Etiket: gri dedeler

  • ‘Alevileri asimile etmek için bazı dedeleri çeşitli vaatlerle kandırmaya çalışıyorlar’-VİDEO

    ‘Alevileri asimile etmek için bazı dedeleri çeşitli vaatlerle kandırmaya çalışıyorlar’-VİDEO

    PİRHA-Didim Cemevi Başkanı Hüseyin İlhan ‘Gri pasaportlu dedeler’ hakkında PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu. İlhan, “Bizim bu yolu bilmeyen, içimizdeki yol yorgunu olan dedelerimizi tespit ediyorlar. Önlerine kırmızı halılar sererek, yeni imkanlar vererek, pembe bir hayat vaat ederek dedelerimizi, Alevi inancını asimile etmeye çalışıyorlar” dedi. İlhan ekledi: Asla başaramayacaklar. Devletin Alevisi olmayacağız. Devlet elini inançlarımızdan çeksin.

    Didim Cemevi Başkanı Hüseyin İlhan ‘Gri pasaportlu dedeler’ hakkında PİRHA‘ya değerlendirmelerde bulundu. Devletin Alevilere yönelik çeşitli baskılar yaptığını ancak inançlarını yok edemediğini vurgulayan İlhan, cenaze erkanlarını değiştirmeye çalıştığını, Alevilik inancının içerisine diğer inançları koyarak asimile etmeye çalıştığını belirtti.

    “DEDELİK MAKAMINI ELE GEÇİRMEKLE ASİMİLASYON BAŞLAR”

    Özellikle İran’da Molla rejiminden sonra Türkiye’deki Alevilerin daha çok ablukaya alınmaya başladığını belirten İlhan şunları dile getirdi:

    “Bir taraftan Sünni İslam’ın diğer taraftan ise Şii İslam’ın baskısı söz konusu. Irak’taki Mollalar, ‘Aleviler bizim beyaz güvercinimizdir, bir gün geri gelecekler ve biz onları Şiileştireceğiz’ diyerek ve Alevilerin onların bir parçası olduğunu söyleyerek Şii göstermeye çalışıyor, bir taraftan da Sünni İslam da aynısını söylüyor. Devlet bu şekilde Alevilerin içerisine sızmalar yapıyor. Ötekileştirdi olmadı, dağlara sürdü olmadı, şimdi ne yapıyor? Asimilasyon. Asimile etmenin en büyük yeri nereden başlar? Ya idari bölümde ya da inanç bölümünde başlar. İdari bölümü gelip geçicidir, inanç bölümü ise kalıcıdır ve burada dedelik vardır. Dedelik şeyh soyundan olduğu için devletin en büyük göz koyduğu makamdır.

    “DEVLET YOL YORGUNU DEDELER ARACILIĞI İLE ALEVİLERİN İÇERİSİNE SIZMALAR YAPIYOR”

    Devletin Alevi inancını asimile etmek için dedeleri çeşitli vaatlerle kandırmaya çalıştığını söyleyen İlhan sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Bunun için ne yapacaklar? Bizim bu yolu bilmeyen, içimizdeki yol yorgunu olan dedelerimizi tespit ediyorlar. Önlerine kırmızı halılar sererek, yeni imkanlar vererek, pembe bir hayat vaat ederek dedelerimizi, Alevi yolunu, Alevi inancını asimle etmeye çalışıyorlar. Son yıllarda özellikle ‘Gri pasaport’ adı altında dedelerimize böyle bir şey sundular. Dedelerimizi götüreceklerdi kendi yaratmak istediği, kendi kalıbına koyduğu Alevilik şeklini buradaki dedelerimizle birlikte diğer canlarımıza da entegre etmeye çalışacaklardı ama bunu başaramadılar.”

    “DEVLETİN ALEVİSİ OLMAYACAĞIZ”

    ‘Bizler Pir Sultan’ın, Hacı Bektaş Veli’nin torunlarıyız’ diyen İlhan son olarak, “Biz Şeyh Bedrettin’in mücadelesiyle, Kerbela’da İmam Hüseyin’in dik duruşuyla yolumuza devam edeceğiz. Biz devletin Alevisi olmayacağız. Devlet elini bizim inançlarımızdan çeksin diyoruz. Bizim masum taleplerimiz vardır ve bu taleplerimiz Alevi çalıştaylarında dile getirilmişti. Alevi dedelerine gri pasaport vereceğinize Alevilere taleplerini verin. Bunlar nedir? Eşit yurttaşlık, zorunlu din derslerinin kaldırılması, diyanetin lağvedilmesi ve birde bizim için en önemlisi cemevlerinin yasal statüye kavuşmasıdır. Bu taleplerimiz için mücadeleye devam diyoruz” ifadelerine yer verdi.

    Cebrail ARSLAN/Didim-AYDIN

  • ‘Gri dedeleri, dinle beyinlerini yıkayıp sonra cemevlerine gönderiyorlar’-VİDEO

    ‘Gri dedeleri, dinle beyinlerini yıkayıp sonra cemevlerine gönderiyorlar’-VİDEO

    PİRHA-Diyanet İşleri Başkanlığı’nın gri hizmet pasaportuyla yurt dışına gönderdiği ‘dedeler’ ile ilgili PSAKD Altınova Şube Başkanı Adnan Aslan PİRHA’ya konuştu. Aslan, “Bizim dedelerin gri pasaporta ihtiyacı yok. Bizim dedeler ocaktan gelmedir. Gri pasaport verelim dedelere Avrupa’ya gönderelim eğitim alsınlar, gelsinler Yol erkân sürsünler böyle bir dünya yok, bizim buna ihtiyacımız yok” dedi.

    Bazı Alevi derneklerinin Diyanet aracılığıyla Avrupa’ya geri pasaportla dede göndermesi ve bazılarının geri dönmemesi geçen aylarda gündeme oturmuştu.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Altınova Şube Başkanı Adnan Aslan, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın gri hizmet pasaportuyla yurt dışına gönderdiği ‘dedeler’ ile ilgili PİRHA’ya konuştu.

    “Bizim dedelerin gri pasaporta ihtiyacı yok” diyen Adnan Aslan, “Bizim dedeler ocaktan gelmedir. Ben beş yaşındayken bizim köyde cem yapılırdı. Dede cem yürütüyordu, okuma yazması yoktu, a, b, c’yi bilmezdi, ama bir anlatırdı, deryayı ummandı. Nereden öğreniyordu bunu? Dedesinden, babasından öğreniyordu. Hafızasını kullanıyor, öğrenip geliyordu. Gri pasaport verelim dedelere Avrupa’ya gönderelim eğitim alsınlar, gelsinler yol erkân sürsünler böyle bir dünya yok, bizim buna ihtiyacımız yok” dedi.

    “DEDELERİMİZİN GRİ PASAPORTA İHTİYACI YOK”

    Alevilerin gri pasaporta ihtiyacı olmadığını vurgulayan Aslan, “Dedelerin Avrupa’dan gidip eğitim alıp gelmelerine ihtiyacı yok. Bizim yolumuz, erkânımız bellidir, bizim ocaklarımızdan gelen ritüeller dedelerin yaptığı cemler bellidir. Gri pasaport alıp Avrupa’ya giden dedeleri biz reddediyoruz. Gri pasaportu ticaret üzerine yapıyorlar. Gidenlerin çoğu gelmemiş 6000-7000 Euro para almışlar. Alevilikte rızalık vardır. Alevilikte öyle cebini doldur, gri pasaportu al Avrupa’ya git ticaret yap geri gel, sen Avrupa’da kimden eğitim alıyorsun?” diye sordu.

    “DEDELER İÇİN ASIL EĞİTİM HACI BEKTAŞ VELİ’NİN ÖĞRETİLERİDİR”

    Adnan Aslan, “Eğitim alıyorsan Hacı Bektaş’a git, Abdal Musa’ya git onları gör. Hacı Bektaş orada ne anlattı, ne söyledi, ne yazdı, hepsini oku burada eğitimini al”diyerek şöyle devam etti:

    “Ne diyor? Eline, beline, diline sahip ol. Başta bunu yapmak lazım. Zaten sen buradan girersen eğitimini almış olursun. Ben gideyim Avrupa’dan eğitim alayım. Bu bir ticaret usulüdür, bu eğitim falan değildir. Bu Alevileri asimilasyona doğru götürmektir. Biz bunları reddediyoruz. Daha önce devlet demedi mi Alevileri Diyanete bağlayın her şeyini yaparım.”

    “GRİ PASAPORTLU DEDELER OCAKTAN YETİŞEN DEDELER DEĞİL, DEVLETİN DEDELERİDİR”

    “Cemevlerinde siyaset yoktur onun için gri pasaport adı altında gönderilen kişilerin çoğu da dede değil, ocaktan gelen de değildir” diyen Aslan konuşmasının devamında şunları dile getirdi:

    “Bunları gönderecekler dinle beyinlerini yıkayacaklar ondan sonra getirecekler sen şu cemevine, sen bu cemevine. Yok kardeşim! Bizim bunlara ihtiyacımız yok, bizim dedelerimiz var. Bu Yolu, erkanı sürdürecek dedelerimiz var.

    “DEDELERİMİZ BURADA CEM YAPTIĞI ZAMAN GÖZYAŞI DÖKÜYORLAR, SAMİMİYET LAZIM!”

    Ocaktan gelmedir, şu anda Altınova cemevinde iki dedemiz var. Biri baba Mansur Ocağı’ndan, diğeri Kureyşan Ocağı’ndan. Çok da güzel hizmet yapıyorlar, cem yaptıkları zaman gözyaşı döküyorlar. Bize samimiyet lazım. İnanmak, o aşk içten gelecek, o gözyaşı içten gelecek. Bu dedeler burada cem yaptıkları zaman gözyaşı döktüğün zaman senin gözyaşı dökmemen elde değil. O dedeler gelecek tiyatro gibi oturacak diğer canlar da koltukta oturacak cem yapacak böyle bir dünya yok. Biz bunu kabul etmiyoruz, reddediyoruz, zaten böyle bir şeye karşıyız, böyle bir durumu da biz istemiyoruz.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Ayvalık PSAKD Başkanı Tekten: Bazı cemevleri Şia’nın bir tür mektebi haline dönüştü!

    Ayvalık PSAKD Başkanı Tekten: Bazı cemevleri Şia’nın bir tür mektebi haline dönüştü!

    PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ayvalık Şube Başkanı, Ağuçan Ocağı evladı Vedat Tekten dede, Hasan Saltık için yapılan Hakk’a uğurlama erkanını eleştirdi. Tekten, “Geçmişte benzer cübbeli, sarıklı işler görmüştüm ama Kartal Cemevinde daha da beterini yaptılar. Böyle cemevi mi olur? Bizler devriyeye, Hakk’ın insanda tecellisine inanmışız” dedi.

     KALAN Müzik kurucularından Hasan Saltık’ın Hakk’a yürümesinin ardından yapılan erkanla ilgili tartışma sürüyor.

    Kartal Cemevinde yapılan Hakk’a uğurlama erkanında Sünni-Şii usulünce erkan yürütülmesine bir eleştiri de Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ayvalık Şube Başkanı, Ağuçan Ocağı evladı Vedat Tekten dededen geldi. Tekten, “Saltık ailesinin böyle bir erkana ‘Eyvallah’ demesi benim çok garibime gitti” diyerek uğurlama erkanları üzerinden yapılan asimilasyona dikkat çekti.

    Vedat Tekten, “Geçmişte benzer cübbeli, sarıklı işler görmüştüm ama orada daha da beterini yaptılar” diyerek “Alevi toplumunun önünde olan insanların, Hakk’a yürümesinde böylesine basına yansıyan, kamuoyunun ilgisini çeken, bizim örnek teşkil ettiğine inandığımız insanların bu olaylara cevaz vermesine ben içerledim” ifadelerini kullandı.

    “BİZ, ÖLÜMÜ ÖLDÜRMÜŞ İNSANLARIZ”

    Tekten, Kartal Cemevinde Kur’an kursu verilmesini de eleştirerek şu açıklamayı yaptı:

    “Böyle cemevi olur mu? Buralara neden cemevi denilsin ki? Alevileri Sünnileştiremiyorlar ama buralar Şia’nın bir tür mektebi haline dönüştü. Yani buralar asimilasyonun en temel kaynakları oldular.

    Biz devriyeye inanmışız. Hakk’ın insanda tecellisine inanmışız. Onların tabuta örttüğü bezde ise ‘Her can bir gün ölümü tadacaktır’ yazıyor. Hangi Alevi anlayışında her canın ölümü tatma hadisesi vardır? Biz de diyoruz ki ‘ölümün kendisi ölümdür’ yani biz, ölümü öldürmüş insanlarız. Bir de bunun Arapçasını ve bilmem ne ayetini oralara yazıyorlar. Buna ne gerek var? İşte bu bir asimilasyondur.

    Alevilerin erkanlarında bunlarınki gibi kılık kıyafet yoktur. Cübbe giyinip bir de kafalarına börk takıyorlar. Yani o börkün 12 köşeli olması bunu farklı kılmıyor.”

    “BU BİR OPERASYONDUR”

    Mülki amirlerin, birçok Alevi köyüne giderek cemevi yapılması konusunda girişimde bulunmasına da vurgu yapan Pir Vedat Tekten, “Devletin kendi Alevisini yaratma” amacında olduğunu söyledi. “Anadolu’daki Alevilerin büyük kesimi, bu asimilasyonun içinde” diyen Tekten şöyle devam etti:

    “Aslına bakarsanız devlet, kendi Alevisini yarattı da. Gittiğim ekranlarda baştan ‘Alevi gibi erkan yürütürüm’ diyorum. Bazıları diyor ki ‘Bizim Sünni komşularımız var, onlara da ayıp olmasın. Önce cemevine getirelim sonra camiye…’ Onlara ‘Hayır’ diyorum. Direk camiye götürüp işlerini görebileceklerini söylüyorum. Şimdi bu talep kitleden gelmeye başladı. Vahim olan durum bu. Devlet de kendi Alevisini yaratıp kendi düşüncesine yakın insanlarla bu toplumu zehirlemeye bir bütçe ayırmış. Bu bir operasyondur.
    Yani artık bizim üzerimize katliamlarla gelmenin bir manası olmadığını anladılar. Çünkü bedelini onlar da mahkemelerle ağır ödüyorlar. ‘Bunları öldürüp katledeceğimize zihinlerini alalım’ diyorlar. ‘Bize gerek kalmadan kendi kendilerini vurup kıracak insanlar yetiştirelim’ diyorlar. Kimse 30-40 sene evvel erkanların nasıl yürütüldüğünü sorgulamıyor ama maalesef geldiğimiz nokta çok vahim.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Yazar Ali Yıldırım: Devşirme kişiler, Aleviliği Alevilik olmaktan çıkarmaya çalışıyorlar

    Yazar Ali Yıldırım: Devşirme kişiler, Aleviliği Alevilik olmaktan çıkarmaya çalışıyorlar

    PİRHA-Yazar Ali Yıldırım, Hakk’a uğurlama erkanlarında Sunni-Şii inancının uygulanmasını eleştirerek “Dedelerin cübbe giyip Kur’an okuması Aleviliğin hiçbir yerine sığmaz. ‘Kuran bizimdir’ diyen Alevilerin hiçbiri Kur’an’ı okumamışlardır. Çünkü Fatiha duasının Hakk’a yürüyen bir insanla hiçbir ilgisi yoktur” dedi. Yol’a ihanet edildiğini belirten Yıldırım, bir takım devşirme unsurlarla asimilasyon faaliyetlerinin yürütüldüğünü söyledi. 

    Türkiye’de ve Avrupa’da, başta MHP olmak üzere sağ gruplara yakın çevrelerin Aleviliği özünden koparıp başka inançlara yakın hale getiren çevrelere Aleviler tepki göstermeye devam ediyor.

    Hakk’a uğurlama erkanlarında cübbe giyinip, takke takan, ayrıca cemevlerinde Kur’an kursu veren çevrelere bir tepki de Avukat- Yazar Ali Yıldırım’dan geldi.

    Yıldırım, Aleviliğin İslamiyet ile hiçbir ilgisi olmadığını savunarak “Aleviliğe bir takım İslami unsurlar sokuşturmaya çalışmak tamamen Aleviliğe ihanettir” dedi.

    “BİR TAKIM DEVŞİRME UNSURLARLA ASİMİLASYON FAALİYETLERİ YÜRÜTÜLÜYOR”

    Yazar Ali Yıldırım, “Alevilik ile İslamiyet iki farklı dünyadır” diyerek Yol inancının ciddi bir asimilasyon kıskacında olduğuna işaret etti. Yıldırım “İçten bir takım devşirme unsurlarla asimilasyon faaliyetleri yürütülmeye çalışılıyor” diyerek şunları söyledi:

    “İçten içe bir çürüme yapılmaya çalışılıyor. Bu Aleviliğin kendi özüne, tarihselliğine aykırı. Alevilik ile hiç bağdaşmayacak, yan yana gelemeyecek birtakım uygulamalar sanki Aleviliğe dahilmiş gibi uygulanmaya çalışılıyor. Devşirme unsurlar, ‘Gri dedeler’ diyorum bunlara; özne olarak kullanılmaktadır.

    “ALEVİLİKLE ZERRE KADAR İLİŞKİSİ YOK; İSLAMİYET AHİRET İNANCI ÜZERİNE KURULUDUR”

    Bilimsel ve tarihsel olarak, teolojik anlamda irdelediğiniz zaman Alevilik ile İslamiyet arasında zerre kadar bir ilişki söz konusu değildir. Bu ikisi, farklı iki dünyadır. Yani; İbrahim-i dinlerle Alevilik hiçbir şekilde yan yana gelemez. Çünkü İslamiyet tamamen Ahiret inancı üzerine kuruludur. Dünyanın boş olduğunu belirtir ve ‘Esas olan ahirettir’ der.

    Eğer ahiret inancına sahip değilseniz ki tam da bu noktada Alevilik devreye giriyor. Alevilik derki ‘Her şey bu dünyadadır. Esas olan cenneti de bu dünyada yaratmaktır. O yüzden de bu dünyada zorbalık, haksızlık, hukuksuzluğa karşı tavır alır’. Çünkü dünyayı cennet kılmak için. Bunu söyledikleri anda ise gerek siyasi iktidarlar, gerekse de diğer dinlerle açık bir çatışma içerisine girerler. Çünkü hukuksuzluğa karşı çıktığınızda iktidarların, egemenlerin icraatlarına karşı çıkmış oluyorsunuz.

    “BU KİŞİLER YOL’A-ALEVİLİĞE İHANET ETMEKTEDİRLER”

    Bu anlamda Aleviliğin bir ahiret inancı üzerinden şekillenmiş İslamiyet ile arasında bağ kurmaya çalışmak ahmaklıktan başka bir şey değildir. Bunun görünür pratiği olan Hakk’a uğurlama erkanlarında Aleviliğin genetik yapısına yabancı bir takım İslami ritüellerin konulmaya çalışılması Yol’un kadim varoluşu ile asla bağdaşmaz. Yani bu kişiler Yol’a, Aleviliğe ihanet etmektedirler.”

    “BUNLAR, ALEVİ TOPLUMUNUN HAK, HUKUK MÜCADELESİNDE EMEKLERİ GEÇEN İNSANLAR DEĞİLLER ”

    Yazar Ali Yıldırım, Veliyettin Hürrem Ulusoy ile Dede Hasan Doğan’a dönük saldırıları da eleştirdi. “Alevi yolu adına mücadele eden insanlara laf söylemeye hakları yok” diyen Yıldırım, Ocaklar Meclisi denilen yapının yayınladığı metne imza atanların da aslında İslami unsurla yan yana gelmediklerini kaydetti.

    Yıldırım sözlerini şu cümlelerle sürdürdü:

    “İslami rütüeller ile Aleviliği Alevilik olmaktan çıkarmaya çalışmaktadırlar. Bu kişilerin kendi aklı, fikri olduğunu düşünmüyorum. Bu kişiler, birileri tarafından harekete geçirilmekte, bilmedikleri, okumadıkları metinlerin altına imzaları alınmakta ve tamamen kullanılmaktadırlar. Çünkü kendi dünyalarında hiçbir şekilde İslami unsurlarla yan yana gelmeyen büyük çoğunluk, bu tür açıklamaların altına imza atıyor. Bunlar gri dedelerdir. Yaptıkları da Aleviliğin ruhuna aykırıdır. Bunların toplumumuzda hiçbir şekilde itibarları da söz konusu değildir. Alevi toplumunun hak, hukuk mücadelesinde emekleri geçen insanlar değiller.

    “SALDIRILARININ HİÇ BİR DEĞERİ YOK”

    O nedenle Alevi toplumunun kendi kimlik mücadelesinde var olan birtakım insanlara saldırmalarının hiçbir değerinin olmadığını düşünüyorum. Alevi hukuku içerisinde de baktığınızda bunların birtakım Engizisyon, Vatikan gibi kendilerini yargı mercii gibi görmeleri de ne kadar ahmakça bir durum içerisinde olduklarını gösteriyor. Bu unsurların, Alevi yolu adına mücadele eden insanlara laf söylemek, onları düşkün ilan etmek hadlerine değildir.”

    “KUR’ANIN NE YAZDIĞINDAN HABERDAR DEĞİLLER”

    Ali Yıldırım, “Ahirete dayanan bir anlayış ile bu dünyayı isteyen bir anlayışın yan yana gelmesi mümkün değildir” diyerek cenaze erkanlarında Fatiha okunmasını da eleştirdi. Yıldırım, okunan Arapça dua içeriklerinin Alevi erkanları ile alakasız olduğunu belirterek şunları söyledi:

    “Kur’anda, Aleviliğe dair tek bir şey çıkmayacağı gibi tam tersine Aleviliğin dünya görüşü, taban tabana Kur’an’a aykırıdır. Kur’an öğretisinin perspektifinden baktığımız zaman Alevilerin tümü kafirdir. Çünkü Aleviler Ahiret’e inanmamaktadır. O nedenle Aleviler, İslami baskılar nedeniyle ‘Kur’an bizim. Dört kitap da bizim’ diyorlardı. ‘Peki neden buna uygun olarak davranılmıyor?’ denildiği zaman takiye olarak ‘Gerçek Kuran bu değil’ derlerdi. Şimdi bu takiye yaklaşımını asimilasyon nedeniyle değiştirip ‘Kur’an bizim’ gibi tamamen Aleviliğin özüne aykırı bir laf söylemeye çalışıyorlar ki bu Aleviliğin hiçbir yerine sığmaz.

    “KUR’AN BİZİM DİYENLER, KUR’ANIN NE YAZDIĞINDAN HABERDAR DEĞİLLER”

    Şu iddiadayım ki ‘Kur’an bizim’ diyen insanların hiç birisinin Kur’an’ı okuduklarını sanmıyorum. Kur’an’ın ne yazdığından haberdar değiller.

    Örneğin bazı kişiler ‘Çerağı Nuh süresine göre uyandırıyoruz’ diyorlar. Nuh süresi, tamamen Ayşe hakkında çıkarılan dedikodular ile ilgilidir. ‘Ayşe zina yaptı mı yapmadı mı? Eğer kim Ayşe’nin zina yaptığını iddia ediyor ise onlar haksızlık yapıyor’ gibi anlatımlar var. Surenin özü Ayşe’nin zinasına yönelik iftiraları ele alıyor. Yani bu kişiler hiçbir şekilde Kur’an hakkında fikir sahibi değiller.

    “FATİHA SIRESİNİN ÖLÜYLE NE İLGİSİ VAR?”

    Şimdi bir de ölünün başında Fatiha okunması tartışması var. Fatiha suresi çok açık. ‘Ahiret gününün düzenleyicisi Allah’a saygı gösterip kulluk gösterelim…’ Peki bunun ölü ile ne ilgisi var?
    Sürenin devamında ise şunlar anlatılıyor: ‘Allah’ım bizi yoldan sapmışların yoluna değil, doğru yola götür’. Şimdi bunun ölüyle ne ilgisi var? Bu duayı neden ölünün başında okuyalım ki? Böylesi bir yaklaşım tamamen cahilliktir. Duaların Hakk’a yürümüş kişi ile bir ilgisi varmış gibi düşünülen bir cehalet örneğidir. Maalesef dede kılıklı hocalar da bu türden bir cahilliğe hizmet ediyorlar.”

    “NE YAPTIKLARININ FARKINDA DEĞİLLER”

    Cemevlerinde Kur’an kursu verilmesi konusuna da değinen Yazar Ali Yıldırım sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Kurslarda çocuklara Kur’an kursu verilmesi pedagojiye de, çocuk haklarına da tamamen aykırı olduğunun kimse farkında değil mi? O çocuklar Kur’an kursunda Kur’an öğrenmiyorlar. Arapça bir takım sözleri ezbere okuyor ama anlamıyorlar. ‘Çocuklara Kur’an kursu veriyoruz’ diyenler ne yaptıklarının farkında değiller. Bu çocuklar Arapça bilmiyor. Şimdi bunun Alevilik ile ne ilgisi var? O nedenle bu türden asimilasyon faaliyetlerine karşı basit ve net konuşmamız lazım. Yani ‘Öyle de olur, böyle de olur. Bunda ne var?’ gibi değil.

    Şunu net söylüyorum; Aleviliğin İslamiyet ile hiçbir ilgisi yoktur. Hiç bir unsuru birbiriyle uyuşmayan iki farklı dünya. Eğer aydın, birey ve Alevi yöneticisi olarak biz bunu açık ve net bir şekilde söyleyemezsek asimilasyon sürecine şu ya da bu şekilde biz de katkıda bulunmuş oluruz. Net bir düşünce geliştirmek zorundayız.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Can: Gri pasaport uygulaması Diyanetin Alevilere yönelik asimilasyon politikasıdır

    Can: Gri pasaport uygulaması Diyanetin Alevilere yönelik asimilasyon politikasıdır

    PİRHA- Bazı Alevi kurumları ve Diyanet işbirliğiyle belirlenen şahısların para karşılığında yurt dışına “Alevi uzman” sıfatıyla gönderilmesine Topçu Baba Alevi Dergahı Kurucu Başkanı Mustafa Can tepki gösterdi. Can, “Gri pasaport uygulamasını, Türkiye’de insan kaçakçılığı ve Diyanetin Alevilere yönelik asimilasyon politikası olarak değerlendiriyoruz” dedi. 

     AKP’li Malatya-Yeşilyurt Belediyesi’nin Avrupa’ya insan kaçakçılığı yaptığının ortaya çıkmasının ardından, Diyanet’e yakın isim olan Tunceli Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt’un dört Alevi kurumunun, Diyanetle protokol kapsamında önerdiği şahısların Avrupa’ya “Alevi uzmanı” sıfatıyla gönderildiğini ve karşılığında para alındığını PİRHA’ya anlatmasıyla birlikte tepkiler de büyüyor.

    “OSMANLILAR, BEKTAŞİLERE BİR TOKAT ATTI ANCAK BEKTAŞİLER YENİ YENİ AYAĞA KALKIYOR”

    Topçu Baba Alevi Dergahı Kurucu Başkanı Mustafa Can, konuyu PİRHA’ya değerlendirdi. 

    Can, Alevilere yönelik baskı ve asimilasyon politikalarının çok eskiye dayandığını hatırlatarak, ancak Bektaşilerin çok uzun yıllar, özellikle15. yüzyılın ortasından itibaren biraz Osmanlıyla beraber yürüdüklerini dolayısıyla siyasal iktidarla Osmanlı iktidarının 1826 ya kadar hiç karşı karşıya gelmediklerini belirtti.

    Can, “1826’ da Osmanlı, Bektaşilere bir tokat vurmuş, üzerinden tam 200 sene geçti. Bektaşiler yeni yeni ayağa kalkıyorlar. O yüzden Bektaşiler mümkün olduğu kadar siyasal iktidarlarla karşı karşıya gelmemeye özen gösteriyorlar. Dolayısıyla Bektaşilerin resmi devletle olan bağları biraz zayıf” dedi.

    “GRİ PASAPORT SİYASAL SİSTEMİN ASİMİLASYON POLİTİKASININ BİR PARÇASI” 

    Gri pasaportun, bir anlamda insan kaçakçılığı, öbür yandan Alevileri asimile etmek için Diyanet’in kullanmış olduğu bir araç olduğuna vurgu yapan Can, bu konuda gri pasaportla hiç işlerinin olmadığına, kendilerine gri pasaport konusuna bulaşmadıklarını ifade etti.

    Can, sözlerine şöyle devam etti:

    “Kırklareli merkezde bizim Dergahımız var ancak kimse gelip gitmiyor, zaten bizi görmezden geliyorlar. Vali bile 2018’de sadece bir kez Dergahın açılışına geldi ve onun dışında henüz hiç gelmedi, belediye başkanımız yanımızdan bile geçmez, dolayısıyla bizim gri pasaportlarla hiç işimiz olmuyor. Gri pasaport uygulamasını, Türkiye’de bir insan kaçakçılığı, ikincisi Diyanetin Alevilere yönelik asimilasyon politikası olarak değerlendiriyoruz” dedi.

    PINAR AKYÜZ/İSTANBUL

        

  • Mat’tan Diyanet ve gri dedeler tepkisi: Saldırı ve kuşatma altındayız

    Mat’tan Diyanet ve gri dedeler tepkisi: Saldırı ve kuşatma altındayız

    PİRHA- Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Genel Başkanı Hüseyin Mat, “Gri dedeler ve çeteler” başlığıyla yazılı bir açıklama yaparak, Diyanet’in para karşılığında bazı şahısları Alevilik adına Avrupa’ya göndermesine tepki gösterdi. Tek amaçlarının Avrupa Alevi hareketini bölmek olduğunu belirten Mat, Aleviliğin ve Alevilerin siyasi, sosyal, kültürel bir saldırının ve kuşatmanın altında olduğunu kaydetti. 

    PİRHA, geçen hafta AKP’li Malatya-Yeşilyurt Belediyesi’nin Avrupa’ya insan kaçakçılığı yaptığını ortaya çıkarmasının ardından dün de Diyanet’e yakın isim olan Tunceli Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt’un dört Alevi kurumunun, Diyanetle protokol kapsamında önerdiği şahısların Avrupa’ya “Alevi uzmanı” sıfatıyla gönderildiğini ve karşılığında para alındığını PİRHA’ya anlatmıştı.

    Alevi örgütlerinden konuya ilişkin tepkiler gelmeye devam ediyor.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Genel Başkanı Hüseyin Mat, “Gri dedeler ve çeteler” başlığıyla yazılı bir açıklama yaparak, “Yıllardır Avrupa Alevi hareketini ve kazanımlarını hedef alan ve ortadan kaldırma adına elinden geleni ardına bırakmayan AKP/MHP ve resmi devlet ideolojisinin çürümüşlüğünü ve çöküşünü izlemeye devam ediyoruz” dedi.

    TEK AMAÇLARI AVRUPA ALEVİ HAREKETİNİ BÖLMEKTİ”

    “Diyanet ve Cem Vakfı işbirliğiyle her yıl sayısı artırılarak, sözde dede oldukları iddia edilen haramzadelere Gri Pasaport vererek Avrupa’ya gönderdiler” diyen Mat, açıklamasına şöyle devam etti:

    “Alevi inancını inkar eden, Ana/Dede diye bir inanç önderi yok diyen, Cemevi ibadethane değildir diyen bir Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan bahsediyoruz.
    Devletin kara kutusu, derin asimilasyon politikalarını belirleyen ve yürüten günümüzün şeyhülislam makamı olan Diyanet İşleri Başkanlığı, özellikle Muharrem ve Hızır aylarında sözüm ona Aleviliği öğretmek ve hizmet vermek amacıyla Avrupa’ya Gri Pasaport vererek dede kılıklı, devletin dedesi olan ama asla Alevi dedesi olmayan kişiliksizleri gönderdiler.

    Tek amaçları Avrupa Alevi hareketini bölmek, parçalamak ve ortadan kaldırmaktı. Eski ve yeni istihbaratçılar Avrupa Alevi hareketine yönelik planlanan ve uygulamakta oldukları politikaları, operasyonları açık açık ulusal kanallarda bağıra bağıra anlattılar, anlatmaya da devam ediyorlar.”

    “ALEVİ KATİLLERİNİ POSTA OTURTTULAR”

    Gülen Cemaati ve Cem Vakfı ile birlikte cami-cemevi asimilasyon projesini hatırlatan Hüseyin Mat, “Yetmedi Alevi katillerini Avrupa’ya getirip cem organize ettiler ve katilleri Şah Hüseyin Postuna oturttular. Bu da yetmedi Türkiye’de cemevlerine davet ettiler, Şay Hüseyin Postuna oturtup önlerinde diz çöktüler” dedi.

    AABK Eşit Genel Başkanı Mat, şunları ifade etti:

    “Son elde ettiğimiz Kamu Tüzel Kişilik statüsü sonrası tekçi, ırkçı, şeriatçı AKP/MHP faşist iktidarın bize nasıl saldırdığını daha dün hep birlikte yaşadık. Bunlar yetmiyormuş gibi halen Avrupa’da Alevi ismi kullanılarak çakma dernek, federasyon, vakıf, enstitü gibi yapılar kuruluyor. Son olarak Şiacılar da devreye girdi.

    “ALEVİLİK VE ALEVİLER BİR SALDIRININ VE KUŞATMANIN İÇERİSİNDE”

    Avrupa ve Türkiye’de Alevilik ve Aleviler siyasi, sosyal, kültürel, teolojik bir saldırının ve kuşatmanın içerisindeler.
    Bunları yıllarca anlattık. Dilimizde tüy bitti. Ama inanmayan, inatla anlamamak için direnen canlarımız oldu. Ama biz hep haklı çıktık.

    Bugün Diyanet İşleri Başkanlığı’nın nasıl bir çete örgütü gibi çalıştığı ortaya çıktı. Biz zaten biliyorduk nasıl çalıştıklarını, şaşırmadık. Bize bugüne kadar inanmayanlara güzel bir gazete kapağı oldu. Umarız artık bu şarlatanlara, devlet resmi ideolojisinin politikalarına ve karanlık emellerine hizmet eden çıkmaz.”

    Mat, “Devletin resmi ideolojisinin değirmenine su taşıyan, işbirlikçi ve ihanetçileri teşhir etmeye ve karşılarında durmaya devam edeceğiz. Bizim tarafımız Hınzır Paşalar değil, Pir Sultan Abdal tarafıdır. “Dönen dönsün, biz dönmeyiz yolumuzdan” diyenlerdeniz. Alevilik vardır ve Alevilik haktır, şiarıyla, kendimize özgün olan inancımızla ve ikrarımızla hizmet etmeye devam edeceğiz. Hak aşkına, Yol aşkına, Pir aşkına, Halk aşkına yolumuza devam edeceğiz. Gerçeklerin demine hüü, diyelim” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/ İSTANBUL

  • Cumhurbaşkanlığı’na sordu: Hangi Alevi vakıf ve derneklerle protokol yapılmıştır?

    Cumhurbaşkanlığı’na sordu: Hangi Alevi vakıf ve derneklerle protokol yapılmıştır?

    PİRHA- HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu kısa bir süre önce kamuoyuna yansıyan gri pasaport aracılığıyla yapılan ve Diyanet’e uzanan insan kaçakçılığının Alevi boyutuyla ilgili Cumhurbaşkanlığı’na soru önergesi verdi. Kenanoğlu soru önergesinde “Diyanet İşleri Başkanlığınca hangi Alevi vakıf veya dernekleri ile sözde Aleviliği yurtdışında doğru anlatma projeleri üzerinden protokol yapılmıştır?” diye sordu.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu kısa bir süre önce kamuoyuna yansıyan gri pasaport aracılığıyla yapılan ve Diyanet’e uzanan insan kaçakçılığının Alevi boyutuyla ilgili Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın yanıtlaması için soru önergesi verdi.

    Kenanoğlu soru önergesinin gerekçesinde şunları aktardı:

    “Malatya Yeşilyurt Belediyesi aracılığı ile gri pasaportla yurtdışına giden 43 kişinin Türkiye’ye geri dönmediği haberlerinden sonra öğrenildiği kadarıyla Elazığ Akçakiraz ve Urfa Ceylanpınar belediyelerinde de devlet imkanları ile yurtdışına çıkanların bir daha geri dönmediği bir nevi devlet kurumlarının insan kaçakçılığına alet olduğuna ilişkin bilgiler çorap söküğü gibi ortalığa saçılmıştır.

    Diğer yandan devlet imkanları ile insan kaçakçılığına başka kurumlarında aracı olduğu bunların arasında Diyanet İşleri Başkanlığının da olduğu kamuoyuna yansımıştır.

    Diyanet İşleri Başkanlığının yurtdışında yaşayan Alevi vatandaşlarımıza sözde doğu Aleviliği anlatmak için bazı Alevi vakıfları veya derneklerle protokol imzalayarak aralarında 15 yaşında çocuklarında bulunduğu kişilere “Alevi uzmanı/dedesi” adı altında gri pasaport sağlayarak yurtdışına gönderilmelerine aracılık ettiği anlaşılmaktadır.

    İşin görünmeyen tarafı ise Diyanet, Belediye veya başka devlet kuruluşlarının uydurma projelerle Avrupa’ya geçmek isteyen insanlara hizmete özel gri pasaport hazırlayarak ve binlerce Euro karşılığında insan kaçakçılığına aracılık ettiği iddialarıdır.

    Bu hususta 23 Mart 2018 tarihinde Tunceli Hacı Bektaş-ı Veli Kültürü Yayma ve Yardımlaşma Derneği tarafından savcılığa yapılan suç duyurusundan ise bir sonuç çıkmadığı, kovuşturmaya gerek görülmediği ve takipsizlik kararı verilerek olayın üstünün kapatıldığı belertilmektedir.”

    Milletvekili Ali Kenanoğlu bu bağlamda, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay tarafından yanıtlanması için şu soruları yöneltti:

    1- Diyanet İşleri Başkanlığı aracılığı ile yurtdışına gönderilen sözde “Alevi uzmanı” kişi sayısı kaçtır ve bunların kaçı geri dönmemiştir?

    2- Diyanet İşleri Başkanlığında insan kaçakçılığına aracılık ettiği iddia edilen sorumlular hakkında bir işlem yapılmış mıdır?

    3- Diyanet İşleri Başkanlığında insan kaçakçılığını para karşılığı yapanlar kurumunuzca da tespit edilmiş midir? Tespit edilmişse haklarında ne gibi işlem yürütülmüştür?

    4- Diyanet İşleri Başkanlığınca hangi Alevi vakıf veya dernekleri ile sözde Aleviliği yurtdışında doğru anlatma projeleri üzerinden protokol yapılmıştır?

    5- Diyanet İşleri Başkanlığınca hangi illerden bu projeler kapsamında yurt dışına insan gönderilmiştir?

    PİRHA/ ANKARA

  •  ‘Dört Alevi kurumu liste veriyor, Diyanet de gönderiyor’

     ‘Dört Alevi kurumu liste veriyor, Diyanet de gönderiyor’

    PİRHA- Diyanet’in dört Alevi kurumu ile imzaladığı protokol kapsamında aralarında 15 yaşındaki çocukların da bulunduğu şahısları “Alevi uzmanı” diye Avrupa’ya gönderdiği ortaya çıktı. Diyanet’e yakın isimlerden Tunceli Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt, bu dört Alevi kurumunun ismini PİRHA’ya açıkladı. Yurt, Diyanet’in bu kurumların önerdiği isimleri yurt dışına gönderdiğini ve karşılığında para alındığını söyledi. 

    Geçen hafta, Malatya Yeşilyurt’ta, belediye aracılığıyla, “hizmete özel” pasaportla yurtdışına gidenlerin bir daha Türkiye’ye dönmediği anlaşıldı. Elazığ Akçakiraz, Urfa Ceylanpınar’da da devletin kurumlarının insan kaçakçılığı için kullanıldığı gözler önüne serildi.

    Cemevlerini kırmızı çizgisi olarak gören Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kendisine yakın duran İslamcı Alevi kurumlarının önerdiği “dedeleri” gri pasaportla Avrupa’ya gönderdiği biliniyor.

    Diyanet aracılığıyla kaçak olarak yurt dışına gidenler arasında çocuklar da var. Peki bu çocuklar kimler, hangi kurumlar aracılığıyla Diyanet’e ulaştılar?

    15 yaşında bir çocuğun bile ‘Alevi uzmanı’ sıfatıyla yurt dışına kaçırılmasının arkasında kimler var?

    Bugün (19 Nisan 2021) Cumhuriyet’te sürmanşetten Barış Terkoğlu imzasıyla çıkan “Diyanet pasaportlu 15 yaşındaki dede” başlıklı yazıda yer alan bilgiler doğrultusunda Tunceli Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt’u aradık.

    Kendi adı da gri pasaportlu dede olarak anılan ancak bunu reddeden Tunceli Cemevi Başkanı Yurt, Diyanet aracılığıyla giden Alevilerin kim oldukları ve nasıl gittikleri, hangi kurumlara bağlı oldukaları konularında PİRHA’ya bilgiler verdi.

    15 yaşında bir çocuğa nasıl dede sıfatı verildiğini sorduğumuz Yurt, çocuğun dede olarak değil ‘Alevi uzmanı’ olarak gönderildiğini söyledi.

    Ali Ekber Yurt, 2018 yılında, yurt dışına gitmek isteyenlerin kendisine para vermeyi teklif ettiğini, bunu kabul etmediğini sonrasında ise Diyanet’e para vererek yurt dışına çıktıklarını öğrenince de Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduğunu belirtti. Yurt, ancak savcılığın olayı kapattığını, kovuşturmaya gerek görmediğini kaydetti.

    Diyanet aracılığıyla yurt dışına kaçırılan bu kişilerin hangi Alevi kurumlarına mensup olduklarını sorduğumuz Yurt, dört tane Alevi kurumu olduğunu ifade etti.

    İşte Ali Ekber Yurt’un sorularımıza verdiği yanıtlar:

    HANGİ ALEVİ KURUMLARI DİYANET İLE İŞBİRLİĞİ İÇİNDE?

    PİRHA: Aralarında çocukların da olduğu insanları Diyanet aracılığıyla yasa dışı Avrupa’ya gönderen dört Alevi derneği hangileri?

    ALİ EKBER YURT:  Biri yurt dışı kaynaklı. Üçü de yurt içinde. Yurt dışında olan Avrasya Alevi İslam Birliği. Yurt içinde ise Cem Vakfı, Baba Mansur Vakfı ve ismini hatırlamadığım bir dernek var. Ben 2018’de yargıya taşıdım. Burada amacın dışında işler yapıldığını, amacın istismar edildiğine dair ihbarda bulunmuştum.

    Kimin hakkında suç duyurusunda bulunmuştunuz?

    Bana karşı tehditler oldu. Hem de bu insanları gönderenler hakkında. Bu insanlara bu belgeleri düzenleyenler, bunları görevlendirenler hakkında suç duyurusunda bulundum.

    Peki dava sürüyor mu?

    Kovuşturmaya yer olmadığına dair 3 yıl sonra bir karar geldi. Eski Başsavcı dosyayı tamamen kapatmış galiba. Yeni gelen Başsavcı da mecburen cevap vermek zorunda kalmış.

    Ama Diyanet her zaman gri dedeler gönderiyor yurt dışına zaten. Hatta sizin adınız da geçiyor gri dede olarak. 

    Evet. Avrasya Alevi İslam Birliği beni Avrupa’ya davet etti. Ben gri değil yeşil pasaportluyum. Ama gitmedim.

    Aynı Diyanet sizleri gönderiyor fakat bu tarz insan kaçakçılığı da yapmış demek ki!

    Ben o yüzden gitmedim. ‘Bu hoş bir şey değil, ben buna alet olamam’ dedim ve gitmedim.

    Aleviler Diyanet’e bulaşırsa böyle şeyler yaşanıyor ne dersiniz? Hala Diyanet ile ilişki içinde misiniz?

    Her zaman her kurumda yasa dışı, ahlak dışı şeyler yaşanabilir. Bu geneli bağlamaz. Burada sorumlu olan kamu görevlisi kimse hukuk önünde hesap vermesi gerekir. Bir iki olayla bütün bir kurumu imha etmek doğru değil.

    Ancak suç duyurunuzda kovuşturmaya gerek görülmemiş. Diyanet’e ve bu yapılan insan kaçakçığılığına sahip çıkılmış. 

    Ben Diyanet İşleri Başkanlığı’na gönderdim. Başkanlık bu olayı bitirdi. Beni dikkate aldılar. Üç beş tane bürokratın bu işi istismar etme olayıdır. Bütün bir Diyanet’i kötülemeye yetmez.

    “HAKSIZ KAZANÇ VAR İHBAR ETTİM”

    Diyanet bu yasa dışı işi yapanlara ses çıkarmamış, hem de hukuk bir şey yapmamış. Burada bir çelişki yok mu?

    Şu anda soruşturmalar yürüyecek. Belki zaman içinde bahsedilmiştir. Belki gelip geçicidir.

    Bu çok önemli değil mi? Bir suç değil mi? 

    Önemli olduğu için gidip ihbar ettim. Çünkü çok haksız kazançlar var bu işte.

    Hala devam ediyor mu bu yasa dışılık?

    Avrupa’ya dede gönderme olayı Diyanet’ten alındı, şu anda Avrupa Türk Toplulukları Birliği yürütüyor.

    Hala insan kaçakçılığı var mı, biliyor musunuz?

    Benim burada taraf olmamın sebebi şu: İnsanlar gelip bana paralar teklif ettiler. Bizi de gönderin, dediler.

    Yurt dışına gitmek isteyenler neden size geldiler?

    Benim alakam yok dedim. Ben yurt dışına kimseyi göndermiyorum, dedim. Ben de bu merak uyandırdı. Konuyu araştırdım. Dede olmayanların da dede olarak gönderildiğini, bunun karşılığında ciddi paralar alındığını öğrendim. Sonra da suç duyurusunda bulundum. Çünkü bildim ki gün gelir bu iş benim başıma patlar. Tunceli’de herkes “cemevinden yurt dışına dede gönderiliyor” diyordu.

    Siz kendinizi aklamak için mi suç duyurusunda bulundunuz?

    Kendimi aklamak değil. Benim bu işle alakam olmadığını söyledim. Ne söylesen farklı algılanıyor. Benim devlete sadakatım noktasında zerre çekincem yok. Devletin, Diyanet’in içinden bir kaç bürokratın bulaştığı bir iştir.

     Üç beş bürokrat dediklerinize dokunulmamış, görevlerine devam ediyorlar. 

    Nereden biliyorsunuz. Suçlular belki cezasını alır.

    Siz takip ediyorsunuz. O bürokratlara ne zaman, nasıl dokunulacak?

    Ayrıntılara girmek istemiyorum.

    15 YAŞINDA ÇOCUK NASIL GÖNDERİLDİ?

    15 yaşında gönderilen çocuk dede olarak mı gönderildi?

    Çocuk dede olarak değil uzman olarak gönderilmiş. Dede kelimesi yasak Tekke ve Zaviyeler Kanunu sebebiyle. Bunlar Aleviliği Avrupa’da anlatmaları için uzman olarak gönderiliyorlar.

    Peki bu çocuklar da dahil gönderilen şahıslar kim? Hangi kuruma üyeler ya da mensuplar?

    Diyanet, dört Alevi kurumuyla protokol yapmış. Avrasya Alevi İslam Birliği, Cem Vakfı, Baba Mansur Vakfı ve ismini hatırlamadığım bir dernek var. Bu kişilerin isimlerini bu dernekler veriyor. Diyanet de bunların pasaportlarını hazırlıyor, resmi işlemlerini hallediyor. Diyanet’in de bunları soruşturması lazım. 15 yaşında reşit olmayan bir çocuğu nasıl gönderirsiniz. Ama ben o zaman anlatamadım.

    Görüyorum ki Diyanet’e yakın bir isim olarak siz de isyan etmişsiniz. Demek ki o kadar vahim durum. 

    Ben her konunun diyalogla çözülmesinden yanayım. Diyanet’e bir bütün olarak karşı değilim. Bazı kurumlara bakış açım farklı.

    Bu sözünü ettiğiniz 4 kurum da İslamın özü olduklarını iddia eden kurumlar öyle değil mi? 

    Zaten İslam dışıyız diyen derneğin Diyanet ile ne işi var.

    Yani Diyanet ile ilişkileri sıkı bunların. Acaba sizin bu dört dernekle yakınlığınız, ilişkiniz nasıl?

    Cem Vakfı ile özellikle Malatya temsilcileriyle görüşürüm. İzzettin Doğan dede ile görüşürüm ara ara. Severim de kendisini.

    Cumhuriyet’e verdiğiniz bilgilerde diyorsunuz ki “İnceledik, giden birçok kişinin dedelikle, Alevilik uzmanlığıyla alakası yok. Devletin pasaportuyla gitmişler ve orada kalmışlar, dönmemişler. Mesela birinin PKK davasında 24 yılla yargılandığını gördük ve mahkemesi sonuçlanmak üzereydi.” Elinizde belgeniz yok ama kesin bilgi gibi konuşmuşsunuz? Peki bu kişi bu saydığınız derneklerden hangisine mensup?

    Bu kişi hiç bir derneğe mensup değil. Tunceli’nin bir köyünde yaşıyor. Bizim yönetimde olan birinin amcasının oğlu. ‘Örgüt üyeliğinden yargılanıyor’ dedi.

    Hiç bir kanıt olmadan, birinin söylemi üzerinden söylüyorsunuz. 

    Ceza almış. Mahkemesi temyizdeymiş.

    Ancak hala suçlu değil, tutuklu da değil. Temyizde. 

    Bu adam dedelik vasfı da taşımıyor.

    Aynı diğerleri gibi, 15 yaşındaki çocuk gibi dedelik vasfı taşımıyor demek ki. Dışarıda bu kişi. 

    Madde bağımlıları var gönderilenler arasında. Bunlar Alevi dedesi, uzman diye gönderiliyor.

    Diyanet’in bu yaptığı korkunç, suç. Diyanet’e tepki vermeniz gerekmez mi?

    Mahkemeye verdim.

    Hani sonuç nedir? Kovuşturmaya bile gerek görülmemiş. Bu karara neden itiraz etmediniz? 

    Toplumun vicdanına bıraktık.

    Nilgün METE/ PİRHA 

     

  • Dersimli yurttaşlar: Dedeler Diyanet Başkanı’nın önünde el pençe durmamalı-VİDEO

    Dersimli yurttaşlar: Dedeler Diyanet Başkanı’nın önünde el pençe durmamalı-VİDEO

    PİRHA – Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Tunceli Cemevi’ne ziyarette bulunmasına ilişkin Dersimli yurttaşlar PİRHA’ya konuştu. Dedelerin Diyanet İşleri Başkanı’nın karşısında el pençe durmalarına tepki gösteren yurttaşlar ziyaretin gerçekleşmesinin altında mutlaka bir plan olabileceğini söylediler.

    Yıllardır Sünni İslam inancını Alevilere dayatan ve Alevileri yok sayan Diyanet İşleri’nin Başkanı, Alevilerin en yoğun yaşadığı kent olan Dersim’e geldi.

    Dersim merkezde bulunan, Diyanet’in yurtdışına götürdüğü gri pasaportlu dedelerinin hakim olduğu Hacı Bektaş Veli Kültürünü Yayma ve Yardımlaşma Derneği ve Cemevi’nde bir ilk gerçekleşti. Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, cemevini ziyaret etti. Ziyarette, Dernek Başkanı Ali Ekber Yurt ve cemevi dedeleri Görmez’e cemevlerine yasal statü tanınması yönündeki taleplerini ilettiler.

    Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan Dersimli yurttaşlar, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın cemevini ziyaretine ve sarfettiği sözlere tepki göstererek, “Bu durumu hiç iyi görmüyoruz. Yazık ki dede olmuşlar. Bizim burada pirlerimizin, rehberlerimizin Diyanet İşleri Başkanı’nın önünde el pençe durmasını iyi karşılamayız. Burada yıllardır cemevi var, bu ana kadar gelmemiş, neden bu sene geliyor? Bunun anlamı nedir, bunda mutlaka bir plan vardır” ifadelerini kullandılar.

    “DEDELERİN DİYANET İŞLERİ BAŞKANI İLE NE İŞİ VAR?”

    Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bazı dedelere gri pasaport çıkartarak yurt dışına göndermesine de karşı çıkan yurttaşlar, şunları belirttiler:

    “Diyanet İşleri Başkanı geliyor, bizim dedeler de gri pasaportları alıp yurt dışına gidiyorsa biz bunu iyi karşılamayız. Bunda mutlaka bir çıkar menfaat var. Gidenler dede değil. Para için gidiyorlar. Diyanet’in yaptıklarına destek veriyorlar ki gidiyorlar. Menfaat çıkar için gidiyorlar. Para düşkünüdürler ondan gidiyorlar.”

    Cemevlerinin hala ibadethane olarak tanınmamasına tepki gösteren yurttaşlar, “Bizim cemevlerimizi tanımıyorlar. Diyanet İşleri Başkanı’nın bu şekilde gelmesini dedelerin de kabul etmesini iyi karşılamıyoruz. Dedelerin Diyanet İşleri Başkanı ile ne işi var. Sen dedesin senin yolun ayrı Diyanet’in yolu ayrı” şeklinde konuştular.

    PİRHA/DERSİM

  • Pir Hasan Genç’ten Diyanet’le iş birliği yapan Alevi derneklerine tepki-VİDEO

    Pir Hasan Genç’ten Diyanet’le iş birliği yapan Alevi derneklerine tepki-VİDEO

    PİRHA – Bazı Alevi derneklerinin Diyanet’le iş birliği yaparak Avrupa’ya Hıdırellez ve Nevruz görevlendirmesi adı altında dedeleri göndermesine ilişkin konuşan Ağuçan Ocağı piri Hasan Genç, Reya Haq (Hak Yolu) inancının önderlerinin ismini kullanan dernekler olmasına tepki gösterdi.

    Gri dedelerden sonra ortaya çıkan belgelerde görülen 4 Alevi derneğinin Diyanet’le iş birliği yaparak Avrupa’ya dede göndermesine Ağuçan Ocağı pirlerinden Hasan Genç tepki gösterdi. Genç, devletin kendine göre bir din yaratmaya çalıştığını, bunun için de dernekleri ve bu derneklere parasal anlamda destek sağlayarak organize ettiğini belirtti.

    “DİYANET’LE İŞ BİRLİĞİ YAPANLAR BABA MANSUR İSMİNİ KULLANMASIN”

    “Almanya’daki birliği biliyoruz, Cem Vakfı da Cumhuriyetçi Eğitim Vakfı’dır. Yakından uzaktan Alevilik ile bir ilgisi yok. Neden kuruldu, neden para verildi biliyoruz. Ama Baba Mansur Derneği’nin bu duruma katılmasına anlam veremiyorum. Baba Mansur’un duruşu ortada, yaşamı ortada” diye konuşan Pir Genç, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Alevi inancında, Reya Haq (Hak yolu) yolunda ne olduğu ortadadır. Ocak pirlerinin en büyüklerinin birisidir. Bu derneğin sisteme karşı çıkmayıp bu sistemle iş birliği yapmasına anlam veremiyorum. Şahsen bu derneğin Baba Mansur’un yolunda olduğunu da düşünmüyorum. Baba Mansur’un duruşu Hakkın yoludur. Baba Mansur Ocağı evlatlarının böyle bir şey yapmasına anlam verilemiyor. Tek isteğim; Baba Mansur ismini kullanıp Diyanet’le iş birliği yapılmamalı. Baba Mansur ismini kullanmadan gitsinler yapsınlar.”

    “CEM VAKFI’NIN DURUŞUNU DÜN DE BUGÜN DE BİLİYORUZ”

    Yayınlanan listede Cem Vakfı’nın da Diyanet’le iş birliği yaptığı görülüyor. Pir Genç, bu duruma ilişkin ise şunları söyledi:

    “Zaten Cem Vakfı dün de bugün de ortadadır. Diyanet ile iş birliği yapan bir kurumdur. Kendi çıkarları doğrultusunda hareket ederler. Sistem kendine göre bir şey ayarlayıp ortaya koymaya çalışıyor. 1925’ten beri duruşları ortadadır. Katliamlarda kimin yanında yer aldığı ortadadır.”

    Listede görülen diğer bir dernek ise Adana Hacı Bektaş Veli Kültür Derneği. Pir Genç, bu derneğin böyle bir katılım yapmasının yanlış olduğunu belirtti ve diğer derneklerinin böyle bir şey yaptığını görmediğini ifade etti.

    “DEVLET KENDİNE GÖRE BİR DİN YARATIP ORTAYA KOYUYOR”

    “Devlet kendine göre bir din yaratıp ortaya koyuyor, gerçek anlamdaki Aleviliği yok etmek için para veriliyor, o devletin organize ettiği şekilde” diye konuşan Pir Genç, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Nasıl ki cemevleri rant yuvasına dönüştürülmüş, Dersim’e sızmalar yapıldığı ortada. Cenazelerimizi kendi anlayışımıza göre değil İttihat ve Terakki anlayışının getirdiği şekle göre yapmaya çalışıyoruz. Bunun olması, devam etmesi mümkün kılınmamalı. Dedelerin bir kısmı hala bu konuda dönüş yapmıyor, o şekle devam ediyor.”

    ELAZIĞ/PİRHA

  • Diyanet ile işbirliği yapan Alevi dernekleri ortaya çıktı-VİDEO

    Diyanet ile işbirliği yapan Alevi dernekleri ortaya çıktı-VİDEO

    PİRHA- Geçtiğimiz günlerde Mesut Özcan’ın verilerine göre ‘Diyanet’in bazı Alevi dedelerine pasaport vererek yurt dışına gönderildiği’ haberini yayınlamıştık. Yurt dışına ‘görevli’ olarak gönderilen bazı dedelerin de bazı Alevi-Bektaşi dernekleri tarafından kandırıldığı ortaya çıktı.

    Araştırmacı – Yazar Mesut Özcan, bu uygulamanın geçtiğimiz yıllarda da gerçekleştirildiğini söyledi. Özcan, “Bu uygulama yıllardır var. Aleviler, Alevi olanlarca Sünnileştiriliyor. Üstelik bu Sünnileştiren Aleviler, sözde dede, sözde pir, sözde rehber… Yani aslında yolu koruması, sürdürmesi, bu yolun yok olmaması için canını vermesi gereken kişiler… İşte bu kişiler, şimdi bu yolu pazarlayan kişiler” dedi.

    “DEDELER BAZI ALEVİ BEKTAŞİ DERNEKLERİ TARAFINDAN KANDIRILDI”

    Yurt dışına “görevli” olarak gönderilen bazı dedelerin de özellikle bazı Alevi-Bektaşi dernekleri tarafından kandırıldığı ortaya çıktı. Bazı dedelerin, derneklerce aranarak yurt dışındaki etkinliklere götürülmek istendiğinin ifade edildiği, isimlerinin alındığı, alınan bu isimlerin de Diyanet İşleri Başkanlığı’na bir liste halinde yollanarak pasaport çıkartıldığı ve listede adı olan her dede için biner Euro para alındığı iddia edildi.

    Yeni ortaya çıkan belgelere göre ise Diyanet’in bu uygulamayı birçok Alevi-Bektaşi Derneği üzerinden yaptığı ortaya çıktı.

    Araştırmacı-Yazar Mesut Özcan, bazı dedelerin bazı Alevi Bektaşi derneklerinin yöneticileri tarafından kandırılarak isimlerinin alınıp Diyanet’e bildirildiğini söyledi.

    Mesut Özcan, yeni bir belgeye göre, Türkiye’nin farklı yerlerindeki dernekler tarafından bu yöntemle birçok kişinin yurt dışına görevli olarak gönderildiğini, ancak bazı dedelerin işin içinde Diyanet’in olduğunu bilmediğini de sözlerine ekledi.

    MASRAFLAR DİYANET TARAFINDAN KARŞILANMIŞ

    Mesut Özcan’ın sözünü ettiği belgede şu ifadelere yer veriliyor:

    “Başkanlığımızın yurt içinde olduğu gibi yurt dışında da doğru bilgiye ve ahlaki temellere dayalı dindarlık anlayışıyla halkımıza din hizmeti ve eğitimi sunarak, insanlarımız arasındaki birlik ve beraberlik ve toplumsal dayanışmayı gerçekleştirmelerine zemin hazırlamak, İslam’ın temel değer ve inançlarını benimseyen herkesi kuşatıcı bir tavırla Türk toplumuna gerekli hizmet ve rehberliği sunmak gayreti içerisinde olduğu malumlarıdır.

    Bu itibarla, geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bu yıl da Nevruz ve Hıdırellez Bayramı etkinliklerine katılmak üzere Ek-1, Ek-2, Ek-3 ve Ek-4 listelerde isimleri belirtilen alan uzmanlarının karşılarında gösterilen tarihlerde Başkanlığımız bütçesinden herhangi bir harcamada bulunmaksızın Yurtdışı Din Hizmetleri Müşavirlik ve Ataşeliklerinin bilgi ve koordinesi dahilinde yurtdışında görevlendirilmelerini, gidiş dönüş uçak bileti masrafları ile karşılarında gösterilen ücretlerin Türkiye Diyanet Vakfı Genel Müdürlüğünce karşılanması hususunu tasviplerine arz ederim.”

    Dış İlişkiler Genel Müdürü Erdal Atalay imzalı belgenin altında bazı Alevi Bektaşi Derneklerinin isimleri var. Eklerde de bu derneklerin görevlendirme için yazdıkları isimler var.

    Belgenin altındaki isimlere göre, görevlendirme listelerini hazırlayan dernekler şunlar:

    • Adana Hacı Bektaş-ı Veli Kültür Derneği Görevlendirme Listesi (1) sayfa
    • Almanya Alevi İslam Birliği Görevlendirme Listesi (1 sayfa)
    • Baba Mansur Derneği Görevlendirme Listesi (1 sayfa)
    • Cem Vakfı Görevlendirme Listesi (1) sayfa.

    09.02.2018 tarihli T.C. Başbakanlık Diyanet İşleri Başkanlığı başlıklı ve “Başkanlık Makamına” yazılan yazıya dayanılarak, 12.02.208 tarihinde T.C. Başbakanlık Diyanet İşleri Başkanlığı, İstanbul Valiliği’ne (İl Müftülüğüne) bir yazı yazdı.

    Yazıda, “Ek listede bilgileri yazılı alan uzmanlarının yurtdışında görevlendirilmeleri ilgi olurla uygun görülmüş olup kendilerine hizmet pasaportu tanzim ettirilmesi hususunda bilgilerini ve gereğini rica ederim” deniliyor.

    Baba Mansur Ocağı’ndan olan Hüseyin Yıldız’ın Almanya Alevi İslam Birliği’nin yöneticisi olduğu ve bu kurumun da dedesi olduğu iddia ediliyor. Hüseyin Yıldız, Dersim’deki Cemevi’nin yönetiminde de bulunan birisi. Yıldız, aynı zamanda “Kayyum Muhtar” olarak da biliniyor.

    “ALEVİLİKTE ÇIKARIN YERİ YOKTUR”

    Dersim’deki cemevinin durumuna da değinen yazar Mesut Özcan, “Kenan Güven’in yaklaşık 35 yıl önce Dersim’den toplayıp Kuran kurslarına gönderdiği öğrencilerden üçünün Dersim’deki cemevinde görevli olduğunu” söyledi. Özcan, Dersim’deki cemevinde yönetimde bulunanların Alevi ahlakı gereği ‘düşkün’ olduğunu, şahsi çıkarı yol’a tercih ettiklerini ifade ederek, “Alevilikte siyasetin yeri yoktur. Alevilikte çıkarın yeri yoktur. Alevilikte kula kulluk etmenin yeri yoktur” dedi.

    “DERSİM BELEDİYE BİNASI MESCİT GÖRÜNTÜSÜNE BÜRÜNDÜRÜLDÜ”

    Yazar Mesut Özcan, belediye binasının giydirilerek bir mescit görüntüsüne büründürülmesini de, “Dersim merkezinde yaşayan Dersimlilerin yüzde 99’unun Alevi olduğu bir şehirde belediyenin bu görüntüsü yüzde 99’unun inancına hakarettir. Biz, Dersimliler herkesin inancına saygılıyız. Kıyafetine diyeceğimiz bir şey yok. Türkiye’de belki de Sünni yurttaşların Ramazan ayında orucunu en rahat tuttukları, en özgür oldukları yer Dersim. Fakat ilimizi yönetenlerin de, bizim inancımıza, burada yaşayanların inancına saygı duymaları gerekiyor. Bir ilin yöneticileri, kendi inancının, kendi siyaset anlayışının gereklerini değil, burada yaşayan insanların gelenek, görenek ve kültürlerine göre burayı yönetmeleri gerekiyor… Buradaki insanların ruhunu incitecek şeylerden kaçınması gerekiyor. Çünkü bürokratlar, yöneticiler, üniversiteler siyasi partilerin örgütleri, temsilcileri değil, olmamalıdırlar. Bu kurumlar devletin kurumlarıdır. Devlet de bütün yurttaşlarına eşit yaklaşmalıdır” dedi.

    Hüseyin Yaşar SEZGİN/DERSİM

  • CHP’li Çamak Diyanet’ten yanıt bekliyor: Dedeleri yurtdışında neden görevlendirdiniz?-VİDEO

    CHP’li Çamak Diyanet’ten yanıt bekliyor: Dedeleri yurtdışında neden görevlendirdiniz?-VİDEO

    PİRHA- CHP Mersin Milletvekili Hüseyin Çamak, Alevi tabanında bir karşılığı olmayan bazı dedelerin yurtdışında görevlendirilmelerini PİRHA’ya değerlendirdi. Bu konuda Diyanet’e sorular yönelttiğini ancak hala yanıt alamadığını belirten Çamak, sözkonusu dedelerin yol düşkünü olduklarını vurguladı. 

    CHP Mersin Milletvekili Hüseyin Çamak, Diyanet tarafından Newroz için yurtdışında görev yapmaları için görevlendirilen Dersimli gri pasaportlu Alevi dedelerine tepki gösterdi.

    “ALEVİ TANABINDA KARŞILIKLARI YOK”

    Çamak, aslında dede olarak görevlendirilen bu gri pasaportlu kişilerin, toplumda, tabanda bir Alevi  bir karşılığı olmadığını, yeteri kadar ehil, bilgi ve donanıma sahip olmadıklarını vurguladı.

    Milletvekili Hüseyin Çamak, dede olarak görevlendirilen bu kişilerin, aslında müftülüğe, “Sayın müftü siz öncelikle Alevi inancını kabul ediyor musunuz, etmiyor musunuz?, Cemevlerini inanç yeri, inanç merkezi olarak kabul ediyor musunuz, etmiyor musunuz?” sorularını yöneltmeleri gerekirdi diye konuştu.

    “Ben isterdim ki dedelerimiz, müftünün karşısına oturdukları zaman bu soruyu sorsunlar. Kabul etmiyorsa o anda kusura bakmayın siz bizi tanımıyorsanız bizim sizinle işimiz olamaz, sizi de muhatap almıyoruz demeleri gerekirdi” diyen Çamak, şöyle devam etti:

    “Maalesef bu soruyu soramadıklarına göre her halde bir gezi uğruna yol düşkünü durumuna düşmüş durumdalar. Bizim edindiğimiz bilgilere göre zaten Avrupa’da da bir karşılık bulamamışlar. Orada kendileri bir nevi bozularak yurda dönmüşler.
    Tabii işin ilginci bunların içerisinde bir tanesi 15 yaşında bir çocuğun Stuttgart’ta görevlendirilmesi. Reşit olmayan bir çocuk, orada bulunan Alevilere ki; oradaki Aleviler yıllardır dünyayı ve Avrupa’yı tanıyan bilinçli insanlar onlara ne anlatabilir? Bu da gösteriyor ki taraftar kazanmak. Böyle bir düşünce asla kabul edilemez.”

    “ALEVİ DEDELERİNİ YURTDIŞINDA NEDEN GÖREVLENDİRDİNİZ?”

    CHP Mersin Milletvekili Hüseyin Çamak, mecliste Diyanet İşleri Başkanı’na başbakana bağlı oluğu için şu soruları yönelttiklerini kaydetti:

    1. Öncelikle yurtdışında böyle bir görevlendirme hangi ihtiyaçtan gerekli görülmüştür.
    2. Başbakan’a bağlı Diyanet İşleri Başkanlığı Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü Alevilerle ilgili bir görevlendirmeyi neye göre ve hangi kıstasları baz alarak yapmıştır.
    3. Alevi dedesi veya kanaat önderleri olarak belirtilen kişilerin Alevi tabanında herhangi bir karşılığı olup olmadığına dair biriminiz gerekli araştırmaları yapmış mıdır?
    4. Görevlendirilen kişilerin Alevi inancına dair yetkinlikleri hangi ölçütlerde nasıl tespit edilmiştir.
    5. Alevi tabanında herhangi bir karşılığı olmayan hatta henüz reşit dahi olmayan bazı kişilerin yurtdışında görevlendirilmesinin altında yatan asıl amaç nedir?

     

    Hala sorularına bir yanıt alamadıklarını ifade eden Çamak, başbakanlık kanalıyla Diyanet’e, “Başbakana bağlı diyanet işleri başkanlığında 2018 yılı itibariyle yurt içi ve yut dışında çalışan toplam personel sayısı kaçtır? Diyanet işleri başkanlığı bünyesinde çalışan personelin unvan ve meslek tanımına göre dağılımı nedir? Diyanet işleri başkanlığına bağlı çalışan Norm kadro sayıları ve hala hazırda çalışan sözleşmeli ya da kadrolu, farklı statüde çalışan personellerin sayısı kaçtır?” sorularını da yönelttiklerini söyledi.

    Çamak, kadroda gösterilmeyen imam hatip mezunu veya ilahiyatçıların TRT başta olmak üzere çeşitli kurumlarda görevlendirildiklerini duyduklarını da ekledi.

    Hanefi islam düşüncesinin diğer inançtaki insanlara dayatıldığını belirten Milletvekili Hüseyin Çamak, bunun kabul edilemeyeceğini dile getirdi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Bülbül’den gri dedelere tepki: Yola ihanet ediyorsunuz, yolu kirletiyorsunuz-VİDEO

    Bülbül’den gri dedelere tepki: Yola ihanet ediyorsunuz, yolu kirletiyorsunuz-VİDEO

    PİRHA – Eğitimci-Yazar Kemal Bülbül, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından görevlendirilen gri pasaportlu dedelere “Böyle bir şey Alevilik aklıyla, Alevi yolu ve erkanı ile açıklanacak bir şey değil. Siz yola ihanet ediyorsunuz. Siz yola saldırıyorsunuz, siz yolu kirletiyorsunuz” diyerek tepki gösterdi.

    Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından Hıdırellez ve Nevruz görevlendirmeleri adı altında 13 kişinin gri pasaportla görevlendirmesine ilişkin PİRHA’ya konuşan Eğitimci-Yazar Kemal Bülbül, “Gerek Hıdırellez gerek Hızır orucu, gerek Sultan Newroz Cemi bizim inancımızın olmazsa olmaz dönemlerinden erkanlarından bazıları. Bunları ocakzadeler, ocakzadelerin olmadığı yerlerde rayberler, onların da olmadığı yerde bilenlerin aracılığı ile bu erkanlar yürütülebilir.

    Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Dersim’den bir takım ocakzadelere pasaport vererek, ceplerine para koyarak, yurtdışına göndermesi öncelikle Diyanet’in değil, bunu kabul edip gereğini yapmaya çalışanlar için ayıp, günah ve yazık bir şey” açıklamalarında bulundu.

    “BİR PİR NE ZAMANDAN BERİ DİYANET’TEN TALİMAT ALIR OLDU”

    “Pir Seyit Rıza’nın tabiri ile yazık size, günah size, vah size. Ne zamandan beri bir Pir, bir ocakzade, bir yol erkan yürütücüsü, bir hak ve hakikat talibi ne zamandan beri Diyanet’ten talimat alır oldu. Ne zamandan beri Diyanet’in belirlemiş olduğu fetvalarla iştihalarla yol erkan yürütür oldu” diye konuşan Bülbül, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Sizin aklınız kendinize yetmiyor mu? Eğer ocakzade iseniz ocağınızın size verdiği hakikatleri yapın. Yok, ocakzade değil iseniz gidin Diyanet’in bir memuru olun. Bunun için sizi engelleyen de yoktur. Ancak ocakzade olmanın gereği hak ve hakikati mürşit bilerek gidip talibine niyaz olmaktır. Siz talibinizle buluşacaksanız talibinizle buluşmayı murad ediyorsanız bu zaten yolun ve erkanın gereğidir.”

    “YOLA İHANET EDİYORSUNUZ, YOLA SALDIRIYORSUNUZ!”

    Bülbül, “Pir talibine gider talibine niyaz olur. Talibini ifşaat eder, talibinin gönlünü hoş eder, talibini görgüden sorgudan geçirir” diyerek tepkisini şöyle dile getirdi:

    “Siz neyin talibisiniz? Hakkın ve hakikatin talibi misiniz? Diyanet’in talibi misiniz önce siz buna karar verin. Bizim yol erkanda Diyanet’e talip olmak Şeyhülislam talip olmak, devlete tabii olmak diye bir şey yoktur. Sizden önce geçen aşıklar ve sadıklardan da mı haberiniz yoktur? Yani bu topraklarda yaşayan hak ve hakikat uğruna can baş veren, canını feda eden mürşitlerden haberiniz yoksa zaten siz yolun yolcusu değilsiniz. Zaten size pir denmez, mürşit denmez, ocakzade denmez. Böyle bir şey Alevilik aklıyla, Alevi yol ve erkanı ile açıklanacak bir şey değil. Siz yola ihanet ediyorsunuz. Siz yola saldırıyorsunuz, siz yolu kirletiyorsunuz.

    “BÖYLE PİRLİK, MÜRŞİTLİK OLMAZ”

    Siz bir ocakzade olarak hiç kimse size bir şey söylemeden, hiç kimse sizi yönlendirmeden, ne devlet ne Diyanet ne kaymakam ne vali ne bekçi ne polis, kimse sizi yönlendirmeden sizin gerek duyup gidip talibinizle niyazlaşmanız gerekirken size pasaport veriliyor, cebinize para konuluyor, elinize de ne yapacağınız yazılarak tutuşturuluyor. Böyle taliplik olmaz, böyle pirlik olmaz böyle mürşitlikte olmaz.”

    “YOL DÜŞKÜNÜ OLMUŞSUNUZ”

    Bülbül, “Siz aslında bu tutumunuzla hakkın ve hakikatin yolunda yol düşkünü olmuşsunuz. Yolu bırakıp bir kenara çekilin, yolu açın talipler geliyor, yolu açın hakkın ve hakikatin yürütücüleri geliyor, yolda fazlalık konumundasınız. Bugün size bir şey söylenmiyor olabilir. Ama hak ve hakikat bunun hesabını sizden soracak. Bunun hesabını sormakta bizde şiddet ve zulümle değil, bizde herkesin amelinin, amacının, yürütmesini, temsilini ne anlama geldiğini tasvir ederek hesap sorarız. Bu tasvir hiç kuşkusuz yol düşkünlüğünü gerektiriyor. Kendinize gelin taliplerinize ve yola da saygılı olun” diye konuştu.

    Kemal Bülbül, “Ne yapmanız gerekiyorsa yolun hakikatin gereklerini de yapın. Bir yerden talimat almak, Diyanet’in yönlendirmesi ile yol yürütmek gibi bizim yolumuzda erkanımızda yoktur. Yola yazık ediyorsunuz kendinizi de heba ediyorsunuz. Kendinizi ayaklar altına alıyorsunuz.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • ‘Gri dedeler, Alevileri asimile etmek için Avrupa’ya gidiyor’-VİDEO

    ‘Gri dedeler, Alevileri asimile etmek için Avrupa’ya gidiyor’-VİDEO

    PİRHA – HBVAKV Genel Başkanı Tuncer Baş, Diyanet’in yurt dışına gönderdiği gri pasaportlu dedelerle ilgili PİRHA’ya konuştu. Baş, “Gri pasaportlu şahıslar karanlık odaklardan, asimilasyon odakları tarafından belirlenmiş kişilerdir” dedi. 

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Tuncer Baş, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından, Tunceli İl Müftülüğü’ne iki ayrı yazı ileterek, “Nevruz ve Hıdırellez Görevlendirmeleri” adı altında toplam 13 dedenin Avrupa’ya gönderilmesine tepki gösterdi.

    “ASİMİLASYONUN ORTAK TAŞIYICILARI”

    Baş, “Gri pasaportlu dede diye bir kavram çıktı. Tabii ki hizmet pasaportu. Bu dedeleri kim önerdi, kim seçti. Bunlar tartışmalı. Bunlar, karanlık odaklardan, asimilasyon odaklarından seçilmiş şahıslar. Belli ki bu şahıslar kendileri de zaten bu asimilasyonun meyilen ortak taşıyıcıları. Belki bu insanlar dede soylu olabilirler. Ama yolla ve erkanla bir alakaları yok” dedi.

    “TOPLUMA VE YOLA KARŞI BİR İHANET”

    “Alevilikte bir söz vardır, hak haklayanın, sır saklayanın, ikrar verenin, yol gidenindir. Aşk olsun yoluna ve ikrarına sahip çıkanlara. Evet, bu adamların ikrarı da sağlam değildi, yürüdükleri yolda yol değildi. Gri bir çizgide gri bir pasaportla yürüyorlar. Ki Alevilik asla gri değil. Bizim yolumuz kıldan ince kılıçtan keskindir. Ama ne yüzle hangi vicdanla yapacaklar bunu da oturup iyice bir düşünmek lazım” diye konuşan Baş, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Çünkü yaptıkları şey buradan Avrupa’ya gidip Avrupa’da yaşayan Alevi canlarımızın özellikle sunnileştirilmesi ve asimile edilmesidir. Bunlar sadece Avrupa’ya giden 4-5 kişiden ibaret değil, bunlar Türkiye’de de var. Onlarcası var. Duyuyoruz, biliyoruz.

    Ama bunlara karşı uyanık olmamız lazım. Öyle her Aleviyim diyen, her dedeyim diyen Alevi olamıyor, Alevi olunamıyor.

    Bunu topluma ve yola karşı bir ihanet olarak değerlendiriyorum. Ve herkesi bu konuda duyarlılığa çağırıyorum.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Pir Hayri Şanlı: Aleviliği asimile etmek için Avrupa’ya gönderildiler-VİDEO

    Pir Hayri Şanlı: Aleviliği asimile etmek için Avrupa’ya gönderildiler-VİDEO

    PİRHA – Derviş Cemal Ocağı Piri Hasan Hayri Şanlı, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Alevi dedelerini ‘Nevruz ve Hıdırellez görevlendirmeleri’ adı altında Avrupa’ya göndermesine tepki gösterdi. Pir Şanlı, “Avrupa’ya gönderilmeleri Aleviliği asimile etmekten başka bir şey değil” dedi. 

    Diyanet İşleri Başkanlığı, Tunceli İl Müftülüğü’ne iki ayrı yazı göndererek “Nevruz ve Hıdırellez Görevlendirmeleri” adı altında toplam 13 dedeyi Avrupa’ya göndermesine Derviş Cemal Ocağı Piri Hasan Hayri Şanlı tepki gösterdi.

    “ASİMİLE ETMEKTEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİL”

    Pir Şanlı, “Bunlar bilinçli olarak yapıyorlar, zaten dedelerde gerekli olan bilgi de yok. Onları araştırdım sordum, devlet kendilerine bin Euro para veriyor gidip geliyorlar, bir şey yaptıkları da yok. Konuşuyorum kendileriyle Aleviliği bilmiyorlar. Zaten Avrupa’ya gönderilmesi de asimile etmek. Bunu fazlasıyla yapıyorlar” ifadelerini kullandı.

    Pir Şanlı, bir diğer asimilasyon politikasını ise şöyle belirtti:

    “Şu anda Cem Vakfı olsun veya diğer dedeler olsun, ellerindeki bilgi tamamen Sünni etikten ödünç aldıkları bilgilerdir. Bunu almışlar Şia boyasına batırmışlar. Ona batırdıktan sonra getirip Alevilik diyorlar. Yıllardır böyle.”

    “SULTAN MAHMUT DA SECERELERE MÜHÜR BASARDI”

    “Örneğin Sultan Mahmut vardı. Sultan Mahmut fellik fellik arıyordu ki bir yerde Alevi bulsun öldürsün. Dedeleri de çağırıyordu. Secerelerine mühür basıyordu; gidin dedelik yapın diye. Mühürlerken gidip ne yapacaklarını da söylemiştir kendisine” diye konuşan Pir Şanlı, tepkisini şöyle getirdi:

    “Ben bunlara dede diyemem. Mesela Ali Ekber Yurt; cemevine, vurulan birini getirdiler almadı. Yapılacak iş miydi? Kendi pirini Davutoğlu’na şikayet eden yine Ali Ekber Yurt. Bize düşen görev bunları deşifre etmek. Bunlar işbirlikçi insanlar. Olacak iş mi kendi öz pirini Davutoğlu’na şikayet etsin. Yani sorunlar varsa kendi aranızda halledin.”

    Hüseyin Yaşar SEZGİN/DERSİM

     

  • ‘Alevi inancı Diyanet için ne ifade ediyor?’-VİDEO

    ‘Alevi inancı Diyanet için ne ifade ediyor?’-VİDEO

    PİRHA – Bargini Ağuçan Ocağı Sosyal Yardımlaşma ve Kültür Derneği Başkanı İnanç Dolu, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, “Nevruz ve Hıdırellez Görevlendirmeleri” adı altında 13 Alevi dedesini Avrupa’ya göndermesine tepki gösterdi. Dolu, “Tanınmayan bir inanca devlet görevlendirme yapıyor” dedi.

    Diyanet İşleri Başkanlığı, Tunceli İl Müftülüğü’ne iki ayrı yazı göndererek “Nevruz ve Hıdırellez Görevlendirmeleri” adı altında toplam 13 dedeyi Avrupa’ya göndermesine Bargini Ağuçan Ocağı Sosyal Yardımlaşma ve Kültür Derneği Başkanı İnanç Dolu tepki gösterdi.

    “ALEVİ İNANCI DİYANET İÇİN NE İFADE EDİYOR?

    Dolu, “Basından takip ettiğimiz kadarıyla 13 kişilik dede listesi hazırlanıp Nevruz ve Hıdırellez görevlendirmesi adı altında bazı dede ve uzmanların Diyanet aracılığıyla gönderildiğini gördük. Bazı kişiler TV programlarına bile çıkmışlar. Aklımıza 2 soru geliyor. Birincisi Alevi inancı Diyanet için ne ifade ediyor? Yasal bir statüsü olmayan bir inançta nasıl görevlendirme yapılıyor? Uzmanlar deniyor, ne uzmanı, 16 yaşındaki gencin uzmanlık alanı nedir?” ifadelerini kullandı.

    “DEDELER RIZALIK LOKMASINI HAK BİLEREK YETİNMELİ”

    “Alevilik inancında Hak kavramı vardır. Hak sadece yaratıcı değil, sosyal yaşamda adalet ve eşitliktir. Pirler bağımsız olmalıdır ki Haktan uzaklaşmasınlar. Alevilik, egemen sınıfın inancı değil, mazlum halkların yaşam biçimidir. Varoluştan günümüze kadar bu biçimiyle yaşanmış” diye konuşan İnanç Dolu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bunun içindir ki; bu inanca önderlik yapanlar, mürşidler, pirler, rahberler talipten gelen rızalık lokmasını Hak bilmeli ve yetinmelidirler. Aksi takdirde bağımsız karar verme ve adalet duygularını yitirir, bağımlı hale gelirler. Alevi ocakzadeler, kimsenin memuru olmamalı, siyasi parti temsilcilerinin, kurum çalışanlarının inanç önderliğinde bağımsız kalmayacağı aşikardır.”

    “CEMEVLERİNİ SAHİPLENMEYE ÇAĞIRIYORUZ”

    Cemevlerini sahiplenme çağrısı yapan Dolu, şunları kaydetti:

    “Ocakzadelerin kaygıları bu inancın üzerindeki baskılardır. Gençlerin eğitimi olmalı, Alevi halkının ise cemevlerini cenaze evi görünümünden çıkarıp ikrar evlerine dönüştürme çabası içerisinde sahiplenmeye çağırıyoruz. Cemevleri bizim ikrar evlerimiz olmalı. Yönetici ve pirlerin ise kimsenin memuru olmadan eşitlik ve adalet içerisinde Hak yoluna kılavuzluk etmeleri gerekiyor.”

    Hüseyin Yaşar SEZGİN/DERSİM

     

  • Alevi Bektaşi İnanç Kurulu’ndan sert tepki: Diyanet saygısız hamleler yapıyor

    Alevi Bektaşi İnanç Kurulu’ndan sert tepki: Diyanet saygısız hamleler yapıyor

    PİRHA – Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın, ‘Camiler hem Sünni hem Alevi’nin ibadet yeridir’ açıklamalarına Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Başkanı Pir Hüseyin Güzelgül’den tepki geldi. Pir Güzelgül, “Biz kadıdan, hacıdan, hocadan fetva almamışız. Bizim pirimiz, rehberimiz, mürşidimiz vardır” ifadelerini kullandı.

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, “Alevi kardeşlerimiz cemevlerinde muhabbetlerini yapabilirler, namazlarını da kılmak istiyorlarsa kılsınlar. Müslümanların ibadet yeri camidir. Camiler hem Sünni hem Alevinin ibadet yeridir” dedi.

    “BİZ HACIDAN, HOCADAN FETVA ALMAMIŞIZ”

    Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Başkanı Pir Hüseyin Güzelgül, “Biz kadıdan, hacıdan, hocadan fetva almamışız. Bizim pirimiz, rehberimiz, mürşidimiz vardır. Biz dünyayı güzelleştirmek adına, gönülleri, insanlığı güzel eylemek ve bu güzellikleri de pay ederek birlikte yaşamayı isteyenleriz. Bütün inançlar güzel ahlak ve sevgi üzerine kurulmuştur ve varlıklarını da onun üzerinde devam ettirmeye çalışmaktadırlar. Bizim ibadethanemiz cemevidir, ibadetimiz de cemdir. Farklı inançlar, kültürler ve düşünceler arasında saygı ve dayanışmaya dair ilişkiler yerine bunlar düşmanlık üretiyor. Diyanet, toplumumuzu kutuplaştırmaya, ayrıştırmaya yönelik saygısız hamleler yapıyor” dedi.

    “DİYANET BİZİ YOLUMUZDAN İKRARIMIZDAN DÖNDÜREMEZ”

    “Biz onlara teslim olmuyoruz. Hiçbir zaman teslim olmamışız, teslim olmayacağız. Bizim düşüncemiz velidir. Hiç kimseyi kimseden ayırmaz. Yaratılan yüz bin alemi Hakkın nuru bilir, herkesi kendimiz gibi görürüz” diye konuşan Pir Güzelgül, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Nesimi misali, Mansur misali aşk ile severiz cümle alemi. Tıpkı Yunus gibi içimizin aynasını dışarı tutar herkesi bir eyleriz, Hüseyindir yolumuzun piri. Postumuzu Hak yoluna sermişiz; yolumuzun menzili Hakka varır. Celal-i Abbas gibi mazlumlara taşınacak su yolunda baş veririz. İmam Hüseyin, Hacı Bektaş Veli’ye de ikrar vermişiz. Dönmeyiz ikrarımızdan. Ne zulümler ne saldırılar görsek de, kah yüzülsek kah asılsak da fark etmez. Darağacında asılan Mansur misali hep enel Hak söyler bizim dilimiz. Pir Sultan’dır cesaretimizin simgesi. Hiç kimse bu yolda bizi ne asimile edebilir ne yok edebilir. Biz pirimizin, rehberimizin, İmam Hüseyin’in, Şah-ı Merdan Ali’nin yolundan, adaletinden ayrılmayan bir toplumuz. Ne Diyanet Başkanı ne de onun yardakçıları bizi yolumuzdan, ikrarımızdan döndüremez.”

    “İBADETHANEMİZ CEMEVİ, İBADETİMİZ CEMDİR”

    Pir Güzelgül, “Öyle bilsin ki bizim ibadet yerimiz cemevidir. İbadetimiz de cemdir, Alevilik vardır, Alevilik Haktır. Bunu artık görsünler” diyerek tepkisini şöyle dile getirdi:

    “Sadece Aleviler değil diğer inanç sahipleri de vardır. Birlikteliği yok etmek isteyen inkarcı zihniyet bu toplumu bölüp ayrıştırmaya çalışıyor. Biz birlikteliği sağlamaya çalışıyoruz. Böyle bir inanca sahibiz. Ebu Sufyan’ın zihniyetiyle bir yerlere gidilmez. Gelin hep birlikte dünyayı güzel eyleyelim. Birbirimize saygı duyalım. Biz havraya, sinagoga, kiliseye, camiye saygı duyarız. Yalnız bizim de ibadet yerimize ve ibadetimize de saygı duyulmasını isteriz. Bu zihniyetten vazgeçsinler.”

    “BİZİ YOK EDEN ZİHNİYETTEN NASIL DESTUR ALINIR”

    Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ‘Nevruz ve Hıdırellez Görevlendirmeleri” adı altında 13 Alevi dedesini Avrupa’ya göndermesine tepki gösteren Pir Güzelgül, şunları kaydetti:

    “Zaten ağacın kurdu olmasa ağaç kurumaz. Biz hem onlarla uğraşıyoruz hem bunlarla uğraşıyoruz. Bizim inancımızı tanımayan bizim inancımızı yok etmeye çalışan, katliamlar yaşatan zihniyetle nasıl bir olunabiliyor. Bizi Kerbela’da, Maraş’ta, Sivas’ta, Koçgiri’de, Gazi’de, Gezi’de yok eden zihniyetle nasıl hareket edip nasıl oradan destur alıyorsun. Biz Şeyhül İslamlardan fetva almamışız. Bizim pirimiz, rehberimiz, mürşidimiz vardır. Bu yola onların çizdiği yolla gelmişiz. Bir de Aleviliğin, ocakların ana kaynağı Dersim’de, onlar bize nasıl fetva verecek. Bugüne kadar biz onların fetvasını almadık.”

    Hüseyin Yaşar SEZGİN/DERSİM

  • Pir Hamza Takmaz: Pir, mürşit ve talip ilişkisine görevlendirme yapma kimsenin haddine düşmez

    Pir Hamza Takmaz: Pir, mürşit ve talip ilişkisine görevlendirme yapma kimsenin haddine düşmez

    PİRHA-  Kureyşan Ocağı pirlerinden Hamza Takmaz, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, “Nevruz ve Hıdırellez Görevlendirmeleri” adı altında toplam 13 Alevi dedesini Avrupa’ya göndermesine tepki gösterdi. Takmaz, “Ocaklar ile pir, mürşit ve talip ilişkisine görev ve emir vermek kimsenin haddine düşmez” dedi.

    Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, “Nevruz ve Hıdırellez Görevlendirmeleri” adı altında toplam 13 Alevi dedesini Avrupa’ya göndermesine tepkiler devam ediyor.

    “Sözde temsilciler ve ocakzadeler ile Alevileri kendilerine benzetmeye ve Avrupa Alevi örgütlenmesine müdahale edilmeye çalışılıyor” diye konuşan Kureyşan Ocağı pirlerinden Hamza Takmaz, “Dersim’de valilik kanalı ve İçişleri Bakanlığı ortaklığı ile ilgili bu çalışmayı kınıyorum. Çünkü bu devletin görevi değildir.  Böyle bir şeye girmesine hakkı da yoktur. Bir hakkı var ise ülkede yaşayan inançlı, inançsız tüm halkların eşit haklarının verilmesidir. Bizlere ve inancımıza müdahale etme şansları yoktur. Avrupa’ya böylesi bir görevlendirmenin yapılması bu inancı sindirmedir” dedi.

    “YOLA ZARAR VERMEK İHANET ETMEKTİR”

    “Bu sözde temsilciler kanalı ile Alevileri kendilerine benzetmeye çalışıyorlar” vurgusunu yapan Pir  Takmaz, ” Avrupa’daki Alevi örgütlenmesinin örgütlülüğü ile birlikte ses çıkarması ve buraya müdahale edememeleri bunun asıl amacıdır. Özellikle Cem Vakfı ve bazı ocakzadeler ile bunu yapmaya çalışıyorlar. Eğer kendi bireysel çalışmaları olsaydı biz bütün eksikliklerine rağmen saygı duyardık. Ama böylesi birşey değil. İnsan bu topluma karşı uygulanan asimilasyonu, hak ihlalini hiç mi görmez. Ocaklar ile pir, mürşit ve talip ilişkisine görev ve emir vermek kimsenin haddine düşmez. Buna çanak tuturlarsa da, ‘bu yola uygun değil’ derim. Düşkün demem, çünkü yola bile girmemiş olabilirler. Pirine, talibine ikrar vermişler mi, halk mahkemelerinden geçmişler mi ? Yola girmeyen ve ikrar vermeyen düşkün bile ilan edilemez. Bu yola zarar vermek, ihanet etmektir.”

    “ASKER CENAZESİNDE ERKANA DURMAYAN, KABULLENMEYENLER NASIL CEME GİRER ?”

    “Devlet bir nevi Dersim’deki cemevinin içerisindedir, içten bir pazarlıktır” tepkisini gösteren Pir Takmaz, “Dersim’de bulunan cemevinin buna ön ayak olması tesadüf değildir. Bu cemevinin kuruluşundan bu yana bu vardır. Devlet bir nevi bu kurum içerisindedir. İçten bir pazarlıktır. Bunu söylediğimizde insanlar rahatsız olmuştu ama gerçek bu. Ben buna dair yazı yazdığım vakit, Vali Yardımcısı bu cemevi yöneticilerini çağırıp neden böyle bir yazı yazdığımı sorup, benden şikayetçi olmalarını istemişti. Bir asker cenazesinde erkana durmayan, cemevini kabullenmeyenler ne hakla bizlerin cemlerine girer” dedi.

    “İNANCIMIZI KURBAN ETMEYELİM, TAVİZ VERMEYELİM”

    Avrupa’ya gelen her Ocakzadenin cem sorgusu yapılarak, posta oturtulması çağrısında bulunan Pir Takmaz son olarak şunları belirtti:

    “Avrupa’ya şu çağrım olabilir. Oradaki Alevilerin ve kurumlarının tavrı nettir. Her gelen Ocakzade kolayca kurumlarımıza girememeli. Önce bir cem sorgusu yapılmalı ve öyle posta oturtulmalı. Bu inancın değerlerini farklı inançlara kurban etmemeli. Bunlara taviz verilmemeli. Hak ile hak olalım. Özümüze dönelim. Gerici ve bağnaz sistemin içerisinde yer almayalım. Bu inanca ihanettir”

    Ersin ÖZGÜL / İZMİR

     

  • Dersim 38 Soykırım Karşıtı Derneği: Gri dedelerin halkımızın sofrasında değerleri olmayacaktır

    Dersim 38 Soykırım Karşıtı Derneği: Gri dedelerin halkımızın sofrasında değerleri olmayacaktır

    PİRHA- Dersim 38 Soykırım Karşıtı Derneği yaptığı yazılı basın açıklamasında, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından, Tunceli İl Müftülüğü’ne iki ayrı yazı göndererek “Nevruz ve Hıdırellez Görevlendirmeleri” adı altında toplam 13 dedenin Avrupa’ya gönderilmesine tepki gösterdi.

    “Yezidin ekmeği ile karnını doyuranların soframızda asla yeri olmadı” denilen açıklamada,  “Bundan sonrada olmayacaktır!
    Bu tür girişim içinde olanlarında haddini aşan bu girişimler de boş ve beyhudedir” ifadelerine yer verildi.

    Açıklamanın devamında şöyle denildi:

    “Özelikle Türk devleti ve onun AKP hükümeti ve Diyanet’inin bugüne kadar inancımıza ve toplumsal değerlerimize yönelik yapmış oldukları çirkin açıklamalar ve karamalamalar yetmiyormuş gibi, şimdi de direk Dersim kökenli bir grup “dede” kılıfına bürünmüş “ Yezidi” aramıza göndermiştir.
    Misyonerlik görevi ile gönderilmiş bu Yezid grubu Avrupa’da kendi kirli ve çirkin emellerine ve savaş histerisine alet etmiş olduğunu iyi biliyoruz.”

    “HALKIMIZIN YANINDA VE SOFRASINDA DEĞERLERİ OLMAYACAKTIR”

    “Dersim’liler olarak bu yeni yetme rayberlerin de öncekiler gibi boş ve geldikleri gibi döneceklerini birlikte göreceğiz” tepkisi gösterilen açıklamada,  “Onlara deriz ki, ‘yüzünüzü Diyanet’e değil, Duzgün’e dönün ve halkımızdan özür dileyin ki içimizde yüzünüz olsun.
    Bilin ki; tarih boyunca o kara yüzlerin sayfasında hep lanetle anılacaksınız.

    Bu girişim içinde olanları kendi kirli emelleri ile baş başa bırakalım. Öncekiler gibi bunların da,  halkımızın ne yanında ve nede sofrasında  değerleri olmayacaktır.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Pir Celal Fırat’tan Diyanet’in emrindeki gri dedelere büyük tepki

    Pir Celal Fırat’tan Diyanet’in emrindeki gri dedelere büyük tepki

    PİRHA-İmam Rıza Ocağı Ocağı pirlerinden Garip Dede Derhahı Başkanı Celal Fırat, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, “Nevruz ve Hıdırellez Görevlendirmeleri” adı altında toplam 13 Alevi dedesini Avrupa’ya gönderdiğine tepki gösterdi.

    Diyanet İşleri Başkanlığı, Tunceli İl Müftülüğü’ne iki ayrı yazı göndererek “Nevruz ve Hıdırellez Görevlendirmeleri” adı altında toplam 12 kişiyi Avrupa’ya gönderdiğine dair belgenin yayınlamasının ardından İmam Rıza Ocağı Ocağı pirlerinden Garip Dede Derhahı Başkanı Celal Fırat konuya dair yazı kaleme aldı.

    Pir Fırat, “Gri Pasaportlu Alevi olmayan Dedeler” başlıklı yazısında, “Alevilerin yaşam şekli ve inanç biçimi her yönüyle İslam’ın öz biçimi denilerek Sünni İslam’a zorlama devam etmekte” dedi ve yazının devamında şu ifadelere yer verdi:

    “Son yıllarda (özellikle son onbeş yılda), Türkiye halkının din eğitimine talebinin olduğunu, din eğitiminin kurumsallaştırılarak din okullarının sayısının artırılması ve dini eğitim ve öğretimin projelendirilerek her vatandaştan alınan vergi ile laiklik ilkesine ters bir şekilde bir mezhebin din problemlerini çözmeye dönük rapor ve tekliflerine harcanması, dinin iktidar aracı olarak kullanıldığını net olarak göstermektedir. Net bir şekilde yapılan bu haksızlık yaşamsal yeni problemler ve kaosu da beraberinde getirmiş, ülkede yaşayan tüm farklı inançtaki insanların özellikle biz Alevilerin yaşam şekli ve inanç biçimi her yönüyle İslam’ın öz biçimi denilerek Sünni İslam’a zorlama devam etmekte.
    Örneğin medyada yapılan yorumlar, cevaplanan sorular ( Hocam Müslüman, Alevi biriyle evlenir mi? sorusuna hocanın evet bir Müslüman bir Müslüman’la evlenebilir) demesi karşısında Alevi önderlerinin basın açıklamasında İslam’ın özü biziz demesi bu projenin hedefine ulaştığını göstermektedir.”

    Amacın, din eğitimi ile toplumsal ve bireysel ahlak ilkelerinin tek tipleştirilmesi sonucu insanların ‘terbiye’ edilmek istendiğine dikkat çeken Pir Fırat, “Hatta her mezhep ve inanç biçimini içine alacak dini projeler geliştirilerek, sözde toplumsal barış hedefleri ileri sürülmüş, tarihsel, politik, değerler gün yüzüne çıkarılarak resmi eğitim sisteminin değiştirilmesi gerektiğine toplumun büyük bir kısmı da sözde kardeşlik projelerine ikna edilmiştir” dedi.

    “SÜNNİLİĞE DÖNÜŞTÜRMEYE ÇALIŞIYORLAR”

    “Alevilik, gerçeklik ve evrenselliği savunur” diyen Pir Fırat şöyle devam etti:

    “Alevilik-Sünnilik meselesi bizim meselemiz değil, asıl mesele bizim Alevi olmamız, bunu kendine sorun edinenler içimizden seçtiklerini sahneye alıp, Alevilik yorumuyla telkin ediyor ve bu telkin yoluyla Sünniliğe dönüştürmeye çalışıyor. Sünni ahlak ilklerini Alevilikle karşılaştırmak bireye baskı yaparak onu vicdanına hapsetmektir. Bu müfredat da bunu kapsıyor. Alevilik inancı yaşamsal tecrübeyle kazanılmış hal ve hakikatlerdir bunu formalara, bazı aşamalarının örgün eğitim içinde çocuklara verilmesi mümkün olmayacağından dolayı sadece okuma parçası olarak kalacaktır. Yani planlı programlı ve amaçlı bir şekilde verilecek bir metot değildir. Alevilik yaşanması gerekir yani terakki ( kişinin o alanda ilerlemesi ) ve tekamül ( kamil olmayı) yaşamda ayırmaz bireyselleştirmez. Bu nedenle mezhep mensubu veya mürit yetiştirmez, onun yerine iyi insan olmayı hedefler. Sonuç olarak; bilimden giderek uzaklaşan toplumlar din eğitimi ve öğretimi alanında bağnazlaşarak, bu eğitimleri kendi okullarında ve diğer kurumlarda kendi metinleri üzerine din anlayışı yaratarak ideoloji eğitimine dönüştürür ve bunun için Alevi dedeleri seçilir.”

    (HABER MERKEZİ)