçe ile olabilecek bir mesele değil maalesef. Bu öğrenim döneminin başında dava açtım ve davanın sonucunu bekliyoruz” şeklinde konuştu.

    “ÇOCUKLAR İLKOKUL DÖNEMİNDE SOYUT DÜŞÜNEMEZLER”

    Çocukların ilkokul döneminde beyinlerinin yeni yeni geliştiğini, özellikle de 4-5 yaşından itibaren çocuklara dini eğitim verilmesinin bir kıyım olacağını vurgulayan Özdikmenli, sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Dini eğitim için çocuğumun yaşı çok küçük. Zaten ateist bir anne olduğum için çocuğumun hiçbir şekilde dini bir eğitim almasını da istemedim. Ancak ben inanan bir insan da olabilirdim ama yine de zorunlu din eğitimi dersine karşı olurdum. Ateist olmamın dışında da ben bir gelişim psikoloğuyum. Çocuklar ilkokul döneminde somut işlemsel dönemdedir. Ergenlik yıllarında 14-15 yaşından sonra soyut düşünmeye geçiyorlar. Kaldı ki o soyut düşünme de yetişkinlerin yaptığı gibi bir soyut düşünme de değil. Biraz daha ön aşamaları. İlkokul dönemi ve öncesi, çocuklar için somut işlemsel dönemdir. Bu yaşta çocuklar tanrı, Allah, peygamber ve onların yaptığı mucizevi şeyler diye anlatılanları algılayamazlar. Algılasalar bile ürküp, korkabiliyorlar. Anlamlandırmakta çok zorlanıyorlar. Çünkü gerçek hayatta bir karşılığı yok. Ayrıca bir beyin yıkama da söz konusu. Dinler de bir ideolojidir aynı zamanda. Bu yaşlardaki çocuklar beyin yıkanmasına da açık durumdadırlar.”

    “BU KONUDA YOL YORDAM GÖSTEREN ÇAĞDAŞ KURUMLAR YOK”

    İnsanların dini eğitimlerin verilmesi konusunda bilinçli olmadığını söyleyen Özdikmenli, bu konuda rehberlik edecek örgütlenmelerin yaratılması gerektiğini de belirtti. Özdikmenli, “Muğla’da yaşıyorum. Burası laik bir yer olmasına rağmen ben bu konuda yalnız kaldığımı söyleyebilirim” diyerek şunları aktardı:

    “Aileler sorgulamadan çocuklarının okullarda dinsel eğitim almasına izin verebiliyorlar. İlerici, solcu, ateist aileler bile çocuklarının dini eğitim almasına karşı çıkmıyorlar. Bunun nedenlerinin bu kesimler arasında tartışılmasını çok isterim. Örneğin sendikalar, veli dernekleri vesaire üzerinden veliler örgütlenebilir ve bu konuda bir araya gelip birlikte hareket edebilirler. Mesela ben bu idari mahkemeye dava açma sürecimde emek harcadım, ücret ödedim, bilgi almaya çalıştım. Bana rehberlik edebilecek kimse yoktu. Ben Türkiye’deki açılan davalar üzerinden yola çıktım, onları inceledim ve ona göre bir yol izledim. Ateizm Derneği aracılığıyla açılan davalara ulaşabildim. Onların bilgilendirmesi ile bir yol kat edebildim.

    Türkiye’de bu konuda yol yordam gösteren çağdaş kurumlar yok ne yazık ki. Alevi dernekleri de bu konuda yetersizler. Onların sitelerinde ya da herhangi başka bir alanlarında bu konuya dair bir bilgi görmedim. Bunu eleştirmek için söylemiyorum ama bu konuda ben kurumları yetersiz gördüm. Muğla’da bu dava sürecinde yalnız kaldım.”

    “FARKLI DİNE MENSUP OLDUĞUMUZU BELGELEMEMİZİ İSTEDİLER”

    Dava sürecine giden dönemde yaşadıklarını aktaran Psikolog Dr. Özdikmenli şunları kaydetti:

    “Öncelikle okula çocuğumun din dersinden muaf tutulması için bir dilekçe verdim. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nden bana şöyle bir cevap geldi: Hristiyanlık ve Musevilik dinlerine mensup öğrencilere dinlerini belgelendirmeleri kaydıyla muafiyet verilebileceği söylendi. Dini nasıl belgelendireceğimizi sordum. Bir kiliseye gidip oradan bu dine mensup olduğumuza dair belge almamız gerekiyormuş. Bu tamamen işi yokuşa sürmek için sunulan bir gerekçe. Ayrıca Hristiyanlık ve Musevilik dışında başka bir din yok mu ya da bir dine inanmak zorunda mıyız? Bunun üzerine ben de mecburen dava açmak durumunda kaldım. Anayasamızda demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olduğumuz yazıyor. Herkes vicdan ve dini özgürlüğe sahiptir diye yazıyor. Bunlara dayanarak dava açtık. Birçok kişi de açtığı davalardan olumlu yanıt almış, bunu da öğrendik. Bu sadece dava ile bitmiyor.”

    “BASKILAR YAŞAYABİLİRİZ AMA BEN GÖZE ALDIM”

    Din derslerinin okullarda seçmeli de olsa verilmemesi gerektiğinin altını çizen Özdikmenli, muaf tutulduğu takdirde bir çocuğun ‘dinsiz’ diye nitelendirilip, dışlanabileceğini ve psikolojik anlamda olumsuz durumlara maruz kalabileceğini belirtti.

    Psikolog Dr. Özdikmenli, “Bunun için de öğretmenin, okul müdürünün, velilerin ve diğer öğrencilerin bilinçli olması gerekiyor. Herkesin bilinçli davranması gerekiyor. Gelecek baskılarla mücadele edilmesi gerekiyor. Öncelikle çocuğun anne ve babası mücadele edecek. Ben bu mücadeleye hazırım ancak tabii ki destek de bekliyorum. Bu önemli bir vicdani mesele. Zorunlu din eğitimine karşı olan herkes bu mücadeleyi vermeli ve bu yaygınlaşmalı. Tabii ki baskılar yaşanabilir ama ben göze aldım. Herkeste göze almalı. Kamuoyunun bilinçlenmesi lazım ve bu bilinçte mücadele ederek olur ancak. Topluma çağrım budur. Farklılıklara saygılı olmalılar, dışlayıcı, ötekileştirici değil kapsayıcı olmalılar” diye konuştu.

    “PSİKOLOJİSİ BOZUK İNSANLARIN ORTAYA ÇIKMASINA NEDEN OLUYOR”

    Cemaat yurtlarında yaşanan taciz, tecavüz, şiddet ve katliam gibi olaylara da değinen Özdikmenli son olarak şunları söyledi:

    “Antalya’da bir üniversite öğrencisi, kaldığı yurtta kafası kesilerek öldürüldü. Bu tüm toplumu ilgilendiren bir meseledir. Böyle şeylerin yaşanmaması için küçük yaşlarda dini eğitim verilmemeli. Cemaat-tarikat yurtları kesinlikle kapatılmalıdır ve eğitimden ellerini çekmelidirler. Bilimsel, herkese açık eğitimler verilmelidir. Çocuklar, gençler için kalacak yurtlar temin edilmelidir. Bunu sağlamak devletin görevidir. Ekonomik yetersizlikler insanları tarikatların, cemaatlerin kucağına itiyor. O yurtlara giren çocuklar ya da okullarda okuyan çocuklar savcı, kaymakam vesaire gibi meslek sahibi olduklarında tarikatların, cemaatlerin dediklerini yapmak zorunda kalıyorlar. Son yıllarda cemaatlerin, tarikatların ülkeyi ne hale getirdiğini gördük.

    Küçük yaşta dini eğitimin verilmesi psikolojisi bozuk insanların ortaya çıkmasına neden oluyor. Örneğin evrenin oluşması dinde farklı, bilimsel olarak farklı anlatılıyor. Benim çocuğum 4. sınıfta böyle şeyleri dini ideolojinin bakış açısı ile öğrenecek, bir taraftan da bilimsel anlamda öğrenecek. İkisi çatışacak, çocuk da fikir olarak ve birinden birini seçmesi gerekecek. Neden böyle olsun, neden sadece bilim anlatılmıyor okullarda? Okul dışında dini bir eğitim verilecekse verilebilir ancak okullarda zorunlu olarak bunun dayatılması insan haklarına aykırı bir durumdur.”

    Melis CİDDİOĞLU/MUĞLA

  • KHK’li Özdikmenli ve Karataş’tan bir günlük destek açlık grevi

    KHK’li Özdikmenli ve Karataş’tan bir günlük destek açlık grevi

    PİRHA-KHK ile mesleklerinden ihraç edilen Dr. Gözde Özdikmenli ve Öğretmen Engin Karataş, ölüm orucundaki Grup Yorum Üyesi İbrahim Gökçek ve cezaevinde tutuklu bulunan avukatlar Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal ile dayanışmak için bir günlük açlık grevi yapıyor. 

    Kanun Hükmünde Kararname ile görevlerinden ihraç edilen akademisyen Dr. Gözde Özdikmenli ve sınıf öğretmeni Engin Karataş, ölüm orucundaki Grup Yorum Üyesi İbrahim Gökçek ve cezaevinde tutuklu bulunan ölüm orucundaki avukatlar Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal’a bir günlük destek açlık grevi başlattı.

    Akademisyen Gözde Özdikmenli, facebook hesabından “Adalet için, ölüm orucunda olan Grup Yorum ve halkın avukatlarına destek amaçlı bir günlük açlık grevindeyiz” dedi.

    Grup Yorum Üyesi Bass Gitarist İbrahim Gökçek, iktidarın baskılarının ve konser yasaklarının son bulması için 313 gündür ölüm orucunda.

    Grup Yorum üyelerinden Bahar Kurt, İbrahim Gökçek ve Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) avukatlarının da adalet istemiyle yaptıkları ölüm orucu direnişi devam ediyor.

    (HABER MERKEZİ) 

     

  • İhraç edilen akademisyen Özdikmenli, üniversitesi için helva dağıttı-VİDEO

    İhraç edilen akademisyen Özdikmenli, üniversitesi için helva dağıttı-VİDEO

    PİRHA- 5 Mart Dünya Ölü Üniversiteler Günü nedeniyle, KHK ile mesleğinden ihraç edilen akademisyen Dr. Gözde Özdikmenli bugün Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi için helva dağıttı. Özdikmenli, “OHAL komisyonunun kapatılarak mağdur ettiği tüm akademik personelin işlerine geri döndürülmesini ve kaybettikleri haklarının kendilerine geri iade edilmesini talep ediyorum” dedi. 

    Haberin Videosu

    15 Temmuz 2016’da darbe girişimin ardından KHK ile binlerce kamu emekçisi mesleklerinden ihraç edildiler. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nden toplam 6 barış imzacısı akademisyen Kanun Hükmünde Kararname ile ihraç edildi. 29 Nisan 2017’de ihraç edilen Psikolog Gözde Özdikmenli, bugün 5 Mart Dünya Ölü Üniversiteler Günü nedeniyle helva dağıttı.

    AKADEMİDEKİ GÜVENSİZ ÇALIŞMA KOŞULLARI

    “5 Mart Dünya Ölü Üniversiteler Günü: Rahmetli Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi için helva dağıtımı” başlığıyla bir açıklama yapan Özdikmenli şunları belirtti:

    “Akademideki güvensiz çalışma koşullarının artması, akademik üretimde nitelikten daha çok niceliğe önem verilmesi uluslararası bir akademik direnişin yükselmesine sebep oldu. Fransa’daki sendikalar ülkelerinde yürürlüğe girmesi öngörülen emeklilik sistemi ve eğitim-araştırma yasa tasarılarına karşı 5 Aralık 2019’dan beri mesleklerarası bir genel greve gitmiş durumdalar. Fransa’daki akademisyen meslektaşlarımız öngörülen bu yasa tasarılarının içinde mevcut olan aşağıdaki maddelere karşı olduklarını deklare etmişlerdir:

    1. Akademisyenlerin rekabetçi bir değerlendirmeye tabi tutulması

    2. Hiyerarşik düzenlemeler ve akademisyenler arasındaki ayrıştırıcılık

    3. Sermaye piyasasındaki aktörlerin proje değerlendirme komisyonlarına dahil edilmesi

    4. Projelerin performans kriterlerinin piyasa koşullarına bağımlılığı 5. Akademisyenlerin çalışma saatlerinin arttırılması

    6. Fazla mesai ücretlerinin iptali

    7. Maaşların düşüklüğü

    8. Kadrolu emeğin yerini kontratlı güvencesiz emeğin alması.

    Geçen yıldan beri sistemde meydana getirilen bu olumsuz gelişmelere karşı Fransız halkı “Sarı Yelekliler” hareketini başlatmış ve kitlesel grevlere gidilmiştir.”

    MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ’NİN ÖLÜM NEDENLERİ

    “Fransızların demokrasiden uzaklaşmaya yönelik geliştirdikleri bu haklı itirazlarına Türkiyeli Barış Akademisyenleri olarak desteğimizi bildirir selamlarımızı yollarız” diyen Özdikmenli,  Türkiye’deki üniversitelerin genelinin olduğu gibi Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nin ölüm nedenlerini de maddeler halinde şöyle sıraladı:

    1. Bilimsel eğitime önem verilmemesi

    2. Düşünce ve ifade özgürlüğünü hiçe sayması

    3. Savaşa karşı olan Barış Bildirisi imzacısı akademisyenlerin Kanun Hükmünde Kararname (KHK) lerle ihraç edilmesine neden olması

    4. Araştırma görevlisi ve öğretim üyelerini güvencesiz kadrolara mahkum etmesi

    5. Öğrencilere ve öğretim üyelerine haksız yere soruşturmalar açıp disiplin cezaları vermesi

    6. Meydana gelen cinsel taciz vakalarında erkek öğretim üyelerini koruması

    7. Kampüs içinde ağaç kesimleri yapması

    8. Üniversite içindeki sol-sosyalist sendika temsilcisi akademisyenlerin KHK ile ihraç edilen meslektaşlarına yönelik yeterince duyarlı ve destekleyici davranmamaları.

    “MAĞDUR EDİLEN AKADEMİSYENLER İŞLERİNE DÖNDÜRÜLMELİ, HAKLARI İADE EDİLMELİ”

    OHAL dönemiyle binlerce akademisyenin işlerinden kovulduğunu, Türkiye üniversitelerinin büyük kan kaybına uğradığını hatırlatan Akademisyen Gözde Özdikmenli açıklamasını şöyle sonlandırdı:

    “Üniversite yönetimlerinin siyasallaşması, rektörlerin seçiminin Cumhurbaşkanı’na ve öğretim üyelerinin çalışma sürelerinin uzatılması kararının rektörlere bağlanması ile birlikte üniversiteler tamamen işlevsiz kılınmıştır. İhraç edilmiş bir öğretim üyesi olarak bu olumsuz koşulların toplumsal bilinçlenme ve örgütlü mücadeleler ile düzeltilebileceğine inanıyorum. OHAL komisyonunun kapatılarak mağdur ettiği tüm akademik personelin işlerine geri döndürülmesini ve kaybettikleri haklarının kendilerine geri iade edilmesini talep ediyorum.”

    PİRHA/MUĞLA