Etiket: gri pasaportlu dedeler

  • Zakir Aksünger: Alevilik gri dedelerin kültürel saldırısı ve kuşatması altında-VİDEO

    Zakir Aksünger: Alevilik gri dedelerin kültürel saldırısı ve kuşatması altında-VİDEO

    PİRHA- Zakir Fahrettin Aksünger, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın gri hizmet pasaportuyla yurt dışına gönderilen  dedelerce Aleviliğin kültürel bir saldırının ve kuşatmanın altında olduğunu kaydetti. Aksünger, “Biz dilimizi ve düşüncemizi değiştirmediğimiz, kendimizi netleştiremediğimiz sürece gri pasaportla Aleviler dedeler çoğalacak” dedi. 

    Antalya’da çeşitli Alevi kurumlarında zakirlik ve bağlama eğitmenliği hizmetini yürüten Fahrettin Aksünger ‘Gri pasaportlu dedeler’ hakkında PİRHA‘ya değerlendirmelerde bulundu.

    Gri pasaportlu dedelerin Alevi inancının özgünlüğünü elinden alarak Şii inancına yakınlaştırmaya çalıştığı vurgusunda bulunan Aksünger, Alevi inanç önderlerinin, kurumların kendilerini netleştirerek bu saldırıya karşı durması çağrısında bulundu.

    “ALEVİ İNANÇ ÖNDERLERİ GRİ PASAPORTLU DEDELERE KARŞI KENDİNİ NETLEŞTİRMELİ”

    Alevilerin ikircikli tutumlardan uzak durarak yolun özüne sahip çıkması gerektiğini ifade eden Aksünger, “Aleviler burada ikircikli oynamamalılar. Aleviler kendilerine netleştirmeleri lazım. Dolayısıyla Alevi cemlerinin bir bütününde yani başından sonuna yaklaşık %95’i Arap İslam öykünmesi. Sen bunları yaptığın sürece, sen bunları kendine örnek aldığın sürece ki gri pasaport alanlar bence haklı. Ne diyor? O gri pasaportu alanlar diyor ki ‘Ali namaz kılmıyor muydu? Muhammet namaz kılmıyor muydu? Eğer Anadolu Aleviliği özgün bir inanç ise o zamanda gri pasaportlu dedelerden yakından uzaktan ilişkimiz yoktur. Dolayısıyla önemli olan Alevi inanç önderlerinin burada kendilerini, kurumlarını ve Alevi kamuoyunu netleştirmesidir.

    “GERÇEKLERLE YÜZLEŞMEDİĞİMİZ SÜRECE GRİ PASAPORTLU DEDELER HER ZAMAN OLACAK”

    Kendini dede olarak nitelendiren bu iç asimilasyoncuların ikircikli duruşlarının ciddi bir sorun olduğunun altını çizen Aksünger, Alevilerin bununla yüzleşmediği sürece aynı sorunları yaşayacağını belirtti.

    Zakir Fahrettin Aksünger şöyle konuştu:

    “Pir Hünkar Hacı Bektaş Veli Dergahında yapılan bir etkinlikte uyarılan çerağ normal Türk İslam sentezi üzerinden anlatılan bir vurgu ile uyandırılıyor. Sen onu akşama kadar Türkçe okusan ne olacak, Arapça okusan ne olacak. Biz dilimizi ve düşüncemizi değiştirmediğimiz, kendimizi netleştiremediğimiz sürece gri pasaportla Aleviler dedeler çoğalacak. Biz Anadolu Alevileri dünden bugüne kadar birileri kandırmış ve halen bu devam ediyor. Biz bunlarla yüzleşmediğimiz sürece gri pasaportlu dedelere benim bir şey diyeceğim yok.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Kepez AKD Başkanı Yılmaz: Sünni inancını Alevilere empoze etmesinler-VİDEO

    Kepez AKD Başkanı Yılmaz: Sünni inancını Alevilere empoze etmesinler-VİDEO

    PİRHA-Diyanet İşleri Başkanlığı’nın gri hizmet pasaportuyla yurt dışına gönderdiği ‘dedeler’ ile ilgili konuşan AKD Kepez Şube Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, “Sünni inancını bize empoze etmesinler. Çünkü biz bir elmanın iki yarısı değiliz. Biz bambaşkayız. Kültür olarak, inanç ritüelleri olarak, yaşam tarzı olarak her anlamda çok başkayız. Gri pasaportu kabul eden dedeler hata yapıyor” dedi.

    Diyanet İşleri Başkanlığı’nın gri hizmet pasaportuyla yurt dışına gönderdiği ‘dedeler’ ile ilgili konuşan Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Kepez Şube Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz bu pasaportu kabul eden dedelerin yanlış yaptığını dile getirdi.

    “DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI’NA KARŞIYIZ”

    Aleviler olarak inançlarını tanımayan Diyanet İşleri Başkanlığı’na karşı olduklarını belirten Yılmaz, “Tabii ki bu konuda toplumdan farklı bir şey düşünmüyorum. Sonuçta biz Diyanet İşlerine karşı çıkıyoruz. Bizim inancımızı tanımıyorlar bile. Onların verdiği bir pasaportla böyle bir eylem yapılmasını da ben doğru bulmuyorum. Tabii ki basından takip ettiğim kadarıyla biliyorum. Avrupa’da biliyorsunuz inanç kürsüleri kuruluyor dünya dinleri üzerine. Belki böyle bir şey yapabilirler ve artık Aleviliği resmi olarak tanırlarsa bu anlamda tabii ki devletin bize tanıması gereken imtiyazları kabul ederiz” dedi.

    “GRİ PASAPORTU KABUL EDEN DEDELER YANLIŞ YAPIYORLAR”

    “Diyanet İşleri çatısı altında, Sünni bir inancın baskısı altında kendi inancımızı kimseye empoze ettiremeyiz” diyen Yılmaz şöyle devam etti:

    “Onlar da kendi inançlarını bize empoze ettiremezler diye düşünüyorum. Çünkü biz bir elmanın iki yarısı değiliz. Biz bambaşkayız. Gerçekten bambaşkayız. Kültür olarak, inanç ritüelleri olarak, yaşam tarzı olarak her anlamda çok bambaşkayız. O yüzden ben bu meseleyi çok doğru bulmuyorum bunu kabul eden dedelerin de hata yaptığını düşünüyorum.”

    Cebrail ARSLAN/KEPEZ-ANTALYA

     

  • ‘Gri dedeleri, dinle beyinlerini yıkayıp sonra cemevlerine gönderiyorlar’-VİDEO

    ‘Gri dedeleri, dinle beyinlerini yıkayıp sonra cemevlerine gönderiyorlar’-VİDEO

    PİRHA-Diyanet İşleri Başkanlığı’nın gri hizmet pasaportuyla yurt dışına gönderdiği ‘dedeler’ ile ilgili PSAKD Altınova Şube Başkanı Adnan Aslan PİRHA’ya konuştu. Aslan, “Bizim dedelerin gri pasaporta ihtiyacı yok. Bizim dedeler ocaktan gelmedir. Gri pasaport verelim dedelere Avrupa’ya gönderelim eğitim alsınlar, gelsinler Yol erkân sürsünler böyle bir dünya yok, bizim buna ihtiyacımız yok” dedi.

    Bazı Alevi derneklerinin Diyanet aracılığıyla Avrupa’ya geri pasaportla dede göndermesi ve bazılarının geri dönmemesi geçen aylarda gündeme oturmuştu.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Altınova Şube Başkanı Adnan Aslan, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın gri hizmet pasaportuyla yurt dışına gönderdiği ‘dedeler’ ile ilgili PİRHA’ya konuştu.

    “Bizim dedelerin gri pasaporta ihtiyacı yok” diyen Adnan Aslan, “Bizim dedeler ocaktan gelmedir. Ben beş yaşındayken bizim köyde cem yapılırdı. Dede cem yürütüyordu, okuma yazması yoktu, a, b, c’yi bilmezdi, ama bir anlatırdı, deryayı ummandı. Nereden öğreniyordu bunu? Dedesinden, babasından öğreniyordu. Hafızasını kullanıyor, öğrenip geliyordu. Gri pasaport verelim dedelere Avrupa’ya gönderelim eğitim alsınlar, gelsinler yol erkân sürsünler böyle bir dünya yok, bizim buna ihtiyacımız yok” dedi.

    “DEDELERİMİZİN GRİ PASAPORTA İHTİYACI YOK”

    Alevilerin gri pasaporta ihtiyacı olmadığını vurgulayan Aslan, “Dedelerin Avrupa’dan gidip eğitim alıp gelmelerine ihtiyacı yok. Bizim yolumuz, erkânımız bellidir, bizim ocaklarımızdan gelen ritüeller dedelerin yaptığı cemler bellidir. Gri pasaport alıp Avrupa’ya giden dedeleri biz reddediyoruz. Gri pasaportu ticaret üzerine yapıyorlar. Gidenlerin çoğu gelmemiş 6000-7000 Euro para almışlar. Alevilikte rızalık vardır. Alevilikte öyle cebini doldur, gri pasaportu al Avrupa’ya git ticaret yap geri gel, sen Avrupa’da kimden eğitim alıyorsun?” diye sordu.

    “DEDELER İÇİN ASIL EĞİTİM HACI BEKTAŞ VELİ’NİN ÖĞRETİLERİDİR”

    Adnan Aslan, “Eğitim alıyorsan Hacı Bektaş’a git, Abdal Musa’ya git onları gör. Hacı Bektaş orada ne anlattı, ne söyledi, ne yazdı, hepsini oku burada eğitimini al”diyerek şöyle devam etti:

    “Ne diyor? Eline, beline, diline sahip ol. Başta bunu yapmak lazım. Zaten sen buradan girersen eğitimini almış olursun. Ben gideyim Avrupa’dan eğitim alayım. Bu bir ticaret usulüdür, bu eğitim falan değildir. Bu Alevileri asimilasyona doğru götürmektir. Biz bunları reddediyoruz. Daha önce devlet demedi mi Alevileri Diyanete bağlayın her şeyini yaparım.”

    “GRİ PASAPORTLU DEDELER OCAKTAN YETİŞEN DEDELER DEĞİL, DEVLETİN DEDELERİDİR”

    “Cemevlerinde siyaset yoktur onun için gri pasaport adı altında gönderilen kişilerin çoğu da dede değil, ocaktan gelen de değildir” diyen Aslan konuşmasının devamında şunları dile getirdi:

    “Bunları gönderecekler dinle beyinlerini yıkayacaklar ondan sonra getirecekler sen şu cemevine, sen bu cemevine. Yok kardeşim! Bizim bunlara ihtiyacımız yok, bizim dedelerimiz var. Bu Yolu, erkanı sürdürecek dedelerimiz var.

    “DEDELERİMİZ BURADA CEM YAPTIĞI ZAMAN GÖZYAŞI DÖKÜYORLAR, SAMİMİYET LAZIM!”

    Ocaktan gelmedir, şu anda Altınova cemevinde iki dedemiz var. Biri baba Mansur Ocağı’ndan, diğeri Kureyşan Ocağı’ndan. Çok da güzel hizmet yapıyorlar, cem yaptıkları zaman gözyaşı döküyorlar. Bize samimiyet lazım. İnanmak, o aşk içten gelecek, o gözyaşı içten gelecek. Bu dedeler burada cem yaptıkları zaman gözyaşı döktüğün zaman senin gözyaşı dökmemen elde değil. O dedeler gelecek tiyatro gibi oturacak diğer canlar da koltukta oturacak cem yapacak böyle bir dünya yok. Biz bunu kabul etmiyoruz, reddediyoruz, zaten böyle bir şeye karşıyız, böyle bir durumu da biz istemiyoruz.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • FUAF’tan, çevrimiçi ‘Asimilasyon ve gri pasaportlu dedeler’ konferansı

    FUAF’tan, çevrimiçi ‘Asimilasyon ve gri pasaportlu dedeler’ konferansı

    PİRHA- Fransa Alevi Birlikleri (FUAF) Eğitim-Araştırma Komisyonu, ‘Asimilasyon ve gri pasaportlu dedeler’ konularını içeren çevrimiçi konferans çalışması gerçekleştirdi.

    Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından 2018 yılında görevlendirme adı altında aralarında çocukların da bulunduğu yüzlerce kişinin Alevi Dedesi vasfı taşımamasına rağmen dönemin kamu yöneticileri ile Diyanet yetkilileri tarafından ‘Dede’ oldukları onaylanarak yurt dışına gitmelerinin önünün açıldığı ve gri hizmet pasaportuyla yurt dışına gönderilen bu kişilerden bir kısmının ülkeye dönmediği ortaya çıkmıştı.

    Fransa Alevi Birlikleri (FUAF) Eğitim-Araştırma Komisyonu bünyesinde çevrimiçi gerçekleşen konferansa Araştırmacı Yazar  Turabi Saltık konuşmacı olarak katıldı.

    Konferansa dair, “Kerbela’dan günümüze Aleviler üzerinde yapılan sistematik asimilasyon çalışmaları ele alınırken, son dönemlerde de özellikle Avrupa’ya yönelik gri pasaportlu dedeler üzerinden Alevilerin nasıl asimile edilmek istendiği değerlendirildi” bilgisi paylaşıldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Dede Kamil İçöz’den ‘gri dede’ tepkisi: Ben dedeyim demekle dede olunmuyor!-VİDEO

    Dede Kamil İçöz’den ‘gri dede’ tepkisi: Ben dedeyim demekle dede olunmuyor!-VİDEO

    PİRHA-Hacı Bektaş Veli Ocağı’ndan Dede Kamil İçöz, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın gri hizmet pasaportuyla yurt dışına gönderdiği  ‘Alevi dedeleri’ne tepki gösterdi. İçöz, “Alevilik öyle bir yol ki erişilmesi, ulaşılması gerçekten çok zor. Kıldan ince, kılıçtan keskin, ateşten gömlek, demirden leblebidir ama anlayana” dedi.

    Bazı İslamcı Alevi kurumlarının Diyanet’le işbirliği halinde yurt dışına “dede ve Alevi uzman” sıfatıyla onlarca insanı göndermesinin itiraf esilmesinin ardından tepkiler de yükseldi.

    Hacı Bektaş Veli Ocağı’na bağlı, Isparta Gönenli Dede Kamil İçöz, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın gri hizmet pasaportuyla yurt dışına gönderdiği ‘dedeler’ ile ilgili PİRHA’ya konuştu.

    Dede Kamil İçöz, ülkeyi idare edenlerin kan kaybı yaşadığı her dönemde Alevi ve Bektaşiler üzerinde değişik oyunlar oynamaya çalıştığını belirterek, “Seçim zamanı geliyor herhalde?” yorumunda bulundu.

    İktidarın kan kaybettiğini ve bu kan kaybını önlemek için Alevi toplumu üzerinden beslenmeye çalıştığını da ifade eden İçöz, Alevilerin 1400 yıldır kendi yağlarında kavrulmasını bilen bir toplum olduğunu, bu kadar vergi vermelerine rağmen de devletten hiçbir destek göremediklerini aktardı.

    “DEDELİK ‘HER ŞEYİ BİLİYORUM’ DEMEKLE OLMAZ”

    ‘Gri pasaportlu dedeler’ meselesiyle ile ilgili konuşan İçöz şunları dile getirdi:

    “Bunlar her şeyin kaynağını para olarak görüyorsa bu yanlıştır. Yolun özelliklerini bilerek,  yolun kurallarını iyi değerlendirerek olur bu işler. ‘Ben biliyorum’ demekle bu işler olmuyor. Alevilik öyle bir yol ki erişilmesi,  ulaşılması gerçekten çok zor. Kıldan ince, kılıçtan keskin, ateşten gömlek, demirden leblebidir ama anlayana. İşte o yolda turab olabilmek çok önemli. Herkes talibini biliyor, talibinin davranışlarını biliyor, talipleri de  yıllık görgüden geçiyor, yıllık görgülerinde dede zaten sorguluyor.”

    “CAMİYE HERKES GİRER, CEMEVİNE ANCAK CAN OLANLAR GİREBİLİR”

    Cemevine razılık,  gönül güzelliği, gönül birliği sağlanmadan kimsenin giremeyeceğini söyleyen İçöz sözlerine şu şekilde devam etti:

    “‘Cami de bir cemevi de’ gibi bir söylemi kabul etmiyorum. Camiye herkes giriyor. Cemevine herkes giremez. Cemevine can olanlar girebilir. Bunu yanlış anlamasınlar artık, Aleviliği tanısınlar. Bu dönemde bu çalışmaları yapan dedeleri gri pasaportlu yapıyorlarsa ki ‘Alevilik bir haktır’ o zaman cemevlerini yasal statüye kavuştursunlar her şeyden önce. Alevi olarak bir kimliğimizin olmasını ben canı gönülden isterim.”

    “ALEVİLER OLARAK VERDİĞİMİZ VERGİLERİN KARŞILIĞINI GÖREMİYORUZ”

    Aleviler olarak verdikleri vergilerin bir karşılığını göremediklerini de belirten Dede Kamil İçöz, “Bu toplumda biz beraber yaşıyoruz, kavgamız yok gibi gözüküyor. Ama içten içe asimilasyon yapılıyor, asimilasyona uğruyoruz, baskı görüyoruz. Baskı görüyoruz derken tehditkâr bir şey değil ama genelde yok hükmünde sayılıyoruz. Bunların üstesinden gelebilmek için daha önce söylediğim gibi can olabilmek lazım, iri olabilmek lazım, diri olabilmek lazım, Hünkâr’ın yolundan gitmek lazım diye düşünüyorum.”

    Cebrail ARSLAN/GÖNEN-ISPARTA

     

    .

  • ‘Cemevleri inanç merkezi kabul edilmezken, Diyanet Avrupa’ya dede gönderiyor!’

    ‘Cemevleri inanç merkezi kabul edilmezken, Diyanet Avrupa’ya dede gönderiyor!’

    PİRHA-Milletvekili Zeynel Özen, AB Komisyonu Bilgilendirme Toplantısında Diyanet’in misyonerlik faaliyetleri için Avrupa’ya gönderdiği ‘Gri Pasaportlu Dedeleri’ ve insan kaçakçılığı iddialarını gündeme getirdi. Özen, “Devletin tüm organları bu kaçakçılığın içinde” dedi. 

    HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, TBMM AB Komisyonu Bilgilendirme Toplantısında Diyanetin, misyonerlik faaliyetleri için Avrupa’ya gri pasaportla gönderdiği ‘Dedeleri ve Alevi uzmanları’ ile insan kaçakçılığı iddialarını gündeme getirdi.

    Milletvekili Zeynel Özen, Türkiye’nin Rusya’dan sonra İnsan Hakları Mahkemesi’ne en fazla başvuran 2’nci ülke olduğunu belirterek “Avrupa topluluğunun, bize karşı ön yargıları var fakat biz kendi görevimizi ne kadar yaptık? Yani Kopenhag Kriterleri’ne, Venedik Kriterleri’ne baktığınız zaman, biz bunların hangisini yerine getirdik?” eleştirisiyle konuşmasına başladı.

    “DEVLETİN TÜM ORGANLARI BU İŞİN İÇİNDE”

    HDP’li Zeynel Özen, Dışişleri Bakan Yardımcısı ve AB Başkanı Faruk Kaymakçı’nın “Düzensiz göçü önlemeye çalıştık, başarılı olduk” sözleri üzerine “Bir skandal patladı bu ülkede: İnsan kaçakçılığı. İnsan kaçakçılığını normalde mafya yapar, devletler bunu önlemeye çalışır gücü oranında, bazen engelleyebilir, bazen de engelleyemez. Ama biliyorsunuz, belediyeler aracılığıyla binlerce insan devletin hizmet pasaportuyla yurt dışına götürüldü” dedi. Milletvekili Zeynel Özen, “Bu, resmen insan kaçakçılığı, uluslararası bir suçtur” diyerek şu konuşmayı yaptı:

    “Daha acısı nedir, biliyor musunuz? Diyanetin de buna ortak olması. 20 tane dede yani daha önce, ben tarihlerini bilmiyorum, 2016’da 95 dede, 2007’de gönderdikleri var; sürekli gönderiliyor. Yani ülkemizde Alevilerin inanç merkezi cemevleri kabul edilmiyor ama ne hikmetse Diyanet, Avrupa’daki cemevlerine dede gönderiyor ve gönderdiklerinin de dedelikle falan ilgisi, alakası yok. Bir örnek vereyim: Birisi 15 yaşında, din âlimi olarak gönderiliyor. En acısı da, bakın, ‘15 Temmuz’ diyorsunuz, bu gidenlerin hepsi de FETÖ’den iltica ediyor. Biz bunu devlet olarak yapıyoruz. Şimdi, elbette ki bu, İçişleri Bakanlığını, daha sonra da Dışişleri Bakanlığını ilgilendirir. Çünkü büyükelçiliklerimiz aracılığıyla bu temin ediliyor. Yani mesela, birisi Berlin’den Büyükelçiliğe başvuruyor; o, Dışişleri Bakanlığına, Dışişleri Bakanlığı İçişlerine, İçişleri Diyanete bildiriyor ve öyle gönderiliyor. Yani bir zincir, devletin tüm organları bu işin içinde. Şimdi, bunu nasıl açıklayacağız? Biz bunu ne güvenlikle açıklayabiliriz ne terörle açıklayabiliriz, hiçbir şeyle açıklayamayız. Buna cevabınız ne olacak?”

    PİRHA/ANKARA

  • Önlü’den gri pasaport tepkisi: Diyanet, hangi Alevi kurum ve vakıflarıyla bu projeyi yürütmüştür?

    Önlü’den gri pasaport tepkisi: Diyanet, hangi Alevi kurum ve vakıflarıyla bu projeyi yürütmüştür?

    Dersim’de 2018 yılında “Alevi Dedesi” adı altında gri pasaport verildikten sonra yurt dışına gönderilen 529 kişiden 20’sinin dönmediğini belirten HDP Milletvekili Alican Önlü, buna dair açılan soruşturmanın da takipsizlikle sonuçlandığını söyledi. 

    Malatya’da AKP yönetimindeki Yeşilyurt Belediyesi’nin geçen yıl Eylül ayında Mega Kilit GMBH isimli şirket üzerinden “Çevreye Duyarlı Bireyler Yetiştirmek Projesi” kapsamında Almanya’ya gönderdiği 53 kişiyle patlak veren insan kaçakçılığı, birçok AKP’li belediye tarafından organize edildiği ortaya çıktı. İnsan kaçakçılığının sadece Elazığ Arıcak, Baskil, Akçakiraz, Tokat Erbaa, Bursa Yıldırım, Balıkesir Gömeç, Adıyaman Gölbaşı, Burdur Yeşilova, Yozgat Yerköy, Urfa Suruç (kayyım) ve Ordu Korgan Belediyesi ile sınırlı olmadığı kaydedildi.

    DERSİM’DE ORGANİZE YAPI

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Dersim Milletvekili Alican Önlü, konuya ilişkin yazılı açıklama yayınladı. AKP’li belediye başkanlarının, valilerin, savcıların, müftülerin, kurum yöneticilerinin, üst düzey devlet memurlarının da içerisinde yer aldığı organize bir kaçakçılık şebekesiyle karşı karşıya olduklarını belirten Önlü, Dersim’de 2018 yılında resmi hizmet pasaportuyla (Gri Pasaport) Alevi Dedesi adı altında yurt dışına 529 kişinin gönderildiğini, bu kişilerden 20’sinin geri dönmediğini kaydetti. Bu konuda Tunceli Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt’un suç duyurusu sonrasında açılan soruşturmanın, 3 yılın sonunda takipsizlik kararıyla kapatıldığını söyledi.

    Önlü, “Dersim’e kayyum olarak atanan ve kendini ‘Hızır’ ilan ettiren Vali Tuncay Sonel döneminde gerçekleşen bu insan kaçakçılığının içerisinde vali yardımcıları, müftü, cemevi başkanı, devlet kurumları yöneticileri ve savcıların olduğuna dair ciddi iddialar gündeme gelmektedir. Atandığı günden itibaren valilik sıfatını bir kenara bırakarak, AKP il başkanı gibi hareket eden Tuncay Sonel döneminde, başka ciddi iddialarda gündeme gelmiş ancak soruşturma dahi açılmamıştır. Üniversitede kadın öğrencilerin üst düzey devlet memurlarıyla ilişkiye zorlandığı iddiaları, kentte esnaf kılığındaki uyuşturucu ve fuhuş çeteleri, emniyet ve askeri personelin karıştıkları suçlar, korucuların karıştıkları taciz ve tecavüzlere ilişkin soruşturmalar ya hiç açılmadı ya da gizlilik kararı verilerek üstü örtüldü. Bu son yaşanan olayda göstermiştir ki, Dersim’deki bu organize yapı en üst makamlar tarafından korunmaktadır” dedi.

    “İNANÇ YOZLAŞTIRILDI”

    Diğer bir hususun Alevilik inancının bu kirli ilişkiler ağıyla yozlaştırılması olduğuna dikkat çeken Önlü, şunları söyledi:

    “Ali Ekber Yurt’un suç duyurusu aynı zamanda bir itirafın da teşhir olması durumudur. Kayyum valiyi, cemevinde posta oturtan, Alevi inancı ve öğretisini sistem içinde eritme, erozyona uğratma politikalarının merkezi konumundaki Diyanet İşleri Başkanlığı’nın muharrem sofralarına oturanlar, bir suç duyurusuyla kendi düşkünlüklerini de aklayamazlar. Dersim halkı, kurumları, ocakları bu şahsı iyi tanımakta ve kimlere hizmet ettiğini çok iyi bilmektedir.”

    Önlü, yaptığı açıklamasında, Dersim halkı adına şu soruları sordu:

    * Diyanet İşleri Başkanlığı ortaklığıyla Dersim’den kaç sözde Alevi Dedesi gri pasaportla yurt dışına gönderilmiştir? Bu dedeler hangi kriterlere göre kimlerin referansıyla seçilmiştir? Ocakların bu konudaki görüşü alınmış mıdır?

    *Yurt dışına gönderilecek dedelerin seçiminde kurulan komisyon kimin öncülüğünde kurulmuştur? Ali Ekber Yurt hangi vasıf ve donanımla bu komisyonda yer almıştır?

    *15 yaşında bir kişinin Alevi Dedesi olarak yurt dışına gönderilmesi kararının altında imzası olan, bu bilgiye sahip olan ve gerekeni yapmayan kamu görevlileri kimlerdir?

    *Hırsızlık, uyuşturucu kullanımı, tehdit ve ihaleye fesat karıştırma gibi suçlar işleyen kişiler nasıl olurda Alevi Dedesi sıfatıyla yurt dışına gönderilir? Açılan soruşturma nasıl takipsizlikle sonuçlanır?

    *Vali Tuncay Sonel ve yardımcıları, müftü ve dönemin savcıları hakkında insan kaçakçılığına karıştıkları için soruşturma neden başlatılmıyor?

    “MAHKUM ETMELİYİZ”

    Soruların yanıtsız bırakılacağını çok iyi bildiklerini ifade eden Önlü, “Dersim’de hak arama mücadelelerini, eylem ve etkinlikleri yasaklayan; soruşturmalarla, fişlemelerle, ajanlaştırma politikalarıyla toplumu sindirmeye çalışanların, yaşanan tüm kirli ilişkilerin açığa çıkarılmaması adına ellerinden geleni yapacağını biliyoruz. Bizler de Dersim halkı, kurumları, aydınları, yazarları ve siyasiler olarak yaşanan bu yozlaştırma politikalarını teşhir etmeli ve halk nezdinde mahkûm etmeliyiz” dedi.

    MECLİSE TAŞIDI 

    Önlü, aynı konuya ilişkin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın yanıtlanması istemiyle Meclis Başkanlığı’na soru önergesi sundu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Bülbül’den Soylu’ya gri pasaport tepkisi: Şimdi oh oh mu diyeceksin, vah vah mı?-VİDEO

    Bülbül’den Soylu’ya gri pasaport tepkisi: Şimdi oh oh mu diyeceksin, vah vah mı?-VİDEO

    PİRHA- HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından ‘Alevilik’ adı altında Dersim’deki onlarca kişinin ‘Alevi Dedesi’ gibi gösterilerek hizmet pasaportuyla yurt dışına gönderilmesinin asimilasyon projesi olduğunu söyledi. Bülbül, “Süleyman Soylu bu suçun ortağıdır” dedi. 

    Son günlerde ülke gündemine art arda yansıyan AKP’li belediyeler aracılığıyla yurt dışına insan gönderildiği ve bunlardan birçoğunun iltica ettiği haberlerine Dersim de eklenmişti.

    Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından 2018 yılında görevlendirme adı altında aralarında çocukların da bulunduğu yüzlerce kişinin Alevi Dedesi vasfı taşımamasına rağmen dönemin kamu yöneticileri ile Diyanet yetkilileri tarafından ‘Dede’ oldukları onaylanarak yurt dışına gitmelerinin önünün açıldığı ve gri hizmet pasaportuyla yurt dışına gönderilen bu kişilerden bir kısmının ülkeye dönmediği ortaya çıkmıştı.

    Diyanet İşleri Başkanlığı’nın seçip gönderdiği fakat geri dönmeyen sözde “Alevi uzmanı” olarak tanımlanan bazı kişilerin de bu yolla yurt dışına iltica ettiğinin ortaya çıkmasına ilişkin HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, TBMM’de konuştu.

    Bülbül, AKP’li belediyeler ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun bu suçun ortağı olduğuna vurgu yaparak, “Süleyman Soylu’ya soruyorum; bizim belediyelere darbe yaptığını oh oh diyerek zil takarak oynadın ya, şimdi senin belediyelerinin yaptığı bu yolsuzluk ve rezalet karşısında oh oh mu diyeceksin, ah ah mı diyeceksin, vah vah mı diyeceksin?” dedi.

    “DİYANET, ALEVİLERİ ASİMİLE ETMEK İÇİN KİŞİLERİ AVRUPA’YA YOLLUYOR”

    Devlet imkanları ile insan kaçakçılığına başka kurumların da aracı olduğu, bunların arasında Diyanet İşleri Başkanlığının da olduğunu ifade eden Bülbül,  “Malatya Yeşilyurt , Ankara Kızılcahamam, Elazığ Arıcak, Baskil, Ordu Korgan, Tokat Erbaa, Bursa Yıldırım ve son olarak Hatay Dörtyol belediyelerinde hukukla, adaletle ifade edilemeyecek yolsuzluklar ve hukuksuzluklar söz konusu. Bunun adına da ‘çevreye duyarlı birey yetiştirmek’ olarak koymuşlar. Aynı zamanda Diyanet’te gri pasaportla yurtdışındaki Alevileri asimile etmek için kendinden menkul görevlendirmeler yapıp bu kişileri oraya gönderiyor” diye konuştu.

    “SOYLU’YA SORUYORUM; OH OH MU DİYECEKSİN, VAH VAH MI DİYECEKSİN”

    Bülbül, TBMM’de yapılan bütçe görüşmelerinde konuşan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun HDP’li belediyeleri kayyım atanmasına ilişkin, “Ohhh! paralar PKK’ya gitmiyor, millete gidiyor. Oh, oh! Not alın not, not” ifadelerini hatırlatarak şöyle konuştu:

    “Süleyman Soylu’ya soruyorum; bütçe görüşmelerinde bizim belediyelere darbe yaptığını oh oh diyerek zil takarak oynadın ya şimdi senin belediyelerinin yaptığı bu yolsuzluk ve rezalet karşısında oh oh mu diyeceksin, ah ah mı diyeceksin, vah vah mı diyeceksin? 128 milyar dolar nerede, çalınan atlar nerede, yurt dışına gönderilen insanlar nerede? Bu hukuksuzluk karşısında niye susuyorsunuz? Söyleyin de insanlar artık rahat uyusun. Yurttaş politikanıza, yolsuzluğunuza ve bununla örtmek istediğiniz patatesinize, soğanınıza tepkili. Süleyman Soylu bu suçun ortağıdır”

    PİRHA/ ANKARA

  • ‘Alevi Yolu devrimcidir, Lenin’den önce Pir Sultanlar, Hallacı Mansurlar vardı’-VİDEO

    ‘Alevi Yolu devrimcidir, Lenin’den önce Pir Sultanlar, Hallacı Mansurlar vardı’-VİDEO

    PİRHA- Hüseyin Gazi Metin Dede, “Kerbela’nın devam etmemesi için ezilen toplumların bir araya gelmesi zorunlu ve kaçınılmazdır” dedi. Dede Metin, “Birileri bize dayatıyor. Benim gibi düşüneceksin, benim gibi olacaksın, bana benzeyeceksin, Türkiye Türklerindir diyeceksin, başka toplumları tanımayacaksın diye” ifadelerini kullandı.

    Hüseyin Abdal Ocağı pirlerinden Hüseyin Gazi Metin, “Kerbela’nın devam etmemesi için ezilen toplumların bir araya gelmesi zorunlu ve kaçınılmazdır” dedi.

    “Birileri bize dayatıyor benim gibi inanacaksın, benim gibi düşüneceksin, benim gibi olacaksın, bana benzeyeceksin, Türkiye Türklerindir diyeceksin, başka toplumları da hiç tanımayacaksın diye” ifadelerini kullanan Metin, “Türkiye’de çok millet var, çok insanlar var,  Kürtler var, Ermeniler var, Süryaniler var, Ezidiler, Yahudiler, Aleviler var” diye konuştu.

    “TEK DİL, TEK MİLLET, TEK DİN, TEK MEZHEP, TEK KÜLTÜR DAYATILIYOR”

    Görevinin ne olduğunu iyi bilen dedelerden biri olduğunu vurgulayan Gazi Metin Dede, şöyle devam etti:

    “Toplum dolu. Bir tane, üç tane, beş tane değil ki. Pınar baştan bulanır, pınar buradan bulanıyor. Türkiye’nin ve Avrupa’nın her yerini bu örgütlü yapının sayesinde gezdim dolaştım. Görevinin ne olduğunu iyi bilen dedelerden de biriyim. Ben ocağım demekle ocak olunmaz, mümkün değil. Ocaksındır doğru, saygı duyarım, Eğer kafanda bir ocak yok ise, bu topluma vereceğin bir şey de yok ise, ben ocağım deme. Ocağına yazık edersin, hangi ocaktan isen oraya yazık. Ortadoğu’da dönen dolapları gelişmeleri göremiyorsan ocağım deme. Hamları has edeceksin, çiğleri pişireceksin. Neyi ne ile has edeceksin? Ağzından çıkan sözleri çiğlerle pişireceksin.”

    “ALEVİ YOLU DEVRİMCİDİR”

    “Bana dünyanın her yerinde derler; ‘Gazi Metin sen devrimci bir dedesin.’ Ben devrimciyim, doğru da yolda devrimci. Ben devrimciliği yolumdan öğrendim Marks’a, Lenin’e, Enver hocaya tüm aydınlara devrimcilere çok saygılıyım. Ama benim Pir Sultan’ım onlardan önce var idi, benim Hallacı Mansur’um onlardan evveldi” diyen Hüseyin Gazi Metin, şunları kaydetti:

    “Muharrem ayında yasını çektiğimiz bizim düşüncemize göre eylemin piriydi, başkaldırmanın da piriydi. Her adam kendi çocuklarıyla meydana çıkamaz ki. Er adam çıkar, er adam çıkar. Ölüyü kesiyorlar ya… Hüseyin diyorlar Yezit kararlı,  gel biat et,  çoluğunu çocuğunu kurtar. Hüseyin de diyor ki;  ‘ben de kararlıyım, buraya kararlı geldim, başımın kesileceğini biliyorum.  Şam’a gideceğini biliyorum, tekmeleyeceğini biliyorum, çoluğumu çocuğumun çıplak edip develere bindirileceklerini biliyorum,  bir şey daha biliyorum, bu kavga burada bitmeyecek, İnsanoğlu yaşadığı müddetçe mazlumlarla zalimlerin mücadelesi devam edecek, Bugün de devam ediyor, yarın de devam edecek. Başımı diyor Yezidin elinden alırsanız Kabe’ye benim boynumu eğmeyin. Saltanata, halifeye,  Muaviye’ye, soyuna, sopunu, ordusuna, gücüne, eğmeyen Hüseyin’in başına dik deyin dik. Kabe’ye boynumu eğmeyin.”

    “HÜSEYİN’E AĞIT YAKMAKLA HÜSEYİN OLUNMAZ”

    Hüseyin olmanın kolay olmadığını belirten Gazi Metin Dede, “Muharrem ayı geliyor, dede soğan yenir mi? Sarımsak yenir mi? Falan yenir mi filan yenir mi? Ben sana bir şey anlatıyorum dik dur diyorum sen soğanın sarımsağın peşindesin. Haksızlığın karşısında Hüseyinler gibi, Pir Sultanlar gibi sağlam dur diyorum, bunu duymuyorsun daha soğanın sarımsağın peşindesin. Sonra o bir oruç değil ki” diyerek tepkisini de dile getiriyor.

    “Tarihi bir olay yaşatmak bizim Muharrem ayında Hüseyin’i andımız zaman Mahirlere, Denizlere, devrimcilere bugünün olaylarına Sivas’a, Maraş’a doğuya, batıya, Kobani’ye kadar indiremediğimiz zaman anlattıklarımız doğru olmaz. Hüseyin’i nasıl unutmuyorsak bugünün olaylarını da hiç unutmamamız gerekir” diyen Metin şunları kaydetti:

    “Zaman aşımları bu topluma geçmiyor, geçersiz. Bu toplum öyle bir toplum ki sefil gözüküyor. 1400 yıldır Hüseyin’i zaman aşımına uğratmadı, bu toplum. Hallacı’yı, Nesimi’yi, Pir Sultan’ı, baba İlyasları,  baba İshakları, Şeyh Bedrettinlerini, devrim şehitlerini, insanlığa ışık tutanları, Maraş’ını, Sivas’ını, Koçgiri’sini, Dersim’i hiçbir zaman bu toplumun zaman aşımına uğratması mümkün değil. Zaman aşımı bu topluma sökmez. Alevilikte din, dil, ırk, mezhep, renk, kadın, erkek insan ayrımı yoktur. Bizim gibi dedenin birine sormuşlar? Dede demişler sizin neyiniz var. Oruç yok, namaz yok, zekât yok, hacca gitmek yok, Kelime-i şehadet de yok, neyiniz var? Ah canım demiş, bu 5 şartın dışında ne varsa hepsi bizim. Din, dil, mezhep ayrımı yapmamak bizim, 73 millete bir nazarla bakmak bizim, çağdan yana olmak bizim, yenilikten yana olmak bizim, bir üzümü kırk pay etmek bizim, yarin yanağından gayri ortaklık bizim. Ne bizim değil ki, bizim bizden haberimiz yoktur.”

    Metin, “Bizim ayetimizi de, hadislerimizi de, ozanlarımız, pirlerimiz yazmış önümüze koymuş, biz başka yerden hadis arıyoruz, ben buna üzülüyorum. Başka yerden bir ayet arıyoruz, ulu ozanların sözleri, pirlerin sözleri hepsi bir kelam. Bunların hepsini yaşadık, İslamın içi miyiz, dışı mıyız bunların hepsini yaşadık. İçine gidiyoruz onlar koymuyorlar. Diyorlar beş vakit namaz kılacaksınız, dışarı çıkıp gidiyorsun bizim yobazlar koymuyorlar. Orada ne var? Kan var, katillik var, adam yakmak var, adam öldürmek var. Doğuya bir bakın, tekbir getiriyor, Allah-u Ekber deyip öldürüyor. Biz size diyoruz ki; siz güzel toplumsunuz, gidip bu çamurun içine kendinizi sokmayın” diye konuştu.

    “ÇOCUKLARINIZA İNANCINIZI, KÜLTÜRÜNÜZÜ ÖĞRETİN

    “Bugün bir taraftan biz çalışıyoruz ama bir taraftan da devlet çalışıyor. Kendi Alevi’sini, kendi Kürt’ünü kurmak için elinden geleni yapıyor. Parası ile yaptırıyor, satılık dedelerle yaptırıyor” ifadelerini kullanan Gazi Metin Dede Dersimli bir gencin nasıl IŞİD’çi olduğunu aktardı:

    Efendim dedelere maaş, çok güzel. Bana maaş verecek torunum da benle kavga edecek, dede sen yanlışsın diyecek. Almanya Frankfurt’ta Dersimli öğretmen devrimci ateist olduğu için oğlunun adını da Mahir koymuş, çocuğuyla ilgilenmemiş. Dersimli olduğunu da öğretmemiş, kimliğini öğretmemiş, inancını öğretmemiş, kültürünü öğretmemiş, hiçbir şey öğretmemiş. Oğlan da boşlukta kalmış gitmiş şeriatçı bir kızla evlilik yapmış. Bu sefer onu da kabullenmemiş. Demek ki çok gericilermiş, oğlan evden çıkmış, çocuğu büyümüş hanımına demiş ki babaya bir niyaza, çocuğumuzu alıp gidelim, baba bizi belki bağışlarlar. Gitmişler, baba da heveslenmiş, sofra kurmuşlar, yemek yiyorlarmış. Evde besmele çekilmemiş,  sen besmele çekmedin diye karısının elinden tutmuş oradan kaldırmış, bunlar kafir olmuş demiş besmele çekmediler. İşin sonu nereye varmış? İŞİD bunu Suriye’ye Alevileri, Alevileri destekleyen Kürtleri öldürmek için Suriye’ye göndermiş. Suriye’de bu Mahir vuruldu, babaya telefon ediyorlar oğlun vuruldu gel. Baba, benim öyle bir oğlum yok diyor. Ateist olun, devrimci olun, demokrat olun, ne olursanız olun kimliğinizden sakınmayın, kimliğinizi çocuklarınıza öğretin. Bizim sakınacak hiçbir tarafımız yok ki. Biz cemi cennet için yapmayız, evimiz bize cennet, eşimiz de bize huri. Öbür dünya var mı yok mu çokta peşinde değiliz. Dürüst isen, doğru isen, kimseye vurmadı isen, kimseye yanlışlık yapmadıysan, dünyada hiçbir şeyden korkum yoktur. Eğri adam korkaktır, Ceme geldiği zaman korkar, buraya girdiği zaman korkar, şuraya girdiği zaman korkar.”

    Hüseyin Gazi Metin Dede, “Alevi kültürü evrensel bir kültürdür şartı belli olan, mükafatı belli olan hiçbir dine de sığması mümkün değildir. Yani dinin şartları vardır, mükafatları vardır. Ama Alevilik şarta girmez, değişen bir toplumdur, gelişen bir toplumdur” vurgusunu yaptı.

    “İNSAN VARSA HER ŞEY VARDIR, İNSAN YOKSA HİÇ BİR ŞEY YOKTUR”

    Tanrı’ya şiir yazan bir toplumdur, her şeyi biz yarattık. İnsan olmadığı zaman, dede de olmuyor, Pir de olmuyor, rehber de olmuyor, Muhammet de olmuyor, Tanrı da olmuyor, her şeyin başlangıcı insan” diyen Metin şunları dile getirdi:

    “Söylemekle bitmez bizdeki dertler, aynı yolda birleşmeli yiğitler, bize komünist demişler hoşuma gidiyor ah kardeşim ah demiş. Bize ne deseler yakışır. Ama Pir Sultan da çağırmış, bir türlü birlik olamamışız. Koymuyorlar ki olalım. Umre’ye dedeleri gönderiyorlar,  gri pasaportla Avrupa’ya dede gönderiyorlar. Ben Ovacık yanmıştı,  Ovacık’a iki sefer gitmiştim, bu sefer yine gittim. Birine rast geldim, Munzur’un suyunda. Ooo erenler dedi, buyur dedim, kendi de gencecik delikanlı. Erenler ben de dedeyim, dedi. İyi güzel dedim. Ne yapıyorsun inşallah gri pasaportlu değilsin dedim. Dede siyasete girmeyelim dedi. Dinlerin kabuğunu kaldırdın mı altında bir siyaset vardır. Biri ezilen toplumu temsil eder, biri de ezen toplumu temsil eder. Pir Sultanların, Hallacıların, Nesimilerin, pirlerin tek mücadelesi maaş mı? Yani maaş için mi kafamızdan duvar ördüler bizim. Hz. Ali diyor ki, aç kalsan da alçalma.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Yazar Tan: Aleviler bu oyuna gelmeyecektir-VİDEO

    Yazar Tan: Aleviler bu oyuna gelmeyecektir-VİDEO

    PİRHA- Yazar Abbas Tan, Alevi dedelerinin Diyanet’in görevlendirmesiyle Avrupa’ya gitmesine ve Alevi İmam Hatip Lisesine dair konuştu. Tan, “Ocakların önemli bir kısmının Dersim’de olmasından kaynaklı olarak Diyanet, “suyun başını bulandırma ve balığı yakalama” politikasını esas alarak hareket ediyor. Ancak bu politikanın başarılı olma şansı yok” dedi. Alevi İmam Hatip Lisesine dair de konuşan Tan,” Alevi inancı, İngiltere başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesinde tanınırken, Türkiye’nin Aleviliği İslam içi gösterme çabası boşuna. Aleviler bu oyuna gelmeyecektir” diye konuştu.

    Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından, 13 Alevi dedesinin Avrupa’nın çeşitli yerlerinde “Nevruz ve Hıdırellez” için gri pasaport verilerek görevlendirilmesinin yankıları devam ediyor.

    “BAŞARAMAYACAKLAR”

    Konuya ilişkin PİRHA’ya değerlendirmede bulunan Yazar Abbas Tan, yapılanın, Diyanet’in uzun süredir hazırladığı bir projenin ürünü olduğuna dikkat çekerek , “Alevi dedeleri aslında bu tip oyunlara gelmedi, gelmez de. Gerek Aleviliği bilmeyen dedeleri ve dede çocuklarını (sözde dedeler) devlet kullanıyor. Aleviliğin merkezi olan Dersim’den başlayarak bu politikayı yaymaya çalışıyorlar. Çünkü, Dersim Alevi Ocakları’nın merkezi. ”Suyun başını bulandırıp, balığı yakalama kolay olur” mantığıyla hareket eden Diyanet’in bu politikası geçmişte de yaşandı, gelecekte de bu tür oyunları oynayacaklar. Fakat başarılı olacaklarını sanmıyorum” diye konuştu.

    “DEVLET İSTER TANISIN, İSTER TANIMASIN, BİZ ALEVİYİZ”

    “Geçmişte Avrupa’ya gönderdikleri sözde dedelerin hiçbiri başarılı olamadı” diyen Tan, “Çünkü Avrupa’da da olsa, Türkiye’de de olsa Aleviler bu Yol ve Erkanı biliyor. Gönderdikleri sözde delerin de yeterince Aleviliği bildiğini düşünmüyorum. Bilmedikleri için de Avrupa’ya gittiklerinde başarılı olamayacaklar. Sadece kafa karıştırıp, mide bulandıracaklar. Gidip bir turistik gezi yapıp gelecekler. Hem yurtiçinde hem de yurtdışında devletin Aleviliğini yaşatmaya çalışan bir güruh var”  ifadelerini kullandı.

    “Devletin Aleviliği tanıyıp tanımaması da Alevilerin umrunda değil” vurgusunu yapan Tan, “Devlet ister tanısın ister tanımasın, biz Aleviyiz ve Alevice yaşıyoruz. Bazı Alevi dedeleri maaş alıyor olabilir. Yüzlerce, binlerce yıldır Alevi dedeleri nasıl geçindiyse, şimdi de bu yöntem devam etmektedir” dedi.

    “GRİ PASAPORTLU DEDELER GİBİ, BU DA TUTMAYACAKTIR”

    İstanbul’da önümüzdeki yıl faaliyete geçmesi beklenen Alevi İmam Hatip Lisesi’ne ilişkin de konuşan yazar Tan, şunları söyledi:

    “Daha önce Aleviliği müfredata koyarak öğretmeye çalıştılar. Ama gördük ki, Alevilikle ilgili hiçbir konu yok. Tam tersi Aleviliği yok etme adına her şey var. Bu tutmayınca Aleviler eliyle, Aleviliği ortadan kaldırmak için İmam Hatip Lisesi yapacaklar. Araştırıp baktığımızda zorunluluk dışında hiçbir Alevi çocuğunu İmam Hatip Lisesine götürmemiştir. Gizli pazarlıklarla birilerine İmam Hatip Lisesi kurdurarak Aleviliği asimile etme politikası geliştiriyorlar. Bu da tutmayacaktır. İstanbul’dan başlayan ve Anadolu’ya yayılmaya çalışılan bir Alevilik politikası ne yazık ki son yirmi yıldır hep deneniyor. Olmadı, olmuyor ve olmayacaktır da. Okul açılacaktır, birilerini bulacaklardır, ancak gri pasaportlu sözde dedeler gibi başarısız olacaklardır. Tıpkı birçok üniversite de açılan Alevi Araştırma Merkezleri gibi. O yerlere baktığınızda bir bütün hiçbirinin Alevilikle alakaları yoktur. Ama üniversitelerde araştırma merkezleri kurduk ve Alevilik öğretiyoruz deniyor. Bizler bunu kabul etmiyoruz.”

    “BU ANLAYIŞLA ALEVİLİĞİ YOK EDEMEYECEKLERDİR”

    Dünyanın her tarafında Aleviliğin bir inanç olarak kabul edildiğini belirten Tan, “Ne yazık ki ülkemizde Alevilik yok sayılıyor. Türkiye’den 3, Avrupa’dan 2 arkadaşımla beraber 4 yıldır İngiltere’de Alevilik ders müfredatını hazırladık. Bu müfredat bugün okullarda ve cemevlerinde okutuluyor. Avrupa’da durum buyken, Türkiye Aleviliği İslam’ın içine sokmaya çalışıyor. Bunlar tamamen oyundur. Bunların hiçbir topluma, hele hele ülkemize hiçbir faydası olmamıştır ve olmayacaktır. Bu anlayışla Aleviliği yok edemeyeceklerdir. Bıraksınlar bizi bize. Biz kendi halimizde yaşamayı biliriz.”

    Diren KESER/MERSİN