Etiket: gülen cemaati

  • AKP’li Alevi vakıf başkanından ramazan paketi!

    AKP’li Alevi vakıf başkanından ramazan paketi!

    PİRHA- AKP’ye yakınlığıyla bilinen Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı, AKP ile yakınlığıyla bilinen Cansuyu Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nin ramazan paketlerini dağıttı.

    Seçim zamanı AKP adına oy toplamaya çalışan ve kendini Alevi olarak tanımlayan Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı Genel Başkanı Özdemir Özdemir, İBB’nin çocuklara dağıttığı ve içinde Alevi dedesinin de bulunduğu kitapçık nedeniyle İmamoğlu hakkında suç duyurusunda bulunmuştu.

    Yeni bir skandala imza atan Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı bu sefer de AKP ile yakınlığıyla bilinen Cansuyu Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’ne ait ramazan paketlerini dağıttı.

    Cansuyu Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’ne ait çok sayıda kolide amblemlerin olması dikkat çekti. Yapılan açıklamada, “Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı ve Derneği olarak 20 yıldır ihtiyaç sahibi ailelere düzenli olarak olduğu gibi yine bu sene de hayırsevenlerin gönderdiği Ramazan gıda kolilerimiz geldi. Dağıtımına başladık, gönderenlerden Allah bin kere razı olsun” denildi.

    TÜRKMEN ALEVİ BEKTAŞİ VAKFI’NIN GEÇMİŞİ

    Yandaş medya tarafından “yerli ve milli Alevilerden İmamoğlu’na tepki” şeklinde yansıtılan Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı’nın geçmişi Türkmen-Alevi Bektaşi Sosyal Kültür Dayanışma Derneği’ne dayanıyor. Söz konusu dernek, AKP’nin Alevi çalıştayı yaptığı süreçte kurulan yandaş derneklerden sadece biri. O dönem, AKP’ye destek olmak amacıyla kurulan derneklerin birçoğunun arkasında Fethullah Gülen Cemaati’nin olduğu ise bilinen bir gerçek.

    FETHULLAH GÜLEN’E ÖVGÜLER

    Özdemir’in en dikkat çekici açıklamalarından biri 2012 yılında Gülen Cemaati hakkında yaptığı açıklamalar. O dönem Türkmen-Alevi Bektaşi Sosyal Kültür Dayanışma Derneği Genel Başkanlığı görevinde bulunan Özdemir Özdemir, Fenerbahçe’ye açılan ‘şike davası’ndaki Fethullah Gülen’in sorumluluğuna dikkat çekilen eleştiriler ardından konuşmuş, tepkileri ‘haksız ve yakışıksız’ bulduğunu savunarak, “Hocaefendi, ülkenin, aklı selime, sağduyuya ihtiyaç duyduğu en kritik günlerde hoşgörü ve diyalogun sesi olmuş, gerginliklerin had safhaya çıktığı, hadiselerin çığırından çıkmaya başladığı zamanlarda ise adeta bir emniyet sibobu olmuştur” ifadelerini kullanmıştı.

    CAMİ-CEMEVİ PROJESİ VE SETA RAPORUNDA ÖZDEMİR

    Özdemir Özdemir’in başında bulunduğu dernek, Gülen Cemaati finansmanıyla yapılan Cami-Cemevi projesine de destek vermişti.

    2013 yılında Anadolu Ajansı’na konuşan Özdemir, “Fethullah Hoca’nın uzattığı samimi, dost eli, düşman eli değil. Bir cemaati temsil eden bir fikir ve ilim adamının, din büyüğünün Türkiye’de yaşayan Alevi yurttaşlara karşı uzattığı el, protestolarla geri çevrilmemeli” demişti.

    Özdemir Özdemir’in başkanı olduğu derneğin ismi, AKP yandaşı ‘düşünce kuruluşu’ SETA’nın hazırladığı “FETÖ’nün Alevi Ajandası” başlıklı raporda da Cami-Cemevi projesine verilen destek dolayısıyla geçiyor.

    ALEVİ DERNEK YÖNETİCİLERİNE TEHDİT: SİZİ ÖLDÜRÜRLER!

    Özdemir Özdemir, IŞİD’in 2017 yılında düzenlediği Reina saldırısının ardından Kanal A’da katıldığı bir programda “Zaman gelir ortalık karışırsa, o yalıda oturan Alevi vakıf başkanlarına sesleniyorum. O yalıları başınıza yıkarlar, orada oturamazsınız. O paralarınızı elinizden alırlar, sizi bu Türkiye’de öldürürler” iddialarında bulunmuştu.

    SEDAT PEKER’E ZİYARET

    Özdemir ayrıca, ‘Bu suça ortak olmayacağız’ bildirisini imzalayan akademisyenleri ‘Oluk oluk kanlarınızı akıtacağız, kanlarınızla duş alacağız’ sözleriyle tehdit eden Sedat Peker’i ziyaret etmiş, kendisine destek sunmuştu.

    CUMHUR İTTİFAKINA OY İSTEDİ

    Özdemir, 24 Haziran Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde ise, “Bu seçim 2023 hedeflerine tüm engellere rağmen yürüme seçimidir. Bu seçim ilk olarak Alevi açılımını dile getiren AK Parti’nin Alevi canlara verdiği değerin ve ilginin seçimidir” iddialarını dillendirmişti.

    AKP’nin seçim kampanyalarını destekleyen Özdemir, “Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı olarak Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde Devlet Bahçeli desteği ile kurulmuş Cumhur İttifakı’na tüm yönetim organlarımızla birlikte destek olma kararı aldık” açıklamasını yapmıştı.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • ‘Dersimlilerin cemaatlere vereceği cevap sert olacak’-VİDEO

    ‘Dersimlilerin cemaatlere vereceği cevap sert olacak’-VİDEO

    PİRHA-Dersim Dernekleri Federasyonu, tarikat, cemaat ve derneklerin Dersim’de faaliyet yürütmelerine ilişkin açıklama yaptı. Asimilasyon geleneğinin halen devam ettirildiğine vurgu yapılan açıklamada “Ahtımız aht, sözümüz söz olsun, tarikatlara da AKP’ye de bu kuşatmaya da dur diyeceğiz. Buradaki misyonerlerini bir an önce geri çeksinler, geri çekmezler ise bu halkın vereceği cevap sert olacaktır” ifadeleri kullanıldı.

    Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF), devlet destekli tarikat, cemaat ve derneklerin Dersim’de faaliyet yürütmesine birçok ilde yaptığı basın açıklaması ile tepki gösterdi. Ankara ve Mersin’de eş zamanlı yapılan basın açıklamalarında asimilasyon politikalarına karşı mücadele çağrısı yapıldı.

    Ankara’da yapılan açıklamaya Demokratik Alevi Dernekleri Ankara Şubesi ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) yöneticileri de katıldı.

    Basın açıklaması öncesinde söz alan Dersimliler Derneği Başkanı Yaşar Kılavuz, 1938 katliamı sonrasında asimilasyon ve Dersim’i yok etme politikalarının günümüze dek sürdürüldüğünü ifade etti.

    Kılavuz, Dersim’e yönelik baskıların AKP hükümetiyle birlikte hız kazandığını da belirterek “Gelen hükümetle birlikte Fethullah örgütlenmesi dayatıldı. Munzur Koleji ile birlikte fakir aile çocuklarını kendi okullarında okutarak bu asimilasyon politikalarına hız verdiler. Gülen’in devletle çatışmasından sonra orada cemaat yok edildi fakat diğer cemaatler eliyle bu defa farklı örgütlenmelere gidildi. Hepimiz biliyoruz bu cemaatlerle birlikte Dersim’deki asimilasyon politikaları tekrardan yeni bir sürece girmiş durumdadır” açıklamasını yaptı.

    “TARİKATLARA DA AKP’YE DE DUR DİYECEĞİZ”

    Dersim Dernekleri Federasyonu yönetim kurulu üyesi Ali Ekber Çelik, Dersim’in tarih boyunca birçok zulme uğratıldığını söyleyerek şu açıklamayı yaptı:

    Topla, tüfekle, sürgünlerle başaramadıklarını Dersim’in dört bir yanında HES, barajlar, orman yangınları, maden projeleri, dere ıslah ve sulama kanalı adı altında doğaya yönelik talan ve tahribatlar, dağ keçilerinin ihaleye çıkarılarak katledilme projeleri ile başarmak istiyorlar.

    Bunlarla başaramadıklarını ise geçmiş yıllardan beri çok yönlü bir asimilasyon kıskacına alarak başarmak istediler. 1937/38 de başlayan, sırasıyla 12 Mart, 12 Eylül askeri faşist darbelerinin, 12 Eylül’de her köye cami yapılmasının, Dersimli çocukların kuran kursu-imam hatip okullarına zorla götürülmesinin ve 94 köy boşaltmaları ile sürgünlerin hedefi oldu Dersim halkı.

    Dersim’de kalanlar ise Devletin de desteği ile yakın geçmişte gerici Gülen Cemaatini üzerinde asimilasyon politikalarını devreye konulmuştur. Gülen cemaati ile ters düşen devlet, bu günlerde ise diğer gerici tarikat, cemaat vb. dernekler ile bu asimilasyonu devam ettirilmek istenmektedir.

    Dersim’de dernek ve vakıf adı altında kurumlaşan bu tarikatların devletten bağımsız faaliyet sürdürdüklerine inanmıyoruz. Tam tersi bir devlet politikası olarak düşünmekteyiz.

    “MUNZUR ÜNİVERSİTESİ CEMAATLERİ KOLLAMAKTA”

    Bilimin ve aydınlanmanın merkezi olması gereken Munzur Üniversite’si, bu gerici cemaat/tarikatların cirit attığı ve kadro kaptığı bir çiftlik haline gelmiş durumda ve üniversite uzantılı kentteki cemaatler aynı zamanda birbirini beslemekte ve kollamaktadır.

    Küçük bir Alevi kenti olan Dersim’de cemaat ve tarikat yapılanması toplumsal gereksinim olmayıp, tamamen,  tahakkümcü asimilasyon politikalarının araçları olarak kullanılmaktadır. Dolayısıyla bu yapılanmalar örgütlenme özgürlüğü kapsamında düşünülemez ve değerlendirilemez.

    Bugün caddeleri, sokakları ırkçı sembollerle donatılan, inanç yerleri, dağı taşı bombalanan, doğası, maden ocaklarıyla talan edilen, ormanları yakılan, kutsal kabul ettikleri dağ keçileri için av ihalesi açılan Dersim coğrafyası sahipsiz değildir. Bütün toplumsal varlığımıza, dilimize, kültürümüze, inancımıza yönelik bu ve benzer saldırıları hiçbir vicdanlı Dersimli’nin kabul etmeyeceği gibi, bu ülkedeki emek ve demokrasi güçleri de asla kabul etmeyecektir.

    Doğa katliamından sonra Bir başka kuşatma, tarikatlardan cemaatlerle, AKP’nin hükümet ve devlet gücüyle, Dersim’i öz gücünden, öz kimliğinden ve inancından koparmaya çalışıyorlar. Ahtımız aht, sözümüz söz olsun, tarikatlara da AKP’ye de bu kuşatmaya da dur diyeceğiz. Buradaki misyonerlerini bir an önce geri çeksinler, geri çekmezler ise bu halkın vereceği cevap sert olacaktır.

    “DERSİM’E SEFER OLUR AMA ZAFER OLMAZ”

    ‘Dersime sefer olur ama zafer olmaz’ diyen Alişer Efendi’nin felsefesini ve Raa Haqi inancını esas alan insanlığın ortak değerlerinde yürüyen Dersimliler ve dostları geçmişte olduğu gibi bu gün de teslim olmayacaklardır. Yavuz’dan bu yana süren ve yeni türevleri olan hiçbir yezide hiçbir Dersimli’nin boyun eğip teslim olmayacağına inanıyoruz.

    Kentteki ve üniversitedeki bu gerici yapılanmaların, kendi çıkarları için toplumu nasıl ateş çemberi içine attıklarını görmediğimizi ve bu duruma sessiz kalacağımız zannetmesinler.

    Dersim’de devlet destekli cemaat ve tarikat örgütlenmeleri bir an önce durdurulsun!”

    RÊYA HAKK İNANCI YOK EDİLMEK İSTENMEKTE”

    Açıklama sonrası söz alan isimlerden birisi de Demokratik Alevi Dernekleri Ankara Şube Başkanı Mustafa Karabudak oldu.

    “Dersime karşı devletin iki politikası vardır; katliam ve asimilasyon” diyen Karabudak şöyle devam etti:

    “Özellikle Osmanlılar döneminde Dersimliler İslam paydası altına alınmak iştendiler. Abdulhamit, bölgeye misyoner amaçlı imamları gönderdi. Cumhuriyetle beraber ulus devletin Türklük sözleşmesi devreye girdi. Muteber vatandaş, Türk, Hanifi, Sünni, Müslüman ve laik olacaktı. Bu niteliklere uymayanları imha ettiler.

    Son dönemlerde Dersim’de devlet-tarikat-cemaat örgütlenmesi, toplumu tam kuşatma altına almaktadır. Dersim de yaşanan tam bir sel hareketidir. Kürt Rêya Hakk Alevî inancına ait ne varsa sürüp süpürmek, yok etmek istenmektedir. 80 darbesinden sonra cemaat örgütlenmesi en kolay şekilde Dersim’de mekan buldu. Dört binden fazla Dersimli çocuk devşirilerek kuran kurslarına gönderildi. Buralarda hafıza kaybı yaşatıldı. Dersimde kışla kültürü ve tam kuşatma çalışmaları elbette ki yeni değildir. Farklı zamanlarda, farklı aktörlerle kuşatma devam edildi. Dersim’e yönelik kuşatma hareketine karşı, pirlerin, taliplerin, ocak evlatlarının, solcuların, komünistlerin, yazarların, şairlerin, ozanların, insanlık adına söz söyleyenlerin, birbirlerine heval, kirva, musahip diye hitap edenlerin, yıllardır irademizi temsil eden seçilmişlerin  hepsinin ama hepsinin rolü vardır. Dersim’de Kürt Rêya Hakk Alevî inancı ebedi olarak meftun edilmek isteniyor. Çünkü hakikat buradan görünür olacaktır. Cemaat, Şiilik, tarikat örgütlenmesi devletin dışında gelişmemiştir.”

    “ALEVİ KÖYLERİNDEKİ CAMİLER YIKILSIN”

    PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan da söz alan bir diğer isim oldu. “Konu Dersim olunca biz Aleviler için akan sular durur” diyen Kaplan, şunları dile getirdi:

    “Biz Aleviler için iki tane önemli merkez var. Biri Hacıbektaş Türbesi diğeri de ocakların merkezi olan Dersimdir. Devlete buradan seslenmek istiyoruz; eğer Alevileri yanlarında görmek istiyorlarsa öncelikle cumhuriyet döneminden bu yana yapılan asimilasyonlarla ilgili özellikle Alevi köylerine yapılan camilerin bir an önce yıkılması gerekir. Yapılan asimilasyonlar nedeniyle Alevilerden özür dilemelidir. Alevi katliamlarının devletin gözetimi doğrultusunda yapıldığını kabul edip Alevilerden özür dilemelidir.

    Dün Gülen, bugün Süleymancılar ya da Nurcular… Bugün İslam dini Türkiye’de özellikle tarikatların eline düşmüş durumdadır. Bu durumdan kurtulmadıkları sürece bu ülkede özgürlükten bahsedilemez.”

    Dersimliler Dayanışma ve Kültür Derneği Mersin Şubesi de konuya ilişkin eş zamanlı basın açıklaması yaptı.
    “Dersim’de tarikat örgütlerine geçit vermeyeceğiz” pankartının açıldığı toplantıda açıklamayı dernek başkanı Hasan Tanrıkut okudu.
    Tanrıkut, “Dersim’in uzun yıllardır asimilasyon kıskacında olduğunu söyleyerek “Kentteki üniversite uzantılı tarikat ve dinci gruplar birbirlerini beslemekte ve kollamaktadır. Bu durum asla kabul edilemez” diye konuştu.

    PİRHA/ANKARA