PİRHA- Almanya’nın Berlin kentinde daha önce 19 okulda verilen Alevilik derslerine bir okul daha eklendi, ilk ders gülbenglerle başladı.
Berlin Alevi Toplumu Cemevinin girişimiyle bir okulda daha Alevilik dersleri verilmeye başlandı, ilk ders gülbengle başladı.
Friedenauer Gemeinschaftsschule öğrenci canlar ilk derslerine deyiş ve gülbenkle başladı. Dersin başlangıcına; Berlin Cemevi ARU Koordinatörü Erdal Çağlar, Berlin Cemevi İnanç Kurulu Başkanı Derviş İsmail Canbaz Dede, öğretmen Evran Emre, Alevi Müzisyen Ali Eba Ballı ile aileler katıldı.
Ders başlamadan önce koordinatör Erdal Çağlar, öğrencilere derslerle ilgili genel bilgileri aktardı ve derse katılan öğrencilere küçük hediyelerin içinde olduğu ARU amblemli spor çantalarını hediye etti. Çağlar’ın ardından öğretmen Evran Emre ve Müzisyen Ali Eba Ballı öğrenci canlara iki deyiş seslendirdi. Deyiş dinletisinden sonra Derviş İsmail Canbaz Dede gülbenk verdi ve ardından çalışmalarda emeği geçenlere teşekkür ederek daha fazla okul ve daha fazla eğitim çalışmalarının olması gerektiğine vurgu yaptı.
PİRHA- Almanya’nın Berlin kentinde daha önce 18 okulda verilen Alevilik derslerine 19. okul dahil edildi. 18 öğrencinin dahil olduğu ilk ders gülbengle başladı.
Berlin Alevi Toplumu Cemevinin girişimiyle bir okulda daha Alevilik dersleri verilmeye başlandı. 18 öğrenci daha Alevilik derslerine gülbengle başladı.
Neukölln semtinde bulunan Oskar Heinroth Schule’de 18 öğrenci ilk dersine Cemevi İnanç Kurulu’ndan Onur Karaer Dede’nin verdiği Almanca gülbenkle başladı.
Dersin başlangıcına; Berlin Cemevi ARU Koordinatörü Erdal Çağlar, Onur Karaer Dede, öğretmen Dursun Karaduman, Berlin Cemevi YK Yedek üyesi Umut Karaer ve aileler katıldı. Ders başlamadan önce ARU Koordinatörü Erdal Çağlar, öğrenciler ve ailelere derslerle ilgili genel bilgileri aktardı ve derse katılan öğrencilere kitap, defter, kalem gibi materyallerin bulunduğu ARU çantalarını hediye etti.
Çağlar’ın ardından Onur Karaer Dede bu çalışmalarda emeği geçen Çağlar’a, Cemevi yönetimine, ailelere teşekkür ederek Alevilik derslerinin büyümesinin önemine değindi. Konuşmaların ardından ders verilen Almanca gülbenkle öğretmen Dursun Karaduman yönetiminde başladı.
Bu okulla birlikte Berlin’de 16 ilkokul ve 3 lise olmak üzere toplam 19 okulda Alevilik dersleri verilmeye başlandı. Böylelikle okullardaki toplam öğrenci sayısı 221 ulaştı.
Berlin Cemevi ailelere çağrıda bulunarak, “Çocuklarınızın gittiği okulda da Alevilik derslerinin verilmesini istiyorsanız, mutlaka okullarda dağıtılan seçmeli din/inanç dersleri kayıt formunda yer alan “Alevilik Dersleri” başlığını işaretleyip ilgili okula teslim etmeyi unutmayın. Böylece sizlerin de desteğiyle bu çalışmamızı giderek büyüteceğiz” diye belirtti.
PİRHA- Dersim Tertelesi’nin 88. yılında Almanya’nın Kuzey Ren-Vestfalya (NRW) Eyalet Parlamentosu’nde katledilenler için anma töreni düzenlendi.
Kuzey Ren-Vestfalya (NRW) Parlemantosu’nda düzenlenen anmada yaşamını yitirenler anıldı, konuşmalarda insanlık suçunun gelecek kuşaklara nasıl aktarılacağı, Almanya’da nasıl tanıtılacağı üzerine konularına dikkat çekilerek fikir alışverişindne bulunuldu.
Dersim Tarih ve Kültür Merkezi adına Hüseyin Kenan Aydın, Dersim Soykırım Mağdurları İnisiyatifi adına Alişan Tekin ve SPD adına Jochen Ott selamlama konuşmaları yaptı.
Prof. Dr. Hans Lukas Kieser ve Dr. Christian Gudehus birer sunum yaptılar.
Tertelede yaşamını yitirenler anısına gülbengler eşliğinde çerağların uyandırılması sonrasında ise Sanatçı Lale Koçgün’ün Kırmancki ve Kurmanci ağıtlar seslendirdi.
PİRHA- Almanya’nın Berlin kentinde daha önce 16 okulda verilen Alevilik derslerine 17. okul dahil edildi. 10 öğrencinin dahil olduğu ilk ders gülbengle başladı.
Berlin Alevi Toplumu Cemevinin girişimiyle bir okulda daha Alevilik dersleri verilmeye başlandı. 10 öğrenci daha Alevilik derslerine gülbengle başladı.
Hugo-Heimann Grundschule adlı ilkokulda 10 öğrencinin ilk dersi Hasan Doğan Dede’nin verdiği gülbengle başladı. İlk dersin başlamasına Berlin Cemevi ARU Koordinatörü Erdal Çağlar, Hasan Doğan Dede, öğretmen ve aileler katıldı.
Ders başlamadan önce Hasan Doğan Dede, Alevi inancının yaşatılması açısından bu derslerin çok önemli olduğuna dikkat çekerek, derslerin yaygınlaştırılmasına katkı sunan cemevi yöneticilerine, öğretmenlere, ailelere teşekkür etti. Ardından Erdal Çağlar söz aldı ve derslerle ilgili genel bilgileri aktardıktan sonra derse katılan öğrencilere kitap, defter, kalem hediye etti. Yapılan konuşmalar ve verilen hediyelerin ardından çocuklar ilk derslerine başladı.
Hugo-Heimann Grundschule’de başlayan dersle birlikte Berlin’de Alevilik Dersleri verilen okul sayısı 17’ye çıktı.
PİRHA-Aleviler için kutsal olan Kara Çarşamba (Çarseme Şiya) nedeniyle yurttaşlar, Dersim’de bulunan Gola Çeto Ziyaretgahına gelerek çerağlar uyandırıp, lokmalar pay etti.
Dersim’de Alevilerin inanışına göre “Xızır Ayı” olarak da bilinen Şubat ayından sonra Mart ayının ilk üç çarşambası “Kara Çarşamba” olarak kabul edilir. Yüzyıllardır devam eden bir gelenek olan “Kara Çarşamba” aynı zamanda baharın başlangıcı sayılıyor. Evlerde ve kutsal mekanlarda çıralar yakılır, kurbanlar kesilir ve lokmalar dağıtılır. Dersimliler bu ritüellerle yılın iyi geçmesini ve kötülüklerin defedilmesini diler.
Pülümür ile Munzur Çayı’nın birleştiği yer olan ve Dersim’de kutsal kabul edilen Gola Çeto Ziyaretinde, Kara Çarşamba’nın (Çarseme Şiya) nedeniyle çok sayıda yurttaş ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Dersim Şubesi yöneticileri çerağ uyandırdı. Kureyşan Ocağı evladı Kadir Bulut’un okuduğu gülbengin ardından da lokmalar pay edildi.
PİRHA – Dortmund Alevi Kültür Merkezi bünyesinde faaliyet gösteren gençler, Xizir’i anlatan tiyatro sahneledi.
Almanya’nın Dortmund kentindeki Alevi yurttaşlar, Xizir ayı vesilesiyle Dortmund Alevi Kültür Merkezi’nde bir araya geldi.
Gençlerin gülbeng verilmesi ardından çerağlar uyandırıldı.
Dortmund Alevi Kültür Merkezi üyesi gençler, Xizir’a yönelik tiyatro sahneledi. Xizir’ın paylaşımcı ruhuna değinilen oyun, izleyiciler tarafından beğeniyle karşılandı.
PİRHA- Berlin Alevi Toplumu (BAT) Cemevi öncülüğündeki Alevilik dersleri yeni eğitim yılına gülbenglerle başladı. Bu yıl 10 ayrı sınıfta toplam 170 öğrenci altı ay boyunca Alevilik derslerini Almanca görecek.
Berlin Cemevi dersliğinde BAT-Cemevi İnanç Kurulu Başkanı Musa Gönül Dede’nin her sınıfta verdiği gülbenkle Alevilik dersleri başladı.
Musa Gönül Dede kısa bir konuşma yaparak, başta ARU Eğitim Koordinatörü Erdal Çağlar ve çocukların derslere katılımını teşvik eden ailelere teşekkür etti, Aleviliğin geleceğinin bu eğitim çalışmalarında olduğuna dikkat çekti.
ARU Koordinatörü Erdal Çağlar, eğitim çalışmalarıyla ilgili bazı bilgiler aktardı. Alevilik dersleri çalışmaları konusunda geçen yıl önemli tecrübeler kazanarak bu yıleğitim sürecine başladıklarına dikkat çeken Çağlar, katılımcı öğrencilerin çoğunluğunun gittiği okullarda da Alevilik derslerine devam etmesini açılan dersliklerle sağladıklarını vurguladı.
Bu yıl da ilk kez Alevilik derslerine katılan öğrencilerle Berlin okullarında Alevilik derslerini büyütmeyi hedeflediklerini ifade eden Çağlar, katılımcı öğrencilere ve ailelere teşekkür etti.
EĞİTİM 6 AY SÜRECEK
6 ay boyunca cemevinde eğitim görecek öğrencilerden ilkokul bölümünde olan çocuklar ‘can, rızalık ve lokma’ prensiplerinde, ortaokul, lise ve üniversite düzeyinde öğrenciler daha detaylı temel Alevilik müfredatına göre eğitim görecek.
İlkokul düzeyinde 5, ortaokul ve lise düzeyince 1’er sınıfın, üniversite düzeyinde ise 2 sınıfın olduğu bu yılki eğitim sürecinde Elida Güngör, Duygu Selin Sara, Helin Polat, Erdem Şengül, Umut Öztek, Rojin Ceren Şahin, Rojda Yarba, Helin Bulut, Helin Aslan ve Roni Cihan Görer çocuklara eğitmenlik yapacak.
ALEVİLİK DERSLERİ İÇİN BERLİN CEMEVİ’NE BAŞVURU
Çocuklarının Alevilik dersleri almasını ve bu konuda bilgi almak isteyen aileler Berlin Cemevi’ne ayrıca başvurabilecek.
PİRHA-HBVAKV Nurhak Şube Başkanı Lütfi Yıldız, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın ‘Alevi-Bektaşi Deyiş, Nefes, Semah, Duaz-ı İmam ve Muharremiyye Güzel Okuma Ses Yarışması’ yapacağını duyurmasına tepki gösterdi. Yıldız, “Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın düzenleyeceği yarışma yolumuza, inancımıza olan saygısızlık ve kültürümüze bir ihanettir” dedi.
AKP hükümeti tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın uygulamaları tepki çekmeye devam ediyor.
Cemevi Başkanlığı bu kez ‘Alevi-Bektaşi Deyiş, Nefes, Semah, Duaz-ı İmam ve Muharremiyye Güzel Okuma Ses Yarışması’ düzenleyeceğini duyurdu. Yarışmada birinciye 50 bin TL, ikinciye 35 bin TL, üçüncüye 25 bin TL, jüri özel ödülü 20 bin TL, mansiyon ödülü (3 adet) olarak ise 15 bin TL verilecek.
Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Nurhak Şube Başkanı Lütfi Yıldız, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın ‘Alevi-Bektaşi Deyiş, Nefes, Semah, Duaz-ı İmam ve Muharremiyye Güzel Okuma Ses Yarışması’ yapacağını duyurmasına tepki gösterdi.
“ALEVİ BEKTAŞİ KÜLTÜR VE CEMEVİ BAŞKANLIĞI KAPATILMALIDIR”
Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın düzenleyeceği para ödüllü yarışmanın Alevi inancını asimile etmek amacıyla yapıldığını ifade eden Lütfi Yıldız, “Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bünyesinde Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın düzenleyeceği yarışma yolumuza, inancımıza olan saygısızlık ve kültürümüze bir ihanettir” dedi.
Yıldız, Semah dönmek iyi döndü, kötü döndü yarışması olmaz. Sesi iyi sesi kötü olmaz. Bütün dünya senin olsun bir dost, bir post yeter bana diyen aşıklarımız ve ustalarımızın dediği gibi inancımıza dokunmayın. Bu programa katılmak Yolumuza ihanettir, asimilasyona destek vermektir. Biz birilerinin Alevisi değiliz. Kurulmuş olan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kapatılsın” dedi.
PİRHA- Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Antalya Şube Konuksever Cemevi, Muharrem oruçlarının ardından aşure lokmasını paylaştı. Hz. Hüseyin’in 680 yılında gösterdiği direnç, haklı olanın haksız olana karşı sürdürdüğü mücadelenin adı olduğunu belirten HBVAKV Antalya Şube Başkanı Nurettin Erdoğan, “Kerbela azim, kararlılık, baş eğmeme ve vefasızlığın adıdır. Yeni Kerbelalar olsun istemiyoruz” dedi.
Muharrem oruçlarının ardından aşure lokmaları pay edilmeye devam ediyor. Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Antalya Şube Cemevi, aşure lokmasını paylaştı.
Aşure lokmasına, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Altınova Şube Başkanı Adnan Arslan, AKD Antalya Şube Başkanı Dursun Kaya, HBVAKV Döşemealtı Şube Başkanı Binali Efe ve yönetim kurulu üyeleri, Araştırmacı Yazar Ali Aksüt, Konyaaltı Belediye Başkanı ve çok sayıda yurttaş katıldı.
Aşure paylaşımından önce konuşan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Antalya Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Zeynel Can, “680 yılında Kerbela’da şehit olan Hz. Hüseyin ve ailesinin ve ona inanan tüm canların adına o günden bugüne zalime ve zulme karşı mücadele edip can veren bedel ödeyen yol ulularımız pirlerimiz ve yola can veren canlar adına bütün mazlumlar adına hepinizi bir dakikalık darda durmaya davet ediyorum” diyerek başlayan saygı duruşuna davet etti.
Ağuçan Ocağı evlatlarından Şehriban Mutluer aşurenin anlam ve önemine ilişkin konuşma yaptı. Mutluer “Bugünün adı aşuredir. Olayın yaşandığı yıl 680 10 Ekim tarihinde o ilkeli ve dürüst kahramanın yezidin karşısında boyun eğip onursuzca yaşamaktansa ailesi ile birlikte izzetli ölümü seçen kişinin adıdır. Kerbela deyince akla onurlu bir destan gelir. O bu destanı kanı ile yazmıştır” dedi.
“YENİ KERBELALAR İSTEMİYORUZ”
Hz. Hüseyin’in 680 yılında gösterdiği direnç, haklı olanın haksız olana karşı sürdürdüğü mücadelenin adı olduğunu belirten HBVAKV Antalya Şube Başkanı Nurettin Erdoğan ise, “Kerbela azim, kararlılık, baş eğmeme ve vefasızlığın adıdır. Kerbela’nın vicdanımızda acı ve keder bırakmasıdır. Hz. Hüseyin’in acısına tutkuyla ortak olmak ve yoluna ikrar vermektir. Bize göre on muharremler bu inancın onur ve de gurur günleri olmalı, öyle bilinmeli öyle de anılmalıdır. Öylesi bir gözle bakılmalı ki yas-ı muharremlere, kin nefret ve de intikam duyguları ile değil, olanlardan ders çıkartarak, bir daha öyle acıların yaşanmaması için neler yapılmalı sorusuna yanıt aranarak anılmalıdır. Böylesi günler, işte o zaman daha derinliğine ve daha doğru ve daha akılcı bir yaklaşımla yaşarız on muharremleri. Yeni Kerbelalar olsun istemiyoruz” diye konuştu.
Üryan Hızır Ocağı evladı Kenan Akbaba’nın çerağ uyandırmasının ardından, Abdal Musa Kültür Tanıtma Derneği Eşit Başkanı Yol Yürütücüsü Süleyman Demir, Doğukan Korcunun söylediği deyişlerle Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Semah Topluluğu semaha durdu. Divriği Derneği Antalya Şube Başkanının söylediği deyişlerin ardından lokmalar paylaşıldı.
Sonrasında ise Yas-ı muharrem cemi yürütüldü. Ceme, Üryan Hızır ocağı evladı Kenan Akbaba, Ağuçan Ocağı evladı Şehriban Mutluer, Kureyşan Ocağı evladı Güven Gürkan Kaya, Abdal Musa Kültür Tanıtma Derneği Eşit Başkanı Yol Yürütücüsü Süleyman Demir, zakir Doğukan Korcu ve Taylan Doğan katıldı. Cemde gülbenglerin okunmasının ardından söylenen deyişlerle semahlar dönüldü. Çerağların sırlanması ile lokmalar pay edildi.
PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri İstanbul Şubesi, Muharrem oruçlarının ardından aşure lokmasını paylaştı. Kerbela’da, Dersim’de, Sivas’ta, Çorum’da ve Roboski’de katledilen toplumların bedeller ödediğini söyleyen Baba Mansur Ocağı evladı Haşim Kızılveren, “Artık birlik ve beraberlik içerisinde bir yaşam olmasını diliyoruz. Aşure lokmalarımızın barışa ve kardeşliğe vesile olmasını temenni ediyoruz” dedi.
Muharrem oruçlarının ardından aşure lokmaları pay edilmeye devam ediyor. Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İstanbul Şubesi, aşure lokmasını paylaştırdı.
Aşure lokmalarının paylaştırılmasından önce dernek binasında Kerbela ve aşure ile ilgili konuşmalar gerçekleştirildi. Programa DAD İstanbul Şube Eş Başkanı Berna Güzelgündüz, Baba Mansur Ocağı Piri Mehmet Karabulut, Baba Mansur Ocağı evladı Haşim Kızılveren, Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karataş, AKD Sultangazi Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş, Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan ve çok sayıda yurttaş katıldı.
“AŞURE LOKMAMIZ BARIŞA VE KARDEŞLİĞE VESİLE OLSUN”
Kerbela’da, Dersim’de, Sivas’ta, Çorum’da ve Roboski’de katledilen toplumların bedeller ödediğini söyleyen Baba Mansur Ocağı evladı Haşim Kızılveren, “Artık birlik ve beraberlik içerisinde bir yaşam olmasını diliyoruz. Aşure lokmalarımızın barışa ve kardeşliğe vesile olmasını temenni ediyoruz. Birbirimizin farklılıklarına tahammül etmek zorundayız” dedi.
“ALEVİ İNANCIİ DİRENİŞİN VE ORTAK YAŞAMIN ANLAMIDIR”
Alevi inancının geçmişten günümüze kadar direnişin ve ortak yaşamın anlamı olduğunu belirten Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karataş, “Demokratik, çağdaş ve laik yaşamın pratik hayatımızda yaşam bulmasını temenni ediyorum” diye belirtti.
AKD Sultangazi Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş, ise konuşmasında şunları dile getirdi:
“Hz. Hüseyin gibi yolumuza sahip çıkarak, zulme karşı diz çökmeden ve bütün farklılıkları kucaklamamız gerekiyor. Aşurenin farklıkları birleştirme amacı vardır, biz de aşurenin verdiği anlamla farklılıkları kucaklamamız gerekiyor.”
“TÜRKİYE’DE YÜZYILLARDIR EZİLENLER KATLEDİLİYOR”
Türkiye’de yüzyıllardır ezilenlerin baskı gördüğünü ve katledildiğini vurgulayan EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, “Bugün de Türkiye’deki tek adam yönetimi bu politikayı devam ettiriyor. İktidar farklı inanç ve kimlikteki insanları ezerek yok etmek istiyor. Bugün ki faşist anlayışa karşı birleşmek ve ortak mücadele etmekten başka bir çaremiz yok” diye konuştu.
Baba Mansur Ocağı Piri Mehmet Karabulut’un verdiği lokma gülbenginin ardından aşure lokmaları pay edildi.
PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu bünyesinde kurulan Alevi Kadın Meclisi, kuruluşunun da ilan edileceği 1. Kadın Konferansı Ankara’da Yılmaz Güney Sahnesi’nde başladı.
Alevi Bektaşi Federasyonu bünyesinde kurulan Alevi Kadın Meclisi‘nin düzenlediği konferansa; kadın örgütleri, siyasi parti temsilcileri, demokratik kitle örgütleri de katıldı.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Örgütlenme Sekreteri Ezgi Türkyılmaz, “Merhaba canlar! Merhaba Kerbela’daki Zeynep Ananın düsturunu alanlar, merhaba 1200’ü yılların başında, dergahımızda ilk kadın ahiliği kuran Kadıncık Ananın kemaletini rehber edinenler, dönen dönsün ben dönmezem yolumdan diyen Pir Sultan’ın yoldaşları merhaba, bende sığar iki cihan, ben bu cihane sığmazam diyerek derisi yüzülen Seyyit Nesiminin izinden gidenler merhaba, merhaba ırkların değil, kırkların izindeyiz diye haykıran alevi kadınlar merhaba madımak katliamındaki koru, yüreğine alıp yanımızda olan madımak anneleri ve bacıları” diyerek konferansa katılanları selamladı.
Konferans, slay gösterimi ve saygı duruşu ile başladı ardından Sema Ulusoy İzkaya ve Zeynep Karababa’nın okuduğu Gülbeng-Üç Nefes ile devam etti. Sunuculuğunu Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Örgütlenme Sekreteri Ezgi Türkyılmaz’ın yaptığı konferansta, ABF adına açılış konuşmasını Elif Keleşo yaptı.
ABF adına açılış konuşması yapan Elif Keleşo, şunları söyledi:
“Hepinizi Alevi Bektaşi Federasyonu ve bileşenleri adına saygı ve sevgi ile yürekten selamlıyorum. ABF tarafından düzenlenen ve kolektif bir emeğin ürünü olan 1. Alevi Kadın Konferansı’na hoş geldiniz.
Coğrafyamızda önce kadınlar uyanır, sonra Güneş doğar. Çünkü Güneşi kadınlar doğurur. Güneşin anaları ve güneşin çocukları hoş geldiniz, merhaba!
Baş eğmemeyi Zeynep Anadan, örgütlü mücadeleyi Bacıyan-ı Rum’dan, direnmeyi ve zalimin önünde diz çökmemeyi Alevi öğretisinden ve yol önderlerinden öğrenen Alevi kadınlar olarak, tarihimizden devraldığımız mirası sahipleniyoruz.
Bizim köklerimiz çok derinlerdedir ve insanlık tarihine cesaretin, sevginin, barışın ve direnişin sembolü olarak kayıtlıdır. Tarihin her bir aşamasında mazlumun yanında yer alan Alevi kadınlar, her daim bozuk düzenlerin çarkını kırmak için örgütlenmiş ve mücadele etmiştir. Bugün de Alevi kadınlar olarak, özgürlüklerden yana bütün kız kardeşlerimiz ile birlikte şeriata karşı laiklik, savaşa karşı barış, sömürüye ve esarete karşı özgürlük, haksızlığa ve ayrımcılığa karşı eşitlik ve adalet mücadelesinden asla vazgeçmiyoruz. İnancımız olan Alevilik, rızalık üzerine kurulmuştur. Kadının rızalığı olmayan hiçbir düzende adalet yoktur.
Sevgili canlar, bugün ilkini gerçekleştireceğimiz Alevi Kadın Konferansında yapılacak sunumlar, tartışmalar ve konuşmalar yarınlarımıza ışık tutacak ve yolumuzu aydınlatacaktır. Bu vesileyle “Alevilerde, kadın erkek eşitsizliği var mıdır?” diyerek tartışmayı başlatmak isterim. Alevilik, cümle mevcudatı rıza şehrine ulaştıracak uzun bir yoldur. Bu şehir, yaşamın her alanında rızalığı esas alan bir sistemin adıdır. Rıza şehri, Aleviliği özümsemiş her canın ütopyasıdır. Bu sistemin ilkeleri ve olmazsa olmazları vardır. Bu ilkeler Yol ulularını, yolu sürenleri ve talipleri bağlar. İnancımız, mitlerimiz, deyişlerimiz, nefeslerimiz ve söylencelerimiz ile sürekli olarak beslenir.
“ALEVİLER İBADETTE HİÇBİR CANI CİNSİYETİYLE GÖRMEDEN AYNI SAFTA YER ALIR”
Aleviliği diğer inanç sistemlerinden ayıran iki önemli husus vardır: İlki; Yola ikrar veren Aleviler, 72 millete aynı nazarla bakarlar. İkincisi ise; Aleviler, Cemler’de, erkanlarda ve ibadette hiçbir canı cinsiyetiyle görmeden aynı safta yer alırlar. Dolayısıyla Yol süren ya da örgütsel olarak mücadele eden her bir Alevi, pirlerinin izinden yürümek, cem kurmak, dem sürmek zorunda olduğu gibi aynı zamanda ırk ve cinsiyet ayrımı yapmayan bir inanca ve anlayışa sahip olmak durumundadır. Alevilik, can olmaya giden yolun girişidir ve bu yolun sonu yoktur! Yolda ilerlemek ve Hakk ile Hakk olmak için, doğruluğuna inandığımız toplumsal cinsiyet eşitliği kavramını önce kendi zihnimize sonra çevremize ve örgütümüze mal etmemiz gerekir.
Alevilikte dört kapıdan biri olarak bilinen hakikat kapısına erildiğinde ırklar tartışılmadığı gibi cinsiyet kimliklerinin ya da cinsel yönelimlerin de tartışılması söz konusu değildir! Kabemiz can olduğu gibi hakikatin makamı birdir, kaynağı demdir! Nasıl ki kurulan cemde, sürülen demde okunan gülbenglerin, söylenen deyiş ve nefeslerin, paylaşılan lokmaların, yapılan hizmetlerin, dönülen semahların, durulan darın, görülen didarların, verilen rızalıkların, edilen niyazların cinsiyeti yok ise Alevilikte de esas ve ayrıcalıklı olan cinsiyet kimliği değil, candır. Bu nedenle devr-i daimde; yani içinde yaşamış olduğumuz devirde ‘hepimiz canız’, ‘hepimiz eşitiz’, ‘bizde eşitlik vardır’, ‘zaten üç can bir cem ve ceme giren herkes candır’
“ÖRGÜTLERİMİZDE TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ BİR BÜTÜNLÜK TEŞKİL ETMEMEKTEDİR”
Örgütlerin erkekler tarafından yönetildiği, kadınların bir kadın kotası dolayısıyla mecburen yönetimlere bir lütufla alındığı, sayısal açıdan adalet sağlansa dahi karar verme mekanizmasında eşitliğin ve adaletin olmadığı, kadınların yalnızca kendi kürsülerinde söz sahibi olabildiği örgütlerimizde toplumsal cinsiyet eşitliği bir bütünlük teşkil etmemektedir.
Yankı odalarının kısır döngü yarattığı bu sistemde, ‘Hiçbir şey yapılmıyor!’ demek doğru olmaz çünkü adalet adına verilecek çaba hem kadını hem erkeği hem de kendini ikili cinsiyet sisteminin içinde hissetmeyen herkesi ilgilendirir. Örgüt bazında söz edeceğimiz eşitlik ise bütün cinsiyet kimlikleri aynı çabayı verdiği takdirde mümkün olur. Diğer türlü eşitlik söylemlerinin altı doldurulamaz. Aleviliğe ve örgütsel olarak verdiğimiz adalet mücadelesine konfor alanını terketmiş ve eril zihniyetten uzak erkekler ile bu cinsiyetçi sistemin şekillendirmek istediği gibi olmayı reddeden kadınlar ile ulaşabiliriz.
“KENDİ İÇİMİZDEKİ EŞİTSİZLİĞİ GİDERMEK KONUSUNDA HEP BİRİKTE SORUMLUK ALMALIYIZ”
‘Yetmiş iki milleti bir nazar ile görmeyen halka müderris olsa hakîkatte asidir!’ düsturunu temel esas alan bir yolun yolcuları olarak bugün, kendi içimizdeki eşitsizliği giderme konusunda hep birlikte sorumluluk alıp, görevlerimizi yerine getiremezsek hem bireysel hem toplumsal hayatın akışında eşitlikten uzak düştüğümüz gibi Yol’umuza da ters düşeriz.
Öyleyse ‘Alevilikte kadın-erkek eşitliği var mıdır?’ sorusundan ziyade cinsiyet kimliklerinin eşit olduğu Alevilik’te ‘Ben bir Can olarak ne yapmaktayım?’ sorusu daha bir önem kazanmaktadır. Cinsiyetçi hegemonya tarafından yönetilen örgütlerde eşitlikten, Alevilik’ten, görgüden söz edilemez! Yapılan her davranışın kendi bilinçaltımızda bir kültür, inanç barındırdığını söylemek yanlış olmaz. Her davranış birer düşünceden doğduğu gibi eril tahakkümün hüküm sürdüğü örgüt sistemi, eşitlikten uzak bir politika içermektedir.
Bu konferans ile, sözünü ettiğim bu anlayış da içinde olmak üzere, kimi temel sorunlarımızı masaya yatırmayı, buradaki muhabbet, tartışma ve katkılarla fikrimize, mücadelemize, yolumuza güç ve zenginlik katmayı arzuladık. Bugün burada Alevilikte kadın ve toplumsal cinsiyet anlayışı, Alevi kadının gündelik hayatta ve örgütlerde karşılaştığı sorunlar, Cumhuriyetin ilk yüzyılında Alevi ve kadın olmak ve ikinci yüzyılda Alevi kadınların önünde duran sorunlara ilişkin sunum ve tartışmalar olacak.”
PİRHA-Dersim’de 19. Düzgün Baba İnanç ve Kültür Etkinliği başladı. Düzgün Baba’da çerağlar uyandırılıp, lokmalar pay edildi. Lokma gülbengini okuyan Kureyşan Ocağı’ndan Kazım Açıktepe, “Lokmalarımız bundan sonra hiçbir coğrafyada acılar olmaması adına olsun” dedi.
Nazımiye Belediyesi, Düzgün Baba Cemevi Derneği, Nazımiyeliler Derneği, Dersim Dernekleri Federasyonu ve Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu ortaklığında yapılan 19. Düzgün Baba İnanç ve Kültür Etkinliği Düzgün Baba Cemevi’nde başladı.
Lokma gülbengini Kureyşan Ocağı’ndan Kazım Açıktepe okudu. Açıktepe, “Lokmalarımız bundan sonra hiçbir coğrafyada acılar olmaması adına olsun” dedi.
19. Düzgün Baba İnanç ve Kültür Etkinliği, ‘Alevilerin Ocak inanç ve itikat mekânları ile karşıya kaldığımız sorunlar’ konulu panelle devam edecek.
PİRHA-11 Aralık’ta Hakk’a yürüyen Kürt araştırmacı-yazar Munzur Çem’in kırk lokması Ankara’da Batıkent Ergazi PSAKD Cemevi’nde verildi.
Kürt araştırmacı ve yazar Munzur Çem (Hüseyin Beysülen) Almanya’nın Berlin kentinde 11 Aralık’ta Hakk’a yürüdü. Munzur Çem, 16 Aralık tarihinde de Bingöl’ün Yayladere ilçesinin Seter köyünde toprağa sırlanmıştı.
Kürt araştırmacı-yazar Munzur Çem’in kırk lokması Batıkent Ergazi PSAKD Cemevi’nde verildi.
Baba Mansur Ocağı Piri Seyfi Muhindi, kırk lokmasının gülbengini Kırmancki, Kurmanci ve Türkçe verdi.
PİRHA-Aleviler için kutsal kabul edilenHawtemal, Dersim’de bulunan Gola Çeto Ziyaretgahında Hawtemal’in Alevi inancındaki yerine değinildikten sonra lokmalar pay edilip, çerağlar uyandırılarak kutlandı.
Aleviler için kutsal kabul edilen Hawtemal, mart ayının ilk haftasında başladı. Hawtemal, Dersim toplumunda önemli bir yere sahip. Dersim’de Gaxan ile başlayan Hızır ayı ve ardından da Hawtemal ile devam eder. Baharın gelişini müjdeleyen Hawtemal yeni yılın da başlangıcı kabul edilir.
Hawtemal, çeşitli asimilasyon politikalarıyla birlikte bazı yerlerde unutulmaya yüz tutmuş bir gelenek olsa da günümüzde hala kutlayanlar var. Aleviler için kutsal kabul edilen Hawtemal, Dersim’de bulunan Gola Çeto Ziyaretgahında Hawtemal’in Alevi inancındaki yerine değinildikten sonra lokmalar pay edilip, çerağlar uyandırılarak kutlandı.
Dersim Belediyesi ve Dersim Kültür Derneği Gola Çeto’da Howtemal etkinliği düzenledi. Etkinliğe Kureyşan Ocağı piri Musa Çakmak, Baba Mansur Ocağı’ndan Ana Saniye İldeniz ve Kureyşan Ocağı’ndan Kadir Bulut ve çok sayıda yurttaş katıldı.
Aleviler için kutsal kabul edilen Hawtemal, Dersim’de bulunan Gola Çeto Ziyaretgahında Hawtemal’in Alevi inancındaki yerine değinildikten sonra lokmalar pay edilip, çerağlar uyandırılarak kutlandı.
“HOWTEMAL BEREKETİN VE HUZURUN İFADESİ OLARAK KUTLANIR”
Kureyşan Ocağı piri Musa Çakmak, “Newroz iyiliktir kötülüklere son vermektir, insanoğlu nasıl yaşlanırsa tabiatta kış geldiği zaman yaşlanır, Newroz geldiği zamanda yeşillenir” diye belirtti.
Yer ile göğün secde olduğu bir gün olduğunu vurgulayan Baba Mansur Ocağı’ndan Ana Saniye İldeniz, “Gök yere secde ediyor ki toprağa can gelsin. Toprak olmazsa biz olmayız. Doğa insansız yaşar ama insan doğasız yaşayamaz. Gökyüzü ilk olarak Howtemal’de gürler ama şimdi biz insanoğlu doğanın dengesini bozmuşuz. Eskiden gök Howtemal’de gürlerdi biz de o zaman toprağa secde olurduk. Çocuklarımıza toprağın önemini öğretmeliyiz” dedi.
Kureyşan Ocağı’ndan Kadir Bulut ise, “Howtemal bizim inancımızda bereketin, huzurun ve toprağın canlanması olarak ifade edilir. Howtemal barışın, kardeşliğin, huzurun bir ifadesi olarak anılır ve kutlanır” diye konuştu.
Kureyşan Ocağı pirlerinden Musa Çakmak gülbeng verdikten sonra lokmalar pay edildi.
PİRHA-Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkezi, Gaxan programı düzenledi. Zırfet yapılarak başlanan program kadınların çerağ uyandırmasıyla devam etti.
Dersim coğrafyası ve Mezopotamya halkları tarafından kutlanan Gaxan yeni yılın gelmesini müjdeliyor. Eski yılı uğurlayıp yeni yılı karşılarken bolluk, bereket için lokmalar pişirilip dağıtılıyor. Köylerde yaşarken kapı kapı tüm evlerin dolaşıldığı bu gelenek şehirlere göçle birlikte şehirlerde de yaşatılmaya çalışılıyor.
Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkezi, Gaxan programı düzenledi. Zırfet yapılarak başlanan program kadınların çerağ uyandırmasıyla devam etti.
DAD Gençlik Sekreterya Eş Sözcüsü Zozan Bozkurt, Axuçan Ocağı Pirlerinden Hasan Genç’in (Mıstık Dede) 2019 yılında yılında Gaxan’a ilişkin yaptığı açıklamaları okudu.
Bozkurt, “Gaxand bir toplumun inancı, itikatı, kültürü ve yaşamıdır. O toplumu toplum yapan temel değerlerden biridir. Gaxan bir tiyatro sahnesi, gösteriş değildir. Sokak sokak gezilerek 1-2 sakallının elinde değneklerle kadını taciz etmesi değildir. Hiçbir zaman bizim değerimiz, kültürümüz değildir olamaz. Sadece toplumsal değerlerimizin içini boşaltıp kemirmekten başka bir şey değildir. Toplumsal değerlerimize sahip çıkalım onları yaşatalım ki onlar da yaşasın” dedi.
Seyit Sabun Ocağı piri Kaya Şahin’in okuduğu gülbeng ile zırfet pay edildi. Gaxan programı deyişler okunmasıyla sona erdi.
PİRHA- Fransa’daStrasbourg ve Vorarlberg AKM gençleri, bir araya geldi. Avusturya’da yapılan buluşmada gençler, yaptıkları çalışmaları birbirleriyle paylaştı.
Kendilerine “Çekirdek Kadro” adını veren Avusturya (Vorarlberg) Alevi Kültür Merkezi üyesi gençler, Strasbourg AKM’ye ziyarette bulundu.
Strasbourg AKM Başkanı Mustafa Aslan, yapılan ziyaretin çok anlamlı olduğunu belirterek, “Geleceğimizi gençler kuracak. Onlara güven duymamız gerek” dedi. Mustafa Aslan, ziyarete gelen gençlere Strasbourg AKM hakkında da bilgi verdi.
Buluşmada, Strasbourg AKM Gençlik Sorumlusu Melisa Kalkanderen ve Vorarlberg AKM Gençlik Sorumlusu Açelya Duran da konuşma yaparak, faaliyetleri hakkında bilgi paylaştı.
Konuşmaların ardından gülbeng okunarak yemekler yenildi. Programın devamında ise bağlama eşliğinde deyişler seslendirildi.
PİRHA-UNESCO tarafından 2021 yılının Hacı Bektaş-i Veli, Yunus Emre ve Ahi Evran Yılı ilan edilmesi nedeniyle Çorum’da sevgi ve bereketin simgesi olan karadut fidanları toprakla buluşturuldu.
UNESCO’nun 2021 yılını Hacı Bektaş-i Veli, Yunus Emre ve Ahi Evran’a atfetmesi ardından başlatılan karadut fidanı dikme kampanyası günden güne genişliyor.
Çorum’da da sevgi ve bereketin simgesi olan karadut fidanları toprakla buluşturuldu. Hacı Bektaş Veli’yi anmak için ülke genelinde cemevlerinin, dergahların, kutsal mekanların bahçelerine karadut fidanları dikiliyor.
SEMAH VE DEYİŞLER EŞLİĞİNDE KARADUT FİDANI DİKİLDİ
Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Alevi Kültür Merkezi ve Osmancık Koyunbaba Kültür Derneği öncülüğünde Osmancık İlçesindeki Bektaşi Dergahı Koyunbaba Türbesi’nde karadut fidanı gülbeng ve deyişler eşliğinde toprakla buluşturuldu. Aşık Mustafa Alegöz ile İsmail Güçlü de deyişleriyle programa eşlik etti.
Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı bahçesinde de karadut fidanı dikim etkinliği siyasi parti ve demokratik kitle örgütü temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirildi.
Karadut fidanı dikilirken, gülbeng ve deyişler okunup, semahlar dönüldü. Etkinliğin sonunda lokmalar gelen canlara pay edildi.
Dede Nurettin Aksoy ve Dede Şahin Polat, bereket, huzur, birlik ve beraberlik için temennilerde bulundu.
KARADUT PROJESİNE DEVAM EDİLİYOR
Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Başkanı Dede Nurettin Aksoy, karadut dikme projesine dair bilgi vererek “Hünkar Hacı Bektaş Veli Vakfı Başkanı ve Postnişimiz Veliyettin Hürrem Ulusoy’un talimatı ile anma etkinlikleri kapsamında dergahlarımıza, kutsal mekanlarımıza karadut ağaçları dikiyoruz” dedi.
Karadutun sevginin, hoşgörünün, bereketin simgesi olduğunu ve karadut fidanlarını kutsal mekanların bahçesinde toprakla buluşturduklarını ifade eden Aksoy, projenin ülke genelinde devam ettiğini kaydetti.
PİRHA – Alevi Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Celal Fırat, Suriye’de yaşanan çatışmalarla ilgili barış çağrısı yapıp, dostluk ve müzakerenin hakim kılınmasını istedi. Fırat, dünya halklarının hakları için barış gülbengleri söylemeye, mücadele etmeye devam edeceklerini kaydetti.
Türkiye hükümeti ve Suriye arasındaki gerginlikler ve İdlib’deki çatışmalar devam ediyor. ADFE Genel Başkanı, İmam Rıza Ocağı pirlerinden Celal Fırat ” Emperyalizme hizmet eden zihniyetin bugün sonuçlarını anneler çekiyor. Evlatlarını, babalarını, kardeşlerini kaybeden insanların acısıyla beslenen bu emperyalizme karşı birlik ve beraberlik hakim olmalıdır” dedi.
“MÜSLÜMAN DENİLİNCE AKLA SAVAŞ GELİYOR”
Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) ve Garip Dede Cemevi Başkanı Pir Celal Fırat, bu savaş ortamında da emperyalist devletlerin her türlü baskısına karşı dirençli olunması gerektiğini belirterek, şöyle devam etti:
“Müslüman mülteciler, Müslüman göçmenler ülkelerinin rejimine müdahale eden emperyalizm savaşından ya da din baskısından kaçarak Avrupa’ya gitmek için ölümü göze alıyor. Müslüman denilince silah, petrol ve ölüm; diğer dinler denilince barış, huzur ve ekonomik refah insanın aklına geliyorsa oturup bir daha düşünmek lazım. Biz Aleviler, sonu kestirilemeyen bu savaşların artık bitmesini istiyoruz. İnsanların tehdit unsuru olarak sınırlarda ölmesine karşıyız, her ülkenin kendi siyasi, ekonomik sorununu kendi sınırları içinde çözmesinden yanayız. Yani kısacası, insan olmayı, insan gibi yaşamayı inancımızın gereği görüyoruz.”
“NEDEN MÜSLÜMANLAR BU ACIYI YAŞIYOR?”
İnsanlık onurunu inciten görüntülerin Müslüman toplumlardan geldiğini belirten Pir Celal Fırat, “Müslüman dünyası ile Batı veya Doğu Asya ülkeleri arasında, barış, kardeşlik ve hoşgörü üretkenliği konusunda koca bir boşluk var. Müslümanlar teknoloji üretmiyor, üretse bile bunu tehdit mekanizmasına sokarak yine kendi gibi Müslüman olan bir ülke için planlıyor. Din adına bilimsel faaliyeti yasaklıyor, fikir üretmiyor, özgürlüğü yasaklıyor, aslında uğrunda savaştığı dini samimi bulmuyor” dedi.
Celal Fırat “Tüm dünya halklarının hakları için hep birlikte barış gülbengleri söylemeye, mücadele etmeye devam edeceğiz” ifadesini kullandı.
PİRHA – Demokratik Alevi Derneği (DAD) Ankara Şubesi aşure lokmalarını paylaştırdı. Burada konuşan DAD Ankara Şube Eşbaşkanı Mustafa Karabudak, “Kerbela Aleviler için bir yanıyla hayatın onlara dar edilmesini, acıyı, kederi ve hüznü anlatır. Beri yanıyla da zulmü, nehaklığı anlatır. Yani Kerbela; sadece bir coğrafya ya da mekan değildir” dedi.
Haberin videosu
Demokratik Alevi Derneği (DAD) Ankara Şubesi, Muharrem ayı sebebiyle aşure lokmalarını paylaştırdı. Yoğun katılım eşliğinde geçen aşure lokmasına Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, HDP Ankara İl Örgütü ve Barış Ailelerinden çok sayıda kişi katıldı.
Pir Hasan Şenlendik’in lokma gülbengi ile aşure lokmaları dağıtıldı. Ardından DAD Ankara Şube Eşbaşkanı Mustafa Karabudak, kısa bir açıklama yaptı. Karabudak, “Zulmat zamanlar yaşıyoruz. Nehaklığın zulmü altında bu ülkenin kadim halkları, inançları inim inim inlemekte” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:
“ZULÜM KÖYLERE ŞEHİRLERE SIĞMAMAKTADIR”
“Hak yol coğrafyası orantısız bir şiddet ile teslim alınmak istenmekte. Anaların yürekleri avuçlarında her gün, gözyaşlarının şahitliğinde evlatlarını toprağa gömmekte. Milyonlarca halkın oyuyla seçilmiş belediyeler kayyım zulmü ile teslim alınmış durumda. Aleviler üzerinde asimilasyon politikaları sınır tanımamakta. Doğamız, yaşam alanlarımız aç gözlü, yeni yetme yeşil sermayeye peşkeş çekilmektedir. O halde soruyoruz canlar, Bizler bu ülkenin kadim halkları ve inançları olarak yaşadıklarımız Kerbela değil midir?
“KERBELA BİR COĞRAFYA YA DA MEKAN DEĞİLDİR”
680 yılında Yezit; Şahı Şehidan Hüseyin ve 71 ehlibeyt evladını Kerbela’da katlederken yaşanan acı ve matem neyse, egemen anlayışın bu coğrafyada bizlere yaşattıkları Kerbela’dan bir farkı var mıdır?
Aleviler Matem ayında. Aleviler Kerbela’yı anlatmak, günümüzün Kerbela’larına dikkat çekmek, zalimler ile mazlumlar arasında yaşanmış ve yaşanan hakikatleri göstermek için, her yıl matem ayını muhabbet içinde yaşarlar. Kerbela Aleviler için bir yanıyla hayatın onlara dar edilmesini, acıyı, kederi ve hüznü anlatır. Beri yanıyla da zulmü, nehaklığı anlatır. Yani Kerbela; sadece bir coğrafya ya da mekan değildir. Zalimlerin mazlumlara hayatı dar ettiği, zulmettiği, acı çektirdiği yerdir. Yezit ve Emevi saltanatı ise bunun mimarıdır. Kerbela susuzluğa, ölüme terk edilen çocukların coğrafyasıdır.
Kerbela’da Hüseyni duruş direnişin, Yezit’e biat ederek ölmek yerine, haklının ve mazlumların yanında hak ve adalet için ölümü göze almanın adıdır. Zeynep ise Kerbela’nın dilidir. Zulme karşı, zalimin sarayına haykıran cesaretin adıdır.
Matem orucu sadece Kerbela’da 72 can için değildir. Bu yeryüzünde keder, acı, hüzün ve zulmün buluştuğu, Koçgiri, Dersim, Madımak, Çorum, Maraş, Suruç, Ankara Garı, Taksim 1 Mayıs, Gezi, Roboski, 6-7 Eylül olayları, milyonlarca seçmen iradesinin gaspı, Alevi asimilasyonudur.
“ÇERAĞ MAZLUMLAR İÇİN UYANDIRILIR”
Kerbela nerede bir mazlum varsa, katledilmiş, zulme uğramışsa onların yasıdır. Aleviler matem orucunun 12. günü sabah 12 çeşit malzeme ile aşure yaparlar. Kazanlar kurulur, aşure pişirilir ve aynı günün akşamı aşure ile oruçlar açılır. Zeynel Abidin’in kurtulmasına duyulan sevinç adına bu Hak lokması komşulara dağıtılır. Aleviler cem olur, çerağ mazlumlar ve Kerbela’sız bir dünya için uyandırılır.
Aşuremiz, çoğulculuktur, çok renkliliktir. Yol bir sürek bin bir gibi yol kardeşliğidir. Varlıklı, varlıksız, ünvanlı ünvansız, kadın erkek herkes birdir. Aşure içindeki farklı yemişlerin çeşitliliğinden elde ettiği tattır ve aşure içinde harmanladığı lezzetler, toplumsal çeşitliliğimizi de tatlandıracaktır.”
PİRHA- Kakai Alevi İnanç Heyeti Maraş Elbistan’a bağlı Sinemilli Ocağı merkez köyü olan Kantarma’yı ziyaret etti.
Kakai Alevi İnanç Heyeti’nin Alevi kurumları ile dergahlarına ziyaretleri ve temasları 4. gününde devam ediyor. Hacı Bektaş Veli Dergahı’nı ziyaret eden heyet Maraş’ın Elbistan ilçesine doğru yola çıktı.
Kantarma köyüne gelen heyete Sinemilli Ocağı Piri Süleyman Deprem, DAD Genel Merkez Eş Başkanı Selda güneş ve DAD temsilcileri eşlik etti. Kakai İnanç Heyeti Kantarma Cemevi’ni ziyaret ederek Sinemilli Ocağı pirlerinin mezarlarına niyaz ettiler.
“PİR VE MÜRŞİTLER BİR ARADA YAŞAR”
Köyün tarihi ve Sinemilli Ocağı’na ilişkin bilgi veren Pir Süleyman Deprem, Kantarma’nın Alevi inanç ve kültür merkezlerinden biri olduğunu ifade etti.
Deprem sözlerine şöyle devam etti:
“Sinemilli Ocağı bölgede epeyce bilinen, Alevi inancının ve kültürünün merkezlerinden biridir. Bu köyde pir ve mürşitler bir arada yaşar. Alevi kültürüne birçok eser ve deyişler kazandırmıştır. Sanatçılar bölgeden birçok eser almıştır. Birçok değerli yol önderi pirler burada yetişmiş ve topluma hizmet etmiştir.”
Kısa bilgilendirme ve soruların ardından, hakka yürüyen pirlerin eski evlerini ve mezarlarını ziyaret eden Kakai heyeti niyaz oldu. Ziyaretin sonunda Pir Süleyman Deprem ve Pir Ako Şevayiz, Kurmanci ve Soranice gulbang verdiler. Kantarma’daki programı tamamlayan heyet Dersim’e doğru yola çıktı.